<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kimyasal Gubrenin Bulunusu | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/kimyasal-gubrenin-bulunusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 May 2013 06:06:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kimyasal Gübre (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kimyasal-gubre-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kimyasal-gubre-kesifler-ve-buluslar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 11:36:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[catlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gubre]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal Gubre]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal Gubre Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal Gubre Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal Gubrenin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/kimyasal-gubre-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimyasal Gübre (Keşifler ve Buluşlar) Bununla birlikte XIX. yüzyılın ilk yarısında et özüyle yaşanabileceğine marnlamıyordu. Günümüzde bunca bollaşan konsantre çorbalar henüz çok enderdi. Temel besin ekmek ve halkın büyük çoğunluğu için tahıllardı. Ekmek yapımı da gelişmemişti. Makinelerle hamur yoğurma tekniği gittikçe yaygınlaşmaktaydı ve fırınlar genellikle odunla ısıtılmakla birlikte kömür de kullanılmaya başlanmıştı. &#160; Buğday ekimine [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kimyasal-gubre-kesifler-ve-buluslar/">Kimyasal Gübre (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Kimyasal Gübre<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/kimyasal_gubre.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/kimyasal_gubre.jpg" align="left" height="156" width="120" /></p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2">Bununla birlikte XIX. yüzyılın ilk yarısında  et özüyle yaşanabileceğine marnlamıyordu. Günümüzde bunca bollaşan konsantre  çorbalar henüz çok enderdi. Temel besin ekmek ve halkın büyük çoğunluğu için  tahıllardı. Ekmek yapımı da gelişmemişti. Makinelerle hamur yoğurma tekniği  gittikçe yaygınlaşmaktaydı ve fırınlar genellikle odunla ısıtılmakla birlikte  kömür de kullanılmaya başlanmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Buğday ekimine gelince hâlâ eski yöntemle sürdürülüyor ve bu tarım hâlâ  bilgisizlik içinde yüzen köylülerin elinde bulunuyordu. Ama yine de Devrim&#8217;den  bu yana toprak işçisinin hayat şartlarında bir gelişme olmuş, botanikçiler tarım  işleriyle yakından ilgilenmeye başlamışlardı. XVIII. yüzyılda &#8220;iyi tarımcı&#8221;  aranıyor, bilim adamları tarım üzerine makaleler yazıyor, kaliteli tohum ve  verimli çalışma konuları ciddi şekilde ele alınıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Henri-Louis Duhamel du Monceau (1700-1782), buğdayı on yıldan fazla saklamanın  yolunu bulmuş, ayrıca hayvanların beslenmesi ve ağaçların aşılanması konusunda  incelemeler yapmıştı. Abbe Henri Alexandre Tessier (1741-1837), 1776&#8217;da buğday  çeşitleri üzerinde denemelere girişmişti. 1800&#8217;den sonra Alman tarım bilgini  Albrecht Taer (1752-1828), tarım tekniğini modernleştirmeye çalışmış. İsviçreli  Theodore de Saussure (1767-1845), bitkilerde solunum ve beslenme mekanizmasını  aydınlatmıştı. Fransız Jean-Baptist Boussingault (1802-1887), toprağın  beslenmesi ve gübrelerin rolü üzerinde çalıştı. Böylece bilim, tarım konusuna da  eğilerek onu başlı başına bir bilim dalı haline soktu. Fransa&#8217;da ilk tarım okulu  1822&#8217;de Nancy&#8217;de kuruldu. Bunu 1827&#8217;de Grignon&#8217;daki okul izledi. 1830&#8217;da bir  Tarım Bakanlığı ve 1848&#8217;de Tarım Enstitüsü kuruldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak, bu takdirde değer çabalara rağmen, tarım konusunda ağır bir gelişme göze  çarpmaktaydı. Köylüler atalarından kalma bilgilerinden şaşmıyorlardı. Elde  ettiklerini iyi fiyatla satmaya bakıyor ve gerisini umursanıyorlardı, İngiltere  dışında, öteki ülkelerde yenilik çıkaranlara kuşkulu gözlerle bakılmaktaydı.  Yaşayışlarındaki yalınlık, kalın kafalılıklarının aynasıydı sanki.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Daha önce anlattığımız gibi, İngiltere toprağı dinlendirme yöntemim kaldırarak  bir &#8220;tarım devrimi&#8221; yapmayı başarmıştı. Bu yenilik özellikle 1840&#8217;larda Kara  Avrupası&#8217;na yayıldı. Böylece toprak yalnız tahıl vermekle kalmayıp hayvan yemi  de verdiğinden davarlar ve bunun sonunda da  <font color="#000000">gübre</font> çoğalmıştı. İngilizler bu durumdan  yararlanıp hayvan türlerini geliştirmişler, bilinçli çiftleştirmelerle en iyi  yünü veren koyun, en iyi eti sağlayan sığır türleri üretip yetiştirmişlerdi. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toprağın ekiminde iki, üç, dört yıllık bir almaşık yöntem, o ezeli kıtlık  korkusuna son vermiş, aynı zamanda kolza, şeker pancarı, şerbetçiotu gibi sınai  bitkilerinin ekimine ve bostancılığa da hız vermişti. Bu arada saban yavaş yavaş  yerini pulluğa bırakıyordu. Böylece toprak daha derin kazılmaya,  <font color="#000000">gübre</font>lenmeye, kireçten yoksun topraklara kireç  verilmeye başlanmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kimyasal-gubre-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Gübre</font></a>lemek ve kireçlemek toprağı fizik ve  kimyasal yönden geliştirmenin tek yöntemi olarak bilinmekteydi. Tarımcılığın  başlamasında o güne kadar bilinen tek gübre türü hayvansaldı. Buna ara sıra bazı  deniz yosunlarını da eklerlerdi. Bu sırada Thiersli köylülerin ilginç bir  gözlemi oldu: Yakınlarında bulunan bıçak sapı fabrikasının, kemik artıklarını  tarlalara döktüklerinden iyi ürün aldıkları dikkatlerini çekti. Bu gözlemin  söylentileri kulaktan kulağa yayıldı ve kemiklerin gübre olarak kullanılması  yaygınlaştı. Açıkgözler kemikleri toplayıp değirmenden geçirmeye ve tarımcılara  satmaya koyuldular. Tüketim çoğalınca insan kemiklerine de dadandılar ve  Napolyon&#8217;un savaş alanları temizlenmeye başlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kemik nasıl bir oluşumla tarlaların verimini artırmaktaydı? Bu soru Liebig&#8217;in  kafasını kurcaladı ve Giessen&#8217;deki laboratuvarında bitkilerin beslenmeleri  üzerine araştırmalar yapmaya koyuldu. 1840&#8217;da şöyle bir gözleme vardı: Bitkiler  beslenmeleri için gerekli olan karbonu havadan, fosfor ve potasyumu topraktan  alıyorlardı. Öyleyse toprağın verimliliği bu maddelerin ne oranda bulunduğuna  bağlıydı. Kemiklerde fosfat bulunduğundan, bu oluşum açıktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Liebig, köklerin fosfatı daha iyi emebilmeleri için kemiklerin sülfürik asitle  işlenmesini salık verdi. Bu öğüdü John Lawes adlı bir İngiliz (1414-1900)  değerlendirdi. Rothamsted&#8217;deki (Hertfortshire) malikânesinde daha önce de  bitkiler üzerinde araştırmalar yapmıştı. Liebig&#8217;le işbirliği kurarak kemik  toplama işine girişti ve evini fabrika durumuna soktu. Buldukları kemikleri  burada işleyerek süperfosfat adiyle piyasaya sürdüler (1843).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Lawes iyi bir sanayiciydi. Büyük bir servet yaptı ve tarımcıları da zengin etti.  Aynı zamanda bilim adamı olduğundan, bir deneme merkezi haline gelen  fabrikasında deneylerini sürdürmekteydi. Çalışmalarının sonunda, bitkilerin  azotu havadan değil de topraktan aldıklarını ortaya koydu, önemli olan bu buluş  tarımsal kimyaya yeni bir alan açmıştı. Bunun üzerine Şili&#8217;den nitratlar ve  Peru&#8217;dan guano (kuş gübresi) ithal edilmeye başlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Liebig, bitkilerin beslenmesinde potasyumun rolünü açıklamıştı. Bu besin Şili  nitratlarında bulunmaktaydı. XIX. yüzyılın ikinci yarısında, Stassfurt&#8217;da  (Almanya) dünyanın en zengin potasyum yatakları ortaya çıkarıldı. Böylece 1860  dolaylarında kimyacılar toprağa ihtiyacı olan fosfor, azot ve potasyumu istenen  oranda verebildiler. Verim büyük çapta artmış ve o ezeli kıtlık korkusu tarihe  karışmıştı. Rothamsted Deney İstasyonuna göre, 1771&#8217;de hektar başına alman ürün  21 hektolitre iken, 1885-1894 arasında 25.7&#8217;ye yükselmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Öte yandan, ekim tarzı da gelişmişti. Makineleşmenin sanayiye getirdiği baş  döndürücü ilerleme herkesin gözü önündeydi. &#8216;Azami&#8217; üretim için bunun şart  olduğunu artık herkes takdir ediyordu. Çünkü makine insandan daha çabuk iş  görmekle kalmamakta, üretime insan elinin aciz olduğu bir düzen ve  standardizasyon getirmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Makineleşmeyi tarıma sokmak, denenmeye değer bir şey olarak görülmeye  başlanmıştı. Toprağı kazan, eken, sürgü çeken, biçen, döven bir makine, o güne  kadar saçma olarak düşünülmüştü, ama neden olmasındı? Galyalılar bir tür biçki  makinesi kullanmışlardı: Öküzlerin çektiği bir arabanın altında bulunan dişliler  buğdayı kapıp kesmekteydi. Ne var ki, bu makine tutulmamış, çarçabuk unutulup  gitmişti. Çünkü tarımda makineleşme, ancak el emeğinin kıt olması durumunda  yararlıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sezar&#8217;ın zamanında el emeğinin kıt olması diye bir şey söz konusu değildi. Bu  ihtiyaç gerçekten ancak XVIII. yüzyılın sonlarında duyulmaya başlandı. O dönemde  Sanayi Devrimi İngiliz köylülerini şehirlere çekmekteydi. Yüzlerce hektarlık  toprakların sahipleri bu durumda modern tekniğe başvurmak zorunluluğunu  duydular. Küçük toprak sahipleriyse topraklarını satıp şehirlere, fabrikalarda  işçi olarak çalışmaya gidiyorlardı. El emeği kıtlığı tehlikeli bir durum almaya  başlamıştı. Zengin tarımcıların projeleri altüst olacağa benzerdi. Buğdayı  makineler aracılığıyla biçme imkânı bulunmaz mıydı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Royal Society, sorunu yarışmaya koydu (1780). Binlerce ve çoğu hayali cevaplar  geldi, öyle ki, XIX. yüzyılın ilk çeyreğine kadar şöyle elle tutulur bir çözüm  şekli ileri süren olmadı. Ta 1828&#8217;e, Patrick Bell&#8217;in &#8220;biçer&#8221;ine kadar. Bu  araçla, ekinler gel-git hareketine uyan bir bıçakla kesilip kenara atılmaktaydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aynı tarihlerde makineleşme sorunu Amerika&#8217;da ciddi bir durum almıştı. Bu ülkede  el emeği kıtlığı yoktu, ama topraklar el emeğiyle ekilmeyecek kadar büyüktü.  Louisiana&#8217;yı ve daha birçok devletleri de içine alarak genişlemiş olan Amerika  Birleşik Devletleri&#8217;nde çiftliklerden her biri Belçika büyüklüğündeydi ve esir  tüccarları harıl harıl zenci köle taşıdıkları halde, bunlar uçsuz bucaksız  topraklarda kayboluyorlardı. Bu durumda, makineleşme çok ciddi bir sorun olarak  karşılarına çıkmaktaydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sorunu, Virginialı bir çiftçinin oğlu, Cyrus McCormick çözümledi (1809-1884).  Babasının tarlalarına iki beygirle çekilen garip bir makine getirdi. Bir kayış  aracılığıyla tekerlekler bir bıçkıyı harekete geçiriyorlardı. Bu araç buğdayları  biçiyor ve özel bir bölmeden geçirip yana atıyordu. Tarlaların ne büyük bir  hızla ve ne kadar düzgün tarandığını görenler şaşırıp kaldılar. Bunun üzerine  McCormick sanayici oldu ve 1839&#8217;dan başlayarak makinelerini satmaya başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1851 Londra Sergisi tarımsal makineleşmenin zaferini ilân etti. Birçok tip biçer  makine sergilenmişti. Ama McCormick&#8217;inkinin bunların en gelişmişi olduğu ilk  bakışta anlaşılıyordu. Biçki makinelerinin yanı sıra mekanik ekerler, döverler  ve birkaç demirli mekanik saban da sergilenmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1868&#8217;de Rus Andrey Vlassenko&#8217;nun &#8220;biçerdöver&#8221;! ortaya çıktı ve aynı yıllarda ilk  buharlı döverler de işlemeye başladı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kimyasal-gubre-kesifler-ve-buluslar/">Kimyasal Gübre (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kimyasal-gubre-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
