<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nihal Atsiz Konusmalar Serisi 3 | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/nihal-atsiz-konusmalar-serisi-3/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:20:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Konuşmalar &#8211; 3 (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/konusmalar-3-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/konusmalar-3-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 10:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Konusmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal Atsiz Konusmalar Serisi 3]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/konusmalar-3-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konuşmalar &#8211; 3 (Hüseyin Nihal ATSIZ) Bugünün milletleri öğretim ve eğitim dolayısıyla, yayınlar sebebiyle eski çağlarla göre çok aydın topluluklardır. Bunun için bu milletleri uzun bir süre demokrasi dışında yönetmeye imkân yoktur. İnsan, yaratılış bakımından bir çok davranışlarında hürriyeti kötüye kullanmayacak insanlar yetiştirmek, kötüye kullanmak istidatında olanları sert tedbirlerle önlemektir. &#160; Görünüşe göre milletler bunun [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/konusmalar-3-huseyin-nihal-atsiz/">Konuşmalar – 3 (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Konuşmalar &#8211; 3<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugünün milletleri öğretim ve eğitim  dolayısıyla, yayınlar sebebiyle eski çağlarla göre çok aydın topluluklardır.  Bunun için bu milletleri uzun bir süre demokrasi dışında yönetmeye imkân yoktur.  İnsan, yaratılış bakımından bir çok davranışlarında hürriyeti kötüye  kullanmayacak insanlar yetiştirmek, kötüye kullanmak istidatında olanları sert  tedbirlerle önlemektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Görünüşe göre milletler bunun çarelerini aramaktadırlar. De Gaulle idaresi  Fransa’da otoriter bir demokrasi yaratmış ve bu idare, İkinci Cihan Savaşı’ndan  sonra iyice çökmüş olan Fransa’yı kalkındırmıştır.</p>
<p>İspanya ve Portekiz’deki idareler bu ülkelerde demokrasiden doğan anarşileri  önlemek için kurulmuş, fakat Fransa’da görülen başarıyı kazanamamıştır. Çünkü  Fransa’ya göre geri olan bu iki ülkedeki rejimler birçok hürriyetleri kısmakta  ve halkı memnun edememektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Latin Amerika’daki iki devlet, Meksika ve Arjantin de uzun süredir böyle bir  denemenin içindedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Asya’da Pakistan, kendi şartları içinde başarılı bir deneme yapmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">27 Mayıs 1960’ta Türkiye’de idare ve başlangıçta böyle bir gidiş tutturur gibi  olmuş, sonra bundan vazgeçmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milletler olgunluğa ve yüksekliğe doğru yönelmişlerdir. Rejimler birer  vasıtadır. Bir rejim bir milleti yükselttiği nisbette tutulur. Zarar vermeye  başlayınca bırakılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye demokrasiyi, demokraside hastalık belirtileri görüldüğü bir sırada  kabullendi. Bu sebeple gayet dikkatli ve uyanık olmaya, hastalık belirtilerinin  tedbirlerini almaya mecburdur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demokrasinin icabı olarak verilen hürriyeti bazı azınlıklar ve akımlar  Türkiye’yi parçalamak veya yok etmek için kullanmaya kalkarsa ve bu tahribatı  önlemeye eldeki mevzuat kâfi gelmezse yeni tedbirler almak, çareler bulmak  devletin görevidir. O zaman demokrasiye aykırı bazı davranışlara bile  başvurabilir. Meselâ bugünkü Anayasaya rağmen, düzeni korumak, iç kavgaları  önlemek düşüncesiyle Atatürk Kanunu ve Tedbirler Kanunu gibi bazı kanunlar  yürürlülüktedir. Anti demokratik diye bu kanunlar kaldırılırsa belki hukuk  bakımından parlak bir iş yapılmış olur ama memleketin düzeni de alt üst olur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">On Altıncı Yüzyılın ünlü şeyhülislâmı Ebussud, ki o zamanın Adalet Bakanı ve  Yargıtay Başkanı demekti, devletin temelini sarsmamak, milletin sağlığını  korumak için şeriatın bazı hükümlerini tevil yoluna giderek fetvalar vermekten  çekinmemiştir. O kadar ileri görüşlü bir devlet adamıydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün Türkiye düşmanı fikirlerin başında kürtçülük gelmektedir. Kürtçüler doğu  illerimizde ayrı bir devlet kurmak davası ardındadırlar. Bitlis Senatörü Ziya  Şerehanoğlu’nun Amerika’ya kaçarak orada kürtlük davası için çalıştığını  gazeteler (mesela Kayseri’de çıkan “Milli Ülkü” gazetesinin Temmuz 1967 tarihli  224. Sayısı) yazdı. Bu adamın, maksatlarını gizliyerek Senato’da kaldığını,  Büyük Millet Meclisi’nin hayatî meseleleri konuştuğu gizli toplantılara  katıldığını, hatta bu adamın bakan veya Başbakan olduğunu düşünelim. Türkiye  için bundan büyük tehlike olur mu?<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Bunun çaresi esasen Türk olan doğu illerini büyük bir hızla yüzde yüz  Türkleştirmektir. Balkanlardan gelen Türk göçmenlerini İstanbul’a veya Batı  Anadolu’ya yerleştirmek gibi şuursuz davranışlar yerine bunları planlı bir  şekilde doğuya yerleştirmek, Kastamonu, Sivas, Konya, Trabzon gibi İstanbul’a  çok sayıda insan gönderen illerin bu fazla nüfusunu doğuya yöneltmek, büyük  endüstri kuruluşlarıyla batıdan yığın halinde aydın ve işçi göndermek ve  Türkçe’yi yaymak için gereken kültür propaganda tedbirlerini almaktan başka çare  yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk olan Doğu’da Kürtçe konuşan insanlar bulundukça yabancıların kötü niyetleri  eksik olmayacak, bunlar Kürtleri kışkırtarak Türkiye’nin başına gaile açacaktır.  M.B hükümeti kurulduğu sırada dost (!) Amerikalıların bilimsel tecrübe(!) için  hazırladıkları Kürtçe alfabeyi yaymak müsaadesi istemeleri nelerle uğraşmaya  mecbur olduğumuzu göstermektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İkinci düşman fikir komünizmdir. Dünyanın bir çok yerlerinde artık özel bir  milliyetçilik haline gelmeye başlayan komünizm bizim memleketimizde hâlâ aşırı  bir Moskofçuluk şeklindedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülüğe düşmandırlar. Mazide olduğu gibi bugün de bütün Türkler’in tek devlet  halinde birleşmesi ülküsüne karşı derhal cephe alırlar. Moskofların oradaki  Türkler’i kalkındırdığını iddia ederler. Amerika emperyalisttir ama Rusya  değildir. Nazım Hikmet büyük bir millî şairdir v.b&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moskofların Türkistan Türkleri’ni kalkındırdığına inanmak, kasabın kesmek için  beslediği kuzuyu sırf kuzuyu sevdiği için semirttiğine inanmakla birdir. 1926’da  4.000.000 olan Kazaklar’ın 1966’da yani 40 yıl sonra neden 3.500.000 kişi  oldukları açıklanamamıştır. Türkiye Türkleri 1927’de 13.500.000 kişi oldukları  halde 1967’de 32.000.000 olmuşlar yani 40 yılda %135 nispetinde artmışlardır.  Aynı nispette artıkları takdirde Kazaklar’ın 9.500.000 olmaları gerekirken  3.500.000 kişiye düşmüşlerdir. İşte yüksek komünist kültürün ve komünizmin  milletleri kalkındırma çabasının parlak bir örneği&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nâzım Hikmet’in milli şair olduğu hakkındaki inatçı yayınlar da ayrı bir  hezeyandır. Onu Namık Kemâl’le ölçüştürmek, ikisinin de yurt dışına hürriyet  aşkıyla kaçtığını ileri sürmek mizah edebiyatı için bulunmaz malzemedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Namık Kemâl, Sultan Aziz’in otoritesinden kaçarak yurt dışına çıktı. Fakat  Fransa’ya vardığı zaman: “İşte şimdi gerçek vatanıma geldim. Beni Fransa  yaratmıştır” demediği gibi, adının sonuna ne bir Maurois, ne de bir Marchand  eklemedi. Namık Kemâl Türk’tü. Konya’lı Bekir Ağa’nın soyundan geliyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nâzım Hikmet ise: “Asıl vatanıma geldim. Beni Stalin yarattı” diye, hırsızlığını  kahramanlık diye anlatan Çingene misali övündü. Verzanski diye bir İslâv soyadı  alarak dedesinin vatanı olan Polonya’nın tabiiyetine geçti ve Bizim Radyo adlı  komünist radyosundan Türkiye aleyhine yayın yaptı. Çünkü kanı Türk değildi.  Şuuraltında Polonyalılık yaşıyordu. Cibiliyetinin iktizasını yaptı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nâzım Hikmet ve yoldaşlarının Türkiye’yi Moskova’ya bağlanmak isteyen uşaklar  olduğu bugün gün ışığına çıkmıştır. Bir vatan haininin yurtsever diye kabul  ettirmeye çalışmak da vatan ihanetidir. Hainliği başka mesele ama büyük ozandır  diye direnmek de boşunadır. Eski Hurûfi şairler gibi basmakalıp tekerlemeler  sıralamak ancak zevk hastalarının hoşuna gider. Türkiye’ye hasret mısraları  yazmasını temcid pilavı gibi vatanseverliğine tanık diye gösterenler şunu  unutmasınlar ki kırk yıllık orospunun ömründe bir kere iffetten bahsetmesi nasıl  onun namuslu kadın olması demek değilse vatanını satan bir hainin doğduğu yere  hasretle bakması da onun yurtseverliğine delil olamaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1924 mübadelesinde Türkiye’den kovulan Rumlar da doğdukları yerlerin hasretini  görüştükleri Türkler’e acıklı dillerle ifade ediyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunlar da mı Türk yurtseverleri?&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ahlâka değer veren milletler, kendi öz sanatkarlarını bile bazen reddetmekten  çekinmemişler. On Dokuzuncu Yüzyılın ahlâkçı İngilizleri büyük edebiyatçı Oscar  Wilde’nin İngiltere’ye gömülmesini kabul etmemişlerdir. Çünkü Oscar Wilde  ahlâksızdı. Buna karşılık Nâzım Hikmet’i nerdeyse milli bir kahraman haline  getirmek isteyen düzenbazlar; yarın bir Türk panteonu yapılırsa onu ilk aday  olarak göstermekten çekinmeyeceklerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir memlekette vatan hainleri övülürse, eserleri basılıp piyesleri oynanırsa,  liselerde ve fakültelerde onların eserleri ders konusu olarak öğrencilere  verilirse, edebiyat öğretmenleri açıktan açığa bu hainlerin propagandasını  yaparsa artık tedbir almak zamanı gelmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geçici bir zaman için sevdiği bazı şeylerden nefsini mahrum edemeyen bir hasta  nasıl ebediyen mahrum kalmaya mahkum olursa milletler de bazı haklarından kısa  bir süre vazgeçmek fedakarlığını göze alamazlarsa o hakları büsbütün  kaybedebilirler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kötü niyetliler Anayasanın bazı maddelerini millet aleyhinde kullanmak imkanı  buluyorsa o maddeleri berkitmek, kötüye kullanılacak şekilde açık yönlerini  kapatmak Millet Meclisinin görevidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Anayasalar elbette bir ülkede yaşayanların hepsini bir millet sayar. Başka türlü  olmasına zaten imkan yoktur. Buna karşılık o ülkede yaşayanların da devlete  karşı görevleri vardır. Baş görev devletin resmî dilini anadil olarak  konuşmaktır. Bu memlekette daha Türkçe’yi bilmeyen ve Türklüğü kabul etmeyerek  kendisine Kürt diyen insanlar varken, bunların okumuşları Kürtçülük davası ve  Kürt devleti hayali ardında iken, gerçekleri dile getirip dikkati çektiğimiz  için bize cephe alanların bulunması gafletin devamını göstermektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Reşit Ülker adlı mebusla Selâhattin Cizrelioğlu adlı senatörün “Konuşmalar”ı çok  aleyhte tefsir etmeleri memleketteki dramdan habersizliklerini gösteriyor.  Yazdıklarımda yalan ve yanlış var mı, ona cevap versinler:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1- Türkiye’de Milli Güvenlik Kurulu’na kadar gelmiş bir kürtçülük akımı yok mu?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">2- İhsan Nuri adında Kürt asıllı bir yüzbaşının, Atatürk zamanında, bazı Kürt  neferleri de kandırarak Ağrı dağına çekilip isyan bayrağını açtığı, Kürt bayrağı  yaptığı ve o zaman yarı yarıya Türkiye ile İran idaresinde bulunan Ağrı  dağlarının coğrafî durumundan faydalanarak büyücek bir askeri harekâta sebep  olduğu, bu yüzden Türkiye tarafından İran’a güneyde biraz toprak verilerek buna  karşılık İran sınırı içinde bulunan Ağrı Dağı bölümlerinin Türkiye’ye katıldığı  doğru değil midir?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">3- Bitlis Senatörü Şerefhanoğlu buradan kaçarken Amerika’daki kürtçülük  faaliyetlerine katılmadı mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">4- Doğan Kılıç adında, Amerika’da yetişmiş ve Milli birlik zamanında  kürtçülükten dolayı tevkif olunmuş Alevî bir Kürt, Elbistan’da Alevîlik perdesi  arkasında kürtçülük yaparak büyük olaylara sebep olmadı mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">5- “Deng” ve “Yeni Akış” adlı aylık dergiler apaçık kürtçülük yapıp kürtçe  yazılar, manzumeler yayınlamadılar mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bizim mebusla senatör bu olaylar sırasında Yemlîhâ uykusu uyuyorlardı. “Yeni  Akış” zehirli yayınları yaparken susuyorlardı. Biz gerçekleri ortaya koyunca  arslan kesildiler. Benim hakkımda kovuşturma istediler. Kendilerine müjdeyi  vereyim : Aleyhimde kovuşturma başlamıştır. 20 Eylül’de, ilk duruşma  yapılacaktır. Yalnız ben de onlara bir soru sorayım?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sayın Reşit Ülker ve Sayın Selâhattin Cizrelioğlu! Siz solcu veya Kürt müsünüz?  Bu telaşınız neden? Hele Cizrelioğlu, zatı âlîniz sol eğiliminiz var mı?  Tahsiliniz nedir? Ben 1940’ta Mussolini’ye “Davetiye” adlı manzumeyi yazarken  siz yine bugünkü gibi kahraman mıydınız? Bana faşist diye iltifat  buyuruyorsunuz. Milliyetçilere faşist diyenlerin komünistler olduğu hakkında  bilginiz var mı? Gazete okuyor musunuz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mukadder bir sorunun cevabını da vereyim: Koskoca hükümet dururken bu  tehlikeleri görmek sana mı kaldı diyecekler. Devlet başında bulunanların,  milletin aşağı yukarı en yüksek seviyeli insanları olduğu zamanlar geride kaldı.  Yüksek makamlar, ileri seviyeli demokrasilerde insanların özledikleri yerler  olmaktan çıktı. İsviçre’de bir yıllık cumhurbaşkanlığını bazı kimselere artık  rica ile kabul ettiriyorlar. Bizde de devlet ve hükümet başlarında bulunanların  millet fertlerinden daha iyi düşündüklerini gösterecek hiçbir belirti  kalmamıştır. Daha fenası, yüksek makamdakilerin artık uluorta tenkit  edilmesidir. Devlet Başkanı Sunay; “Anayasa sosyalizme kapalıdır” dediği için  bazı hukuk profesörlerinin hücumuna, bir solcu yazarın da küstah bir hakaretine  uğradı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Böyle bir ortamda benim de hükümeti uyarmak hakkım ve görevimdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şeyh Said isyanının çıkacağını hükümete ilk önce Dündar adında bir köy öğretmeni  haber vermiş, fakat uyarmasına aldırılmamış, üstelik kendisine ait olmayan  işlerle uğraşmaması ihtar edilmişti. Fakat gelişen olaylar bir köy öğretmeninin  durumu, hükümetten daha iyi değerlendirdiğini ortaya koymuştur. Ben de hayatında  lise öğretmenliğine kadar çıkarak Dündar’dan biraz daha yüksek bir sosyal  seviyeye erişmiş bir Türk olarak hükümeti uyarıyorum: Bayar &#8211; Menderes ekibinin  düştüğü yanlışlığa düşmeyiniz. İktisadî kalkınma ile her şey bitmez. İktisadî  kalkınma aldatıcı da olabilir Bayar – Menderes ekibi barajlar, fabrikalar,  limanlar, yollar yaptı. Manevî kalkınmayı ihmal ettikleri için bir gecede  düştüler. Menderes geldi diye koyun, sığır, deve kesenler, oğlunu kurban etmeye  çalışan partizanlar, Demokratlar Yassıada’ya sürülürken gık bile diyemediler.  Manevî yönleri zayıftı. Onlara yalnız maddî refah ve kazanç fikri aşılanmıştı.  Bu sebeple Demokratların düşmesini önlemek hususunda bir teşebbüsleri olmadı.  Çünkü maddî kazançları olmayacaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi de Adalet Partisi hükümeti aynı yoldadır. Fabrika, baraj, yol, okul, hepsi  iyi&#8230; Fakat manevî yükselme? Millî ülküyü tahribe çalışan öğretmenler, millî  yapıyı yıkmaya çalışan kitaplar, piyesler, filimler ne oluyor? Bunlar arada bir  görülen nesneler de değil. Sistemli ve ısrarla boyuna devam ediyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hükümet, seçim kanunundaki millî bakiye usulünü değiştirmek gibi kendine hemen  hiçbir faydası dokunmayacak konularla uğraşacağına Anayasanın aksayan tarafları  dahil bütün kanunların gediklerini tıkayacak hayırlı teşebbüslere girişse, diğer  partilerin güvenilen unsurlarıyla da iş birliği yaparak Türkiye’yi millîleştirse  olmaz mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye baştanbaşa millîleşmezse ilerde yeni bir parçalanmanın daha şartları  hazırlanıyor demektir. Osmanlı diye kendimizden asla ayırmadığımız Arnavutlar ve  Araplar Balkan ve Birinci Cihan Savaşları’nda bize ihanet ederek, ordumuzu  arkadan vurarak ayrıldılar. Petrol bölgelerimizde gözü olan devletler şimdi de  Kürtlere aynı rolü oynatmak istiyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu ciddi bir tehlikedir ve Türkiye’de kürtçülük yaparak devleti ve milleti  bölmeye çalışmak düpedüz vatan ihanetidir. Bunlar en sert şekilde ezilmelidir.  Sosyalizm ve sosyal adalet maskeleri altında Moskofçuluk yaparak Türkiye’yi  kızıllara katmak isteyenlerle bunlar aynı yön ve aynı doğrultuda yürüyen  hainlerdir, bunlara karşı devlet, hükümet, millet, üniversiteler, savcılar,  adliye, basın, partiler, gençlik, öğretmenler, dernekler, sendikalar hep birden  uyanık ve çok titiz bulunmaya mecburdur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Memleketi parçalamak isteyen, Kürt devleti kurmak için kürtçülük yapmak  isteyenlere karşı millî birliğimizi savunarak uyarma görevimi yaptığım için 1-3  yıllık hapis isteğiyle mahkemeye verilmemi şahsıma yapılmış bir teşekkür  sayıyorum. İnsanları 1944 ten beri lâyık oldukları şekilde değerlendirmiş  olduğum için başka bir şey de beklemiyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye’ye çıkarlarımla değil, yalnızca atalarımın kanı, millî ülkü ve şerefimle  bağlı olduğum için millî bir tehlikeyi önlemenin yollarını özetleyerek  gösterdim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu benim görevimdi. Bu görev sonuna kadar devam edecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ötüken, 1967, Sayı: 43</font></p>
<p> <strong><font face="Verdana" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/konusmalar-3-huseyin-nihal-atsiz/">Konuşmalar – 3 (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/konusmalar-3-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
