<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlginç Bilgiler | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/ilginc-bilgiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2018 14:20:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İlginç Bilgiler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:48:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun.) İlginç Bilgiler (1) İlginç Bilgiler (2) İlginç Bilgiler (3) İlginç Bilgiler (4) İlginç Bilgiler (5) İlginç Bilgiler (6) İlginç Bilgiler (7) İlginç Bilgiler (8) İlginç Bilgiler (9) &#160; Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">İlginç Bilgiler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 25pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 25pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 25pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 25pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 25pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 25pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 25pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 25pt; color: #99ccff">B</span></span><span style="font-size: 25pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span> <font color="#ff6600"><span style="font-size: 8pt; font-family: 'Maiandra GD'"> (Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun.)</span></font></strong></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" height="104" width="111" /><strong><font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 25pt; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
</span> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
</span> </font></strong><strong>  <font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD">  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-1/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (1)" style="text-decoration: none"> <font color="#ff99cc">İlginç Bilgiler (1)</font></a><font color="#ff99cc"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-2/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (2)" style="text-decoration: none"> <font color="#99cc00">İlginç Bilgiler (2)</font></a><font color="#99cc00"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-3/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (3)" style="text-decoration: none"> <font color="#cc99ff">İlginç Bilgiler (3)</font></a><font color="#cc99ff"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-4/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (4)" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">İlginç Bilgiler (4)</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-5/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (5)" style="text-decoration: none"> <font color="#c0c0c0">İlginç Bilgiler (5)</font></a><font color="#c0c0c0"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-6/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (6)" style="text-decoration: none"> <font color="#99ccff">İlginç Bilgiler (6)</font></a><font color="#99ccff"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-7/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (7)" style="text-decoration: none"> <font color="#ff0000">İlginç Bilgiler (7)</font></a><font color="#ff0000"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-8/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (8)" style="text-decoration: none"> <font color="#dfb300">İlginç Bilgiler (8)</font></a><font color="#dfb300"><br />
</font>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-9/" title="Bu yazıya bak İlginç Bilgiler (9)" style="text-decoration: none"> <font color="#33cccc">İlginç Bilgiler (9)</font></a></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">İlginç Bilgiler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>66</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (1)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-1/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:43:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-1/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (1) · Yapıştırıcılar Nasıl Yapıştırıyor? Yapıştırıcıların sağladığı yapıştırma olayı aslında kimyasal reaksiyondan başka birşey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapıştırma olayında benzer yada iki malzemeden iki madde, birde yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcı moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekir. · [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-1/">İlginç Bilgiler (1)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(1)<br />
</span></font></strong></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="right" height="192" width="200" /><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Yapıştırıcılar  Nasıl Yapıştırıyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yapıştırıcıların sağladığı  yapıştırma olayı aslında kimyasal reaksiyondan başka birşey değildir. Günümüzde  imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapıştırma  olayında benzer yada iki malzemeden iki madde, birde yapışkan gerekir. Burada en  önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcı moleküllerinin diğer iki madde  molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Radyonun <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>i Açılınca Pil Daha Çabuk mu Biter?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Pille çalisan portatif  radyolarda <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>in yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo  açık, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>i kapalı durumu ile <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>in sonuna kadar açık durumu arasındaki fark  pillerin ömürlerinin kısalmasına neden olur. <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a> sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen  akim yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a> yükselticisi olan bütün radyo, teyp,  volkmen vb. için aynidir.  </font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Matematikte  Niçin -2 ile -2 nin Çarpımı +4 Eder?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Haftanın beş günü ise  otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım. Her sefer bir milyonluk bir biletle  yapılıyor. On milyon tutarında on tane bilet aldınız. Her gün gidiş geliş  kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2) dır dır. Siz bu  isi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız (-2)x( +5)= 10 olur. Diyelim ki  bayram tatilinin iki günü o haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil.  Bu kez yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu  hareket, yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün  bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere  negatif hareketi &#8220;-2&#8221; bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x( -2) =(+4) .  bilet kalıyor. </font><font face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Termos  Nasıl Sıcağı Sıcak, Soğuğu Soğuk Tutuyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tek nedeni vardır, vakum.  Yani boşluk. Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır. Dıştaki metal bir kap  olup içteki genellikle bir cam sisedir. İkisinin arasındaki hava ise  boşaltılmıştır. Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakin  bir boşluk vardır. Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından isi  iletilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya,  dışardan içeriye ısı geçişi olmaz. Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak,  soğuksa soğuk kalır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Bir  Hafta Niçin 7 Gündür?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Babilliler 7 günlük haftayı  zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş  ve ayın sayısının 7 olusu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra  dinlerde, göğün 7 kat olusu ve doğadaki ana renk sayısının 7 olusu, müzik  notalarının 7 olusu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim  yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük  hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Niçin  Otellerin Kapıları Döner Kapıdır?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Döner kapıların tek amacı  enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan  normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa  hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle  çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için  döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk  havanın da içeri girmesini-engeller. </font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-1/">İlginç Bilgiler (1)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>118</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (2)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:38:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (2) · Bardaktaki Buzlar Niçin Birbirlerine Yapışırlar? Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabin içinde ya da bir bardakta üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu, noktada çok küçük [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-2/">İlginç Bilgiler (2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(2)</span></font></strong></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="left" height="192" width="200" /><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Bardaktaki  Buzlar Niçin Birbirlerine Yapışırlar?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Buzun erimesi için yalnızca  sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur.  Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabin içinde ya da bir bardakta  üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç  oluşturur ve bu, noktada çok küçük kısım erir. Buradan hareket eden su çok az  yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak  yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Kumaşlar  Yıkandıktan Sonra Niçin Çeker?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aslında kumaş ıslanınca  lifler şiştiğinden kumasın az biraz uzaması gerekmektedir. Ama-bükümlerin  açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta  kumaş boydan kısalır. kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski  durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek isi,  çalkalama, sabun hepsi kumasın çekmesini kolaylastirir. Kumaş birkaç kez  yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra yıkandığında  çekmez.  </font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Çinlilerin  Gözleri Neden Çekiktir?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız Çinlilerin değil  Orta ve Güneydoğu   <font color="#000000">Asya</font>da yasayanların, Japonların hatta Eskimoların da gözleri  çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynidir. Farkı yaratan göz  kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz  kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu  kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından  korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde  her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde  yasadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil,  burunları da rüzgâra karsı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu  engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz  kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani  çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.</font><font face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları  Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Ateş  Böceği Nasıl Işık Saçıyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yaz gecelerinin  karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek  sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında  ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş  böceğidir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aslında bu böceğin verdiği  ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı “soğuk  ışık”tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi  başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat  teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık  hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kısa bir zaman öncesine  kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna  inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4”ünü,  florasan ampul ise yüzde 10”unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak  yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları,  böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit  edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına&#8230;  Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu  fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkânsızdır. Yani ışık üretim  mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak  bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin  ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa  dönüştürebildikleridir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ateş böceğinin karın  bölgesindeki  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ışık</font></a> organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki  ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı  aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem  çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır. Ateş  böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak  yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında  burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka  ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu gizemli böceklerin 2 bin  çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri  aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için  kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri  geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Genellikle ısırarak  zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli  bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde,  kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği  yemeye teşebbüs etmez.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-2/">İlginç Bilgiler (2)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>22</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (3)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-3/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-3/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:34:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-3/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (3) · Doğum Gününde Pasta Kesme Adeti Nereden Geliyor? Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-3/">İlginç Bilgiler (3)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(3)</span></font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="right" height="192" width="200" /><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Doğum  Gününde Pasta Kesme Adeti Nereden Geliyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düğünlerde pasta kesmek  adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin  iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum  günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten  tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün  pastasından farklıdır. Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz.  Aslında tarihi gelişimi içinde kek demek daha doğru olur. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Doğum günü pastasının  bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya  çıkması ise Ortaçağda Almanyada olmuştur. 13. yüzyılda Almanyada çocuklara  gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival  şeklinde kutlanıyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Doğum günü kutlaması sabaha  karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta  kek eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise  yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları  sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen  başlıyordu. Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla  oluyordu.  </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bir fazla mum, bir gün  sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler  getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o  zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti. Günümüzde her yaştan  insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin  devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu  arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek  adetleri de o günlerden kalmadır.<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Çinliler  Yiyecekleri Niçin Çubuklarla Yerler?</strong> </font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Aslında nedeni tam  bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın  ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek  metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri  şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından  yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar. Akla daha yatkın gelen diğer  bir görüşe göre ise çubukla yemek adeti Çinlilerin yiyeceklerini küçük parçalara  bölüp yeme alışkanlıklarından ve buna bağlı olarak zaman içinde çok önemli bir  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ihtiyaçtan</font></a> kaynaklanıyor. Yemek çubukları milattan bir yüzyıl önce doğmuş.  Yemeği içindeki yağa atıp karıştırarak pişirmeye yarayan tava benzeri kaplar  kullanılmadan önce yiyecekler odun ateşi üzerinde pişiriliyormuş.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nüfus çoğaldıkça artan  yiyecek ihtiyacından dolayı ormanlar kesilip tarlalar açıldıkça bu sefer de  odun, yani yakacak sıkıntısı başlamış. Zamanla etleri ve sebzeleri çok küçük  parçalara bölüp, yağ içinde karıştırarak kızartmanın hem süratli pişmeyi hem de  odundan tasarrufu sağladığını görmüşler. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle,  yemek masası kullanmak zenginlere mahsus bir lüks olduğundan insanlar bir elleri  ile yiyecek veya pirinç tabağını tutuyor, yemek yemek için de sadece diğer  ellerini kullanabiliyorlarmış. Çinlilerin yemeklerinin bol soslu olduğunu  söylemeye gerek yok. Yerken çubukları kullanmak, her şeyi tek elle yemek zorunda  olan Çinlilerin bütün parmaklarının kirlenmesi sorununu çözdüğü için hızla  yayılmış. O zamanlar çubukların çok azı ağaçtan, çoğunluğu fildişi ve  kemiktenmiş. Şimdi artık ne metal ne de ağaç kıtlığı var. Zaten onların yerini  sentetik malzemeler çoktan almış durumda. Ne var ki bırakın Çini, diğer  ülkelerdeki bir çok insan bile bir Çin lokantası bulup, çubuklarla yemeğe  uğraşıp, Çin imparatorunun veya odun yokluğunun yarattığı eziyete seve seve  katlanıyorlar. </font><font face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Yılbaşında  Çam Ağacı Süsleme Adeti Nereden Geliyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yılbaşı günlerinde, evin  bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin  kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların cennet ağacı adını verdikleri  ve Adem ile Havvanın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları  ağaç köknardı. 15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi  gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte  bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupaya yayılırken aynı zamanda  göçmenler tarafından Amerikaya da taşınmıştır. Aslında ağaçların ruhani  törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık  öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin  uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz  hayatın sembolleriydiler. Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine  Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul  ediliyorlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuzey Avrupada kış  aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralıktan itibaren uzamaya  başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin  geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı. Bu  adet Avrupada güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin  başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın  canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak  tarihler konusunda kafalar iyice karıştı. Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin  karanlığın bitişi ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsanın doğum  günü kabul edilerek ki bu kesin değildir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Noel kutlamalarına  dönüştürüldü. Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi  olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının  süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği  yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.  Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini  yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk  süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha  iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik  taklitlerini kullanıyor. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-3/">İlginç Bilgiler (3)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (4)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-4/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-4/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:32:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-4/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (4) · Dünyanın En Çok Söylenen Şarkısı Hangisidir? Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. İyi ki doğdun isim veya mutlu yıllar sana şeklinde söylenen doğum günü şarkısı. Bu şarkı yaratılırken doğum [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-4/">İlginç Bilgiler (4)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(4)</span></font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="left" height="192" width="200" /><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Dünyanın  En Çok Söylenen Şarkısı Hangisidir?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünyada şimdiye kadar en  çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen  akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen  bir şarkıdır. İyi ki doğdun isim veya mutlu yıllar sana şeklinde söylenen doğum  günü şarkısı. Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına  gelmemişti. 1893de ABDde, Kentuckyde öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin  sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da Good  Morning to All yani Herkese Günaydın idi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu.  Şarkının sözlerini ise Mildredin dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı.  Mildred 1916da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı Happy  Birthday Mutlu doğum günü adı altında söylenmeye başlanacaktı. Hill kardeşler  şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak Robert Coleman isimli  biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini Happy birthday to you olarak  değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.  </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne zaman şarkı doğum günü  formatında Broadwayde, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>i çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye  başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm  haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla  kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/haberler/turkce-haberleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">haber</font></a> tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım  milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri  bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da  şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler. Onlar telif  hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir  hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu  gördükten sonra öldü. Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner Chappel Müzik  Şirketine geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma  zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin  edilmektedir.   <font color="#000000">Doğum günü</font> kutlayacakların bilgilerine sunulur. </font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Ne  Zamandan Beri Kaşık ve Çatal Kullanıyoruz?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Avrupada Rönesans  başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına  varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii  bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin  statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller  üç parmaklarını yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan kullanıyorlardı. Aslında  Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada  kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri  Türkiyede Çatal Höyükde yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları,  milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları  tam anlaşılamamıştır. Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11.  yüzyılda Toskanada İtalyada ortaya çıktığıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İki uçlu olan bu çatallara  insanlar Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla  yenilebilir diye şiddetle karşı çıktılar. İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek  yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17.  Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla  tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış  olarak görüyorlardı. Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransada yavaş  yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. </font><font face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Zamanla çatal kullanmak  lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan  için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına  ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı. Kaşığın kullanılmaya başlanması  ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa  göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir  alternatif olmamasından kaynaklanmıştır. En eski zamanlara ait kazılarda bile,  taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere  rastlanmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kaşıktaki en önemli  gelişmeler sapının şeklinde olmuştur. Yemek yerken çatal niçin sol elde  tutuluyor? Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini  kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele  etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini  düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için  böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çatal bıçak ile yeme  adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır.  Her zaman <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">rahat</font></a> hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek  uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas  ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler. Yemekte eti kestikten  sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra  çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca  tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı  toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak  karşılanır. Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında  rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700lü yılların ortalarına kadar Amerika  çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık  kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de  batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları  yuvarlaklaştı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eti kestikten sonra kaşığı  sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya  başlanınca da aynı alışkanlık devam etti. Avrupalılar ise aradaki bu kaşık  kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan  çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sağ elini kullanan bir  insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol  elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her  zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka  yayılınca da devam etti. Avrupada ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince  çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı  ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ  elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar. Yemekten sonra tatlı yenilirken  çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-4/">İlginç Bilgiler (4)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (5)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-5/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-5/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:21:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-5/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (5) · Lodos İnsanları Niçin Hasta Eder? Çoğu insanlar sadece iki tür rüzgarın adını bilirler Poyraz ve Lodos. Poyraz kuzeyden eser soğuk getirir. Lodos ise güneyden eser, sıcak ve baş ağrısı getirir. Aslında estikleri yönlere göre adlandırılan sekiz ana rüzgar vardır. Kuzeyden YILDIZ Kuzeydoğudan POYRAZ Doğudan GÜNDOĞUSU Güneydoğudan KEŞİŞLEME Güneyden KIBLE Güneybatıdan LODOS [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-5/">İlginç Bilgiler (5)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(5)</span></font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="left" height="192" width="200" /><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Lodos  İnsanları Niçin Hasta Eder?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çoğu insanlar sadece iki  tür rüzgarın adını bilirler Poyraz ve Lodos. Poyraz kuzeyden eser soğuk getirir.  Lodos ise güneyden eser, sıcak ve baş ağrısı getirir. Aslında estikleri yönlere  göre adlandırılan sekiz ana rüzgar vardır.<br />
Kuzeyden YILDIZ<br />
Kuzeydoğudan POYRAZ<br />
Doğudan GÜNDOĞUSU<br />
Güneydoğudan KEŞİŞLEME<br />
Güneyden KIBLE<br />
Güneybatıdan LODOS<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> Batıdan GÜNBATISI</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Kuzeybatıdan KARAYEL</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Yani Lodos tam güneyden değil güneybatıdan eser. İmbat, meltem gibi genellikle  denizden karaya esen yerel rüzgarlar ise yöreye göre özel adlar alırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  <font color="#000000">Belirli</font> havalarla insanın  ruhsal durumu ve antisosyal davranışları arasında ilişki vardır. Genel olarak  ilkbaharla beraber va yaza doğru suçların arttığını istatistikler  göstermektedir. Aslın da havalar ısındıkça insanlar çevreleri ile daha ilgisiz  ve enerjisiz olurlar ancak tarihte savaşlar, ihtilaller ve halk ayaklanmalarının  çoğu yılın bu bölümünde olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rüzgarlar da iklim ve insan  davranışını etkileyici faktörlerden biridir. Rüzgar üzerinden geçtiği bölgelerin  iklimini de taşır. Bu iklimlerin rüzgarın estiği bölgedeki iklime göre farkı,  rüzgarın insan üzerindeki elkisini belirler. Örneğin kutup bölgeleri ve  civarlarında iklimler çok az farklı olduğu için rüzgar önemli bir rol oynamaz.  Yurdumuz ve benzeri bölgelerde belirli yönden esen rüzgarlar çoğu kez olağan  iklimi, sıcaklık, nem ve basınç yapılarını aniden değiştirdikleri için az çok  insan hayatını etkilerler. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Genellikle nemini bırakmış  olan kuru güney rüzgarları, özellikle güneşli havalarda iyice kızışır ve  elektriklenirler. İşte Lodos adı verilen bu kaprisli güney rüzgarları insanlarda  ruhsal sıkıntı yaratır. Baş dönmesine, gece uykusuzluğuna, baş ve mide  ağrılarının yanında huzursuzluk duygularına da yol açar. Lodoslu günlerde trafik  kazalarının, kalp krizlerinin, astım nöbetlerinin, erken doğumların ve hatta  intiharların sayılarının arttığı gözlemlenmiştir.</font><font face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları  Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halk arasında, genellikle  yağmur getirdiği için Lodosun gözü yaşlıdır diye bir deyim vardır. İnsanların  çoğu bir barometre gibi havaya ve yağmur öncesine duyarlıdırlar. Havanın  dönmesinden çok az önce gerginlik, ruhsal çöküntü ve sıkıntı belirtileri  gösterirler. Lodosun insanlar üzerinde yarattığı etkilerin sebepleri ve Lodos  rahatsızlıklarına ne gibi önlemler alınabileceği konusunda çalışmalar devam  etmektedir. İşin ilginç yanlarından biri de, Lodos etkisi altında bulunan bir  bölgeye yerleştirilenlerin ancak bir kaç yıl sonra rüzgarın etkisinden rahatsız  olmaya başlamalarıdır. Konu rüzgardan açılmışken güncel bir tartışmaya da  değinmeden geçmeyelim. Rüzgar bir hava akımıdır, yani hava olmazsa rüzgar da  olmaz. Öyleyse Armstrongun Aya ayak basar basmaz diktiği bayrak nasıl dalgalanıp  duruyor? Ayda hava olmadığına göre hangi rüzgar bu bayrağı sürekli  dalgalandırıyor? </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aya gidildiğine  inanmayanlar tarafından delil olarak ileri sürülen bu olay yolculuktan önce  düşünülmüş, bayrak direğinin üstüne çok ince yatay bir çubuk tutturulmuş ve  bayrak yandan ve üstten sabitlenmişti. İlk bakışta bayrağın dalgalanıyormuş  izlenimini veren bu durum fotoğrafa dikkatlice bakınca fark edilebiliyordu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Müzik  Notaları Nasıl Bulunmuştur?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  <font color="#000000">Müzik</font>teki matematiksel  gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor &#8230;Pythagoras, M.Ö. 530  450&#8230; tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen  teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin  babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında  toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi  olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Pisagor bilimi, bilim için  düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle bilgi seven  anlamındaki filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin  sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Pisagorun müziğin içindeki  matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir.  Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>ler çıkarması Pisagorun ilgisini çekmiş,  dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>leri incelemiş ve kayıtlar almış. Batı  müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/haberler/turkce-haberleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">haber</font></a>sizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan  kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9.  yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı. Arezzolu Guidonun  Guid Arezzo notalama sisteminin <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>lerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye  başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine  dizildiği beş çizgiden oluşan portenin kullanılmasıyla notaların yüksekliği do,  re, mi,&#8230;. ve süresi birlik, ikilik, dörtlük,&#8230;. kesin biçimde belirlenebilir  hale geldi. Aslında müziğin dört parametresi vardır<br />
Yükseklik, süre, şiddet ve tını.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunlardan ilk ikisi zamanla  genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş,  şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de  yoruma açık bırakılmışlardır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çeşitli <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>leri belirtmek ve bunların birbirlerine  karışmasını önlemek için <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>leri temsil eden notalara özel isimler  verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizcede ve Almancada ise notalar  harflerle gösterildi C do, D re, E mi, F fa, G sol, A la, B si ing. H si alm.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nota isimlerinden do nun  önceki ismi ut idi. <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>li harfle başlayan bu isim, notaları sırayla  söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda do olarak değiştirildi. Almanya  ve bazı ülkelerde ut hala kullanılır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Si hariç diğer notaların  isim babası Gui d Arezzodur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista  ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın  adı uzun zaman B olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete Iohannes  kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen si adını almıştır. Notalamanın  keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır.  Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de  çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın  zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen  bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale  gelmiştir. </font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-5/">İlginç Bilgiler (5)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-5/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (6)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-6/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-6/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:11:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-6/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (6) · Gün ve Ay İsimleri Nereden Geliyor? &#160; Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler. (yek, du, se, cihar, penç, şes) Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi (heft)dir veya (hefte) Yedi günlük hafta ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçede kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz? Cuma Arapça (Toplama, toplanma) [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-6/">İlginç Bilgiler (6)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(6)</span></font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="left" height="192" width="200" /> <font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Gün  ve Ay İsimleri Nereden Geliyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tavla oynayanlar Farsça  altıya kadar saymasını bilirler. (yek, du, se, cihar, penç, şes) Şimdi de yedi  sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi (heft)dir veya (hefte) Yedi günlük hafta ismi  de buradan alınmıştır.<br />
Halen <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>de kullandığımız gün isimlerinin  kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?<br />
Cuma Arapça (Toplama, toplanma)<br />
Cumartesi Arapça (Ertesi) <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a><br />
Pazar Farsça Ba (Yemek), zar (yer)<br />
Pazartesi Farsça (Ertesi) <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a><br />
Salı İbranice (Üçüncü)<br />
Çarşamba Farsça (Cehar) şenbe (dördüncü gün)<br />
Perşembe Farsça (Penç) şenbe (beşinci gün)<br />
Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri  takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de  Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve  Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.<br />
İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı  telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve   <font color="#000000">köken</font>lerine bir göz atalım.<br />
Ocak <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> (Kışın evlerde ateş yakılan yer)<br />
Şubat Süryanice<br />
Mart (Latince Mariîus mitolojik isim Mars tan)<br />
Nisan Süryanice<br />
Mayıs (Latice Tanrıça Marianın ayı)<br />
Haziran Süryanice<br />
Temmuz Arapça Süryanice<br />
Ağustos (Latice Roma İmparatoru Augustusun adından)<br />
Eylül Süryanice<br />
Ekim (<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türkçe</font></a>  Toprağı ekmekten)<br />
Kasım (Arapça Bölen)<br />
Aralık (<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Türkçe</font></a>  İki zaman dilimi arası)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Satrançta  Şah Niçin Çok Pasiftir?</strong> </font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  <font color="#000000">Satranç </font>oyununda Şah koruma  altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan,  titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada &#8220;hadi ne zaman rok  yapacaksanız, yapın&#8221; diye inleyen bir insan görünüşü verir.</font><font face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları  Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halbuki vezir, satranç  tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak zıplayarak rakibi yıpratarak, son  derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu taşın bizdeki adı vezir  (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı  ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında &#8220;queen&#8221; adını verdiklerini düşünürseniz  ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihinin 7. yüzyıldan öncesine  gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden  krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Satrancın ilk olarak 6.  yüzyıl içinde Hindular tarafından oynanmaya başlanıldığı, daha doğrusu  Hinduların &#8220;chaturunga&#8221; (şaturanga) isimli oyunundan geliştiği ileri sürülüyor.  &#8220;Chaturunga&#8221; sözcüğü Sanskritcede &#8220;dört kol&#8221;, &#8220;dört kollu ordu&#8221; veya &#8220;dört  silah&#8221; anlamına gelmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O zamanki Hint ordusu dört  bölümden oluşuyordu. Filler, savaş arabaları, süvariler ve piyade. Bugün bu dört  kola, fil, kale, at ve piyon diyoruz. Avrupa savaşlarında fil kullanılmadığı  için bu taşa piskopos (bishop) adı verilmiştir. Bizdeki at Arapçada süvari,  Avrupada ise şövalye olarak adlandırılmıştır. Yani medeniyetler satranç  terimlerinde kendilerine göre bazı değişiklikler yapmışlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şaturanga Hindistandan önce  İrana geçti ve geçerken ismi &#8220;şatrang&#8221; oldu. Arap orduları onu 1000 yıl kadar  önce, fethettikleri İspanya üzerinden Avrupaya getirdiler. Araplar oyuna &#8220;şatranj&#8221;  veya &#8220;al-şah-mat&#8221; (şah ölü) ismini verdiler. Ancak şah oyunda hiçbir zaman  ölmez, diğer taşlar gibi oyun tahtasının dışına çıkartılamaz. Vatanı olan  karelerde kımıldayamaz hale gelince esir düşer. Satranç ismi <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>ye Arapçadan girmiştir. İlk oynanış  şeklinde bugünkü hareket kabiliyetindeki bir vezir veya kraliçe yoktu. Gerçi  şahın yanında Araplar tarafından akıllı adam diye isimlendirilen bir taş vardı  ama hareket imkanı çok kısıtlıydı. Sadece bir kere o da çapraz olmak koşuluyla  ilerleyebiliyordu. Asırdan asıra, ülkeden ülkeye satranç oyunu gittikçe gelişti  ve bazı değişikliklere uğradı. Avrupaya ulaştığında vezirin ismi kraliçe oldu  ama hareket imkanı hala kısıtlıydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bununla belki o yıllarda  Avrupada yaşayan güçlü kraliçelerin, krallarının daima yanında olup onları  kollamaları şeklinde sosyal bir bağlantı kurulabilir. Bu şekli ile satranç oyunu  çok yavaş oynanabildiğinden oyunu süratlendirmek için kraliçe (vezir) ve filin  güçleri, yani hareket imkanları arttırıldı, etkinlik sahaları genişletildi. Bir  başka kural değişikliği ile satranç tahtasının karşı kenarına varabilen bir  piyonun kraliçe (vezir) olabilmesi imkanı tanındı. Bu, çok çağdaş ve demokratik  bir değişimdi. Taşların en güçsüzü ve alçak gönüllüsü piyade, işlerinde sebat  eder ve başarı ile ilerlerse en güçlü taş olabiliyor, hatta karşı tarafın şahını  mat ederek en son sözü söyleyebiliyordu. Avrupada gün geçtikçe gelişen  demokrasi, yıkılan krallıklar satranca da yansıyordu. Şah artık örneği çok az  kalmış, güçsüz monarşik hükümdarlar gibi köşesinden pek çıkamıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gerçeği oyunda iken ikinci  bir kraliçenin ortaya çıkması ise başlangıçta oyuncuların kafasını karıştırdı  ama hangi şah bir yerine iki kraliçesinin olmasını istemez ki! </font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-6/">İlginç Bilgiler (6)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-6/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (7)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-7/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-7/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 23:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-7/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (7) · Arabaların Arka Camları Niçin Tam Olarak Açılmıyor? Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-7/">İlginç Bilgiler (7)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(7)</span></font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="right" height="192" width="200" /><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Arabaların  Arka Camları Niçin Tam Olarak Açılmıyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bilindiği gibi pek çok  model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz.  Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem  değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı  çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam  açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Arabaların arka camlarının  tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve  <font color="#000000">araba</font>nın emniyetiyle biri alakası yoktur.  Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan  sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması  için arabaya kilit dahi koyuyorlar. Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek  arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dikkat ederseniz orta ve  küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu  nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar  girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından  dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka  kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına  kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Peki arabalarımızın  kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol  elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten  sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda  kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak  insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden  arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu. </font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu durum hareket halinde  iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta  kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır  şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen  hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu. Konu arabalardan açılmışken  fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. &#8220;Yeni araba  kokusu&#8221; denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok  kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya  asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz. Bu koku,  boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda  kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara  yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri  parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok  özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar. <font face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Filmlerde  tekerlekler Niçin Ters Döner?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun için önce şunu  bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan  büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine  bir <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> kaydedilir, film kamerasında ise akan  film üzerinde saniyede 24 <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda  perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları  algılayamaz, devamlı ve hareketli bir <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> olarak görür.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi gelelim filmlerdeki  tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin  tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı  arttıkça perdede <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a>deki tekerleğin dönüş hızı gittikçe  yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine  rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle  görünürler. Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını  düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a>lersek her kare tekerleğin aynı  pozisyonunu aynı noktada <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a>leyeceği için gözümüz tekerleği  duruyormuş gibi algılar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  <font color="#000000">Tekerlek</font>lerin dönüş hızına  bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a>lerse bu sefer de tekerlekler geri  dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin  merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların  pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a>yü vererek gözü iyice yanıltır. Bu  tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> yanılgısı olmayabilir. Sinema konusunda  en çok merak edilenlerden biri de <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazim-ve-noktalama/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ses</font></a>siz sinema zamanındaki eski filmlerde  insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır.  Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar  günümüzün saniyede 24 <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> veren makinelerinde oynatıldığı zaman  hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer sebep ise eski  filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi  daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile  bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> hızıyla oynatılarak karakterlerin daha  komik <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">görüntü</font></a> vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki  filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket  ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına  başvuruluyor. </font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-7/">İlginç Bilgiler (7)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-7/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (8)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-8/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-8/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 22:58:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-8/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (8) · İnsanlar Ne Zamandan Beri Ayakkabı Giyiyor? Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın bakımı ayakkabı ile başlar. Ayak kemikleri yere [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-8/">İlginç Bilgiler (8)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(8)</span></font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="left" height="192" width="200" /> <font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>İnsanlar  Ne Zamandan Beri Ayakkabı Giyiyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ayak yere basarak vücudun  tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görev ayaklara düşer. Yetişmiş  bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi  ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığını taşıyan ve hareketi sağlayan bu  organın bakımı ayakkabı ile başlar. Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru  denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Ayağın taban  kısmının yapısı oldukça karışıktır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Burada birçok kas, kiriş,  damar ve sinir yer almaktadır. Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü  tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas bölgelerinden biri olan bu bölgeyi  korumak insan hayatı için çok önemlidir. Çoğu ayakkabı “taban” adı verilen ve  kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile “saya” adı verilen ve ayağı saran  daha ince bir üst parçadan oluşur. Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde  yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih  boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gerçi İspanya”daki 12 &#8211; 15  bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten  yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabı izine, kuruyan çamur  içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak Mezopotamya”da rastlanmıştır.  Günümüzdeki anlamı ve şekli ile ayakkabının ilk olarak sandalet şeklinde sıcak  iklimli ülkelerde ortaya çıktığı sanılıyor, ilk ayakkabılar ham deri, ayağın  girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar  ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">güneş</font></a> ve sıcaktan koruyorlardı. Mısır  sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler.  Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir.  Hititler bugün Anadolu”da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer  ayakkabılar giyerlerdi. Ortaçağda kızı evlenen bir baba onun üzerindeki  otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. </font> <font face="Arial"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün bazı Batı ülkelerinde  yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden,  kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun  himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır. Avrupa”da 11. yüzyıldan 15.  yüzyıla kadar sivri burunlu ayakkabılar moda oldu. Ortadoğu bölgesinde ise ayağı  kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk  ilave edildi. Avrupa”da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları  kırmızı renge boyanıyordu. Avrupa”da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek  ayakkabıları farklı değildi. Yüksekliği 15 santimetreyi bulan topuklu  ayakkabıları Avrupa”da o yıllarda sadece üst sınıfa mensup insanlar (tabii iki  kişinin yardımıyla) giyebiliyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">19. yüzyıla gelene kadar  tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani  ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını biliyor muydunuz? Sağ ve sol ayaklar  için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD”de, Philadelphia”da başlandı.  Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916”da yine ABD”de yapıldı ve bunlara  “ket” (ked) adı verildi. Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık  bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840  yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı  ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.   <font color="#000000">Osmanlı</font> Türkleri”nde de deri  işleme sanatının çok gelişmiş olması ve özellikle Yeniçeri Ocağı”nın at binmede  uygun olan yumuşak deri çizmelere gösterdiği ihtiyaç yüzünden ayakkabıcılık çok  gelişmiştir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün artık en ilkel  topluluklarda bile insanlar bir çeşit ayakkabı giyiyor. Dünyada kaç çift  ayakkabı var bilinmiyor ama uzayda dolaşan bir çift olduğu biliniyor. Ay”a ilk  ayak basan astronot Neil Armstrong”un ayakkabıları dönüş yolculuğunda herhangi  bir hastalık veya bilinmeyen bir kirlenme tehlikesine önlem olmak üzere dünyaya  getirilmeyip uzaya bırakılmış. Şimdi uzayda dolanıp duruyorlar. Diğer astronot  ile daha sonra gidenlerin ayakkabıları şimdi neredeler acaba?<br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-8/">İlginç Bilgiler (8)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-8/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler (9)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-9/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-9/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 22:51:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[En ilginc Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Esrarengiz Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ilginc Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[Sasirilacak Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Yararli Bilgiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-9/</guid>

					<description><![CDATA[<p>…İlginç Bilgiler&#8230; (9) · Aynı Tarih Niçin Her Yıl Farklı Güne Geliyor? Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli “şu tarih hangi güne geliyor” sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-9/">İlginç Bilgiler (9)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #33cccc; font-family: 'Maiandra GD'"> …</span><span style="font-family: Maiandra GD"><span style="font-size: 22pt; color: #33cccc">İ</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff6600">l</span><span style="font-size: 22pt; color: #cc99ff">g</span><span style="font-size: 22pt; color: #ff99cc">i</span><span style="font-size: 22pt; color: #c0c0c0">n</span><span style="font-size: 22pt; color: #99cc00">ç </span><span style="font-size: 22pt; color: #3366ff">B</span></span><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"><span style="color: #00ff00">i</span><span style="color: #ff0000">l</span><span style="color: #ff00ff">g</span><span style="color: #808080">i</span><span style="color: #ff9900">l</span><span style="color: #008080">e</span><font color="#c0c0c0">r&#8230;<br />
</font></span><font color="#c0c0c0"> <span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD'">(9)</span></font></strong></p>
<p align="justify"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/bunlari_biliyor_musunuz/bunlari_biliyor_musunuz_19.jpg" align="right" height="192" width="200" /><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">·</font></strong><font size="2">  <strong>Aynı  Tarih Niçin Her Yıl Farklı Güne Geliyor?</strong> </font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Günlük yaşantımızı, çalışma  hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre  düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli “şu tarih  hangi güne geliyor” sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram,  kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast  gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki  aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve  istalistiklerini de alt üst eder.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun sorumlusu Dünya”nın  Güneş”in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar  etkinliklerini Güneş”in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit  hali ile de olsa Güneş Takvimi”ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir  günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim  düzenini pratikte zorlaştırmaktadır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  <font color="#000000">Güneş Takvimi</font>”ni ilk  kullananlardan Mısırlılar”da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48  dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin  ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.</font><font face="Arial"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bunlari-biliyor-musunuz/" style="text-decoration: none"><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">Bunları  Biliyor musunuz?</font></span></a><span style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Güzel Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ozlu-sozler/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Özlü Sözler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hazir-kisa-tarihi-cevaplar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Hazır Cevaplar</font></a><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">İlginç Bilgiler</font></span></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="240" width="124">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_120x240--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Babil, Helen, Çin ve  Hint medeniyetleri, Ay”ın evrelerine dayanan 29 ve 30”ar günlük 12 aydan oluşan   <font color="#000000">Ay Takvimi</font>”ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim  tarihleri Güneş Takvimi”ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin  oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine  günün tam katı olmadığından Ay Takvimi”nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.  Günümüzde Ay Takvimi”ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri  hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam  eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği  önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde  başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın  ilk günü için karışıklık yaratır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nispeten daha doğruya yakın  gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak  da bilinen Güneş Takvimi”ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46  yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII  tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır. Sezar ardarda üç yılı 365 gün,  dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden  0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün  yaratması sonucunu doğurmuştur. 1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca  Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim”den sonraki gün 15 Ekim  kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk  “on günümüzü geri isteriz” diye gösteriler yaptı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Papa”nın asıl önemli  reformu 400”e böiünemeyen yüzyıllarda Şubat”ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat  2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o  yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile  ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l  günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu takvimi İngiltere  1752”de, Rusya 1918”de, Türkiye ise l Ocak 1926”da kabul etti. Ne var ki ay  sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir  tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünya Takvim Reformu  Birliği”nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok  kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin  kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama  cesaretini gösterememektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler/">»<span lang="tr">  &#8220;İlginç Bilgiler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-9/">İlginç Bilgiler (9)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilginc-bilgiler-9/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>18</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
