<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milli Kimlik | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/milli-kimlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Oct 2007 09:56:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2007 09:56:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Onemi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Geel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN) Dili çok defa insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıta olarak tarif ederiz. Son zamanlarda “anlaşma” yerine “iletişim kurma” diyoruz. Bu tanım, dilin sosyal ve kültürel boyutunu ihmal eden çok eksik bir tanımdır. Dili âdeta bir cep telefonu gibi düşünen eksik bir tanım. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">21. yy’a Girerken  Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font color="#ff0000" size="3"><strong> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><span style="color: black"><font face="Maiandra GD" size="2">       </font><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">  Dili çok defa insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıta olarak tarif  ederiz. Son zamanlarda “anlaşma” yerine “iletişim kurma” diyoruz. Bu tanım,  dilin sosyal ve kültürel boyutunu ihmal eden çok eksik bir tanımdır. Dili âdeta  bir cep telefonu gibi düşünen eksik bir tanım. Bilgisayarların gelişmesiyle  ortaya çıkan makine dilleri düşünülecek olursa bu tanım belki yeterli  sayılabilir; ancak insan dilleri için bu tanımı yeterli saymak mümkün değildir.</span></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD; text-align: justify"> <font size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">         İnsan dili binlerce yılın  tecrübe ve birikimini taşıyan çok özel bir vasıtadır. Her dil farklı bir  toplumun tecrübe, bilgi ve anlayışını biriktirmiştir. Çok derinlerde, henüz  bilimin öğrenemediği kadar eski bir tarihte ortaya çıkan bir dil, daha doğarken  belli bir coğrafyanın ve o coğrafyada yaşayan belli bir toplumun izlerini  taşıyarak doğar. Bulunduğu coğrafyanın iklimi, tabiat şartları, bitki örtüsü,  hayvan varlığı dilin muhtevasını belirler. Söz gelişi Araplar <em>deve</em> için  pek çok kelime kullanırken Eskimolar <em>buz</em> ve <em>kar</em> için yüzlerce  kelime oluşturmuşlardır. Böylece daha doğuşlarında farklılaşan diller,  toplumların tarih öncesi ve tarih içinde yaşadığı bütün macerayı bünyesinde  toplayarak gelişir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Bir bozkır kavmi olarak  tarih sahnesine giren Türklerin dünyayı çok geniş olarak algılayan, harekete  dayalı bir dil oluşturmaları son derece tabiîdir. Ilıman kuşakların durgun hayat  tarzı, bitki ve çiçekleri yerine alabildiğine uzanan bozkırların enginliği; mavi  gök altındaki bütün toprakları yaşanacak bir yurt olarak gören geniş bir  anlayış; uzun mesafeleri <span class="spelle">katedebilecek</span> en uygun  varlık olarak at; bozkırda yaşayan serazat hayvanlar ve sürüler; onlarla iç içe  geçen ve yarım saat içinde sökülüp günlerce süren yolculuklardan sonra çok uzak  bir yerde yeniden yarım saat içinde kurulabilen çadırlarda yaşanan hayat tarzı  Türk dilinin başlangıcına damgasını vurmuştur.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Bozkır hayvanlarının her  birine özel adlar veren; yalnız atlar için kullanılan özel renk isimleri icat  eden; hatta at rengini genel renk kavramından ayrı bir kelimeyle, <em>don</em>  kelimesiyle ifade eden; doğuya <em>gün doğusu </em>(güneşin doğduğu yer), batıya <em>gün batısı,</em> kuzeye <em>gece ortası, </em>güneye <em>gündüz ortası</em> diyen;  göğü <em>gök</em> (mavi) <em>tanrı </em>(gök), toprağı <em>yağız yer </em>olarak  düşünen; <em>göğü çadır, güneşi mızrak</em> olarak algılayan, çadırı <em>yurt</em>  ve <em>ev</em> olarak adlandıran fiile dayalı bir dil. Fiile dayalı bir dil, fakat  bozkırın enginliği içinde kendinden emin ve sakin düşünebilen insanların  psikolojisini de yansıtıyor; hemen <em>geldim, gittim, koştum</em> demelerine  ihtiyaç yok.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Önce o fiillerin  yerlerini, zamanlarını, şartlarını söylemeyi düşünecek soğukkanlılıkları var. <em> Geldim eve dün</em> demiyorlar; <em>dün eve geldim; dün güneş batmadan eve geldim;  dün kır atımın üzerinde, güneşin yakıcı sıcağına aldırmadan, mavi göklere, yeşil  çayırlara baka <span class="spelle">baka</span> eve geldim, </em>diyorlar. Bu  şartlarda doğan Türk dili, bugünkü Moğolistan’da bozkır medeniyeti  diyebileceğimiz bir hayat tarzını yansıtırken bir yandan da Uzakdoğu’daki  sürekli komşuları Moğollar, Çinliler, Hint-Avrupa kavimlerinin en doğudaki ucu <span class="spelle">Soğdaklarla</span> ilk kültür alış verişlerini  gerçekleştiriyorlar ve bu alış verişlerin sonuçları dillerine de yansıyor.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Sonrası bildik macera:  Tarım havzasında yerleşik hayat tarzı, Hint medeniyetiyle (<span class="spelle">Budizmle</span>)  temas, 10. yüzyılda Müslüman oluş ve Ön Asya medeniyetine giriş, Anadolu ve  Balkanlara geliş, Akdeniz havzası ve Balkan kavimleriyle ilişkiler, 200 yıl önce  başlayan Batılılaşma süreci ve 10 yıl önce başlayan dünyaya açılma. İşte bugün  kullandığımız Türkiye <span class="spelle">Türkçesinde</span> bütün bu macera ve  ilişkilerin izlerini buluruz. Dil, nesilden nesle değişip gelişerek ve bütün bu  tarihî macerayı özümsemiş olarak kendini bize sunar. Ancak dili konuşan hiçbir  fert, özel olarak düşünüp incelemeler yapmadıkça bu uzun macerayı fark etmez;  fertler doğuştan kendilerini dil denen evrenin içinde bulurlar. Ana dili,  yabancı bir dil öğrenir gibi muhakeme yoluyla öğrenilmez. Ana dili edinilirken  henüz muhakeme yeteneği oluşmamıştır.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Çocuklar aynı nesne ve  hareketlere aynı kelimelerin ad olarak verildiğini algılayıp şartlı refleks ve  hafıza yoluyla dili edinirler. Dolayısıyla ana dili bizim için herhangi bir  organımız, meselâ gözümüz, elimiz kadar tabiîdir. İşte bizim içine doğduğumuz bu  tabiî evren, anne babalarımızın, dedelerimizin de içine doğmuş oldukları tabiî  evrendir. Çocuklarımızın ve torunlarımızın da içine doğacakları tabiî evren  aynıdır. Ancak yukarıda bahsettiğim, asırlar içinde fark edilemeyen bir değişip  gelişme de söz konusudur.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Bir yandan aynı toplumun  yüzyıllara ve hatta tarihin bilinmeyen dönemlerine uzanan geçmişinin bütün  tecrübe ve birikimlerini taşıyan özelliğiyle, bir yandan sonradan öğrenmeyle  değil tabiî edinme yoluyla öğrenilmesi özelliğiyle dil, toplumun en belirleyici  unsuru olmaktadır. Yani <strong>dil sayesinde</strong> hem fert çevreyi anlamaya başladığı  andan itibaren kendini aynı toplum içinde hissetmekte, hem de toplum diğer  toplumlardan farklı olduğunu idrak etmektedir. Böylece dil, ferdi içinde  bulunduğu toplumun parçası hâline getirirken toplumu da başka toplumlardan <span class="spelle">ayırarak</span> millet hâline getirir. Tabiî ki dil yanında  her millet için ayrı <span class="spelle">ayrı</span> ve farklı oranlarda başka  unsurlar da bu oluşumu sağlar. Ancak birçok araştırmacıya göre milleti oluşturan  en önemli unsur dildir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Yukarıda belirtmeye  çalıştığımız bu önemli işlevi dolayısıyla dil, özel olarak üzerinde durulmayı  hak etmektedir ve her toplum kendi diline bu özel ilgiyi göstermektedir. Bu özel  ilgi hem dilin araştırılması ve geliştirilmesi için söz konusudur, hem de  toplumu bir ve beraber olarak devam ettirebilmek için. Ancak dilin araştırılma  ve geliştirilmesi ile toplumu bir ve beraber olarak devam ettirebilmek için dil  konusunda takip edilecek politika birbirinden tamamen ayrı değildir. İkisi  karşılıklı olarak birbirini etkiler. Araştırma ve geliştirme, toplumun tutkalı  olan dilin daha iyi anlaşılması ve sağlamlaştırılması sonucunu doğurur;  uygulanacak özel dil politikaları da araştırma ve geliştirmeye ilgiyi arttırır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Araştırma ve geliştirme,  üniversitelerin ve akademik kuruluşların işidir. Toplumun birlik ve  beraberliğini ve bunun devamını sağlayan unsur olarak takip edilecek dil  politikası ise öğretim kurumlarını ilgilendirmektedir. Öğretim kurumları dilin  bu özelliğini sağlayacak ölçüde ve kuşatıcılıkta bir dil eğitimi vermek  göreviyle karşı karşıyadırlar. Ölçü, fertleri kendi dillerinin tadına  vardırmaktır. Bunun yolu ise dilin tarih boyunca ve daha çok edebî eserler  yoluyla ortaya çıkan belli başlı verimlerini fertlere tanıtmak ve okutmaktan  geçer.<br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="color: black"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD"><br />
</font></span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Hiçbir toplum  örgütlenmesi fertlerini, sadece günlük konuşma seviyesinde bir dil becerisiyle  baş başa bırakmaz, bırakamaz. İlk ve orta öğretimin, bütün diğer amaçlardan önce  ve önemli olan ana amacı, ülkenin resmî dilini en iyi şekilde fertlerine  öğretmek, onlarda dili yanlışsız kullanma becerisini oluşturmaktır. Bu, eğitimin  olmazsa olmaz şartıdır. Bir ülkenin ilk ve orta öğretimi bunu yapamıyorsa o  ülkede böyle bir öğretim yok demektir. Öğrenci sayısı, öğretmen sayısı, okul  sayısı hiçbir şey ifade etmez. Bir ülkenin gençleri liseyi bitirinceye kadar  ülkenin resmî dilini yanlışsız kullanabilme becerisini kazanamıyorlarsa bütün bu  sayılar sıfıra denk demektir. Toplumun, millet olarak yaşayıp devam edebilmesi  de buna bağlıdır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Eğitim bu sonucu  sağlıyorsa millet devam eder; sağlamıyorsa millet çözülür. Türkiye’de birkaç on  yıldan beri görülen manzara budur. Yöneticiler öncelikle bu sorunun varlığını  kabul etmek, sonra da sorunun ortadan kaldırılması için gereğine teşebbüs etmek  ödeviyle karşı karşıyadırlar. Bu sorun çözülmeden kaydedilecek hiçbir ekonomik  ve siyasî gelişmenin <strong>Türk milletine</strong><em> </em>yararı yoktur. Burada <strong> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk  milleti</font></a></strong><em> </em>terimi özellikle kullanılmıştır. Elbette ekonomik ve siyasî  gelişmeler topluma yarar sağlar; ancak toplumun <strong>millet</strong> olarak devamını  sağlayamazlar.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Ekonomik başarılarla  zenginleşmiş fertler, millî dil ve kültür bilinci taşımadıkları takdirde başka  devletlerin uydusu, hatta <span class="spelle">teb’ası</span> olmayı rahatlıkla  isteyebilirler; ülkelerinin bölünmesine, uydulaşmasına rahatlıkla razı  olabilirler; yabancı bir dil ve kültürü hiç kaygı duymadan kendi dil ve  kültürlerinin önüne geçirebilirler. Sayılan bu emarelerin tamamı şu anda  ülkemizde görülmektedir. Eğitim politikalarının, dili doğru kullanma becerisi ve  dil zevki vermemesi yüzünden dilin toplumu yapıştırıcı işlevi tamamen ortadan  kalkmış, fertler başı boş kalmıştır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Hangi etnik kökenden  gelirse gelsin ülkenin resmî dilini yeterince öğrenmemiş olan fertlerden, içinde  bulundukları toplumun tek bir millet olduğuna inanmalarını ve toplumun  bütünlüğüne bağlanmalarını bekleyemeyiz. O hâlde resmî dilin bütün  vatandaşlarımıza en iyi şekilde öğretilmesiyle ilgili politika hayatî öneme  sahiptir. Dilin, toplumun çözülmesini önleyici ve bütün vatandaşlarımızı ortak  bir kimlikte birleştirici rolünü oynayabilmesi için dil öğretimindeki aksaklık  hatta yokluk sorununun, şu anda akla gelebilecek bütün sorunların önüne alınıp  çözülmesi yönünde adımların atılması şarttır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Bu yapıldıktan sonra veya  bununla birlikte teşebbüs edilecek diğer bir iş, Türkiye <span class="spelle"> Türkçesinin</span> bütün Türk dünyasında öğrenilmesini sağlayacak tedbirleri  almaktır. Türkiye’ye getirilen öğrenciler ve Türk dünyasında açılan okullarla bu  teşebbüs aslında başlamıştır. Ancak Türkiye <span class="spelle">Türkçesini</span>,  Türk dünyasının ortak iletişim dili hâline getirecek tedbirlerin arttırılmasına  ve hızlandırılmasına ihtiyaç vardır. Türkiye olarak yalnızlığa veya uyduluğa  itildiğimiz yeni dünya şartlarında güçlü bir Türk dünyasına her zamankinden  fazla ihtiyacımız vardır.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Ortak iletişim dili  hâline gelecek olan Türkiye <span class="spelle">Türkçesi</span>, bütün Türk  dünyasında ortak bir üst kimliğin oluşmasında birinci derecede müessir  olacaktır. Okulların sayısını arttırmak, Türk dünyasının her bölgesinde Türkiye <span class="spelle">Türkçesi</span> kursları verecek <strong>Kültür Merkezleri</strong><em> </em>açmak ilk akla gelen tedbirlerdir. Türkiye televizyonlarının bütün Türk  dünyasında dinlenmesini sağlayacak teknik ve muhtevaya dayalı tedbirleri almak,  daha büyük kitlelere ulaşmayı sağlayacak yaygın öğretim tedbirleridir. Gerek  Türkiye’de gerek Türk dünyasında en yetenekli gençlerin seçilerek bu konularda  yetiştirilmesi, geleceği teminat altına almak bakımından önemlidir. </span> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">       Bütün bu tedbirler alınırken  Türk dünyasında herhangi bir üstünlük, herhangi bir imtiyaz hissi uyandıracak  söz ve fiillerden şiddetle kaçınmak gerekir. Herkesin zihnine ve gönlüne  samimiyetle yerleştirmesi gereken fikir şudur: <em>Hiç bir Türk topluluğu  diğerinden üstün ve imtiyazlı değildir. Hiçbir Türk topluluğunun menfaati  diğerinden önce gelmez; alınacak tedbirler bütün Türk dünyasının ortak menfaati  içindir. </em>Bu fikir, günün şartları gerektirdiği için değil, politika böyle  gerektirdiği için değil, samimiyetle ve inanarak zihnimizde ve gönlümüzde yer  etmelidir. Aksi takdirde istemeden de olsa üstünlük ve imtiyaz anlamına gelecek  hareketler yapabilir, sözler sarf edebiliriz. Unutmayalım ki herhangi bir Türk  topluluğunda eleştirdiğimiz kusurlar, çok daha elverişli şartlarda ve asırlardan  beri bağımsız olarak yaşadığımız hâlde bizlerde de vardır. Ana dili konusunda  yukarıda belirtilen vahim tablo bunun en açık örneğidir. “Türk üst kimliği”  büyük hedefine ulaşabilmenin ilk şartı, eşit Türklerden oluştuğumuzun kabulüdür.  Bu kabul ile atacağımız adımlar sağlıklı olacak ve bizi hedefe biraz daha  yaklaştıracaktır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Karar vermemiz gereken  şudur: Sadece zengin ve müreffeh bir toplum mu olmak istiyoruz; yoksa hem Türk,  hem müreffeh bir toplum mu olmak istiyoruz? İkinci seçeneği kabul ediyorsak  eğer, Türk dilinin öğretimini başka bütün meselelerin önüne almak zorundayız.</span></font></p>
<p style="background: white url('') repeat scroll 0% 50%; text-indent: 37.5pt; line-height: 150%; text-align: justify; margin-bottom: 15pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial">&nbsp;</p>
<p style="background: white url('') repeat scroll 0% 50%; text-indent: 37.5pt; line-height: 150%; text-align: justify; margin-bottom: 15pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
