<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sehit | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/sehit/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Jun 2016 13:23:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Gaza Topraklarının Gazi ve Şehit Çocukları (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gaza-topraklarinin-gazi-ve-sehit-cocuklari-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gaza-topraklarinin-gazi-ve-sehit-cocuklari-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Oct 2007 08:16:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Gaza]]></category>
		<category><![CDATA[Gaza Topraklarinin Gazi ve Sehit Cocuklari]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Sehit]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/gaza-topraklarinin-gazi-ve-sehit-cocuklari-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaza Topraklarının Gazi ve Şehit Çocukları (Hüseyin Nihal ATSIZ) En eski zamanlardan beri gaza toprağı olan Türk Elleri dünyanın sonuna kadar da gaza yurdu olarak kalacaktır. Eski al bayrağımız, sonraki gök bayrağımız, bugünkü ay yıldızlı sancağımız nasıl gazalarla yanmış, delik deşik olmuşsa bu toprağın çocukları da öyle yanıyor, öyle delik deşik oluyor. Burda her şey [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gaza-topraklarinin-gazi-ve-sehit-cocuklari-huseyin-nihal-atsiz/">Gaza Topraklarının Gazi ve Şehit Çocukları (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Gaza Topraklarının Gazi ve Şehit Çocukları<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">En eski zamanlardan beri gaza toprağı olan Türk Elleri dünyanın sonuna kadar  da gaza yurdu olarak kalacaktır. Eski al bayrağımız, sonraki gök bayrağımız,  bugünkü ay yıldızlı sancağımız nasıl gazalarla yanmış, delik deşik olmuşsa bu  toprağın çocukları da öyle yanıyor, öyle delik deşik oluyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Burda her şey bir savaştır. Tabiata karşı, düşmana ve hattâ Tanrıya karşı  günümüz bir gazadır. Yuvasından, ocağından çok uzakta, bir çift şefkatli gözden  mahrum olarak sınır boyunda ölen nefer nasıl bir gazanın kahramanıysa, ordunun  başındaki keskin kumandan ve tarlasının içindeki dert köylü kadın da öyle bir  gazanın granit heykelleridir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yurt baştan başa şehitler ve gaziler diyarıdır. Bu vatan bir boydan bir boya  tunç heykeller otağıdır. Ne hain komünistin propagandası, ne kahpe yahudinin  casusluğu, ne sinsi melez vatan hainlerinin çirkefliği bu tunç heykelliği, bu  sarp yalçınlığı deviremez. Bu ebedî heykeli artık, dünyanın nizamını kurmuş olan  Tanrı bile deviremez.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Çelik göğsü düşman mermileriyle kalbura dönen Kemalettin Sami Paşa&#8217;yı bugününün  dünden kalan nankör nesli belki unutabilir. Çünkü onlar Namık Kemali ve Ziya Gök  Alp&#8217;ı da unutmuşlar ve unutturmak istemişlerdi. Fakat bugünün yarına hâkim  olacak nesli Çolak Kemal&#8217;in ruh büyüklüğünü örnek alarak maddîleştirecektir.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Çolak Kemal!&#8230; Tıpkı Aksak Temür gibi büyük bir ad. Temür&#8217;e şeref veren Aksak  lâkabını bir istihza silâhı olarak kullananlar bulunduğu gibi ona şeref veren  çolaklığı da aynı şekilde öne sürmek isteyenler belki çıkacaktır. Halbuki ne  mutlu vatan için çolak kalan büyük askere&#8230; Asıl eğlenilecek ve hattâ acınacak  olanlar ruh topalları ve namus çolaklarıdır.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Orhun, 1943, Sayı: 7   </font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gaza-topraklarinin-gazi-ve-sehit-cocuklari-huseyin-nihal-atsiz/">Gaza Topraklarının Gazi ve Şehit Çocukları (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gaza-topraklarinin-gazi-ve-sehit-cocuklari-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başını Vermeyen Şehit (Masal)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 00:27:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Asker]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[Metin]]></category>
		<category><![CDATA[Oyku]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Sehit]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Başını Vermeyen Şehit&#8230; Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda&#8230; Yarım mil ötede Toygun Paşa&#8217;nın son kuşatmasındân çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/">Başını Vermeyen Şehit (Masal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD"><strong><span style="font-size: 22pt"> &#8230;Başını Vermeyen Şehit&#8230;</span></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/masal/basini_vermeyen_sehit.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/masal/basini_vermeyen_sehit.jpg" height="150" width="199" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yarın arifeydi. Öbür günkü  bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında  otluyorlardı. Karşıda&#8230; Yarım mil ötede Toygun Paşa&#8217;nın son kuşatmasındân  çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ  gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde, ağır bulut  yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki  gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi, acı acı bağırıyorlardı. Palanka  kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru  Kadı yavaşça kımıldadı; ikindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor,  uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların  hepsi Türklerin elindeydi. Yalnız şu Zigetvar&#8230; yıkılmaz bir ölüm seddi halinde  &#8220;Kızılelma&#8221; yolunu kapatıyordu. Sanki bu uğursuz kargalar hep onun  mazgallarından taşıyor, anlaşılmaz bir lisanın çirkin küfürlerine benzeyen  sesleriyle her tarafı gürültüye boğuyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuru Kadı içini çekti. Sonra &#8220;Ah&#8230;&#8221; dedi. İncecik, sinirli boynunun üstünde bir  taş topuz gibi duran çıkık alınIı iri kafasını salladı. Yeşil sarığını arkaya  itti. Islak gözlerini oğuşturdu. Şimdiye kadar, asker olmadığı halde, her  muharebeye girmişti. Birkaç bin yeniçeriyle dört beş topu olsa&#8230; bir gece  içinde şu kaleyi alıvermek işten bile değildi. Şimdi vakıa müstakildi. Ne  isterse yapabilirdi.Palankanın kumandanı Ahmet Bey öteki boy beyleriyle beraber  Toygun Paşa ordusuna katılıp Kapuşvar fethine gitmiş&#8230; Kapuşvardan sonra  Zigetvarı saran ordu kışın aman vermez zoruyla, zaptı yarı bırakarak Budin&#8217;e  dönünce, o da askerleriyle tekrar palankasına gelmemiş, Toygun Paşa&#8217;nın yanında  kalmıştı. Bugün Grigal&#8217;den altı mil uzaktaydı. Palankaya yalnız Kuru Kadı  karışıyordu; esmer, zayıf yüzünü buruşturdu: &#8220;Palanka&#8230; amma topu tüfeği kaç  kişi?&#8221; dedi. Bütün genç savaşçıları Ahmet Bey beraberinde götürmüştü..  Hisardakiler zayıflardan,bekçilerden, hastalardan, ihtiyar sipahilerden  ibaretti.Hepsi yüz on üç kişiydi! Düşman, galiba öteki palankalardan  çekiniyordu: Yoksa burasını bırakmaz, mutlaka almağa kalkardı. Biraz eğildi.  İnce yosunlu, soğuk sipere dirseklerini dayadı. Aşağıya baktı. İki üç asker  beyaz koyunların arasında dolaşıyordu. Bir tanesi karşısına geçtiği iri bir  koçu, başına dokunarak kızdırıyordu, tos vuruyordu. Öbürleri, elleri  silahlarında, bu oyunu seyrediyorlardı. Bağırdı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Oynamayın şu hayvanla&#8230;<br />
Askerler, başlarını tepelerden gelen sese doğru kaldırdılar. Kuru Kadı&#8217;dan hepsi  çekinirlerdi. Gayet sert,gayet titiz, gayet sinirli bir adamdı. Adeta deli gibi  bir şeydi. Sabahtan akşama kadar namaz kılar, zikreder,geceleri hiç uyumazdı.  Daha yatıp uyuduğunu kalede gören yoktu. Vali Ahmet Bey ona &#8220;bizim yarasa&#8221;  derdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Zavallının sabahı bekleme denilen hastalığını kerametine de yoranlar vardı.  Tekrar bağırdı:<br />
&#8211; Haydi, artık akşam oluyor, içeri alın onları.Askerler koyunları toplamağa  başladılar. Kuru Kadı&#8217;nın dirsekleri acıdı. Doğruldu. Tekrar Zigetvar&#8217;a baktı.  Üst tarafındaki göl, kirli bakır bir levha gibi yeri kaplıyordu. Kargalar,  havaya boşaltılmış bir çuval canlı kömür ellemeleri gibi karmakarışık  geçiyorlar, sükûtu parçalayan keskin, sivri sesleriyle gaklıyorlardı.Kalbinde  ağır bir elem duydu. &#8220;Hayırdır inşallah&#8221; dedi.Canı o kadar sıkılıyordu ki&#8230;  Elleri arkasında, başı önüne eğik, bastığı siyah kaplama taşlarına görmez bir  dikkatle bakarak yavaş yavaş yürüdü. Derin bir karanlık kuyusunu andıran  merdivenin dar basamaklarında kayboldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8230; Arife sabahı, herkes uyurken, o, her vakit ki gibi yine uyanıktı! Mescit  odasının önündeki taş yalakta, iki büklüm, abdestini tazeliyordu. Giden gece,  daha gölgeden eteklerini toplayamamıştı. Bahçeye çıkan kapı kemerinde asılı  kandil, sönük ışığıyla, duvarları titretiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Hey, çavuşbaşı&#8230; Hey!&#8230;<br />
Elindeki ibriği bıraktı. Kulak kabarttı. Bu, kuledeki nöbetçinin sesiydi.  Kolları sıvalı, ayakları çıplak, başında takke, hemen yukarı koştu. Merdivende  çavuşa rast geldi. Onu itti. Yürüdü. Nöbetçinin yanına atıldı:<br />
&#8211; Ne var?<br />
&#8211; Kaleden düşman çıkıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Erguvani bir esmerlik içinde siyah bir kaya gibi duran Zigetvara baktı. Bu  kayadan yine koyu, uzun bir karartı süzülüyor, palankaya doğru akıyordu.<br />
&#8211; Bize geliyorlar&#8230; dedi:<br />
Çavuşa döndü:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Haydi, gazileri uyandır. Kurban bayramını bugünden yapacağız. Koş. Bana da  çabuk topçuyu gönder.Çavuş, bir eliyle bakır tolgasını tutarak, koştu. Merdivene  daldı. Kuru Kadı, uzakta, kara yerin üstünde daha kara bir leke gibi yavaş yavaş  ilerleyen düşman alayına dikkatle baktı. Gözlerini küçülttü, büyült tü.  Önlerinde birkaç top da sürüklüyorlardı. Binden fazla idiler. Halbuki hisardaki  gaziler? Kendisiyle beraber yüz on dört kişi&#8230; &#8220;Ama, yine haklarından geliriz!&#8221;  dedi. Uyanan, yukarı koşuyordu. Hisar kapısının iyice bağlanmasını emretti.  Sarığını, cübbesini, kılıcını, tüfeğini getirtti. İhtiyar topçu gelince, ona da,  hemen &#8220;haber topları&#8221;nı atmasını söyledi. Bu bir adetti. Taarruza uğrayan bir  palanka hemen &#8220;İşaret topu&#8221; atarak etrafındaki kuleleri imdadına çağırırdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biraz sonra düşman hisarın önünde, harp düzeninegirmiş bulunuyordu. Zaplar  başsız, gür ejderha yavruları gibi siyah ağızlarını bedenlere çevirmişti.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>  bağırdılar:<br />
&#8211; Size teklifimiz var. Elçimizi içeri alır mısınız?<br />
Kuru Kadı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Alırız. Gönderin, gelsin! cevabını verdi.Bedenler, kalkanlı, tüfekli, oklu  gazilerle dolmuştu.Palankanın ruhu, neşesi, keyfi olan iki arkadaş, bu esnada  tuhaf tuhaf laflar söyleyip yine herkesi güldürüyordu. Bunların ikisine de  &#8220;deli&#8221; derlerdi: Deli Mehmet,Deli Hüsrev&#8230; Serhatın muharebelerinde, hayale  sığmayacak yararlılıklarıyla masal kahramanları gibi inanılmaz bir şöhret  kazanan bu iki deli, hiçbir nizama hiçbir kayda, hiçbir disipline girmeyen,  dünya şerefinde gözleri olmayan Anadolu dervişlerindendi. Her zaferden sonra  kumandanlar onlara rütbe, hil&#8217;at, murassa kılıç gibi şeyler vermeye kalkınca  gülerler: &#8220;İstemeyiz, fani vücuda kefen gerektir. Hil&#8217;at nadanları  sevindirir&#8230;&#8221; derler, hak uğrundaki gayretlerine ücret, mükafat, övgü kabul  etmezlerdi. Harp onların bayramıydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tüfekler, oklar, atılmağa; toplar gürlemeğe; kılıçlar,kalkanlar şakırdamağa  başladı mı, hemen coşarlar, kendilerinden geçerler; naralar savunarak düşman  saflarına saldırırlar&#8230; alevi gözlerle takip edilemeyen birer canlı yıldırım  olup tutuşurlardı. Kuru Kadı, onların herkesi güldüren münakaşalarını, saçma  sapan sözlerini gülümseyerek dinlerken, elçiyi yanına getirdi, iki deli de  sustu. Herkes kulak kesildi. Bu elçi Türkçe biliyordu. Küstahça tekliflerini  söyledi. Palankayı saran Zigetvar kumandanı Kıraçin&#8217;di. Yanında iki bine yakın  savaşçısı vardı. Grijgal&#8217;in &#8220;Vire ile verilmesini istiyordu. Ateşe, nura, haça,  İncil&#8221;e, Zebur&#8217;a yemin ediyor; çıkıp giderlerken muhafızlara hiçbir ziyanı  dokunmayacağına dair söz veriyordu.<br />
Kuru Kadı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Pekâlâ!&#8230; Haydi git. Biz aramızda anlaşalım, kararımızı size öğleden sonra  bildiririz! diye elçiyi aşağı gönderip kapıdan attırdı. Sonra etrafındakilere  döndü. Şöyle bir göz gezdirdi. Sırtının hafıf kamburu içeri çekildi:<br />
&#8211; İşittiniz ya, gaziler! dedi, Kıraçin haini bizim yüz<br />
on kişiden ibaret olduğumuzu anlamış&#8230; üzerimize iki<br />
bin kişi ile geldi. Teklif ettiği &#8220;Vire&#8221;yi kabul etmek isteyenler vârsa ellerini  kaldırsın!<br />
Kimsenin eli kalkmadı.<br />
&#8211; Öyleyse hazır olalım. Haydi&#8230;<br />
Bir gürültüdür koptu;<br />
&#8211; Hazırız&#8230;<br />
&#8211; Hepimiz, hepimiz&#8230;<br />
&#8211; Hepimiz, hepimiz hazırız.<br />
&#8211; Kılıçlarımız, kalkanlarımız yağlı.<br />
-(~klanmı~ havlı_<br />
&#8211; Yatağanlanmız keskin&#8230;<br />
&#8211; Bugün nusret bizim.<br />
&#8211; Amin, amin&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Kuru Kadı, &#8220;Ey alemlerin rabbi&#8221; diye ellerini kaldırdı. Bir duaya başlayacaktı.  Deli Mehmet yalın kılıç karşısına dikildi. Palabıyık, gök gözlü, geniş beyaz  çehresi,<br />
yeni doğmuş bir ay gibi parlıyordu:<br />
&#8211; Duayı bırak, efendi dedi, gaza duadan faziletlidir. Gel&#8230; Lütfet. Bize şu  kapıyı aç. Kalbindeki korkuyu at. İşte hepimiz hazırız. Şu ayağımıza gelen gaza  fırsatını kaçırmayalım.<br />
Kuru Kadı&#8217;nın elleri aşağı düştü. Deli Hüsrev de arkadaşının yanına sokulmuştu.  Bütün gaziler bu iki delinin arkasına üşüştü. Sanki hepsi bir anda deli  oldular&#8230; bir ağızdan. Aç bize kapıyı, aç&#8230; diye bağırmaya başladılar.Kuru  Kadı&#8217;nın iri patlak gözleri yaşardı. Yüzü sapsarı oldu. Uzun siyah sakalı  kımıldadı. İki deliyi bile<br />
titreten, bütün gazilerin saçlarını ürperten ilahi bir<br />
ağıt ahengi kadar etkili sesiyle haykırdı.<br />
&#8211; Meydan erleri! Ey mertler! Padişahımız Süleyman Gazi aşkına şu sözümü  dinleyin. Benim muradım sizi gazadan engellemek değildir. Bugün can, baş feda  olsun&#8230; Özellikle yarın kurban bayramı&#8230; Fakat bakınız maksadım ne? Bugün  cuma&#8230; hem de arife. Bugün hacılarımız Arafat&#8217;ta, diğer mü&#8217;minler camilerde  bizim gibi gazilerin zaferi için dua etmekteler&#8230; Bunda şüphesi olan var mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Hayır.<br />
&#8211; Hayır, asla&#8230;<br />
&#8211; Hayır.<br />
&#8211; O halde münasip olan budur ki, biz de namazla-<br />
rımızı eda edelim. Gözlerimizin yaşını dökelim. Dua edelim. Birbirimizle  helallaşalım. Sonra gazaya girişelim. Kalanlarımız gazi, ölenlerimiz şehit  olsun! Dünyada iyi nam ile anılalım. Ahirette peygamberimizin âlemi dibinde  toplanalım&#8230; Ne dersiniz?<br />
&#8211; Hay hay!<br />
&#8211; Uygun&#8230;<br />
&#8211; Pekâlâ!<br />
Gazilerin hepsi buna razı oldu. Öğleye kadar durdular. Abdest aldılar, namaz  kıldılar, tekbir çektiler, helallaştılar. Kıraçin&#8217;in askeri, sardıkları  palankadan yükselen derin uğultuyu hep teklif ettikleri &#8220;Vire&#8221; münakaşasının  gürültüsü sanıyorlardı. Ansızın, uzaktaki Türk kulelerinden atılan &#8220;işaret  topları&#8221; işitildi. Bu, &#8220;Biz, dörtnala geliyoruz&#8221; demekti. Kuru Kadı eliyle  hisarın kapısını açtı. Grijal gazileri &#8220;Allah, Allah&#8221; naralarıyla müthiş bir  taşkın deniz gibi fıkırdılar. İki koldan hücum olunuyordu. Kollardan birisine  Deli Hüsrev, birisine Deli Mehmet baş olmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ovada, Grijgal&#8217;e gelen yollardan bir toz dumanıdır kalkıyordu. Nice bin atlı  imdada koşuyor sanılırdı. Düşman, bu hali görünce şaşırdı. İki ateş arasında  kaldığını anladı. Halbuki toz duman içinde yaklaşan ancak beş on gaziydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8230; Bozgun başladı.<br />
Deli Mehmet&#8217;le Deli Hüsrevin takımları düşmanı kaçırmamak için iyice sarıyordu.  Kara Kadı cübbesini atmış. Elindeki kılıç, cesaretlendirdiği gazileri arkasından  yürüyordu. Deli Hüsrev, bir sarhoş gibi Kıraçin&#8217;inalayına dalmış kesiyor,  kesiyor&#8230; inanılmaz bir çabuklukla kaçanlara yetişiyor, ikiye biçiyordu. Kuru  Kadı&#8217;nın gözleri Deli Mehmet&#8217;i aradı. Bakındı, bakındı. Göremedi.Acaba o muydu?  Yüreği ağzına geldi. Düşman safına karışıp kaynaşan kolun arkasında iri bir  vücut yereuzanmıştı&#8230; Elli altmış adım kadar kendisinden uzaktı&#8230; Siyah,  yüksek atlı bir şövalye, uzun bir kargıyı bu uzanmış vücuda saplıyordu. Durmadı.  İlerledi. Koşarken ayağı bir taşa takıldı. Yuvarlanıyordu. Kılıcı ile fırladı.  Hemen toplandı. Kalktı. Düşen kılıcını aldı. Doğruldu. Koşacağı tarafa baktı.  Şövalye atından inmiş,kargıladığı şehidin başını teninden ayırmıştı. Bu anda,bu  kestiği baş elinde, yine siyah bir şeytan gibi şahlanan atma sıçradı.  Kaçacaktı&#8230; Kuru Kadı, bütün kuvvetiyle ona yetişmek için koşarken, baktı ki  sol ilerisinde Deli Hüsrev kalkanını sallayarak, avazı çıktığı kadar bağınyor,<br />
&#8211; Mehmet, Mehmet!&#8230; Canını verdin!&#8230; Bâşını verme Mehmet!&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu nara o kadar müthiş, o kadar tesirli, o kadar yanıktı ki&#8230; Kuru Kadı: &#8220;Vah  Deli Mehmet&#8217;miş!&#8221; diye olduğu yerde dikildi kaldı. Durur durmaz, o an, kırk adım  kadar yaklaştığı kesik başlı şehidin yerden fırladığını gördü. Nefesi tutuldu.  Şaşırdı. Bu başsız vücut uçar gibi koşuyordu. Kendi kellesini götüren zırhlı  şövalyeye yetişti. Eliyle öyle bir vuruş vurdu ki&#8230; Lanetli hemen yüksek  atından tepesi üstü yuvarlandı. Götürmek istediği baş elinden yere düştü. Deli  Mehmet&#8217;in başsız vücudu canlıymış gibi eğildi. Yerden kendi kesik başını aldı.  Hemen oracığa yorgun bir kahraman gibi, uzanıverdi. Bunu Kuru Kadı&#8217;dan başka  kimse görmemişti. Herkes kaçan düşmanı kovalıyordu. Yalnız Deli Hüsrev,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Yüzün ak olsun, ey yiğit! diye bağırdı. Sonra Kuru Kadı&#8217;ya doğru koşarak  sordu.<br />
&#8211; Nasıl, gördün mü bu civanı?<br />
&#8211; Görmedin mi?<br />
Kuru kadı sesini çıkaramadı. Gördüğü harika onu<br />
dondurmuştu. Olduğu yerde öyle dimdik kaldı. Sanki<br />
ölmüştü. Deli Hüsrev, onu hızla sarstı.<br />
&#8211; Ne durursun be can! Ne olsun, haydi gazaya.<br />
Düşman kaçıyor&#8230; Deli Hüsrev&#8217;in kalkması Kuru Kadı&#8217;yı baştan can verdi, &#8220;Allah  Allah&#8221; diyerek ileri atıldı.<br />
Mücahitlere karıştı.<br />
Cenk akşama kadar sürdü.<br />
Er meydanının kanlı yüzüne &#8220;gece siyah saçlarını&#8221;<br />
dağıtırken çağırıcının<br />
&#8211; Gaziler hisara!</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sesi duyuldu. Dönen gaziler içinde kılıcından kanlar damlayan Kuru Kadı, birkaç  sipahi ile dışarıda kaldı. Yaralıları taşıttı. Şehit olanları saydırdı. Bunlar  tam on dokuz kahramandı.:. Düşman altmış dört ceset bırakmış, diğer ölülerinin  hepsini kaçırmıştı. Kuru Kadı sabahtan beri yemek yememiş, su içmemiş, durup  dinlenmemişti&#8230; Toplattığı şehitleri hisarın önündeki meydana yığdırdı. Şehit  Deli Mehmet&#8217;in cesedini kendi buldu. Kesik başı koltuğunda, uyur gibi, sakin  yatıyordu. Olduğu yerde gömdürdü. Sonra yanındakileri. savdı. Butaze mezarın  başına çöktü. Ezberden &#8220;Yasin&#8221; okumağabaşladı. Dışarılarda kimse yoktu, yalnız  uzakta palanka kapısındaki nöbetçi dolaşıyordu. Kuru Kadı okurken, önündeki  mezarın birden yeşil yeşil nurlarla tutuştuğunu gördü. Sesi kısıldı. Dudaklarını  oynatamadı.Çeneleri kitlendi. Bu yeşil nurun içinde Deli Mehmet&#8217;in kanlı boynuna  sarılmış beyaz kanatlı bir melaike, hem onu nurdan elleriyle okşuyor, hem açık  alnını öpüyordu. Bu sıcak, bu yeşil nur büyüdü, taştı, bütün âlem bu nurun  içinde kaldı. Kuru Kadı&#8217;nın gözleri kamaştı. Ruhu yandı. Kendinden geçti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Onu, daha ilk defa böyle derin bir uykuya dalmış gören yoldaşları zorla  kaldırdılar. Koltuklarına girdiler:<br />
&#8211; Haydi, kapı kapanacak dediler, içeri gir.<br />
Kuru Kadı&#8217;nın dili tutulmuştu. Cevap veremedi.<br />
Sarhoş gibi sallana sallana hisara girdi. Hâlâ titriyordu. Palankanın içinde  Deli Hüsrev&#8217;in menzilinden geçerken durdu. Kulak verdi; ağlıyor mu, inliyor mu  diye&#8230; Hayır, Deli şıkır şıkır atını kaşağılıyor, keyifli bir türkü söylüyordu.  Seslendi:<br />
&#8211; Hüsrev.<br />
&#8211; Efendim?&#8230;<br />
Kapı açıldı. Kaşağı elinde, kolları, paçaları sıvalı, başı kabak Deli Hüsrev&#8230;  daha Kuru Kadı bir şey sormadan,<br />
&#8211; Gördün mü Deli Mehmet&#8217;in zevkini? dedi.<br />
&#8211; Siz de benim gibi buradan gördünüz mü?<br />
&#8211; &#8220;Gözlüye hotti gizli yoktur!&#8221; Küttedek kapıyı, kapadı. Yine türküsüne başladı.<br />
&#8230;<br />
Kuru Kadı palankada sabahı dar etti. Güneş doğmadan, Deli Mehmet&#8217;in mezarına  koştu. Artık bütün günlerini bu mezarın başında geçiriyordu. Bu mezarın daimi  ziyaretçisi oldu. Büyük bir taş yontturdu. Yazdırdı. Başına diktirdi. Beş vakit  namazlarını bile cemaatine bu kabrin başında kıldırmak isterdi. Artık ne hacet  dilese, ona nail oluyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Grijgal&#8217;de, komşu palankalarda Kuru Kadı için &#8220;Deli oldu&#8221; diyorlardı. Her an  &#8220;sonsuzluk&#8221; badesini içmiş ezeli. bir sarhoş gibi nihayetsiz bir kendinden  geçme,sonsuz sınırsız bir şevk, sükûn bulmaz bir heyecan içinde yaşıyordu. Fakat  nasıl &#8220;deniz çanağa sığmaz&#8221;sa,onun büyük sırrı da ruhuna sığmadı. Taştı. Huruç  günü gördüğü harikayı herkese anlatmağa başladı. Hatta daha ileri gitti, çok iyi  okuduğu &#8220;Mevlid-i Şerif&#8221; lisanıyla o gün gördüğünü yazdı. Yüzlerce beyitlik bir  destan düzdü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ama o eski şevki kayboluverdi. Ruhuna koyu bir karanlık doldu. Kalbine acı bir  ağırlık çöktü. Artık Deli Mehmet&#8217;in yeşil nurdan mezarı içinde sürdüğü ilahi  zevki göremez oldu. Bu mahrumiyet onu delirtti. Yemekten içmekten kesildi. Bir  gün, yine perişan kırlarda dolaşırken Deli Hüsreve rast geldi. Meğer o da  geziniyormuş. Elindeki yayıyla yavaşça Kuru Kadı&#8217;nın arkasına dokundu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Ahmak, dedi, niye gördüğünü halka söyledin?<br />
Adam gördüğünü kaale geçirirse kazandığı hali kaybeder. Eğer sussaydın, gördüğün  keramete ölünceye kadar şahit olacaktın&#8230;<br />
Kuru Kadı yere diz çöktü, ağlamaya başladı:<br />
&#8211; Çok perişanım diye inledi, lütfet. Gel, beni gaflet uykusundan uyandır. Benim  o görnüş olduğum durum ne hikmettir? İçinde benimle senden başka onu gören oldu  mu?<br />
&#8211; Bir gören daha var. O &#8220;can&#8221; herkese görünmez.<br />
&#8211; Kimdir?<br />
&#8211; Bilemezsin&#8230;<br />
&#8211; Başkaları görmedi de, biz ikimiz niçin gördük?<br />
&#8211; a şehitlik müjdesidir!&#8221; İkimiz de mutlaka şehit düşeceğiz!&#8230;<br />
Kuru Kadı, gittikçe öyle serseri, öyle perişan, öyle berbat oldu ki&#8230; kendisini  o kadar seven Vali Ahmet Bey bile Budin&#8217;den gelince, onun hallerine  dayanamadı.Nihayet &#8220;bu deli bir kişidir. Palankada hizmetinden istifade  olunamaz&#8221; diye geriye göndermeye mecbur oldu.Aradan epey zaman geçti. Serhadde  değil, hatta Grijgal hisarında bile herkes Kuru Kadı&#8217;yı unuttu. Yalnız yazdığı  destan okunuyor, hiç unutulmuyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">On iki sene sonra&#8230;<br />
Zigetvarın zaptı akabinde yaralılar toplanırken, meşhur kahraman Deli Hüsrevin  bir gülleyle parçalanmış cesedi yanında, uzun boylu, ak saçlı, ak sakallı,yeşil  cübbeli bir şehit buldular. Kıbleye yüzükoyunuzanmış yatan bu şehidin büyük,  yeşil sarığı, henüz bozulmamıştı. Üzerinde hiçbir silah yoktu. Yarası neresinden  olduğu belli değildi. Günlerce süren kuşatma esnasında hiç kimse böyle bir adam  görmemişti. İnceden inceye araştırma yapıldı. Kim olduğu bir türlü anlaşılamadı.  O vakit birçok gazilerin &#8220;gayb ordusundan imdada gelmiş bir veli&#8221; sandıkları bu  şehit, acaba, Grijgal hisarının o eski deli kadısı mıydı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/masallar/">»<span lang="tr">  Masallar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt"><br />
</span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/">Başını Vermeyen Şehit (Masal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/basini-vermeyen-sehit-masal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Şehitlerine&#8230;</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-sehitlerine/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-sehitlerine/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 22:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Görüntüler]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Farkli]]></category>
		<category><![CDATA[Goruntu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Sehit]]></category>
		<category><![CDATA[Siir]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yorum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-sehitlerine/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Şehitlerine&#8230; (Üç Farklı Yorum) &#160; https://www.youtube.com/v/hUrwVvLu4AYhttps://www.youtube.com/v/h4QHD8KlzQs https://www.youtube.com/v/_FR6ZQR7HOE Mehmet Akif Ersoy üstadımıza ait &#8220;Çanakkale Şehitlerine&#8221; adlı şiirin, üç farklı kişi tarafından yorumlandığı sunumlar&#8230; &#160; &#124;» “Görüntüler” Sayfasına Dön! « &#124; Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir… &#160;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-sehitlerine/">Çanakkale Şehitlerine…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Çanakkale  Şehitlerine&#8230; </font> <font style="font-size: 16pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD"><br />
(Üç Farklı Yorum)</font></strong></p>
<p class="content">&nbsp;</p>
<p><center> <video>https://www.youtube.com/v/hUrwVvLu4AY</video><video>https://www.youtube.com/v/h4QHD8KlzQs</video></p>
<p></center></p>
<p align="center"> <video>https://www.youtube.com/v/_FR6ZQR7HOE</video></p>
<p align="center"><strong><font color="#ff0066" face="Maiandra GD" size="2">Mehmet  Akif Ersoy üstadımıza ait &#8220;Çanakkale Şehitlerine&#8221; adlı şiirin, üç farklı kişi  tarafından yorumlandığı sunumlar&#8230;</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/">»<span lang="tr">  “Görüntüler” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD"><br />
Not: </font> <font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">İçerik,  internetten alıntılanarak derlenmiştir… </font></strong></span></p>
<p align="center">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-sehitlerine/">Çanakkale Şehitlerine…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-sehitlerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelibolu (Buket Uzuner)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 13:30:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Buket Uzuner]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Ozeti]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Sehit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelibolu &#160; (Buket Uzuner) &#160; Özet Viktoria Taylor Çanakkle savaşlarında şehit olan dedesinin mezarını bulmak amacıyla Yenizelanda&#8217;dan Geliboluy&#8217;a gelmiştir. Rehberi Mehmet ile gelibolunun küçük köylerinde gezen Viki bir köy kahvesinde, adına özel bir köşe hazırlanan, Çanakkale savaşlarınd şehit düşmüş olan Ali Osman Taylar&#8217;ın resmini görünce bu kişinin dedesi olduğunu iddia eder. Ancak köy halkı vatan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/">Gelibolu (Buket Uzuner)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#333399" size="6"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Gelibolu</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: teal; font-family: 'Maiandra GD'">(Buket  Uzuner)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 18pt; font-family: 'Maiandra GD'"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Özet</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"> <font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Viktoria Taylor Çanakkle savaşlarında şehit olan dedesinin mezarını bulmak amacıyla Yenizelanda&#8217;dan Geliboluy&#8217;a gelmiştir. Rehberi Mehmet ile gelibolunun küçük köylerinde gezen Viki bir köy kahvesinde, adına özel bir köşe hazırlanan, Çanakkale savaşlarınd şehit düşmüş olan Ali Osman Taylar&#8217;ın resmini görünce bu kişinin dedesi olduğunu iddia eder. Ancak köy halkı vatan için savaşmış ve kanını akıtmış Türk şehidi Ali Osman Taylar&#8217;a yapılan bu davranışı çok büyük bir hakaret olarak karşılar ve Viktoria&#8217;yı derhal köyden uzaklaştırırlar. Bu olaydan tüm Türkiyenin tv ve basın sayesinde kısa sürede haberi olur.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt" align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Viktoria bu iddiasını kanıtlamak için Ali  Osmanın halen hayatta olan kızı ile görüşmek için elinden gelen herşeyi yapar.  Ali Osmanın kızı olan Beyaz Taylar adeta ayaklı bir tarihtir. Çok inatçı olan bu  kadın, dış görünüşünün zıttına çok zeki ve biligilidir. Viktoria ile konuşurken  tercüman kullanmadan kendisi ingilizce konuşmaktadır. Viki beyaz halanın inadını  kırmayı başarır ve onunla görüşür. Bu görüşmeden sonra gerçekler birbir ortaya  çıkar. Ali Osman Taylar aslında bir anzak askeridir ve savaşta ağır  yaralanmıştır. Onu bir çukurun içerisinde hareketsiz halde bulan Beyazın annesi  yaralarını iyileştirmiş ve iyi bir duruma getirmiştir.Bir süre sonra da  evlenmişlerdir. Viktoria, Ali Osmanın torunudur aslında. İşte tüm bunlar Beyaz  hala sayesinde birbir ortaya çıkmıştır. Viktoria iddiasında haklıdır ve bunu  uzun ve zor uğraşlardan sonra kanıtlamayı başarmıştır. Ancak bu olay ne basına  ne de köy halkına bu şekilde aktarılmamıştır. Çünkü onların tepkisi ile  karşılaşabilir ve bunu kabullenmeyebililerdi. Doğruyu yalnızca üç kişi biliyrdu.  Victoria, Beyaz hala ve Beyaz halanın yeğeni Ali Osman.</font></p>
<p><span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><font color="#000000"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font color="#808080" size="5"><strong><span style="font-family: Maiandra GD">Ana  Fikir</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2">Başkaları ne derse desin herzaman kendi  fikirlerimizin arkasında olamalıyız.<br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Şahıslar  ve Olaylar</span></strong></p>
<p><strong> <span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> <font color="#000000"> <span style="font-weight: normal; font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'"> Beyaz Taylar: Çok inatçı ve sert bir kişiliğe sahiptir. Ancak bu sert kişiliğin altında bambaşka duygusal bir insan daha vardır aslında. Babasından aldığı bilgileri kendi çabaları ile geliştirmiştir. Bu nedenle çok bilgili ve zekidir. Ancak okulu elinde olamayan nedenlerle yarıda bırakmıştır.<br />
Viktoria: Fiziksel olarak; Uzun boylu, biraz zayıf, uzun saçlı ve güzel br turist kızıdır. Manevi değerlerine sıkısıkıya bağlıdır. Bu yüzden dedesinin mezarını bulabilmek için elinden geleni yapmıştır.  Olay Çanakkale&#8217;nin Gelibolu yarımadasında geçmektededir. Eserin içinde mektuplara yer verilliş. Bu mektuplar Birimci dünya savaşında yazılmıştır.Ancak Kitap geçen olay 1993-1995 yılları arasında geçiyor.</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify"><strong> </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: gray; font-family: 'Maiandra GD'">Yazar Hakkında Bilgi</span></strong></p>
<p>  <font face="Maiandra GD" size="2">Gazetelerde yazdığı köşe yazıları ile tanınan Buket Uzuner son zamanlarda yazdığı akıcı kitapları ile adından çokça söz ettirmiştir. Yazar hakkında ayrıntılı bir bilgi yoktur.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/">Gelibolu (Buket Uzuner)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gelibolu-roman-ozeti-buket-uzuner/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>12</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
