<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Roman Ozeti | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/roman-ozeti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 May 2018 12:49:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ekmek Elden Su Gölden (Refik Halid Karay)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ekmek-elden-su-golden-roman-ozeti-refik-halid-karay/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ekmek-elden-su-golden-roman-ozeti-refik-halid-karay/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:41:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Gol]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Halit Karay]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ekmek-elden-su-golden-roman-ozeti-refik-halid-karay/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekmek Elden Su Gölden &#160; (Refik Halid Karay) &#160; Konu Kitapta eski soylu zengin bir ailenin torunu olan Ferhan’ın tekrar ozenginliğe kavuşmak umuduyla Duranbeylilerin ablak oğlu Saim ile evlenip pişman oluşu anlatılmaktadır. &#160; Özet iki arkadaş mühendis Asaf Bey ve mimar Armenak Efendi Büyük Otel’de akşam çayını içmek içn otururlar. Sohbet ederlerken otele Duranbeylilerin kadınları [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ekmek-elden-su-golden-roman-ozeti-refik-halid-karay/">Ekmek Elden Su Gölden (Refik Halid Karay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#333399" size="6"><strong><span style="font-family: Maiandra GD">Ekmek  Elden Su Gölden</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Refik  Halid Karay)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> Konu </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kitapta eski soylu zengin bir ailenin torunu olan  Ferhan’ın tekrar ozenginliğe kavuşmak umuduyla Duranbeylilerin ablak oğlu Saim  ile evlenip pişman oluşu anlatılmaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">iki arkadaş mühendis Asaf  Bey ve mimar Armenak Efendi Büyük Otel’de akşam çayını içmek içn otururlar.  Sohbet ederlerken otele Duranbeylilerin kadınları gelir.Duranbeyliler, zamanında  Duran Beyin Doğu Anadolu’dan kan davası nedeniyle güneye göçmüş orada toprakları  sahiplenmiş, devlete karşı koymuş ve topraklarında halka sözünü geçirmiş.  Öldüğünde çoçuklarına çok fazla toprak bırakmış. Çoçuklarından tek erkek Nazir  Bey bu sıkılığı sürdürememiş. Üç kız ve üç erkek çoçuğu olmuş.</span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte biraz önce gördükleri  o güzel kızlar Nazir Beyin torunları ve torunlarının eşleridir. Başlarında bir  kadın vardır. Bu Şahende Hanımdır. Üç kızı ve üç gelini ile otele gelip  çaylarını içerler, havalarını atarlar. İki arkadaş da gelinler arasından  Ferhan’ı çok güzel bulurlar. Ferhan sarışın, balık etli , güzel bir kızdır.  Fakat Duranbeylilere yeni katıldığı için sosyete hayatına daha ayak  uyduramamıştır. Gelinler haricindeki kızlar da kardeş değil , kardeş  çocuklarıdır. Nezire aralarında en zeki olanıdır. Asaf Beye amca derve Asaf Bey  de bundan çok hoşlanır. Çünkü Nezire çok güzel bir kızdır. Nezire ile biraz  sohbet ettikten sonra , Nezire akşam bir davete konuk olduklarını ve yanından  ayrılır. Duranbeyliler kadınlar kolu otelden topluca ayrılırlar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Davet dayı dedikleri  uzaktan bir akrabanın evindedir. Evde yemek yendikten sonra bir gazinoya  eğlenmeye giderler. Gazinoda tesadüfen iki yaşlı arkadaş da eğleniyordu. Onların  acemiliklerini gülerek izlerler. Dayı çok hızlıdır , sırayla bütünkızları dansa  kaldırır. Her seferinde Şahende Hanım alınmasın diye iltifatlar yağdırır. Ferhan  dayıdan çok hoşlanır. Kocasına fiziken benzemesi onu etkiler ama kocasından daha  kültürlü olduğu için onu kocasından daha iyi bulmuştur.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eve döndüklerinde kızlardan  Ferhan’a rehber olan Nebile’nin de dayının ondan hoşlandığını söylemesi , onu  daha da çok sevindirir.Sabah kalktıklarındaevin halini gören Ferhan  Duranbeylilerin pasaklıklarına alıştığı görmemezlikten gelir. Ev halkı  kaktığında iki köylü eve gelir. Rasih Bey’in evden gönderdiği erzakları  getirmişlerdir. Eve bırakırlar ve giderler.<br />
O gün Ferhan annesinin yanına uğrar. Eski arkadaşı Saliha da onunladır. Ferhan  bazen Saliha ile dolaşır ama onu davetlere , otellere götürmezdi. Fakat Saliha  da bundan memnundur. Arada bir buluşur ve gezerler.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Akşama Ferhan yine otele  gider. Otelde Nezire Asaf Bey ile oturmaktadır , Ferhan’ı da yanına çağırır.  Asaf bey durumdan çok mamnundur , çünkü iki güzel kızla oturup sohbet etmek ve  onların güzelliklerini seyretmek ona zevk verir. Biraz sohbetten sonra iki kız  masadan kalkarak Şahende Hanım’ın yanına giderler. Ferhan’ın otururken aklına  çiftlik hayatı gelir. Kocasından tiksindiğini ve neyapacağını düşünür. Çoçuğu  olmadan başka birini bulması gerktiğini düşünür.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ferhan ilerleyen günlerde  sosyeteye tamamen ısınır. Herkesin ağzına dolanır. Beğenenler de boldur. Bir gün  gazetede fotoğrafı yayınlanır. Herkesin dilinde bu fotoğraf vardır. Şahande ve  kızlarıçekememekten sinirlenirler , kimileri de kızı tebrik ederler. Bu  sıralarda Ferhan Saim’den ayrılmayı kafasına iyice koymuştur ki Numan adında bir  sinemacıya aşık olur. Gizli buluşmalarla onunla evlenmeyi planlar. Avukatları  hazırlarlar ve bunu aileye açıklayacağı gün , otelde Numan’ın Ankara dönüşü  yaptığı kazada vefat ettiği haberini alınca bayılır ve şuurunu kaybeder. İki ay  sonra hastahaneden çıkarıldığında geri dönmemek üzere ailecek çiftliğe giderler.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aradan altı ay geçtiğinde  Numan’ın babası Osman Bey Saliha’yı bulur , ferhan hakkında bilgi alır. Saliha ,  Ferhan’ın Numan ölmeden önce yeni hamile olduğunu söyler ve şu anda da altı  aylık hamile olduğunu söyler. Osman Bey Saliha’dan çiftliğe onun yanına  gitmesini ve Saliha’ya orada ev yaptıracağını söyler. Ferhan’a yardım etmesini  ister. Saliha bu teklifi kabul eder.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İki yaşlı Asaf Bey ve  Armenak Efendi her zaman olduğu gibi otelde oturmuş çaylarını içerlerken ,  içeriye üç tane kız gelir. Bunlar yine Duranbeylilerdendir ve Asaf Bey “Bir  kafile gelir , bir kafile gider. Nasıl ki Duranbeylilerin çoğu ortadan  kayboldu.” der.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD"><br />
</font><font color="#808080" face="Maiandra GD" size="5">Ana Fikir</font><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Çok fazla para belli bir süre mutluluk getirir fakat;  bütün mutlukları yanında getirmez. Hatta fazlası hüzün de getirebilir. </font> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font face="Maiandra GD"><strong> </strong></font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Kitapta olaylar en küçük ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çok sürükleyici bir  anlatım tarzı vardır. Olaylarda bir abartı yoktur , hepsi mümkün olabilecek  olaylardır.<br />
</span></font></strong><font color="#000000"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> FERHAN:</span></font><strong><font color="#000000"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Sarışın, balık etli, renkli gözlü, güzel bir kızdır. Eski bir zengin  ailenin torunudur. Duranbeylilerin son gelinidir.</span></font></strong></p>
<p align="justify"><font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>SAİM:</strong>  Biraz ablak fakat çokta tipsiz değil, suskun, sakin bir gençtir. Babası Rasih  Bey’in verdiği paralarla hayatını geçindirir.</font></p>
<p align="justify"><font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>NUMAN:</strong>  Çok yakışıklı ve atletik vücutlu, genç bir delikanlıdır. Sinema yapım şirketinin  sahibidir. Çalışkan ve zekidir. Sosyete hayatına pek düşkün birisi değildir.</font></p>
<p align="justify"><font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"><strong>ŞAHANDE  HANIM:</strong> Durabeylilerin hanımıdır. Bir sonradan görmedir. Herkesi tersler ve  azarlar. Fakir insanları ve uşakları horgörür. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD">  </font> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><strong>Refik Halid  Karay<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> (istanbul 1888-istanbul 1965) Türk Romancisi, Hikayecisi Ve Yazari. Ilk  öğrenimini Vezneciler’de Ve Göztepe’de Tamamladi, Daha Sonra Galatasaray’da  (1900-1906), Bir Yilda (1907) Hukuk Mektebi’nde Okudu. 2 Nci Meşrutiyet’in  Ilanindan Sonra Gazateciliğe Başladi (tercüman-i Hakikat). Kalem Ve Cem  Dergilerinde Yazilar Yazdi. 1909’da Fecri Ati Topluluğuna Katildi. 1912’de  Beyoğlu Belediye Başkatibi Oldu Ve Bir Sene Sonra Iktidara Gelen Ittihatçilar  Tarafindan Beş Yil Sürgüne Gönderildi. Anadolu’da Başlayan Milli Mücadele  Hareketi’ne Aleyhtar Olmuş, Bu Yüzdenmilli Hükümet’in Sürgünüyle 9 Kasim 1922’de  Yurdu Terk Etmiştir.1938’de çikan Af Ile Yurda Geri Dönmüştür.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Açik, Sade, Terkipsiz Bir Dille Yazan, Roman  Ve Hikayeleri Kadar Mizah Ve Taşlamalari Ile De ün Kazanan Karay’in Başlica  Eserleri şunlardir: Sakin Aldanma, Inanma, Kanma, üç Nesil-üç Hayat, Memleket  Hikayeleri, Bir Içim Su, Gurbet Hikayeleri, Bu Bizim Hayatimiz, Sonuncu Kadeh,  Dört Yaprakli Yonca,ekmek Elden, Su Gölden.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ekmek-elden-su-golden-roman-ozeti-refik-halid-karay/">Ekmek Elden Su Gölden (Refik Halid Karay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ekmek-elden-su-golden-roman-ozeti-refik-halid-karay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahşer (Peyami Safa)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mahser-roman-ozeti-peyami-safa/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mahser-roman-ozeti-peyami-safa/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:38:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Peyami Safa]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Mahser]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/mahser-roman-ozeti-peyami-safa/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mahşer Romanı Konusu Nihad’ın Muazzez’e aşkını ve düşündüğü İstanbul’un nasıl değiştigini ,devletin ne kadar kötü duruma düştüğünü anlatıyor. Mahşer Özeti Nihad vapurla İstanbul’a gelir.Çanakkale Savaşından daha yeni çıkmıştır ve uzun zamandır İstanbul’u görmüyordu.İlk olarak arkadaşı Faik’in yanına gitti.Daha sonra iş aramaya başladı.Bir gün Seniha Hanımla karşılaştı. Seniha onu evine davet etti. Ertesi gün Seniha’nın yaşadığı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mahser-roman-ozeti-peyami-safa/">Mahşer (Peyami Safa)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="center"><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: Maiandra GD; font-weight: bold;">Mahşer Romanı Konusu</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Nihad’ın Muazzez’e aşkını ve düşündüğü İstanbul’un nasıl değiştigini ,devletin ne kadar kötü duruma düştüğünü anlatıyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Mahşer Özeti</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Nihad vapurla İstanbul’a gelir.Çanakkale Savaşından daha yeni çıkmıştır ve uzun zamandır İstanbul’u görmüyordu.İlk olarak arkadaşı Faik’in yanına gitti.Daha sonra iş aramaya başladı.Bir gün Seniha Hanımla karşılaştı. Seniha onu evine davet etti.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
Ertesi gün Seniha’nın yaşadığı eve gitti.Orada Muazzez ile tanıştı. Seniha Nihad’dan kızına öğretmenlik yapmasını ve onun bir kaç mektubunu kaydetmesini istiyordu. Nihad bu işi hemen kabul etti.Daha sonra Muazzez ile balkona çıktılar.İçerideki odada Seniha’yı ve Alaaddin Beğ’i gördüler.Aralarında kötü işler hakkında konuşuyorlardı.Bunları Nihad ve Muazzez duydular. Nihad çok şaşırmıştı.Çünkü o yıllardır bu insanlar için savaşmıştı.Muazzez ile bu konuları konuşmak için buluşma kararı aldılar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="justify"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
Bir kaç gün sonra Nihad’la Muazzez buluştular.Seniha ve kocası Mahir Beğ’in yaptıklarını anlatıyordu.İkisinin ne kadar sahtekar insanlar olduklarını , Seniha’nın vücudunu kullanarak erkekleri nasıl kandırdığını ve daha sonra onları nasıl kullandığını anlatıyordu.Onlar bunlarla da kalmayıp Muazzez’in annesinin apartmanını dalavere ile almışlardı.. Nihad bunları duyunca şok olmuştu.</span></span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Nihad çalışmak için apartmana gitti. ilk iş olarak mektupları kaydetmeye başladı.Mektuplar hep sahtekarlıkları anlatıyordu. Bunları kaydetmeye mecburdu çünkü zar zor bir iş bulmuştu ve Muazzez’i görmek için başka çare yoktu. Bir gün dolaşmaya çıktı ve sokakta Alaaddin Beğin gazetesinde çalışan hikaye yazarı Kerim Beğ ile karşılaştı.Biraz muhabbet ettiler. Nihad ona Mahir Beğleri ve çevirdikleri dalavereyi anlatıyordu.</span></p>
<p align="justify">[ad1]</p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Nihad iyice Muazzez’e alışmıştı.O da tabiki ona alışmıştı.Ama arada bir sorun vardı Muazzez’i Alaaddin Beğ İle evlendirmeyi düşünüyorlardı.Fakat bunu Muazzez istemiyordu.İlk başlarda Seniha Hanım’da buna izin vermiyordu ama Nihad ile Muazzez arasında bir yakınlaşma olduğunu anlayınca oda bunu kabul etti. Bir gün yine dolaşırken Kerim Beğle karşılaştı.Ona olan biteni anlattı. Kerim Beğ ona kızı apartmandan kaçırmasını söyledi.Ama bunu Nihad hiç düşünmüyordu çünkü kendi karnını bile Seniha ’nın verdiği bir kaç kuruşla doyuruyordu.Ama aklında bu fikir kaldı ve bunu Muazzez’e açmayı düşündü.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Bir zaman sonra Muazzez ile konuşurken konuyu ona anlattı. Muazzez bu fikri biraz yadırgadıysa da eğer zor durumda kalırsa onunla beraber kaçabilecegini söyledi. Bir akşam eğlencesinde mebus kendini kaybetti ve Muazzez’e saldırdı.O da Nihad‘dan yardım istedi. Nihad mebusu engelledi.Bunun üzerine Seniha ve Mahir Nihad’I evlerinden kovdu.Muazzez ’de bu saldırılara katlanamayacagını ve kaçmak için Nihad’ın dışarda beklemesini istedi.O akşam ikisi beraberce apartmandan kaçtılar.Birlikte Nihad ’ın arkadaşı Faik’in yanına gittiler ve bir kaç gün orda kaldılar.Bu zamanda Nihad bir ev aramaya Muazzez ise iki üç ev eşyası almaya başladı. Bir süre sonra Nihad Muazzez’i arkadaşları Haldun, Necdet ve Nail ile tanıştırdı.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Nihad ile Muazzez birlikte bir eve taşındılar. Nihad iş arıyordu fakat İstanbul’da iş bulamıyordu. Ay başı yaklaşmıştı ve ev sahibi Emine Hanım birkaç gün sonra kirayı almak için gelecekti. Nihat bunun için Faik’ten borç istemeye gitti ama onda da metelik yoktu. Kahveye uğradılar ve orada Rıza’yla karşılaştılar. Rıza bir aktördü ama artık geçimini dalavere ile sağlıyordu. Nihad’a biraz para verdi ve tiyarosunda suflör olarak çalışmasını istedi,oda kabul etti. Nihad tiyatroda işe başlamaya gitti ama ortalarda kimseler yoktu. Rıza’yla birkaç kişi tiyatroya geldiler. Tiyatro hiçbirinin umrunda değildi. Daha bir prova bile yapmamışlardı. Ertesi gün tiyatro sahneleniyordu.Nihad bir kutuya girdi ve oyunculara rollerini okuyordu.Ama hiç biri birşey anlamadıgı ve duymadıgı için komik bir durum oluşuyordu.Nihad kutunun içinden yere düştü ve kaçar gibi orayı terketti.Rezil olmuştu. Nihad bundan sonra çok degişti.Dünya’ya lanet etmeye ve Devlet’in bu gidişatına dur demeye kararlıydı.Bunun için ihtilal yapmayı düşünüyordu.Kendi gibi düşünenlerle toplantılar yapmaya başlamıştı.Bu durum Muazzez’in hiçte hoşuna gitmiyordu.Nihad bir yandanda mebusun gazetesi için Kerim Beğin aracılığıyla eserler çeviriyordu.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Bir gün Nihad ile Muazzez tartışmaya başladılar.Muazzez Seniha’yı görmek istiyordu ama Nihad buna izin vermiyordu.Muazzez çok ısrar etmesine rağmen Nihad’ı bir türlü kandıramıyordu.Ertesi gün Muazzez hastalandı.Nihad onun yanından hiç ayrılmıyordu.Akşam olunca kapı çalındı.Dışarda bir zabit Nihad’ı karakola götürmek istiyordu.Nihad ne oldugunu anlamadan zabitle beraber karakola gitti.Devlet hakkında kötü söz söylemekten üç gün içeride yattı.Daha sonra doğru Muazzez’in yanına gitti.O hala yaşıyordu ve Muazzez apartmana gitmek istedigini söylüyordu.Nihad yine kabul etmiyordu. Ertesi gün Nihad uyandıgında Muazzez’in apartmana gittigini öğrendi.Üç gün geçti .Muazzez eve döndü ve Nihad ile konuşmaya çalıştı fakat Nihad hiç yanıt vermiyordu.En sonunda Muaazzez dayanamıyarak evden çıkıp gitti.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: small;">Nihad mahalleden başka bir yere taşındı.Nişantaşında Şükriye adında bir kadının evinde kalmaya başladı.Kimseyle konuşmuyordu.Herkes onu merak ediyordu.Bir gün ev sahibi dayanamayıp Nihad’a ne oldugunu sordu.Oda olan biteni anlattı.Kadın bu duruma çok üzüldü,yardım etmeyi çok istiyordu ama elinden bir şey gelmezdi. Bir süre sonra Nihad Muazzez’in yanına gitti ama onu bulamadı.Aklında intihar etme fikri yatıyordu çünkü dünyadan bıkmıştı.En sonunda ayaklarını bağlayarak kendini denize attı.Ama tekrar yaşamayı seçti.Denizden karaya çıktı ve doğru Kerim Beğ’i görmek için apartmana gitti.Ordanda Kerim ile beraber Kerim’in evine gittiler.Kerim ona güzel bir iş bulmuştu ve Muazzez’in onu aradıgını söylüyordu.Bunun üzerine ikisi beraber direk Muazzez’in yanına gittiler. Muazzez ile Nihad barıştılar.Nihad Muazzez’i intihar etmek istediği yere götürdü ve ayagına bağladıgı kemeri ona gösterdi.Muazzez çok şaşırmıştı ama Nihad bunları gerçekten yapmıştı.İkisi birlikte ufka baktılar ve hayat onlar için yeni başlıyordu.</p>
<p></span></span><strong><span style="color: #808080; font-family: Maiandra GD; font-size: x-large;">Ana Fikir<br />
</span></strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İnsan ne kadar kötü duruma düşerse düşsün hayatından bezmemeli,aşkını.sevgisini kaybetmeyip sabretmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';"> Şahıslar ve Olaylar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> NİHAD:Çanakkale’de savaşmıs yirmialta yaşında dürüst ,hayatını kendıi emeğiyle kazanmaya çalışan romanın asıl kahramanıdır.<br />
MUAZZEZ:Genç ve güzel ,iyi bir aile terbiyesi almış ,insanları seven ve onlara değer veren namuslu bir kızdır.<br />
SENİHA HANIM:Bir kaç kez evlenip boşanmış en sonunda kendi gibi sahtekar biriyle evlenmiş,zeki, işten pazarlıklı bir kadın.<br />
MAHİR BEY:Seniha’nın kocasıdır.Tüccardır ama gelirinin çogunu devleti soyarak karşılayan namussuz bir kişidir.<br />
ALAADDIN BEY:Mebus ve ayrıca bir gazetenin sahibidir.Seniha’nın etkisinde kalan dalavereci bir şahıstır.<br />
FAİK:Nihad’ın en yakın arkadaşıdır.İyi ve her zaman yardım sever biri olarak romanda görülür.<br />
EMİNE HANIM.Faizci,sadece paraya deger veren , beş para etmez bir kadındır.<br />
ŞÜKRİYE HANIM:Nihad’ın ev sahipliğini yapmış,ihtiyar ve oldukça iyi bir kadındır. </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;" align="center"><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Peyami Safa</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> (1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul&#8217;da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa&#8217;nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul&#8217;da öldü.</span></p>
<p style="text-align: left;" align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Atilla (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noralya&#8217;nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959). Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980). Oyunu: Gün Doğuyor (1932). İnceleme- denemeleri: Türk İnkılâbına Bakışlar (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939), Millet ve İnsan (1943), Mahutlar (1959), Mistisizm (1961), Nasyonalizm (1961), Sosyalizm (1961), Doğu-Batı Sentezi (1963), Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970), Osmanlıca-Türkçe- Uydurmaca (1970), Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971), Din-İnkılâp-İrtica (1971), Kadın-Aşk-Aile (1973), Yazarlar-Sanatçılar- Meşhurlar (1976), Eğitim-Gençlik-Üniversite (1976), 20. Asır- Avrupa ve Biz (1976). Ders Kitapları: Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (I-IV, 1929), Yeni Talebe Mektupları (1930), Büyük Mektup Nümuneleri (1932), Türk Grameri (1941), Dil Bilgisi (1942), Fransız Grameri (1942), Türkçe İzahlı Fransız Grameri (1948).</span></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> | </span></span></span></span></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mahser-roman-ozeti-peyami-safa/">Mahşer (Peyami Safa)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mahser-roman-ozeti-peyami-safa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelibolu (Buket Uzuner)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:30:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Uzuner]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Sehit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelibolu &#160; (Buket Uzuner) &#160; Özet Viktoria Taylor Çanakkle savaşlarında şehit olan dedesinin mezarını bulmak amacıyla Yenizelanda&#8217;dan Geliboluy&#8217;a gelmiştir. Rehberi Mehmet ile gelibolunun küçük köylerinde gezen Viki bir köy kahvesinde, adına özel bir köşe hazırlanan, Çanakkale savaşlarınd şehit düşmüş olan Ali Osman Taylar&#8217;ın resmini görünce bu kişinin dedesi olduğunu iddia eder. Ancak köy halkı vatan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/">Gelibolu (Buket Uzuner)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#333399" size="6"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Gelibolu</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Buket  Uzuner)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Viktoria Taylor Çanakkle savaşlarında şehit olan dedesinin mezarını bulmak amacıyla Yenizelanda&#8217;dan Geliboluy&#8217;a gelmiştir. Rehberi Mehmet ile gelibolunun küçük köylerinde gezen Viki bir köy kahvesinde, adına özel bir köşe hazırlanan, Çanakkale savaşlarınd şehit düşmüş olan Ali Osman Taylar&#8217;ın resmini görünce bu kişinin dedesi olduğunu iddia eder. Ancak köy halkı vatan için savaşmış ve kanını akıtmış Türk şehidi Ali Osman Taylar&#8217;a yapılan bu davranışı çok büyük bir hakaret olarak karşılar ve Viktoria&#8217;yı derhal köyden uzaklaştırırlar. Bu olaydan tüm Türkiyenin tv ve basın sayesinde kısa sürede haberi olur.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Viktoria bu iddiasını kanıtlamak için Ali  Osmanın halen hayatta olan kızı ile görüşmek için elinden gelen herşeyi yapar.  Ali Osmanın kızı olan Beyaz Taylar adeta ayaklı bir tarihtir. Çok inatçı olan bu  kadın, dış görünüşünün zıttına çok zeki ve biligilidir. Viktoria ile konuşurken  tercüman kullanmadan kendisi ingilizce konuşmaktadır. Viki beyaz halanın inadını  kırmayı başarır ve onunla görüşür. Bu görüşmeden sonra gerçekler birbir ortaya  çıkar. Ali Osman Taylar aslında bir anzak askeridir ve savaşta ağır  yaralanmıştır. Onu bir çukurun içerisinde hareketsiz halde bulan Beyazın annesi  yaralarını iyileştirmiş ve iyi bir duruma getirmiştir.Bir süre sonra da  evlenmişlerdir. Viktoria, Ali Osmanın torunudur aslında. İşte tüm bunlar Beyaz  hala sayesinde birbir ortaya çıkmıştır. Viktoria iddiasında haklıdır ve bunu  uzun ve zor uğraşlardan sonra kanıtlamayı başarmıştır. Ancak bu olay ne basına  ne de köy halkına bu şekilde aktarılmamıştır. Çünkü onların tepkisi ile  karşılaşabilir ve bunu kabullenmeyebililerdi. Doğruyu yalnızca üç kişi biliyrdu.  Victoria, Beyaz hala ve Beyaz halanın yeğeni Ali Osman.</font></p>
<p><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#808080" size="5"><strong><span style="font-family: Maiandra GD">Ana  Fikir</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2">Başkaları ne derse desin herzaman kendi  fikirlerimizin arkasında olamalıyız.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Beyaz Taylar: Çok inatçı ve sert bir kişiliğe sahiptir. Ancak bu sert kişiliğin altında bambaşka duygusal bir insan daha vardır aslında. Babasından aldığı bilgileri kendi çabaları ile geliştirmiştir. Bu nedenle çok bilgili ve zekidir. Ancak okulu elinde olamayan nedenlerle yarıda bırakmıştır.<br />
Viktoria: Fiziksel olarak; Uzun boylu, biraz zayıf, uzun saçlı ve güzel br turist kızıdır. Manevi değerlerine sıkısıkıya bağlıdır. Bu yüzden dedesinin mezarını bulabilmek için elinden geleni yapmıştır.  Olay Çanakkale&#8217;nin Gelibolu yarımadasında geçmektededir. Eserin içinde mektuplara yer verilliş. Bu mektuplar Birimci dünya savaşında yazılmıştır.Ancak Kitap geçen olay 1993-1995 yılları arasında geçiyor.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p>  <font face="Maiandra GD" size="2">Gazetelerde yazdığı köşe yazıları ile tanınan Buket Uzuner son zamanlarda yazdığı akıcı kitapları ile adından çokça söz ettirmiştir. Yazar hakkında ayrıntılı bir bilgi yoktur.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/">Gelibolu (Buket Uzuner)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>12</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sefiller (Victor Hugo)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:28:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Jan Valjan]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Sefiller]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Victor Hugo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sefiller (Victor Hugo) Özet Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu. Hayata [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/">Sefiller (Victor Hugo)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;">Sefiller</h2>
<h2 style="text-align: center;">(Victor Hugo)</h2>
<p>Özet</p>
<p>Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu.</p>
<p>Hayata ahlak ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir.</p>
<p>Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı –namusuyla kazanılmış- paralarını alır, Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean. Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar&#8230;.</p>
<p>Jan Valjan ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezası ile cezalandırılır. Birkaç kere kaçmaya kalkıştığı için cezası ağırlaştırılır ve 19 yıl hapiste kalır. Çok güçlü bir insan olan Jan Valjan, hapiste iyi duygularını kaybetmiş gibidir. Hapisten çıktıktan sonra, mahkum olduğunu gösteren belge yüzünden herkes ona kötü davranır. Rahip onu evine alır. O ise evden gümüş takımları çalar. Fakat yakalanır. Rahip şikayetçi olmaz ve ona iki de gümüş şamdan hediye ederek onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister. Bu olay Jan Valjan için bir dönüm noktasıdır. Madlen adıyla iş hayatına atılır, zengin olur. Fanten adında düşmüş fakat ruhça temiz bir kadına ve kızına yardım eder.</p>
<p>Polis müfettişi Javer, birden ortaya çıkan ve kısa zamanda zengin olan herkesin “Baba” dediği Madlen’in kim olduğunu merak eder ve Madlen Baba’nın aslında Jan Valjan olduğunu anlar ve Jan Vanjan’ı ihbar eder. Ancak ihbarın yanlış olduğu ve Jan Valjan adında birinin hapiste bulunduğu mahkemece tespit edilir. Bunu öğrenen Madlen Baba (Jan Valjan) teslim olur ve hapiste Jan Valjan sanılan mahkumun kurtulmasını sağlar. Hapiste bir gece kaldıktan sonra kaçarak bir limandan denize atlar ve herkes onun öldüğünü sanır. Fakat müfettiş Javer öyle düşünmez. Jan Valjan, Fanten’e verdiği sözü tutmak üzere Fanten’in kızı Kozet’i bulur ve onu büyütür.</p>
<p>Müfettiş Javer onları takip etmektedir. Takip edildiğini anlayan Jan Valjan kaçarak, Kozet’i yatılı olarak bir kiliseye verir ve kendiside o kilisenin bahçıvan yardımcısı olur. Bay Jilnorman adlı birisi torunu Maryüs’ü büyütmektedir. Maryüs avukat olmak için çalışıyor ve dedesinin yanında kalıyordu. Ancak bir tartışma sonucunda Maryüs dedesinin evini terk ederek bir süre Sen-Jak otelinde kalır. Maryüs, borçlanmamak için otelden ayrılarak arkadaşı Kurfeyrak’ın odasına taşınır ve eğitimini tamamlayarak avukat olur. Bir gün Maryüs Lüksemburg parkında dolaşırken Kozet’i görür ve ona ilk bakışta aşık olur ve onu her gün görebilmek için bu parka gelir. Maryüs ile Kozet arasındaki ilişkiyi fark eden Jan Valjan bu ilişkiyi istememektedir ve oturdukları evden taşınırlar. Fakat Maryüs onları yine bulur ve Maryüs ile Kozet gizli gizli buluşurlar.</p>
<p>Bazı kişiler Krala karşı ayaklanırlar. Bunların içinde Maryüs de vardır. Daha sonra olaylar arasında Müfettiş Javer devrimcilerin tutsağı olur. Devrimcilerin arasına katılan Jan Valjan, Müfettiş Javer’i kurtarır. Jan Valjan, bir çatışma sırasında yaralanan Maryüs’ü kurtarır. Ancak Müfettiş Javer ikisini de yakalar. Müfettiş Javer kendisini devrimcilerin elinden kurtaran Jan Valjan ve Maryüs’ü serbest bırakır ancak görevini yerine getiremediği için intihar eder. Maryüs iyileşir ve Kozet ile evlenir. Zaman içerisinde iyice yaşlanan Jan Valjan da ölür.</p>
<h3>Ana Fikir</h3>
<p>Yazar, bize bir insanın hapisten çıktıktan sonra insanlara kendini kabullendirmek için çektiği güçlükleri ve insanların onu dışlamalarını anlatmış. Ayrıca insanlığın, yoksulluk sorunuyla gelen sefilliğine de değiniyor.</p>
<p>Şahıslar ve Olaylar</p>
<p>JAN VALJEAN: Ekmek çaldığı için hapse giren, 19 yıl sonra hapisten çıkan ve herkese karşı iyilikler yapmaya başlayan adam.<br />
COSETTE: Fantiana’nın kızıdır. Jan Valjean tarafından evlat edinip Marius’la evlenen kız.<br />
MARİUS: Cumhuriyet’i savunan bir babanın oğludur fakat babasını tanımaz. Ayrıca Cosette’le evlenir.<br />
JAVERT: Mesleğine aşırı bağlı olan ve Jan Valjean’ı yakalayan polistir.</p>
<h2>Yazar Hakkında Bilgi</h2>
<p>Büyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir..</p>
<p>Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı.</p>
<p>1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te.<br />
Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur(1831). Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır Fransa’da.</p>
<p>1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazdı Hugo, 1841’de Fransız Akademisine seçildi. 1848 ihtilalinden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak bu Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”(1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1855’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü.</p>
<p>19.yy Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur.</p>
<p>Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</p>
<p>[accordions title=&#8221;Sefiller İlk 10 Sayfa :&#8221; active=1 event=&#8221;click&#8221;]<br />
[accordion title=&#8221;1. Sayfa&#8221;]Digne Piskoposu olan Charles François Bienvenu Myriel, tak¬vimler 1815 yılını gösterdiğinde 75 yaşındaydı. Piskoposluk görevini 1806 yılından beri sürdürüyordu. Piskopos, Digne&#8217;e kendisinden 10 yaş küçük olan hiç evlenmemiş kardeşi Babtistine&#8217;i ve hizmetçisi Mag- loire, hem piskoposun hem de Bayan Babtistine&#8217;in hizmetindeydi.<br />
Kente geldiğinde, halk Bay Myriel&#8217;a gereken konukseverliği gös-termiş ve onu piskoposluk binasına yerleştirdikten sonra çalışmaları¬nı merakla beklemeye başlamışlardı. Bina, hastanenin yanındaydı. Geçen yüzyılın başında inşa edilmiş büyük, krallara yakışacak bir taş yapıydı. Hastane ise, piskoposluk binasının aksine, alçak, iki katlı ve bahçesi olan bir evdi.<br />
Kente gelişinin üçüncü gününde piskopos, hastaneyi ziyaret et¬tikten sonra hastane müdürünü evine çağırtıp sordu:<br />
&#8220;Sayın müdür, şu anda hastanenizde kaç hasta var?&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;2. Sayfa&#8221;]&#8221;Sayın monsenyör, yirmi altı hastamız var,&#8221; diye yanıt verdi müdür.<br />
&#8220;Doğru. Bende yirmi altı kişi saymıştım.&#8221;<br />
&#8220;Yataklar birbirine oldukça yakın,&#8221; diyerek yakınmaya başladı müdür.<br />
&#8220;Farkındayım,&#8221; dedi piskopos.<br />
Müdür yakınmasını şöyle sürdürdü:<br />
&#8220;Ayrıca hastalıktan yeni kalkmış hastalar için bahçemiz de çok küçük.&#8221;<br />
&#8220;Sizinle aynı görüşteyim.&#8221;<br />
Bu görüşme, Piskopos Myriel&#8217;ın evinin yemek odasına geçiyor¬du. Piskopos bir an sessiz kaldıktan sonra:<br />
&#8220;Sayın müdür, bu odaya kaç yatak sığar acaba?&#8221; diye sordu.<br />
Hastane müdürü şaşırmıştı.<br />
&#8220;Monsenyörün yemek odasına mı?&#8221; diye soruyla karşılık verdi.<br />
Piskopos ise, odayı ölçüyormuş gibi göz gezdirdikten sonra sesi¬nin tonunu biraz yükselterek:<br />
&#8220;Bakın burada gözle gayet net görülen büyük bir yanlışlık var. Siz yirmi altı kişi, üç beş küçük odada kalıyorsunuz. Bizse burada üç kişiyiz, ama gerçekte altmış kişilik yer var. Bir değiş tokuş yapalım. Bana hastanenin binasını verin. Siz de bu binaya geçin.&#8221;<br />
Piskopos ertesi günü hastaneye, yirmi altı hasta da piskoposluk binasına yerleşmiş ve böylece değiş tokuş olmuştu.<br />
Bayan Baptistine bu değişikliği sakinlikle karşılamıştı. Bayan Bap- tistine ağabeyisini sevip saydığı için dediklerini dinler ve yaptıklarına karşı çıkmazdı. Bu işe bir tek hizmetçi mırın kırın etmişti.<br />
Yoksul halk piskoposun en anlamlı adlarından biri olan Mon &#8211; senyör Bienvenu (Hoşgeldi) adını seçmiş ve bu şekilde seslenmeye başlamıştı. Monsenyör de bu adla anılmasına çok sevindi. Piskopos [/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;3. Sayfa&#8221;]taşrada doğduğu için Güneylilerin dilini çabuk benimsemişti ve bu da halkın gönlünü kazanmakta önemli bir adım oldu.<br />
Kilisedeki dua saatlerinden sonra boş kalan zamanlarını yoksul¬lara, hastalara ve çalışmalarına ayırırdı. Piskopos bahçesiyle uğraş¬mayı, kitap okumayı çok severdi.<br />
Piskoposu bütün halk çok severdi. Gittiği yerlere sanki ışık saçar¬dı. Çocuklar ve yaşlılar onu görmek için saatlerce beklerlerdi. Pisko¬pos onları kutsar, onlar da piskoposa dua ederlerdi.<br />
Piskoposun oturduğu ev arka tarafında bahçesi olan iki katlı bir evdi. Kardeşiyle hizmetçisi üst katta, piskopos da zemin kattaki oda¬ları kullanırdı. Bu odaları yemek odası, yatak odası ve dua odası ola¬rak kullanırdı. Dua odasına misafirleri için bir divan koymuştu. Bahçesine de ahır yapmıştı ve iki inek besliyordu. Temizlikte karde¬şi ve hizmetçisinin üstüne yoktu. Piskoposun tek lüksüydü bu. Bu &#8211; nunla birlikte bir de çok eskiden kalma bir kepçesi, iki tane gümüş şamdanı ve altı tane de gümüş yemek takımı vardı. Misafirleri gelin¬ce şamdanlara mumlar yerleştirilir ve şöminenin üstüne konurdu. Misafir yemeğe gelmişse, bu şamdanlar masaya konurdu.<br />
Evin kapısı yalnızca mandalla kapanıyordu. Günün her saatin¬de herkes kapıyı itip içeri girebilirdi. İki kadında bundan çok korku &#8211; yorlardı, ama bunu söyledikleri zaman:<br />
&#8220;Odalarınızın kapılarına kilit taktırın,&#8221; diyordu piskopos.[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;4. Sayfa&#8221;]1815 yılının Ekim ayının ilk günlerinde, güneş batmak üzere iken, yolculuk yapan bir adam kente geldi. Pencerelerinden dışarıyı seyreden kent sakinleri, eski püskü kıyafetli bu adama şaşkınlıkla ba¬kıyorlardı. Yolcu kırk yaşlarında iri yarı bir adamdı. Sırtında bir asker çantası elinde de uzun bir değnek vardı. Sakalı uzun, saçı ise kısa kesilmişti. Kentte bu adamı tanıyan yoktu. Giysileri toz içindeydi, bü¬tün gün yürümüş ve çok yorulmuşa benziyordu.<br />
Poichevert Sokağı&#8217;ından sola dönüp belediye binasına girdi. Kı¬sa bir süre sonra binadan çıktı.<br />
* * *<br />
Digne&#8217;de Jacquin Labarre&#8217;nin sahibi olduğu çok güzel bir otel vardı. Adam bu otele doğru yürüdü. Otelin mutfak kapısından içeri girdi. İçeriden çok güzel yemek kokuları geliyordu. Otel sahibi kapı¬nın açıldığını duydu ve adama bakmadan sordu:<br />
&#8220;Buyurun beyefendi, ne istiyorsunuz?&#8221;<br />
&#8220;Yatak ve biraz da yemek yemek istiyorum,&#8221; dedi yolcu.<br />
Otel sahibi:<br />
&#8220;Bundan kolay ne var bayım,&#8221; dedi ve adama baktı. Adamı bu kıyafetlerle görünce ekledi: &#8220;tabii paranız varsa!&#8221;<br />
&#8220;Param var,&#8221; diye yanıt verdi yabancı adam.<br />
&#8220;O zaman buyurun,&#8221; dedi otel sahibi.<br />
Adam alçak bir iskemleye oturdu ve:<br />
&#8220;Yemek ne zaman yenilecek?&#8221; diye sordu.<br />
Otelci: &#8220;Birazdan&#8221; diye yanıt verdi.<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;5. Sayfa&#8221;]Otel sahibi, yolcunun arkasına döndüğünü gördüğünde cebin¬den bir kalem çıkarıp eski gazetenin üzerine bir şeyler yazdı. Bu yaz¬dığı kâğıdı çırağa verip kulağına bir şeyler söyledi. Çırak da kâğıdı aldığı gibi belediye binasına doğru koşarak gitti.<br />
Bir süre sonra çocuk geri geldi ve otel sahibine başka bir kâğıt uzattı. Otelci bu kâğıdı dikkatle okudu. Bir süre düşündükten sonra yabancı adamın yanına yaklaştı:<br />
&#8220;Sizi kabul edemem,&#8221; dedi yolcuya.<br />
Adam şaşırmıştı:<br />
&#8220;Ne? Paramı ödemem diye mi korkuyorsunuz? Param var, is¬terseniz peşin verebilirim.&#8221;<br />
&#8220;Hayır, o yüzden değil&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Peki o zaman ne?&#8221;<br />
&#8220;Boş odam kalmamış.&#8221;<br />
&#8220;Ahırda yatıramaz mısınız beni?&#8221;<br />
&#8220;Olmaz. Çünkü ahırda atlarım var.&#8221;<br />
&#8220;Peki bunları yemekten sonra konuşsak&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Size yemek veremem bayım.&#8221;<br />
&#8220;Ama çok açım. Sabahtan beri yürüyorum. Parası ne ise vere¬ceğim, bana yemek verin.&#8221;<br />
&#8220;Yemeğim yok.&#8221;<br />
Adam parmağıyla ocakta pişen yemekleri göstererek güldü:<br />
&#8220;Peki bu pişenler ne?&#8221; diye sordu.<br />
&#8220;Bunlar içerideki müşterilerin?&#8221; &#8220;Kaç kişi var içeride?&#8221;<br />
&#8220;On iki.&#8221;<br />
&#8220;Burada en yaz yirmi kişilik yemek pişiyor.&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;6. Sayfa&#8221;]&#8221;Hepsinin parasını önceden ödediler.&#8221;<br />
Adam sakin tavırla:<br />
&#8220;Karnım aç ve ben burada kalacağım,&#8221; dedi.<br />
Otel sahibi bunun üzerine adamın kulağına yaklaştı ve sert bir şekilde:<br />
&#8220;Defolun!&#8221; dedi.<br />
Adam tam konuşacağı sırada otel sahibi gözlerini açarak:<br />
&#8220;Bu kadar konuşmak yeter. Adınızı söylememi ister misiniz? Siz Jean Valjean&#8217;sınız. Kim olduğunuzu da biliyorum. İçeri girdiğinizde sizden şüphelenmiştim. Belediyeyi sordum ve işte yanıtı bu kâğıtta. Okuma yazmanız var mı?&#8221; dedi ve kâğıdı adama uzattı.<br />
Adam kâğıda bir göz attı. Otelci:<br />
&#8220;Herkese kibar davranırım ben. Gidin buradan!&#8221; dedi.<br />
Yolcu çantasını alarak ağır ağır yürümeye başladı. Caddeye çık¬tı, arkasına hiç bakmadan yürüyordu. Arkasına bakarsa otelcinin müşterilere, yoldan geçenlere bir şeyler söylediğini görecekti. Yürü¬meye devam etti, barınacak bir yer bulurum düşüncesiyle çevresine bakıyordu. Biraz ileriden ışık geliyordu. Burası meyhaneydi, aynı za¬manda da oteldi. İki kapısı vardı, biri sokağa açılan kapı, diğeri ise bahçeye açılan kapıydı. Sokak kapısından girmeye cesaret edemedi, bahçe kapısından girdi. Meyhaneci:<br />
&#8220;Kim o?&#8221; diye sordu.[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;7. Sayfa&#8221;]&#8221;Yemek ve yatacak yer arayan biri.&#8221;<br />
&#8220;Tam yerine geldiniz bayım.&#8221;<br />
Adam içeri girdi, meyhanedeki herkes ona bakıyordu. Çantası¬nı yere bıraktı. Meyhaneci:<br />
&#8220;Yaklaş, biraz ısın, üşümüşsündür. Yemek de pişmek üzere.&#8221;&#8221;<br />
Adam ocağın yanına gidip oturdu. Orada bulunanlardan biri ba-lıkçıydı ve meyhaneye gelmeden önce atını Labarre&#8217;a bırakmıştı. Ya¬rım saat önce Labarre&#8217;la müşterileri arasındaydı. Meyhaneciye göz kırptı, meyhaneci adama yaklaştı ve fısıltıyla bir şeyler konuştular.<br />
Meyhaneci ocağın yanına gitti, adamın omzuna dokunarak:<br />
&#8220;Buradan gideceksin,&#8221; dedi.<br />
Yabancı sakin bir tavırla:<br />
&#8220;Biliyor musunuz?&#8221; diye sordu.<br />
&#8220;Evet,&#8221; dedi meyhaneci.<br />
&#8220;Diğer otelden kovuldum.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Ş imdi de ben kovuyorum.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Gecenin bu saatinde nereye gidebilirim?&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Başka bir yere&#8230;&#8221;&#8221;<br />
Adam çaresiz çantasını alıp oradan çıktı. Hapishanenin önünden geçerken birden durdu, kapıyı çaldı. Demir kapının ortasındaki küçük pencere açıldı ve başı görünen bekçi adam ne istediğini sordu.<br />
Adam:<br />
&#8220;Beni içeri alır mısınız? Yatacak yerim yok da,&#8221; dedi.<br />
Bekçi sert bir şekilde: &#8220;Burası otel mi? Sadece tutukluları alırız. Haydi güle güle!&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;8. Sayfa&#8221;]Ve küçük pencereyi kapadı.<br />
Adam yürümesine devam etti. Bahçeli evlerin olduğu dar bir so¬kağa geldi. Evlerden birinin ışığı yanıyordu. Eve yaklaştı ve pence¬reden içeri baktı. Kırk yaşlarında bir adam sandalyede oturmuş, kucağındaki çocuğu dizlerinde hoplatıyordu. Yanındaki genç kadın ise çocuğa süt içiriyordu. Baba gülüyor, çocuk ve annesi gülümsü- yordu. Adam bu mutlu aileye bakınca huzur duydu. &#8220;Belki acıyıp ba¬na yardım ederler&#8221; diye düşünerek kapıyı hafifçe vurdu.<br />
Kadın kocasına:<br />
&#8220;Galiba cama vuruluyor, bir baksana,&#8221; dedi.<br />
&#8220;Hayır, ben duymadım.&#8221; dedi kocası.<br />
Adam tekrar cama biraz daha hızlı vurdu. Bunun üzerine içer¬deki adam el lambasını alarak kapıyı araladı.<br />
&#8220;Affedersiniz, bana bir accordionak yemek ve bahçedeki kulübede uyu &#8211; mama izin verir misiniz? Çok açım, yatacak yer de bulamadım. Pa¬rasını öderim.&#8221;<br />
Ev sahibi: &#8220;Kimsiniz?&#8221; diye sordu.<br />
Adam:<br />
&#8220;Puy Moisson&#8217;dan geldim. Bütün gün yürüdüm, ne olur kalma¬ma izin verin. Parasını ödeyeceğim.&#8221;<br />
&#8220;Çok para veren birini evime almak isterim. Ama neden otele gitmediniz?&#8221;<br />
&#8220;Hepsine gittim, yer bulamadım.&#8221;<br />
&#8220;Olamaz. Bugün pazar değil ki, fuar zamanı da değil. Labarre&#8217;a gittiniz mi?&#8221;<br />
&#8220;Evet, gittim.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Orada da mı yer yoktu? Mümkün değil!&#8221;&#8221;<br />
Adam:<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;9. Sayfa&#8221;]&#8221;Bilmiyorum, beni geri çevirdiler,&#8221; dedi.<br />
&#8220;Chaffault Sokağı&#8217;ndaki otele gittiniz mi?&#8221;&#8221;<br />
Adam:<br />
&#8220;Oradan da geri çevirdiler,&#8221; dedi.<br />
Ev sahibi adamı baştan aşağı süzdükten sonra:<br />
&#8220;Siz o adam mısınız yoksa?&#8221; diye sordu.<br />
Yabancıya tekrar bir göz attı, sonra geri adım atarak duvardan tüfeğini aldı. Karısı çocuklarını kucağına alarak kocasının arkasına geçmişti. Ev sahibi yabancı adamı tekrar süzdükten sonra:<br />
&#8220;Defol buradan!&#8221; diye bağırdı.<br />
&#8220;Hiç olmazsa bir bardak su verin,&#8221; diye yalvardı yolcu.<br />
&#8220;Git, yoksa ateş ederim,&#8221; diye bağırdı ev sahibi ve adamın sura¬tına kapıyı kapadı.<br />
Yolcu yavaşça yürümesine devam etti. Adım atacak hali kalma¬mıştı. Karşıki bahçede bir kulübe gördü. Kulübenin içine girdi ve sa¬mandan yatağa yattı. Çantasını yere bırakmak için eğildi, o sırada korkunç bir havlama duydu başını kaldırdı. Başucunda kocaman bir köpek duruyordu. Bu kulübe köpeğin kulübesiydi. Tekrar yere uzan &#8211; dı ve sürünerek dışarı çıktı. Zaten yırtık olan üstü iyice yırtılmıştı. Yi¬ne sokakta tek başına aç ve susuzdu. Büyük bir taşın üzerine oturdu. Bir süre dinlendikten sonra tekrar yürümesine devam etti. Gelişigü¬zel ilerliyor, yatacak ve karnını doyuracak bir yer arıyordu. İleride kentin kilisesini gördü. Kilisenin köşesinde bir basımevi vardı. Bası- mevinin kapısındaki banka uzandı. O sırada kiliseden ihtiyar bir ka¬dın çıktı. Adama:<br />
&#8220;Ne yapıyorsunuz orada?&#8221; diye sordu. Adam:<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;10. Sayfa&#8221;]&#8221;Gördüğünüz gibi yatıyorum,&#8221; diye cevap verdi. Bu kadın Bayan R. idi.<br />
&#8220;Bankta mı yatıyorsunuz?&#8221; diye sordu kadın. &#8220;On dokuz yıl tahtada yattım.&#8221; &#8220;Asker miydiniz?&#8221; &#8220;Evet.&#8221;<br />
&#8220;Otele neden gitmediniz?&#8221; &#8220;Param olmadığı için gidemedim.&#8221; &#8220;Bende de sadece dört frank var.&#8221; &#8220;Olsun verin.&#8221;<br />
Kadın paraları adama uzattı ve:<br />
&#8220;Bu parayla otele gidemezsiniz. Burada da yatamazsınız. Belki biri acıyıp sizi evine alır.&#8221; &#8220;Bütün evlere gittim.&#8221; &#8220;Ne oldu?&#8221; &#8220;Kimse evine almadı.&#8221;<br />
Kadın adamın kolunu tutarak, kilisenin yanındaki evi gösterdi. &#8220;Bu eve gittiniz mi?&#8221; diye sordu. &#8220;Hayır,&#8221; dedi adam. &#8220;Gidin öyleyse.&#8221;<br />
[/accordion]</p>
<p>[/accordions]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/">Sefiller (Victor Hugo)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>139</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suç Ceza (Dostoyevski)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Raskolnikov]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Suc ve Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suç Ceza &#160; (Dostoyevski) &#160; Özet Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/">Suç Ceza (Dostoyevski)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#333399" size="6"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Suç Ceza</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Dostoyevski)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.</span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Raskolnikov 1.5 Rubleyi  aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor  olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok  seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için  Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya”  diye düşünmekten kendini almamıştı. Raskolnikov Marmeladov ‘un evine  gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki  20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i  oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi.  Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup.  Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu  olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber  Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60  mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü  sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok  özlediğini yazıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Raskolnikov “Bu evlilik  olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun  düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat  7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden  yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci  katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tefeci kadının evine girdi  ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına  indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece  rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle  içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü.  Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için  ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda  birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı  tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama  yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı  kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı  indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden  inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların  dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da  dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok  korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir  yerde saklamayı ihmal etmedi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“2 gün geçti hala uyanmadı”  diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp  kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru  isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski  gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh  haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu,  endişelendiğini hiç hissettirmedi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ertesi gün eve geldiğinde  annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini  gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği  görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde,  Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok  aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte  bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden  ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka  yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her  nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bay Marmeledov’un cenazesi  için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his  içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti.  Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya  çalışarak geçirdi vaktini.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Polis memuru porifiri  Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş  olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği  için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu.  Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip  teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini”  istiyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonuç olarak Raskolnikov  vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır  Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya  evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki  yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi  kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine  çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile  sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı.  Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını  beraber hayal etmeye başladılar.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> Yazar Hakkında Bilgi</p>
<p></span></strong>  <font face="Maiandra GD" size="2">Tam ismi Fyodor Mihayloviç Dostoyevski&#8217;dir. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837&#8217;de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu’nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miras kalmıştı. 1846&#8217;da İnsancıklar adlı ilk kitabını yazdı. 1854&#8217;te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846&#8217;da yazdığı ikinci romanı &#8220;Öteki&#8221; yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1851 tarihli Ev Sahibesi, 1848&#8217;de yazdığı Beyaz Geceler ile Yufka Yürekli romanları da ilgi görmedi. 1849&#8217;da yazdığı Netoçka Nezvanova romanı da beklenen başarıyı getirmedi.</font><font face="Maiandra GD" size="2">Politikayla ilgilenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr&#8217;ın güvenlik güçleri tarafından, &#8220;devleti yıkmaya çalıştığı&#8221; suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. Kendinden önce sırya dizilen beş kişi kurşuna dizildi ancak kendisiyle beraber diğer dört kişi idamdan son anda kurtuldu. Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkûm edildi. Sibirya&#8217;daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı ilişkileri, aşkları, mahkûmları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854&#8217;te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857&#8217;de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg&#8217;a döndü. Yeni Çar 2. Aleksandr&#8217;ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte &#8220;Vremya&#8221; adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862&#8217;de Fransa, İngiltere ve İtalya&#8217;yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevski, Almanya&#8217;nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya&#8217;ya dönüşünde &#8220;Epoha&#8221; isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864&#8217;te eşini ve kardeşi Mihail&#8217;i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa&#8217;ya kaçtı. Wiesbaden&#8217;de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865&#8217;te Rusya&#8217;ya döndü. 1867&#8217;de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle St.Petersburg&#8217;a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan Grajdaninin başına geçti. Bir yıl sonra bıraktı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu dönemde eski itibarını ve ününü tekrar kazandı. 1872 yılında yayımladığı Ecinniler adlı romanı birçokları tarafından tüm zamanların en iyi siyasi romanı olarak kabul edilir. Kitap nihilizm, ateizm ve Batı düşüncesinin Rusya üzerindeki etkilerini ele alır. En büyük romanı Karamazov Kardeşleri yazmaya 1879&#8217;da başladı. 1880&#8217;de şair Aleksander Puşkin&#8217;in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi&#8217;nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa&#8217;da yaşadı. 9 Şubat 1881&#8217;de burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/">Suç Ceza (Dostoyevski)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>34</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş ve Barış (Tolstoy)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Baris]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş ve Barış (Tolstoy) Ana Fikir Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. Özet İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #333399; font-size: xx-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> Savaş ve Barış</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Tolstoy)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #808080; font-size: x-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;">Ana Fikir</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin de pek saygın bir yere sahip olmayan Piyer şimdi el üzerinde tutuluyordu. Fransa ile yapılacak savaş başlamak üzere idi ve hazırlıklar yapılıyordu. Bu savaşa Andre, Nikola, Denisof ve daha niceleri gidiyordu. Bütün alaylar hazırlandıktan sonra savaş başlar. Uzun uğraşlar sonucu Fransız orduları püskürtülür.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Petersburg kibar aleminin sayılı isimlerinden olan Prens Vasili, güzelliği ile tanınmış kızı Elen’i, zengin olması sebebiyle Piyer ile evlendirmek istiyordu. Bir balodaonları bir araya getiren Vasili daha sonra aralarından çekildi. İlk açılan Prenses Piyer’i öptü ve sonrasında evlendiler. Fransız’lar bir daha taarruz edeceklerdi. Her şey Osterliç Savaşından bir gün önce hazırlandı. Savaş başladığından bir süre sonra Ruslar büyük kayıplar vermeye başlamışlardı. Sonunda Rusya yenildi, İmparator yaralanmış, Başkumandan vurulmuş, diğerleri ise kaçmışlardı. Prens Andre savaş alanında kalmıştı ve Fransızlar tarafından esir alınmıştı. Piyer’in kulağına Dolokof’un Elen’i lekelediği gelmişti ve o zamandan beri canı çok sıkkındı. Sofrada hep birlikte oturuyorlarken Dolokof’un elinde bulunan kâğıdı istemiş ve Dolokof’da vermeyince Piyer ona bir düello teklif etmiş, bu düelloda onu yaralamıştı. Dolokof yerde yaralı yatarken onu Nikola almıştı. Bu olaydan sonra Piyer karısı Elen’i terk etti.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre’nin evine onun esir düştüğü haberi çoktan gelmişti ve oradakileri çok üzmüştü. Karısı Liza doğum dönemlerine giriyordu. Bir zaman sonra Liza’nın sancıları artmış ve doğurmasının vakti gelmişti. O anda içeriye Andre girdi. Fransızlar onu serbest bırakmışlardı. Liza’yı gördükten sonra dışarı çıkarıldı. Girdiğinde ise bir erkek çocuk dünyaya getirmiş olan Liza ölmüştü. Çar ile Napolyon arasındaki bağ o kadar güçlenmişti ki artık savaş olmuyor, hatta bazı kesimler Çar’ın kız kardeşlerinin birinin Napolyon ile evleneceği söylentisi bile çıkmıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer Petersburg masonluğunun üyelerinden biri oldu. Mason olduktan sonra karısı Elen’in ondan af dileme niyetinde olduğunu öğrendi. Hatta bununla ilgili bir mason gelerek ona karısını kabul etmesi hakkında nasihatte bulur, eğer karısını kabul etmese bunun masonluğa uymayacağını da söyler. Piyer karşısında herkesin bir ağız birliği etmiş olduğunu anlar ve kabul eder. Petersbug’da düzenlenen bir baloda Andre Nataşa’yı görür ve çok beğenir. Baloda onunla birkaç kere dans eder. Balodan sonra bile onu unutamamaktadır. Piyer’in cesaretlendirmeleri ile gidip açılmaya karar verir. Önce Nataşa’nın annesine konuyu açar, kadın kabul eder. Daha sonra gidip Nataşa’ya bu konuyu açtığında kız da havalara uçmuştur. Fakat arada tek bir sorun kalmıştır, o da Andre’nin babasının düğünü bir yıl sonra yapma isteğidir. Bu bir yıl boyunca Andre yurt dışında gezmeli ve dolaşmalıdır. Nataşa bu öneriyi kabul eder ve hep onu bekleyeceğini söyler. Andre gitmeden önce gizlice nişanlanırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre gezide olduğu sırada Nataşa bir baloya katılır. Orada Prens Vasili’nin işe yaramaz oğlu Anatolu görür. Anatol Nataşa ile tanışmak isteğindedir. Anatol kız kardeşi Elen sayesinde Nataşa ile tanışır. Onunla uzun süre konuşur ve gelecek baloya davet eder. Nataşa konuşmadan sonra fazla ileri gittiğini düşünür ve pişman olur. Daha sonrasında davet edildiği baloya gider. Orada Anatol onu karşılar ve ona onu sevdiğini söyler. Nataşa ona nişanlı olduğunu söylediği halde adam aldırmaz. Nataşa bundan çok etkilenir ve onu sevmeye başlar. Balodan döndükten sonra olayı Sonya’ya anlatır. Sonya o adamdan kimseye hayır gelmeyeceğini, işe yaramazın teki olduğunu anlatmaya çalışsa da Nataşa onu dinlemez ve hatta ona karşı olan hakaretlerinden dolayı bozuşurlar. Sonya zamanla Nataşa’nın Anatol ile kaçma planları yaptığını anlar ve bu konuyu hemen Nataşa’nın amcasına açmaya karar verir. Gece Anatol’a Dolokof yardım ediyordu. Anatol kapıdan girip birkaç adım ilerledi. Fakat karşısına iri bir adam çıktı. Anatol kıvrak bir hareketle onun elinden kurtuldu. Nataşa, Piyer’den Anatol’un evli olduğunu duyunca bu ilişkiye son verdi ve Sonya ile konuşmaya başladılar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Fransa-Rusya savaşı gene başlamıştı. Bu savaşa Nikola, Andre gibi eski askerlerin yanında yeni olan Piyer de katıldı. Savaşta Fransa ilerliyor ve Lisi-Gori’ye kadar gelmeye başlıyordu. Andre Mari’ye ve ihtiyar prense bir mektup göndererek hemen Moskova’ya gitmelerini söyler. İhtiyar prens oradan ayrılmadan önce bir felç geçirir. Sağ tarafı tutmamaktadır. Mari hâlâ ona bakmaktadır.İhtiyar prens bu halde bazı şeylerin farkına varmaya başlar. Prenses Mari’ye çok çektirdiğini anlar, sürekli ondan özür diler. Doktor gelip onu muayene ediyordu ve bir gün onu yatağında ölü buldular.</span><br />
[ad1]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Mari’nin Moskova’ya gitmesine mujikler engel oluyordu. Oradan geçerken bunu gören Nikola Mari’ye yardım ederek onun oradan kurtulmasını sağladı. O anda Mari ile Nikola arasında ilk elektriklenme gerçekleşti. Fransız orduları Moskova’ya da yaklaşmaya başladılar. Kısa süre sonra Moskova’yı da aldılar. Herkes arabalarıyla gitmekteydi. Arkalarına baktıklarında ise Moskova yanıyordu.Andre bu savaşta çok ağır yaralanmıştı. Rostof ailesi de yüklerini arabalara yüklüyordu. Fakat daha sonra o yüklrin bir kısmını boşaltıp savaş yaralılarını almaya başladılar. Bir köyde mola verdiklerinde yaralılar boşaltıldı ve herkes dinlenmeye çıktı. Nataşa, yaralıların arasında Andre’nin de olduğunu duyunca gözüne uyku girmedi ve gidip ona baktı. Nataşa ondan yaptıklarından dolayı özür diledi ve ona onu sevdiğini söyledi. Andre’nin durumu çok ağırdı. Ateşi düşmüyordu. Moskova’da kalan Piyer birisine yardım etmeye çalışırken, kendisinin kundakçı olduğunu sanan askerler onu tutuklarlar ve ceza evine koyarlar. Oradan bir grup ile birlikte çıkarılırlar ve bu gruptaki bir kaç insan kurşuna dizilir. Kendisinin kurtulduğuna şaşmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer’in karısı Elen anjin sebebiyle ölür. Yine aynı günlerde Nikola’ya bir mektup gelir ve bu Sonya’dandır. Sonya ona aşklarının artık sürmeyeceğini anlatır. Bu mektubu Nikola hemen Mari’ye götürür. Bu mektup sayesinde Nikola-Mari aşkı daha da alevlenir. Mari bundan sonra Andre’nin yanına gitmeye karar verir ve yanında küçük Nikolenka’yı da götürür. İki gün boyunca Andre’nin başından ayrılmadılar. İki gün sonra Andre öldü. Fransa Moskova’yı ve diğer aldığı yerleri elde tutamadı ve büyük bir ger çekiliş başlar. Bu geri çekiliş esnasında Nataşa’nın henüz on altı yaşındaki kardeşi Petiya kaçanların peşinden kovalarken kafasına kurşun alarak öldü. Rostof’lar bunun acısını da yaşamak zorunda kaldılar.<br />
Nataşa Andre ve Petiya’nın acısın unuttuktan sonra Piyer Mari’nin de yardımıyla Nataşa ile evlendi. Nikola ile Mari yaklaşık Piyer’lerin evliliğinden bir veya iki yıl sonra evlendiler. Nikola babasının girdiği borçları ve zararların hepsini kapattı. Hem de Mari’nin hiçbir hissesini satmadan. Nikola ile Mari’nin bir kızları olur. Nataşa ile Piyer’in ise üç kızları ve bir de erkek çocukları olur. Andre’nin oğlu Nikolenka ise Piyer’i babası olarak görüyor ve hep onu örnek alıyordu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahıslar ve Olay Örgüsü</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: medium;"><strong>Olay Örgüsü:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8211; Piyer’in babasının hastalanıp ölmesi.<br />
&#8211; Savaş hazırlıklarının yapılması ve savaşın başlaması.<br />
&#8211; Piyer ile Elen’in evlenmesi.<br />
&#8211; Andre’nin esir düşmesi.<br />
&#8211; Piyer’in Dolokof ile düello yapması.<br />
&#8211; Andre’nin dönüşü ve Liza’nın ölümü.<br />
&#8211; Piyer’in Elen’i tekrar kabul etmesi<br />
&#8211; Andre’nin Nataşa’ya aşık olması.<br />
&#8211; Nataşa’nın Anatol’a aşık olması.<br />
&#8211; Savaşın tekrar başlaması.<br />
&#8211; Andre’nin tekrar ortaya çıkması.<br />
&#8211; Piyer’in esir düşmesi.<br />
&#8211; Andre’nin ölümü.<br />
&#8211; Nataşa ile Piyer’in evliliği.<br />
&#8211; Nikola ile Mari’nin evlenmesi.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahısların Değerlendirilmesi</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Piyer:</strong> İri yapılı, cesur bir adamdır, fakat biraz çekingendir. Babası Prens Bezukof’un nikahsız bir kadından olma çocuğudur. İlk olarak Elen’i sevmekteydi fakat daha sonra Nataşa’ya değişik duygular hissetmeye başlamıştır. Fakat Andre’den dolayı ona açılamamaktadır. Karısının ölümünden sonra ona daha da aşık olmaya başlamıştır.Andre öldüğünde evlenmişlerdir.<br />
<strong>Andre:</strong> Kısa boylu cesur ve akıllı bir askerdir. Prenses Liza ile evlidir. Karısı doğururken öldükten sonra Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Son savaşta ağır yaralanması sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Arkasında yetim bir çocuk bırakmıştır. Piyer’in iyi bir dostudur.<br />
<strong>Nikola:</strong> Çok büyük bir vatanseverdir. Ailesine çok düşkün, hep onların dediğinin olmasını isteyen bir karakterdir. Hatta bu sebepten dolayı, biraz da çıkan aksiliklerden dolayı sevdiği kızı, Sonya’yı terk etmiştir. Daha sonra gölünü Prenses Mari’ye kaptırıp onunla evlenmiştir.Savaşa askerlik yapmaya gitmiştir.<br />
<strong>Nataşa:</strong> Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Aşk bakımından kararları çok değişmektedir. Önce Boris’e gönlünü kaptırır, daha sonra Andre’ye, sonrasında Anatol’a ve sonra tekrar Andre’ye dönmüştü, fakat Andre aynı günlerde ölür. Bunun etkisini üzerinden attığında Piyer’le evlenmiş ve mutlu bir yaşam sürmüşler.<br />
<strong>Sonya:</strong> Fakir ama çok güzel bir kızdır. Kuzeni Nikola’yı sevmektedir ve aşkı karşılıksız değildir, fakat bir süre sonra ona bir mektup yazarak ayrılmıştır. Nikola, Mari ile evlendiğinde Mari’den nefret etmeye başlmıştır.<br />
<strong>Mari:</strong> Biraz çirkindir, fakat vefalı bir insandır. Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır. Nikola’yı sevmektedir.<br />
<strong>Elen:</strong> Çok güzel, fakat az huysuzdur. Erkeklerin hepsi ona hayrandır. O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur. Daha sonrasında anjinden ölür.<br />
<strong>Liza:</strong> Andre’nin eşidir ve ona çok bağlıdır. Çok güzel bir kadındır ve bir o kadar da güzel huyludur. Doğum yaparken ölmektedir.<br />
<strong>Denisof:</strong> Oldukça cana yakın ve samimi bir insandır. Nataşa’yı sevmektedir, fakat Nataşa ona yüz vermeyince vazgeçer.<br />
<strong>Dolokof:</strong> Denisof’un tam tersine bir adamdır. Bir zamanlar Piyer’in arkadaşı idi, fakat Piyer’in karısı Elen’i lekelemesi sebebiyle Piyer onu arkadaşlıktan siler. Daha sonra Sonya’ya bir evlilik teklifinde bulunur fakat Sonya onu kabul etmeyince vazgeçer.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Zaman: </strong></span> <span style="font-size: small;">Bu olay 1804’lerde başlamıştır. Fransa-Rusya savaşları dönemini anlatmaktadır.<br />
</span><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Mekân:</strong></span><span style="font-size: small;"> Olayın geçtiği veya söz edilen belirli bir yer yoktur; birkaç yer mevcuttur. Bunlar Lisi-Gori, Moskova ve St. Petersburg’dur.<br />
Dil, Üslûp ve Anlatım: Yazar akıcı ve sade bir dil kullanmıştır. Bu doğrultuda anlatımda açık ve akıcıdır. Yer yer süslü anlatımlara yer verilmiştir. Fakat geneli sade bir şekilde yazılmıştır.</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Yazar Hakkında Bilgi<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;" align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Büyük bir rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana&#8217;da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova&#8217;ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire&#8217;i ve J. J. Rouseu&#8217;yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasanaya-Polonya&#8217;ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan &#8220;Çocukluk&#8217;u&#8221; bu sıralarda yazdı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya&#8217;ya gitti. Kaskas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854&#8217;te Kırım savaşı&#8217;na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg&#8217;a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre&#8217;de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasanaya-Polonya&#8217;ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862&#8217;de evlendi.</span><br />
[m2]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy bir düzineyi geçen çocuk sahibi olduğu bu evlilik hayatının ilk yıllarında ömrünün en mutlu, en rahat devresini yaşadı. Eserlerinin en kuvvetli olan iki romanı &#8220;Savaş ve Barış&#8221; ile &#8220;Anna Karenina&#8217;yı&#8221;, bu sıralarda yazdı. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. &#8220;Kruetzer Sonat&#8221;, &#8220;Efendi ile Uşak&#8221;, &#8220;Karanlıkların Gücü&#8221;, &#8220;İman nedir&#8221;, &#8220;İnciler&#8221;, &#8220;Kilise ve Devlet&#8221;, &#8220;İtiraflarım&#8221; hep bu yılların ürünleridir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Bir gün küçük bir kasaba istasyonunda, hayata gözlerini yumdu.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy&#8217;un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında &#8220;Diriliş&#8221;, &#8220;Gençliğim&#8221;, &#8220;Çocukluğum&#8221;, &#8220;Hacı Murat (roman)&#8221;, &#8220;Ayaklanış&#8221;, &#8220;Sergey Baba&#8221;, &#8220;Tanrı Bizim İçimizdedir&#8221;, &#8220;Kazaklar&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221;, &#8220;İki Süvari&#8221; gibi eserleri vardır.</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:09:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettin]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yuksek Okceler]]></category>
		<category><![CDATA[Yuz Temel Eser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek Ökçeler &#160; (Ömer Seyfettin) &#160; Konu Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Batı hayranlığının timsali olan yüksek ökçeli ayakkabılar ne zaman terkedilmiş o zaman da yalı içerisinde görülen diğer aksaklıklar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/">Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Yüksek Ökçeler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Ömer  Seyfettin)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> Konu </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Batı hayranlığının timsali olan yüksek ökçeli ayakkabılar ne zaman terkedilmiş o zaman da yalı içerisinde görülen diğer aksaklıklar Ömer Seyfettin’in üzerinde durduğu önemli temalar haline gelir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Hatice Hanım karakteriyle Batı hayranlığını, şekil üzerinde uygulamaya çalışan bir kadın tiplemesinden faydalanarak dile getirir. Tanzimat Edebiyatı’ nda sıkça işlenen bu konu Ömer Seyfettin’ de bu hikaye ile devam eder. Hikayenin sosyal içerikli diğer bir konusu da izdivaç olayındaki çarpıklığın dile getirilişidir. Devrin getirdiği sosyal yapılanma kadınların genç yaşta ilerlemiş yaştaki erkeklerle evlendirilmesine zemin hazırlıyordu. Hatice Hanım’ da on üç yaşında iken altmışaltı yaşında zengin bir ihtiyarla evlenmiştir. Hatice Hanım bu izdivacın sonunda erkeklerden nefret etmeye başladığı görülür. Eşinin ölümünden sonra da bir daha evlenmemesi bu tepkinin sonucudur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hatice Hanım’ ın batı hayranlığı yüksek ökçeli ayakkabı merakıyla dile getirilir. Bu merak Hatice Hanım’ ın rahatsızlanmasına da sebep olmuştur. Devrin bu çarpık merakı Ömer Seyfettin’ in kendi kaleminde şekilcilik boyutuyla kendi uslubuyla dile getirilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Bu çalkantılarda zamanla etkilenen Hatice Hanım’ da artık gözünün görmediğinden vicdanım rahat düşüncesi ile eski hayatına tekrar geri döner.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> DÜNYANIN NİZAMI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye genç bir kızın ağzından anlatılır. Genç kız kocaya varmadığını düşünmediğini aynı zamanda da erkeklere tavır takındığını dile getirir. Bu kinin belirtisi olarak da bahçelerinde besledikleri horozun tavukları rahatsız ettiği için öldürmekle gösterir. Ancak horozu öldürdükten sonra tavukların düzeni bozulur. Kısa bir süre sonra horozun tavukların düzenini, birlik ve beraberliğini sağladığının farkına varır. Tavukların nasıl horoza ihtiyacı varsa kadınlarında erkeğe ihtiyacı olduğunu anlar. Bunun dünyanın nizamı olduğunu kabul eder. Artık o da dünyanın nizamına uyup evlenmesi gerektiğinin farkına varmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TAVUKLAR</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede Ömer SEYFETTİN Anadolu’nun ücra bir köşesinde handa geçirdiği bir günü dile getirir. Hancı ve kahraman hikayenin belli başlı karakterleri olarak karşımıza çıkar. Ömer Seyfettin ‘in hikayede hanın içini görsel bir betimleme ile okuyucunun gözleri önüne sermeye çalışır. Tavukların davranışları Ömer Seyfettin’in gözünde canlanır. Düzgün hareketleri, görünüşleri Ömer Seyfettin’ i etkilemiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hana her girişinde tavukları insanlardan korkmayışları belli bir yerde yiyecek verilecekmiş gibi toplanmaları onun muhayyilesinde akıllı insanların yaptıkları ile özdeşleşir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kısa bir süre sonra tavukların bu düzenli davranışlarında hancının hiçbir etkisi olmadığını öğrenmesi ve hancının tavuklara sürekli yiyecek vermediği söylemesi üzerine tavukların sürekli bekleyiş içinde bulunduğunun farkına varan kahramanımızın şaşkınlığı bir kat daha artmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BAHARIN TESİRİ</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye eski bir İstanbullu’ nun ağzından anlatılır. Bu zat arkadaşının verdiği bir çay partisine gider ve çay partisinde gördüğü bir kadına aşık olur. Evine kapanır, ona göre kadın sanki dururken sönmüş bir lamba gibidir.Arkadaşı onu ziyarete geldiğinde aşkını ona anlatır. Arkadaşı bunun bir bahar aşkı olduğunu gelip geçeceğini söyler. Soğuk bir ortamda yaşarsa yani bahardan uzak kalırsa aşk zannettiği bu tutkunun söneceğini söyler ve hikayenin kahramanı soğuk bir yerde on gün kalır. Gerçekten de arkadaşının söylediğinin doğru olduğunu anlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> ÇİRKİNLİĞİN ESRARI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye genç bir kızın yaş farkına rağmen umarsızcasına sevgi çırpınışlarını dile getirir. Genç kızın sevdiği adam yalnızlıktan hoşlanan yaşamında şimdiye kadar kadına pek fazla yer vermeyen bir tiptir. Ömer Seyfettin bu sevgiyi dile getirirken genç kızın düşüncelerini ve aşka bakışını da gözler önüne serer, kahraman her ne kadar yalnız kalmaktan hoşlanıyor görünse de genç kızlarla yalnız kalmanın aslında mutluluk verici olduğunu dile getirmekten de geri kalmaz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Özellikle Şuhude’ nin odaya girişi, güzelliği kahramanımızı etkilemiştir. Ancak bu etkilenmeyi dile getirebilecek kadar cesaretli değildir. Ağır başlı ve vakarlı davranmaya çalışır. Şuhude ile aralarında başlayan konuşmalar uzadıkça kahramanımız Şuhude’ nin kendisine aşık olduğunu itiraf etmesiyle birden karşı taarruza geçer ve kızı kendinden uzaklaştırmaya çalışır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Şuhude o zamana kadar yaşadığı ada halkından Tevfik Çeşban tarafından istenmiş yakışıklı, zengin ve aynı zamanda genç olması Şuhude’ nin onu reddetmesini sağlamıştır. Bu noktada kahraman kendini aşık olunmayacak kadar yaşlı ve çirkin göstermeye çalışır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Şuhude’ nin güzelliğine asla yakışmayacağını düşündüğünden ondan kaçar. Kahraman Şuhude’ nin fiziki özelliklere gerçekten de önem vermediğini anlayabilmek için onun ada da en pis ve en yaşlı olan çirkin kral Ali Bey’ le de rahatlıkla yaşayabileceğini söylemesi Şuhude’ yi kendinden uzaklaştırır. Ancak böyle bir güzelliğin de çirkin bir insana ait olması, kahramanın aşk denilen kavramın ne olduğunu gerçekten sorgulamasını sağlamıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> AŞK VE AYAK PARMAKLARI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde aşka ve insanlara bakış açısını Asime Hanımefendi’ nin ve Hasan’ ın ağzından yazdığı iki mektupla dile getirir. Asime Hanımefendi’ yi aşkın gerçekte ne olduğunu anlamayan bir karakter olarak gösterir. Hasan’ ın ağzından yazdığı mektupta kadına ve erkeğe bakış açısını görmek mevcuttur. Hasan’ a göre erkekler belirgin hayvanlarla özdeştir. Örneğin; arslan profiline sahip birinin arslan karakterine, eşek profiline sahip birinin inatçı olması gibi. Hasan bu noktada hayvanlarla özdeşleştirdiği erkeklerin aslında onlardan bir farkı olmadığını dile getirir. Kadınlar da Hasan’ ın gözünde pek farklı değildir. Onlara da hayvan profilleri yükleyip karakterlerini belirlemeye çalışır. Aslında Hasan’ ın yaptığı şey gerçekte insanların aşkın ne olduğunu tam anlamıyla çözemediklerinden şikayettir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hasan’ ın bir zamanlar Asime Hanım’ a duyduğu aşk onu tam anlamıyla tanıyamaması geçen zaman içerisinde de Asime’ nin gerçek karakterini çözümlemesi ile ondan uzaklaşır. Hasan’ da Asime Hanımefendi de buldum zannettiği aşkı bırakıp arayışına yeniden geri döner.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TUĞRA</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede, kahramanın, bir meyhanede oturarak yaşamı irdelemesi dile getirilir. Kahraman günde on iki saat çalışan paraya pek fazla değer vermeyen biri olarak tanıtılır. Meyhanede oturarak kadınlara olan ilgisini, yaşamında kadın olmayışının eksikliğini ve maddiyatın insana gerçekte bir şey kazandırmadığını dile getirir. Tuğra yardımıyla maddiyatın eleştirisini, değersizliğini gözler önüne serer.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BİRDENBİRE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede Ahder ve Yumuk adlı iki kadın karakter yardımıyla yaş farkına rağmen aşk kavramının irdelenişi dile getirilir. Aşk onlara göre bir zümrüt-ü anka yani masaldır. Aşkın ne olduğunu dünyada kimse öğrenememiştir. Aşk şairlerin terennümlerinden ibarettir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ahder hayatında yaptığını zannettiği hataları genç olan Yumuk’ un da yapmaması için bir nevi aşk öğretmeni gibi davranmayı ihmal etmez hikaye boyunca.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> NEZLE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Masume Hanım otuz dokuz yaşında genç görünümlü duygulu bir kadın olarak tanıtılır. Hikayede çarpık izdivacın sonuçları yine gözler önüne serilir. Diğer hikayelerden farklı olarak Masume Hanım erkeklere karşı tavır takınmayıp genç, güçlü bir erkekle tekrar evlenmek ister. Günün birinde on dokuzundan arabaya bakan hizmetçisi Himmet gelir aklına bir kır gezisinde arabacısına sorar: “Şu ahırın oradaki ineği öküzün şerrinden kurtar.”der. Himmet: “Öküz ineği üzmüyor, koklaşıyorlar.”der Masume Hanım bir türlü ilgisini çekemediği Himmet’ e arabayı mesire yerine çekmesini söyler ve kurduğu hayalinde artık yıkıldığının farkına varır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TÜRKÇE REÇETE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde, yanlış batılılaşmayı Belkıs Hanım karakteri ile ortaya koyar. Belkıs Hanım hikayede zengin bir dul olarak tanıtılır. Sık sık rahatsızlanması dolayısıyla Doktor Şerif’ i çağırdığında ondan hastalık dışında magazin, eğlence, aşk, kadınlar hukuku, Avrupa Kadınları, yaşamları vs.hakkında bilgiler alır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Bu konuşmadan sonra Belkıs Hanım iyileşir ama doktorun gideceği zaman tekrar hastalanır ve ondan reçete yazmasını ister. Doktor Türkçe bir reçete Yazarak Belkıs Hanım’ a verir. Belkıs Hanım bu noktada Doktor Şerif’ in Avrupa eğitimi almasına rağmen böyle bir reçete yazmasını başlangıçta yadırgar. Doktor reçetede Belkıs Hanım’ a eğlenceyi, lüksü, modayı ve Avrupai Yaşantıyı tavsiye eder. Hikayede Doktor Şerif doğru bir batılılaşmanın gerçek bir timsali olarak üzerinde sıkça durulan diğer önemli bir kahramandır. Doktor Şerif batı eğitimi almasına rağmen kültür değerlerini yitirmeyen sağlam bir tip olarak tanıtılır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TERAKKİ</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Niyazi ve Neşet yardımıyla toplumda görülen medeni ilerlemenin farklı yönlerini dile getirir. Niyazi ve Neşet duvarları kağıt kaplı odada oturmuş sigara dumanları içerisinde medeniyetteki ilerlemeden konuşuyorlardı. Kısa bir zaman önce telefonun, elektriğin, sinemanın, otomobilin, gramofonun olmadığından bahsediyorlardı. Bütün bu gelişmelere şimdi sahip olunmasına rağmen pahalılıktan yakınıyorlardı. Paranın hiç bir kıymetinin kalmadığını düşünüyorlardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Niyazi ile Neşet medeniyetteki ilerlemeyi böyle eleştirirken dışarıdan gelen sesle birlikte dilencinin bambaşka bir dem vurduğunu gördüler dilenci de kendine göre artık dünyanın değiştiğini, merhametin kalmadığını, insanlık denen şeyin sona erdiğini dile getirir. Herkesin eğlenceye düşkün olduğunu ifade eder. Niyazi ile Neşet bu durumu şaşkınlıkla seyreder. Dilenciyi hem küçük görürler hem de filozof ve sosyalist olarak nitelendirirler. Sekiz on sene evvel bunları bile söyleyecek müderrisin olmadığını belirterek yaşadıkları zamanın ne kadar da farklı olduğunu ortaya koymaya çalışırlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BOYKOTAJ DÜŞMANI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Mahmut Türkçe konuşan ancak kültür değerleri bakımından Rum olduğuna inanan, Türkçülük cereyanının yükselmesine ve azınlıklardan alış veriş yapılmaması için Türkçülerin yaptığı boykota sinirlenen bir gazetecidir. Mahmut hikayede Türkçe ile Yunan edebiyatı yapmaya çalışan bir karakter olarak da gözükür. Yeniden İstanbul’ da Bizans’ın dirileceğine inanmış edebiyatı Yunan Edebiyatı fakat dili Türkçe olan bir Bizans Kültürü muhayyilesine sahiptir. Ona göre bütün medeniyet, insaniyet, şiir ve musiki hayatı Yunan Medeniyetinden çıkmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TUHAF BİR ZULÜM</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Gaspadin, Mülki idare mensubu ve Kaşdanov yardımıyla kendi siyasi düşüncelerini dile getirme fırsatı yakalar. Özellikle Kaşdanov ve Müki İdare mensubu arasındaki geçen konuşmalarda bu düşüncelerini daha belirgin olarak dile getirir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kaşdanov, bir Türk Diplomat ve Gaspadin Bulgaristan’ da görüşürler ve aralarında şu diyalog geçer: Gaspadin’ e göre Türkler’ den ne sosyalist olur ne de nosyonalist. Sebebini ise taassub olarak gösterir. Gaspadin Türkler’ in taassubundan çok istifade ettiğini belirtir. Deliorman’ a kaymakam olduğunda bir tane bile Türk olmadığını niyetinin burayı kan dökmeden Bulgarlaştırmak olduğunu belirtir. Kasaba’ ya Makedonya’ dan sürekli muhacir getirip onlara ikamet vererek domuz besiciliği yapmalarını sağlamış. Bir süre sonra, Türkler gelip durumdan şikayetçi olmuşlardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Domuzların çeşmelerden su içtiğini, tarlalarında dolaştığını ulu orta sokaklarda gezdiğini söylediler. Gaspadin‘ de onlara hürriyetten, hayvan haklarından domuzunda Allah’ ın yarattığı bir hayvan olduğundan bahsedip Türkleri başından gönderdi. Domuz düşmanı olan Türkler yavaş yavaş evlerini, tarlalarını satıp İstanbul’ a göç ettiler. Gaspadin’ de Türkler’ in sattığı yerleri satın alıp Makedonya’ dan muhacie getirmeye devam etti. Hikayenin kahramanı Türk diplomat bu olayı dinleyince Gaspadin’ e karşı olan tavrını ortaya koyar.</font></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><br />
<font color="#808080" face="Maiandra GD" size="5">Ana Fikir</font><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin’in Yüksek Ökçeler kitabı küçük hikayelerden ve bir de küçük bir piyesten oluşur. Hikayelere genel olarak bakıldığında ağırlıkta olan temanın sevgi ve aşk olgusu olduğu söylenebilir. Ancak Ömer Seyfettin hikayelerinde (Yüksek Ökçeler, Birden Bire, Nezle, Çirkinliğin Esrarı) aşırı yaş farkına rağmen yapılan izdivaçların yanlışları üzerinde de sıkça durduğu gözden kaçmamalıdır. Ancak bu hikayeler arasında Ömer Seyfettin’in siyasi düşüncelerini dile getirdiği Tuhaf Bir Zulüm adlı hikayesi farklı bir temada işlenen bir hikaye olarak göze çarpar. Piyes te yine karşılıklı sevgiyi dile getiren Ömer Seyfettin bu kez bu olayı dramatik bir halden çıkartıp komedi tarzında okuyucunun gözleri önüne serer.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong>  </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Hatice Hanım:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Batı hayranı, bunu da her hareketi ve özellikle giyimiyle belli eden bir kadın.Kitap ismini de bu kadının yüksek ökçeli ayakkabılarından almıştır.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Hayranzade Şem’ i  Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  55 yaşında yeni zengin bir patron.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Peride Hanım:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Büro müdiresi.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Sermet Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Başkatipliğe namzet.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Niyazi Molla</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Gazanfer Bey</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Bican Efendi</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Müstement Efendi:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  45 yaşında garson dö büro.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"><strong>ÖMER  SEYFETTİN</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> 28 Şubat 1884 tarihinde Gönen&#8217;de doğdu. Öğrenimine Gönen&#8217;de başlayan Ömer Seyfettin, Ayancık&#8217;ta ve annesiyle birlikte geldiği İstanbul&#8217;da Aksaray&#8217;daki Mekteb-i Osmaniye&#8217;ye devam etti. Eyüp&#8217;teki Baytar Rüşdiyesi&#8217;ni bitirip asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadi&#8217;sine yazıldı (1893). Bir müddet sonra da Edirne Askeri İdadisi&#8217;ne naklolarak öğrenimini burada tamamladı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Daha sonra İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye&#8217;ye gelen Ömer Seyfettin, piyade mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun oldu. İzmir&#8217;de Teğmen (1903-1910), daha sonra da üsteğmen olarak Rumeli&#8217;de görev yaptı (1908-1910). Askerlik&#8217;ten ayrılıp Selanik&#8217;e gelerek, Genç Kalemler Dergisi&#8217;nde yazmaya başladı. Balkan Savaşı&#8217;nda tekrar subay olarak orduya döndü. Yunanlılar&#8217;ın elinde bir yıl kadar esir kaldı. Esareti sırasında da öykü yazamaya devam ederek bunları Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zakâ dergilerinde yayımladı. İstanbul&#8217;a dönünce ordudan ikinci kez ayrılıp, ölümüne kadar Kabataş Lisesi edebiyat öğretmenliği yapan Ömer Seyfettin, 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul&#8217;da öldü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/">Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:06:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Resat Nuri Guntekin]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yaprak Dokumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin) Konu Gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır. Özet Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar&#8217;daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/">Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD';"> Yaprak Dökümü</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Reşat Nuri Güntekin)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Konu</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: gray;"> <span style="color: #000000;">Gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet<br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar&#8217;daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ&#8217;nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı&#8217;na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Ferhunde&#8217;nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye&#8217;ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #000000;">Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı&#8217;na, Fikret&#8217;in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. </span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="color: #000000;">Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul&#8217;a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim&#8217;deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.</span><strong><br />
</strong></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong><br />
</strong></span><strong><br />
</strong></p>
<p align="center"><strong><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Ana Fikir</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="color: #000000;">Çılgın hayallerin, maddî israfların, gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlaması kaçınılmazdır.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Şahıslar ve Olaylar</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">Ali Rıza Bey</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">Şevket</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">Ferhunde</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">, eğlenceye düşkün,genç ve güzel bir kadın.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>REŞAT NURİ GÜNTEKİN</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> 25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi&#8217; ni bitirdi (1912). Bursa&#8217; da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra&#8217; da öldü. İstanbul&#8217; da Karacaahmet Mezarlığı&#8217;nda gömülü.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>ESERLERİ</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> Gizli El (1922), Çalıkuşu (1922), Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1925), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928),Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen (1944), Miskinler Tekkesi (1946), Harabelerin Çiçeği (1953), Kavak Yelleri (1950), Son Sığınak (1961),Kan Davası (1955)</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/">Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>96</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:04:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yaban]]></category>
		<category><![CDATA[Yakup Kadri Karaosmaoglu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaban &#160; (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) &#160; Konu Kitap kurtuluş savaşı sırasında cephede kolunu kaybetmiş bir subayla, askerliği yeni bitmiş bir askerin köyünde geçen olaylar anlatılmaktadır. Özet Sessiz ve sakin bir yerde hayatını sürdürmek isteyen Ahmet Celal, gittiği yerde, yabancı olduğundan, yaban olarak tanımlanmaktadır. Köydekilerle hiçbir bağlantısı olmamasına ve subay olmasına rağmen ona düşman gözüyle bakılmaktadır. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/">Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Yaban</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Yakup  Kadri Karaosmanoğlu)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Konu</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"><font color="#000000"><span>Kitap kurtuluş savaşı sırasında cephede kolunu kaybetmiş bir subayla, askerliği yeni bitmiş bir askerin köyünde geçen olaylar anlatılmaktadır.</span></font></span><span><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
Özet<br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Sessiz ve sakin bir yerde hayatını sürdürmek isteyen Ahmet Celal, gittiği yerde, yabancı olduğundan, yaban olarak tanımlanmaktadır. Köydekilerle hiçbir bağlantısı olmamasına ve subay olmasına rağmen ona düşman gözüyle bakılmaktadır. Ülkenin tamamı işgal altında olmasına rağmen köylülerin bunu umursamaması, sonuçta; evlerinin kundaklanması, yiyeceklerinin yağmalanması, kadın ve kızlarına tacizde bulunulması onların akıllarını başlarına getirir. Bu durumu gören Ahmet Celal sevgilisini yanına alıp kaçmaya çalışır.</font></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><br />
<font color="#808080" face="Maiandra GD" size="5">Ana Fikir</font></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Vatanın elden gitmesine rağmen duyarsızlığını  sürdürmesinin, cahilliğin bir sonucu olduğunu göstermesidir.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">AHMET CELAL:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  İçi vatan aşkıyla dolu, köylülerin cahilliğini gidermek için didinen, köy  yaşamına alışık olmayan birisidir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">SALİH AĞA:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Sinsi bir kişiliğe sahiptir. Kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bir  kişiliğe sahip.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">MEHMET ALİ’NİN  ANNESİ:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Kendisini toprağa adamış, cahil, hiçbir şeyden habersiz ve başkalarının sözünü  dinlemektedir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">BEKİR ÇAVUŞ:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Askerlik yaptığından dolayı olayların kısmen farkındadır. Bulunduğu ortam  itibariyle bildiklerini aktarmaktan çekinmektedir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> 27 Mart 1889&#8217;da Kahire&#8217;de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa&#8217;da başladı. 1903&#8217;te İzmir İdadisi&#8217;ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır&#8217;a döndü, öğrenimini İskenderiye&#8217;deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908&#8217;de başladığı İstanbul Hukuk Okulu&#8217;nu bitirmedi. 1909&#8217;da, arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti Topluluğu&#8217;na katıldı. 1916&#8217;da tedavi olmak için gittiği İsviçre&#8217;de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam Gazetesi&#8217;ndeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı&#8217;nı destekledi. 1921&#8217;de Ankara&#8217;ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> ESERLERİ :</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Yaban, Ankara, Zoraki Diplomat, Panoroma</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/">Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>37</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Aytmatov]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toprak Ana &#160; (Cengiz Aytmatov) &#160; Konu Toprağın İnsan Hayatındaki Yeri &#160; &#160; Özet Yeni yıkanmış ak, pak entarisi, pamuklu kara ceketi ve beyaz yazmasıyla yolda ağır ağır ilerliyor kadın. “Merhaba toprak” diye sesleniyor usulca. “Merhaba Tolgunay” demek geldin Ne kadar kocamışsın. Saçların ağırmış, değnekle yürüyorsun üstelik.” “Evet yaşlanıyorum, bir yıl daha geçti, sende, toprak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/">Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Toprak Ana</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Cengiz  Aytmatov)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Konu</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Toprağın İnsan Hayatındaki Yeri</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"><strong> Özet<br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Yeni yıkanmış ak, pak entarisi, pamuklu kara ceketi ve beyaz yazmasıyla yolda ağır ağır ilerliyor kadın. “Merhaba toprak” diye sesleniyor usulca. “Merhaba Tolgunay” demek geldin Ne kadar kocamışsın. Saçların ağırmış, değnekle yürüyorsun üstelik.” “Evet yaşlanıyorum, bir yıl daha geçti, sende, toprak sende bir hasat geçirdin. Bugün ölüleri anma günü.” “İnsan doğruyu öğrenmeli, Tolgunay.” Kafasıyla yüreği doğruya götürecek mi onu? Hala çocuk. </font></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Onun için, ne yapacağımı bilemiyorum, hayata küssün istemiyorum. Hayatın karşısında yiğitçe dikilsin istiyorum. Geçmiş olayları doğru yargılayacağını bilsem, hayatı gerektiği gibi anlıyacağımı bilsem, ona yalnız kendisini, kendi hayatının değil, başkalarını, başkalarının hayatlarını da kendimi, kendi geçmişimi de, canım toprağım senide, eski günlerimizi de anlatırdım. Hayat hepimizin aynı teknede yoğurmuş, bir tek demet haline getirmiş. Her insan bu öykünün anlamını kolay kolay çıkaramaz. </font></span></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Onu içten, yürekten anlamak için yaşamak, denemek gerekir. Toprakla su, insanlar arasında eşit olarak paylaştırılırsa, bizimde kendi tarlamız olursa, bizde kendi tohumumuzu eker, kendi ekinimizi biçersek mutlu oluruz. İnsan için en büyük mutluluk budur. “Tolgunay, çiftçi dediğin, mutluluğu ekip biçtiğinde bulur”. “Toprak, göğsünde hepimize acı çektiriyorsun; bizi mutlu kılmayacaksın, neden toprak diyorlar sana, biz neden doğduk? Biz senin çocuklarınız, toprak. “Mutluluk getir bize, bizi mutlu kıl!”. </font></span></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Ekmek esmerdi, katıydı ama dünyada hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar tatlı bir kokusu vardı, güneş kokuyordu, taze saman kokuyordu, duman kokuyordu. Bir filiz nasıl tohumdan doğarsa bir ananın mutluluğu da halkın mutluluğundan doğar. Halkın hayatından uzak kalan bir anının hayatı yoktur. “Sevgili toprağım benim, o günü hatırlıyor musun?””Zamanın başlangıcından beri, yüzyılların izi duruyordu içimde.</span></font></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Tarihin hepsi kitaplarda yazılı değildir, insanlarda tarihin hepsini bilemezler. Ama benim içimdedir hepsi, bütün tarih. İnsan denize benzer, derin yerleri de sığ yerleri de vardır. “Söyle bana, sevgili toprak, hangi ana böyle acı çekti, hangi ana oğlunu bu kadar kısa zaman gördü?” Savaşı alt etmenin tek yolu var, bunu o zaman anladım: çarpışmak, dayanmak, yenmek. Bunları başaramadığın an karşına ölüm çıkıyordu. İyilik, dağlarda yollarda yaşanmaz. </font></span></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">İnsan raslantıyla karşılaşmaz iyilikle. Ancak bir başka insandan öğrenir. İnsanın hayatı bir dağ yoluna benzer, iner, çıkar, uçurumların kenarından geçer. Hep tek başına aşamazsın o yolu, ama herkes elini uzatırsa sana, çabucak aşarsın. Hayatımız böyle işte.”</span></font></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Dünyadaki insanlar oğullarını, kardeşlerini, babalarını, kocalarını bizim kadar seviyorsa, bizim o gün onları beklediğimiz gibi onlarda oğullarını, kardeşlerini, babalarını, kocalarını bekliyorsa, yeryüzünde başka savaş olmaz artık” diyorum.</span></font></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Savaşın insanları zalim, aşağılık, aç gözlü yaptığını kim söylemiş ? Hayır, savaş, sen çizmelerinin altında insanları ezebilirsin, öldürebilirsin, yağma edebilir, yakıp yıkabilirsin, 40 yıl bile sürdürebilirsin bunu, ama insan denen yaratığın içindeki o duyguyu, o insanlık duygusunu, o sevgiyi içinden söküp atamazsın. “ Toprak, toprak ana, göğsüne bastı bizi, dünyanın her köşesindeki insanları besle. Anlat onlara, sevgili toprak, anlat onlara.”</span></font></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">“ Hayır Tolgunay. Sen anlat… Sen insansın. Her şeyin  üstündesin. Her yaratıktan akıllısın. Sen insansın. Sen anlat İNSAN!.”  </font></span></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/">Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>28</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
