<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Talat Pasa | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/talat-pasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 May 2018 14:54:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Divan-i Lugat&#8217;it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Oct 2007 23:54:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Emiri Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Divani Lugatit Turk]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Talat Pasa]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turk%e2%80%99u-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Divan-i Lugat&#8217;it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa Büyük dil bilgini Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ı Lugat-it Türk isimli muazzam eseri, 1910’a kadar adı bilinen, fakat kendisi meçhul bir eserdi. Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin sadece adı vardı, fakat kendisi ortada yoktu. Eser, bugün bütün dünyada biliniyor, hakkında kitap, makale yazılıyor [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/">Divan-i Lugat’it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 17pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Divan-i  Lugat&#8217;it Türk’ü Bulan </font></strong></p>
<p align="center"><strong><font style="font-size: 17pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</font></strong></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/vahap.jpg" height="110" width="90" /></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Büyük dil bilgini Kaşgarlı  Mahmud’un Divan-ı Lugat-it Türk isimli muazzam eseri, 1910’a kadar adı bilinen,  fakat kendisi meçhul bir eserdi. Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin  sadece adı vardı, fakat kendisi ortada yoktu. Eser, bugün bütün dünyada  biliniyor, hakkında kitap, makale yazılıyor ve üzerinde tartışmalar yapılıyorsa,  bunu büyük kitap aşığı, ilim ve kültür sevdalısı Ali Emiri Efendi’ye borçluyuz.  Ali Emiri Efendi, Abbasi Halifesine sunulmak üzere Bağdat’ta 1072-1074  yıllarında    <font color="#000000">Kaşgarlı Mahmud</font> tarafından yazılan bu muhteşem  eseri, sahaflarda Divan-ı Lugat-it Türk olduğu bilinmeden satılırken, fark etmiş  ve satın alarak Türk kültür hayatına kazandırmıştır. Bu sebeple, Ali Emiri  Efendi’nin isminin, eserin yazarı Kaşgarlı Mahmud ile birlikte anılmayı her  zaman hak ettiğine şüphe yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bundan dolayı, <em>  <font color="#000000">Divan-ı Lugat it Türk</font></em> ile ilgili  toplantılarda kendisinden bahsetmenin bir vefa borcu olduğu muhakkaktır.  Aslında, Ali Emiri’nin kitabı buluşu ve daha sonra yayınlatışı romanlara konu  olacak güzellikte ve kültürün, kitabın önemini somut bir biçimde vurgulayacak  olgulara haizdir.  <font color="#000000">Ziya Gökalp</font> ve Talat Paşa’nın kitabın  yayınlanmasına yaptıkları tiyatral katkı ise çok ilginçtir. Ayrıca Ali Emiri  Efendi’nin hayatı, kitaba verilen değerin ve kitap okumaya ayrılan zamanların  bir hayli azaldığı günümüzde, sadece gençlere değil, hepimize kitap sevgisi  konusunda, örnek teşkil edebilecek  <font color="#000000">ögelere</font> haizdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu yazıyı hazırlamada,  büyük ölçüde Dr. Muhtar Tevfikoğlu’nun <em>Ali Emiri Efendi</em> isimli eserinden  faydalandık. Tevfikoğlu, Ali Emiri Efendi hakkında çeşitli kaynaklardaki  bilgileri toplayarak büyük bir hizmeti ifa etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi’nin  çocukluğu</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">1857’de Diyarbakır’da doğan  Ali Emiri Efendi, daha küçüklüğünden itibaren okumaya ve araştırmaya meraklıydı.  Sekiz on yaşlarında, eski yapılar üzerindeki yazıları okuyup anlamaya  çalışıyordu. Ayrıca şiiri de seviyordu. Güçlü bir hafızaya da sahip olan Ali  Emiri, dokuz yaşındayken, beş yüzden fazla şairin şiirlerinin yer aldığı <em> Nevadir’ül Asar</em> isimli eserdeki dört bin beyiti ezberlemişti bile.  Gençliğinde hat sanatıyla da meşgul olan Ali Emiri bu konuda oldukça başarılı  sayılır. Çünkü, yazdığı bazı levhalar Diyarbakır’da camilere asılmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Hastalık derecesinde  kitap okuma sevgisi</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Görüldüğü gibi, Ali Emiri  çok yönlü bir şahsiyete sahipti. Fakat, kitap okuma merakı her şeyin üstündeydi.  Durmadan ve büyük bir iştahla devamlı surette kitap okuyordu. Bundan dolayı daha  gençlik yıllarında Doğu  <font color="#000000">Edebiyat</font>ı’na ait bir çok kitabı okuyup  ezberlemişti. Bu yıllarını kendisi şöyle anlatıyor: &#8220;Eğlenmeye merakım yok idi.  Üstadımızla gezintiye gittiğimizde, çocuklarla oyun oynarken, ben bir tarafa  çekilir kitap okurdum.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri, özellikle, tarih  kitaplarını okumayı çok seviyordu. Bu sevgi o kadar büyüktü ki, bazen uykusunu  bile bu uğurda feda ediyordu. Geceleri kitabı okurken, çoğu zaman sabahı  ettiğinin farkına bile varmazdı. Uyuduğu zaman da yanındakileri uyutmazdı.  Çünkü, uykudan önce okuduğu kitapları, uykusunda yüksekle sesle tekrar ederdi.  Okumaları o dereceye vardı ki, vücudu zayıf düşüp hasta oldu. Doktorların kitap  okumayı bırakıp gezmeye çıkma tavsiyesini de yerine getiremedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kitap okuma merakı  babasının ticari işlerine de zarar verdi. Babası Ali Emiri’yi onbeş yaşındayken,  onu çarşıda bir dükkan açarak ticarete hazırlamak istedi. Fakat Ali’nin aklı  parada pulda değil, kitaplardaydı. Dükkan içinde de kitap okumasını sürdürdü.  Dükkana bir müşteri girdiğinde, &#8220;Mal orada. Fiyatı da şudur. Alacaksanız  indireyim, yoksa beni boş yere meşgul etmeyin&#8221; diye sesleniyordu. Bunun üzerine  müşteri de mal almadan gidiyordu. Babası oğlunun ticarete faydadan ziyade zarar  verdiğini görünce, onu dükkandan uzaklaştırmak zorunda kaldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri kitap okumakla  kalmadı, kendisi de kitap yazdı. İlk eseri eski metinler ve mezar kitabelerinden  yararlanarak yazdığı <em>Diyarbakırlı Şairler Tezkeresi</em>’dir. Daha sonra bunu  başka bir çok eseri takip etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Çalışma hayatı memuriyette  geçti. Katip ve defterdar olarak Diyarbakır, Selanik, Adana, Leskovik, Kırşehir,  Trablusşam, Elazığı, Erzurum, Yanya, İşkodra, Halep ve Yemen’de otuz yıl kadar  memuriyet görevinde bulundu. Çok sevdiği kitaplarla daha çok meşgul olabilmek  için 1908’de kendi arzusuyla emekli oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri, kitap okumanın  yanısıra, kitap toplamaya da aşırı derecede tutkundu. Tarih, edebiyat, biyografi  ve bibliyografi sahalarındaki kıymetli kitap ve vesikaları satın almadan  duramıyordu. Araştırma heyecanıyla uzak yakın demeden kitap, kitabe ve vesika  peşinde koşmaktan büyük bir zevk alıyordu. Hatta onun bazı kitapları elde etmek  için uzak diyarlara kendi imkanlarıyla gittiği veya tayinini çıkarttığı da  oluyordu. Buralarda bulduğu kıymetli eserleri mümkünse, dişinden tırnağından  arttırdığı paralarıyla satın alıyor, mümkün değilse, geceyi gündüze katarak  istinsah ediyordu. Bu derecede aşırı kitap merakı yüzünden Ali Emiri evlenip  çoluk çocuk sahibi de olamadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Emekliye ayrıldıktan sonra  Ali Emiri, kalan hayatını İstanbul’da kitapları arasında geçirdi. Akşamları  Divanyolu’ndaki Diyarbakır Kıraathanesine gidiyor, dostları ile sohpet ediyordu.  Onun bu sohpetlerini Dr. Muhtar Tevfikoğlu şöyle anlatıyor: &#8220;Dostları dediğim,  öğrencileri, daha doğrusu öğrenci hüviyetine bürünmüş arkadaşları. Ama nasıl  öğrenciler? Her biri kendi sahasında tanınmış ilim ve fikir adamı, eser sahibi,  kalem erbabları. Sohpet dediğim de bir nevi ders. O yaşlı başlı, kelli felli  adamlar öğrenme heyecanı içinde, Emiri’nin etrafını sarmışlar, durmadan bir  şeyler soruyorlar. Bazı ilmi meselelerde tereddütlerini gideriyorlar.  Bilmedikleri kaynakları öğreniyorlar. Yeni mehazlar elde ediyorlar. Kısacası  ondan bir anlamda ders alıyorlardı.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><em><font size="2">Divan-ı Lugat  it Türk</font></em><font size="2">’ü Bulması</font></strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi sahaf  Burhan’dan 33 liraya satın aldı. Ancak, Ne sahafın ve ne de eseri satanın onun <em>Divan-ı Lugat it  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a></em> olduğundan haberleri yoktu. Eğer bunun farkına  varmış olsalardı, çok daha büyük meblağlara satacakları kesindi. Daha kötüsü, bu  eser kitap avcılarının eline geçmiş olsaydı, anında yurt dışına kaçırıp  karşılığında bir servet elde etmeleri mümkündü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi böyle bir  esere malik olduğu için tarif edilemez bir mutluluk içindeydi. Çünkü, bu kitap  Osmanlı ulemasının asırlardır peşinde koştuğu &#8220;Divan-ı lügat-it Türk&#8221;ün ta  kendisiydi. Dünyada bir başka nüshası yoktu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi kitabı  satın aldığında duyduğu sevincini şu şekilde dile getirir: &#8220;Bu kitabı aldım; eve  geldim. Yemeği içmeği unuttum&#8230; Bu kitabı, sahaf Burhan 33 liraya sattı. Fakat  ben bunu birkaç misli ağırlığındaki elmaslara, zümrütlere değişmem.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Büyük bir coşku içinde  olana Ali Emiri Efendi kitabını kimseye göstermek istemedi. Hem kitabı  kıskanıyor ve hem de kaybolmasından endişe ediyordu. Devrin ünlü simaları Ziya  Gökalp ve Fuad Köprülü gibi şahıslar, Ali Emiri Efendi’nin <em>Divan-ı Lugat it  Türk</em> bulduğunu işitmiş ve görmek istemişlerse de Ali Emiri Efendi onları  kitaba yanaştırmamıştı; Kitabı sadece çok güvendiği Kilisli Rıfat Efendi’ye  gösteriyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi satın  aldığında, kitap hırpalanmış ve yıpranmış bir vaziyetteydi. Şirazeleri çözülmüş,  formaları dağılmış, sayfaları birbirine karışmış ve numaraları da yoktu. Bu  sebeple kitabın eksik mi, tam mı olduğu belli değildi. Ali Emiri Efendi bunun  tesipitini Kilisli Rıfat Efendi’ye yaptırdı. Kilisli Rıfat Efendi, iki ay  müddetle kitabı üç kere okudu. Sonunda belli olmuştu eser tamdı. Kilisli Rıfat  Efendi karışmış sayfaları yerli yerine koydu ve numaralandırdı. Ali Emiri Efendi  bu hizmeti karşılığında, Kilisli Rıfat Efendi’ye bir evini hediye etmek  istediyse de kabul ettiremedi. Kilisli Rıfat Efendi, eğer illa kendisine bir  mükafat verecekse, kitabı yayınlamasının yeterli olacağını söyledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><em><font size="2">Divan-ı Lugat  it Türk</font></em><font size="2">’ün neşri</font></strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ancak Ali Emiri Efendi  kitabı hemen yayınlatmak istemedi. Ali Emiri Efendi bunun için biraz taltif ve  takdir bekliyordu. Bu da ona çok görülmemelidir. Zaten atalarımız, marifet  iltifata tabidir diye boşuna dememişlerdir. Aşağıda görüleceği gibi, Ali Emiri  Efendi dünyalık ve maddi menfaatleri aşmış bir kimsedir. İsteği sadece  çevresinden takdir ve saygıdır. Bunu da fazlasıyla hak etmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kitabın neşrini en çok da  Ziya Gökalp istiyordu. Kilisli Rıfat Efendi’ye şunları söyleyip duruyordu:  &#8220;Rıfat ben sevda bilmezdim. Fakat bu kitaba tutuldum. Görmek için ne yaptımsa  olmadı. Şu kadar var ki, cezmettim bu kitabı hem almalı, hem neşretmeliyiz. Bu  hazinenin anahtarları senin elindedir. Gel, bana yardım et. Şu kitabı  kurtaralım. Bütün Türklere armağınımız olsun. Haydi bana çaresini söyle!&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Gerçekten de Kilisli Rıfat  Efendi çareyi biliyordu. Çare, Sadrazam Talat Paşa’nın devreye girip Ali Emiri  Efendi’den kitabı neşretmesini rica etmesiydi. Ama nasıl olacaktı? Talat Paşa,  bunun için Ali Emiri Efendi’yi Babıali’ye çağırsa olmazdı veya Ali Emiri  Efendi’nin evine gitse yine olmazdı. Bunun için yalnızca bir yol vardı. Ali  Emiri Efendi’nin çok yakın dostu ve sık sık görüştüğü Adliye Nazırı İbrahim  Bey’in evine yemeğe çağrılması ve yemekler yendikten sonra Talat Paşa’nın  arkadaşlarıyla tesadüfen İbrahim Bey’in evine ziyarete gelmesi ve orada Ali  Emiri Efendi’ye iltifatlar ettikten sonra, kitabın basımına izin vermesini rica  etmesiydi. Ancak, böyle bir şeyi Sadrazam Talat Paşa kabul eder miydi? Ziya  Gökalp, İttihat ve Terrakki’nin merkez azasından yakın dostu Talat Paşa’yı buna  ikna edebileceğini söyledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Böylece, plan tatbik  edildi. Tanıştırma esnasında ev sahibinden Emiri adını duyunca, misafirler,  başta Talat Paşa olmak üzere, birden ayağa kalktılar, ilk önce Talat Paşa  Emiri’ye doğru yürüyerek yanına geldi ve &#8220;Hay üstadı muhterem, mübarek elinizi  öpmekle kesbi şeref etmek isterim. Müsaade buyurunuz&#8221; dedi. Elini tekrar tekrar  öptü. Sonra ötekiler de aynısını yaptılar. Ali Emiri Efendi bu sahneyi daha  sonra dostlarına anlatırken &#8220;ben o gece belki 33 kere estağfrullah çektim. Ben  istiğfar ettikçe, onların aşkı artıyor, elimi eteğimi öpmek istiyorlardı. Bu  merasimden sonra, hiçbirisi oturmadı. Ayak üstünde durarak el bağladılar.  Durdular. Adeta kendimi Kanuni Sultan Süleyman zannediyor, hem de onların bu  edibane vaziyetlerinden sıkılıyor, &#8220;rica ederim, istirahat buyurun&#8221; diyordum  Nihayet oturdular. Benden müsaade alarak tarihe, edebiyata dair bir şeyler  sordular. Ben de anlattım. Teşekürlerin bini bir para&#8230;&#8221; diyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bundan sonra, Talat Paşa <em> Divan-ı Lugat it Türk</em> hakkında bilgi rica etti. Ali Emiri Efendi malumat  verdikten sonra Talat Paşa ayağa kalkarak bu muhteşem eserin yayınlanmasına izin  vermesini istedi. Ali Emiri Efendi şartlı olarak kabul etti. Ali Emiri Efendi  öne sürdüğü şarta göre, kitabı yayına Kilisli Rıfat Efendi hazırlayacaktı. Talat  Paşa onun şartını memnuniyetle kabul etti ve ayrıca kendisine yüksek bir  memuriyet teklif etti. Ancak, Ali Emiri Efendi reddetti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><em><font size="2">Divan-ı Lugat  it Türk</font></em><font size="2"> Sadakası</font></strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kitabın neşir çalışmaları  başlar başlamaz, Talat Paşa Ali Emiri Efendi’ye 300 lira hediye gönderdi. Ali  Emiri Efendi bu hediyeyi kabul etmeyerek şunları söyledi: &#8220;Lütfunuza,  kadirşinaslığınıza teşekkür ederim. Fakat parayı kabul edemem. Çünkü, kabul  edersem, vatani, milli bir ufacık hizmet mukabilinde para almış olacağım. Bu ise  vicdanıma ağır gelen bir şeydir. Bundan dolayı, size teşekkür ile beraber parayı  da iade ediyorum. Siz parayı muhtaç olan birkaç namuslu aileye dağıtırsanız, ben  size müteşekkir kalacağım gibi Cenabı Hakk da memnun olur. Bu sadakanın adı da <em>Divan-ı Lugat it Türk</em> sadakası olsun.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Kilisli Rıfat Efendi’nin  kitaba gösterdiği muazzam özen</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kilisli Rıfat Efendi kitabı  yayına almak için aldı. Almasına aldı, ama kitabı koyacak bir yer bulamadı.  Kitabı kaybetmekten müthiş endişe duyuyor, emniyetli yer bulmak için  çırpınıyordu. Önce umumi kütüphaneye götürdü. Müdür şiddetle itiraz etti:  &#8220;Yüzlerce okuyucu gelip gidiyor. Biri alıp giderse ben ne yaparım, alamam&#8221; dedi.  Bunun üzerine Vefa Okulu’na götürdü. Okulun demir kasası vardı. Müdür Akif Bey  &#8220;aman aman&#8221; diyerek mesuliyeti kabul etmek istemedi. Oradan Maarif  muhasebecisine gitti. Muhasebeci Sıtkı Bey de demir kasasına koymayı kabul  etmedi. Matbaa-i Amire’nin kasasına koymak istedi. Müdür Hamit Bey, &#8220;Ne  söylüyorsun. Bizim matbaa ahşaptır. Bir yangın olur da, kitap yanarsa beni  astıracak mısın? Kabul etmem, ne yaparsan yap&#8221; dedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Sonunda Kilisli Rıfat  Efendi’nin eseri bir çanta içinde evde saklamaktan başka çaresi kalmadı. Duvara  koca bir çivi çakarak oraya astı. Çocuklarını devamlı surette karşısında nöbete  dikti. Yangın halinde, önce bu çantanın kurtarılmasını istedi. Geceleri ise  çantayı yastığının altına koyarak yattı. Bir buçuk yılda kitabın basımı  tamamlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kilisli Rıfat Efendi’nin  kitabın elyazmasından matbaa için hazırladığı defterler, günümüze ulaşmıştır.  Millet Kütüphanesi’nin emekli müdürlerinden ve kendisiyle evinde görüştüğümüz  Mehmet Serhan Tayşi, bu defterlerin iki cilt halinde ciltlenmiş bir biçimde  Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi’nde gördüğünü söylemektedir. Onun fikrine göre,  Matbaa-i Amire’nin o dönemdeki bu defterlerin tarihi öneme sahip olduğunun  bilincindeki sorumluları ciltleyerek kütüphaneye teslim etmiş olmalıdırlar.  Böylece, büyük bir duyarlılık örneği sergilemişlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><em><font size="2">Divan-ı Lugat it  Türk</font></em><font size="2"> için en veciz değerlendirmelerden birini yine Ali  Emiri Efendi yapmıştır: &#8220;<strong>Bu kitap değil, Türkistan ülkesidir. Türkistan  değil, bütün cihandır</strong>. Türklük, Türk dili bu kitap sayesinde başka  revnak kazanacak.&#8221; Bir başka sözünde ise, &#8220;Türk dilinde şimdiye kadar bunun gibi  bir kitap yazılmamıştır. Bundan sonra da yazılamaz. Bu kitaba hakiki kıymeti  verilmek lazım gelse, cihanın hazineleri kafi gelmez.&#8221; demektedir.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri Efendi  kitaplarını milletine bağışlıyor</font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Ali Emiri bütün hayatı  boyunca büyük fedakarlıklarla topladığı çok kıymetli el yazması kitap ve  vesikaları karşılıksız olarak milletine armağan etmiştir. Bunun için Fatih’teki  Feyzullah Efendi Medresesi’ni kütüphaneye çevirtmiş ve kitaplarını buraya  bağışlamıştır. Bütün ısrarlara rağmen kütüphaneye kendi adını verilmesini  reddetmiş ve kütüphanenin adının &#8220;Millet Kütüphanesi&#8221; olmasını istemiştir. Bu,  onun milletine hizmet aşkının en somut bir göstergesidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bugün bile yüzlerce kişinin  her gün ziyaret ettiği bu kütüphaneyi Ali Emiri 4.500’ü el yazması, 12 bin  kadarı matbu toplam 16.500 kadar kitabı bağışlayarak kurmuştur. Bu kitaplar  arasında çok kıymetli kitap ve vesikalar mevcuttur. Divan-ı Lugat-it Türk de  onlardan biridir. Zamanında Macar İlimler Akademisi <em>Divan-ı Lugat it Türk</em>’ü  satın almak için 10 bin altın teklif ettiğinde, Ali Emiri Efendi hiç tereddüt  etmeden reddetmiş ve şu cevabı vermişti: &#8220;Ben kitaplarımı milletim için  topladım. Dünyanın bütün altınlarını önüme koysalar, değil böyle bir kitabı,  herhangi bir kitabımın tek bir sayfasını dahi satmam.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Buna benzer ve hatta daha  cazip başka bir satın alma teklifi de Fransa’dan geldi. Fransızlar Ali Emiri  Efendi’ye tüm kitapları için 30 bin altın ve ayrıca onun adına Paris’te bir  kütüphane, yüksek maaş, kendisine özel hizmetkarlar teklif ettiler. Ali Emiri  Efendi bunu da şiddetle reddetti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Milletinin kültür mirasının  korunmasında böylesine çok büyük hassasiyetler gösteren, her türlü maddi  menfaatleri hiç düşünmeden elinin tersiyle iten Ali Emiri Efendi, üç gün süren  bir hastalıktan sonra, 23 Ocak 1924’te Fransız hastahanesinde vefat etti.  Mezarı, Fatih türbesi avlusundadır. Kendisini Kaşgarlı Mahmud’un doğumunun 1000.  yılı vesilesiyle rahmetle anıyoruz. Mekanı cennet olsun! Milletine karşılıksız  hizmet eden Ali Emiri Efendi’yi de milletinin sonsuza dek unutmayacağı  muhakkaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">Abdûlvâhap  KARA</font></strong><font size="2"><br />
<strong>Kaynak:</strong> </font>  <font color="#000000" size="2"> http://www.haberakademi.com/default.asp?inc=makaleoku&amp;hid=2086</font></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/">Divan-i Lugat’it Türk’ü Bulan Ali Emiri Efendi, Ziya Gökalp ve Talat Paşa</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-i-lugatit-turku-bulan-ali-emiri-efendi-ziya-gokalp-ve-talat-pasa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
