<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Salur Kazan | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/salur-kazan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2013 22:03:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Salur Kazan Esir Olup Oğlu Uruz&#8217;un Çıkardığı Destan (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/salur-kazan-esir-olup-oglu-uruzun-cikardigi-destan-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/salur-kazan-esir-olup-oglu-uruzun-cikardigi-destan-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 15:16:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Salur Kazan]]></category>
		<category><![CDATA[Salur Kazan Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Salur Kazanin Esir Olusu]]></category>
		<category><![CDATA[Salur Kazanin Oglu Uruz]]></category>
		<category><![CDATA[Uruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/salur-kazan-esir-olup-oglu-uruzun-cikardigi-destan-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/salur-kazan-esir-olup-oglu-uruzun-cikardigi-destan-dede-korkut-destanlari/">Salur Kazan Esir Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı Destan (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!-- 



<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Salur Kazan Esir Olup Oğlu Uruz'un Çıkarması Destanı<b>)</b></h2>


&nbsp;

<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Trabzon tekfuru, beyler beyi olan Kazan Han 'a bir şahin göndermişti. Bir gece yiyip içip otururken, şahinci başına: “Bre yarın sabah şahinleri al, beraber  ava gidelim .”dedi.

Erkenden kalkıp yola çıktılar. Av yerine vardılar. Orada bir sürü kazın oturduğunu  gördüler. Kazan Han  şahini saldı, şahin uçtu,gitti. Gözetlediler, şahin Toman'ın kalesine indi. Kazan Han bu duruma çok üzüldü .

Şahinin ardına düştü.Dere tepe aştı, kafir eline geldi. Giderken Kazan Han'ın gözünü uyku bürüdü. <b>Beyler:</b>” Hanım dönelim.” Dediler.

<b> Kazan Han:</b> “Biraz daha ileri varalım.” dedi. Baktı, bir kale gördü.

<b>Kazan Han:</b> “ Beyler, gelin yatalım.” dedi. Kazan Han'ı küçücük ölüm tuttu, uyudu. Küçücük ölüm demelerinin nedeni  Oğuz beylerinin  yedi gün uyumasındandı. Meğer o gün Toman'ın kalesinin tekfuru da o gün  ava gelmişti. Casus geldi: “Bre bölük atlı geldi, içinde beyleri yattı, uyudu.”dedi.

Tekfur  adam gönderip:” “Kim olduğunu anlayın.” dedi.

Bunların  Oğuz erenlerinden olduğunu öğrendiler ve gelip tekfura haber verdiler. Tekfur da hemen askerini topladı, bunların üzerine geldi. Kazan Han'ın beyleri baktılar gördüler ki düşman geliyor. Dediler: “Kazan Han'ı bırakır gidersek evinde bizi kovarlar. En iyisi burada savaşıp ölelim.” dediler.

Kafiri karşıladılar, cenk ettiler. Kazan Han'ın  yirmi beş beyini şehit ettiler. Kazan Han'ı yattığı yerde tuttular, elini ayağını sımsıkı bağladılar. Bir arabaya yüklettiler, arabaya sağlam urganla sardılar. Arabayı çektiler, yola çıktılar.

Giderken araba gıcırtısından Kazan Han uyandı. Gerindi  ve elindeki urganları kopardı. Arabanın üzerine oturdu, elini eline çaldı, kah kah güldü.

<b>Kafirler</b>:” Ne gülüyorsun?”dediler.

<b>Kazan Han:</b> “Bre kafirler, bu arabayı beşiğim sandım. Sizi yamrı yumru dadım,bakıcım sandım.”dedi. Neyse, Kazan Han'ı getirdiler, Toman'ın kalesinde bir kuyuya bıraktılar. Kuyunun ağzına bir değirmen taşı koydular. Yemeğini, suyunu değirmen taşının deliğinden veriyorlardı.

<b>Bir gün tekfurun karısı</b>: “Varayım Kazan Han'ı göreyim, nasıl bir kişidir ki bunca adamlara darbe vuruyormuş .”dedi. Hatun gelip zindancıya kapıyı açtırdı. Seslendi: “Kazan Bey  halin nasıl? Dirliğin yer altında mı hoştur, yoksa yer üstünde mi hoştur? Hem şimdi ne yiyorsun, ne içiyorsun ve neye biniyorsun?” dedi.

<b>Kazan Han:</b> “Ölülerine yemek verdiğin vakit ellerinden alıyorum. hem ölülerinizin atına  biniyorum, yaşlılarını yedekte çekiyorum.” dedi.

<b>Tekfurun  karısı:</b> Dinin için Kazan Bey, yedi yaşında bir kızcağızım ölmüştür, kerem eyle ona binme.” dedi.

<b>Kazan Han:</b> Ölülerinizde ondan iyisi  yoktur, hep ona biniyorum.” dedi.

<b>Kadın:</b> “Vay, senin elinden ne yer yüzünde dirimiz ve ne de yer altında ölümüz kurtulurmuş.” dedi.

<b>Kadın, tekfurun yanına geldi</b>: “Kerem eyle, o tatarı kuyudan çıkar. Kızcağızın belini koparıyor yer altında kızcağızıma biniyormuş. Diğer ölülerimizi topluyormuş, hem ölülerimiz için verdiğimiz yemeği ellerinden çekip alıp yiyormuş. Onun elinden ne ölümüz ne dirimiz kurtulurmuş, dinini aşkına o eri kuyudan çıkar .”dedi.

<b>Tekfur  beylerini topladı:</b>”Kazan Han'ı kuyudan çıkarın, bizi övsün, Oğuz'u yersin.Ondan sonra bizim memleketimize düşmanlığa gelmeyeceğine söz versin.” dedi.

Vardılar ,Kazan Han'ı kuyudan çıkarıp getirdiler. <b>Dediler :</b> “Bizim memleketimize düşmanlığa gelmeyeceğine söz ve.Bizi öv, Oğuz'u yer, seni bırakılım sen de  var git.” dediler.

<b>Kazan Han:</b> “Vallahi billahi doğru yolu görürken  eğri yoldan gelmeyeyim.”dedi.

<b>Dediler :</b> “Vallah Kazan Han  iyi and içti.” dediler. Şimdi Kazan Bey, haydi bizi öv, dediler.

<b>Kazan Han:</b> “Ben yeryüzünde adam övmem, bir adam getirin, bineyim, sizi öveyim.” dedi.

Gittiler,  bir er kafir getirdiler. “Bir eyer, bir gem.” dedi, getirdiler. Kafirin arkasına eyer koydu, ağzına gem vurdu, eyer kayışını çekti. Sıçradı,sırtına bindi. Ökçesini ökçesine vurdu, kaburgasını karnına yapıştırdı. Gemini çekti, ağzını ayırdı. Kafiri öldürüp, çöktü üzerine oturdu.

<b>Kazan Han:</b> “ Bre kafirler kopuzumu getirin, sizi öveyim.” dedi. Gidip  kopuzu getirdiler.Kazan Han kopuzu eline alıp söylemiş,bakalım ne söylemiş:

“Bin bin er düşman gördümse övünüm dedim,

Yirmi bin er düşman gördümse koklamadım.

Otuz bin er düşman gördümse ona saydım.

Kırk bin er düşman gördümse gözümü kısıp baktım.

Elli bin er gördümse el vermedim.

Altmış bin er gördümse söyleşmedim.

Seksen bin er gördümse ürpermedim.

Doksan bin düşman gördümse donanmadım.

Yüz bin er gördümse yüzümü dönmedim.

Yüzü dönmez kılıcımı elime aldım.

Muhammed’in dini aşkına kılıç vurdum.

Ak meydanda yumru başı top gibi kestim.

O zaman bile yiğidim, beyim diye övünmedim.

Övünen erenleri hoş görmedim.

Eline geçmiş iken bre kafir, öldür beni.

Kara kılıcını çal boynuma, kes başımı.

Kılıcından sapacağım yok,

Kendi aslımı kendi kökümü yermem yok.”

&nbsp;

dedi. Bir deyiş daha söylemiş:

Yüksek yüksek kara dağdan taş yuvarlansa,

Kaba ökçemi oyluğumu karşı tutan Kazan er idim.

Firavun şişler yükleyip yerden çıksa,

Kaba ökçem ile perçin kılan Kazan er idim.

Koca koca beyler oğlu kavga kılsa,

Kamçı vurup dindiren Kazan er idim.

Yüce dağları duman tutsa,

Kapkara sis deli kopsa,

Kara koç atımın kulağı görünmez olsa,

Gayrı eren kılavuzsuz yol şaşırsa,

Kılavuzsuz yol başaran Kazan er idim.

Yedi başlı ejderhaya yetişip vardım.

Heybetinden sol gözüm yaşardı.

Hey gözüm, namert gözüm, kalleş gözüm,

Bir yılandan ne var ki korktun, dedim.

O zaman bile erim, beyim diye övünmedim.

Övünen erenleri hoş görmedim.

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni ,yitir beni.

Çal kılıcını, kes başımı.

Kılıcından sapacağım yok,

Kendi aslımı, kendi kökümü yermem yok,

Oğuz erenleri dururken, seni övmem yok.

&nbsp;

dedi. <b>Kazan burada bir daha söylemiş:</b>

&nbsp;

Arkaç  kırda çalkanır Umman denizinde,

Sarp yerlerde yapılmış kafir şehri,

Sağa sola çırpıntı vurur yüzgeçleri,

Su dibinde döner bahrileri,

Tanrı benim diye su dibinde çığrışır asileri.

Önünü koyup tersini okur kızı, gelini

Altın aşık oynar Sancıda’nın beyleri.

Altı defa Oğuz vardı, alamadı o kaleyi.

O kaleye altı tane erle ben de  vardım.

Altı güne koymadım, onu aldım.

Kilisesini yıkıp yerine mescit yaptım, ezan okuttum.

Kızını, gelinini ak göğsümde oynattım.

Beylerini kul ettim.

O zaman bile erim, beyim diye övünmedim.

Övünen erenleri hoş görmedim.

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni, yitir beni.

Kılıcından sapacağım yok.

Kendi aslımı, kendi kökümü yermem yok.

&nbsp;

dedi<b>. Kazan Han yine söylemiş:</b>

&nbsp;

Arkaç Kırda döndürdüğüm, bre kafir senin baban.

Şakağına imrendiğim senin kızın, gelinin.

Akça Kale Sürmeli’de at oynattım.

At ile Karun eline baskın yaptım.

Akhisar Kalesi’nin burcunu yıktım.

Ak akçe getirdiler, puldur dedim.

Kızıl altın getirdiler bakırdır dedim

Ela gözlü kızını gelinini getirdiler, aldanmadım.

Kilisesini yıktım, mescit yaptım.

Altını, gümüşü yağmalattım.

O zaman bile erim, beyim diye övünmedim.

Övünenleri hoş görmedim.

Eline geçmişken bre kafir öldür beni,yitir beni.

Kendi aslımı, kendi kökümü yermem yok.

Seni övmem yok.

&nbsp;

dedi. <b>Kazan Han  burada bir daha söylemiş:</b>

&nbsp;

Ak kayanın kaplanının erkeğinde köküm var.

Ortaç kırda sizin geyiklerinizi durdurmaya,

Ak sazın aslanında bir köküm var.

Kaz alaca kısrağını durdurmaya

Akça yünlü on bin koyununu gezdirmeye,

Ak sungur  kuşunun erkeğinde bir köküm var.

Alaca ördek, kara kazını uçurmaya,

Kudretli Oğuz elinde Uruz adlı bir oğlum var.

Kara Göne adlı bir kardeşim var.

Yeniden doğanını diriltmeyeler.

Eline geçmiş iken bre kafir öldür beni, yitir beni.

Kılıcından sapacağım yok.

Kendi aslımı,kendi kökümü  yermem yok.

&nbsp;

dedi. <b>Kazan Han bir daha söylemiş:</b>

İt gibi güv güv eden Çerkes hırslı,

Küçücük domuz şölenli,

Bir torba saman döşekli,

Yarım kerpiç yastıklı,

Yontma ağaç Tanrılı,

Köpeğim kafir,

Oğuz’u görürken seni övmem yok.

Bundan sonra öldürürsen öldür bre kafir öldür beni.

Öldürmezsen Kadir korsa öldüreyim kafir seni.

dedi.

<b>Kafirler:</b> “Bu bizi övmedi, gelin bunu öldürelim .”dediler. Kafir beyleri toplanıp konuştular ve: “Bunun oğlu var, kardeşi var, bunu öldürmek olmaz.” dediler. Getirdiler, domuz damına hapse attılar.

At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Kazan Han'ın ölüsünü, dirisini kimse bilmedi. Meğer hanım Kazan Han’ın bir oğlancığı var idi. Büyüdü ,yiğit bir delikanlı oldu. Bir gün ata binip divana gelirken, bir kişi: “Sen Han Kazan'ın oğlu değil misin? dedi.

<b>Uruz kızdı:</b> “Bre kavat benim babam Bayındır Han değil midir?” Dedi.

<b>Diğer kişi:</b>”Yok, o ananın babasıdır, senin dedendir.

<b>Uruz</b>:” Bre benim babam ölü müdür diri midir? dedi.

<b>Diğer kişi</b>: “Diridir, Toman'ın kalesinde esirdir.” dedi. Böyle deyince oğlan ağladı, melül oldu. Atını çevirip  geri döndü. Anasının yanına  geldi. <b>Burada anasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

Bre ana ben Han oğlu değilmişim.

Han Kazan oğlu imişim.

Bre kavat kızı bunu bana niçin söyledin?

Ana hakkı ,Allah hakkı olmasaydı,

Kara çelik öz kılıcımı çeker,

Hiç düşünmeden  güzel başını keserdim.

Alca kanını yeryüzüne dökerdim.

&nbsp;

dedi.

<b>Anası ağladı ve:</b> “Oğul baban sağdır.Kafire varırsın, kendini vurursun helak olursun  diye söylemeye korkardım, onun için sana söylemiyordum canım oğul.Amma amcana adam gönder, gelsin, görelim ne der. “dedi.

Adam gönderip amcasını çağırtti. Amcası geldi.

<b>Uruz :</b> “Ben babamın esir olduğu kaleye gidiyorum.”dedi. Birlikte istişare ettiler. Bütün beylere haber saldılar. ‘Uruz babasına gidiyor, silahlanıp gelin.’ dediler. Asker toplandı, geldi. Alp Uruz çadırlarını açtırdı, cephanesini yükletti. Kara Göne asker başı oldu. Boru çaldırıp göçtüler, yola koyuldular.

Yol üzerinde kafirin kilisesi vardı. Rahipler beklerdi. Gayet sarp kiliseydi. Attan inip, tacir elbiselerini giydiler. Bezirgan suretinde katır, deve çektiler .Kilisenin önüne geldiler. Kafirler bunları görünce gelenler tacire benzemez diyerek kaçıp  kaleye girdiler.Kapılarını sımsıkı kapadılar. Burca çıkıp: “Kimsiniz?” dediler.

<b>Bunlar cevap verdi</b>: “Bezirganlarız.” dediler. Kafirler:”Yalan söylüyorsunuz.” diyerek  onları taşa tuttular.

<b>Uruz attan indi:</b> “Hey, babamın altın kadehinden şarap içen, beni seven attan insin. Kalenin  kapısına birer gürz vuralım.” dedi. On altı yiğit, sıçrayıp attan indiler. Kalkanlarını  tuttular, gürzlerini omuzlarına attılar, kapıya geldiler. Birer gürz vurup kapıyı ufattılar, içeri girdiler. Buldukları kafiri öldürdüler. Ağız açtırmadılar. Mallarını yağmaladılar. Askerin üzerine geldiler, kondular.

Meğer bir sığırtmaçları vardı. Gördü ki kaleyi aldılar.Sığırtmaç  kaçtı  ve kilisenin alındığını tekfura haber verdi; “Ne oturuyorsunuz, üzerinize düşman geldi, başınızın çaresine bakın.” dedi. Tekfur beylerini topladı, “bunlarla nasıl anlaşalım.” dedi. Beyler dediler:”Anlaşma ancak Kazan Han’ı hapisten   çıkarmamızla olur. Onlarla başbaşa bırakalım. Dediler. Bu sözü uygun gördüler. Vardılar Kazan Han'ı çıkarıp tekfurun önüne getirdiler.

<b>Tekfur:</b> “Kazan Bey, üzerimize düşman geldi, bu düşmanı üzerimizden ayırırsan seni serbest bırakacağız .Hem haraca bağlanalım. Sen de söz ver  ki bu bizim memlekete düşmanlığa gelmeyesin.” dediler.

<b>Kazan Han:”</b> Vallahi billahi doğru yolu görür iken eğri yoldan gelmem.” dedi.

<b>Kafirler :</b>”Kazan Bey  iyi and içti.” diye sevindiler. Tekfur askerini toplayıp meydana geldi, çadır kurdurdu. Kafir askeri Kazan Han'ın etrafına toplandı. Kazan Han'a giyecek getirdiler. Kılıç ve mızrak ve çomak ve sair cenk aletini giydirip onu iyice donattılar.

Bu sırada Oğuz erenleri de alay alay geldiler. Gümbür gümbür davullar çalındı. Kazan  Han gördü ki ;askerin önünce bir ak boz atlı, ak sancaklı, üzeri sağlam demir giyimli, Oğuz'un önünce geldi, çadırını kurdurdu, saf bağladı durdu. Onun ardınca Kara Göne geldi, saf bağladı durdu. Hemen burada Kazan atı meydana sürdü, rakip, diledi. Boz atlı Beyrek at tepti meydana girdi.

<b>Kazan  Han burada söylemiş, görelim ne söylemiş:</b>

Kalkıp yerinden doğrulan yiğit,

Sen  ne yiğitsin?

Yapısı sağlam demir giyimini giyen yiğit,

Sen ne yiğitsin?

Adın nedir yiğit söyle bana?

&nbsp;

dedi.

<b>Beyrek burada söylemiş:</b>

&nbsp;

“Bre kafir sen beni bilmez misin?

Parasarın Bayburt Hisarından fırlayıp uçan,

Adaklısını başkaları alırken çekip alan

Pay Püre Han oğlu Bamsı Beyrek  derler bana.

Gel beri ,

Bre kafir dövüşelim.”

&nbsp;

dedi. <b>Kazan Han burada bir daha söylemiş</b>: “Bre yiğit, önünce bu askerin bir ak sancaklı alay çıktı. Çadırını başkalarından önce dikti, ak boz ata binen o yiğit ne yiğitti? Kimin nesidir? Yiğit başın için söyle bana. “

<b>Beyrek :</b> “Bre kafir kimin nesi olacak, beyimiz Kazan Han'ın oğludur .”dedi. <b>Kazan gönlünden:</b> “Elhamdülillah benim oğlancığım büyük er olmuş.” dedi.

<b>Beyrek :</b> “ Bre kafir daha ne kadar onu bunu soracaksın bana.”  Diyerek  Kazan Han'ın üzerine at sürdü. Altı kanatlı gürzünü eline alıp Kazan Han’a vurdu. Kazan Han  kendisini tanıtmadı. Kavradı, Beyrek’i bileğinden tuttu, çekti çomağını elinden aldı. Beyrek’in  ensesisine bir çomak vurdu. Beyrek atınnın boynunu kucakladı, çekilip döndü.

<b>Kazan Han</b>: “Ya Beyrek, var beyine söyle gelsin.” dedi.

Bu durumu gören Eylik Koca oğlu Dönebilmez Dölek Evren meydana girdi.

&nbsp;

<b>Kazan burada söylemiş:</b>

&nbsp;

Şafak vakti yerinden kalkan yiğit,sen  ne yiğitsin?

Büyük cins atını oynatarak gelen yiğit, sen  ne yiğitsin?

Erin erden adını saklaması ayıp olur.

Adın nedir yiğit? Söyle bana.

dedi.

<b>Dölek Evren:</b>

Bre kafir, benim adımı bilmez misin?

Kendi kendisine hor bakan memleketten çıkan,

Elli yedi kalenin kilidini açan,

Eylik Koca oğlu Dönebilmez Dölek Evren derler bana.

&nbsp;

dedi. Mızrağını eline alıp at sürdü. Kazan'a saplayayım dedi, saplayamadı, mızrak öteye geçti. Kazan Han  at tepti, mızrağını çekip elinden aldı, tepesine vurdu, parça parça oldu ufandı.”Bre kavat,beyine söyle,gelsin.”dedi. O da çekilip döndü. Kazan  Han yine er diledi. Düzen oğlu Alp Rüstem at tepti meydana girdi.

<b>Kazan Han burada gene söyledi:</b>

Kalkıp yerinden doğrulan

Cins atına sıçrayıp binen yiğit,

Sen ne  yiğitsin?

Adın nedir söyle bana?

&nbsp;

dedi. <b>Alp Rüstem:</b>

&nbsp;

Kalkıp yerinden doğrulan,

İki kardeş bebeğini öldürüp zelil gezen,

Düzen oğlu Alp Rüstem derler bana.

&nbsp;

dedi. O da Kazan Han'a at sürdü. Yeneyim dedi, yenemedi. Kazan Bey buna da bir darbe vurdu.

<b>Kazan Han</b>:” Bre kavat, git beyine söyle, gelsin.” dedi. O da döndü.

Kazan tekrar er diledi. Uruz'un gemini amcası Kara Göne tutmuştu. Çekti ansızın elinden aldı. Kılıcı sıyırdı, babasının üzerine at sürdü. Davrandırmadı, omuzuna kılıç indirdi. Giyimini kesti, omzuna dört parmak kadar yara açtı. Alca kanı şırıldadı, koynuna indi. Uruz yine  döndü ki, bir daha çalsın.

<b>Kazan Han  burada seslenip oğluna söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

Kara dağımın yükseği oğul,

Karanlık  gözlerimin aydınlğı oğul,

Alpım Uruz, aslanım Uruz,

Ak sakallı babana kıyma oğul.

&nbsp;

dedi. Uruz'un şefkat damarları kaynadı. Kara süzme gözleri kanlı yaş doldu. Attan yere indi. Babasının elini öptü. Kazan da attan atlayıp, yere indi. Oğlunun boynunu öptü. Beyler ,Kazan ile oğlunun üzerine at sürdüler, etraflarını çevirdiler. Hepsi attan inip Kazan Han'ın elini öptüler. Yürüyerek kafire at sürdüler, kılıç çaldılar. Derelerde tepelerde kafiri kırıp geçirdiler. Kaleyi aldılar. Kilisesini yıkıp mescit yaptılar.

Uruz,kanlı kafirin elinden babasını çekip aldı. Kudretli Oğuz eline gelip çıktı. Akça yüzlü anasına müjdeci geldi. Kaza benzer kızı, gelini Kazan Han'a karşı gelip, elini öptüler, ayağına kapandılar. Kazan Han  güzel çimene çadır, otağ kurdurdu. Yedi gün yedi gece toy düğün edip, yiyip, içtiler.

<b>Dedem Korkut geldi kopuz çaldı, gazi erenlerin başına ne geldiğini söyledi:</b>

Hani övdüğümüz bey erenler,

Dünya benim diyenler,

Ecel aldı, yer gizledi,

Fani dünya kime kaldı?

Gelimli gidimli dünya,

Son ucu ölümlü dünya!

&nbsp;

Ölüm vakti geldiğinde,temiz  imandan ayırmasın. Kadir Mevla  seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin amin diyenler Allah'ın yüzünü görsün. Günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa hürmetine bağışlasın hanım hey!...

<span style="color: #ff0000;">Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır.</span>

--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/salur-kazan-esir-olup-oglu-uruzun-cikardigi-destan-dede-korkut-destanlari/">Salur Kazan Esir Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı Destan (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/salur-kazan-esir-olup-oglu-uruzun-cikardigi-destan-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
