<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Saidi Kurdi | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/saidi-kurdi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:19:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Nurculuk Denen Sayıklama (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/nurculuk-denen-sayiklama-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/nurculuk-denen-sayiklama-huseyin-nihal-atsiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 10:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Nurculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Nurculuk Denen Sayiklama]]></category>
		<category><![CDATA[Nurculuk Nihal Atsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nurculuk Safsatasi]]></category>
		<category><![CDATA[Risalei Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Risalei Nur Nurculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Kurdi]]></category>
		<category><![CDATA[Saidi Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/nurculuk-denen-sayiklama-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nurculuk Denen Sayıklama (Hüseyin Nihal ATSIZ) Dinin bir ruh ihtiyacı olduğunu bilim kabul etmiştir. Daha zekasının pek iptidaî olduğu zamanlardan beri, insanların din sahibi oldukları da bilinen gerçeklerdendir. Zekanın ve bilimin yükselmesiyle dinler de yükselmiş, tek Tanrılı dinlerle dinler çağı kapanmış, din uğruna yapılan korkunç savaşlar ve kırgınlıklardan sonra medeni dünyada din, fertlerin vicdanına sığınmış, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nurculuk-denen-sayiklama-huseyin-nihal-atsiz/">Nurculuk Denen Sayıklama (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #3366ff;"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Nurculuk Denen Sayıklama<br />
</span></span><span style="color: #ff6600;"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></span></span><span style="font-weight: 700"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #ff6600;">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dinin bir ruh ihtiyacı olduğunu bilim kabul  etmiştir. Daha zekasının pek iptidaî olduğu zamanlardan beri, insanların din  sahibi oldukları da bilinen gerçeklerdendir. Zekanın ve bilimin yükselmesiyle  dinler de yükselmiş, tek Tanrılı dinlerle dinler çağı kapanmış, din uğruna  yapılan korkunç savaşlar ve kırgınlıklardan sonra medeni dünyada din, fertlerin  vicdanına sığınmış, bir kanaat olarak saygıdeğer bir yer kazanmıştır. Artık  medeni insanlar arasında din tartışması yapılmıyor. Dinler hakkında avamî  yazılar değil, ancak bilginlerin etüdleri yayınlanıyor. Medenî insan,  başkalarının dini inancına saygı gösteriyor. Kimseyi propaganda ile kendi dinine  çağırmıyor.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkiye&#8217;de bir zamandır dine karşı takınılan yanlış tutum, yemişlerini vermeye  başlamıştır. Mabedsiz şehir kurmakla övünen budalalar, çirkin harabelerin mabed  haline getirileceğini düşünememiştir. Cumhuriyetin başlarında, artık görevi ve  faydası kalmamış Arapçı ve Arapçacı softa takımı tasviye olunurken, milletin  manevi ihtiyacı düşünülerek asrî din adamları yetiştirecek özlü bir din okulu  açılsaydı, bugün il ve ilçe merkezleri, doktor payesine erişmiş din adamları ile  dolar, bunlar köyleri de kontrol ederek yobazlığa engel olur ve İstanbul gibi  şehirde çatalı ve radyoyu haram eden beyinsizler halka vaaz edemezdi.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Mabedsiz şehrin ilk yemişi Ticanîlik, onun olup kurtlanmışı da Nurculuk oldu.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Nurculuk nedir? Gazetelerde ikide bir görülen Nurcular, Nur risalesi talebeleri  kimdir? Aralarında avamdan aydına kadar, mühendis, avukat ve doktora kadar her  türlü adamın bulunduğu Nurculuk, &#8220;Saîd-i Nursî&#8221; adında cahil bir Kürdün peşine  takılmış cahil bir sürü, Nur risalesi talebeleri de Saîd-i Nursî&#8217;nin o çetrefil  ve cahil Kürt Türkçesiyle yazdığı risaleleri atom fiziği ve Einstein nazariyesi  okur gibi toplanıp okuyan bir yığın zavallıdır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Saîd-i Nursî denilen adam, eskiden Saîd-i Kürd-î diye bir takım risaleler  yayınlayan, Türkçe bilmez, daha nokta ile virgülün nerede kullanılacağını  bilmekten âciz, Şafiî mezhebinden bir Kürttür. Mütareke yıllarında İstanbul  sokaklarında millî Kürt kılığı ile dolaşarak caka yapmıştır. Bu cakacı Kürt  kendisine &#8220;Bedîüzzaman&#8221; demekte, müridleri de bu adı bir övünçmüş gibi  kullanarak şeyhlerini bu adla ululamaktadır. Bedîüzzaman, &#8220;zamanın harikası&#8221;  demektir. Kürt Said cidden zamanın harikasıdır. Yirminci yüzyıl gibi bir zamanda  bu bilgisizliği ve iptidaîliği ile ortaya atılmakta gösterdiği pişkinlikle  zamanın harikası, bundan daha fazla olarak da onbinlerce, belki yüzbinlerce  Türk&#8217;ü ardına takmakta gösterdiği başarıyla gerçekten zamanın bir harikasıdır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Zamanın bu harikası, bu Kürt Said, aslında bir Kürt milliyetçisidir. Nasıl  Moskofçular Türk milletini yıkmak için ortaya sosyal adalet ilkesiyle atılıyor,  yoksulların davasını benimsemiş görünüyorlarsa, Kürt Said de ortaya Müslümanlık  ve kardeşlik çığırtkanlığı ile çıkıyor. Kürtçülük davasını açıkça güdemiyeceği  için, Türkçülüğü yıkacak ağuları Müslümanlık ve Nurculuk diye ileri sürüyor.  Müritlerine veya kendi tabiriyle Risâle-i Nur şakirtlerine evlenmeyi yasak  ediyor. Çünkü evlenip çocuk sahibi olurlarsa, o çocukların kötü ve dinsiz olma  ihtimali varmış. Tabiî, dağdaki Kürdün bu büyük ve ilâhî buyruktan haberi  olamıyacağı için, o evlenecek ve Kürtler çoğalacak. Herkesin sözüne inanan saf  Türkler ise, büyük mürşidin buyruğu ile evlenmiyecek, böylelikle Türk soyu  azalacak ve Kürt Şeyh Said&#8217;in 1924&#8217;de yapamadığını, Kürt Molla Said (yani  Bedîüzzaman) kırk yıl sonra yapmış olacak.<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<span style="font-family: Maiandra GD;"> Kadını şeytanın askeri sayarak evlenmeyi yasak eden dinin, Zerdüşt dini olduğunu  bilmeden koyu Müslümanlık adı altında bir nevi Mazdeizm yaptıklarının farkında  olmayan bu beyinsizler sürüsüne ne demeli? Urfa&#8217;daki mezarının bir baş belası  haline gelmemesi için, söylentilere göre, General Mucip Ataklı tarafından  ortadan kaldırılmasından sonra, bu kaldırmaya inanmayarak Kürt Said&#8217;in oradan  uçtuğuna inanacak kadar şuursuz olanlara ne denebilir? Millî talihsizlik, akıl  hastanesi kliniklerinde yatması gerekenlerin halk arasında dolaşmasındadır.  Ciddi tedbirler alınmazsa, bu dinî cinayet daha yıllarca sürecektir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Nur risalesi (kendi tâbirleriyle risale-i nur) denilen sayıklama kitapları pek  çoktur. Beyni örümceklenmiş zavallılar bu sayıklamaları elle yazarak, yahut  şapirografi veya taşbasmasıyla çoğaltarak onbinlerce satarlar. Bunu satmak için  kasaba kasaba, köy köy dolaşan Nurcular vardır. Bunları satarak sevaba girerler.  Sözde Türkçe olan bu sayıklama kitapları, Kürt hamalların fikir seviyesinde  yazıldığı için, kimse birşey anlamaz. Anlamadığı için de, onda gizli hikmetler,  yüksek gerçekler olduğu kuruntusuna kapılır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bir zamanlar bu sayıklamalardan bana da bir tane yollamışlardı. Kendimi  zorlayarak okuyabildiğim bir tanesinde, Kürt Said radyodan bahsediyor, dünyanın  bir ucundan söylenen bir sözün kutudan duyulmasını kutudaki meleklerle  açıklıyordu.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İşte, aşağı tabaka ile birlikte doktor, mühendis ve avukatın da şeyhi, pirî  olan, kendisinden &#8220;efendi hazretleri&#8221; diye söz ettikleri Kürt Said&#8217;in seviyesi  budur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Fizikten, titreşimden haberi olmayan, müsbet bilimin kıyısından dahi geçmeyen  bir yobaz, radyo hakkında ancak bu kadar düşünür. Fakat bilgisizliğini de  anlamaktan âciz olan o kara cahil, bu katmerli bilgisizliğine bakmadan, Türkler  aleyhinde hüküm çıkarmaktan da geri kalmıyor. Nur risalelerinin birinde, Ye&#8217;cüc  Me&#8217;cüc denen ve dünyayı yok edecek olan korkunç yaratıkların Özbek, Tatar ve  Kırgız gibi &#8220;akvâm-ı vahşiyye&#8221; (yani vahşi kavimler) olduğunu yazmıştı.  Sevsinler medenî Kürdü!&#8230; Özbek, Kırgız ve Tatarlar arasında okuyup yazma  nisbeti % 90&#8217;dır ve aralarında atom bilginleri de olmak üzere her bilim dalında  yüzlerce bilgin ve uzman bulunmaktadır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kendisini Nurculuğa kaptırmış olan bir avukatla geçen yıl aramda küçük bir  konuşma olmuş, Kürt Said&#8217;de ne bulduğunu kendisinden sormuştum. &#8220;Kuran&#8217;ın en  güzel tefsirini yapmıştır.&#8221; diye cevap vermişti. Bu genç avukat eski yazıyı  bilmiyor, Kuran&#8217;ın şimdiye dek en büyük İslâm bilginleri tarafından üç İslâm  dilinde yapılan tefsirlerinden habersiz bulunuyordu. Bunu kendisine boşuna  anlatmaya çalıştım. Bir kere çileden çıkmış, aklın ve mantığın dışına uğramıştı.  Bir safsataya inanla uğraşmak neye yarar? Bugün devlete düşen görev, bunun  sebeplerini arayıp bularak tedavisine gitmektir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bana gör Tîcânilik, Nurculuk, yobazlık, komünizm ve partizanlık gibi  hastalıkların sebepleri, milli ülküden yoksunluktur. Tıpkı normal yemek  bulamayan aç çocuğun duvarı yalaması, yerde bulduğu faydasız ve zararlı şeyleri  yemesi gibi, bağlanacak büyük bir ülkü bulamayan insanlar, abur cubur  düşüncelere kurtarıcı diye yapışıyorlar. Çünkü insanlar bir fikre bağlanmaya  mecburdur. Bu istidat insanlığın mayasında vardır. Bunu hiçbir kuvvet önleyemez.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkiye&#8217;de gerçek ülkü olan Türkçülük türlü bahanelerle baltalanmasa, gerçek  Türkçü olan eski &#8220;Milliyetçiler Derneği&#8221; 1953&#8217;de kapatılmasaydı, bunlara gelişme  imkanı verilseydi, bugün memlekette partiler üstünde, gayet ateşli ve şuurlu bir  milliyetçi topluluk bulunacak, hükümetler güç durumlarda bunlardan yardım  isteyebileceklerdi.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkçülük insanlara hiçbir vaitte bulunmuyor, maddi veya manevi birşey vermiyor.  Yalnız istiyor&#8230; Fedakarlık ve feragat istiyor. Nurculuk ise cennet va&#8217;dinde  bulunuyor. Ebedî saadet, cennette köşkler, yemekler, huriler va&#8217;dediyor&#8230;.  Kafası işlemeyen, hatta aslında materyalist olanlar tabiî Nurculuğu seçecektir.  Netekim bunu kendileri de söylüyor &#8220;Türkçülük mezara kadar&#8230; Ondan sonra ne  olacak?&#8221; diyor&#8230; Tabiî ondan sonrasını kendilerine Kürt Said hazırlayacak.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kürt Said&#8217;in 1327 ( = 1909 ) yılında, İstanbul&#8217;da Vezir hanındaki İkbal-i Millet  matbaasında basılmış bir eseri vardır. Adı: &#8220;İki Mekteb-i Musîbetin  Şahâdetnâmesi Yahut Divan-i Harb-i Örfî ve Saîd-i Kürd-î&#8221; dir. Kendisinin Saîd-i  Kürd-î Yani Kürt Said) olduğunu tastik ettiği bu eserde, eserin muharriri diye  de kendisini &#8220;Bedîüzzaman&#8221; diye taktim etmektedir. Eserin tâbii, yani editörü de  &#8220;Kürdîzade Ahmed Ramiz&#8221; dir. yani dört başı mâmur bir eser. Bu 48 sayfalık  eserin &#8220;hâtime&#8221; kısmı (44-48. sayfalar) Kürt Said&#8217;iin içyüzünü göstermesi  bakımından çok ilgi çekicidir. Bunun aynen alıyor ve ağdalı bir dille yazıldığı  için açık Türkçeye çeviriyorum: Ebnâ-i cinsime burada birkaç söz söylemezsem,  bence bahs nâtamam kalır. ( = Soydaşlarıma burada birkaç söz söylemezsem, bence  bahis eksik kalır. )</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamanından pişdar, kahraman askerleri  olan arslan Kürtler!&#8230; Beşyüz sene yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır.  Yoksa sahrâ-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir.  Hikmet-i ilâhî denilen makine-î alemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme  mümted ve müteşa&#8217;ib kanun-i nûrân-î ilâhînin müessisi olan hikmet-i ilâhî ufk-i  ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre  müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve  mezcederek zerrâtın câzibe-i cüz&#8217;iyyeleri gibi gibi bir câzibe-i umum-î millî  teşkili ile Kürt gibi bir kütle-i azîmi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i  islâmiyye Osmâniyyenîn mevkibinde bir kevgeb-i münevver gibi câzibesini ittiba  ile muvazene ve âheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz. ( = Ey Asurlular ve  Ahemenidlerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri ve kahraman askerleri olan  arslan Kürtler! Beşyüz yıldır yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa  vahşet ve gaflet sizi vhşet sahrasında yağma edecektir. İlâhi hikmet denilen  âlem makinesinin nizamı ve telgraf hattı gibi bütün âleme dalbudak salan  Tanrı&#8217;nın nurlu kanununun kurucusu olan ilâhî hikmet, ezel ufkundan kader  parmağını kaldırmış size emrediyor ki: Ayrılık, gayrılıkla damla damla dağınık  sular gibi boşa giden hamiyet ve kuvvetinizi milliyet fikriyle birleştirip  kaynaştırarak zerrelerdeki küçük cazibelerden bir umumî ve millî cazibe teşkili  ile Kürtler gibi büyük bir kütleyi dünya gibi döndürerek İslâm ve Osmanlı şevket  güneşinin mevkibinde parlak bir yıldız gibi cazibesine uymakla muvazeneyi ve  umumî ahengi muhafaza ediniz.)</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Görülüyor ki Kürt Said, zavallı Kürtlere eski Asur ve İran ordularının hayali  öncülüğünü yaptıracak kadar koyu bir Kürt milliyetçisidir ve çapraşık acemî  ifadesiyle Kürtleri Kürt milliyetçiliği etrafında birleşmeye çağırmaktadır.  Bunun hiçbir tevili, tesfiri yoktur. Beyninde ve gönlünde kötü düşüncesi  olmayanlar, bu açıklıktan sonra onun bir İslâmcı değil, bir Kürtçü olduğunu  kabule mecburdur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bundan sonrasını, zaten anlaşılmaz ve bozuk ifadeli metinden sıyırarak yalnız  tercümesini (evet, bu kelime yerindedir) vermek suretiyle okuyucuları boşuna  yormaktan alıkoyacağım. Bundan sonra Kürt Said şöyle diyor:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Süphan ve Ağrı dağları gibi geleceğin yüksek dağlarının doruğunda ayağa kalkmış,  nefse esir olmayı yasak etmiş ve başkasına tecavüzü caiz görmeyerek şeriata  dayanmış olan hürriyet sultanı yüksek sesle sizin gibi mâzinin en derin  derelerinde gafil ve dağınık bir kavme, cehalet ve yoksulluğa hücum için &#8220;fen,  sanat ve silâh başına, ileri arş&#8221; emrini veriyor.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hakikat denilen tabakalar altında örtülü ve mahpus kalmış ve istibdadın yok  edilmesiyle omuzu üstünde olan cehalet ve gafletin hafiflemesi sayesinde  harekete gelip kalkmaya teşebbüs etmiş bulunan hakikatler habercisi, size her  cihetle haber veriyor ki, mahiyetinizde kaderin ektiği istidatları ve  mukadderatınızı fiile çıkaran ve kavmi mahiyetinizde saklanmış olan seciyenizi  maarifin hayat suyu ile sulamanın vaktidir. Yoksa kuruyup çürüyecektir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyaç denilen, medeniyetin babası ve ilerlemelerin kurucusu olan üstad,  sillesini kaldırmış, size hükmediyor: Ya hayat ve hürriyetinizi bu vahşet  sahasında yağma ettireceksiniz, yahut medeniyet alanında fen ve sanat balon ve  trenine binerek istikbali karşılayacak ve olgunluğun Kâbesine koşacaksınz.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Milliyet denilen mâzi derelerinde, hâl sahralarında ve istikbâl dağlarında çadır  kurmuş olan Rüstem-i Zâl ve Selâhaddin-i Eyyubî gibi, herkesi başkasını haysiyet  ve şerefiyle şereflendiren ve yüksek duyguların timsali olan milliyet fikriniz  size kesin emirle emrediyor ki, her biriniz umum bir milletin hayatının mâkesi,  saadetinin koruyucusu ve bütün milletin müşahhas misali oldunuz. Şimdiki gibi  bir şahıs değil, bir millet kadar büyüyeceksiniz. Zira, maksadın büyümesiyle  himmet de büyür ve millî hamiyetin galeyanıyla ahlâk da yükselir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kavimlerin saadetinin sebebi olan ve millî hakimiyeti temin ile hayat  makinesinin buharı olan hürriyetteki cüz&#8217;i iradeyi istibdadın söndürmesinden  kurtaran ve şer&#8217;î meşveretin mayasıyla mayalandıran meşru meşrutiyet, sizi  imtihan meclisine davet ediyor. Erginlik çağına vardığınızı ve vâsîye  ihtiyacınız olmadığını görmek istiyor. İmtihana hazırlanınız. Varlığınızı  birleşerek gösteriniz. Millî hamiyet ve şahsî fikir ve vicdanınızı milletin  müşterek kalbi ve aklı gibi gösteriniz. Yoksa sıfır alacaksınız ve hürriyet  şahadetnamesi elinize verilmeyecektir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Mâzide dağınıklığınıza sebebiyet veren birinizdeki bencillik fikri şimdi  istikbalin medeniyet saadethanesinde icad fikrine, şahsî teşebbüse ve hürriyet  fikrine inkılâb edecektir. Hattâ diyebilirim ki, başkalarının sükûtî  medreselerine nisbetle sizin gürültülü olan medreseleriniz bir ilmî mebuslar  meclisini gösteriyor. İmam arkasında fatihalar okuduğunuz zamandaki semâvî ve  rûhânî vızıltılarınızda, mezhebî ve kavmî mahiyetinizdeki istidat, meşrutiyet  sırrına kaderin bir îmâ ve nişanı vardır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;İnsan için çalışmaktan başka yol yoktur&#8221; sözünün öteki ifadesi, şahsî  teşebbüstür. Her kemâlin kurucu ve koruyucusu olan cesaret ve millî namus  emrediyor ki, şimdiye kadar nasıl maddi şecaatte terakki ettinizse, şimdi de  akıl ve medeniyet meydanında millî namusu çiğnetmeyiniz. Millî duyguların mâkesi  olan, kıymetinizin ölçüsü olduğu halde ihmalinizle gayet çapraşık bununan  diliniz, tûbâ ağacı gibi bir ağacın tecellisine müstatken, böyle kurumuş,  perişan ve edebiyatsız kalmış olduğundan, diliniz sizden millî hamiyete  şikâyette bulunuyor. İnsanda kaderin sikkesi sikkesi lisandır. Anadil tabiî  olduğundan, kelimeler zihne kendiliğinden gelir. Zihin çatallaşmaz, O zihne  giren bilgiler taş üzerinde oyulmuş gibi bâki kalır. Millî dille görünen herşey  hoş gelir. Millî hamiyetin bir misalini size takdim ediyorum. O da Mutkili Halil  Hayâlî Efendi&#8217;dir. Millî hamiyetin her şubesinde olduğu gibi, dil alanında da  dilimizin esası olan elifbe, sarf ( = gramer ) ve nahvini ( = sintaksını )  vücuda getirmiştir. Hakikaten Kürdistan madeninde böyle bir hamiyet cevherine  ratgeldiğinden, istikbalimizi onun gibi birçok cevherler ışıklandıracaktır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İşte bu zat bir hamiyet örneği göstermiş ve tekemmüle muhtaç dilimize bir temel  atmıştır. Onun izinden gitmeyi ve temeli üzerine bina kurmayı hamiyet  sahiplerine tavsiye ediyorum.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bedîüzzaman Saîd-i Kürdî</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kürt Said&#8217;in tam bir Kürt milliyetçisi olduğunun bu yazıdan daha kesin bir  tanığı olamaz. Böyle olmayıp da, yalnız geri kalmış Kürtleri kalıkındırmak amacı  gütseydi, onlara &#8220;Bilgi sahibi olun&#8221; demekle yetinir, medeni ve ebedî Türkçe  dururken, millî dil diye kaba ve iptidaî Kürtçeyi tavsiye etmezdi. Meşrutiyetin  memlekette yaptığı sarsıntıdan ve otoritenin zaruri gevşemesinden faydalanarak,  Türkiye&#8217;yi parçalamak ve kendi cemaat gayelerini gerçekleştirmek isteyen  Hıristiyan tebaalar gibi, bu müslüman kardeş de İmparatorluğun bütün yükünü ve  çilesini çekmiş olan Türkleri vurmaya çalışıyor. Kendilerine tarih ve şeref  uydurmak ihtiyacında olan bütün iptidaî cemaatler gibi, roman kahramanı olan  Zâloğlu Rüstem&#8217;i ve ancak anası Kürt olan Selâhaddin Eyyubî&#8217;yi Kürt kahramanı  diye ileri sürüyor. Kürtlerin mevhum meziyetlerinden bahsediyor. Kısacası,  onlara devlet kurdurmaya çalışıyor. Tabiî devletin buna müsaade etmeyeceğini  anladıktan sonra, Saîd-i Kürd-î adını Saîd-i Nursî yaparak ve Nur risaleleri  diye cehlin ve taassubun örneği olan karalamalar düzerek, bir din mürşidi gibi  ortaya çıkmaya başarıyor.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bizim için şaşılacak nokta, onun şu veya bu davranışı değil, onbinlerce, belki  yüzbinlerce gafil Türk&#8217;ün, bu cahil Kürd&#8217;ün arkasından gitmesi, onun cahilâne ve  hâinâne öğütlerine körü-körüne boyun eğmesidir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Şimdi bu gafil Türklere hitap etmek istiyorum:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Siz, Türk ve Müslüman mısınız? Türkseniz, hangi sebeple cahil bir Kürdün  ardından gidiyor, onun telkinleriyle kendi ırkınızı, kendi dilinizi hor  görüyorsunuz? Aranızda &#8220;Türkçe de dil mi?&#8221; diyen ahmaklar, resmî dilin Arapça  olmasını isteyen hainler var. Siz ne biçim Müslümansınız ki, cahil bir Kürd&#8217;ün  telkini ile evlenmeyi lanetliyor, dinsiz çocuklar yetişir de günaha gireriz diye  bekâr kalmaya azmediyorsunuz? Putperest olduğunuzun farkında değil misiniz? Bir  cahil Kürd&#8217;ün sakalını, tırnaklarını, abdest aldığı suyukutsal emanetler gibi  saklamak hangi Müslümanlığın, hangi insanlığın, hangi temizlik kaidesinin, hangi  şuurun işidir? Uyanın! Radyoyu melekle açıklamaya kalkan bir budalanın müridi  olarak eşe dosta, dosta düşmana karşı gülünç olmayın. Müslümanlık, temeli  atılmış, büyük bilginlerini yetiştirmiş, tedvin olunmuş bir dindir. Onun yeni  baştan açıklanması için Kürt Said gibi maskaralara ihtiyaç yoktur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bana bu yazıyı yazdıran, Trabzon&#8217;dan yollanan acayip bir nesne oldu. Çok küçük  boyda, 8 yapraklık bir broşür olan bu nesne, hangi basımevinde basıldığı belli  olmayan bir Said-i Kürd-î reklamıdır. Gönderen, O. Nuri Kurt adında tanımadığım  birisidir. İçinde Kürt Said&#8217;in sayıklamalarından parçalar var. İkinci yaprağın  ikinci yüzündeki şu hezeyana bakın:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;Aziz, sıddık kardeşlerim:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Siz kat&#8217;î biliniz ki, risâle-i nur şakirtlerinin meşgul oldukları vazife rûy-i  zemindeki en muazzam mesâilden daha büyüktür.&#8221;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">***</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Evet! Sizin vazifeniz cidden büyüktür. Haçlıların, bozuk iradenin, azınlık  ihanetlerinin yıkamadığı Türkiye&#8217;yi cehaletiniz, gafletiniz ve hamakatinizle  yıkacaksınız. Türklüğü inkâr ederek, şeriati Anayasa ve Medenî Kanun durumuna  getirerek, evlenmiyerek, yalnız kalan kadınları evlere tıkarak, eski yazıyı  getirip Arapçayı resmi dil yaparak, İslâmiyetten önceki tarihimizi küfürdür diye  kitaplardan kazıyarak Türklüğü yıkacaksınız. Bunu yaparken, ölü Stalin&#8217;le, sağ  Makaryos&#8217;un müttefiki olduğunuzun asla farkında olmıyacaksınız. Müslüman  geçindiğiniz halde Peygamber&#8217;in &#8220;Evlenip çoğalınız&#8221; anlamındaki hadîsini hiçe  sayarak, Kürt Said&#8217;in evlenmemek hususundaki hezeyanlarına baş eğmekle kimin  ekmeğine yağ sürdüğünüzün farkında olmıyacak kadar acınacak yaratıklarsınız.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Neymiş o sizin meşgul olduğunuz büyük vazife? Bir odaya kapanıp Kürt Said&#8217;in  hezeyanlarını okuyarak kendinizden geçmek mi? Bu zavallı ve gülünç halinizle  siz, aslında ruhî tababetin ve marazî ruhiyatın konusu olabilirsiniz. Kendisi  genç ve güzel bir kadın olduğu halde, ihtiyar, çirkin ve kör bir zenci ile  evlenen Amerikalı artist gibi anormal zevk sahipleri dünyada seyrek görülen  nesne değildir. Sizinki de kendi içinizde kalsa, Türklüğün aleyhine yönelmese,  belki böyle sayılabilir. Fakat Cennet va&#8217;di ile gafilleri avlıyor, onların milli  duygusunu yıkıyor ve Türklükten ayırıyorsunuz. Araplarla aramızda bir dâva oldu  mu, mutlaka Arapları haklı buluyorsunuz. Türk &#8211; Arap savaşı olursa, &#8220;Din  kardeşime silâh çekmem&#8221; diyorsunuz.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İşte, sizin üstadınızın kimliğini kendi yazısıyla gösterdim. Onun bir Kürt  milliyetçisi olduğu apaçık ortaya çıktı. Bu açıklamadan sonra, gerçeği kabul  edip de Türklüğe dönerseniz, hoş&#8230; Yine eski sapıklıkta inat ederseniz, sizin  vicdanınızdan şüphe etmeli&#8230;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ötüken, 7 Mart 1964, Sayı: 109</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana;"><br />
</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff0000;">Kaynak:</span>  <span style="color: #000000;">Nihal-Atsız.Com</span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 15pt"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr"> H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/nurculuk-denen-sayiklama-huseyin-nihal-atsiz/">Nurculuk Denen Sayıklama (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/nurculuk-denen-sayiklama-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>23</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
