<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milli Degerler ve Milli Ruh Nihal Atsiz | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/milli-degerler-ve-milli-ruh-nihal-atsiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:17:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Milli Değerler ve Milli Ruh (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-degerler-ve-milli-ruh-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-degerler-ve-milli-ruh-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Oct 2007 09:12:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Degerler ve Milli Ruh Nihal Atsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/milli-degerler-ve-milli-ruh-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Değerler ve Milli Ruh (Hüseyin Nihal ATSIZ) Yahya Kemal, Ziya Gökalp’la olan manzum bir şakalaşmasında: “Kökü mâzide olan atiyim” demişti. Bu dört kelimelik mısra, yaşamak kabiliyeti olan bütün milletler için değişmez bir düsturdur. Maziyi unutsak, atsak, inkâr etsek bile kökümüz, aslımız oradadır. Manevî kanımızda, yani ruhumuzda olan istidatların, iyi ve kötü her şeyin genleri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-degerler-ve-milli-ruh-huseyin-nihal-atsiz/">Milli Değerler ve Milli Ruh (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Milli Değerler ve Milli Ruh<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yahya Kemal, Ziya Gökalp’la olan manzum bir şakalaşmasında: “Kökü mâzide olan  atiyim” demişti. Bu dört kelimelik mısra, yaşamak kabiliyeti olan bütün  milletler için değişmez bir düsturdur. Maziyi unutsak, atsak, inkâr etsek bile  kökümüz, aslımız oradadır. Manevî kanımızda, yani ruhumuzda olan istidatların,  iyi ve kötü her şeyin genleri oradan gelmektedir. Onları bilmek, kusurlu  olanları düzeltmek milletteki yaşama inancının şartı, kanunudur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Maziyi küçük görmekten hiçbir şey çıkmaz. Onu aşağılamak yanlış bir düşüncedir.  Yeni doğmuş bebeği çirkin, akılsız, âciz diye sevmemek, onun sonra ne güzel bir  şey olacağını düşünmeden yapılan nasıl bir haksızlıksa, kusurları olan maziyi  sevmemek de öylece yanlış bir davranıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gerçi mazinin sisli ufuklarındaki şanlı ve büyük perdenin arkasında sönük ve  korkunç başka perdeler de vardır. İnsanın henüz insanla hayvan ortası bir  yaratık olduğu zaman hiç de övünülecek bir çağ değildir. Fakat ne yapalım ki bu  böyledir. Yaratıcı kudretin bize çizdiği kaderdir. Onu değiştirmek kimsenin  elinde değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Övüncümüz, millet veya kavim olduğumuz zamanlardan başlar. Çünkü artık yasa  içinde, düzenle, erdemle, yardımlaşma ile, teşkilâtla, fedakârlıkla, savaşta  ölümü göze almakla yaşanan bir hayat başlamış, yaşamak güzelleşmiştir. Bu güzel  hayatın da çirkin tarafları yok mudur? Elbette vardır. Fakat bir aksak mısra  için güzel bir şiir nasıl atılamazsa, sesi çok çirkin olan bir kemancı kızın  sanatı nasıl inkâr olunamazsa, bir ameliyatta hastayı öldüren birinci sınıf bir  doktor nasıl büyük hekim olmaktan çıkmazsa bir millet de mazisindeki çirkin  taraflar yüzünden sıfıra indirilemez.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir insanın tek bir sözüne, bir eskrimcinin bir hamlesine, bir kumandanın bir  muharebesine bakarak da hüküm verilemez. Hüküm vermek için o insana, o sporcuya,  o kumandana topyekûn bakmak gerekir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atatürk’ün büyük kumandan olduğunda kimsenin şüphesi yoktur. Ama Birinci Cihan  Savaşı’nın sonunda Suriye’de yenildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gazi Osman Paşa da büyük kumandandır. O da yenildi. Hem de tutsak düştü.  Bunlarla Atatürk’ün ve Gazi Osman Paşa’nın büyük kumandan olmak vasfı gider mi?  Gitmediğine en büyük senet, Moskof Çarı’nın Gazi Osman Paşa’ya kılıçla gezmek  müsaadesini vermesi, İngilizlerin de Çanakkale Savaşı hakkındaki resmî  tarihlerinin başında Atatürk’e yaptıkları ithaftır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mehmet Emin Yurdakul’un dediği gibi: Milliyetler mazilerden akıp gelen  sellerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Mazide eşsiz bir güzellik vardır. Çünkü artık bir daha geriye gelmeyecektir.  Çünkü orada hep ölüler yaşamakta ve suçlarından sıyrılmış olarak yalnız  büyüklükleriyle bize bakmaktadır. Mazi güç kaynağı, fazilet ırmağıdır.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Milletlerin, mazilerine sımsıkı sarılmaları elbette boşuna değildir. Toprak  altından çıkan şekilsiz taş parçalarını değerlendirmek, tek duvarı kalmış bir  yapıyı ayakta tutmak için didinmek bir yaşama savaşı, köklü olmak ülküsünün  görünüşüdür.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> İskoçlar o acayip eteklikleri herhalde elâlemi kendilerine güldürmek için  giymedikleri gibi İspanyollar da boğa güreşlerini vahşet olsun diye yapmıyorlar.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Millet hayatındaki vazgeçilmez unsurlardan biri de müziktir. Bazılarının dediği  gibi müzik iptidaî insanın isterisinden doğmuş olsa bile artık güzel sanatların  bir bölümü olarak hayata girmiştir. Çıkmaz; çıkarılamaz.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Biz de tâ Hunlar çağından, yani milâttan önceki yüzyıllardan beri bir saray ve  ordu mızıkası olduğu tarihî kayıtlarla bilinmektedir. Bir millî marş, bir askerî  beste, melâli anlatan bir parça yahut neşeli bir ezgi fertleri, toplulukları,  milletleri ruhlandırır, bazen kendinden geçirir. İnsanlar müzikle duygulanırlar,  sevinirler, bazen de ağlarlar.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Türk müziği, cihan devleti kurmuş bir milletin ruh olgunluğunu gösteren  ağırbaşlı bir müziktir. Tabiî, onun her parçasına güzel denemez. Batı müziğinin  her parçasına da denilemeyeceği gibi&#8230;Güzelin tarifi pek çoktur. Çünkü güzelin  tartısı ve ölçüsü yoktur. Görende, duyanda büyük estetik tesir yapan şey  güzeldir. Bu sebeple bir Türk’ün güzel bulduğu şeyle bir Batılı’nınki, bazen bir  olsa da, çok defa aynı değildir.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Bizim müziğimizin büyük üstadlarından biri “Itrî”dir. Millî ruhu terennüm etmiş,  Türk’ün duygusunu dile getirmiştir. Itrî bir mazidir, semboldür. Türk müziğinin  devidir.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Türk Milleti günün birinde Müslümanlığı bıraksa bile nasıl Süleymaniye’yi  sevecekse, müziği de hangi yolu ve yönü alırsa alsın Itrî’yi de öyle  kutlayacaktır. Itrî bir mukallid yani bir çalgıcı değil, bir yaratıcı yani bir  bestekârdır.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Durum bu iken 27 Kasım 1971 tarihli Milliyet’te “Devlet Sanatçısı” Bayan Suna  Kan’ın Itrî’yi de, tek sesli müzik dediğimiz Türk musikisini de yerin dibine  batıran yazısını okuyunca hayretler içinde kaldık. Usta bir kemancı olan Suna  Kan vaktiyle bir hârika çocuktu. Demek artık hârikalığı giderken sadece  çocukluğu kalmış. Tek sesi hakir görmek nedir? Sindirilmemiş bir yükselmenin  eseri&#8230; Müziğin ileri veya geri oluşunu yalnız tek ses veya çok sesle açıklama  pek çocuksu bir izah değil mi? Caz müziği de çok seslidir ama bu, onu bayağı bir  takırtı olmaktan kurtarmıyor.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Ney de tek sesli bir müzik aletidir. Ancak ney, tarihimizde sadece bir müzik  aleti olarak değil, aynı zamanda şanlı bir silâh olarak da yer almıştır. Çünkü,  tahtından indirildikten sonra bir odada tutuklu bulunan III. Selim, çoğu gayrı  Türk kölelerden meydana gelen bir kalabalığın, kendisini öldürmek üzere, odasına  saldırdıkları sırada ney çalmakta idi ve kendisini o tek sesli müzik aleti ile  savunmuştu.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Suna Kan’ın küçümsediği kavuklu adamların çaldığı tek sesli mehterle ülkeler  açıldı, teşkilât kuruldu ve İngiliz Toynbee’nin yer yüzünde kurulmuş iki buçuk  imparatorluktan biri diye vasıflandırdığı Osmanlı İmparatorluğu’nun kültürü ve  medeniyeti yüzyıllarca yaşadı (öteki imparatorluk Roma, yarım olanı da İngiliz  İmparatorluğu’dur).</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Muhteşem bir tarihin müziğini küçük görmek o muhteşem maziyi de küçük görmek,  kendisini bu milletten saymamaktır. Suna Kan, 22-23 Aralıkta Devlet konser  salonunu “müzelik eserler” işgal ederse Devlet Sanatçılığı unvanını iade  edecekmiş.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Etsin!.. Bu dünyaya bir Suna Kan gelmeseydi Türk milleti hiçbir şey kaybetmezdi.  Gitmesiyle de kaybedecek değildir. Çünkü, o nihayet usta bir çalgıcıdır ki  kendisinden daha usta olanlar da vardır.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Fakat dünyaya bir Itrî gelmeseydi Türk ırkının müzik yönü bugünkünden biraz daha  aşağıda kalacaktı. Çünkü, O, gerçek sanatkâr, yani bestekârdı.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Bir de her şeye Atatürk’ü karıştırmakla davalar çözümlenmez. Suna Kan’ın yaşı  Atatürk’ün müzik hakkında konuşmalarını ve sözlerini bilecek kadar fazla  değildir. Herhalde kendisine öğretenler var.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> şunu asla unutmasın ki Atatürk tek sesli müziği sevmeseydi, sofrasında bu  müzikle şarkılar söyletmez, kendisi de söylemez, hatta Zeybek havası çaldırıp  bizzat oynamaz ve tek sesli besteler söylesin diye Safiye Ayla’yı çağırtıp  getirmezdi.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Millî değerlerin modası geçebilir, müzelik olabilirler. Fakat yine saygı  görürler. Beethoven de müzeliktir ama hakaret görmüyor, baştacı ediliyor.  Bugünkü Avrupa’nın insanlıktan çıkmış gençleri Beethoven’i dinleyip anlıyor mu?  Onlar ancak Pop müziği denen vahşi seslerle zıplıyorlar. Fakat Beethoven’in  tarihte aldığı yeri sarsamıyorlar, sarsamazlar.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Suna Kan’ın hücumlarına rağmen de Itrî tarihteki yerini almıştır, yıkılmaz.  Hafif keman yayı ile vurarak üç yüzyıllık taş anıtı devirmeye imkân yoktur. O,  millî ruhtan bir parçadır ve Türk ırkı yaşadıkça dimdik ayakta duracaktır.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> (20 Aralık 1971), Ötüken, 1972, Sayı: 92    </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-degerler-ve-milli-ruh-huseyin-nihal-atsiz/">Milli Değerler ve Milli Ruh (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-degerler-ve-milli-ruh-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
