<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanturali | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/kanturali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2013 22:05:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı &#8211; 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Kangl Koca Oglu Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kanturali]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEDE KORKUT HİKAYELERİ (Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı-2) Yiğitleri Kan Turalı’yı övüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : “Kapkayalar basında yuva tutan, Yüce Allah’a  yakın uçan, Mancınığı ağır taştan vızıldayıp müthiş inen, Arı gölün ördeğini şakıyıp alan, Koca üveyik dipte yürürken çekip yüzen, Karıncığı aç olsa kalkıp uçan, Cümle kuşlar sultanı kartal kuşu, Kanadıyla  saksağana [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı-2<b>)</b></h2>
<p><img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Yiğitleri Kan Turalı’yı övüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</p>
<p>“Kapkayalar basında yuva tutan,</p>
<p>Yüce Allah’a  yakın uçan,</p>
<p>Mancınığı ağır taştan vızıldayıp müthiş inen,</p>
<p>Arı gölün ördeğini şakıyıp alan,</p>
<p>Koca üveyik dipte yürürken çekip yüzen,</p>
<p>Karıncığı aç olsa kalkıp uçan,</p>
<p>Cümle kuşlar sultanı kartal kuşu,</p>
<p>Kanadıyla  saksağana kendisini şakıdır  mı?</p>
<p>Alp yiğitler savaş günü düşmanından kaygılanır mı?”</p>
<p>dediler.</p>
<p>“Sarı  elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar.</p>
<p>Kime baksa aşk ile onu yakar.</p>
<p>Sarı  elbiseli kız aşkına bir hu!”</p>
<p>dedi.</p>
<p>Kan Turalı adı güzel Muhammed’e salavat getirdi, deveye bir tekme vurdu. Deve bağırdı. Bir daha vurdu, deve ayağı üzerinde duramadı ,yıkıldı. Kan Turalı deveyi  iki yerinden boğazladı. Arkasından iki kayış çıkardı, tekürün önüne bıraktı:</p>
<p><b>Kan Turalı :”</b>Akıncıların okluğunun bağı, üzengisinin kayışı kopar, dikmek gerekir.” dedi.</p>
<p><b>Tekür </b>: “Vallah bu yiğidi gözüm gördü, gönlüm sevdi .”dedi.</p>
<p>Kırk yerde otağ diktirdi. Kırk yerde kızıl alaca gelin odası diktirdi. Kan Turalı ile kızı getirip gelin odasına koydular. Ozan geldi coşturucu havalar çaldı. Oğuz yiğidinin yüreği kabardı. Kılıcını çıkardı yere çaldı, kertti, <b>dedi ki:</b></p>
<p>“Yer gibi kertileyim, toprak gibi savrulayım, kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, oğlum doğmasın, doğarsa on güne varmasın, bey babamın, kadın anamın yüzünü görmeden bu gelin odasına girersem.” dedi.</p>
<p>Evini çözdü, devesini bağırttı, kara koç atını kişnetti, geceyi gündüze kattı, göçtü.</p>
<p>Yedi gün yedi gece at koşturdu. Oğuz’un hudut boyuna çıktı, çadır dikti.</p>
<p><b>Kan Turalı:</b></p>
<p>“Hey kırk eşim, kırk arkadaşım,</p>
<p>Kurban olsun size benim başım.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hak Taala yol verdi vardım, o üç canavarı öldürdüm, sarı elbiseli Selcen Hatun’u aldım geldim, haber eyleyin babam bana karşı gelsin.” dedi.</p>
<p>Kan Turalı baktı gördü bu konduğu yerde kuğu kuşları, turnalar, sülünler, keklikler uçuyorlar. Soğuk soğuk sular, çayırlar, çimenler… Selcen Hatun bu yeri güzel gördü, beğendi. İndiler, yediler içtiler.</p>
<p>O zamanlar Oğuz yiğitlerine ne kaza gelse uykudan gelirdi. Kan Turalı’nın uykusu geldi, uyudu.</p>
<p><b>Uyurken kız</b>: “Benim aşıklarım çoktur, ansızın dört nala gelmesin, tutup yiğidimi öldürmesinler. Akça yüzlü ben gelini tutup babamın anamın evine iletmesinler.” dedi. Kan Turalı’nın atının giyimini sessizce tuttu giydirdi. Kendisi de giyindi. Mızrağını eline aldı, bir yüksek yere çıktı, beklemeye başladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Meğer hanım tekür pişman oldu. Üç canavar öldürüp  kızcağızını aldı gitti diye  gizlice kara elbiseli, mavi demirli altı yüz kafir seçti. Gece gündüz at koşturdular. Ansızın yetiştiler.</p>
<p>Kız hazır idi. Baktı ,gördü dört nala yetiştiler, atını oynattı, Kan Turalı’nın yanına gelip  <b>söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Gafil olma kara basını kaldır yiğit,</p>
<p>Ela süzme güzel gözünü aç yiğit,</p>
<p>Pazularından ak ellerin bağlanmadan,</p>
<p>Ak alnın kara yere tepilmeden,</p>
<p>Ansızın  güzel başın kesilmeden,</p>
<p>Alca kanın yeryüzüne dökülmeden,</p>
<p>Hasım yetişti ,düşman erişti.</p>
<p>Ne yatıyorsun kalk yiğit.</p>
<p>Kapkayalar oynamadan ,yer oyuldu.</p>
<p>Yaşlı beyler ölmeden, el boşaldı.</p>
<p>Kaynaşarak uğrayarak dağdan indi.</p>
<p>Tertiplenip üzerine düşman geldi.</p>
<p>Yatacak yer mi buldun ,yurt mu buldun?</p>
<p>Ne oldu sana?”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>diye seslendi. Kan Turalı sıçradı uyandı, ayağa kalktı.</p>
<p><b>Kan Turalı</b>:” Ne söylüyorsun sevdiğim.” dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Yiğidim, üzerine düşman geldi.Seni  uyarmak benden, savaşıp hüner göstermek senden .”dedi.</p>
<p>Kan Turalı gözünü açtı, göz kapaklarını kaldırdı. Bakınca gördü  ki at üzerinde gelen, zırhını giyinmiş, mızrağı elinde gördü. Yeri öptü.</p>
<p><b>Kan Turalı</b>: “Amenna ve saddakna. Maksudumuz Hak Taala katında hasıl oldu.” Dedi. Temiz sudan abdest aldı. Ak atına bindi, adı güzel Muhammed’e salavat getirip  kara elbiseli kafire doğru at sürdü. Selcen Hatun atını  oynattı Kan Turalı’nın önüne geçti.</p>
<p><b>Kan Turalı</b>: “Sevdiğim  nereye gidiyorsun? dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Bey yiğit, baş esen olsa şapka  bulunmaz mı olur? Bu gelen kafir çok kafirdir. Savasalım, dövüşelim, Ölen ölsün, sağ kalanımız otağa gelsin.” dedi.</p>
<p>Burada Selcen Hatun at sürdü. Hasmını  bastırdı. Kaçanını kovalamadı, aman diyeni öldürmedi, öyle sandı ki düşman bastırıldı. Kılıcının kabzası kan içinde otağa geldi. Kan Turalı’yı bulamadı. O sırada Kan Turalı’nın babası  ve anası çıkageldi. Gördüler ki bu gelen kişinin kılıcının kabzası kanlı, oğlu görünmez. Haber sordular, görelim nasıl sordular:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Anası söyledi:</b></p>
<p>“Anam kişi, kızım kişi</p>
<p>Sabah erken yerinden kalkıverdin.</p>
<p>Oğulu bulabildin mi?</p>
<p>Birdenbire güzel başını kestirdin mi?</p>
<p>Kadın ana, bey baba diye bağırttın mı?</p>
<p>Sen geliyorsun, ama  oğlum  görünmüyor, bağrım yanıyor.</p>
<p>Ağız dilden birkaç kelime haber ve  bana.</p>
<p>Kara başım kurban olsun gelin sana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Kız bildi ki bunlar kaynanası ile kayın babasıdır. Kamçıyla  işaret ederek:</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Otağa inin, nerede iner karışır toz var ise ve nerede karga kuzgun oynuyorsa orada arayalım.” dedi. Atına mahmuz vurdu, bir yüksek yere çıktı, etrafı gözetlemeye başladı.</p>
<p>Gördü ki bir derenin içinde toz kah toplanıyor kah dağılıyor. Üzerine geldi. Gördü ki Kan Turalı’nın atını ve Kan Turalı’nın gözünün kapağını oklamışlar. Yüzüne kan bürümüş, durmadan kanını siliyor. Kafirler üşüşüyor, kılıcını yalın eyliyor, kafiri önüne katıp kovalıyor.</p>
<p>Selcen Hatun Kan Turalı’yı böyle görünce, içine bir ateş düştü. Bir bölük kaza şahin girmiş gibi kafire at sürdü. Kafiri bir uçundan kırıp öbür ucundan çıktı.</p>
<p>Kan Turalı baktı, gördü ki bir kişi  düşmanı önüne katmış kovalıyor. Selcen olduğunu bilemedi.</p>
<p><b>Burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p><b>Kan Turalı:</b></p>
<p>“Kalkıp yerinden doğrulan yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Yelesi kara cins atına binen yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Birdenbire başlar kesen,</p>
<p>Destursuzca benim düşmanıma giren yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Destursuzca düşmana girmek bizim elde ayıp olur.</p>
<p>Bre yürü!</p>
<p>Doğan kuş olarak uçayım mı?</p>
<p>Ansızın senin başını ben keseyim mi?</p>
<p>Alca kanını yeryüzüne dökeyim mi?</p>
<p>Kara başını eğerin arka tarafına  asayım mı?</p>
<p>Bre belası gelmiş yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Çekilip dön git.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Hey yiğidim, bey yiğidim!</p>
<p>Develer hiç yavrusundan döner mi?</p>
<p>Kara koçta cins atlar,</p>
<p>Taycığını hiç teper mi?</p>
<p>Ağıllarda akça koyun,</p>
<p>Kuzucağını hiç süser mi?</p>
<p>Alp yiğitler bey yiğitler,</p>
<p>Sevgilisine hiç kıyar mı?</p>
<p>Yiğidim, bey yiğidim</p>
<p>Bu düşmanın bir ucu bana, bir ucu sana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Kan Turalı anladı  ki  bu, düşmanı basıp dağıtan Selcen Hatun’dur. Bir tarafına da kendisi girdi. Kılıç çekip yürüdü, kafir başını kesti. Hasım bastırıldı, düşman dağıldı. Selcen Hatun Kan Turalı’yı atının arkasına aldı, çıktı. <b>Giderlerken Kan Turalı’nın aklına bu geldi ki:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Kalkıp ey Selcen Hatun doğrulduğunda,</p>
<p>Yelesi kara cins atına bindiğinde,</p>
<p>Babamın ak otağının eşiğine indiğinde,</p>
<p>Oğuz’un ela gözlü kızı  destan anlattığında,</p>
<p>Herkes sözünü söylediğinde,</p>
<p>Sen orada durasın, övünesin.</p>
<p>Kan Turalı perişan oldu.</p>
<p>At arkasına aldım ,çıktım diyesin.</p>
<p>Gözüm döndü ,gönlüm gitti.</p>
<p>Öldürürüm seni.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Selcen Hatun durumun ne olduğunu bilip söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>“ Bey yiğit,</p>
<p>Övunürse erkek övünsün ,aslandır.</p>
<p>Kadın övünmekle  erkek olmaz.</p>
<p>Alaca  yorgan içinde seninle sarmaşmadım.</p>
<p>Tatlı damak tutarak emişmedim.</p>
<p>Tez sevdin,tez usandın kavat oğlu kavat.2</p>
<p>Kadir Allah bilir ben sana</p>
<p>Munisim,yarim kıyma bana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b>Kan Turalı: </b>“Yok, elbette öldürmem gerekir.” dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun </b> <b>hiddetlendi</b>: “Bre kavat oğlu kavat, ben aşağı kulpa yapışırım, sen yukarı kulpa yapışırsın. Bre kavat oğlu, okunla mı, kılıcınla mı, gel beri konuşalım .”dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atını tepti, bir yüksek yere çıktı. Okluğundan doksan okunu yere döktü. İki okun temrenini çıkardı. Birini yaya taktı, birini eline aldı. Temrenli ok ile atmağa kıyamadı.</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Yiğit at okunu.”dedi.</p>
<p><b>Kan Turalı:</b> “Kızların yolu evveldir, önce sen at.” dedi.</p>
<p>Kız bir oku Kan Turalı’ya attı. Şöyle ki başında olan bit ayağına indi. İleri gelip Selcen Hatun’u kucaklayıp barıştılar.</p>
<p><b>Kan Turalı burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Işıl ışıl ışıldayan ince elbiselim,</p>
<p>Yere basmayıp yürüyen selvi boylum,</p>
<p>Kar üzerine kan damlamış gibi kızıl yanaklım,</p>
<p>Çift badem sığmayan dar ağızlım,</p>
<p>Ressamların çizdiği kara kaşlım,</p>
<p>Kurumsu kırk tutam kara saçlım,</p>
<p>Aslan soyu sultan kızı,</p>
<p>B en seni öldürmeğe  kıyar mıydım?</p>
<p>Kendi canıma kıyarım,ama sana kıymam.</p>
<p>Ben seni deniyordum.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Selcen Hatun da burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Kalkarak yerimden doğrulurdum.</p>
<p>Yelesi kara cins atıma binerdim.</p>
<p>Babamın ak otağından çıkardım.</p>
<p>Arku Beli Ala Dağı avlardım.</p>
<p>Alaca geyik, yabani geyik kovalardım.</p>
<p>Çekince bir ok ile vururdum.</p>
<p>Temrensiz ok ile yiğit seni deniyordum.</p>
<p>Öldürmeğe yiğidim ben seni kıyar mıydım?”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Irağından yakınından geliştiler. Gizli yaka tutarak koklaştılar, tatlı damak vererek soruştular. Ak boz atlara binerek koşuşturup, bey babasının yanına eriştiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Babası oğlancığını görünce  Allah’a şükürler eyledi. Oğlu ile, gelini ile Kanlı Koca Oğuz’a girdi. Yeşil, alaca, güzel çimene çadır kurdu. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. Düğün etti. Kudretli Oğuz beylerini ağırladı. Altınlıca gölgeliğini dikip Kan Turalı gelin odasına girip muradına muradına  erdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı. Destan söyledi ,deyiş dedi. Gazi erenlerin başına ne geldiğini söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Şimdi hani dediğim bey erenler,</p>
<p>Dünya benimdir  diyenler</p>
<p>Ecel aldı, yer gizledi.</p>
<p>Fani dünya kime kaldı?</p>
<p>Gelimli gidimli dünya,</p>
<p>Son ucu ölümlü dünya.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadir Mevlam, ecel geldiğinde temiz  imandan ayırmasın. Kadir seni namerde muhtaç etmesin. Allah’ın verdiği ümidin kesilmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin diyenler Allah’ın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa’ya bağışlasın hanım hey!”</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı &#8211; 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:04:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Kangl Koca Oglu Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kanturali]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!-- 


<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı<b>)</b></h2>


&nbsp;

<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Oğuz zamanında Kanlı Koca derlerdi bir gürbüz er vardı. Onun yetişmiş bir yiğit oğlu vardı, adına da Kan Turalı derlerdi.

<b>Kanlı Koca: </b>

“Dostlar, babam öldü, ben kaldım, yerini  yurdunu tuttum,.Yarınki  gün ben öleceğim, oğlum kalacak. Bundan daha iyisi yoktur ki gözüm görürken ,oğul gel seni evlendireyim” dedi.

<b>Kan Turalı:</b> “Baba mademki beni evlendireyim diyorsun, bana  uygun kız nasıl olur? Baba ben yerimden kalkmadan, o kalkmış olmalı. Ben karakoç atıma binmeden o binmiş olmalı. Ben kanlı kafir eline varmadan o varmış, bana baş getirmiş olmalı.” dedi.

<b>Kanlı Koca</b>: “Oğul sen kız istemezmişsin, bir yiğit bahadır istermişsin. Onun arkasında yiyesin, içesin, hoş geçesin.”dedi.

<b>Kan Turalı:</b> “Evet canım baba, öyle isterim,  varasın bir cici bici Türkmen kızını alasın. Birdenbire kayayım üzerine düşeyim, karnı yırtılsın.” dedi.

<b>Kanlı Koca: ”</b> Oğul kız görmek senden; mal ,rızık vermek benden.” dedi.

Böyle deyince yiğitler ejderi  Kan Turalı yerinden kalktı. Kırk yiğidini yanına aldı.İç Oğuz'u gördü, kız bulamadı. Çekildi, geri döndü, evlerine geldi.

<b>Kanlı Koca</b>: “Oğul kız buldun mu?”

<b>Kan Turalı</b>: “Yıkılsın Oğuz elleri, bana yarar kız bulamadım baba.”dedi.

<b>Kanlı Koca</b>:” Hey oğul kız dileyip varan böyle varmaz.”

<b>Kan Turalı</b>: “Ya nasıl varır baba .”dedi.

<b>Kanlı Koca</b> : “Oğul sabah varıp öğlen gelmek,öğlen varıp akşam gelmek olmaz,.Oğul sen mala dört elle sarıl, yığ, ben sana kız aramaya gideyim dedi.”

Kanlı Koca sevine kıvana kalktı. Ak sakallı çok yaşlı ihtiyarları yanına aldı.İç Oğuz'a girdi, kız bulamadı. Dolandı Dış Oğuz'a girdi, bulamadı. Dolandı Tırabuzan'a geldi. Meğer Tırabuzan  tekürünün  bir fevkalade güzel  kızı vardı. Sağına soluna iki çift yay çekerdi. Attığı ok yere düşmezdi. O kızın üç canavar kalınlığı kaftanlığı vardı.Kızın babası:”Kim o üç canavarı  yense ,öldürse kızımı ona veririm .”diye vadetmişti.

Canavarları yenemezse  başını keserdi. Böylelikle otuz iki kafir beyinin oğlunun başı burç bedeninde kesilip asılmıştı. O üç canavarın biri kükremiş aslan idi, biri kara boğa idi, biri de kara erkek deveydi. Bunların her birisi bir ejderhaydı.O  otuz iki baş  burçta asılmıştı. Kükremiş aslan ile kara erkek devenin yüzünü görmemişlerdi, ancak boğa boynuzunda helak olmuşlardı.

Kanlı Koca bu başları ve bu canavarları gördü. Korku ve hayretinden ne yapacağını bilemedi.Ve: “Varayım oğluma doğru haber vereyim, hüneri varsa gelsin, alsın. Yoksa evdeki kıza razı olsun.” dedi.

At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Kanlı Koca giderek, geldi Oğuz'a çıktı. Kan Turalı'ya haber oldu. Baban geldi, dediler. Kırk yiğit ile babasına karşı vardı. Elini öptü. Babasına: “Canım baba ,bana yarar kız buldun mu?”

<b>Babası :</b> “Buldum oğul, hünerin varsa.” dedi.

<b>Kan Turalı</b> : “Altın akçe mi ister, katır deve mi ister? “

<b>Babası :</b> “Oğul hüner gerek, hüner.” dedi.

<b>Kan Turalı:</b> “Baba yelesi kara cins atıma eyer vurayım, kanlı kafir eline akın edeyim. Baş keseyim, kan dökeyim, kafire kan kusturayım. Kul hizmetçi getireyim, hüner göstereyim.”

<b>Kanlı Koca:</b> “Hay canım oğul, hüner dediğim o değil. O kız için üç canavar beslemişler. Kim ki o üç canavarı  yenerse, o kızı ona verirler. Bastırıp öldüremezse onun başını keserler burca asarlar.”

<b>Kan Turalı</b> : “Baba bu sözü sen bana dememeliydin, mademki dedin, elbette varmalıyım, başıma kakınç, yüzüme dokunç olmasın. Kadın ana, bey baba esen kalın.” dedi.

<b>Kanlı Koca :</b> “Gördün mü ben bana ne ettim? Oğlana korkunç haberler vereyim, belki gitmez döner.” dedi.

<b>Kanlı Koca burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

Oğul,

Senin varacağın yerin,

Dolamaç dolamaç yolları olur.

Atlı batıp çıkamaz.

Onun balçığı olur.

Alaca yılan sökemez.

Onun ormanı olur.

Gök ile boy ölçüşen,

Onun kalesi olur.

Göz kakarak gönül alan,

Onun güzeli olur.

Hay! demeden baş getiren,

Onun  celladı olur.

Sırtında kalkan oynar,

Onun  yayası olur.

Yaman yerlere yeltendin,

Geri dön!

Ak sakallı babanı, ihtiyarcık olmuş ananı ağlatma.

&nbsp;

dedi.

<b> </b>

<b>Kan Turalı kızgın bir şekilde:</b>

Ne söylüyorsun, ne diyorsun canım baba.

Bu kadarcık işten korkan yiğit mi olur?

Alp ere korku vermek ayıp olur.

Onun dolamaç  dolamaç yollarını

Allah  izin verirse  , geceleyin at sürüp geçeyim.

Atlı batıp çıkamaz onun balçığına kumlar döşeyeyim.

Alaca yılan sökemez ormanını,

Çakmak çakıp ateşe vereyim,

Gök ile boy ölçüşen kalesini,

Allah izin verirse  yapayım yıkayım.

Göz kakarak gönül alan,

Güzelinin boynunu öpeyim.

Sırtında kalkan oynar yayasının

Allah izin verirse  başını keseyim.

Ya varayım, ya varamayayım,

Ya geleyim, ya gelemeyeyim,

Ya kara erkek devenin göğsü altında kalayım,

Ya boğanın boynuzuna ilişeyim,

Ya kükremiş aslanın pençesinde didileyim,

Ya varayım, ya varamayayım,

Ya geleyim ya gelemeyeyim,

Yine görüşünceye kadar bey baba, hatun ana esen kalın.

&nbsp;

dedi. Gördüler ki namus için kararlı,durmuyor, dediler: “Oğul, uğurun açık olsun, sağ salim varıp  gelesin.” dediler.

Kan Turalı babasının anasının ellerini öptü.Kırk yiğidini yanına aldı. Yedi gün, yedi gece yol gittiler. Kafirin hudut boyuna eriştiler. Çadırlarını  diktiler. Koşucu atını koşturup Kan Turalı bir yandan gürzünü göğe atıyor, inip yere düşmeden kavrıyor, tutuyordu.<b>Bir yandan da:</b>

&nbsp;

Hey kırk eşim ,kırk arkadaşım,

Yüğrük olsa yarışsam.

Güçlü olsa güreşsem,

Hak Taala inayet eylese

Üç canavarı öldürsem.

Güzeller sultanı sarı elbiseli

Selcen Hatunu alsam,

Babamın anamın evine dönsem,

Hey kırk eşim kırk arkadaşım

Kırkınıza kurban olsun benim başım.

&nbsp;

diye söyleniyordu.

&nbsp;

Bunlar bu sözde iken meğer hanım teküre haber ulaştı. “Oğuz'dan Kan Turalı derler bir yiğit varmış, kızını istemeğe geliyor .”dediler.

Kafirler yedi ağaç yer karşı geldiler, neye geldiniz yiğit beyler? dediler. Onlar da karşılıklı vermeğe almağa geldik dediler. İzzet, hürmet eylediler. Ak çadır diktiler, alaca halı düşediler, ak koyun kestiler, yedi yıllık al şarap içirdiler. Alıp bunları teküre getirdiler.

Tekür taht üzerinde oturmuştu. Yüz kafir gizlice zırhını giyinmişti. Yedi kat meydanı dolandı  geldi. Meğer kız meydanda bir köşk yaptırmıştı. Yanında olan bütün kızlar, al giymişlerdi. Kendisi sarı giymişti, yukarıdan temaşa ediyordu.

Kan Turalı geldi. Kara şapkalı teküre selam verdi. Tekür selam aldı. Alaca halı döşediler,oturdu.

<b>Tekür :</b> “Yiğit nereden geliyorsun?

Kan Turalı yerinden kalktı. Sallana sallana yürüdü, ak alnını açtı, ak bileklerini sıvadı, dedi ki:

&nbsp;

Karşı yatan kara dağını aşmağa gelmişim,

Akıntılı suyunu geçmeğe gelmişim,

Dar eteğine, geniş koltuğuna sığınmağa gelmişim,

Allah buyruğu ile Peygamber kavli ile,

Kızını almaya gelmişim.

&nbsp;

dedi.

<b>Tekür : “</b>Bu yiğidin sözü hızlı, eğer elinde hüneri varsa…” Tekür : “Bu yiğidi anadan doğma soyundurun.”

Soyundurdular. Kan Turalı altınlı ince keten bezini beline sardı. Kan Turalı'yı alıp meydana getirdiler. Kan Turalı cemal ve kemal sahibi bir yiğitti. Oğuzda dört yiğit yüz örtüsü ile gezerdi: Biri Kan Turalı, biri Kara Çökür ve oğlu Kırk Kınuk ve Boz Aygırlı Beyrek.

Kan Turalı, yüz örtüsünü sıyırdı, açtı. Kız köşkten bakıyordu, eli ayağı gevşedi, kedisi miyavladı. Avsıl olmuş dana gibi ağzının suyu aktı. Yanındaki kızlara: “Hak Taala babamın gönlüne merhamet lütfetse de başlık kesip beni o yiğide verse. Bunun gibi yiğit ki canavarlar elinde helak olursa  yazık olur .”dedi.

&nbsp;

Bu sırada demir zincirle boğayı getirdiler. Boğa dizini çöktü.Boynuzu ile mermer taşı yuğurdu peynir gibi ditti.

<b>Kafirler:</b> “Bu boğa şimdi yiğidi atar, yıkar, yere serer, delik deşik eder. Yıkılsın Oğuz elleri, kırk yiğit bir bey oğluyla bir kız için  ölmek nasıl olur?” dediler. Bunu işitince kırk yiğit ağlaştılar. Kan Turalı sağına baktı kırk yiğidini ağlar gördü, soluna baktı öyle gördü: “Hey kırk eşim, kırk arkadaşım, niye ağlıyorsunuz?Kolca kopuzumu getirin, övün beni.” dedi.

<b>Burada kırk yiğit Kan Turalı'yı övmüşler, görelim hanım nasıl övmüşler:</b>

Sultanım Kan Turalı,<b></b>

Kalkarak yerinden doğrulmadın mı?

Yelesi kara cins atına binmedin mi?

Arku Beli Ala Dağı

Avlayarak, kuşlayarak aşmadın mı?

Babanın ak otağının eşiğinde

Hizmetçiler inek sağar görmedin mi?

Boğa boğa dedikleri,

Kara inek buzağısı değil midir?

Alp yiğitler hasmından kaygılanır mı olur?

Sarı elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar,

Kime baksa aşkıyla onu yakar.

Kan Turalı sarı elbiseli kız aşkına bir hu!

dediler.

&nbsp;

<b>Kan Turalı:”</b>Bre boğanızı bırakın, gelsin.” dedi.

Boğanın zincirini aldılar, salıverdiler. Boynuzu elmas mızrak gibi, Kan Turalı'nın üzerine hücum etti. Kan Turalı adı güzel Muhammed'e salavat getirerek  boğanın alnına öyle bir yumruk vurdu ki boğayı kıçı üzerine çökertti. Alnına yumruğunu dayadı, onu sürükleyerek  meydanın başına çıkardı. Çok uğraştılar. Ne boğa yener, ne Kan Turalı yener. Boğa Küt küt solumaya başladı. Ağzı köpüklendi.

<b>Kan Turalı:</b> “Bu dünyayı erenler akıl ile bulmuşlardır. Bunun önünden sıçrayayım, ne hünerim varsa ardından göstereyim.” dedi.

Adı güzel Muhammed'e salavatlar  getirerek boğanın önünden savuldu. Boğa, boynuzu üzerine dikildi. Kan Turalı onu kuyruğundan üç kere kaldırıp yere attı. Kemikleri paramparça oldu. Bastı, boğazladı. Bıçağını  çıkarıp derisini  yüzdü. Etini meydanda bırakarak, derisini Tekürün önüne getirip:

“ Yarın sabah kızını bana veresin .”dedi.

<b>Tekür:</b>” Bre kızı verin, şehirden sürün, çıksın gitsin.” dedi.

Tekürün kardeşi ve  oğlu vardı: “Canavarların sultanı aslandır. Onunla da oyun göstersin, kızı ondan sonra verelim.” dedi.

Vardılar, aslanı çıkarıp, meydana getirdiler. Aslan kükredi, meydanda ne kadar at varsa kan kaşandı.

Kan Turalı’nın yiğitleri: “Boğadan kurtuldu, aslandan nasıl kurtulsun.” dediler, ağlaştılar.

Kan Turalı yiğitlerini ağlar görünce: “Bre, alca kopuzumu ele alın, beni övün.”Sarı elbiseli kız aşkına bir aslandan döneyim mi?” dedi.

<b>Arkadaşları burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Sultanım Kan Turalı,

Akça sazlar içinde sarı deriler görüp taylar basan,

Avın damarını delerek kanını  emen,

Kara çelik öz kılıçtan dönmeyen,

Ak kirişli katı yaydan korkmayan,

Ak tüylü delici oktan çekinmeyen,

Canavarlar sultanı kükremiş aslan kıran,

Alaca köpek yavrusuna kendisini dalatır mı?

Alp yiğitler savaş günü hasmından kaygılanır mı?

&nbsp;

dediler.

&nbsp;

San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar.

Kime baksa aşkıyla  onu  yakar.

Sarı elbiseli kız aşkına bir hu!

dedi.

&nbsp;

<b>Kan Turalı:</b> “Bre kafirler aslanı bırakın gelsin.Kara çelik öz kılıcım yok ki ,kapıştığı zaman iki biçeydim. Sana sığındım cömertler cömerdi Yüce Allah’ım, bana yardım et!” dedi.

Aslanı bıraktılar, sürdü geldi. Kan Turalı bir çoban keçesini eline dolayıp  aslanın pençesine sunuverdi. Adı güzel Muhammed’e salavatlar  getirerek  aslanın alnını gözetip öyle bir yumruk vurdu ki, yumruk çenesine dokundu, çenesini ufatltı. Ensesinden tuttu, belini yüzdü, sonra kaldırıp yere vurdu, aslan paramparça oldu.

Tekürün önüne <b>geldi:</b> “Dost, kızını bana ver.” dedi.

<b>Tekür:</b> “Kızı getirin verin.Bu yiğidi gözüm gördü, gönlüm sevdi.İster dursun, ister gitsin.”dedi.

<b>Yine kardeşi  ve oğlu</b>: “Canavarların başı devedir, onunla da oyununu oynasın  ondan sonra kızı verelim.” dediler.

Allah’tan inayet olunca beyin, paşanın himmeti Kan Turalı'nın oldu.

<b>Tekür:</b>” Devenin ağzını yedi yerden bağlayın.” dedi.

Kıskanç  kafirler bağlamadılar, yularını sıyırıp salıverdiler. Kan Turalı fırlar, devenin koltuğundan girer, fırlar çıkar. Sarhoş yiğit hem iki canavarla savaşmıştı, kaydı düştü. Altı cellat ensesine geldiler, yalın kılıç tuttular.

<b>Burada arkadaşlar söylemiş, görelim hanım ne söylemiş: </b>

&nbsp;

Kalkarak Kan Turalı yerinden doğruluverdin,

Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin.

Ela gözlü yiğitlerini yanına aldın,

Arku Beli aladağı geceleyin aştın,

Akıntılı güzel suyunu geceleyin geçtin,

Kanlı kafir eline geceleyin girdin,

Kara- boğa geldiğinde paramparça  eyledin,

Kükremiş aslan geldiğinde belini büktün,

Kara erkek deve geldiğinde niye geçtin,

Kara kara dağlardan haber aşar,

Kanlı kanlı sulardan haber geçer,

Kudretli Oğuz eline haber varır,

Kanlı Koca oğlu Kan Turalı ne yapmış  derler,

Kara boğa geldiğinde kıpırdatmamış,

Kükremiş aslan geldiğinde belini bükmüş,

Kara erkek deve geldiğinde niye gecikmiş derler,

Büyük küçük kalmaz söz ederler,

Yaşlı kadın erkek dedikodu ederler,

Ak sakallı baban dertli olur,

İhtiyarcık olmuş anan kanlı yaş döker,

Hanım kalkarak yerinden doğrulmazsan,

Altı cellat ensende yalın kılıç tutar,

Hemencecik  güzel başını keser,

Aşağıdan yukarı bakmaz mısın?

Karşına alaca kaz geldi şahinini atmaz mısın?

Sarı elbiseli Selcen Hatun işaret eder görmez misin?

Seni deve burnundan perişan olur dediler bilmez misin?

Sarı elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar,

Kime baksa aşkıyla  onu yaka,r

Sarı elbiseli kız aşkına bir hu!

&nbsp;

dediler.

<b>Kan Turalı ayağa kalktı:</b> “Bre ben bu devenin burnuna yapışınca o kız sözü ie yapıştı derler, yarın Oğuz eline haber varır, deve elinde kalmıştı, kız kurtardı derler. Bre kolca kopuzumu çalın övün beni, yaradan Yüce Allah'a sığındım, bir erkek deveden döneyim mi, inşallah bunun da başını keseyim.” Dedi.
--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
