<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Savas | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/savas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 May 2018 14:38:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 21:52:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[30 Agustos]]></category>
		<category><![CDATA[30 Agustos Zafer Bayrami]]></category>
		<category><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Düsman]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Mondros Mütarekesi]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Taarruz]]></category>
		<category><![CDATA[Tsk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ordusunun Başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yurdu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu Önder Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Türk Ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Yurdun Düşman İşgalinden Kurtarılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Bayrami]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Bayramı Kutlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Bayramı Kutlu Olsun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3566</guid>

					<description><![CDATA[<p>30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun! Yüce Türk Ulusu&#8217;nun yaratılışıyla örtüşmeyen işgal altında yaşama durumunun, Ulu Önder Atatürk&#8216;ün komutasındaki kahraman Türk ordusunun büyük başarısıyla bozulduğu ve Türk Yurdu&#8217;nun yeniden Türklere kazandırıldığı 30 Ağustos gününü şerefle anıyor, bugün bu topraklarda yaşamamızı sağlayan yiğit Türk erlerinin ruhlarının şad olmasını diliyoruz. Ne mutlu Türk olana, ne mutlu atalarını [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun/">30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center">
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #ff0066;"><strong> <span style="font-size: 20pt;">30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3041/2808800789_ddcdd8fb14.jpg" alt="" width="500" height="370" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #b5b5b5;">Yüce Türk Ulusu&#8217;nun  yaratılışıyla örtüşmeyen işgal altında yaşama durumunun, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #b5b5b5;">Ulu Önder Atatürk</span></a><span style="color: #b5b5b5;">&#8216;ün  komutasındaki kahraman Türk ordusunun büyük başarısıyla bozulduğu ve Türk  Yurdu&#8217;nun yeniden Türklere kazandırıldığı 30 Ağustos gününü şerefle anıyor,  bugün bu topraklarda yaşamamızı sağlayan yiğit Türk erlerinin ruhlarının şad  olmasını diliyoruz.</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD; color: #b5b5b5;">Ne mutlu Türk olana, ne mutlu  atalarını unutmayana ve ne mutlu &#8216;Türk&#8217;çe yaşayana&#8230;</span></strong></p>
<p align="center">
<hr />
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #ff0066;">Günün Anlam ve Önemi:</span><span style="color: #808080;"> </span> </span></strong>Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve  Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak  yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak  yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz  isteniyordu.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919&#8217;da  Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk&#8217;ün  önderliğinde Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başlattı. Amasya Genelgesi&#8217;nin yayınlanmasının  ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919&#8217;da  Ankara&#8217;ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920&#8217;de TBMM&#8217;yi kurdu. Böylece hem memleketin  yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı&#8217;nın merkezi  Ankara oluyordu.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı.  &#8220;Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı  görüşü&#8221;nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli  ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu&#8217;da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı.  Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları  yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar&#8217;a büyük bir darbe indirilmiş  oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine  Mustafa Kemal, ordularına: &#8220;Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu  satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça  terk olunamaz.&#8221; emrini verdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12  Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti  1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya  Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir  savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal&#8217;e  &#8220;gazi&#8221; unvanı ve &#8220;Mareşal&#8221; rütbesi verildi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı&#8217;ndan sonra, büyük  bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.1922 yılı Ağustosuna kadar,  hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde  Batı cephesine kaydmld&#8221;. İstanbul&#8217;daki cephane depolarından silah ve cephane  kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle  getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi  yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal&#8217;in başkomutan-lığını  yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922&#8217;de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman  mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos&#8217;ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar  esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis&#8217;te vardı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu savaş, Atatürk&#8217;ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan  Muharebesi olarak adlandırıldı. Büyük Taarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra  düşman, İzmir&#8217;e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922&#8217;de İzmir&#8217;in kurtarılmasıyla  yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline  &#8220;dur&#8221; diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı  dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak  kutluyoruz.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Kaynak:</strong> </span><strong>  Milli Eğitim Bakanlığı</strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun/">30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>24</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Yazılı Tarihimiz: &#8220;Orhun Yazıtları&#8221;</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-yazili-tarihimiz-orhun-yazitlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-yazili-tarihimiz-orhun-yazitlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2008 23:31:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bilge Kagan]]></category>
		<category><![CDATA[Bitimek]]></category>
		<category><![CDATA[Boya]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Gok Tanri]]></category>
		<category><![CDATA[Gok Tanri Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürk]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürk Abideleri]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürk Yazıtları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Adları]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yazılı Metin]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yazılı Metinlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Yazılı Tarihimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kagan]]></category>
		<category><![CDATA[Kül Tigin]]></category>
		<category><![CDATA[Mogolistan]]></category>
		<category><![CDATA[Morris Swadesh]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem Ergin]]></category>
		<category><![CDATA[Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Abideleri]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Yazitlari]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Yazıtlarının Bugünkü Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Yazıtlarının Bulunuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Yazıtlarının Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Yazıtlarının Söz Varlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Irmağı]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Orkun Yazıtları]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken Ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut Adlar]]></category>
		<category><![CDATA[Soz Varligi]]></category>
		<category><![CDATA[Tokımak]]></category>
		<category><![CDATA[Tonyukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçiliğinin El Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Yazı Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<category><![CDATA[Urmak]]></category>
		<category><![CDATA[Üze Kök Tengri]]></category>
		<category><![CDATA[Wilhelm Radloff]]></category>
		<category><![CDATA[Wilhelm Thomsen]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Yazmak]]></category>
		<category><![CDATA[Yazıtlar Nasıl Yazıldı]]></category>
		<category><![CDATA[Yenisey]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Sözcük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3557</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk Yazılı Tarihimiz: &#8220;Orhun Yazıtları&#8220; Türk yazı dilinin ilk örneklerinin ortaya konulduğu, eşi bulunmayacak değerde bilgiler içeren Orhun Yazıtları, her Türk&#8217;ün hakkında bilgi sahibi olması ve onu okuyup hakkıyla benimseyerek Atalarımızın verdikleri uyarıları dikkate alması gereken büyük bir abidedir. Çünkü o kutlu yazıtlarda bilge, alp, inançlı ve pek yürekli atalarımızın, binlerce yıl önce dünyaya düzen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-yazili-tarihimiz-orhun-yazitlari/">İlk Yazılı Tarihimiz: “Orhun Yazıtları”</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 15pt; color: #c0c0c0;">İlk Yazılı Tarihimiz:</span><span style="font-size: 13pt;"> </span><span style="font-size: 25pt;"><span style="color: #c0c0c0;">&#8220;</span><span style="color: #00ccff;">Orhun  Yazıtları</span><span style="color: #c0c0c0;">&#8220;</span></span></span></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3242/2726586332_4d51623e16.jpg?v=0" alt="" align="left" /><a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/yazi-dili/"> <span style="color: #000000;">yazı dili</span></a>nin ilk örneklerinin ortaya konulduğu, eşi bulunmayacak değerde  bilgiler içeren  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>, her Türk&#8217;ün hakkında bilgi sahibi olması ve onu  okuyup hakkıyla benimseyerek Atalarımızın verdikleri uyarıları dikkate alması  gereken büyük bir abidedir. Çünkü o kutlu yazıtlarda bilge, alp, inançlı ve pek  yürekli atalarımızın, binlerce yıl önce dünyaya düzen vermek ve Türk soyunu,  kültürünü, ulusunu&#8230; bengi (ebedî) kılmak için yaptığı çalışmalar neticesinde  oluşan Türk tarihi yazılmaktadır.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>&#8216;nın değerini anlatabilmek için  &#8220;Çünkü&#8230;&#8221; ile başlayan tümceler arka arkaya dizilebilir. Ben, yazıma yazıtların  değerini ustalıkla dile getiren büyük <a style="text-decoration: none;" href="../onemli-turkologlar/"> <span style="color: #000000;">Türkolog</span></a> <a style="text-decoration: none;" href="../prof-dr-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Muharrem Ergin</span></a>&#8216;in  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Orhun-Yazitlari/"> <span style="color: #000000;">Orhun Abideleri</span></a> adlı yapıtındaki bir paragraflık alıntıyla başlamak istiyorum:</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><em>&#8220;<a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> adının,  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> milletinin isminin geçtiği ilk  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih. Türk devlet adamlarının  millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması. Devlet ve milletin karşılıklı  vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk  kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik sanatının  esasları. Türk gururun ilâhi yüksekliği. Türk feragat ve faziletinin büyük  örneği. Türk içtimai hayatının ulvi tablosu. Türk edebiyatının ilk şaheseri.  Türk hitabet sanatının erişilmez şaheseri. Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap  tarzı. Yalın ve keskin üslûbun şaşırtıcı numunesi. Türk milliyetçiliğinin temel  kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser. Asırlar içinden millî istikameti  aydınlatan ışık. Türk dilinin mübarek kaynağı. Türk  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/yazi-dili/"> <span style="color: #000000;">yazı dili</span></a>nin ilk, fakat  harikulade işlek örneği. Türk  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/yazi-dili/"> <span style="color: #000000;">yazı dili</span></a>nin başlangıcını milâdın ilk asırlarına  çıkartan delil. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika.  Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser. İnsanlık âleminin sosyal muhteva  bakımından en manalı mezar taşları. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi  olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı&#8230;&#8221; </em><strong><sup> <a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">[1]</span></a></sup></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/yazi-dili/"> <span style="color: #000000;">yazı dili</span></a>nin ilk örneklerini gördüğümüz bengü taşlar,  bugün hâlâ yaşayan Orkun Irmağı&#8217;nın <strong><sup> <a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">[2]</span></a></sup></strong> çevresine dikildiği  için onlara &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"><span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a> (Abideleri)</strong>&#8221; denmiştir. Aynı zamanda  yazıtlara, Göktürkler döneminde dikildikleri için &#8220;<strong>Göktürk Yazıtları</strong>&#8221; da  denmektedir. Ayrıca bir de &#8220;<strong>Yenisey Yazıtları</strong>&#8221; vardır ki, bunlar Orhun  Yazıtları ile aynı değildir. Kesin olarak bilinmese de, Yenisey Yazıtları&#8217;nın  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>&#8216;ndan daha önce dikildiği tahmin edilmektedir.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>,  yaklaşık olarak 720 &#8211; 735 &#8216;li yıllar arasında dikilmiştir. Dikili  taşlardan önemli olan üç tanesi &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"><span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-bilge-kagan-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Bilge Kağan</span></a> ve  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-tonyukuk-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Tonyukuk</span></a> Yazıtları</strong>&#8221;  dır.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a> ve  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-bilge-kagan-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Bilge Kağan</span></a>, 2. Göktürk Devleti&#8217;nin kurucusu olan İlteriş (Kutlug)  Kağan&#8217;ın çocukları;  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-tonyukuk-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Tonyukuk</span></a> da dönemin veziridir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yazıtları çok fazla tarihsel  veya karışık  bilgilerle anlatarak yazıyı sıkıcı hâle sokmadan, yazıtların içeriğinden  bahsetmek istiyorum.<sup><strong><a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">[3]</span></a></strong></sup> Türkler o dönemlerde askerlik alanında  çok ileriydiler ve birçok ulusa örnek olacak kadar gelişmiş bir orduya  sahiptirler. Hem o dönemin koşulları hem de Türklerin bağımsızlık tutkuları  nedeniyle Göktürkler döneminde çok sık savaşların yapıldığını görüyoruz. Doğal  olarak yazıtlarda da savaşlardan bahsediliyor. Zaten  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-bilge-kagan-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Bilge Kağan</span></a>&#8216;ın, Kül  Tigin&#8217;in ve  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-tonyukuk-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Tonyukuk</span></a>&#8216;un taşlara yaşadıklarını yazdırıp kendilerinden sonraki  kuşaklara onu bırakması, bir bakıma Kağanların topluma hesap vermedir. Bu da &#8220;<strong>ilk tarih  yazılarının</strong>&#8221; oluşmasını sağlamıştır. Yazıtlarda genel olarak savaşlar,  kağanların değişmesi, aile ilişkileri, cenaze törenleri, Türk ulusuna uyarılar  ve o dönemdeki yaşantı anlatılmaktadır.</span></p>
<p>[ad1]</p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2369/2277181132_072f6a393c.jpg?v=0" alt="" align="right" /><em>&#8220;Kiyük yiyü, tabışgan yiyü oturur ertimiz.&#8221; [Geyik  yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk.] </em>gibi tümcelerin bulunması, o dönemdeki  yaşam biçimimizi az çok ortaya koymaktadır. <em>&#8220;Tegdükin Türk Begler kop bilir  siz. O süg anda yok kıldımız. [Hücum ettiğini Türk Beyleri&#8217;nin hep bilirsiniz. O  orduyu orada yok kıldık.]</em> denmesi, Türklerin o dönemde de ordularının çok  güçlü olduğunu gösteriyor. <em>&#8220;Türk Oğuz begleri, buduñ eşiding? Üze tengri  basmasar, asra yir teliñmeser, Türk buduñ, ilingin törüngin kim artatı udaçı  erti?&#8221; [Türk Oğuz beğleri, ulusu, işitin: Üstte gök çökmese, altta yer delinmese  senin ilini, töreni kim bozabilecekti?]</em> diye Türk budununa uyarıda  bulunulması da, hem o dönemdeki Gök Tanrı Dini&#8217;nin izlerini taşımakta hem de  ulusun güçlendirilmesi için güdülendiği görülmektedir. <em>&#8220;<a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"><span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a> ol süngüşde  otuz yaşayur erti. Alp Şalçı akın binip oplayu tegdi. İki erig udu aşuru  sançtı.&#8221; [<a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"><span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a> o savaşta otuz yaşında idi. Alp Şalçı atına binip atılarak  hücum etti. İki eri takip edip kovalayarak mızrakladı.]</em> bölümü ise,  yazıların birçok bölümünde anlatılanlara benzer savaş sahnelerini gözümüzde  canlandırmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yazıtların çoğu,  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a> ve  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-bilge-kagan-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Bilge Kağan</span></a>&#8216;ın yeğeni olan  Yollug Tigin tarafından yazılmıştır. Kendisi de bazı yazıtların bir yüzüne şöyle  not düşmüştür: <em>&#8220;Bunça bitig bitigme atısı  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a> atısı Yollug Tigin  bitidim. Yigirmi kün olurup bu taşka bu tamka kop Yollug Tigin bitidim.&#8221; [Bunca  yazıyı yazan  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a>&#8216;in yeğeni Yollug Tigin, yazdım. Yirmi gün oturup bu taşa,  bu duvara hep Yollug Tigin, yazdım.]</em> Çok ağır ve sert taş kalıplarının  üzerine, yazı yazmanın ne kadar zor olacağı, birazcık düşününce anlaşılabilir.  Taşlar üzerine yazıların çiviye benzer bir demire, çekice benzer bir aletle  vurularak yazıldığı bilinmektedir. Zaten bunun için de o dönemde &#8220;<strong>yazı yazmak</strong>&#8221;  eylemi &#8220;<strong>bitimek, tokımak, urmak</strong>&#8221; sözcükleriyle karşılanmıştır.  Fakat bazı dikili taşların &#8220;<strong>boyandığı</strong>&#8221; da bilinmektedir. Yazıtların  arasındaki mesafe değişmekle birlikte, yaklaşık 1 km&#8217;dir. Yazıtlar sağdan sola  ve yukarıdan aşağıya doğru yazılmıştır. Bazı taşlar, kaplumbağa biçimindeki  kalıpların içerisine oturtulmuştur. Dikili taşların dört yüzünde de yazı  bulunmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yazıtlar,  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>nin gücünü ve köklülüğünü ortaya koyması  yönüyle çok önemlidir.  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk-Dili/"> <span style="color: #000000;">Türk Dili</span></a>&#8216;nin ilk yazılı kaynakları olan ve  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/yazi-dili/"> <span style="color: #000000;">yazı dili</span></a>nin ilk  örneklerini oluşturan  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>, bundan bin yıl öncesinde bile düzenli ve  güçlü bir dilimizin varlığını kanıtlamaktadır. Orhun Abideleri&#8217;nde geçen  sözcüklerin %99&#8217;una yakını  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> kökenlidir.  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a> kökenli olmayan sözcükler  de Çinli generallerin veya ordu gönderilen yerlerin &#8220;<strong>özel</strong>&#8221; adlarıdır.  Bugün  <a style="text-decoration: none;" href="../turkce-sumerce-iliskisi/"> <span style="color: #000000;">Türkçenin kökeni</span></a> ile ilgili bilgilerimizin çoğuna,  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>&#8216;ndan  hareket edilerek ulaşılmıştır.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>&#8216;nda Türkçemizin o dönemdeki &#8220;<strong>söz  varlığı</strong>&#8221; da aşağı yukarı ortaya koyulmuştur. Morris Swadesh adlı ünlü bir dil  bilimcinin yaptığı çalışma sonucunda elde ettiği &#8220;<strong>yüz temel sözcük listesi</strong>&#8221; ne  baktığımız zaman, bu sözcüklerin 64 tanesi yazıtlarda geçmektedir. Yukarıda  yazıtların çok &#8220;<strong>sınırlı</strong>&#8221; alanda bilgiler içerdiğini ve genelde &#8220;s<strong>avaş, ordu,  kağanlık&#8230;</strong>&#8221; ile ilgili şeyler anlatıldığını söylemiştik. Bunun için, yazıtların  o dönemdeki söz varlığını tam olarak ortaya koyamayacağını söyleyebiliriz. Bunu  bir örnekle açıklamak gerekirse: Yazıtlarda M. Swadesh&#8217;in belirlediği 100  sözcükten &#8220;<strong>burun ve ağız</strong>&#8221; sözcükleri geçmemektedir; fakat &#8220;<strong>diş, baş, kulak</strong>&#8221; gibi  sözcükler yazıtlarda geçmektedir. Mantıklı olarak düşünüldüğünde, bir ulusun  dilinde &#8220;<strong>diş, kulak ve baş</strong>&#8221; için sözcük varken, &#8220;<strong>burun ve ağız</strong>&#8221; için sözcüğün  olmaması saçma olur. Bu sözcükler kuşkusuz o dönemde dilimizde bulunuyordu;  fakat Yazıtlar&#8217;da bu sözcüklerin kullanılmasını gerektirecek konular  anlatılmadığı için, bu sözcükler kullanılmamıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>, aynı zamanda bir &#8220;<strong>seslenme &#8211; hitabet</strong>&#8221; sanatı  ürünüdür.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-bilge-kagan-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Bilge Kağan</span></a>&#8216;ın Türk Budunu&#8217;na seslenişi, onları uyarışı gerçekten bir  &#8220;<strong>sanatçı</strong>&#8221; edasıyla yazılmıştır. Ayrıca  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-tonyukuk-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Tonyukuk</span></a>&#8216;un bilinen ilk Türk tarihçisi  olduğu söylenmektedir. Kuşkusuz bin yıl önce bile &#8220;<strong>edebî</strong>&#8221; anlamda çok  büyük değer taşıyan ve bugün hayranlıkla okunan bu yazıtların oluşturulabilmesi  için, o dönemden çok daha öncelerde dilin uzun süre işlenmesi ve bir &#8220;<strong>yazı ve  yazın dili</strong>&#8221; hâline gelmesi gerekmektedir. Bu da, Türkçemizin yaşı sorununa  farklı bir bakış açısı kazandırmaktadır. Dikkatle incelenirse, yazıtlarda &#8220;renk,  oluş, yer, yön, doğa, hayvan, zaman, duygu, düşünce, akrabalık, sayı, yaşam,  savaş, askerlik, sanat&#8230;&#8221; adlarının kullanıldığı görülür. &#8220;Böri (Kurt),  Tabışgan (Tavşan), Tonguz (Domuz), At, Buka (Boğa), Kiyik (Geyik), Teyeñ  (Sincap), İt, Koñ (Koyun), İñek&#8221; gibi hayvan adları bile, o küçücük metinlerdeki  büyük söz varlığımızı göstermeye yeterlidir. Ayrıca yazıtlar, bin yıl öncesinde  bile dilimizde belirgin bir soyut kavram zenginliğinin gözler önüne serilmesini  sağlamıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yazıtların, yüzlerce yıl sonra gün yüzüne çıkarılması da  ilginçtir. Orkun &#8211; Yenisey Irmağı çevresinde dikili taşların olduğunu söyleyen  bazı kişiler, o yerlerin bazı bilim adamlarınca ziyaret edilmesini sağlamıştır.  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a> olmayan bir doktor ve subayın dikili taşları gördükten sonra onlar hakkında  verdikleri kısa bilgiler, Batı&#8217;da dikili taşlara olan ilgiyi uyandırmıştır.  Büyük dil bilimcilerden olan Wilhelm Radloff ve Wilhelm Thomsen, yazıtların kime  ait olduğunu bulmak için yazıları okumaya çalışmışlardır.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a> Yazıtı&#8217;nın Batı  yüzündeki Çince yazıyı hemen fark edip okumuş ve yazıtların  <a style="text-decoration: none;" href="../turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>&#8216;e ait  olduklarını açıklamışlardır. Daha sonra W. Radloff ve W. Thomsen yazıtları  okuyabilmek için resmen yarış içerisine girmişlerdir. Danimarkalı dil bilimci W. Thomsen, yoğun çalışmaları sonucu yazıtların sağdan sola doğru yazıldığını ve  &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-kul-tigin-abidesi/"><span style="color: #000000;">Kül Tigin</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../gokturkler/"> <span style="color: #000000;">Göktürk</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-abideleri-ceviri-ornekleri-bilge-kagan-abidesi/"> <span style="color: #000000;">Bilge Kağan</span></a></strong>&#8221; gibi yazıtlarda sık geçen sözcükleri çözüp,  bunlardan hareketle ünlü ve ünsüz sesleri çözdüğünü açıklamıştır. Bu aşamadan  sonrası çorap söküğü gibi kendiliğinden gelmiştir. <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk Dünyası</span></a>&#8216;nın bu  çalışmalar bittikten sonra Göktürk Yazıtları&#8217;ndan haberdar olması yüreğimizi  burksa da, yabancı dil bilimcilerin yazıtlar üzerindeki ilgisi ve yoğun  çalışmaları takdir edilecek bir duruştur. Türk Dünyası&#8217;nda Yazıtlarla ilgili ilk  olarak  <a style="text-decoration: none;" href="../necip-asim-onemli-turkologlar/"> <span style="color: #000000;">Necip Asım</span></a> ve  <a style="text-decoration: none;" href="../mehmet-fuat-koprulu-onemli-turkologlar/"> <span style="color: #000000;">M. Fuat Köprülü</span></a> çalışmıştır. Daha sonra <a style="text-decoration: none;" href="../huseyin-namik-orkun-hayati/"> <span style="color: #000000;">Hüseyin Namık  Orkun</span></a>, <a style="text-decoration: none;" href="../prof-dr-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Muharrem Ergin</span></a>, <a style="text-decoration: none;" href="../huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Nihal Atsız</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../prof-dr-ahmet-bican-ercilasun/"> <span style="color: #000000;">Ahmet Bican Ercilasun</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../prof-dr-osman-fikri-sertkaya/"> <span style="color: #000000;">Osman Fikri Sertkaya</span></a> ve  <a style="text-decoration: none;" href="../cengiz-alyilmaz-biyografi-hayati-kim-kimdir/"> <span style="color: #000000;">Cengiz Alyılmaz</span></a> gibi büyük  <a style="text-decoration: none;" href="../onemli-turkologlar/http:/www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkologlar</span></a> dikili taşlar üzerinde çalışmalar  yapmışlardır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Son olarak yazıtların bugünkü durumundan bahsedeceğim.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun  Yazıtları</span></a>, tıpkı Ötüken Ormanları gibi bugün Moğolistan sınırları içerisinde  bulunuyor. Yazıtlar bulunduktan ve önemi kavrandıktan sonra Türklerin yazıtlara  gösterdikleri yoğun ilgiler nedeniyle, Abideler&#8217;in bulunduğu alan koruma  içerisine alınmış durumda. Dikili taşların çoğu, bugüne gelene kadar korumasız  bir biçimde geçirdiği yüzlerce yıl içerisinde oldukça yıpranmış. Bazı taşların  belirli yüzleri, rüzgarın etkisiyle aşınmış ve üzerindeki yazılar okunmayacak  duruma gelmiş. Fakat şu anda yazıtların hepsi koruma altına alınmış, bazıları  anıt yapılar içerisine alınmış durumdadır. Ayrıca dikili taşların yıpranmış  bölgeleri, çeşitli yöntemlerle okunabilecek duruma getirilmiştir. Bugün  Moğolistan&#8217;daki  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a> için geziler düzenlenmekte ve birçok Türkolog  yazıtlar üzerinde çalışmalar yapmaktadır. <strong><sup> <a style="text-decoration: none;" href="#dipce"><span style="color: #000000;">[4]</span></a></sup></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>Yavuz TANYERİ</strong></span></p>
<p>[ad2]</p>
<hr />
<div id="dipce"></div>
<p><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"><strong>1. </strong> <a style="text-decoration: none;" href="../prof-dr-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Prof. Dr.  Muharrem Ergin</span></a>&#8216;in alıntısını yaptığım bu yazısının devamını okumak için Boğaziçi  Yayınları&#8217;nın bastırdığı &#8220;<strong>Orhun Abideleri</strong>&#8221; adlı yapıta bakabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"><strong>2.</strong> &#8220;<strong>Orkun</strong>&#8221;  adı, &#8220;<strong>Or + Kun</strong>&#8221; biçiminde oluşmuştur. Eski Türkçede &#8220;<strong>or</strong>&#8220;, &#8220;yer&#8221;  demektir. &#8220;<strong>Kun</strong>&#8221; ise, atalarımızın adı olan &#8220;<strong>Hun</strong>&#8221; adının Eski  Türkçedeki biçimidir. Buradan anlaşılacağı gibi &#8220;<strong>Orkun</strong>&#8221; adı, &#8220;Hunların  yeri&#8221; anlamına gelmektedir. Bugün dikili taşların bulunduğu yerler, bir zamanlar  Türkler&#8217;in yurduydu&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"><strong>3. </strong>Daha fazla bilgi  için &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="../prof-dr-muharrem-ergin/"><span style="color: #000000;">Prof. Dr. Muharrem Ergin</span></a>, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları</strong>&#8221;  yapıtına bakabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"><strong>4.</strong> Günümüzde Orhun  Yazıtları üzerinde en çok çalışan Türkologlardan biri, değerli hocamız <strong> <a style="text-decoration: none;" href="../cengiz-alyilmaz-biyografi-hayati-kim-kimdir/"> <span style="color: #000000;">Doç.  Dr. Cengiz Alyılmaz</span></a></strong>&#8216;dır.  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>&#8216;nın bugünkü durumunu merak edenler,  birkaç yıl önce  <a style="text-decoration: none;" href="../orhun-gokturk-abideleri/"> <span style="color: #000000;">Orhun Yazıtları</span></a>&#8216;nı gece gündüz demeden inceleyen ve hatta dikili  taşların dibinde uyuklayan değerli hocamızın &#8220;<strong>Orhun Yazıtlarının Bugünkü  Durumu</strong>&#8221;  <span style="color: #000000;">(*)</span> adlı yapıtına bakabilirler.</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-yazili-tarihimiz-orhun-yazitlari/">İlk Yazılı Tarihimiz: “Orhun Yazıtları”</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-yazili-tarihimiz-orhun-yazitlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>42</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çin Seddi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/cin-seddi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/cin-seddi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 21:47:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Askeriye]]></category>
		<category><![CDATA[Çin İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddi Nasıl Yapılmıştır]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddi Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddi Resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddi ve Hunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddinin Fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddinin Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddinin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddinin Yapılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Dag]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Fener Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Fotograf]]></category>
		<category><![CDATA[Hun - Çin Savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Hun imparatorlugu]]></category>
		<category><![CDATA[Hun Savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Hunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Korkak Çinliler]]></category>
		<category><![CDATA[Kule]]></category>
		<category><![CDATA[Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Savunma]]></category>
		<category><![CDATA[Set]]></category>
		<category><![CDATA[Tepe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkler]]></category>
		<category><![CDATA[Türklerden Korkan Çinliler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çin Seddi Çin&#8216;in kuzeybatısı boyunca uzanan, M.Ö. 300&#8217;lerde Çin İmparatorluğu tarafından başta Hun (Türk) akınlarını önlemek amacıyla yapılmaya başlanmış olan Çin Seddi, dünyanın en büyük çaplı savunma tasarılarından biri olarak kabul edilmektedir. Büyük çalışmalar sonucu gerçekleştirilen bu savunma tasarısı, ortaya konulduktan sonraki devasa büyüklüğü ve ilginç durumuyla bugün dünyanın yedi harikasından birisi olarak kabul ediliyor. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cin-seddi/">Çin Seddi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #ff9933;"> <span style="font-size: 25pt; font-weight: 700;">Çin Seddi</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Cin/"> <span style="color: #000000;">Çin</span></a>&#8216;in kuzeybatısı boyunca uzanan, M.Ö. 300&#8217;lerde  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Cin-imparatorlugu/"> <span style="color: #000000;">Çin  İmparatorluğu</span></a> tarafından başta <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/buyuk-hun-imparatorlugu/"> <span style="color: #000000;">Hun</span></a> (<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a>) akınlarını önlemek amacıyla yapılmaya  başlanmış olan  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Cin-Seddi/"> <span style="color: #000000;">Çin Seddi</span></a>, dünyanın en büyük çaplı savunma tasarılarından biri  olarak kabul edilmektedir. Büyük çalışmalar sonucu gerçekleştirilen bu savunma  tasarısı, ortaya konulduktan sonraki devasa büyüklüğü ve ilginç durumuyla bugün  dünyanın yedi harikasından birisi olarak kabul ediliyor. Bu seddin, 7000 km&#8217;den  daha uzun olduğu söyleniyor. Seddin her yeri yaklaşık 4-6 metre yüksekliğe ve  6-7 metre genişliğe sahip. Duvarların genişliği, at arabalarının geçebilmesine  olanak sağlıyor. Ayrıca düzenli aralıklarla okçu delikleri ve siperlikler var.  Her 200 metrede bir gözetleme kulesi, 9 kilometrede bir ise fener kulesi  bulunuyor.  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Cin-Seddi/"> <span style="color: #000000;">Çin Seddi</span></a>&#8216;nin duvarlarının çoğu, büyük tuğlalar, toprak ve küçük  taşlarla dolu çuvallardan yapılmıştır.</span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3211/2711854970_14303568b0.jpg" alt="" width="444" height="335" /></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yukarıdaki özet bilgilerden anlaşılacağı üzere, bu büyük  yapının yapılması çok uzun zaman almıştır. Herkesin kolay kolay girişemeyeceği  bu   <span style="color: #000000;">savunma tasarısı</span>, bugün dünyada  <span style="color: #000000;">Çinliler</span>le özdeşleşmiş ve Çinlilerin  ruhlarını yansıtır hâle gelmiştir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Cin-Seddi/"> <span style="color: #000000;">Çin Seddi</span></a>&#8216;nin tamamı bir seferde  yapılmamıştır. Çok eski dönemlerde, dağların başına kurulan kuleler, çeşitli  saldırılar nedeniyle düşman askerleri içeri girmesin diye birleştirilmişti. Daha  Çinlilerin Türklerle savaşmalarından da önce, Çinliler kendi içlerinde  savaşıyorlar ve bunları engellemek için çeşitli yollar arıyorlardı. İşte bu  kulelerin birleştirilmesi Çinli kralların hoşuna gitmiş olacak ki, bütün  kuleleri setler kurarak birbirine bağlamışlar ve çok uzun setler elde  etmişlerdir. Onlar için bir &#8220;<strong>savaş / savunma yöntemi</strong>&#8221; hâline gelen bu setler,  atalarımız olan Hunların saldırılarıyla daha geniş alanlara yayılmış ve böylece  10 bin km&#8217;yi geçmiştir.</span></p>
<p>[ad1]</p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Çin Seddi&#8217;nin bizim için önemli olan yanı,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Cin-Seddi/"> <span style="color: #000000;">Çinliler</span></a>in bu  duvarların büyük kısmını <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>den -yani atalarımız olan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/buyuk-hun-imparatorlugu/"> <span style="color: #000000;">Hunlar</span></a>dan- korkarak  yapmış olmalarıdır. Bu, biz  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a> için bir  &#8220;<strong>gurur kaynağı</strong>&#8221; iken, Çinliler için  de &#8220;<strong>utanç abidesi</strong>&#8220;dir. Çünkü kahramanca savaşıp,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/en-buyuk-turk-kahramani-kursad-huseyin-nihal-atsiz/"> <span style="color: #000000;">Kürşad</span></a> gibi ölmek her ulusa  nasip olmamıştır. Bu durum, bütün dünyaca kabul edilen açık bir konudur.  Marifet,   <span style="color: #000000;">Türk gençleri</span>nin damarlarında taşıdığı asil kanın değerini anlayabilmek  için bu Çin Seddi&#8217;nden gerekli anlamı çıkarabilmeleridir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Yüce Önder</span></a>&#8216;imizin  dediği gibi: &#8220;<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/"><span style="color: #000000;">Türk</span></a> çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için  kendinde kuvvet bulacaktır.&#8221; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/"> <span style="color: #000000;">Atalarımızı</span></a> tanıyabilmek için, işte size binlerce  yıl önceyi anımsatabilecek Çin Seddi fotoğrafları:</span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3038/2711041147_57b59668de.jpg" alt="" width="444" height="360" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm3.static.flickr.com/2403/2711855068_56a55e1302.jpg" alt="" width="444" height="336" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3289/2711042661_48eb33b01d.jpg" alt="" width="442" height="313" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3243/2711854156_a0caaf7c8a.jpg" alt="" width="441" height="328" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3134/2711041915_0d222f3c71.jpg" alt="" width="372" height="500" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3066/2711041639_d2d4670b97.jpg" alt="" width="400" height="500" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3122/2711042153_c459ab4a15.jpg" alt="" width="442" height="333" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3059/2711853554_52cae74d56.jpg" alt="" width="445" height="292" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3261/2711853462_ac4049079d.jpg" alt="" width="444" height="336" /></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3098/2711853328_45e493a2f1.jpg" alt="" width="446" height="353" /></span></p>
<p>[ad2]</p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Çin Seddi, sanıldığının aksine uzaydan görülmemektedir.  Herkes &#8220;<strong>uzaydan görülen tek yapı</strong>&#8221; olarak Çin Seddi&#8217;ni bilir. Fakat  yapılan açıklamalar, hava alanlarının bile görülmesine rağmen, Çin Seddi&#8217;nin  görülmediğini belirtmektedir. Bunun nedeni de, duvarların bulunduğu yerin ve  çevrenin rengine yakın renkte olması ve bu nedenle kolayca ayırt edilememesidir.</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cin-seddi/">Çin Seddi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/cin-seddi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>121</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankarada Savaş Rüzgarları (Kazım Karabekir) &#8211; Roman (Kitap) Özeti</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ankarada-savas-ruzgarlari-kazim-karabekir-roman-kitap-ozeti/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ankarada-savas-ruzgarlari-kazim-karabekir-roman-kitap-ozeti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jan 2008 18:34:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser Özet]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankarada Savas Rüzgarlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kazim Karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özet Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatindan Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Kitaplari]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzlerce Roman Özeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ankarada-savas-ruzgarlari-kazim-karabekir-roman-kitap-ozeti/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da Savaş Rüzgarları  (Kazım Karabekir) KİTABIN ADI : Ankara’da Savaş Rüzgarları KİTABIN YAZARI : Kazım KARABEKİR YAYINEVİ VE ADRESİ : Emre Yayınevi BASIM TARİHİ : 1997 KİTABIN ÖZETİ Yakın tarihimize bir ışık tutmak maksadıyla Kazım KARABEKİR ’in varisleri tarafından onun notlarının toparlanmasıyla meydana gelen bu eser yakın tarihimizle ilgili bilinmeyen tartışmaları gözler önüne sermiştir. Kazım [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ankarada-savas-ruzgarlari-kazim-karabekir-roman-kitap-ozeti/">Ankarada Savaş Rüzgarları (Kazım Karabekir) – Roman (Kitap) Özeti</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt" align="center"> <strong><font color="#0099cc" size="6"><span style="font-family: Maiandra GD"> Ankara&#8217;da Savaş Rüzgarları</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 15pt" color="#ff6600"> </font><strong><span style="font-size: 15pt; color: #ff6600; font-family: Maiandra GD">(Kazım  Karabekir)</span></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">KİTABIN ADI</font></strong><font size="2">  : Ankara’da Savaş Rüzgarları<br />
<strong>KİTABIN YAZARI :</strong> Kazım KARABEKİR<br />
<strong>YAYINEVİ VE ADRESİ</strong> : Emre Yayınevi<br />
<strong>BASIM TARİHİ</strong> : 1997</font></font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">KİTABIN ÖZETİ</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yakın tarihimize bir ışık  tutmak maksadıyla Kazım KARABEKİR ’in varisleri tarafından onun notlarının  toparlanmasıyla meydana gelen bu eser yakın tarihimizle ilgili bilinmeyen  tartışmaları gözler önüne sermiştir.<br />
Kazım KARABEKİR 1939 yılından 1946 yılına kadar olan zaman içerisinde, T.B.M.M.  içerisinde olan tartışmaları gözler önüne sererken, 2 nci Dünya savaşına girilip  girilmeyeceği, girilecekse kimin tarafında olunacağı, büyük Dünya devletlerinin  tarihinden gelen emellerini , bunları 2 nci Dünya savaşı ile nasıl  gerçekleştirmek istediklerini, bu emellerden Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl ve ne  kadar etkileneceğini anlatmaya çalışmıştır.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye Cumhuriyeti’nin  bulunduğu coğrafi konumun yanında, Türk milletinin tarihten gelen savaş  tecrübesi, askeri alanda gösterdiği başarılar ve beraber savaşa girdiği  müttefiklere verdiği sözleri tutma gibi özelliklerini bilen devletlerin kendi  emellerini gerçekleştirmek maksadıyla, Türk milletini kendi saflarına çekmek  için sarf ettikleri çabaları göreceğiz. Ayrıca, yazar eserinde tek partili  sistemin demokratik sistem içerisinde yeterli doyumu sağlayamadığının, iktidar  partisi içerisinde ele alınan konulardan partinin görüşülmesini istediği  konuları meclise aks ettirdiğini, bu durumda meclisin ve kamuoyunun olayların  gidişatında yeterince bilgilerinin ve etkisinin olmadığının altını çizmiştir. Bu  eserde anlatılan dönemi iyi anlayabilmek için dönemin daha öncesine gidip  olayları incelemek , dünya devletlerinin emellerinin ne olduğuna bakmak gerekir.<br />
2 nci Cihan harbinin ortaya çıkmasında etkili olan devletlerden biri de Rusya  ‘dır. Öncelikle Rusya’nın tarihten gelen emelleri nelerdir onlara bakalım. Rusya  Balkanlarda, siyasi ve askeri çıkarlarını elde etmek, sonra Kars Yaylası’na  yerleşmek ve buradan da boğazlara hakim olup sıcak denizlere açılmayı  istemektedir.</font><font face="Arial"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Yüz Temel Eser Özetleri</font><font style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">Kitap Özetleri</font><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuz-100-temel-eser/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yüz Temel Eser</font></a><font color="#ffffff">, </font> </font>  <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Özet</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çarlığın, bu amaçlı istila  siyaseti iki devreye ayrılır. Birincisi Almanların, Avusturya etrafında,  ikincisi Almanların, Prusya etrafında toplanma zamanıdır. 1 nci Devrede Ruslar,  İngiliz ve Almanlarla müşterek çalışmışlardır.2 nci devrede ise Almanlar,  Rusları olduğu kadar İngilizleri de korkutmuşlardır. Daha sonra Kırım Harbinde  Ruslar mağlup olunca Orta Asya’ ya döndüler, “ Boğazların anahtarı Asya  steplerindedir” dediler. İlerleyen yıllarda Ruslar Almanlarla tek başına  mücadele edemeyeceğini anlayınca, 1907’de İtilaf Üçlüsünü kurdular. Almanya’nın  en büyük ideali ise Alman birliğini kurduktan sonra deniz aşırı ülkelere  açılmaktır. Bunu küçük devletleri ele geçirmek veya müzahir yerleştirip, oraları  Almanlaştırarak gerçekleştiriyorlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünya devletleri kendi  emellerini gerçekleştirmek uğruna düşman gördükleri ülkelerle dahi anlaşmaya  gitmekten çekinmemişlerdir. Büyük devletlerin tarihten gelen emellerini  gerçekleşmesi uğruna küçük devletlere dost gibi görünüp onlardan yana bir takım  anlaşmalara imza atabilirler, buna rağmen tek amaçları büyük ideallerini  gerçekleştirmektir. Bu idealleri uğruna devletlerle gizli anlaşmalar  yapmışlardır. Bu gizli anlaşmalar 2 nci Dünya Savaşı’nın başlama anına kadar  devam etmiştir. Oluşan Almanya – İtalya – İngiltere – Fransa cephelerine karşı  kimlerin onların yanında savaşa girmesi gerektiği, Türkiye Cumhuriyeti’nin  savaşa girip girmemesi, girerse kimin tarafında olması gerektiği tartışmaları  son ana kadar devam etmiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Savaşa girip girmeme ve  yahut kimin tarafında girmesi gerektiği tartışmalarına etkisi olan sebeplerden  biri de devletler arasındaki ikili anlaşmalardır. Örneğin Türkiye Balkan  Paktı’na imza atmıştır. Rusya ile de yapılan anlaşma gereği 2 ülkeye hudut olan  devletlerle herhangi bir anlaşmaya gitmeyeceklerdir. Bu durumda Rusya,  Bulgaristan’a saldırırsa ne gibi siyaset izlenmesi gerekir .Türkiye Cumhuriyeti  Akdeniz’de çıkarları doğrultusunda İtalya ile savaşa girerse müttefiki Almanya  ile de savaşacak mıdır? Bu gibi konuların T.B.M.M.‘de tartışılıp karara  varılması gerekiyordu. Almanya’nın, İtalya konusunda taahhüt vererek, kendi  yanlarında savaşa girmemizi istemeleri, kamuoyunda, Almanya ile savaşa girilmesi  üzerinde ağırlık kazanmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya ile İtalya ,İngiltere  – Fransa – Almanya arasında patlak veren savaşa hemen girmeyip kendi menfaatleri  için daha faydalı olacak zamanı beklemişlerdir.<br />
T.B.M.M.’de Kazım KARABEKİR ve bir grup milletvekilinin görüşleri şöyleydi.  Büyük dünya devletleri, büyük ideallerini gerçekleştirmek için küçük devletlere  dost görünürler. Onların bu amaçlarının bir aracısı olarak savaşa girmenin  hiçbir mantığı olmadığıdır. Savaşa girilecekse bunun tek sebebi vatanı savunmak  olmalıdır. Büyük devletlerden gerekli yardım, savaş başlamadan önce alınıp  gerektiğinde vatan savunması için kullanılması lazım gelir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Harpte seferberlik ilan  edildiğinde hep beraber, ayrım gözetmeksizin zengini, fakiri, adaletli bir  şekilde vatan savunması için üzerine düşen görevi gerçekleştirmesi gerekir.  Kazım KARABEKİR Paşa’ nın düşüncelerine göre, 2 nci Cihan Harbinde, asıl olan  mesele; savaşın nasıl yönlendiği değil Türk milletinin emniyeti ve istiklalinin  muhafazasıdır. Savaşta yapılması gereken şunlardır: Ruslarla gerektiğinde  savaşmaktan kaçınmayacağımızı göstermek, sosyal yardıma hız vermek ve haksız  zenginliği önlemek kadar haksız zarureti de önlemek gerekmektedir . Cephede ve  cephe gerisinde, savaşın ağır şartlarını her Türk’ün eşit oranda paylaşması  gerekir. Sulh zamanında savaş ekonomisinin esaslarını yerine getirmek gerekir.  Kaynakların ve stokların savaşa göre hazır tutulması gerekir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kazım KARABEKİR Paşa ,  dönemin hükümetine getirdiği eleştirileri eserinde şöyle sıralıyor: Seferberlik  halinde iken ordumuzun ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla her şey vesikaya  bağlanıyor. Fakat Fransa’da ekmeğin lokantalarda yüksek fiyatlarla satılması  önlenemiyor, halk savaşa girmediği halde arpa karışımı ekmeği vesika ile alırken  imtiyazlı insanlar Fransa’da ekmeklerle köpeklerini besliyorlar. Tam bu ortamda  Yunanistan’a İsmet İnönü’nün emriyle 60 ton buğday satılıyor .Bu da hudutlarda  daha sonra açlık baş göstermesine neden oluyor. Kısacası halk savaşa girmediği  halde savaşa giren ülkelerden daha fazla savaştan etkilenmiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İngiliz sefiri, zamanın  dışişleri vekili Şükrü SARAÇOĞLU’na Almanlarla siyasi, iktisadi ilişkilerin  kesilmesini istediklerini bildiriyor. Şükrü Saraçoğlu, buna savaşa girmemizi  isteseydiniz daha iyi olurdu diye cevap veriyor. Bu savaşa girebilecek durumda  olduğumuzu gösteren bir cevaptır. Oysa Kazım KARABEKİR Paşa önderliğinde bir  grup milletvekili savaşa girmememiz gerektiğini düşünüyor ve nedenlerini şöyle  sıralıyor; Almanlarla 1 nci Cihan Harbinde Ruslara karşı savaştıktan sonra şimdi  Ruslarla, Almanlara karşı savaşmanın anlamını halkta dahil olmak üzere kimse  çözemiyor. Halk arasında barış zamanında yeterince hazırlık yapılmadığı için tüm  yurdun elden gitmesi ve yok olması endişesi vardır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">08.06.1942 günü Seyfi  DÜZGÖREN, Recep PEKER gibi vekiller savaşa girmemiz gerektiği yolunda teklif  verdiler. Bu teklif grubunda kabul olundu, fakat Kazım KARABEKİR ve aynı  düşüncede olan bir grup milletvekili ağır tenkitleri sonucunda Almanlar  sebebiyet vermedikçe savaşa girilmemesi konusunda teklifte bulundular. T.B.M.M.’nde  bu teklif kabul edildi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">03.04.1943 günü İsmet  İnönü-CHURCILLE müzakere yapmak için Kahire’ ye gider. Aynı gün Kazım KARABEKİR  Paşa savaşa girilmesi şart ise sıcak savaş yerine müttefiklere asker göndermeyi  teklif ettiler. Yakın tarihimizde meydana gelen olayları günümüze kadar  ulaştıran bu eserler, tek partili sistemin demokratik hayat içerisinde ne kadar  yetersiz kaldığını gözler önüne sermektedir.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong><font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ankarada-savas-ruzgarlari-kazim-karabekir-roman-kitap-ozeti/">Ankarada Savaş Rüzgarları (Kazım Karabekir) – Roman (Kitap) Özeti</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ankarada-savas-ruzgarlari-kazim-karabekir-roman-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Savaşı &#8211; (Performans &#8211; Proje Ödevleri)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2007 00:25:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[YKS - KPSS]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale Savasi]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Savasi Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[cografya]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Fen ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Oks Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öss Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Proje ve Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Performans Ödevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı (Performans &#8211; Proje Ödevleri) Yüzyılın son centilmen savaşları Çanakkale Savaşları, “yüzyılın son centilmen savaşları” olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme, özellikle karşı karşıya gelmeden sadece teknolojik üstünlüğe dayanarak yüzlerce, hatta binlerce kilometre öteden füzelerle, gemilerle ve uçaklarla yapılan günümüzün ahlâksız savaşlarına kıyasla, savaş ahlâkı ve kuralları açısından bakıldığında son derece farklıdır. &#160; Bu savaşta askerlerimiz, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/">Çanakkale Savaşı – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font color="#6699ff" face="Maiandra GD" size="5">Çanakkale  Savaşı</font></strong><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#6699ff" size="5"><br />
</font><font color="#ff9933" size="2">(Performans &#8211;  Proje Ödevleri)</font></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Yüzyılın son centilmen  savaşları<br />
</strong><br />
Çanakkale Savaşları, “yüzyılın son centilmen savaşları” olarak değerlendirilir.  Bu değerlendirme, özellikle karşı karşıya gelmeden sadece teknolojik üstünlüğe  dayanarak yüzlerce, hatta binlerce kilometre öteden füzelerle, gemilerle ve  uçaklarla yapılan günümüzün ahlâksız savaşlarına kıyasla, savaş ahlâkı ve  kuralları açısından bakıldığında son derece farklıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu savaşta askerlerimiz, iman hassasiyetleriyle bütün dünyaya büyük bir insanlık  dersi vermişler ve savaşın merhamet boyutunu, düşmanlığın dostluğa dönüş  örneklerini göstermişlerdir. Onlara göre düşman cephede iken düşmandır;  kurtarılmayı bekleyen bir acziyet içinde iken ve esir alınmışsa artık  misafirdir. Çünkü insandır. Savaş cephe dışında değil, cephede yapılır. İşte  birkaç örnek:</p>
<p>“Son zamanlarda  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a>lerle iyi iletişim kuruyoruz. Siperlerine, Mısır&#8217;daki  kamplarımızda tutulmakta olan Türk savaş esirlerinden gelen ve çok iyi  bakıldıklarını anlatan mektuplarıyla, sağlıklı ve mutlu olduklarını gösteren  fotoğraflarını atmıştık. (Gerçi bizim askerler bunu yapmamızı pek istemiyorlardı  ama&#8230;) Karşıdan şu cevabı aldık: Sadaka ile yaşayan bir adam, domuzun, lânetin  tekidir. Karnımız tok olduğu gibi, yedek yiyeceğimiz de bol. Ellerimizde  tüfeklerle hazırız. İngilizlerin çok silah ve cephanesi olabilir. Ancak, bizim  de süngülerimiz ve inancımız var. Eğer iddia ettiğiniz gibi büyük bir millet  iseniz, neden üstün ilkeler doğrultusunda hareket etmiyorsunuz da, başkalarının  aklını çelerek sadakatlerini bozmaya çalışıp alçalıyorsunuz?&#8230;” (Gazeteci  C.E.W. Bean&#8217;ın 10 Kasım 1915&#8217;te günlüğüne “Türkler: Yaşamın Güzel Yanları”  başlığıyla düştüğü notlardan.)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Türkler çok dürüst savaşçılar. Kahramanlık ve cesaretleri tartışılmaz. İşkence,  zulüm ve domdom kurşunu konusundaki tüm iddialar yalandır. Geçen gün,  yanlışlıkla atılan bir şarapnel ile Kızılhaç katırlarından birisini öldürdüler.  Anında özür dilediler. Daha önce de yaralılarımızla ilgilendiler. Onları, kıyıya  bırakıp bize haber verdiler.” (Avustralyalı bir albayın Ekim ayı sonunda  ülkesine yolladığı mektupta “Siperlerdeki Yaşam ve Türkler” başlığı altındaki  ifadelerinden.)<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> “&#8230;Hastaneye ateş edilmiyor, zehirli gaz kullanılmıyor. Triumph (savaş gemisi)  isabet alıp batmaya başlayınca, tekrar ateş edilmiyor. Türkler asla ikili  oynamıyorlar. Bunun aksini iddia edenler Gelibolu&#8217;ya gelmiş değillerdir.” (  Otago Times Gazetesi, 1 kasım 1915, “Savaşçı Olarak Türk” başlıklı yazıdan)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“&#8230;Şu ana kadar bu cephede Türklerin savaş yöntemlerinin adaletli olduğunu  kabul etmek insaf gereğidir.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>le Avustralyalılar arasındaki savaş mertçe  cereyan etmektedir ve sonuna kadar böyle kalacaktır. Bu savaştan önce Türkleri  hor görürdük. Artık böyle bir şey söz konusu değil.” (The Age adlı Avustralya  gazetesi, 11 Aralık 1915, “Gaz Bombası Saldırısından Korkulmuyor” başlığıyla  yayınlanan yorum yazısı.)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Fatih Sultan Mehmed&#8217;in  kurduğu şehir<br />
</strong><br />
Yunan egemenliğine, Pers hakimiyetine şahit olmuş, İskender&#8217;in eline geçmiş,  Bergama, Roma ve Bizans krallıklarını görmüş, Slav ve Hun saldırılarını  göğüslemiş bir yöre&#8230; 6. ve 7. yüzyıllarda müslüman Arapların akınlarına maruz  kalmış&#8230; Sonra Türkmenlerle tanışmış&#8230; Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklusu,  Karesi Beyliği&#8230; Ve I. Murad Hüdavendigar Dönemi (1360-1389)&#8230; Artık Osmanlı  toprağıdır. Yıldırım Bayezid Han, Çelebi Sultan Mehmed, II. Murad derken,  Fatih&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale boğazından geçişi kontrol altına almak isteyen Sultan, İstanbul&#8217;un  fethinden 10 yıl sonra Anadolu yakasında Kocaçay (Sarı Su) ağzındaki bir düzlük  üzerine Kal&#8217;a-yı Sultaniyye adında bir kale yaptırdı (1463). Kale stratejik  öneme sahipti. Venediklilerle Osmanlılar arasındaki mücadelelerde sık sık  saldırıya uğradı, büyük savaşlara tanık oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18. asrın ortalarında ipekçilik, yelken bezi ve çanak-çömlek imalatı ile şöhret  buldu. Artık Kal&#8217;a-i Sultaniyye yerine Çanak-Kal&#8217;ası adı kullanılmaya  başlanmıştı. Zamanla bu isim Çanakkale&#8217;ye dönüştü ve bu yerleşim birimi bağ ve  bahçelerle çevrili, çınarların gölgelediği bir şehir halini aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fatih, Kal&#8217;a-yı Sultaniyye&#8217;nin karşısına Rumeli tarafına bir başka kale daha  yaptırmıştı. Ona da Kilîdü&#8217;l-bahr (Kilitbahir, deniz kilidi) adını vermişlerdi.  IV. (Avcı) Mehmed zamanında (1648-1693) Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa Çanakkale  Boğazı&#8217;na Fatih&#8217;in yaptırdığı kalelerin biraz daha güneyine iki kale daha  yaptırdı. Rumeli kıyısındakine Seddülbahir (Deniz seddi, engeli), Anadolu  yakasındakine ise Kumkale adı verildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Acılı günlere doğru<br />
</strong><br />
Fatih Sultan Mehmed&#8217;in hatırası olan Çanakkale, tarihinin en acılı günlerini 20.  yüzyıl başında Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O dönemde rekabet, sömürgecilik ve  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milliyetçilik</font></a> akımları Avrupa&#8217;yı ikiye  bölmüştü. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişme gerginliğe  dönüştü. 28 Haziran 1914&#8217;te Avusturya-Macaristan Veliahdının bir Sırp tarafından  öldürülmesi, bu gerginliği zirveye taşıdı. Avusturya&#8217;nın 28 Temmuz 1914&#8217;te  Sırbistan&#8217;a seferberlik ilanıyla I. Dünya Savaşı başladı: Bir yanda Almanya,  Avusturya-Macaristan, yani İttifak Devletleri, öbür yanda İngiltere, Fransa ve  Rusya&#8217;dan oluşan İtilaf Devletleri&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu arada Osmanlı Devleti dışta ve içte bunalım üstüne bunalım yaşıyor, toprak ve  güç kaybediyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile arka arkaya  yenilgiler almış, Doğu Trakya dışında Avrupa&#8217;daki bütün topraklarını kaybetmiş,  saygınlığını yitirmişti. Son facialarla devletin Afrika kıtasıyla ilişiği  kesilirken, Avrupa&#8217;da çok küçük bir toprağı kalmıştı. Afrika&#8217;da 1.200.000,  Rumeli&#8217;de ise 250.000 km²&#8217; lik yer elden çıkmıştı. Artık Osmanlı Devleti&#8217;nin  ölümü bekleniyor, paylaşım plânları yapılıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mesela, Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedefliyor, İngiltere  Süveyş Kanalı ve Hint yolunu Osmanlı baskısından kurtarmayı, ayrıca Orta  Avrupa&#8217;ya sızan Alman-Avusturya ordularını arkadan çevirmeyi tasarlıyor, Fransa;  Lübnan, Suriye ve Kilikya&#8217;nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma  politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalya&#8217;ya sahip olmak istiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de,  Rusya&#8217;nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı&#8217;yı Almanya saflarına yönlendirdi ve 2  Ağustos 1914&#8217;te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Güvenliğini sağlama almak için seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden  Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914&#8217;te İngiliz donanmasından kaçan Goeben ve  Breslau adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verdi ve  boğazları tüm yabancı gemilere kapattı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Nerede o eski Osmanlı Donanması?<br />
</strong><br />
Goeben ve Breslau&#8217;ın boğazlardan geçmesi İtilaf devletlerinin tepkisine yol  açtı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere  sipariş ettiği ve hatta parasını ödedikleri halde alamadığı iki gemi yerine  satın aldığını açıkladı. Osmanlı Devleti bu konuda haklıydı. Zira bir zamanlar  Akdeniz&#8217;i adeta “Türk Gölü” haline getiren Osmanlı Donanması ne yazık ki o  tarihlerde kayıplara karışmıştı. Düşman da durumun farkındaydı. Nitekim Kraliyet  Armadası Birinci Lordu Earl Selbourne , 1903&#8217;te İngiltere&#8217;deki bir brifingde  Osmanlı Donanması için “Mevcut bile değil!” demekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devlet, donanmayı güçlendirmek için teşebbüse geçmiş ve İngiltere&#8217;ye 40&#8217;a yakın  irili-ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlangıç için günün değerleriyle 4  milyon Sterlin&#8217;e iki Drednot (Drednot tipi gemiler daha hızlı hareket  edebiliyorlardı, yüzen bir filo gibiydiler, fakat yeni deneniyorlardı)  ısmarlanmıştı. Birine o dönemde tahtta bulunan Sultan 4. Mehmed Reşad&#8217;dan dolayı  Reşadiye, diğerine de Sultan Osman-1 adı verilmişti. Gemilerin alınabilmesi için  bütçe yeterli olmadığından geniş bir bağış kampanyası düzenlenmiş, kahvelerde,  halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamerelerde ve eğlencelerde, hatta  öğrencilerin eline kumbaralar verilerek bayramlarda bile para toplanmıştı.  Yüksek miktarda bağışta bulunanlara “Donanma İane Madalyası” veriliyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti&#8217;nin Birinci Dünya  Savaşı&#8217;na sürüklendiği günlerde İngiltere gemileri vermekte tereddüt ediyordu.  Churchill, Sultan Osman&#8217;a el koymanın çok büyük bir diplomatik karmaşaya sebep  olacağını bilmekle beraber, İngiliz Armadasının önüne çıkabilecek böylesi bir  gemiyi teslim etmek istemiyordu. 3 Ağustos 1914&#8217;te Sultan Osman ve Reşadiye&#8217;ye  el konduğu resmen açıklandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte Goeben ve Breslau, daha önce İngilizlere sipariş edilip parası ödenen söz  konusu iki gemi yerine satın alınmış oluyordu. Yavuz ve Midilli adı verilen bu  iki savaş gemisi böylece Osmanlı Donanması&#8217;na katıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">27 Eylül 1914&#8217;te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı  Karadeniz&#8217;de Ruslar&#8217;a ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca, 1  Kasım 1914&#8217;te Ruslar Kafkasya&#8217;da sınırı geçerek fiilen savaşı başlatmış ve  Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Devleti&#8217;nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle  Avrupa için çok büyük bir önem taşıyordu. Stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan  paha biçilmez değerdeydi (hâlâ da öyledir). İtilaf Devletleri&#8217;nin boğazları  açmak istemelerinin baş sebebi, işte bu stratejik mevkie hakim olma arzusuydu.  Böylece Rusya&#8217;ya yardım edebileceklerdi. Aynı zamanda Almanya&#8217;dan yeterli yardım  alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı yalnız bırakılmış ve  barışa mahkum edilmiş olacaktı. Ayrıca boğazlara hakim olmak, İstanbul&#8217;u ele  geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma yol açmak anlamına  geliyordu. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarı sayesinde İtilaf Devletleri&#8217;ne  katılacaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm müslüman sömürgeleri  sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız edecek hiçbir olay  yaşanmayacaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Denizlere hakim olan dünyaya hakim olabilir”, ama Çanakkale&#8217;ye asla&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İngilizler, “denizlere hakim olan dünyaya hakim olur” düşüncesiyle hareket  ediyordu. Boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanmışlardı.  Bu sebeple harekâtın donanmayla gerçekleştirilmesine karar verildi. Tarihinde  hiç yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı  açısından kendine güveni tamdı. Fransa&#8217;nın da desteği ile dünyanın en büyük  armadası oluşturulmuştu. Hiçbir gücün bu donanmaya karşı gelemeyeceği  düşünülüyordu. İngilizlere göre yıpranmış, teknolojik açıdan iyice zayıf düşmüş  ve parçalanmak üzere olan Osmanlı Devleti, bu armada ile asla baş edemezdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Batılı kaynaklarda Gelibolu Savaşları adıyla da anılan Boğazlara yönelik  harekâtın ilk deniz hücumu 3 Kasım 1914&#8217;te iki İngiliz harp gemisinin Ertuğrul  ve Seddülbahir , iki Fransız gemisinin de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını  bombardıman etmesiyle başladı. İtilaf Devletleri 5 Kasım 1914&#8217;te Osmanlı  Devleti&#8217;ne savaş ilan ettiler. Osmanlı Devleti de buna 11 Kasım&#8217;da çıkan bir  irade ile cevap verdi. Fakat asıl deniz harekâtı 19 Şubat 1915&#8217;te başladı.  Şubat-Mart 1915&#8217;te düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama  gemileri olabildiğince yol açtı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan ve bu iş için tahmini 1 aylık bir  süre biçen düşman, Osmanlı&#8217;nın kararlı direnci karşısında bu işin o kadar da  kolay olmadığını anlamaya başlamıştı. Bir ay boyunca yapılan bombardımana  rağmen, kayda değer bir gelişme elde edilememişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18 Mart&#8217;a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki  Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye  tabyaları tahrip edilmişti. Böylelikle boğaza giriş kapıları aralanmıştı ama  ileride olacaklar hâlâ belirsizdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Kara bulut gibi gemi  dolu. Hangisine atarsan at!”<br />
</strong><br />
18 Mart 1915 sabahına böyle gelinmişti. Kimse neyle karşılaşacağını bilmiyordu.  Müttefiklerin plânına göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman  filosu boğazda belirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yenice-Çınarcık Köyü&#8217;nden Ahmet Başaran 1981 yılında o günü şöyle anlatıyordu:  “Tahir Oğlu Ahmet benim adım. 1303 (1887) doğumluyum. 94 yaşındayım. 6 yıl  askerlik yaptım. Çanakkale Boğazı kara bulut gibi gemi doluydu o gün. Hangisine  atarsan at.”</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">11.30&#8217;da merkez tabyalarına ateş başladı. Saat 14&#8217;e doğru Suffren büyük bir  hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet&#8217;de onu izlemekteydi. Derken Bouvet&#8217;de  bir-iki patlama oldu ve 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık  yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi  kesmiştiler. 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk  etmişti. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible&#8217;ın durumu kötüydü ama yoğun  bir çabayla Bozcaada&#8217;ya ulaşabilmişti. Saat 15.14&#8217;de İrrisistible&#8217;ın yanında  korkunç bir patlama duyuldu, 16.15&#8217;te de tabyalardan uzaklaşmak isterken bir  mayına çarptı. 18.05&#8217;te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Tahir oğlu  Ahmet&#8217;in anlatımıyla: “O gün batanı battı, batmayanı geri çekilip kaçtı&#8230;  Gittiler&#8230;” İngiliz ve Fransız filoları mevcutlarının yüzde 35&#8217;ini kaybedip  çekilmek zorunda kalmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Teknik detaylara girmeden söyleyecek olursak, savaş, daha sonra 18 Mart 1915&#8217;ten  itibaren yaklaşık 10 ay denizde olduğu kadar karada da devam etti. Bu dönemde  Osmanlı askeri dünyanın en güçlü zırhlılarınca sürdürülen cehennemî  bombardımanlar altında saldırganlara karşı yılmadan aylarca direnmiş ve sonunda  düşmanlarını yarımadayı terk etmek zorunda bırakmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Derin ve kalıcı etkiler<br />
</strong><br />
Onca çabaya ve üstünlüğe rağmen İtilaf güçlerinin başarısızlığıyla sonuçlanan  Çanakkale muharebeleri, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın seyrini değiştirip uzamasına  sebep olduğu gibi Çarlık Rusyası&#8217;nın çöküşünü de hazırlamış ve İngiltere&#8217;de  hükümet değişikliğine yol açmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir yıldan fazla süren ve dünya savaş tarihinde farklı bir yeri olan bu  muharebelerde her iki taraf büyük kayıplar vermiştir. İtilaf Devletleri,  Çanakkale&#8217;ye 410 bin İngiliz, 79 bin Fransız asker göndermiş, sadece İngiliz  kuvvetlerinin toplam kaybı 213.980 kişiyi bulmuştur. Çanakkale muharebelerine  katılan Osmanlı kuvvetleri (yaklaşık 700 bin kişi) genellikle kısım kısım  kullanıldığından, zayiatın belirlenmesi güçleşmiş ve çeşitli rakamlar ortaya  atılmıştır. Bu rakamlar 190 bin ilâ 350 bin arasında değişmektedir. Genelkurmay  Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı&#8217;nın resmi kayıtlarına dayanarak tespit  ettiği şehit sayısı ise 213.882&#8217;dir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milletimiz bu savaşta çok sayıda yetişmiş insanını (kesin olmayan tahmini  rakamlara göre, o günün şartlarında ülkenin beyin takımını oluşturan 100.000&#8217;den  fazla <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">öğretmen</font></a>, mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar  yitirilmiştir.) kaybetmesine rağmen, Balkan Savaşı&#8217;ndan kalma ezikliği üstünden  atarak büyük bir askeri başarı kazanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale zaferi bütün İslâm dünyası ve ezilmiş milletler için yeni bir ışık  olmuş,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk edebiyatı</font></a>nda halkın hislerini dile getiren pek çok esere de konu  teşkil etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><em><font face="Maiandra GD" size="2">Ahmet Miroğlu</font></em></strong></p>
<p><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD">  </font></p>
<p align="center"><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"> <span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/performans-proje-odevleri/">»<span lang="tr">  “Performans Ödevleri” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span style="font-size: 9pt" lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/">Çanakkale Savaşı – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>25</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ruhbilimsel Savaş &#8211;  (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ruhbilimsel-savas/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ruhbilimsel-savas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2007 11:01:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Sinanoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Sinanoglu Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Sinanoglunun Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Oktay Sinanoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhbilimsel Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhbilimsel Savas Oktay Sinanoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ruhbilimsel-savas/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruhbilimsel Savaş (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu) En etkin savaşın ruhbilimsel savaş olduğunu hepimiz biliyoruz. Buna &#8220;ruhbilimsel&#8221; diyorum; Türkçe. &#8220;Pisikolojik savaş&#8221; demiyorum. [Tarzanca &#8220;pisi pisi&#8221; falân derseniz, kediler üstünüze atlar. Ayrıca &#8220;pisikiyatri&#8221; demiyelim; Türkçesi &#8220;ruhiyat&#8221;. Bak ne güzel: İkisine de ayrı düzgün terim. İllâ da &#8220;pisi pisi&#8221;li Tarzan terimleri kullanmakta ısrar edenlerin üstüne yalnız kediler değil, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruhbilimsel-savas/">Ruhbilimsel Savaş –  (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt">Ruhbilimsel Savaş<br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">En etkin savaşın ruhbilimsel savaş olduğunu  hepimiz biliyoruz. Buna &#8220;ruhbilimsel&#8221; diyorum; Türkçe. &#8220;Pisikolojik savaş&#8221;  demiyorum. [Tarzanca &#8220;pisi pisi&#8221; falân derseniz, kediler üstünüze atlar. Ayrıca  &#8220;pisikiyatri&#8221; demiyelim; Türkçesi &#8220;ruhiyat&#8221;. Bak ne güzel: İkisine de ayrı  düzgün terim. İllâ da &#8220;pisi pisi&#8221;li Tarzan terimleri kullanmakta ısrar edenlerin  üstüne yalnız kediler değil, ruhiyatçılar da atlar haa&#8230; &#8220;Dedesini İngiliz  huliganı zannetmiş; müşteri çıktı&#8221; diye düşünerek.]</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Evet, bazı ülkeler, ruhbilimsel savaş taktikleri kullanılarak içinden  fethedilmiştir; tek kurşun sıkmadan. İlâveten, &#8220;kültür mühendisliği&#8221;, &#8220;toplum  mühendisliği&#8221; adlarını taktığım yöntemler de var. [Bunlar için Bkz. O.Sinanoğlu,  &#8220;Bye-Bye Türkçe&#8221; ve &#8220;Hedef Türkiye&#8221; kitapları (OTOPSİ Yayınları, İstanbul,  2000-2002)].<br />
Matematiksel biçime bile sokulabilecek bu yöntemler neden etkin? Çünkü  insanların kafalarını, gönüllerini sömürgeleştirirsen, sonunda fabrikalarını,  bankalarını, tarımını, en son da topraklarını alır götürürsün. İçerdeki özel  işbirlikçiler sana yardımcı olur; geniş bir kesimin de karşı durmalarını  sağlayacak melekeleri yıpratılmıştır; &#8220;gık&#8221; çıkarmayanlar çoğalır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yöntemler tarih boyu hep vardı; ama 20. yüzyılda iyice bilimselleştirildi.  Birkaç ay önce bir dış ülkede duydum ki, orada bir &#8220;Özel Harekât ve Ruhbilimsel  Savaş Evrenkenti&#8221; kurulmuş. Herkes için değil, o ülkenin bazı ordu mensupları  için. Tabii evrenkent (üniversite) olunca, (&#8220;Tarzanca dershanesi&#8221;nden  bahsetmiyorum; sâhici evrenkent), araştırma da ağır basar demektir. Demek ki,  zaten yapılmakta olan araştırmalar daha da yoğunlaştırılıyor. Ruhbilimsel savaşın en önemli iki aracı eğitim kurumları ve (ayarlı)  basın-yayın; bunlara nüfuz edip kullanmak. Önemli oyunlardan biri de  sözcük/kelime oyunları.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Her sözcüğün, o dili kullananların tarihî ve kültürel birikimine bağlı bir  çağrışım bulutu var. Bunu &#8220;Bye-Bye Türkçe&#8221; kitabında anlatmıştık. Hele öyle  sözcükler vardır ki, o ülkedekilerde derin duygular uyandırır, onları harekete  geçirir: &#8220;Vatan&#8221;, &#8220;yurt&#8221;, &#8220;millet&#8221; (ya da &#8220;ulus&#8221;), &#8220;Kuvayı milliye&#8221; gibi.  Ruhbilimsel savaşta böyle sözcükler yıprandırılır, gözden düşürülür, hatta  onlara sahte anlamlar yüklenir. Ülkülem (ideoloji) veya inanç ifâde eden  kelimelere de bu özellikle yapılır. Türkiye&#8217;de son kırk yılda bu yöntem yoğun  bir biçimde uygulanmıştır. Her ülkülemin içi boşaltılmış, onu temsil eden  kuruluşlar sahtelenmiş, o ülkülemin hakikisini benimseyenler ezilmiş, maskeliler  tepelerine oturtulmuştur. [Tabii bu yalnız Türkiye&#8217;de yapılmadı. Benzerleri son  yetmiş yılda birçok Güney ve Orta (&#8220;Lâtin&#8221;) Amerika ülkesinde görülmüştür].</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">***** konusu yöntemde yeni sözcükler, terimler, kavramlar da türetilir. Ve  bunlar ayarlı basın-yayın yoluyla altı ay gibi kısa bir sürede halkın kafasına  âdetâ dağlanmış gibi yerleştiriverilir. ABD, kendi halkı üzerinde de aynı oyunu  sürekli sergiler. Tek sözcüğe şartlanmış &#8220;kamuoyu&#8221; sonra da başka ülkelere ihraç  edilir. Bunun dünya çapında yoğun bir örneğini 1991&#8217;den itibâren gördük. Hâl-i  hazırdaki Haçlı Seferi 11 Eylül 2001&#8217;de değil, önce ruhbilimsel savaşla 1991&#8217;de  başlatıldı: &#8220;Kızıl tehlike&#8221; yerine &#8220;yeşil tehlike&#8221;, &#8220;medeniyetler çatışması&#8221;, &#8220;fundamentalist&#8221;,  &#8230; . Aslında 1947&#8217;de türetilen &#8220;kızıl tehlike&#8221; de aynı cinsten bir kavramdı. Bu  &#8220;tehlike&#8221;nin, ABD silâh sanayii harcamalarını kamuoyuna gerekli göstermek için  (ayrıca diğer ülkeleri, içinden bölerek, veya ürküterek, ABD&#8217;nin, daha doğrusu  &#8220;küresel kıraliyetçi&#8221;lerin boyunduruğuna sokmak için) en azından abartıldığını  1991&#8217;den sonra ABD yetkilileri ve CIA da itiraf ettiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ruhbilimsel savaşla içinden fethedilmiş  ülkelerde ilk yapılacak iş, ilk kurtuluş harekâtı, gönülleri, zihinleri  sömürgeleştirilmiş halkın gönüllerini ve zihinlerini kurtarmaktır. Böyle bir  kurtuluş savaşı da önce ruhbilimsel savaş silâhlarına karşı aynı cinsten  silâhlarla savaşmayı gerektirir. İşte bu yeni kurtuluş savaşı Türkiye&#8217;de  başlamış bulunuyor. Düşmanın savaşında ülkenin dilini yok etmek çok önemli bir  yer tuttuğuna göre, dili yok etmenin başlıca yolunun da eğitim dilini Türkçe  yerine Tarzanca yapmak olduğuna göre, bizim kurtuluş savaşımız da, çok yıllar  önce, Türkçe eğitim ve bilim dilinin kurtarılması şeklinde başladı. Biliyorduk  ki, Türkçe konusunda ülke çapında ulusal hassasiyet yeniden canlandırılırsa,  Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin bağımsızlığının, iktisâdının, ulus-devletinin,  topraklarının korunması için şart olan ulusal hassasiyet de yeniden canlanır, ve  giderek artar. Nitekim öyle de oldu. Şimdi, rehâvete kapılmamak şartıyla herkes  sevinmelidir: Kurtuluş için gerekli bilinç ve Atatürk ruhu canlandı ve dalga  dalga ve hızla ülkemizin her köşesinde gönüllerden gönüllere yayılmaktadır.</font></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-oktay-sinanoglu/">»<span lang="tr">  &#8220;Oktay Sinanoğlu&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ruhbilimsel-savas/">Ruhbilimsel Savaş –  (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ruhbilimsel-savas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başını Vermeyen Şehit (Masal)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 00:27:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Asker]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[Metin]]></category>
		<category><![CDATA[Oyku]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Sehit]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Başını Vermeyen Şehit&#8230; Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda&#8230; Yarım mil ötede Toygun Paşa&#8217;nın son kuşatmasındân çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/">Başını Vermeyen Şehit (Masal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD"><strong><span style="font-size: 22pt"> &#8230;Başını Vermeyen Şehit&#8230;</span></strong></font></p>
<p align="center"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/masal/basini_vermeyen_sehit.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/masal/basini_vermeyen_sehit.jpg" height="150" width="199" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yarın arifeydi. Öbür günkü  bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında  otluyorlardı. Karşıda&#8230; Yarım mil ötede Toygun Paşa&#8217;nın son kuşatmasındân  çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ  gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut  yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki  gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi, acı acı bağırıyorlardı. Palanka  kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru  Kadı yavaşça kımıldadı; ikindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor,  uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların  hepsi Türklerin elindeydi. Yalnız şu Zigetvar&#8230; yıkılmaz bir ölüm seddi halinde  &#8220;Kızılelma&#8221; yolunu kapatıyordu. Sanki bu uğursuz kargalar hep onun  mazgallarından taşıyor, anlaşılmaz bir lisanın çirkin küfürlerine benzeyen  sesleriyle her tarafı gürültüye boğuyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuru Kadı içini çekti. Sonra &#8220;Ah&#8230;&#8221; dedi. İncecik, sinirli boynunun üstünde bir  taş topuz gibi duran çıkık alınIı iri kafasını salladı. Yeşil sarığını arkaya  itti. Islak gözlerini oğuşturdu. Şimdiye kadar, asker olmadığı halde, her  muharebeye girmişti. Birkaç bin yeniçeriyle dört beş topu olsa&#8230; bir gece  içinde şu kaleyi alıvermek işten bile değildi. Şimdi vakıa müstakildi. Ne  isterse yapabilirdi.Palankanın kumandanı Ahmet Bey öteki boy beyleriyle beraber  Toygun Paşa ordusuna katılıp Kapuşvar fethine gitmiş&#8230; Kapuşvardan sonra  Zigetvarı saran ordu kışın aman vermez zoruyla, zaptı yarı bırakarak Budin&#8217;e  dönünce, o da askerleriyle tekrar palankasına gelmemiş, Toygun Paşa&#8217;nın yanında  kalmıştı. Bugün Grigal&#8217;den altı mil uzaktaydı. Palankaya yalnız Kuru Kadı  karışıyordu; esmer, zayıf yüzünü buruşturdu: &#8220;Palanka&#8230; amma topu tüfeği kaç  kişi?&#8221; dedi. Bütün genç savaşçıları Ahmet Bey beraberinde götürmüştü..  Hisardakiler zayıflardan,bekçilerden, hastalardan, ihtiyar sipahilerden  ibaretti.Hepsi yüz on üç kişiydi! Düşman, galiba öteki palankalardan  çekiniyordu: Yoksa burasını bırakmaz, mutlaka almağa kalkardı. Biraz eğildi.  İnce yosunlu, soğuk sipere dirseklerini dayadı. Aşağıya baktı. İki üç asker  beyaz koyunların arasında dolaşıyordu. Bir tanesi karşısına geçtiği iri bir  koçu, başına dokunarak kızdırıyordu, tos vuruyordu. Öbürleri, elleri  silahlarında, bu oyunu seyrediyorlardı. Bağırdı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Oynamayın şu hayvanla&#8230;<br />
Askerler, başlarını tepelerden gelen sese doğru kaldırdılar. Kuru Kadı&#8217;dan hepsi  çekinirlerdi. Gayet sert,gayet titiz, gayet sinirli bir adamdı. Adeta deli gibi  bir şeydi. Sabahtan akşama kadar namaz kılar, zikreder,geceleri hiç uyumazdı.  Daha yatıp uyuduğunu kalede gören yoktu. Vali Ahmet Bey ona &#8220;bizim yarasa&#8221;  derdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Zavallının sabahı bekleme denilen hastalığını kerametine de yoranlar vardı.  Tekrar bağırdı:<br />
&#8211; Haydi, artık akşam oluyor, içeri alın onları.Askerler koyunları toplamağa  başladılar. Kuru Kadı&#8217;nın dirsekleri acıdı. Doğruldu. Tekrar Zigetvar&#8217;a baktı.  Üst tarafındaki göl, kirli bakır bir levha gibi yeri kaplıyordu. Kargalar,  havaya boşaltılmış bir çuval canlı kömür ellemeleri gibi karmakarışık  geçiyorlar, sükûtu parçalayan keskin, sivri sesleriyle gaklıyorlardı.Kalbinde  ağır bir elem duydu. &#8220;Hayırdır inşallah&#8221; dedi.Canı o kadar sıkılıyordu ki&#8230;  Elleri arkasında, başı önüne eğik, bastığı siyah kaplama taşlarına görmez bir  dikkatle bakarak yavaş yavaş yürüdü. Derin bir karanlık kuyusunu andıran  merdivenin dar basamaklarında kayboldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8230; Arife sabahı, herkes uyurken, o, her vakit ki gibi yine uyanıktı! Mescit  odasının önündeki taş yalakta, iki büklüm, abdestini tazeliyordu. Giden gece,  daha gölgeden eteklerini toplayamamıştı. Bahçeye çıkan kapı kemerinde asılı  kandil, sönük ışığıyla, duvarları titretiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Hey, çavuşbaşı&#8230; Hey!&#8230;<br />
Elindeki ibriği bıraktı. Kulak kabarttı. Bu, kuledeki nöbetçinin sesiydi.  Kolları sıvalı, ayakları çıplak, başında takke, hemen yukarı koştu. Merdivende  çavuşa rast geldi. Onu itti. Yürüdü. Nöbetçinin yanına atıldı:<br />
&#8211; Ne var?<br />
&#8211; Kaleden düşman çıkıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Erguvani bir esmerlik içinde siyah bir kaya gibi duran Zigetvara baktı. Bu  kayadan yine koyu, uzun bir karartı süzülüyor, palankaya doğru akıyordu.<br />
&#8211; Bize geliyorlar&#8230; dedi:<br />
Çavuşa döndü:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Haydi, gazileri uyandır. Kurban bayramını bugünden yapacağız. Koş. Bana da  çabuk topçuyu gönder.Çavuş, bir eliyle bakır tolgasını tutarak, koştu. Merdivene  daldı. Kuru Kadı, uzakta, kara yerin üstünde daha kara bir leke gibi yavaş yavaş  ilerleyen düşman alayına dikkatle baktı. Gözlerini küçülttü, büyült tü.  Önlerinde birkaç top da sürüklüyorlardı. Binden fazla idiler. Halbuki hisardaki  gaziler? Kendisiyle beraber yüz on dört kişi&#8230; &#8220;Ama, yine haklarından geliriz!&#8221;  dedi. Uyanan, yukarı koşuyordu. Hisar kapısının iyice bağlanmasını emretti.  Sarığını, cübbesini, kılıcını, tüfeğini getirtti. İhtiyar topçu gelince, ona da,  hemen &#8220;haber topları&#8221;nı atmasını söyledi. Bu bir adetti. Taarruza uğrayan bir  palanka hemen &#8220;İşaret topu&#8221; atarak etrafındaki kuleleri imdadına çağırırdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biraz sonra düşman hisarın önünde, harp düzeninegirmiş bulunuyordu. Zaplar  başsız, gür ejderha yavruları gibi siyah ağızlarını bedenlere çevirmişti.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>  bağırdılar:<br />
&#8211; Size teklifimiz var. Elçimizi içeri alır mısınız?<br />
Kuru Kadı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Alırız. Gönderin, gelsin! cevabını verdi.Bedenler, kalkanlı, tüfekli, oklu  gazilerle dolmuştu.Palankanın ruhu, neşesi, keyfi olan iki arkadaş, bu esnada  tuhaf tuhaf laflar söyleyip yine herkesi güldürüyordu. Bunların ikisine de  &#8220;deli&#8221; derlerdi: Deli Mehmet,Deli Hüsrev&#8230; Serhatın muharebelerinde, hayale  sığmayacak yararlılıklarıyla masal kahramanları gibi inanılmaz bir şöhret  kazanan bu iki deli, hiçbir nizama hiçbir kayda, hiçbir disipline girmeyen,  dünya şerefinde gözleri olmayan Anadolu dervişlerindendi. Her zaferden sonra  kumandanlar onlara rütbe, hil&#8217;at, murassa kılıç gibi şeyler vermeye kalkınca  gülerler: &#8220;İstemeyiz, fani vücuda kefen gerektir. Hil&#8217;at nadanları  sevindirir&#8230;&#8221; derler, hak uğrundaki gayretlerine ücret, mükafat, övgü kabul  etmezlerdi. Harp onların bayramıydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tüfekler, oklar, atılmağa; toplar gürlemeğe; kılıçlar,kalkanlar şakırdamağa  başladı mı, hemen coşarlar, kendilerinden geçerler; naralar savunarak düşman  saflarına saldırırlar&#8230; alevi gözlerle takip edilemeyen birer canlı yıldırım  olup tutuşurlardı. Kuru Kadı, onların herkesi güldüren münakaşalarını, saçma  sapan sözlerini gülümseyerek dinlerken, elçiyi yanına getirdi, iki deli de  sustu. Herkes kulak kesildi. Bu elçi Türkçe biliyordu. Küstahça tekliflerini  söyledi. Palankayı saran Zigetvar kumandanı Kıraçin&#8217;di. Yanında iki bine yakın  savaşçısı vardı. Grijgal&#8217;in &#8220;Vire ile verilmesini istiyordu. Ateşe, nura, haça,  İncil&#8221;e, Zebur&#8217;a yemin ediyor; çıkıp giderlerken muhafızlara hiçbir ziyanı  dokunmayacağına dair söz veriyordu.<br />
Kuru Kadı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Pekâlâ!&#8230; Haydi git. Biz aramızda anlaşalım, kararımızı size öğleden sonra  bildiririz! diye elçiyi aşağı gönderip kapıdan attırdı. Sonra etrafındakilere  döndü. Şöyle bir göz gezdirdi. Sırtının hafıf kamburu içeri çekildi:<br />
&#8211; İşittiniz ya, gaziler! dedi, Kıraçin haini bizim yüz<br />
on kişiden ibaret olduğumuzu anlamış&#8230; üzerimize iki<br />
bin kişi ile geldi. Teklif ettiği &#8220;Vire&#8221;yi kabul etmek isteyenler vârsa ellerini  kaldırsın!<br />
Kimsenin eli kalkmadı.<br />
&#8211; Öyleyse hazır olalım. Haydi&#8230;<br />
Bir gürültüdür koptu;<br />
&#8211; Hazırız&#8230;<br />
&#8211; Hepimiz, hepimiz&#8230;<br />
&#8211; Hepimiz, hepimiz hazırız.<br />
&#8211; Kılıçlarımız, kalkanlarımız yağlı.<br />
-(~klanmı~ havlı_<br />
&#8211; Yatağanlanmız keskin&#8230;<br />
&#8211; Bugün nusret bizim.<br />
&#8211; Amin, amin&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Kuru Kadı, &#8220;Ey alemlerin rabbi&#8221; diye ellerini kaldırdı. Bir duaya başlayacaktı.  Deli Mehmet yalın kılıç karşısına dikildi. Palabıyık, gök gözlü, geniş beyaz  çehresi,<br />
yeni doğmuş bir ay gibi parlıyordu:<br />
&#8211; Duayı bırak, efendi dedi, gaza duadan faziletlidir. Gel&#8230; Lütfet. Bize şu  kapıyı aç. Kalbindeki korkuyu at. İşte hepimiz hazırız. Şu ayağımıza gelen gaza  fırsatını kaçırmayalım.<br />
Kuru Kadı&#8217;nın elleri aşağı düştü. Deli Hüsrev de arkadaşının yanına sokulmuştu.  Bütün gaziler bu iki delinin arkasına üşüştü. Sanki hepsi bir anda deli  oldular&#8230; bir ağızdan. Aç bize kapıyı, aç&#8230; diye bağırmaya başladılar.Kuru  Kadı&#8217;nın iri patlak gözleri yaşardı. Yüzü sapsarı oldu. Uzun siyah sakalı  kımıldadı. İki deliyi bile<br />
titreten, bütün gazilerin saçlarını ürperten ilahi bir<br />
ağıt ahengi kadar etkili sesiyle haykırdı.<br />
&#8211; Meydan erleri! Ey mertler! Padişahımız Süleyman Gazi aşkına şu sözümü  dinleyin. Benim muradım sizi gazadan engellemek değildir. Bugün can, baş feda  olsun&#8230; Özellikle yarın kurban bayramı&#8230; Fakat bakınız maksadım ne? Bugün  cuma&#8230; hem de arife. Bugün hacılarımız Arafat&#8217;ta, diğer mü&#8217;minler camilerde  bizim gibi gazilerin zaferi için dua etmekteler&#8230; Bunda şüphesi olan var mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Hayır.<br />
&#8211; Hayır, asla&#8230;<br />
&#8211; Hayır.<br />
&#8211; O halde münasip olan budur ki, biz de namazla-<br />
rımızı eda edelim. Gözlerimizin yaşını dökelim. Dua edelim. Birbirimizle  helallaşalım. Sonra gazaya girişelim. Kalanlarımız gazi, ölenlerimiz şehit  olsun! Dünyada iyi nam ile anılalım. Ahirette peygamberimizin âlemi dibinde  toplanalım&#8230; Ne dersiniz?<br />
&#8211; Hay hay!<br />
&#8211; Uygun&#8230;<br />
&#8211; Pekâlâ!<br />
Gazilerin hepsi buna razı oldu. Öğleye kadar durdular. Abdest aldılar, namaz  kıldılar, tekbir çektiler, helallaştılar. Kıraçin&#8217;in askeri, sardıkları  palankadan yükselen derin uğultuyu hep teklif ettikleri &#8220;Vire&#8221; münakaşasının  gürültüsü sanıyorlardı. Ansızın, uzaktaki Türk kulelerinden atılan &#8220;işaret  topları&#8221; işitildi. Bu, &#8220;Biz, dörtnala geliyoruz&#8221; demekti. Kuru Kadı eliyle  hisarın kapısını açtı. Grijal gazileri &#8220;Allah, Allah&#8221; naralarıyla müthiş bir  taşkın deniz gibi fıkırdılar. İki koldan hücum olunuyordu. Kollardan birisine  Deli Hüsrev, birisine Deli Mehmet baş olmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ovada, Grijgal&#8217;e gelen yollardan bir toz dumanıdır kalkıyordu. Nice bin atlı  imdada koşuyor sanılırdı. Düşman, bu hali görünce şaşırdı. İki ateş arasında  kaldığını anladı. Halbuki toz duman içinde yaklaşan ancak beş on gaziydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8230; Bozgun başladı.<br />
Deli Mehmet&#8217;le Deli Hüsrevin takımları düşmanı kaçırmamak için iyice sarıyordu.  Kara Kadı cübbesini atmış. Elindeki kılıç, cesaretlendirdiği gazileri arkasından  yürüyordu. Deli Hüsrev, bir sarhoş gibi Kıraçin&#8217;inalayına dalmış kesiyor,  kesiyor&#8230; inanılmaz bir çabuklukla kaçanlara yetişiyor, ikiye biçiyordu. Kuru  Kadı&#8217;nın gözleri Deli Mehmet&#8217;i aradı. Bakındı, bakındı. Göremedi.Acaba o muydu?  Yüreği ağzına geldi. Düşman safına karışıp kaynaşan kolun arkasında iri bir  vücut yereuzanmıştı&#8230; Elli altmış adım kadar kendisinden uzaktı&#8230; Siyah,  yüksek atlı bir şövalye, uzun bir kargıyı bu uzanmış vücuda saplıyordu. Durmadı.  İlerledi. Koşarken ayağı bir taşa takıldı. Yuvarlanıyordu. Kılıcı ile fırladı.  Hemen toplandı. Kalktı. Düşen kılıcını aldı. Doğruldu. Koşacağı tarafa baktı.  Şövalye atından inmiş,kargıladığı şehidin başını teninden ayırmıştı. Bu anda,bu  kestiği baş elinde, yine siyah bir şeytan gibi şahlanan atma sıçradı.  Kaçacaktı&#8230; Kuru Kadı, bütün kuvvetiyle ona yetişmek için koşarken, baktı ki  sol ilerisinde Deli Hüsrev kalkanını sallayarak, avazı çıktığı kadar bağınyor,<br />
&#8211; Mehmet, Mehmet!&#8230; Canını verdin!&#8230; Bâşını verme Mehmet!&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu nara o kadar müthiş, o kadar tesirli, o kadar yanıktı ki&#8230; Kuru Kadı: &#8220;Vah  Deli Mehmet&#8217;miş!&#8221; diye olduğu yerde dikildi kaldı. Durur durmaz, o an, kırk adım  kadar yaklaştığı kesik başlı şehidin yerden fırladığını gördü. Nefesi tutuldu.  Şaşırdı. Bu başsız vücut uçar gibi koşuyordu. Kendi kellesini götüren zırhlı  şövalyeye yetişti. Eliyle öyle bir vuruş vurdu ki&#8230; Lanetli hemen yüksek  atından tepesi üstü yuvarlandı. Götürmek istediği baş elinden yere düştü. Deli  Mehmet&#8217;in başsız vücudu canlıymış gibi eğildi. Yerden kendi kesik başını aldı.  Hemen oracığa yorgun bir kahraman gibi, uzanıverdi. Bunu Kuru Kadı&#8217;dan başka  kimse görmemişti. Herkes kaçan düşmanı kovalıyordu. Yalnız Deli Hüsrev,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Yüzün ak olsun, ey yiğit! diye bağırdı. Sonra Kuru Kadı&#8217;ya doğru koşarak  sordu.<br />
&#8211; Nasıl, gördün mü bu civanı?<br />
&#8211; Görmedin mi?<br />
Kuru kadı sesini çıkaramadı. Gördüğü harika onu<br />
dondurmuştu. Olduğu yerde öyle dimdik kaldı. Sanki<br />
ölmüştü. Deli Hüsrev, onu hızla sarstı.<br />
&#8211; Ne durursun be can! Ne olsun, haydi gazaya.<br />
Düşman kaçıyor&#8230; Deli Hüsrev&#8217;in kalkması Kuru Kadı&#8217;yı baştan can verdi, &#8220;Allah  Allah&#8221; diyerek ileri atıldı.<br />
Mücahitlere karıştı.<br />
Cenk akşama kadar sürdü.<br />
Er meydanının kanlı yüzüne &#8220;gece siyah saçlarını&#8221;<br />
dağıtırken çağırıcının<br />
&#8211; Gaziler hisara!</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sesi duyuldu. Dönen gaziler içinde kılıcından kanlar damlayan Kuru Kadı, birkaç  sipahi ile dışarıda kaldı. Yaralıları taşıttı. Şehit olanları saydırdı. Bunlar  tam on dokuz kahramandı.:. Düşman altmış dört ceset bırakmış, diğer ölülerinin  hepsini kaçırmıştı. Kuru Kadı sabahtan beri yemek yememiş, su içmemiş, durup  dinlenmemişti&#8230; Toplattığı şehitleri hisarın önündeki meydana yığdırdı. Şehit  Deli Mehmet&#8217;in cesedini kendi buldu. Kesik başı koltuğunda, uyur gibi, sakin  yatıyordu. Olduğu yerde gömdürdü. Sonra yanındakileri. savdı. Butaze mezarın  başına çöktü. Ezberden &#8220;Yasin&#8221; okumağabaşladı. Dışarılarda kimse yoktu, yalnız  uzakta palanka kapısındaki nöbetçi dolaşıyordu. Kuru Kadı okurken, önündeki  mezarın birden yeşil yeşil nurlarla tutuştuğunu gördü. Sesi kısıldı. Dudaklarını  oynatamadı.Çeneleri kitlendi. Bu yeşil nurun içinde Deli Mehmet&#8217;in kanlı boynuna  sarılmış beyaz kanatlı bir melaike, hem onu nurdan elleriyle okşuyor, hem açık  alnını öpüyordu. Bu sıcak, bu yeşil nur büyüdü, taştı, bütün âlem bu nurun  içinde kaldı. Kuru Kadı&#8217;nın gözleri kamaştı. Ruhu yandı. Kendinden geçti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Onu, daha ilk defa böyle derin bir uykuya dalmış gören yoldaşları zorla  kaldırdılar. Koltuklarına girdiler:<br />
&#8211; Haydi, kapı kapanacak dediler, içeri gir.<br />
Kuru Kadı&#8217;nın dili tutulmuştu. Cevap veremedi.<br />
Sarhoş gibi sallana sallana hisara girdi. Hâlâ titriyordu. Palankanın içinde  Deli Hüsrev&#8217;in menzilinden geçerken durdu. Kulak verdi; ağlıyor mu, inliyor mu  diye&#8230; Hayır, Deli şıkır şıkır atını kaşağılıyor, keyifli bir türkü söylüyordu.  Seslendi:<br />
&#8211; Hüsrev.<br />
&#8211; Efendim?&#8230;<br />
Kapı açıldı. Kaşağı elinde, kolları, paçaları sıvalı, başı kabak Deli Hüsrev&#8230;  daha Kuru Kadı bir şey sormadan,<br />
&#8211; Gördün mü Deli Mehmet&#8217;in zevkini? dedi.<br />
&#8211; Siz de benim gibi buradan gördünüz mü?<br />
&#8211; &#8220;Gözlüye hotti gizli yoktur!&#8221; Küttedek kapıyı, kapadı. Yine türküsüne başladı.<br />
&#8230;<br />
Kuru Kadı palankada sabahı dar etti. Güneş doğmadan, Deli Mehmet&#8217;in mezarına  koştu. Artık bütün günlerini bu mezarın başında geçiriyordu. Bu mezarın daimi  ziyaretçisi oldu. Büyük bir taş yontturdu. Yazdırdı. Başına diktirdi. Beş vakit  namazlarını bile cemaatine bu kabrin başında kıldırmak isterdi. Artık ne hacet  dilese, ona nail oluyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Grijgal&#8217;de, komşu palankalarda Kuru Kadı için &#8220;Deli oldu&#8221; diyorlardı. Her an  &#8220;sonsuzluk&#8221; badesini içmiş ezeli. bir sarhoş gibi nihayetsiz bir kendinden  geçme,sonsuz sınırsız bir şevk, sükûn bulmaz bir heyecan içinde yaşıyordu. Fakat  nasıl &#8220;deniz çanağa sığmaz&#8221;sa,onun büyük sırrı da ruhuna sığmadı. Taştı. Huruç  günü gördüğü harikayı herkese anlatmağa başladı. Hatta daha ileri gitti, çok iyi  okuduğu &#8220;Mevlid-i Şerif&#8221; lisanıyla o gün gördüğünü yazdı. Yüzlerce beyitlik bir  destan düzdü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ama o eski şevki kayboluverdi. Ruhuna koyu bir karanlık doldu. Kalbine acı bir  ağırlık çöktü. Artık Deli Mehmet&#8217;in yeşil nurdan mezarı içinde sürdüğü ilahi  zevki göremez oldu. Bu mahrumiyet onu delirtti. Yemekten içmekten kesildi. Bir  gün, yine perişan kırlarda dolaşırken Deli Hüsreve rast geldi. Meğer o da  geziniyormuş. Elindeki yayıyla yavaşça Kuru Kadı&#8217;nın arkasına dokundu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Ahmak, dedi, niye gördüğünü halka söyledin?<br />
Adam gördüğünü kaale geçirirse kazandığı hali kaybeder. Eğer sussaydın, gördüğün  keramete ölünceye kadar şahit olacaktın&#8230;<br />
Kuru Kadı yere diz çöktü, ağlamaya başladı:<br />
&#8211; Çok perişanım diye inledi, lütfet. Gel, beni gaflet uykusundan uyandır. Benim  o görnüş olduğum durum ne hikmettir? İçinde benimle senden başka onu gören oldu  mu?<br />
&#8211; Bir gören daha var. O &#8220;can&#8221; herkese görünmez.<br />
&#8211; Kimdir?<br />
&#8211; Bilemezsin&#8230;<br />
&#8211; Başkaları görmedi de, biz ikimiz niçin gördük?<br />
&#8211; a şehitlik müjdesidir!&#8221; İkimiz de mutlaka şehit düşeceğiz!&#8230;<br />
Kuru Kadı, gittikçe öyle serseri, öyle perişan, öyle berbat oldu ki&#8230; kendisini  o kadar seven Vali Ahmet Bey bile Budin&#8217;den gelince, onun hallerine  dayanamadı.Nihayet &#8220;bu deli bir kişidir. Palankada hizmetinden istifade  olunamaz&#8221; diye geriye göndermeye mecbur oldu.Aradan epey zaman geçti. Serhadde  değil, hatta Grijgal hisarında bile herkes Kuru Kadı&#8217;yı unuttu. Yalnız yazdığı  destan okunuyor, hiç unutulmuyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">On iki sene sonra&#8230;<br />
Zigetvarın zaptı akabinde yaralılar toplanırken, meşhur kahraman Deli Hüsrevin  bir gülleyle parçalanmış cesedi yanında, uzun boylu, ak saçlı, ak sakallı,yeşil  cübbeli bir şehit buldular. Kıbleye yüzükoyunuzanmış yatan bu şehidin büyük,  yeşil sarığı, henüz bozulmamıştı. Üzerinde hiçbir silah yoktu. Yarası neresinden  olduğu belli değildi. Günlerce süren kuşatma esnasında hiç kimse böyle bir adam  görmemişti. İnceden inceye araştırma yapıldı. Kim olduğu bir türlü anlaşılamadı.  O vakit birçok gazilerin &#8220;gayb ordusundan imdada gelmiş bir veli&#8221; sandıkları bu  şehit, acaba, Grijgal hisarının o eski deli kadısı mıydı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/masallar/">»<span lang="tr">  Masallar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt"><br />
</span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/">Başını Vermeyen Şehit (Masal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Savaşı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 22:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Görüntüler]]></category>
		<category><![CDATA[Asker]]></category>
		<category><![CDATA[Bolum]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale Savasi]]></category>
		<category><![CDATA[Cizgi Film]]></category>
		<category><![CDATA[Goruntu]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı (Çizgi Film) (1. Bölüm) &#160; &#160; &#160; https://www.youtube.com/v/iB0cH_6GpKY (2. Bölüm) https://www.youtube.com/v/WF4nhNkn92U &#160; (3. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/dQ6-zl3KAwQ (4. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/HvEeYdTU9Ys (5. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/7IkeZHdakoc (6. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/XvXsFF8gVS4 (7. Bölüm) https://www.youtube.com/v/KPIkjQwoEoMÇanakkale Savaşı&#8217;nı anlatan ve belki de birçoğumuzun televizyonda izlediği bir çizgi film gösterisi&#8230; &#124;» “Görüntüler” Sayfasına Dön! « &#124; Not: İçerik, internetten alıntılanarak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/">Çanakkale Savaşı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 24pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Çanakkale  Savaşı</font><span style="font-size: 24pt"><br />
</span><font style="font-size: 18pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">(Çizgi  Film)</font></strong></p>
<p align="center"><strong> <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(1. Bölüm)</font></strong></p>
<p class="content">&nbsp;</p>
<p><center></p>
<p class="content">&nbsp;</p>
<p><center></p>
<p class="content">&nbsp;</p>
<p><center><br />
<video>https://www.youtube.com/v/iB0cH_6GpKY</video> </p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(2.        Bölüm)<br />
</font></strong><br />
<video>https://www.youtube.com/v/WF4nhNkn92U</video></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(3.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/dQ6-zl3KAwQ</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(4.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/HvEeYdTU9Ys</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(5.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/7IkeZHdakoc</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(6.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/XvXsFF8gVS4</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(7.        Bölüm)</font></strong></p>
<p></center> </center><center>  <video>https://www.youtube.com/v/KPIkjQwoEoM</video><strong><font color="#ff0066" face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale Savaşı&#8217;nı      anlatan ve belki de birçoğumuzun televizyonda izlediği bir çizgi film      gösterisi&#8230;</font></strong></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/">»<span lang="tr">  “Görüntüler” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD"><br />
Not: </font> <font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">İçerik,  internetten alıntılanarak derlenmiştir… </font></strong></span></p>
<p></center> </center></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/">Çanakkale Savaşı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelibolu (Buket Uzuner)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:30:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Uzuner]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Sehit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelibolu &#160; (Buket Uzuner) &#160; Özet Viktoria Taylor Çanakkle savaşlarında şehit olan dedesinin mezarını bulmak amacıyla Yenizelanda&#8217;dan Geliboluy&#8217;a gelmiştir. Rehberi Mehmet ile gelibolunun küçük köylerinde gezen Viki bir köy kahvesinde, adına özel bir köşe hazırlanan, Çanakkale savaşlarınd şehit düşmüş olan Ali Osman Taylar&#8217;ın resmini görünce bu kişinin dedesi olduğunu iddia eder. Ancak köy halkı vatan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/">Gelibolu (Buket Uzuner)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#333399" size="6"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Gelibolu</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Buket  Uzuner)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Viktoria Taylor Çanakkle savaşlarında şehit olan dedesinin mezarını bulmak amacıyla Yenizelanda&#8217;dan Geliboluy&#8217;a gelmiştir. Rehberi Mehmet ile gelibolunun küçük köylerinde gezen Viki bir köy kahvesinde, adına özel bir köşe hazırlanan, Çanakkale savaşlarınd şehit düşmüş olan Ali Osman Taylar&#8217;ın resmini görünce bu kişinin dedesi olduğunu iddia eder. Ancak köy halkı vatan için savaşmış ve kanını akıtmış Türk şehidi Ali Osman Taylar&#8217;a yapılan bu davranışı çok büyük bir hakaret olarak karşılar ve Viktoria&#8217;yı derhal köyden uzaklaştırırlar. Bu olaydan tüm Türkiyenin tv ve basın sayesinde kısa sürede haberi olur.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Viktoria bu iddiasını kanıtlamak için Ali  Osmanın halen hayatta olan kızı ile görüşmek için elinden gelen herşeyi yapar.  Ali Osmanın kızı olan Beyaz Taylar adeta ayaklı bir tarihtir. Çok inatçı olan bu  kadın, dış görünüşünün zıttına çok zeki ve biligilidir. Viktoria ile konuşurken  tercüman kullanmadan kendisi ingilizce konuşmaktadır. Viki beyaz halanın inadını  kırmayı başarır ve onunla görüşür. Bu görüşmeden sonra gerçekler birbir ortaya  çıkar. Ali Osman Taylar aslında bir anzak askeridir ve savaşta ağır  yaralanmıştır. Onu bir çukurun içerisinde hareketsiz halde bulan Beyazın annesi  yaralarını iyileştirmiş ve iyi bir duruma getirmiştir.Bir süre sonra da  evlenmişlerdir. Viktoria, Ali Osmanın torunudur aslında. İşte tüm bunlar Beyaz  hala sayesinde birbir ortaya çıkmıştır. Viktoria iddiasında haklıdır ve bunu  uzun ve zor uğraşlardan sonra kanıtlamayı başarmıştır. Ancak bu olay ne basına  ne de köy halkına bu şekilde aktarılmamıştır. Çünkü onların tepkisi ile  karşılaşabilir ve bunu kabullenmeyebililerdi. Doğruyu yalnızca üç kişi biliyrdu.  Victoria, Beyaz hala ve Beyaz halanın yeğeni Ali Osman.</font></p>
<p><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#808080" size="5"><strong><span style="font-family: Maiandra GD">Ana  Fikir</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2">Başkaları ne derse desin herzaman kendi  fikirlerimizin arkasında olamalıyız.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Beyaz Taylar: Çok inatçı ve sert bir kişiliğe sahiptir. Ancak bu sert kişiliğin altında bambaşka duygusal bir insan daha vardır aslında. Babasından aldığı bilgileri kendi çabaları ile geliştirmiştir. Bu nedenle çok bilgili ve zekidir. Ancak okulu elinde olamayan nedenlerle yarıda bırakmıştır.<br />
Viktoria: Fiziksel olarak; Uzun boylu, biraz zayıf, uzun saçlı ve güzel br turist kızıdır. Manevi değerlerine sıkısıkıya bağlıdır. Bu yüzden dedesinin mezarını bulabilmek için elinden geleni yapmıştır.  Olay Çanakkale&#8217;nin Gelibolu yarımadasında geçmektededir. Eserin içinde mektuplara yer verilliş. Bu mektuplar Birimci dünya savaşında yazılmıştır.Ancak Kitap geçen olay 1993-1995 yılları arasında geçiyor.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p>  <font face="Maiandra GD" size="2">Gazetelerde yazdığı köşe yazıları ile tanınan Buket Uzuner son zamanlarda yazdığı akıcı kitapları ile adından çokça söz ettirmiştir. Yazar hakkında ayrıntılı bir bilgi yoktur.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/">Gelibolu (Buket Uzuner)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>12</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Savaş ve Barış (Tolstoy)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:21:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Baris]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Ozet]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Sahis]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Edebiyati]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Savaş ve Barış (Tolstoy) Ana Fikir Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. Özet İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #333399; font-size: xx-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> Savaş ve Barış</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD';">(Tolstoy)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="color: #808080; font-size: x-large;"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;">Ana Fikir</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD';">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyar Prens Bezukof uzun zamandan beri hastadır ve ölümle pençeleşmektedir. Bütün çocukları onun öldüğünde mirası nasıl dağıtacağını merak ederler ve ihtiyar adam bütün parasını çok sevdiği oğlu Piyer’e bırakmıştır. Petersburg kibar alemin de pek saygın bir yere sahip olmayan Piyer şimdi el üzerinde tutuluyordu. Fransa ile yapılacak savaş başlamak üzere idi ve hazırlıklar yapılıyordu. Bu savaşa Andre, Nikola, Denisof ve daha niceleri gidiyordu. Bütün alaylar hazırlandıktan sonra savaş başlar. Uzun uğraşlar sonucu Fransız orduları püskürtülür.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Petersburg kibar aleminin sayılı isimlerinden olan Prens Vasili, güzelliği ile tanınmış kızı Elen’i, zengin olması sebebiyle Piyer ile evlendirmek istiyordu. Bir balodaonları bir araya getiren Vasili daha sonra aralarından çekildi. İlk açılan Prenses Piyer’i öptü ve sonrasında evlendiler. Fransız’lar bir daha taarruz edeceklerdi. Her şey Osterliç Savaşından bir gün önce hazırlandı. Savaş başladığından bir süre sonra Ruslar büyük kayıplar vermeye başlamışlardı. Sonunda Rusya yenildi, İmparator yaralanmış, Başkumandan vurulmuş, diğerleri ise kaçmışlardı. Prens Andre savaş alanında kalmıştı ve Fransızlar tarafından esir alınmıştı. Piyer’in kulağına Dolokof’un Elen’i lekelediği gelmişti ve o zamandan beri canı çok sıkkındı. Sofrada hep birlikte oturuyorlarken Dolokof’un elinde bulunan kâğıdı istemiş ve Dolokof’da vermeyince Piyer ona bir düello teklif etmiş, bu düelloda onu yaralamıştı. Dolokof yerde yaralı yatarken onu Nikola almıştı. Bu olaydan sonra Piyer karısı Elen’i terk etti.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre’nin evine onun esir düştüğü haberi çoktan gelmişti ve oradakileri çok üzmüştü. Karısı Liza doğum dönemlerine giriyordu. Bir zaman sonra Liza’nın sancıları artmış ve doğurmasının vakti gelmişti. O anda içeriye Andre girdi. Fransızlar onu serbest bırakmışlardı. Liza’yı gördükten sonra dışarı çıkarıldı. Girdiğinde ise bir erkek çocuk dünyaya getirmiş olan Liza ölmüştü. Çar ile Napolyon arasındaki bağ o kadar güçlenmişti ki artık savaş olmuyor, hatta bazı kesimler Çar’ın kız kardeşlerinin birinin Napolyon ile evleneceği söylentisi bile çıkmıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer Petersburg masonluğunun üyelerinden biri oldu. Mason olduktan sonra karısı Elen’in ondan af dileme niyetinde olduğunu öğrendi. Hatta bununla ilgili bir mason gelerek ona karısını kabul etmesi hakkında nasihatte bulur, eğer karısını kabul etmese bunun masonluğa uymayacağını da söyler. Piyer karşısında herkesin bir ağız birliği etmiş olduğunu anlar ve kabul eder. Petersbug’da düzenlenen bir baloda Andre Nataşa’yı görür ve çok beğenir. Baloda onunla birkaç kere dans eder. Balodan sonra bile onu unutamamaktadır. Piyer’in cesaretlendirmeleri ile gidip açılmaya karar verir. Önce Nataşa’nın annesine konuyu açar, kadın kabul eder. Daha sonra gidip Nataşa’ya bu konuyu açtığında kız da havalara uçmuştur. Fakat arada tek bir sorun kalmıştır, o da Andre’nin babasının düğünü bir yıl sonra yapma isteğidir. Bu bir yıl boyunca Andre yurt dışında gezmeli ve dolaşmalıdır. Nataşa bu öneriyi kabul eder ve hep onu bekleyeceğini söyler. Andre gitmeden önce gizlice nişanlanırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Andre gezide olduğu sırada Nataşa bir baloya katılır. Orada Prens Vasili’nin işe yaramaz oğlu Anatolu görür. Anatol Nataşa ile tanışmak isteğindedir. Anatol kız kardeşi Elen sayesinde Nataşa ile tanışır. Onunla uzun süre konuşur ve gelecek baloya davet eder. Nataşa konuşmadan sonra fazla ileri gittiğini düşünür ve pişman olur. Daha sonrasında davet edildiği baloya gider. Orada Anatol onu karşılar ve ona onu sevdiğini söyler. Nataşa ona nişanlı olduğunu söylediği halde adam aldırmaz. Nataşa bundan çok etkilenir ve onu sevmeye başlar. Balodan döndükten sonra olayı Sonya’ya anlatır. Sonya o adamdan kimseye hayır gelmeyeceğini, işe yaramazın teki olduğunu anlatmaya çalışsa da Nataşa onu dinlemez ve hatta ona karşı olan hakaretlerinden dolayı bozuşurlar. Sonya zamanla Nataşa’nın Anatol ile kaçma planları yaptığını anlar ve bu konuyu hemen Nataşa’nın amcasına açmaya karar verir. Gece Anatol’a Dolokof yardım ediyordu. Anatol kapıdan girip birkaç adım ilerledi. Fakat karşısına iri bir adam çıktı. Anatol kıvrak bir hareketle onun elinden kurtuldu. Nataşa, Piyer’den Anatol’un evli olduğunu duyunca bu ilişkiye son verdi ve Sonya ile konuşmaya başladılar.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Fransa-Rusya savaşı gene başlamıştı. Bu savaşa Nikola, Andre gibi eski askerlerin yanında yeni olan Piyer de katıldı. Savaşta Fransa ilerliyor ve Lisi-Gori’ye kadar gelmeye başlıyordu. Andre Mari’ye ve ihtiyar prense bir mektup göndererek hemen Moskova’ya gitmelerini söyler. İhtiyar prens oradan ayrılmadan önce bir felç geçirir. Sağ tarafı tutmamaktadır. Mari hâlâ ona bakmaktadır.İhtiyar prens bu halde bazı şeylerin farkına varmaya başlar. Prenses Mari’ye çok çektirdiğini anlar, sürekli ondan özür diler. Doktor gelip onu muayene ediyordu ve bir gün onu yatağında ölü buldular.</span><br />
[ad1]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Mari’nin Moskova’ya gitmesine mujikler engel oluyordu. Oradan geçerken bunu gören Nikola Mari’ye yardım ederek onun oradan kurtulmasını sağladı. O anda Mari ile Nikola arasında ilk elektriklenme gerçekleşti. Fransız orduları Moskova’ya da yaklaşmaya başladılar. Kısa süre sonra Moskova’yı da aldılar. Herkes arabalarıyla gitmekteydi. Arkalarına baktıklarında ise Moskova yanıyordu.Andre bu savaşta çok ağır yaralanmıştı. Rostof ailesi de yüklerini arabalara yüklüyordu. Fakat daha sonra o yüklrin bir kısmını boşaltıp savaş yaralılarını almaya başladılar. Bir köyde mola verdiklerinde yaralılar boşaltıldı ve herkes dinlenmeye çıktı. Nataşa, yaralıların arasında Andre’nin de olduğunu duyunca gözüne uyku girmedi ve gidip ona baktı. Nataşa ondan yaptıklarından dolayı özür diledi ve ona onu sevdiğini söyledi. Andre’nin durumu çok ağırdı. Ateşi düşmüyordu. Moskova’da kalan Piyer birisine yardım etmeye çalışırken, kendisinin kundakçı olduğunu sanan askerler onu tutuklarlar ve ceza evine koyarlar. Oradan bir grup ile birlikte çıkarılırlar ve bu gruptaki bir kaç insan kurşuna dizilir. Kendisinin kurtulduğuna şaşmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Piyer’in karısı Elen anjin sebebiyle ölür. Yine aynı günlerde Nikola’ya bir mektup gelir ve bu Sonya’dandır. Sonya ona aşklarının artık sürmeyeceğini anlatır. Bu mektubu Nikola hemen Mari’ye götürür. Bu mektup sayesinde Nikola-Mari aşkı daha da alevlenir. Mari bundan sonra Andre’nin yanına gitmeye karar verir ve yanında küçük Nikolenka’yı da götürür. İki gün boyunca Andre’nin başından ayrılmadılar. İki gün sonra Andre öldü. Fransa Moskova’yı ve diğer aldığı yerleri elde tutamadı ve büyük bir ger çekiliş başlar. Bu geri çekiliş esnasında Nataşa’nın henüz on altı yaşındaki kardeşi Petiya kaçanların peşinden kovalarken kafasına kurşun alarak öldü. Rostof’lar bunun acısını da yaşamak zorunda kaldılar.<br />
Nataşa Andre ve Petiya’nın acısın unuttuktan sonra Piyer Mari’nin de yardımıyla Nataşa ile evlendi. Nikola ile Mari yaklaşık Piyer’lerin evliliğinden bir veya iki yıl sonra evlendiler. Nikola babasının girdiği borçları ve zararların hepsini kapattı. Hem de Mari’nin hiçbir hissesini satmadan. Nikola ile Mari’nin bir kızları olur. Nataşa ile Piyer’in ise üç kızları ve bir de erkek çocukları olur. Andre’nin oğlu Nikolenka ise Piyer’i babası olarak görüyor ve hep onu örnek alıyordu.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahıslar ve Olay Örgüsü</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong> </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: medium;"><strong>Olay Örgüsü:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8211; Piyer’in babasının hastalanıp ölmesi.<br />
&#8211; Savaş hazırlıklarının yapılması ve savaşın başlaması.<br />
&#8211; Piyer ile Elen’in evlenmesi.<br />
&#8211; Andre’nin esir düşmesi.<br />
&#8211; Piyer’in Dolokof ile düello yapması.<br />
&#8211; Andre’nin dönüşü ve Liza’nın ölümü.<br />
&#8211; Piyer’in Elen’i tekrar kabul etmesi<br />
&#8211; Andre’nin Nataşa’ya aşık olması.<br />
&#8211; Nataşa’nın Anatol’a aşık olması.<br />
&#8211; Savaşın tekrar başlaması.<br />
&#8211; Andre’nin tekrar ortaya çıkması.<br />
&#8211; Piyer’in esir düşmesi.<br />
&#8211; Andre’nin ölümü.<br />
&#8211; Nataşa ile Piyer’in evliliği.<br />
&#8211; Nikola ile Mari’nin evlenmesi.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Şahısların Değerlendirilmesi</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Piyer:</strong> İri yapılı, cesur bir adamdır, fakat biraz çekingendir. Babası Prens Bezukof’un nikahsız bir kadından olma çocuğudur. İlk olarak Elen’i sevmekteydi fakat daha sonra Nataşa’ya değişik duygular hissetmeye başlamıştır. Fakat Andre’den dolayı ona açılamamaktadır. Karısının ölümünden sonra ona daha da aşık olmaya başlamıştır.Andre öldüğünde evlenmişlerdir.<br />
<strong>Andre:</strong> Kısa boylu cesur ve akıllı bir askerdir. Prenses Liza ile evlidir. Karısı doğururken öldükten sonra Nataşa’ya açılmaya karar vermiştir. Son savaşta ağır yaralanması sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Arkasında yetim bir çocuk bırakmıştır. Piyer’in iyi bir dostudur.<br />
<strong>Nikola:</strong> Çok büyük bir vatanseverdir. Ailesine çok düşkün, hep onların dediğinin olmasını isteyen bir karakterdir. Hatta bu sebepten dolayı, biraz da çıkan aksiliklerden dolayı sevdiği kızı, Sonya’yı terk etmiştir. Daha sonra gölünü Prenses Mari’ye kaptırıp onunla evlenmiştir.Savaşa askerlik yapmaya gitmiştir.<br />
<strong>Nataşa:</strong> Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Aşk bakımından kararları çok değişmektedir. Önce Boris’e gönlünü kaptırır, daha sonra Andre’ye, sonrasında Anatol’a ve sonra tekrar Andre’ye dönmüştü, fakat Andre aynı günlerde ölür. Bunun etkisini üzerinden attığında Piyer’le evlenmiş ve mutlu bir yaşam sürmüşler.<br />
<strong>Sonya:</strong> Fakir ama çok güzel bir kızdır. Kuzeni Nikola’yı sevmektedir ve aşkı karşılıksız değildir, fakat bir süre sonra ona bir mektup yazarak ayrılmıştır. Nikola, Mari ile evlendiğinde Mari’den nefret etmeye başlmıştır.<br />
<strong>Mari:</strong> Biraz çirkindir, fakat vefalı bir insandır. Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır. Nikola’yı sevmektedir.<br />
<strong>Elen:</strong> Çok güzel, fakat az huysuzdur. Erkeklerin hepsi ona hayrandır. O yaşadığı yanlış bir şeyden dolayı Piyer’le kısa süreliğine bozuşur. Daha sonrasında anjinden ölür.<br />
<strong>Liza:</strong> Andre’nin eşidir ve ona çok bağlıdır. Çok güzel bir kadındır ve bir o kadar da güzel huyludur. Doğum yaparken ölmektedir.<br />
<strong>Denisof:</strong> Oldukça cana yakın ve samimi bir insandır. Nataşa’yı sevmektedir, fakat Nataşa ona yüz vermeyince vazgeçer.<br />
<strong>Dolokof:</strong> Denisof’un tam tersine bir adamdır. Bir zamanlar Piyer’in arkadaşı idi, fakat Piyer’in karısı Elen’i lekelemesi sebebiyle Piyer onu arkadaşlıktan siler. Daha sonra Sonya’ya bir evlilik teklifinde bulunur fakat Sonya onu kabul etmeyince vazgeçer.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Zaman: </strong></span> <span style="font-size: small;">Bu olay 1804’lerde başlamıştır. Fransa-Rusya savaşları dönemini anlatmaktadır.<br />
</span><span style="color: #808080; font-size: medium;"><strong>Mekân:</strong></span><span style="font-size: small;"> Olayın geçtiği veya söz edilen belirli bir yer yoktur; birkaç yer mevcuttur. Bunlar Lisi-Gori, Moskova ve St. Petersburg’dur.<br />
Dil, Üslûp ve Anlatım: Yazar akıcı ve sade bir dil kullanmıştır. Bu doğrultuda anlatımda açık ve akıcıdır. Yer yer süslü anlatımlara yer verilmiştir. Fakat geneli sade bir şekilde yazılmıştır.</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-size: 15pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Yazar Hakkında Bilgi<br />
</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;" align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Büyük bir rus yazarı, fikir, eğitim, sanat dünyasının en ünlü kişilerinden biridir. Zengin bir ailenin çocuğu olarak Yasnaya-Polyana&#8217;da doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova&#8217;ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire&#8217;i ve J. J. Rouseu&#8217;yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetle etkisinde kalmıştı. Yasanaya-Polonya&#8217;ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan &#8220;Çocukluk&#8217;u&#8221; bu sıralarda yazdı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya&#8217;ya gitti. Kaskas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikayelerini yazdı. 1854&#8217;te Kırım savaşı&#8217;na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg&#8217;a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre&#8217;de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasanaya-Polonya&#8217;ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862&#8217;de evlendi.</span><br />
[m2]<br />
<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy bir düzineyi geçen çocuk sahibi olduğu bu evlilik hayatının ilk yıllarında ömrünün en mutlu, en rahat devresini yaşadı. Eserlerinin en kuvvetli olan iki romanı &#8220;Savaş ve Barış&#8221; ile &#8220;Anna Karenina&#8217;yı&#8221;, bu sıralarda yazdı. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. &#8220;Kruetzer Sonat&#8221;, &#8220;Efendi ile Uşak&#8221;, &#8220;Karanlıkların Gücü&#8221;, &#8220;İman nedir&#8221;, &#8220;İnciler&#8221;, &#8220;Kilise ve Devlet&#8221;, &#8220;İtiraflarım&#8221; hep bu yılların ürünleridir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tolstoy ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Bir gün küçük bir kasaba istasyonunda, hayata gözlerini yumdu.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy&#8217;un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını gerçekten büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında &#8220;Diriliş&#8221;, &#8220;Gençliğim&#8221;, &#8220;Çocukluğum&#8221;, &#8220;Hacı Murat (roman)&#8221;, &#8220;Ayaklanış&#8221;, &#8220;Sergey Baba&#8221;, &#8220;Tanrı Bizim İçimizdedir&#8221;, &#8220;Kazaklar&#8221;, &#8220;Tesadüf&#8221;, &#8220;İki Süvari&#8221; gibi eserleri vardır.</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr"> Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;"> |</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center">
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/">Savaş ve Barış (Tolstoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/savas-ve-baris-roman-ozeti-tolstoy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
