<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milli Kultur | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/milli-kultur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:19:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Milli Kültür ve Medeniyet &#8211; (Türkçülüğün Esasları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-kultur-ve-medeniyet-turkculugun-esaslari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-kultur-ve-medeniyet-turkculugun-esaslari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jan 2008 23:33:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kültür ve Medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Turancilik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Soyu]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülüğün Esasları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülüğün İlkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük İlkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp Türkçülüğün Esasları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/milli-kultur-ve-medeniyet-turkculugun-esaslari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Kültür ve Medeniyet (Türkçülüğün Esasları) Milli Kültür (Hars) ile medeniyet arasında hem birleşme noktası, hem de ayrılık noktaları vardır. Mili kültür ile medeniyet arasındaki birleşme noktası, ikisininde bütün toplumsal hayatları içine almasıdır. Toplumsal hayatlar şunlardır; Din, ahlak, hukuk, akıl, estetik, ekonomi, dil ve fen ile ilgili hayatlar. Bu sekiz türlü hayatın bütününe milli kültür [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-kultur-ve-medeniyet-turkculugun-esaslari/">Milli Kültür ve Medeniyet – (Türkçülüğün Esasları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 20pt" color="#0099cc" face="Maiandra GD">Milli Kültür ve  Medeniyet<br />
</font> <font style="font-size: 10pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">(Türkçülüğün  Esasları)</font></strong><font face="Maiandra GD"><strong><span style="font-size: 15pt"><font color="#3399ff"><br />
</font></span></strong></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli Kültür (Hars) ile medeniyet arasında hem birleşme noktası, hem de ayrılık  noktaları vardır. Mili  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> ile medeniyet arasındaki birleşme noktası,  ikisininde bütün toplumsal hayatları içine almasıdır. Toplumsal hayatlar  şunlardır; Din, ahlak, hukuk, akıl, estetik, ekonomi, dil ve fen ile ilgili  hayatlar. Bu sekiz türlü hayatın bütününe  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> adı verildiği gibi  medeniyet de denilir. Şimdi,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> ile medeniyet arasındaki ayrılıkları,  farkları arayalım:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birinci olarak,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a> olduğu halde, medeniyet  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lerarasıdır. Kültür,  yalnız bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>in din, ahlak, hukuk, akıl, estetik, dil ekonomi ve fen  hayatlarının uyumlu bir bütünüdür. Medeniyet ise, aynı gelişmişlik düzeyine  sahip birçok  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lerin sosyal hayatlarının ortak bir bütünüdür. Mesela, Avrupa  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>leri arsında ortak bir Batı medeniyeti vardır. Bu medeniyetin içinde  birbirinden ayrı ve bağımsız olmak üzere bir İngiliz  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü, bir Fransız  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü, bir Alman  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü v.d. barınmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İkinci olarak, medeniyet, yöntem aracılığıyla ve ferdi iradelerle oluşan sosyal  olayların bütünüdür. Mesela din ile ilgili bilgiler ve bilimler yöntem ve irade  ile oluştuğu gibi, ahlak, hukuka güzel  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>lara, oluştuğu aklın  fonksiyonlarına, dile ve fenlere ait bilgiler ve teoriler de hep fertler  tarafından yöntem ve irade ile oluşturulmuşlardır. Bundan dolayı aynı medeniyet  dairesi içinde bulunan bütün bu kavramların, bilgilerin ve bilimlerin toplamı  medeniyet dediğimiz şeyi meydana getirir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü oluş<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turan-illeri/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Turan</font></a> şeyler ise, yöntem ile, fertlerin iradesiyle var  olmamışlardır. Yapay değillerdir. Bitkilerin, hayvanların organik hayatı nasıl  kendiliğinden ve doğal bir biçimde gelişiyorsa,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>e ait olan şeylerin  oluşması ve gelişmesi de tıpkı öyledir. Mesela dil, fertler tarafından, yöntemle  yapılmış bir şey değildir. Dilin bir  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>sini değiştiremeyiz. Onun yerine  başka bir  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a> icat edip koyamayız. Dilin kendi doğasında olan bir kuralını da  değiştiremeyiz. Dilin  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a> ve kuralları ancak kendiliklerinden değişirler.  Biz, bu değişmeye seyirci kalırız. Fertler tarafından yalnız birtakım terimler  yani yeni sözler eklenebilir. Fakat bu sözler ait olduğu meslek sınıfı  tarafından kabul edilmedikçe, söz durumunda kalarak,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a> olmak özelliği  kazanamaz. Yeni bir söz bir meslek sınıfı tarafından kabul edildikten sonara da,  bir topluluk sınıfı  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>si özelliği kazanır. Ancak, bütün halk tarafından  kabul edildikten sonra dır ki, ortak  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>ler arasına girebilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat, yeni sözlerin bir meslek sınıfı veya bütün halk tarafından kabul edilip  edilmemesi onları icat edenlerin elinde değildir. Eski Osmanlı dilinde  Şinasi&#8217;den beri milyonlarca yeni söz icat edildiği halde, bunlardan az bir  bölümü meslek sınıfı  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>leri arasına geçebilmiştir. Ortak  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>ler arasına  geçenlerse, beş on  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a> kadardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demek ki,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ün ilk örneğini dilin  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>lerinden, medeniyetin ilk  örneğinin de yeni sözler biçiminde icat edilen terimlerinde görüyoruz. Yeni  sözler ise kişinin kendi eseridir. Bazen bir kişinin icat ettiği bir söz birden  hak arasına yayılabilir. Fakat bu yayılma kuvvetini o söze veren, onu icat eden  adam değildir. Toplumun kişilerce bilinmeyen, gizli bir akımıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bundan on beş yıl önce, yurdumuzda yanyana iki dil yaşıyordu; Bunlardan  birincisi, resmi bir değere sahipti ve yazıyı tekeline almış gibiydi. Buna  Osmanlıca adı veriliyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İkincisi, yalnız halk arasında konuşulmak zorunda kalmış gibiydi. Buna da,  küçümseyerek, <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> adı veriliyordu ve aşağı tabakaya özel bir argo  sanılıyordu. Halbuki, asıl doğal ve gerçek dilimiz bu idi. Osmanlıca ise,  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>&#8216;nin, Arapça&#8217;nın ve Acemce&#8217;nin dilbilgisi, söz dizimi ve sözcüklerinin  birleştirilmesiyle oluşturulmuş yapay bir karışımdan ibaretti. Bu iki dilden  birincisi, doğal bir oluşumdu ve günlük hayatta kullanılan kullanılan  kendiliğinden ortaya çıkmıştı. Bundan dolayı,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ümüzün diliydi.  İkincisi ise, fertler tarafçıdan yöntemle ve iradeyle yapılmıştı. U dil  aşuresinin içine, yalnız bazı  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>ler ve takılar karışabilirdi. Demek  ki, Osmanlıca&#8217;nın  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ümüzde pek az bir payı vardı. Bundan dolayı, ona  medeniyetimizin dili idi, diyebiliriz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yurdumuzda bu iki dil gibi, iki ölçü de yarı yana yaşıyordu. Türk halkının  kullandığı Türk ölçüsü, yöntem ile yapılmıyordu. Hak ozanları, ölçülü olduğunu  bilmeden, gayet lirik şiirler yazıyorlardı. Tabii, bu ilham ile, yaratıcılıkla  oluşurdu. Özel bir yöntemle ve taklitle yapılmıyordu. O halde, bir ölçü de Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ünün içindeydi Osmanlı ölçüsüne gelince; bu Acem şairlerinden alınmıştı.  Bu ölçüde şiir yazanlar taklitle ve belli bir biçimde yazıyorlardı. Bundan  dolayıdır ki, aruz ölçüsü denen bu ölçü halk arasına girememişti. Bu ölçüde şiir  yazanlar, Acem  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ını ders alarak öğreniyorlar, aruz yöntemiyle  uyguluyorlardı. Bundan dolayı, aruz ölçüsü  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ümüze giremedi. Acemlerde  ise, köylüler bile aruz şiirler söyler. Bundan dolayı, aruz ölçüsü İran&#8217;ın  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>üne ait demektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yurdumuzda, bunlardan başka, yanyana yaşayan iki müzik vardır. Bunlardan biri  halk arasında kendi kedine doğmuş olan Türk müziği diğeri Farabi tarafından  Bizans&#8217;tan çevirme ve aktarma yoluyla alınan Osmanlı müziğidir. Türk müziği  ilham ile oluşmuş taklitle dışardan alınmamıştır. Osmanlı müziği ise, taklit  aracılığıyla alınmış ve ancak yöntemle devam ettirilmiştir. Bunlardan birincisi  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ümüzün, ikincisi ise medeniyetimizin müziğidir. Medeniyet, yöntemle  ve taklit aracılığıyla bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>ten diğer  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>e geçen kavramların ve  tekniklerin bütünüdür. Milli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> ise, hem yöntemle yapılamayan, hem de  taklitle başak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lerden alınamayan duygulardır. Bu nedenle Osmanlı müziği  kurallardan oluşmuş bir fen biçiminde olduğu halde, Türk müziği kuralsız  yöntemsiz fensiz melodilerden, Türkün bağrından kopan samimi nağmelerden  ibarettir. Halbuki, Bizans müziği kaynağına çıkarsak, bunu da eski Yunan  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>  içinde görürüz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Edebiyat</font></a>ımızda da yanı ikilik vardır. Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ı halkın atasözleriyle  bilmecelerinden, halk masallarıyla hal koşmalarından, destanlarından, halk  cengnameleriyle menkibeleriniden, tekkeliden ilahileriyle nefeslerinden, halkın  güldürücü fıkralarından ve halk tiyatrosundan ibarettir. Atasözleri, doğrudan  doğruya, halkın bilgece sözleridir. Bilmeceleri de yaratan halktır. Halk  masalları da fertler tarafından düşülmemiştir. Bunlar, Türkün mitolojik  çağlardan başlayarak, gelenek yoluyla zamanımıza kadar gelen peri masallarıyla  dev masallarıdır. Dede Korkut kitabı&#8217;ndaki masallar da, ozandan ozana sözlü bir  biçimde yazılmış halk masallarıdır. Türk tarihinde ve etnografyasındaki mitler,  lejandlar, efsaneler de Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ının elamanlarıdır. Cengnamelere ve dini  menkıbelere gelince, bunlar halk  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ının islami devresine ait ürünleridir.  Halk şairlerinin koşmalarıyla destanları, manileriyle türküleri de, yukarıda  saydığımız eserler gibi Türk hakkının samimi eserleridir. Bunlar da yöntemle  taklitle yapılmamışlardı. Aşık Ömer, Dertli, Karacaoğlan&#8217;lar gibi şairler,  halkın sevgili şairleridir. Tekkeler de birer hak mabedi olduğu için buralarda  doğan ilahilerle nefersler de hak  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ına, dolayısıyla Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ına  aittir. Yunus Emre ve Kaygusuz ile Bektaşi şairleri bu gruba girerler. Osmanlı  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ı ise, masal yerine ferdi hikayelerle Romanlardan, koşma ve destan  yerine taklitle yapılmış gazellerle alafranga şiirlerden oluşmuştur. Osmanlı  şairlerinin her biri mutlaka, Acem devrinde bir Acem şairine, Fransız devrinde  bir Fransız şairine benzer. Fuzuli ile Nedim bile bu konuda farklı değildirler.  Bu yönden Osmanlı yazarlarıyla şairlerinden hiç biri orijinal değildir, hepsi  taklitçidir; hepsinin eserleri estetik ilhamdan doğmuştur. Mesela, nüktecilik (Humour)  bakımından, bu iki gurubu karşılaştıralım. Nasreddin Hoca, İncili Çavuş Bekri  Mustafa ve Bektaşi Babaları hak nüktecileridir; Kani ile Sururi ise, Osmanlı  divanının mizahçılarıdır. Doğal nüktecilik ile yapay mizah arasındaki fark, bu  karşılaştırma ile meydana çıkar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karagözle orta oyununa gelince; bunlar da hak gösterisi yani geleneksel Türk  tiyatrosudur. Karagöz ile Hacivat&#8217;ın çatışmaları, Türk ile Osmanlı&#8217;nın yani o  zamanki  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ümüzle medeniyetimizin mücadelelerinden ibarettir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ahlakta da aynı ikiliği görürüz Türk ahlakı ile Osmanlı ahlakı birbirine zıt  gibidir. Kaşgarlı Mahmud, Divan-ı Lugat-it Türk maddesinde,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>i kısaca  tarif ediyor. diyor, Türk&#8217;te böbürlenme ve övünme yoktur. Türk, büyük  kahramanlıklar ve fedakarlıklar yaptığı zaman, bir olağanüstülük yaptığından  habersiz görünür. Cahiz de,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in aynen bu biçimde anlatıyor. Osmanlı tipine  bakarsak, eski şairlerinde kendine övgü dizmelerin yeni  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>çılarında ise  böbürlenme ve övünmenin hakim olduğunu görürüz. Servet-i fünun okulu Osmanlı  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>ının en parlak devridir. Bu okulun takipçisi olan şairlerin çoğu  şüpheci, kötümser ümitsiz, hasta ruhlar biçiminde görünmüşlerdir. Hakiki Türk  ise, inançlı, iyimser ümitli ve sağlamdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hatta bilginlerimiz arasında da, ikilik görürüz. Osmanlı bilginlerinin  geleneksel ismi ulema-i rüsum (resmi bilginler) idi. Anadolu&#8217;daki bilginler ise,  halk bilginleri idi. Birinciler, rütbeli fakat cahil idiler, ikinciler, ilimli  fakat rütbesiz idiler. Politika ve askerlik sahasında büyük bir dahi olan  Afşarlı Nadir Şah, bütün Müslümanları Sünnilik dairesinde birleştirmek ve bütün  sultanları Osmanlı padişahının emri altına sokmak için görüşmelerde bulunmak  üzere, İstanbul&#8217;a dini ve politik bir kurul göndermişti. İstanbul&#8217;da bu kurul  ile görüşmek için resmi bilginleri görevlendirdiler. İranlı bilginler kurul  bunlara söz anlatmakta yetersiz kalınca, sadrazama başvurarak dediler ki: &#8220;Bizim  bilimden başak, politik hiç bir rütbemiz yoktur. Oysa ki görüşmelerde  bulunduğumuz kişiler büyük rütbeli kişiler olduklarından, karışmalarında  serbestçe söz söyleyemiyoruz. Bizi taşradaki rütbesiz bilginlerle  görüştürürseniz, çok memnun oluruz.&#8221; Ragıp Paşa&#8217;nın Tahkik ve Tevfik adlı  kitabında naklettiği bu gerçek olay gösteriyor ki, Nadir Şah&#8217;ın bilim kurulu  Osmanlı bilginlerine değil, Türk bilginlerine değer veriyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski devirlerin politik ve askeri başarıları da, halk arasında çıkmış, cahil ve  okur-yazar olmayan paşalar aitti. Daha sonra Ragıp Paşa ve Sefih İbrahim Paşa  gibi Osmanlı eğitiminde yüksek bir yer sahibi olanlar hükümetin başına geçince  işler bozulmağa başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bununla beraber, bu toplumsal ikilikler yalnız düşünce etkinliklerine özeldi. O  zamanlar, el işi ayak tabakasına ait sayıldığından, yüksek tabaka tekniklerin  her çeşidinden uza duruyordu. Bu sebeple mimarlık, hattatlık, taş oymacılığı,  ciltçilik, tezhipçilik, marangozluk, demircilik, boyacılık, halıcılık,  çuhacılık, ressamlık, nakkaşlık gibi pratik tekniklerin yalnız bir şekli vardı.  O da hak tekniğiydi. Demek ki, genellikle yüksek bir güzelliğe sahip bu  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>lara sadece Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>ı adını verebiliriz. Bunlar Osmanlı medeniyetine  değil, Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>üne ait idi. Bugün Avrupa, bu eski  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>larımızın ürünlerini  milyonlar harcayarak parça parça topluyor. Avrupa&#8217;nın Amerika&#8217;nın müzeleri,  salonları hep Türk eserleriyle dolmaktadır. Avrupa&#8217;da, bu Türk hayranlığına  Turquerie adı verilir. Avrupa&#8217;nın gerçek düşünür ve  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>çıları mesela  Lamartine&#8217;leri, Auguste Comte&#8217;ları, Pierre Laffite&#8217;leri, Mismer&#8217;leri, Pierre  Loti&#8217;leri, Farrere&#8217;leri türkün samimi  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>ına, alçak gönüllü gösterirsiz  ahlakına, derin ve bağnaz olmayan dindarlığına, özetle, var olanla yetinmek ve  kadere boyun eğmekle beraber sürekli bir iyimserlik ve idealizmden ibaret olan  fakir ama mutlu hayatına hayrandırlar. Fakat bunların aşık oldukları şeyler,  Osmanlı medeniyetine giren yöntemle ve taklitle yapılmış eserler değil, Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ünün ilhamıyla oluşmuş orijinal eserlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız ülkemize özgü olan bu garip durumun nedeni nedir? Niçin bu ülkede yaşayan  bu iki tip, Türk tipi ile Osmanlı tipi birbirine bu kadar zıttır? niçin Türk  tipinin her şeyi güzel, Osmanlı tipinin her şeyi çirkindir? Çünkü Osmanlı tipi  Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>üne ve hayatına zararlı olan emperyalizm alanına atıldı. Kozmopolit  oldu. Sınıf çıkarını imparatorluğu genişledikçe, yüzlerce  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>i egemenliği  altına aldıkça, yönetenlerle yönetilenler ayrı iki sınıf haline giriyorlardı.  Yöneten bütün kozmopolitler Osmanlı Sınıfı&#8217;nı, yönetilen  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a> de Türk  Sınıfı&#8217;nı oluşturuyorlardı. Bu iki sınıf, birbirini sevmezdi. Osmanlı sınıfı,  kendini hakim  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a> biçiminde görür, yönettiği  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>e mahkum  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a> gözüyle  bakardı. Osmanlı, sürekli Türk&#8217;e (eşek Türk) derdi. Türk köylerine resmi bir  kişi geldiği zaman, Osmanlı geliyor diye herkes kaçardı.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a> arasında  Kızılbaşlığın meydana çıkışı bile, bu ayrılıkla açıklanabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şah İsmail&#8217;in dedesi olan Şeyh Cüneyd, oğuz boyları arasında Oğul mu önce gelir,  yoksa sahabeler mi diyerek propaganda yapıyordu. Oğuz boyları, Oğuz Han&#8217;ın  çocukları ve Kayılar&#8217;ın amca oğulları değil miydiler? Nasıl oluyordu da,  padişahın Enderun&#8217;dan çıkan devşirmelerden oluşan sahabeleri (yakın adamları)  bunlara tercih ediyordu. O tarihteki halk şeyhleri,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in o zamanki  ezilmişliklerini geçmişte Ehl-i Beyt&#8217;in (Peygamber Soyu) uğramış olduğu  ezilmişliğe benzetiyorlardı. O zaman, Türkmenlerin büyük bir kısmı, bu benzeyişe  aldanarak, baba ocağından ayrıldılar; kendi kendilerine arı bir  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">edebiyat</font></a>, ayrı  bir felsefe, ayrı bir tapınak yaptılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bununla beraber, din bakımından Osmanlılardan ayrılmamış olan Sünni  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a> de,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> bakımından Osmanlı emperyalizmine bağlandılar. Bunlar da, kendi  kendilerine  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a> bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> yaparak. Osmanlı medeniyetine karşı tamamen ilgisiz  kaldılar. Osmanlı medeniyetinin seçkinlerine havas denildiği gibi, Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ünün de ozanları, aşıkları, babaları ve ustaları vardı. Demek ki,  ülkemizde iki türlü seçkin bulunuyordu. Bunlardan birincisi sarayı temsil  ediyordu. Bu sınıfın geçimini sağlayan da saraydı. Mesela, Osmanlı şairleri  saraylardan &#8220;caize&#8221; almakla geçindikleri gibi, Osmanlı müzisyenleri de sarayın  verdiği bağışlarla maaşlarla geçinirlerdi. Halkın saz öve söz şairleri ise,  adını olan Osmanlı bilginleri kazaskerlikte, kadılıklarda yüksek maaşlar ve  arpalıklar alırlardı. Halk hocalarından ve şeyhlerinden ibaret olan Türk din  adamları ise, yalnız halk beslerdi. Bundan dolayı güzel  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>larda ve diğer  alanlarda rehberlik eden ustalar, yiğitbaşılar ve ahi babalar yalnız halk  sınıfından yetişirler ve daima hak ve Türk kalırlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Görülüyor ki  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> ile medeniyeti birbirinden ayıran,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ün  özellikle duygulardan, medeniyetin özellikle bilgilerden oluşmuş olmasıdır.  İnsanda, duygular yönteme ve iradeye bağlı değildir. Bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>, başka bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>in dini, ahlaki ve estetik duygularını taklit edemez. Mesela,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in  İslamlıktan önceki dininde Gök Tanrı ödül tanrısıdır. Cezalandırmaya karışmaz.  Ceza tanrısı, Erlik Han isminde başka bir mitolojik kişiliktir. Tanrı yalnız  cemal (güzellik) sıfatıyla göründüğü için, eski  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a> onu yalnız severlerdi;  Tanrıya karşı korku hissi duymazlardı. İslamlıktan sonra,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>de &#8220;muhabbetullah&#8221;ın  (Tanrı sevgisi) üstün gelmesi, bu eski geleneğin devamından ötürüdür.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>de  &#8220;menhafetullah&#8221; (Allah Korkusu) pek enderdir. İstanbul&#8217;da ve Anadolu&#8217;daki  vaizlerin tecrübeleri gösteriyor ki, güzelliğe, iyiliğe dair vaaz edenlerin  dinleyicileri sürekli artıyor; cehennemden, zebanilerden bahseden vaizlerin  dinleyicileri ise sürekli azalıyor.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in eski dinlerinde katı sofuca  icabetler yoktu, estetik ve ahlaki törenler çoktu. Bunun sonucu olarak,  İslamlıktan sonra da,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a> en güçlü bir imana, en samimi bir din duygusuna  sahip oldukları halde kuru sofuluk ve yobazlıktan uzak kaldılar. Bu konuda Yunus  Emre&#8217;yi okumak yeterlidir.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in camilerde ilahilere ve mevlit okumaya;  tekkelerde ise şiire, müziğe büyük bir yer vermeleri estetik dindarlık örneği ne  uymalarından dolayıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Türk dininde, Türk tanrısı, barış ve barışlık Tanrısı idi. Türk dininin  özünü gösteren il  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kelime</font></a>si, barış anlamına geliyordu (Kaşgarlı Mahmud) ilci  (barışçı) demek olduğu gibi, İlhan Barış Hakanı demekti. Türk İlahları,  Mahçurya&#8217;dan Macaristan&#8217;a kadar sürekli bir barış ortamı sağlayan, barışsever  öncülerden başka bir şey değildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">En eski Türk devletinin kurucusu olan Mete&#8217;nin yüksek ahlakını,  barışseverliğini, emperyalizmden kaçınmasını Yeni Mecmua&#8217;da yazmıştım. Türk  barışseverliğinin kurucusu Mete&#8217;dir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in bu eski barışçılık geleneği sayesindedir ki, Türk hükümdarı İslam  döneminde de her zaman yenilenlere şefkatle davranmış, her zaman kendilerini  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lerarası barışın sorumlusu saymışlardır. Türk tarihi, baştan başa, bu  duruma tanıktır. Avrupalıların o kadar suçladıkları Atilla bile, yine onların  anlattıklarına göre yenilmiş  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>ler ne zaman barış istemişlerse, derhal kabul  etmiştir. Çünkü, Atilla&#8217;nın Tanrı Kutu unvanını, Allah&#8217;ın Belası şeklinde  çevirmekle tarihi bir günah işlemişlerdir.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in bütün  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a> dallarında  açıkça görülen estetik özellikleri de doğallıkla, çinilerinde, mimarlık ve yazı  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>ında beliren hep bu estetik özelliklerdir. Türkün güzel  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Sanat/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">sanat</font></a>larında olduğu  gibi, din hayatında ve ahlakında da hep bu özelliklerin egemen olduğu görülür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu örnekten de anlaşılır ki, bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ün meydana getiren çeşitli sosyal  yaşayışlar arasında içiten bir bağlılık, içiten bir uyum vardır. Türkün dili  nasıl saf ise, din, ahlak, güzellik, politika ekonomi ve aile hayatları da hep  saf ve içtendir. Türkün hayatındaki sevimlilik ve orijinallik ve bu egemen  karakterin bir yansımasından ibarettir. Fakat,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ün elemanları  arasındaki bu uyuma bakıp da, medeniyetin de uyumlu elemanlarından meydana  geldiğini zannetmek doğru değildir. Osmanlı medeniyeti Türk, acem, Arap  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>leriyle İslam dinine, Doğu medeniyeti ve son zamanlarda da Batı medeniyeti  kurumlarından meydana gelen bir karmadır. Bu kurumlar hiçbir zaman kaynaşarak,  iç içe geçerek uyumlu bir bütün haline giremedi. Bir medeniyet ancak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a> bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>e aşılanırsa, uyumlu bir birliğe kavuşur. Mesela İngiliz medeniyeti,  İngiliz  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ün aşılanmıştır. Bundan dolayı, İngiliz  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü gibi, İngiliz  medeniyetinin elemanları arasında da bir uyum vardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> ile medeniyet arasındaki bir ilişki de şudur; Her kavim, ilk önce,  yalnız  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü vardır. Bir kavim,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> bakımından yükseldikçe politik  açıdan da yükselerek kuvvetle bir devlet oluşturur. Diğer taraftan da,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ün  yükselmesinden medeniyet doğmaya başlar. Medeniyet, başlangıçta  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>den  doğduğu halde, sonradan komşu  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lerin medeniyetinden de birçok kurumlar  alır. Fakat bir toplumun medeniyetinde fazla bir gelişmenin süratle meydana  gelmesi zararlıdır. Ribot diyor ki:&#8221;Zihnin fazla gelişmesi karakteri bozar.&#8221;  Kişide zihin ne ise, toplumda da medeniyet odur. Kişide karakter ne ise,  cemiyetin fazla gelişmesi de  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü bozar. Milli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü bozulmuş olan  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lere &#8220;dejenere  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>ler&#8221; denir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> ile medeniyetin sonuncu bir ilişkisi de şudur:  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü  kuvvetli, fakat medeniyeti zayıf bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>le,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü bozulmuş, fakat  medeniyeti yüksek olan başka bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a> politik mücadeleye girince,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü kuvvetli olan  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a> her zaman galip gelmiştir. Mesela, eski Mısırlılar,  medeniyette yükselince  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>leri bozulmaya başladı. O zaman yeni doğan  Fars devleti ise, medeniyette henüz gri olmakla beraber, kuvvetli bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>e sahipti. Bu nedenle İran&#8217;da da medeniyet yükseldi. Buna karşılık  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> zayıflamağa başladı. Bu kere de, önce  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>leri henüz bozulmamış  olan Yunanlılara yenildiler. Bir süre sonra Yunan  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü de bozulmağa  başladığından, gerek Yunanlılar, gerek İranlılar, kuvvetli bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>le  meydana çıkan medeniyetsiz Makedonyalılara yenildiler. Doğuda Eşkani ve Sasani  ailelerinin batıda Romalıların,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü bozulmağa başlayan Makedonyalılara  üstün gelmiş de aynı şekilde açıklanabilir. Nihayet, medeniyetten hiçbir nasibi  olmayan, fakat  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>de son derece güçlü olan Raplar ortaya çıkarak hem  Sasanileri, hem de Romalıları yendiler. Fakat. Çok zaman geçmeden Arap  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>i  de medenileşmeğe başladığından  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ünü kaybederek politik egemenliği  Türkistan&#8217;dan yeni gelmiş olan töreli Selçuk  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>ine teslim ettiler. Töre  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ünden başak bir şey değildir.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>in şimdiye kadar  bağımsız kalması, Çanakkale&#8217;den İngilizlerle Fransızları kovması ve Mütarekeden  sonra, İngiliz silahlarıyla ve parasıyla donanmış bulunan yunanlılarla  Ermenileri yenerek manen İngilizleri yenmesi, hep bu  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ün gücü  sayesindedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a> ile medeniyet arasındaki bu ilişkiler anlaşıldıktan sonra artık  Türkçülüğün ne demek olduğunu ve bu memlekette ne gibi görevleri yerine  getirmesi gerektiğini belirleyebiliriz. Osmanlı medeniyeti, iki sebeple yıkılmak  zorundaydı. Birincisi, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun bütün imparatorluklar gibi,  geçici bir topluluktan ibaret olmasaydı. Sonsuza kadar yaşayacak olanlar ise,  geçici topluluklar değil, toplumlardır. Cemiyetlere gelince, bunlar yalnız  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lerden ibarettir. Esir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>ler,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a> benliklerini imparatorlukların  kozmopolit yönetimi altında, ancak bir süre için unutabilirlerdi. Bir gün,  mutlaka  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>ler den ibaret olan gerçek toplumlar sürü oluş uykusundan  uyanacaklar,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>el bağımsızlıklarını ve politik egemenliklerini  isteyeceklerdi. Avrupa&#8217;da beş yüz yıldan beri bu işlem sürüyordu. Bundan dolayı,  bu gelişmeden bağımsız yaşamış olan Avusturya, Rusya v Osmanlı İmparatorlukları  da, önceki benzerleri gibi, dağılmağa yüz tutacaklardı. İkinci neden batı  medeniyetinin, yükseldikçe, doğu medeniyetini büsbütün ortadan kaldırmak güce  ulaşmasıdır. Rusya&#8217;da ve Balkan ülkelerinde Batı medeniyeti, Doğu medeniyetinin  yerine geçtiği gibi; Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda da aynı durum baş gösterecekti.  Doğu medeniyeti, bazılarının zannettikleri gibi, gerçekten İslam medeniyeti  değil. Kaynağı, Doğu medeniyeti idi. Nasıl ki, Batı medeniyeti de Hıristiyan  medeniyeti değil. Batı Roma medeniyetinin bir devamından ibaretti. Osmanlılar.  Doğu Roma medeniyetini, doğrudan doğruya Bizans&#8217;tan almadılar: kendilerinden  önce Müslüman Araplarla acemler bu medeniyeti almış olduklarından, Osmanlılar  onu, bu dindaş  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>lerden aldılar. Bundan dolayıdır ki bu medeniyeti, bazı  fikir adamları İslam medeniyeti sandılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Batı medeniyetinin her yerde doğu medeniyetinin yerine geçmesi doğal bir kanun  olunca, Türkiye&#8217;de de böyle olması zorunlu idi. O halde Doğu medeniyeti  dairesinde bulunan Osmanlı medeniyeti ister istemez ortadan kalkacak, onun  yerine bir taraftan İslam diniyle beraber bir Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ü, diğer taraftan da  Batı medeniyeti geçecektir. İşte Türkçülüğün görev bir taraftan yalnız hak  arasında kalmış olan Türk  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ünün arayıp bulak, diğer taraftan Batı  medeniyetini tam ve canlı bir biçimde alarak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>e aşılamaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tanzimatçılar, Osmanlı medeniyetini Batı medeniyetiyle uzlaştırmağa  çalışmışlardı. Oysa ki iki zıt medeniyet yanyana yaşayamazlar; sistemleri  birbirine aykırı olduğu için, ikisi de birbirini bozmağa neden olur. Mesela,  Batı&#8217;nın müzik tekniği ile Doğu&#8217;nun müzik tekniği birbiriyle uzlaşmaz. Batı&#8217;nın  deneysel mantığı ile Doğunun iskolastik mantığı birbiriyle barışamaz. Bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a>  ya Doğulu olur, ya Batılı olur. İki dinli bir fert olmadığı gibi, iki  medeniyetli bir  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Millet/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">millet</font></a> de olamaz. Tanzimatçılar, bu noktayı bilmedikleri için  yaptıkları yenilik hareketinde başarı sağlayamadılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülere gelince, bunlar esasen Bizanslı olan Doğu medeniyetini büsbütün  bırakarak Batı medeniyetini tam bir biçimde almak istediklerinden,  girişimlerinde başarılı olacaklardır. Türkçüler tamamıyla Türk ve Müslüman  kalmak şartıyla, batı medeniyetine tam ve kesin bir biçimde girmek  isteyenlerdir. Fakat, batı medeniyetine girmeden önce,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ümüzü arayıp  bularak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Milli/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milli</font></a>  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kultur/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">kültür</font></a>ümüzü ortaya çıkarmamış gerekir.</font></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuk/">»<span lang="tr">  &#8220;Türkçülük&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></strong></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></font></span><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><span style="font-size: 10pt"><br />
<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuk/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçülük</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türk</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcu/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türkçü</font></a></span></strong></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-kultur-ve-medeniyet-turkculugun-esaslari/">Milli Kültür ve Medeniyet – (Türkçülüğün Esasları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-kultur-ve-medeniyet-turkculugun-esaslari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malazgirt Zaferi&#8217;nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 09:40:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt Zaferi]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt Zaferinin 900. Yildonumu ve Milli 
Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malazgirt Zaferi&#8217;nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ) Geçmişi anmak insanlara mahsus bir iştir. Hayvanlar geçmişi düşünmez. Onlar yalnız içinde bulundukları ânın kaygısındadır. &#8220;Geçmiş&#8221; ne kadar kusurlu olursa olsun bugün ve yarın için vereceği derslerle, göstereceği ibretlerle ihmaline imkân olmayan bir kitap, insanlara milletlerin güç kaynaklarından biridir. Bundan dolayıdır ki bir millete geçmişini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/">Malazgirt Zaferi’nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Malazgirt Zaferi&#8217;nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geçmişi anmak insanlara mahsus bir iştir.  Hayvanlar geçmişi düşünmez. Onlar yalnız içinde bulundukları ânın kaygısındadır.  &#8220;Geçmiş&#8221; ne kadar kusurlu olursa olsun bugün ve yarın için vereceği derslerle,  göstereceği ibretlerle ihmaline imkân olmayan bir kitap, insanlara milletlerin  güç kaynaklarından biridir. Bundan dolayıdır ki bir millete geçmişini unutturmak  onu yok etmenin ilk şartıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Günümüzde, geçmişi unutturularak yok edilmek istenen bir milletin en tipik  örneğini görmekteyiz: Moskoflar, Sovyetler ülkesindeki en azından 40 milyon  Türk&#8217;ü ortadan kaldırmak için bu çareye başvurmuşlardır. Önce eski ulus, uruk ve  boylan sözde ayrı milliyetler hâline getirmişler, alfabelerini ayırarak ortak  edebî dili bertaraf etmişler sonra da tarihte görülmemiş bir utanmazlıkla  uydurma tarihler düzerek &#8220;geçmiş&#8221;le ilgilerini kesmeye başlamışlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aynı maskaralık İran&#8217;da da yürütülmektedir. Türk, Fars, Kürt, Arap, Lor, Bülüç  ve Ermeni&#8217;den kurulu 25 milyonluk devletin içinde 12 milyonluk nüfuslarıyla en  büyük ve en enerjik unsur olan Türkler&#8217;e Türklüklerini unutturmak için her şey  yapılmakta, bu Türkler&#8217;in aslında Fars oldukları halde Çengiz istilâsı sırasında  zorla Türkçe konuşmaya zorlandıkları gibi ahmakça bir iddia ileri sürülmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moskoflar da, Acemler de yabancı oldukları ve mazideki hâdiseler dolayısıyla  Türkler&#8217;den çekindikleri için bu davranışlarda kendi bakımlarından mazurdurlar.  Fakat biz kendimiz maziyi hesaba katmamak gibi bir gafletin içinde bulunursak bu  suçumuzu bağışlatacak hiçbir sebep ve bahane ileri sürülemez.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İslâmiyet&#8217;ten önceki zamanlarda Türkler millî geçmişlerini biliyorlardı. Milât  sıralarındaki Kunlar, aradan iki yüzyıl geçtiği halde Tanrıkut Mete&#8217;yi  hatırlıyorlardı. 730 yıllarındaki Gök Türkler de diktikleri anıtlarda 180 yıl  önceki Bumun Kağan&#8217;la İstemi Kağan&#8217;ı unutmadıklarını göstermişlerdi. Bundan  başka ağızdan ağıza dolaşan destanlarla maziyi yaşatıyorlar, daima bir millî  romantizm içinde bulunuyorlardı. Millî romantizm büyük bir güç kaynağı idi.  Bugün de öyledir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler&#8217;e millî mazisini unutturan önce manihaizm, sonra da İslâmiyet olmuştur.  Gök Türkler&#8217;den sonra 745&#8217;te Türkeli&#8217;nin başına geçip Dokuz Oğuz-On Uygur ve  kısaca Uygur denen Türkler&#8217;in üçüncü kağanı &#8220;Alp Külüg Bilge Bögü Kağan&#8221;  (759-780), 763&#8217;te manihaizmi resmî din diye kabul etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Parlak bir medenî hayat yaşayan Uygurlardan kalma binlerce yazma eser Doğu  Türkistan kazılarında bulunup Avrupa müzelerine getirilmiş, birçoğu değerli  bilginler tarafından yayınlanmış, fakat şimdiye kadar aralarında bir tek tarihî  esere rastlanmamıştır. Eserlerin hemen hepsi manihaizm ve budizme aittir. Demek  ki yabancılardan alınan din ön plâna geçmiş, milli olanı sürüp çıkarmış ve  Türkler&#8217;in geçmişle ilgisini kesmiştir. Millî mazi ancak göçebe Türkler arasında  ve destan halinde yaşıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Onuncu Yüzyılda kabul olunan İslâmiyet de millî maziye aynı darbeyi vurmuştur.  Hem bu seferki darbe birincisinden daha yaman olmuş, maziyi unutmak faciası halk  tabakasına kadar bulaşmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Anadolu Türkleri Yedinci Yüzyılda üç dört yüz kişi arasında geçen Bedir  savaşını, Arapların bir iç meselesi olan Ali-Muâviye düşmanlığını, Hüseyin&#8217;in  Kerbelâ&#8217;da öldürülmesini ısrar ve taassupla andıkları halde On Birinci  Yüzyıldaki Malazgirt&#8217;i, Türkler&#8217;in kendi iç savaşlarında ölen ve her birisi  birer millî kahraman olan Kutlamış, Süleymanşah ve Kılıç Arslan&#8217;ı unutmuşlar,  maziye ait olarak akıllarında sadece şekilsiz bir &#8220;Sultan Alâaddin&#8221; kalmış,  eskiden olan her şeyi ona bağlayarak işin içinden çıkmışlardır.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Haydi, diyelim ki İslâmiyet&#8217;e taassupla sarıldılar da İslâmiyet&#8217;ten önceki çağı  inkâr ettiler. Peki, o halde Hıristiyanlara karşı kazanılan Malazgirt savaşıyla  Haçlılara karşı yurdu savunan Birinci Kılıç Arslan, Mesud ve İkinci Kılıç Arslan  neden unutuldu?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Süleymaniye Kütüphanesi&#8217;nde 1952-1969 arasındaki 17 yıllık görevim sırasında  gözden geçirdiğim on binlerce kitabın içinde millî geçmişin hatırlandığına dair  bir esere rastlamadım ama &#8220;Eshâb-ı Bedr&#8221; adıyla yazılmış, Bedir savaşındaki  Arapları birer birer adıyla, künyesiyle kaydeden pek çok eser gördüm. Tabiî,  hiçbirisi zamanında tespit edilmemiş, hepsi savaştan çok uzun süre sonra kaleme  alınmış olan bu isimlerin hemen hepsi uydurma ve yakıştırma idi. Fakat Türkler  bunlara hakikat diye bakıyor, buna karşılık kendi geçmişini anmıyor, kendisini  hesaba katmıyor, kavm-ı necib-i Arab&#8217;ın mefâhirini bütün yalan dolanlarıyla  kabul ediyordu. Hâlid bin Velid, Târık bin Ziyâd büyük kumandan diye göklere  çıkarıldığı halde onları emir eri diye bile kullanmayacak olan Çağrı Beğ, Afşın  Beğ, Oruç Reis unutulmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük bir Türk bilgini olan Kemalpaşaoğlu Ahmed Şemseddin, Arapça&#8217;dan sonra en  üstün dilin Farsça olduğuna dair makale yazmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler nasılsa Osmanlılar çağını unutmamışlardı. O da hâkimiyette bulundukları  içindi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1971 Ağustosunun 26&#8217;sında Malazgirt zaferinin 900&#8217;üncü yıl dönümü kutlanacak.  Bu, çok yerinde bir davranıştır. Fakat her millî işte olduğu gibi yine geç  kalınmıştır. Şimdi yapılacak şey Malazgirt savaşı ve Alp Arslan için dikilecek  anıtın temelini atmaktan ibaret kalacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük zaferlerin ve büyük kara günlerin yıldönümlerini anmak milletleri  ruhlandırmak, inançlarını berkitmek için şarttır. Macarlar 1926&#8217;da Mohaç  bozgununun 400&#8217;üncü yıl dönümünde büyük bir tören yapmışlardı. Biz ise 1953&#8217;te  İstanbul fethinin 500&#8217;üncü yıl dönümünü kepaze ettik. Yunanlı dostlarımız  gücenmesin diye töreni sönük göstermek için ne lâzımsa yapıldı. Yalnız  başkalarını düşünmek, kendimizi hesaba katmamak bize mahsus bir özellik. Acaba  bu milli bir ruh hastalığı mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Malazgirt&#8217;in 900&#8217;üncü yıl dönümü yurt kalkınmasında bir hamle yapmak için de  mühim bir fırsattı. Genelkurmayın, jeologların, meteorolojinin, Devlet Su  İşlerinin ve ilgili bütün dairelerin reyleri alınarak Malazgirt savaşının  yapıldığı ovanın kenarında &#8220;Alparslan&#8221; adıyla bir şehir kurmak, Plânlama  Teşkilâtının teklif edeceği fabrikaları dikmek, bir üretme çiftliği ile hara  yapmak ve 24 Oğuz boyunu canlandırmak için Alparslan şehrinin çevresinde 24  modern örnek köy kurarak Anadolu&#8217;ya köyler halinde dağılmış olan Oğuz  boylarından seçme aileleri oraya yerleştirip fennî tarıma yöneltmek, pilot bölge  denilen bir örnek kesim kurmak için bire bir fırsattı. Düşünülmedi. Çünkü  partizan hükümetler önce kazanacakları oyları, sonra taraftarlarına  sağlayacakları çıkarı düşünmek alışkanlığında olduğundan millî şuur felce  uğramıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nitekim radyo haberlerinden öğrendiğimize göre Malazgirt için yapılacak her şey  26 Ağustos 1971&#8217;de başlayacaktır. Halbuki o gün her şeyin bitmiş olması ve her  şeyin açılış töreninin yapılması gerekirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî kültürü geliştirip yeniden yaymak için Millî Eğitim ve yeni kurulan Kültür  Bakanlıklarına hayli iş düşecektir ve öyle görünüyor ki yeni hükümetin başını  belâya sokacak olan tek konu eğitim reformu olacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toprak reformu beş on yıllık sürede sonuca bağlanabilir. İdaredeki  kırtasiyecilik bir iki kanun ve sert uygulama ile çözüm yoluna girebilir. Uçak  ve tankları Türkiye&#8217;de yapmak biraz sabır ve çalışma işidir. Bütçe açığı ciddî  tasarrufla önlenebilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat iş eğitime gelince o kadar kolay değildir. Eğitim reformunda bilgi ve  millî terbiye söz konusudur. Kurslarla öğretmenlerin bilgi eksiklerini  tamamlamak mümkündür ama millî terbiye kursla verilemez. Eğer öğretmenin  kafasında Marks, Lenin, Mao gibi hastalıklar varsa o öğretmen kaybedilmiş  demektir. Başımızı kuma gömmeden söylemek gerekirse bugün Moskofçuluk, Maoculuk  alabildiğine sürüp gitmekte, binlerce öğretmen onmaz ruh hastalığına tutulmuş  bulunmaktadır. Kendi milletine ve vatanına düşman olan; Moskof&#8217;u, Çinli&#8217;yi  bekleyen ve özleyen öğretmenlerle Türk çocuklarına nasıl millî terbiye  verilecek? Sıkı Yönetim Mahkemelerine düşen öğretmenler bu hastaların pek küçük  bir bölümüdür. Ötekiler göze çarpmadığı veya sindiği için yerlerinde  bırakılmıştır. Yarın elverişli ortam bulunca bunlar yine ağularını saçmaya  başlamayacak mıdır?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demek ki eğitim reformu için binlerce öğretmeni feda etmekten başka çıkar yol  yoktur. Güç iş. Fakat yapılmalıdır. Ordudan 7.000 subayı birden emekliye sevk  eden, 1500 Harbiyeliyi birden askerlikten çıkaran prensip, milletin yarınını  feda etmemek için birkaç bin öğretmeni feda etmekten çekinmemek zorundadır.  Yoksa Türk milletinin geleceğinden ümit kesmek lâzım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür Bakanlığının kuruluşu yerinde bir kararın sonucu idi. Fakat kültür  bakanının iş başına geçer geçmez, sanki başka hiçbir mühim mesele yokmuş gibi,  tiyatro ve baleden bahsetmesi bizi ha- yal kırıklığına uğrattı. Türk kültürü  deyince akla en son gelecek şey tiyatro, hiç gelmeyecek şey ise baledir:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür nedir? Millet fertleri arasındaki ortak değer ve inançlar değil mi? O  halde Türk kültürü deyince ilk düşünülecek konu &#8220;dil&#8221;, sonra da &#8220;ahlâk&#8221;,  &#8220;tarih&#8221;, &#8220;müzik&#8221;, &#8220;mimarlık&#8221;, &#8220;süsleme sanatları&#8221; ve &#8220;folklor&#8221;dur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür Bakanlığından ilkönce tiyatroyu köye kadar götürmesini değil, &#8220;Türk  Kültürünü Koruma Kanunu&#8221; adlı bir kanunla milletimizin temelini baltalayan  sebepleri ortadan kaldırmasını beklerdik.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tiyatro kurmak kolaydır. Şimdi herkes artist olduğu için sahne sanatkâr bulmak  da güç değildir. Fakat Türk milletine ve onun halk tabakasına millî şuur, zevk  ve kültürü aşılayacak tiyatro eserleri nerde? Kültür Bakanı Türk köylüsüne  Hamlet yahut Faust&#8217;u, yerli piyes diye de solakların devrik cümleli eserlerini  seyrettirecekse hiç zahmet etmesin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk kültürünün baş unsuru olan Türkçe&#8217;yi korumak ve geliştirmek derken, tabiî,  okullarda öğretilecek sağlam dil bilgisini, sekizinci yüzyıldan beri temel  eserleri bilinen Türkçe eserlerden seçme parçaları, Türk lehçelerini  kastediyorum. Bu vatanın &#8220;Türkeli&#8217; olması için bütün coğrafya isimleriyle her  türlü ticarî, ilmî, iktisadî, kültürel ve turistik kuruluş adlarının Türkçe  olmasını, bir Dil Akademisi kurulmasını ve utanç verici şekilde hâlâ tespit  edilmemiş bulunan imlânın kesin hal almasını, Türk tarihinin millî şuur ve  menfaat açısından tedvinini ve Türkiye&#8217;de ne kadar Türk mimarî eseri varsa  hepsinin onarılarak yıkılmaktan kurtarılmasını kastediyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mühim bir nokta da Türkiye&#8217;nin uygun bir yerinde bir &#8220;Ölmezler Yolu&#8217;nun  yapılmasıdır. Ölmezler Yolu, Türk tarihinin ulu kişilerinin heykel ve  anıtlarıyla süslü, en heybetli ağaçların gölgelediği bir tarih yoludur. Şimdilik  Alp Er Tunga ile başlayıp Atatürk&#8217;le bitecek ve ilerde de yetişecek büyüklerin  heykel ve anıtlarının eklenebileceği uzun ve gösterişli bir yol..</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük kahramanlar, devlet başkanları, başbuğlar, bilginler, şairler için  törenler Ölmezler Yolu&#8217;nda yapılacak, geçit resimleri burada olacaktır. Bütün  Türk çocukları en aşağı bir defa bu yolda yürüyecek, her büyüğün anıtında yazılı  birkaç satırı okuyarak Türk olmanın gururunu burada tadacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir millet yalnız Keban Barajı, Ayşe fırını ve Hilton Oteli ile beslenmez.  Geçmişin büyüklüğünden hız alarak daha büyük gelecekler için ümidini bilemezse  yozlaşır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Kültürünü Koruma Kanunu, kültürün mühim bir bölümü olan ahlâkı da  koruyacağı için Türk ahlâkını yıkıcı yazılar, resimler, piyesler, filimler,  reklâmlar, dernekler bu kanunla yasaklanacak, böylelikle millî çöküntü  önlenecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">En büyük sosyal kanunlardan biri &#8220;taklid&#8221;dir. Gazete, dergi, film, sahne, radyo,  plaj ve sokakta daima &#8220;gayrı millî&#8221;yi, daima &#8220;gayrı ahlâki&#8221;yi gören genç  nesillerin birer milli kahraman, ülkücü yiğit olarak yetişmesine imkân yoktur.  Sokakları dolduran karı kılıklı erkekler gördüğünü taklidin sonucudur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun çaresi, yukarda da işaret ettiğimiz gibi &#8220;Türk Kültürünü Koruma  Kanunu&#8217;dur. Müthiş bir telkin vâsıtası olan, bu sebeple birer okul gibi mütalaa  edilmesi gereken tiyatro ve filim devlet kontroluna alınıp millî, ahlâkî, vatanî  propaganda haline getirilirse manevî kalkınma için en tesirli tedbir olur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Malazgirt&#8217;in 900&#8217;üncü yıl dönümünde o savaşı kazananların ruh ve karâkter  sağlamlığı ile bugünün acıklı manevî yapısı arasındaki çelişki bize bunları  düşündürdü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vaktiyle, Demokrat Parti iktidarında, hükûmetin ıvırzıvırla uğraşması ve  uyarmalara aldırış etmemesi dolayısıyla, Dr. Cezmi Türk bir Meclis konuşmasında  &#8220;biz Meclise değil, zabıtlara hitap ediyoruz&#8221; demişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biz de yarınki araştırıcılara hitap ettiğimizi sanıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Başka ne yapabiliriz ki?&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ötüken, 9 Ağustos 1971, Sayı: 8</font></p>
<p> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/">Malazgirt Zaferi’nin 900. Yıldönümü ve Milli Kültür (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/malazgirt-zaferinin-900-yildonumu-ve-milli-kultur-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
