<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osman Turkay | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/osman-turkay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 May 2018 06:58:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kıbrıs Türk Edebiyatı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kibris-turk-edebiyati-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kibris-turk-edebiyati-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 06:26:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkiye Dışındaki Çağdaş Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Bayraktar Türküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrısta Bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[lys edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Turkay]]></category>
		<category><![CDATA[Özker Yaşın]]></category>
		<category><![CDATA[üniversiteye hazırlık edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Uyurgezer]]></category>
		<category><![CDATA[Yedi Telli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=6354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Edebiyatı 1571 yılından itibaren Türklerin eline geçen adaya, Türkler yerleştirilmiş ve süreç içinde başarılı yapıtlar oluşturulmuş.Bu dönem ürünleri arasında masal, mani, bilmece, destan, efsane, öykü bulunmaktadır. Bu dönemde, adadaki isyanları dile getiren &#8220;Kıbrıs Destanı&#8221; Aşık Kenzi tarafından yazılır. 1878–1923 yıllarında, İngilizlerin Türkler üzerinde baskıları söz konusudur. Bu dönemde &#8220;Bir Gece Sohbeti&#8221; adlı ilk [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kibris-turk-edebiyati-2/">Kıbrıs Türk Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Kıbrıs Türk Edebiyatı</h2>
<p>1571 yılından itibaren Türklerin eline geçen adaya, Türkler yerleştirilmiş ve süreç içinde başarılı yapıtlar oluşturulmuş.Bu dönem ürünleri arasında masal, mani, bilmece, destan, efsane, öykü bulunmaktadır. Bu dönemde, adadaki isyanları dile getiren &#8220;Kıbrıs Destanı&#8221; Aşık Kenzi tarafından yazılır. 1878–1923 yıllarında, İngilizlerin Türkler üzerinde baskıları söz konusudur. Bu dönemde &#8220;Bir Gece Sohbeti&#8221; adlı ilk roman yayımlanır. 1943&#8217;te ise İsmail Hikmet Ertaylan tarafından ilk defa Kıbrıs Türk Alfabesi hazırlanır. 1955–1964 yıllarında Kıbrıs Türklerinin isyanı vardır. Eserlerde yiğitlik, savaş, Türkiyeye bağlılık konularına<br />
yer verilir. 1964–1974 ve sonrasında &#8220;Erenköy Destanı&#8221; Oktay Öksüzoğ lu tarafından yazılır. Kıbrıs Barış Harekatı konu<br />
olarak işlenir. Eserlerde Türkiye Türkçesine yakın bir dil kullanılır.<br />
Sanatçıları: Özker Yaşın, Osman Türkay, Nevzat Yalçın,Neriman Cahit, Mehmet Levent&#8230;.</p>
<p><strong>Osman Türkay (1927–)</strong><br />
Gazeteciliğinin yanısıra aynı zamanda şairdir. Hürsüz,Bozkurt, Yeni Gün gazetelerinde yazmış, çeşitli dergilerde<br />
şiirleri yayımlanmıştır. O, yapıtlarında halk edebiyatımızdan, Türk tarihinden yararlanmıştır. Birçok şiirine ödül verilmiştir.<br />
<em>Eserleri</em><br />
Şiirleri: Yedi Telli, Uyurgezer, Evrenin Düşünce Gezgini, Kıyamet Günü Gözlemcileri<br />
Çeviri: Seçilmiş Şiirler, Aşkın Yaprakları<br />
Antoloji: Avrupa Şiiri,</p>
<p><strong>Özker Yaşın (1932-)</strong><br />
Atatürk hayranı olan bir sanatçıdır. Şiir, roman, öykü, tiyatro türlerinde eserleri vardır. Yapıtlarında Türkler tarafından Kıbrıs&#8217;ın fethi, Türklerin mücadeleleri, tarih ve milli konuları işlemiştir.<br />
<em>Eserleri</em><br />
Bayraktar Destanı, Kıbrıs&#8217;tan Atatürk&#8217;e, Babil Daha Uzakta, Mehmetçik Kıbrısta, Atatürk&#8217;e Saygı Duruşu.<br />
Roman: Kıbrıs&#8217;ta Vuruşanlar, Girne&#8217;den Yol Bağladık.<br />
Öykü: Bütün Kapılar Kapandı<br />
Oyun: Kıbrısta Bayrak, Bayraktar Türküsü</p>
<p>[edebiyat_lys]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kibris-turk-edebiyati-2/">Kıbrıs Türk Edebiyatı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kibris-turk-edebiyati-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akdeniz Kültürü Bağlamında Osman Türkay Şiiri (Metin Karadağ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/akdeniz-kulturu-baglaminda-osman-turkay-siiri-metin-karadag/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/akdeniz-kulturu-baglaminda-osman-turkay-siiri-metin-karadag/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 09:41:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Konukların Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz Kulturu]]></category>
		<category><![CDATA[Kibris]]></category>
		<category><![CDATA[Kibris Kulturu]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Karadag]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Turkay]]></category>
		<category><![CDATA[Siir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/akdeniz-kulturu-baglaminda-osman-turkay-siiri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>————————————————————————————————– Aşağıdaki yazı, “Metin Karadağ” adlı konuğumuz tarafından gönderilmiştir. ————————————————————————————————– Akdeniz Kültürü Bağlamında Osman Türkay Şiiri Metin KARADAĞ (UKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı) “Akdeniz’in mavi incisi Kıbrıs Doğduğum, ilk güneş ışıklarını gördüğüm Şiiri, barışı ve erinci ilk soluduğum ülke” (Osman Türkay) Doğa, insana ilişkin kültür değerlerinin yaratılmasında öncül etkenlerdendir. Coğrafî yapı, iklim, üretim-tüketim biçimleri, bitki [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/akdeniz-kulturu-baglaminda-osman-turkay-siiri-metin-karadag/">Akdeniz Kültürü Bağlamında Osman Türkay Şiiri (Metin Karadağ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><em> <font style="font-size: 9pt" color="#c0c0c0">————————————————————————————————–</font><font style="font-size: 9pt" color="#ff0066"><br />
Aşağıdaki yazı, “</font><font style="font-size: 9pt" color="#3366ff">Metin  Karadağ</font><font style="font-size: 9pt" color="#ff0066">” adlı konuğumuz  tarafından gönderilmiştir.<br />
</font><font style="font-size: 9pt" color="#c0c0c0"> ————————————————————————————————–</font></em></strong></font></p>
<p align="center"><font color="#0066ff" face="Maiandra GD"><strong> <span style="font-size: 18pt">Akdeniz Kültürü Bağlamında Osman Türkay Şiiri</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><em>Metin KARADAĞ<br />
(UKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı)<br />
</em><br />
“Akdeniz’in mavi incisi Kıbrıs<br />
Doğduğum, ilk güneş ışıklarını gördüğüm<br />
Şiiri, barışı ve erinci ilk soluduğum ülke”<br />
<em>(Osman Türkay)</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Doğa, insana ilişkin kültür değerlerinin yaratılmasında öncül etkenlerdendir.  Coğrafî yapı, iklim, üretim-tüketim biçimleri, bitki örtüsü&#8230; davranışların ve  yaşam biçimlerinin ortaya çıkmasında güçlü yönlendiricilerdir. Yaz- kış,  deniz-dağ, avcılık-tarım, ada-anakara gibi ikilemler de genel kültürün ana  çizgilerini belirleyen öğeler arasında kabul edilir. Haritaya bakıldığında bir  iç deniz görüntüsü veren Akdeniz’e kıyısı olan ya da onun içinde olan  topraklarda yaşayanların ortak kimi kültür değerlerine sahip olduklarından söz  edilebilir mi? </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p>Salt denizin değil, bu deniz çevresindeki iklim, beslenme,  üretim-tüketim alışkanlıkları, mevsim eşliği, bitki ve hatta hayvan  varlıklarındaki benzerlikler kısaca eş fauna, en azından benzer bir kültür  varlığından söz edebileceğimizi göstermektedir. Braudel’in ömrü boyunca gerçek  bir bilimadamı titizliği ve sanatçı duyarlılığı ile vurgulamaya çalıştığı  “Akdenizlilik”in ortaya çıkışındaki göstergeler bunlar olsa gerek. Yazlık ve  kışlık yaşam koşulları çevresinde hep güneşe göre ölçümlenmiş barınma yerleri  (stoa bazilika, stadyum, amfi tiyatro) ya da gölgeleri hedeflemiş avlulu evlerde  şarap, zeytin ve peynir üçlemesinde denizin tadında ezgilerle yıldızı bol  gecelerde sonsuzluğa miras bırakılmış bir davranışlar bütünüdür Akdenizlilik&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Akdenizli kişi daha çok doğayla birlikte  olduğundan daha çok doğa insanıdır. Doğa gibi değişkendir. Yağmurdan sonra göğün  bir yerinden yırtılıp maviyi göstermesi gibi, o da çabuk geçer  kızgınlıklarından&#8230; Ver Akdenizin Yeline diyerek barışmayı bilir. Küskünlüğü  bile bir tülbentin kuruma süresince olmalıdır anama göre&#8230; Kendini değişmeye  bırakır. Değişmeyi sever&#8230; Hatti Hitit olur. Yahudi hıristiyan  olur&#8230;Hıristiyan müslüman olur. Başkalarına, toplu yaşama daha çok zaman  ayırır. Empatiyi bilir. Yollara su kapları yerleştirir yolcular için&#8230; Akılla  coşku arasında gider gelir&#8230; Apollon ile Dionisos arasında&#8230; Akılla düşünür  yürekle karar verir. Macerayı sever&#8230; Uzakları&#8230;<br />
Âşık olmayı, şarkı söylemeyi, yağmurda yürümeyi, çiçeği böceği sever. Ağlamaktan  utanmaz&#8230; Hüznü sever&#8230; Sıcak kanlıdır. Çabuk kaynaşır, çabuk arkadaş olur&#8230;  İyi arkadaştır. İnsanı sever ama en çok kendini sever&#8230; Kendini sevmeyen  başkasını sevemez ki! </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sevgilisinde bile anasını arar. Anasının  dizine başını koymayı ister yetmiş yaşında bile&#8230; Gelip geçmiş Tanrıları bile  kadındır. Yemeği, sofrayı sever&#8230; Şöleni (sympozumu) sever. Yemek şölendir onun  için&#8230; Ayaküstü geçirmeyi sevmez&#8230; Geçiştirmez de zorunlu kalmadıkça&#8230; </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnanmayı sever, inanılmaktan hoşlanır&#8230;  Bütün dinlerin burda doğması raslantı değil elbette&#8230; Konuşmayı sever&#8230;  Giderek gevezeleşir de&#8230;” (Bektaş)<br />
Duygularla örülü bu izlenim ve yorumların egzotik etkisinden sıyrılarak  coğrafyamızın şiirsellikle bağlantılarına daha somutça yaklaşımı denemeye  geçebiliriz:<br />
Akdeniz ve Akdenizlilik, coğrafi bir terim olarak somut bir kavram. Peki  sanatta, öznel olarak da şiir gibi soyut bir düzlemde böyle bir kavramdan söz  edilebilir mi? Konu, bu özgün coğrafyada, tarihsel süreç boyunca üretilmiş  şiirin, kendi içindeki değme, zaman zaman da bitişme noktaları içeren belli  karakteristikleri, özgün tını, aroma, renk vb. gibi öznellikleri içeren ortak  ruhu saptamaya gelince, somut bazı göstergelerle karşılaşmamız kaçınılmaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Uygarlıklar ve kültürler, tarihin eleğinden  süzülürken, birbirleriyle karışır, süreğen bir devinimle birbirlerini  etkileyerek, üreterek rafineleşirler. Akdeniz havzasındaki ılıman iklimin  yaratıcı gücünü ve bu çevrede yer alan ülke ve uygarlıklar arasında, ilkçağdan  bu yana var olan iletişim ve ilişkilerin yoğunluğu göz önüne alınırsa, bu  etkileşimin boyutları daha bir belirginleşir. Bu yoğunluk, Akdenizlilik denilen  kavramı, her alana yayılan yaşam ve üretim biçim ve biçemini de yaratmıştır. Bu  havza tarih boyunca yaratıcı aklın ve el hünerinin yurdu olmuştur. Akdeniz,  kendine özgü bir yaşam felsefesini, sanatın ve yaratıcılığın dinamiklerini  üretmiş, bu malzemeleri yoğurarak şiirin doğal mekânını kurmuş bir coğrafyadır.  Bu coğrafyada, ilk çağlardan bu yana, uygarlığın organik biçimlerinin, doğanın  kendi geometrisiyle örtüşen gizemli özdeşliği, insanın varoluş serüvenindeki  kilometre taşlarına damgasını vurmuştur. “ (Mutlu)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dalgalarının köpüğünde Afrodit’i yaratan  Kıbrıs adası da Akdenizliliğin tipik temsilcisi olmuştur tarih boyunca. Eski  kültürlerin yüzlerce mitik anlatılarının, söylencelerinin, Akdenizli kadın  şairlerden Sapho, Enheduanna, Korinna’nın gizemli anılarından bu zengin  kültürler sofrasından Türkçe ile yola çıkıp İngilizce’yi de kullanarak  adalılığı, Akdenizliliği dünyanın dört bir yanına ulaştıran şairimiz Osman  Türkay’a ve şiirine geçelim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Uzun yıllar Türkiye’deki şiir akımlarının  etkisinde kalmış olan adadaki  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> şiirin köken ve gelişimleri üzerinde  çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bildirimizin sınırlı çerçevesinde bu  çalışmalardan Tamer Öncül’ün özet niteliğindeki değerlendirmesiyle yetineceğiz:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Denilebilir ki, Çağdaş Kıbrıs Türk Şiiri,  &#8220;Türk dilini kullanan, Akdenizli bir şiirdir.&#8221; Ona kişilik-kimlik kazandıran  temel unsur da, O&#8217;nun Türkçe şiir coğrafyasındaki özgün yerini sağlayan da bu  özelliği ve yapısıdır kuşkusuz. Yüzü karaya bakan, asık suratlı bir şiir  değildir. Yüksek sesle bağırmak yerine, lirik masallar anlatmayı yeğler.  Mitolojik öykülemenin çağdaş bir versiyonudur da diyebiliriz buna.” (Öncül)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osman Türkay, Öncül’ün değerlendirmesindeki  gibi lirik masallar anlatan, mitolojik öykülemeleri çağdaş izlek ve  iğretilemelerle dile getiren bir şair. İngilizce şiirleriyle dünyanın her  yerinde geniş bir okuyucu kitlesi yakalamış olan Türkay, evrensel şiir  çevrelerinde şiirlerinde çokça kullandığı evren-gökyüzü motifleri nedeniyle uzay  şairi- kozmik mistik olarak da tanınmıştır.<center><!--adsense#reklam_336x280--></center></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ulaşabildiğimiz şiirlerine baktığımızda  Osman Türkay için tipik ve bütüncül bir Akdenizliliği görmek mümkün değil. Ancak  yetiştiği toprağın kimi yerel ve evrensel değerleri O’nun şiirinin oluşmasında  etken olmuştur. Yıllarca ayrı kaldığı adasının kokuları, tadları sözcüklerde  yeniden şairin yaşantısını renklendirmiş; klasik/otantik gurbet-sıla  motiflerinin çağdaş örnekleri olarak karşımıza çıkmıştır. Yedi Telli adlı şiir  kitabının Akdeniz Türküsü başlıklı bölümünde coğrafya ile duyguların başarılı  valsini izleriz:<br />
Ya hele yüce dağlar, engin sular/ Göller, içdenizler, okyanuslar/ Körfezler,  berzahlar, boğazlar/ Kaç gece dünyayı bir düş içinde gezdim/ Ve ötekilerden  kıskandığım sevgimle/ Denizler içinde en fazla Akdenizi/ Ülkeler içinde/  Anadolu’yu sevdim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“diyen şair, Akdeniz’i dile getiriyor ve  bir renk cümbüşü içinde Akdeniz’i taşıyle, toprağıyle, kumlarıyle bize  anlatıyor. Biz de yudum yudum içiyoruz bu mısralarda Akdeniz’i. Fakat öyle bir  dile getirmiş ki, nabızlarda deniz vuruyor, yüreklerde deniz çalkalanıyor. Bir  çok sanatçı denizi anlatmış veya anlatmak istemiştir. Fakat diyebiliriz ki,  denize Osman Türkay kadar iğilen az sanatçı vardır. Nesir yazılarında hikâyeci  Sait Faik pul pul bize denizi getiriyor, Osman Türkay ise deniz şiirlerinde renk  renk denizi önümüze seriyor.” (Öznur- Özdoğanoğlu/Mopalar 76)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mit ve eski kültürel değerlerin işlevlerine  duyarlı bir biçimde eğilen Türkay, çağdaş yorumlamalardaki “yararlanma”  ölçütlerine de titiz bir seçiciliği öngörürür: “Prometheus ve Orpheus bugün  bizim için iki mitolojik varlık, iki masal kahramanı değildir, yalnız iki  simgedir, insanlığın saf çocukluk günlerinden kalan: Bir bilimdir, öteki sanat.  (&#8230;) Geldik dayandık atom ve uzay çağına. Çağımız Orpheusların çağı değil.  Prometheus’ların yanında Orpheus’lar cüce kalmakta. Gökyüzünden ateşi çalıp  insanlığa veren bilim tanrısı Prometheus’u Kafkas dağlarının yalçın kayalarında  çivileyen Zevs, şimdi, insanlar arasında yetişen Prometheus’ları nasıl  başlarımız üstünde taşıdığımızı kalkıp bir görsün. Demek ki yırtıcılığına,  vuruculuğuna, kırıcılığına karşı insanoğlu, insan olabilmenin yolunu öğrenmiş.”  (Türkay 1993, 156-157) </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mit’in çağdaş şiir içindeki yeri konusunda  çağdaş sanatçı özgürlüğünden ödün verilmemesi inancında olan Türkay, mit-şiir  ilişkileri konusunda şöyle diyor: Myth, kuramsal öğe ile sanatsal yaratış  ögesini birleştirir. Myth’in ilk bakışta en çarpıcı yönü şiirle sarmaş-dolaş,  akraba oluşudur. Eski çağların mythi biçimsiz bir kütle idi, ama aydınlanma  çağından başlayarak yüzyılımıza dek yeni ozanların çabasıyla yeni şiir  oluşturuldu. Dünün biçimsiz bilinç kütlesi artık bugünün biçimli şiiridir.” (Türkay  1993, 271)<br />
Ünlü Türkolog Ana Masala, Türkay’ın şairliğini değerlendirdiği ve Türkay’a açık  bir mektup niteliğindeki bir yazısında konumuzu ilgilendiren ilginç  değerlendirmelerde bulunmuştur: “Venüs ile Adonis, Leyla ile Mecnun, Aslı ile  Kerem: Sevgin işte bunlardan oluşan bir sevgidir; ama şimdi inanmaya başladım ki  senin gerçek sevgilin Leyla’n, Anadolu’dur. Senin şiirin, Osman Türkay, yalnız  seslerden, anılardan örülmüş değildir. Senin şiirin, geniş ölçüde   <font color="#000000">Türk</font>  kalmamakla birlikte, arı Türkçe’den yeryüzündeki tüm dillere çevrilebilen ozanca  bir bildirge, bir göstergedir. Hepimizin “Türk” olan yanıdır, geçmişten miras  kalan mutluluk ve üzgüdür. Orta Asya dağlarından ve ovalarından kopup gelen  Şaman niteliğimizdir, belki de bizi birleştiren, aynı kılan&#8230;” (Öznur-  Özdoğanoğlu-Masala 54-55)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir başka yabancı eleştirmen Staffan Stolpe  de Türkay’ın bu yönü ile ilgili olarak şunları yazmakta: “Damarlarında Akdeniz  ve tüm kültür mirasıyla bir tarih olan Türkay kozmik varlığın bilinci içindedir.  Kıbrıs’ın koruları, İstanbul’un silüeti ve Nil kıyıları onun şiirlerinde  zaman-ötesi aynalarmış gibi yansımakta. (&#8230;) Mermer tapınakları, dağ dorukları  ve kutsal pınarları, onun evreni dolaşan ruhunun aradığı kozmik ziyaretgâhlara  doğru füzesini fırlatacak rampalara dönüşür. Böylece zaman kaybolur. Şair,  düşlerinin Akdeniz’ine dalar ve zamanı yok bir çalkantıda deniz yosunları  arasında bir boyuttan öteki boyuta gidip gelir..” (Öznur- Özdoğanoğlu- Stolpe  99)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osman Türkay’ın doğup büyüdüğü topraklar,  büyüleyici bir coğrafyanın, tarihle kucaklaştığı mekânlardır. Şairin kendi  ağzından dinleyelim: “Kuzey Kıbrıs’ta Girne ilçesine bağlı Ozanköy’de doğdum.  Burası dünyanın en güzel yerlerinden biridir. İlkbaharda badem, erik, zerdali ve  nar çiçekleri arasında kendimi anadan doğma ozan hissettim. Burada, yazları,  deniz köpükleri ile mermer taşları, gün ışığıyla bütünleşerek sütbeyaz dünyamın  saltık aklığını tümlerdi. Dökülen kuru yapraklar ve solan çimenlerle  sonbaharlarım altın sarısına bürünürdü. Firuze rengindeydi kışlarım Akdeniz  mavisiyle.” (Öznur- Özdoğanoğlu 111)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte o büyüleyici atmosferin doğa ve tarih  bileşkesinde ortaya çıkan 1947 tarihli ilk dönem şiirlerinden biri:  Balabayıs’tan dizeler:<br />
Bir bahar aleminin hazla çarpan kalbinde/ Bir füsûn diyarının mabedi var  muazzam&#8230;/ Efsaneler söylenir yüzyılların lebinde/ Gotik mimarisinin yarattığı  ihtişam&#8230; (&#8230;)/ Bir Luzinyan sarayı Beşparmak kucağına/ Bir sonsuzluk anıtı  yükseliyor göklere&#8230;/ Bir sanatın timsali her köşe bucağında/ Gösteriyor  kendini işlenerek mermere.(&#8230;)/ Kimbilir kaç fâninin aşkına şahit bu yer/ Belki  yine o Tanrı eşsiz Venüs’ü özler/ Belki candan âşıktır köpüklü Akdenize/ Belki  sevmiş o dağı oturduğu diz dize/ O asude diyar ki okşıyor gönülleri.. (Öznur  41-42)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şairimizin 1958 tarihli bir şiirinde Kıbrıs  Türk’ünün folklorik bir görüntüsünü yansıtırken iş mânilerinin ya da  tekerlemelerin havasını buluruz:<br />
Bu yaz hava çok sıcak/ Harnıplar tez kararacak/ Şekerlene şekerlene ballanacak/  İşte Ağustos ayındayız/ Dağ yolunda kadın,erkek, kız/ Babalarınız, amcalarınız,  dayılarınız/ Dediler “Başladı harup toplama panayırınız!”/ Boş eşek eyri bacak  dik ulak/ Anıra anıra koşacak/ Bir bu geçitten bir o geçitten/ Ve yollar  uzayacak da uzayacak/ Beşparmak Beşparmak!/ </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Boş eşek, eyri bacak, dik kulak/ Nallar  tırnakta, semer arkada, çuvak omuzda,/ Bir bu/ geçitten bir o geçitten/ Taka-tuka  koşacak da koşacak/ Beşparmak Beşparmak!<br />
Dağlar düz, günler yüz, gençler kız, arı vız, kollar hız/ Vurun uzun  değneklerinizi yüklü dallara be gençler!/ Dükülü dükülüversin semiz ballı  harnıplarınız/ Toplasın analarınız, bacılarınız, yavuklarınız!/ Bu sene  harnıplar çok ballı/ Silkele şu zorlu dalı / Pekmez kıralı/ Bal Kazafanalı! (Öznur  96-97)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osman Türkay’ın uzun yıllar yurdundan ayrı  kalmasının yarattığı melankolik, kırılgan, hüzünlü hava, dizelerine  olabildiğince içten bir biçimde yer almıştır:<br />
(&#8230;) Yıllarca düşüme girdi cüce Beşparmak/ Yıllarca gönlümde yattı Trodos/ Dağ  dağ, ova ova çatladı tohum/ Umutlar boyunca yeşerdi toprak/ Dedim ki nasıldır  şimdi Limasol/ Nasıldır Girne, Larnaka, Baf/ Yoksa uzun bir uykuda mı/ Hisarlar  koynunda yiğit Lefkoşa/ Tarih Mağusa (&#8230;)/ Hani doğduğum o şirin köy/ Nerde  ömrümün Beşparmak dağları/ Nerde benim Girne’m, Lefkoşa’m, Mağusa’m/ Tüm vatan  öksüzlüğünde yorgun argın/ Kaç gece buhranlı düşler içinde belirdi Mersin../ Beş  yıl gurbette geçen ömrüm zalim saatlarında/ Uzun saniyeleri saydım/ Sandım ki  her bahar- her yaz/ Bir köy düğününde/ Ya Mesarya’da, ya Çukurovada’ydım./  Yürüdüm yıllar boyu düşlerimin ülkesinde, yaya/ İklimle, mevsimle değişti  alınyazım/ Çorak bozkırlarda başıboş, özgür/ Dudaklarım çatladı susuzluktan.  (&#8230;)/ Ayaklarım kök saldı Kıbrıs’ta ana toprağa&#8230; ! (Öznur 113-117)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osman Türkay, doğduğu toprağı, çocukluk  yıllarının ölümlerden kaynaklanan türlü hüzünlerini Ömrümün Dağlarında adlı uzun  şiirinde dile getirmiştir. Şiirin giriş kısmında çizilen otantik Kıbrıs  kırsalının tablosu, geçmişin söylencelerle de bezenmiş bir resmidir: </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Evimiz sekiz odalı bir evdi, Önünde büyük  bir portakal bahçesi/ Erik, incir, dut ağaçları/ Bir de yasemin çardağı vardı/  Ardından yol geçerdi/Yolun sol kenarından sular akardı/ Kayısı çiçekleri  tospembe/ Muzlar hışır hışır/ Badem dalları dama değerdi/.. Bunlar ilk  anılarımdır/ Daha sonra neler olmadı neler/ Bir gün deniz taşacak/ Dünya da  batmadı ama/ Bir başka gün Dilli Razge’nin/ Hilkat garibesi doğurduğunu  söylediler/ Deccaldır diye konu komşu üzüldüler..Deniz olduğu yerde kıpırdamadı/  Dünya da batmadı ama/ Dilli Razge’yi bir akşam gençler/ Kaçırdılar dağa  götürdüler&#8230;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tüm şiirlerinin genel bir değerlendirilmesi  sonucunda Osman Türkay’ın tüm renkleri ve izlekleriyle tipik bir Akdeniz şairi  olduğunu söylemek mümkün değil. O daha çok evrensel temalar çerçevesinde evrenin  çağdaş yansımalarını dizelerine temel almış bir şairdir. Bireyin mutluluğunda  somut gösterimlerden çok duygu bağlamında kimi zaman doğaüstü objelerle  konuşmayı yeğlemiştir. Ama bu şiir sevecenliğini, sıcaklığını korumayı  bilmiştir. Bu da Akdenizliliğin bir başka temel yansıması sayılabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bildirimizi şairin Hindistan’dan  İngiltere’ye uçarken, uşağın penceresinden gördüğü “can ada”sına adadığı şiirin  dizeleri ile noktalamak istiyoruz.<br />
Akdeniz’in mavi incisi Kıbrıs/ Doğduğum, ilk güneş ışıklarını gördüğüm/ Şiiri,  barışı ve erinci ilk soluduğum ülke/ Şimdi seni otuzbeş bin ayak yükseklikte/  Hindistan’dan Londra’ya uçtuğum/ Uçağın penceresinden seyretmekteyim/  Tapınırcasına güzelliğini akıtıyorum yüreğime/ Özlemimi acılarına katarak yudum  yudum içiyorum/ Göklerin möavi renginde/ Tutuşuyor alev alev düşüncelerim/  Kucaklayıp düşümde seni, öperken toprağını/ Sevgi ve saygı dolu duygularla (&#8230;)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ruhumun derininde konuşarak diyorum/ Söz  ver böyle sakin ve rahat kalacağına/ Ve sonsuz barışın, erincin vatanı  olacağına&#8230;(Öznur-Özdoğanoğlu 247-248)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><u><strong>Kaynaklar:<br />
</strong></u><br />
</font><font style="font-size: 9pt" face="Maiandra GD">Bektaş, Cengiz:  Akdenizlilik II, Yaşam Kültürü (internetten)<br />
Mapol, Hikmet Afif: Şairler Sultanı Türkay (Öznur-Özdoğanoğlu 2002, s. 48-49)<br />
Masala, Anna: Osman Türkay’a Açık Mektup, (Öznur-Özdoğanoğlu 2002)<br />
Mutlu, Ayten: Akdeniz Şiirin Tanrıçası, www.okyanus.com’dan.<br />
Öncül, Tamer: Çağdaş Kıbrıs Türk Şiiri, (internetten)<br />
Öznur, Şevket: Osman Türkay- İlk Şiirleri Üzerine Bir Araştırma (1946-1961)  Lefkoşa 2002<br />
Öznur, Şevket- Tuncay Özdoğanoğlu: Uzay Çağı Ozanı Osman Türkay, Lefkoşa 2003.<br />
Stolpe, Staffan: Coşku ve Mutluluk, (Öznur-Özdoğanoğlu 2002, s. 99)<br />
Türkay, Osman: Edebiyat, Eleştiri ve Dil Üstüne Düşünceler, Lefkoşa 1993.<br />
Yaşın, Mehmet, Kıbrıslıtürk Şiiri Antolojisi, İstanbul, 1994.</font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/akdeniz-kulturu-baglaminda-osman-turkay-siiri-metin-karadag/">Akdeniz Kültürü Bağlamında Osman Türkay Şiiri (Metin Karadağ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/akdeniz-kulturu-baglaminda-osman-turkay-siiri-metin-karadag/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
