<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sadık Tural | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/sadik-tural/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 Mar 2008 16:54:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Sadık Tural &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sadik-tural-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sadik-tural-biyografi-hayati-kim-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 16:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[S]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Sadık Tural]]></category>
		<category><![CDATA[Sadık Tural Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sadik-tural-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sadık Tural (Hayatı &#8211; Biyografisi) SÖYLEŞİ &#160; Prof. Dr. Sadık TURAL Betül EYÖVGE YILMAZ&#8217;un Sadık TURAL ile yaptığı bir söyleşiden&#8217; www.bilgicik.com &#160; -Sayın Hocam, bize kendinizden söz eder misiniz? &#160; 7 Temmuz 1946 yılında Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yarattığı bir sanayi şehri olan Kırıkkale&#8217;de Kemal Beyin çocuğu ve beş kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldim. Hacettepe Üniversitesinde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sadik-tural-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Sadık Tural – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Sadık Tural<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">SÖYLEŞİ</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Prof. Dr. Sadık TURAL<br />
Betül EYÖVGE YILMAZ&#8217;un Sadık TURAL ile yaptığı bir söyleşiden&#8217;<br />
www.bilgicik.com</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">-Sayın Hocam, bize kendinizden söz eder misiniz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">7 Temmuz 1946 yılında Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yarattığı bir sanayi şehri olan  Kırıkkale&#8217;de Kemal Beyin çocuğu ve beş kardeşin en büyüğü olarak dünyaya geldim.  Hacettepe Üniversitesinde bilim hayatına başladım. Doktora, doçentlik ve  profesörlük işlemleri ile unvanlarını da Hacettepe Üniversitesinde aldım. 1989  Aralıktan itibaren Almanya&#8217;da görev yaptım. Almanya dönüşünde Ağustos 1989  itibarıyla Gazi Üniversitesine geçtim. 1993 yılında Atatürk Yüksek Kurumunun  bağlı kuruluşlarından Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığına getirildim. 14 Ağustos  2000&#8217;den beri de Atatürk Yüksek Kurumu Başkanlığını yürütüyorum. Evli, bir  çocukluyum.</font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2"></font></strong></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">-Kitap ve dergi yayınlarınızdan bahseder misiniz?</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kendi imzamla yirmi bir, ortak çalışma hâlinde imzayla yirmi bir olmak üzere bir  öbek kitabın sahibiyim. Divan, Yeni Divan, Erdem dergilerini bir süre yönettim;  Arış ve Bilge dergilerini kurup yaşattım. Elliye yakın farklı dergide imzamı  taşıyan fikirlerim ve yorumlarım ile biçimlenen yazılar yer aldı. Geniş bir  yayınlar listesi bu sohbetin konusu olmamalı&#8217;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">-UNESCO dâhil olmak üzere birçok kuruluşta da göreviniz var. Onlardan değil de  aldığınız ödüllerden söz eder misiniz?</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gerek ülkemde gerek başka ülkelerde, yaptığımız çalışmaları ve hizmetleri  yeterli bulan kadirbilir tutumların sonucunda, ödüller, armağanlar, üyelikler,  teşekkür belge ve plaketleri aldım; ancak, bunları milletimin öz malı sayarım ve  bunun listelenmesinden de hoşlanmadığımı ifade etmek isterim. Şöyle söylesem  daha mı doğru olur, yoksa bir haset sağanağına muhatap mı olurum, bilmem; ama,  içimden bu cümle geçer: Yaptıklarım ve yaşadıklarım başkaları tarafından  araştırılmalı ve değerlendirilmeli. Bunların ifadesi benden çok, kadirbilir,  insaf sahibi, kıskançlığa yenik düşmeyecek gelecek kuşaklarındır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">-Türk aydınlarının bir kavram kargaşası içerisinde olduğu bilinmektedir. Sizce  Türk aydınının kavramlara yüklediği anlam kendi kültür birikimimize mi yoksa  evrensel kültür değerlerine göre mi şekillenmelidir?<br />
İnsan düşüncesi nasıl işleyişe geçiyor? Hafızanın desteğini alarak, duygu,  düşünce ve hayalin bir davranış, bir tepki oluşturacak biçimde işleyişe  dönüşmesi nasıl oluşuyor? Bunun üzerinde zaman zaman düşünürüm. Zihninizdeki  milyarlarca odacığı açabilen anahtarlar var. Bu anahtarlardan bir kısmı,  isimler, bir kısmı fiiller. İşleyişi asıl sağlayan, büyük kapıları açma gücüne  sahip olan anahtarlar ise, kavramlar. Duygu, düşünce ve hayal dünyamızdaki büyük  kapıların açılmasını, davranış ve tepkiye yol açan anlamlı işlemesini sağlayan  da, kavramlar. Kavramlar, daha önce beyin denilen büyük sisteme kayıtlanmış  bulunan bilgileri uyararak, yeni bilgilere, yeni yorumlara, yeni tepkilere, yeni  davranışlara yol açıcı işlem ve işleyişleri sağlayan özel kelimeler. Bir  kültürün göstergesi olan dilin en önemli yanı veya göstergesi, kavramlara  yüklediğimiz anlamlardır. Beş tane kavramı örnek vererek fikrimizi  delillendirelim: Anne, vatan, bağımsızlık, cumhuriyet ve şehit. Bu kavramların  öncelikle Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türkler arasında, sonra  da Türk dünyası olarak bilinen cumhuriyet ve topluluklar içinde kutsal sayılacak  anlamları var. Bu kavramların tanımları veya kabul gören anlamları tarihî  birikime dayanır, dayanmalı&#8217; Zihni bulaşıklı birtakım kimseler çıkıp, düşüncesi  kirletilmiş bazıları bilim adına gürültü edip bu kavramların öz duyarlılığınıza,  acı tecrübelere dayanan tanımlarını reddedebilir. Haydi bunlara iki kelime daha  ilave edeyim: Namus ve aile. Bu iki kavram Türkler için, kültürümüzü  derinlemesine ve genişlemesine yapılandıran ve sürdüren, belirleyici işlev  taşıyan, gücü ve kuvveti hemen hissedilen kavramlar idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Son elli yıl içinde en önde bu yedi kavram olmak üzere temel kavramlar ve  onların bağlı olduğu toplumluk işlevler, gözle görülür ölçüde yara aldı. Ortak  bilincin, ortak aklın oluştuğu ve bir kültür belirleyicisine dönüştüğü  toplumlarda, kavramların tanımları da, zihinde ortaya çıkan işleyiş gücü de,  yüksek bir benzeşme gösterir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür ise, benzeştirme yoluyla çözülmeleri önleme gücünü işletebilme sonucunda  bir bütünlük yaratmak değil midir?</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kültürün temeli, kavramlar ve kavramlara yüklenen anlamlardır. Bu tanımlanmış  kavramların üzerine bilim, sanat, siyaset ve idare ile ticaret yaşantıları bina  edilir. Bilim, sanat, siyaset, idare ve ticaretimizde bir çıkmaz varsa, onun  temeli veya ana sebebi bağlı olduğu kavramlara verilen karşılıklardaki  bulanıklıktır. Benzemeyi ve benzeştirmeyi sağlayan değer ve davranışlar, kültür  koruyucusu şahsiyetlerin ve kurumların desteğinde yaşayabilir. Bizim toplumumuz  ferdiyetten çok, şahsiyeti esas alan, toplumluk denetimin koruyuculuğunu bir  taraftan örfe, bir taraftan şahsiyete bırakan özel bir yapıdır. Türk kültürü,  gerek kırlık, gerek kentlik alanlardaki yerleşimde, son elli yılı bir kenara  bırakırsanız, örfün ve şahsiyetlerin kurduğu bir zengin dünya idi. &#8216;Her şey  mahvoldu&#8217; anlamında kötümser bir tavır ile değil, elimizdekilerin değerini  bilerek, zenginliğimize sahip çıkarak, bize kaybettirilenlerin yerlerine  yenilerini koyabilme başarısı göstererek, bağımsız Türk varlığının devamını  sağlayalım demek istiyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk kültürü gerek kavramları, gerek davranışları bakımından şahsiyetlere ve  tarih içinden süzülüp gelen kendi birikimine dayanmalıdır. Bu birikim gerçek bir  hazinedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">-Şahsiyet kavramı size göre nasıl tanımlanabilir? Zamanın elinden tutan adam  veya ufuk adam sözlerini şahsiyet kavramıyla aynı anlamda kullanabilir miyiz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kendi içerisinde ahenkli bir bütün oluşturacak biçimde bütünleşmiş ve ne  yapabileceğini yahut ne yapmayacağını kestirebileceğiniz kadar kendi değerler  bütününün uyumlu bir temsilcisine dönüşmüş insana şahsiyet demeliyiz. Şahsiyet  sahibi insan, bir alana ait temsil yeteneğiyle öne çıkabilir ve en sonunda da  diğer insanların ufkunda bir nirengi noktasına dönüşebilir. Ancak böyle bir  ifadeden, toplumun içerisinde şahsiyetlerin çok az olduğu türünden bir anlam  çıkarılmasından da korkarım. Din, edebiyat, siyaset, askerlik, ticaret, bilim,  idare alanlarından birine ait şahsiyetler, bir toplumun içerisinde yan yana ve  iç içe yaşarlar. Kendi içerisindeki bütünlüğü çok belirgin olanlar ise öne  çıkarlar. Bazen de tarih onların toplumun önüne atılmasını ister, önder olurlar.  Türk kültürü bu anlamda bayrak şahsiyetlerle devletleşmiş, bağımsızlık sahibi  olmuş, kültürünü korumuş, varlığını sürdürmüş bir özel yapıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">Betül Hanım, şahsiyetler hem zamanın elinden tutan insanlardır, hem de bir  yerin, bölgenin, hatta ülkenin ufkuna yerleşen kişilerdir. Benden izin  istemediğinize göre her türlü kullanıma herkesin hakkı vardır.<br />
-Şahsiyetin değerler bütünü içerisinde Türk dilinin yeri nedir?</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu halka mensup olduğunu herkesin bildiği, gerçek şahsiyetlerin, Türk dili  konusunda da duyarlı oldukları görülür. Yeni bir tanım yapayım ister misiniz?  Şahsiyet, tarihin ruhunu, toprağın ruhunu ve ataların ruhunu duyarak, o  ruhlardan aldığı söylemlerin biçimlendirdiği bir sorumluluk ve görev anlayışını  benimseyen insandır. (Yeri gelmişken mübarek insan Atatürk&#8217;ün &#8216;Atalarımızın ruhu  beni göreve çağırıyordu.&#8217; sözünü hatırlatayım). Böyle bir sorumluluk ve görev  anlayışı içinde, bağımsız bir siyasi cumhuriyet kurmak veya korumak önemli bir  yer tutar. Gerçek şahsiyetler için, siyasi cumhuriyetin bağımsızlığını kurmak ve  korumak görev ile sorumluluğu kadar düşünce cumhuriyetinin, kültür  cumhuriyetinin, kısacası Türkçe cumhuriyetinin bağımsızlığının korunarak dil  devletine dönüştürülmesi de, bir görev ve sorumluluk alanıdır. Türk diline karşı  duyarlılığını bilince dönüştürmemiş olan kimselerin ve Türkçe cumhuriyetinin  bağımsız ve güçlü bir düşünce ve ifade devletine dönüşmesinde görev ve  sorumluluk üstlenmeyen kişilerin sayıca artması kadar tehlikeli bir şey yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">-Türk dili, Türk aydınının zihninde, muhayyilesinde ve eserinde hangi dönemlerde  bir problem olarak yerini almıştır?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Komşu kültürlere aşırı saygı duyanların veya öz kültürüne karşı saygısını  yitirmiş olanların sayıca arttığı, yönetime büyük etkide bulunduğu dönemlerde&#8217;  Şair adını verdiğimiz özel insanların, Türk dilini, ana sütüne dönüştürme  yönünde, Türkçeyi duyarlılığımızın bayrağı yapma yönünde bir bilinç  göstermedikleri zaman&#8217; Bilim adına konuşanların, bilim dilinin Türkçe olmasını  istemedikleri veya Türkçeyi bu konuda yetersiz bulduklarını ifade etmekten  utanmadıkları zaman&#8217; Eğitim ve öğretimin Türkçe ile temellen¬dirilmiş bir  dünyaya dönüşmesinin devlet amaçlarından biri olmaktan çıkarıldığı zaman&#8217; Dilin  &#8211; ve dinin &#8211; cemaatleşmeye, ideolojik ayrışmaya kurban edildiği zaman&#8217; Kısaca  söylemek de mümkün: Aydın olanların, dil bilincini, dilin tarih içinden gelip  gitmekte olan işlevini unuttukları, bu konudaki duyarlılıklarını yitirdikleri  zaman, Türk dili dertlere düçar oluyor. Aydınımız Türkçeci olmak, Türkçe  cumhuriyetini korumak zorundadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">-15. yüzyılda &#8216;Türkçe söyleyeceğim diye dilimde tüy bitti&#8217; diyen şairle,  hikâyelerinde Türkçeyi bir çatışma alanı olarak ele alan Ömer Seyfettin ve yine  bu yönde eserler veren Ziya Gökalp&#8217;i dikkate aldığınızda neler söylersiniz?</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toplumun geniş kitleleri Türkçenin korunmasından, incelenmesinden ve  zenginleştirilmesinden sorumlu değildir. Sorumlu olanlar, öncelikle dil  bilginleri ile edebiyat eseri veren büyük sanatçılardır. Sonra da, insan  eğitimini veya bir bilim dalını seçenler, en sonra da siyasetçi ve idareci  olanlardır&#8217; İşaret ettiğiniz bu büyük şahsiyetler, Türkçe bilincinin kendilerini  göreve ve sorumluluğa davet ettiği andan itibaren, gereğini yapmış olanlardır;  bu yüzden de, onlar kültür tarihimizdeki, milletimizin hafızasındaki şerefli  yerlerini almışlardır. Bugünün sanatçısı açısından ise, durum sanıldığı kadar  kötü değildir. Şiir kitaplarındaki kelime/tür sayısı 20.000&#8217;den aşağı düşmeyen,  romanlarındaki kelime/tür sayısı 40.000&#8217;den yukarı olan edebî şahsiyetlerin ve  eserlerinin sayısı arttıkça Türkçenin sıkıntısı azalır. Tabiidir ki,  sanatçıların şiir, roman, hikâye, tiyatro ve senaryo dillerinde zenginliği  dikkatle kullanıp Türkçe Sözlük&#8217;ümüzü yeni baştan fethederek eserlerine taşıyıp,  bir Türkçe cumhuriyeti kurmalarını isteriz; Eğitim Bakanlığımızın da, Kültür  Bakanlığımızın da bu konudaki çalışma ve hizmetlere aykırı düşmeyecek türden  zenginleştirici, güçlendirici, alkışlayıcı, yüreklendirici destekler vermesini  ister ve bekleriz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">-Son dönemlerde bazı kişiler gerek çocuklarına gerek iş yerlerine ad koyarken  yabancı kökenli kelimeleri tercih ediyorlar. Kendilerine bu durumun yanlış  olduğu söylenince de &#8216;dünyayla bütünleşme, evrensellik bunu gerektiriyor&#8217;  şeklinde açıklama yoluna gidiyorlar. Bu düşüncelerin altında kendi kültürüne  karşı iman zayıflığı, kanaat ve bilgi eksikliğinin yattığı söylenebilir mi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her kültür, mensuplarını tarih içinde devam edebilen bağımsız bir varlık sahibi  kılmaya uğraşır. Her kültürün insanlara verdiği değerler ve davranışların  arkasında, başka kültürlerle ezilip yok olmamak, başkalaşmamak hedefi var.  Yabancılaşma, özüne aykırı düşme, yaradılış sebebi ve işleviyle ahenksiz, hatta  aykırı konuma gelme, kendi olmama durumudur. Kendi olmama yönündeki çözülmenin  başladığı yerde, hastalanma ortaya çıkmış olur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sağlıklı bir bedenin her organı, diğerini benimser ve onunla ahenkli bir  bütünlük oluşturma yönünde kendine düşeni yapar. Toplumun içinde kendi dilini  koruma yönündeki bilinç kırılması, bir duyarlılık çözülmesi, bilgisizlikten  kaynaklanabileceği gibi, züppelikten de doğabilir. Toplumun kültür sağlığı, dil  sağlığıyla temellenmiş bir dünyadır. İnsanlar ayrı bir dünya, maymunlar ayrı bir  dünyadır. İnsanları çok başarılı biçimde taklit ettikleri noktada bile onların  maymun oldukları gerçeği ortadan kalkmaz. Maymunluğu benimsemiş marjinal  grupları ciddiye almayabilirsiniz. Nasıl söylüyor olurlarsa olsunlar&#8217;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ad bilgisi önemli bir dil bağımsızlığı göstergesidir. Türk kültüründe insan  isimleri için üç kaynak var: İslam kültüründen doğan Hz. Peygamberin, sahabenin  önde gelen ve azami kırk kişisinin adları; dinler tarihinden gelen ve Arapça  telaffuzuyla bize yansıyan isimler&#8217; Bu iki kaynaktan gelen kişi adları yanında;  Türkçe veya Türk tarihinden gelen isimler&#8217; Yeni doğanlara isim koyarken çok  dikkatli olunmalı&#8217; İnsan isimlerinde temiz Türkçenin, güzel Türkçenin  imkânlarından yararlanılmalı, Türk Dil Kurumunun Genel Ağ (İnternet)&#8217;a yüklediği  Türk ad bilgisi listelerine bakılmalı&#8217; İş yeri adları ve özellikle yer adları  ise, ülkeye vurduğumuz kültür mührüdür, Türk damgasıdır. Bunu başaramazsak,  başkaları damgasını ve mührünü iş yerine, mekân dünyamıza vurursa, bizim kültür  bağımsızlığımız tartışmalı hâle gelir, siyasi cumhuriyetimiz sözden ibaret  kalır, siyasi bağımsızlığımız tehlikeye düşer&#8217;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">-Türk dili günümüz yazar ve şairleri tarafından dilin sosyolojik, psikolojik ve  felsefi yönü dikkate alınarak etkin bir biçimde işlenebiliyor mu? Sizce Millî  Edebiyat Dönemindeki bu heyecan bugün de varlığını sürdürüyor mu?</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yazılı ve görüntülü iletişim araçlarının Türkçeye karşı çok özensiz, duyarsız,  hatta bilinçsiz bir yaklaşımla biraz zarar verdiğini, bu zararın 1980&#8217;li  yılların başından 21. yüzyıl başına kadar sürdüğünü söylesem şaşırır mısınız? Ne  zaman ki, yabancı strateji merkezleri, Türkiye ve Türk dünyasındaki  beklentilerinin bir kısmının Türkçe ve Türk alfabesi ile ilgili olduğunu,  bunları değiştirme yönünde bize emirler vermeye kalktığını açıkça ortaya koydu,  birtakım insanlarımız ayıldılar, uyandılar. Bugün şairlerimizin, yazarlarımızın  aralarındaki her türlü ayrılığı ve ayrışmayı bir kenara bırakarak,  bütünleştikleri tek konunun Türkçenin korunması olduğunu görmekten büyük bir  mutluluk duymalıyız. Türkçenin, hem kişi hem toplum hayatındaki yerini,  değerini, işlevini bir sorumluluk ve görev sayan edebiyat ve bilim adamları  üzerine düşenleri yapıyorlar. Türkçeden bilim dili olmaz diyen düşünce ve şeref  yoksulları ise artık ortada yoklar, yok olup gittiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Dil Kurumu, -2007&#8217;de- kuruluşunun 75. yılında 1923 ve sonrasında doğmuş ve  Türkçe cumhuriyetinin kurulmasına hizmet etmiş, eserlerinde en az 40.000 kelime  kullanmış nesir yazarı, edebiyat ve bilim adamlarıyla, en az 20.000 kelime  kullanmış şairlere büyük ödüller vermeli. Her vatandaşımız bu ödüllere aday  gösterilebilmeli. 2005 yılı aday gösterebilme yılı olmalı, 2006 yılı eserlerdeki  kelime/tür sayısının Türk Dil Kurumunca değerlendirme yılı olmalı, 2007 yılı ise  ödüllerin dağıtılma yılı. Atatürk&#8217;ümüzün ruhuna karşı Türk Dil Kurumu,  saygısını, sevgisini ve borcunu bir parça da olsa böylece ödemiş oluruz diye  düşünüyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şairin çığlığı geliyor kulaklarıma:<br />
Gezdim seyreyledim Frengistanı,<br />
İlleri var bizim ile benzemez,<br />
Levin tutmuş gonceleri açılmış,<br />
Gülleri var bizim güle bezemez.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diyordum ya, kültür benzeştirmeyi sağlayan değerler, benimseyişler, reddedişler,  davranışlar toplamıdır diye; şair benzeşmenin göstergesinin öncelikle dil sonra  da güzellik anlayışımız olduğuna ne güzel işaret ediyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî Edebiyat Dönemine ait heyecan da, 1932-1938 yılına ait heyecan da yok&#8217;  Niye yok der iseniz, cevabım kolay&#8217; 1908-1933 yılları arasındaki atalarımızın  siyasi bağımsızlık, kültür bağımsızlığı konusundaki bilinçleri de dilimizi  edebiyatın bilimindeki yapma duyarlılığı da bugünden daha fazla idi.  Emperyalizmin oyunlarına gelmeyecek, tuzaklara düşmeyecek bir bilinç yaygındı.  Merkezî yönetim ve merkezî denetimi güçlendirerek siyasi bağımsız cumhuriyeti,  kültürel bağımsız cumhuriyet yapmak o aydınların vazgeçilmez hedefi idi&#8217; Şimdi  ise gürültüsü duyulan, uygarlık adına aykırılık, özgürlük adına azgınlık&#8217; Ah  Büyük Nutuk&#8217;un son üç sayfasını herkese tekrar tekrar okutma gücümüz ve  imkânımız olsa&#8217; Dili zenginleştirmek, işlemek ve bağımsızlaştırmak isteyip  istemeyenleri sonra sorsak&#8217;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Estetik duyarlılığımızın, dil bilincimizin, Atatürk&#8217;ümüzün beklediği ve istediği  yönde bağımsız bir Türkçe cumhuriyetine dönüşmesi için, bestekârlarımızın  Türkçeye saygısını göstermede Münir Nurettin Selçuk, Saadettin Kaynak gibi,  Yıldırım Gürses, Barış Manço, Cem Karaca gibi besteci yorumcuların, Sezen Cumhur  Önal gibi melodiyi Türkçeyle taçlandırmaya ömür adayanların sayısını arttırmak  gerekir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">-Türk Dil Kurumunun çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hiç şüphesiz alkışlanmaya değer buluyorum. Ancak Türkçe Sözlük&#8217;teki hataların  giderilmiş hâliyle hem Genel Ağ&#8217;da (İnternet&#8217;te), hem de yeni bir baskıyla  ortaya çıkmasını istiyor ve bekliyorum. Diğer taraftan bu baskıda, gerçeğimsi  kelimesi de dâhil yeni karşılıkların yer aldığı ve madde başında olmadığı hâlde  madde başına taşınması gerektiği türden eklemelerle 101.000 kelimelik bir  zenginliğin ortaya konulmasını bekleyenlerden biri de benim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Önemle vurgulamak istediğim bir konu var. Türkçenin eğitim ve öğretiminin,  üniversitelerimizde kavram, terim, yöntem ve araçlar yönünden yeterince  incelenip, değerlendirilip öğretildiğinden şüphem var. Türk Dil Kurumunda  Türkçenin eğitimi ve öğretimi ile ilgili ayrı bir kol oluşturularak söz  varlığımızın anaokullarından üniversitelerin sonuna ve bilim yapan insanlara  kadar herkesin, duygu, düşünce, hayal ve davranış dünyasını nasıl  biçimlendirmesi gerektiği yönündeki değerlendirme ve önerilerin de bu koldan  ortaya çıkmasını bekleyenlerdenim. Bu seneki büyük kurultayımızın bir günlük  çalışmasının ise, bu alana ayrılmasını diliyorum. Hüseyin Ağca, Murat Özbay,  Nusret Alperen, Sani Adıgüzel, Mesiha Tosunoğlu, İdris Karakuş, Hayrettin  Parlakyıldız gibi Türkçenin eğitim ve öğretimine kendini adamış, doktora yapmış  insanlardan yararlanılması doğru olurdu diye düşünüyorum. Bu konulardaki  görüşlerimi Türk Dil Kurumunun sorumluluk bilinci yüksek değerli Başkanı Halûk  Akalın&#8217;a arz ettim. Yapılacak iş çok&#8217;<br />
-Sayın Hocam, değerli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederim.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sadik-tural-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Sadık Tural – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sadik-tural-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
