<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Perili Köşk Ömer Seyfettin | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/perili-kosk-omer-seyfettin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Mar 2017 08:04:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Perili Köşk &#8211; (Ömer Seyfettin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/perili-kosk-omer-seyfettin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/perili-kosk-omer-seyfettin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 12:10:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öyküler - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Yüklü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Oku]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler ve Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettin Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettinin Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettinin Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oyku]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Oku]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Perili Köşk]]></category>
		<category><![CDATA[Perili Köşk Ömer Seyfettin]]></category>
		<category><![CDATA[Perili Köşk Öyküsü Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatından Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatından Öyküler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Perili Köşk (Ömer Seyfettin) Sermet Bey döndü, arkasındaki bekçiye, &#8211; İşte bir boş köşk daha! Dedi. Küçük bir çam ormanının önünde beyaz, şık bir bina, mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu. Tarhlarını yabani otlar bürümüş. Bahçesinin demir kapısında büyük bir &#8220;Kiralıktır&#8221; levhası asılıydı. Bekçi başını salladı: &#8211; Geç efendim, geç!&#8230; Orası size gelmez. &#8211; Niçin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/perili-kosk-omer-seyfettin/">Perili Köşk – (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 25pt; font-family: Maiandra GD; color: #4abfe1;">Perili Köşk</span></strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="color: #4abfe1;"><span style="font-size: 25pt;"><br />
</span></span><span style="color: #ff9933;"><span style="font-size: 15pt;">(Ömer  Seyfettin)</span></span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey döndü, arkasındaki  bekçiye,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; İşte bir boş köşk daha! Dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Küçük bir çam ormanının önünde beyaz, şık bir bina,  mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu. Tarhlarını yabani otlar  bürümüş. Bahçesinin demir kapısında büyük bir &#8220;Kiralıktır&#8221; levhası asılıydı.  Bekçi başını salladı:</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Geç efendim, geç!&#8230; Orası size gelmez.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Niçin canım?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Demin gösterdiğim evi tutunuz. Küçük ama çok  uğurludur. Kim oturursa erkek çocuğu dünyaya gelir.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; On iki kişi nasıl sığarız beş odaya! Buraya  bakalım, buraya&#8230; Tam bize göre&#8230;<br />
Bekçi tekrar, katî bir işaretle,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Buraya oturamazsınız efendim&#8230; dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey, gözünü köşkten alamıyordu. Her tarafında  geniş balkonları vardı. Temellerinin üzerine yaslanmış sanılacaktı. Kuluçka  yatan beyaz bir Nemse tavuğu gibi yayvandı. Yirmi senedir, çocuğa kavuşalıdan  beri hep böyle bir yuva tahayyül ederlerdi. Asabî bir istical ile,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Niye oturamayız? diye sordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Efendim, bu köşkte peri vardır.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Ne perisi?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Bayağı peri! Gece çıkar. Evdekilere rahat vermez.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey, gözüyle gördüğüne, kulağıyla işittiğine  inananlardan değildi. Eliyle sıkı sıkıya tutup hissetmeyince bir şeyin varlığına  hükmetmezdi, gözle kulak onca birer yalan kovuğuydu. Yalanla hep bize bu dört  kapıdan girerdi. Fakat el&#8230; fakat Lâmise, hiç dolma yutmazdı. Bütün hurafeler,  bâtıl itikatlar dimağımıza hücum için gözle kulağa koşardı. Güldü:</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Perinin bize zararı dokunmaz! dedi:</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Bekçi bir küfür işitmiş gibi Sermet beyin yüzüne  baktı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Her giren evvelâ böyle söyler, ama bir ay oturmaz.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Senin nene lâzım. Haydi burasını gezelim.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Anahtarı sahibindedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Sahibi kim?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Sahibi Hacı Niyazi Efendi. İşte şu yandaki köşkte  oturan&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Haydi anahtarı alalım.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Peki, ama&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Döndüler. Sık ağaçlar arasından yalnız üst katının  çatısı görünen kırmızı aşıboyalı bir eski eve doğru yürüyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyar bekçi yolda beyaz köşkün tarihini kısaca  anlattı. On senedir buraya girenler bir aydan ziyade oturamamışlardı. Evvelâ  peri görünüyor, sonra büyük büyük taşlar atıyor, nihayet gelip camları kırıyor,  içeridekilere geceleri hiç rahat vermiyordu. Kiracılardan ikisinin yüreğine  inmiş, üçünün evlâtlıkları çarpılmış, birisinin karısı korkudan altı aylık  çocuğunu düşürmüştü. Gölgelerinde koyunlar otlayan çiçekli badem ağaçlarının  altından geçtiler. Kırmızı köşkün kapısını açtılar.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Hacı Niyazi Efendi eski bir evkaf memuruydu.  Hürriyet&#8217;te tazminat olarak daireden çekilmiş, ev alıp satmakla geçinmeğe  başlamıştı. Fakat çok doğru bir adamdı. Senede belki yüz ev sattığı halde kendi  perili köşkünü hariçten gelip Hanya&#8217;dan Konya&#8217;dan haberi olmayan enayi bir  müşteriyi sokmuyor: &#8220;Allah&#8217;tan korkarım neme lâzım!&#8221; diyordu. Köşkünün perili  olduğunu hiç saklamazdı. Kapıyı kendi açtı. Sermet Bey evi gezmek istediğini  söyledi:</span><br />
[ad1]<br />
<span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Pekâlâ, buyurun! Dedi.</p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Önlerine düştü. Bahçeden geçtiler. Hacı Niyazi  Efendi sokakta sarı aba cübbesinin cebinde pirinç bir anahtar çıkardı. Bahçe  kapısını açtı, Sermet Beye,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Bu anahtar köşkü de açar&#8230; dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Yürüdüler, bahçe hakikaten biraz vahşiydi.  Bakımsızlıktan, ayak basmamış bir dere içine dönmüştü. Köşkün arkasındaki küçük  çam ormanında da vahşi bir sükun vardı. Bekçi köşke girmedi. Kapıda kaldı.  Sermet Bey, ev sahibiyle gezdi. Tezyinata hiç diyecek yoktu. Alt kat bütün  mermerdi. Sarnıç, banyo, kuyu, kümes, ahır&#8230; Hepsi tamamdı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Kirası ne kadar?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Çok istemiyorum. Yüz seksen lira. Ama üç  seneliğini peşin isterim.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Niçin?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Bakınız beyim, niçin: Düşmanlarım, köşk kiracısız  kalsın diye peri lafı çıkarmışlar. Birisi girdi mi, herkes fisebilillâh peri  propagandasına başlar. Nihayet kiracılar işittikleri yalanı, gördük sanıyorlar.  Meselâ kış ortası köşkü başıma bırakıp savuşuyorlar. Daha fenası, çıkanlar  propagandacılara katılıyor. İki sene daha böyle giderse malımı ne satabileceğim,  ne de kiracı bulabileceğim.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey sordu:</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Vâkıa şimdiye kadar hemen hiç&#8230; Fakat giren,  komşuların lafına kapılır. Çok durmaz. Ürker, kaçar.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Ben ürkmem.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; İnşallah.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Fakat üç senelik peşin, bu biraz ağır&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Ne yapayım beyim. Canım yandı. İsterseniz&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey köşkü çok beğenmişti. Hem kirası da  ucuzdu. Şimdi üç odalı kulübelerin seneliğine yüz elli lira istiyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Hemen o gün kontratı yaptılar. Üç senelik kira olan  beş yüz kırk lira peşin verilecekti. Hacı Niyazi Efendinin evinden çıktıktan  sonra Sermet Bey bekçiyi çıkardı, bahşişiye bir yirmi beşlik kağıt verdi. Bekçi,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Paranıza yazık oldu efendi dedi, üç sene değil, üç  ay oturamazsınız.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Görürsün.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Görürüz. Hacı Efendi her girenden böyle üç  seneliğini peşin alır, ama hiç birisi bir yaz kalamaz. Verdikleri para da yanar.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey bir hafta sonra kalabalık ailesiyle köşke  taşındı. Halis bir zevk ehliydi. Her gece çalgı çağanak, yemek, içmek, keyif,  sefa gırla giderdi. Daima akrabalarından kadın, erkek, dört beş misafiri  bulunurdu. Sermet Bey <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a>iyeli&#8217;ydi. Fakat Avrupalıların  &#8220;Gündüz cefa, gece sefa&#8221; düsturunu kabul etmişti. Çocukları mektebe giderlerdi.  Kızlarını büyük ticarethanelere kâtip diye yerleştirmişti. Karısı kız  mekteplerinde piyano dersi verirdi. Evde çalışmayan yalnız yetmiş beşlik  annesiydi. O da mutfağa, hizmetçilere, filan bakardı. Yemeğe gece yarısına yakın  yerler, yemekten sonra hiç oturmazlar, hemen yatarlardı. Aradan on beş gün  geçmedi. Bir gece aşağı kattan bir çığlık koptu. Hizmetçi Artemisya, avazı  çıktığı kadar haykırarak yukarı koştu. Arkada, çamların arasında beyaz bir şeyin  gezindiğini haber verdi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Gözünüze öyle görünmüştür! Dediler.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Gören diğer hizmetçilere de kanmadılar. Çoluk,  çocuk, hepsi arka odanın balkonuna çıktılar. Artemisya&#8217;nın parmağıyla gösterdiği  beyaz hayaleti gördüler. Ağaçların altında duruyor, sanki köşke bakıyordu.  Sermet Bey gözlerini oğuşturdu:</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Vay anasına! dedi, telkinin kuvvetine bak!</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Karısı, kızları, çocukları korkudan sapsarı  kesildiler. Büyük kızı,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Ne telkini beybaba! İşte karşımızda, görmüyor  musun? Dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Görüyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Ey, o halde telkin ne demek?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Buraya girdik gireli peri masalından başka bir şey  işittik mi? Her gelen bir şey söyledi. Şimdi biz bu tesirle böyle hepimiz  birden, olmayan bir şeyi görüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Bu mümkün değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Nasıl değil?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey, hokkabaz Kazanöv&#8217;ün nasıl bütün bir  tiyatro halkına ceplerindeki <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-sanatlari/"> <span style="color: #000000;">sanat</span></a>ı yanlış gösterdiğini filan anlattı.  &#8220;Gözümüz kulağımızdan giren yalanları görür dedi, fakat elimizi bu gördüğümüz  şeye sürmeyiz. Hemen kaybolur&#8221;. Sonra kalktı. Karısının menetmesini filan  dinlemedi. Elini görünen hayale sürmek için bahçeye fırladı. Çamlara doğru  gitti. Fakat hayal kaçtı. Kayboldu. O gece evin içinde Sermet Beyden başka kimse  uyuyamadı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Artık her gece bu hayali görüyorlardı. Sermet Bey,  elini sürmeğe çıkınca hayal kaçıyordu. Biraz alışır gibi oldular. Fakat bir gece  hepsi uyurken müthiş bir sarsıntı köşkü yerinden oynattı. Balkonlara koştular.  Bir şey göremediler. Sabahleyin yemek odasının dibinde kocaman bir taş buldular.  Sermet Bey annesi, &#8220;Bizi bu köşkten çıkarmazsan sana hakkımı helâl etmem&#8221; demeğe  başladı. Beş yüz kırk liraya iki ay oturmak&#8230; Bu Sermet Beyin işine gelecek şey  değildi. Ama gece aşırı büyük büyük taşlar ev halkına uyku uyutmuyor, hepsini  heyecan içinde bırakıyordu. Sermet Bey, her defasında hayalin üzerine gidiyor,  bir türlü elini süremiyordu. Taşların başladığını duyan komşular, &#8220;daha  çıkmazsanız camlarınızı da kırar&#8221; diyorlardı. Sermet Bey kontratın, &#8220;Çıkarken  bütün tamirat müstecire aittir&#8221; maddesini hatırlayarak daha ziyade canı  sıkılıyor, bu cam kırma devresinin hululünden evvel bir şey yapmayı düşünüyordu. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yavaş yavaş kendi itikadı da  bozulmağa başladı. Nihayet çıkmağa karar verdiler. Fakat başka bir ev  bulamıyorlardı. Köşke dair daha bin türlü hikayeler işitmeğe başladılar. Sözde  burası eskiden kabristanmış. Mutfağın olduğu yerde beş yüz senelik bir evliya  yatıyormuş&#8230; Sermet Bey, atılan taşlara, kırılan camlara rağmen hâlâ periye  inanmıyordu. Bu peri daima çamlığın içine kaçıyor, orada sır oluyordu. Sermet  Bey, bir gün çamlığın içine saklanıp birdenbire perinin karşısına çıkmayı, yahut  arkasından yavaşça gidip elini sürüvermeyi düşündü. Evdekilerin hiçbiri buna  razı olmadı: &#8220;Seni hemen oracıkta çarpar!&#8221; diyorlardı. Fakat Sermet Bey, bulanan  gönlüne rağmen, periye, ecinniye filan bir türlü inanmıyordu. Ertesi akşam  koruya gitti. Büyük bir çamın alt dallarından birine bindi. Bekledi, bekledi.  Gece yarısı oldu. Köşktekiler de meraktan uyuyamıyorlardı. Zavallıların  balkonlarda gezindiklerini görüyorlardı. Birdenbire yüreği hop etti. Hayal sökün  etmişti.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Eliyle dokununca gölge gibi uçup silineceğini  katiyen bildiği halde yine Sermet Beyin dizleri titremeğe başladı. İçinden, &#8220;Ben  korkmuyorum, fakat vücudumun korkuyor!&#8221; dedi. Yavaşça aşağı atladı. Hayalin  arkasından yürüdü. Şeklinin hatları pek sarih gözüküyordu. Yaklaştığını hayalet  hiç duymadı. Yavaşça elini uzattı. Beyaz cisme dokundu. Hayal birdenbire fena  halde ürktü. Ama kaybolmadı. Döndü, Sermet Beyi görünce alabildiğince kaçmağa  başladı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey, dokununca kaybolmadığı için bu hayalin  peri filan olmadığını hemen anlamıştı. Peşini bırakmadı. Kovaladı. Çamlığın  sonundaki alçak duvara dayalı bir tahtaya tırmanırken yakaladı. Gayet  kuvvetliydi. Hayal, mukabele olmadığını anlayınca çırpınmaktan vazgeçti. Sermet  Bey,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Ben sana elâlemle alay etmesini gösteririm diye  zavallı hayali sırtladı. Köşke doğru sürükledi. Bağırdı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Lamba getirin, suratını görelim.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; &#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Köşk halkı bahçe kapısına inmişti.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; İnsanmış kerata! Ben dünyada ecinni filan yoktur,  demez miyim?</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Hayal bir türlü beyaz çarşafı başından bırakmak  istemiyordu. Sermet Bey zorla çekti. Sakalı bıyığına karışmış Hacı Niyazi  Efendiyi görünce şaşırdılar. Biçare, yüzünü göstermemek için elleriyle  örtüyordu. Arkasındaki Şam kumaşından gecelik entarisi yırtılmıştı.</span><br />
[ad2]<br />
<span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey bir kahkaha attı.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Kızlar, çocuklar, hizmetçiler alıklaştılar.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Büyük Hanım,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Niçin ümmet &#8211; i Muhammed&#8217;i korkutup deli ediyorsun  a efendi?&#8230; dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Onun sebebini ben bilirim! Cevabını verdi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sonra büyük kızına hokka kalemle, yazıhanedeki  kontrat kağıdını çabucak getirmesini söyledi. Hacı Niyazi Efendi donmuş gibi,  sorulan şeylere hiç cevap vermiyor, hep yüzünü karanlıklara çeviriyordu. Kontrat  kağıdıyla hokka kalem gelince, Sermet Bey,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Haydi bakalım, al eline kalemi!&#8230; Yüreğine  indirdiklerinin düşürttüğünün çocukların cezasını görmek istemiyorsan  söylediğimi yaz, imzayı bas! dedi.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Hacı Niyazi Efendi mihaniki bir hareketle kaleme  kaptı. Sermet Bey&#8217;in kelime kelime söylediklerini tereddüt etmeden yazdı:<br />
&#8220;Kiracım Sermet Bey&#8217;den köşkün altı senelik kirası olan bin seksen lirayı  peşinen, aldım&#8221;.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Hah şöyle!</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; &#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">imzasını attı. Beyaz örtüsüne bu sefer yarım  bürünmüş olduğu halde, her gece sır olduğu tarafa gitti.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">Sermet Bey&#8217;in iki senedir köşkte oturabildiğine  herkes hayrette kaldı. Komşuları Hacı Niyazi Efendiye,</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Galiba senin evin ecinnileri, başka eve göç  ettiler. Yeni kiracın hiç çıkacağa benzemiyor! dedikçe, evvelâ sararıyor, sonra  kızarıyor, şu cevabı homurdanıyordu:</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; Ne abdest, ne oruç, ne namaz, ne niyaz&#8230; Karılı,  erkekli, çoluklu çocuklu hepsi akşamdan sabaha kadar sarhoş! Ayol onlara ecinni  değil, şeytan bile görünemez! </span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 18pt;"> <span style="color: #c0c0c0;">|</span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span lang="en">»</span> &#8220;Öyküler&#8221; Sayfasına Dön! <span lang="en">«</span></a> <span style="color: #c0c0c0;">|</span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span style="color: #ffffff;"> Öyküler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span style="color: #ffffff;"> Hikayeler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Oyku/"><span style="color: #ffffff;">Öykü</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Hikaye/"><span style="color: #ffffff;"> Hikaye</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/perili-kosk-omer-seyfettin/">Perili Köşk – (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/perili-kosk-omer-seyfettin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>17</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
