<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karakter | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/karakter/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2018 12:41:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Zeka, Kişilik, Sosyal Etki</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-kisilik-sosyal-etki/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-kisilik-sosyal-etki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jun 2013 07:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Zeka ve Kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinçaltı Etkenler]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik Kuramları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikodinamik Kuram]]></category>
		<category><![CDATA[Zekâ Testleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=38491</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeka ve Kişilik Zekâ Yeni durumlara uymayı ya da karşılaşılan problemleri çözmeyi mümkün kılan çeşitli yeteneklerin oluşturduğu bir düzeydir. Daha geniş bir ifadeyle &#8220;problem çözme gücü&#8221; olarak tanımlanabilir. Zekâda Kalıtım ve Çevrenin Etkisi Zekâ üzerinde hem kalıtımın hem de çevrenin rolü vardır. Fizyolojik olarak bir sorunu bulunmadığı halde kötü çevre koşullarından dolayı zekâ seviyesini geliştirememiş bireyler görüldüğü gibi, bunun tam tersi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-kisilik-sosyal-etki/">Zeka, Kişilik, Sosyal Etki</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Zeka ve Kişilik</h2>
<h3>Zekâ</h3>
<p>Yeni durumlara uymayı ya da karşılaşılan problemleri çözmeyi mümkün kılan çeşitli yeteneklerin oluşturduğu bir düzeydir. Daha geniş bir ifadeyle &#8220;problem çözme gücü&#8221; olarak tanımlanabilir.</p>
<h4>Zekâda Kalıtım ve Çevrenin Etkisi</h4>
<p>Zekâ üzerinde hem kalıtımın hem de çevrenin rolü vardır. Fizyolojik olarak bir sorunu bulunmadığı halde kötü çevre koşullarından dolayı zekâ seviyesini geliştirememiş bireyler görüldüğü gibi, bunun tam tersi durumlar da görülmüştür. Zekânın salt kalıtımın ya da salt sosyal çevrenin ürünü olduğunu belirten yaklaşımlar olsa da, günümüzde en yaygın kabul zekâ üzerinde %75 kalıtımın, %21 çevrenin ve %4 rastlantının etkisinin bulunduğudur. <strong>Zekâ, iki şekilde sınıflandırılmıştır:</strong><br />
<strong>a. Niteliksel Sınıflama</strong><br />
<strong>I- Soyut Zekâ</strong>: Simgeleri kullanma gücü, (sözcük, formül, şemaların kullanımı) bu alanlardaki başarıyı karşımıza çıkarır. Özellikle edebiyatçılarda, bilim ve devlet adamlarında filozoflardan aranan niteliklerdir.<br />
<strong>II- Somut Zekâ:</strong> Makina ve parçaları arasındaki ilişkiyi kurabilme, mühendisler ve tamircilerde aranan niteliklerdir.<br />
<strong>III- Sosyal Zekâ:</strong> Toplumsal ilişki kurabilme gücünün göstergesidir. Politikacılarda, öğretmen ve din adamlarında aranan niteliklerdir.<br />
<strong>b. Niceliksel Sınıflama</strong><br />
Karşılaştırma yapabilmek için yapılan testlerle kişiler arasındaki zekâ farklılıkları bulunur. Zekâ testlerindeki başarı derecesi &#8220;Zekâ bölümü&#8221; olarak gösterilir. Zekâ bölümlerinin dağılımı;<br />
<strong>24 ve altı</strong>: Sürekli bakıma muhtaç geriZekâlı (idiot)<br />
<strong>25 &#8211; 49 :</strong> Eğitebilir geri Zekâlı (embesil)<br />
<strong>50 &#8211; 69 :</strong> Öğretilebilir geri Zekâlı (moron)<br />
<strong>70 &#8211; 84</strong> : Ağır öğrenenler (donuk Zekâ)<br />
<strong>85 &#8211; 109:</strong> Normal<br />
<strong>110 &#8211; 119:</strong> Parlak Zekâ<br />
<strong>120 &#8211; 129:</strong> Üstün Zekâlı<br />
<strong>130 ve sonrası:</strong> Dâhi</p>
<h3>Zekâ Testleri</h3>
<h4>1. Stanford — Binet Zekâ Ölçeği</h4>
<p>ilk zekâ testi 1904 yılında Alfred Binet tarafından geliştirilmiştir. 30 sorudan oluşan ölçekteki maddeler yaklaşık olarak aynı güçlükteki soruları içermektedir. Bu test değişen<br />
kültür ve toplum yapıları dikkate alınarak pek çok kez gözden geçirilmiştir.</p>
<h4>2. Wechsler Yetişkin Zekâ Ölçeği</h4>
<p>Bu ölçek, Stanford &#8211; Binet&#8217;de olduğu gibi yaş düzeylerine göre ayrılarak değil, her biri gittikçe zorlaşan alt testlerden oluşmuştur. ilk olarak 1939&#8217;da geliştirilen bu test, kişilerin hem sözel hem de performans yeteneklerini ölçtüğü için önem taşır.</p>
<h3>Zekâ Testlerinin Değerlendirilmesi</h3>
<p><strong>1.Testler;</strong> birer ölçme ve değerlendirme aracıdır. Ayrıca karşılaştırma yapma fırsatı da sağlar. Bu nedenle testlerin iyi ölçüm yapabilecek özellikte olması gerekir. Bir testte dört temel özellik bulunmalıdır. <strong>Güvenilirlik:</strong> Bir testin güvenilirliği, ölçtüğü şey ile olan tutarlılığıdır. Zekâ testinin, yinelenen ölçmelerde yine aynı sonucu vermesi gerekir. Bir zekâ testi aynı kişiye birkaç defa uygulandığında testten aynı sonuçlar alınmalıdır. iyi bir zekâ testi, %90-95 civarında korelasyon katsayısı vermelidir.<br />
<strong>Geçerlilik:</strong> Tek başına yüksek güvenilirlik, testin iyi ölçme yaptığını göstermez. Aynı zamanda zekâ testinin, yalnızca istenilen özellikleri ölçmesi gerekmektedir. Mesela soyut düşünme yeteneğini ölçen bir testin soruları sadece soyut düşünmeye yönelik olmalıdır. Geçerli bir zekâ testi için; % 50-60 arası bir korelasyon katsayısı yeterlidir. <strong>Normlar:</strong> Norm, çok sayıda kişiden elde edilen ortalamadır. Normlar; bir kişinin puanlarını benzer kişilerin puanları ile karşılaştırmaya yarar. Normlar oluşturulurken; normları belirlenecek olan test, daha sonra testin uygulanacağı benzer özellikleri taşıyan çok sayıda bireye uygulanır. Sonuçlar; normal altı, normal, normal üstü diye gruplanır. Böylece test standart hale getirilir. Daha sonra<br />
ölçüm yapılacak tek tek bireylere ya da gruplara uygulanır. iyi bir zekâ testinde standartlaşma çok fazla sayıda birey ile yapılırsa bu test, normlar açısından elverişli demektir.<br />
Standardizasyon: Özellikle bireysel testler için büyük önem taşır. Testlerde elde edilen sonuçların kişinin, içinde bulunduğu gurubun diğer bireyleri ile kıyaslanarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Testler yalnızca mesleki yeterliliğe sahip kişilerce; belli bir düzen ve sürede yönerge koşulları hiç değiştirilmeden aynı biçimde, herkese eşit koşullarla uygulanmalıdır. Bu noktada, değişik kültürel koşullar için, değişik testler zorunludur.<br />
<strong>2. Kişilik</strong><br />
Bireyin diğer bireylerden farklılık göterdiği davranış özelliklerinin tümüdür. Huy ve karakterin dinamik bir bütünlüğüdür.<br />
<strong>a. Huy (Mizaç) ve Karakter</strong><br />
Huy: Doğuştan gelen, değiştirilemeyen ve kişinin kendine has özellikleridir. Kişide iç ve dış uyaranların neden olduğu duygu düzeninin, onu diğerlerinden ayıracak ölçüde yerleşik duruma gelmesi. Kimi insan neşeli ve hareketlidir, kimisi durgun ve içine kapanıktır.<br />
<strong>Karakter:</strong> Bir insanın kendine özgü inançlarla düşünüş ve davranışlarıdır. Düşünce ve davranışlar arasındaki uygunluk karakterin belirlenmesini sağlar. Toplumun kültür değerlerine göre doğru ya da yanlış davranışların kişi tarafından sürekli yapılması. Örneğin, kimi insan için dalkavuk, kimisi için dürüst olduğunu belirtmek karakter özellikleridir.<br />
<strong>b. Kişiliği Oluşturan Etkenler</strong><br />
Kişilik, birbirlerini tamamlayan biçimde işlev gören farklı etkenlerin oluşturduğu bir bütündür. Bunlar fizyolojik ve kimyasal etkenler olduğu gibi, bağlı olunan kültürün etkisi<br />
de kişiliği belirler.<br />
<strong>a) Kalıtım</strong>: Kalıtım (soyaçekim) bir canlı türünün kendi özelliklerini gelecek nesillere taşımasıdır. Kalıtım bedensel nitelikleri ve temel eğilimleri belirler.<br />
<strong>b) İç Salgı Bezleri: i</strong>ç salgı bezleri, salgılarını doğrudan doğruya kana boşaltan kanalsız bezlerdir. Bu boşaltılan maddelere hormon adı verilir. Düzensiz hormon salgılanması kişiliği ve bedensel yapıyı etkiler.<br />
<strong>c) Bilinçaltı Etkenler</strong>: Bireyin bilinçaltına ittiği duyguları kişiliğin oluşumunu etkiler. Bir kişinin, bilinçaltındaki suçluluk duygusunun etkisiyle sürekli temizlik yapması buna örnek olarak verilir.<br />
<strong>d) Sosyal ve Kültürel Etkenler:</strong> Sosyalleşme, kültürle tanışma, öğrenmeyle elde edilir. Toplumdaki davranış özelliklerini benimseme kişiliğin oluşumunu etkiler. Örneğin, çocuğun ilk sosyal çevresi ailesidir. Bunu zaman içinde okul, arkadaş ve meslek çevreleri izler. Sosyal çevreye uyumla birlikte kültürü benimseme karşımıza çıkar.<br />
<strong>c. Kişilik Kuramları</strong><br />
Kişiliğin oluşması ve davranışların farklılığı psikologların ilgisini çekmiş, kişiliği etkileyen doğal toplumsal binlerce etken çeşitli kişilik kuramlarının ortaya atılmasını sağlamıştır.<br />
<strong>I. Psikodinamik Kuram</strong></p>
<p><a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Sigmund-Freud-1.png"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38494" alt="Sigmund Freud  1" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Sigmund-Freud-1-230x300.png" width="230" height="300" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Sigmund-Freud-1-230x300.png 230w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/Sigmund-Freud-1.png 307w" sizes="(max-width: 230px) 100vw, 230px" /></a></p>
<p>Bu görüş Freud ile başlamıştır. Freud canlının yaşama içgüdüleri arasında en çok özünde cinsellik olan içgüdüye önem vermiş ve bu güce &#8220;libido&#8221; demiştir. Freud&#8217;a göre kişilik üç yapıdan oluşur: Tutkuları, istekleri belirleyen benlik &#8220;id&#8221;, isteklerle çevre arasındaki ilişkiyi belirleyen &#8220;ego&#8221;, düşünme, denetleme ve vicdanın temsili &#8220;süperego&#8221;da gerçekleşir. Üç yapının işlemesini sağlayan enerji ise libidodur.<br />
<strong>II. Temel Eğilim Kuramı (Beden yapısına göre sınıflama)</strong><br />
Bireylerin bedensel yapılarına göre kişilik tipleri belirlenmeye çalışılmıştır. Günümüzde beden yapısına göre yapılan kişilik sınıflaması önemini ve geçerliliğini yitirmiştir. Psikanalist <strong>Kretschmer&#8217;e göre beden yapılarına göre yapılan sınıflama dört bölümde incelenir:</strong><br />
<strong>Astenikler:</strong> İnce, uzun, sıska bir beden yapısına sahiptirler. İçe dönük, duygulu ve çekingendirler.<br />
<strong>Piknik Tipler:</strong> Orta boylu, yuvarlak beden yapısına sahiptirler. Neşeli ve dışa dönüktürler. Manidepresife yakalanırlar.<br />
<strong>Atletikler:</strong> Kas ve kemikler gelişmiş, omuz geniş, bel ve kalça dar, karın gergin, dik duruş ile; özgüven, tutarlılık, mantıklılık özelliklerine sahiptirler.<br />
<strong>III. Öğrenme Kuramı</strong><br />
Davranışların pekiştirilmesiyle gerçekleşen öğrenme süreciyle süreciyle kişiliğin oluşumu açıklanır. Skinner; kişiliğin oluşumunun klasik ve edimsel koşullanma yoluyla, Alber Bandura; gözleme yoluyla öğrenme olduğunu söylemişlerdir. Örneğin, bir kız çocuğunun, annesi gibi konuşmaya ve davranmaya çalışması, annesini gözlemesi ve taklit etmesi yoluyla olur.<br />
<strong>IV. Varoluşçu Kuram</strong><br />
Bu kurama göre, evrende kendi varlığını yaratan tek canlı insandır. Kişi kendisini nasıl yapar, değerlendirirse öyle olur. Bu yüzden insan hem özgür hem de sorumludur. Varoluşçu kuram, insanın kendi yaşamını seçmesini, kendi yolunu çizmesini savunur.<br />
<strong>V. Hümanist Kuram</strong><br />
Bu kurama göre insan temelde iyidir. İnsan, özüne uygun, gelişimini sağlayabileceği bir sosyal çevrede yaşarsa sağlıklı dengeli bir kişilik yapısına sahip olacağını savunur. Her insan farklıdır, tektir. Bu yüzden £ saygı ve sevgiye layıktır. Hem varoluşçu hem de hümanist kuram insanın en iyi dışardan bakarak değil, içten anlaşılabileceğini savunur.<br />
<strong>Kişiliğin Ölçülmesi</strong><br />
<strong>a. Kişilik Testleri</strong><br />
<strong>a) Vak&#8217;a İncelemesi</strong><br />
Kişilerdeki uyum sorunlarının çözümünde kişinin yakın çaresiyle görüşülmesi ve bu görüşmelerden bir kısa yaşam öyküsü oluşturulması esasına dayalıdır.<br />
<strong>b) Mülakat (Görüşme)</strong><br />
Kişiliği değerlendirilecek kişi ile birebir ilişki kurma esasına dayalıdır. Soruların iyi seçilmiş olması gerekir.<br />
<strong>c) Derecelendirme Testleri</strong><br />
Davranış özelliklerinin derecelendirilmesi esasına dayanır. Az &#8211; Çok; Doğru &#8211; Yanlış gibi derecelendirmeler vardır.<br />
<strong>b. Kişi Anketleri</strong><br />
<strong>Projektif (Yansıtma) Testleri</strong><br />
Bu testlerin en önemli özelliği yanıtların sınırlandırılmamış olmasıdır. Bu anketlerde genellikle yarım bırakılmış ya da tam belirgin olamayan resimler, cümleler bulunur,<br />
kişden bunları tamamlaması istenir. Kişi bu sayede iç dünyasını yansıtmış olur.<br />
<strong>a. Rorschach (Roşan) Testi</strong><br />
Kağıda damlatılmış siyah ya da renkli mürekkeplerin yorumlanması esasına dayalıdır. Kişi bu lekeleri yorumlarken iç dünyasını da açığa vurmuş olur.<br />
<a href="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/yarim-resm.png"><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-38496" alt="yarim resm" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/yarim-resm-300x227.png" width="300" height="227" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/yarim-resm-300x227.png 300w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/06/yarim-resm.png 444w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p><strong>b. Tematik Algı Testleri (T.A.T)</strong><br />
Belli sayıda resmin yorumlanması esasına dayalıdır. Bu resimler genellikle yarım bırakılmışlardır ve kişiden bunları tamamlaması ya da bunlara uygun hikayeler oluşturması istenir.<br />
<strong>3. Sosyal Etki</strong><br />
insanların davranışları sürekli olarak sosyal çevreden gelen birtakım etkilerin yönlendirmesine tabidir. Bu etkiye sosyal etki denir. Bu etkinin sonucunda kişilerin davranışları farklı yönlerde seyredebilir.<br />
<strong>Uyma Davranışı</strong><br />
Kişinin davranışlarının, toplumun ya da grubun beklenti, değer ve normlarına uygun bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Burada bir benimseme ya da itaat etme olgusu vardır.<br />
Bu konuda milgram&#8217;ın itaat deneyi büyük önem taşır ve sosyal etkinin davranışlar üzerinde ne denli büyük bir rol oynadığını vurgular.</p>
<ul>
<li>Uyma davranışını etkileyen unsurlar şunlardır.</li>
<li> Grubun büyüklüğü</li>
<li> Grubun sözbirliği yapması</li>
<li> Grup içindeki dayanışma</li>
<li> Bireyler arası yakınlık</li>
<li> Bireyin kendine az güven duyması</li>
<li> Grupta saygın kişilerin ya da otoritelerin var olması</li>
<li> Bireysel amaçların grupta gerçekleşmesi</li>
</ul>
<p><strong> Uyma Biçimleri</strong><br />
İtaat: Uyma davranışının ikna olmadan, gönülsüzce ortaya çıkmasıdır.<br />
<strong>İkna Olma</strong>: Burada mesaj, verenin, alanın ve mesaj içeriğinin özellikleri belirleyicidir. Mesajı veren uzmansa, “ mesaj ayrıntılıysa, mesajı alan konuyla ilgiliyse ikna iri olma olasılığı artar.<br />
Benimseme: Kişinin grup normlarını içselleştirmesi durumudur.</p>
<h3>Liderlik ve Çeşitleri</h3>
<p>Lider, kararlarıyla diğer bireyleri etkileyen ve yönlendiren kişilerdir.<br />
<strong>Otokratik Lider</strong><br />
Gruba her yönüyle egemen olmak isteyen, hiyerarşik bir yapıda varolan, mutlak itaat talepeden bu yüzden eleştirilere kapalı olan liderdir.<br />
<strong>Demokratik Lider</strong><br />
Ast &#8211; üst ilişkilerine önem vermeyen, eleştiriye açık, gücünü grubun ortak iradesinden alan liderdir.<br />
<strong>Tutumlar</strong><br />
Tutum, bireyin olay ya da nesnelere olumlu ya da olumsuz tepkilerde bulunma eğilimidir.<br />
<strong>Özellikleri</strong></p>
<ul>
<li> Tutumlar zamanla değişir.</li>
<li> Tutumlar davranışa dönüşmeyebilir.</li>
<li> Tutumlar bireyin diğer tutumlarıyla ilişkilidir.</li>
<li> Tutumlar toplumsal değişimi hızlanırabilir.</li>
<li> Toplumsal değişimler tutumları değiştirebilir.</li>
</ul>
<p><strong> ÖRNEK</strong>: Bir psikolog, sağlıklı bebekler arasından rastgele biri seçilerek kendisine verilecek olsa, bu bebeğin ırkı, soyu, yatkınlıkları ve eğilimi ne olursa olsun, onu istenirse bir<br />
doktor, bir tüccar, bir hırsız veya bir dilenci olarak yetiştirebileceğini savunmaktadır.<br />
Bu psikolog, çocuk gelişiminde aşağıdakilerden hangisinin önemini vurgulamaktadır?<br />
A) Eğitimin B) Zekânın C) Kalıtımın D) ihtiyaçların E) Kişiliğin<br />
<strong>(1991 &#8211; ÖSS)</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM</strong>: Kalıtım özellikleri ne olursa olsun, bir bebeğin istenirse doktor, tüccar ya da dilenci olarak yetiştirebileceğini iddiası, çevre faktörü temele alınarak oluşturulmuştur. Bu da<br />
eğitim ile ilgilidir.<br />
<strong>Yanıt A</strong><br />
ÖRNEK: Aşağıdaki davrarnşlarm hangisinde zekânın rolü en azdır?<br />
A) Toplumla barış içinde olma<br />
B) Yeni durumlara uyum sağlama<br />
C) Geçmiş tecrübelerden yararlanma<br />
D) Şiddetli uyarıcılar karşısında irkilme<br />
E) Davranışların sonucunu tahmin etme<br />
<strong>(1985 &#8211; ÖSS)</strong><br />
İrkilme, beyin tarafından yönlendirilen bir davranış değildir. Dolayısıyla zekâ ile ilgisi yoktur.<br />
<strong>Yanıt D</strong><br />
<strong>ÖRNEK:</strong> Bir araştırmada, farklı ailelerin yanında yetişen tek yumurta ikizlerinin zekâ düzeylerindeki benzerliğin, aynı ailede yetişen çift yumurta ikizlerine göre daha fazla olduğu<br />
bulunmuştur. Bu bulguya dayanarak, zekâ üzerinde aşağıdakilerden hangisinin güçlü bir etkiye sahip olduğu savunulabilir?<br />
A) ilgilerin B) Eğitimin C) Kalıtımın D) Deneyimlerin E) Beslenmenin<br />
<strong>(1994 &#8211; ÖYS)</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM:</strong> Parçada ifade edilen durum, zekânın, daha çok kalıtım tarafından belirlendiğini göstermektedir.<br />
<strong>Yanıt C</strong><br />
<strong>ÖRNEK:</strong> Okullarda öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin belirlenmesinde zekâ testlerinden yararlanılmaktadır. Bu uygulamanın dayandığı görüş aşağıdakilerden hangisidir?<br />
A) Zekâ gelişiminin hızı yaşa göre değişir.<br />
B) Zekâ gelişimi ile çevre koşulları arasında ilişki vardır.<br />
C) Öğrenme düzeyi ile zekâ arasında ilişki vardır.<br />
D) Öğrenme hızı ve miktarı geçmiş yaşantılara bağlıdır.<br />
E) Zekâ, kalıtımdan etkilenir.<br />
<strong>(1990 &#8211; ÖSS)</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM:</strong> Parçadaki örnek Zekâ ile öğrenme yeteneği arasında ilişki bulunduğu varsayımına dayanmaktadır.<br />
<strong>Yanıt C</strong><br />
<strong>ÖRNEK:</strong>Genetik kopyalama yoluyla, kopyalanan insanın sadece fiziksel yönden bir benzeri üretilebilir. Birbirinin kopyası olan bireylerin aynı kişiliğe ve tutumlara sahip olması düşünülemez. Çünkü çeşitli yaşlarda, her iki cinsten tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan çalışmalar, ikiz bireyler arasında kişilik, tutumlar, ilgi ve eğilimler bakımından<br />
önemli farklar olduğunu göstemiştir. Bu parçada, insan davranışlarında aşağıdakilerden hangisinin etkisi vurgulanmaktadır?<br />
A) Kalıtımın B) Cinsiyetin C) Yaşın D) Zekânın E) Çevrenin<br />
<strong>1997 ÖYS</strong><br />
<strong>ÇÖZÜM:</strong> Örneğe göre, kalıtıma dayalı benzerlik mevcuttur. Bu benzerliğin yanında kişilik, tutumlar gibi psişik özellikler açısından farklılık vardır. Bu farklılığı ortaya koyan da<br />
çevredir.<br />
<strong>Yanıt E</strong><br />
<strong>ÖRNEK:</strong>Aşağıdaki kişilik tanımlarından hangisi &#8220;psikodinamik yaklaşım&#8221;a uygundur?<br />
A) Kişilik, bir insanın kendine özgü, gözlenebilen davranış ve alışkanlıklarının tümüdür.<br />
B) Kişilik, diğer tüm sosyal davranışlar gibi, öğrenilmiş davranışlardan oluşan bir bütündür.<br />
C) Kişilik, bireyin yakın çevresindeki kişilerin davranışlarını taklit ederek kazandığı özelliklerdir.<br />
D) Kişilik, id, ego ve süperego arasındaki etkileşimlerle ortaya çıkan bir süreçtir.<br />
E) Kişilik bireyin beden yapısına göre belirlenen davranış özellikleridir.<br />
<strong>ÇÖZÜM:</strong> Psikodinamik yaklaşıma göre kişilik, id, ego ve süperegodan oluşur.<br />
<strong>Yanıt D</strong></p>
<p>[felsefe_ygs_lys]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-kisilik-sosyal-etki/">Zeka, Kişilik, Sosyal Etki</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-kisilik-sosyal-etki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Karakter Sorunu</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorunu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorunu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2008 19:36:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Ag Kümeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alfabe]]></category>
		<category><![CDATA[Alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bilisim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişim Gelişmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişimsel Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[Ek Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Harf]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Sitelerinde Türkçe Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçınma]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Teknolojik Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Harf Kullanma Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Turkce Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Karakter Kullanmama]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Karakter Kullanmama Alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Karakter Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Karakterler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Karakterlerden Kaçınma]]></category>
		<category><![CDATA[Yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorunu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Karakter Sorunu Teknoloji dünyasındaki hızlı gelişmeler, dünyadaki bütün uluslara seslenebilmek için farklı dilleri kapsayacak biçimde ilerletilmeye çalışılsa da, diller için &#8220;karakter&#8221; sorunları tam olarak atlatılmış değil. Dünyanın her yerinde bulunan, yaygın teknolojik aletleri kullanan bireyler, o aletlerin kendilerince -kendi dillerince- kullanılabilmesini istiyorlar. Bir Çinli, her şeyin Çince; bir Türk de her şeyin Türkçe olmasını [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorunu/">Türkçe Karakter Sorunu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 20pt" color="#ff6699" face="Maiandra GD">Türkçe Karakter  Sorunu</font></strong></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2095/2434007831_bbdabaaeff_o.gif" align="right" height="92" width="209" /><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/msn-messenger/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Teknoloji</font></a>  dünyasındaki hızlı gelişmeler, dünyadaki bütün uluslara seslenebilmek için  farklı dilleri kapsayacak biçimde ilerletilmeye çalışılsa da, diller için &#8220;<strong>karakter</strong>&#8221;  sorunları tam olarak atlatılmış değil. Dünyanın her yerinde bulunan, yaygın  teknolojik aletleri kullanan bireyler, o aletlerin kendilerince <em>-kendi  dillerince-</em> kullanılabilmesini istiyorlar. Bir Çinli, her şeyin Çince; bir <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a> de her şeyin <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> olmasını istiyor. Kuşkusuz doğal olan bu  tutum için, araç gereçlerin bütün uluslara seslenebilmesini sağlamak, belli  boyutta büyük sıkıntılar oluşturuyor. Fakat gelişen teknoloji sayesinde, bir  saate bile onlarca dil eklenebiliyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünya dilleri içerisinde,  çok konuşulan ve önemsenen dillerden biri olan <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> de, hâliyle birçok teknolojik alete <em> -genellikle-</em> bir &#8220;<strong>ek dil</strong>&#8221; olarak ekleniyor. Bu durumu, emperyalist  politikalarına alet edip, kutlu dilimizi hiç sayan ve en küçük dilleri bile o  cihazlara eklerken <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçemizi</font></a> görmezden gelenler olsa da, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk Dili</font></a>nin önemini bilen birçok üretici,  ürettiği şeylerin dilimizle de kullanılabilmesini sağlıyor. Bilişim  gelişmelerinin Abd ve Japonya gibi belli yerlerde odaklanması nedeniyle, diller  bütün ürünlerde düşünülemiyor. Bazen üretilenler, sadece üretildiği ülkenin  diline uygun olarak sunuluyor. Bunların başka ülkelerde kullanılması da, o dili  bilmeyenleri zor duruma düşürüyor. Her ne kadar bu sorunlar kişileri zor duruma  düşürse de, şimdilerde birçok teknolojik ürünün en küçük dilleri bile  destekleyecek biçimde üretilmesi, zorlukları ortadan kaldırıyor.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Teknoloji/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Teknoloji</font></a>k aletlerde <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> karakter kullanamamanın haricinde bir de  &#8220;<strong>kullanmak istememe</strong>&#8221; durumu var. Bazen öyle uygulamaları kullanıyoruz ki,  &#8220;<strong>ı, ş, ğ</strong>&#8221; gibi <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakterleri</font></a> desteklemiyor ve biz onları  zorunlu olarak &#8220;<strong>i, s, g</strong>&#8221; gibi karakterlere dönüştürerek kullanmaya  çalışıyoruz. &#8220;<strong>Carsiya gidebilmek icin, hepimiz arabaya sigmaya calistik.</strong>&#8221;  gibi berbat bir yazımla işimizi görmeye çalışıyoruz. Fakat bunu &#8220;<strong>zorunlu</strong>&#8221;  olarak yapıyor, <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe karakterleri</font></a> kullanabileceğimiz  uygulamalarda dilimizi özenle kullanmaya çalışıyoruz. Fakat bazıları, sanki  dilimizi böyle yıpratmaktan hoşlanırlar gibi Türkçe karakterleri kullanmaktan  her ortamda kaçınıyorlar. <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/msn-messenger/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Msn</font></a>&#8216;de Türkçe karakter kullanmak sorun  oluşturmuyorken, çok az insan &#8220;<strong>ğ</strong>&#8221; harfini kullanarak ileti oluşturuyor.  Veya çeşitli ağ kümelerinde  <font color="#000000">Türkçe</font> karakter kullanmak sorun çıkarmıyorken,  birçok kişi soyunu &#8220;<strong>Turk</strong>&#8220;, dilini de &#8220;<strong>Turkce</strong>&#8221; yapacak kadar  kopuyor öz değerlerinden.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toplumumuzda <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkce-Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe karakter</font></a> kullanmak istememe  alışkanlığının nedenini, sadece yerleşik düşüncelerde aramak yanlış olur.  Yukarıda da değindiğim üzere, özellikle bazı sohbet kanallarında Türkçe  karakterlerin bozuk çıkması, yabancıların geliştirdikleri uygulamaların <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkce-Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe karakter</font></a> kabul etmemesi, her gün dilden  dile dolaşan e-posta adreslerinde ve ağ kümelerinin (web sitelerinin)  adreslerinde <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakterlerin</font></a> kullanılamaması&#8230; gibi çeşitli  nedenlerle, insanlarımızda Türkçe karaktere karşı bir soğukluk başlıyor ve  dilimiz çok yara alıyor. Akşama kadar sohbet (chat) sitelerinde dolaşan gençler <em>-ve hatta yetişkinler-</em>, akademik çalışmalar için yazdıkları makalelerde  bile yüzlerce yerde Türkçe karakter kullanmıyorlar. Bu da, &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yha-da-ne-demekmis/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Yha  da Ne Demekmiş?</font></a></strong>&#8221; adlı yazımda da belirttiğim üzere, sevimli  duruşlar sergileyebilmek düşüyle dilimizi resmen yerden yere vuran insanların  artmasına neden oluyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Cep telefonlarından  gönderilen kısa mesajlarda  <font color="#000000">Türkçe</font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakter</font></a> kullanılamaması da ayrı bir sorun.  Özellikle yeni model cep telefonlarındaki mesajlarda bir <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakter</font></a>, yüz tane normal karakter kadar yer  tutabiliyor. Bunun dışında bazı hatlar (operatörler), içerisinde  <font color="#000000">Türkçe</font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakter</font></a> bulunan mesajlar için fazla  ücretlendirme yapıyor. Bu nedenle, kimse kontörü çok gitmesin diye mesajlarında  <font color="#000000">Türkçe</font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakter</font></a> kullanmıyor. Bazı kişiler &#8220;<strong>msjlrını  bu sklde</strong>&#8221; yazarak ünlü harfleri &#8220;<strong>yutuyor</strong>&#8220;. Gerçi içinde olduğumuz  hafta içinde çeşitli kurumların desteği ile mesajlardaki  <font color="#000000">Türkçe</font> karakter sorununun kaldırılacağı  söylenmişti. Avea, bu konudaki ilk adımı attı ve artık  <font color="#000000">Türkçe</font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakter</font></a> içeren kısa mesajların farklı  ücretlendirilmeye tabi tutulmayacağını açıkladı. Fakat son model cep  telefonlarında, hangi hattı takarsanız takın, &#8220;<strong>ı, ş, ğ</strong>&#8221; harflerinden  birini kullandığınızda 50 ile 100 arasında karakterin birden düştüğünü  görürsünüz. Bu da demek oluyor ki, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakter</font></a> problemini tam anlamıyla çözebilmek  için telefonlardaki yazılımların da düzenlenmesi gerekiyor. Hükümet, bu konuyla  ilgili bir çalışma başlatmış ve bundan sonra Türkiye&#8217;ye girişi olacak cep  telefonlarının Türkçe karakterlere uyumlu olmasına dikkat edeceklerini  açıklamış. Ffakat şu anda Türkiye&#8217;de bulunan yaklaşık 90 milyon cep  telefonundaki <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakter</font></a> sorununun düzeltilebileceğini  sanmıyorum.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Umarım bundan sonra  üretilecek teknolojik alet ve yazılımların hepsi, <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçeyi</font></a> destekleyecek biçimde üretilir ve  toplumumuz bilerek veya bilmeyerek dilimize vermiş olduğu zararı sonlandırır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">Dipçe:</font></strong><font size="2">  En azından bu yazıyı okuyanların <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karakter/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">karakterlerin</font></a> desteklendiği yazışma  ortamlarında, doğru bir yazım ile yazışması bile bir başarıdır. Bunun için başta  &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Bilgicik.Com</font></a></strong>&#8221;  olmak üzere, bütün Türkçe içerikli ağ kümelerinde karakterlerin kullanımına özen  göstermenizi dilerim. (:</font></font></p>
<p align="justify"><em><strong><font face="Maiandra GD" size="2"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Orkun-Kutlu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Yavuz Tanyeri</font></a></font></strong></em></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorunu/">Türkçe Karakter Sorunu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>’Türkçe karakter sorununu 2008’e kadar çözmek zorundayız’</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorununu-2008e-kadar-cozmek-zorundayiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorununu-2008e-kadar-cozmek-zorundayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 18:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[2008]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turkce Karakter]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorununu-2008e-kadar-cozmek-zorundayiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>’Türkçe karakter sorununu 2008’e kadar çözmek zorundayız’ (09.07.2007) ANKARA &#8211; Turkcell‚ Vodafone ve Avea’nın‚ abonelerin Türkçe karakter kullandıkları için çektikleri her kısa mesajda {SMS}‚ iki kat ücret ödemisinin önüne geçilmesi bekleniyor.Bu konuda Telekomünikasyon Kurumu’nun sonuç almak için operatörlerle görüşmeye devam ediyor. Türkiye’de 60 milyona yakın cep telefonu abonesi‚ Türkçe beş karakterin {ç‚ ğ‚ İ‚ ı‚ [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorununu-2008e-kadar-cozmek-zorundayiz/">’Türkçe karakter sorununu 2008’e kadar çözmek zorundayız’</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5 align="center"> <font style="font-size: 16pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">’Türkçe  karakter sorununu 2008’e kadar çözmek zorundayız’<br />
</font><font style="font-size: 12pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (09.07.2007)</font></h5>
<p align="center"> <img loading="lazy" decoding="async" src="http://img.sabah.com.tr/im/2007/07/06/5B67EB238526874B8DB0D3A1r.jpg" height="142" width="131" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">ANKARA &#8211; Turkcell‚ Vodafone  ve Avea’nın‚ abonelerin Türkçe karakter kullandıkları için çektikleri her kısa  mesajda {SMS}‚ iki kat ücret ödemisinin önüne geçilmesi bekleniyor.Bu konuda  Telekomünikasyon Kurumu’nun sonuç almak için operatörlerle görüşmeye devam  ediyor. Türkiye’de 60 milyona yakın cep telefonu abonesi‚ Türkçe beş karakterin  {ç‚ ğ‚ İ‚ ı‚ ş} GSM alfabesinde yer almaması nedeniyle yıllardır çektikleri her  kısa mesaj için fazla para ödemek zorunda kalıyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Telekomünikasyon Kurumu öncülüğünde Turkcell‚ Vodafone ve Avea‚ bu sorunun  çözülmesi için bir dizi toplantı yaptı. Ancak‚ bu toplantılarda bir türlü  istenen sonuç alınamadı. Söz konusu 3 operatör de sorunun aşılması için  milyonlarca dolarlık yatırım yapılması gerektiğine dikkat çekerek‚ bu aşamada  oluşacak maliyeti üstlenmekten kaçınıyor. Operatörlerin isteksizliği  Telekomünikasyon Kurumu’nun da elini kolunu bağlıyor. Operatörlere yaptırım  uygulayarak sonuç alamayacağını düşünen Kurum‚ görüşmeler yoluyla mesafe almaya  çalışıyor. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<strong>2008’E KALMAMALI<br />
</strong>Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer‚ SABAH’a yaptığı açıklamada‚  operatörler ve ilgili taraflarla bugün {cuma} İstanbul’da yeni bir toplantı daha  yapacaklarını belirtti. GSM operatörlerinin bu alanda yatırım yapması  gerektiğine işaret eden Acarer‚ yatırımın mali boyutuna ilişkin soruyu‚ “Biz‚  Türkçe karakterler konusunda bir çalışma yaptık. Ancak‚ bu çalışmamızda  yapılacak yatırımın maliyetini hesaplamadık” şeklinde yanıtladı. Operatörlerle  görüşmeyi sürdürecekleri mesajını veren Acarer‚ sorunun 2008 yılına kalmadan  çözülmesi gerektiğini söyledi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">{Sabah: Olcay Aydilek} </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000"><strong> Kaynak:</strong></font> <span style="font-weight: 700">  <font color="#000000">Sabah</font></span></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/haberler/turkce-haberleri/">»<span lang="tr">  Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorununu-2008e-kadar-cozmek-zorundayiz/">’Türkçe karakter sorununu 2008’e kadar çözmek zorundayız’</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-karakter-sorununu-2008e-kadar-cozmek-zorundayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cep yakan noktalı harflere çözüm arayışı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/cep-yakan-noktali-harflere-cozum-arayisi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/cep-yakan-noktali-harflere-cozum-arayisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 13:32:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[Cozum]]></category>
		<category><![CDATA[Harf]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Kisa Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[Nokta]]></category>
		<category><![CDATA[SMS]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/cep-yakan-noktali-harflere-cozum-arayisi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cep yakan noktalı harflere çözüm arayışı (24.06.2007) Turkcell‚ Vodafone ve Avea’nın gündemine‚ 3G ve numara taşınabilirliğinden sonra şimdi de Türkçe karakterli harfler {ç‚ ğ‚ i‚ ı‚ ş} girdi. GSM sektörü faturayı ikiye katlayan Türkçe karakterli kısa mesajlara {SMS} bir çözüm getirmek amacıyla harekete geçti. Operatörler‚ cep üreticileri‚ Tüm Telekomünikasyon İşadamları Derneği {TÜTED} gibi sektörün önde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cep-yakan-noktali-harflere-cozum-arayisi/">Cep yakan noktalı harflere çözüm arayışı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5 align="center"><span style="font-size: 16pt; color: #3366ff; font-family: 'Maiandra GD';">Cep yakan noktalı harflere çözüm arayışı<br />
</span><span style="font-size: 12pt; color: #ff6600; font-family: 'Maiandra GD';"> (24.06.2007)</span></h5>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Turkcell‚ Vodafone ve Avea’nın gündemine‚ 3G ve numara taşınabilirliğinden sonra şimdi de Türkçe karakterli harfler {ç‚ ğ‚ i‚ ı‚ ş} girdi.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">GSM sektörü faturayı ikiye katlayan Türkçe karakterli kısa mesajlara {SMS} bir çözüm getirmek amacıyla harekete geçti. Operatörler‚ cep üreticileri‚ Tüm Telekomünikasyon İşadamları Derneği {TÜTED} gibi sektörün önde gelen isimleri Telekomünikasyon Kurumu’nun {TK} başkanlığında gelecek hafta bir araya gelerek bu konuda ortak bir adım atılmasını görüşecek.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Telekom sektörü yetkilileri‚ bu sorunun çözülmesi için 100 milyon dolar seviyesinde yatırıma ihtiyaç olduğunu belirtiyor. TÜTED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Dikici‚ mobil yazılımın Türkçeleştirilmesi konusunda Dünya GSM Birliği’ne sunmak üzere bir strateji geliştireceklerini belirterek “1998’den beri süren sorun nedeniyle sektörde bütün tarafların yer aldığı bir girişimde bulunuluyor. Belirlenecek stratejiyle sorunu artık çözeceğimize inanıyoruz” dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Mobil yazılımın Türkçeye uyumlu hale getirilmesinin kolay bir iş olmadığını kaydeden Dikici‚ “Sorun cep telefonu üreticileri ile GSM operatörlerinin birlikte yer aldığı bir yapıyla çözülebilir. TK’nın tek başına müracatı çözüme yetmez” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dünya GSM Birliği’nin alacağı kararın bilgisayar sektörüne de örnek olacağını belirten Dikici‚ “Bilgisayar üreticileri‚ Türkçe klavyeye önem verecek. Bu uygulamada Türkiye’nin uluslararası prestiji ilk planda. 9 milyon nüfuslu ülkeler için bile cep telefonlarında özel yazılım kullanılırken 70 milyon nüfusa sahip Türkiye için bunun olmamasından eziklik duyuyoruz” dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">TK’nın daha önce belirlediğine göre Türkçe 5 karakterin ortak GSM alfabesine girebilmesi için Türkiye’nin 100 milyon dolarlık bir yatırımı göze alması gerekiyor. Maliyetin ikinci planda olduğunu belirten Dikici‚ “Teknik ve hukuki yönlerinin araştırılıp Dünya GSM Birliği’ne sunacağız. Kabul edilirse de lobi faaliyetleri yürüteceğiz” ifadesini kullandı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>PARİS TURU TÜKETİCİYE PATLADI<br />
</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dünya GSM Birliği 1998’de GSM alfabesi oluştururken Türk heyetinin toplantılara katılmak yerine Paris’te gezmeyi tercih etmesinin faturasını cep telefonu kullanıcıları ödüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Cep telefonlarının kullanımına dair standartların yeni yeni şekilenmeye başladığı 1998’de Avrupa Telekomünikasyon Standartlar Komitesi {ETSI}‚ cep telefonunda kullanılacak ortak yazılımı belirlemek için Paris’te toplandı. Ortak alfabeye her ülke kendi alfabesinde yer alan karakterlerini koymak için kıran kırana pazarlık yaparken‚ Türk heyeti toplantıya katılmayıp şehir turuna çıktı. Bu nedenle Çince‚ Japonca‚ Arapça‚ İbranice ile Avrupa ülkelerinde kullanılan farklı karakterler GSM alfabesini oluştururken Türkçeye özgü 5</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">{ç‚ ğ‚ İ‚ ı‚ ş} harf alfabede yer alamadı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>ÜCRET NEDEN İKİ KAT PAHALI<br />
</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">ETSI standartlarının belirlediği Standart GSM Alfabesi’nin {GSA} kullanıldığı mesajlarda 160 karakter bir kısa mesaj olarak tanımlandı. Bu alfabedeki karakterlerden her birinin büyüklüğü ise 7 bit. ETSI standartlarına göre bir SMS‚ 140 byte ve bunun karşılığı da 160 GSA harf. GSA dışında olan harfler de cep telefonu mesajında kullanılabiliyor. Ancak GSA dışındaki harflerden her birinin büyüklüğü 16 bit. Bu durumda 140 byte olarak tanımlanan SMS alanına GSA harfleriyle 160 karakter yazılabilirken unicode harfleriyle ancak 70 karakter yazılabiliyor. Örnekse SMS Türkçe karakterlerden oluşan “çığlık” olarak yazıldığında 78 bit yer kaplarken “ciglik” olarak yazıldığında 42 bit yer kaplıyor. Bu nedenle Türkiye yıllarca Avrupa’nın 2 katı ücretle mesajlaştı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><em>{Radikal: Feray Akşit} </em></span></p>
<p align="justify">
<h5 align="justify"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="color: #ff0000;">Kaynak:</span> <span style="color: #000000;">Referans Gazetesi</span></span></h5>
<p align="justify">
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/haberler/turkce-haberleri/">»<span lang="tr"> Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p align="justify">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cep-yakan-noktali-harflere-cozum-arayisi/">Cep yakan noktalı harflere çözüm arayışı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/cep-yakan-noktali-harflere-cozum-arayisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Skeçler</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/skecler-skec-ornekleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/skecler-skec-ornekleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 19:45:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Skeçler]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Metin]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Sahne]]></category>
		<category><![CDATA[Skec]]></category>
		<category><![CDATA[Skec Ornekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/skecler-skec-ornekleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Skeçler&#8230; (Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun.) Millet Malı Kaybolan Silah Güzel Gören Güzel Düşünür Gülsüm’ün Kısmeti Gerçek Zenginlik Sağlıktır Bir Garip Dava Ben Senin Yaşındayken At Hırsızı Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/skecler-skec-ornekleri/">Skeçler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #3366ff;"> <span style="font-size: 30pt; font-weight: bold;">&#8230;Skeçler&#8230;<br />
</span></span> <span style="color: #ff0066;"><span style="font-size: 8pt; font-weight: bold;">(Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun.)</span></span></span></p>
<p align="center"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/skecler.gif" alt="Skeçler" width="125" height="147" /><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><a style="text-decoration: none;" title="Millet Malı (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/millet-mali-skec/"><span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #ff0066;"><br />
Millet Malı</span></span></a><span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #ff0066;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Kaybolan Silah (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kaybolan-silah-skec/"> <span style="color: #009933;">Kaybolan Silah</span></a><span style="color: #009933;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Güzel Gören Güzel Düşünür (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/guzel-goren-guzel-dusunur-skec/"> <span style="color: #ff6600;">Güzel Gören Güzel Düşünür</span></a><span style="color: #ff6600;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Gülsüm’ün Kısmeti (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gulsumun-kismeti-skec/"> <span style="color: #808080;">Gülsüm’ün Kısmeti</span></a><span style="color: #808080;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Gerçek Zenginlik Sağlıktır (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gercek-zenginlik-sagliktir-skec/"> <span style="color: #3366ff;">Gerçek Zenginlik Sağlıktır</span></a><span style="color: #3366ff;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bir Garip Dava (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/bir-garip-dava-skec/"> <span style="color: #33cccc;">Bir Garip Dava</span></a><span style="color: #33cccc;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Ben Senin Yaşındayken (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ben-senin-yasindayken-skec/"> <span style="color: #ff0066;">Ben Senin Yaşındayken</span></a><span style="color: #ff0066;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="At Hırsızı (Skeç)" href="https://www.bilgicik.com/yazi/at-hirsizi-skec/"> <span style="color: #009933;">At Hırsızı</span></a></span></strong></span></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 10pt;"><br />
</span></span></strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 15pt;"><br />
</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/skecler-skec-ornekleri/">Skeçler</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/skecler-skec-ornekleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>85</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un Bir Yüzü (Refik Halid Karay)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:44:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Konu]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Halit Karay]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;un Bir Yüzü (Refik Halid Karay) Konu Kitap Bütün Istanbul’un Iç Yüzünü Değil, Yalnizca Istanbul’da Yaşayan Bir Azinliğin Içyüzünü Gözler önüne Seriyor: Savaş Zenginleri, Karaborsacilar, Vurguncular, Türediler, Ittihat Ve Terakki’nin Adamlari… Istanbul’un ‘öteki Yüzü’, Yani Halk Yok Romanda. Özet Refik Halid, ‘bir Harp Zenginini’, Kani’yi, Tanitarak Başliyor Romanina. Kani, Ismet’e Nasil Zengin Olduğunu Anlatiyor: Beş [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/">İstanbul’un Bir Yüzü (Refik Halid Karay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #333399; font-size: xx-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> İstanbul&#8217;un Bir Yüzü</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Refik Halid Karay)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: Maiandra GD; font-weight: bold;"> Konu </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Kitap Bütün Istanbul’un Iç Yüzünü Değil, Yalnizca Istanbul’da Yaşayan Bir Azinliğin Içyüzünü Gözler önüne Seriyor: Savaş Zenginleri, Karaborsacilar, Vurguncular, Türediler, Ittihat Ve Terakki’nin Adamlari… Istanbul’un ‘öteki Yüzü’, Yani Halk Yok Romanda.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Refik Halid, ‘bir Harp Zenginini’, Kani’yi, Tanitarak Başliyor Romanina. Kani, Ismet’e Nasil Zengin Olduğunu Anlatiyor: Beş Parasizdir. Askere Gitmeye Karar Verir. Bir Arkadaşina Rastlar; Arkadaşi, Kani’yi Alir, Harbiye Nezaretini Daire Daire Dolaşirlar; Kayitlar, Vesikalar, Muameleler…ertesi Gün Halep’e Yağ Toplamaya çikarlar Ve Bundan Sonra Zenginler Arasina Girmeye Başlar.ve Kani Sitem Ederek Kizginliğini Dile Getirir. ‘asil Kizdiğim Cihet Halkin Eski Zenginleri Sabir Edip Bizi çekemeyişi.’</span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid Bu Bölümde Eski Devri (abdülhamit Zammanini) Anlatiyor. Az Sene Içinde Istanbul’un Cok Değiştiğini Ve Bir çok Inkilap’in Olduğunu Söylüyor.böylr Bir Nesil Olmadiklarini Anlatmaya çalişiyor Ve Hudutlarimizda Tecavüzsüz Yaşiyoruz Diyor.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid Bu Bölümde Fikri Paşanin Konağini Ayrintilariyla Anlatiyor Ve Paşayla Ilgili Bir Kaç şey Ekliyor: ‘galiba O, Hiç Iş Yapmamak, Hiç Söze Karişmamakla Bu Mevkii Bulmuş.belki Memlekete Faydasi Hiç Olmamişti; Fakat Muhakkak Ki En Ufak Bir Zarari Bile Olmamişti. Paşa’nin Yakinlarini Anlatiyor Ve En Sonunda Da Paşa’nin 1908’ Den Sonraki Halini Anlatiyor.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid Bu Bölümde Alti Portre çiziyor. Bunlarin Hepsi Birer Harp Zenginidir. ‘külhanbeyi Lütfi Pehlivan’: Sandiğa Girmiş, Pehlivanlik Etmiş, Ev Basmiş, Adam Vurmuş, Hamam Kapatmiş, Meyhane Yikmiş…gümrükte De Katip; Müdürlüğe Kadar çikmiş. Bir Kaç Yeri Kendi üzerine Geçirmiş Yok Bedeline.adam Kaçirmişlar Ve Yerine Kendisi Geçmiş.işte Bu Herif şimdi Bir Harpzengini.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid, Harp Devrinin Hanimlari Adli Bölümde Kadinlarin Yaşamlarindaki Değişimleri Anlatiyor.iş Hayatina Girmiş Kadinlar; Sigara, Içki, Morfin Düşkünü Kadinlar; Siyasete Atilan Kadinlar; öğretmen Olan Genç Kizlar; ‘yeni Usul Bohçaci’… Sarayin Adami Olan Bir Haraççi… Ismet’in Bulunduğu Bir Düğünde Ticaret Yapan üç Kadin Var; Bunlar, Hat Komiserliğinde Memur Olan Bir Ihtiyat Zabiti’nin Peşini Birakmiyorlar, ümit Vermek Için Hoppaliklar, Hafiflikler Ediyorlardi. O, Kadinlara Karşi Acemi Görünüyordu; Iyice Avlamişlar, Kumpanyalarina Sokup Işlerini Gördürmeye Muvaffak Olmuşlardi; Vagon, Koli, Piyasa Kelimeleri Ile Dolu Ticari Bir Hasbihal Ediliyordu.<br />
Refik Halid Eski Ve Yeni Istanbul Adli Son Bölümde Eski Istanbul’a Olan özlemini Anlatiyor Ve şöyle Diyor: ‘istanbul Daha Ziyade Eski Devirde(abdulhamit Zamani) şahsiyetli Ve Ehemmiyetli Idi. şimdi Ise Renksiz Ve Sefil…’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong><br />
<span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Ana Fikir</span> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yazar Bu Romanla Okuyucuya; Bazi Kişilerin Zengin Olmak Ve önemli Bir Mevkiiye Gelmek Için Her Türlü Yola Başvurabilecekleri Mesajini Veriyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p>[ad1]</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Şahıslar ve Olaylar</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> Kitapta Birbirinden Bağimsiz Bir çok Olaydan Bahsedilmekte; Fakat, Ayni Konudan Bahsedilmektedir.<br />
Ismet : Romanin Anlaticisi.<br />
Kani : çocukluk Arkadaşi<br />
Kani’nin Annesi : Kibar Dalkavuğu<br />
Fikrii : Fikri Paşa<br />
Hanimefendi : Paşa’nin Kayinvalidesi<br />
Dilara : Paşa’nin Karisi<br />
Ragibe – şadiye :kizlari<br />
Lütfi Pehlivan : Külhanbeyi, Savaş Zengini<br />
Ahmet Bey : Sarayin Hafiyelerinden Biri<br />
Zal Bey : Sarayin Adami (her Yeri Haraca Kesti)</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Refik Halid Karay<br />
</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> (istanbul 1888-istanbul 1965) Türk Romancisi, Hikayecisi Ve Yazari. Ilk öğrenimini Vezneciler’de Ve Göztepe’de Tamamladi, Daha Sonra Galatasaray’da (1900-1906), Bir Yilda (1907) Hukuk Mektebi’nde Okudu. 2 Nci Meşrutiyet’in Ilanindan Sonra Gazateciliğe Başladi (tercüman-i Hakikat). Kalem Ve Cem Dergilerinde Yazilar Yazdi. 1909’da Fecri Ati Topluluğuna Katildi. 1912’de Beyoğlu Belediye Başkatibi Oldu Ve Bir Sene Sonra Iktidara Gelen Ittihatçilar Tarafindan Beş Yil Sürgüne Gönderildi. Anadolu’da Başlayan Milli Mücadele Hareketi’ne Aleyhtar Olmuş, Bu Yüzdenmilli Hükümet’in Sürgünüyle 9 Kasim 1922’de Yurdu Terk Etmiştir.1938’de çikan Af Ile Yurda Geri Dönmüştür.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Açik, Sade, Terkipsiz Bir Dille Yazan, Roman Ve Hikayeleri Kadar Mizah Ve Taşlamalari Ile De ün Kazanan Karay’in Başlica Eserleri şunlardir: Sakin Aldanma, Inanma, Kanma, üç Nesil-üç Hayat, Memleket Hikayeleri, Bir Içim Su, Gurbet Hikayeleri, Bu Bizim Hayatimiz, Sonuncu Kadeh, Dört Yaprakli Yonca,ekmek Elden, Su Gölden.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/">İstanbul’un Bir Yüzü (Refik Halid Karay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sefiller (Victor Hugo)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:28:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Jan Valjan]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Sefiller]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Victor Hugo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sefiller (Victor Hugo) Özet Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu. Hayata [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/">Sefiller (Victor Hugo)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;">Sefiller</h2>
<h2 style="text-align: center;">(Victor Hugo)</h2>
<p>Özet</p>
<p>Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu.</p>
<p>Hayata ahlak ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir.</p>
<p>Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı –namusuyla kazanılmış- paralarını alır, Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean. Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar&#8230;.</p>
<p>Jan Valjan ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezası ile cezalandırılır. Birkaç kere kaçmaya kalkıştığı için cezası ağırlaştırılır ve 19 yıl hapiste kalır. Çok güçlü bir insan olan Jan Valjan, hapiste iyi duygularını kaybetmiş gibidir. Hapisten çıktıktan sonra, mahkum olduğunu gösteren belge yüzünden herkes ona kötü davranır. Rahip onu evine alır. O ise evden gümüş takımları çalar. Fakat yakalanır. Rahip şikayetçi olmaz ve ona iki de gümüş şamdan hediye ederek onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister. Bu olay Jan Valjan için bir dönüm noktasıdır. Madlen adıyla iş hayatına atılır, zengin olur. Fanten adında düşmüş fakat ruhça temiz bir kadına ve kızına yardım eder.</p>
<p>Polis müfettişi Javer, birden ortaya çıkan ve kısa zamanda zengin olan herkesin “Baba” dediği Madlen’in kim olduğunu merak eder ve Madlen Baba’nın aslında Jan Valjan olduğunu anlar ve Jan Vanjan’ı ihbar eder. Ancak ihbarın yanlış olduğu ve Jan Valjan adında birinin hapiste bulunduğu mahkemece tespit edilir. Bunu öğrenen Madlen Baba (Jan Valjan) teslim olur ve hapiste Jan Valjan sanılan mahkumun kurtulmasını sağlar. Hapiste bir gece kaldıktan sonra kaçarak bir limandan denize atlar ve herkes onun öldüğünü sanır. Fakat müfettiş Javer öyle düşünmez. Jan Valjan, Fanten’e verdiği sözü tutmak üzere Fanten’in kızı Kozet’i bulur ve onu büyütür.</p>
<p>Müfettiş Javer onları takip etmektedir. Takip edildiğini anlayan Jan Valjan kaçarak, Kozet’i yatılı olarak bir kiliseye verir ve kendiside o kilisenin bahçıvan yardımcısı olur. Bay Jilnorman adlı birisi torunu Maryüs’ü büyütmektedir. Maryüs avukat olmak için çalışıyor ve dedesinin yanında kalıyordu. Ancak bir tartışma sonucunda Maryüs dedesinin evini terk ederek bir süre Sen-Jak otelinde kalır. Maryüs, borçlanmamak için otelden ayrılarak arkadaşı Kurfeyrak’ın odasına taşınır ve eğitimini tamamlayarak avukat olur. Bir gün Maryüs Lüksemburg parkında dolaşırken Kozet’i görür ve ona ilk bakışta aşık olur ve onu her gün görebilmek için bu parka gelir. Maryüs ile Kozet arasındaki ilişkiyi fark eden Jan Valjan bu ilişkiyi istememektedir ve oturdukları evden taşınırlar. Fakat Maryüs onları yine bulur ve Maryüs ile Kozet gizli gizli buluşurlar.</p>
<p>Bazı kişiler Krala karşı ayaklanırlar. Bunların içinde Maryüs de vardır. Daha sonra olaylar arasında Müfettiş Javer devrimcilerin tutsağı olur. Devrimcilerin arasına katılan Jan Valjan, Müfettiş Javer’i kurtarır. Jan Valjan, bir çatışma sırasında yaralanan Maryüs’ü kurtarır. Ancak Müfettiş Javer ikisini de yakalar. Müfettiş Javer kendisini devrimcilerin elinden kurtaran Jan Valjan ve Maryüs’ü serbest bırakır ancak görevini yerine getiremediği için intihar eder. Maryüs iyileşir ve Kozet ile evlenir. Zaman içerisinde iyice yaşlanan Jan Valjan da ölür.</p>
<h3>Ana Fikir</h3>
<p>Yazar, bize bir insanın hapisten çıktıktan sonra insanlara kendini kabullendirmek için çektiği güçlükleri ve insanların onu dışlamalarını anlatmış. Ayrıca insanlığın, yoksulluk sorunuyla gelen sefilliğine de değiniyor.</p>
<p>Şahıslar ve Olaylar</p>
<p>JAN VALJEAN: Ekmek çaldığı için hapse giren, 19 yıl sonra hapisten çıkan ve herkese karşı iyilikler yapmaya başlayan adam.<br />
COSETTE: Fantiana’nın kızıdır. Jan Valjean tarafından evlat edinip Marius’la evlenen kız.<br />
MARİUS: Cumhuriyet’i savunan bir babanın oğludur fakat babasını tanımaz. Ayrıca Cosette’le evlenir.<br />
JAVERT: Mesleğine aşırı bağlı olan ve Jan Valjean’ı yakalayan polistir.</p>
<h2>Yazar Hakkında Bilgi</h2>
<p>Büyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir..</p>
<p>Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı.</p>
<p>1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te.<br />
Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur(1831). Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır Fransa’da.</p>
<p>1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazdı Hugo, 1841’de Fransız Akademisine seçildi. 1848 ihtilalinden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak bu Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”(1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1855’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü.</p>
<p>19.yy Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur.</p>
<p>Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</p>
<p>[accordions title=&#8221;Sefiller İlk 10 Sayfa :&#8221; active=1 event=&#8221;click&#8221;]<br />
[accordion title=&#8221;1. Sayfa&#8221;]Digne Piskoposu olan Charles François Bienvenu Myriel, tak¬vimler 1815 yılını gösterdiğinde 75 yaşındaydı. Piskoposluk görevini 1806 yılından beri sürdürüyordu. Piskopos, Digne&#8217;e kendisinden 10 yaş küçük olan hiç evlenmemiş kardeşi Babtistine&#8217;i ve hizmetçisi Mag- loire, hem piskoposun hem de Bayan Babtistine&#8217;in hizmetindeydi.<br />
Kente geldiğinde, halk Bay Myriel&#8217;a gereken konukseverliği gös-termiş ve onu piskoposluk binasına yerleştirdikten sonra çalışmaları¬nı merakla beklemeye başlamışlardı. Bina, hastanenin yanındaydı. Geçen yüzyılın başında inşa edilmiş büyük, krallara yakışacak bir taş yapıydı. Hastane ise, piskoposluk binasının aksine, alçak, iki katlı ve bahçesi olan bir evdi.<br />
Kente gelişinin üçüncü gününde piskopos, hastaneyi ziyaret et¬tikten sonra hastane müdürünü evine çağırtıp sordu:<br />
&#8220;Sayın müdür, şu anda hastanenizde kaç hasta var?&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;2. Sayfa&#8221;]&#8221;Sayın monsenyör, yirmi altı hastamız var,&#8221; diye yanıt verdi müdür.<br />
&#8220;Doğru. Bende yirmi altı kişi saymıştım.&#8221;<br />
&#8220;Yataklar birbirine oldukça yakın,&#8221; diyerek yakınmaya başladı müdür.<br />
&#8220;Farkındayım,&#8221; dedi piskopos.<br />
Müdür yakınmasını şöyle sürdürdü:<br />
&#8220;Ayrıca hastalıktan yeni kalkmış hastalar için bahçemiz de çok küçük.&#8221;<br />
&#8220;Sizinle aynı görüşteyim.&#8221;<br />
Bu görüşme, Piskopos Myriel&#8217;ın evinin yemek odasına geçiyor¬du. Piskopos bir an sessiz kaldıktan sonra:<br />
&#8220;Sayın müdür, bu odaya kaç yatak sığar acaba?&#8221; diye sordu.<br />
Hastane müdürü şaşırmıştı.<br />
&#8220;Monsenyörün yemek odasına mı?&#8221; diye soruyla karşılık verdi.<br />
Piskopos ise, odayı ölçüyormuş gibi göz gezdirdikten sonra sesi¬nin tonunu biraz yükselterek:<br />
&#8220;Bakın burada gözle gayet net görülen büyük bir yanlışlık var. Siz yirmi altı kişi, üç beş küçük odada kalıyorsunuz. Bizse burada üç kişiyiz, ama gerçekte altmış kişilik yer var. Bir değiş tokuş yapalım. Bana hastanenin binasını verin. Siz de bu binaya geçin.&#8221;<br />
Piskopos ertesi günü hastaneye, yirmi altı hasta da piskoposluk binasına yerleşmiş ve böylece değiş tokuş olmuştu.<br />
Bayan Baptistine bu değişikliği sakinlikle karşılamıştı. Bayan Bap- tistine ağabeyisini sevip saydığı için dediklerini dinler ve yaptıklarına karşı çıkmazdı. Bu işe bir tek hizmetçi mırın kırın etmişti.<br />
Yoksul halk piskoposun en anlamlı adlarından biri olan Mon &#8211; senyör Bienvenu (Hoşgeldi) adını seçmiş ve bu şekilde seslenmeye başlamıştı. Monsenyör de bu adla anılmasına çok sevindi. Piskopos [/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;3. Sayfa&#8221;]taşrada doğduğu için Güneylilerin dilini çabuk benimsemişti ve bu da halkın gönlünü kazanmakta önemli bir adım oldu.<br />
Kilisedeki dua saatlerinden sonra boş kalan zamanlarını yoksul¬lara, hastalara ve çalışmalarına ayırırdı. Piskopos bahçesiyle uğraş¬mayı, kitap okumayı çok severdi.<br />
Piskoposu bütün halk çok severdi. Gittiği yerlere sanki ışık saçar¬dı. Çocuklar ve yaşlılar onu görmek için saatlerce beklerlerdi. Pisko¬pos onları kutsar, onlar da piskoposa dua ederlerdi.<br />
Piskoposun oturduğu ev arka tarafında bahçesi olan iki katlı bir evdi. Kardeşiyle hizmetçisi üst katta, piskopos da zemin kattaki oda¬ları kullanırdı. Bu odaları yemek odası, yatak odası ve dua odası ola¬rak kullanırdı. Dua odasına misafirleri için bir divan koymuştu. Bahçesine de ahır yapmıştı ve iki inek besliyordu. Temizlikte karde¬şi ve hizmetçisinin üstüne yoktu. Piskoposun tek lüksüydü bu. Bu &#8211; nunla birlikte bir de çok eskiden kalma bir kepçesi, iki tane gümüş şamdanı ve altı tane de gümüş yemek takımı vardı. Misafirleri gelin¬ce şamdanlara mumlar yerleştirilir ve şöminenin üstüne konurdu. Misafir yemeğe gelmişse, bu şamdanlar masaya konurdu.<br />
Evin kapısı yalnızca mandalla kapanıyordu. Günün her saatin¬de herkes kapıyı itip içeri girebilirdi. İki kadında bundan çok korku &#8211; yorlardı, ama bunu söyledikleri zaman:<br />
&#8220;Odalarınızın kapılarına kilit taktırın,&#8221; diyordu piskopos.[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;4. Sayfa&#8221;]1815 yılının Ekim ayının ilk günlerinde, güneş batmak üzere iken, yolculuk yapan bir adam kente geldi. Pencerelerinden dışarıyı seyreden kent sakinleri, eski püskü kıyafetli bu adama şaşkınlıkla ba¬kıyorlardı. Yolcu kırk yaşlarında iri yarı bir adamdı. Sırtında bir asker çantası elinde de uzun bir değnek vardı. Sakalı uzun, saçı ise kısa kesilmişti. Kentte bu adamı tanıyan yoktu. Giysileri toz içindeydi, bü¬tün gün yürümüş ve çok yorulmuşa benziyordu.<br />
Poichevert Sokağı&#8217;ından sola dönüp belediye binasına girdi. Kı¬sa bir süre sonra binadan çıktı.<br />
* * *<br />
Digne&#8217;de Jacquin Labarre&#8217;nin sahibi olduğu çok güzel bir otel vardı. Adam bu otele doğru yürüdü. Otelin mutfak kapısından içeri girdi. İçeriden çok güzel yemek kokuları geliyordu. Otel sahibi kapı¬nın açıldığını duydu ve adama bakmadan sordu:<br />
&#8220;Buyurun beyefendi, ne istiyorsunuz?&#8221;<br />
&#8220;Yatak ve biraz da yemek yemek istiyorum,&#8221; dedi yolcu.<br />
Otel sahibi:<br />
&#8220;Bundan kolay ne var bayım,&#8221; dedi ve adama baktı. Adamı bu kıyafetlerle görünce ekledi: &#8220;tabii paranız varsa!&#8221;<br />
&#8220;Param var,&#8221; diye yanıt verdi yabancı adam.<br />
&#8220;O zaman buyurun,&#8221; dedi otel sahibi.<br />
Adam alçak bir iskemleye oturdu ve:<br />
&#8220;Yemek ne zaman yenilecek?&#8221; diye sordu.<br />
Otelci: &#8220;Birazdan&#8221; diye yanıt verdi.<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;5. Sayfa&#8221;]Otel sahibi, yolcunun arkasına döndüğünü gördüğünde cebin¬den bir kalem çıkarıp eski gazetenin üzerine bir şeyler yazdı. Bu yaz¬dığı kâğıdı çırağa verip kulağına bir şeyler söyledi. Çırak da kâğıdı aldığı gibi belediye binasına doğru koşarak gitti.<br />
Bir süre sonra çocuk geri geldi ve otel sahibine başka bir kâğıt uzattı. Otelci bu kâğıdı dikkatle okudu. Bir süre düşündükten sonra yabancı adamın yanına yaklaştı:<br />
&#8220;Sizi kabul edemem,&#8221; dedi yolcuya.<br />
Adam şaşırmıştı:<br />
&#8220;Ne? Paramı ödemem diye mi korkuyorsunuz? Param var, is¬terseniz peşin verebilirim.&#8221;<br />
&#8220;Hayır, o yüzden değil&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Peki o zaman ne?&#8221;<br />
&#8220;Boş odam kalmamış.&#8221;<br />
&#8220;Ahırda yatıramaz mısınız beni?&#8221;<br />
&#8220;Olmaz. Çünkü ahırda atlarım var.&#8221;<br />
&#8220;Peki bunları yemekten sonra konuşsak&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Size yemek veremem bayım.&#8221;<br />
&#8220;Ama çok açım. Sabahtan beri yürüyorum. Parası ne ise vere¬ceğim, bana yemek verin.&#8221;<br />
&#8220;Yemeğim yok.&#8221;<br />
Adam parmağıyla ocakta pişen yemekleri göstererek güldü:<br />
&#8220;Peki bu pişenler ne?&#8221; diye sordu.<br />
&#8220;Bunlar içerideki müşterilerin?&#8221; &#8220;Kaç kişi var içeride?&#8221;<br />
&#8220;On iki.&#8221;<br />
&#8220;Burada en yaz yirmi kişilik yemek pişiyor.&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;6. Sayfa&#8221;]&#8221;Hepsinin parasını önceden ödediler.&#8221;<br />
Adam sakin tavırla:<br />
&#8220;Karnım aç ve ben burada kalacağım,&#8221; dedi.<br />
Otel sahibi bunun üzerine adamın kulağına yaklaştı ve sert bir şekilde:<br />
&#8220;Defolun!&#8221; dedi.<br />
Adam tam konuşacağı sırada otel sahibi gözlerini açarak:<br />
&#8220;Bu kadar konuşmak yeter. Adınızı söylememi ister misiniz? Siz Jean Valjean&#8217;sınız. Kim olduğunuzu da biliyorum. İçeri girdiğinizde sizden şüphelenmiştim. Belediyeyi sordum ve işte yanıtı bu kâğıtta. Okuma yazmanız var mı?&#8221; dedi ve kâğıdı adama uzattı.<br />
Adam kâğıda bir göz attı. Otelci:<br />
&#8220;Herkese kibar davranırım ben. Gidin buradan!&#8221; dedi.<br />
Yolcu çantasını alarak ağır ağır yürümeye başladı. Caddeye çık¬tı, arkasına hiç bakmadan yürüyordu. Arkasına bakarsa otelcinin müşterilere, yoldan geçenlere bir şeyler söylediğini görecekti. Yürü¬meye devam etti, barınacak bir yer bulurum düşüncesiyle çevresine bakıyordu. Biraz ileriden ışık geliyordu. Burası meyhaneydi, aynı za¬manda da oteldi. İki kapısı vardı, biri sokağa açılan kapı, diğeri ise bahçeye açılan kapıydı. Sokak kapısından girmeye cesaret edemedi, bahçe kapısından girdi. Meyhaneci:<br />
&#8220;Kim o?&#8221; diye sordu.[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;7. Sayfa&#8221;]&#8221;Yemek ve yatacak yer arayan biri.&#8221;<br />
&#8220;Tam yerine geldiniz bayım.&#8221;<br />
Adam içeri girdi, meyhanedeki herkes ona bakıyordu. Çantası¬nı yere bıraktı. Meyhaneci:<br />
&#8220;Yaklaş, biraz ısın, üşümüşsündür. Yemek de pişmek üzere.&#8221;&#8221;<br />
Adam ocağın yanına gidip oturdu. Orada bulunanlardan biri ba-lıkçıydı ve meyhaneye gelmeden önce atını Labarre&#8217;a bırakmıştı. Ya¬rım saat önce Labarre&#8217;la müşterileri arasındaydı. Meyhaneciye göz kırptı, meyhaneci adama yaklaştı ve fısıltıyla bir şeyler konuştular.<br />
Meyhaneci ocağın yanına gitti, adamın omzuna dokunarak:<br />
&#8220;Buradan gideceksin,&#8221; dedi.<br />
Yabancı sakin bir tavırla:<br />
&#8220;Biliyor musunuz?&#8221; diye sordu.<br />
&#8220;Evet,&#8221; dedi meyhaneci.<br />
&#8220;Diğer otelden kovuldum.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Ş imdi de ben kovuyorum.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Gecenin bu saatinde nereye gidebilirim?&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Başka bir yere&#8230;&#8221;&#8221;<br />
Adam çaresiz çantasını alıp oradan çıktı. Hapishanenin önünden geçerken birden durdu, kapıyı çaldı. Demir kapının ortasındaki küçük pencere açıldı ve başı görünen bekçi adam ne istediğini sordu.<br />
Adam:<br />
&#8220;Beni içeri alır mısınız? Yatacak yerim yok da,&#8221; dedi.<br />
Bekçi sert bir şekilde: &#8220;Burası otel mi? Sadece tutukluları alırız. Haydi güle güle!&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;8. Sayfa&#8221;]Ve küçük pencereyi kapadı.<br />
Adam yürümesine devam etti. Bahçeli evlerin olduğu dar bir so¬kağa geldi. Evlerden birinin ışığı yanıyordu. Eve yaklaştı ve pence¬reden içeri baktı. Kırk yaşlarında bir adam sandalyede oturmuş, kucağındaki çocuğu dizlerinde hoplatıyordu. Yanındaki genç kadın ise çocuğa süt içiriyordu. Baba gülüyor, çocuk ve annesi gülümsü- yordu. Adam bu mutlu aileye bakınca huzur duydu. &#8220;Belki acıyıp ba¬na yardım ederler&#8221; diye düşünerek kapıyı hafifçe vurdu.<br />
Kadın kocasına:<br />
&#8220;Galiba cama vuruluyor, bir baksana,&#8221; dedi.<br />
&#8220;Hayır, ben duymadım.&#8221; dedi kocası.<br />
Adam tekrar cama biraz daha hızlı vurdu. Bunun üzerine içer¬deki adam el lambasını alarak kapıyı araladı.<br />
&#8220;Affedersiniz, bana bir accordionak yemek ve bahçedeki kulübede uyu &#8211; mama izin verir misiniz? Çok açım, yatacak yer de bulamadım. Pa¬rasını öderim.&#8221;<br />
Ev sahibi: &#8220;Kimsiniz?&#8221; diye sordu.<br />
Adam:<br />
&#8220;Puy Moisson&#8217;dan geldim. Bütün gün yürüdüm, ne olur kalma¬ma izin verin. Parasını ödeyeceğim.&#8221;<br />
&#8220;Çok para veren birini evime almak isterim. Ama neden otele gitmediniz?&#8221;<br />
&#8220;Hepsine gittim, yer bulamadım.&#8221;<br />
&#8220;Olamaz. Bugün pazar değil ki, fuar zamanı da değil. Labarre&#8217;a gittiniz mi?&#8221;<br />
&#8220;Evet, gittim.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Orada da mı yer yoktu? Mümkün değil!&#8221;&#8221;<br />
Adam:<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;9. Sayfa&#8221;]&#8221;Bilmiyorum, beni geri çevirdiler,&#8221; dedi.<br />
&#8220;Chaffault Sokağı&#8217;ndaki otele gittiniz mi?&#8221;&#8221;<br />
Adam:<br />
&#8220;Oradan da geri çevirdiler,&#8221; dedi.<br />
Ev sahibi adamı baştan aşağı süzdükten sonra:<br />
&#8220;Siz o adam mısınız yoksa?&#8221; diye sordu.<br />
Yabancıya tekrar bir göz attı, sonra geri adım atarak duvardan tüfeğini aldı. Karısı çocuklarını kucağına alarak kocasının arkasına geçmişti. Ev sahibi yabancı adamı tekrar süzdükten sonra:<br />
&#8220;Defol buradan!&#8221; diye bağırdı.<br />
&#8220;Hiç olmazsa bir bardak su verin,&#8221; diye yalvardı yolcu.<br />
&#8220;Git, yoksa ateş ederim,&#8221; diye bağırdı ev sahibi ve adamın sura¬tına kapıyı kapadı.<br />
Yolcu yavaşça yürümesine devam etti. Adım atacak hali kalma¬mıştı. Karşıki bahçede bir kulübe gördü. Kulübenin içine girdi ve sa¬mandan yatağa yattı. Çantasını yere bırakmak için eğildi, o sırada korkunç bir havlama duydu başını kaldırdı. Başucunda kocaman bir köpek duruyordu. Bu kulübe köpeğin kulübesiydi. Tekrar yere uzan &#8211; dı ve sürünerek dışarı çıktı. Zaten yırtık olan üstü iyice yırtılmıştı. Yi¬ne sokakta tek başına aç ve susuzdu. Büyük bir taşın üzerine oturdu. Bir süre dinlendikten sonra tekrar yürümesine devam etti. Gelişigü¬zel ilerliyor, yatacak ve karnını doyuracak bir yer arıyordu. İleride kentin kilisesini gördü. Kilisenin köşesinde bir basımevi vardı. Bası- mevinin kapısındaki banka uzandı. O sırada kiliseden ihtiyar bir ka¬dın çıktı. Adama:<br />
&#8220;Ne yapıyorsunuz orada?&#8221; diye sordu. Adam:<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;10. Sayfa&#8221;]&#8221;Gördüğünüz gibi yatıyorum,&#8221; diye cevap verdi. Bu kadın Bayan R. idi.<br />
&#8220;Bankta mı yatıyorsunuz?&#8221; diye sordu kadın. &#8220;On dokuz yıl tahtada yattım.&#8221; &#8220;Asker miydiniz?&#8221; &#8220;Evet.&#8221;<br />
&#8220;Otele neden gitmediniz?&#8221; &#8220;Param olmadığı için gidemedim.&#8221; &#8220;Bende de sadece dört frank var.&#8221; &#8220;Olsun verin.&#8221;<br />
Kadın paraları adama uzattı ve:<br />
&#8220;Bu parayla otele gidemezsiniz. Burada da yatamazsınız. Belki biri acıyıp sizi evine alır.&#8221; &#8220;Bütün evlere gittim.&#8221; &#8220;Ne oldu?&#8221; &#8220;Kimse evine almadı.&#8221;<br />
Kadın adamın kolunu tutarak, kilisenin yanındaki evi gösterdi. &#8220;Bu eve gittiniz mi?&#8221; diye sordu. &#8220;Hayır,&#8221; dedi adam. &#8220;Gidin öyleyse.&#8221;<br />
[/accordion]</p>
<p>[/accordions]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/">Sefiller (Victor Hugo)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>139</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suç Ceza (Dostoyevski)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Raskolnikov]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Suc ve Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suç Ceza &#160; (Dostoyevski) &#160; Özet Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/">Suç Ceza (Dostoyevski)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#333399" size="6"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Suç Ceza</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Dostoyevski)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.</span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Raskolnikov 1.5 Rubleyi  aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor  olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok  seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için  Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya”  diye düşünmekten kendini almamıştı. Raskolnikov Marmeladov ‘un evine  gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki  20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i  oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi.  Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup.  Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu  olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber  Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60  mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü  sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok  özlediğini yazıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Raskolnikov “Bu evlilik  olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun  düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat  7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden  yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci  katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tefeci kadının evine girdi  ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına  indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece  rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle  içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü.  Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için  ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda  birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı  tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama  yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı  kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı  indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden  inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların  dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da  dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok  korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir  yerde saklamayı ihmal etmedi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“2 gün geçti hala uyanmadı”  diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp  kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru  isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski  gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh  haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu,  endişelendiğini hiç hissettirmedi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ertesi gün eve geldiğinde  annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini  gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği  görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde,  Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok  aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte  bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden  ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka  yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her  nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bay Marmeledov’un cenazesi  için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his  içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti.  Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya  çalışarak geçirdi vaktini.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Polis memuru porifiri  Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş  olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği  için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu.  Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip  teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini”  istiyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonuç olarak Raskolnikov  vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır  Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya  evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki  yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi  kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine  çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile  sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı.  Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını  beraber hayal etmeye başladılar.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> Yazar Hakkında Bilgi</p>
<p></span></strong>  <font face="Maiandra GD" size="2">Tam ismi Fyodor Mihayloviç Dostoyevski&#8217;dir. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837&#8217;de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu’nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miras kalmıştı. 1846&#8217;da İnsancıklar adlı ilk kitabını yazdı. 1854&#8217;te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846&#8217;da yazdığı ikinci romanı &#8220;Öteki&#8221; yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1851 tarihli Ev Sahibesi, 1848&#8217;de yazdığı Beyaz Geceler ile Yufka Yürekli romanları da ilgi görmedi. 1849&#8217;da yazdığı Netoçka Nezvanova romanı da beklenen başarıyı getirmedi.</font><font face="Maiandra GD" size="2">Politikayla ilgilenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr&#8217;ın güvenlik güçleri tarafından, &#8220;devleti yıkmaya çalıştığı&#8221; suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. Kendinden önce sırya dizilen beş kişi kurşuna dizildi ancak kendisiyle beraber diğer dört kişi idamdan son anda kurtuldu. Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkûm edildi. Sibirya&#8217;daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı ilişkileri, aşkları, mahkûmları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854&#8217;te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857&#8217;de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg&#8217;a döndü. Yeni Çar 2. Aleksandr&#8217;ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte &#8220;Vremya&#8221; adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862&#8217;de Fransa, İngiltere ve İtalya&#8217;yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevski, Almanya&#8217;nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya&#8217;ya dönüşünde &#8220;Epoha&#8221; isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864&#8217;te eşini ve kardeşi Mihail&#8217;i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa&#8217;ya kaçtı. Wiesbaden&#8217;de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865&#8217;te Rusya&#8217;ya döndü. 1867&#8217;de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle St.Petersburg&#8217;a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan Grajdaninin başına geçti. Bir yıl sonra bıraktı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu dönemde eski itibarını ve ününü tekrar kazandı. 1872 yılında yayımladığı Ecinniler adlı romanı birçokları tarafından tüm zamanların en iyi siyasi romanı olarak kabul edilir. Kitap nihilizm, ateizm ve Batı düşüncesinin Rusya üzerindeki etkilerini ele alır. En büyük romanı Karamazov Kardeşleri yazmaya 1879&#8217;da başladı. 1880&#8217;de şair Aleksander Puşkin&#8217;in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi&#8217;nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa&#8217;da yaşadı. 9 Şubat 1881&#8217;de burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/">Suç Ceza (Dostoyevski)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>34</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş ve Barış (Tolstoy)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Baris]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş ve Barış (Tolstoy) Ana Fikir Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. Özet İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #333399; font-size: xx-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> Savaş ve Barış</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Tolstoy)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #808080; font-size: x-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;">Ana Fikir</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin de pek saygın bir yere sahip olmayan Piyer şimdi el üzerinde tutuluyordu. Fransa ile yapılacak savaş başlamak üzere idi ve hazırlıklar yapılıyordu. Bu savaşa Andre, Nikola, Denisof ve daha niceleri gidiyordu. Bütün alaylar hazırlandıktan sonra savaş başlar. Uzun uğraşlar sonucu Fransız orduları püskürtülür.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Petersburg kibar aleminin sayılı isimlerinden olan Prens Vasili, güzelliği ile tanınmış kızı Elen’i, zengin olması sebebiyle Piyer ile evlendirmek istiyordu. Bir balodaonları bir araya getiren Vasili daha sonra aralarından çekildi. İlk açılan Prenses Piyer’i öptü ve sonrasında evlendiler. Fransız’lar bir daha taarruz edeceklerdi. Her şey Osterliç Savaşından bir gün önce hazırlandı. Savaş başladığından bir süre sonra Ruslar büyük kayıplar vermeye başlamışlardı. Sonunda Rusya yenildi, İmparator yaralanmış, Başkumandan vurulmuş, diğerleri ise kaçmışlardı. Prens Andre savaş alanında kalmıştı ve Fransızlar tarafından esir alınmıştı. Piyer’in kulağına Dolokof’un Elen’i lekelediği gelmişti ve o zamandan beri canı çok sıkkındı. Sofrada hep birlikte oturuyorlarken Dolokof’un elinde bulunan kâğıdı istemiş ve Dolokof’da vermeyince Piyer ona bir düello teklif etmiş, bu düelloda onu yaralamıştı. Dolokof yerde yaralı yatarken onu Nikola almıştı. Bu olaydan sonra Piyer karısı Elen’i terk etti.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre’nin evine onun esir düştüğü haberi çoktan gelmişti ve oradakileri çok üzmüştü. Karısı Liza doğum dönemlerine giriyordu. Bir zaman sonra Liza’nın sancıları artmış ve doğurmasının vakti gelmişti. O anda içeriye Andre girdi. Fransızlar onu serbest bırakmışlardı. Liza’yı gördükten sonra dışarı çıkarıldı. Girdiğinde ise bir erkek çocuk dünyaya getirmiş olan Liza ölmüştü. Çar ile Napolyon arasındaki bağ o kadar güçlenmişti ki artık savaş olmuyor, hatta bazı kesimler Çar’ın kız kardeşlerinin birinin Napolyon ile evleneceği söylentisi bile çıkmıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer Petersburg masonluğunun üyelerinden biri oldu. Mason olduktan sonra karısı Elen’in ondan af dileme niyetinde olduğunu öğrendi. Hatta bununla ilgili bir mason gelerek ona karısını kabul etmesi hakkında nasihatte bulur, eğer karısını kabul etmese bunun masonluğa uymayacağını da söyler. Piyer karşısında herkesin bir ağız birliği etmiş olduğunu anlar ve kabul eder. Petersbug’da düzenlenen bir baloda Andre Nataşa’yı görür ve çok beğenir. Baloda onunla birkaç kere dans eder. Balodan sonra bile onu unutamamaktadır. Piyer’in cesaretlendirmeleri ile gidip açılmaya karar verir. Önce Nataşa’nın annesine konuyu açar, kadın kabul eder. Daha sonra gidip Nataşa’ya bu konuyu açtığında kız da havalara uçmuştur. Fakat arada tek bir sorun kalmıştır, o da Andre’nin babasının düğünü bir yıl sonra yapma isteğidir. Bu bir yıl boyunca Andre yurt dışında gezmeli ve dolaşmalıdır. Nataşa bu öneriyi kabul eder ve hep onu bekleyeceğini söyler. Andre gitmeden önce gizlice nişanlanırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre gezide olduğu sırada Nataşa bir baloya katılır. Orada Prens Vasili’nin işe yaramaz oğlu Anatolu görür. Anatol Nataşa ile tanışmak isteğindedir. Anatol kız kardeşi Elen sayesinde Nataşa ile tanışır. Onunla uzun süre konuşur ve gelecek baloya davet eder. Nataşa konuşmadan sonra fazla ileri gittiğini düşünür ve pişman olur. Daha sonrasında davet edildiği baloya gider. Orada Anatol onu karşılar ve ona onu sevdiğini söyler. Nataşa ona nişanlı olduğunu söylediği halde adam aldırmaz. Nataşa bundan çok etkilenir ve onu sevmeye başlar. Balodan döndükten sonra olayı Sonya’ya anlatır. Sonya o adamdan kimseye hayır gelmeyeceğini, işe yaramazın teki olduğunu anlatmaya çalışsa da Nataşa onu dinlemez ve hatta ona karşı olan hakaretlerinden dolayı bozuşurlar. Sonya zamanla Nataşa’nın Anatol ile kaçma planları yaptığını anlar ve bu konuyu hemen Nataşa’nın amcasına açmaya karar verir. Gece Anatol’a Dolokof yardım ediyordu. Anatol kapıdan girip birkaç adım ilerledi. Fakat karşısına iri bir adam çıktı. Anatol kıvrak bir hareketle onun elinden kurtuldu. Nataşa, Piyer’den Anatol’un evli olduğunu duyunca bu ilişkiye son verdi ve Sonya ile konuşmaya başladılar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Fransa-Rusya savaşı gene başlamıştı. Bu savaşa Nikola, Andre gibi eski askerlerin yanında yeni olan Piyer de katıldı. Savaşta Fransa ilerliyor ve Lisi-Gori’ye kadar gelmeye başlıyordu. Andre Mari’ye ve ihtiyar prense bir mektup göndererek hemen Moskova’ya gitmelerini söyler. İhtiyar prens oradan ayrılmadan önce bir felç geçirir. Sağ tarafı tutmamaktadır. Mari hâlâ ona bakmaktadır.İhtiyar prens bu halde bazı şeylerin farkına varmaya başlar. Prenses Mari’ye çok çektirdiğini anlar, sürekli ondan özür diler. Doktor gelip onu muayene ediyordu ve bir gün onu yatağında ölü buldular.</span><br />
[ad1]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Mari’nin Moskova’ya gitmesine mujikler engel oluyordu. Oradan geçerken bunu gören Nikola Mari’ye yardım ederek onun oradan kurtulmasını sağladı. O anda Mari ile Nikola arasında ilk elektriklenme gerçekleşti. Fransız orduları Moskova’ya da yaklaşmaya başladılar. Kısa süre sonra Moskova’yı da aldılar. Herkes arabalarıyla gitmekteydi. Arkalarına baktıklarında ise Moskova yanıyordu.Andre bu savaşta çok ağır yaralanmıştı. Rostof ailesi de yüklerini arabalara yüklüyordu. Fakat daha sonra o yüklrin bir kısmını boşaltıp savaş yaralılarını almaya başladılar. Bir köyde mola verdiklerinde yaralılar boşaltıldı ve herkes dinlenmeye çıktı. Nataşa, yaralıların arasında Andre’nin de olduğunu duyunca gözüne uyku girmedi ve gidip ona baktı. Nataşa ondan yaptıklarından dolayı özür diledi ve ona onu sevdiğini söyledi. Andre’nin durumu çok ağırdı. Ateşi düşmüyordu. Moskova’da kalan Piyer birisine yardım etmeye çalışırken, kendisinin kundakçı olduğunu sanan askerler onu tutuklarlar ve ceza evine koyarlar. Oradan bir grup ile birlikte çıkarılırlar ve bu gruptaki bir kaç insan kurşuna dizilir. Kendisinin kurtulduğuna şaşmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer’in karısı Elen anjin sebebiyle ölür. Yine aynı günlerde Nikola’ya bir mektup gelir ve bu Sonya’dandır. Sonya ona aşklarının artık sürmeyeceğini anlatır. Bu mektubu Nikola hemen Mari’ye götürür. Bu mektup sayesinde Nikola-Mari aşkı daha da alevlenir. Mari bundan sonra Andre’nin yanına gitmeye karar verir ve yanında küçük Nikolenka’yı da götürür. İki gün boyunca Andre’nin başından ayrılmadılar. İki gün sonra Andre öldü. Fransa Moskova’yı ve diğer aldığı yerleri elde tutamadı ve büyük bir ger çekiliş başlar. Bu geri çekiliş esnasında Nataşa’nın henüz on altı yaşındaki kardeşi Petiya kaçanların peşinden kovalarken kafasına kurşun alarak öldü. Rostof’lar bunun acısını da yaşamak zorunda kaldılar.<br />
Nataşa Andre ve Petiya’nın acısın unuttuktan sonra Piyer Mari’nin de yardımıyla Nataşa ile evlendi. Nikola ile Mari yaklaşık Piyer’lerin evliliğinden bir veya iki yıl sonra evlendiler. Nikola babasının girdiği borçları ve zararların hepsini kapattı. Hem de Mari’nin hiçbir hissesini satmadan. Nikola ile Mari’nin bir kızları olur. Nataşa ile Piyer’in ise üç kızları ve bir de erkek çocukları olur. Andre’nin oğlu Nikolenka ise Piyer’i babası olarak görüyor ve hep onu örnek alıyordu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahıslar ve Olay Örgüsü</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: medium;"><strong>Olay Örgüsü:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8211; Piyer’in babasının hastalanıp ölmesi.<br />
&#8211; Savaş hazırlıklarının yapılması ve savaşın başlaması.<br />
&#8211; Piyer ile Elen’in evlenmesi.<br />
&#8211; Andre’nin esir düşmesi.<br />
&#8211; Piyer’in Dolokof ile düello yapması.<br />
&#8211; Andre’nin dönüşü ve Liza’nın ölümü.<br />
&#8211; Piyer’in Elen’i tekrar kabul etmesi<br />
&#8211; Andre’nin Nataşa’ya aşık olması.<br />
&#8211; Nataşa’nın Anatol’a aşık olması.<br />
&#8211; Savaşın tekrar başlaması.<br />
&#8211; Andre’nin tekrar ortaya çıkması.<br />
&#8211; Piyer’in esir düşmesi.<br />
&#8211; Andre’nin ölümü.<br />
&#8211; Nataşa ile Piyer’in evliliği.<br />
&#8211; Nikola ile Mari’nin evlenmesi.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahısların Değerlendirilmesi</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Piyer:</strong> İri yapılı, cesur bir adamdır, fakat biraz çekingendir. Babası Prens Bezukof’un nikahsız bir kadından olma çocuğudur. İlk olarak Elen’i sevmekteydi fakat daha sonra Nataşa’ya değişik duygular hissetmeye başlamıştır. Fakat Andre’den dolayı ona açılamamaktadır. Karısının ölümünden sonra ona daha da aşık olmaya başlamıştır.Andre öldüğünde evlenmişlerdir.<br />
<strong>Andre:</strong> Kısa boylu cesur ve akıllı bir askerdir. Prenses Liza ile evlidir. Karısı doğururken öldükten sonra Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Son savaşta ağır yaralanması sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Arkasında yetim bir çocuk bırakmıştır. Piyer’in iyi bir dostudur.<br />
<strong>Nikola:</strong> Çok büyük bir vatanseverdir. Ailesine çok düşkün, hep onların dediğinin olmasını isteyen bir karakterdir. Hatta bu sebepten dolayı, biraz da çıkan aksiliklerden dolayı sevdiği kızı, Sonya’yı terk etmiştir. Daha sonra gölünü Prenses Mari’ye kaptırıp onunla evlenmiştir.Savaşa askerlik yapmaya gitmiştir.<br />
<strong>Nataşa:</strong> Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Aşk bakımından kararları çok değişmektedir. Önce Boris’e gönlünü kaptırır, daha sonra Andre’ye, sonrasında Anatol’a ve sonra tekrar Andre’ye dönmüştü, fakat Andre aynı günlerde ölür. Bunun etkisini üzerinden attığında Piyer’le evlenmiş ve mutlu bir yaşam sürmüşler.<br />
<strong>Sonya:</strong> Fakir ama çok güzel bir kızdır. Kuzeni Nikola’yı sevmektedir ve aşkı karşılıksız değildir, fakat bir süre sonra ona bir mektup yazarak ayrılmıştır. Nikola, Mari ile evlendiğinde Mari’den nefret etmeye başlmıştır.<br />
<strong>Mari:</strong> Biraz çirkindir, fakat vefalı bir insandır. Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır. Nikola’yı sevmektedir.<br />
<strong>Elen:</strong> Çok güzel, fakat az huysuzdur. Erkeklerin hepsi ona hayrandır. O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur. Daha sonrasında anjinden ölür.<br />
<strong>Liza:</strong> Andre’nin eşidir ve ona çok bağlıdır. Çok güzel bir kadındır ve bir o kadar da güzel huyludur. Doğum yaparken ölmektedir.<br />
<strong>Denisof:</strong> Oldukça cana yakın ve samimi bir insandır. Nataşa’yı sevmektedir, fakat Nataşa ona yüz vermeyince vazgeçer.<br />
<strong>Dolokof:</strong> Denisof’un tam tersine bir adamdır. Bir zamanlar Piyer’in arkadaşı idi, fakat Piyer’in karısı Elen’i lekelemesi sebebiyle Piyer onu arkadaşlıktan siler. Daha sonra Sonya’ya bir evlilik teklifinde bulunur fakat Sonya onu kabul etmeyince vazgeçer.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Zaman: </strong></span> <span style="font-size: small;">Bu olay 1804’lerde başlamıştır. Fransa-Rusya savaşları dönemini anlatmaktadır.<br />
</span><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Mekân:</strong></span><span style="font-size: small;"> Olayın geçtiği veya söz edilen belirli bir yer yoktur; birkaç yer mevcuttur. Bunlar Lisi-Gori, Moskova ve St. Petersburg’dur.<br />
Dil, Üslûp ve Anlatım: Yazar akıcı ve sade bir dil kullanmıştır. Bu doğrultuda anlatımda açık ve akıcıdır. Yer yer süslü anlatımlara yer verilmiştir. Fakat geneli sade bir şekilde yazılmıştır.</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Yazar Hakkında Bilgi<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;" align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Büyük bir rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana&#8217;da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova&#8217;ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire&#8217;i ve J. J. Rouseu&#8217;yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasanaya-Polonya&#8217;ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan &#8220;Çocukluk&#8217;u&#8221; bu sıralarda yazdı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya&#8217;ya gitti. Kaskas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854&#8217;te Kırım savaşı&#8217;na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg&#8217;a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre&#8217;de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasanaya-Polonya&#8217;ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862&#8217;de evlendi.</span><br />
[m2]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy bir düzineyi geçen çocuk sahibi olduğu bu evlilik hayatının ilk yıllarında ömrünün en mutlu, en rahat devresini yaşadı. Eserlerinin en kuvvetli olan iki romanı &#8220;Savaş ve Barış&#8221; ile &#8220;Anna Karenina&#8217;yı&#8221;, bu sıralarda yazdı. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. &#8220;Kruetzer Sonat&#8221;, &#8220;Efendi ile Uşak&#8221;, &#8220;Karanlıkların Gücü&#8221;, &#8220;İman nedir&#8221;, &#8220;İnciler&#8221;, &#8220;Kilise ve Devlet&#8221;, &#8220;İtiraflarım&#8221; hep bu yılların ürünleridir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Bir gün küçük bir kasaba istasyonunda, hayata gözlerini yumdu.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy&#8217;un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında &#8220;Diriliş&#8221;, &#8220;Gençliğim&#8221;, &#8220;Çocukluğum&#8221;, &#8220;Hacı Murat (roman)&#8221;, &#8220;Ayaklanış&#8221;, &#8220;Sergey Baba&#8221;, &#8220;Tanrı Bizim İçimizdedir&#8221;, &#8220;Kazaklar&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221;, &#8220;İki Süvari&#8221; gibi eserleri vardır.</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:09:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettin]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yuksek Okceler]]></category>
		<category><![CDATA[Yuz Temel Eser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek Ökçeler &#160; (Ömer Seyfettin) &#160; Konu Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Batı hayranlığının timsali olan yüksek ökçeli ayakkabılar ne zaman terkedilmiş o zaman da yalı içerisinde görülen diğer aksaklıklar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/">Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Yüksek Ökçeler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Ömer  Seyfettin)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> Konu </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Batı hayranlığının timsali olan yüksek ökçeli ayakkabılar ne zaman terkedilmiş o zaman da yalı içerisinde görülen diğer aksaklıklar Ömer Seyfettin’in üzerinde durduğu önemli temalar haline gelir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Hatice Hanım karakteriyle Batı hayranlığını, şekil üzerinde uygulamaya çalışan bir kadın tiplemesinden faydalanarak dile getirir. Tanzimat Edebiyatı’ nda sıkça işlenen bu konu Ömer Seyfettin’ de bu hikaye ile devam eder. Hikayenin sosyal içerikli diğer bir konusu da izdivaç olayındaki çarpıklığın dile getirilişidir. Devrin getirdiği sosyal yapılanma kadınların genç yaşta ilerlemiş yaştaki erkeklerle evlendirilmesine zemin hazırlıyordu. Hatice Hanım’ da on üç yaşında iken altmışaltı yaşında zengin bir ihtiyarla evlenmiştir. Hatice Hanım bu izdivacın sonunda erkeklerden nefret etmeye başladığı görülür. Eşinin ölümünden sonra da bir daha evlenmemesi bu tepkinin sonucudur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hatice Hanım’ ın batı hayranlığı yüksek ökçeli ayakkabı merakıyla dile getirilir. Bu merak Hatice Hanım’ ın rahatsızlanmasına da sebep olmuştur. Devrin bu çarpık merakı Ömer Seyfettin’ in kendi kaleminde şekilcilik boyutuyla kendi uslubuyla dile getirilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Bu çalkantılarda zamanla etkilenen Hatice Hanım’ da artık gözünün görmediğinden vicdanım rahat düşüncesi ile eski hayatına tekrar geri döner.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> DÜNYANIN NİZAMI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye genç bir kızın ağzından anlatılır. Genç kız kocaya varmadığını düşünmediğini aynı zamanda da erkeklere tavır takındığını dile getirir. Bu kinin belirtisi olarak da bahçelerinde besledikleri horozun tavukları rahatsız ettiği için öldürmekle gösterir. Ancak horozu öldürdükten sonra tavukların düzeni bozulur. Kısa bir süre sonra horozun tavukların düzenini, birlik ve beraberliğini sağladığının farkına varır. Tavukların nasıl horoza ihtiyacı varsa kadınlarında erkeğe ihtiyacı olduğunu anlar. Bunun dünyanın nizamı olduğunu kabul eder. Artık o da dünyanın nizamına uyup evlenmesi gerektiğinin farkına varmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TAVUKLAR</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede Ömer SEYFETTİN Anadolu’nun ücra bir köşesinde handa geçirdiği bir günü dile getirir. Hancı ve kahraman hikayenin belli başlı karakterleri olarak karşımıza çıkar. Ömer Seyfettin ‘in hikayede hanın içini görsel bir betimleme ile okuyucunun gözleri önüne sermeye çalışır. Tavukların davranışları Ömer Seyfettin’in gözünde canlanır. Düzgün hareketleri, görünüşleri Ömer Seyfettin’ i etkilemiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hana her girişinde tavukları insanlardan korkmayışları belli bir yerde yiyecek verilecekmiş gibi toplanmaları onun muhayyilesinde akıllı insanların yaptıkları ile özdeşleşir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kısa bir süre sonra tavukların bu düzenli davranışlarında hancının hiçbir etkisi olmadığını öğrenmesi ve hancının tavuklara sürekli yiyecek vermediği söylemesi üzerine tavukların sürekli bekleyiş içinde bulunduğunun farkına varan kahramanımızın şaşkınlığı bir kat daha artmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BAHARIN TESİRİ</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye eski bir İstanbullu’ nun ağzından anlatılır. Bu zat arkadaşının verdiği bir çay partisine gider ve çay partisinde gördüğü bir kadına aşık olur. Evine kapanır, ona göre kadın sanki dururken sönmüş bir lamba gibidir.Arkadaşı onu ziyarete geldiğinde aşkını ona anlatır. Arkadaşı bunun bir bahar aşkı olduğunu gelip geçeceğini söyler. Soğuk bir ortamda yaşarsa yani bahardan uzak kalırsa aşk zannettiği bu tutkunun söneceğini söyler ve hikayenin kahramanı soğuk bir yerde on gün kalır. Gerçekten de arkadaşının söylediğinin doğru olduğunu anlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> ÇİRKİNLİĞİN ESRARI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye genç bir kızın yaş farkına rağmen umarsızcasına sevgi çırpınışlarını dile getirir. Genç kızın sevdiği adam yalnızlıktan hoşlanan yaşamında şimdiye kadar kadına pek fazla yer vermeyen bir tiptir. Ömer Seyfettin bu sevgiyi dile getirirken genç kızın düşüncelerini ve aşka bakışını da gözler önüne serer, kahraman her ne kadar yalnız kalmaktan hoşlanıyor görünse de genç kızlarla yalnız kalmanın aslında mutluluk verici olduğunu dile getirmekten de geri kalmaz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Özellikle Şuhude’ nin odaya girişi, güzelliği kahramanımızı etkilemiştir. Ancak bu etkilenmeyi dile getirebilecek kadar cesaretli değildir. Ağır başlı ve vakarlı davranmaya çalışır. Şuhude ile aralarında başlayan konuşmalar uzadıkça kahramanımız Şuhude’ nin kendisine aşık olduğunu itiraf etmesiyle birden karşı taarruza geçer ve kızı kendinden uzaklaştırmaya çalışır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Şuhude o zamana kadar yaşadığı ada halkından Tevfik Çeşban tarafından istenmiş yakışıklı, zengin ve aynı zamanda genç olması Şuhude’ nin onu reddetmesini sağlamıştır. Bu noktada kahraman kendini aşık olunmayacak kadar yaşlı ve çirkin göstermeye çalışır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Şuhude’ nin güzelliğine asla yakışmayacağını düşündüğünden ondan kaçar. Kahraman Şuhude’ nin fiziki özelliklere gerçekten de önem vermediğini anlayabilmek için onun ada da en pis ve en yaşlı olan çirkin kral Ali Bey’ le de rahatlıkla yaşayabileceğini söylemesi Şuhude’ yi kendinden uzaklaştırır. Ancak böyle bir güzelliğin de çirkin bir insana ait olması, kahramanın aşk denilen kavramın ne olduğunu gerçekten sorgulamasını sağlamıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> AŞK VE AYAK PARMAKLARI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde aşka ve insanlara bakış açısını Asime Hanımefendi’ nin ve Hasan’ ın ağzından yazdığı iki mektupla dile getirir. Asime Hanımefendi’ yi aşkın gerçekte ne olduğunu anlamayan bir karakter olarak gösterir. Hasan’ ın ağzından yazdığı mektupta kadına ve erkeğe bakış açısını görmek mevcuttur. Hasan’ a göre erkekler belirgin hayvanlarla özdeştir. Örneğin; arslan profiline sahip birinin arslan karakterine, eşek profiline sahip birinin inatçı olması gibi. Hasan bu noktada hayvanlarla özdeşleştirdiği erkeklerin aslında onlardan bir farkı olmadığını dile getirir. Kadınlar da Hasan’ ın gözünde pek farklı değildir. Onlara da hayvan profilleri yükleyip karakterlerini belirlemeye çalışır. Aslında Hasan’ ın yaptığı şey gerçekte insanların aşkın ne olduğunu tam anlamıyla çözemediklerinden şikayettir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hasan’ ın bir zamanlar Asime Hanım’ a duyduğu aşk onu tam anlamıyla tanıyamaması geçen zaman içerisinde de Asime’ nin gerçek karakterini çözümlemesi ile ondan uzaklaşır. Hasan’ da Asime Hanımefendi de buldum zannettiği aşkı bırakıp arayışına yeniden geri döner.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TUĞRA</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede, kahramanın, bir meyhanede oturarak yaşamı irdelemesi dile getirilir. Kahraman günde on iki saat çalışan paraya pek fazla değer vermeyen biri olarak tanıtılır. Meyhanede oturarak kadınlara olan ilgisini, yaşamında kadın olmayışının eksikliğini ve maddiyatın insana gerçekte bir şey kazandırmadığını dile getirir. Tuğra yardımıyla maddiyatın eleştirisini, değersizliğini gözler önüne serer.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BİRDENBİRE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede Ahder ve Yumuk adlı iki kadın karakter yardımıyla yaş farkına rağmen aşk kavramının irdelenişi dile getirilir. Aşk onlara göre bir zümrüt-ü anka yani masaldır. Aşkın ne olduğunu dünyada kimse öğrenememiştir. Aşk şairlerin terennümlerinden ibarettir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ahder hayatında yaptığını zannettiği hataları genç olan Yumuk’ un da yapmaması için bir nevi aşk öğretmeni gibi davranmayı ihmal etmez hikaye boyunca.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> NEZLE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Masume Hanım otuz dokuz yaşında genç görünümlü duygulu bir kadın olarak tanıtılır. Hikayede çarpık izdivacın sonuçları yine gözler önüne serilir. Diğer hikayelerden farklı olarak Masume Hanım erkeklere karşı tavır takınmayıp genç, güçlü bir erkekle tekrar evlenmek ister. Günün birinde on dokuzundan arabaya bakan hizmetçisi Himmet gelir aklına bir kır gezisinde arabacısına sorar: “Şu ahırın oradaki ineği öküzün şerrinden kurtar.”der. Himmet: “Öküz ineği üzmüyor, koklaşıyorlar.”der Masume Hanım bir türlü ilgisini çekemediği Himmet’ e arabayı mesire yerine çekmesini söyler ve kurduğu hayalinde artık yıkıldığının farkına varır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TÜRKÇE REÇETE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde, yanlış batılılaşmayı Belkıs Hanım karakteri ile ortaya koyar. Belkıs Hanım hikayede zengin bir dul olarak tanıtılır. Sık sık rahatsızlanması dolayısıyla Doktor Şerif’ i çağırdığında ondan hastalık dışında magazin, eğlence, aşk, kadınlar hukuku, Avrupa Kadınları, yaşamları vs.hakkında bilgiler alır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Bu konuşmadan sonra Belkıs Hanım iyileşir ama doktorun gideceği zaman tekrar hastalanır ve ondan reçete yazmasını ister. Doktor Türkçe bir reçete Yazarak Belkıs Hanım’ a verir. Belkıs Hanım bu noktada Doktor Şerif’ in Avrupa eğitimi almasına rağmen böyle bir reçete yazmasını başlangıçta yadırgar. Doktor reçetede Belkıs Hanım’ a eğlenceyi, lüksü, modayı ve Avrupai Yaşantıyı tavsiye eder. Hikayede Doktor Şerif doğru bir batılılaşmanın gerçek bir timsali olarak üzerinde sıkça durulan diğer önemli bir kahramandır. Doktor Şerif batı eğitimi almasına rağmen kültür değerlerini yitirmeyen sağlam bir tip olarak tanıtılır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TERAKKİ</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Niyazi ve Neşet yardımıyla toplumda görülen medeni ilerlemenin farklı yönlerini dile getirir. Niyazi ve Neşet duvarları kağıt kaplı odada oturmuş sigara dumanları içerisinde medeniyetteki ilerlemeden konuşuyorlardı. Kısa bir zaman önce telefonun, elektriğin, sinemanın, otomobilin, gramofonun olmadığından bahsediyorlardı. Bütün bu gelişmelere şimdi sahip olunmasına rağmen pahalılıktan yakınıyorlardı. Paranın hiç bir kıymetinin kalmadığını düşünüyorlardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Niyazi ile Neşet medeniyetteki ilerlemeyi böyle eleştirirken dışarıdan gelen sesle birlikte dilencinin bambaşka bir dem vurduğunu gördüler dilenci de kendine göre artık dünyanın değiştiğini, merhametin kalmadığını, insanlık denen şeyin sona erdiğini dile getirir. Herkesin eğlenceye düşkün olduğunu ifade eder. Niyazi ile Neşet bu durumu şaşkınlıkla seyreder. Dilenciyi hem küçük görürler hem de filozof ve sosyalist olarak nitelendirirler. Sekiz on sene evvel bunları bile söyleyecek müderrisin olmadığını belirterek yaşadıkları zamanın ne kadar da farklı olduğunu ortaya koymaya çalışırlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BOYKOTAJ DÜŞMANI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Mahmut Türkçe konuşan ancak kültür değerleri bakımından Rum olduğuna inanan, Türkçülük cereyanının yükselmesine ve azınlıklardan alış veriş yapılmaması için Türkçülerin yaptığı boykota sinirlenen bir gazetecidir. Mahmut hikayede Türkçe ile Yunan edebiyatı yapmaya çalışan bir karakter olarak da gözükür. Yeniden İstanbul’ da Bizans’ın dirileceğine inanmış edebiyatı Yunan Edebiyatı fakat dili Türkçe olan bir Bizans Kültürü muhayyilesine sahiptir. Ona göre bütün medeniyet, insaniyet, şiir ve musiki hayatı Yunan Medeniyetinden çıkmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TUHAF BİR ZULÜM</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Gaspadin, Mülki idare mensubu ve Kaşdanov yardımıyla kendi siyasi düşüncelerini dile getirme fırsatı yakalar. Özellikle Kaşdanov ve Müki İdare mensubu arasındaki geçen konuşmalarda bu düşüncelerini daha belirgin olarak dile getirir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kaşdanov, bir Türk Diplomat ve Gaspadin Bulgaristan’ da görüşürler ve aralarında şu diyalog geçer: Gaspadin’ e göre Türkler’ den ne sosyalist olur ne de nosyonalist. Sebebini ise taassub olarak gösterir. Gaspadin Türkler’ in taassubundan çok istifade ettiğini belirtir. Deliorman’ a kaymakam olduğunda bir tane bile Türk olmadığını niyetinin burayı kan dökmeden Bulgarlaştırmak olduğunu belirtir. Kasaba’ ya Makedonya’ dan sürekli muhacir getirip onlara ikamet vererek domuz besiciliği yapmalarını sağlamış. Bir süre sonra, Türkler gelip durumdan şikayetçi olmuşlardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Domuzların çeşmelerden su içtiğini, tarlalarında dolaştığını ulu orta sokaklarda gezdiğini söylediler. Gaspadin‘ de onlara hürriyetten, hayvan haklarından domuzunda Allah’ ın yarattığı bir hayvan olduğundan bahsedip Türkleri başından gönderdi. Domuz düşmanı olan Türkler yavaş yavaş evlerini, tarlalarını satıp İstanbul’ a göç ettiler. Gaspadin’ de Türkler’ in sattığı yerleri satın alıp Makedonya’ dan muhacie getirmeye devam etti. Hikayenin kahramanı Türk diplomat bu olayı dinleyince Gaspadin’ e karşı olan tavrını ortaya koyar.</font></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><br />
<font color="#808080" face="Maiandra GD" size="5">Ana Fikir</font><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin’in Yüksek Ökçeler kitabı küçük hikayelerden ve bir de küçük bir piyesten oluşur. Hikayelere genel olarak bakıldığında ağırlıkta olan temanın sevgi ve aşk olgusu olduğu söylenebilir. Ancak Ömer Seyfettin hikayelerinde (Yüksek Ökçeler, Birden Bire, Nezle, Çirkinliğin Esrarı) aşırı yaş farkına rağmen yapılan izdivaçların yanlışları üzerinde de sıkça durduğu gözden kaçmamalıdır. Ancak bu hikayeler arasında Ömer Seyfettin’in siyasi düşüncelerini dile getirdiği Tuhaf Bir Zulüm adlı hikayesi farklı bir temada işlenen bir hikaye olarak göze çarpar. Piyes te yine karşılıklı sevgiyi dile getiren Ömer Seyfettin bu kez bu olayı dramatik bir halden çıkartıp komedi tarzında okuyucunun gözleri önüne serer.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong>  </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Hatice Hanım:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Batı hayranı, bunu da her hareketi ve özellikle giyimiyle belli eden bir kadın.Kitap ismini de bu kadının yüksek ökçeli ayakkabılarından almıştır.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Hayranzade Şem’ i  Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  55 yaşında yeni zengin bir patron.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Peride Hanım:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Büro müdiresi.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Sermet Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Başkatipliğe namzet.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Niyazi Molla</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Gazanfer Bey</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Bican Efendi</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Müstement Efendi:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  45 yaşında garson dö büro.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"><strong>ÖMER  SEYFETTİN</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> 28 Şubat 1884 tarihinde Gönen&#8217;de doğdu. Öğrenimine Gönen&#8217;de başlayan Ömer Seyfettin, Ayancık&#8217;ta ve annesiyle birlikte geldiği İstanbul&#8217;da Aksaray&#8217;daki Mekteb-i Osmaniye&#8217;ye devam etti. Eyüp&#8217;teki Baytar Rüşdiyesi&#8217;ni bitirip asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadi&#8217;sine yazıldı (1893). Bir müddet sonra da Edirne Askeri İdadisi&#8217;ne naklolarak öğrenimini burada tamamladı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Daha sonra İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye&#8217;ye gelen Ömer Seyfettin, piyade mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun oldu. İzmir&#8217;de Teğmen (1903-1910), daha sonra da üsteğmen olarak Rumeli&#8217;de görev yaptı (1908-1910). Askerlik&#8217;ten ayrılıp Selanik&#8217;e gelerek, Genç Kalemler Dergisi&#8217;nde yazmaya başladı. Balkan Savaşı&#8217;nda tekrar subay olarak orduya döndü. Yunanlılar&#8217;ın elinde bir yıl kadar esir kaldı. Esareti sırasında da öykü yazamaya devam ederek bunları Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zakâ dergilerinde yayımladı. İstanbul&#8217;a dönünce ordudan ikinci kez ayrılıp, ölümüne kadar Kabataş Lisesi edebiyat öğretmenliği yapan Ömer Seyfettin, 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul&#8217;da öldü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/">Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
