<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sodyum Karbonat | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/sodyum-karbonat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Nov 2007 22:04:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 10:36:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonatin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar) XVIII. Yüzyılda en verimli iki sanayinin madencilik ve dokuma olduğunu hatırlatalım. Kimya, dokuma alanında, lavoisier&#8217;den önceki yıllarda da büyük rol oynamıştı. O kadar ki, bu yüzyılın sonlarına kadar kimya her şeyden önce kumaş boyama sanatıydı diyebiliriz. O dönemde şu boyayıcı maddeler kullanılmaktaydı: &#160; &#160; &#160; Meksika&#8217;dan, Kanarya Adalarından ve Hindistan&#8217;dan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/">Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Sodyum Karbonat<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> XVIII. Yüzyılda en verimli iki sanayinin madencilik ve dokuma olduğunu  hatırlatalım. Kimya, dokuma alanında, lavoisier&#8217;den önceki yıllarda da büyük rol  oynamıştı. O kadar ki, bu yüzyılın sonlarına kadar kimya her şeyden önce kumaş  boyama sanatıydı diyebiliriz. O dönemde şu boyayıcı maddeler kullanılmaktaydı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Meksika&#8217;dan, Kanarya Adalarından ve Hindistan&#8217;dan ithal edilen kırmız böceği;  Meksika ve Antiller&#8217;den bakam ağacı; Hindistan ve Uzak Doğu&#8217;dan çivit,  Brezilya&#8217;dan brezil. Orta Doğu&#8217;dan mazı, vb. Bazen kumaş, boyayı kendiliğinden  emerdi, bazen de boyadan önce kumaşı yağlardan arıtmak gerekiyordu. Kısacası,  dokuma eskiden beri bilime dayanan bir teknik olmuştu. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kumaşları yağlarından arıtmakta şapın ne gibi yararları olabileceğini ilk sezen,  İngiliz Wtlliam Petty (1623-1687) olmuş ve: &#8220;Şap, kumaşla boya arasında bir  bağdır,&#8221; demişti. Ama boyamada en yararlı çalışmaları yapanlar Fransızlar  oldular. Fizikçi Cisternay Du Fay (1698-1739) boya ve şap oranını tam olarak  tespit etti. Kimyagerler &#8220;Jean Hellot (1685-1766), Pierre-Joseph Macquer  (1718-1784) ve İngiliz meslektaşları Bancroft (1744-1818)&#8221; yüzlerce yıllık  tekrarların dışında bir teknik bulmaya çalıştılar. &#8220;Boya Sanatının öğeleri&#8221; adlı  eserin yazarı olan büyük kimyacı Claude Berthollet (1748-1822), Lavoisier&#8217;nin  görüşlerine dayanarak kimyaya, bilime dayanan bir yöntem kazandırmaya çalıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İki başka teknik daha boyaya sıkıca bağlıydı: Birincisi, deri sanayisinde de  kullanılan şap üretimi. Şapın 1461&#8217;de Kilise topraklarında keşfedilmiş olması  nedeniyle, üretimi XV. yüzyılın sonuna kadar Papalığın tekelinde kalmış, üç yüz  yıl içinde de bütün Avrupa&#8217;ya yayılmıştı. İskoçyalı Kimyacı Peter Spence 1845&#8217;te  modern yöntemi keşfedinceye kadar şap üretiminde bir değişiklik görülmedi.  İkinci tekniğe gelince; bu, kumaşların beyazlaştırılmasıydı. Soldurma işlemi,  kumaşları uzun zaman güneşe sermek yoluyla sağlanıyordu. Berthollet,  Gobelins&#8217;deyken bunu klorun etkisinde bırakmakla elde etti. Sonra da klorlu tuz  bileşimi icat ederek bunu, Paris yakınındaki Javel köyünde sanayi çapında  üretmeye başladı. Ev kadınlarının o gün bugündür kullandıkları Javel çamaşır  suyu böylece bulunmuş oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kumaşları dokumak ve boyamakla iş bitmiyordu, bunları bir de yıkamak  gerekiyordu. XVIII. yüzyılın sonuna kadar, yıkama bir sorun olmamıştı. Venezüela  ve Mısır&#8217;dan gelmekte olan sodyum karbonattan ya da İspanya kıyılarında  çıkarılan bir deniz bitkisini yakarak sabun imal ediyorlardı. Bundan başka  potasyum ve sodyum külleri de cam ve kâğıt üretiminde, yünlerin yağlardan  arıtılmasında kullanılmaktaydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne var ki. Devrim öncesinden başlayarak İspanya ile ticaret yavaşlamış ve birkaç  yıl sonra da büsbütün durmuştu. O kadar ki, sodyum karbonatın yerini tutabilecek  bir madde bulmak zorunluydu. 1788&#8217;de Bilimler Akademisi, bulana prim vaat etti.  1790&#8217;da Nicolas Leblanc (1742-1806) adlı bir aday çıktı. Orleans dükünün özel  doktoru olan Leblanc, nötr tuzlar hakkında kayda değer araştırmalar yapmıştı.  Şimdi de deniz tuzunu, yüksek ısıda kömürün ve sülfirik asitin etkisinde tutarak  yeni bir madde imal etmeyi teklif etmekteydi. Fakat elde edilen madde kaliteli  olmakla birlikte çok miktarda, pis kokulu bir kalıntı bırakıyordu ve bundan  kurtulmanın nasıl mümkün olabileceğini kimse kestiremiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu, en sonunda pratik bir güçlüktü, ama Bilimler Akademisi bunu bahane ederek  bilgine primi vermedi. Leblanc&#8217;a güveni sarsılmayan tek kişi, efendisi Orleans  düküydü. Hatta Saint-Denis&#8217;de bir fabrika kurup bu maddeyi üretebilmesi için  kendisine 200.000 frank sermaye verdi. Ama şanssızlık Leblanc&#8217;ın yakasını bir  türlü bırakmıyordu. Devrim sırasında Orleans dükü tutuklandı ve giyotinle idam  edildi. Bütün mallarına el konulduğundan, fabrika elden gitti. Böylece mucit  günden güne yoksulluğa düştü. Sonunda 1804&#8217;te haklarını tanıdılar, ama bu defa  da kapitalistler elinden tutmak istemediler. Herkes tarafından terk edilmiş ve  umutsuz kalmıştı. Leblanc bu duruma dayanamayıp intihar etti.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Leblanc yönteminin sakıncalarının kolaylıkla giderildiğini ve nice sanayicinin  onun sayesinde servet sahibi olduğunu düşünecek olursak, bu karayazı insanı daha  çok üzüyor. Mucitin ailesi yoksulluk içinde yaşarken vatandaşlarından Jean  Darcet adlı biri. (1777-1886), &#8216;mamulü&#8217; verimli olmaktan çıkaran kalıntılarından  kurtarmanın yolunu buldu. O sırada işi İrlandalı James Muspratt ele aldı  (1793-1886). Sırasıyla eczacı çıraklığı, Wellington ordusunda asker ve İngiliz  donanmasında subay adaylığı yapmış olan bu serüvenci, 1822&#8217;de Liverpool&#8217;a  yerleşmiş ve Leblanc yöntemiyle sodyum karbonatı imal etmeye karar vermişti  Darcet&#8217;nin yöntemini geliştirip buna yenilerini de ekledikten ve birçok mali  güçlükler atlattıktan sonra bu maddeyi sanayileştirmeyi başardı. Malını bütün  dünyaya kabul ettirmek için uzun yıllar çabaladı ve XIX. yüzyılın ortalarına  doğru kesin başarıya ulaştı. 1863&#8217;te bütün dünyaya yılda 300.000 ton mal  satmaktaydı. Sodyum karbonat gelişmiş, büyük kimya sanayii kurulmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yine aynı yıl içinde yani 1863&#8217;te yarım yüzyıldan beridir laboratuvarları  uğraştıran bir buluş daha sanayiide bomba etkisi yaptı: Yirmi beş yaşında bir  Belçikalı kimyager daha kolay ve daha ucuz bir üretim yöntemi öneriyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu genç mucit Ernest Solvay (1838-1922) idi. 1836&#8217;da İskoçya da, daha sonra  Viyana, Leeds ve Paris&#8217;te denenip de mali felâketlere yol açan bir yöntemi  başarıya ulaştırmıştı. Bu, tuzu amonyak ve karbonik gazla işlemekten ibaretti.  Reaksiyon sodyum bikarbonat vermekte, bundan da, ısıtılarak istenilen karbonat  elde edilmekteydi. Hemen şuna işaret etmeliyiz ki, bu yöntemin basitliği bir  görünüşten ibaret olup aslında Solvay&#8217;ı uzun zaman uğraştırmıştı. Solvay&#8217;ın  yönteminin gerçek bir ihtiyaca karşılık verdiğine de inanmamız gerekir. Çünkü  birkaç yıl içinde Belçika, A.B.D. Almanya, Rusya ve daha birçok ülkelerde üst  üste fabrikalar kurulmaya başlandı. Böylece Üretim 1875&#8217;te 40.000 tona, 1895&#8217;te  1.000.000 tona yükseldi. 1902&#8217;de de dünyada üretilen 1.800 000 ton sodyum  karbonatın 1.650.000 tonu Solvay yöntemiyle elde edilmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Solvay, zavallı Leblanc&#8217;ın tersine şanslı çıkmış, büyük bir servet, ün ve sevgi  kazanmıştı. Ama bunları iyiye kullanmasını bildiğini de hemen eklemek gerekir.  Her şeyden önce, çok zengin bir sanayici olduktan sonra bile bilim aşkını  kaybetmedi. Aynı zamanda büyük bir insanseverdi. Brüksel ve Paris&#8217;te enstitü ve  kurumlar kurdu. 1911&#8217;de de bütün dünya fizikçilerim Belçika&#8217;nın başkentinde  toplayacak bir kongreler sistemi meydana getirdi katkısının özellikle büyük etki  ve sonuçları olmuştur. Planck, Rutherford, Bohr gibi bilginler buluş ve  icatlarını burada açıklamışlar ve bu toplantılar Curie, Einstein, Jeans,  Langevin, Perrin, Poincare ve daha başka ünlü bilim adamlarının bir araya  gelmelerine fırsat hazırlamıştı.</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/">Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 10:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[catlar]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonatin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar) XVIII. Yüzyılda en verimli iki sanayinin madencilik ve dokuma olduğunu hatırlatalım. Kimya, dokuma alanında, lavoisier&#8217;den önceki yıllarda da büyük rol oynamıştı. O kadar ki, bu yüzyılın sonlarına kadar kimya her şeyden önce kumaş boyama sanatıydı diyebiliriz. O dönemde şu boyayıcı maddeler kullanılmaktaydı: &#160; Meksika&#8217;dan, Kanarya Adalarından ve Hindistan&#8217;dan ithal edilen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar/">Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Sodyum Karbonat<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> XVIII. Yüzyılda en verimli iki sanayinin madencilik ve dokuma olduğunu  hatırlatalım. Kimya, dokuma alanında, lavoisier&#8217;den önceki yıllarda da büyük rol  oynamıştı. O kadar ki, bu yüzyılın sonlarına kadar kimya her şeyden önce kumaş  boyama sanatıydı diyebiliriz. O dönemde şu boyayıcı maddeler kullanılmaktaydı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Meksika&#8217;dan, Kanarya Adalarından ve Hindistan&#8217;dan ithal edilen kırmız böceği;  Meksika ve Antiller&#8217;den bakam ağacı; Hindistan ve Uzak Doğu&#8217;dan çivit,  Brezilya&#8217;dan brezil. Orta Doğu&#8217;dan mazı, vb. Bazen kumaş, boyayı kendiliğinden  emerdi, bazen de boyadan önce kumaşı yağlardan arıtmak gerekiyordu. Kısacası,  dokuma eskiden beri bilime dayanan bir teknik olmuştu. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kumaşları yağlarından arıtmakta şapın ne gibi yararları olabileceğini ilk sezen,  İngiliz Wtlliam Petty (1623-1687) olmuş ve: &#8220;Şap, kumaşla boya arasında bir  bağdır,&#8221; demişti. Ama boyamada en yararlı çalışmaları yapanlar Fransızlar  oldular. Fizikçi Cisternay Du Fay (1698-1739) boya ve şap oranını tam olarak  tespit etti. Kimyagerler &#8220;Jean Hellot (1685-1766), Pierre-Joseph Macquer  (1718-1784) ve İngiliz meslektaşları Bancroft (1744-1818)&#8221; yüzlerce yıllık  tekrarların dışında bir teknik bulmaya çalıştılar. &#8220;Boya Sanatının öğeleri&#8221; adlı  eserin yazarı olan büyük kimyacı Claude Berthollet (1748-1822), Lavoisier&#8217;nin  görüşlerine dayanarak kimyaya, bilime dayanan bir yöntem kazandırmaya çalıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İki başka teknik daha boyaya sıkıca bağlıydı: Birincisi, deri sanayisinde de  kullanılan şap üretimi. Şapın 1461&#8217;de Kilise topraklarında keşfedilmiş olması  nedeniyle, üretimi XV. yüzyılın sonuna kadar Papalığın tekelinde kalmış, üç yüz  yıl içinde de bütün Avrupa&#8217;ya yayılmıştı. İskoçyalı Kimyacı Peter Spence 1845&#8217;te  modern yöntemi keşfedinceye kadar şap üretiminde bir değişiklik görülmedi.  İkinci tekniğe gelince; bu, kumaşların beyazlaştırılmasıydı. Soldurma işlemi,  kumaşları uzun zaman güneşe sermek yoluyla sağlanıyordu. Berthollet,  Gobelins&#8217;deyken bunu klorun etkisinde bırakmakla elde etti. Sonra da klorlu tuz  bileşimi icat ederek bunu, Paris yakınındaki Javel köyünde sanayi çapında  üretmeye başladı. Ev kadınlarının o gün bugündür kullandıkları Javel çamaşır  suyu böylece bulunmuş oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kumaşları dokumak ve boyamakla iş bitmiyordu, bunları bir de yıkamak  gerekiyordu. XVIII. yüzyılın sonuna kadar, yıkama bir sorun olmamıştı. Venezüela  ve Mısır&#8217;dan gelmekte olan sodyum karbonattan ya da İspanya kıyılarında  çıkarılan bir deniz bitkisini yakarak sabun imal ediyorlardı. Bundan başka  potasyum ve sodyum külleri de cam ve kâğıt üretiminde, yünlerin yağlardan  arıtılmasında kullanılmaktaydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne var ki. Devrim öncesinden başlayarak İspanya ile ticaret yavaşlamış ve birkaç  yıl sonra da büsbütün durmuştu. O kadar ki, sodyum karbonatın yerini tutabilecek  bir madde bulmak zorunluydu. 1788&#8217;de Bilimler Akademisi, bulana prim vaat etti.  1790&#8217;da Nicolas Leblanc (1742-1806) adlı bir aday çıktı. Orleans dükünün özel  doktoru olan Leblanc, nötr tuzlar hakkında kayda değer araştırmalar yapmıştı.  Şimdi de deniz tuzunu, yüksek ısıda kömürün ve sülfirik asitin etkisinde tutarak  yeni bir madde imal etmeyi teklif etmekteydi. Fakat elde edilen madde kaliteli  olmakla birlikte çok miktarda, pis kokulu bir kalıntı bırakıyordu ve bundan  kurtulmanın nasıl mümkün olabileceğini kimse kestiremiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu, en sonunda pratik bir güçlüktü, ama Bilimler Akademisi bunu bahane ederek  bilgine primi vermedi. Leblanc&#8217;a güveni sarsılmayan tek kişi, efendisi Orleans  düküydü. Hatta Saint-Denis&#8217;de bir fabrika kurup bu maddeyi üretebilmesi için  kendisine 200.000 frank sermaye verdi. Ama şanssızlık Leblanc&#8217;ın yakasını bir  türlü bırakmıyordu. Devrim sırasında Orleans dükü tutuklandı ve giyotinle idam  edildi. Bütün mallarına el konulduğundan, fabrika elden gitti. Böylece mucit  günden güne yoksulluğa düştü. Sonunda 1804&#8217;te haklarını tanıdılar, ama bu defa  da kapitalistler elinden tutmak istemediler. Herkes tarafından terk edilmiş ve  umutsuz kalmıştı. Leblanc bu duruma dayanamayıp intihar etti.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Leblanc yönteminin sakıncalarının kolaylıkla giderildiğini ve nice sanayicinin  onun sayesinde servet sahibi olduğunu düşünecek olursak, bu karayazı insanı daha  çok üzüyor. Mucitin ailesi yoksulluk içinde yaşarken vatandaşlarından Jean  Darcet adlı biri. (1777-1886), &#8216;mamulü&#8217; verimli olmaktan çıkaran kalıntılarından  kurtarmanın yolunu buldu. O sırada işi İrlandalı James Muspratt ele aldı  (1793-1886). Sırasıyla eczacı çıraklığı, Wellington ordusunda asker ve İngiliz  donanmasında subay adaylığı yapmış olan bu serüvenci, 1822&#8217;de Liverpool&#8217;a  yerleşmiş ve Leblanc yöntemiyle sodyum karbonatı imal etmeye karar vermişti  Darcet&#8217;nin yöntemini geliştirip buna yenilerini de ekledikten ve birçok mali  güçlükler atlattıktan sonra bu maddeyi sanayileştirmeyi başardı. Malını bütün  dünyaya kabul ettirmek için uzun yıllar çabaladı ve XIX. yüzyılın ortalarına  doğru kesin başarıya ulaştı. 1863&#8217;te bütün dünyaya yılda 300.000 ton mal  satmaktaydı. Sodyum karbonat gelişmiş, büyük kimya sanayii kurulmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yine aynı yıl içinde yani 1863&#8217;te yarım yüzyıldan beridir laboratuvarları  uğraştıran bir buluş daha sanayiide bomba etkisi yaptı: Yirmi beş yaşında bir  Belçikalı kimyager daha kolay ve daha ucuz bir üretim yöntemi öneriyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu genç mucit Ernest Solvay (1838-1922) idi. 1836&#8217;da İskoçya da, daha sonra  Viyana, Leeds ve Paris&#8217;te denenip de mali felâketlere yol açan bir yöntemi  başarıya ulaştırmıştı. Bu, tuzu amonyak ve karbonik gazla işlemekten ibaretti.  Reaksiyon sodyum bikarbonat vermekte, bundan da, ısıtılarak istenilen karbonat  elde edilmekteydi. Hemen şuna işaret etmeliyiz ki, bu yöntemin basitliği bir  görünüşten ibaret olup aslında Solvay&#8217;ı uzun zaman uğraştırmıştı. Solvay&#8217;ın  yönteminin gerçek bir ihtiyaca karşılık verdiğine de inanmamız gerekir. Çünkü  birkaç yıl içinde Belçika, A.B.D. Almanya, Rusya ve daha birçok ülkelerde üst  üste fabrikalar kurulmaya başlandı. Böylece Üretim 1875&#8217;te 40.000 tona, 1895&#8217;te  1.000.000 tona yükseldi. 1902&#8217;de de dünyada üretilen 1.800 000 ton sodyum  karbonatın 1.650.000 tonu Solvay yöntemiyle elde edilmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Solvay, zavallı Leblanc&#8217;ın tersine şanslı çıkmış, büyük bir servet, ün ve sevgi  kazanmıştı. Ama bunları iyiye kullanmasını bildiğini de hemen eklemek gerekir.  Her şeyden önce, çok zengin bir sanayici olduktan sonra bile bilim aşkını  kaybetmedi. Aynı zamanda büyük bir insanseverdi. Brüksel ve Paris&#8217;te enstitü ve  kurumlar kurdu. 1911&#8217;de de bütün dünya fizikçilerim Belçika&#8217;nın başkentinde  toplayacak bir kongreler sistemi meydana getirdi katkısının özellikle büyük etki  ve sonuçları olmuştur. Planck, Rutherford, Bohr gibi bilginler buluş ve  icatlarını burada açıklamışlar ve bu toplantılar Curie, Einstein, Jeans,  Langevin, Perrin, Poincare ve daha başka ünlü bilim adamlarının bir araya  gelmelerine fırsat hazırlamıştı.</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar/">Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
