<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Malazgirt Zaferinin 900. Yildonumu ve Milli Kultur | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:19:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Malazgirt Zaferi&#8217;nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 09:40:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt Zaferi]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt Zaferinin 900. Yildonumu ve Milli 
Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malazgirt Zaferi&#8217;nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ) Geçmişi anmak insanlara mahsus bir iştir. Hayvanlar geçmişi düşünmez. Onlar yalnız içinde bulundukları ânın kaygısındadır. &#8220;Geçmiş&#8221; ne kadar kusurlu olursa olsun bugün ve yarın için vereceği derslerle, göstereceği ibretlerle ihmaline imkân olmayan bir kitap, insanlara milletlerin güç kaynaklarından biridir. Bundan dolayıdır ki bir millete geçmişini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/">Malazgirt Zaferi’nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Malazgirt Zaferi&#8217;nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geçmişi anmak insanlara mahsus bir iştir.  Hayvanlar geçmişi düşünmez. Onlar yalnız içinde bulundukları ânın kaygısındadır.  &#8220;Geçmiş&#8221; ne kadar kusurlu olursa olsun bugün ve yarın için vereceği derslerle,  göstereceği ibretlerle ihmaline imkân olmayan bir kitap, insanlara milletlerin  güç kaynaklarından biridir. Bundan dolayıdır ki bir millete geçmişini unutturmak  onu yok etmenin ilk şartıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Günümüzde, geçmişi unutturularak yok edilmek istenen bir milletin en tipik  örneğini görmekteyiz: Moskoflar, Sovyetler ülkesindeki en azından 40 milyon  Türk&#8217;ü ortadan kaldırmak için bu çareye başvurmuşlardır. Önce eski ulus, uruk ve  boylan sözde ayrı milliyetler hâline getirmişler, alfabelerini ayırarak ortak  edebî dili bertaraf etmişler sonra da tarihte görülmemiş bir utanmazlıkla  uydurma tarihler düzerek &#8220;geçmiş&#8221;le ilgilerini kesmeye başlamışlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aynı maskaralık İran&#8217;da da yürütülmektedir. Türk, Fars, Kürt, Arap, Lor, Bülüç  ve Ermeni&#8217;den kurulu 25 milyonluk devletin içinde 12 milyonluk nüfuslarıyla en  büyük ve en enerjik unsur olan Türkler&#8217;e Türklüklerini unutturmak için her şey  yapılmakta, bu Türkler&#8217;in aslında Fars oldukları halde Çengiz istilâsı sırasında  zorla Türkçe konuşmaya zorlandıkları gibi ahmakça bir iddia ileri sürülmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moskoflar da, Acemler de yabancı oldukları ve mazideki hâdiseler dolayısıyla  Türkler&#8217;den çekindikleri için bu davranışlarda kendi bakımlarından mazurdurlar.  Fakat biz kendimiz maziyi hesaba katmamak gibi bir gafletin içinde bulunursak bu  suçumuzu bağışlatacak hiçbir sebep ve bahane ileri sürülemez.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İslâmiyet&#8217;ten önceki zamanlarda Türkler millî geçmişlerini biliyorlardı. Milât  sıralarındaki Kunlar, aradan iki yüzyıl geçtiği halde Tanrıkut Mete&#8217;yi  hatırlıyorlardı. 730 yıllarındaki Gök Türkler de diktikleri anıtlarda 180 yıl  önceki Bumun Kağan&#8217;la İstemi Kağan&#8217;ı unutmadıklarını göstermişlerdi. Bundan  başka ağızdan ağıza dolaşan destanlarla maziyi yaşatıyorlar, daima bir millî  romantizm içinde bulunuyorlardı. Millî romantizm büyük bir güç kaynağı idi.  Bugün de öyledir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler&#8217;e millî mazisini unutturan önce manihaizm, sonra da İslâmiyet olmuştur.  Gök Türkler&#8217;den sonra 745&#8217;te Türkeli&#8217;nin başına geçip Dokuz Oğuz-On Uygur ve  kısaca Uygur denen Türkler&#8217;in üçüncü kağanı &#8220;Alp Külüg Bilge Bögü Kağan&#8221;  (759-780), 763&#8217;te manihaizmi resmî din diye kabul etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Parlak bir medenî hayat yaşayan Uygurlardan kalma binlerce yazma eser Doğu  Türkistan kazılarında bulunup Avrupa müzelerine getirilmiş, birçoğu değerli  bilginler tarafından yayınlanmış, fakat şimdiye kadar aralarında bir tek tarihî  esere rastlanmamıştır. Eserlerin hemen hepsi manihaizm ve budizme aittir. Demek  ki yabancılardan alınan din ön plâna geçmiş, milli olanı sürüp çıkarmış ve  Türkler&#8217;in geçmişle ilgisini kesmiştir. Millî mazi ancak göçebe Türkler arasında  ve destan halinde yaşıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Onuncu Yüzyılda kabul olunan İslâmiyet de millî maziye aynı darbeyi vurmuştur.  Hem bu seferki darbe birincisinden daha yaman olmuş, maziyi unutmak faciası halk  tabakasına kadar bulaşmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Anadolu Türkleri Yedinci Yüzyılda üç dört yüz kişi arasında geçen Bedir  savaşını, Arapların bir iç meselesi olan Ali-Muâviye düşmanlığını, Hüseyin&#8217;in  Kerbelâ&#8217;da öldürülmesini ısrar ve taassupla andıkları halde On Birinci  Yüzyıldaki Malazgirt&#8217;i, Türkler&#8217;in kendi iç savaşlarında ölen ve her birisi  birer millî kahraman olan Kutlamış, Süleymanşah ve Kılıç Arslan&#8217;ı unutmuşlar,  maziye ait olarak akıllarında sadece şekilsiz bir &#8220;Sultan Alâaddin&#8221; kalmış,  eskiden olan her şeyi ona bağlayarak işin içinden çıkmışlardır.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Haydi, diyelim ki İslâmiyet&#8217;e taassupla sarıldılar da İslâmiyet&#8217;ten önceki çağı  inkâr ettiler. Peki, o halde Hıristiyanlara karşı kazanılan Malazgirt savaşıyla  Haçlılara karşı yurdu savunan Birinci Kılıç Arslan, Mesud ve İkinci Kılıç Arslan  neden unutuldu?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Süleymaniye Kütüphanesi&#8217;nde 1952-1969 arasındaki 17 yıllık görevim sırasında  gözden geçirdiğim on binlerce kitabın içinde millî geçmişin hatırlandığına dair  bir esere rastlamadım ama &#8220;Eshâb-ı Bedr&#8221; adıyla yazılmış, Bedir savaşındaki  Arapları birer birer adıyla, künyesiyle kaydeden pek çok eser gördüm. Tabiî,  hiçbirisi zamanında tespit edilmemiş, hepsi savaştan çok uzun süre sonra kaleme  alınmış olan bu isimlerin hemen hepsi uydurma ve yakıştırma idi. Fakat Türkler  bunlara hakikat diye bakıyor, buna karşılık kendi geçmişini anmıyor, kendisini  hesaba katmıyor, kavm-ı necib-i Arab&#8217;ın mefâhirini bütün yalan dolanlarıyla  kabul ediyordu. Hâlid bin Velid, Târık bin Ziyâd büyük kumandan diye göklere  çıkarıldığı halde onları emir eri diye bile kullanmayacak olan Çağrı Beğ, Afşın  Beğ, Oruç Reis unutulmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük bir Türk bilgini olan Kemalpaşaoğlu Ahmed Şemseddin, Arapça&#8217;dan sonra en  üstün dilin Farsça olduğuna dair makale yazmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler nasılsa Osmanlılar çağını unutmamışlardı. O da hâkimiyette bulundukları  içindi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1971 Ağustosunun 26&#8217;sında Malazgirt zaferinin 900&#8217;üncü yıl dönümü kutlanacak.  Bu, çok yerinde bir davranıştır. Fakat her millî işte olduğu gibi yine geç  kalınmıştır. Şimdi yapılacak şey Malazgirt savaşı ve Alp Arslan için dikilecek  anıtın temelini atmaktan ibaret kalacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük zaferlerin ve büyük kara günlerin yıldönümlerini anmak milletleri  ruhlandırmak, inançlarını berkitmek için şarttır. Macarlar 1926&#8217;da Mohaç  bozgununun 400&#8217;üncü yıl dönümünde büyük bir tören yapmışlardı. Biz ise 1953&#8217;te  İstanbul fethinin 500&#8217;üncü yıl dönümünü kepaze ettik. Yunanlı dostlarımız  gücenmesin diye töreni sönük göstermek için ne lâzımsa yapıldı. Yalnız  başkalarını düşünmek, kendimizi hesaba katmamak bize mahsus bir özellik. Acaba  bu milli bir ruh hastalığı mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Malazgirt&#8217;in 900&#8217;üncü yıl dönümü yurt kalkınmasında bir hamle yapmak için de  mühim bir fırsattı. Genelkurmayın, jeologların, meteorolojinin, Devlet Su  İşlerinin ve ilgili bütün dairelerin reyleri alınarak Malazgirt savaşının  yapıldığı ovanın kenarında &#8220;Alparslan&#8221; adıyla bir şehir kurmak, Plânlama  Teşkilâtının teklif edeceği fabrikaları dikmek, bir üretme çiftliği ile hara  yapmak ve 24 Oğuz boyunu canlandırmak için Alparslan şehrinin çevresinde 24  modern örnek köy kurarak Anadolu&#8217;ya köyler halinde dağılmış olan Oğuz  boylarından seçme aileleri oraya yerleştirip fennî tarıma yöneltmek, pilot bölge  denilen bir örnek kesim kurmak için bire bir fırsattı. Düşünülmedi. Çünkü  partizan hükümetler önce kazanacakları oyları, sonra taraftarlarına  sağlayacakları çıkarı düşünmek alışkanlığında olduğundan millî şuur felce  uğramıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nitekim radyo haberlerinden öğrendiğimize göre Malazgirt için yapılacak her şey  26 Ağustos 1971&#8217;de başlayacaktır. Halbuki o gün her şeyin bitmiş olması ve her  şeyin açılış töreninin yapılması gerekirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî kültürü geliştirip yeniden yaymak için Millî Eğitim ve yeni kurulan Kültür  Bakanlıklarına hayli iş düşecektir ve öyle görünüyor ki yeni hükümetin başını  belâya sokacak olan tek konu eğitim reformu olacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toprak reformu beş on yıllık sürede sonuca bağlanabilir. İdaredeki  kırtasiyecilik bir iki kanun ve sert uygulama ile çözüm yoluna girebilir. Uçak  ve tankları Türkiye&#8217;de yapmak biraz sabır ve çalışma işidir. Bütçe açığı ciddî  tasarrufla önlenebilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat iş eğitime gelince o kadar kolay değildir. Eğitim reformunda bilgi ve  millî terbiye söz konusudur. Kurslarla öğretmenlerin bilgi eksiklerini  tamamlamak mümkündür ama millî terbiye kursla verilemez. Eğer öğretmenin  kafasında Marks, Lenin, Mao gibi hastalıklar varsa o öğretmen kaybedilmiş  demektir. Başımızı kuma gömmeden söylemek gerekirse bugün Moskofçuluk, Maoculuk  alabildiğine sürüp gitmekte, binlerce öğretmen onmaz ruh hastalığına tutulmuş  bulunmaktadır. Kendi milletine ve vatanına düşman olan; Moskof&#8217;u, Çinli&#8217;yi  bekleyen ve özleyen öğretmenlerle Türk çocuklarına nasıl millî terbiye  verilecek? Sıkı Yönetim Mahkemelerine düşen öğretmenler bu hastaların pek küçük  bir bölümüdür. Ötekiler göze çarpmadığı veya sindiği için yerlerinde  bırakılmıştır. Yarın elverişli ortam bulunca bunlar yine ağularını saçmaya  başlamayacak mıdır?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demek ki eğitim reformu için binlerce öğretmeni feda etmekten başka çıkar yol  yoktur. Güç iş. Fakat yapılmalıdır. Ordudan 7.000 subayı birden emekliye sevk  eden, 1500 Harbiyeliyi birden askerlikten çıkaran prensip, milletin yarınını  feda etmemek için birkaç bin öğretmeni feda etmekten çekinmemek zorundadır.  Yoksa Türk milletinin geleceğinden ümit kesmek lâzım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür Bakanlığının kuruluşu yerinde bir kararın sonucu idi. Fakat kültür  bakanının iş başına geçer geçmez, sanki başka hiçbir mühim mesele yokmuş gibi,  tiyatro ve baleden bahsetmesi bizi ha- yal kırıklığına uğrattı. Türk kültürü  deyince akla en son gelecek şey tiyatro, hiç gelmeyecek şey ise baledir:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür nedir? Millet fertleri arasındaki ortak değer ve inançlar değil mi? O  halde Türk kültürü deyince ilk düşünülecek konu &#8220;dil&#8221;, sonra da &#8220;ahlâk&#8221;,  &#8220;tarih&#8221;, &#8220;müzik&#8221;, &#8220;mimarlık&#8221;, &#8220;süsleme sanatları&#8221; ve &#8220;folklor&#8221;dur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür Bakanlığından ilkönce tiyatroyu köye kadar götürmesini değil, &#8220;Türk  Kültürünü Koruma Kanunu&#8221; adlı bir kanunla milletimizin temelini baltalayan  sebepleri ortadan kaldırmasını beklerdik.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tiyatro kurmak kolaydır. Şimdi herkes artist olduğu için sahne sanatkâr bulmak  da güç değildir. Fakat Türk milletine ve onun halk tabakasına millî şuur, zevk  ve kültürü aşılayacak tiyatro eserleri nerde? Kültür Bakanı Türk köylüsüne  Hamlet yahut Faust&#8217;u, yerli piyes diye de solakların devrik cümleli eserlerini  seyrettirecekse hiç zahmet etmesin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk kültürünün baş unsuru olan Türkçe&#8217;yi korumak ve geliştirmek derken, tabiî,  okullarda öğretilecek sağlam dil bilgisini, sekizinci yüzyıldan beri temel  eserleri bilinen Türkçe eserlerden seçme parçaları, Türk lehçelerini  kastediyorum. Bu vatanın &#8220;Türkeli&#8217; olması için bütün coğrafya isimleriyle her  türlü ticarî, ilmî, iktisadî, kültürel ve turistik kuruluş adlarının Türkçe  olmasını, bir Dil Akademisi kurulmasını ve utanç verici şekilde hâlâ tespit  edilmemiş bulunan imlânın kesin hal almasını, Türk tarihinin millî şuur ve  menfaat açısından tedvinini ve Türkiye&#8217;de ne kadar Türk mimarî eseri varsa  hepsinin onarılarak yıkılmaktan kurtarılmasını kastediyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mühim bir nokta da Türkiye&#8217;nin uygun bir yerinde bir &#8220;Ölmezler Yolu&#8217;nun  yapılmasıdır. Ölmezler Yolu, Türk tarihinin ulu kişilerinin heykel ve  anıtlarıyla süslü, en heybetli ağaçların gölgelediği bir tarih yoludur. Şimdilik  Alp Er Tunga ile başlayıp Atatürk&#8217;le bitecek ve ilerde de yetişecek büyüklerin  heykel ve anıtlarının eklenebileceği uzun ve gösterişli bir yol..</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük kahramanlar, devlet başkanları, başbuğlar, bilginler, şairler için  törenler Ölmezler Yolu&#8217;nda yapılacak, geçit resimleri burada olacaktır. Bütün  Türk çocukları en aşağı bir defa bu yolda yürüyecek, her büyüğün anıtında yazılı  birkaç satırı okuyarak Türk olmanın gururunu burada tadacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir millet yalnız Keban Barajı, Ayşe fırını ve Hilton Oteli ile beslenmez.  Geçmişin büyüklüğünden hız alarak daha büyük gelecekler için ümidini bilemezse  yozlaşır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Kültürünü Koruma Kanunu, kültürün mühim bir bölümü olan ahlâkı da  koruyacağı için Türk ahlâkını yıkıcı yazılar, resimler, piyesler, filimler,  reklâmlar, dernekler bu kanunla yasaklanacak, böylelikle millî çöküntü  önlenecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">En büyük sosyal kanunlardan biri &#8220;taklid&#8221;dir. Gazete, dergi, film, sahne, radyo,  plaj ve sokakta daima &#8220;gayrı millî&#8221;yi, daima &#8220;gayrı ahlâki&#8221;yi gören genç  nesillerin birer milli kahraman, ülkücü yiğit olarak yetişmesine imkân yoktur.  Sokakları dolduran karı kılıklı erkekler gördüğünü taklidin sonucudur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun çaresi, yukarda da işaret ettiğimiz gibi &#8220;Türk Kültürünü Koruma  Kanunu&#8217;dur. Müthiş bir telkin vâsıtası olan, bu sebeple birer okul gibi mütalaa  edilmesi gereken tiyatro ve filim devlet kontroluna alınıp millî, ahlâkî, vatanî  propaganda haline getirilirse manevî kalkınma için en tesirli tedbir olur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Malazgirt&#8217;in 900&#8217;üncü yıl dönümünde o savaşı kazananların ruh ve karâkter  sağlamlığı ile bugünün acıklı manevî yapısı arasındaki çelişki bize bunları  düşündürdü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vaktiyle, Demokrat Parti iktidarında, hükûmetin ıvırzıvırla uğraşması ve  uyarmalara aldırış etmemesi dolayısıyla, Dr. Cezmi Türk bir Meclis konuşmasında  &#8220;biz Meclise değil, zabıtlara hitap ediyoruz&#8221; demişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biz de yarınki araştırıcılara hitap ettiğimizi sanıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Başka ne yapabiliriz ki?&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ötüken, 9 Ağustos 1971, Sayı: 8</font></p>
<p> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/">Malazgirt Zaferi’nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
