<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Memleket | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/memleket/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Nov 2007 10:15:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ziya Gökalp (Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ziya-gokalp-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ziya-gokalp-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Sep 2007 17:19:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Memleket]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sair]]></category>
		<category><![CDATA[Siir]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Yazin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ziya-gokalp-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ziya Gökalp (Hayatı) Ziya Gökalp (1876-1924) öncelikle Türkiye&#8217;yi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı. &#160; Mahallî,resmî bir gazetede mesul müdür bir memurun oğlu olan Mehmet Ziya (daha sonra Gökalp) Diyarbakır&#8217;da doğdu, orada laik okullara devam etti ve aynı zamanda islam hukukuna vakıf olan amcasından [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ziya-gokalp-hayati/">Ziya Gökalp (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Ziya Gökalp</font></span><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"><br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700">(Hayatı)</span></font></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_yazarlar_ve_sairler/ziya_gokalp.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_yazarlar_ve_sairler/ziya_gokalp.jpg" height="128" width="89" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ziya Gökalp (1876-1924)  öncelikle Türkiye&#8217;yi Sosyoloji ile tanıştıran kişiydi ve ateşli bir Türk  Milliyetçisi olarak sosyolojiyi entellektüel bir temel oluşturmada esas aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mahallî,resmî bir gazetede mesul müdür bir memurun oğlu olan Mehmet Ziya (daha  sonra Gökalp) Diyarbakır&#8217;da doğdu, orada laik okullara devam etti ve aynı  zamanda islam hukukuna vakıf olan amcasından geleneksel islam ilimlerini  öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Yine de, bir sonraki yıl İstanbul&#8217;a  gidebildi ve Baytar Mektebine (Veterinary College) kaydını yaptırdı.<br />
Daha önce Jön Türklerin (Young Turks) fikirlerinden etkilenen Gökalp, 1985  yılında İstanbul&#8217;da gizli bir örgüt olan İttihat ve Terakki Cemiyeti&#8217;nin (Union  and Progress) üyesi oldu. 1898&#8217;de tutuklandı; bir yıllık mahpusluk devresinden  sonra bütün zamanını çalışmalarına adadığı doğduğu şehre sürgün edildi. O  yıllarda Paris&#8217;te sürgünde olan Jön Türkler Fransız sosyolojisinden çok yoğun  olarak etkilenmişti.İçlerinde Le Play hayranı olan Prens Sabahattin,  Osmanlıların sadece sosyolojik çalışmalar yoluyla sosyal değişmeyi  anlayabileceklerini daha sonra bu görüş Gökalp tarafından da desteklenmişti ve  imparatorluğu bir arada tutan çeşitli unsurlar arasında uzlaşma sağlama yolunu  bulabileceklerini (28 Ağustos, 1099 tarihli Peyman gazetesinin ilk sayısında)  beyan etmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Jön Türk devriminden sonra, 1908&#8217;de Gökalp İttihat ve Terakki Fırkası&#8217;nın  Diyarbakır&#8217;daki temsilcisi oldu. Bir yıl sonra, fırkanın Selanik&#8217;teki merkez  heyetine üye seçildi ve kendisine parti doktrinini anlatma ve genç insanları  parti saflarına çekme görevi verildi. 1910 yılında Selanikte sosyoloji  öğretimini esas alan bir göreve atandı. Türkiye&#8217;de ilk defa gerçekleşen böyle  bir atamadan beş yıl sonra da İstanbul Üniversitesi&#8217;nde ilk sosyoloji profesörü  oldu. O, İstanbul&#8217;u Türkiye&#8217;deki sosyoloji çalışmaları için bir merkez haline  getirirken, bu faaliyeti 1919&#8217;a kadar Edebiyat Fakültesinde sürdürdü. 1. Dünya  Savaşı sonrasında Malta&#8217;ya sürgüne gönderilen Gökalp, yürekli bir Atatürk  taraftarı olarak 1921&#8217;de Diyarbekir&#8217;e geri döndü ve milli liderlere yol  göstermek amacıyla sosyolojik makale serileri hazırladığı küçük mecmua&#8217;nın  sorumlu müdürü oldu. 1922&#8217;de (Ministry of Public Deparmant of the Education) un  Ankara&#8217;daki Kültürel Yayınlar Dairesine müdür olarak atandı ve orada ünlü eseri  &#8220;Türkçülüğün Esasları&#8221; yayınlandı.<br />
Gökalp Jön Türklerin gerçekleştireceği siyasi devrimin, iktisat aile, güzel  sanatlar, ahlak ve hukuk gibi alanlarda &#8220;Yeni Hayat&#8221; ortaya çıkaracak sosyal bir  devrimle tamamlanmaya ihtiyaç gösterdiğine inanmıştı. Yeni bir Türk medeniyeti  sadece Türkiye&#8217;nin gerçek milli değerlerinin kazanılmasıyla yaratabilirdi.  1911&#8217;e kadar Gökalp, değerlerin hiçbir şey ifade etmediğine,&#8221;fikir-kuvvet&#8221;(idees  forces)&#8217;un felsefesi öneme haiz olduğuna inanmıştı. Fakat 1912&#8217;den sonra  Durkheim&#8217;in değerlerle ilgili yorumunu (collective represantations) kollektif  temsiller olarak kabul etti. (Gökalp, Durkheim&#8217;i en önemli sosyolog ve  sosyolojinin kurucusu olarak düşünüyordu.)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gökalp&#8217;e göre tam olarak ifade edildiklerinde idealler olarak adlandırılan  kollektif temsiller (collective reprasantations). kollektif şuurdaki  gerçeklerdir. Değerlerin tek kaynağı toplumun kendisidir, ve bireylerce elde  edilen kollektif duygu ve bilgi birikimi kollektif şuuru oluşturur. (1911-1923)  1959, s.62-64)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Balkan savaşı yenilgisinden sonra, Türkiye için kritik bir dönem başladı.  Reformlar üzerindeki tartışmalara İslâmcılık, Batıcılık ve Türkçülük arasındaki  çatışmalar öncülük etti. 1912&#8217;de İstanbul&#8217;a gelen Gökalp, bu çatışmaların daha  geniş bir bakışla ele alınarak, giderilmesi gerektiğini hissetti. Gökalp,  insanın her biri kendi değer sistemine sahip olan kültür gruplarının ve evrensel  kabul ve kültürel yayılma kaabiliyeti olan kural ve tekniklerin bileşimi  olduğunu tartıştı. ([1911-1923] 1959, s.97-101) Türklerin aynı anda; Türk  Milletine, İslâm ümmetine ve Avrupa medeniyetine ait olduğu sosyolojik bir  vakaydı. (Gökalp [1911-1923] 1959, s.71-76; Heyd 1950, s. 149-15]) Gökalp,  milliyetçiliğin, modern çağın en güçlü ideali, milletlerin ise, kültür grupları  skalasında en üst seviyede gelişmemiş türler olduğunu, yoğunluğu gittikçe artan  bir şekilde vurguladı. Millet kavramı içinde, Türk kültürünü, İslâmı ve Batı  teknolojisini bir araya getirmenin mümkün olduğunu düşündü. Gökalp, daha sonra,  kollektif temsilleri millî âdetlerle bir tutma gerektiği noktasına geldi ve  &#8230;&#8230;&#8221; bir milletin kültürünü ait olduğu medeniyetten ayırma çalışmaları yapan  disipline kültürel sosyoloji adı verildiğini&#8221; öne sürdü. ([1911-1923] 1959,  s.172-173)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir sosyoloğun görevinin millî kültür unsurlarını ortaya çıkarmak (keşfetmek)  olduğu inancını takiben, Türk ailesinin evrimi ile (pre-islamic) İslâm-öncesi  Türk dini ve devlet üzerine bir dizi çalışmaya girişti. Gökalp&#8217;ın modernleşmiş  islâm düşüncesine ait teorisi ilahi kaynaklı olmasından ziyade, sosyal kaynaklı  uzlaşma dayanan ve bundan dolayı seküler değişimi parelel olarak değişebilen  İslamın kurallarının bir kısmına yönelikti. ([1911-1923]1959, s.193-196) Bir  devletin seküler olması gerektiğine inanmıştı ve eğitim ve ekonominin millî  olması gerektiğinin ısrarlı savunucusuydu. Eğitim ve ve hukuku sekülerleştirme  ve kadınlar için eşit haklar teklif etme üzerindeki programları kısmen 1917 &#8211;  1918 yıllarında uygulamaya konuldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gökalp üzerindeki fikirler ikiye ayrılır. Gökalp, bizzat kendisi, çalışmalarını  özgün hale getiren şeyin, Durkheim&#8217;ın sosyolojik metodu üzerindeki denemelerini  Türk medeniyetine uygulamak olduğunu düşünüyordu. Destekleyicileri ise; onun  kültür ve millet yapısı üzerindeki kavramsallaştırmalarının özgün olduğu ve  çalışmalarının, Durkheim geleneğindeki bilimsel sosyolojiyi temsil ettiği  konusunda hemfikirdiler; ayrıca, muhalifleri, Gökalp&#8217;ın baskın kollektivist  fikirlerle, dogmatik tümden ve gelimci bir zihin yapısına sahip olduğunu  vurgularlar. Bunların ötesinde, Gökalp, ateşli bir milliyetçiydi ve  öğretilerinin Türkiye&#8217;nin modernleşmesi yolunda fikrî bir kaynak sağladığına  şüphe yoktur.</font></p>
<hr color="#000099" size="1" />
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><u> <font style="font-size: 13pt" color="#ff6600"><strong>ESERLERİ</strong><br />
</font></u></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><strong> <font style="font-size: 11pt">ŞİİR:</font></strong></font><font style="font-size: 11pt" color="#3366ff"><br />
</font><font size="2">Ala Geyik<br />
Altın Destan<br />
Köy<br />
Lisan<br />
Medeniyet<br />
Vatan</font></font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font style="font-size: 11pt" color="#3366ff"><strong>DÜZYAZI:</strong><br />
</font><font size="2">Kızıl Elma (1914)<br />
Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1918)<br />
Yeni Hayat (1918)<br />
Altın Işık (1923)<br />
Türk Töresi (1923)<br />
Doğru Yol (1923)<br />
Türkçülüğün Esasları (1923)<br />
Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra)<br />
Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra)</font></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ziya-gokalp/">»<span lang="tr">  Ziya Gökalp Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ziya-gokalp-hayati/">Ziya Gökalp (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ziya-gokalp-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>16</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memleketçi edebiyat</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/memleketci-edebiyat/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/memleketci-edebiyat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Sep 2007 21:29:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebi Akımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Memleket]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/memleketci-edebiyat/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Memleketçi edebiyat        Anadolucu yazın da diyebileceğimiz bu &#8220;memleketçi edebiyat&#8221; Cumhuriyet’in ilk yıllarında da sürmüştür. Ayrıca dönemin büyük ozanları Yahya Kemal, Ahmet Haşim aruzla yazmakta direnseler de utku hecenindir. Ali Mümtaz Arolat, Necmettin Halil Onan, Ömer Bedrettin Uşaklı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas gibi ozanlar, değişik şiir anlayışlarına bağlanmakla [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/memleketci-edebiyat/">Memleketçi edebiyat</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="center"> <font color="#3366ff"> <span style="font-size: 15pt; font-family: Comic Sans MS"><strong> <span style="font-family: Maiandra GD">Memleketçi edebiyat</span></strong></span></font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#3366ff"> </font></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       Anadolucu yazın  da diyebileceğimiz bu &#8220;memleketçi edebiyat&#8221; Cumhuriyet’in ilk yıllarında da  sürmüştür. Ayrıca dönemin büyük ozanları Yahya Kemal, Ahmet Haşim aruzla  yazmakta direnseler de utku hecenindir. Ali Mümtaz Arolat, Necmettin Halil Onan,  Ömer Bedrettin Uşaklı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Sıtkı  Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas gibi ozanlar, değişik şiir anlayışlarına  bağlanmakla birlikte heceyi sürdürürler. Bu ozanlardan yalnız Arolat’a, Onan’ı,  Uşaklı’yı Hececilerle birlikte &#8220;memleketçi edebiyat&#8221;ın süreği sayabiliriz.  Kemalettin Kamu da bu akım içinde ele alınabilir. Ama Tanpınar, Dıranas,  Kısakürek, Tarancı gibi ozanlar bir akım içinde değil tek tek  değerlendirilmelidirler. Necip Fazıl gizemciliğin, Tanpınar Yahya Kemal’in,  Dıranas ile Tarancı Baudelaire’in ve simgecilerin etkisindedirler, ama  kendilerine özgü bir şiiri geliştirirler. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       1930’lara  gelirken yeni bir yazın çığırı açmak girişimiyle karşılaşılır. Milli  Edebiyatçıların sığlıklarına, gerçekçilikten uzak memleketçiliklerine bir  tepkidir bu.  Yazın tarihimize Yedi Meşaleciler adıyla geçen topluluk şu  adlardan oluşmaktadır: Sabri Esat Siyavuşgil, Ziya Osman Saba, Yaşar Nabi Nayır,  Muammer Lütfi, Vasfi Mahir Kocatürk, Cevdet Kudret, Kenan Hulusi Koray. Ortak  bir kitap çıkararak (Yedi Meşale, 1928) Hececilerin elinde tıkanan Türk şiirini  yeni ufuklara açmaktır amaçları: &#8220;Yazılarımızı müşterek neşretmemizin sebebi,  memleketimizde son edebi cereyanları gösterecek toplu bir eser vücuda getirmek  arzusudur (&#8230;). Yazılarımızda ne dünün mızmız ve soluk hislerini, ne son  zamanların renksiz ve dar Ayşe, Fatma terennümünü bulacaksınız. Biz her şeyden  evvel duygularımızı başkalarının manevi yardımına muhtaç kalmadan ifade etmeye  çalıştık.&#8221; (Yedi Meşale’nin önsözünden). </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">       Ama tıpkı,  Edebiyat-ı Cedide’ye karşı çıkıp Edebiyat-ı Cedide’nin kanatları altına sığınan  Fecr-i Aticiler gibi, Yedi Meşaleciler de Yusuf Ziya Ortaç’ın Meşale dergisine  sığınırlar. &#8220;Canlılık, samimiyet ve daima yenilik&#8221; sözcükleriyle özetledikleri  girişimleri, temelde bu üç ilkeden de yoksundur. Bir kez, biçimde bir yenilik  getirmez, hese ölçüsünden yola çıkarlar. Özde ise Verlaine, Mallarme, özellikle  de Baudelaire gibi Fransız ozanlarını örnek alırlar. Yeni bir dünya görüşüne  dayandıklarını söylemek de olanaksızdır. Kendi kuşağını &#8220;müstakbel abidenin  malzemesini hazırlamış rençberler&#8221; olarak gören ve gençlerin &#8220;ellerindeki hazır  malzeme ile yeni şaheserler yaratacaklarına&#8221; inanan Yusuf Ziya Ortaç da onlardan  umudu kesip Meşale dergisi kapanınca (1 Temmuz 1928 &#8211; 15 Ekim 1928) topluluk  dağılır. Kenan Hulusi Koray zaten &#8220;menşure&#8221;cidir, Muammer Lütfi yazından  uzaklaşır, ötekilerse değişik yazın alanlarına kayarlar. Yalnız Ziya Osman Saba  şiirde direnir. Yedi Meşaleci olarak değil, kuşkusuz. </span></font> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> </span></p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebi-akimlar/">»<span lang="tr">  Edebi Akımlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/memleketci-edebiyat/">Memleketçi edebiyat</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/memleketci-edebiyat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
