<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sahis | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/sahis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 May 2018 15:20:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İstanbul&#8217;un Bir Yüzü (Refik Halid Karay)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:44:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Konu]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Halit Karay]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul&#8217;un Bir Yüzü (Refik Halid Karay) Konu Kitap Bütün Istanbul’un Iç Yüzünü Değil, Yalnizca Istanbul’da Yaşayan Bir Azinliğin Içyüzünü Gözler önüne Seriyor: Savaş Zenginleri, Karaborsacilar, Vurguncular, Türediler, Ittihat Ve Terakki’nin Adamlari… Istanbul’un ‘öteki Yüzü’, Yani Halk Yok Romanda. Özet Refik Halid, ‘bir Harp Zenginini’, Kani’yi, Tanitarak Başliyor Romanina. Kani, Ismet’e Nasil Zengin Olduğunu Anlatiyor: Beş [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/">İstanbul’un Bir Yüzü (Refik Halid Karay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #333399; font-size: xx-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> İstanbul&#8217;un Bir Yüzü</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Refik Halid Karay)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: Maiandra GD; font-weight: bold;"> Konu </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Kitap Bütün Istanbul’un Iç Yüzünü Değil, Yalnizca Istanbul’da Yaşayan Bir Azinliğin Içyüzünü Gözler önüne Seriyor: Savaş Zenginleri, Karaborsacilar, Vurguncular, Türediler, Ittihat Ve Terakki’nin Adamlari… Istanbul’un ‘öteki Yüzü’, Yani Halk Yok Romanda.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Refik Halid, ‘bir Harp Zenginini’, Kani’yi, Tanitarak Başliyor Romanina. Kani, Ismet’e Nasil Zengin Olduğunu Anlatiyor: Beş Parasizdir. Askere Gitmeye Karar Verir. Bir Arkadaşina Rastlar; Arkadaşi, Kani’yi Alir, Harbiye Nezaretini Daire Daire Dolaşirlar; Kayitlar, Vesikalar, Muameleler…ertesi Gün Halep’e Yağ Toplamaya çikarlar Ve Bundan Sonra Zenginler Arasina Girmeye Başlar.ve Kani Sitem Ederek Kizginliğini Dile Getirir. ‘asil Kizdiğim Cihet Halkin Eski Zenginleri Sabir Edip Bizi çekemeyişi.’</span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid Bu Bölümde Eski Devri (abdülhamit Zammanini) Anlatiyor. Az Sene Içinde Istanbul’un Cok Değiştiğini Ve Bir çok Inkilap’in Olduğunu Söylüyor.böylr Bir Nesil Olmadiklarini Anlatmaya çalişiyor Ve Hudutlarimizda Tecavüzsüz Yaşiyoruz Diyor.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid Bu Bölümde Fikri Paşanin Konağini Ayrintilariyla Anlatiyor Ve Paşayla Ilgili Bir Kaç şey Ekliyor: ‘galiba O, Hiç Iş Yapmamak, Hiç Söze Karişmamakla Bu Mevkii Bulmuş.belki Memlekete Faydasi Hiç Olmamişti; Fakat Muhakkak Ki En Ufak Bir Zarari Bile Olmamişti. Paşa’nin Yakinlarini Anlatiyor Ve En Sonunda Da Paşa’nin 1908’ Den Sonraki Halini Anlatiyor.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid Bu Bölümde Alti Portre çiziyor. Bunlarin Hepsi Birer Harp Zenginidir. ‘külhanbeyi Lütfi Pehlivan’: Sandiğa Girmiş, Pehlivanlik Etmiş, Ev Basmiş, Adam Vurmuş, Hamam Kapatmiş, Meyhane Yikmiş…gümrükte De Katip; Müdürlüğe Kadar çikmiş. Bir Kaç Yeri Kendi üzerine Geçirmiş Yok Bedeline.adam Kaçirmişlar Ve Yerine Kendisi Geçmiş.işte Bu Herif şimdi Bir Harpzengini.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Refik Halid, Harp Devrinin Hanimlari Adli Bölümde Kadinlarin Yaşamlarindaki Değişimleri Anlatiyor.iş Hayatina Girmiş Kadinlar; Sigara, Içki, Morfin Düşkünü Kadinlar; Siyasete Atilan Kadinlar; öğretmen Olan Genç Kizlar; ‘yeni Usul Bohçaci’… Sarayin Adami Olan Bir Haraççi… Ismet’in Bulunduğu Bir Düğünde Ticaret Yapan üç Kadin Var; Bunlar, Hat Komiserliğinde Memur Olan Bir Ihtiyat Zabiti’nin Peşini Birakmiyorlar, ümit Vermek Için Hoppaliklar, Hafiflikler Ediyorlardi. O, Kadinlara Karşi Acemi Görünüyordu; Iyice Avlamişlar, Kumpanyalarina Sokup Işlerini Gördürmeye Muvaffak Olmuşlardi; Vagon, Koli, Piyasa Kelimeleri Ile Dolu Ticari Bir Hasbihal Ediliyordu.<br />
Refik Halid Eski Ve Yeni Istanbul Adli Son Bölümde Eski Istanbul’a Olan özlemini Anlatiyor Ve şöyle Diyor: ‘istanbul Daha Ziyade Eski Devirde(abdulhamit Zamani) şahsiyetli Ve Ehemmiyetli Idi. şimdi Ise Renksiz Ve Sefil…’</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong><br />
<span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Ana Fikir</span> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yazar Bu Romanla Okuyucuya; Bazi Kişilerin Zengin Olmak Ve önemli Bir Mevkiiye Gelmek Için Her Türlü Yola Başvurabilecekleri Mesajini Veriyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p>[ad1]</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Şahıslar ve Olaylar</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> Kitapta Birbirinden Bağimsiz Bir çok Olaydan Bahsedilmekte; Fakat, Ayni Konudan Bahsedilmektedir.<br />
Ismet : Romanin Anlaticisi.<br />
Kani : çocukluk Arkadaşi<br />
Kani’nin Annesi : Kibar Dalkavuğu<br />
Fikrii : Fikri Paşa<br />
Hanimefendi : Paşa’nin Kayinvalidesi<br />
Dilara : Paşa’nin Karisi<br />
Ragibe – şadiye :kizlari<br />
Lütfi Pehlivan : Külhanbeyi, Savaş Zengini<br />
Ahmet Bey : Sarayin Hafiyelerinden Biri<br />
Zal Bey : Sarayin Adami (her Yeri Haraca Kesti)</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Refik Halid Karay<br />
</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> (istanbul 1888-istanbul 1965) Türk Romancisi, Hikayecisi Ve Yazari. Ilk öğrenimini Vezneciler’de Ve Göztepe’de Tamamladi, Daha Sonra Galatasaray’da (1900-1906), Bir Yilda (1907) Hukuk Mektebi’nde Okudu. 2 Nci Meşrutiyet’in Ilanindan Sonra Gazateciliğe Başladi (tercüman-i Hakikat). Kalem Ve Cem Dergilerinde Yazilar Yazdi. 1909’da Fecri Ati Topluluğuna Katildi. 1912’de Beyoğlu Belediye Başkatibi Oldu Ve Bir Sene Sonra Iktidara Gelen Ittihatçilar Tarafindan Beş Yil Sürgüne Gönderildi. Anadolu’da Başlayan Milli Mücadele Hareketi’ne Aleyhtar Olmuş, Bu Yüzdenmilli Hükümet’in Sürgünüyle 9 Kasim 1922’de Yurdu Terk Etmiştir.1938’de çikan Af Ile Yurda Geri Dönmüştür.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Açik, Sade, Terkipsiz Bir Dille Yazan, Roman Ve Hikayeleri Kadar Mizah Ve Taşlamalari Ile De ün Kazanan Karay’in Başlica Eserleri şunlardir: Sakin Aldanma, Inanma, Kanma, üç Nesil-üç Hayat, Memleket Hikayeleri, Bir Içim Su, Gurbet Hikayeleri, Bu Bizim Hayatimiz, Sonuncu Kadeh, Dört Yaprakli Yonca,ekmek Elden, Su Gölden.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/">İstanbul’un Bir Yüzü (Refik Halid Karay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/istanbulun-bir-yuzu-roman-ozetleri-refik-halid-karay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sefiller (Victor Hugo)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:28:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Jan Valjan]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Sefiller]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Victor Hugo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sefiller (Victor Hugo) Özet Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu. Hayata [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/">Sefiller (Victor Hugo)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;">Sefiller</h2>
<h2 style="text-align: center;">(Victor Hugo)</h2>
<p>Özet</p>
<p>Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu.</p>
<p>Hayata ahlak ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir.</p>
<p>Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı –namusuyla kazanılmış- paralarını alır, Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean. Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar&#8230;.</p>
<p>Jan Valjan ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezası ile cezalandırılır. Birkaç kere kaçmaya kalkıştığı için cezası ağırlaştırılır ve 19 yıl hapiste kalır. Çok güçlü bir insan olan Jan Valjan, hapiste iyi duygularını kaybetmiş gibidir. Hapisten çıktıktan sonra, mahkum olduğunu gösteren belge yüzünden herkes ona kötü davranır. Rahip onu evine alır. O ise evden gümüş takımları çalar. Fakat yakalanır. Rahip şikayetçi olmaz ve ona iki de gümüş şamdan hediye ederek onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister. Bu olay Jan Valjan için bir dönüm noktasıdır. Madlen adıyla iş hayatına atılır, zengin olur. Fanten adında düşmüş fakat ruhça temiz bir kadına ve kızına yardım eder.</p>
<p>Polis müfettişi Javer, birden ortaya çıkan ve kısa zamanda zengin olan herkesin “Baba” dediği Madlen’in kim olduğunu merak eder ve Madlen Baba’nın aslında Jan Valjan olduğunu anlar ve Jan Vanjan’ı ihbar eder. Ancak ihbarın yanlış olduğu ve Jan Valjan adında birinin hapiste bulunduğu mahkemece tespit edilir. Bunu öğrenen Madlen Baba (Jan Valjan) teslim olur ve hapiste Jan Valjan sanılan mahkumun kurtulmasını sağlar. Hapiste bir gece kaldıktan sonra kaçarak bir limandan denize atlar ve herkes onun öldüğünü sanır. Fakat müfettiş Javer öyle düşünmez. Jan Valjan, Fanten’e verdiği sözü tutmak üzere Fanten’in kızı Kozet’i bulur ve onu büyütür.</p>
<p>Müfettiş Javer onları takip etmektedir. Takip edildiğini anlayan Jan Valjan kaçarak, Kozet’i yatılı olarak bir kiliseye verir ve kendiside o kilisenin bahçıvan yardımcısı olur. Bay Jilnorman adlı birisi torunu Maryüs’ü büyütmektedir. Maryüs avukat olmak için çalışıyor ve dedesinin yanında kalıyordu. Ancak bir tartışma sonucunda Maryüs dedesinin evini terk ederek bir süre Sen-Jak otelinde kalır. Maryüs, borçlanmamak için otelden ayrılarak arkadaşı Kurfeyrak’ın odasına taşınır ve eğitimini tamamlayarak avukat olur. Bir gün Maryüs Lüksemburg parkında dolaşırken Kozet’i görür ve ona ilk bakışta aşık olur ve onu her gün görebilmek için bu parka gelir. Maryüs ile Kozet arasındaki ilişkiyi fark eden Jan Valjan bu ilişkiyi istememektedir ve oturdukları evden taşınırlar. Fakat Maryüs onları yine bulur ve Maryüs ile Kozet gizli gizli buluşurlar.</p>
<p>Bazı kişiler Krala karşı ayaklanırlar. Bunların içinde Maryüs de vardır. Daha sonra olaylar arasında Müfettiş Javer devrimcilerin tutsağı olur. Devrimcilerin arasına katılan Jan Valjan, Müfettiş Javer’i kurtarır. Jan Valjan, bir çatışma sırasında yaralanan Maryüs’ü kurtarır. Ancak Müfettiş Javer ikisini de yakalar. Müfettiş Javer kendisini devrimcilerin elinden kurtaran Jan Valjan ve Maryüs’ü serbest bırakır ancak görevini yerine getiremediği için intihar eder. Maryüs iyileşir ve Kozet ile evlenir. Zaman içerisinde iyice yaşlanan Jan Valjan da ölür.</p>
<h3>Ana Fikir</h3>
<p>Yazar, bize bir insanın hapisten çıktıktan sonra insanlara kendini kabullendirmek için çektiği güçlükleri ve insanların onu dışlamalarını anlatmış. Ayrıca insanlığın, yoksulluk sorunuyla gelen sefilliğine de değiniyor.</p>
<p>Şahıslar ve Olaylar</p>
<p>JAN VALJEAN: Ekmek çaldığı için hapse giren, 19 yıl sonra hapisten çıkan ve herkese karşı iyilikler yapmaya başlayan adam.<br />
COSETTE: Fantiana’nın kızıdır. Jan Valjean tarafından evlat edinip Marius’la evlenen kız.<br />
MARİUS: Cumhuriyet’i savunan bir babanın oğludur fakat babasını tanımaz. Ayrıca Cosette’le evlenir.<br />
JAVERT: Mesleğine aşırı bağlı olan ve Jan Valjean’ı yakalayan polistir.</p>
<h2>Yazar Hakkında Bilgi</h2>
<p>Büyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir..</p>
<p>Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; XVIII.Lois tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı.</p>
<p>1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te.<br />
Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur(1831). Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır Fransa’da.</p>
<p>1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazdı Hugo, 1841’de Fransız Akademisine seçildi. 1848 ihtilalinden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak bu Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”(1861), onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1855’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü.</p>
<p>19.yy Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur.</p>
<p>Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</p>
<p>[accordions title=&#8221;Sefiller İlk 10 Sayfa :&#8221; active=1 event=&#8221;click&#8221;]<br />
[accordion title=&#8221;1. Sayfa&#8221;]Digne Piskoposu olan Charles François Bienvenu Myriel, tak¬vimler 1815 yılını gösterdiğinde 75 yaşındaydı. Piskoposluk görevini 1806 yılından beri sürdürüyordu. Piskopos, Digne&#8217;e kendisinden 10 yaş küçük olan hiç evlenmemiş kardeşi Babtistine&#8217;i ve hizmetçisi Mag- loire, hem piskoposun hem de Bayan Babtistine&#8217;in hizmetindeydi.<br />
Kente geldiğinde, halk Bay Myriel&#8217;a gereken konukseverliği gös-termiş ve onu piskoposluk binasına yerleştirdikten sonra çalışmaları¬nı merakla beklemeye başlamışlardı. Bina, hastanenin yanındaydı. Geçen yüzyılın başında inşa edilmiş büyük, krallara yakışacak bir taş yapıydı. Hastane ise, piskoposluk binasının aksine, alçak, iki katlı ve bahçesi olan bir evdi.<br />
Kente gelişinin üçüncü gününde piskopos, hastaneyi ziyaret et¬tikten sonra hastane müdürünü evine çağırtıp sordu:<br />
&#8220;Sayın müdür, şu anda hastanenizde kaç hasta var?&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;2. Sayfa&#8221;]&#8221;Sayın monsenyör, yirmi altı hastamız var,&#8221; diye yanıt verdi müdür.<br />
&#8220;Doğru. Bende yirmi altı kişi saymıştım.&#8221;<br />
&#8220;Yataklar birbirine oldukça yakın,&#8221; diyerek yakınmaya başladı müdür.<br />
&#8220;Farkındayım,&#8221; dedi piskopos.<br />
Müdür yakınmasını şöyle sürdürdü:<br />
&#8220;Ayrıca hastalıktan yeni kalkmış hastalar için bahçemiz de çok küçük.&#8221;<br />
&#8220;Sizinle aynı görüşteyim.&#8221;<br />
Bu görüşme, Piskopos Myriel&#8217;ın evinin yemek odasına geçiyor¬du. Piskopos bir an sessiz kaldıktan sonra:<br />
&#8220;Sayın müdür, bu odaya kaç yatak sığar acaba?&#8221; diye sordu.<br />
Hastane müdürü şaşırmıştı.<br />
&#8220;Monsenyörün yemek odasına mı?&#8221; diye soruyla karşılık verdi.<br />
Piskopos ise, odayı ölçüyormuş gibi göz gezdirdikten sonra sesi¬nin tonunu biraz yükselterek:<br />
&#8220;Bakın burada gözle gayet net görülen büyük bir yanlışlık var. Siz yirmi altı kişi, üç beş küçük odada kalıyorsunuz. Bizse burada üç kişiyiz, ama gerçekte altmış kişilik yer var. Bir değiş tokuş yapalım. Bana hastanenin binasını verin. Siz de bu binaya geçin.&#8221;<br />
Piskopos ertesi günü hastaneye, yirmi altı hasta da piskoposluk binasına yerleşmiş ve böylece değiş tokuş olmuştu.<br />
Bayan Baptistine bu değişikliği sakinlikle karşılamıştı. Bayan Bap- tistine ağabeyisini sevip saydığı için dediklerini dinler ve yaptıklarına karşı çıkmazdı. Bu işe bir tek hizmetçi mırın kırın etmişti.<br />
Yoksul halk piskoposun en anlamlı adlarından biri olan Mon &#8211; senyör Bienvenu (Hoşgeldi) adını seçmiş ve bu şekilde seslenmeye başlamıştı. Monsenyör de bu adla anılmasına çok sevindi. Piskopos [/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;3. Sayfa&#8221;]taşrada doğduğu için Güneylilerin dilini çabuk benimsemişti ve bu da halkın gönlünü kazanmakta önemli bir adım oldu.<br />
Kilisedeki dua saatlerinden sonra boş kalan zamanlarını yoksul¬lara, hastalara ve çalışmalarına ayırırdı. Piskopos bahçesiyle uğraş¬mayı, kitap okumayı çok severdi.<br />
Piskoposu bütün halk çok severdi. Gittiği yerlere sanki ışık saçar¬dı. Çocuklar ve yaşlılar onu görmek için saatlerce beklerlerdi. Pisko¬pos onları kutsar, onlar da piskoposa dua ederlerdi.<br />
Piskoposun oturduğu ev arka tarafında bahçesi olan iki katlı bir evdi. Kardeşiyle hizmetçisi üst katta, piskopos da zemin kattaki oda¬ları kullanırdı. Bu odaları yemek odası, yatak odası ve dua odası ola¬rak kullanırdı. Dua odasına misafirleri için bir divan koymuştu. Bahçesine de ahır yapmıştı ve iki inek besliyordu. Temizlikte karde¬şi ve hizmetçisinin üstüne yoktu. Piskoposun tek lüksüydü bu. Bu &#8211; nunla birlikte bir de çok eskiden kalma bir kepçesi, iki tane gümüş şamdanı ve altı tane de gümüş yemek takımı vardı. Misafirleri gelin¬ce şamdanlara mumlar yerleştirilir ve şöminenin üstüne konurdu. Misafir yemeğe gelmişse, bu şamdanlar masaya konurdu.<br />
Evin kapısı yalnızca mandalla kapanıyordu. Günün her saatin¬de herkes kapıyı itip içeri girebilirdi. İki kadında bundan çok korku &#8211; yorlardı, ama bunu söyledikleri zaman:<br />
&#8220;Odalarınızın kapılarına kilit taktırın,&#8221; diyordu piskopos.[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;4. Sayfa&#8221;]1815 yılının Ekim ayının ilk günlerinde, güneş batmak üzere iken, yolculuk yapan bir adam kente geldi. Pencerelerinden dışarıyı seyreden kent sakinleri, eski püskü kıyafetli bu adama şaşkınlıkla ba¬kıyorlardı. Yolcu kırk yaşlarında iri yarı bir adamdı. Sırtında bir asker çantası elinde de uzun bir değnek vardı. Sakalı uzun, saçı ise kısa kesilmişti. Kentte bu adamı tanıyan yoktu. Giysileri toz içindeydi, bü¬tün gün yürümüş ve çok yorulmuşa benziyordu.<br />
Poichevert Sokağı&#8217;ından sola dönüp belediye binasına girdi. Kı¬sa bir süre sonra binadan çıktı.<br />
* * *<br />
Digne&#8217;de Jacquin Labarre&#8217;nin sahibi olduğu çok güzel bir otel vardı. Adam bu otele doğru yürüdü. Otelin mutfak kapısından içeri girdi. İçeriden çok güzel yemek kokuları geliyordu. Otel sahibi kapı¬nın açıldığını duydu ve adama bakmadan sordu:<br />
&#8220;Buyurun beyefendi, ne istiyorsunuz?&#8221;<br />
&#8220;Yatak ve biraz da yemek yemek istiyorum,&#8221; dedi yolcu.<br />
Otel sahibi:<br />
&#8220;Bundan kolay ne var bayım,&#8221; dedi ve adama baktı. Adamı bu kıyafetlerle görünce ekledi: &#8220;tabii paranız varsa!&#8221;<br />
&#8220;Param var,&#8221; diye yanıt verdi yabancı adam.<br />
&#8220;O zaman buyurun,&#8221; dedi otel sahibi.<br />
Adam alçak bir iskemleye oturdu ve:<br />
&#8220;Yemek ne zaman yenilecek?&#8221; diye sordu.<br />
Otelci: &#8220;Birazdan&#8221; diye yanıt verdi.<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;5. Sayfa&#8221;]Otel sahibi, yolcunun arkasına döndüğünü gördüğünde cebin¬den bir kalem çıkarıp eski gazetenin üzerine bir şeyler yazdı. Bu yaz¬dığı kâğıdı çırağa verip kulağına bir şeyler söyledi. Çırak da kâğıdı aldığı gibi belediye binasına doğru koşarak gitti.<br />
Bir süre sonra çocuk geri geldi ve otel sahibine başka bir kâğıt uzattı. Otelci bu kâğıdı dikkatle okudu. Bir süre düşündükten sonra yabancı adamın yanına yaklaştı:<br />
&#8220;Sizi kabul edemem,&#8221; dedi yolcuya.<br />
Adam şaşırmıştı:<br />
&#8220;Ne? Paramı ödemem diye mi korkuyorsunuz? Param var, is¬terseniz peşin verebilirim.&#8221;<br />
&#8220;Hayır, o yüzden değil&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Peki o zaman ne?&#8221;<br />
&#8220;Boş odam kalmamış.&#8221;<br />
&#8220;Ahırda yatıramaz mısınız beni?&#8221;<br />
&#8220;Olmaz. Çünkü ahırda atlarım var.&#8221;<br />
&#8220;Peki bunları yemekten sonra konuşsak&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Size yemek veremem bayım.&#8221;<br />
&#8220;Ama çok açım. Sabahtan beri yürüyorum. Parası ne ise vere¬ceğim, bana yemek verin.&#8221;<br />
&#8220;Yemeğim yok.&#8221;<br />
Adam parmağıyla ocakta pişen yemekleri göstererek güldü:<br />
&#8220;Peki bu pişenler ne?&#8221; diye sordu.<br />
&#8220;Bunlar içerideki müşterilerin?&#8221; &#8220;Kaç kişi var içeride?&#8221;<br />
&#8220;On iki.&#8221;<br />
&#8220;Burada en yaz yirmi kişilik yemek pişiyor.&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;6. Sayfa&#8221;]&#8221;Hepsinin parasını önceden ödediler.&#8221;<br />
Adam sakin tavırla:<br />
&#8220;Karnım aç ve ben burada kalacağım,&#8221; dedi.<br />
Otel sahibi bunun üzerine adamın kulağına yaklaştı ve sert bir şekilde:<br />
&#8220;Defolun!&#8221; dedi.<br />
Adam tam konuşacağı sırada otel sahibi gözlerini açarak:<br />
&#8220;Bu kadar konuşmak yeter. Adınızı söylememi ister misiniz? Siz Jean Valjean&#8217;sınız. Kim olduğunuzu da biliyorum. İçeri girdiğinizde sizden şüphelenmiştim. Belediyeyi sordum ve işte yanıtı bu kâğıtta. Okuma yazmanız var mı?&#8221; dedi ve kâğıdı adama uzattı.<br />
Adam kâğıda bir göz attı. Otelci:<br />
&#8220;Herkese kibar davranırım ben. Gidin buradan!&#8221; dedi.<br />
Yolcu çantasını alarak ağır ağır yürümeye başladı. Caddeye çık¬tı, arkasına hiç bakmadan yürüyordu. Arkasına bakarsa otelcinin müşterilere, yoldan geçenlere bir şeyler söylediğini görecekti. Yürü¬meye devam etti, barınacak bir yer bulurum düşüncesiyle çevresine bakıyordu. Biraz ileriden ışık geliyordu. Burası meyhaneydi, aynı za¬manda da oteldi. İki kapısı vardı, biri sokağa açılan kapı, diğeri ise bahçeye açılan kapıydı. Sokak kapısından girmeye cesaret edemedi, bahçe kapısından girdi. Meyhaneci:<br />
&#8220;Kim o?&#8221; diye sordu.[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;7. Sayfa&#8221;]&#8221;Yemek ve yatacak yer arayan biri.&#8221;<br />
&#8220;Tam yerine geldiniz bayım.&#8221;<br />
Adam içeri girdi, meyhanedeki herkes ona bakıyordu. Çantası¬nı yere bıraktı. Meyhaneci:<br />
&#8220;Yaklaş, biraz ısın, üşümüşsündür. Yemek de pişmek üzere.&#8221;&#8221;<br />
Adam ocağın yanına gidip oturdu. Orada bulunanlardan biri ba-lıkçıydı ve meyhaneye gelmeden önce atını Labarre&#8217;a bırakmıştı. Ya¬rım saat önce Labarre&#8217;la müşterileri arasındaydı. Meyhaneciye göz kırptı, meyhaneci adama yaklaştı ve fısıltıyla bir şeyler konuştular.<br />
Meyhaneci ocağın yanına gitti, adamın omzuna dokunarak:<br />
&#8220;Buradan gideceksin,&#8221; dedi.<br />
Yabancı sakin bir tavırla:<br />
&#8220;Biliyor musunuz?&#8221; diye sordu.<br />
&#8220;Evet,&#8221; dedi meyhaneci.<br />
&#8220;Diğer otelden kovuldum.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Ş imdi de ben kovuyorum.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Gecenin bu saatinde nereye gidebilirim?&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Başka bir yere&#8230;&#8221;&#8221;<br />
Adam çaresiz çantasını alıp oradan çıktı. Hapishanenin önünden geçerken birden durdu, kapıyı çaldı. Demir kapının ortasındaki küçük pencere açıldı ve başı görünen bekçi adam ne istediğini sordu.<br />
Adam:<br />
&#8220;Beni içeri alır mısınız? Yatacak yerim yok da,&#8221; dedi.<br />
Bekçi sert bir şekilde: &#8220;Burası otel mi? Sadece tutukluları alırız. Haydi güle güle!&#8221;<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;8. Sayfa&#8221;]Ve küçük pencereyi kapadı.<br />
Adam yürümesine devam etti. Bahçeli evlerin olduğu dar bir so¬kağa geldi. Evlerden birinin ışığı yanıyordu. Eve yaklaştı ve pence¬reden içeri baktı. Kırk yaşlarında bir adam sandalyede oturmuş, kucağındaki çocuğu dizlerinde hoplatıyordu. Yanındaki genç kadın ise çocuğa süt içiriyordu. Baba gülüyor, çocuk ve annesi gülümsü- yordu. Adam bu mutlu aileye bakınca huzur duydu. &#8220;Belki acıyıp ba¬na yardım ederler&#8221; diye düşünerek kapıyı hafifçe vurdu.<br />
Kadın kocasına:<br />
&#8220;Galiba cama vuruluyor, bir baksana,&#8221; dedi.<br />
&#8220;Hayır, ben duymadım.&#8221; dedi kocası.<br />
Adam tekrar cama biraz daha hızlı vurdu. Bunun üzerine içer¬deki adam el lambasını alarak kapıyı araladı.<br />
&#8220;Affedersiniz, bana bir accordionak yemek ve bahçedeki kulübede uyu &#8211; mama izin verir misiniz? Çok açım, yatacak yer de bulamadım. Pa¬rasını öderim.&#8221;<br />
Ev sahibi: &#8220;Kimsiniz?&#8221; diye sordu.<br />
Adam:<br />
&#8220;Puy Moisson&#8217;dan geldim. Bütün gün yürüdüm, ne olur kalma¬ma izin verin. Parasını ödeyeceğim.&#8221;<br />
&#8220;Çok para veren birini evime almak isterim. Ama neden otele gitmediniz?&#8221;<br />
&#8220;Hepsine gittim, yer bulamadım.&#8221;<br />
&#8220;Olamaz. Bugün pazar değil ki, fuar zamanı da değil. Labarre&#8217;a gittiniz mi?&#8221;<br />
&#8220;Evet, gittim.&#8221;&#8221;<br />
&#8220;Orada da mı yer yoktu? Mümkün değil!&#8221;&#8221;<br />
Adam:<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;9. Sayfa&#8221;]&#8221;Bilmiyorum, beni geri çevirdiler,&#8221; dedi.<br />
&#8220;Chaffault Sokağı&#8217;ndaki otele gittiniz mi?&#8221;&#8221;<br />
Adam:<br />
&#8220;Oradan da geri çevirdiler,&#8221; dedi.<br />
Ev sahibi adamı baştan aşağı süzdükten sonra:<br />
&#8220;Siz o adam mısınız yoksa?&#8221; diye sordu.<br />
Yabancıya tekrar bir göz attı, sonra geri adım atarak duvardan tüfeğini aldı. Karısı çocuklarını kucağına alarak kocasının arkasına geçmişti. Ev sahibi yabancı adamı tekrar süzdükten sonra:<br />
&#8220;Defol buradan!&#8221; diye bağırdı.<br />
&#8220;Hiç olmazsa bir bardak su verin,&#8221; diye yalvardı yolcu.<br />
&#8220;Git, yoksa ateş ederim,&#8221; diye bağırdı ev sahibi ve adamın sura¬tına kapıyı kapadı.<br />
Yolcu yavaşça yürümesine devam etti. Adım atacak hali kalma¬mıştı. Karşıki bahçede bir kulübe gördü. Kulübenin içine girdi ve sa¬mandan yatağa yattı. Çantasını yere bırakmak için eğildi, o sırada korkunç bir havlama duydu başını kaldırdı. Başucunda kocaman bir köpek duruyordu. Bu kulübe köpeğin kulübesiydi. Tekrar yere uzan &#8211; dı ve sürünerek dışarı çıktı. Zaten yırtık olan üstü iyice yırtılmıştı. Yi¬ne sokakta tek başına aç ve susuzdu. Büyük bir taşın üzerine oturdu. Bir süre dinlendikten sonra tekrar yürümesine devam etti. Gelişigü¬zel ilerliyor, yatacak ve karnını doyuracak bir yer arıyordu. İleride kentin kilisesini gördü. Kilisenin köşesinde bir basımevi vardı. Bası- mevinin kapısındaki banka uzandı. O sırada kiliseden ihtiyar bir ka¬dın çıktı. Adama:<br />
&#8220;Ne yapıyorsunuz orada?&#8221; diye sordu. Adam:<br />
[/accordion]<br />
[accordion title=&#8221;10. Sayfa&#8221;]&#8221;Gördüğünüz gibi yatıyorum,&#8221; diye cevap verdi. Bu kadın Bayan R. idi.<br />
&#8220;Bankta mı yatıyorsunuz?&#8221; diye sordu kadın. &#8220;On dokuz yıl tahtada yattım.&#8221; &#8220;Asker miydiniz?&#8221; &#8220;Evet.&#8221;<br />
&#8220;Otele neden gitmediniz?&#8221; &#8220;Param olmadığı için gidemedim.&#8221; &#8220;Bende de sadece dört frank var.&#8221; &#8220;Olsun verin.&#8221;<br />
Kadın paraları adama uzattı ve:<br />
&#8220;Bu parayla otele gidemezsiniz. Burada da yatamazsınız. Belki biri acıyıp sizi evine alır.&#8221; &#8220;Bütün evlere gittim.&#8221; &#8220;Ne oldu?&#8221; &#8220;Kimse evine almadı.&#8221;<br />
Kadın adamın kolunu tutarak, kilisenin yanındaki evi gösterdi. &#8220;Bu eve gittiniz mi?&#8221; diye sordu. &#8220;Hayır,&#8221; dedi adam. &#8220;Gidin öyleyse.&#8221;<br />
[/accordion]</p>
<p>[/accordions]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/">Sefiller (Victor Hugo)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sefiller-roman-ozeti-victor-hugo/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>139</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suç Ceza (Dostoyevski)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:26:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Raskolnikov]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Suc ve Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suç Ceza &#160; (Dostoyevski) &#160; Özet Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/">Suç Ceza (Dostoyevski)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#333399" size="6"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Suç Ceza</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Dostoyevski)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.</span></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Raskolnikov 1.5 Rubleyi  aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor  olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok  seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için  Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya”  diye düşünmekten kendini almamıştı. Raskolnikov Marmeladov ‘un evine  gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki  20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i  oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi.  Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup.  Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu  olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber  Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60  mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü  sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok  özlediğini yazıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Raskolnikov “Bu evlilik  olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun  düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat  7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden  yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci  katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tefeci kadının evine girdi  ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına  indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece  rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle  içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü.  Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için  ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda  birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı  tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama  yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı  kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı  indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden  inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların  dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da  dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok  korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir  yerde saklamayı ihmal etmedi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“2 gün geçti hala uyanmadı”  diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp  kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru  isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski  gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh  haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu,  endişelendiğini hiç hissettirmedi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ertesi gün eve geldiğinde  annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini  gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği  görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde,  Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok  aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte  bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden  ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka  yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her  nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bay Marmeledov’un cenazesi  için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his  içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti.  Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya  çalışarak geçirdi vaktini.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Polis memuru porifiri  Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş  olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği  için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu.  Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip  teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini”  istiyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonuç olarak Raskolnikov  vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır  Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya  evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki  yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi  kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine  çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile  sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı.  Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını  beraber hayal etmeye başladılar.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> Yazar Hakkında Bilgi</p>
<p></span></strong>  <font face="Maiandra GD" size="2">Tam ismi Fyodor Mihayloviç Dostoyevski&#8217;dir. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837&#8217;de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu’nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miras kalmıştı. 1846&#8217;da İnsancıklar adlı ilk kitabını yazdı. 1854&#8217;te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846&#8217;da yazdığı ikinci romanı &#8220;Öteki&#8221; yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1851 tarihli Ev Sahibesi, 1848&#8217;de yazdığı Beyaz Geceler ile Yufka Yürekli romanları da ilgi görmedi. 1849&#8217;da yazdığı Netoçka Nezvanova romanı da beklenen başarıyı getirmedi.</font><font face="Maiandra GD" size="2">Politikayla ilgilenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr&#8217;ın güvenlik güçleri tarafından, &#8220;devleti yıkmaya çalıştığı&#8221; suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. Kendinden önce sırya dizilen beş kişi kurşuna dizildi ancak kendisiyle beraber diğer dört kişi idamdan son anda kurtuldu. Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkûm edildi. Sibirya&#8217;daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı ilişkileri, aşkları, mahkûmları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854&#8217;te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857&#8217;de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg&#8217;a döndü. Yeni Çar 2. Aleksandr&#8217;ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte &#8220;Vremya&#8221; adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862&#8217;de Fransa, İngiltere ve İtalya&#8217;yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevski, Almanya&#8217;nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya&#8217;ya dönüşünde &#8220;Epoha&#8221; isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864&#8217;te eşini ve kardeşi Mihail&#8217;i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa&#8217;ya kaçtı. Wiesbaden&#8217;de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865&#8217;te Rusya&#8217;ya döndü. 1867&#8217;de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle St.Petersburg&#8217;a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan Grajdaninin başına geçti. Bir yıl sonra bıraktı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu dönemde eski itibarını ve ününü tekrar kazandı. 1872 yılında yayımladığı Ecinniler adlı romanı birçokları tarafından tüm zamanların en iyi siyasi romanı olarak kabul edilir. Kitap nihilizm, ateizm ve Batı düşüncesinin Rusya üzerindeki etkilerini ele alır. En büyük romanı Karamazov Kardeşleri yazmaya 1879&#8217;da başladı. 1880&#8217;de şair Aleksander Puşkin&#8217;in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi&#8217;nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa&#8217;da yaşadı. 9 Şubat 1881&#8217;de burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/">Suç Ceza (Dostoyevski)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/suc-ceza-roman-ozeti-dostoyevski/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>34</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş ve Barış (Tolstoy)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Baris]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş ve Barış (Tolstoy) Ana Fikir Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. Özet İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #333399; font-size: xx-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> Savaş ve Barış</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Tolstoy)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #808080; font-size: x-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;">Ana Fikir</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin de pek saygın bir yere sahip olmayan Piyer şimdi el üzerinde tutuluyordu. Fransa ile yapılacak savaş başlamak üzere idi ve hazırlıklar yapılıyordu. Bu savaşa Andre, Nikola, Denisof ve daha niceleri gidiyordu. Bütün alaylar hazırlandıktan sonra savaş başlar. Uzun uğraşlar sonucu Fransız orduları püskürtülür.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Petersburg kibar aleminin sayılı isimlerinden olan Prens Vasili, güzelliği ile tanınmış kızı Elen’i, zengin olması sebebiyle Piyer ile evlendirmek istiyordu. Bir balodaonları bir araya getiren Vasili daha sonra aralarından çekildi. İlk açılan Prenses Piyer’i öptü ve sonrasında evlendiler. Fransız’lar bir daha taarruz edeceklerdi. Her şey Osterliç Savaşından bir gün önce hazırlandı. Savaş başladığından bir süre sonra Ruslar büyük kayıplar vermeye başlamışlardı. Sonunda Rusya yenildi, İmparator yaralanmış, Başkumandan vurulmuş, diğerleri ise kaçmışlardı. Prens Andre savaş alanında kalmıştı ve Fransızlar tarafından esir alınmıştı. Piyer’in kulağına Dolokof’un Elen’i lekelediği gelmişti ve o zamandan beri canı çok sıkkındı. Sofrada hep birlikte oturuyorlarken Dolokof’un elinde bulunan kâğıdı istemiş ve Dolokof’da vermeyince Piyer ona bir düello teklif etmiş, bu düelloda onu yaralamıştı. Dolokof yerde yaralı yatarken onu Nikola almıştı. Bu olaydan sonra Piyer karısı Elen’i terk etti.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre’nin evine onun esir düştüğü haberi çoktan gelmişti ve oradakileri çok üzmüştü. Karısı Liza doğum dönemlerine giriyordu. Bir zaman sonra Liza’nın sancıları artmış ve doğurmasının vakti gelmişti. O anda içeriye Andre girdi. Fransızlar onu serbest bırakmışlardı. Liza’yı gördükten sonra dışarı çıkarıldı. Girdiğinde ise bir erkek çocuk dünyaya getirmiş olan Liza ölmüştü. Çar ile Napolyon arasındaki bağ o kadar güçlenmişti ki artık savaş olmuyor, hatta bazı kesimler Çar’ın kız kardeşlerinin birinin Napolyon ile evleneceği söylentisi bile çıkmıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer Petersburg masonluğunun üyelerinden biri oldu. Mason olduktan sonra karısı Elen’in ondan af dileme niyetinde olduğunu öğrendi. Hatta bununla ilgili bir mason gelerek ona karısını kabul etmesi hakkında nasihatte bulur, eğer karısını kabul etmese bunun masonluğa uymayacağını da söyler. Piyer karşısında herkesin bir ağız birliği etmiş olduğunu anlar ve kabul eder. Petersbug’da düzenlenen bir baloda Andre Nataşa’yı görür ve çok beğenir. Baloda onunla birkaç kere dans eder. Balodan sonra bile onu unutamamaktadır. Piyer’in cesaretlendirmeleri ile gidip açılmaya karar verir. Önce Nataşa’nın annesine konuyu açar, kadın kabul eder. Daha sonra gidip Nataşa’ya bu konuyu açtığında kız da havalara uçmuştur. Fakat arada tek bir sorun kalmıştır, o da Andre’nin babasının düğünü bir yıl sonra yapma isteğidir. Bu bir yıl boyunca Andre yurt dışında gezmeli ve dolaşmalıdır. Nataşa bu öneriyi kabul eder ve hep onu bekleyeceğini söyler. Andre gitmeden önce gizlice nişanlanırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre gezide olduğu sırada Nataşa bir baloya katılır. Orada Prens Vasili’nin işe yaramaz oğlu Anatolu görür. Anatol Nataşa ile tanışmak isteğindedir. Anatol kız kardeşi Elen sayesinde Nataşa ile tanışır. Onunla uzun süre konuşur ve gelecek baloya davet eder. Nataşa konuşmadan sonra fazla ileri gittiğini düşünür ve pişman olur. Daha sonrasında davet edildiği baloya gider. Orada Anatol onu karşılar ve ona onu sevdiğini söyler. Nataşa ona nişanlı olduğunu söylediği halde adam aldırmaz. Nataşa bundan çok etkilenir ve onu sevmeye başlar. Balodan döndükten sonra olayı Sonya’ya anlatır. Sonya o adamdan kimseye hayır gelmeyeceğini, işe yaramazın teki olduğunu anlatmaya çalışsa da Nataşa onu dinlemez ve hatta ona karşı olan hakaretlerinden dolayı bozuşurlar. Sonya zamanla Nataşa’nın Anatol ile kaçma planları yaptığını anlar ve bu konuyu hemen Nataşa’nın amcasına açmaya karar verir. Gece Anatol’a Dolokof yardım ediyordu. Anatol kapıdan girip birkaç adım ilerledi. Fakat karşısına iri bir adam çıktı. Anatol kıvrak bir hareketle onun elinden kurtuldu. Nataşa, Piyer’den Anatol’un evli olduğunu duyunca bu ilişkiye son verdi ve Sonya ile konuşmaya başladılar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Fransa-Rusya savaşı gene başlamıştı. Bu savaşa Nikola, Andre gibi eski askerlerin yanında yeni olan Piyer de katıldı. Savaşta Fransa ilerliyor ve Lisi-Gori’ye kadar gelmeye başlıyordu. Andre Mari’ye ve ihtiyar prense bir mektup göndererek hemen Moskova’ya gitmelerini söyler. İhtiyar prens oradan ayrılmadan önce bir felç geçirir. Sağ tarafı tutmamaktadır. Mari hâlâ ona bakmaktadır.İhtiyar prens bu halde bazı şeylerin farkına varmaya başlar. Prenses Mari’ye çok çektirdiğini anlar, sürekli ondan özür diler. Doktor gelip onu muayene ediyordu ve bir gün onu yatağında ölü buldular.</span><br />
[ad1]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Mari’nin Moskova’ya gitmesine mujikler engel oluyordu. Oradan geçerken bunu gören Nikola Mari’ye yardım ederek onun oradan kurtulmasını sağladı. O anda Mari ile Nikola arasında ilk elektriklenme gerçekleşti. Fransız orduları Moskova’ya da yaklaşmaya başladılar. Kısa süre sonra Moskova’yı da aldılar. Herkes arabalarıyla gitmekteydi. Arkalarına baktıklarında ise Moskova yanıyordu.Andre bu savaşta çok ağır yaralanmıştı. Rostof ailesi de yüklerini arabalara yüklüyordu. Fakat daha sonra o yüklrin bir kısmını boşaltıp savaş yaralılarını almaya başladılar. Bir köyde mola verdiklerinde yaralılar boşaltıldı ve herkes dinlenmeye çıktı. Nataşa, yaralıların arasında Andre’nin de olduğunu duyunca gözüne uyku girmedi ve gidip ona baktı. Nataşa ondan yaptıklarından dolayı özür diledi ve ona onu sevdiğini söyledi. Andre’nin durumu çok ağırdı. Ateşi düşmüyordu. Moskova’da kalan Piyer birisine yardım etmeye çalışırken, kendisinin kundakçı olduğunu sanan askerler onu tutuklarlar ve ceza evine koyarlar. Oradan bir grup ile birlikte çıkarılırlar ve bu gruptaki bir kaç insan kurşuna dizilir. Kendisinin kurtulduğuna şaşmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer’in karısı Elen anjin sebebiyle ölür. Yine aynı günlerde Nikola’ya bir mektup gelir ve bu Sonya’dandır. Sonya ona aşklarının artık sürmeyeceğini anlatır. Bu mektubu Nikola hemen Mari’ye götürür. Bu mektup sayesinde Nikola-Mari aşkı daha da alevlenir. Mari bundan sonra Andre’nin yanına gitmeye karar verir ve yanında küçük Nikolenka’yı da götürür. İki gün boyunca Andre’nin başından ayrılmadılar. İki gün sonra Andre öldü. Fransa Moskova’yı ve diğer aldığı yerleri elde tutamadı ve büyük bir ger çekiliş başlar. Bu geri çekiliş esnasında Nataşa’nın henüz on altı yaşındaki kardeşi Petiya kaçanların peşinden kovalarken kafasına kurşun alarak öldü. Rostof’lar bunun acısını da yaşamak zorunda kaldılar.<br />
Nataşa Andre ve Petiya’nın acısın unuttuktan sonra Piyer Mari’nin de yardımıyla Nataşa ile evlendi. Nikola ile Mari yaklaşık Piyer’lerin evliliğinden bir veya iki yıl sonra evlendiler. Nikola babasının girdiği borçları ve zararların hepsini kapattı. Hem de Mari’nin hiçbir hissesini satmadan. Nikola ile Mari’nin bir kızları olur. Nataşa ile Piyer’in ise üç kızları ve bir de erkek çocukları olur. Andre’nin oğlu Nikolenka ise Piyer’i babası olarak görüyor ve hep onu örnek alıyordu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahıslar ve Olay Örgüsü</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: medium;"><strong>Olay Örgüsü:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8211; Piyer’in babasının hastalanıp ölmesi.<br />
&#8211; Savaş hazırlıklarının yapılması ve savaşın başlaması.<br />
&#8211; Piyer ile Elen’in evlenmesi.<br />
&#8211; Andre’nin esir düşmesi.<br />
&#8211; Piyer’in Dolokof ile düello yapması.<br />
&#8211; Andre’nin dönüşü ve Liza’nın ölümü.<br />
&#8211; Piyer’in Elen’i tekrar kabul etmesi<br />
&#8211; Andre’nin Nataşa’ya aşık olması.<br />
&#8211; Nataşa’nın Anatol’a aşık olması.<br />
&#8211; Savaşın tekrar başlaması.<br />
&#8211; Andre’nin tekrar ortaya çıkması.<br />
&#8211; Piyer’in esir düşmesi.<br />
&#8211; Andre’nin ölümü.<br />
&#8211; Nataşa ile Piyer’in evliliği.<br />
&#8211; Nikola ile Mari’nin evlenmesi.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahısların Değerlendirilmesi</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Piyer:</strong> İri yapılı, cesur bir adamdır, fakat biraz çekingendir. Babası Prens Bezukof’un nikahsız bir kadından olma çocuğudur. İlk olarak Elen’i sevmekteydi fakat daha sonra Nataşa’ya değişik duygular hissetmeye başlamıştır. Fakat Andre’den dolayı ona açılamamaktadır. Karısının ölümünden sonra ona daha da aşık olmaya başlamıştır.Andre öldüğünde evlenmişlerdir.<br />
<strong>Andre:</strong> Kısa boylu cesur ve akıllı bir askerdir. Prenses Liza ile evlidir. Karısı doğururken öldükten sonra Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Son savaşta ağır yaralanması sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Arkasında yetim bir çocuk bırakmıştır. Piyer’in iyi bir dostudur.<br />
<strong>Nikola:</strong> Çok büyük bir vatanseverdir. Ailesine çok düşkün, hep onların dediğinin olmasını isteyen bir karakterdir. Hatta bu sebepten dolayı, biraz da çıkan aksiliklerden dolayı sevdiği kızı, Sonya’yı terk etmiştir. Daha sonra gölünü Prenses Mari’ye kaptırıp onunla evlenmiştir.Savaşa askerlik yapmaya gitmiştir.<br />
<strong>Nataşa:</strong> Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Aşk bakımından kararları çok değişmektedir. Önce Boris’e gönlünü kaptırır, daha sonra Andre’ye, sonrasında Anatol’a ve sonra tekrar Andre’ye dönmüştü, fakat Andre aynı günlerde ölür. Bunun etkisini üzerinden attığında Piyer’le evlenmiş ve mutlu bir yaşam sürmüşler.<br />
<strong>Sonya:</strong> Fakir ama çok güzel bir kızdır. Kuzeni Nikola’yı sevmektedir ve aşkı karşılıksız değildir, fakat bir süre sonra ona bir mektup yazarak ayrılmıştır. Nikola, Mari ile evlendiğinde Mari’den nefret etmeye başlmıştır.<br />
<strong>Mari:</strong> Biraz çirkindir, fakat vefalı bir insandır. Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır. Nikola’yı sevmektedir.<br />
<strong>Elen:</strong> Çok güzel, fakat az huysuzdur. Erkeklerin hepsi ona hayrandır. O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur. Daha sonrasında anjinden ölür.<br />
<strong>Liza:</strong> Andre’nin eşidir ve ona çok bağlıdır. Çok güzel bir kadındır ve bir o kadar da güzel huyludur. Doğum yaparken ölmektedir.<br />
<strong>Denisof:</strong> Oldukça cana yakın ve samimi bir insandır. Nataşa’yı sevmektedir, fakat Nataşa ona yüz vermeyince vazgeçer.<br />
<strong>Dolokof:</strong> Denisof’un tam tersine bir adamdır. Bir zamanlar Piyer’in arkadaşı idi, fakat Piyer’in karısı Elen’i lekelemesi sebebiyle Piyer onu arkadaşlıktan siler. Daha sonra Sonya’ya bir evlilik teklifinde bulunur fakat Sonya onu kabul etmeyince vazgeçer.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Zaman: </strong></span> <span style="font-size: small;">Bu olay 1804’lerde başlamıştır. Fransa-Rusya savaşları dönemini anlatmaktadır.<br />
</span><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Mekân:</strong></span><span style="font-size: small;"> Olayın geçtiği veya söz edilen belirli bir yer yoktur; birkaç yer mevcuttur. Bunlar Lisi-Gori, Moskova ve St. Petersburg’dur.<br />
Dil, Üslûp ve Anlatım: Yazar akıcı ve sade bir dil kullanmıştır. Bu doğrultuda anlatımda açık ve akıcıdır. Yer yer süslü anlatımlara yer verilmiştir. Fakat geneli sade bir şekilde yazılmıştır.</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Yazar Hakkında Bilgi<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;" align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Büyük bir rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana&#8217;da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova&#8217;ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire&#8217;i ve J. J. Rouseu&#8217;yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasanaya-Polonya&#8217;ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan &#8220;Çocukluk&#8217;u&#8221; bu sıralarda yazdı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya&#8217;ya gitti. Kaskas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854&#8217;te Kırım savaşı&#8217;na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg&#8217;a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre&#8217;de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasanaya-Polonya&#8217;ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862&#8217;de evlendi.</span><br />
[m2]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy bir düzineyi geçen çocuk sahibi olduğu bu evlilik hayatının ilk yıllarında ömrünün en mutlu, en rahat devresini yaşadı. Eserlerinin en kuvvetli olan iki romanı &#8220;Savaş ve Barış&#8221; ile &#8220;Anna Karenina&#8217;yı&#8221;, bu sıralarda yazdı. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. &#8220;Kruetzer Sonat&#8221;, &#8220;Efendi ile Uşak&#8221;, &#8220;Karanlıkların Gücü&#8221;, &#8220;İman nedir&#8221;, &#8220;İnciler&#8221;, &#8220;Kilise ve Devlet&#8221;, &#8220;İtiraflarım&#8221; hep bu yılların ürünleridir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Bir gün küçük bir kasaba istasyonunda, hayata gözlerini yumdu.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy&#8217;un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında &#8220;Diriliş&#8221;, &#8220;Gençliğim&#8221;, &#8220;Çocukluğum&#8221;, &#8220;Hacı Murat (roman)&#8221;, &#8220;Ayaklanış&#8221;, &#8220;Sergey Baba&#8221;, &#8220;Tanrı Bizim İçimizdedir&#8221;, &#8220;Kazaklar&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221;, &#8220;İki Süvari&#8221; gibi eserleri vardır.</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:09:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettin]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yuksek Okceler]]></category>
		<category><![CDATA[Yuz Temel Eser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek Ökçeler &#160; (Ömer Seyfettin) &#160; Konu Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Batı hayranlığının timsali olan yüksek ökçeli ayakkabılar ne zaman terkedilmiş o zaman da yalı içerisinde görülen diğer aksaklıklar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/">Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Yüksek Ökçeler</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Ömer  Seyfettin)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> Konu </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayenin sosyal bozulma olarak değerlendirilecek küçük bir anekdotta, yalıda çalışan ve çalışmak için alınan hizmetkarların hırsızlık yapmalarıdır. Hatice Hanım’ ın yüksek ökçeli ayakkabıları bu anekdotun hikayenin başında ortaya çıkmasını engellemiştir. Batı hayranlığının timsali olan yüksek ökçeli ayakkabılar ne zaman terkedilmiş o zaman da yalı içerisinde görülen diğer aksaklıklar Ömer Seyfettin’in üzerinde durduğu önemli temalar haline gelir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Hatice Hanım karakteriyle Batı hayranlığını, şekil üzerinde uygulamaya çalışan bir kadın tiplemesinden faydalanarak dile getirir. Tanzimat Edebiyatı’ nda sıkça işlenen bu konu Ömer Seyfettin’ de bu hikaye ile devam eder. Hikayenin sosyal içerikli diğer bir konusu da izdivaç olayındaki çarpıklığın dile getirilişidir. Devrin getirdiği sosyal yapılanma kadınların genç yaşta ilerlemiş yaştaki erkeklerle evlendirilmesine zemin hazırlıyordu. Hatice Hanım’ da on üç yaşında iken altmışaltı yaşında zengin bir ihtiyarla evlenmiştir. Hatice Hanım bu izdivacın sonunda erkeklerden nefret etmeye başladığı görülür. Eşinin ölümünden sonra da bir daha evlenmemesi bu tepkinin sonucudur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hatice Hanım’ ın batı hayranlığı yüksek ökçeli ayakkabı merakıyla dile getirilir. Bu merak Hatice Hanım’ ın rahatsızlanmasına da sebep olmuştur. Devrin bu çarpık merakı Ömer Seyfettin’ in kendi kaleminde şekilcilik boyutuyla kendi uslubuyla dile getirilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Bu çalkantılarda zamanla etkilenen Hatice Hanım’ da artık gözünün görmediğinden vicdanım rahat düşüncesi ile eski hayatına tekrar geri döner.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> DÜNYANIN NİZAMI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye genç bir kızın ağzından anlatılır. Genç kız kocaya varmadığını düşünmediğini aynı zamanda da erkeklere tavır takındığını dile getirir. Bu kinin belirtisi olarak da bahçelerinde besledikleri horozun tavukları rahatsız ettiği için öldürmekle gösterir. Ancak horozu öldürdükten sonra tavukların düzeni bozulur. Kısa bir süre sonra horozun tavukların düzenini, birlik ve beraberliğini sağladığının farkına varır. Tavukların nasıl horoza ihtiyacı varsa kadınlarında erkeğe ihtiyacı olduğunu anlar. Bunun dünyanın nizamı olduğunu kabul eder. Artık o da dünyanın nizamına uyup evlenmesi gerektiğinin farkına varmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TAVUKLAR</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede Ömer SEYFETTİN Anadolu’nun ücra bir köşesinde handa geçirdiği bir günü dile getirir. Hancı ve kahraman hikayenin belli başlı karakterleri olarak karşımıza çıkar. Ömer Seyfettin ‘in hikayede hanın içini görsel bir betimleme ile okuyucunun gözleri önüne sermeye çalışır. Tavukların davranışları Ömer Seyfettin’in gözünde canlanır. Düzgün hareketleri, görünüşleri Ömer Seyfettin’ i etkilemiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hana her girişinde tavukları insanlardan korkmayışları belli bir yerde yiyecek verilecekmiş gibi toplanmaları onun muhayyilesinde akıllı insanların yaptıkları ile özdeşleşir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kısa bir süre sonra tavukların bu düzenli davranışlarında hancının hiçbir etkisi olmadığını öğrenmesi ve hancının tavuklara sürekli yiyecek vermediği söylemesi üzerine tavukların sürekli bekleyiş içinde bulunduğunun farkına varan kahramanımızın şaşkınlığı bir kat daha artmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BAHARIN TESİRİ</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye eski bir İstanbullu’ nun ağzından anlatılır. Bu zat arkadaşının verdiği bir çay partisine gider ve çay partisinde gördüğü bir kadına aşık olur. Evine kapanır, ona göre kadın sanki dururken sönmüş bir lamba gibidir.Arkadaşı onu ziyarete geldiğinde aşkını ona anlatır. Arkadaşı bunun bir bahar aşkı olduğunu gelip geçeceğini söyler. Soğuk bir ortamda yaşarsa yani bahardan uzak kalırsa aşk zannettiği bu tutkunun söneceğini söyler ve hikayenin kahramanı soğuk bir yerde on gün kalır. Gerçekten de arkadaşının söylediğinin doğru olduğunu anlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> ÇİRKİNLİĞİN ESRARI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikaye genç bir kızın yaş farkına rağmen umarsızcasına sevgi çırpınışlarını dile getirir. Genç kızın sevdiği adam yalnızlıktan hoşlanan yaşamında şimdiye kadar kadına pek fazla yer vermeyen bir tiptir. Ömer Seyfettin bu sevgiyi dile getirirken genç kızın düşüncelerini ve aşka bakışını da gözler önüne serer, kahraman her ne kadar yalnız kalmaktan hoşlanıyor görünse de genç kızlarla yalnız kalmanın aslında mutluluk verici olduğunu dile getirmekten de geri kalmaz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Özellikle Şuhude’ nin odaya girişi, güzelliği kahramanımızı etkilemiştir. Ancak bu etkilenmeyi dile getirebilecek kadar cesaretli değildir. Ağır başlı ve vakarlı davranmaya çalışır. Şuhude ile aralarında başlayan konuşmalar uzadıkça kahramanımız Şuhude’ nin kendisine aşık olduğunu itiraf etmesiyle birden karşı taarruza geçer ve kızı kendinden uzaklaştırmaya çalışır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Şuhude o zamana kadar yaşadığı ada halkından Tevfik Çeşban tarafından istenmiş yakışıklı, zengin ve aynı zamanda genç olması Şuhude’ nin onu reddetmesini sağlamıştır. Bu noktada kahraman kendini aşık olunmayacak kadar yaşlı ve çirkin göstermeye çalışır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Şuhude’ nin güzelliğine asla yakışmayacağını düşündüğünden ondan kaçar. Kahraman Şuhude’ nin fiziki özelliklere gerçekten de önem vermediğini anlayabilmek için onun ada da en pis ve en yaşlı olan çirkin kral Ali Bey’ le de rahatlıkla yaşayabileceğini söylemesi Şuhude’ yi kendinden uzaklaştırır. Ancak böyle bir güzelliğin de çirkin bir insana ait olması, kahramanın aşk denilen kavramın ne olduğunu gerçekten sorgulamasını sağlamıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> AŞK VE AYAK PARMAKLARI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde aşka ve insanlara bakış açısını Asime Hanımefendi’ nin ve Hasan’ ın ağzından yazdığı iki mektupla dile getirir. Asime Hanımefendi’ yi aşkın gerçekte ne olduğunu anlamayan bir karakter olarak gösterir. Hasan’ ın ağzından yazdığı mektupta kadına ve erkeğe bakış açısını görmek mevcuttur. Hasan’ a göre erkekler belirgin hayvanlarla özdeştir. Örneğin; arslan profiline sahip birinin arslan karakterine, eşek profiline sahip birinin inatçı olması gibi. Hasan bu noktada hayvanlarla özdeşleştirdiği erkeklerin aslında onlardan bir farkı olmadığını dile getirir. Kadınlar da Hasan’ ın gözünde pek farklı değildir. Onlara da hayvan profilleri yükleyip karakterlerini belirlemeye çalışır. Aslında Hasan’ ın yaptığı şey gerçekte insanların aşkın ne olduğunu tam anlamıyla çözemediklerinden şikayettir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hasan’ ın bir zamanlar Asime Hanım’ a duyduğu aşk onu tam anlamıyla tanıyamaması geçen zaman içerisinde de Asime’ nin gerçek karakterini çözümlemesi ile ondan uzaklaşır. Hasan’ da Asime Hanımefendi de buldum zannettiği aşkı bırakıp arayışına yeniden geri döner.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TUĞRA</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede, kahramanın, bir meyhanede oturarak yaşamı irdelemesi dile getirilir. Kahraman günde on iki saat çalışan paraya pek fazla değer vermeyen biri olarak tanıtılır. Meyhanede oturarak kadınlara olan ilgisini, yaşamında kadın olmayışının eksikliğini ve maddiyatın insana gerçekte bir şey kazandırmadığını dile getirir. Tuğra yardımıyla maddiyatın eleştirisini, değersizliğini gözler önüne serer.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BİRDENBİRE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hikayede Ahder ve Yumuk adlı iki kadın karakter yardımıyla yaş farkına rağmen aşk kavramının irdelenişi dile getirilir. Aşk onlara göre bir zümrüt-ü anka yani masaldır. Aşkın ne olduğunu dünyada kimse öğrenememiştir. Aşk şairlerin terennümlerinden ibarettir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ahder hayatında yaptığını zannettiği hataları genç olan Yumuk’ un da yapmaması için bir nevi aşk öğretmeni gibi davranmayı ihmal etmez hikaye boyunca.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> NEZLE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Masume Hanım otuz dokuz yaşında genç görünümlü duygulu bir kadın olarak tanıtılır. Hikayede çarpık izdivacın sonuçları yine gözler önüne serilir. Diğer hikayelerden farklı olarak Masume Hanım erkeklere karşı tavır takınmayıp genç, güçlü bir erkekle tekrar evlenmek ister. Günün birinde on dokuzundan arabaya bakan hizmetçisi Himmet gelir aklına bir kır gezisinde arabacısına sorar: “Şu ahırın oradaki ineği öküzün şerrinden kurtar.”der. Himmet: “Öküz ineği üzmüyor, koklaşıyorlar.”der Masume Hanım bir türlü ilgisini çekemediği Himmet’ e arabayı mesire yerine çekmesini söyler ve kurduğu hayalinde artık yıkıldığının farkına varır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TÜRKÇE REÇETE</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde, yanlış batılılaşmayı Belkıs Hanım karakteri ile ortaya koyar. Belkıs Hanım hikayede zengin bir dul olarak tanıtılır. Sık sık rahatsızlanması dolayısıyla Doktor Şerif’ i çağırdığında ondan hastalık dışında magazin, eğlence, aşk, kadınlar hukuku, Avrupa Kadınları, yaşamları vs.hakkında bilgiler alır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Bu konuşmadan sonra Belkıs Hanım iyileşir ama doktorun gideceği zaman tekrar hastalanır ve ondan reçete yazmasını ister. Doktor Türkçe bir reçete Yazarak Belkıs Hanım’ a verir. Belkıs Hanım bu noktada Doktor Şerif’ in Avrupa eğitimi almasına rağmen böyle bir reçete yazmasını başlangıçta yadırgar. Doktor reçetede Belkıs Hanım’ a eğlenceyi, lüksü, modayı ve Avrupai Yaşantıyı tavsiye eder. Hikayede Doktor Şerif doğru bir batılılaşmanın gerçek bir timsali olarak üzerinde sıkça durulan diğer önemli bir kahramandır. Doktor Şerif batı eğitimi almasına rağmen kültür değerlerini yitirmeyen sağlam bir tip olarak tanıtılır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TERAKKİ</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Niyazi ve Neşet yardımıyla toplumda görülen medeni ilerlemenin farklı yönlerini dile getirir. Niyazi ve Neşet duvarları kağıt kaplı odada oturmuş sigara dumanları içerisinde medeniyetteki ilerlemeden konuşuyorlardı. Kısa bir zaman önce telefonun, elektriğin, sinemanın, otomobilin, gramofonun olmadığından bahsediyorlardı. Bütün bu gelişmelere şimdi sahip olunmasına rağmen pahalılıktan yakınıyorlardı. Paranın hiç bir kıymetinin kalmadığını düşünüyorlardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Niyazi ile Neşet medeniyetteki ilerlemeyi böyle eleştirirken dışarıdan gelen sesle birlikte dilencinin bambaşka bir dem vurduğunu gördüler dilenci de kendine göre artık dünyanın değiştiğini, merhametin kalmadığını, insanlık denen şeyin sona erdiğini dile getirir. Herkesin eğlenceye düşkün olduğunu ifade eder. Niyazi ile Neşet bu durumu şaşkınlıkla seyreder. Dilenciyi hem küçük görürler hem de filozof ve sosyalist olarak nitelendirirler. Sekiz on sene evvel bunları bile söyleyecek müderrisin olmadığını belirterek yaşadıkları zamanın ne kadar da farklı olduğunu ortaya koymaya çalışırlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> BOYKOTAJ DÜŞMANI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Mahmut Türkçe konuşan ancak kültür değerleri bakımından Rum olduğuna inanan, Türkçülük cereyanının yükselmesine ve azınlıklardan alış veriş yapılmaması için Türkçülerin yaptığı boykota sinirlenen bir gazetecidir. Mahmut hikayede Türkçe ile Yunan edebiyatı yapmaya çalışan bir karakter olarak da gözükür. Yeniden İstanbul’ da Bizans’ın dirileceğine inanmış edebiyatı Yunan Edebiyatı fakat dili Türkçe olan bir Bizans Kültürü muhayyilesine sahiptir. Ona göre bütün medeniyet, insaniyet, şiir ve musiki hayatı Yunan Medeniyetinden çıkmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> TUHAF BİR ZULÜM</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin bu hikayesinde Gaspadin, Mülki idare mensubu ve Kaşdanov yardımıyla kendi siyasi düşüncelerini dile getirme fırsatı yakalar. Özellikle Kaşdanov ve Müki İdare mensubu arasındaki geçen konuşmalarda bu düşüncelerini daha belirgin olarak dile getirir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kaşdanov, bir Türk Diplomat ve Gaspadin Bulgaristan’ da görüşürler ve aralarında şu diyalog geçer: Gaspadin’ e göre Türkler’ den ne sosyalist olur ne de nosyonalist. Sebebini ise taassub olarak gösterir. Gaspadin Türkler’ in taassubundan çok istifade ettiğini belirtir. Deliorman’ a kaymakam olduğunda bir tane bile Türk olmadığını niyetinin burayı kan dökmeden Bulgarlaştırmak olduğunu belirtir. Kasaba’ ya Makedonya’ dan sürekli muhacir getirip onlara ikamet vererek domuz besiciliği yapmalarını sağlamış. Bir süre sonra, Türkler gelip durumdan şikayetçi olmuşlardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Domuzların çeşmelerden su içtiğini, tarlalarında dolaştığını ulu orta sokaklarda gezdiğini söylediler. Gaspadin‘ de onlara hürriyetten, hayvan haklarından domuzunda Allah’ ın yarattığı bir hayvan olduğundan bahsedip Türkleri başından gönderdi. Domuz düşmanı olan Türkler yavaş yavaş evlerini, tarlalarını satıp İstanbul’ a göç ettiler. Gaspadin’ de Türkler’ in sattığı yerleri satın alıp Makedonya’ dan muhacie getirmeye devam etti. Hikayenin kahramanı Türk diplomat bu olayı dinleyince Gaspadin’ e karşı olan tavrını ortaya koyar.</font></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><br />
<font color="#808080" face="Maiandra GD" size="5">Ana Fikir</font><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Ömer Seyfettin’in Yüksek Ökçeler kitabı küçük hikayelerden ve bir de küçük bir piyesten oluşur. Hikayelere genel olarak bakıldığında ağırlıkta olan temanın sevgi ve aşk olgusu olduğu söylenebilir. Ancak Ömer Seyfettin hikayelerinde (Yüksek Ökçeler, Birden Bire, Nezle, Çirkinliğin Esrarı) aşırı yaş farkına rağmen yapılan izdivaçların yanlışları üzerinde de sıkça durduğu gözden kaçmamalıdır. Ancak bu hikayeler arasında Ömer Seyfettin’in siyasi düşüncelerini dile getirdiği Tuhaf Bir Zulüm adlı hikayesi farklı bir temada işlenen bir hikaye olarak göze çarpar. Piyes te yine karşılıklı sevgiyi dile getiren Ömer Seyfettin bu kez bu olayı dramatik bir halden çıkartıp komedi tarzında okuyucunun gözleri önüne serer.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong>  </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Hatice Hanım:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Batı hayranı, bunu da her hareketi ve özellikle giyimiyle belli eden bir kadın.Kitap ismini de bu kadının yüksek ökçeli ayakkabılarından almıştır.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Hayranzade Şem’ i  Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  55 yaşında yeni zengin bir patron.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Peride Hanım:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Büro müdiresi.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Sermet Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Başkatipliğe namzet.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Niyazi Molla</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Gazanfer Bey</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Bican Efendi</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Müstement Efendi:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  45 yaşında garson dö büro.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"><strong>ÖMER  SEYFETTİN</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> 28 Şubat 1884 tarihinde Gönen&#8217;de doğdu. Öğrenimine Gönen&#8217;de başlayan Ömer Seyfettin, Ayancık&#8217;ta ve annesiyle birlikte geldiği İstanbul&#8217;da Aksaray&#8217;daki Mekteb-i Osmaniye&#8217;ye devam etti. Eyüp&#8217;teki Baytar Rüşdiyesi&#8217;ni bitirip asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadi&#8217;sine yazıldı (1893). Bir müddet sonra da Edirne Askeri İdadisi&#8217;ne naklolarak öğrenimini burada tamamladı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Daha sonra İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye&#8217;ye gelen Ömer Seyfettin, piyade mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun oldu. İzmir&#8217;de Teğmen (1903-1910), daha sonra da üsteğmen olarak Rumeli&#8217;de görev yaptı (1908-1910). Askerlik&#8217;ten ayrılıp Selanik&#8217;e gelerek, Genç Kalemler Dergisi&#8217;nde yazmaya başladı. Balkan Savaşı&#8217;nda tekrar subay olarak orduya döndü. Yunanlılar&#8217;ın elinde bir yıl kadar esir kaldı. Esareti sırasında da öykü yazamaya devam ederek bunları Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zakâ dergilerinde yayımladı. İstanbul&#8217;a dönünce ordudan ikinci kez ayrılıp, ölümüne kadar Kabataş Lisesi edebiyat öğretmenliği yapan Ömer Seyfettin, 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul&#8217;da öldü. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/">Yüksek Ökçeler (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yuksek-okceler-roman-ozetleri-omer-seyfettin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:06:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Resat Nuri Guntekin]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yaprak Dokumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin) Konu Gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır. Özet Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar&#8217;daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/">Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD';"> Yaprak Dökümü</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Reşat Nuri Güntekin)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Konu</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: gray;"> <span style="color: #000000;">Gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet<br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar&#8217;daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ&#8217;nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı&#8217;na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Ferhunde&#8217;nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye&#8217;ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #000000;">Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"> <span style="color: #000000;">Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı&#8217;na, Fikret&#8217;in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. </span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="color: #000000;">Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul&#8217;a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim&#8217;deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.</span><strong><br />
</strong></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong><br />
</strong></span><strong><br />
</strong></p>
<p align="center"><strong><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: x-large;">Ana Fikir</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="color: #000000;">Çılgın hayallerin, maddî israfların, gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlaması kaçınılmazdır.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Şahıslar ve Olaylar</span></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">Ali Rıza Bey</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">Şevket</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> <span style="color: #000000;"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">Ferhunde</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">, eğlenceye düşkün,genç ve güzel bir kadın.</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>REŞAT NURİ GÜNTEKİN</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> 25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi&#8217; ni bitirdi (1912). Bursa&#8217; da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra&#8217; da öldü. İstanbul&#8217; da Karacaahmet Mezarlığı&#8217;nda gömülü.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>ESERLERİ</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> Gizli El (1922), Çalıkuşu (1922), Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1925), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928),Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen (1944), Miskinler Tekkesi (1946), Harabelerin Çiçeği (1953), Kavak Yelleri (1950), Son Sığınak (1961),Kan Davası (1955)</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/">Yaprak Dökümü (Reşat Nuri Güntekin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yaprak-dokumu-roman-ozeti-resat-nuri-guntekin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>96</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:04:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yaban]]></category>
		<category><![CDATA[Yakup Kadri Karaosmaoglu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaban &#160; (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) &#160; Konu Kitap kurtuluş savaşı sırasında cephede kolunu kaybetmiş bir subayla, askerliği yeni bitmiş bir askerin köyünde geçen olaylar anlatılmaktadır. Özet Sessiz ve sakin bir yerde hayatını sürdürmek isteyen Ahmet Celal, gittiği yerde, yabancı olduğundan, yaban olarak tanımlanmaktadır. Köydekilerle hiçbir bağlantısı olmamasına ve subay olmasına rağmen ona düşman gözüyle bakılmaktadır. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/">Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Yaban</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Yakup  Kadri Karaosmanoğlu)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Konu</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></strong><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"><font color="#000000"><span>Kitap kurtuluş savaşı sırasında cephede kolunu kaybetmiş bir subayla, askerliği yeni bitmiş bir askerin köyünde geçen olaylar anlatılmaktadır.</span></font></span><span><br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
Özet<br />
</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Sessiz ve sakin bir yerde hayatını sürdürmek isteyen Ahmet Celal, gittiği yerde, yabancı olduğundan, yaban olarak tanımlanmaktadır. Köydekilerle hiçbir bağlantısı olmamasına ve subay olmasına rağmen ona düşman gözüyle bakılmaktadır. Ülkenin tamamı işgal altında olmasına rağmen köylülerin bunu umursamaması, sonuçta; evlerinin kundaklanması, yiyeceklerinin yağmalanması, kadın ve kızlarına tacizde bulunulması onların akıllarını başlarına getirir. Bu durumu gören Ahmet Celal sevgilisini yanına alıp kaçmaya çalışır.</font></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><br />
<font color="#808080" face="Maiandra GD" size="5">Ana Fikir</font></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Vatanın elden gitmesine rağmen duyarsızlığını  sürdürmesinin, cahilliğin bir sonucu olduğunu göstermesidir.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">AHMET CELAL:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  İçi vatan aşkıyla dolu, köylülerin cahilliğini gidermek için didinen, köy  yaşamına alışık olmayan birisidir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">SALİH AĞA:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Sinsi bir kişiliğe sahiptir. Kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden bir  kişiliğe sahip.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">MEHMET ALİ’NİN  ANNESİ:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Kendisini toprağa adamış, cahil, hiçbir şeyden habersiz ve başkalarının sözünü  dinlemektedir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">BEKİR ÇAVUŞ:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Askerlik yaptığından dolayı olayların kısmen farkındadır. Bulunduğu ortam  itibariyle bildiklerini aktarmaktan çekinmektedir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 22pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> 27 Mart 1889&#8217;da Kahire&#8217;de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa&#8217;da başladı. 1903&#8217;te İzmir İdadisi&#8217;ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır&#8217;a döndü, öğrenimini İskenderiye&#8217;deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908&#8217;de başladığı İstanbul Hukuk Okulu&#8217;nu bitirmedi. 1909&#8217;da, arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti Topluluğu&#8217;na katıldı. 1916&#8217;da tedavi olmak için gittiği İsviçre&#8217;de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam Gazetesi&#8217;ndeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı&#8217;nı destekledi. 1921&#8217;de Ankara&#8217;ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> ESERLERİ :</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Yaban, Ankara, Zoraki Diplomat, Panoroma</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/">Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yaban-roman-ozeti-yakup-kadri-karaosmanoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>37</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Aytmatov]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toprak Ana &#160; (Cengiz Aytmatov) &#160; Konu Toprağın İnsan Hayatındaki Yeri &#160; &#160; Özet Yeni yıkanmış ak, pak entarisi, pamuklu kara ceketi ve beyaz yazmasıyla yolda ağır ağır ilerliyor kadın. “Merhaba toprak” diye sesleniyor usulca. “Merhaba Tolgunay” demek geldin Ne kadar kocamışsın. Saçların ağırmış, değnekle yürüyorsun üstelik.” “Evet yaşlanıyorum, bir yıl daha geçti, sende, toprak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/">Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Toprak Ana</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Cengiz  Aytmatov)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Konu</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Toprağın İnsan Hayatındaki Yeri</font></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"><strong> Özet<br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Yeni yıkanmış ak, pak entarisi, pamuklu kara ceketi ve beyaz yazmasıyla yolda ağır ağır ilerliyor kadın. “Merhaba toprak” diye sesleniyor usulca. “Merhaba Tolgunay” demek geldin Ne kadar kocamışsın. Saçların ağırmış, değnekle yürüyorsun üstelik.” “Evet yaşlanıyorum, bir yıl daha geçti, sende, toprak sende bir hasat geçirdin. Bugün ölüleri anma günü.” “İnsan doğruyu öğrenmeli, Tolgunay.” Kafasıyla yüreği doğruya götürecek mi onu? Hala çocuk. </font></span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Onun için, ne yapacağımı bilemiyorum, hayata küssün istemiyorum. Hayatın karşısında yiğitçe dikilsin istiyorum. Geçmiş olayları doğru yargılayacağını bilsem, hayatı gerektiği gibi anlıyacağımı bilsem, ona yalnız kendisini, kendi hayatının değil, başkalarını, başkalarının hayatlarını da kendimi, kendi geçmişimi de, canım toprağım senide, eski günlerimizi de anlatırdım. Hayat hepimizin aynı teknede yoğurmuş, bir tek demet haline getirmiş. Her insan bu öykünün anlamını kolay kolay çıkaramaz. </font></span></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Onu içten, yürekten anlamak için yaşamak, denemek gerekir. Toprakla su, insanlar arasında eşit olarak paylaştırılırsa, bizimde kendi tarlamız olursa, bizde kendi tohumumuzu eker, kendi ekinimizi biçersek mutlu oluruz. İnsan için en büyük mutluluk budur. “Tolgunay, çiftçi dediğin, mutluluğu ekip biçtiğinde bulur”. “Toprak, göğsünde hepimize acı çektiriyorsun; bizi mutlu kılmayacaksın, neden toprak diyorlar sana, biz neden doğduk? Biz senin çocuklarınız, toprak. “Mutluluk getir bize, bizi mutlu kıl!”. </font></span></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Ekmek esmerdi, katıydı ama dünyada hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar tatlı bir kokusu vardı, güneş kokuyordu, taze saman kokuyordu, duman kokuyordu. Bir filiz nasıl tohumdan doğarsa bir ananın mutluluğu da halkın mutluluğundan doğar. Halkın hayatından uzak kalan bir anının hayatı yoktur. “Sevgili toprağım benim, o günü hatırlıyor musun?””Zamanın başlangıcından beri, yüzyılların izi duruyordu içimde.</span></font></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Tarihin hepsi kitaplarda yazılı değildir, insanlarda tarihin hepsini bilemezler. Ama benim içimdedir hepsi, bütün tarih. İnsan denize benzer, derin yerleri de sığ yerleri de vardır. “Söyle bana, sevgili toprak, hangi ana böyle acı çekti, hangi ana oğlunu bu kadar kısa zaman gördü?” Savaşı alt etmenin tek yolu var, bunu o zaman anladım: çarpışmak, dayanmak, yenmek. Bunları başaramadığın an karşına ölüm çıkıyordu. İyilik, dağlarda yollarda yaşanmaz. </font></span></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">İnsan raslantıyla karşılaşmaz iyilikle. Ancak bir başka insandan öğrenir. İnsanın hayatı bir dağ yoluna benzer, iner, çıkar, uçurumların kenarından geçer. Hep tek başına aşamazsın o yolu, ama herkes elini uzatırsa sana, çabucak aşarsın. Hayatımız böyle işte.”</span></font></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Dünyadaki insanlar oğullarını, kardeşlerini, babalarını, kocalarını bizim kadar seviyorsa, bizim o gün onları beklediğimiz gibi onlarda oğullarını, kardeşlerini, babalarını, kocalarını bekliyorsa, yeryüzünde başka savaş olmaz artık” diyorum.</span></font></p>
<p style="text-align: justify"><font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Savaşın insanları zalim, aşağılık, aç gözlü yaptığını kim söylemiş ? Hayır, savaş, sen çizmelerinin altında insanları ezebilirsin, öldürebilirsin, yağma edebilir, yakıp yıkabilirsin, 40 yıl bile sürdürebilirsin bunu, ama insan denen yaratığın içindeki o duyguyu, o insanlık duygusunu, o sevgiyi içinden söküp atamazsın. “ Toprak, toprak ana, göğsüne bastı bizi, dünyanın her köşesindeki insanları besle. Anlat onlara, sevgili toprak, anlat onlara.”</span></font></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">“ Hayır Tolgunay. Sen anlat… Sen insansın. Her şeyin  üstündesin. Her yaratıktan akıllısın. Sen insansın. Sen anlat İNSAN!.”  </font></span></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/">Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/toprak-ana-roman-ozetleri-cengiz-aytmatov/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>28</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/mai-ve-siyah-roman-ozeti-halit-ziya-usakligil/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/mai-ve-siyah-roman-ozeti-halit-ziya-usakligil/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 12:56:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Ziya Usakligil]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Mai ve Siyah]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yuz Temel Eser]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/mai-ve-siyah-roman-ozeti-halit-ziya-usakligil/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil) Konu Roman türünün edebiyatımızdaki en güzel örneklerinden olan Mai ve Siyah’ta yazar yaşanılan bir dönemin sosyo kültürel durumunu gözler önüne sermiştir. Yazar romanda okuyucuya dönemin yaşantısını A.Cemil’in bakış açısından vermeye çalışmıştır. Bu bakış açısında kendi içinde bir objektiflik ve realistlik göze çarpar. Mai ve Siyah dönemin bütün toplumsal sorunlarını [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mai-ve-siyah-roman-ozeti-halit-ziya-usakligil/">Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Mai ve Siyah</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Halit  Ziya Uşaklıgil)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Konu </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 36pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000">Roman türünün edebiyatımızdaki en güzel örneklerinden olan Mai ve Siyah’ta yazar yaşanılan bir dönemin sosyo kültürel durumunu gözler önüne sermiştir. Yazar romanda okuyucuya dönemin yaşantısını A.Cemil’in bakış açısından vermeye çalışmıştır. Bu bakış açısında kendi içinde bir objektiflik ve realistlik göze çarpar. Mai ve Siyah dönemin bütün toplumsal sorunlarını gündeme getiren bir roman olmuştur. Yazar dönemindeki bir takım sorunları kahramanları vasıtasıyla okuyuculara açıklamıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000">Yazar bu romanda neslinin şair idealini ele alır, o zamanki sanat ve basın dünyasını yer yer çok gerçekçi çizgilerle tasvir eder. Bu tasvirlerde insanların duyguları çok güzel işlenmiştir. Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet<br />
</span></strong></p>
<p><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"> <span></span></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">A.Cemil, çok doğru, iyi kalpli  bir avukatın oğludur. Annesi ise erdemli bir kadındır. Öğrenimine resmi  okullarda başlar. Öğrenimi sırasında babası vefat eder. Okulu bitirir bitirmez  kız kardeşine ve annesine bakmak zorunda kalır. Fakat elinden fazla bir iş  gelmemektedir. Bu dönemde</font><font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"> gecesini gündüzüne katarak Fransızca kitap tercümesi yapar fakat emeğinin  karşılığını alamaz. </font><font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Yabancı dil bildiği için sadece evlerde ders vermektedir. Bir de  şiir yazmaktan başka bir becerisi yoktur.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 36pt; text-align: justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Ders verdiği öğrencilerin  yaptığı şımarıklıklar onu bezdirmiş ve bu işi bırakmasına sebep olmuştur. Gittikçe umutsuzluğa kapılmıştır. Hüseyin Nazmi’nin kız  kardeşi Lamia’yla evlenecek midir? Edebiyatımıza yeni bir yön verebilecek midir?  En sonunda Mirat-i Suun adlı gazetede iş bulur ve gazetede tercümeler yapmaya  başlar. Hayatı az çok düzene girmeye başlar.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Hatta gazete sahibinin oğlu  Vehbi Efendi, A.Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. O zaman Süleymaniye’de  eski bir evde oturan A.Cemil kız kardeşini bahtiyar görmek hevesiyle, güzel bir  düğün yapar. Ama bu evlilik, o zamanın evlenme şartları yüzünden başarılı olmaz.  Evlenenler daha önceden birbirlerini tanımadıkları için, bağdaşamazlar. Vehbi  Efendi gayet kaba, boyuna içen, küstah bir kimsedir. Bir gece Vehbi Efendi  hamile olan İkbal’i öyle hırpalar, öyle bir tekme atar ki, zavallı kadın  çocuğunu düşürür. A.Cemil çıldırmış gibidir, onu Ali Şekip zor zapt etmektedir.  Kız kardeşini ölümden kurtarması lazımdır. Aldığı bütün tedbirlere karşı İkbal’ı  ölümün pençesinden kurtaramaz.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Hüseyin Nazmi uzakça bir  vazifeyle dışişlerine tayin edilmiştir. A.Cemil bir gün onu ziyarete gider. Bir  aya kadar memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi, sevineceğini zannederek  A.Cemil’e başka bir haber daha verir, Lamia’yı evlendiriyorlardır. Zihninde kızı  ailesinin ısrarıyla evlenmeyi kabul etmiştir diye tasarlar. Bir an sevgisini  itiraf etmeyi düşünür fakat bir yuva kuramayacağını anlayınca vazgeçer.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Bütün umutları, gelecekle  ilgili planları bir bir sönmüştür. Geriye ne kalmıştır. Bütün ömrünü koyduğu  şiirleri mi? Bir an bile durmadan onları da ocağa atıp yakar. Yanışını  gözlerinde yaşlarla izler. O eserin zaten bir anlamı kalmamıştır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><font color="#000000"><strong> </strong></font></p>
<p><font color="#000000"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify" align="center"> <font color="#000000" face="Maiandra GD" size="2">Mademki Hüseyin Nazmi gidiyor,  o da gidecektir. Anadolu da bir vazife alıp gidecektir. Kararını yerine getirir.  Dertli anasını alarak bir vapura biner. Gece karanlığında, son defa İstanbul’u  seyreder. Vaktiyle bütün ışıklar ona elmas gibi görünüyordu fakat şimdi her yer  simsiyahtır.</font><br />
<center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> Ana Fikir</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Eserin tema için karamsarlık, ayrılık, aşk, pişmanlık diye tek bir şey söylemek mümkün değildir. Bunun içindir ki bunların hepsini içine alan kader belki de bu eserin teması olabilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Mai ve Siyah bize İstanbul’daki sanat ve edebiyat çevrelerini yansıtan başarılı romanlardan biridir. Romanın kahramanları olan A. Cemil’in basın ve yayın hayatının merkezi olan çevrelerle ilişkisi bize dönemindeki edebiyat ve kültür hareketlerini yansıtmıştır. Mai ve Siyah bu bakımdan Servet-i Funun edebiyat akımının romanı sayılır.</font></span></p>
<p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Ahmet Cemil:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Romanın baş kahramanıdır. Olaylar onun etrafında oluşur. Genç, yakışıklı, zeki, tuttuğunu koparan, aklına koyduğunu yapan, yeni edebiyat anlayışını temsil eden bir kişiliktir.<span> </span></span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 36pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
Raci:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Ahmet Cemil’in karşısında olan yani eski edebiyat anlayışını temsil eden,onunla zıt fikirlere sahip, onu çekemeyen ve onun yolunu kesmeye çalışan birisidir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">İkbal:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Ahmet Cemil’in hayatını adadığı sevgili kız kardeşi, iyi kalpli, masum, güzel  hayattan çok acı çekmiş, bahtı kara birisidir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Vehbi Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  İkbal’in kocasıdır. Kaba, bencil, boyuna içen, küstah, karısına kötü davranan,  onun ölümüne sebep olan alçak bir heriftir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Lamia:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Ahmet Cemil’in çocukluktan kalma en büyük aşkıdır. Ahmet Cemil’in evlenmek  istediği, sevdiği, hayatındaki ideal kadın. </span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Hüseyin Nazmi:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Lamia’nın abisi ve Ahmet Cemil’in yakın arkadaşı. Ahmet Cemil ile edebiyat tartışmalarına giren, onu kabullenen ve destekleyen birisidir.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Halit Ziya UŞAKLIGİL: Türk yazarı. İstanbul’da doğdu.  Mercan Mahalle Mektebi’nden<span>  </span>sonra Fatih Askeri rüştüyesine<span>  </span>devam etti. Ailece İzmir’e taşındıklarında öğrenimine İzmir rüştiyesine devam etti. Mekhitarist okulunda Fransızca eğitimi aldı.İki arkadaşı ile 1884’te Nevruz dergisi, iki yıl sonra Hikmet gazetesini çıkardı.<span>  </span> 1893’te İstanbul’a gelerek Reji idaresinde başkatiplik görevine başladı. </font> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">1896’da Edebiyatı Cedide topluluğuna katıldı.Meşrutiyetten sonra Darülfünunda Batı Edebiyatı dersleri okuttu.Sonra, Darülfünunda müderris oldu.Hükümet tarafından 1913’te Fransa’ya, 1915’te Almanya’ya gönderildi. Cumhuriyetten sonra Yeşilköy’deki köşküne çekilerek gazetelerde yazmaya devam etti. Halit Ziya yazı hayatına, her konuda yazı ve tercümelerle girdi. Yazdığı şiirler Muallim Naci tarafından ağır bir dille yerilince mensur şiire yöneldi.1885’ten sonra yazmaya başladığı ilk romanları, Tanzimat romanının devamıdır. Bunlarda basit şemalarda duygusal aşk hikayeleri anlatılır. </font> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">1896’da Servet-i Fünun topluluğuna katıldıktan sonra Fransız romanlarını, özellikle teknik yapılarını ve anlatım ilkelerini incelemeye başladı. O yıllarda sürekli okuduğu yazarlar Balzac ve Paul Bourget’tir. Halit Ziya romanlarında, yaşadığı dönemin toplumsal şartları ve yetiştiği çevrenin özelliklerini dolayısıyla, genellikle varlıklı kişilerin hayatını ve meselelerini konu edindi. Kendi hayatına benzeyen hayatları tasvir etti; romanlarındaki kişiler, olayların oluşumu, Halit Ziya’nın iyi bildiği çevrelerden seçilmiştir. Roman kişileri tenkitçi bir tavırla ortaya koyan Halit Ziya, hikaye kişilerine daha çok şefkatle, acıyarak bakar; bunlar iyi yürekli, fedakar ve namuslu kişilerdir.Bu hikayelerde yazar, romanlarında olduğu gibi, küçük gözlemlerini değerlendirir.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Halit Ziya, ilk romanlarından beri aradığı anlatıma,  Edebiyatı Cedide döneminde ulaştı.<br />
</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify" align="left"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"><strong>ESERLERİ</strong></font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"><span> </span></font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"><span> </span><strong>Roman<span> </span>:</strong><span> </span>Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu,  Kırık Hayatlar.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"><span> </span><strong>Uzun Hikayeler :</strong><span> </span>Bir Muhtıranın Son Yaprakları, Bir İzdivacın Tarihi Muaşakası.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"><span> </span><strong>Oyun:</strong><span>  </span>Kabus(1918, Ankara Devlet Tiyatrosunda oynandı.)</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000"><span> </span><strong>Hatıraları:</strong><span> </span>Kırk Yıl, Saray ve Ötesi,Bir Acı Hikaye&#8230;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Servet-i Fünun devrinde, Tanzimat ile başlayan yeni nesir  gelişerek olgunlaşmış ve<span>  </span>bu devirde bugün klasik olarak değerlendirebileceğimiz güzel örnekler meydana getirilmiştir. Servet-i Fünun romancıları, Namık Kemal’in açtığı “sanatkarane roman” tarzını geliştirerek modern Batı seviyesine yükseltir. Servet-i Fünuncular yazdıkları hikaye ve romanlarda tasvir ve tahlil için önemli bir yer ayırmışlardır. Ayrıca bu hikaye ve romanlarda ilk defa kadın erkekle bir seviyede görülmüştür. Mai ve Siyah’ta belirtilen özellikler ustaca kullanılmıştır.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Roman ve hikaye tekniğindeki aksaklıklar bu dönemde  ortadan kalkmış, yazarlar anlattıkları olayda aradan çekilmişlerdir.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Servet-i Fünun edebiyatının roman ve hikayede en güçlü ismi Halit Ziya’dır. Türk nesrinin gelişmesinde önemli etkide bulunmuştur. Halit Ziya’ya göre güçlü bir Türk nesir üslubunun oluşması için eski nesir yanlışlıklarından uzaklaşılarak, Fransız nesir üslubunun teknik özellikleri benimsenmelidir. Bu yüzden romanlarında sıfat tamlamaları ve benzetmelerde süslü cümleler yer alır.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Halit Ziya’nın romanlarındaki türler genelde yerleşmiş ve çevresinden sağlanmıştır. Sağlam bir tekniğe sahiptir. Bu romanlarında göze çarpmaktadır. Romanlarında yaşadığı dönemin etkisi görülür. Özellikle Fransız realist ve naturalistlerin tesirinde kalmıştır. Bunda aldığı eğitimin payı büyüktür. Batılaşma üzerinde durur. Genellikle realist ve psikolojik eserler vermiştir. Roman konuları genellikle aydın çevreler, hikaye konularını ise halk tabakasından seçmiştir. Kahramanlarını yaşadığı çevreden seçmiştir. Yazar genellikle belli bir kesimi ele alır ve o cemiyetin hastalıklı tiplerini işler. Bunlar “ev içi” romanlarıdır.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mai-ve-siyah-roman-ozeti-halit-ziya-usakligil/">Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/mai-ve-siyah-roman-ozeti-halit-ziya-usakligil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>32</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Ağa (Tarık Buğra)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-aga-roman-ozeti-tarik-bugra/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-aga-roman-ozeti-tarik-bugra/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 12:54:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz (100) Temel Eser]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Kucuk Aga]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Tarik Bugra]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Yaslilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-aga-roman-ozeti-tarik-bugra/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük Ağa &#160; (Tarık Buğra) &#160; Konu Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür.Kitapta , bir Anadolu kasabası olan Akşehir&#8217;den yola çıkılarak ,kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır.Olaylar Akşehir’in bir kasabasında başla ve gelişir. Özet Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-aga-roman-ozeti-tarik-bugra/">Küçük Ağa (Tarık Buğra)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 24pt; color: #333399; font-family: 'Maiandra GD'"> Küçük Ağa</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Tarık  Buğra)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Konu</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center"><strong> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür.Kitapta , bir Anadolu kasabası olan Akşehir&#8217;den yola çıkılarak ,kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır.Olaylar Akşehir’in bir kasabasında başla ve gelişir.</font></span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası birçok asker memleketlerine geri dönmüştür. Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır. Bu erlerden biri de Salih adlı Akşehirli bir askerdir. Memleketine döndüğünde kaybettiği kolunun acısıyla beraber, ülkenin durumunu daha acı bir şekilde anlayan Salih gittiğinden beri çok şeyin değiştiğini görür.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Önceleri dost olarak yaşayan Rumlar ve kendi halkı şimdi birbirinden soğumuştur. Salih’in samimi arkadaşı olan Niko da bir Rum dur ve gelişmelerden o da etkilenmiştir. Yavaş yavaş Yunan ve İngiliz ordularının işgal haberleri gelmekte ve iki halkın birbirine olan düşmanlığı artmaktadır. Salih ise yüzyıllardır Osmanlı himayesinde rahatça yaşayan Rumların bu davranışını bir ihanet olarak görmekle beraber arkadaşı Niko’dan kopamamaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Rumlarla olan dostluğu kasabalı tarafından fark edilir ve kasabalı Salih’i dışlar. Salih artık sürekli Niko ve O’nun çevresiyle dolaşır olmuştur. Artık Osmanlı ve Padişaha olan güvenci de sarsılmıştır. Kaybettiği kolunun hayatına tesiri büyük olmuştur. Kimsenin O’na hak ettiği saygıyı göstermediğine inanan Salih kendini namazdan niyazdan çekmiştir. Öte yandan halk işgallere tepkisiz kalmama kararı almıştır fakat bunun kimin önderliğinde yapılacağı karmaşası vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Salih günler geçtikçe kendi kasabalısının tepkisini kazanmış ve artık istenilmeyen biri olmuştur. Bu sırada kasabaya İstanbullu Hoca adında bir hoca gönderilir. İstanbul’dan gönderiliş amacı kasabada padişaha ve Osmanlı’ya bağlılığı teşvik edici düşünceyi sağlamaktır. Hoca gerçekten de çok etkili bir insandır ve halkın büyük beğenisini ve takdirini kazanır. Vaazlarda cemaate Osmanlı padişah ve din lehinde düşüncelerini aktarmaktadır. Bu sırada memlekette Hoca’nın düşüncesine tam ters olmamakla birlikte, kurtuluş ümidi olabilecek bir örgüt kurulmaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kuvayı Milliye adı verilen bu örgüt Anadolu’da işgalleri önlemek ve İstanbul ve padişah yönetiminin boyunduruğundan kurtulmak için kurulmuştur. Fakat Kuvayı Milliye’nin işi çok güçtür. Memlekette işgallere karşı veya işgallerden yana birçok örgüt vardır. Kuvayı Milliye önce bu örgütleri kendi tarafına çekmeli veya bertaraf etmelidir. Hocanın vaazları da Kuvayı Milliye ilkelerine ters düşmektedir. Hoca her fırsatta padişaha bağlılıktan bahsetmektedir, Kuvayı Milliye ise padişahtan kurtulmak, yeni bir yönetim kurmak amacını gütmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">İşte bütün bu ihtilaflar dolayısıyla Kuvayı Milliye yandaşları ve Hoca arasında bir elektriklenme ve zıtlaşma meydana gelir. Hoca ise halka kendini çok sevdirmiştir çünkü her yönüyle iyi ve doğru bir insandır. Fakat Hoca da kendi içinde bir yandan yaptığı işin gerçekten doğru olup olmadığının sorgulamasını, padişaha olan güvencinin doğruluğunun şüphesini yoklamaktadır. Kuvvacılarla Hoca arasındaki çatışma zamanla iyice açık şeklini alır ve vaazlarda karşıt fikirler açıklanır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Olaylar gelişirken Salih ise unutulmuşluk ve terkedilmişlikten bir kaçış olarak Kuvayı Milliye’ye katılmaya verir. O’nu bu kararı vermeye zorlayan başka bir şey ise yakın arkadaşı Niko’nun da sonunda Osmanlıya karşı savaşta yer almasıdır. Salih bu ihanetin öcünün peşinden koşacak ve kurtuluş mücadelesinde büyük rol oynayacaktır. Kuvva bir türlü hizaya gelmeyen Hoca hakkında ölüm emri çıkartır. Hoca evliliği ve çocuğu ve en önemlisi de halkın zorlamasıyla Akşehir’den kaçar ve çete reislerine sığınır.Kuvva ile arasında yaşanan kovalamacadan sağ kurtulur ve kendi başına yanına adam da alarak bir kasabaya sığınır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <strong><font color="#000000"> </font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Kuvva ise Hocayı kaçırdığı için üzgündür ve Salih’i O’nu bulmakla görevlendirir. Hoca ise şimdi hangi tarafta yer almak gerektiğinin hesabını yapmaktadır. Kuvayı Milliye ise her geçen gün başarı kazanmakta ve güçlenmektedir. Salih Hoca’yı bulur ve O’nu padişah hizmetinden vazgeçerek Kuvva yararına çalışmaya ikna eder. Beraberce Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik Bey’in çetesine katılırlar. Çerkez Ethem ve kardeşleri milli mücadelede en büyük rollerden birini üstlenmiş ve gerek düşman işgallerine gerekse ayaklanmalara karşı başarılar sağlamışlardır. Fakat şimdi düzenli ordu ve İsmet Paşa’nın emri altına girmek söz konusu olunca Çerkez Ethem ve kardeşleri zıt bir tavır takınarak Kuvva’ya ve Ankara’ya karşı isyan bayrağı açmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hoca ise bu yolun yanlış olduğuna inanır ve onları bu yoldan döndürmek için planlar kurar. Hoca’nın amacı Çerkez Ethem ve kardeşlerini Kuvva’ya karşı cephe almaktan vazgeçirmek olmasa bile olası bir isyan halinde güçlerini zayıflatmaktır. Bu sırada Hoca Salih’ i haber edinmek için Akşehir’e yollar. Akşehir’de ise Hoca öldü bilinmektedir. Oysa Hoca hayattadır ve yeni kimliği “Küçük Ağa” ile kuvva yararına çalışmaktadır. Hoca’nın Kuvva yararına çalıştığı haberi Salih tarafından Akşehir’de sadece Kuvvacı olan birkaç kişiye duyrulur ve memnuniyet yaratır.Başta Kuvayı Milliye hareketine büyük hizmet vermiş Doktor olmak üzere Kuvvacılar Hoca’nın kendi saflarına katılışından büyük haz duyarlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Hoca Ethem’in İsmet Paşa hizmetine girmemek için yapacağı en büyük saldırı olan Kütahya saldırısında O’na bir oyun oynayarak başarısızlığını sağlar ve Kuvayı Milliye’ye en büyük hizmetini vermiş olur. Ethem ise Yunanlılara sığınacaktır. Hoca ise bütün bu ihtiras ve gücü elinde bulundurma tutkusuna kapılan insanlardan nefret etmektedir. Artık savaş alanından başka bir cephede de mücadele verilmektedir, şimdi iktidar çekişmeleri büyük tehdit oluşturmaktadır. Hoca bunu acıyla farkeder. Ankara ise Hoca’nın başarılarından haberdardır ve kendisini Ankara’ya davet eder. Daveti kabul eden Hoca Ankara’nın durumunu yakından görür ve cephede savaşmanın, bu iktidar kavgasında yanlış düşünenlere ve hainlere verilecek savaştan daha kolay olduğunu düşünür.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Fevzi Paşa Hoca’ya yakınlık gösterir. Hoca bütün bu kişiliklerin önemini daha iyi anlamaktadır. Memleket zafere doğru gitmektedir ve bu noktada Ankara ve Melis’e büyük iş düşmektedir. Bu sırada Küçük Ağa yani İstanbullu Hoca Ankara&#8217;da kendisini Akşehir&#8217;den tanıyan ve bir zamanlar zıt fikirleri yüzünden tartıştığı Kuvvacı Doktor ile buluşur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Doktor böyle saygıdeğer birinin kendi saflarına katılışından duyduğu mutluluğu Hoca’ya söyler ve asıl kimliğini bilenin sadece kendisi olduğunu, kendisi dışındakilerin O’nu Küçük Ağa diye tanıdıklarını anlatır. Hoca ise artık özlediği eşi ve çocuğunun özlemiyle yanmaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> <font color="#000000">Küçük Ağa Fevzi Paşa ile birlikte Akşehir’e gelir ve burada da tanınmadığını ve Küçük Ağa olarak bilindiğini görür. Eşi ve Çocuğu hakkında bilgi alır ve çocuğunu bulur fakat eşinin durumu kötüdür. Eşine geldiğini haber eder fakat kadın ölmek üzeredir ve oğlunu Hoca’ya emanet ettiğini söylemekle kalır ve günler sonra da ölür. Hoca daha sonra Ankara’ya döner ve mücadeleye devam eder.</font></span></p>
<p>[ad1]</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><br />
<font color="#808080" face="Maiandra GD" size="5">Ana Fikir</font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> <font color="#000000">Vatan ve millet sevgisi, bağımsızlık duygusu. Kurtuluş  savaşının küçük bir kasaba&#8217; dan görünüşü.</font></span><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Küçük Ağa(İstanbullu  Hoca):</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Kurtuluş mücadelesine büyük hizmetler vermiş binlerce kişiden biri.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Salih:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Birinci Dünya Savaşında sağ kolunu kaybetmiş ve hayatının anlamını Kurtuluş  Mücadelesi ile tekrar kazanan biri.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Çerkez Ethem:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş, cephede büyük başarılar göstermiş, fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Doktor Haydar Bey:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Dünya Savaşında Yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış ve milli mücadele yıllarında Kuvayı Milliye’ye büyük hizmetler vermiş bir asker.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">Ali Emmi:</span><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  Kurtuluşu Kuvayı Milliye’de gören ve çok büyük fedakarlıklarda bulunan yaşlı bir  vatandaş.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar  Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">2 Eylül 1918 tarihinde Akşehir&#8217;de doğdu. İlk ve ortaokulu Akşehir&#8217;de okudu. İstanbul Lisesi&#8217;nin yatılı kısmında okurken bu lisenin yatılı kısmının kapatılması üzerine kaydını Konya Lisesi&#8217;ne aldırdı ve liseyi burada bitirdi. (1936). Lise yıllarında Tarık Nazım müstear ismiyle hikaye ve şiirler yazmaya başlayan Tarık Buğra, İstanbul Üniversitesi Tıp ve Hukuk fakültelerinde bir süre okuduktan sonra kaydolduğu Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünün son sınıfında ayrıldı. Askerlik hizmetinden sonra Şişli Terakki Lisesi&#8217;nde muallim muavini olarak işe başladı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada Oğlum(uz) adlı öyküsüyle bin liralık büyük ödüle layık görüldüğü ilan edildi. (1948). Ancak, Tarık Buğra&#8217;ya bu para yerine altın bir kalem ödül olarak verildi. Aynı yarışmada Doğan Nadi&#8217;nin bölük komutanı birinci ilan edildi ve bu zatın hikayeci olarak adına ikinci bir kez daha rastlanılamadı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  </span></p>
<p>[ad2]</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Yine de bu ödül neticesinde aldığı yoğun iş teklifleriyle basın hayatına atılma konusunda cesareti artan Tarık Buğra, Akşehir&#8217;e dönerek Nasrettin Hoca Gazetesi&#8217;ni çıkardı (26 Temmuz 1949-28 Haziran 1952). Milliyet gazetesi, Vatan, Yeni İstanbul gazetesi (1952- 1956), Yol Dergisi (1968) ve Tercüman gazetesinde (1970-1976) sanat sayfaları düzenledi, fıkralar yazdı, yazı işleri müdürlüğü yaptı. Hisar dergisi ve Türkiye gazetesinde de yazan Tarık Buğra, 26 Şubat 1994 tarihinde İstanbul&#8217;da öldü.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'">  </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: 700; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> BAŞLICA YAPITLARI :</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Bu Çağın Adı, Dönemeçte, Osmancık, Gençliğim Eyvah, Küçük Ağa, İbiş&#8217;in Dünyası, Firavun İmanı, Yarın Diye Bir şey Yoktur, Siyah Kehribar, Politika Dışı, Yağmur Beklerken, Yalnızlar</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-aga-roman-ozeti-tarik-bugra/">Küçük Ağa (Tarık Buğra)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kucuk-aga-roman-ozeti-tarik-bugra/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>35</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
