<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osmanli | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/osmanli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 May 2016 15:48:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Güneş Dil Teorisi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2008 09:52:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkadir İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Bati]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Heyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Dilleri]]></category>
		<category><![CDATA[En Eski Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Gunes]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Dil Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Dil Teorisi ve Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kalem]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Özleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Phill H. Kvergiç]]></category>
		<category><![CDATA[Prensibal Kökler]]></category>
		<category><![CDATA[Sozcuk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dillerinin Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçeleşmiş Sözcükler]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcelestirme]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancilasma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş Dil Teorisi Geçen günlerde Güneş Dil Teorisi konusunda bir araştırma yapıyordum. Genel ağda yaptığım aramada, bu konuyla ilgili adamakıllı bilgi bulamadım. Birçok ağelinde kaynağı belli olmayan birkaç satırlık bilgiden başka bir içerik bulunmuyor bu konuyla ilgili. Hatta bazı kendini bilmez kişilerin yazmış oldukları bir yazıyı da üzülerek okudum. Atatürk ve Türk karşıtı bir duruşla [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/">Güneş Dil Teorisi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #ff9933;"> <span style="font-size: 25pt; font-weight: bold;">Güneş Dil Teorisi</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/yazi/gunes_dil_teorisi.jpg" alt="" align="right" />Geçen günlerde Güneş Dil Teorisi konusunda bir araştırma yapıyordum. Genel ağda yaptığım aramada, bu konuyla ilgili adamakıllı bilgi bulamadım. Birçok ağelinde kaynağı belli olmayan birkaç satırlık bilgiden başka bir içerik bulunmuyor bu konuyla ilgili. Hatta bazı kendini bilmez kişilerin yazmış oldukları bir yazıyı da üzülerek okudum. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Atatürk</span></a> ve Türk karşıtı bir duruşla yazılmış o yazı, birçok bölümünde gerçeklikten tamamen uzak tutumlarla işlenmiştir. İdeolojik görüşlerini tarihi çarpıtmak için kullanan ve bu yolla Türk insanının değerleriyle oynamaya kalkışan kişilerin de bu yazıyı okumalarını umut ediyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">1930&#8217;lu yıllarda, Türkçenin yabancı dillerin etkisiyle ne kadar geri plana atıldığı anlaşılmış ve bu yabancılaşmanın ortadan kaldırılması için çalışmalara başlanmıştır. Bu tarihten önce de bu konuda çalışma yapanlar olmuştur; fakat büyük çaplı ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/etkili-ders-calismanin-ilkeleri/"> <span style="color: #000000;">etkili çalışma</span></a>lar bu dönemden sonra başlamıştır. O yıllarda <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Dilimiz/"> <span style="color: #000000;">dilimiz</span></a>, Arapça ve Farsçanın yoğun etkisi altındadır ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkcemiz/"> <span style="color: #000000;">Türkçemiz</span></a>deki yabancılaşma oranı %7-80&#8217;lere kadar ulaşmıştır. Şöyle ki <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkiye-Turkcesi/"> <span style="color: #000000;">Türkiye Türkçesi</span></a>, büyük bir sayfalık metinde ancak birkaç sözcük veya dil bilgisi öğesiyle yaşamaktadır. Fakat burada değinilmesi gereken bir şey vardır: Bu yabancılaşma, büyük oranda &#8220;<strong>aydın</strong>&#8221; (?) kesimin yazı dilinde oluşmuştur. Kendini daha bilge gösterebilmek için, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">TÜRK</span></a>&#8216;ün olmayan bütün <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">sözcükler</span></a> ve kalıplar, yüksek kesimin diline alınmıştır. Halkın dili çok daha sadedir ve hatta bu dönemde yazılan metinleri, sıradan insanların anlaması da çok güçtür. Bu kötü durumun düzeltilmesi için, dilimizdeki yabancı sözcüklerin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkcelestirme-calismalari/"> <span style="color: #000000;">Türkçeleştirilme</span></a>si için çalışmalar yapılmak istenmiştir.</span></p>
<p><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yabancılaşmanın doruğa çıktığı dönemde, dilimizde olmayan sözcüklerin yerine yeni sözcükler alınmamış; tam tersine binlerce yıldır kullandığımız sözcükler bile atılarak yerlerine <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Arapca/"> <span style="color: #000000;">Arapça</span></a> ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Farsca/"> <span style="color: #000000;">Farsça</span></a>ları getirilmiştir. Bunun için dili yeniden canlandırıp özüne döndürmek daha kolay olmuştur. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Ozlestirme/"> <span style="color: #000000;">Özleştirme</span></a> çalışmalarında, ilk başta dilimizdeki bütün yabancı sözcükleri atıp yerlerine Türkçe kökenli karşılıklarının koyulması düşünülmüştür. Bu anlayışla çalışan dil ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/"> <span style="color: #000000;">edebiyat</span></a> bilginleri, dilimize yerleşip Türkçeleşmiş sözcükleri de dilden çıkarmaya başlamışlardır. &#8220;<strong>Kalem, kültür, insan</strong>&#8221; gibi Türkçeleşmiş sözcüklerin de dilden atılması gerektiği düşünülmüş; fakat bu <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/"> <span style="color: #000000;">sözcük</span></a>lerin yerine koyulan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> kökenli sözcükler eski sözcüklerin gücünde olmayınca, dil bir çıkmaza doğru gitmeye başlamıştır. Tamamen iyi niyetle başlatılan Türkçeleştirme çalışmaları, farklı bir boyut kazanarak Türkçeyi özleştirmesi beklenirken dili çıkmaza doğru sürüklemeye başlamıştır. Çünkü yapılan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkcelestirme-calismalari/"> <span style="color: #000000;">Türkçeleştirmeler</span></a> düzensiz ve basittir. Bugün bir sözcük türetilirken <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk-Dil-Kurumu/"> <span style="color: #000000;">Türk Dil Kurumu</span></a> yüzlerce kişinin görüşünü alır, o sözcüğün yerine kullanılabilecek diğer sözcükleri de inceler ve kurulun onayından geçirdikten sonra kullanmaya başlar. O dönemde ise, üç beş kişinin her gün onlarca sözcüğü <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oz-turkcelestirme-calismalari/"> <span style="color: #000000;">Türkçeleştirmeler</span></a>i böyle sıkıntılı bir ortam yaratmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Atatürk</span></a>, Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonra devrimlerine hız kazandırmış ve uygar bir Türkiye yaratabilmek için dilimizin de yabancı dillerin etkisinden kurtulması gerektiğini düşünmüştür. O dönemde yapılan Türkçeleştirme çalışmalarının bilinçsizce yapılması sonucu dilimizi, girdiği çıkmazdan kurtarmak için bir şeyler yapılması gerektiğini düşünen Atatürk&#8217;e, 1935 yılında Viyanalı doktor Phill H. Kvergiç, hiç yayımlamadığı 41 sayfalık bir çalışmasını göndermiştir. Bu çalışmanın adı &#8220;<strong>Türk Dillerinin Psikolojisi</strong>&#8220;dir. Atatürk, bu çalışmayı incelemiş ve çok beğenmiştir. Bunun üzerine çalışmayı, incelenmesi üzerine dil heyetine göndermiştir. Fakat dil heyetindeki kişiler, çalışmanın incelemeye değer bir içerik sunmadığını ve temelsiz olduğunu söylemişlerdir. Atatürk&#8217;ün ısrarı üzerine, Abdülkadir İnan, Naim Nazım ve Hasan Reşit gibi bilim adamları, bu çalışmadan hareketle &#8220;<a style="text-decoration: none; font-weight: bold;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Gunes-Dil-Teorisi/"><span style="color: #000000;">Güneş Dil Teorisini</span></a>&#8221; oluşturmuşlardır. Atatürk, bu çalışmayı desteklemiş ve 3. Dil Kurultayı&#8217;na davet edilen yabancı dil bilimcilere de sunulmasını sağlamıştır. Kurultay&#8217;da bu teori birçok yabancı bilim adamı tarafından yorumsuz bırakılmış veya gerçeklik taşımadığı söylenmiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Atatürk</span></a>&#8216;ün bu çalışmayı desteklemesinin bazı nedenleri bulunmaktadır. Bu dönemde dilimiz yabancı dillerin etkisinden kurtarılmak istenirken, daha kötü bir çıkmaza sokulmuştur. Bunun için dilin önündeki engeli kaldırarak, daha düzenli ve bilinçli Türkçeleştirme yapılabilmesi için bu teori bir çıkış yolu olarak görülmüştür. Ayrıca o dönemde halk, yüzünü Batı&#8217;ya dönmüş durumdadır. Uygarlığın ve gelişmişliğin ölçüsü olarak, Batı&#8217;yı kabul etmeye başlayan toplumu, öz değerlerimiz içinde yüceltebileceğimiz yönünde düşündürmek için, önce batılı bilim adamlarının Türk Dili üzerindeki yanlış düşüncelerini yıkmak gerektiği düşünülmüştür. Böylece halkı daha &#8220;<strong>milliyetçi</strong>&#8221; bir duruşa çekebilmek için, bu teori desteklenmiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/"> <span style="color: #000000;">Güneş Dil Teorisi</span></a>, temel olarak dünyadaki bütün dillerin &#8220;<strong>güneş</strong>&#8221; sözcüğünden başlayarak oluştuğunu kabul eder. Bu teoriye göre, bütün dünya toplumları için güneş çok önemlidir. Çünkü güneş, &#8220;<strong>ısıtma, ışıtma ve yükselme</strong>&#8221; özellikleriyle, bütün toplumların nazarında değerli ve yüce görülmüştür. Isıtma özelliği, ateş, duygu, heyecan ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/karisik-basliklar/guzel-sozler/ask-ve-sevgi-sozleri/"> <span style="color: #000000;">sevgi</span></a>; ışıtma özelliği, aydınlık, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/zeka-iq-testi/"> <span style="color: #000000;">zeka</span></a>, parlaklık ve güzellik; yükselme özelliği ise, esas, sahip, efendi, çokluk ve güç olarak kabul edilmiştir. Isısının insanların yaşamlarını devam ettirmesini sağlaması, ışığının yol gösterici olması, insanların yiyeceklerini güneş sayesinde bulmaları nedeniyle, insanların güneşe bu kadar önem vermeleri, onu bir şekilde ifade etme isteğini doğurmuştur. Bunu da en kolay ifade edilebilen &#8220;<strong>A</strong>&#8221; sesiyle dillendirmiştir. İlk bilinçli ses olan &#8220;<strong>A</strong>&#8221; sesinin yanında, sanki bir &#8220;<strong>Ğ</strong>&#8221; sesi de varmış gibi görünmektedir. Ömer Asım Aksoy&#8217;a göre yalnızca bu bile, fonetik olarak bu sözcüğün Türkçe kökenli olduğunu göstermeye yeterlidir; çünkü &#8220;<strong>Ğ</strong>&#8221; sesi, yalnızca <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>&#8216;de bulunmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;<strong>A</strong>&#8221; sesinden sonra gelen &#8220;<strong>Ğ</strong>&#8221; sesinin yerine, &#8220;<strong>Y, G, K, H, U, B, M, P, T</strong>&#8221; sesleri de kullanılabilmektedir. Bunları 8 sesli harfle birleştirdiğimizde 72 tane kök oluşturulur. Bunlara da &#8220;<strong>birinci dereceden prensibal kökler</strong>&#8221; denir. Belirtilen harflerin dışındaki sessiz harflerle 8 ünlünün birleştirilmesinden ise 88 kök oluşur. Bunlara da &#8220;<strong>ikinci dereceden prensibal kökler</strong>&#8221; denir. böylece <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçenin</span></a> 168 tane ana kökü meydana getirilmiş olmaktadır. Bu ana köklerden hareketle, güneş sözcüğünün <span style="color: #000000;">Türkçe</span> kökenli olduğu kanıtlanmaya çalışılmaktadır. Arapçadaki &#8220;<strong>şems</strong>&#8221; sözcüğünün de &#8220;<strong>güneş</strong>&#8221; sözcüğündeki seslerin yer değiştirmesiyle oluştuğu kabul edilmektedir. Ayrıca bazı adların da Türkçe kökenli olduğu, &#8220;<strong>Amazon</strong>&#8221; sözcüğünün &#8220;<strong>amma uzun</strong>&#8221; ifadesinden oluştuğu veya &#8220;<strong>Niyagara</strong>&#8221; adının &#8220;<strong>ne yaygara</strong>&#8221; ifadesinden oluştuğu gibi örnekler verilerek kanıtlanmaya çalışılmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu teori, dünyanın en eski dilinin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> olduğunu ortaya koyma çabası içerisindedir. Yapılan çalışmalar sonucunda, Türkçenin insanoğlunun konuşmaya başladığı en eski dil olduğu ve son derece düzenli olduğu için bütün dillerin anası konumunda olduğu kabul edilmiştir. Zaten bugün yapılan araştırmalar da, Türkçenin en eski <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-yazili-tarihimiz-orhun-yazitlari/"> <span style="color: #000000;">yazılı kaynak</span></a>lara sahip dil olduğunu ortaya koymuştur. Güneş Dil Teorisi çalışmaları çok sağlam kaynaklara dayanılarak oluşturulmamış olabilir; fakat Türkçeleştirme çalışmalarının daha sistemli ve bilinçli olarak yapılmasında büyük rol oynamıştır.</span></p>
<p align="justify"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;">Yavuz TANYERİ</span></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/">Güneş Dil Teorisi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gunes-dil-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>16</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Tiyatrosu &#8211; (Tiyatro Tarihi)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-tiyatrosu-tiyatro-tarihi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-tiyatrosu-tiyatro-tarihi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 01:48:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlıda Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Gelişmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Oyunları]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Terimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatronun Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatronun Tarihi Gelişimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=5530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlı Tiyatrosu (Tiyatro Tarihi) Osmanlı Tiyatrosu günümüz tiyatrosunun birçok olumsuz yanlarına ışık tutabilir. 130 yıl önce Batı Tiyatrosu örneğinde bir tiyatro kurarken ne seyirci, ne tiyatro sanatçısı ve teknik adamı, ne yazar ne de yönetmen ve sahne tasarımcısı vardı. Osmanlı Tiyatrosu kısa zamanda bunların hepsini sağlamıştır. Ayrıca müslüman kadın seyirci, müslüman kadın oyuncu sorunlarına da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-tiyatrosu-tiyatro-tarihi/">Osmanlı Tiyatrosu – (Tiyatro Tarihi)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="color: #33ccff;"> <span style="font-size: 25pt;">Osmanlı Tiyatrosu<br />
</span></span></strong> <span style="color: #ff6600;"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700;">(Tiyatro Tarihi)</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı Tiyatrosu günümüz  tiyatrosunun birçok olumsuz yanlarına ışık tutabilir. 130 yıl önce Batı  Tiyatrosu örneğinde bir tiyatro kurarken ne seyirci, ne tiyatro sanatçısı ve  teknik adamı, ne yazar ne de yönetmen ve sahne tasarımcısı vardı. Osmanlı  Tiyatrosu kısa zamanda bunların hepsini sağlamıştır. Ayrıca müslüman kadın  seyirci, müslüman kadın oyuncu sorunlarına da çözüm getirmiştir. Oyun  yazarlarını tiyatro içine çekmiştir. Bu kadar kısa sürede her bakımdan iyi  örgütlenmiş yerleşik bir repertuar tiyatrosunun kuruluşuna dünya <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/tiyatro/"> <span style="color: #000000;">tiyatro</span></a> tarihinin hiç bir döneminde  rastlanmamıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Önce  <span style="color: #000000;">Osmanlı Tiyatrosu</span>nun çok çağdaş bir  tutumuna ilgiyi çekmek isterim. Osmanlı Tiyatrosu Namık Kemal, Ali Bey, Ahmet  Mithat Efendi gibi oyun yazarlarını tiyatro içine çekmiş, bu yazarların tiyatro  sanatçılarıyla elele birlikte çalışmalarına olanak sağlamıştır. Çoğunluğu Ermeni  olan sanatçıların bozuk teleffuzlarını düzeltmişlerdir. Ayrıca Güllü Agop,  tiyatro bilgisi ve deneyimiyle bir takım oyunları yazarlarıyla birlikte  yazmıştır. Böylece tiyatrocu eylemi ile edebiyatçı eylemi güç birliği yapmıştır.  Sahneye çıkan ilk Türk oyunu olan Mustafa Efendi&#8217;nin Leyla ve Mecnun oyunuda  böyle bir işbirliğinin sonucudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Günümüzde ise yazarlar oyunlarını evlerinde yazıp  tiyatroya verdikten sonra yalnız ilk gösteriminde görürler. Osmanlı  Tiyatrosu&#8217;ndan günümüz tiyatrosuna ışık tutabilecek 2. Öğrenek oyuncular  bakımındandır.  <span style="color: #000000;">Osmanlı Tiyatrosu</span>&#8216;nun sanatçıları tam  anlamıyla profesyoneldi; kendilerini yanlızca sanatlarına adamışlardı. İçlerinde  Avrupa görmüş,bir kaç yabancı dil bilenler vardı. Kolaylıkla devlet kapısında  iyi aylıklı bir iş bulabilirlerdi. Kimininde iyi para getirebilecek bir zanaatı  vardı. Ancak onlar kendilerini tiyatroya adamışlardı. Çoğu da yaşlılıklarında  veremden, yoksulluktan ölmüşlerdi. Günümüzün tiyatrocularına gelince çoğu  reklamlara çıkar, tv dizi filmlerinde rol alır, sunucu olur. Çoğunlukla  Brezilya,Amerikan dizilerini seslendirir,Milyonların izlediği bu dizilerde de  bir ses olarak kalırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı Devleti&#8217;nin ilk padişahları sade ve  gösterişsiz bir hayat sürmüş olamakla beraber kısa bir zaman sonra saray,  Selçuklularınkine uygun bir gelenekle kurulmuştur. Selçuk Sarayı&#8217;nda büyük  ziyafetler verilir, çalgılar çalınıp şarkılar söylenir,şiirler okunur, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"> <span style="color: #000000;">hikayeler</span></a> anlatılır, mudhik (güldürücü)  ve mukallid (taklid edici) ler tarafından eğlenceler düzenlenirdi. Osmanlı  Sarayı&#8217;nda da az zaman sonra böyle bir hayatın yerleşip kökleştiğini görüyoruz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>TANZİMAT VE İSTİBDAT  DÖNEMİNDE TÜRK TİYATROSU (1839-1908)<br />
</strong><br />
1839 Tanzimat Dönemi&#8217;nin başlangıcı olarak benimsenirken aynı yıl tiyatro  bakımından da bir önem taşır. Bu yıl tiyatro binalarının yapımının yoğunlaştığı  yıldır.Türkler ilk bakışta kendi geleneksel tiyatrolarıyla Batı Tiyatrosu  arasında 2 önemli ayrılık görüyorlardı. Bunlardan ilki geleneksel tiyatromuzun  bir sahne üzerinde ve bir tiyatro binasında oynanmayışına karşı Batı  Tiyatrosunun sahne üzerinde ve tiyatroda oynanışıdır. Bu nedenle ayrımı  belirtmek için Ortaoyuncular sahne üzerinde oynadıklarında bunu &#8216;perdeliye  çıkmak&#8217; deyimiyle karşılıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD; color: #ff0000;">Tiyatronun  Batılılaşmasına Neden Olan Etkenler</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>1- Saray ve Çevresi:</strong> Batılılaşmada girişim padişahlardan gelmiştir. Batı tiyatrosu içinde bu böyle  olmuştur. Ayrıca tiyatroya karşı dinden ve gerici çevrelerden gelecek  karşıcılıkta gene padişah-halife&#8217;nin tiyatroya gösterdiği yakın ilgi ile  sönmüştür. Saray daha baştan beri geleneksel tiyatromuz için uygun bir ortamdı.  Genel şenliklerde seyirlik oyunlara saray geniş ölçüde önem verdiği gibi ,saray  içinde de bu oyunların eğitimi ve gösterileri düzenlenmişti.Padişahların daha  önceki y.y.&#8217;lardaki ilgilerini bir yana bırakarak Batılılaşmanın bilinçleştiği  3.Selim çağını alırsak bu yenilikçi sultanın çağında Batı Tiyatrosunun artık  Türkiye&#8217;ye girdiğini söyleyebiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">2. Mahmut çağında tiyatroya  ilginin daha da çoğaldığını görüyoruz. 2 tane anfiteatr kurulmuştur. İlk  başlarda sarayda temsil veren sanatçılar daha çok gözbağcılar ve sirk  topluluklarıydı. Ancak ileride de görüleceği gibi bunların tiyatronun  gelişmesinde önemli yeri vardır. Saray içinde önce geçici tiyatrolar yapıldı.  (Çırağan Sarayı&#8217;nda,daha sonra 1856&#8217;da Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda) Padişahların  dışarıdaki tiyatrolara ilgisi,bunları fermanla ve ödenekle desteklemesi tıpkı  Avrupa ülkelerinde olduğu gibi <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-kaganlari-ve-sultanlari/"> <span style="color: #000000;">sultan</span></a>ın ve yabancı konukların  gidebileceği bir tiyatronun olması, sarayın saygınlığı içindi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">2. Abdülhamid döneminde ya  saraydaki yerli ve yabancı sanatçılarla temsil düzenlenmiş, yada dışarıdan gelen  topluluklara ve sanatçılara saray tiyatrosunda temsiller verdirmiştir. Asıl  önemlisi sarayın kendi sanatçılarıyla düzenlediği  <span style="color: #000000;">Türkçe</span> temsillerdir. Unutmayalım ki ilk <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> oyunu olarak benimsediğimiz İbrahim  Şinasi Efendi&#8217;nin Şair Evlenmesi komedyası Dolmabahçe Saray tiyatrosunda  oynanmak üzere yazarına ısmarlanmıştı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Abdülaziz çağında saray ve çevresinin tiyatrosu  kısıtlanmış olmakla birlikte tersine dışarda Türk Tiyatrosu altın çağını  yaşamıştır. Bunu ise padişahtan çok, yüksek devlet görevlilerinin katkısı ve  çabasına borçluyuz. Abdülhamid çağında ise tam tersine saray dışı tiyatro can  çekişecek kadar kısıtlanmış, saray tiyatrosu ise saray içi ve saray dışından  yerli ve yabancı sanatçılarla güçlenmişti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>2- Yüksek Devlet  Görevlileri-<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> Elçileri-Basın</strong>: Batı Tiyatrosu ile tanışıklığımızda ve bu tiyatronun  ülkemizde gelişmesinde saray ve çevresi ölçüsünde belki daha da önemli bir etken  olarak devlet görevlilerinin, dışarıya giden Türk elçilerinin ve yeni gelişmekte  olan basın ve yayınında önemli katkısı vardır. Saraya koşut olarak devlet  adamları da konaklarında Batı Tiyatrosu ve müziğine önem veriyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Avrupa Tiyatrosu&#8217;nun tanınmasında <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/tanzimat-edebiyati/"> <span style="color: #000000;">Tanzimat</span></a> öncesi ve sonrası kurulan  elçiliklerimizinde önemli katkısı vardır. Asal görevleri diplomatik ilişkilerin  yanısıra, elçiliklerimizden gittikleri ülkede Türkiye&#8217;nin batılılaşmasına  katkısı olacak bilgileri vermeleri istenmişti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Tiyatronun tanınmasında basının önemli yardımı  görülmüştür. Tiyatro duyurularına, haberlerine, eleştirilerine ve özellikle  Avrupa&#8217;daki tiyatro yaşamı üzerine verdiği bilgilerle halkı tiyatro konusunda  aydınlatıyorlardı. Hatta oyun metinlerine de yer veriyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>3- Yabancı Elçilikler: </strong> Kimi elçiler,elçilikleri içinde tiyatro yaptırıp, burada temsiller  verdirmişlerdir, bu temsillere <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a> seyirci olarak gelmiş, temsillere  Türk oyuncularının da kendi gösterileriyle katıldığı olmuştur. Elçiler ayrıca  dışarıdaki, özellikle kendi ülkelerini ilgilendiren temsilleri çeşitli yollardan  desteklemişlerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>4- Azınlıklar:</strong> Azınlıklar denilince ilk akla gelen Yahudiler,Rumlar ve Ermenilerdir. Ancak  özellikle Avrupa&#8217;dan gelen çeşitli nedenlerle Türkiye&#8217;ye yerleşmiş Levantin ve  Türkçe deyimiyle Tatlısu Frenkleri&#8217;ni anlamak gerekecektir. Bunlar arasında  özellikle İtalyan, Fransız ve Almanları düşünmemiz gerekir. Bu topluluklar için  tiyatro binaları yapılmış, düzenli temsiller verilmesi sağlanmıştı. Bunların  katkıları daha çok Türkiye&#8217;ye yerleşik azınlığın kendi olanaklarıyla ve kendi  aralarında sürdürdükleri tiyatro yaşamıdır. Türkiye&#8217;de Batı Tiyatrosu&#8217;nun  başlaması ve gelişmesinde Ermeni azınlığın katkısı çok önemlidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>5- Yabancı Topluluklar:</strong> Temsil için dışarıdan sık sık yabancı sahne sanatçıları ve toplulukları gelirdi.  Bunlar yanlız seyircinin yetişmesi ve sahne sanatlarını tanıması bakımından  değil, yerli sahne sanatçıları ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Tiyatro/"> <span style="color: #000000;">tiyatro</span></a> adamlarının görgü ve bilgi  kazanmaları, yerli toplulukların oyun dağarları,yerli yazarların Avrupa  Tiyatrosunu tanımaların bakımından önemli katkıları olmuştur. Tiyatro  binalarının yapılmasında da doğrudan doğruya yada dolaylı payları vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>6- İlk Türkçe Oyunlar: </strong> Geleneksel Tiyatromuz doğmaca olduğundan bir yazılı metin söz konusu değildi.  İlk Türkçe oyun sarayın ısmarlaması üzerine 1859&#8217;da Şinasi tarafından yazılan  Şair Evlenmesi&#8217;dir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkçe oyun yazılmasında veya  Türkçe&#8217;ye <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazimi-karistirilan-sozcuklerin-dogru-yazimi-ve-yabanci-sozcuklere-turkce-karsiliklar/"> <span style="color: #000000;">yabancı</span></a> oyunların çevrilmesinde katkısı  olan bir kurum Doğu Dilleri Okulu&#8217;dur.Bu okulda Fransız ve başka ülkelerden  gelen gençlere Türkiye&#8217;deki elçiliklerde görevlendirilmek üzere <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Arapca/"> <span style="color: #000000;">Arapça</span></a>, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Farsca/"> <span style="color: #000000;">Farsça</span></a> ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> öğretiliyordu. Yabancı  elçiliklerde çevirmen olarak kullanılan Ermeni, Yahudi ve Rumların çeşitli  nedenlerle işe yaramadıkları görülünce bunlara tiyatro oyunu çevirileri işi  verildi.</span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı Tiyatrosu&#8217;nun kuruluşunu ve sona erişini  kesin olarak saptamak güçtür.Bu kuruluştan ve sona erişten ne anladığımıza  bağlıdır.Güllü Agop&#8217;un bu sırada kurduğu topluluğun adı Asya kumpanyası idi.  Osmanlı Tiyatrosu adı altında ilk Türkçe Gösterimini verdiği yıl olan 1868&#8217;I  benimsemek daha uygun gözüküyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı Tiyatrosu&#8217;na asıl  gücünü veren 1870 yılında devletin tanıdığı tekel imtiyazıydı. Nitekim bu  imtiyazı aldığı yıldan başlayarak tiyatro <a style="text-decoration: none;" href="http://hizliokumatesti.bilgicik.com/"> <span style="color: #000000;">hızlı</span></a> bir gelişme göstermiştir; daha  önemlisi Türk aydınları, yazarları ve devlet adamlarıyla sıkı ilşkisi bu yıldan  sonra artmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sona erişe gelince burada da çeşitli <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"> <span style="color: #000000;">tarih</span></a>ler düşünülebilir. Eğer Osmanlı  Tiyatrosu adına bağlı kalacak olursak, bu adı Güllü Agop&#8217;tan sonrada kullananlar  olmuştur,öyleki Meşrutiyet döneminde de adı Osmanlı Tiyatrosu olan topluluklar  vardı. On yıl için verilen tekelin işlerlik gücü 1880&#8217;den daha önce azalmıştı.  Buna karşı, Güllü Agop tekelin sona erdiği yılda da , duyurularında imtiyaz  sahibi olduğunu gösteren başlıkları kullanagelmiştir. Kimi görüşe bakılırsa  Gedikpaşa Tiyatrosu&#8217;nun yıktırılış yılı olan 1884 tarihi önemlidir. Ancak bu  yıl, başka bakımlardan önemli olmakla birlikte Osmanlı Tiyatrosu&#8217;nun sona erişi  olarak kabul edilemez.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff0000;"> <strong>Güllü Agop<br />
</strong></span><br />
Batı Tiyatrosu&#8217;nun gelişmesi, Türk yazarlarının dramatik sanatla ilgilenmesi,  profesyonel tiyatroculuğun gelişmesi kadar, her bakımdan örnek bir kültür  kuruluşu olan ve izleri günümüze kadar gelen Osmanlı Tiyatrosu&#8217;nu kuran,  geliştiren, ona yön veren Güllü Agop üzerine tiyatroculuğu dışında bilgimiz pek  azdır; doğum ve ölüm yılları bile kesin değildir. Güllü Agop hem Türk, hem  Ermeni olamak üzere iki toplumun ilişginiydi. Bizler her zamanki  değerbilmezliğimizle onunla ilgilenmemişiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Güllü Agop&#8217;un tiyatroda adına ilk 1862&#8217;de  rastlıyoruz. Şark Tiyatrosu, dönemi 5 Mayıs 1862&#8217;de Hugo&#8217;nun Kral Eğleniyor&#8217;u  ile kapatmıştıAgop burada sahneye çıkmış ve herkes tarafından beğenilmişti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bundan sonra sahne koyucu ve oyuncu olarak katıldığı  İzmir&#8217;de Vaspuran Tiyatrosu&#8217;nda ve sonra başına geçtiği Asya Kumpanyası&#8217;nda  çalışmalarına devam etmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Güllü Agop tiyatroculuk yaşamında hep Türk ve Ermeni  toplumları arasında sıkışmış, bocalamış, iki yanı da hoşnut etmeye çaba  göstermiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı Tiyatrosu günümüz tiyatrosunun birçok  olumsuz yanlarına ışık tutabilir. 130 yıl önce Batı Tiyatrosu örneğinde bir  tiyatro kurarken ne seyirci, ne tiyatro sanatçısı ve teknik adamı, ne yazar ne  de yönetmen ve sahne tasarımcısı vardı. Osmanlı Tiyatrosu kısa zamanda bunların  hepsini sağlamıştır. Ayrıca Müslüman kadın seyirci, müslüman kadın oyuncu  sorunlarına da çözüm getirmiştir. Oyun yazarlarını tiyatro içine çekmiştir. Bu  kadar kısa sürede her bakımdan iyi örgütlenmiş yerleşik bir repertuar  tiyatrosunun kuruluşuna dünya tiyatro tarihinin hiç bir döneminde  rastlanmamıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Önce Osmanlı Tiyatrosunun çok çağdaş bir tutumuna  ilgiyi çekmek isterim. Osmanlı Tiyatrosu Namık Kemal, Ali Bey, Ahmet Mithat  Efendi gibi oyun yazarlarını tiyatro içine çekmiş, bu yazarların tiyatro  sanatçılarıyla elele birlikte çalışmalarına olanak sağlamıştır. Çoğunluğu Ermeni  olan sanatçıların bozuk teleffuzlarını düzeltmişlerdir. Ayrıca Güllü Agop,  tiyatro bilgisi ve deneyimiyle bir takım oyunları yazarlarıyla birlikte  yazmıştır. Böylece tiyatrocu eylemi ile <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/"> <span style="color: #000000;">edebiyat</span></a>çı eylemi güç birliği yapmıştır.  Sahneye çıkan ilk Türk oyunu olan Mustafa Efendi&#8217;nin Leyla ve Mecnun oyunuda  böyle bir işbirliğinin sonucudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Günümüzde ise yazarlar oyunlarını evlerinde yazıp  tiyatroya verdikten sonra yalnız ilk gösteriminde görürler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı Tiyatrosu&#8217;ndan günümüz tiyatrosuna ışık  tutabilecek 2. Öğrenek oyuncular bakımındandır. Osmanlı Tiyatrosu&#8217;nun  sanatçıları tam anlamıyla profesyoneldi; kendilerini yalnızca sanatlarına  adamışlardı. İçlerinde Avrupa görmüş,bir kaç yabancı dil bilenler vardı.  Kolaylıkla devlet kapısında iyi aylıklı bir iş bulabilirlerdi. Kiminin de iyi  para getirebilecek bir zanaatı vardı. Ancak onlar kendilerini tiyatroya  adamışlardı. Çoğu da yaşlılıklarında veremden, yoksulluktan ölmüşlerdi.  Günümüzün tiyatrocularına gelince çoğu reklamlara çıkar, tv dizi filmlerinde rol  alır, sunucu olur. Çoğunlukla Brezilya, Amerikan dizilerini  seslendirir,Milyonların izlediği bu dizilerde de bir ses olarak kalırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Osmanlı Devleti&#8217;nin ilk padişahları sade ve  gösterişsiz bir hayat sürmüş olamakla beraber kısa bir zaman sonra saray,  Selçuklularınkine uygun bir gelenekle kurulmuştur. Selçuk Sarayı&#8217;nda büyük  ziyafetler verilir, çalgılar çalınıp şarkılar söylenir,şiirler okunur, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"> <span style="color: #000000;">hikayeler</span></a> anlatılır, mudhik (güldürücü)  ve mukallid (taklid edici) ler tarafından eğlenceler düzenlenirdi. Osmanlı  Sarayı&#8217;nda da az zaman sonra böyle bir hayatın yerleşip kökleştiğini görüyoruz.</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tiyatro/">»<span lang="tr"> “Tiyatro” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: x-small; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/tiyatro/"> <span style="color: #ffffff;">Tiyatro</span></a></span><span style="font-size: x-small; font-family: Maiandra GD; color: #ffffff;">, </span><span style="font-size: x-small; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/tiyatro-nedir/"> <span style="color: #ffffff;">Tiyatro Nedir</span></a><span style="font-size: x-small; font-family: Maiandra GD; color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/tiyatro-metinleri-tekstleri/"> <span style="color: #ffffff;">Tiyatro Metinleri</span></a><span style="font-size: x-small; font-family: Maiandra GD; color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tiyatrosu/"> <span style="color: #ffffff;">Türk Tiyatrosu</span></a><span style="font-size: x-small; font-family: Maiandra GD; color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/tiyatro/"> <span style="color: #ffffff;">Tiyatro</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-tiyatrosu-tiyatro-tarihi/">Osmanlı Tiyatrosu – (Tiyatro Tarihi)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-tiyatrosu-tiyatro-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askıda Ekmek</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 12:13:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Askıda Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Askıda Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Askıda Ekmek Uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[Çay]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Elazig]]></category>
		<category><![CDATA[Fakir]]></category>
		<category><![CDATA[Fırın]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Valilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksul]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksullara Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Zonguldak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Askıda Ekmek Bugün bir fırında da görünce, &#8220;askıda ekmek&#8221; uygulamasını sizinle paylaşmak istedim. Karaman, Konya, Karabük, Nevşehir&#8230; gibi illerde de uygulanmaya çalışılan &#8220;askıda ekmek&#8220;, dar gelirli insanlara yardımcı olmak amacıyla oluşturulmuş bir şey. Ekmek almak için fırına gittiğinizde, kaç tane ekmek almışsanız bir tane ekmeğin parasını fazladan veriyorsunuz. Diyelim ki dört tane ekmek aldınız. Ekmeklerin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/">Askıda Ekmek</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#00cc00" face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 20pt; font-weight: 700">Askıda Ekmek</span></font></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2055/2328152973_812747de41_m.jpg" align="right" height="117" width="200" /><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün bir fırında da görünce, &#8220;<strong>askıda ekmek</strong>&#8221; uygulamasını  sizinle paylaşmak istedim. Karaman, Konya, Karabük, Nevşehir&#8230; gibi illerde de  uygulanmaya çalışılan &#8220;<a href="https://www.bilgicik.com/tag/Askida-Ekmek/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">askıda ekmek</font></a>&#8220;, dar gelirli insanlara yardımcı olmak  amacıyla oluşturulmuş bir şey.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ekmek almak için  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Firin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">fırın</font></a>a gittiğinizde, kaç tane ekmek  almışsanız bir tane ekmeğin parasını fazladan veriyorsunuz. Diyelim ki dört tane  ekmek aldınız. Ekmeklerin parasını verirken beş tane ekmek parası veriyorsunuz.  Almadığınız hâlde  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Para/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">para</font></a>sını verdiğiniz ekmeği de, ihtiyaç sahiplerinin gelip  alması için &#8220;askıya&#8221; bırakıyorsunuz. İhtiyacı olanlar fırıncıya &#8220;Askıda ekmek  var mı?&#8221; diyorlar. Eğer daha önceden parası verilmiş &#8211; askıya bırakılmış &#8211; bir  ekmek varsa, fırıncı ona ekmeği veriyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yardımseverliğimizin göstergesi olan bu uygulama,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanli-imparatorlugu-1bolum/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Osmanlılar</font></a>  döneminde her yerde yapılıyormuş. Daha sonradan unutulmuş; fakat şimdilerde  yeniden bazı yerlerde görür oluyoruz. Sadece <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>&#8216;e özgü bu davranış, köklü  kültürümüzün ürünlerinden birisi. Aslında bu, sadece  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Ekmek/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ekmek</font></a> için uygulanmıyor.  Çay ocaklarında &#8220;<strong>askıda çay</strong>&#8220;, manavlarda &#8220;<strong>askıda meyve &#8211; sebze</strong>&#8220;&#8230; falan  bulabilmek mümkün.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yanlış anımsamıyorsam,  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Turkiye/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkiye</font></a>&#8216;de her gün 1,5 milyon ~  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Ekmek/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ekmek</font></a>  çöpe atılıyormuş. Buna karşın, Türkiye&#8217;de açlıktan ölen insanlar bile var&#8230;  Tüketimde ve yardımlaşmada bir denge sağlanırsa, ne ekmekler çöpe atılır ne de  insanlarımız açlıktan ölür. Bu kapsamda geçen senelerde Ankara, İstanbul,  Zonguldak, Karabük&#8230; gibi illerde bir kampanya başlatılmıştı. Kampanyanın ne  kadar başarılı olduğunu bilmiyorum; fakat Elazığ&#8217;da 3-4 yerde &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Askida-Ekmek/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">askıda ekmek</font></a></strong>&#8221; ve  &#8220;<strong><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Askida-Cay/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">askıda çay</font></a></strong>&#8221; uygulamasını gördüm.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">En azından her iki üç günde bir tane ekmeği askıya bıraksak,  75 milyonluk bu ülkenin bütün yoksullarını doyurabiliriz. Hele parası olmadığı  için fırının önünden geçmeye korkan çocukların ve annelerin, sımsıcak  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Ekmek/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">ekmek</font></a>leri  askıdan alıp eve götürürken yaşadıkları mutluluğu hissetmeye çalışırsanız,  yaptığınızın çok da basit bir şey olmadığını anlarsınız.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biz ki, zamanında yoksulların gelip almaları için konaklara  koyulan altın sepetlerinden yalnızca ihtiyacımız kadarını alıp, gerisini diğer  yoksullara bırakan bir ulusun son kuşağıysak, ekmek kavgası veren  yurttaşlarımıza da yardımcı olabileceğimizi umuyorum.</font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/">Askıda Ekmek</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/askida-ekmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>14</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlılarda Nevruz Kutlamaları &#8211; (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlilarda-nevruz-kutlamalari-prof-dr-yusuf-halacoglu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlilarda-nevruz-kutlamalari-prof-dr-yusuf-halacoglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:24:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[21 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[21 Mart Nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Baharın Gelişi]]></category>
		<category><![CDATA[Bektaşilik]]></category>
		<category><![CDATA[Göktanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kirgizistan]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruz Bayrami]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruz Çiçeği]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruz Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruz Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nevruzun Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Noel]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılarda Nevruz]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılarda Nevruz Kutlamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılarda Nevruz Kutlamaları Yusuf Halaçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Özbekistan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tataristan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kültüründe NEvruz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yurtları]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Gün]]></category>
		<category><![CDATA[Yilbasi]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Halaçoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlilarda-nevruz-kutlamalari-prof-dr-yusuf-halacoglu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmanlılarda Nevruz Kutlamaları (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu) Türkler tarafından çok eski tarihlerden itibaren kutlanan ve genelde Yeni Gün olarak adlandırılan Nevruz, Osmanlılarda da bahar bayramı ve yeni yılın başlangıcı olarak kutlanmıştır. Zira 21 Mart gece ile gündüzün eşit olduğu ve bundan sonra gündüzün uzayacağı gün dönümüdür. Bu anda bahar başlar ve 92 gün 20 saat, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlilarda-nevruz-kutlamalari-prof-dr-yusuf-halacoglu/">Osmanlılarda Nevruz Kutlamaları – (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong>     <font style="font-size: 20pt" color="#0099cc" face="Maiandra GD">     Osmanlılarda Nevruz Kutlamaları<br />
</font>     <font style="font-size: 13pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">(</font><font style="font-size: 13pt; font-weight: 700" color="#ff6600" face="Maiandra GD">Prof.      Dr. Yusuf Halaçoğlu)</font></strong></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">    <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Türk</font></a>ler tarafından çok eski tarihlerden itibaren kutlanan ve genelde Yeni      Gün olarak adlandırılan      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>, Osmanlılarda da bahar      <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bayram/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">bayram</font></a>ı ve yeni yılın      başlangıcı olarak kutlanmıştır. Zira 21 Mart gece ile gündüzün eşit olduğu      ve bundan sonra gündüzün uzayacağı gün dönümüdür. Bu anda bahar başlar ve 92      gün 20 saat, 4 dakika ve 27 saniye sürer ve yaza ulaşır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>, inanışa göre baharın ilk günü ve yıl başıdır. Takvimler hep Mart&#8217;tan      başlar. Bu sebeple Osmanlılarda malî yıl başlangıcı      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> olarak alınmıştır      ve hemen bütün kanunnâmelerde verginin ilk taksidinin toplandığı andır. Bu      durum Cumhuriyet döneminde de 1980&#8217;li yıllara kadar malî yılbaşı olarak      devam etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Türk</font></a>lere ait olup, dünyanın en doğru takvimlerinden olan ve Sultan Melikşah      zamanında hazırlanmasından dolayı, unun lâkabı Celâlüddevle&#8217;den dolayı      Celâli Takvimi denilen takvimin başlangıç günü de Greenwich zamanına göre 21      Mart (15 Mart 1079) olarak alınmıştır (hicrî 9 Ramazan 471 Cuma). Bu tarih      Osmanlılarda &#8220;<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Nevruz</font></a>-ı Sultanî&#8221; veya sadece &#8220;<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8221; olarak adlandırılmış ve      kanunnâmelerde: &#8220;&#8230; resmin nısfı nevruz-ı sultanî&#8217;de ve nısf-ı aharı son      güz ayının evvelinde alına&#8221; hükmüyle verginin ilk taksidinin alındığı zaman      olmuştur. Bu şekil Osmanlı devletinin hemen bütün sancak kanunnâmelerinde      görülür. Bu kanunnâmelerde      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>, &#8220;mevsim-i evvel bahar nevruz&#8221; şeklinde      belirtilmiştir. Bugün Anadolu&#8217;nun bazı yörelerinde      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>-ı Sultanî Mart 9&#8217;u      olarak bilinir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlılar tarafından      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>-ı mübârek olarak da adlandırılan      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> sayılı      günlerden biri olarak kutlanmış, güneşin Koç (=Hamel) burcuna girdiği      ilkbahar ılınımı anına      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> denilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilen bu günde eğlenceler tertib edilir,      sarayda olduğu gibi halk arasında da eczahanelerde yapılan ve      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye      denilen macun rağbet görür, en azından bunu elde edemeyenler tarafından      tatlı yenirdi. Bu macundan yemenin kuvvet ve şifa verici bir tesiri ve kendi      usul ve an&#8217;anelerine göre bunları kaynatıp suyunu içerler ve yüzlerini      yıkarlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Saray haricinde      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;dan birkaç gün önce eczacılar, kulplu küçük çay      bardaklarına veya fincanlara, terkibi kendilerince bilinen bir macun      doldurup, tanıdığı müşterilerine ve mahallenin kibar ve zenginlerine      gönderirlerdi. Bu hediyeleri alanlar, buna karşılık çoğunlukla bir gümüş      Mecidî bahşiş verirler ve eczacı çıraklarını sevindirirlerdi. Eczacıdan      gelen      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye ve yedi sin (=heft sin), yani arapçadaki sin harfiyle      başlayan süt, simit, sukker, sa&#8217;lep, sirke (sir), soğan, semek (balık) veya      sefercil (ayva) bir tepsiye konulup evin efendisi önüne getirilir, evde      mevcut olanlar da tepsinin etrafına iki diz üstünde otururlardı. Evin      efendisi herkesin önünde bu malzemelerden birer fincan veya tabak ile      herkese dağıtır ve gün dönümü saati geldiği vakit, buyurun hitabıyla önce      macundan, sonra diğerlerinden birlikte alınır, evin efendisi senenin      saadetle geçmesi için uzunca bir dua yapar, eller öpülür ve merasim sona      ererdi. Macun yenir yenmez üstüne su, gül veya limon şerbeti içilmesi      âdettendi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her sene yılbaşı olan      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;da veziriâzamla vezirler, eyâlet valileri ve      belirli bazı devlet adamları tarafından padişahlara Hediyye-i      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye      adıyla donanmış atlar, murassa silahlar, pahalı kumaşlar vesâir hediyeler      verilirdi. Bu nev&#8217;iden armağanlara Divân-ı Lügati&#8217;t      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Türk</font></a>&#8216;de &#8220;artut&#8221;      denilmiştir. Veziriâzamların      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye Pîşkesi adıyla verdikleri hediyelere      bir örnek olmak üzere, ilk Osmanlı vak&#8217;anüvisi Mustafa Naimâ Efendi&#8217;nin      Tarihinde yer alan ve İpşir Mustafa Paşa&#8217;nın IV. Mehmed&#8217;e takdim ettiği hem      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> ve hem de sadarete tayini ile ilgili şu bilgiler verilmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;&#8230; Vezir, kanun üzere      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye pîşkeşi ile sadâret cem&#8217; edip birden irsâl      eyledi. Birsemend ve iki gaburlevn at ki üçünün dahi dünyada nazîri      bulunmaz. Serâpâ cevâhir ile âreste zeheb-i ahmerden (kızıl altın) ma&#8217;mûl      raht ve rikâb ve gaddâre ve topuz vesâir zer-dûz bisât ile müzeyyen idi      vesâir ecnâs-ı tuhaf ve tarâyif-i gûnâgûndan boğçalardan ma&#8217;ada bir araabada      yüz keselik filori ve kuruş gönderdi; Vâlide hazretlerine yirmi keselik      kadar pîşkeş irsâl edip&#8230;&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;da ayrıca her sene birinci mirahur tarafından takdimi kanun olan &#8220;rikâbiyye      pîşkesi&#8221; dolayısıyla birinci ve ikinci mirahur, büyük ve küçük ahur      kethüdaları, arpa rûznamçecisi, arpa kâtibi, sarraçlar kâtibi, mirahur-ı      evvel kethüdası ve kâtibi gibi has ahur erkânına hil&#8217;atler giydirildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hekimbaşılar her sene      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;da çeşitli terkiplerden      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye ismi verilen      kırmızı renkli ve kokulu bir macun yaparak      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> gecesi bunları porselen      kaplar içerisinde önce padişah, şehzade ve sultanlara, kadın efendilere,      veziriâzama ve devlet ricaline takdim ederler, buna karşılık çeşitli      hediyeler alırlardı.      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye takdim eden hekim başıya padişah huzurunda      kürk giydirilmesi usuldendi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kırmızıya çalar      koyu renkte, ağızda cıtır cıtır ses çıkaran ve şekerlenmiş reçele benzeyen      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> macununun sarayda yapılanı 40 çeşit maddeden meydana gelirdi. Bu      konuda yapılan araştırmalarda bu kırk çeşit madde içerisinde; karanfil, yeni      bahar, zencefil, kalanga (=zulumba), kara biber, kırem tartar, kişniş,      havlican, kebabiye, hindistan cevizi, anason, hıyar-ı şenbih, sakız,      zahferan, tarçın, udü&#8217;l-kahr, çöp-i çin, hardal, mirr-i sâfî, iksir, çivid,      meyan balı, kalem-i bârid, tiryak, sarı halile, râziyâne, kimyon, zerdecav,      tarçın çiçeği, hindistan çiçeği, çörek otu, dâr-i fülfül, râvend, limon      tuzu, kakule, sinameki, vanilya, portakal kabuğu, topalak kökü ve şeker yer      almaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye macunu konan kâselerin kapakları kurdalelerle bağlanır, kurdaleler      arasına, günün hamel yani koç burcuna hangi saat, hangi dakika ve hangi      saniyede gireceğinin yazıldığı bir de kağıt iliştirilirdi. Buna      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye      kulağı denirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> macununun değişik terkiplerinin çok sayıda hastalığa iyi geldiğine      inanılırdı. Bunlardan, kalp ve dimağ arızalarını giderme; mide fesadı,      hazımsızlık, yemek rahatsızlıkları, ishal, ağız ağrısı (aft), dizenteri,      taun ve veba hummaları; mesane, böbrek ve bağırsaklardaki yaralar, şişler,      iltihaplar; akıl ve vücudun kuvvetini arttırma, kalbe ve ruha kuvvet verme      gibi olanları belli başlılarıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bilgilerden sonra şüphesiz akla hemen Manisa Mesir      <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bayram/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">bayram</font></a>ı gelmektedir.      Osmanlı      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Türk</font></a>leri dönemine ait      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iyenin halk tarafından en bilineni ve      geleneksel olarak XVI. Yüzyıldan itibaren aksaksız kutlananı budur. Halk      arasında      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;la alâkası unutulmuş olan ve bugün de hâla devam eden bu      törenlere, şifa bulmak için pek çok vatandaşımız iştirak etmektedir. Bu      gelenek rivâyetine göre XVI. Asır başlarında mutasavvıf hekim Merkez      Musluhiddin Efendi tarafından başlatılmıştır. Burada hazırlanan macun 61      değişik maddeden yapılmakta idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hekimbaşılardan başka müneccimbaşılar da her yıl tertip ettikleri padişah ve      veziriâzama takdim ederek, karşılığında      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iye ismiyle hediyeler      alırlardı. Padişahlar XVII. Asırda bin akçe, XVIII. Asır ortalarında ise      altı bin akçe (gümüş para) atıyye verirlerdi. Müneccimbaşıların XX. Yüzyıl      başlarında sadrıâzama takdim ettikleri takvim sebebiyle arkasına erkân bir      samur kürk giydirildiği ve beşyüz kuruş hediye edildiği kaynaklarda yer      almaktadır. Ayrıca      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> âdetleri arasında Yeniçeri Ağası&#8217;nın vükelâya      yemek vermesi de yer alırdı. Bu ziyâfet sırasında misafirlere şekerli,      baharattan yapılmış macun ikram edilirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Divan      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebiyatin-tanimi-edebiyat-nedir/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">edebiyat</font></a>ı şâirleri, Ramazan      <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bayram/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">bayram</font></a>ı, bahar ve kış      mevsimlerinde olduğu gibi      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;da da câize almak için büyüklere kaside      sunmuşlardır. Bu türden kaside ve gazellere &#8220;<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Nevruz</font></a>iyye&#8221; denmektedir.      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iyye&#8217;ye örnek olmak üzere Nef&#8217;î&#8217;nin gazelinden bir beyt sunmak      istiyorum:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Erişdi bahâr oldu yine hemdem-i nevruz<br />
Şâd etse nola dilleri câm-ı Cem-i nevruz&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yine birçok örnekten biri olarak Râmi Paşa&#8217;nın oğlu Refet Bey&#8217;in, Damat      İbrahim Paşa&#8217;ya yazdığı      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> redifli kasidesinden de birkaç dörtlük arz      ediyorum:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Hayat-ı taze verüp dehre makdem-i nevruz<br />
Hoşâ irişti meşâmm-ı deme dem-i nevruz<br />
Dağıttı leşkeri sermâyı sahn-ı gülşenden<br />
Kurunca bârgâhın şâh-ı ekrem-i nevruz</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Açıldı bahtı yine siyah-ı dilin<br />
Olup karîn-i atâya-yı hürrem-i nevruz<br />
Harîm-i bağ o kadar cilverîz-i şevk olmuş<br />
Ki görse bâğ-ı Behişt ola mahrem-i nevruz&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XVI. yüzyılın Alevî-Bektaşî sâirlerinden Pîr Sultan Abdal da      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>iyyesinde      şöyle diyor:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Sultan      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> günü canlar uyanır<br />
Hal ehli olanlar nura boyanır<br />
Muhib olan bu gün ceme dolanır<br />
Himmeti erince      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> Sultan&#8217;ın</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Âşık olan canlar bu gün gelürler<br />
Sultan      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> günü birlik olurlar<br />
Hallâk-ı cihandan ziya olurlar<br />
Himmeti erince      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> Sultan&#8217;ın&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;un Osmanlılardan başka çağdaşı olan Memlüklerde de aynı şekilde mâli      yıl başlangıcı ve baharın ilk günü olarak kutlanıldığı görülüyor. Nitekim      Sultan Kayıtbay kanununda resm-i hane&#8217;nin      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>-ı Sultanî&#8217;de alınması hükmü      bulunmaktadır. Yine bir      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Türk</font></a> devleti olan Safevîlerde de      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;un      kutlandığı III. Ahmed döneminde elçilikle İran&#8217;a gönderilen Dürrî Efendi&#8217;nin      &#8220;Sefaretnâme&#8221;sinde kaydediliyor. Sefaretnâme&#8217;de bununla ilgili olarak:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Birkaç gün sonra      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>-ı Sultanî hulûl edüp, anlar nevruza gayet itibar ve      ıyd-i ekberdir deyu tesmiye edüp, ıyd-i ramazan ve ıyd-i edha&#8217;dan hâşâ      mükerrem ve eşrâf olmak üzere itibar ederler imiş. Hangi ayda vâkı&#8217; olsa, ol      ayın nihayetine dek zevk u şevkle âlâ, ednâ ve zükûr ve inas ve nisvanı      sürûr ve şâdmanî ederler. Evvelâ tahmil-i şems saatinde bilcümle vüzerâ ve      âyân-ı devlet Şah&#8217;ın meclisine da&#8217;vet ve hâzır ve Şah&#8217;ın önüne beşyüz-bin      mikdarı meskûk altın korlar. Şah dahi eli ile ol altını karışdırıp bir kabza      alıp, iptidâ vezire verüp sonra bilcümle huzzâr-ı tevzi&#8217; edüp Şah&#8217;ın eli      dokunmuşdur deyu halk birbirine teberrük deyu ihdâ ederler. Bu kulunuzu      tahvil gecesi da&#8217;vet ettiler, i&#8217;tizâr edüp gitmedim&#8221; şeklinde ordaki      kutlamalara yer vermiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlıların son zamanlarına kadar      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> an&#8217;anesinin devam ettiği çeşitli      kaynaklardan öğrenilmektedir. Öyle ki eski cep takvimlerinde      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>:      &#8220;<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">Nevruz</font></a>-ı Sultanî-i meymenet âsâr ve evvel-i mevsim-i bahar ve tesâvî-i leyl      ü nehâr&#8221; ifadesiyle yer almıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlılarda      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;dan önceki üç Cuma günü de kuru yemiş      <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bayram/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">bayram</font></a>ı olarak      kutlanmıştır. Zira      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a>&#8216;dan sonra tazelerin çıkacağı düşünülerek, kuru      yemiş satan esnafın elinde kalıp zarar etmemeleri maksadıyla, kalanların      elden çıkarılması hedeflenmişti. Bunun için bu      <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bayram/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">bayram</font></a> üç hafta sürerdi.      Böylece kuruyemiş esnafının sonraki seneye zarar etmeden girmesi sağlanırdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XX. yüzyılın başına kadar geldiği tespit edilen      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> kutlamaları, bu      devirden sonra hissedilir biçimde diğer bazı geleneklerimiz gibi ortadan      kalktı. Bugün halkımızın büyük çoğunluğu tarafından bilinmiyor, bilenler      arasında ise yanlış yorumlanıyor. Kültürel değerlerimize duyarsız      kalışımızın bugün birlik ve bütünlüğümüzün sarsılmasında son derece etkili      olduğu malûmunuzdur. Bunun için, Dede Korkutumuzu, Yunus Emremizi, Hacı      Bektâş-ı Velimizi, Âhi Evranımızı, Hacı      <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Bayram/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">bayram</font></a>-ı Velimizi, Karacaoğlanımızı,      Dadaloğlumuzu, Fuzulîmizi, Mehmet Âkifimizi, Bayrağımızı, Vatan mefhumunu ve      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Nevruz</font></a> gibi      <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none">     <font color="#000000">Türk</font></a>lüğün en eski devirlerinden itibaren gelen örf ve      âdetlerimizi, birilerinin oynadığı oyunlardan dolayı hatırlamayalım,      gerektiği için hatırlayalım, kutlayalım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Saygılarımla.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/">»<span lang="tr">  &#8220;Nevruz Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff" size="2">Nevruz</font></a><font size="2"><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz-avrasyanin-ortak-bayrami/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Nevruz Nedir</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz-bayrami-belirli-gun-ve-haftalar/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Nevruz Bayramı</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Nevruz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Nevruz Kutlamaları</font></a><font color="#ffffff">, </font></font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nevruz/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff" size="2">21 Mart Nevruz</font></a></p>
<p align="center">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlilarda-nevruz-kutlamalari-prof-dr-yusuf-halacoglu/">Osmanlılarda Nevruz Kutlamaları – (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/osmanlilarda-nevruz-kutlamalari-prof-dr-yusuf-halacoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türklerde Denizcilik</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turklerde-denizcilik/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turklerde-denizcilik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 13:17:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diğer]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Denizcilik ve Donanma]]></category>
		<category><![CDATA[Donanma]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman Denizcilik Donanma]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılarda Donanma ve Denizcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Piri Reis]]></category>
		<category><![CDATA[Piri Reis ve Donanma Denizcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Tersane]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihinde Denizcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihinde Donanma]]></category>
		<category><![CDATA[Turkler]]></category>
		<category><![CDATA[Türklerde Denizcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Türklerde Denizcilik Özellikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turklerde-denizcilik/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türklerde Denizcilik Türklerde denizcilik Selçuklular devrinde başladı. İstanbul’u ve Marmara adalarını kuşatmak için o zamanlar güçlü donanmalar kurmak ihtiyacı duyuldu. Gemlik’i fetheden Selçuklular buralarda tersâneler yapmaya başlayınca, Bizanslılar bu durumu kendileri için tehlike kabul ederek, denizden saldırıya girişerek kızakları yakıp yok ettiler. Marmara’da üstünlük sağlayamayan Selçuklular, İzmir’i fethederek güçlü deniz donanmaları kurdular. Selçuklu Sultanı Alâeddîn [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerde-denizcilik/">Türklerde Denizcilik</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#0099cc" face="Maiandra GD"><strong> <span style="font-size: 20pt">Türklerde Denizcilik</span></strong></font></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/denizcilik.jpg" align="right" /><font face="Maiandra GD" size="2">Türklerde denizcilik  Selçuklular devrinde başladı. İstanbul’u ve Marmara adalarını kuşatmak için o  zamanlar güçlü donanmalar kurmak ihtiyacı duyuldu. Gemlik’i fetheden Selçuklular  buralarda tersâneler yapmaya başlayınca, Bizanslılar bu durumu kendileri için  tehlike kabul ederek,   <font color="#000000">deniz</font>den saldırıya girişerek kızakları yakıp yok ettiler.  Marmara’da üstünlük sağlayamayan Selçuklular, İzmir’i fethederek güçlü deniz  donanmaları kurdular. Selçuklu Sultanı Alâeddîn Keykubad, Antalya ve civârını  fethederek, Alâiye (Alanya)da tersaneler kurdu. Çaka Bey&#8217;in idâresindeki <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Donanma/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">donanma</font></a>sı Midilli ve Sakız adalarını fethetti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Selçuklulardan sonra Türklerin denize çıkışı Aydınoğullarından Umur Bey  zamânında gerçekleşmiştir.   <font color="#000000">Denizcilik</font> alanında en büyük ilerleme Osmanlılar zamânında olmuştur. On altıncı yüzyılda dünyânın en güçlü   <font color="#000000">denizci</font> ülkesi  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Osmanlılar</font></a>dı. Hattâ Avrupa’nın birleşik donanmasını tekbaşına yok edebilecek  üstün bir güçteydi. Yıldırım Bâyezîd zamânında denizcilik alanında büyük  gelişmeler sağlanarak Ege kıyılarına hâkim olundu. Antalya’yı da ele geçiren  Osmanlılar, Akdeniz’e açılma imkânı buldular.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fatih Sultan Mehmed Han zamânında kara kuvvetleri gibi denizciliğe de önem  verilerek güçlü donanmalar kuruldu. 1453’te Fâtih Sultan Mehmed Han&#8217;ın  İstanbul’u fethetmesiyle, İslâm târihinde bir devir açılmıştır. Fetih devrinde  hutbeler “Hâkimülbahreyn ve Sultânülberreyn” (Denizlerin Hâkimi, Karaların  Sultânı) diye okunmaya başlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kanuni-sultan-suleyman-biyografi-hayati-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Kânûnî Sultan Süleymân</font></a> zamânında Eğriboz, İnebahtı, Midilli, Sıgacık, Kocaeli,  Mora, Karlı ili, Rodos, Biga, Mezistre sancakları birleştirilerek merkezi  Gelibolu olmak üzere Kaptan Paşa Eyâleti kuruldu. Donanma komutanına da  “Kaptan-ı deryâ” ismi verildi. Ancak bu ünvan, Barbaros Hayreddin Paşa&#8217;dan sonra  “Beylerbeyi” olarak değiştirildi. Cezâyir-i Bahr-i Sefid eyâleti beyliğine de  “<strong>Derya beyleri</strong>” dendi. Birinci Abdülhamîd Han zamânında kaptan-ı deryâ ismi  yerine, donanma kumandanına “Bahriye nâzırı” ismi verildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">On altıncı yüzyılda dünyâya hükmeden  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/http:/www.bilgicik.com/tag/Denizcilik/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Osmanlılar</font></a>, kapasitesi çok büyük gemiler  yaptılar. Savaş gemilerine “<strong>Baştarda</strong>” adını verdiler. 1710 senesinde İstanbul’da  yapılan ve “kalyon” ismi verilen savaş gemisi 3300 kişilik bir donanmaydı. O  zamanları dünyânın en güçlü  <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Donanma/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">donanma</font></a>sına sâhip olan  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Osmanlılar</font></a>, Avrupa  devletlerinin ısmarladıkları savaş gemileri ile ticâret gemilerini de  yaparlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünyânın en büyük tersâneleri İstanbul Haliç ve Gelibolu’daki tersânelerdi.  Hattâ Venediklilerin vermiş olduğu gemi siparişi,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a> mühendislerinin  gerçekleştirdiği planlarla bu tersânelerde yapılmıştır.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Osmanlılar </font></a>  <font color="#000000">denizcilik</font>  ilmi konusunda da dünyânın en ileri ülkesiydi. 1515 senesinde Pîrî Reis  tarafından, ceylan derisi üzerine çizilerek yapılan harita, Amerika kıyıları  hakkında gerçeğe çok yakın ayrıntılı bilgi verir. 1528’de Glole Dore tarafından  çizilen Amerika kıtasıyla ilgili haritası, Pîrî Reis’in çizmiş olduğu haritanın  yanında çok basit kalır. Topkapı Müzesindeki  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/piri-reis-biyografi-hayati-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Pîrî Reis&#8217;</font></a>in haritasını görenler  hayretler içinde kalmaktadırlar. Hâlen mevcût olan ve 1461 senesinde İbrâhim  Reis tarafından çizilen harita da, Osmanlıların o devirde kesinlikle ilim  alanında Batıdan üstün olduğunu gösterir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Donanma/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Donanma</font></a>da çok güçlü olan <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Osmanlılar</font></a> deniz nakliyatında ve ticâretinde de çok  ileri idiler. 800 yolcu taşıyan gemiler de yapılmıştır. Bahriye nezâreti  teşkilâtı içinde Şirket-i Hayriye ve Haliç şirketleri vardı. 1843 senesinde  kurulan Fevâid-i Osmaniye Şirketinin 108 senelik faâliyetine ve 1851 senesinde  kurulan Şirket-i Hayriye’nin 94 senelik faaliyetine, 1913 senesinde kurulan  Haliç hattındaki İtalyan şirketinin 22 senelik faaliyetlerine son verilerek,  1944 senesinde Devlet Deniz Yolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü&#8217;ne  devredilmişlerdir. Çeşitli isim değişiklikleriyle bugüne kadar faaliyetlerini  sürdüren kuruluşlar Türk denizciliğinin gelişiminde önemli rol oynamışlardır.</font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi-kulturu-devami/">»<span lang="tr">  &#8220;Türk Tarihi &#8211; Kültürü&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerde-denizcilik/">Türklerde Denizcilik</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turklerde-denizcilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz İmparatorluğu</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/cengiz-imparatorlugu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/cengiz-imparatorlugu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Sep 2007 22:33:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Turkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/cengiz-imparatorlugu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cengiz İmparatorluğu Kırgızların Orhun-Yenisey&#8217;deki Uygurları 840 yılında ortadan kaldırması ve ardından kendilerinin de Moğol hâkimiyetine girmeleriyle beraber, en eski Türk yurdu Moğolların eline geçmişti. Artık X. yüzyıldan itibaren gittikçe güçlenen Moğol kabileleri, Türklerin siyasî bir birlik oluşturamamasından da yararlanarak, faaliyetlerini artırmışlar, ancak kendileri de güçlü bir siyasî birlik oluşturamadıkları gibi üstelik birbirleriyle sürekli mücadele etmişlerdir. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cengiz-imparatorlugu/">Cengiz İmparatorluğu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><center><strong><font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Cengiz  İmparatorluğu</font></strong></p>
<p></center></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Kırgızların Orhun-Yenisey&#8217;deki  Uygurları 840 yılında ortadan kaldırması ve ardından kendilerinin de Moğol  hâkimiyetine girmeleriyle beraber, en eski Türk yurdu Moğolların eline geçmişti.  Artık X. yüzyıldan itibaren gittikçe güçlenen Moğol kabileleri, Türklerin siyasî  bir birlik oluşturamamasından da yararlanarak, faaliyetlerini artırmışlar, ancak  kendileri de güçlü bir siyasî birlik oluşturamadıkları gibi üstelik  birbirleriyle sürekli mücadele etmişlerdir.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">XII. yüzyılda en güçlü Moğol  kabileleri Orhun-Tula boylarında yaşayan Kerayitler, Baykal gölünün güneyindeki  Merkitler, İrtiş civarındaki Naymanlar idi. Bu sırada Karahıtaylar da  Maverâünnehir&#8217;de Harezmşahlarla mücadele halindeydi. Cengiz Han&#8217;ın mensubu  olduğu Kıyat kabilesi ve diğer Moğol kabileleri ise Onon-Kerülen boylarında  dağınık hâlde yaşamaktaydılar.1155 yılında dünyaya gelen Cengiz (asıl adı  Temuçin), henüz çocuk iken Kıyat kabilesinin han sülalesi Borcigidlerden gelen  babası Yesügey Bahadır&#8217;ın, Tatarlar tarafından öldürülmesiyle, kendini zorlu bir  mücadelenin içinde bulmuştur.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Kahramanlığı ve zekasıyla kısa  zamanda sivrilen Cengiz, 20 yaşındayken, bölgede önemli bir güce sahip  Kerayitlerin beyi Tuğrul&#8217;un himayesini kabul edip, Cacirat beyi Camuka ile de  kan kardeşlik kurarak nüfuzunu ve gücünü artırmıştır. kongrat kabilesi beyinin  kızı Börte ile yaptığı evlilik ise mücadelesinde ona büyük bir üstünlük  sağlamıştır. Nitekim karısını kaçıran Merkitleri, Kerayit ve Caciratların  yardımıyla yenilgiye uğratmış, ardından Buirnor Tatarlarını ezmiştir (1198).  Cengiz&#8217;in, Tuğrul Han ile birlikte Moğolistan&#8217;da hâkimiyet kurmaya çalışmasına  Camuka karşı çıkmışsa da, 1201&#8217;de yapılan savaşta Cengiz galip gelmiştir.  Ardından Cengiz, Çağan ve Alçı Tatarları üzerine yürümüş, yenilgiye uğrayan  Tatarların çoğu katledilmiştir (1202).</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  <center><!--adsense#reklam_336x280--></center></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Temuçin&#8217;in gittikçe  güçlenmesini kendi hâkimiyeti için tehlikeli bulan Kerayit hanı Tuğrul, ittifakı  bozarak Temuçin&#8217;e karşı harekete geçmiş fakat yenilerek itaat altına alınmıştır  (1203). Aynı yıl içinde Camuka&#8217;nın da katıldığı, Naymanların öncülüğündeki,  Merkit, Oyrat, Tatar, gibi kabilelerin oluşturduğu ittifakla mücadeleye girişen  Temuçin, uzun mücadelelerden sonra galip gelip, bütün Moğol kabilelerine  hâkimiyetini kabul ettirmiştir(1206).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">1206 ilkbaharında, Türk ve  Moğol kabilelerinin katıldığı bir kurultayda Temuçin, Cengiz (Çingiz) adını  alarak büyük kağan ilân edildi. Bu tarihten itibaren Cengiz, sıradan bir Moğol  kabile lideri olmaktan çıkarak, cihanşümul bir devletin kurucusu ve hanı  olmuştur. Özellikle devletin yeniden teşkilâtlanmasında, kendisine gönüllü  katılan İdikut Uygurlarının ve Öngütlerin büyük tesiri vardır. Askerî sahada,  devlet teşkilâtında ve daha sonraki dönemlerde tebarüz edecek olan kültür  hayatında Türk tesiri açıktır. Nitekim Cengiz&#8217;in oğulları tarafından kurulacak  çoğu devlet kısa zamanda Türkleşmiştir.</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Büyük bir imparatorluk kurmayı  hedefleyen Cengiz, ilkin, Kansu ve Ordos bölgesine hakim olan Tibet kökenli  Tangut devleti&#8217;ni itaat altına almış (1209) ardından, Kuzey Çin&#8217;deki Kin  hanedanlığının merkezi durumundaki Pekin&#8217;i uzun süren savaşlar neticesinde yerle  bir etmiştir (1215).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Tibet ve Çin&#8217; hâkimiyetinden  sonra Cengiz batıya yönelmiş ve önünden kaçarak sığındığı Kara Hıtay Devleti&#8217;ni  sonradan eline geçiren Nayman prensi Küçlük&#8217;ün üzerine komutanı Cebe Noyan&#8217;ı  takiple görevlendirmiştir. Nihayet Cebe Noyan 1218&#8217;de Küçlük&#8217;ü öldürmüş ve  böylece Karahıtayları devletine katan Cengiz, Harzemşahlar ile komşu olmuştur.  Büyük Selçukluların vârisi durumundaki Harezmşahlar ile Cengiz başlangıçta bir  dostluk anlaşması imzalamışlar ise de Sultan Muhammed&#8217;in, Cengiz aleyhine  Merkitleri desteklemesi ve Otrar şehrinde Moğol elçilik heyetinin esir alınıp,  öldürülmesi üzerine anlaşma bozulur.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">1220 yılında Cengiz&#8217;e bağlı  kuvvetler Otrar&#8217;dan başlayarak Sığnak, Urkent, Barçınlıgkent&#8217;i ele geçirerek  elçilik heyetinin intikamını kanlı bir şekilde aldılar. Buhara ve Semerkant gibi  önemli şehirlerin ardından devletin merkezi olan Harezm bölgesindeki Gürgenç&#8217;te  tahrip edildi. Böylece Harzemşah toprakları tamamen Cengiz&#8217;in eline geçmiş oldu  (1221). Harzemşahların ortadan kalkmasıyla bütün Maveraünnehir, Afganistan ve  Horasan imparatorluğa dahil olurken bu bölgelerdeki yerleşik ve konar göçer Türk  nüfusunun bir kısmı Moğol istilâsından kaçarak, Anadolu&#8217;ya Malazgirt&#8217;ten sonraki  ikinci büyük Türk göçünü başlatmıştır.</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Cebe Noyan ve Sebutey gibi  komutanları vasıtasıyla Kafkasya ve Güney Rusya&#8217;ya seferler düzenleyen Cengiz  Han, 1227 yılında yeni bir Çin seferine bizzat çıktığı sırada Kansu yakınlarında  ölmüştür. Cengiz Han, Onon ve Kerülen ırmaklarının kaynağında, Burhan Haldun  Dağları&#8217;nda gizli bir yere gömülürken, geride Karadeniz&#8217;den Büyük Okyanusa  uzanan büyük bir devlet bırakmıştır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Cengiz Han daha  sağlığında,Türk-Moğol devlet anlayışına uygun olarak, ülke topraklarını oğulları  arasında taksim etmiştir. Bu paylaşmaya göre büyük oğlu Cuci Deşt-i Kıpçak&#8217;ın,  Çağatay Türkistan&#8217;ın, Ögeday doğu bölgelerinin ve küçük oğlu Toluy Moğolistan&#8217;ın  hâkimi olacaktır. Ancak Cengiz&#8217;in ölümü ve merkezi kağanlığın zayıflaması ile  beraber bu bölgelerde müstakil devletler kurulmuştur: Kubilay Hanlığı,  İlhanlılar, Çağatay Hanlığı ve Altın Orda.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/">»<span lang="tr">  “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cengiz-imparatorlugu/">Cengiz İmparatorluğu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/cengiz-imparatorlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz&#8217;den Sonraki Hanlıklar</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/cengizden-sonraki-hanliklar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/cengizden-sonraki-hanliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Sep 2007 22:32:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Turkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/cengizden-sonraki-hanliklar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cengiz&#8217;den Sonraki Hanlıklar Kubilay Hanlığı (1280-1368) Cengiz&#8217;in vasiyetine uyularak ölümünden sonra yerine, üçüncü oğlu Ögeday kağan seçildi (1228). Onun zamanında Kore, Kuzey Çin tamamıyla imparatorluğa bağlandı. 1237-1241 yıllarında Batı seferi ile Kıpçak ülkesi, Rusya ve bütün Doğu Avrupa ele geçirildi. Ancak Ögeday&#8217;ın ölümünden(1241) sonra, bir müddet eşi tarafından idare edilen devlete kurultay kararıyla, Cuci&#8217;nin oğlu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cengizden-sonraki-hanliklar/">Cengiz’den Sonraki Hanlıklar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><center><strong><font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Cengiz&#8217;den Sonraki  Hanlıklar</font></strong></p>
<p></center></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><strong><font color="#990000"> Kubilay Hanlığı (1280-1368)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Cengiz&#8217;in vasiyetine uyularak  ölümünden sonra yerine, üçüncü oğlu Ögeday kağan seçildi (1228). Onun zamanında  Kore, Kuzey Çin tamamıyla imparatorluğa bağlandı. 1237-1241 yıllarında Batı  seferi ile Kıpçak ülkesi, Rusya ve bütün Doğu Avrupa ele geçirildi. Ancak  Ögeday&#8217;ın ölümünden(1241) sonra, bir müddet eşi tarafından idare edilen devlete  kurultay kararıyla, Cuci&#8217;nin oğlu Batu Han&#8217;ın itirazına rağmen, oğlu Kiyuk kağan  seçilmiştir. Onun da 1248&#8217;de ölmesi üzerine bu kez Kiyuk&#8217;un eşi yine kağan  seçilene kadar üç yıl devleti idare etmiştir. 1251&#8217;de toplanan kurultayda  Toluy&#8217;un oğlu Mengü&#8217;nün kağan seçilmesiyle hâkimiyet Ögeday neslinden Toluy  nesline geçer.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Fakat 1259 yılında ölen Mengü,  yerine küçük kardeşi Arık Buka&#8217;yı vasiyet etmişse Kubilay, bunu tanımayarak  komutanların da muvafakatıyla Pekin&#8217;de kağanlığını ilân eder ve böylece taht  mücadelesi tekrar kızışır. Arık Buka&#8217;yı yenen Kubilay devletin merkezi olan  Karakurum&#8217;a dönmeyerek Çin&#8217;de kalır. Çin geleneklerini benimseyen devlete,  Cengiz İmparatorluğu&#8217;nun diğer kesimlerindeki bağlı devletler ve çoğu Moğol  kabileleri sıcak bakmazlar. Nitekim İlhanlılardan başka gerçek bir bağlılık  gösteren devlet olmamıştır. Neticede Kubilay Hanlığı Çin&#8217;de Yüan Hanedanı adıyla  bilinen Çinlileşmiş bir hanedan dönemini başlatmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000">İlhanlılar  (1256-1336)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Toluy&#8217;un oğlu Hülagü kardeşi Toluy&#8217;un  oğlu Mengü &#8220;büyük kağan&#8221; sıfatıyla, kardeşi Hülagü&#8217;yü batıda yeni fethedilecek  bölgelerin, Kösedağ savaşıyla tâbi durumuna düşmüş Anadolu&#8217;nun ve İran&#8217;ın  idaresiyle görevlendirmişti(1253). Böylece İlhanlı Devleti&#8217;nin temeli atılmış  oluyordu. 1256&#8217;da Amu Derya&#8217;yı geçerek İran&#8217;a giren Hülagü, hiç bir direnişle  karşılaşmamış sadece kendisine karşı koyan İsmailî (Batınî) lideri Rükneddin&#8217;i  ünlü Alamut kalesinde ele geçirerek bütün taraftarlarını ortadan kaldırıp,  İran&#8217;ın zaptını tamamlamıştır. Sonra, Bağdat&#8217;ı ele geçiren Hülagu, Halife  Müstasım ve aile fertlerini öldürmüş (1258). Halife ailesinden kaçabilenlere  sahip çıkan Memlûk Sultanı Baybars bunlardan birini halife ilân ederek  halifeliği Mısır&#8217;a taşımıştır. İlhanlılar&#8217;a karşı Memlûk, Altınorda ve Anadolu  Selçukluları arasında bir ittifak oluşturulmaya çalışılmışsa da İlhanlıların  Suriye, İran ve Anadolu&#8217;ya hâkimiyeti önlenememiştir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">İlhanlı hükümdarı Ahmet Teküdar  (1282-1284), İslâmîyet&#8217;i kabul etmiş, Gazan Han zamanında (1295-1304) ise  İlhanlıların tamamı artık Müslüman olmuştur. Gazan Han ile birlikte Türk ve  İslâm karakteri İlhanlılarda bariz bir hâle gelmiştir. Ancak Ebu Said Bahadır  Han (1316-1335) dönemindeki iç çekişmeler devleti yıpratmış ve ülkenin idaresi  zamanla Azerbaycan&#8217;da Emir Çoban Oğulları ve Bağdat&#8217;ta Şeyh Hasan olmak üzere  başlıca iki ailenin eline geçmiştir. Bu arada bir Uygur Türk&#8217;ü olan Eretna Bey  Doğu Anadolu&#8217;da hâkimiyeti ele geçirerek, hükümdarlığını ilân etmiştir (1343).</font></p>
<p></font><font face="Arial" size="3"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000">Altın Orda  Devleti (1227-1502)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Altın Orda Hanları, Cengiz Han&#8217;ın büyük  oğlu Cuci neslindendir. Deşt-i Kıpçak&#8217;ın idaresini üstlenen Cuci&#8217;nin 1227  yılında ölmesi üzerine, on sekiz oğlundan en büyüğü olan Orda ile ikinci oğlu  Batu, dedeleri Cengiz Han&#8217;ın yanına giderek han olmak istemişlerdi. Cengiz Han,  orda adı verilen iki karargâhtan (otağ), altın aksamlı Ak-Orda&#8217;yı Batu&#8217;ya, gümüş  aksamlı Gök-Orda&#8217;yı Orda&#8217;ya kurdurdu. Böylece ikinci oğul Batu&#8217;yu, babası  Cuci&#8217;den sonra hanlık makamı için tercih etmiş oluyordu. Ak-orda veya Altın-orda  adıyla Batu Han, Doğu Avrupa&#8217;ya kadar bütün Deşt-i Kıpçak&#8217;ın hâkimi olurken,  kendisine bağlanan ağabeyi Orda, Gök-orda adıyla, İtil&#8217;den İrtiş&#8217;e kadar olan  devletin doğudaki topraklarını yönetmekteydi. Devletin Başkenti Saray şehri idi.  Bu olaydan sonra Batu, Sayın Han; Orda ise İçen Han lakapları ile  anılacaklardır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Batu&#8217;dan sonra başa geçen kardeşi  Berke, İslâmiyetî kabul eden ilk Altın-Orda hanıdır ve devlet en parlak dönemini  onunla yaşamıştır. (1256-1266). Özbek Han(1313-1340), zamanında ise İslâmiyet  resmî din olarak kabul edilmiş ve zaten ordu ve halkının hemen tamamı Türk olan  Altınorda Devleti tam bir Müslüman-Türk devleti hüviyetine bürünmüştür. Aynı  dönemde devletin doğu kanadı olan Gök-Orda sülâlesi ortadan kaldırılarak devlet  merkezileşmiştir. Fakat 1369 yılından sonra Cuci&#8217;nin diğer oğulları; Toğay-Timur  ve Şiban neslinden gelenler güç kazanmışlardır. Toğay-Timur nesli, Altın-orda  hanlık makamını ele geçirirken, Şiban neslinden gelenler de Batı Sibirya&#8217;da  hükümran olmuşlardır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Toktamış Han zamanında (1379-1396)  Timur&#8217;un darbesi ile sarsılan Altın-Orda Devleti, Küçük Muhammed Han zamanında  (1427-1440 ); Altın-Orda devleti bölünmeye başlamış ve nihayet, Şeyh Ahmet Han  (1481-1502 ) ile birlikte devlet tamamen ortadan kalkmıştır.</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Altın-Orda Devleti&#8217;nin zayıflayıp,  yıkılmasıyla hâkim olduğu sahalarda yeni hanlıklar kurulmuştur.</font></p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"> </font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000">Kırım Hanlığı  (1441-1783)</font></strong></font></font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Kırım ve civarı, Batu Han&#8217;ın kardeşi  Togay-Timur neslinden gelen beylerin idaresinde idi. Timur&#8217;un Altın-Orda&#8217;yı  parçalamasıyla Togay-Timur neslinden Hacı Giray Han, adına para bastırarak(1441)  hanlığı kurmuş ve Bahçesaray&#8217;ı başkent yapmıştır. Hacı-Giray Han&#8217;ın 25 yıllık  hâkimiyetinin ardından ölümüyle, oğulları arasında taht kavgaları başlamış ve  Nur Devlet ile Mengli Giray fetret devrinde birbirleriyle mücadele etmişlerdir.</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
<center><!--adsense#reklam_336x280--></center></font> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Kırım ileri gelenleri bu mücadeleyi  önlemek için Osmanlılardan yardım isteyince, Fatih, Gedik Ahmet Paşa  komutasındaki donanmayı Kırım&#8217;a göndermiş, Kefe ile Azak, Ceneviz ve  Venediklerden kurtarılmıştır.(1475) Mengli Giray 1478 yılında hanlığa  getirilerek Kırım Hanlığı Osmanlı himayesine alınmıştır. 300 yıl süren bu  beraberlik, 1783&#8217;de Kırım&#8217;ın Ruslar tarafından ilhak edilmesiyle son bulmuştur.</font></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Ejderhan Hanlığı </font></strong></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong>   <font color="#990000" size="2">(Astrahan veya Hacı Tarhan Hanlığı) (1466-1556)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Altın-Orda hanlarından Küçük  Muhammed&#8217;in torunu Kasım Han tarafından 1466 yılında kurulmuştur. Adını  başkentleri olan Hazar kıyısındaki Ejderhan&#8217;dan alır. Don-itil-Kuban ırmakları  arasındaki ticaretin yoğun olduğu bölgede kurulmasına rağmen askerî ve siyasî  güce sahip olamadıkları için hanlık 1556&#8217;da Rusya tarafından işgal edilmiştir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Kazan Hanlığı (1437-1552)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Hanlık, Batu Han&#8217;ın kardeşi  Togay-Timur&#8217;un neslinden Uluğ-Muhammed tarafından kurulmuştur. (1437). Hanlık,  Kazan merkez olmak üzere, İtil Bulgar Devletinin de merkezi olan Kazan şehri  hanlığa ismini vermiştir. Mahmud Han (1445-1461)&#8217;dan sonra iç çekişmeler ve Rus  baskısının artması, hanlığın sonunu hazırlamıştır. 1521&#8217;de kısa bir süre için  Kırım Hanlığı&#8217;na bağlanan Kazan Hanlığı, Rus tehlikesine karşı Osmanlılar  tarafından himaye edilmişse de, IV. İvan, hanlığı 1552&#8217;de ele geçirmiştir.</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2"><br />
Kasım Hanlığı (1445-1681)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Kazan Hanlığı&#8217;nın kurucusu  Uluğ Muhammed Han, 1445 tarihinde esir aldığı Rus knezini bırakmak şartıyla Oka  ırmağı üzerindeki Gorodets şehri ve etrafının, oğlu Kasım Han&#8217;ın idaresinde  bırakılmasını Ruslara kabul ettirmiş(1445), bu tarihten sonra hanlık Kasım  Han&#8217;ın adıyla anılmaya başlamıştır. Moskova Knezliği&#8217;ni kontrol altında tutmak  amacıyla Kazan Hanlığı&#8217;na Kasım Hanı Şah Ali&#8217;nin kardeşi Can Ali getirilmiştir.  Kasım Hanlığı da 1552 yılında bütünüyle Rus nüfuzu altına düşmüş, ancak hanlık  1681 yılına kadar şeklen devam etmiştir.</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2"><br />
Sibir Hanlığı (Küçüm Hanlığı)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Altın-Orda Devleti&#8217;nin  parçalanmasından sonra kurulan Sibir Hanlığı&#8217;nın bilinen ilk hükümdarı Mamık  oğlu Tabuga&#8217;dır. Hanlık, bugünkü Moğolistan&#8217;ın kuzeyinden Sibirya&#8217;ya kadar  uzanan bir bölgeyi içine almakta, ahalisinin büyük çoğunluğu Kırgız, Yakut ve  Kıpçak Türklerinden oluşmaktaydı. Hanlığın merkezi önce Tümen şehri ve sonra  Sibir olmuştur. Hanlık, Rus ilerleyişi karşısında Yadigar Han zamanında Çar  İvân&#8217;ın hâkimiyetini tanımak zorunda kalmıştır (1555). Bunun üzerine Altın-Orda  hükümdarı Ahmed Han &#8216;ın torunu Küçüm Han, Yadigar Hanı yenerek Sibir Hanlığı&#8217;nın  başına geçmiştir(1563). Bu sebeple hanlık, Küçüm Hanlığı diye de bilinmektedir.  Bölgede İslâmiyet&#8217;i yayan Küçüm Han, önceleri Ruslara karşı başarılı olduysa da,  âteşli silahlarla Sibir&#8217;e giren Rus ordularını sürekli daha kalabalık ve âteşli  silahlarla mücehhez kuvvetlerle ileri hareketlerine devam eden Ruslar, Küçüm  Han&#8217;ın ölümünden sonra (1598) hanlığı ele geçirmişlerdir.</font></p>
<p></font><font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2"><br />
</font></strong></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Nogay Hanlığı</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Hanlığa adını veren Nogay, Altın-Orda  Devleti&#8217;nin önemli komutanlarından biridir. 1259-1299 yılları arasında, devlet  üzerinde söz sahibi olmuş olan Nogay, Altı-Orda Hanı Tokta ile anlaşmazlığa  düşmesi sebebiyle giriştiği mücadelede yenilerek öldürülmüştür fakat emrinde  bulunan ve onun adıyla anılan boylar, Altın-Orda&#8217;nın parçalanması üzerine Nogay  Hanlığı&#8217;nı kurmuşlardır. Hanlığın başkenti, Yayık ırmağı deltasındaki Saraycık  şehri idi. Ahalisi içerisinde, çoğunluğu oluşturan Kırgız, Kıpçak Türkleri  yanında Türkleşmiş Moğol kabilesi Mangıtlar da bulunuyordu. Rusların Kazan  Hanlığı&#8217;nı ele geçirmesiyle Nogaylar, bir kaç kısma ayrılmışlardır. bunlardan  bir kısmı Büyük Nogay Ordası adı altında Rus hâkimiyetini tanımışlardır (1557).  Dağınık olarak yaşayan diğer Nogayların önemli bir kısmı daha sonra Anadolu&#8217;ya  göç ederek burada yerleştirilmişlerdir.</font></p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000">Çağataylılar  (1227 -1370)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Cengiz&#8217;in ölümünden sonra oğlu Çağatay  Han adına Beşbalıg&#8217;dan Ceyhun&#8217;a uzanan Türkistan&#8217;ın tamamını içine alacak  şekilde Çağatay Hanlığı kurulmuştur. Çağatay Hanlığı&#8217;nın en parlak dönemi, otuz  yıllık istikrarlı bir yönetim gösteren Duva Han ( 1277-1307) dönemidir. Duva  Han&#8217;dan sonra gelen hanlar döneminde yine devletin kuruluşundan beri süregelen  meseleler devam edecektir. Mübarek Şah (1251-1261) Müslüman olan ilk Çağatay  hanıdır. Kazan Timur Halilullah Han (1340- 1345)&#8217;dan sonra Çağataylılar içinde  Müslüman olmayan kalmayacaktır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Başkentin Maveraünnehir &#8216;de Karşı  şehrine nakledilmesinden sonra idarede İslâm tesiri iyice artmıştır. Kazan  Timur&#8217;un ölümünden sonra (1345) devletin dizginleri emirlerin eline geçmiştir.  Böylece merkezin gücü büsbütün zayıflamış, başta Çağatay soyundan bir han  bulunmakla beraber emirler bunları istedikleri gibi yönlendirmişlerdir.  Tuğluk-Timur Han&#8217;ın zamanında, hanlık bir ara kendini toparlar gibi olmuşsa da  bu durum Timur&#8217;un devletini kurmasına kadar (1370) devam etmiştir . Türkistan&#8217;  da konuşulan dil Çağatay Hanlığı ile ilgili olarak Çağatay Türkçesi diye  anılmaktadır.</font></p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/">»<span lang="tr">  “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cengizden-sonraki-hanliklar/">Cengiz’den Sonraki Hanlıklar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/cengizden-sonraki-hanliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Timur İmparatorluğu</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/timur-imparatorlugu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/timur-imparatorlugu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Sep 2007 22:30:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Turkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/timur%e2%80%99dan-sonraki-hanliklar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Timur İmparatorluğu Babası Barlas kabilesi lideri Turgay olan Timur, 1336&#8217;da Semerkant yakınlarında Keş (Yeşil Şehir)&#8217;de doğmuştur. Timur&#8217;un ortaya çıktığı tarihlerde, Çağatay Hanlığı sarsıntı geçirmekte idi. Otorite boşluğundan faydalanan, Cengiz hanedanından olmayan emirler, Çağatay hanlığı içerisinde idareyi ele alarak nüfuzlarını artırmaktaydı. Nitekim 1360 yılından itibaren adından söz edilmeye başlayan Timur, önce Emir Hüseyin ile 1370 yılından [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/timur-imparatorlugu/">Timur İmparatorluğu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><center><font size="5"><strong><font color="#3366ff" face="Maiandra GD">Timur  İmparatorluğu</font></strong></font> </center></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"><font face="Arial" size="2"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Babası Barlas kabilesi lideri Turgay  olan Timur, 1336&#8217;da Semerkant yakınlarında Keş (Yeşil Şehir)&#8217;de doğmuştur.  Timur&#8217;un ortaya çıktığı tarihlerde, Çağatay Hanlığı sarsıntı geçirmekte idi.  Otorite boşluğundan faydalanan, Cengiz hanedanından olmayan emirler, Çağatay  hanlığı içerisinde idareyi ele alarak nüfuzlarını artırmaktaydı. Nitekim 1360  yılından itibaren adından söz edilmeye başlayan Timur, önce Emir Hüseyin ile  1370 yılından itibaren de tek başına Maveraünnehir&#8217;de hâkimiyet kurmuştur. Bu  dönemde girdiği bir savaşta ayağının sakat kalması sebebiyle tarihlerde Aksak  Timur (Timurleng) diye anılacak olan Timur, Cengiz soyundan gelmediği için emir  unvanını kullanmıştır.</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"><font face="Arial" size="2"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"><font face="Arial" size="2"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Emir Timur, 1370-1405 yılları arasında  yaptığı seferlerle, Harezm, Doğu Türkistan, İran, Azerbaycan, Hindistan Delhi  Sultanlığı, Irak, Suriye, Altın Orda Hanlığı ve Osmanlı Devleti&#8217;nin de içinde  bulunduğu muazzam büyüklükteki topraklara hâkim olmuştur. Onun fetihleri,  sonuçları açısından, Türk Tarihini derinden etkilemiştir. Meselâ, Altınorda Hanı  Toktamış üzerine düzenlediği seferler (1391/8) Altınorda Devleti&#8217;nin çöküşüne ve  yerine bölge hanlıklarının kurulmasına sebep olurken, Moskova Knezlerinin  güçlenmesini de beraberinde getirmiştir. Böylece, XVI. yüzyıldan itibaren  Rusya&#8217;nın Kafkaslar ve Deşt-i Kıpçak&#8217;a doğru yayılması söz konusu olacaktır.</font></font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p><font face="Arial" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Ancak Timur&#8217;un Türkistan&#8217;a hâkim olması  aynı zamanda Özbek, Kazak ve Türkmenlerin günümüze kadar ulaşacak olan  tarihlerinin de mihengi noktasını teşkil eder. 1398/99&#8217;da Hindistan Delhi  Sultanlığına düzenlediği sefer de bölgedeki siyasî ve kültürel yapının  değişmesine sebep olmuştur. Ancak Timur&#8217;un 1402 Ankara Savaşı ile Yıldırım  Bayezid&#8217;i yenip, Anadolu&#8217;yu ele geçirmesi, Osmanlı tarihinde unutulmaz bir yer  tutar. Bu olayla, Anadolu&#8217;daki Türk birliği sarsılmış, beylikler yeniden  canlanmış ve &#8220;Fetret Devri&#8221; dediğimiz taht mücadeleleri Osmanlı Ddevleti&#8217;nin  yıpratmıştır.<br />
</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Ülkesindeki karışıklıklar sebebiyle  Anadolu&#8217;da fazla kalamayan Timur, Çin seferine giderken yolda hastalanarak  ölmüştür (1405). Timur&#8217;un ölümünden hemen sonra devlet oğlu ve torunları  arasında paylaşılmıştır. Buna göre; Torunu Muhammed başkent Semerkant&#8217; ta tahta  çıkarken, diğer torunları Pir Muhammed ile İskender İran&#8217; da, 3. oğlu Miranşah  Bağdat ve Azerbaycan&#8217;da, en küçük oğlu Şahruh ise Horasan&#8217;da yerleşmişlerdir.</font></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"><font face="Arial" size="2"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Timurlular adı verilen bunlar arasında  Şahruh, Maveraünnehir bölgesini de ele geçirerek, Herat şehri merkez olmak üzere  devletini kurdu. Ardından İran ve Azerbaycan&#8217;ı da hâkimiyetine alan Şahruh  dönemi (1407-1447), Türkistan&#8217;da parlak bir kültür hayatının başlangıcı  olmuştur. Şahruh&#8217;un ölümü üzerine, tahta büyük bir alim ve astronom olan oğlu  Uluğ Beğ geçti. Onun iki yıllık saltanatı mücadeleler içinde geçmiş ve oğlu  tarafından öldürülünce ülke dahilinde büyük karışıklıklar çıkmıştır. Nitekim  Miranşah&#8217;ın torunu Ebu Said&#8217;in Akkoyunlu Uzun Hasan&#8217;a yenilmesiyle (1469)  Horasan&#8217;ın batısında kalan bütün topraklar Akkoyunluların eline geçti.<br />
</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Timurlulardan yalnız Hüseyin Baykara  (1469-1506) Horasan&#8217;da tutunabilmiştir. Başkenti Herat, Türk tarihinde sayılı  kültür merkezlerinden biri oldu. Ünlü Türk şair ve ilim adamı Ali Şir Nevai  burada yetişmiştir. Baykara&#8217;nın oğlu Bediüzzaman&#8217;ın hükümdarlığı zamanında,  Özbek hükümdarı, Şibani Muhammed Han&#8217;ın başkent Herat&#8217;ı ele geçirmesi( 1507),  Timurluların sonu oldu. Timurlulardan Babür Türkistan&#8217;da başarılı olamayınca,  Hindistan&#8217;a giderek (1519) Türk-Hind İmparatorluğu&#8217;nu kurmuştur.</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/">»<span lang="tr">  “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/timur-imparatorlugu/">Timur İmparatorluğu</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/timur-imparatorlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Timur&#8217;dan Sonraki Hanlıklar</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/timurdan-sonraki-hanliklar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/timurdan-sonraki-hanliklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Sep 2007 12:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Han]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Timur]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Turkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/timurdan-sonraki-hanliklar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Timur&#8217;dan Sonraki Hanlıklar Özbek Hanlığı (Şibaniler) (1428-1599) Batu Han&#8217;ın kardeşi Şiban soyundan gelen Ebulhayr Han devletin kurucusudur. Altınorda Hanı Özbek Han&#8217;ın ahfadından oldukları için devlete onun ismini vermişlerdir. Özbekler, 1428 yılında Ebulhayr&#8217;ı Sibir şehrinde han ilân etmişler ve Timurluların içine düştüğü karışıklıklardan yararlanan Ebulhayr Han da, 1431&#8217;de Gürgenç dahil olmak üzere Harezm&#8217;e, 1447&#8217;ye doğru da [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/timurdan-sonraki-hanliklar/">Timur’dan Sonraki Hanlıklar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><center><font size="5"><strong><font color="#3366ff" face="Maiandra GD">Timur&#8217;dan  Sonraki Hanlıklar</font></strong> </font></p>
<p></center></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">Özbek  Hanlığı (Şibaniler) (1428-1599)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Batu Han&#8217;ın kardeşi Şiban  soyundan gelen Ebulhayr Han devletin kurucusudur. Altınorda Hanı Özbek Han&#8217;ın  ahfadından oldukları için devlete onun ismini vermişlerdir. Özbekler, 1428  yılında Ebulhayr&#8217;ı Sibir şehrinde han ilân etmişler ve Timurluların içine  düştüğü karışıklıklardan yararlanan Ebulhayr Han da, 1431&#8217;de Gürgenç dahil olmak  üzere Harezm&#8217;e, 1447&#8217;ye doğru da Seyhun dolaylarında Sığnak şehrinden Özkent&#8217;e  kadar olan bölgeye hâkim olmuştur. Ancak 1457&#8217;deki Moğol kabilelerin saldırısı  yeterli direnç gösterilmediği gerekçesiyle Özbeklerin bir kısmı Ebulhayr&#8217;ın  hâkimiyetini tanımayarak kuzeye göç etmişlerdir. Bunlar kendi başlarına buyruk  hareket ettiklerinden dolayı Kazak diye anılacaklardır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Ebulhayr Han, Çağataylılar&#8217;dan  Yunus Han&#8217;a karşı giriştiği mücadeleyi kaybederek 1468 yılında ölmüştür. Yerine  geçen oğlu Şah-Budak Han ise Yunus Han ve Timurlulara karşı ülkesini  koruyamamıştır. Onun yerine geçen oğlu Muhammed Şibani Han, önce Timurluların iç  mücadelelerinden faydalanarak, Maverâün-nehr&#8217;i ele geçirmeyi başardı (1500).  Ardından Çağataylılar&#8217;ı yenerek Taşkent ve Sayram bölgelerini (1503),  Timurlular&#8217;ın elinden de Harezm, Belh ve Herat şehirlerini alarak Türkistan&#8217;ın  en büyük gücü haline gelmiştir. Ancak Şibani Han, Merv&#8217;de Safevi Hükümdarı Şah  İsmail ile yaptığı savaşı kaybederek öldü (1510).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Muhammed Şibani Han&#8217;dan sonra  büyük bir sarsıntı geçiren Özbek Hanlığı uzun bir süre iç çekişmelerle  istikrarsız bir dönem yaşamıştır. Muhammed Şibani Han&#8217;dan sonra Özbeklerin en  büyük hükümdarı olarak kabul edilen II. Abdullah Han zamanında (1580-1598),  hanlık eski gücüne kavuşmuştur. Fakat 1597 yılında Safevi Hükümdarı Şah Abbas&#8217;a  yenilmesi Özbek Hanlığı&#8217;nın parçalanmasına yol açmıştır. Sonuçta Horasan  Safevilere, Taşkent ve civarı Kırgızların eline geçti. Diğer bölgelerde müstakil  hanlıklar kuruldu.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>Diğer Özbek Hanlıkları</strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000">Hive Hanlığı  (1512-1873)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Şibaniler soyundan İl-Bars, Safevileri  Harezm&#8217;den atmayı başararak, merkez Ürgenç şehri olmak üzere Hive Hanlığı&#8217;nı  kurdu (1512). Arab Muhammed Han zamanında (1603-1623), hanlık merkezi kuraklık  sebebiyle Hive şehrine nakledilmiştir. Hanlık tarihinde iç çekişmeler, Özbek  Hanlığı&#8217;na, Moğol Kalmuklar&#8217;a, Ruslar&#8217;a ve İran&#8217;a karşı mücadeleler eksik  olmamıştır. XVI. yüzyılın sonlarına doğru, Amu-derya&#8217;nın yatağını değiştirerek,  Hazar Denizi yerine Aral gölüne dökülmeye başlaması, bölgede ziraî ve iktisadî  hayatın büyük ölçüde gerilemesine sebep olmuştur. Hanlık, Afşar hanedanından  Nadir Şah&#8217;ın Hive&#8217;yi ele geçirmesinden sonra (1740) kısa bir süre İran&#8217;a bağlı  kaldı. Deli Petro zamanından beri Orta Asya&#8217;da gözü olan Ruslar, hileyle önce  Hazar kıyılarında üs oluşturup ardından 1873 yılında Hive&#8217;ye saldırdılar ve  hanlığı ele geçirdiler. Son Hive hanının Kızılordu tarafından tahtan  uzaklaştırılmasına kadar ( 1920) şeklen de olsa Hive Hanlığı varlığını korudu.</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Hive Hanlarından Ebul Gazi Bahadır Han  (1643-1665), &#8220;Şecere-i Terakime&#8221; ve &#8220;Şecere-i Türkî&#8221; adlı eserleriyle Türk tarih  ve kültürüne büyük bir hizmette bulunmuştur.</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Buhara Hanlığı (1599 -1868)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">II. Abdullah Han&#8217;ın ölümü  üzerine (1598) baş gösteren iç çekişmeler ve taht kavgaları Özbek Hanlığı&#8217;nın  parçalanmasına yol açmıştı. Halkın ileri gelenlerinin teklifi ile Astrahanlı Yar  Muhammed&#8217;in oğlu Baki Muhammed hanlığa getirildi (1599). Böylece Buhara&#8217;da  Şibani hanedanı yerine Astrahanlılar hanedanı başlamış oluyordu. Bu hanedanın  Canıbeg kolu, İran hükümdarı Nadir Şah&#8217;ın Buharayı işgaline kadar devam  etmiştir. Diğer kolu olan Mangıt Hanedanı ise 1753 yılında Muhammed Rahim  Atalık&#8217;ın hâkimiyeti ele geçirmesiyle başlayıp, 1920 yılına kadar devam eder.  Buhara ve Hive Hanlıkları, İran ve Ruslara karşı Osmanlılar ile iyi ilişkiler  kurmuşlardır. Ancak mesafenin uzaklığı daha sıkı ilişkileri engellemiştir. 1868  yılında Rus hâkimiyetine düşen hanlık, 1920 yılında yeni Sovyet yönetimi  tarafından ortadan kaldırılmıştır.</font></p>
<p></font><font face="Arial" size="3"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 35.4pt">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000"><br />
</font></strong></font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000">Hokand Hanlığı  (1710-1876)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Hive ve Buhara Hanlıkları arasındaki  mücadelelerden bıkan bir kısım halkı etrafına toplayan Şibani soyundan gelen  Şahruh, Fergana&#8217;da Hokand merkez olmak üzere bağımsız bir hanlık kurmayı  başarmıştır (1710). Bir ara Çin hâkimiyetini tanımak zorunda kalan hanlık, 1876  yılında Ruslar tarafından ortadan kaldırılmıştır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Yaka Türkmenleri (Türkmenistan)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Büyük Selçuklu Devleti&#8217;nin  yıkılmasından sonra Türkmenlerin bir kısmı Mangışlak, Maveraünnehir ve  Horasan&#8217;da kalmışlardı. Bu bölgede diğer Türk boyları ile birlikte önce Moğol,  sonra da Timurlular hâkimiyetinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. 17. yüzyılın  ikinci yarısından sonra Moğol asıllı Kalmukların saldırılarına maruz  kalmışlardır. Fakat bulundukları bölgelerin istilâlara karşı daha korunaklı  olması ve boylar hâlinde yaşamaları sebebiyle Türkmenler genelde müstakil bir  hayat sürmüşlerdi. Kopet Dağı çevresinde Yamud, İmralı gibi Türkmen boyları ile  bir araya gelerek güçlendiler.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">1835&#8217;den itibaren İran ve Hive Hanlığı  baskısıyla Merv bölgesine doğru yayıldılar. Burada 1855&#8217;te Hive Hanlığı, 1860&#8217;ta  da İranlıların saldırılarını savuşturarak istiklâllerini korudular. Bu dönemde  başlarında Kuşid Han bulunuyordu . Türkistan&#8217;daki Rus ilerleyişi karşısında  büyük direniş gösteren Türkmenler, 1879&#8217;da Göktepe&#8217;de Rusları ağır yenilgiye bir  uğratmışlardır. Daha sonra aynı mevkide yapılan savaşlarda verilen kayıplar ve  uğradıkları katliamlar sonucunda, Rus hâkimiyetini tanımak zorunda  kalmışlardır(1884). Çarlık döneminde Türkmenler, ağır baskılara maruz  kalmışlardır. Bu baskılar Sovyetler döneminde de devam etmiştir. Bu dönemde  Hazar kıyılarından Merv bölgesine kadar uzanan bölgelerde Türkmenistan Sovyet  Sosyalist Cumhuriyeti adıyla sözde bir devlet kurulmuştur. Bu devlet 1991  yılında bağımsızlığını ilân ederek Türkmenistan Cumhuriyeti adını almıştır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Azerbaycan Hanlıkları</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Azerbaycan yani &#8220;odlar/ateş ülkesi&#8221;  tıpkı Anadolu gibi çok eski devirlerden itibaren Türk akınlarına sahne olmuş  ancak, bölgenin Türkleşmesi XI. yüzyıldaki Selçuklu çağı Oğuz-Türkmen  yerleşmeleriyle gerçekleşmiştir. Moğol ve Timur idaresinden sonra bölgede  Karakoyunlu ve Akkoyunlular Türkmenleri hâkimiyet kurmuştur. Daha sonra kurulan  Safevi Devleti ile Osmanlılar arasında sürekli mücadelelere sahne olan  Azerbaycan, Nadir Şah&#8217;ın ölümünden sonra (1747) küçük hanlıklara bölünmüştür.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Bölgede güçlenen Ruslar, önce  Azerbaycan&#8217;ın iç işlerine karışmaya başladılar. Ardından Kuzey Azerbaycan&#8217;da  yarım asır kadar birbirleri ile mücadele eden hanlıkları, birebir  hâkimiyetlerine almışlardır. Böylece 1805&#8217;de Gence Hanlığı ( Ziyadoğulları),  1806&#8217;da Kuba ve Bakü Hanlıkları, 1815&#8217;te Şeki Hanlığı (Hacı Çelebi oğulları) ve  1822&#8217;de Karabağ Hanlığı (Cevanşir Beyleri) Ruslar tarafından ele geçirildi. Rus  ilerleyişi karşısında harekete geçen, İranlılar, Ruslara peşpeşe yenilerek  Gülistan ve ardından 1828 Türkmençay Andlaşması&#8217;nı imzalamak zorunda kaldılar.  Bu anlaşmayla Azerbaycan, Aras sınır olmak üzere kuzey ve güney diye fiilen  bölünmüş, Kuzey Azerbaycan&#8217;ı Ruslar işgal ederken, Güney Azerbaycan İran&#8217;da  kalmıştır. Güney Azerbaycan&#8217;da Hoy ve Tebriz&#8217;de Dünbüllü Hanları, Erdebil&#8217;de  Şeyhler gibi hanlıklar hüküm sürdüler. Bolşevik İhtilâli üzerine Rus ordularının  Kafkaslardan çekilmesi ardından Azerbaycan Türkleri, 28 Mayıs 1918&#8217;de  bağımsızlıklarını ilân ettiler. Bunda Nuri Paşa komutasındaki bir Osmanlı  birliğinin Bakü&#8217;ye girmesi etkili olmuştur.</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">    İlk bağımsız Azerbaycan  Cumhuriyeti, 27 Nisan 1920 yılındaki kanlı Kızıl Ordu işgaline kadar yaşamıştır.  Sovyetler döneminde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. 1991  yılında ise bu devlet Azerbaycan Cumhuriyeti olarak bağımsız bir Türk devleti  hâline geldi.</font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Kazak Hanlığı ve Yüzler (Cüzler)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Ebulhayr Han idaresindeki Özbekler,  Moğol kabilelerinin saldırısı ile büyük kayıplar vermişlerdi. Özbek uruğları  arasında iç çekişmeler başlaması üzerine bunlardan bir kısmı hanlıktan ayrılarak  kuzeye göç ettiler (1457). Daha başka Türk unsurların katılması ile güçlenen bu  topluluklar, kendi başlarına buyruk hareket ettiklerinden dolayı Kazak diye  bilineceklerdir. Kazaklar bundan sonra Cuci soyundan değişik hanlar idaresinde  siyasî bir birlik hâlinde yaşamışlardır. Kasım Han XVI. yüzyılın başlarında  Kazakların tamamını hâkimiyeti altında birleştirmeyi başarmıştır. 17. yüzyıl  başlarında Tevkel Han zamanında güçlerini daha da artıran Kazaklar,  Maveraünnehir&#8217;e başarılı bir sefer düzenlemişlerdir. Bu dönemde Kazaklar, üç  orda hâlinde (cüz = yüz) teşkilâtlandırılmışlardır. Bunlar Büyük Orda (Ulu Cüz)  doğu da, Küçük Orda (Kiçi-Cüz) batıda, Orta-Orda (Orta-Cüz) ise Taşkent merkez  olmak üzere ortada bulunuyordu.</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">18. yüzyıldaki Kalmuk istilâsı,  Özbeklerin kuzeyindeki Kazakları perişan etmiş ve cüzlerin birbirinden kopmasına  yol açmıştır. Ruslar, Kalmuklar ile Kazakları birbirine kışkırtarak, onları  iyice zayıflatmıştır. Kazak ordalarından Küçük Orda Hanı Ebulhayr&#8217;ın, yardım  alma ümidiyle Ruslara taviz vermesi, Kazakların Rus hâkimiyetine düşmüşlerine  sebep olmuştur (1731).</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD">Geri kalan Kazaklar, Kırgızlar ile  birlikte Buhara, Hive ve Hokand Hanlığı etrafında toplanarak Ruslar&#8217;la mücadele  etmişlerdir. Rus zulmüne karşı Kazak Türkleri pek çok defa isyan etmişlerdir .  Bunlardan 1783&#8217;te Sırım Batur önderliğinde Doğu Kazakistan &#8216;da baş gösteren  ayaklanma 15 yıl sürmüştür. 19. yüzyılın ikinci yarısında Ruslar, Kazakların  siyasî birliğine son vermişlerdir. Sovyetler döneminde de Kazaklara karşı  baskılar ve asimilasyon devam etmiştir</font></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Arial" size="2"><font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
<center><!--adsense#reklam_336x280--></center></font> </font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Kırgızlar</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">840&#8217;ta Orhun-Yenisey&#8217;deki Uygurları  yıkan Kırgızlar önce Karahıtay ve ardından da 13.yüzyılda Moğolların  hâkimiyetinde yaşamışlardır. Timurlular dönemine ait haklarında bir bilgi  bulunmamaktadır. 16 yüzyılda ise başlarında Cengiz soyundan Halil Sultan&#8217;ın  bulunduğu bilinmektedir. Kırgızların kâvmî teşkilâtı, bugünkü şeklini 17.  yüzyılda almıştır. Bu dönemde Kırgızlar, Sağ ve Sol olmak üzere iki kola  ayrılmışlardı. Kırgızlar, Sayan bölgesinde oturdukları eski zamana ait uruğ  (kabile) adlarını korumakla beraber diğer Türk toplulukları ile de  kaynaşmışlardır. Meselâ bunlardan, devlet tecrübesi olmayan bazı Altay ve  Yenisey Türkleri. Kalmuklar ile karışarak Oyrat adıyla anılmışlardır. Umumiyetle  Kazak hanlarının hâkimiyetleri altında yaşayan Kırgızlar, onlarla birlikte, 17.  yüzyılın sonlarında Moğol asıllı Kalmuklara karşı savaşmışlardır. Kalmuklar ile  olan savaş, dünyanın en uzun lirik destanı olan Kırgızların millî destanları  Manas&#8217;ın oluşmasını sağlamıştır..</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Hokand Hanlığı&#8217;nın kuruluşunda Özbekler  yanında Kırgız ve Kazaklar da yer almıştır (1710). Orta Asya&#8217;da Kalmuk istilâsı  Kazak ve Kırgızları yıpratmış, Rusya ve Çin bundan faydalanarak onları  boyunduruk altına almaya çalışmıştır. Sovyet döneminde Bişkek merkez olmak üzere  Karakol bölgesi, Fergana ve Hokand&#8217;ın bazı bölgeleri ile Oş ve Pamir&#8217;in kuzeyini  içine alacak şekilde Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu  devlet 1991 yılında diğer Türk Cumhuriyetleri ile birlikte bağımsızlığını ilân  ederek Kırgızistan Cumhuriyeti hâlini almıştır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Doğu Türkistan (Kaşgar Hanlığı)</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Uygur ve Karahanlıların üzerinde  kurulduğu Isık göl, İli Havzası ve Doğu Türkistan&#8217;ın bir bölümü Çağatay  Hanlığı&#8217;nın çöküşünden sonra, Duğlat emirlerinin hâkimiyetine girmişti.  Timur&#8217;dan sonra kendini toparlayan hanlığın idarecileri, putperest Kalmuk, Oyrat  gibi kabilelere karşı cihat eden Müslüman kimselerdi. Bunlardan biri Veys  Han&#8217;dır (1418-1428). Yerine geçen oğlu Esen-Buğa (1429 -1462), Timurlular ile  mücadele etmiştir. 17 yüzyılda bu bölgelerde Hoca adı verilen yerli kişiler  hâkim idi. Mançu Sülâlesi boyunca (1644-1911) Çin&#8217;e bağlanan bölge halkı daha  sonra sık sık Çin&#8217;e karşı ayaklanmıştır. Bunlar&#8217;dan 1866 yılında başlayan, Yakub  Bey (Atalık Gazi) tarafından idare edilen ayaklanma önemlidir. Türkistan&#8217;ın  istiklâlini amaç edinen Atalık Gazi, kendini Kaşgar Hanı ilân ederek önemli  başarılardan sonra müstâkil hale gelmiştir (1874). Fakat Çin,Rus ve İngiliz  kıskacına giren Atalık Gazi, çareyi İstanbul&#8217;a elçiler göndererek (1870) Sultan  Abdulaziz&#8217;e tâbi olmakta bulmuştur.. Osmanlılar karşılık olarak, o dönemde  içinde bulundukları güç şartlardan dolayı silâh ve iktisadî öğretmenler  göndermekten başka yardım yapamamışlardır. Atalık Gazi&#8217;nin ölümünden sonra  ülkesi Çinliler tarafından tekrar işgal edilecektir (1877).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Safeviler (1502-1732 )</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Devlet, adını Erdebilli (İran) Şeyh  Safiyüddin (ölm. 1334)&#8217; tarafından kurulmuş olan Safeviyye Tarikatı&#8217;ndan  almıştır. Şah İsmail, Akkoyunluların içinde bulunduğu kargaşadan faydalanarak,  gerek Akkoyunlu ve gerekse Karakoyunlulardan dağınık Türkmen zümrelerini,  propaganda ettiği dinî heyecanın katkısı ile bir araya getirmeyi başarmıştır.  Şah İsmail, çoğunluğu Anadolu&#8217;dan gitme Rumlu, Şamlu, Tekelü, Ustacalu,  Dulkadirli, Afşar, Kaçar, Bayburtlu, Varsaklar gibi Türkmen aşiretlerinin de  desteği ile Tebriz&#8217; i zapt ederek Safevi Devleti&#8217;ni kurdu (1502).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Akkoyunlular&#8217;dan Azebaycan&#8217;ı alan Şah  İsmail, 1509&#8217;da Bağdat&#8217;ı ele geçirdi. 1510 yılında Özbek Hanı Şibani&#8217;yi Merv  yakınlarında ağır bir yenilgiye uğratarak sınırlarını Ceyhun nehrine kadar  genişletti. Anadolu&#8217;da Şiî propagandasını gittikçe artırması, Osmanlı Hükümdarı  Yavuz Sultan Selim&#8217;i harekete geçirdi. 1514 yılında Çaldıran&#8217;da yapılan savaşı  kaybeden Şah İsmail, ölümüne kadar (1524) bir daha toparlanamadı. Yerine geçen  Şah Tahmasb (1524 -1576), saltanatı süresince doğuda Özbekler, batıda da  Osmanlılar ile mücadele etti. Onun ölümü ile bir süre devam eden  karışıklıklardan sonra hükümdar olan I.Abbas dönemi (1587-1628) Safevilerin en  parlak dönemidir. Özbeklere ve Osmanlılara karşı başarılar yanında pek çok  alanda ilerlemeler kaydedilmiştir. Daha sonraki dönemler Osmanlılarla uzun süren  mücadeleler, taht kavgaları ve iç çekişmelerle geçmiştir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">1732 yılında Afşarlar&#8217;dan olan Nadir  Şah&#8217;ın iktidarı ele geçirmesiyle İran&#8217;da Safevi Hanedanı yıkılmış Afşar Hanedanı  başlamıştır. Nadir Şah, doğuda Türkistan ve Hindistan&#8217;da büyük fetihler  yapmıştır. 1779 yılında kurulan Kaçar Hanedanı ile İran&#8217;da Türk hâkimiyeti 1925  yılına kadar kesintisiz devam etmiştir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p></font></p>
<p style="text-align: center">   <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2">   Hindistan Türk Sultanlıkları-Babürlüler</font></strong></font></p>
<p><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Gur Devleti&#8217;nin Kuzey Hindistan&#8217;daki  Valisi Kutbiddin Aybeg tarafından kurulmuştur (1206). Lahor ve Pencap&#8217;ı da  ülkesine katan Aybeg&#8217;in 1210&#8217;da ölmesi üzerine, oğlu olmadığı için yerine damadı  Şemsüddin İl-Tutmuş, bütün Kuzey Hindistan&#8217;ı elinde toplayarak Şemsiyye  Hanedanı&#8217;nı kurdu (1211 -1266).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">İl-Tutmuş zamanında devleti Delhi  başkent olmak üzere, Pencap, Multan, Lahor yanında kuzeyde Gazne&#8217;ye kadar uzanan  bölgeleri içine alıyordu. İl-Tutmuş, Harezmşahlara karşı ülkesini korumuş,  Moğolların önünden kaçan kalabalık Türk kitlelerini kabul ederek Hindistan&#8217;ın  kuzeyinde Türk kültürünün gelişmesini sağlamıştır . Halife tarafından Hindistan  Sultanı olarak tanınan İl-Tutmuş, 1236 yılında ölmüştür.Daha sonra kurulan  Balaban Hanedanı döneminde (1266-1290), Moğol saldırıları durdurulmuş , ülke  imar edilmeye çalışılmıştır. Kalaç Türklerinin Başbuğu Celaleddin Firuz&#8217;un  iktidarı ele geçirmesiyle başlayan Kalaç Hanedanı döneminde (1290-1320) Moğollar  akınları püskürtülüp, yeni fetihler gerçekleştirilmiştir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Kalaçlardan sonra Gıyaseddin Tuğluk  tarafından kurulan Tuğluk Hanedanı bir asra yakın hâkimiyet sürmüştür  (1321-1413). Türkistan&#8217;da Timur hâkimiyeti Hindistana Türk göçünün kesilmesine  sebep olmuştu. Bundan dolayı devlet içerisinde yerli güçlerin ağırlığının  artmaya başlaması üzerine Timur, Hindistan&#8217;a sefer yapmaya karar verdi.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Timur 1398 yılındaki bu seferiyle  Hindistan&#8217;da zayıflayan İslâm&#8217;ı güçlendirmek istiyordu. Fakat Tuğluklulara ağır  bir darbe indirmekle bağımsız devletçiklerin artmasına zemin hazırlamıştır.  Nihayet Delhi&#8217;de idarenin Afganlıların (Seyyid Ailesi) eline geçmesi ile Tuğluk  Hanedanı sona ermiştir (1414).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Hind-Türk İmparatorluğu olarak da  bilinen Babürlüler Devleti&#8217;nin kurucusu, Timurlular&#8217;dan Fergana Beyi Ömer Şeyh  Mirza&#8217;nın oğlu Zahüriddin Babür&#8217;dür. Renkli bir kişiliğe sahip olan Babür,  Türkçe yazdığı Vekayi adlı hatıratında, kendinin ve askerlerinin Türk olması ile  iftihar etmesine rağmen, kurduğu devleti batılı tarihçiler tarafından yanlış ve  kasıtlı olarak Moğol devleti olarak adlandırılmaktadır. Babür, 1501 yılında  Semerkant&#8217;ı ele geçirmesine rağmen, Özbekler karşısında tutunamayarak 1519  yılında Hindistan&#8217;a gelir. Delhi Sultanı Afganlı Lûdi hükümdarı ile uzun  mücadelelerden sonra, Pencap&#8217;ın önemli şehirleri yanında Delhi ve Agra&#8217;yı da  alarak devletini kurmuştur (1526). Afgan emirlerini, Hindu prenslerini ve yerel  hâkimleri mağlûp eden Babür, Müslüman olmayanlara karşı başarılarından dolayı  Gazi unvanını almıştır (1527). Bir yıl sonra hâkimiyetini Bengal&#8217;e kadar uzatan  Babür, 1530 yılında başkent Agra&#8217;da ölmüştür. Babür&#8217;den sonra yerine geçen oğlu  Hümayun , Hindistan&#8217; da önemli fetihlerde bulunmasına rağmen kardeşleriyle  giriştiği iktidar mücadelesini kaybederek Safevilere sığınmıştır (1540). Ancak  bir müddet sonra Delhi&#8217;yi geri alarak tekrar hâkimiyet kurmayı başarır (1555).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Onun yerine geçen oğlu Ekber dönemi  (1556-1605) devletin en parlak dönemidir. Ekber yaptığı fetihlerle Hindistan  Yarımadası&#8217;nın büyük bir bölümünü hâkimiyeti altında birleştirdi. Aynı zamanda  din, kültür, iktisat alanlarında büyük gelişmeler kaydedildi. Dış işlerine de  önem verilerek, Safeviler, Özbekler, Osmanlılar ve Portekizliler ile  münasebetler kurulmuştur. Oğlu Cihangir döneminde (1605-1627), İngilizler  Hindistanda yer edinmeye başlamışlardır. Daha sonra gelen Şah Cihan dönemi  (1628-1658) mimarî, sanat ve siyaset alanlarında parlak bir dönemdir. Osmanlılar  ile kurulan yakın münasebetler sonucunda, dünyanın en güzel mimarî eserlerinden  sayılan Tâc-Mahal Türbesi&#8217;nin inşasında Osmanlı mimarları da görev almıştır.  Kardeşleri ile yaptığı mücadeleyi kazanarak tahta geçen Alemgir döneminde  (1658-1707), başarılı bir siyasî dönem geçirilmiştir. Ancak ondan sonra  Babürlülerin durumu bozulmuştur.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">İç çekişmeler, taht kavgaları,  ayaklanmalar birbirini izlemiştir. 1723 yılında devlet, Delhi ve Haydarabad  olmak üzere ikiye ayrılmıştır. 1739 yılında İran hükümdarı Nadir Şah&#8217;ın Kuzey  Hindistan ve Delhi&#8217;yi ele geçirmesinin ardından batılıların ülke üzerindeki  baskıları artmaya başladı . 1766 yılında yapılan Allahabad Antlaşması ile idarî  hâkimiyet İngilizlerin eline geçti. Nihayet, 1858 yılında Hindistan&#8217;ın  İngiltere&#8217;ye bağlanmasının ardından 1877&#8217;de Kraliçe Victoria, resmen Hindistan  İmparatoriçesi ilân edildi.</font></p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/">»<span lang="tr">  “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/timurdan-sonraki-hanliklar/">Timur’dan Sonraki Hanlıklar</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/timurdan-sonraki-hanliklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diğer TÜRK &#8211; İslam Devletleri</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/diger-turk-islam-devletleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/diger-turk-islam-devletleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Sep 2007 12:02:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[imparatorluk]]></category>
		<category><![CDATA[inkilap]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Milli]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Turkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/diger-turk-islam-devletleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diğer TÜRK &#8211; İslam Devletleri HARZEMŞAHLAR (1097-1231) Ceyhun ırmağının Aral gölüne döküldüğü yerin güney kesimleri Harezm (Harzem) adıyla anılır. Öteden beri burada hüküm sürenlere Harzemşah (Harezmşah) denilmiştir .Harzemşahlar sülâlesinin atası Anuş-Tegin isminde, Begdili Türk zümresine mensup bir kişidir. Anuş- tegin Selçuklu Sultanı Melikşah&#8217;ın saray hizmetinde bulunuyordu. Oğlu Kudbeddin Muhammed, Selçuklulara bağlı kalarak, Harzemşah unvanı ile [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/diger-turk-islam-devletleri/">Diğer TÜRK – İslam Devletleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><center><strong><font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Diğer TÜRK &#8211; İslam  Devletleri</font></strong><font size="5"> </font></p>
<p></center> <strong><font face="Arial"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#990000" face="Maiandra GD" size="2">HARZEMŞAHLAR (1097-1231)</font></p>
<p></font></strong><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Ceyhun ırmağının Aral gölüne döküldüğü  yerin güney kesimleri Harezm (Harzem) adıyla anılır. Öteden beri burada hüküm  sürenlere Harzemşah (Harezmşah) denilmiştir .Harzemşahlar sülâlesinin atası Anuş-Tegin  isminde, Begdili Türk zümresine mensup bir kişidir. Anuş- tegin Selçuklu Sultanı  Melikşah&#8217;ın saray hizmetinde bulunuyordu. Oğlu Kudbeddin Muhammed, Selçuklulara  bağlı kalarak, Harzemşah unvanı ile bu bölgenin valiliğini üstlenmiştir  (1097-1128). Daha sonra başa geçen Atsız ve İl-Arslan devirlerinde hem Irak  Selçukluları hem de Kara-Hıtaylarla mücadele edildi. Nitekim İl-Arslan, Sultan  Sencer&#8217;in ölümü üzerine bağımsızlığını ilân etti (1157).</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Harzemşahların en büyük hükümdarı  Alaaddin Tekiş&#8217;tir (1172 -1200). Tekiş, önce Kara-Hıtaylar&#8217;ı, ardından son  Selçuklu Hükümdarı II. Tuğrul&#8217;u yendi. Harzemşahlar kısa sürede sınırlarını Doğu  Anadolu&#8217;dan Maverâünnehir&#8217;e kadar genişlettiler. Âdeta Selçuklu devletinin  vârisi oldular. Karahanlı ve Kara-hıtay devletlerine son verdiler. Ancak bu  parlak dönem uzun sürmedi. 1220&#8217;de bütün ülke Cengiz Moğolları&#8217;nın istilâsına  uğradı. Celâleddin Harzemşah devleti yeniden toparlamak için uğraştıysa da  başarılı olamadı. Ölümü üzerine Harzemşahlar Devleti tamamen ortadan kalktı  (1231).</font><strong><font face="Maiandra GD"> </font></strong></p>
<p></font><strong><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#990000" face="Maiandra GD">EYYUBİLER (1171-1348)</font></p>
<p></font></strong><font face="Arial" size="2"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Haleb Atabeyi Nureddin Mahmut&#8217;un  komutanlarından Selâhaddin, Haçlılarla işbirliği yapmakla Mısır&#8217;daki Fatımî  devletine son vermişti (1171). Burada güçlü bir idare kuran Selahaddin, Nurettin  Mahmut&#8217;un ölümünden sonra bağımsızlığını ilân etti (1174). Kurduğu devlet  babasının adından dolayı Eyyûbîler olarak bilinir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Selahattin Eyyûbî, emrinde bulunan Türk  askerleriyle beraber Haçlılara karşı çetin mücadeleler verdi. Ünlü Hıttîn savaşı  ile Haçlıları Kudüs&#8217;ten çıkardı ve İslâm dünyasında bir efsane hâline geldi  (1187). Nitekim bir Arap şairi Selahattin Eyyûbî&#8217;nin Halep&#8217;i de alması üzerine  &#8220;Arap milleti, Türklerin devletiyle yüceldi. Ehl-i Salib (Haçlılar) davası  Eyyûb&#8217;un oğlu tarafından perişan edildi&#8221; demiştir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Eyyûbî Devleti&#8217;nin sınırları kısa  sürede Mısır, Suriye, Güneydoğu Anadolu ve Arabistan&#8217;ın güneyine kadar  genişledi. Ancak Selahattin Eyyûbî&#8217;nin ölümü üzerine devlet hanedan üyeleri  tarafından paylaşıldı(1193). Mısır&#8217;daki asıl kol, ordu komutanlarından Aybeg  tarafından yıkıldı ve yerine Memlûkler devleti kuruldu (1250). Hama kolu ise  1348&#8217;e kadar varlığını devam ettirmiştir.</font></p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><strong><font color="#990000" size="2"> MEMLÜKLER (1250-1517)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Memlûk kelime manasıyla beyaz  köle demektir. Ancak bu söz zamanla bir terimi ifade eder olmuştur. Savaş esiri  veya satın alınanların oluşturduğu hükümdarın muhafız birliklerine bu isim  verilmiştir. İlk defa Abbasi halifeleri Türk asıllı Memlûkleri kullanmış,  zamanla bunlar güçlenerek kendi devletlerini kurmuşlardır. Mısır&#8217;da kurulan  Tolunoğulları ve Ihşidîler böyle ortaya çıkmışlardır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">İşte Mısır&#8217; da kurulan Memlûk  Devleti&#8217;nin kurucusu İzzettin Aybeg de, Memlûk adı verilen askerî komutanlardan  biriydi. Eyyûbîlerin son hükümdarı ölünce tahta, karısı Şecerüddür geçmişti.  Ancak bu durum hoş karşılanmadığından komutanlardan İzzettin Aybeg ile evlendi.  Ordu, İzzettin Aybeg&#8217;i sultan ilân etti. Böylece Eyyûbî hanedanına son verilmiş  oluyordu (1250).Memlûkler, Haçlıları ve o zamana kadar yenilemeyen Moğolları  durdurarak İslâm dünyasının koruyuculuğunu üstlenmişlerdir. Aybeg&#8217;den sonra  tahta çıkan Kotuz, Moğol-Ermeni ve Haçlı müttefik ordusunu Ayn-Câllûd Savaşı&#8217;nda  bozguna uğratmıştır(1260).<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bir Kıpçak Türk&#8217;ü olan Baybars,  Suriye&#8217;yi Haçlılardan kurtarmış, Moğollara karşı başarılar kazanmıştır.  Moğolların Abbasi halifesini öldürmesi üzerine, aynı aileden birini halife ilân  ederek , halifeliği Mısır&#8217;a taşımıştır. Döneminin en güçlü devleti hâline gelen  Memlûklar arasında zamanla iç çekişmeler başlamış ve bu durumdan faydalanan  Çerkes kölemenleri devleti ele geçirmiştir (1382). Nitekim Yavuz Sultan Selim,  Mısır&#8217;ı alarak bu devletin varlığına son vermiştir (1517).</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify">&nbsp;</p>
<p style="text-indent: 10px" align="center">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#990000" face="Maiandra GD">Tolunoğulları (875-905)</font></p>
<p></font></strong><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Abbasi Halifeliği sınırları içerisinde  kurulan müstakil ilk Türk devletinin kurucusu Tolunoğlu Ahmet&#8217;tir. Oğuz  Türklerinden olan Tolun, Halife Mu&#8217;tasım zamanında cesareti ve bilgisi ile ün  yapmış bir kişiydi.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD">Aynı şekilde cesur ve kültürlü olan  oğlu Ahmet, ordu komutanı iken, Mısır&#8217;a vali tayin edilmişti. Ahmed Mısır&#8217;ı  başarıyla yönetmiş ve kuvvetli bir ordu kurmuştu. Bağdat ile arası açılınca  bağımsızlığını ilân etti (875-884). Mısır maliyesini düzeltip, halkı darlıktan  kurtardığı için oldukça seviliyordu. Kısa zamanda Suriye ve Çukurova yöresini  ele geçirdi. Ahmet&#8217;ten sonra yerine geçen oğlu Humâreveyh zamanında devletin  sınırları Toroslara ve Irak&#8217;a kadar genişledi. Ancak onun yerine geçenler  devleti koruyamadılar. Nihayet 905 yılında Abbasi kuvvetleri Mısır&#8217;a girerek  Tolunoğullarına son verdiler.</font></p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="justify">&nbsp;</p>
<p></font><strong><font face="Maiandra GD" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center">&nbsp;</p>
<p></font><font face="Arial" size="2"></p>
<p style="text-indent: 10px" align="center"> <font color="#990000" face="Maiandra GD">Ihşîdiler (935-969)</font></p>
<p></font></strong><font face="Arial"></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Mısır&#8217;da kurulan ikinci Türk  devletidir. Devletin kurucusu Maverâünnehir Türk beyleri sülalesinden olan  Muhammed Ebubekir adında bir komutandır. Babası Toğaç, Tolunoğullarının  hizmetinde bulunmuştur. Mısır valisi iken bağımsızlığını ilân eden Muhammed  Ebubekir (935), önce topraklarını Dicle&#8217;ye kadar genişletti. Daha sonra İslâm&#8217;ın  mübarek şehirleri olan Mekke ve Medine&#8217;yi devletine bağladı. Ölümünden sonra  oğulları başa geçtiyse de asıl idare kölesi Kafur&#8217;un elindeydi. Kafur&#8217;un  ölümüyle başlayan iç mücadelelerden faydalanan Fatimîler, Mısır&#8217;ı zaptederek  Ihşidîlere (Akşitler) son verdiler (969).</font></p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/">»<span lang="tr">  “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/diger-turk-islam-devletleri/">Diğer TÜRK – İslam Devletleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/diger-turk-islam-devletleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
