<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarihin Barismaz Dusmanlari | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/tarihin-barismaz-dusmanlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:17:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Tarihin Barışmaz Düşmanları (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihin-barismaz-dusmanlari-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihin-barismaz-dusmanlari-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Oct 2007 22:24:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihin Barismaz Dusmanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/tarihin-barismaz-dusmanlari-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihin Barışmaz Düşmanları (Hüseyin Nihal ATSIZ) Komünizm, artık bütün dünya ve bilhassa bizim için iktisâdi bir fikir veya toplumsal bir düzen olmaktan çıkmıştır. Komünizm bugün, yalnız moskofçuluk demektir. (O tarihlerde (1950) henüz maoculuk vs. yoktu) Fransız ve İtalyan komünist partileri şeflerinden Filiğin komünist liderine kadar hepsinin, kendi vatanları aleyhinde en utanmaz ve iğrenç bir dille [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihin-barismaz-dusmanlari-huseyin-nihal-atsiz/">Tarihin Barışmaz Düşmanları (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Tarihin Barışmaz Düşmanları<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Komünizm, artık bütün dünya ve bilhassa bizim için iktisâdi  bir fikir veya toplumsal bir düzen olmaktan çıkmıştır. Komünizm bugün, yalnız  moskofçuluk demektir. (O tarihlerde (1950) henüz maoculuk vs. yoktu) Fransız ve  İtalyan komünist partileri şeflerinden Filiğin komünist liderine kadar hepsinin,  kendi vatanları aleyhinde en utanmaz ve iğrenç bir dille söyledikleri “Kızılordu  memleketimize girerse onunla birleşiriz” sözü, komünistin bir fikir veya parti  adamı değil, Moskova ajanı, Rus casusu ve moskofçu olduğunu ispata yeter.  Tarihin hiçbir çağında insan rûhunun bu kadar sefilleştiği ve bu kadar çok vatan  hâininin çıktığı görülmemiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Komünizm, rûh ve seciye bakımından soysuzlaşmış binlerce casusu bulunan bir  Msokof emperyalizmidir. Hırslarına sınır bulunmayan, Akdeniz’e, Atlas’a, Hint  Okyanusu’na çıkmak isteyen, bütün dünyayı elde etmek hülyâsı ardından koşan kaba  ve Moskof’a yakışan bir emperyalizm&#8230; Bütün bu doymak bilmez hırsın dayanağı da  dünyaya toplumsal adâlet götürmek efsânesi&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geri ve kaba Islav’ın en aşağılık kolu olan Moskof, dünyaya medeniyet ve adâlet  götürecek!.. Yıllardan beri açlar ve mahpusların yeri olan Moskofistan, dünyaya  önderlik edecek ve insanlığı edebî mutluluğa kavuşturacak!&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu muhteşem fantaziye gafletle inananlar olduğu gibi, gizli maksatla herkesi  inandırmak isteyenler de çıkıyor. Moskof’un dostluğuna inanlarla, Kurtuluş  Savaşı başında bize karşı, kendi çıkarı icabı gösterdiği dostluğu(!) başımıza  kakanlardan daima şüphe edeceğiz. Yıllarca devam eden bir tarihin en açık ve su  götürmez gerçeklerine göz yumarak Kurtuluş Savaşı başındaki kısa, geçici bir ânı  “Büyük gerçek” diye göstermek isteyenlerden şüphe etmezsek, tarih bizden şüphe  eder. Türk soyu ile Moskof sürüsünün damarlarına kadar işlemiş düşmanlığı, yirmi  beş yıllık hâin propaganda ile sindik sananlar, millet önünde konuşmak şerefini  ebediyen kaybederler. Milletin, Moskof dostluğu terânesine karşı gösterdiği  soğuk, fakat manalı susmayı, “kabul” sayanlar , ancak düşünce hastası  zavallılardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bazı dışişleri bakanları, siyasî nezâket gereği “iki millet arasındaki  geleneksel dostluk”tan bahsedebilirler veya Moskof’a karşı gerçekten dostluk  besleyebilirler. Fakat, ocakları Moskof düşmanlığı hatıraları ile canlı  insanlar, buna inanmaz, aldırmaz, böyle bir dostluğu dinlemezler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihini, jeopolitiğin ve mukkaderâtın düşman yaptığı Türklükle Moskofluk,  hiçbir zaman barışmayacak ve bu “kırankırana döğüş” kesin, sonuç elde edilinceye  kadar sürüp gidecektir. Nasıl barışabiliriz ki, Yaradan bizi zıt yaratmış, tarih  bizi düşman yetiştirmiş, coğrafya bizi toprağa çarpışsınlar diye yerleştirmiş.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biz, başkalarının bile benimsediği şanlı millî adımızı taşırken, onlar,  kendilerini idâre etmek üzere çağırıp başlarına geçirdikleri Norman “Rus”  boyunun adını almıştır. Soyumuzun ve milletimizin adı olan “Türk”ün mânâsı  “kuvvet” veya “medeni = türeli” demekken, onların milli adı Islav’ın kendi  dillerindeki anlamı “köle” dir. Biz Tanrı Dağlarında doğduk. Onlar Pripet  bataklıklarından fırladılar.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Biz, insanlığın tarihine ve fikir dünyasına. Aristo’dan sonra “ikinci öğretmen”  olarak kabul edilen Fârâbî’yi verdik. Onlar ancak Korkunç İvan’ları, Deli  Petro’ları yetiştirdiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moskofla dostluk yapılabileceğini sananlar, geçmişe dikkatli bir göz atmalıdır.  Bizim onlarla 1798 ve 1833’te yapılmış iki ittifakımız daha vardır. Bu  ittifâklar ve ittifâk andlaşmalarındaki “edebi ve sarsılmaz dostluk” vaitleri,  daha sonra kanlı boğuşmaları önleyebildi mi? altın Ordu ve Türkistan Türklerinin  Ruslarla olan uzun düşmanlık tarihini bir yana bırakıp yalnız Osmanlı Türklerini  alalım. 14 savaşın yığdığı düşmanlık yükünü atmaya imkân var mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Türklerinin Moskoflarla münasebeti 1945’te, onların gönderdiği elçiyle  başladı ve 1667 tarihine kadar bizim ancak 9 kere elçi yollamamıza karşılık  onların 38 kere göndermeleriyle dâimileşti. İlk savaşımız 1639’da yapıldı ve  1917’de, biten son savaşla beraber 1639, 1641-1642, 1646, 1677, 1686-1699,  1710-1713, 1736-1739, 1768-1774, 1787-1792,1806-1812, 1827-1829, 1853-1856,  1877-1878, 1914-1917 tarihlerinde olmak üzere bu savaşlar 14 kere tekrarlandı.  1639-1917 arasındaki 278 yılda yapılan bu 14 savaşın hepsi 49 yıl sürmüştür.  Yani 19 yılda bir savaş! Dünya tarihinin son üç yüzyılda, başka iki millet  gösterilemez ki, 19 yılda bir çarpışmış olsunlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu çarpışmalar, bu şehit vermeler Anadolu’nun taşını, toprağını Moskof  düşmanlığı ile yuğurup taşırdı. Türk milleti ile Moskof sürüsü, tarihin barışmaz  iki düşmanı hâline geldi. Biz, Anadolu’nun kuzey kıyılarına gelen yıkıcı poyraza  “Moskof rüzgârı” dedik. Onlar, Ukranya’nın güneyine saldıran yıkıcı lodosa “Türk  dalgası” dediler. Türk kelimesinin Moskof halk dilindeki mecâzî mânâsını  bilmiyorum, fakat Türkçe’de Moskof “hain, kötü” anlamını aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayat var oldukça her şey zıddı ile anlaşılmakta devam edecektir. Ölümsüz hayat  olmayacağı gibi, kin olmadan da sevgi olamayacaktır. Büyük insanlık hamleleri  yapmak, millî ülküler ardında mı koşmak istiyorsunuz, sevginin yanına mutlaka  nefreti de koyacaksınız. Türklerin millî ülküsünden mi bahsediyorsunuz, “Türk’e  sevgi”nin yanında, “Moskof’a kin”i de yerleştirmeye mecbursunuz. Türk’ü sevmek  demenin Moskof’a düşmanlık demek olduğunu, Türklüğe tapmanın içinde Moskof’a  kinin de yer alacağını bilmek için derin bilgiye ve düşünceye lüzum yoktur.  Tarihe ve haritaya bakmak yeter.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moskofçuluk, bütün dünyada gidebileceği en ileri sınırlara kadar gittikten sonra  artık gerilemeye başlamıştır. Medeni bir dünyada, bu çılgınlık ve ahlâksızlık  dini zaten daha çok ilgi bulamazdı. Tam demokratça seçim yapan ülkelerin  meclislerindeki komünist satısına bakmak, dünyadaki fikri ve ahlâki sefâletin  azalmakta olduğunu gösterir. Toplumsal yapısı çok sağlam olan İrlanda, İngiltere  ve Amerika’da bir tek komünist milletvekili yoktur. Toplumsal yapıları çürük  olan Fransa ve İtalya’da ise, meclislerin aşağı yukarı üçte birini komünistler  meydana getiriyor. İkinci Dünya Savaşı’nda her iki taraftan da ilk nakavt olan  büyüklerin “Latin hemşireler” olması, bir tesadüf değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Aramızda savaş olursa Ruslara silah çekmeyiz”, “babama söv, fakat Stalin’e bir  şey söyleme” diyenlerini kulağımızla işittiğimiz bu fikir sapıklarının, günün  birinde doğru yola geleceklerini sanmak ve başkalarına telkin etmek, ihanettir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moskofçulara müsâmaha mı? Asla! Müsâmaha şuurlu bir gaflettir ve şuurlu olduğu  için de gafletten çok ihânete yakındır. Moskofçuların niçin resmi görevlere  alındığını sorduğumuz zaman : “Artık tövbekar oldular” diye cevap veriyorlar,  inanmak doğru değil dediğimiz zamanda “Vatan çocuklarını kaybedemeyiz”  vecizesiyle mukâbele ediyorlardı. Ah, bu tövbekar fahişeleri, ailenin “harim-i  ismeti”ne sokan büyük hoşgörü!&#8230; Ah bu safça inanış veya umursamayış! Tövbekar  olmuş vatan çocuğu (!) Sabahattin Âli’nin âkıbetini gördüler. Üç ay hapse  girmemek için Bulgaristan’a kaçıyordu. Marksist düşünceli, fakat vatansever (!)  bir Türk (!) şâiri (!) diye kampanya açılarak ve başta büyük vatansever insan  (!) Ali Fuat Başgil’inki olmak üzere imzalar toplanarak hapisten çıkarılan Nazım  Hikmet’in hemen Rusya’ya kaçarak ve Lehçe bir soyadı alarak geberinceye kadar  Türkiye aleyhinde “Bizim Radyo”dan neler söylediği, elbette unutulmamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yurtta, moskofçuluğu alabildiğine koruyanlardan, yıllarca: “Batı medeniyetine  girdik, onları geçtik, onlara örnek olacağız” diye terâneler dinledik. Bize :  “Avrupa’nın sınırları Kars’ta biter” diye deli saçmaları söylediler. Ama,  Avrupa, yani Batı, yani onların deyimiyle “akıl ve ilim” komünistliği  tepelerken, onlar moskofçuluğu Meclis’e kabineye soktular ve Türkçülüğün kökünü  kazımak için de en bayağı ve alçakça iftiralarla görülmemiş bir haçlı seferi  açtılar. Batıyı taklit ederken yalnız yol, okul ve fabrikaya değil, daha çok  balo ve kokteyl partileri yurdumuza soktular. Moskofçulukla savaşa gelince, onun  arkadan gelmesini istediler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tehlike olmadığını millete zorla kabul ettirmek istedikleri komünizm,  Amerika’dan atomun sırrını çaldığı gibi, Türkiye’de de, Adana’daki Köy  Enstitüsünde Türk bayrağını lağıma atacak kadar ileri gitti. 1948’de Milli  Eğitim Bakanlığı binası ile Güzel Sanatlar Akademisi’ni kül ettiği gibi, 1949’un  11 şubatında Amasya’daki askerî un fabrikasını, 2 martında Nuri Paşa’nın  İstanbul’daki silah fabrikasını, 10 martında Çatalca’nın Dağ Yenicesi’ndeki  cephâneliği, 13 martında Islâhiye Askerlik Şubesi subay mahfelini, 26 martında  Harp Akademisi’nin birinci kat döşemesini, 2 nisanda Millî Eğitim Basımevi’nin  bir kısmı ile Tekirdağ Hükümet Dairesi’ni kundaklayabildi. Ve bunların çoğunu  yakıp bitirebildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski moskofçuların tövbekar olduklarına inananlar veya inanmış gözükenler, bu  yangınlara da kontak deyip işin içinden sıyrılmasını bildiler. İşleri o kadar  kolaylıkla açıklıyorlardı ki, günün birinde vatan yanıp kül olsa, yine kontak  diyerek suçu elektriğe yüklemekten geri kalmayacaklardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gerçekte ise, bu kundaklar, barışmaz Türk-Moskof düşmanlığının ufak  görünüşlerinden başka bir değildi. Onlar bütün Türkelini yakamadıkları için  binaları yakıyor; bütün Türk soyunu yok edemedikleri için, yangınlarda ve  patlamalarda üç beş kişinin kanına giriyorlardı. Onlar, bu toprakları elde  edemedikleri için, kendilerini tutamayarak Kars’ı, Ardahan’ı, Boğazları  istiyorlar ve hazırlanıyorlardı. Kafalarının içinde, karısını Baltacı Mehmed  Paşa’ya gönderen Deli Petro’dan kalma bir aşağılık duygusu ve o duygunun  doğurduğu kin, gönüllerinde Islav olmanın, yani aşağı bulunmanın verdiği kaba  ihtiras&#8230; Bir yandan Türk’le şaka olmayacağını bilmekten doğan kırgınlık&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karşı tarafta Islav sürüleri, tanklar, uçaklar, toplar ve milyonlar&#8230; Bu  tarafta, berikilerine göre çok hafif silahlarla demirden ellerin tuttuğu çelik  süngüler ve yüz binler&#8230; Bir de o yüz binlerin yardımcısı: Tarih, inanç ve elli  milyon şehidin rûhu&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orkun, 5. Sayı, 3 Kasım 1950 </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihin-barismaz-dusmanlari-huseyin-nihal-atsiz/">Tarihin Barışmaz Düşmanları (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihin-barismaz-dusmanlari-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
