<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Kimdir | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/niyazi-yildirim-gencosmanoglu-kimdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Mar 2008 21:07:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/niyazi-yildirim-gencosmanoglu-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/niyazi-yildirim-gencosmanoglu-biyografi-hayati-kim-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 21:06:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[N]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Kimdir Hayatı Biyografi Y]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/niyazi-yildirim-gencosmanoglu-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu (Hayatı &#8211; Biyografisi) Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu İle Söyleşi &#160; Soru : Şiire nasıl başladınız? Niçin ve nasıl devam ettiniz? Cevap : Şiire 11 yaşında başladım. İlkokulun 4. sınıfında idim. O yıl Erzincan zelzelesi olmuştu, ilk şiirimi, Erzincan zelzelesi üstüne yazdım ve okuldaki duvar gazetesine konuldu. Sonra kendimi şair sanmış olacağım ki, çeşitli [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/niyazi-yildirim-gencosmanoglu-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Niyazi Yıldırım  Gençosmanoğlu İle Söyleşi</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Şiire nasıl başladınız? Niçin ve nasıl devam ettiniz?<br />
</strong><br />
Cevap : Şiire 11 yaşında başladım. İlkokulun 4. sınıfında idim. O yıl Erzincan  zelzelesi olmuştu, ilk şiirimi, Erzincan zelzelesi üstüne yazdım ve okuldaki  duvar gazetesine konuldu. Sonra kendimi şair sanmış olacağım ki, çeşitli  konularda şiirler yazmaya başladım. Bugüne kadar da hiç bırakmadım.  Yazdıklarımdan bilinmeyenler, bilinenlerden çoktur. Şiire niçin devam ettiğime  gelince; kısaca, en müessir ifade tarzı olduğu için; deyebilirim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Eserleriniz konusunda bir kaç söz :<br />
</strong><br />
Cevap : İlk eserim, &#8220;Bozkurtların Ruhu 1952&#8221;, &#8220;Gençosman Destanı 1959&#8221;, &#8220;Kür Şad  ihtilâli Destanı 1970&#8221;, &#8220;Malazgirt Destanı I97I&#8221;, &#8220;Bozkurtların Destanı 1972&#8221;  ilk ikisini, şimdi beğenmiyorum. Son üç destanın beğendiğim tarafları vardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Şiirde &#8220;ölçü&#8221; sizce ne demektir; hangi ölçüyü tasvib ediyorsunuz?<br />
</strong><br />
Cevap : Şiiri olan milletlerin, aynı zamanda şiir gelenekleri, şiir kuralları da  var demektir. Şiir, bu kendine mahsus gelenekler ve kurallar içinde gelişir,  güzelleşir, büyür&#8230; &#8220;Ölçü&#8221; de, şiirin kuralları cümlesin-dendir. &#8220;Ölçü&#8221; derken  &#8220;aruzu&#8221; ve &#8220;hece&#8221; yi kastediyorsunuz sanırım, ikisi de bizimdir ve biri birinden  çıkmış kadar yakınlıkları, benzerlikleri vardır. Başka milletlerin de aruzu  kullanmaları, bu ölçünün bizim &#8220;milli şiir ölçümüz&#8221; olmadığına delil teşkil  etmez.<br />
Ölçüsüz (serbest) şiirin de kuralları gelenekleri vardır; başıboş değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Dil konusunda düşünceleriniz, şiirde dil?<br />
</strong><br />
Cevap ; Dil deyince, konuşulan dili anlıyorum. Dilin gelişip zenginleşmesinde,  güzelleşmesinde yazarların, şairlerin büyük görevleri olduğuna inanırım- Aynı  zamanda Türkiye&#8217;de yayımlanan eserlerin, bütün Türk dünyasında kolayca okunup  anlaşılır bir nitelikte olmasına taraftarım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiirde dil, ana unsurdur. Kelimeler seçilir; ölçülür, biçilir&#8230; Şiir dili,  mensub olduğu dilin kaymak tabakasıdır. diyebilirim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Eski şairlerden ve yaşayanlardan sevdikleriniz kimlerdir?<br />
</strong><br />
Cevap : Bu soru çok tehlikeli ve politik.-Eski şairlerden sevdiklerim çoktur.  Kopuzu ile ilk deyişi söyleyenden tutunuz da, sanatı aşk ve iman olarak anlayan,  gördüklerini, duyduklarını, sezdiklerini anasının ak sudu ile yoğurup ana  diliyle söyleyen Türk şairlerinin hepsini severim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mutlaka bir isim istiyorsanız; son büyük şairimiz Yahya Kemal&#8217;dir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yaşayanlara gelince; Şiiri heves ve caka satma ölçüsünden çıkarabilmiş  şairlerimiz vardır. Arif Nihat Asya, yaşayan en büyük şairimizdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Genel olarak, san&#8217;atta gaye ne olmalıdır? San&#8217;atta hedef söz konusu  mudur?<br />
</strong><br />
Cevap : San&#8217;atta hedef, söz konusudur. Hedefi olmayan san&#8217;at, aynı zamanda  anlamı olmayan bir meşgaleden ibarettir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Edebiyat, musiki, mimarî, resim, heykel, tiyatro, sinema, şiir&#8230; geçmişin  derinliklerinden günümüze ve geleceğe doğru filizlenen san&#8217;at dallarıdır. Her  dalın gayesi, beslendiği toprağın, içtiği suyun, soluduğu havanın, tadını,  rengini, özsuyunu ihtiva eden en olgun ve en güzel meyveyi verebilmek ve bu  meyvelerle milletinin ruhunu besleyebilmektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Kendine has bir &#8220;Millî Türk San&#8217;atının&#8221; kaynakları neler olabilir,  neler olmalıdır?<br />
</strong><br />
Cevap : Türk San&#8217;atının kaynaklan, pek tabii ki, üç bin yıllık Türk harsı  (kültürü) dır-Kökü bu kaynağa varamayan san&#8217;at cılız kalmaya, hattâ kurumaya  mahkûmdur. Nitekim, günümüzdeki, san&#8217;at anarşisi, köksüzlükten, yani Türk  harsının derin kaynaklarına inmemekten ve onu inkâr etmekten ileri gelmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün şiirle uğraşan yüzlerce şairden pek azı, divan şairimiz hakkında bilgi  sahibidir. Divan şiirimizi, halk şiirimizi bilmeyen; kimselerin, bir san&#8217;at  anlayışı olabileceğine de inanamıyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : İktisadî gelişmeler, ananevi cemiyet yapısında bazı derişiklikler  yapmaktadır. Bu değişmenin san ata yüklediği görevler var mıdır? San&#8217;atla  cemiyet töreleri arasında bir münasebet bir dayanışma düşünülebilir mi?<br />
</strong><br />
Cevap : İktisadî gelişmeler, cemiyet yapısında değişiklikler elbette yapar.  Hatta, cemiyetin başını döndürüp tepe taklak edebilir. İşte marifet, bu baş  dönmesini önlemek ve iktisadî gelişmenin yaptığı sarsıntıya kaptırmadan milleti,  hedefine doğru yürütmektir. Bu iş, san&#8217;atkârın görevidir, iktisadî hayat, günün  şartlarına göre kendine mahsus ölçülerle değişebilen, değişmesinde de sakınca  olmayan bir olaydır. Ancak, san&#8217;at böyle değildir. San&#8217;at, bir harsa (kültüre)  bağlı olduğu için değişmez; gelişir. Bu bakımdan, iktisadî gelişmenin ölçüleri  ile san&#8217;-attaki gelişmenin ölçüleri ayrı şeylerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İktisat, nasıl ki cemiyetin maddesi ise, san&#8217;at manâsıdır. Bu bakımdan, manânın  bozulmaması san&#8217;atkârın sorumluluğuna bırakılmıştır. Manâ, yukarıda söylediğimiz  gibi, üç bin yıllık bir geçmişten günümüze getirdiğimiz ve geleceğe  götüreceğimiz harsî (kültürel) değerlerimiz olduğuna göre, san&#8217;atkârın görevi,  iktisadî gelişmenin baş dönmesini millî değer ölçüleri dahilinde gidermektir.  Şayet san&#8217;atkâr da kendini iktisadî gelişmenin hazzına kaptırmışsa cemiyet  dediğimiz gemi batar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Memleketimiz göz önüne alındığı takdirde, iktisadî ve sosyal  gelişmelerin Türk san&#8217;atına etkisi ne olmuştur? Batıya dönük bir sosyal yapıyı  öngören beyinlerin, san&#8217;atımız ve sanatkârlarımız üzerinde ne dereceye kadar  tesirleri olmuştur? &#8220;Batıya dönük Türk san&#8217;atı ne demektir?<br />
</strong><br />
Cevap : Memleketimizdeki iktisadî ve sosyal gelişmelerin plânsız, programsız,  anormal oluşu, san&#8217;atkârı şaşırtmış; san&#8217;atı öldürmüştür. Daha doğrusu,  memleketimizde sosyal ve iktisadî &#8220;gelişme&#8221; değil, &#8220;değişme olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İktisat, sosyal hayat, san&#8217;at hayatımız bir anarşi içindedir. Anarşi bitmedikçe,  bu soruya sıhhatli bir cevap vermek mümkün değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Batıya dönük sosyal yapıyı benimsemek, batmaktır. Batının bin yıllık hedefi,  Türk milletini, kendilerine benzeterek yer yüzünden silmektir. Türk kafası  taşıyanlarda böyle &#8220;beyinbulunamayacağı için, bunlar olsa olsa beyinsizlerdir.  Batıya dönük &#8220;Türk San&#8217;atı&#8221; diye bir şey olmaz. Bu Batı taklitçiliği olur.  Nitekim olmuştur. San&#8217;at diye pazara getirilen kırk yıllık san&#8217;at Batı  mukallitliğinden başka bir şey değildirler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Halka dönük san&#8217;at ne demektir? Bu deyimden anlaşılması lâzım gelen  şey nedir? Genellikle nasıl yorumlanmaktadır? Bu yorumun Türk San&#8217;atını olumlu  bir şekilde etkilemesi mümkün müdür?<br />
</strong><br />
Cevap : Halka dönük san&#8217;at, halkta bulunan işlenmemiş cevheri alıp işlemek ve  halka vermektir. &#8220;Halka dönük&#8221; deyimini uyduranlar, bunu bizim anladığımız  manâda anlamazlar. Onlar, halkta bulunan işlenmiş, işlenmemiş bütün cevherleri  ufalayıp toz etmekte, kısa zamanda onu da kendilerine benzetmeye  çalışmaktadırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu &#8220;dönekler&#8221; taifesinin Türk san&#8217;atını olumlu veya olumsuz hiç bir şekilde  etkilemeleri mümkün değildir. Kendileri çalar, kendileri dinlerler&#8230; Ancak, bu  gürültüyü kesmenin tek çâresi vardır. O da Türkçü san&#8217;atkârların yetişmesi ve  canlarını dişlerine takıp çalışmalarıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Bugün &#8220;Türk San&#8217;atı millîdir.&#8221; diyebilir miyiz?<br />
</strong><br />
Cevap : Ortada Türk san&#8217;atı varsa, elbette millîdir. Fakat Türkiye&#8217;de yaşıyor,  Türkçe konuşuyor diye her san&#8217;ata &#8220;millîdir&gt; diyemeyiz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Türk san&#8217;atı millî kaynaklarından kopmuş mudur? Niçin? Nasıl?<br />
</strong><br />
Cevap : Kopmuştur. Şöylece açıklayabiliriz; Cumhuriyetimizin kuruluşuyla  birlikte Atatürk, Türk dilinin araştırılması, geliştirilmesi için &#8220;Türk Dilini  Tetkik Cemiyeti&#8221; (Türk Dil Kurumu) ni kurdu. Sebebi : yapılan inkılâbın meydana  getirdiği kopuklukları telâfi etmek ve millî kültür kaynaklarımızın yolunu  açmaktı. Sonra &#8220;Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti&#8221; (Türk Tarihi Kurumu) nu kurdu  Sebebi : Türk tarihinin, dolayısı ile Türk kültürünün en derin kaynaklarına  inmenin yollarını aramaktı. Atatürk&#8217;ün geçmesiyle adı geçen cemiyetler, önce  adlarını sonra istikametlerini değiştirdiler. Böylece Atatürk&#8217;-ün, millî  kaynaklarımızla kurmak istediği bağı koparmış oldular. Bu bağı yeniden kurmak  için, millî kaynaklarımızı teşkil eden ve her t&#8221;iri bir hazine değerinde olan  eski san&#8217;at ve harsımıza ait eserlerin gün ışığına mutlaka çıkarılması  gerekmektedir. Çünkü; San&#8217;atımızın tılsımı, büyüsü, ihtişamı&#8230; bütünüyle ortaya  çıkmadan onu geliştirmek ve büyütmek mümkün olamaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Türk san&#8217;atının ve san&#8217;atkârının millî olabilmesi için gereken şartlar  nelerdir? Siz Türk San&#8217;at hareketlerine yön verecek tir kişi olsanız, neler  yaparsınız?<br />
</strong><br />
Cevap : Millî olmanın ilk şartı inanmak, sevmek ve saymaktır. Sonra araştırmak  ve yorucu, sabırlı çalışmayı göze almaktır. San&#8217;atın millî olabilmesi, millete  benzemesi, onu yansıtması demektir. San&#8217;atkâr da öyle; şartlarını yukarıda  saydık.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">San&#8217;at araştırma işi olduğu kadar, aynı gamanda bir eğitim işidir de. Bu  bakımdan, ciddi san&#8217;atkârlara bir takım imkânlar hazırlanması, verilmesi  lâzımdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : San&#8217;atkârın, milletinin tarihi ve gününün insanı ve olayları ile  münasebetinde bir denge düşünülebilir mi?<br />
</strong><br />
Cevap : Tarih, milletlerin hafızası olduğuna göre, aklın ve mantığın işlemesinde  de büyük rolü vardır. Dünü hatırlayamayan bir insan, bugünün manâsını anlayamaz.  Yeni doğmuş bir çocuk nasılsa, öyledir. Hâfızasızlık devam ettikçe, çocuklukda  devam eder. Milletler de insanlar gibidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geçmişlerini hatırlamaları, hattâ bu hatıralarını daima canlı tutmaları  gereklidir. Geçmişteki acı olayların tekrar olmamasını sağlamak; tatlı olaylar  yaratmak, tarih! ve tarihteki yerimizi, tarihi yapan atalarımızı hatırlamakla  mümkün olabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu konuda san&#8217;at en uygun, en etkili bir vasıtadır. San&#8217;atın konusu eski olmakla  san&#8217;at eski sayılmaz. Geçmişle gelecek arasında köprü kuramayan san&#8217;atkâr,  görevini kavrayamamış demektir. Aynı zamanda san&#8217;atın manâsını da  anlayamamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millet, sanatkârlarının verdikleri eserler ölçüsünde vardır. San&#8217;at eserlerinin  aksettirebildiği manâ ile şahsiyet kazanabilir. Öyleyse, geçmişle günümüz, hatta  geleceğimiz arasında denge kurmak ve &#8220;dün&#8221;, &#8220;bugün&#8221;, &#8220;yarın&#8221;diyebileceğimiz  dayanaklar üzerine kurulan bir köprüden asıl hedefe yürümek mümkün  olabilecektir. Bu hedef, Türk düşüncesinin, Türk san&#8217;atının dünya ölçüsünde  insanlığı kucaklamasıdır. Bu görevi Türk milletine Tanrı&#8217;nın verdiğini  unutmamalıyız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : &#8220;San&#8217;atkârın dünyası&#8221; denilen &#8220;dünya&#8221; nedir, ne olmalıdır?<br />
</strong><br />
Cevap : San&#8217;atkârın dünyası, san&#8217;atını icra ederken, içinde bulunduğu ruh  halidir diyebilirim. Bu icra sırasında san&#8217;atkâr, yaşadığı çevreden uzaklaşır ve  yeni bir çevreye intikal eder, Yani kendinden geçer. Tasavvuf deyimiyle, bir  vecd ve istiğrak haline bürünür. Bu deyimden anladığım budur ve doğrudur. Gerçek  sanat eseri, ancak böyle bir ruh haline geçilmeden verilemez.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru ; Siz Türk şiirinde yepyeni bir çalışmanın temsilcisisiniz diyebiliriz.  Yani Destan&#8217;dan bahsetmek istiyorum, destan nedir? Türk sanatında yeri nedir, ne  olmalıdır?<br />
</strong><br />
Cevap : Destan, milletin, en yüksek duygu, düşünce ve isteklerini ifade eden ve  değişmez özelliği, kahramanlık olan eserlerdir. Bu konuda, bir ingiliz şairi  şöyle diyor: &#8220;Bir kahramanlık şiiri, şüphesiz ki, insan ruhunun başarabileceği  en büyük eserdir&gt;. (Türk Ans. Cilt 13)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk destan kaynakları, pek çok zengin olmakla beraber, hemen hemen (Maraş  Destanı hariç) hepsi ham madde halinde bulunmaktadır. Henüz tam bir destan  niteliği kazandırılmadığı için destanımız, san&#8217;at ölçüsünde&#8217;ifadesini  bulamamıştır. Bu, edebiyatımız sakatımız, şiirimiz top yekûn harsımız bakımından  büyük bir noksanlıktır. &#8220;Türk Destanı&#8221; nı işlemek günümüzün san&#8217;atkârı için bir  vecibe olduğu kadar, milletimiz için de büyük bir ihtiyaçtır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : &#8220;Kür Şad İhtilâli Destanı&#8221; ve &#8220;Bozkurtların Destanı&#8221; adlı  eserlerinizle bugünün insanıma ve Türk milletine vermek istedikleriniz nelerdir?<br />
</strong><br />
Cevap : Yukarıdaki cevaplarımızda uzak-yakın temas ettiğimiz gibi, geçmişle,  günümüzle ve gelecekle bağlantı kurmak zorundayız. Millet olarak var olmamızın,  yaşayabilmemizin ve atalarımızın Tanrı&#8217;dan alıp bize miras bıraktıkları büyük  ülkümüzü gerçekleştirebilmemizin tek şartı budur. Destan, tek başına bir konu  olmakla beraber, san&#8217;atın her dalına konu ve ilham veren derin, geniş ve gür bir  kaynaktır. Yukarıda adı geçen kitaplarımla bunu yapmak istedim. Aynı zamanda  destan, millî şuuru dinç tutan, millî î dinamizmi yoğuran en büyük amillerden  biridir. Millî şuur olmadan, millî hiç bir şey yapılamayacağına göre, gençlerin  şuurlarına, bilenmiş bir süngü parlaklığı ve keskinliği kazandırmak istedim.  Destanda ibretler vardır; dünya görüşümüz vardır; acılarımız, mutluluklarımız  vardır&#8230; Bunları yansıtmaya çalıştım. :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Soru : Türk şiirinin geleceği konusunda düşünceleriniz, genç şairlere  tavsiyeleriniz nelerdir?<br />
</strong><br />
Cevap ; Türk şiirinin büyün bir geçmiş? vardır. Bugün şiir, pek az ve zayıf,  fakat kökü sağlam olduğu için, deminden beri söylediklerimiz ölçü olarak  alınırsa Türk şiiri yeni bir merhaleye girecek ve özlenen büyük şiir doğacaktır,  sanırım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük şiir, daha doğrusu büyük san&#8217;at, durup dururken, doğmaz. Büyük heyecan  ister. Büyük heyecanlar yaratılınca büyük san&#8217;atkâr da kendiliğinden gelir.  Geçmişte san&#8217;-atın her dalında verdiğimiz büyük eserlerin, son bin yıllık  tarihimizdeki oluşlarını hatırlarsak, bu iddiamızın doğruluğu meydana çıkmış  olur. Şunu da belirteyim ki, geçmişimiz bize en büyük heyecan kaynağı olarak  şimdilik yeter. Onu, günümüze aktarıp dünü bugünle yoğurabilecek san&#8217;atkâr  ister. Genç şairlerimizin bu nokta üzerinden hareket etmelerini tavsiye ederim</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/niyazi-yildirim-gencosmanoglu-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/niyazi-yildirim-gencosmanoglu-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
