<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rus | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/rus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Aug 2008 23:27:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 22:42:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[1990]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Cin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[Fars]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Gagauz Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gagauzya]]></category>
		<category><![CDATA[iletisim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkaslar]]></category>
		<category><![CDATA[Kazak]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerkuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kibris]]></category>
		<category><![CDATA[Kirgizistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kiril Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşma Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazal n]]></category>
		<category><![CDATA[Oguz]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak İletişim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Türk Abecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Türk Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Özbekistan]]></category>
		<category><![CDATA[Özerk]]></category>
		<category><![CDATA[Rus]]></category>
		<category><![CDATA[Rusça]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyetler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Tatar]]></category>
		<category><![CDATA[Tataristan]]></category>
		<category><![CDATA[Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Birligi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Dunyasi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyasında Ortak Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türk illeri]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Lehceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Siveleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Turkiye Turkcesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük Bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmenistan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uygur]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili Dünyadaki bütün Türklerin birbirlerini kolayca anlayabilecekleri bir dili kullandıkları, Türkiye&#8217;den Özbekistan&#8216;a giden bir Türk&#8217;ün oradaki soydaşlarımızla hiç zorlanmadan anlaştığı, Tataristan&#8217;dan Ege Üniversitesi&#8217;ne gelen bir Tatar Türk&#8217;ünün ilk yıl Türkiye Türkçesini öğrenmek zorunda olmadığı ve Gagauzya&#8216;da Kazakistan&#8216;da yayın yapan televizyonların izlendiği bir Türk dünyasını düşünebiliyor musunuz? Türk&#8217;ün Türk&#8217;ten kopmadığı, ayaklarını yere [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/">Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #00ff99;"><strong> <span style="font-size: 22pt;">Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</span></strong></span></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3241/2776189478_e561ef93ac.jpg?v=0" alt="" align="left" /><span style="font-family: Maiandra GD;">Dünyadaki  bütün Türklerin birbirlerini kolayca anlayabilecekleri bir dili kullandıkları,  Türkiye&#8217;den  <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a>&#8216;a giden bir Türk&#8217;ün oradaki soydaşlarımızla hiç  zorlanmadan anlaştığı, Tataristan&#8217;dan Ege Üniversitesi&#8217;ne gelen bir Tatar  Türk&#8217;ünün ilk yıl Türkiye  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>sini öğrenmek zorunda olmadığı ve <a style="text-decoration: none;" href="../gagauzlar-gok-oguzdan-hristiyan-turkler/"> <span style="color: #000000;">Gagauzya</span></a>&#8216;da <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a>&#8216;da yayın yapan televizyonların izlendiği bir Türk dünyasını  düşünebiliyor musunuz? Türk&#8217;ün Türk&#8217;ten kopmadığı, ayaklarını yere daha sağlam  bastığı ve dünyadaki üç yüz milyona yakın soydaşının verdiği manevi güçle işe  koyulduğu bir Türk dünyası&#8230; </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkler&#8217;in dünyanın birçok alanına  yayıldığının farkında olan ve yüreği birliği düşlenen  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a>nda atan  herkes, bugün  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a>&#8216;nin neden oluşturulamadığı konusunda yakınıp  duruyor. Bu yazımda, ortak bir  <a style="text-decoration: none;" href="../Turk-Dili/"> <span style="color: #000000;">Türk Dili</span></a>&#8216;nin neden oluşturulması gerektiğine,  niçin şimdiye kadar oluşturulamadığına ve nasıl oluşturulabileceğine değinmek  istiyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;"><strong>Ortak Türk Dili neden  kurulmalıdır?</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkler, dünya üzerindeki izlerini  takip edebildiğimiz günlerden beri, birçok alanda yaşamışlardır. Ana  yurdumuz Tanrı Dağları&#8217;nın çevresinden yayılarak bugünlere gelen biz  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>,  bugün çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumdayız. Anadolu&#8217;dan Avrupa&#8217;ya,  Balkanlar&#8217;dan Kafkaslar&#8217;a, Afika&#8217;dan Uzak Doğu&#8217;ya kadar her yerde  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a>&#8216;ün  yaşadığına tanık olabiliyoruz. Eski dönemlerden beri çok farklı alanlara  dağıldığımız için, kullanmış olduğumuz ortak dil olan Türkçe de zamanla  birbirinden farklı şiveler &#8211; lehçeler doğurmuş ve birçok  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk ili</span></a>nde farklı yazı  dilleri oluşmuştur. Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasından sonra bağımsızlığını  kazanan Azerbaycan,  <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a>, Türkmenistan ve  <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a>&#8216;da,  zamanla Türkçenin özellikle ses yapısında değişmelerin meydana geldiğini  görürüz. Türkler&#8217;in dünya üzerine dağılmasından sonra birbirleriyle pek ilişki  içerisinde bulunmamaları ve diğer Türk illerinden habersiz yaşamaları, dilde de  farklılaşmaları beraberinde getirmiştir. Bu kopukluklar neticesinde,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a> Türkçesi, <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a> Türkçesi, <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türkçesi,  <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a> Türkçesi, Türkiye  Türkçesi&#8230; gibi Türkçenin yeni kolları oluşmuştur. Bu kollardan bazıları  birbirine çok yakındır, bazıları ise birbirine çok uzaktır. Örneğin <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türkçesi ile Türkiye Türkçesi birbirine çok yakındır; fakat <a style="text-decoration: none;" href="../saha-yakutistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Yakutistan</span></a> Türkçesi  ile  <a style="text-decoration: none;" href="../gagauzlar-gok-oguzdan-hristiyan-turkler/"> <span style="color: #000000;">Gagauz</span></a> Türkçesi birbirine çok uzaktır.</span></p>
<p><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a>ndaki dilsel anlamdaki  bu farklılıklar, kuşkusuz bizim kültür, tarih, soy, ulus&#8230; birliğimizi de  derinden etkilemiştir. Özellikle Sovyetler Birliği döneminde Ruslar&#8217;ın  egemenliği altında yaşayan soydaşlarımıza Rusça öğretilmiş ve onlara &#8220;<strong>Sen Türk  değil Azerisin, Özbeksin, Tatarsın, Kazaksın&#8230;</strong>&#8221; denilerek, onları  <a style="text-decoration: none;" href="../Turk-Dunyasi/"> <span style="color: #000000;">Türk  dünyası</span></a>ndan koparmak istemişlerdir. İran&#8217;da yaşayan  <a style="text-decoration: none;" href="../24-oguz-turk-boyu/"> <span style="color: #000000;">Oğuz</span></a> boylu soydaşlarımız, Farslar&#8217;ın baskılarına maruz kalmışlar, genç Türk çocukları Farsça eğitim almak  zorunda kalmışlar ve sonuçta  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>yi Farsça ile iç içe kullanacak hâle  gelmişlerdir. Kerkük&#8217;teki Türkmen yiğitleri, emperyalist güçlerin alçakça  politikalarına kurban gitmiş, kutlu <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>lerini Arapçayla iç içe kullanmaya  başlamışlardır. Buna benzer biçimlerde, dünyanın dört yanındaki Türkler, çeşitli  baskılar altında kalmışlar ve dayatmalar sonucu öz dillerini kaybetme  tehlikesiyle karşı karşıla gelmişlerdir. Bizlerin amacı, bütün <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a>nda  rahatça konuşulabilecek ve yazıya aktarılabilecek ortak bir  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türk dili</span></a> oluşturmaktır. Çünkü dil, bir ulusun temel taşlarından biridir. Çünkü dilini  kaybeden uluslar, benliklerini de kaybederler. Biz, benliğimizi kaybetmemek  adına mücadele ediyoruz. Bunun için, İkinci Göktürk Devleti dönemindeki gibi,  bütün Türkler&#8217;in tek çatı altında yaşayabileceği günlerin özlemini duyduğumuz  bir dönemde, o günleri yaşayacağımız zamana hazırlık yapmak için şimdiden Türk  dünyasının bir ortak dile kavuşması gerektiğini düşünüyoruz.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;"><strong>Ortak Türk Dili niçin şimdiye  kadar oluşturulamadı?</strong></span></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3007/2776189546_f52182bd9b.jpg?v=0" alt="" align="right" /><span style="font-family: Maiandra GD;">Tarihin  eski dönemlerinden beri, biz dünyaya düzen verdikçe, düşman sahibi  kazanmışızdır. Bugüne kadar birçok ulusla savaşmış, karşı karşıya gelmişizdir.  Bunun için dünyada bizi gerçekten sevenler kadar, sevmeyenler de vardır. Bugün  Çinliler, hâlâ Doğu Türkistan&#8217;daki soydaşlarımıza akıl almaz eziyetler  etmektedirler. Rusya, hâlâ Sovyetler&#8217;in dağılmasından sonra bağımsızlığına  kavuşan Türk devletlerine baskı yapmaktadır. Avrupa Birliği, ABD&#8230;  Anlayacağınız dünyanın birçok güç odağı, Türkler&#8217;in dünya üzerinde yeni bir güç  odağı oluşturmalarını istemezler. Bunun için, gerek  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-birligi-kurulmalidir/"> <span style="color: #000000;">Türk birliği</span></a> gerekse de  Türklüğün yücelmesi için atılması düşünülen bütün adımlar, Türk karşıtı  odaklarca çeşitli yollarla engellenmeye çalışılmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dünyadaki Türk devletlerinden, dünya  siyasetinde en etkili olanı kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. Diğer Türk  devletlerinin çoğu, bağımsızlığını yeni kazanmış veya özerk devletler kurmuştur.  Henüz tam bağımsızlık ve iç denetim anlamında bile eksikleri bulunan Türk  devletlerinin çoğu, iç ve dış sorunlarını aşıp dünya Türkleriyle buluşma olanağı  bulamamıştır. Hem dış devletlerin baskısı hem de ekonomik ve siyasal anlamdaki  güçsüzlük, bugüne kadar Türk dünyasında belli anlamda birliğin sağlanabilmesini  zorlaştırmıştır. Ayrıca duygulardan sıyrılarak kabul edilmesi gereken bir şey  vardır ki, bugün varlığını devam ettiren bazı Türk topluluklarının, Türklük  bilinçleri oldukça zayıflamıştır. Örneğin bazı  <a style="text-decoration: none;" href="../saha-yakutistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Yakutistan</span></a> Türkler&#8217;i, atalarının  Türk olduklarını bile bilmezler. Aynı durum,  <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a>&#8216;da,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a>&#8216;da&#8230; da  geçerlidir. Fakat düşünmek gerekir ki, bugün Türkiye&#8217;de bile milli bilinçten  yoksun bir kısım gençlik bulunmaktadır. Bu kadar uzun zaman Türk dünyasından  kopuk yaşayan ve çeşitli baskılara maruz kalan dünya Türkler&#8217;inin içinde, milli  bilincin zayıflaması olağandır. Bunun dışında, Türklüklerine sımsıkı bağlı olan,  hâlâ Göktürkler&#8217;i yaşayan &#8211; yaşatan, bir an önce  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-birligi-kurulmalidir/"> <span style="color: #000000;">Türk birliği</span></a>nin (Turan&#8217;ın)  kurulmasını isteyen yürekli Türkler çoğunluktadır.. Yalnızca Türkiye&#8217;de değil, <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a>&#8216;da, <a style="text-decoration: none;" href="../gagauz-ozerk-bolgesi-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Gagauzya</span></a>&#8216;da, Tataristan&#8217;da,  <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a>&#8216;da&#8230; Türklüğe yüreğini  vermiş nice soydaşlarımız vardır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yukarıda değindiğim gibi, hem  ekonomik ve siyasal anlamdaki güçsüzlük hem de baskıların getirmiş olduğu kötü  bir ortam, bugüne kadar ortak Türk dilinin oluşturulmasına engel olmuştur.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;"><strong>Ortak Türk Dili nasıl  oluşturulur?</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yıllar sonra üzerindeki baskıları  atmayı başaran Türk devletleri, gün geçtikçe güçlenmekte ve sanat, edebiyat,  spor, kültür&#8230; etkinliklerinde kendini ileriye taşımaya çalışmaktadır. Örneğin  Türkmenistan, planlı ekonomi ile on yıl kadar kısa bir süre içinde büyük bir  başarı sağlamış ve refaha kavuşmuştur. Bugün Türkmenistan&#8217;da elektrik, su,  doğalgaz, tuz&#8230; bedavadır. İşte böyle başarıları elde eden Türk devletleri  çoğaldıkça, özümüzdeki Türklük bilinci de uyanmaya çalışmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ortak Türk Dili&#8217;nin kurulması için,  ön koşullardan birisi &#8220;<strong>Ortak Türk Abecesi (Alfabesi)</strong>&#8220;dir. Bu konuda, son  zamanlarda çalışmalar yapılmış ve 34 harfli Ortak  <a style="text-decoration: none;" href="../turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/"> <span style="color: #000000;">Türk Alfabesi</span></a> oluşturulmuştur.  Bugüne kadar bu ortak dilin oluşturulamama nedenlerinden birisi de, alfabe  ortaklığının olmamasıdır. <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin</span></a>, Kiril ve  <a style="text-decoration: none;" href="../arap-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Arap Alfabeleri</span></a>&#8216;nin kullanıldığı Türk  dünyasında, bugün neredeyse bütün Türk devletlerinde <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;ne  geçilmiştir. Son olarak Gagauzlar, Kiril Alfabesi&#8217;ni bırakıp  <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;ne  geçiş yapmışlardır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, bugün Türkçe için en  uygun alfabe <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;dir. Bütün Türk devletlerinde  <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;ne  geçişin tamamlanması,  <a style="text-decoration: none;" href="../Ortak-Dil/"> <span style="color: #000000;">ortak dil</span></a> yaratma çabaları açısından oldukça sevindirici  bir gelişmedir. Bütün Türk lehçelerindeki sesleri karşılayabilecek ortak <a style="text-decoration: none;" href="../turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/"> <span style="color: #000000;">Türk  Alfabesi</span></a>, şu harflerden oluşmaktadır:</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Times New Roman;">&#8220;a, b, c, ç, d, e, ä, f, g, ğ, h, x, ı, i, j, k, q, l, m, n, ñ, o, ö,  p, r, s, ş, t, u, ü, v, w, y, z&#8221;</span></strong></p>
<p align="justify"><span lang="en"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bugün, ortak Türk  Dili oluşturma çabaları içerisinde, bütün Türk devletlerinden yukarıdaki 34  harften alınarak oluşturulacak bir alfabe kullanılmaları istenmektedir. Gün  geçtikçe, durum buna doğru yaklaşmaktadır. Ortak Türk Alfabesi&#8217;ndeki &#8220;</span><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>ä</strong></span><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8221;  harfi<strong>, </strong>&#8220;<strong>kapalı e</strong>&#8220;<strong> </strong>sesini<strong>; </strong>&#8220;<strong>x</strong>&#8220;<strong> </strong>harfi<strong>, </strong> &#8220;<strong>gırtlak h</strong>&#8221; sini<strong>; </strong>&#8220;<strong>q</strong>&#8220;<strong> </strong>harfi<strong>, </strong>&#8220;<strong>kalın k</strong>&#8220;<strong> </strong> sesini<strong>; </strong>&#8220;</span><strong><span style="font-family: Times New Roman;">ñ</span></strong><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;</span><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> </span></strong> <span style="font-family: Maiandra GD;">harfi<strong>, </strong>&#8220;<strong>nazal (burun) n</strong>&#8221; sini<strong> </strong> karşılamaktadır<strong>. </strong>Bu farklılıklar, Türk lehçelerinin ses yapılarındaki  farklılıklardan doğmaktadır. Aslında bu Ortak Türk Alfabesi&#8217;ndeki nazal n (<strong>ñ</strong>)  gibi harflerin karşıladıkları sesler, bugün Anadolu&#8217;da da yaşamaktadır.  Özellikle İç Anadolu Bölgesi&#8217;nde burundan çıkan &#8220;</span><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>ñ</strong></span><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8221;  sesini, bu harf karşılamaktadır.</span></span></p>
<p align="justify"><span lang="en-us"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkçenin bugün dünya üzerinde  farklı bölgelere yayılmış kollarının, ortak bir iletişim dili oluşturabilmesi,  bugün yaşayan Türk lehçelerinin korudukları söz varlıkları ve yapıları  dolayısıyla daha kolaydır. Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan,  Türkmenistan, Yakutistan, Türkiye&#8230; Türkçesinin söz (tümce) dizimleri hep  aynıdır. Ayrıca Türkçenin bu kolları arasında, büyük bir &#8220;<strong>söz varlığı</strong>&#8221;  ortaklığı bulunmaktadır. Bütün Türk lehçelerindeki fiiller, Türkçe kökenlidir.  Zamirlerin neredeyse hepsi, Türkçe kökenlidir. Sayılar, bütün Türk illerinde &#8220;<strong>bir</strong>&#8220;den  başlayıp &#8220;<strong>milyar</strong>&#8220;a kavuşuncaya kadar aynıdır. Renk adları, üç aşağı beş  yukarı aynıdır. Ayrıca &#8220;<strong>temel sözcükler</strong>&#8221; dediğimiz &#8220;burun, ağız, dağ, taş,  gök, yeşil, kuş, bulut&#8230;&#8221; gibi sözcüklerin neredeyse hepsi, bütün Türk  dünyasında ortaktır. Lehçeler arasında, yalnızca &#8220;<strong>ses</strong>&#8221; boyutunda  farklılaşmalar vardır. Örneğin Türkiye Türkçesinde &#8220;<strong>yeşil</strong>&#8221; olan renk adı,  diğer Türk lehçelerinde &#8220;<strong>yaşıl, jasıl, caşıl</strong>&#8221; biçiminde kullanılmaktadır.  İşte bu hem yapı hem de söz varlığı boyutundaki büyük ortaklık, Türk  lehçelerinin bugün kolaylıkla bir ortak iletişim dili oluşturabileceği konusunda,  bize umut vermektedir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk dünyasında ortak bir dil  oluşturma, iki yolla gerçekleşebilir. Ya bütün Türklerin bildiği yabancı bir  dili, ortak dil yapacağız; ya da Türk şiveleri &#8211; lehçeleri içerisinden birini,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a> yapacağız. Birincisi hem olanaksız hem de anlamsızdır. Amacımız  kutlu Türkçemizi yüceltmek ve Türk illerindeki soydaşlarımızla, öz dilimizle  konuşmaya çalışmakken, yabancı bir dili bütün Türklerin ortak dili yapmak doğru olmaz.  Zaten bu doğru olsa bile, olanaklı olmaz; çünkü dünyadaki bütün Türklerin  bildiği ortak bir yabancı dil yoktur. Irak&#8217;taki Türkler&#8217;in yabancı dili Arapça,  Makedonya&#8217;daki Türkler&#8217;in yabancı dili Sırpça veya Makedonca, İran&#8217;daki  Türkler&#8217;in yabancı dili Farsça,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a>&#8216;daki Türkler&#8217;in yabancı dili ise  Rusçadır. Görüldüğü gibi bütün Türklerin ortak bir yabancı dili yoktur. Bunun  için yabancı dille ortak bir dil oluşturulamaz.  İkinci yöntem bugün  yaşayan Türk şivelerinden &#8211; lehçelerinden birinin, ortak Türk dili yapılmasıdır.  Peki bu Türk lehçesini kim seçecek?  <a style="text-decoration: none;" href="../onemli-turkologlar/"> <span style="color: #000000;">Türkologlar</span></a> mı, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk-Dil-Kurumu/"> <span style="color: #000000;">Türk Dil Kurumu</span></a> mu, devlet  başkanları mı, yoksa biz mi? Yoksa bütün Türk lehçelerinden toplanacak  sözcüklerin birleştirilmesiyle yeni bir dil mi oluşturulması gerekiyor? Elbette bu, böylesine bir  yolla veya seçimle olacak bir iş  değildir. Dil, canlı bir varlıktır ve bu ortak dil yaratma sürecinin de aynı  canlılık içerisinde olması gerekir. Anlayacağınız, ortak dil oluşum sürecini,  doğallığı içerisinde beklememiz gerekiyor.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk şivelerinden &#8211; lehçelerinden  birinin,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a> olabilmesi için, bütün Türk dünyasının etkileşim  içerisinde olması gerekiyor. Etkileşim olmadığı sürece,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a>&#8216;nin  doğal olarak oluşması olanaksızdır. Bunun için, oturup da bütün Türk  lehçelerinden birkaç sözcük alıp yeni bir ortak iletişim dili oluşturmak yerine,  Türk topluluklarının etkileşimi dolayısıyla dillerin de etkileşimini  gerçekleştirmek ve bunun doğal bir sonucu olarak ortak bir Türk Dili&#8217;nin  oluşmasını sağlamak gerekir.  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk illeri</span></a>nin, birbirleriyle etkileşiminin  sağlanması çok yönlü olabilir. Farklı Türk illerindeki gençler, evrenkentlere  (üniversitelere) yerleştirilebilir; Türklük bilimciler bu konularda  araştırmalarını sürdürüp Türkoloji toplantılarını arttırabilir; Türk illerine  geziler düzenlenebilir; bütün Türk illerinde farklı  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk illeri</span></a>nden gelen  öğrencilerin okuyabileceği okullar açılabilir; ortak kültürümüzün ürünleri olan  yazınımıza ait eserler (örneğin <a style="text-decoration: none;" href="../dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #000000;">Dede Korkut Destanları</span></a>) farklı  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk illeri</span></a>nde  farklı  <a style="text-decoration: none;" href="../Turk-Lehceleri/"> <span style="color: #000000;">Türk lehçeleri</span></a>yle basılarak dağıtılabilir; Türklüğü ve Türklük  değerlerini anlatan belgeseller, filmler çekilip bütün Türk lehçeleriyle  seslendirildikten sonra her Türk ilinde bunlar sunulabilir; herkesin kolayca  erişebileceği internette büyük Türk otağları kurulabilir; devlet başkanlarının  Türk toplulukları arasındaki iletişime her yönden destek olması sağlanabilir&#8230;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yukarıda sıralananlar yapılırsa,  ortak iletişim dilimiz kendi doğallığı içerisinde oluşur ve bütün Türk dünyası  uyanıp yeniden dünyada büyük bir güç odağı oluşturabilir. İnanın bu hiç de zor  değil. Tam tersine çok kolay. Ahmet Bican Ercilasun hocamızın  &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="../Ortak-iletisim-Dili/"><span style="color: #000000;">Ortak İletişim Dili</span></a> ve Ortak Alfabe Üzerine</strong>&#8221; adlı makalesinde belirttiği üzere:  &#8220;Bir Türkiye Türk&#8217;ü ile bir  <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türk&#8217;ü birkaç saat içinde; bir Türkiye  Türk&#8217;ü ile bir  <a style="text-decoration: none;" href="../Turkmen/"> <span style="color: #000000;">Türkmen</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../Kirim/"> <span style="color: #000000;">Kırım</span></a>, Özbek veya Uygur Türk&#8217;ü 7-10 gün içinde; bir  Türkiye Türk&#8217;ü ile bir Tatar Türk&#8217;ü 15 &#8211; 20 gün içinde; bir Türkiye Türk&#8217;ü ile  Kazak, Kırgız ve Başkurt Türk&#8217;ü bir ay içinde %70-80&#8217;lik anlaşma seviyesine  ulaşabilmektedir.&#8221; Yani buradan anlaşılacağı üzere, bütün Türkler çok sıkı  ilişkiler içerisinde yaşasa ve sürekli birbirleriyle konuşabilse, en geç 1-2 ay  içerisinde herkes birbiriyle sorunsuz olarak anlaşabilecektir. Elbette öz  Türkçeden oldukça uzaklaşmış Türkçeyi kullanan  kandaşlarımız için, bu süre  daha fazla olabilir. Veya bir Kırgızistan Türk&#8217;ü ile bir <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a> Türk&#8217;ünün  anlaşabilme süresi, çok daha azalabilir. Bunun örneği, bugün Türkiye Türkleri  ile <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türkleri arasındaki ilişkinin doğal sonucu olarak ortaya çıkan  dilsel benzerliklerde görülebilir. Hem özellikle Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde  milyonlarca Azerbaycan Türk&#8217;ünün yaşaması ve bir o kadar Anadolu Türk&#8217;ünün de  Azerbaycan&#8217;da yaşaması hem de coğrafi yakınlık nedeniyle ilişkilerin artması,  dillerimizin de birbirinden etkilenerek çok benzer olmasını sağlamıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İşte bu anlatılanlar çerçevesinde,  ortak bir Türk Dili&#8217;ni oluşturabilmenin tek yolunun,  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a> ile ilişkileri  arttırmaktan geçtiğini ortaya koyabiliriz. Bir günde devlet yıkıp, bir gecede  devlet kuran yüce Türk ulusu olarak, her türlü engele karşı  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-birligi-kurulmalidir/"> <span style="color: #000000;">Türk birliği</span></a>nin ilk  adımı olan dil birliğini de oluşturacağımız gün, yakındır. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Tanrı, Türk&#8217;ün yardımcısı olsun&#8230;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>Yavuz Tanyeri</strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/">Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan Tarihi&#8217;nden&#8230;</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-tarihinden/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-tarihinden/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 02:48:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycanda Tarihi Gelismeler]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Türklerinin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fars]]></category>
		<category><![CDATA[Fars Egemenligi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Kimlik Arayislari]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Rus]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Egemenligi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-tarihinden/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Azerbaycan Tarihi&#8217;nden&#8230; (Rus ve Fars Egemenliği Altında Kuzey ve Güney Azerbaycan’da Kültürel Kimlik Arayışları) &#160; Rus-İran savaşlarını izleyen, Gülistan(1813) ve Türkmençay (1829) Barış Antlaşmaları sonucu ikiye bölünmüş Azerbaycan, bugüne kadar değişik rejimler altında sömürge olarak varlığını sürdürmüştür. Kuzey Azerbaycan önce Çarlık Rusya’sı boyunduruğunda Kafkas Azerbaycan’ı, sonra Sovyet Rusyası yönetimi altında Sovyet Azerbaycan’ı olarak varlığını sürdürmüş, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-tarihinden/">Azerbaycan Tarihi’nden…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700">   Azerbaycan Tarihi&#8217;nden&#8230;<br />
</span></font>   <font color="#c0c0c0">   <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">   (Rus ve Fars Egemenliği Altında Kuzey ve Güney Azerbaycan’da Kültürel Kimlik    Arayışları)</span></font></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="justify">    <font face="Maiandra GD" size="2">Rus-İran savaşlarını izleyen, Gülistan(1813)    ve Türkmençay (1829) Barış Antlaşmaları sonucu ikiye bölünmüş Azerbaycan,    bugüne kadar değişik rejimler altında sömürge olarak varlığını sürdürmüştür.    Kuzey Azerbaycan önce Çarlık Rusya’sı boyunduruğunda Kafkas Azerbaycan’ı,    sonra Sovyet Rusyası yönetimi altında Sovyet Azerbaycan’ı olarak varlığını    sürdürmüş, ancak 1991 yılında bağımsızlığını ilan ederek Azerbaycan Demokratik    Cumhuriyeti adıyla özgürlüğünü kazanmıştır. Güney Azerbaycan ise, önce İran    Şahlığı yönetiminde, şimdi de İran İslam Cumhuriyeti yönetimi altında    varlığını sürdürmektedir. Azerbaycan Türkleri, Rus ve Fars hegemonyası altında    kendi dilini, geleneklerini, soykökünü kaybetmemek için kültürel kimlik    arayışlarını, bu yolda büyük bedeller ödeyerek bugüne kadar taşımıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan, 1. Petro (1696-1725) zamanından başlayarak; Çarlık Rusyası’nın    yayılma politikasının ana unsuru olan, işgal planları arasında önemli bir yer    tutmaktaydı. 18. yüzyılda hanlıklara bölünmüş Azerbaycan’ı, 1786 yılında    siyasi amaçlarla gezmiş Rus subayı Burnaşev, buradaki Şeki, Karabağ, Guba,    Şamahı, Bakü, Nahçıvan, Gence, Tebriz, Erdebil, Hoy, Urumiye, Talış, Marağa,    Maku hanlıklarının kimilerinin idari yapısının yarı bağımlı, kimilerinin ise    bağımsız olduğunu saptamıştır. Bunlardan Urumiye, Şeki, Karabağ, Guba ve Hoy    Hanlıkları, diğerlerine göre daha güçlüydü. 18. yüzyılın 2. yarısında, bu    hanlıkların liderleri, herbiri ayrı ayrı siyasal güçlerini artırdıkça,    Azerbaycan hanlıklarını kendi yönetimlerinde bir devlet çatısı altında    toplamak amacını gütmekteydiler. Güney Azerbaycan’da Urumiye Hanı Feteli Han    Efşar, Kuzey Azerbaycan’da ise, Şeki Hanı Hacı Çelebi ve Guba Hanı Feteli Han    Gubalı bu amaçla çaba harcamışlardır.</p>
<p>1790 lı yıllarda, İran’da Türk kökenli Kacarlar yönetime geldikten sonra,    kuzey hanlıkları birbiri ardısıra bağımsızlıklarını yitirerek, Kacarlar’ın    hükümranlığı altında birleştiler. Güney Azerbaycan’da ise Rusya’nın istilacı    siyaseti güçlendi. 18. yüzyılın sonlarında, İran’daki Azerbaycan-Türk boyundan    olan Kacarlar’ın hakimiyete gelmesinin ardından, Kuzey Azerbaycan’daki    hanlıkları da (tüm Güney Kafkasya’yı) egemenliği altına almaya çalışan    Muhammet Şah’ın Kacar Devleti ile Rusya arasında birçok çatışmalar oldu</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">3 Ocak 1804 tarihinde, Gence Hanı Cevad Han’ın güçlü direnişine karşın,    Ruslar, gence Kalesi’ni işgal ettiler. Cevad Han ve oğlunun da ön saflarda can    verdiği savunmada, çok kan döküldü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rus Orduları’nın Kafkasya’daki başarıları Osmanlı’yı ve İran’ı rahatsız etmeye    başladı. Fransa ve İngiltere ise, Rusya’nın Kafkasya’daki ilerlemesini, İran    ve Osmanlı eliyle durdurmaya çalışıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">10 Temmuz 1804 tarihinde, Rusya ile İran arasında savaş başladı. Rus Ordusu,    birbirinin ardısıra, Karabağ, Şeki, Şirvan, Guba, Bakü, Lenkeran Hanlıkları’nı    ele geçirdi. Böylece, kuzeydeki birçok hanlık Rusya’nın egemenliğine girdi.    Kacar Orduları’nın, Rusları durdurma çabaları başarısızlıkla sonuçlandı. Bunun    sonucunda, İran ile Rusya arasında 13 Ekim 1813 tarihinde Gülistan Barış    Antlaşması imzalandı. Çar 1. Aleksandr’n temsilcisi Rus Ordusu Başkomutanı    general Nikolay Rtişşev ve İran Şahı Feteli Şah Kacar’ın resmi temsilcisi    Mirze Abdül Hasan Han tarafından imzalanan “ebedi barış ve dostluk” antlaşması    ile, antlaşmanın taraflarına karşı savaşan bir halk, antlaşmaya taraf dahi    olmaksızın iki parçaya bölündü. Bu sonuç, güç ve adaletsizliğin, gücünü    birleştirmeyi bilmeyenlere karşı, bugüne dek süren zaferi oldu. 11 maddeden    oluşan bu antlaşmaya göre, bu iki istilacı devlet (Rusya ve İran) arasındaki    sınır hattı Aras Nehri olarak kabul edildi ve Azerbaycan, Kuzey Azerbaycan ve    Güney Azerbaycan olarak ikiye bölündü. Sonraları, halk arasında çok    yaygınlaşan şu dörtlük, bir ulusun bölünmüşlüğünün yüreklerde oluşturduğu    ortak acıyı dile getirdi:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Arası ayırdılar<br />
Su ile doyurdular<br />
Men senden ayrılmazdım<br />
Zülm ile ayırdılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İran Kacar Şahlığı, Gülistan Antlaşması ile Güney Kafkasya topraklarından    vazgeçmek istemiyordu. Bu kez de İngiltere ve Fransa’nın yardımı ile    kaybettiği toprakları geri alma savaşına girişti. 16 Temmuz 1826 tarihinde    kuzey hanlıklarını geri almak amacıyla başlatılan bu savaşlarda, veliaht Abbas    Mirze komutasındaki Kacar Ordusu’nun yenilgisi sonucunda, 10 Şubat 1828    tarihinde Türkmençay Barışı imzalandı. Bu antlaşmaya göre, Nahçıvan ve Revan    Hanlıkları da Rusya’ya verildi. Rusya, 1850 yılında Revan Hanlığı’ndan Erivan    vilayeti yaratarak, gelecekte oluşturulacak Ermenistan Cumhuriyeti’nin    temelini attı.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center> <font face="Maiandra GD" size="2">  </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Ruslar, Türkmençay Barış Antlaşması’nın 14. maddesi çerçevesinde, Güney    Azerbaycan’ın Marağa, Urumiye gibi bölgeleri başta olmak üzere çeşitli    yörelerinden 40.000 den çok Ermeni’yi Güney Kafkasya’ya, özellikle Revan,    Nahçıvan ve Karabağ bölgelerine göç ettirdi. Rusya’nın, “Kafkasya’yı    Hıristiyanlaştırma” politikası sonucunda, 20. yüzyılın başına kadar 1.300.000    dolayında Ermeni, sözü edilen bölgelere göç ettirildi. Bu toplulukların bir    kısmına Karabağ’ın dağlık yörelerinde toprak sağlanarak, buralar Ermeni    yerleşim bölgeleri haline getirildi. İşte, Azerbaycan’ın bugün yaşadığı    Karabağ sorununun temelleri, büyük bir ileri görüşlülükle, 180 yıl öncesinde    atılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çarlık Rusya’sı ve İran Şahlığı’nın böldüğü Güney ve Kuzey Azerbaycan    halkları, 200 yıl boyunca ayrı kalsalar da, bir gün için bile, aynı ulusun    parçası olduklarını unutmamışlardır. Tebriz’deki Rus Konsolosu 1903 yılında    gönderdiği raporda, Azerbaycan Türkleri’nin Ruslar’dan nefret ettiklerini ve    kendilerini ikiye böldüklerini unutmadıklarını yazıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İran Devleti sınırları içerisinde kalan Güney Azerbaycan Hanlıkları, İran’ın 4    eyaletinden biri olarak, Azeri ülkesi kimliğini korudu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gülistan ve Türkmençay Barış Antlaşmaları ile iki imparatorluk, bir ulusu    parçalayarak, birbirine yabancılaştırmak için, onları, soylarından,    köklerinden, kültürlerinden, geleneklerinden uzaklaştırmayı amaçlayan bir    devlet politikası uygulamayı sürdürdüler. Kültürel birliğin ortadan    kaldırılması, bu politikanın en önemli öğelerinden biriydi. Doğu bilimleri    akademisyeni V.V. Bartold’un, halkın bütünlüğü için, “kültürel birliğin    korunması”nı “siyasal birliğin korunması”ndan daha önemli sayması bir tesadüf    değildir. Dilin, kültürel birliğin sağlanmasının anahtarı olduğu düşüncesinden    hareketle; Çarlık Rusyası tarafından, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren    Kuzey Azerbaycan’da rusdilli okulların sayısı artırılarak “Ruslaştırma”    politikasının güçlendirilmesi çabaları başlatılmıştır. Bir ulusun yok edilmesi    için en önemli adımın, ulus bilincinin temel taşı olan dilinin ortadan    kaldırılması olduğu gerçeğidir ki, bu yöndeki çalışmalar, sömürgeleştirilmek    istenen ülkelerde uzun vadeli bir politika olarak uygulanagelmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">19. yüzyılın ikinci yarısında Kuzey Azerbaycan’da petrol sanayiinin gelişmesi,    yerli burjuvazinin oluşmasına ve gelişmesine yol açmıştır. Rusya’nın “halklar    hapishanesi” olduğunu ve ulusların gelişiminin ancak “aydınlanma” ile mümkün    olabileceğini anlayan liberal burjuvazi; gazete ve dergilerin basılmasına,    yeni okulların açılmasına parasal destek sağladı. Azerbaycan’da bugün bile adı    saygıyla anılan Hacı Zeynalabidin Tağıyev’in 1896 yılında Bakü’de açtığı “Kız    Mektebi” sayesinde, kızların öğrenim görebilmesinin ilk adımları atılmıştır.    Tağıyev, ulusal burjuvazinin ileri görüşlü ve akıllı bir temsilcisi olarak;    sömürge ekonomi-politikasını kırıp, petrolden elde ettiği gelirle, ulusal    üretimi artırmak amacıyla fabrikalar kurarak, ulusal sanayiin kurucularından    olmuştur. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">    <font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan’ın yetenekli gençlerine burslar    vererek, onlara Avrupa’da yüksek öğrenim olanağı yaratmıştır. Bu    girişimlerledir ki, Kuzey Azerbaycan’da 19. yüzyılın ikinci yarısında, ulus    düşüncesi gelişmeye başlamıştır. Azerbaycan’ın seçkin ve öncü siyaset adamı,    filozof ve yazarı olan Mirze Feteli Ahundzade (1812-1878) , 1880’li yıllarda    ilk kez “Keşkül” Gazetesi’nde “Azerbaycan Milleti” ifadesini kullanmıştır. M.F.    Ahundzade’nin, yalnızca Azerbaycan’ın değil, bütün “doğu”nun sosyal ve siyasi    düşüncesindeki etkisi; 18. yüzyıl Fransız düşünce ve siyaset adamlarının,    Avrupa’da oluşturdukları etki ile kıyaslanabilecek düzeydedir. M.F. Ahundzade,    Azerbaycan Halkı’nın siyasal uyanışını sağlayarak, anadilinde okullar    açılmasını, Azerbaycan Türkçesi’nin geliştirilmesini, Arap Alfabesi’nde    Azerbaycan Dili’ne uygun değişiklikler yapılmasını, eğitimin din etkisinden    kurtarılmasını gerçekleştirmek ve bu şekilde ulusunu, sıkıştırıldığı köşeden,    dünyaya hakim olan siyasal ve sosyal gelişim düzeyine çıkarmak istiyordu.    Yazdığı eserlerde, Azerbaycan Türkçesi’ni Farsça sözcüklerden arındırmaya    çalışarak, Azerbaycan Dili ve Edebiyatı’nı geliştirmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">M.F.Ahundzade’nin görüş ve düşüncelerini sürdüren, yüksek öğrenimini Avrupa’da    gören seçkin önder, gazeteci-yazar ve eğitimci Hasan Bey Zerdabi (1842-1907) ,    dünya uygarlığının benimsenmesinin ancak anadilin yaygınlaştırılarak    öğrenilmesiyle mümkün olabileceğini savunuyordu. Zerdabi’nin, bütün Türkdilli    halkların bu yolla birbirlerine yakınlaşması fikri, birçok seçkin Türk    düşünürünün de dayanağı olmuştur. Hasan Bey Zerdabi, 1875 yılında anadilinde    yayınlanan “Ekinci” Gazetesi’ni basmakla, Azerbaycan basınının kurucusu    olmuştur. Bu gazete, Türkdilli kalkların ulus bilinçlerinin gelişmesinde    önemli rol oynamıştır. Bu ulus bilincinin oluşmasıdır ki, sömürgecilik    baskısına karşı bağımsızlık mücadelesinin gerekliliği fikrini doğurmuştur.    Zerdabi’nin, Azerbaycan’da öncü ve ulus bilincine sahip aydınların    yetişmesinde önemli rolü olmuştur. Azerbaycan ulusal bağımsızlık hareketini    gerçekleştiren büyük siyaset adamı Mehmet Emin Resulzade, “Ekinci” Gazetesi’ne    büyük önem vererk şöyle söylemiştir: Anadilinde ilk gazetesini basan toplum,    bir ulus olarak şekillenmeye başlamış demektir. Basın-yayın geleneği olan halk    ise, gelişmiş bir ulus olduğunu göstermektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu süreç tamamlanana kadar, çok zor ve dolambaçlı yollardan geçilmiştir. Önce    “ümmet” düşüncesi ile “Müslümanım” denilmiş, daha sonra ulus bilinci arttıkça,    ana kimliğin dinle değil, anadille, geleneklerle, ülke ile belirlendiği    anlaşılmıştır. Kuzey Azerbaycan’ın Rusya yönetimine geçmesi ile ilgili olarak,    M.E.Resulzade şöyle yazıyordu: Rus istilasının iyiliği şu oldu ki,    Azerbaycanlılar, kendilerini toplumsal bir vücut, özel kültür tohumlarını    taşıyan bir topluluk, yani Farslar’dan ayrı bir ulus olduklarını hissetmeye    başladılar. Rus süzgecinden geçerek de olsa kendilerine ulaşan Avrupa bilim ve    tekniğinin etkisiyle, Azerbaycan, doğunun kuşku ve hurafelerinden silkinerek,    iyi bir hayat eseri gösteriyor, doğru yolu buluyor, büyüyüp gelişiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">20. yüzyılın başında İran’ın en zengin ve gelişmiş vilayeti olan    Azerbaycan’da, kapitalizmin gelişmesi ile oluşan aydın kesimi, siyasal ve    kültürel topluluklar kurmaya, çağdaş uygarlık düzeyinde okullar açmaya    çalıştılar. Bu çabaların sonucunda, henüz eğitim dili haline getirilememiş de    olsa; Azerice, konuşma dili olarak hem Azeriler hem de ülkede yaşayan diğer    halklar arasında yaygınlaşmış ve insanlar arasındaki iletişimi sağlamaya    başlamıştı. 19. yüzyılın sonlarında, Güney Azerbaycan’a gelen bir yabancı,    Fars Dili’ni konuşan Azeriler’in bu dili, ancak okulda ya da seyahatte    öğrenilecek ölçüde bildiklerini düşünebilirdi. Tebriz’de veliaht sarayındaki    resmi yazılar dışında bütün işler Azerbaycan Türkçesi’nde yürütülmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mirze Sadıg Tebrizi’nin 1893 yılında basılmış “Defter-i Edebiye” ders    kitabında, çocuklara, kolaydan zora doğru bir anadil öğretimi önerilmekteydi.    Fakat bu kitapta, Hasan Rüşdiyye tarafından, kendi “Vatan Dili” dersliğinde    (1894) uyguladığı ve çok kısa zamanda anadilinde okuma ve yazma alışkanlığını    sağlayan ses yöntemi yer almamaktaydı. Bu kitaplarla, Güney Azerbaycan    tarihinde ilk kez, çocuklar anadillerinde öğrenim görmeye başlamışlardı. Başta    büyük eğitimci H.Rüşdiyye olmak üzere Azerbaycan’ın ulusalcılığı benimsemiş    aydınları, eğitimi çağdaşlaştırmak ve alfabenin anadilde öğretilmesini    gerçekleştirerek, 19. yüzyılın sonlarında Azerbaycan Dili’ni eğitim ve öğretim    sistemine yerleştirmişlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuzey Azerbaycan’da, Türkiye’de basılan gazete ve dergiler, Tebriz’de büyük    ilgi ve heyecanla okunurdu. Özellikle, “Ekinci” (1875-1877) , Tercüman    (1883-1917) gazeteleri hem yaygın olarak okunuyor, hem de bu gazetelere    yazılar gönderiliyordu. Bu gazeteler, Azeri tüccarlar tarafından İran’ın    birçok yöresine götürülüyordu. Daha sonraları, günetdeki soydaşları, Kuzey    Azerbaycan’ın Mirze Elekber Sabir’ini, Celil Memmed Guluzade’sini ve onun    “Molla Nasreddin” Dergisi’ni okuyarak “ben kimim? ..” sorusuna yanıtlar    aradılar. Özellikle, Celil Memmed Guluzade’nin:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Haradır Azerbaycan? Gelin bir defe oturağ ve<br />
Keçe papağımızı ortalığa goyup fikirleşek:<br />
Haradır, bizim vetenimiz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">sözleri, gerek güneyde gerekse kuzeyde kimlik arayışının en güzel anlatımıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuzey Azerbaycan’da, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (1918-1920) Sovyet    Rusyası tarafından devrildikten sonra, “Sovyetleşme” adı altında “Ruslaştırma”    politikası güçlenmeye başladı. İlk başlarda çok masumane görülen, “pamukla baş    kesmek” kadar ince bir yaklaşımla yürütülen bu politika, Lenin’in “barış“    üzerine kararnamesiyle, bütün halklara özgürlük adı altında    gerçekleştirilirdi. 1922 yılında kurulmuş olan Sovyetler Birliği’nde,    özellikle Stalin döneminde (1922-1953) , Türksoylu halklara kimliğini    unutturmak, uzun erimli bir devlet politikası olarak benimsendi. Türk soyları    içerisinde özel bir yeri olan Azerbaycan (ki Lenin tarafından “şarkın kapısı”    olarak adlandırılıyordu) Türkleri ile ilgili politikalar, ayrı bir önem    taşıyordu. Bunun nedeni, 20. yüzyılın başlarında aydınları Avrupa’da öğrenim    görmüş, ulus bilinci edinmiş, aynı zamanda ulusal burjuvaziyi oluşturmuş    Azerbaycan’ın, Sovyetler Birliği’nin bütünlüğü için her zaman ciddi bir    tehlike oluşturacağı düşüncesiydi. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">    <font face="Maiandra GD" size="2">Bu düşüncenin şekillenmesinde, Azerbaycan’ın    güney kısmının İran yönetiminde ve nüfusça kuzeydeki kısımdan çok daha fazla    olması, daha da önemlisi kendini Türk olarak tanımlaması, göz ardı    edilemeyecek bir etkendi. Kardeş ve komşu Türkiye’nin etkisinin her zaman    güçlü olduğu Azerbaycan, Stalin’in “Pantürkist” olarak damgaladığı    aydınlarının sonlarının, kaçınılmaz biçimde Sibirya sürgünü ve yitim olduğu    gerçeğini yaşayageldi. Özellikle 1937’lerde, Mikail Müşfig (1908-1939) , Ahmed    Cevad, Hüseyin Cavid (1882-1941) , kaymağı toplanan Azerbaycan aydınlarının en    çarpıcı isimleridir. Hüseyin Cavid’in Sibirya’daki kabri bulunmuş ve kemikleri    1990’lı yıllarda Azerbaycan’a getirilmiştir. Birçok Azerbaycan aydını, (son    olarak KGB adı altında etkinliğini sürdüren) Sovyet istihbarat teşkilatının    sürekli takibinden kurtulabilmek için, yurtdışına ve özellikle Türkiye’ye göç    etmişti. Bunlardan biri olan Elmas Yıldırım (1907-1952) , Dağıstan ve    Türkistan’a sürgüne gönderildikten sonra, Sibirya’da öleceğini kesinlikle    bildiğinden, önce İran’a, sonra da Türkiye’ye kaçmıştı. Elmas Yıldırım da,    bölünmüş Azerbaycan’ın derdini yüreğinde taşıyarak, duygularını şöyle dile    getirmiştir:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarih boyu aktığı yerden alıp hızını,<br />
Koşmuş deli Kuzgun’a Kür çağlaya çağlaya,<br />
Görünce başucunda dertli Türkmen kızını,<br />
Aras ta derde gelmiş, yas bağlaya bağlaya&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kucaklaşmış o yerde, birleşmiş iki bacı,<br />
Biri aşkım, varlığım, biri başımın tacı&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sovyetler Birliği’nin 1956 yılında toplanan 20. kurultayında, Stalin’in    yanlışları ortaya koyularak, bir zamanlar binlerce Azeri aydınını, “halk    düşmanı” damgası vurarak ölüme gönderen bu insan, kendisi “halk düşmanı” ilan    edilmişti, Nikita Sergeyeviç Huruşşov (Kuruşçev) Hükümeti (1953-1964)    zamanında, yukarıda değindiğimiz politikalarda bir ölçüye kadar yumuşama    hissedilmişse de; Azerbaycan Türkü’nün, milliyetinin Azerbaycan Türkü değil    Azerbaycanlı olarak kabul edilmesi, soyadlarının sonuna –ov, -ova, -yev, -yeva    ekleri getirilerek Ruslaştırılması, kapanan Güney-Kuzey Azerbaycan sınırının    statüsünün korunması çabaları sürdürülmüştür. Azerbaycan dilinin resmi dil    statüsüne getirilmesi, eğitimin Azerbaycan dilinde olmasına karşın, ince bir    “Ruslaştırma” politikasıyla, son yıllara kadar, devlet dairelerinde,    dilekçelere varana kadar tüm belgeler Rusça düzenleniyordu. Akademik    çalışmalar Rusça hazırlanmak zorunda, doktora tezleri bile Moskova sansüründen    geçtikten sonra akademik ünvanlar verilmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Böl ve parçala” politikasını uygulayan Sovyetler Birliği, Rusça’yı anadili    kabul eden Rusdilli aydınlarla anadilini benimseyen, üstün tutan aydınları    karşı karşıya getirmekle yetinmeyip, halk içerisinde (Nahçıvanlı, Bakülü,    Şekili gibi) yöresel ayrımları vurgulayarak, baskısını kuvvetlendirecek zemini    elde etmiştir. Dünya kültür tarihinde, en yakınlarına, anasına “mama”,    babasına “papa” diyecek denli sömürgecisinin dili benimsetilmiş, Rusça    konuşmayı, aydın olmanın gereği sayan, üstün bir nitelik, bir ayrıcalık olarak    gören bir gençlik, sanırız, benzeri politikaların az rastlanılan bir zaferinin    göstergesidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ruslaştırma politikasına karşı çıkan Azerbaycan aydınları, yazarları,    şairleri, anadillerinin kullanımının, yalnızca anayasa hükümleri çerçevesinde    kalmasını değil, gerçekten de yaşama geçirilmesini savunageldiler. Resmi    yazışmalar, bilimsel araştırmalar, ders kitapları, gazete ve dergiler,    giderek, Azerbaycan dilinde yaygınlaşmaya başladı. Üniversiteler, Azerbaycan    Bilimler Akademisi Araştırma Enstitüleri, Azerbaycan edebiyatı ve tarihi    üzerine kapsamlı araştırmalar yaptılar. Özellikle, Bilimler Akademisi    Şarkiyyat Enstitüsü Güney Azerbaycan Bölümü, Profesör Şevket Hanım Tağıyeva    başkanlığında, bu konuda uzmanlar yetiştirerek, “güney”i “kuzey”e tanıtacak    eserler hazırladılar. Her zaman, Azerbaycan Halkı’nın yolunu aydınlatan gerçek    aydınlardan Mirze Elekber Sabir, Celil Memmedguluzade, Cefer Cabbarlı, Hüseyin    Cavid, Mikail Müşfik gibi önderlerin açtığı yolda, onları izleyen nicelerinin    yetişmesini de sağladı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">    <font face="Maiandra GD" size="2">Şiirleri ile ulusal duygular aşılayan, vatan    sevgisinin kutsallığını vurgulayan, Semed Vurgun, Bahtiyar Vahapzade, gibi    isimler, genç neslin ulusal coşkuyla yeşermesini sağladılar. Azerbaycan    kimliğinin ve tarihinin öğrenilmesinde basın ve yayının önemli işlevi    olmuştur. Bu konularda, bilimsel araştırmalara dayanarak, Azerbaycan Bilimler    Akademisi’nin “Haberler” Dergisi, Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin “Azerbaycan”    Dergisi, Edebiyat ve İncesanat Gazetesi ve benzeri basın organları, değerli    veriler ortaya koymaktaydılar. Bununla birlikte, yeni açılan arşivler,    Azerbaycan tarihinin yeniden yazılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.    Edebiyat ve tarihin dahi “partili” olduğu bir dönemde, her bilim dalının    başına, sanki bir ön ekmişcesine “Sovyet” sözcüğünün getirildiği de gözönüne    alınırsa, bu dönemdeki çoğu araştırmanın, nesnellikten uzak olduğu açıktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Öte yandan, çocuğunun Rusça öğrenim görmesini sağlamak isteyenlerin öne    sürdükleri gerekçe, Azerbaycan dilinde öğrenim gördüğünde iş bulamayacağı,    ancak Rus Dilinde öğrenim görenlere tüm Sovyet üniversiteleri ve işyerlerinin    açık olacağıydı. İlköğrenimini anadilinde görmeyen, edebiyatını okuyup    tanımayan bir bireyin, ulusal kimliğini hiçbir zaman benimseyemeyeceği, hatta    bu arayışı bile gereksiz göreceği açıktır. Bir ulusun bireylerini bu duruma    getirmek ise, sömürgeleştirme politikalarının vazgeçilmezidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azerbaycan Türkleri’nin, Güneyli-Kuzeyli olarak bölünseler de aynı ulusun    parçaları olduğu konusunda kuşkular yaratmak üzere, Rusya ve İran’da devlet    güdümlü özel “araştırmalar” sonucu, çok sayıda makaleler ve kitaplar yazıldı.    Çocuklar ülkelerinin tarihini ders kitaplarından öğrenirken, Kuzey    Azerbaycan’ı “Sovyet Azerbaycanı”, Güney Azerbaycan’ı ise “İran Azerbaycanı”    olarak bildiler. Amaç, genç nesillerin, birbirini tanımamasını, aynı soydan    olduklarını unutmasını sağlayarak, birbirlerini “Şurevi” ve “İranlı” olarak    adlandırıp yabancılaşmalarını gerçekleştirmekti. İran’da, Azerbaycan Türkü’nün    ulusal varlığını, dilini ve ülkesini yadsıyan, birçok “amaçlı” “bilim adamı”    yetiştirildi. Aynı politika, Sovyetler Birliği’nde de ısrarla yaşama    geçirildi. Ders kitaplarında, özellikle tarih ve edebiyat derslerinde, yanlış    ve çarpıtılmış bilgilerle genç beyinler yıkanarak; bir yanda “sovyet    vatandaşı”, diğer tarafta “İran vatandaşı” yetiştirilmeye çalışıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Güney Azerbaycan’da bağımsızlık mücadelesi vermiş olan Setter Han (1867-1914)    , Heyder Emioğlu (1880-1921) , Şeyh Mehemmed Hiyabani (1880-1920) , Seyid    Sefer Pişeveri (1893-1947) gibi özgürlük savaşçıları, Azerbaycan kimliği    bilincinin ve bağımsızlığının tohumlarını ekmişlerdir. Özellikle Aralık    1945-Aralık 1946 tarihleri arasında varlığını bir yıl sürdürebilmiş Sefer    Pişeveri’nin başkanlığındaki Azerbaycan Milli Hükümeti, anadilde eğitim veren    bir üniversite açmış, ve bu dönemde ilkokullar, radyo, basın ve yayın ilk kez    Azerbaycan Dilinde faaliyete geçmiştir. Bu ulusal hükümet, 6 Ocak 1946 tarihli    kararıyla Azerice’yi Güney Azerbaycan’ın resmi dili ilan etmişti. Hükümet,    bütçesinin %40’ını eğitim ve uygarlığın gelişimi için ayırmaya karar vermişti.    Ne yazık ki, bu hükümetin yıkılmasıyla, sözkonusu kanunlar yürürlükten    kaldırıldı. Bundan sonra, “Farslaştırma” politikası daha da güçlendi. 1950’li    yıllarda Güney Azerbaycan’a uygulanan “Farslaştırma” politikasının sonuçlarını    inceleyen Sovyet araştırmacısı Y.A. Doroşenko şunları yazıyordu: Eğitim,    kültür ve dil alanında zorunlu Farslaştırma, azınlıkta kalan halkların sert    tepkilerine neden oluyor; hükümet, İran Azerbaycan’ında bugün de Fars Dilinin    yetersiz öğrenilmesi ve benimsenmemesinden duyduğu rahatsızlığı ifade    ediyordu. Çünkü, halk Farça’yı kullanmaktan kaçınmaktadır. Öğrenciler ise,    ders zamanı Farsça’yı boykot ediyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İran Şahı’nın, Fars Dilinin, İran’ın Fars olmayan halkları arasında yayılması    yönünde özel bir fermanı vardı. Şah rejiminin ideolojisi, Azerbaycan’ın    tarihine, diline ve uygarlığına, Paniranizm ve Fars şovenizminin uygulanması,    Azerbaycan Türkleri’nin İran’da bir ulus olarak yadsınmasına yönelikti. İran    Şahı, 1958 yılındaki bir kabine toplantısında, Milli Eğitim Bakanı’na şu    sözleri söylemişti: Öyle önlemler alın ki, Fars Dili, çocuk yuvalarında,    okullarda, basın yayın organlarında yaygınlaştırılarak, halkın adet ve    alışkanlığına dönüşsün ve onlar giderek kendi anadillerini unutsunlar. Fakat,    Şah’ın bu direktifleri beklenen sonucu vermedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Güney Azerbaycan Milli Hükümeti tarafından 1946 yılında kurulan Azerbaycan    Yazarlar ve Şairler Cemiyeti, bu hükümet yıkıldıktan sonra kapatılarak üyeleri    ya hapsedildi ya da göç ettirildi. 1960 lı yıllara kadar Güney Azerbaycan’ın    kültürel yaşamına, durgunluk hakim oldu. Seyyid Mehemmed Şehriyar’ın 1954    yılında basılan “Heyder Baba’ya Selam” şiiri, halk tarafından “sehra    yağışı=çöl yağmuru” olarak değerlendirilip benimsendi. Şehriyar ve O’nun    “Heyder Baba”sı, kuzey ve güneyiyle bütün Azerbaycan halkını pamuk denli    yumuşak, çelikten sağlam, ince tellerle birleştiren, onu yumuşacık sözlerle    uyandıran, ardından, silkindirip ayağa kaldıran bir heyecan dalgası oluşturdu.    1960 lı yıllarda, Güney Azerbaycan’da, Semed Behrengi, Behruz Dehgani, Elirıza    Nabdel gibi şair ve yazarların, beğenilerek okunan eserleri basıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1946-1979 yılları arasında basın yayın alanında Azerbaycan dilinin    kullanılması yasaklanmıştı. Bu yasak, 14 Ekim 1978 tarihinde kaldırıldı. 17    Ocak 1979 tarihinde Tebriz’de, Azerbaycan ve Fars Dilinde çıkan “Ulduz”    Gazetesi, Mehemmed Rıza Pehlevi diktatörlüğünün devrildiğini Azeriler’e kendi    anadillerinde duyurdu. Bundan sonra, çok sayıda gazete ve dergi, Azerbaycan    Dilinde basılmaya başladı. Bunlardan, bugüne dek yayın yaşamını sürdüren    “Varlık” Dergisi, büyük önder Cevad Heyyet’in başkanlığında hazırlanmakta ve    her iki Azerbaycan’da büyük ilgi görmektedir. Halen yürürlükte olan İran    Anayasası’nın 15. maddesine göre, İran Halkı’nın ortak resmi dili Farsça’dır.    Öte yandan, yerli ve etnik dillerin Fars Dili ile birlikte kullanılması, basın    yayında yer alması ve ulusal edebiyatın okullarda okutulması serbesttir.    Bununla birlikte, bu madde de anadilin kullanılmasına sınırlı bir özgürlük    tanımaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Azeri Türkçesi konuşup, ilkokuldan başlayarak Farsça öğrenim görerek “ben    İranlı’yım” diyen kimi Azerbaycan Türkleri’nin ulus bilincinin gelişmemesi,    işte bu eğitimin sonucudur. İran İslam devrimi’nden sonra, Azeri Türkçesi ile    basılan gazete ve dergiler, bu eksiği kapatmak için, Azerbaycan tarihini,    uygarlığını, edebiyat ve dilini öğretmeye, halkta kendine güven ve ulus gururu    uyandırmaya, bunun sonucu olarak ta, kendi ulusal hakları uğruna mücadele    verme gücü aşılamaya yardım ettiler. 31 Aralık 1989 tarihinde, Azerbaycan    Sovyet Cumhuriyeti ile İran Devleti arasındaki sınır boyundaki tel örgüler,    Azerbaycan vatandaşları tarafından, büyük bir coşkuyla söküldü. 18 Ekim 1991    tarihinde, Kuzey Azerbaycan’da bağımsızlık ilan edilerek Azerbaycan Demokratik    Respublikası’nın kurulması, Güney Azerbaycan’da ulus düşüncesinde yeni bir    canlanma yarattı. İki Azerbaycan arasında gidiş gelişlerin artması, kültürel,    siyasi ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi, uzun yıllar farklı rejimlerde    yaşamış olan bir halkın, iki kesiminin, birbirini tanımasına olanak    sağlamıştır. Bundan rahatsız olan bugünkü İran rejimi, şahlık devrinde yaşama    geçirilmeye çalışılan “tek İran milleti” politikasını, “tek İslam ümmeti”    şeklinde uygulamaya çalışmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla, Kuzey Azerbaycan’da bağımsız bir    Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulması, Azerbaycan’ın gelecek günleri    için önemli bir dönüm noktasıdır. Azerbaycan Ulusu, maddi ve manevi yönden    zengin bir altyapıya sahip olarak, Atatürk’ün Türk gençliğine seslenişinde    vurguladığı şekliyle, “muhtaç olduğu kudreti kendi damarlarındaki asil kanda”    bulamazsa, tarihi bir fırsatı kaçırmış olacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Anadilim, anam dilim;<br />
Özüm sene gurban dilim.<br />
Tustağlığın bitene dek,<br />
Senle birge yanam, dilim&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şekersen mi, bal mı yoksa?<br />
Işığını sal ulusa.<br />
Cihan menem, men cihanam,<br />
Dilim hemişe azadsa&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"> <span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-edebiyati/">»<span lang="tr">  “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <span style="font-size: 9pt"><span lang="tr"><strong><font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></span></p>
<p align="center"> <strong><font style="font-size: 8pt" color="#c0c0c0" face="Maiandra GD">Kaynak: </font></strong><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD" size="1"><strong> &#8220;</strong></font><strong><a href="http://gruplar.antoloji.com/grup.asp?grup=17001&amp;goster=dokuman&amp;dokuman=49112" style="text-decoration: none"><font color="#0099cc" face="Maiandra GD" size="1">Azerbaycan  Edebiyatı</font></a><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD" size="1">&#8220;</font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-tarihinden/">Azerbaycan Tarihi’nden…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/azerbaycan-tarihinden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
