<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milli Mücadele Dönemi | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/milli-mucadele-donemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 May 2018 14:02:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-mucadele-donemi-edebiyati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-mucadele-donemi-edebiyati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2013 16:06:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihi Milli Edebiyat Akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Dönemin özellikleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Dönemin Sanatçıları kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=28187</guid>

					<description><![CDATA[<p>[edebiyat_lys] MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ EDEBİYATI 1. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti, en ağır şartları kabul ederek Mondros Mütarekesini imzaladı. Bu anlaşmanın kararları gereğince topraklarımız işgal edilmeye başlandı. Artık Türk milleti, tarihinin en zor ve acılı günlerini yaşamaya başladı.Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın 19 Mayıs 1919&#8217;da Samsun&#8217;a çıkmasıyla başlayan Milli Mücadelemiz, üç yıl sürdü. Türk milletini derinden etkileyen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-mucadele-donemi-edebiyati/">Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>[edebiyat_lys]</p>
<p><strong>MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ EDEBİYATI</strong><br />
1. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti, en ağır şartları kabul ederek Mondros Mütarekesini imzaladı. Bu anlaşmanın kararları gereğince topraklarımız işgal edilmeye başlandı. Artık Türk milleti, tarihinin en zor ve acılı günlerini yaşamaya başladı.Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın 19 Mayıs 1919&#8217;da Samsun&#8217;a çıkmasıyla başlayan Milli Mücadelemiz, üç yıl sürdü.<br />
Türk milletini derinden etkileyen Kurtuluş Savaşı, 30 Ağustos 1922&#8217;de kazanılan kesin zaferle sonuçlandırıldı.İşte 1919–1922 yılları arasında verilen Kurtuluş Savaşı&#8217; na halkımızın,ordumuzun yanı sıra edebiyatçılarımız da eserleriyle katılmıştır.Milli bilinci uyandırmak amacıyla çeşitli türde eserler oluşturulmuştur. Böylece yeni bir edebiyat dönemi başlatılmıştır.Bu döneme Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı denir.<br />
<strong>Bu dönemin özellikleri:</strong><br />
*Türklük bilincini uyandıracak Milli bir edebiyat oluşturmak temel amaçtır.<br />
*Şekil ve içerik açısından Milli Edebiyat akımının bir devamı görümündedir.<br />
*Vatan, millet, bağımsızlık, Türk kahramanlık tarihi,Atatürk bu dönem yapıtlarının başlıca konularıdır.<br />
*Yapıtlarda, halk dili kullanılmıştır. Sade bir dil görülür.<br />
*Şiirde heceye yönelinir. Ancak aruzla da yazılan şiirler vardır.<br />
*Nesirde; aydın–halk faklılılaşması, yanlış batılaşma, bazı şehirlerin durumu, yapılan zulümler işlenmiştir.<br />
*Roman olarak bu dönemin tek örneği Halide Edip Adıvarın &#8220;Ateşten Gömlek&#8221; adlı yapıtıdır.</p>
<p><strong>Bu dönemin sanatçıları:</strong><br />
<strong>Halide Nusret Zorlutuna (1901–1984)</strong><br />
Dönemin modern anlayışına, moda ve yıkıcı akımlara kapılmadan milli değerleri savunmuştur. &#8220;Git Bahar&#8221; isimli şiiri onun tanınmasını sağlamıştır Milli Edebiyat hareketini destekleyen Zorlutuna, Türkçeyi ustalıkla kullanmış, sade bir dili, açık ve akıcı bir anlatımı benimsemiştir.Şiirinde insan yaşamını, acılarını anlatır. Hece vezinini kullanmıştır. Roman ve hatıra türünde eserleri de vardır.<br />
<strong>Eserleri</strong><br />
Şiir: Yayla Türküsü, Yurdumun Dört Bucağı, Ellerim Bomboş.<br />
Roman: Sisli Geceler, Beyaz Selvi, Aşk ve Zafer<br />
Hatıra(Anı): Benim Küçük Dostlarım, Bir Devrin Romanı</p>
<p><strong>Halide Edip Adıvar (1884–1964)</strong><br />
İstanbul&#8217;un işgali sırasında Sultan Ahmet Mitingi&#8217;nde yaptığı konuşmayla tanındı.Yazı hayatına &#8220;mader&#8221; çevirisiyle başladı.Roman, hikâye, anı türünde eserler verdi.O, daha çok romanlarıyla tanındı.Sanatının ilk yıllarında bireysel konulara yönelen Adıvar, daha sonraları toplumsal konuları işlemiştir. Seviye Talip, Handan, Kalp Ağrısı gibi romanlarında kadın ruhunun tahlillerine genişçe yer verdi. &#8220;Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Zeynonun Oğlu&#8221; gibi eserlerinde Kurtuluş Savaşı&#8217; nın muhtelif bölümlerini, Anadolu hayatının türlü özelliklerini, işlemiştir.Sanatçı, okuyucunun ilgisini çekmek amacıyla yapıtlarına aşk ve sevda duygularını eklemiştir.Halide Edip, değişik dönemlerde sosyal içerikli toplumsal ve töresel romanlar da yazmıştır. “Tatarcık ve Sinekli Bakkal“ bu türdendir.Bu tarz yapıtlarında sosyal çevre tasvirlerine, köy hayatına yer vermiştir.Realist bir sanatçı olan Adıvar, eserlerinde ruh çözümlemelerine yer vermiştir. Ancak kısa cümleler kurar, dil ve anlatımı savruk ve özentisizdir. Süsten arınmış bir dili vardır.Yapıtlarının çoğunda kahraman, kadınlardır. Halide Edip, kültürü ve görgüsüyle Türk kadının temsilcisi olmuştur.Halide Edip, Kurtuluş Savaşı konulu ilk romanı yazmıştır.Ateşten Gömlek, isimli bu romanda İzmir&#8217;in işgalinde<br />
eşini ve çocuğunu kaybeden Ayşe&#8217;nin İstanbul&#8217;a gelip Milli Mücadele&#8217;ye katılışı konu edilmiştir. Eser, Ayşe&#8217;ye aşık olan Peyami&#8217;nin notları biçiminde yazılmıştır.<br />
<strong>Eserleri</strong><br />
Roman: Seviye Talip, Handan, Ateşten Gömlek, Kalp Ağrısı, Vurun Kahpeye, Zeyno&#8217;nun Oğlu, Sinekli Bakkal,Yol Palas Cinayeti, Tatarcık.<br />
Öykü: Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt<br />
Anı: Mor Salkımlı Ev, Türk&#8217;ün Ateşle İmtihanı</p>
<p><strong>Ateşten Gömlek</strong><br />
Peyami, dış işleri mesleğini seçen bir gençtir.Bacaklarını kaybetmiştir. Hatıralarını yazacak ve başından geçenleri<br />
bir bir kaydedecektir. Peyamİ&#8217;nin uzak akrabası olan Ayşe, İzmir&#8217;den, onunla evlenmesi için İstanbul&#8217;a davet edilmiş, ama Peyami istememiştir.Bunun üzerine, onuruna çok düşkün olan Ayşe, Peyami ile asla yan yana gelmemeye karar vermiştir.Dolayısıyla bir başkasıyla evlenir. Ayşe&#8217;nin kardeşi Cemal bir subaydır. Harbiye Nezaretindeki Binbaşı İhsan ile Mütareke&#8217;nin ilk zamanlarından beri çok iyi anlaşmaktadır. O sırada hepsi İstanbul&#8217;da bulunmaktadır. Peyami&#8217;nin<br />
annesi, o günlerin tanınmış ve sözü geçen bir kadınıdır. Kadınlar arasındaki propagandayı o idare eder.İstanbul&#8217;da durum karışıktır. Özellikle manda taraftarları, ülkeyi yabancı bir devletin boyunduruğu altına koymak isteyenlerle çalışmaktadırlar. Bir gün, İzmir&#8217;e Yunanlıların çıktığı haberi gelir. Ayşe&#8217;nın kocasını, küçük oğlunu, birçok suçsuz insanla birlikte süngülemişlerdir. Ayşe, bir süre sonra İstanbul&#8217;a, Peyamilere gelir.Günün birinde, Sultan Ahmet meydanında büyük bir miting yapılır. Mitinge kadın erkek, çoluk çocuk herkes katılmıştır. Asıl gelenler İstanbul&#8217;un arka mahalle insanlarıdır. Minarelerin arasında çok büyük, siyah bayraklar asılmıştır. Orada halk, ülke kurtuluncaya kadar dövüşmeye adeta söz vermiştir.İşte bu büyük toplantıdan sonra İhsan ile Cemal, Anadolu&#8217;ya geçer.Şiddetli bir tifo geçirdikten sonra Peyami ile Ayşe de, bir kağnıya atlayıp Kandıra köylerinde İhsan&#8217;a kavuşurlar. Bir çete kurmuşlardır. Ulusal harekete karşı koymak isteyen köylüleri yola getirirler. Peyami&#8217;yi, dil bilgisinden yararlanmak üzere, mütercim olarak Milli Müdafaa&#8217;ya verirler.Ayşe hemşire olmuş, Eskişehir&#8217;e gitmiştir. İhsan, sessiz ve çelikten bir insan gibi, yorulmak bilmeden çalışır. Hepsi Ayşe&#8217;nın peşinde, İzmir yolunda ölmeye söz vermiştir.Adeta ateşten bir gömlek giymişlerdir. Peyami, büyük bir uğraştan sonra kendini İhsan&#8217;ın komutası altındaki birliğe verdirir.İhsan, bir akşam Peyami&#8217;ye, Ayşe&#8217;yi ne kadar çok sevdiğini anlatır. İkinci İnönü Savaşı&#8217;nda, alayının başında, başını kurşunlara uzatarak ölümü beklemiştir.Metristepe&#8217;de göğsünden bir kurşun yiyerek bayıldığı an her şeyin bittiğini düşünmüştür. Çok kan kaybetmiştir.Hastanede yer olmadığı için İhsan&#8217;ı bir otelde, küçük bir odaya yatırırlar. Ayşe sabahları gelir, yarasını gözden geçirir, çarşaşarını değiştirir. Bir akşam, Ayşe ile, İzmir&#8217;e inecekleri günü konuşurlar.İzmir&#8217;e ilk giren kendisi olmak şartıyla Ayşe&#8217;den kendisiyle evlenmesini ister. Ayşe bu sözü vermeden, mantosunu kapar, kaçmaya çalışır.İhsan, yarasını açarak intihara teşebbüs eder. Ayşe de ister istemez geri dönmek zorunda kalır.Bir süre sonra İhsan hava değişimi için Ankara&#8217;ya gönderilir.Orada, kendi isteğine aykırı olarak amca kızını onunla evlendirmeye kalkarlar. İhsan bunu kabul etmez, ama dönüşte, trene binerken amcasının kızını öperek ona veda eder. İşte kötü rastlantı burada olur; Ayşe, bu olayı görmüştür. İzmir&#8217;in kızı, o günden sonra İzmir&#8217;den başka<br />
hiçbir şey düşünmez olur. İhsan&#8217;da yırtıcı bir savaş başlamıştır. Dışından düşmanlarla içinden kendi kendisiyle savaşmaktadır. İhsan, bir saldırı sırasında, tırmandığı tepenin en yüksek noktasında bir makineli ateşiyle vurulur, Peyami&#8217;nin kolları arasında hayatını kaybeder. Hemşire Ayşe de bu saldırıda vurulanlar arasındadır. Peyami, bir sedye içinde, bir asker kaputu altında Ayşe&#8217;yi bulur.Hemşire gömleği kana bulanmıştır. Sol kaşının üstünden iri bir yara almıştır. Ayşe&#8217;nin şehit oluşu üzücüdür. Peyami, Ayşe&#8217;yi de, İhsan&#8217;ı da Gökçepınar&#8217;da yan yana gömdürür.Niyeti İzmir&#8217;e en önce girip, bunu Gökçepınar&#8217;da yatan Ayşe&#8217;ye anlatmaktır. Çünkü, Peyami&#8217;ye göre Ayşe hiç kimseyi sevmemiştir. Onun seveceği insan, İzmir&#8217;e ilk girecek olan insandır. Peyami&#8217;nin hatıra defteri böyle biter. Ameliyattan sonra, Çebeci hastanesinin iki doktoru bu konuda konuşurlar.Yedek asteğmen Peyami&#8217;nin kağıtlarını incelemiştir. Ne İhsan isminde bir alay komutanı bulunmuştur, ne de Ayşe adında bir hemşire. Peyami&#8217;nin akrabası da bulunmamıştır. Bunun üzerine iki doktor, hatıra defterindeki olayların, kafasına giren kurşundan kaynaklanan hayaller olduğuna karar verirler.</p>
<p><strong>Sinekli Bakkal</strong><br />
Sinekli Bakkal, Abdulhamit devri İstanbul&#8217;unun kenar mahallelerinden birisidir. Bu sokakta oturanlardan biri mahalle<br />
imamıdır. Onun kızı Emine ise babasının istemesine rağmen &#8220;Kız Tevfik&#8221; denilen bir halk sanatçısı ile evlenir.Tevfik, orta oyunu, karagöz gibi şeylerle vakit geçirir.Ayrıca Emine ve Tevfik&#8217;le birlikte, sokaktaki İstanbul bakkaliyesini<br />
işletmektedir. Bir süre sonra Tevfik ile Emine anlaşamaz ve ayrılırlar.Tevfik yaptığı şaklabanlıklar yüzünden sürülür. Ancak Emine hamiledir, inadını ve iradesini annesinden, yeteneklerini ise babasından alan Rabia isimli bir kızları dünyaya gelir. Emine&#8217;nin Babası Rabia&#8217;nın dedesi olan imam ise Rabia&#8217;yı biraz büyüyünce hafız yapar. Mahallenin bir de kibar konağı vardır: &#8220;Selim Paşa Konağı&#8221;. Bu konak başlı başına bir alemdir. Selim Paşa&#8217;nın Hanımı dünyanın tadına varmış, yaşlandıkça ölüm korkularına kapılmış ve teselliyi nerede bulacağını şaşırmış bir kadındır. Selim Paşa ise Padişahın dostu ve Zaptiye Nazırıdır. Oğlu Hilmi ise babasının aksine Jön Türklerle ilgisi olan bir ihtilalcidir. Konağa giren çıkan pek çoktur. Peregrini adında bir İtalyan piyanist, Vehbi Dede adında bir Mevlevi bunlar arasındadır.Rabia mevlit ve kuran okumaktaki şöhreti ile Selim Paşa konağına taşınır, Peregrini&#8217;yi de orada tanır ve Vehbi Dede&#8217;den musiki dersleri alır. Rabia biraz büyüdüğünde hiç görmediği babası Tevfik sürgünden dönmüştür. Rabia<br />
annesi ile babası arasında tercih yapmak zorunda kalmış ve Babası Tevfik&#8217;i seçmiştir. Bunun üzerine Emine,Rabia&#8217;ya çok kızmış, her namazdan sonra ona beddua etmeye başlamıştır.Rabia babasına bakkalda ve karagöz oyunlarında yardım etmekte mahallenin cücesi olan Rakım Amcası ile beraber hep beraber güzel vakit geçirmektedir.Lakin Tevfik&#8217;in kadın kılığına girip Selim Paşanın oğlu Hilmi için Fransa&#8217;dan gelen yabancı evrakları feslilerin giremeyeceği Fransız Postanesine gidip alması esnasında yakalanması ile, Tevfik, zaptiye dairesinde &#8220;göz patlatan Hakkı&#8221; adında zorbanın sıkı işkenceleri ile sorguya çekilmiştir. Tevfik, Gene de Hilmi&#8217;nin adını vermez ve sürgüne yollanır. İş anlaşıldığı için Paşanın oğlu Hilmi de Selim Paşanın emri ile sürgüne fiam&#8217;a sürülecektir.Tevfik yokken Rabia, Rakım amcanın yardımı ile dükkanı idare eder. Vehbi Dede ve Peregrini de kendisine arkadaşlık ederler.Ama babası sürgüne yollandığından bir<br />
daha Selim Paşa Konağına ayak basamaz. Konakta pek sevdiği bir Cariye vardır: Kanarya Hanım.Rabia, Ramazanlarda camileri gezer mukabele okur, ara sıra mevlitlere çağrılır. fiehzade Nihat Efendi&#8217;nin yalısında da Mevlit okumaya davet edilir. Rabia yalıya gittiğinde iç salonun kapıları açılarak sinekli bakkal mescidinin büyük bir toplantı yeri haline getirildiğini görür. Renkli Papatya başlarına benzeyen yüzlerce başörtülü kadın dinleyicisi vardır. Bu duygulu kalabalığa yanık yanık ve dokunaklı sesi ile mevlit okuduktan sonra salonun sonunda çok güzel bir mermer heykele benzeyen sarışın bir kadın görür. Bu Kanarya Hanımdır. İki eski dost çığlık çığlığa birbirinin boynuna atılırlar.<br />
Peregrini, Rabia&#8217;nın okuduğu mevlide hayrandır. Karakterine, olgunluğuna hayrandır. Sonunda düşüncesini Vehbi Dedeye açar, onun da uygun bulması üzerine Rabia ile evlenmek için dinini değiştirir. Osman adını alır.Vehbi Dede de,Rabia&#8217;yı kızı gibi sevmektedir.Hem imam hem de Emine öldüğü için Osman&#8217;la Rabia evi onarırlar.Dükkanın üstüne yerleşirler. Rabia&#8217;nın gebeliği çok sıkıntılı geçer. Sonunda İstanbul&#8217;da ilk defa yapılan bir sezeryan ameliyatı ile kurtulur ve bir oğlu olur.Bu mutlu olayı izleyen yıllarda 1908 meşrutiyeti gelir.Sürgünler yerlerine dönerler. Geri dönenler arasında Tevfik de vardır. Bütün sinekli bakkal onu karşılamaya gider.Zamanında Padişah haini diye sille tokat İstanbul&#8217;dan sürülenlerin hepsi, şimdi birer Hürriyet kahramanı olarak dönmektedir.Tevfik&#8217;in bu siyasi görüşlerle ilişkisi yoktur.Vapur rıhtıma yanaşıp da sürgünler çıkınca karşılama törenleri başlar.Sabit Bey bir emir verince sinekli bakkal takımı Tevfik&#8217;i bile ürkütüp ona saklanacak yer aratan bir coşku ile gösterilerine başlar. Sinekli bakkal delikanlıları Şişmanca bir adamı omuzlarına alırlar. Tevfik&#8217;in mahalleye dönmesi nedeni ile ateşli bir hürriyet nutku çeken bu adamı Tevfik hemen tanır. Bu zaptiye dairesinde kendine işkence eden, göz patlatan Muzafferdir. Vehbi Dede ile Osman, Tevfik&#8217;in Koluna girer ve ona bir torunu olduğunu haber verirler.</p>
<p><strong>Reşat Nuri Güntekin (1889–1956)</strong><br />
Yazı hayatına 1. Dünya Savaşı yıllarında başlamıştır. Adını &#8220;Çalıkuşu&#8221; romanıyla duyurmuştur. Bir aşk romanı gibi görünen eser, &#8221; İdealist, toplumcu bir öğretmen olan Feride&#8217;nin aydın kişiliğinden&#8221; söz eder. Ayrıca Feride, halkımızı aydınlatmak, yurdumuzu kalkındırmak isteyen geçlerimiz için bir sembol olmuştur.Güntekin; hikaye, roman, makale, gezi, tiyatro gibi türlerde yazmıştır. Romanlarının hemen hepsi gözlem ürünüdür.Oyunlarında ise toplumsal sorunların, toplumsal yaşantıdaki değişmelerin, değer çatışmalarının ağır bastığı görülür.Gezi yazılarından oluşan Anadolu Notları&#8217;nda gerçekçi gözlemlerini anlatır.Reşat Nuri&#8217;nin bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba ve şehirleriyle Anadolu görülür. Milli Edebiyat akımından etkilenen sanatçı eserlerinde yanlış Batlılaşma anlayışını, batıl inançları, yurdun çeşitli yerlerindeki hayat sahnelerini işlemiştir.Realist bir sanatçı olan Reşat Nuri, ruh tahlillerinde başarı<br />
lıdır. Eserlerinde konuşma dilini kullanmıştır.<br />
Eserleri<br />
Roman: Gizli El, Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe, Yeşil Gece, Yaprak Dökümü, Miskinler Tekkesi<br />
Hikâye: Tanrı Misafirleri, Sönmüş Yıldızlar, Leyla ile Mecnun<br />
Tiyatro: Balıkesir Muhasebecisi, Tanrıdağı Ziyafeti,<br />
Gezi: Anadolu Notları<br />
<strong> Çalıkuşu</strong><br />
Feride hareketli, yaramaz ve aynı zamanda da pek belli etmese bile duygusal bir kızdır. Üç yaşına kadar Musul&#8217;da yaşamış olan Feride buradaki kuraklıktan dolayı ailesi ile birlikte Kerbela&#8217;ya göçmüştür. İstanbul&#8217;a göçmeden önce altı yaşındayken annesini kaybeder.Bundan sonra Feride, teyzesinin yanına İstanbul&#8217;a gelir. İstanbul&#8217;da yeni akrabalarıyla tanışan Feride, burada da yaramazlıklarını sürdürür. Yalnız bir tek Besime teyzesinin oğlu olan Kamran&#8217;a karşı çekingenliği ve cesaretsizliği vardır. Kamran ise yaşça Feride&#8217;den büyüktür, çok uslu ve ağırbaşlı biridir. Feride dokuz yaşındayken de büyükannesini kaybetmiştir.Sonradan okulda da yaramazlıklarına devam eden Feride bu yüzden arkadaşlarından ayrı bir şekilde tek başına oturtulmuştur.Feride ile Kamran genelde birbirleriyle kavga ederler.Ama ikisinin esas ilişkisi Feride&#8217;nin yine ağacın üstündeyken bir akşam Kamran ile Neriman adında dul bir kadının konuşmalarını duymalarıyla başlar.Bu günden sonra Kamran Feride&#8217;den korkmaya başlamıştır ve ona,bu olayı kimseye anlatmaması için, düzenli aralıklarla hediyeler gönderir.Fakat bu hediyeler Feride&#8217;yi kızdırmaktadır.Bir yaz Feride Tekirdağ&#8217;a diğer bir teyzesinin yanına gider. Teyzesinin kızı Müjgan, Feride&#8217;nin çok sevdiği, ağırbaşlı ve Feride&#8217;ye ailede tek söz geçirebilen kişidir.Feride okulda, arkadaşları kendi sevgililerinden konuşurlarken o da konunun dışında kalmamak için, Kamran&#8217;ı kendi sevgilisi gibi anlatmıştır. Feride bunu Müjgan ablasına da anlatmıştır.Bir gün salıncakta sallanırken Kamran Feride&#8217;ye evlenme teklif eder ve daha sonra nişanlanırlar.Feride Müjgan ablasının önceden de tahmin ettiği gibi Kamran&#8217;ı çok sevmekte fakat nedense Kamran&#8217;a karşı çok çekingen davranmaktadır.Onunla yan yana gelmemeye özen göstermemekte ve doğru düzgün konuşmamaktadır.Kısacası Feride Kamran&#8217;dan kaçmaktadır. İstanbul&#8217;a döndükten bir süre sonra Kamran, amcasının teklifini Feride ile birlikte değerlendirir ve en sonunda memuriyetini yapmak içn amcasının yanına Avrupa&#8217;ya gitmeye karar verir. Bu memuriyet dört sene olmasına rağmen ikisi için de çabuk geçer. Fakat düğüne üç gün kala hiç beklenmedik bir olay olur. Feride bahçede dolaşırken kapının önünde siyah çarşaşı bir kadın görür ve o kadın Feride&#8217;ye Kamran&#8217;ın Avrupa&#8217;da başka bir kadını sevdiğini söyler, Kamran&#8217;ın yazdığı bir mektubu Feride&#8217;ye getirir. Bu olayı öğrenen Feride derhal evi terk eder ve kendi hayatını kurup yaşamak için Anadolu&#8217;ya gitmeye karar verir.İstanbul&#8217;dan ayrılmadan önce Feride annesinin dadısı olan Gülmisal Kalfanın evinde kalır. Yaklaşık bir buçuk aylık bir beklemeden sonra Bursa&#8217;nın merkez rüştiyesinde Coğrafya ve Resim muallimliğine tayin edilir. Fakat Feride Bursa&#8217;ya gittiğinde bir başkasının daha aynı göreve atandığını görür. Bir aylık beklemeden sonra bu görev Feride&#8217;ye çıkartılmıştır. Fakat Feride müdürün ısrarcı teklişeri ve diğer öğretmenin ağlayışları ile hazırlanan bu tuzağa, hayat tecrübesi olmadığı ve kalbinin çok temiz olması nedeniyle düşerek, görevinden istifa edip Bursa&#8217;nın yakınında Zeyniler Köyünde muallimliğe başlar.Müdürün Feride&#8217;yi kandırmak için öve öve bitiremediği Zeyniler<br />
Köyü daha doğru dürüst yolu olmayan hatta okulu bile ahırdan bozma bir yerdir.Feride önceleri hiç sevmediği o can sıkıcı ve karlık yere alıştıkça orayı sevmeye başlamıştır.Bu köyde hemen derse başlamış ve öğrencilerle iyi ilişkiler kurmuştur.Fakat öğrencilerinin arasında Munise adında bir kız onu çok etkilemiştir.Bu kız babası ve ablasıyla kalmaktadır.Bu kızı çok sevdiği için onunla diğerlerine oranla daha fazla ilgileniyordur. Bir gün Munise bir kabahat işler ve babası onun üzerine yürüyünce evden kaçar.Karlarla bir gün boğuştuktan sonra Munise Feride&#8217;ye sığınmaya karar<br />
verir. Feride bu olay sayesinde Bursa Darülmuallimatında çalışmaya başlar.Feride bu okulda da çok mutlu olmuş ve yine öğrencilerle çok iyi ilişkiler kurmuştur. Artık Feride çok güzel bir genç kız olmuştur. Bu güzelliği nedeniyle kendisine Bursa&#8217;da &#8220;ipekböceği&#8221; ismini takarlar. Okulla arası çok iyidir; fakat okulda çok sevdiği ve kendisine çok yakın hissetiği Şeyh Yusuf Efendi, Feride&#8217;ye aşık olmuştur. Üstelik bunu Feride&#8217;den başka herkes bilmektedir. Bir gün bu durumu bir arkadaşı Feride&#8217;ye söyleyince Feride çok utanır ve artık insan içine çıkamaz olur.Çünkü Şeyh Yusuf hastalanıp ölünce Feride&#8217;ye herkes suçluymuş gibi bakar ve Feride buna daha fazla dayanamayarak Çanakkale&#8217;ye gider.<br />
Maarif Müdürünün emriyle Çanakkale Rüştiyesi&#8217;ne emri çıkan Feride, Munise&#8217;yi de alarak Çanakkale&#8217;ye yerleşir.Fakat güzelliği burada da herkesin dikkatini çeker ve bu sefer ona &#8220;Gülbeşeker&#8221; ismini takarlar. O çevrenin en zengin ailesinin kızlarının öğretmenliğini yapan Feride, kızın da isteğiyle konağa davet edilir. Fakat bu davetin sebebi başkadır. Konağın sahibi Nerime Hanımın amcası nın oğlu İhsan, Feride&#8217;yi beğenmiştir. Davetin esas sebebi evlenme teklifidir. Fakat Feride bu teklifi herkesi şaşırtacak şekilde reddeder. Bu olaydan kısa bir süre sonra Hafız Kurban Efendi adında evli bir adamdan daha evlenme teklifi alan Feride bu teklifi de reddeder.Tabi Feride artık sokağa çıkamaz olmuştu.Bir süre sonra da Nazmiye adında bir arkadaşının davetini iyi niyeti nedeniyle kabul eden Feride başına neler geleceğini bilmemektedir. Arkadaşı, Feride&#8217;ye nişanlısını ve nişanlısının en yakın arkadaşı olan Burhanettin adında biriyle tanıştırır. Daha sonra yemeğe indiklerinde bütün salon Burhanettin ve Gülbeşeker diye inlemektedir.Bu davet aslında Burhanettin Bey ile Feride&#8217;nin arasını yapmak için düzenlenmiştir. Bu olaydan sonra Feride artık Çanakkale&#8217;de de daha fazla kalamayacağını anlar ve okul müdiresinin birkaç yakın arkadaşı ile görüşmek için İzmir&#8217;e gider.Fakat burada işler istediği gibi gitmez. En sonunda oranın en zenginlerinden birinin kızlarına Fransızca dersi vermeyi kabul eder. Artık Feride ve Münise köşkte kalmaktadır. Fakat köşkün sahibinin oğlu Cemil Bey gece Feride&#8217;yi merdivenlerde sıkıştırır. Feride, evden ayrılmadan önce Kamran&#8217;ın önceki yaz evlendiği haberini alır.<br />
Daha sonra Maarif İdaresine gittiği zaman Kuşadası&#8217;nda Türkçe ve resim muallimine ihtiyaç olduğunu öğrenir. Feride bu görevi kabul ettikten sonra, Anadolu yolculuğunda son durağı olan Kuşadası&#8217;na hareket eder.Kuşadası&#8217;nda okulu istediği gibi yöneten Feride burada da mutluluğu bulmuştur. Ancak Kuşadası&#8217;na gittikten bir ay sonra muharebe başlar ve okul, kumandanlığın emriyle hastaneye dönüştürülür. Feride, daha önce Zeyniler&#8217;de tanıştığı bir doktoru, Hayrullah Bey&#8217;i, burada tekrar görünce, onun ısrarı sonucu hastanede hemşirelik yapmaya başlar. Hemşireliğe başladıktan bir ay sonra Feride&#8217;nin hastası İhsan Bey olur. İhsan Bey muharebede ağır yaralanmış ve ameliyat edilmiştir. Feride hem İhsan Bey&#8217;e acıdığı için hem de Kamran&#8217;ı unutmak amacıyla,İhsan Bey&#8217;e evlenme teklifi etmiş fakat kendine acındığını anlayan İhsan Bey bu teklifi reddetmiştir.Muhabere bittikten sonra mektep tekrar kurulur ve Feride &#8220;Müdire&#8221; olur. Fakat acılar burada da Feride&#8217;yi bırakmaz ve Feride Munise&#8217;yi toprağa vermenin üzüntüsü ile tam on yedi gün boyunca kendine gelemez. Onun bu durumunu gören ve onu kızı gibi seven Hayrullah Bey, Feride&#8217;yi iyileşinceye kadar bekler ve onu yanına alır.Bu olaydan sonra Feride artık Hayrullah Bey ile birlikte kalmaya başlar.Fakat Hayrullah Bey, dedikoduların engellemek için Feride ile evlenir.Feride ise evlenmeyi kabul ederken hayatında ilk ve tek sevdiği Kamran&#8217;dan da ayrılmış oluyordu.Bu durumu anlayan Hayrullah Bey ölmeden önce son isteği olarak Feride&#8217;den İstanbul&#8217;a gitmesini ister ve Feride&#8217;ye Kamran&#8217;a iletmesi için bir mektup verir. Bu mektupta Kamran&#8217;a Feride&#8217;nin kendisini ne kadar çok sevdiğini anlatır.Ayrıca mektubun içine bu kitabı oluşturan Feride&#8217;nin günlüğünü koyar.Feride bu son istek üzerine İstanbul&#8217;a gittiğinde Kamran&#8217;ı ne kadar sevdiğini bir kez daha anlar. Kamran da evlendiği kadını kaybetmiştir. Ayrıca Kamran evlense bile yalnızca Feride&#8217;yi sevmiştir. Kamran bu günlüğü okuyunca Feride&#8217;nin de kendisini sevdiğini anlar. Bunu amcasına anlattığında amcası ve Kamran, Feride&#8217;nin haberi olmadan kadıya giderler ve nikah kıydırırlar. Böylece Feride bu kadar acıdan sonra haberi olmadan hayatta en çok istediği kişiyle evlenir ve en sonunda mutluluğu bulur.</p>
<p><strong>Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889–1974)</strong><br />
Yazı hayatına Fecr–i Ati topluluğunda başlayan sanatçı, olgun yapıtlarını Cumhuriyet döneminde vermiştir.Fecr–i Ati döneminde bu topluluğun ilkelerine uyan Yakup Kadri, bireyselci bir sanat anlayışına sahiptir.Realist bir sanatçı olan Yakup Kadri, 1916&#8217;dan sonra yurt gerçeklerini ve milli duyguları, işleyen eserler yazdı. Romanlarında,Türk toplumunun yaşayışı ve sorunlarını ele almıştır.Yaban ve Ankara isimli yapıtlarında Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatır.Ankara romanında; Selma&#8217;nın savaştan korkan kocasından boşanması, Binbaşı Hakkı Bey&#8217;le evlenmesi, Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonra da Hakkı Bey&#8217;den ayrılması, idealist bir kişi olan Neşet Bey&#8217;le evlenmesi anlatılır.<br />
<strong>Eserleri</strong><br />
Roman: Kiralık Konak, Yaban, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Ankara, Panorama, Hep O fiarkı, Vatan Yolunda.<br />
Mensur Şiir: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan.</p>
<p><strong>Kiralık Konak</strong><br />
Babadan kalma bir servete sahip olan Naim Efendi, memurluk yapmakta ve bu serveti özenle idare etmektedir.Naim Efendi, bir ana kadar müşfik, dul bir kadın kadar titizdir.Beş yıl kadar önce karısı Nefise Hanımefendi&#8217;yi kaybetmiştir. Naim Efendi, geçmişine her yönüyle bağlı bir Osmanlı beyefendisidir. Naim Efendi&#8217;nin kızı Sakine Hanım, tembel ve iradesiz bir kadındır.Kocası Servet Bey ise; kırk beş yaşlarında, alafranga hayata düşkün bir insandır. Servet Bey Düyun-ı Umumiye Müfettişlerin dendir.Müslümanlıktan ve Türklükten nefret eder. Aldığı terbiye ve yaşadığı muhit arasındaki çelişkiden dolayı daima bir çırpınma ve isyan içerisindedir. Onun sayesinde artık Naim Efendi konağında Türkçe konuşulmaz olur.Yirmi yaşında bir öğrenci olan Servet Bey&#8217;in oğlu Cemil, eğlence hayatına çok düşkündür. Servet Bey&#8217;in kızı Seniha ise, pazartesi günleri çay partisi tertip eder. Buraya mürebbiyesi Kromaki vasıtasıyla tanıdığı Beyoğlu madam ve matmazelleri, kendi çocukluk arkadaşlarından genç kızlar, aile dostu genç kadınlar, kardeşi Cemil&#8217;in arkadaşlarından genç erkekler gelir. Bunlar arasında Faik Bey, çay günlerinin devamlı misafiridir. Avrupa&#8217;nın muhtelif şehirlerini dolaşmış olan Faik Bey, Avrupai hareketleriyle bu kadınlar tarafından beğenilen birisidir.Çay günlerinin bir diğer müdavimi Seniha&#8217;nın halasının oğlu Hakkı Celis&#8217;tir.<br />
<strong>Yaban</strong><br />
Sessiz ve sakin bir yerde hayatını sürdürmek isteyen Ahmet Celal, gittiği yerde, yabancı olduğundan yaban olarak tanınmaktadır. Köydekilerle hiçbir bağlantısı olmaması na ve subay olmasına rağmen ona düşman gözüyle bakılmaktadır. Ülkenin tamamı işgal altında olmasına rağmen köylülerin bunu umursamaması, sonuçta; evlerinin kundaklanması, yiyeceklerinin yağmalanması, kadın ve kızlarına tacizde bulunulması onların akıllarını başları na getirir.Bu durumu gören Ahmet Celal sevgilisini yanına alıp kaçmaya çalışır.</p>
<p><strong>Refik Halit Karay (1894–1965)</strong><br />
Hikâye, roman, deneme türlerinde çeşitli eserler vermiş olan Refik Halit, sade Türkçenin başarıya ulaşmasında büyük<br />
bir rol oynamıştır.O asıl ününü siyasal eleştiri ve mizah yazılarıyla sağlamıştır.Eserlerinde Anadolu&#8217;ya yönelmiş, edebiyatımızda yeni bir ufuk açmıştır. Anadolu&#8217;daki sürgün yıllarının urünü olan &#8220;Memleket Hikâyeleri&#8221; onun tanınmış yapıtlarındandır.Refik Halit, eserlerinde sade bir dil kullanır, yöresel söyleşiylere yer verir.<br />
<strong>Eserleri</strong><br />
Öykü: Memleket Hikâyeleri, Gurbet Hikâyeleri<br />
Roman: Sürgün, Yezid&#8217;in Kızı, Bugünün Saraylısı, Çete</p>
<p><strong>Falih Rıfkı Atay (1894–1971)</strong><br />
Yazı hayatına Tanin gazetesinde başladı.Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın katılmış ve yazılarıyla Kurtuluş Savaşı&#8217;nı desteklemiştir.Onun yazı hayatında anılarının yeri ayrıdır, anılarıyla tanınmış bir yazardır.Eserlerinde sade bir dil ve kısa cümlelerle kurulmuş çarpıcı bir anlatım görülür.<br />
<strong>Eserleri</strong><br />
Anı: Zeytindağı, Ateş ve Güneş, Atatürk&#8217;ün Bana Anlattıkları, Çankaya<br />
Fıkra: Eski Sanat, Bizim Akdeniz, Taymis Kıyılar, Tuna<br />
Kıyıları, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim, Kaybolmuş Makedonya</p>
<p><strong>Memduh Şevket Esendal (1883 – 1952)</strong><br />
Küçük hikaye türünün usta yazarlarından biridir. 1920&#8217;de Azerbaycan elçiliği görevindeyken Rus yazarı Anton Çehov&#8217;la<br />
tanışır. Bu dönemden sonra Esendal, durum hikâleri yazmaya başlar. Hikayelerinde orta halli insanların evlilik ve aile yaşantılarını kadın erkek ilişkilerini kültür seviyelerine göre anlatır.Kadın haklarının samimi bir savuncusu olmuştur.Bu durum,Ayaşlı ve Kiracıları adlı eserinde de görülür.Esendal, hayatı olduğu gibi yansıtan, olayları nesnel bir görüşle veren, konuşur gibi içtenlikle yazan bir sanatçıdır.Eserlerindeki konular, çevre ve kişiler hep bizdendir.<br />
Hikâyelerinde sıradan olayları ve kişileri sade bir dille anlatır.Olay kahramalarında hayata bağlılık ve umut göze<br />
çarpar.Ayrıca hikalerinde hoşgörü, hakim duygudur.Konuşma dilini başarıyla kullandığı hikayelerde eleştiri yerine<br />
sevgiye önem vermiştir.<br />
<strong>Eserleri</strong><br />
Roman: Ayaşlı ve Kiracıları, Miras, Vassaf Bey<br />
Öykü: Temiz Sevgiler, Otlakçı, Ev Ona Yakıştı, Mendil Altında, Veysel Çavuş, Hava Parası</p>
<p>[edebiyat_lys]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-mucadele-donemi-edebiyati/">Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/milli-mucadele-donemi-edebiyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5. Millî Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/5-milli-mucadele-donemi-turk-edebiyati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/5-milli-mucadele-donemi-turk-edebiyati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Sep 2007 00:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı Dönemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Konu Anlatimi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Dönemi Türk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele Sairleri ve Yazarlari]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyati Dönemleri Milli Mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/5-milli-mucadele-donemi-turk-edebiyati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>5. Millî Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1899-1974) &#160; Üsküdar İdadisi&#8217;nde edebiyat ve felsefe öğretmenliği yaptı (1916-17). İkdam gazetesinde çalıştı. Yeni Mecmua&#8217;da Erenlerin Bağından yazılarını yayımladı (1918-19). Tedavi olmak için gittiği İsviçre&#8217;de üç yıl kaldı. Mütareke devrinde İkdam, Dergâh gibi gazete ve dergilerde yazdığı yazı ve öyküleriyle Kurtuluş Savaşı&#8217;na destekledi. İkdam&#8217;da Kiralık Konak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/5-milli-mucadele-donemi-turk-edebiyati/">5. Millî Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#3366ff"><strong> <span style="font-size: 15pt; font-family: Maiandra GD">5. Millî Mücadele  Dönemi Türk Edebiyatı</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <font color="#3366ff"><strong>Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1899-1974)</strong> </font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Üsküdar İdadisi&#8217;nde edebiyat ve felsefe öğretmenliği yaptı (1916-17). İkdam  gazetesinde çalıştı. Yeni Mecmua&#8217;da Erenlerin Bağından yazılarını yayımladı  (1918-19). Tedavi olmak için gittiği İsviçre&#8217;de üç yıl kaldı. Mütareke devrinde  İkdam, Dergâh gibi gazete ve dergilerde yazdığı yazı ve öyküleriyle Kurtuluş  Savaşı&#8217;na destekledi. İkdam&#8217;da Kiralık Konak (1920), Akşam&#8217;da Nur Baba (1921)  romanlarını tefrika ettirdi. 1921&#8217;de Ankara&#8217;ya çağrıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toplumsal yapıdaki bu değişimi öykü ve romanlarında yansıtan Yakup Kadri, hayata  bakışını, bu farklılaşma durumlarının ondaki yansılarını şöyle dile  getirmektedir: &#8220;On sekiz yaşımda iken şeyda (deli) bir anarşist idim. Yüksek bir  makam sahibi veya herhangi bir kudretli adamı yere sermek en büyük gayemdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonradan bir ihtilalin başına geçmek ve halk kitlelerini bir rüzgârın bir ormanı  dalgalandırışı gibi harekete getirmek istedim. Otuzumda bunların hepsinden  vazgeçmiş, hiçbir şeye inanmaz olmuş ve kendimi cismani hazlara terk etmiştim.</font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p><center></p>
<table style="border-collapse: collapse" border="2" bordercolor="#c0c0c0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="1" width="469">
<tr>
<td height="1" width="469">
<p align="center"><font face="Comic Sans MS">     <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">          <font color="#c0c0c0">Bu bölümden tam yararlanmak için aşağıdaki sayfalar      size yardımcı olabilir:</font></span></font></p>
<p><center></p>
<table style="border-collapse: collapse" border="1" bordercolor="#c0c0c0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="18" width="461">
<tr>
<td height="18" width="209"><strong><span lang="en">         <font style="font-size: 9pt" color="#0099cc" face="Comic Sans MS">»         </font></span></strong><font face="Comic Sans MS">         <span style="font-size: 9pt; font-weight: 700">         <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-edebiyat-donemi-gelismeleri-milli-edebiyat/" style="text-decoration: none">         <font color="#0099cc">Milli Edebiyat Dönemi Gelişmeleri</font></a></span></font></td>
<td height="18" width="250"><strong><span lang="en">         <font style="font-size: 9pt" color="#0099cc" face="Comic Sans MS">»         </font></span></strong><font face="Comic Sans MS">         <span style="font-size: 9pt; font-weight: 700">         <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-edebiyat-donemi-onemli-temsilcileri-milli-edebiyat/" style="text-decoration: none">         <font color="#0099cc">Milli Edebiyat Dönemi Önemli Temsilcileri</font></a></span></font></td>
</tr>
</table>
<p></center></td>
</tr>
</table>
<p></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat etin bu iltihabından ruhun başka türlü bir iltihabı ile uyandım. Mistik  bir sevda can evimi bir yangının alevi gibi sarmıştı. Bu alevle tutuştukça hayat  buluyordum. Ve ılık uzletimi (toplum hayatından uzaklığımı) yüzleri berrak su  kaynaklarını andıran hayaletlerle dolduruyordum. İşte, millet aşkına ben bunlar  arasında vasıl oldum. Ve bu aşk yolunda can vermeyi o vakit cana minnet bildim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Lâkin, bu yeni dinde kendime peygamber yine kendimdim. Onun için ruhum imansız  kalan cemaat gibi perişandı. Ne vakit ki Anadolu yaylalarının maverasından  (ötesinden) O&#8217;nun (Atatürk&#8217;ün) sesini duydum; Nur ile ateş, vecd (kendinden  geçme) ile humma (ateş) arasındaki farkı o vakit bildim. Ancak bu millet  mürşidinin emri altındadır ki, kısır bir ateşle beyhude yere yanıp tutuşmaktan  ve yıpratıcı ihtilaçlar içinde beyhude yere kıvranıp durmaktan kurtuldum. Ruhum,  hemen ilâhî diyebileceğim bir nizam (düzen) içine girdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kütahya, Simav, Gediz, Eskişehir, Sakarya yörelerine gezi. Garp cephesinin  bulunduğu mevkide olup bitenlere tanıklık etti. Anadolu gerçeği ile yüzleşen  Yakup Kadri; Kurtuluş Savaşı&#8217;nın yansılarını yakından gözledi. Cumhuriyet&#8217;in  kuruluşunda Mardin (1923-1931), daha sonra da Manisa milletvekili oldu  (1931-1934). 1923-25 arası Cumhuriyet ve Hakimiyet-i Milliye (Ulus)  gazetelerinde yazdı. Burada iki yıl kaldı. İstanbul&#8217;da çıkan Milliyet&#8217;te yazdı.  Hüküm Gecesi romanını bu gazetede tefrika ettirdi (1927). Sodom ve Gomore&#8217;yi  yazdı (1928).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1932&#8217;de yazdığı Yaban birçok tartışmalara neden oldu. Roman, 1942&#8217;de CHP Roman  Armağanı&#8217;nda ikinciliği kazandı. Aynı yıl Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya  Aydemir, Burhan Asaf Belge, İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin  kurucuları arasında yer aldı. Dergi, 1934&#8217;te kapanmak zorunda kalınca, Tiran  elçiliğine atandı. Bunu Prag (1935), <st1:personname productid="La Haye" w:st="on">La Haye</st1:personname> (1939),  Bern (1942), Tahran (1949), Bern (1951-1954) elçilikleri izledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1961&#8217;de Kurucu Meclis üyeliğinde, 1961-1965&#8217;te de Manisa milletvekilliğinde  bulundu. Cumhuriyet, Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet, Yeni İstanbul,  Tercüman; Kadro, Varlık, Hayat, Meydan gibi gazete ve dergilerde makale, roman  ve anıları yayımlanan Yakup Kadri, 13 Aralık 1974&#8217;te Ankara&#8217;da öldü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Romanlarında, ülkenin yaklaşık yüz yılı aşkın zaman dilimini (1861-1950) konu  edindi. Toplumsal değişim sürecinin toplumun farklı kesimlerindeki yansılarını  gerçekçi bir bakışla yansıttı. Tarihe tanıklıkla birlikte, insan-toplum  ilişkilerinde bu süreçte biçimlenen durumları irdeledi. Tanık olduğu olaylar,  yaşadığı ortam onun edebiyat anlayışını biçimlendirmiştir. Fecr-i Âtî içinde  &#8216;sanat sanat içindir&#8217; anlayışından yola çıkan Yakup Kadri, koşulların gücü  içindeki değişimi de yıllar sonra şöyle dile getirecektir: &#8220;Bu coşkunluğum,  sanat perisi yolunda bu serdengeçtiliğim, ilk millî felâketimiz olan Balkan  Harbi&#8217;ne kadar, bütün ateşiyle devam etti. Fakat ne vakit ki, Çatalca önüne  dayanan düşman toplarının sesini ta yatağım içinden işitmeğe başladım, hisseder  gibi oldum ki, hayatta benim yaptığım mücadeleden daha mühimleri vardır. Balkan  Harbi&#8217;ni daha bir sürü millî felâketler takip etti. Ben gene &#8216;Sanat şahsî ve  muhteremdir&#8217; diyordum. Fakat onun yanı başında, hiç değilse onun kadar &#8216;şahsî&#8217;  ve &#8216;muhterem&#8217; şeyler olabileceğini düşünmeğe başlamıştım.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Öykü ve romanlarında dilde sadeleşme ve yeni bir edebiyat anlayışının  örneklerine veren Yakup Kadri, bir bakıma değişim döneminin romancısıdır.  Romanlarında, ülkenin Batılılaşmadan Cumhuriyet&#8217;in kuruluş yıllarına değinki  değişim ve dönüşüm süreçlerini konu edinir. Çözülme ve yeniden yapılanma&#8230; Bu  süreçteki insan ve toplum gerçeğine gerçekçi bir bakışla yaklaşır. Yakup Kadri,  romanlarının yapısal oluşumunu değerlendirirken, şunları söyler: &#8220;Romanlarımın  kronolojik mahiyeti benim istek veya kararımla meydana gelmiş bir şey değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Romanda yegâne (biricik) gayem, hayatın heyecanını verebilmek ve canlı tipler  yaratmaktır. Bunda ne dereceye kadar muvaffak olduğumu bilmiyorum. Roman  yazarken tanıdığım kimseleri ve yaşadığım hayat safhalarını bir ham madde olarak  kullanırım. Romanlarımı uzun müddet tasarlarım. Fakat not alıp materyal toplamak  adetim değildir.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fecr-i Âtî’de iken ferdiyetçi sanat anlayışını benimseyen sanatçı, daha sonra  millî Edebiyat cereyanına katıldı.<br />
İlk eserlerinde mistik bir hava vardır.<br />
1916’dan sonra ülke gerçeklerini ve millî duyguları işleyen hikâyeler yazmıştır.<br />
Roman, hikâye, deneme, mensur şiir, makale ve anı türünde eserleri vardır.  Romanlarında Türk halkının yaşayışı ve problemleri başlıca konudur.<br />
Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan dönemde Türk halkının yaşadığı gelişme ve  değişmeleri işlemiştir. Aydınlarla halk arasındaki zıtlıkları da konu  edinmiştir.<br />
Eserlerinde sağlam bir gözlemcilik ve ona dayanan bir realizm vardır. Eserleri  teknik bakımdan sağlamdır. Karakterleri başarıyla anlandırmıştır.<br />
Titiz bir üslûpçudur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hikâyeleri: Bir Serencam, Rahmet, Millî Savaş Hikâyeleri<br />
Romanları: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban,  Ankara, Bir Sürgün, Panorama&#8230;<br />
Diğer eserleri: Erenlerin Bağından, Zorakî Diplomat, Anamın Kitabı,<br />
Vatan Yolunda&#8230; </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#3366ff"><br />
<strong>Halide Edip Adıvar (1884-1964)</strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Romancı ve hikâyeci. Ünlü, Sultanahmet mitingi ile halkı coşturmuş ve bizzat  millî mücadelenin içinde yer almıştır. Romanlarındaki belli başlı konular,  Kurtuluş Savaşı, çocukluk hatıraları ve aşktır. Kahramanlarını daha çok kadınlar  arasından seçen sanatçı, karakter bulmakta başarılıdır. Kadınlara da üstün  özellikleri vermiştir. Gözlem, tasvir ve tahlillerde başarılıdır. Sosyal çevreye  önem verir. Dili kullanmada başarılı değildir. Dağınık, düzensiz bir üslûbu  vardır.<br />
Eserleri: Handan, Son Eseri, Ateşten Gömlek, Vurun kahpeye, Zeyno’nun Oğlu,  Sinekli Bakkal, Tatarcık, Mor Salkımlı Ev, Dağa Çıkan Kurt, Harap Mabetler<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#3366ff"><strong>Beş Hececiler</strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiire 1. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında başlayan, Mütareke yıllarında  şöhret kazanan hececiler, Anadolu&#8217;yu ve vasat insan tipini şiire soktular.  Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik, işledikleri  başlıca konulardır. Hecenin bu beş şairi millî edebiyat akımından etkilenmiş ve  aruzu bırakarak şiirlerinde heceyi kullanmaya başlamışlardır. Bunda da oldukça  başarılı olmuşlardır.<br />
Şiirde sade ve özentisiz olmayı tercih etmişlerdir.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#3366ff"><strong>Orhan Seyfi Orhon (1890-1972) </strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiirlerinde konuşma dilini kullanmıştır. Bazı şiirlerinde halk şiiri şekillerini  kullanmıştır. Daha çok şahsî temaları işleyen şair vatanî konuları da  işlemiştir.<br />
Eserleri: Fırtına ve Kar, Peri Kızı ile Çoban, Gönülden Sesler, O Beyaz Bir  Kuştu.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#3366ff"><strong>Yusuf Ziya Ortaç (1896-1967)</strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiire aruzla başlamış, da ha sonra heceyi kullanmıştır. Günlük hayatın çeşitli  görünümlerini sade bir dille işlemiştir. Akbaba adlı mizah dergisini  çıkarmıştır.<br />
Eserleri: Akından Akına, Aşıklar Yolu, Yanardağ, Bir Rüzgâr Esti.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#3366ff"><strong>Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)</strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Beş Hececilerin en genci ve en başarılısıdır. Buna rağmen aruzu da tamamen terk  etmemiştir. Şiirlerinde Anadolu’yu, memleket sevgisini anlatmıştır. Ferî  konuları da işlemiştir.başlıca konu ve temaları, aşk, hasret, tabiat, ölüm,  kahramanlık, ihtiras. Lirik şiirleri vardır.<br />
Şiirleri: Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Dinle Neyden, Gönülden Gönüle.<br />
Tiyatro eserleri: Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <font color="#3366ff"><br />
<strong>Enis Behiç Koryürek&#8217;in (1892-1949) </strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiire aruzla başlamıştır. Heceyle yazdığı ilk şiirlerinde aşkı işlemekle  beraber, daha sonra Kurtuluş Savaşı yıllarında millî duyguları ve tarihî  kahramanlıkları işlemiştir.<br />
Şiirleri: Miras, Güneşin Ölümü.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#3366ff"><strong>Halit Fahri Ozansoy (1891-1971) </strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Aruza Veda” adlı şiiriyle aruzu bırakıp heceyi kullanmaya başlamıştır.  Şiirlerinde konuşulan Türkçeyi başarıyla kullanmıştır. Derin bir melânkoli ev  karamsarlık taşıyan şiirlerinde ferdî konuları işlemiştir. Şiir, roman ve  tiyatro türünde eserleri vardır: Cenk Duyguları, Efsaneler, Baykuş, Hayalet.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt"> <font color="#3366ff"><strong>Dönemin Bağımsız İsimleri</strong></font></span></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> <font color="#3366ff"><strong>Mehmet Âkif Ersoy (1873-1936) </strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dinî, millî şiirleriyle tanınır. Bir destan şairidir (Çanakkale Şehitlerine).  İslâmcılık akımının temsilcisidir. Şiirlerinde dinî lirizm dikkati çeker.  Öğretici, öğüt verici, birliği ve bütünlüğü sağlayıcı şiirleri vardır. Savaş  sırasında ve sonrasında kurtuluşun ve gelişmenin ancak dine sarılmakla  olacağını, batının sadece ilminin alınabileceğini savunmuştur. Türk şiirine  gerçek realizm onunla girmiştir. O, toplum hayatını bütün yönleriyle  aksettirmiştir. Hatta sokak aralarında konuşulan dili bile şiirine  yansıtabilmiştir. Gözlemlerinden çokça faydalanmıştır. Tasvir edici ve tahkiyeli  anlatımı sayesinde şiirinde canlı tablolar çizmiştir. Aruzu Türkçeye başarıyla  uygulamıştır. Nazmı nesre yaklaştıranlardandır. Manzum hikâye şeklinde şiirleri  vardır.Bu şiirlerinde günlük hayatı, toplum hayatını başarıyla anlatmıştır.  Özellikle yoksullara, sakatlara, kimsesizlere karşı acıma duygusu bu tür  şiirlerinde belirgindir. Hasta, Küfe, Meyhane, Seyfi Baba, Hasır, Mahalle  Kahvesi bu türün örnekleridir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiirlerini Safahat adlı kitabında toplamıştır. Safahat yedi kitaptan oluşur:  Safahat, Hakk’ın Sesleri, Süleymaniye Kürsüsünde, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar,  Asım ve Gölgeler.<br />
Makaleleri A. Abdülkadiroğlu tarafından yayımlanmıştır.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
<font color="#3366ff"><strong>Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958) </strong></font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şair ve yazar. Eski nazım biçimleriyle -az da olsa değişikliğe uğratarak- yeni  konuları işlemiştir. Aruzu Türkçede başarıyla uygulamıştır. Sadece Ok şiirini  heceyle yazmıştır. Şiirde dile, uygun kelimelerin seçilerek yerli yerinde  kullanılmasına özen göstermiştir. Parnasizmin en önemli temsilcisidir. Şiirde  şekil mükemmelliğine, ahenge ve kafiyeye önem vermiştir. İşlediği başlıca konu  ve temalar: aşk,i tabiat, kahramanlık, ölüm, sonsuzluk. Şiirlerinde Osmanlı  hayranlığı oldukça açıktır ve İstanbul&#8217;u da şiirde en çok işleyen şairdir. O tam  bir İstanbul aşığıdır. Tevfik Fikret’in “Sis” adlı, İstanbul&#8217;u tahkir ettiği  şiirine karşı “Siste Söyleniş” adlı şiiriyle cevap vermiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiirleri: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şirin Rüzgârıyla, Rubailer.<br />
Nesirleri: Eğil Dağlar, Aziz İstanbul, Edebiyata Dair. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><font color="#ff6600"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-edebiyat-donemi-turkce-edebiyat-testler-sorular-oks-lgs-oss-kpss-icin/"><font color="#ff6600">»<span lang="tr">  Bu konuyla ilgili test çöz! </span>«</font></a></font></span></font><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></strong></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-edebiyat-donemi/">»<span lang="tr">  “Milli Edebiyat Dönemi” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>
<p align="center"> <font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Times New Roman"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a></font><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Times New Roman"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türk Edebiyatı</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyati/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Divan Edebiyatı</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/halk-edebiyati/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Halk Edebiyatı</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tanzimat-edebiyati/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Tanzimat Edebiyatı</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/milli-edebiyat/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Milli Edebiyat</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Serveti-Funun/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Servet-i Fünun</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Fecri-Ati/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Fecr-i Ati</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Edebiyat/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Edebiyat</font></a><font style="font-size: 10pt" color="#ffffff" face="Times New Roman">, </font> <font color="#ffffff">Türkçe</font></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/5-milli-mucadele-donemi-turk-edebiyati/">5. Millî Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/5-milli-mucadele-donemi-turk-edebiyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
