<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kütük Ömer Seyfettin | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/kutuk-omer-seyfettin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Dec 2008 07:31:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kütük &#8211; (Ömer Seyfettin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kutuk-omer-seyfettin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kutuk-omer-seyfettin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 13:11:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öyküler - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Yüklü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Oku]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler ve Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Kütük]]></category>
		<category><![CDATA[Kütük Ömer Seyfettin]]></category>
		<category><![CDATA[Kütük Öyküsü Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettin Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettinin Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettinin Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oyku]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Oku]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatından Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatından Öyküler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kütük (Ömer Seyfettin) Alacakaranlık içinde sivri, siyah bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu halinde her tarafa yayıyor&#8230; Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kutuk-omer-seyfettin/">Kütük – (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="color: #4abfe1;"> <span style="font-size: 25pt;">Kütük<br />
</span></span><span style="color: #ff9933;"> <span style="font-size: 15pt;">(Ömer Seyfettin)</span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Alacakaranlık içinde sivri, siyah  bir kayanın belli belirsiz hayali gibi yükselen Şalgo Burcu uyanıktı. Vakit  vakit inlettiği trampete, boru seslerini akşamın hafif rüzgârı derin bir uğultu  halinde her tarafa yayıyor&#8230; Kederli bağırışmalarıyla ölümü hatırlatan küfürbaz  karga sürüleri, bulutlu havanın donuk hüznünü daha beter artırıyordu. Mor dağlar  gittikçe koyulaşıyor, gittikçe kararıyordu. Yamaçlardaki dağınık gölgeler,  kuşsuz ormanlar, hıçkıran dereler, kaçan yollar, ıssız korular, sanki korkunç  bir fırtınanın gürlemesini bekliyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Burcun tepesinde beyazlı siyahlı bir bayrak, can  çekişen bir kartal ıstırabıyla, kıvranıyordu. İki bin kişilik muhasara ordusunun  çadırları, kaleye giden geniş yolun sağındaki büyük dişbudak ağaçlarının  etrafına kurulmuştu. Yerlere kazıklanmış kır atlar, yabancı kokular duyuyor  gibi, sık sık başlarını kaldırarak kişniyorlar, tırnaklarıyla kazmaya  çalıştıkları toprakların nemli çimenlerini otluyorlardı. Dallarda kırmızı  çullar, sırmalı eğerler asılı duruyordu. Cemaatle kılınmış akşam namazından  dağılan askerler, çadırların arasından gürültü ile geçiyorlardı. Kısa emirler,  çağırılan isimler, bir kahkaha, bir söz&#8230; başlayacak suskunluğu bozuyor,  atların yanında itişen birkaç gencin şen naraları duyuluyordu. Çifte direkli  yeşil çadırın kapısı önüne serilmiş büyük bir kaplan postu üzerinde kehribar  çubuğunu fosur fosur çeken koca bıyıklı, iri vücutlu, ateş nazarlı şair  kumandan, gözlerini, alacağı kalenin sallanan bayrağına dikmişti. Karşısında diz  çökmüş kâhyasının anlattıklarını dinliyordu. Ordugâha yarım saat evvel dörtnala  gelen bu adam, yaşlı, şişman bir askerdi. İşte kaç hafta oluyor, kumandanının  &#8220;Göndersdref Baronu Erasm Tofl&#8217;u beraber vurmak&#8221; teklifini içeren mektubunu tek  başına, Hadım Ali Paşa&#8217;ya götürmüştü. Ama, paşa çok meşguldü. Zaman bulup cevap  verememişti. Dregley Kalesini sarıyordu. Kuşatmanın başlangıcından sonuna kadar  hazır bulunan kahya, şimdi orada gördüklerini söylüyordu; bu kale sarp, gayet  dik bir kayanın üzerine yapılmıştı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Arslan Bey sordu:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bizim kaleden daha yüksek mi?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Daha yüksek beyim.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kumandanın, &#8220;Bizim kale&#8221; dediği, henüz çırpınan  bayrağına hasretle baktığı Şalgo Burcu idi. Fakat o, burasını birkaç gün içinde  zaptedeceğini iyice biliyordu. Daha birkaç hafta önce Boza Kulesi&#8217;nde  hücumlarına karşı durmak isteyen Adrenaki, Mihal Terşi, Etiyen Soşay, nasıl  kendisine kuleyi teslim etmişler; nasıl kahramanlığını, cesaretini alkışlayarak  iyi davranışına teşekkürler ederek çekilip gitmişlerdi&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ben, bir kalenin karşısında çok duramam&#8221; dedi, &#8220;Hiç  sabrım yoktur. Ama Ali Paşa çok sabırlı maşallah!&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kâhya başını kaldırdı:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;O da sabırsız&#8230; Ama ne yapsın? Dregley, pek  yalçın, pek sarp&#8230; Borsem Dağları içinde baş kale bu imiş diyorlar.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Paşa, muhafızlara önce teslim teklif etmedi mi?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Etti. &#8220;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Kabul etmediler mi?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hayır, etmediler.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Kalenin kumandanı kimdi?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Zondi isminde bir kahraman&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ben onların kahramanlıklarını bilirim. Verdikleri  sözü tutmazlar&#8230; Vire&#8217;yi bozarlar. Elçiye hakaret ederler.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hayır, Arslan Bey, Zondi bildiklerinizden değil.  Çok mert bir adam. &#8220;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Paşa, teslim teklifini kiminle gönderdi?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Papaz Marten Uruçgalo ile&#8230;&#8217;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ne ise&#8230; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> elçi gönderseydi, mutlaka kafasını  keserler, kale bedenlerinden aşağı fırlatırlardı.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Paşa <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> elçisi gönderseydi, Zondi bunu  yapmazdı.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ne biliyorsun?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Papaz Marten&#8217;e söylediği sözlerden anladım?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ne demiş?&#8221; .</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Demiş ki; git, paşaya söyle. Bana teslim teklif  etmesin. Bir askere bundan büyük hakaret olamaz. O nasıl savaş adamı ise, ben de  savaş adamıyım. Ya ölürüm, ya galip gelirim. Ama görüyorum ki, benim işim bitti.  O durmasın, bütün kuvvetiyle hücum etsin. Ben mutlaka, yıkılacak kalenin taşları  altında kalmak isterim.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Sahi, namuslu bir askermiş&#8230;&#8221; Kâhya;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Yalnız namuslu bir asker değil, Arslan Bey&#8221; dedi,  &#8220;Hem de gayet yüce ruhlu bir mert.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Nasıl?&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bakın anlatayım. Papaz Marten, ordugâha ret  haberini getirmek için dönerken, Zondi onu tutmuş. Eskiden esir aldığı iki <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> delikanlısını yanına getirmiş.  Bunlara gayet kıymetli erguvani elbiseler giydirmiş. Ceplerini altınla  doldurmuş. &#8216;Al bunları paşaya götür. Benimle beraber ölmelerini istemiyorum. Çok  yiğit gençlerdir. Terbiyelerine dikkat etsin. Devletine iki büyük asker  yetiştirmiş olur&#8217; demiş.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Sahi yüce bir adammış&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Sonra, elimize diri geçen esirlerden işittik:  Kalenin avlusuna silahlarını, gümüş takımlarını, en kıymetli eşyalarını yığarak,  yakmış. Ahırındaki savaş atlarını, ağlayarak, kendi eliyle öldürmüş. Son hücumda  bizim asker, kalenin kapısını zorladı. Kırdı. Yeniçeriler, bir kurşunla  yaralanan Zondi&#8217;yi diri diri yakalamaya çok çalıştılar. Ama mümkün olmadı. O,  diz üstü sürünerek, her tarafı kılıçla, mızrakla delik deşik olup, ölünceye  kadâr vuruştu.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Demek paşa, bu mert düşmanla konuşamadı.&#8221;</span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Evet, konuşamadı. Vücudu ile kesik başını kalenin  karşısına gömdürdü. Mezârının üstüne bir mızrak, bir bayrak dikilmesini  emretti.&#8221; &#8216;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Aşkolsun! Ben olsam bir türbe yaptırırım  vallahi&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Arslan Bey, düşmanın cesurunu, kahramanını,  yılmazını severdi. Onca, savaş bir mertlik <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-sanatlari/"> <span style="color: #000000;">sanat</span></a>ıydı. Düşman ordusundan kaçıp,  kendisine iltica edenlere hiç aman vermez, &#8216;Hain, her yerde haindir&#8217; diye hemen  boynunu vurdururdu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ortalık bütün bütün kararıyor, gece oluyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kâhya, uzun uzadıya anlattığı Dregley Kalesi&#8217;nin  hikâyesini hâlâ bitiremiyordu. Yatsı namazı için aptes suyu taşıyan  angaryacılar, meşalelerle geçmeye başladılar. Arslan Bey, Şalgo&#8217;nun, ıslanmış,  hasta, ateşböcekleri gibi sönük sönük parlayan ışıklarına bakıyor, kâhyanın  sözlerini işitmeyerek, kendi planını düşünüyordu. O biliyordu; düşmanların hepsi  Zondi gibi, Plas Batanyus gibi, Lozonci gibi kahraman değildi. İçlerinde tavşan  kadar korkakları da vardı. Mesela Seçeni Kalesi&#8217;nin muhafızları, daha Ali Paşa  yaklaşırken, toplarını, tüfeklerini, cephanelerini, erzaklarını, mallarını,  hattâ ihtiyarlarını, çocuklarını bırakıp, bir kurşun atmadan kaçmışlardı. Birkaç  güne kadar burası da alınınca Holloko, Boyak, Sağ, Keparmat kaleleri kalıyordu.  Ama Allah kerimdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hepsinin alınması belki bir ay sürmez&#8230;&#8221; diye  mırıldandı. Kâhya, kumandanın ne düşündüğünden haberi yoktu. Anlamadı. Sordu:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bu kalenin alınması mı beyim?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hayır, canım&#8230; Bu, birkaç günlük iş! Hele hava  biraz kapansın&#8230; Fulek&#8217;e kadar dört beş kale var&#8230; Onların hepsini diyorum.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bir ayda dört beş kale&#8230; Bu güç beyim.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Niçin?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Daha bu kaleye bir tüfek atılmamış&#8230; Ben attan  inerken yoldaşlar söylediler.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ben burasını, bir kurşun atmadan alacağım.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Nasıl beyim?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Senin aklın ermez. Hava biraz kapansın,  görürsün&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hiç topa tutmadan hücum mu edeceğiz?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hayır.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ya ne yapacağız?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Havanın kapanmasını bekle, dedim ya&#8230;  Göreceksin&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Arslan Bey, planlarını en yakın adamlarından bile  saklardı. &#8220;Yerin kulağı var&#8221; derdi. Ağzından çıkan bir sır mutlaka işitilecekti.  Kâhya gibi bu sessiz, bu manasız beklemeden bütün askerler sıkılıyorlar, bir şey  anlatmıyorlardı. Kumandanın yardım, cephane, top beklediği söyleniyordu. İhtiyar  sipahiler, &#8220;Biz burasını yardım gelmeden alamaz mıyız? İki top yetmez mi? Ne  duruyoruz?&#8221; diye</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">çadırlarında dedikodu yapıyorlardı. Buraya gelindiği  günden beri askeri istirahat ettiren Arslan Bey, her sabah erkenden atına  biniyor, tek başına gerilerdeki olmanların içine dalıyor, saatlerce kalıyor,  gülerek dönüyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hava bozmayacak mı? Ah, biraz sis olsa&#8230;&#8221; diye  gözlerini gökten, kalenin sallanan bayrağından ayıramıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İşte kâhyanın getirdiği mektupta Ali Paşa da  teklifini kabul ediyordu. Onunla birleşince ordusu yedi bin kişi kadar olacaktı.  O vakit şüphesiz Tofeli, Pallaviçini&#8217;yi diri diri esir tutabilecekti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Koyu karanlık içinden uzaktan uzağa Şalgo  Burcu&#8217;ndaki nöbetçilerin attıkları acı naralar, acı köpek ulumaları  işitiliyordu. Gökte hiç yıldız yoktu. Arslan Bey, hademesinin tuttuğu billur  bardaktaki yakut suyu içti. Yeniden doldurulan çubuğunu çekiyor, kâhyasıyla  öteden beriden konuşuyordu. Konuşurken düşündüğü hep kendi planıydı. Yine göğe  dalmıştı. Birdenbire sordu:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hava kapanıyor gibi, değil mi?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Evet.. &#8220;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bakalım yarın&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hücum mu edeceğiz beyim?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hayır canım, hava bozsun, görürsün.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kâhya, yine bir şey anlamadı&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bir sabah&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Binlerce bacadan henüz tütmüş soğuk, nemli bir duman  kadar koyu bir sis her tarafı kaplamıştı. Ordugâh, sancaklar, tuğlar, çadırlar,  dişbudak ağaçları, atlar, hiç, hiçbir şey görünmüyordu. Evvela birbirlerini  çağıranların sözleri duyuluyor, sonra iki hayal, ses yordamıyla bu beyaz  karanlığın içinde buluşuyordu. Arslan Bey atını hazırlatmıştı. Yine yapayalnız,  her günkü gittiği yere doğru kaybolacaktı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">O kadar neşeli idi ki&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bütün subayları, çavuşları çağırttı. Hepsi hücum var  sanıyordu. At divanı yapar gibi, bir ayağı yerde, bir ayağı üzengide.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ağalar&#8221; dedi. &#8220;Bugün kaleyi alacağız. Ben iki saate  kadar geleceğim. Şimdi hepiniz hazır olun.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Nihayetleri görünmeyen beyaz, büyük sakalının  çerçevelediği yüzü sis içinde asılı duruyor sanılan ihtiyar topçubaşı sordu:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Siz gelmeden ben dövmeye başlayım mı, beyim?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Arslan Bey güldü:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hayır&#8230; Senin iki topunun güllelerine ihtiyacımız  yok. Yalnız bize çok gürültü yap.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Nasıl gürültü beyim?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Toplarını boşuna yerinden kımıldatma. Topçularını  kalenin bedenlerine doğru yaklaştır. Avazları çıktığı kadar, &#8216;Heya, mola,  yisa!..&#8217; diye bağırt!&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Anlamıyor musun? Yalnız gürültü istiyorum.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Pekâlâ beyim.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sonra diğer subaylara döndü:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Siz de bütün askerlerinizi savaş düzeniyle bunlara  yaklaştırın. Mümkün olduğu kadar çok gürültü yaptırın &#8216;Heya, mola&#8230;&#8217; çektirin.  Angarya naraları attırın. İş <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a>üleri söylettirin.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyar topçubaşı gibi subaylar da, çavuşlar da, bu  emirden bir şey anlamadılar. Fakat onlar anlamadan yapmasını pek iyi bilirlerdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Baş üstüne, baş üstüne&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Haydi, ama çabuk&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hepsi iki adım ayrılınca sisin içinde görünmez  oldular. Arslan Bey tepinen atına binince yuları tutan kâhyasına;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Sen de koş, yanına bir adam al, gerideki Değirmenli  Çiftliği&#8217;nde biriktirdiğim elli mandayı hemen buraya sür. Burca giden yolun  yanında hazır tut&#8230; Orada beni bekle. Haydi!&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Başüstüne&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ama çabuk&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hızla mahmuzlanan azgın at, şaha kalkarak sisin  içine atıldı. Üzerindeki sırmalı kaftanın etekleri altın kanatlara benzeyen  Arslan Bey&#8217;le bir masal kuşu gibi uçtu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Biraz sonra&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Nereden geldiği belli olmayan derin bir gürültü sis  içinde kaynıyor; ileri geri, yaklaşıyor, uzaklaşıyor, dalgalanıyordu. Kös,  kalkan, boru sesleri at kişnemelerine karışıyor; alınan emirler, verilen  kumandalar yüzlerce ağız tarafından ayrı ayrı tekrarlanıyordu. Bastıkları  yerleri görmeyen askerler, savaş düzeninde bağrışarak, duyduklarını  tekrarlayarak, dirsekleriyle, kalkanlarıyla birbirlerine dokunarak duman içinde  ilerliyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sağ taraftan topçuların &#8220;heya, mola&#8221;ları  işitiliyordu. Etrafını saran gürültüden hücumun başladığını kale de anladı.  Boru, trampet, hurra sesleri aksetmeye, tek tük tabanca tüfek atılmaya başladı.  Gözcüler kale bedenlerinin dibine kadar gidip geliyorlardı. Safların arasında  topçubaşının büyük bir lağım açtığı söyleniyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Askerler, subayların emriyle oldukları yerlerde  bağdaş kurmuş bekliyorlar, gürültü ediyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Nihayet, Arslan Bey, terden sırılsıklam olmuş atı  ile duman içinde savaş sıralarının arasında, adım adım göründü. Her adımda;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Yiğitlerim!&#8230; Sis açılmaya başladı mı hemen susun.  Hep birden ayağa kalkın, hücum edecek gibi durun. Ama ileri gitmeyin. Ateş de  açmayın. Ben düşmana teslim teklif edeceğim&#8230;&#8221; diyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Topçuların, topçulara karışan angaryacıların &#8220;heya,  mola&#8221; naraları gittikçe artıyor, büyüyor, tüyleri ürpertecek heyecanlı  yankılarla görünmeyen dağları, taşları inletiyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Öğleye doğru sis açılmaya başladı. Askerler,  sallanan siyahlı beyazlı bayrağı ile Şalgo&#8217;yu bir hayal gibi gördüler. Sesler  kesildi. Kuzeyden esen bir rüzgâr dumanları dağıtıyor; gerilere, ormanlara doğru  sürüyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Artık herkes birbirini görüyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kaleye pek yaklaşmıştı. Askerler, gözleriyle  kumandanlarını aradılar. O burç kapısına giden yolun gediğinde atıyla  dolaşıyordu. Gediğin önünde büyük bir manda sürüsü vardı. Burcun tepesinde,  siperlerin arasında, kalkanlı, tüfekli adamlar geziniyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Cesur Arslan Bey, kır atını ileriye sürdü. Kaleye  yüz adım kadar yaklaştı. Arkasındaki kâhyasıyla, genç tercüman koştular&#8230; Gür  sesiyle haykırdı:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hey bre Şalgo muhafızları!&#8230; Ben, padişahımın  dedesine sizin kralınızın memleketlerinden büyük yerler zaptetmiş Bosna Valisi  Yahya Paşa&#8217;nın torunlarındanım. Atam Hamza Bali Bey, daha on dört yaşında iken  sizin ordularınızı perişan etmiş, Viyana kuşatmasında, Viyenberg önünde şan  almıştır. Ben, hangi kaleye gittimse geri dönmemişim, daha geçen gün iki küçük  topla Boza Kalesi&#8217;ni yerle bir ettim. Mihal Terşi, Etiyen Soşay, Andrenaki gibi  kahramanlarınıza canlarını bağışladım. Vadiye çekildim. Gerip gitmeleri için yol  vardım. Haydi gelin. Siz de teslim olun. Boş yere kanınızı döktürmeyin&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kale ile beraber bütün ordunun işittiği bu teklifi,  tercüman, avazı çıktığı kadar bağırarak tekrarladı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Derin bir sessizlik&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Arslan Bey&#8217;in atı duramıyor, şaha kalkıyor, sağa,  sola tepiniyordu, kâhya, dizgininden tutmaya çalışıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Burcun tepesinden bir cevap verdiler. Tercüman  tekrarladı:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ne gibi şartlarla, diyorlar beyim.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Arslan Bey, deminkinden daha sert bir sesle  haykırdı:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Şartım filan yok. Biz teslim olanın canına  kıymayız. Teslim olmazsanız, beş dakika sonra kalenin içinde bir canlı adam  kalmaz. Karşınızdaki yolun gediği üzerinde gördüğünüz nedir? Anlamıyor musunuz?  Babalarınızdan işitmediniz mi? Elli manda ile buraya getirdiğim bu topun iki  güllesiyle binlerce Şalgo kuvvetinde olan İstanbul kaleleri tuzla buz oldu. İşte  İstanbul&#8217;u alan bu top&#8230; Bir kere ateş edeceğim. İkinci atıma gerek yok. Ne  kaleniz kalacak, ne de kendiniz. Acıyorum size&#8230;&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Genç tercüman, bu sözleri, yine avazı çıktığı kadar  tekrarlarken, bütün askerler, gözlerini yolun gediğine çevirdiler. Mandaların  yanında, uzun, büyük, gayet büyük, gayet kalın, gayet siyah müthiş bir topun  korkunç bir ejderha gibi uzandığını gördüler. Safların arasında sevinç sadaları  yükseldi. Herkes Arslan Bey&#8217;in bir haftadır ne beklediğini şimdi anlıyordu.  Demek bu top geliyormuş&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Biraz sonra&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şalgo&#8217;nun tepesinde, şan, namus kefeni olan uğursuz  beyaz bayrak dalgalanıyordu. Demir kapılar açılmıştı. Korkudan sapsarı kesilen  tuğla kumandan, altın kılıçlı asilzadeler, zırhlı şövalyeler, Arslan Bey&#8217;in  önünde dize gelmişlerdi. Silahları alınan düşman ikişer ikişer bağlanıyor, takım  takım ordugâhın arkasına götürülüyordu. Kalenin içindeki kıymetli şeylerden bir  dağ ortada kabarıyor; al yeşil bayraklarla kalenin tepesine dolan askerler  bağırışıyorlar, aralarındaki dervişler, bedenlerden sarkarak ezan okuyorlar,  tekbir çekiyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Teslim olan kumandanla erkânına Arslan Bey;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Korkmayınız. Hayatınız bağışlanmıştır. Biz Vire&#8217;yi  bozmayız. Gelin, size elli manda ile buraya getirdiğim topu seyrettireyim&#8230;&#8221;  dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Tercüman bunu tekrarlayınca hepsi birbirlerine  bakıştılar. Bu müthiş, bu korkunç aleti yakından görmeyi hem merak ediyorlar,  hem çekiniyorlardı. Arslan Bey&#8217;in arkasına takıldılar. Büyük topa doğru  yürüdüler. Yaklaşınca Arslan Bey;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;İşte&#8221; dedi, &#8220;Sizin böyle topunuz var mı?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Düşman kumandanı tercümanla cevap verdi:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Hayır.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Niçin yapmıyorsunuz?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bilmiyoruz.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Genç irisi bir şövalye tercümana bir şeyler sordu.  Arslan Bey;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ne diyor?&#8221; dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bey bu topu kaç günde İstanbul&#8217;dan buraya  getirmiştir, diyor.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Sen de ki: İstanbul&#8217;dan getirmemiş. Burada bir  hafta içinde kendisi yapmış.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Tercüman bu sözleri söyleyince esirler afallaştılar.  Arslan Bey, daha ziyade yaklaşıp elleriyle yoklamalarına, daha yakından  görmelerine müsaade ettiğini söyledi. Mağrur kumandan, kahraman asilzadeler,  cesur şövalyeler, büyük topun etrafında toplandılar. Bir elini hançerinin elmas  sapına dayayan Arslan Bey, öteki eliyle, gülümseyerek pala bıyıklarını büküyor,  arkasındaki kâhya, başını kaşıyarak gülmekten katılıyor, tercüman  aptallaşıyordu. Yirmi adım uzakta duran mızraklı nöbetçiler de gülüşüyorlardı.  Esirler topa elini sürdüler. Deliğini aradılar. Bulamayınca sarardılar. Sonra  kızardılar. Birbirlerine bakıştılar. Öyle kaldılar. Kolların, çaprazlayarak yere  bakan kale kumandanı titreyerek mırıldandı. Arslan Bey, tercümana baktı;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ne diyor?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Bu mertlik değil&#8230; diyor.&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Ona sor ki: Henüz bir kere patlamayan bir toptan  korkarak, hemen teslim oluvermek mi mertliktir?&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Tercüman sordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kale kumandanı, gözlerini yerden kaldırıp cevap  veremedi. Asilzadeler, şövalyeler, birbirlerinin yüzlerine bakmaya cesaret  edemediler, ani bir ölüm darbesiyle vurulmuş gibi oldukları yerde donup  kaldılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bir güllesiyle kaleyi yıkacak olan bu korkunç top,  siyaha boyanmış kocaman bir kütükten başka bir şey değildi!&#8230; </span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 18pt;"> <span style="color: #c0c0c0;">|</span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span lang="en">»</span> &#8220;Öyküler&#8221; Sayfasına Dön! <span lang="en">«</span></a> <span style="color: #c0c0c0;">|</span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span style="color: #ffffff;"> Öyküler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span style="color: #ffffff;"> Hikayeler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Oyku/"><span style="color: #ffffff;">Öykü</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Hikaye/"><span style="color: #ffffff;"> Hikaye</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kutuk-omer-seyfettin/">Kütük – (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kutuk-omer-seyfettin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
