<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Segrek Destani | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/segrek-destani/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2013 22:10:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Tekür]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Tekur]]></category>
		<category><![CDATA[Usun]]></category>
		<category><![CDATA[Usun Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Usun Kocai Usun Koca Oglu Segrek Destani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/">Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!--



<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı<b>)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Oğuz  zamanında Uşun Koca derler bir kişi vardı.Onun  iki oğlu vardı. Büyük oğlunun adı Eğrek’ti. Eğrek ,cesur, deli dolu , güzel bir yiğitti. Bayındır Han'ın divanına  ne zaman istese giderdi. Beylerbeyi olan Kazan'ın divanında buna hiç kapı baca yoktu. Beyleri çiğneyip Kazan'ın önünde otururdu.Kimseye iltifat eylemezdi.

Meğer hanım yine bir gün beyleri çiğneyip oturunca, Ters Uzamış derlerdi Oğuz'da bir yiğit vardı.

<b>Ters Uzamış</b> :“Bre Uşun Kocaoğlu bu oturan beyler her biri oturduğu yeri kılıcının hakkını vererek, almıştır.Bre sen baş mı kestin, kan mı döktün, aç mı doyurdun, çıplak mı donattın?” dedi.

<b>Eğrek:</b> “Bre Ters Uzamış ,baş kesip, kan dökmek hüner midir?” dedi.

<b>Ters Uzamış</b>: “Evet hünerdir ya!” Ters Uzamış'ın sözü Egrek’e tesir etti. Kalktı, Kazan Bey'den akın diledi. Akın verdi. İlan etti, akıncı diledi. Üç yüz mızraklı yiğit bunun yanına toplandı. Meyhanede beş gün yiyilip içildi.

Ondan sonra Şirögüven kenarından Gökçe Deniz'e kadar olan memleketleri yağmaladı. Epey ganimet ele geçirildi. Yolu Alınca Kalesi’ne uğramıştı. Kara Tekür orada bir koru yaptırmıştı. Uçanlardan kaz, tavuk, yürüyenlerden geyik, tavşanı bu avluya doldurup Oğuz yiğitlerine tuzak kurmuştu.

Uşun Kocaoğlunun yolu bu koruya uğradı. Korunun kapısını ufattılar. Yabani geyik, kaz, tavuk kestiler, yediler içtiler. Atlarının eyerlerini aldılar, giyimlerini çıkardılar. Meğer Kara Tekür'ün casusu vardı, bunları gördü, gelip<b>,</b>

<b>Casus:”</b> Bre Oğuz'dan bir bölük atlı geldi, korunun kapısını ufattılar, atlarının eyerlerini alıp giyimlerini çıkardılar, bre ne duruyorsunuz?” dedi.

Altı yüz kara elbiseli kafir bunların üzerine saldırdılar. Yiğitleri öldürdüler. Eğrek’i tuttular. Alınca Kalesi’nde zindana attılar. Kara kara dağlardan haber aştı, kanlı kanlı sulardan haber geçti. Kudretli Oğuz ellerine haber ulaştı. Uşun Koca'nın ak otağı önünde feryat koptu. Kaza benzer kızı ,gelini ak çıkarıp kara giydi. Uşun Koca “oğul oğul” diye akça yüzlü anası ile ağlaştılar, sızlaştılar.

Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Meğer hanım, Uşun Koca'nın küçük oğlu Segrek iyi, cesur, alp, deli dolu bir  yiğit oldu. Bir gün yolu bir düğün yerine  düştü. Kondular, orada yiyip içtiler. Segrek sarhoş oldu. Dışarı ayak yoluna çıktı. Gördü ki öksüz oğlan bir çocukla kavga ediyor. “Bre ne oluyor?” diye bir tokat birine, bir tokat birine vurdu. Eski dutun biti, öksüz oğlanın dili acı olur. <b>Biri der</b>: “Bre bizim öksüzlüğümüz yetmez mi, bize niye vuruyorsun?Hünerin varsa  kardeşin Alınca Kalesi'nde esirdir, git onu kurtar.” dedi.



<b>Segrek</b>: “Bre kardeşimin adı nedir?”dedi.

<b>Öksüz Çocuk</b>: “Egrek'tir. Dedi.

Segrek,”şimdi Eğrek’e Segrek yakışır, kardeşim sağ imiş kaygılanmam, kardeşsiz Oğuz'da durmam, karanlıklı gözümün aydını kardeş. “diye ağladı.

İçeri divana girdi, müsaade istedi, beylere” hoşça kalın” dedi. Atını çektiler, bindi. Atını sürüp, anasının evine geldi. Atından indi, anasının ağzını aradı.

<b>Segrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

“Kalkıp ana yerimden doğruldum.

Yelesi kara cins atıma sıçrayıp bindim.

Çapraz yatan Ala Dağ eteğine vardım.

Kudretli Oğuz ellerinde düğün dernek varmış oraya vardım.

Yemek içmek arasında,

Ak boz atlı bir haberci geldi.

Çok zamanmış Eğrek derler bir yiğit esirmiş.

Yüce Allah yol vermiş, çıkıp gelmiş.

Büyük küçük kalmadı, o yiğide karşı gitti.

Ana ben de gideyim  mi ne dersin?”

&nbsp;

dedi.

&nbsp;

<b>Anası burada söylemiş görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

“Ağzın için öleyim oğul.

Dilin için öleyim oğul.

Karşı yatan kara dağın

Yıkılmıştı yüceldi ahir.

Akıntılı güzel suyun

Çekilmişti çağladı ahir.

Koca ağaçta dal budağın

Kurumuştu filizlenip yeşerdi ahir.

Kudretli Oğuz beyleri izine varsa sen var

O yiğide yetiştiğinde

Ak boz atın üzerinden yere in.

El bağlayıp o yiğide selam ver.

Elini öpüp boynunu kucakla.

Kara dağımın yükseği kardeşim, de.

Ne duruyorsun oğul ,hemen yola çık.

dedi.

<b>Oğlan anasına söylemiş, görelim ne söylemiş:</b>

“Ana ağzın kurusun,

Ana dilin çürüsün,

Benim de kardeşim varmış,

Kaygılansam olmaz.

Kardeşsiz Oğuz’da dursam olma.

Ana hakkı ,Allahı hakkı olmasaydı,

Kara çelik öz kılıcımı çekeydim,

Hemencecik  güzel başını keseydim,

Alca kanını yeryüzüne dökeydim.

Ana zalim ana.”

&nbsp;

dedi.

<b>Babası :</b> “Yanlış haberdir oğul, kaçan giden senin ağabeyin değil, başkasıdır. Ak sakallı babanı ağlatma, ihtiyarcık olmuş ananı sızlatma.” dedi.

<b>Oğlan burada söylemiş</b> ,<b>görelim ne söylemiş:</b>

“Üç yüz altmış altı alp ava binse,

Kanlı geyik üzerine kavga kopsa,

Kardeşli yiğitler kalkar kopar olur.

Kardeşsiz zavallı yiğit ensesine yumruk dokunsa,

Ağlayarak dört yanına bakar olur.

Ela gözden acı yaşını döker olur.

Ela gözlü oğlunuzu görünceye kada,

Bey baba, hatun ana esen kalın.”

&nbsp;

dedi.

<b>Ana ve babası</b>:” Yanlış haberdir, gitme oğul. dediler.

<b>Oğlan</b>: “Beni yolumdan ayırmayın, ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca, ağabeyim ölü mü diri mi bilmeyince, eğer öldüyse kanını almayınca Oğuz eline artık gelmem .”dedi.

Baba ana ağlaşıp Kazan'a adam gönderdiler. “Oğlan kardeşini andı gider, bize ne öğüt verirsin.” dediler.

<b>Kazan:</b> “Ayağına at kösteğini vurun.” dedi. Yavuklusu vardı, acele düğün dernek ettiler. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdiler. Oğlanı gelin odasına koydular. Kız ile ikisi bir döşeğe çıktılar. Oğlan kılıcını çıkarıp, kız ile kendi arasına koydu.

<b>Kız :</b> “Kılıcını gider yiğit, murat ver murat al, sarılalım.” dedi.

<b>Oğlan</b>: “Bre kavat kızı, ağabeyimin yüzünü görmeyince, ölmüş ise kanını almayınca bu gelin odasına girersem;ben kılıcıma doğranayım, okuma saplayım. Oğlum doğmasın, doğarsa on yaşına varmasın.” dedi.

Ayağa kalktı. Tavladan bir koç at çıkardı eyerledi. Zırhını giydi. Diz bağı, kol bağı bağladı.

<b>Oğlan</b>: “Kız sen beni bir yıl bekle. Bir yılda gelmezsem, iki yıl bekle, iki yılda gelmezsem üç yıl bekle. Üç yılda da gelmezsem o vakit benim öldüğümü bilesin. Aygır atımı boğazlayıp aşımı ver, gözün kimi tutarsa, gönlün kimi severse onunla evlen.” dedi.

<b>Kız burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Yiğidim ben seni bir yıl bekleyeyim,

Bir yılda gelmezsen iki yıl bekleyeyim,

İki yılda gelmezsen üç dört yıl bekleyeyim,

Dört yılda gelmezsen beş yıl altı yıl bekleyeyim,

Altı yol ayrımına çadır dikeyim,

Gelenden gidenden haber sorayım,

Hayırlı haber getirene at elbise vereyim,

Kaftanlar giydireyim,

Şer haber getirenin başını keseyim,

Erkek sineği üzerime kondurmayayım,

Murat ver murat al ,öyle git yiğidim.

&nbsp;

dedi.

<b>Oğlan:</b> “Kavat kızı ağabeyimin başına and içmişim, dönmem yok.” dedi.

<b>Kız :” </b>Ayağı uğursuz gelin diyeceklerine, hayasız gelin desinler, kayın babama, kayınanama söyleyeyim. dedi.

<b>Söylemiş :</b>

“Babamdan daha iyi kayın baba,

Anamdan daha iyi kaynana,

Develerinin erkeği ürktü gider,

Deveciler önünü kesti döndüremez.

Kara koç aygırın ürktü gider,

At çobanları önünü kesti döndüremez.

Ağıllarının koçları ürktü gider,

Çoban önünü kesti döndüremez.

Ela gözlü oğlun kardeşini andı gider,

Akça yüzlü gelinin döndüremez.

Size malum olsun.”

&nbsp;

dedi. Baba ana “ah” ettiler. “Oğul gitme” diyerek yerlerinden kalktılar, gördüler ki bu da  çare olmadı.

<b>Oğul:</b>”Elbette o ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca edemem. dedi.

<b>Babası anası:” </b>Sür oğul, yolun  açık olsun, sağ salim varıp gelesin ,geleceğin varsa.” dediler.

Babasının, anasının elini öptü, kara koç atına sıçrayıp bindi. Geceyi gündüze kattı, at sürdü. Üç gün geceli gündüzlü at koşturdu. Dereşam'ın kenarından geçti. O kardeşinin tutulduğu koruya geldi. Gördü ki at çobanı kafirler, kısrak güdüyorlar. Kılıç çekip altı kafir tepeledi. Davul çalıp kısrakları ürküttü getirip o koruya soktu.

Geceyi gündüze katmış, üç gün geceli gündüzlü at koşturmuş yiğidin  karanlıklı gözlerini uyku bürümüştü.Yiğit atının yularını bileğine bağlayıp  yattı uyudu. Meğer kafirin casusu vardı.

<b>Gelip Tekür'e</b>: “Oğuz'dan bir deli yiğit geldi, at çobanlarını öldürdü, kısrakları ürküttü ,getirip koruya soktu.

<b>Tekür:</b> “Silahlı altmış adam seçin, gidip onu tutup getirsinler.” dedi.

Altmış silahlı adam seçtiler. Vardılar ansızın altmış demir giyimli kafir oğlanın üzerine geldiler. Giyim hışırtısından, at kıpırdamasından bellidir. Meğer yiğit aygıra binerdi. Hanım at kulağı tetikte olur, çökerek oğlanı uyandırdı. Oğlan gördü ki bir alay atlı geliyor. Sıçradı Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi. Atına bindi, kara elbiseli kafire kılıç vurdu, bastı kaleye tıktı. Yine uykusunu yenemeyip yerine varıp yattı uyudu. Yine atının yularını bileğine geçirdi. Kafirlerden, sağ olanları, kaçarak Tekür'e' geldiler.

<b>Tekür</b>: Yüz kere yazıklar olsun!Altmış kişi bir oğlanı tutamadınız.” dedi.

Bu sefer yüz kafir oğlanın üzerine geldiler. Aygır yine oğlanı uyandırdı. Gördü kafirler saf bağlamış geliyorlar. Oğlan kalktı, atına bindi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, kafire kılıç çaldı, bastı kaleye tıktı. Atını döndürdü, yine konaklama yerine geldi. Uykusunu yenemedi, tekrar yattı uyudu. Atının yularını yine bileğine geçirdi. Bu sefer at oğlanın bileğinden boşandı kaçtı, Kafirler yine Tekür'e geldiler.

<b>Tekür :</b> “Bu defa üç yüz kişiyle gidin.” dedi.

<b>Kafirler: </b>“Varmayız, kökümüzü keser, hepimizi öldürür.” dediler.

<b>Tekür </b>: “O zaman ne yapmak  gerek? Varın o esir yiğidi zindandan çıkarın getirin, ona  at verin zırh verin.” dedi.

<b>Geldiler Eğrek’e dediler</b>: “Yiğit sana Tekür himmet eyledi.Surda bir deli yiğit yolcunun ,yola gidenin, çobanın ,çoluğun çocuğun  ekmeğini alıyor. O deliyi tut öldür.Öldürürsen  seni bırakılım var git.” dediler.

<b>Eğrek</b> :”Pekala.” dedi.

Eğrek’i zindandan çıkardılar. Saçını sakalını tıraş ettiler. Bir at, bir kılıç verdiler. Üç yüz kafiri ona arkadaşlığa verdiler. Oğlanın üzerine geldiler. Üç yüz kafir açıkta durdular.

<b>Eğrek</b>: “Gelin varalım, tutalım.”dedi.

<b>Kafirler:</b> “Tekür'den buyruk sana oldu, sen var.” dediler.

<b>Eğrek</b>:” İşte uyuyor, gelin varalım.” dedi.

<b>Kafirler:</b> “Ay ne uyuması, koltuğunun altından bakar, kalkar bize geniş ovayı dar gösteri.” dediler.

<b>Eğrek</b>:” Şimdi ben varayım, elini ayağını bağlayayım, sonra siz gelirsiniz.” dedi.

Sıçradı kafirler arasından çıktı. At sürüp bu yiğidin üzerine geldi. Atından indi, yularını bir dala iliştirdi. Baktı gördü ki ayın on dördüne benzer bir güzel ela gözlü genç yiğit boncuk boncuk terlemiş uyuyor. Gelenden gidenden haberi yok. Dolandı, başı ucuna geldi.Gördü ki belinde kopuzu var.

<b>Kopuzu çıkarıp eline aldı söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Kalkıp yerinden doğrulan yiğit,

Yelesi kara cins atına sıçrayıp binen yiğit,

Arku Beli Ala Dağdan geceleyin aşan,

Akıntılı güzel suyu delip geçen,

Gurbete gelen yatar mı olur?

Benim gibi arkasından  ak ellerini bağlatarak

Domuz damında yatar mı olur?

Ak sakallı babasını, ak bürçekli anasını,

Ağlatarak sızlatır mı olur?

Niye yatırıyorsun yiğit?

Gafil olma güzel başını kaldır yiğit,

Ela gözünü aç yiğit.

Allah’ın  verdiği tatlı canını uyku bürümüş yiğit,

Arkandan  kollarını bağlatma.

Ak sakallı babanı ihtiyarcık ananı ağlatma.

Ne yiğitsin, kudretli Oğuz ilinden gelen yiğit?

Yaradan hakkı için kalkıver,

Dört yanını kafir sardı böyle  bil yiğit.

&nbsp;

dedi.

Oğlan sıçradı ayağa kalktı. Kılıcının sapına yapıştığında  gördü ki elinde kopuz var.

<b>Oğlan:</b> “Bre kafir Dedem Korkut kopuzu hürmetine vurmadım.Eğer elinde kopuz olmasaydı ,ağabeyimin başı için seni iki parça ederdim.” dedi. Çekti kopuzu elinden aldı.

<b>Oğlan burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

Sabah erken yerimden kalktım kardeş için,

Ak boz atımı yormuşum kardeş için,

Kalenizde esir var mıdır? Kafir söyle bana.

Kara başım kurban olsun kafir sana.

&nbsp;

dedi.

&nbsp;

<b>Büyük kardeşi Eğrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

Ağzın için öleyim kardeş,

Dilin için öleyim kardeş,

Memleketini ,doğum yerini sorar olsam neresidir?

Karanlık gece içinde, yolu kaybetsen ümidin nedir?

Büyük sancak tutan hanınız kimdir?

Kavga günü önden at tepen alpiniz kimdir?

Yiğit senin baban kimdir?

Alp erin, erden adını saklaması ayıp olur.

Adın nedir yiğit?

&nbsp;

dedi. <b>Bir daha söylemiş</b>:

&nbsp;

Develerimi güdünce devecim misin?

Kara koçumu güdünce at çobanım mısın?

Ağıllarımı güdünce çobanım mısın?

Kulağımda çınlayan naibim misin?

Beşikte koyup gittiğim kardeşçiğim misin?

Yiğit söyle bana.

Kara başım kurban olsun bugün sana.

&nbsp;

dedi. <b>Segrek burada büyük kardeşine söyledi:</b>

&nbsp;

“Karanlık gece içinde yolumu  kaybetsem ümidim Allah’tır.

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han’dır.

Savaş günü önden at tepen alpimiz Salur Kazan’dır.

Babamın adını sorarsan Uşun Koca’dır.

Benim adımı sorar olsan Segrek’tir.

Kardeşim var imiş adı Eğrek’tir.”

&nbsp;

dedi. <b>Bir daha söyledi:</b>

&nbsp;

Develerini güdünce devecinim.

Kara koçunu güdünce at çobanınım.

Beşikte koyup gittiğin kardeşinim.

&nbsp;

dedi. <b>Büyük kardeşi Eğrek burada söylemiş, görelim hanım nasıl söylemiş:</b>

&nbsp;

Ağzın için öleyim kardeş,

Dilin için öleyim kardeş,

Er mi oldun, yiğit mi oldun kardeş?

Gurbete kardeşini aramaya sen mi geldin kardeş?

&nbsp;

dedi.

İki kardeş kucaklaştılar. Hasret giderdiler.. Eğrek küçük kardeşinin boynunu öptü. Segrek de ağabeyisinin elini öptü. Karşı yakadan kafirler bakışıyorlardı.

<b>Kafirler</b>: “Güreştiler galiba, belki bizimki yener.” dediler. Gördüler ki kucaklaştılar, görüştüler, cins atlara biniştiler. Kara elbiseli kafire at sürdüler, kılıç yürüttüler. Kafiri bastılar öldürdüler, kaleye döktüler. Gelip yine o koruya girdiler .Atları dışarı çıkardılar. Davul çalıp atları önlerine kattılar. Dereşam suyunu at tepip geçtiler.Geceyi gündüze kattılar, Oğuz'un hudut boyuna yetiştiler. Kanlı kafir elinden kardeşçiğini çekip alan Eğrek  ak sakallı babasına müjdeci gönderip” babam bizi  karşılasın.” dedi.

Uşun Koca'ya haberci geldi. “Müjde, gözün aydın, oğulların ikisi beraber sağ slim geldi.” dediler. Uşun Koca işitip şad oldu. Gümbür gümbür davullar çalındı. Altın tunç borular öttürüldü. O gün alaca büyük otağlar kuruldu. Artan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kesildi. Uşun Koca Bey oğullarını karşıladı. Attan indi, oğlanları ile kucaklaşaştı.” İyi misiniz, esen misiniz oğullar!” dedi.

Gölgeliği altınlıca odasına geldiler. Eğlence, yemek içmek oldu. Büyük oğlana da güzel gelin getirdi. İki kardeş birbirine sağdıç oldular. Gelin odalarına koşturup indiler, murada maksuda eriştiler.

<b>Dedem Korkut gelip destan söyledi, deyiş dedi:</b>

“Ölüm vakti geldiğinde Allah imandan ayırmasın. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürcekli ananın yeri cennet olsun. Kadir Mevla seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin amin diyenler Allah'ın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı Muhammed Mustafa "ya bağışlasın hanım hey!...

<span style="color: #ff0000;"> Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span>

--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/">Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
