<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tom Holland | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/tom-holland/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:08:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Çölde Uyuyan Sır (Tom Holland) &#8211; Roman (Kitap) Özetleri</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/colde-uyuyan-sir-tom-holland-roman-kitap-ozetleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/colde-uyuyan-sir-tom-holland-roman-kitap-ozetleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jan 2008 19:39:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser Özet]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çölde Uyuyan Sir]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özet Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Holland]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatindan Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Kitaplari]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzlerce Roman Özeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/colde-uyuyan-sir-tom-holland-roman-kitap-ozetleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çölde Uyuyan Sır  (Tom Holland) KİTABIN ADI : Çölde Uyuyan Sır KİTABIN YAZARI : Tom HOLLAND (Enver GÜRSEL) YAYINEVİ VE ADRESİ : Remzi KİTAPEVİ BASIM TARİHİ : 1999 KİTABIN YAYIM MAKSADI Mısır tarihi ve firavunlara duyduğu ilgi, çalışmalarındaki başarı nedeni ile Mısır eski baş müfettişi olan Howard Carter lanetli bir firavun mezarı bulur. Roman bu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/colde-uyuyan-sir-tom-holland-roman-kitap-ozetleri/">Çölde Uyuyan Sır (Tom Holland) – Roman (Kitap) Özetleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <strong><font color="#0099cc" size="6"><span style="font-family: Maiandra GD"> Çölde Uyuyan Sır</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 15pt" color="#ff6600"> </font><strong><span style="font-size: 15pt; color: #ff6600; font-family: Maiandra GD">(Tom  Holland)</span></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">KİTABIN ADI</font></strong><font size="2">  : Çölde Uyuyan Sır<br />
<strong>KİTABIN YAZARI : </strong>Tom HOLLAND (Enver GÜRSEL)<br />
<strong>YAYINEVİ VE ADRESİ</strong> : Remzi KİTAPEVİ<br />
<strong>BASIM TARİHİ</strong> : 1999</font></font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">KİTABIN YAYIM  MAKSADI</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mısır tarihi ve firavunlara  duyduğu ilgi, çalışmalarındaki başarı nedeni ile Mısır eski baş müfettişi olan  Howard Carter lanetli bir firavun mezarı bulur. Roman bu mezarın hikayesini ve  sahibini anlatır.</font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">KİTABIN ÖZETİ</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Howard Carter gece boyunca  rüyasında hep bir şeyler arayıp durdu. Rüyasında taş bir labirent içerisinde  kaybolmuştu. Burada silinmiş papirüslerden, mumya sargılarından başka hiçbir şey  yoktu. Ama yinede labirent içerisinde yürümeye devam ediyor, taşlara gömülmüş  gizli bir firavun mezarının kendisini beklediğini biliyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu beklentiyle yürümeye  devam ederken mezara yaklaştığını hayal ediyordu. Aniden bir parıltı görür gibi  oldu. Bu bir altın parıltısıydı. Bu güne dek sarf etmiş olduğu çabaların  semeresini almanın verdiği mutlulukla sevindi. Ancak parıltı aniden kayboldu.  Yıkılmıştı kollarını öne doğru uzattı, ama altın falan yoktu. Tam bu sırada  altın sarısı kanaryasının ötüşü ile uyandı. Kuşunun kendisine şans getireceğini  umuyordu.</font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Altı yıldır aradığı gizli  altın mezarını bulmak için şanstan daha fazlasına ihtiyacı olduğunu düşündü.  Zira kendisini kazı çalışmaları için finanse eden Lord Carnarvon’un daha fazla  sabrı yoktu. Kazı çalışmalarının yürütüldüğü vadide daha önce yağmalanmamış  hiçbir mezar yoktu. Fakat o yinede aradığı mezarın orada olduğunu biliyordu.  Kazı çalışmalarını yürüten işçilere su taşıyan çocuk bir an için durarak, su  testisini bıraktı. Yaptığı iş ona saçma geliyor, o da diğerleri gibi kazı  çalışmalarına katılmak istiyordu. Çevresine imrenen gözlerle baktı. Yüzünü  buruşturarak can sıkıntısı ile ayağıyla toprağı eşelemeye başladı. Birden  kumların ortasında bir kaya parçası hissetti. Eğilerek elleri ile toprağı  eşelemeye devam etti, İşte mezarı bulunmuştu.</font><font face="Arial"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Yüz Temel Eser Özetleri</font><font style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">Kitap Özetleri</font><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuz-100-temel-eser/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yüz Temel Eser</font></a><font color="#ffffff">, </font> </font>  <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Özet</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Howard Carter kazı alanına  gelirken çalışmaya devam eden işçilerine moral vermek için kanaryasını da  getirmişti. Girişin ilk kısmı temizlenip ortaya çıktığında aşağıya indi. Kapının  üzerinde krallar vadisi mezarlığının simgesi üzerinde olan mührü gördü. Ama  burası da daha önceki yıllarda yağmalanmış olabilirdi. Yaptığı ilk  araştırmalardan sonra, bu mezarın daha önce hiç açılmamış olduğu kanaatine  vardı. Çalışmaya devam ederken parmakları bir şeye değmişti. Tüm dikkati ile o  bölgeyi temizledi. Bir süre sonra bir tablet bulduğunu anladı. Tablet  bozulmamıştı. Yavaş yavaş yerinden çıkardı. Üzerinde ki bir satır hiyeroglifi  okudu. Tablette; kim firavunun mezarına dokunursa ölüm ona hızlı kanatlarıyla  gelecektir yazıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ona bakan işçiler yüzünün  sararmış olduğunu gördüler, Carter, Ahmet Gurgar’ın tüm ısrarlarına rağmen  yazının anlamını söylemedi. Merdivenlerden çıktı ve “Doldurun orasını“ diye  emretti. Lord Carnarvon gelinceye dek hiçbir şey yapılmayacaktı: Tableti bir bez  parçasına sararak evine ***ürmeye karar verdi. Evine dönmek için yola çıktı ve  vardığında bir kuşun ani kanat çırpışlarını duyarak ona doğru baktı. Kuş,  yerlilerin “Teyrelmat” dedikleri anlamı “ Ölü Kuşu” olan çoban aldatan kuşuydu.  Yerliler onun uğursuz olduğuna inanırlardı. Akşam evinde Lord Carnarvon’a  gönderilmek üzere aradıkları şeyi bulduklarını anlatan bir telgraf hazırladı.  Telgrafı ertesi sabah erkenden göndermeliydi öylede yaptı. Bir süre sonra, Lord  Carnarvon’dan iki hafta sonra İskenderiye’de olacağına dair bir cevap aldı. Lord  Carnarvon’un beklentilerini boşa çıkarmamak için bu süreyi kazı çalışmaları için  gerekli hazırlıkları yapmak için kullanacaktı. Ancak kazı alanından getirdiği  tableti aldığı için pişmanlık duyuyor. Bilime ve mantığa yürekten inanan bir  insan olmasına rağmen yerlilerin hissettikleri korkuyu azda olsa paylaşıyordu.  Ancak bu kadarı bile onu rahatsız ediyor. Geceleri rüyasında berbat şeyler  görüyordu. Ondan kurtulmaya karar vererek evden ayrıldı. Nil üzerinde sefer  yapan bir tekneye binerek, hiç kimsenin kendisini görmediği bir anda, tableti  Nil nehrine bıraktı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aynı anda Howard Carter’in  evinde uşağı veranda da oturmuş kafesinde ötüp duran kanaryanın namelerini  dinliyordu. Birden hafif ve insan çığlığına benzer ses duydu, ayağa kalkarak  kuşun bulunduğu odaya baktı. Kafesin içinde koskocaman bir şey vardı, yaklaşınca  bunun bir kobra yılanının kafası olduğunu ve aynı anda da ağzında kımıldamadan  duran kanaryayı fark etti. Yılan kuşu bırakarak kafesten aşağı doğru süzüldü.  Uşak geriye doğru çekilerek masanın üzerinden kendisini korumak için bulduğu ilk  şeyi aldı, yılan ilerlemeye devam ediyordu. Ancak uşağın yanından geçerek  pencereye doğru gitti, ve aşağıya doğru süzüldü. Uşak yılanın gidişini görmek  için pencereye yaklaştı ama hiç bir şey yoktu. Sanki yılan uçmuştu, tekrar  kafese döndü, zavallı kuş ölmüştü. Elinde tuttuğu şeye baktı, küçük bir  heykelcikti. Heykeldeki insan figürünün kafasında bir taç, üzerindeyse başını  kaldırmış bir kobra yılanı bulunuyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Howard Carter, eğitiminin  yetersiz oluşundan her zaman üzüntü duymuştu. Ancak bu noksanını yıllarca süren  kişisel çalışmaları sayesinde ortadan kaldırmıştı. Mısır sanatlarına olan  ilgisi, daha çocukluk yıllarına dayanıyordu. Londra’da kitap ve dergilere resim  çizen ve taşrada da ressam olarak çalışan babası sayesinde, kent dışında birçok  büyük köşkte kalıyor ve böylece zengin İngiliz lordlarının sahip olduğu Mısır  sanatlarıyla ilgili yapıtları yakından görebiliyordu. Onyedi yaşındayken bir  araştırma ekibi ile birlikte Mısır’a gitme şansını da ona teknik resim çizmede  ki kabiliyeti sağlamıştı. Böylece Mısır’a bulunmuş olan Kral mezarlarındaki  resimleri kopyalama görevi ile ilk adımını atarak, krallar vadisinde keşfedilmiş  bir çok firavun mezarını yakından görme imkanını buldu. İngiliz ekibinin başında  bulunan Percy Newberry, Howard Carter’daki Mısır sanatları aşkını, ilk günden  itibaren sezmiş ve ona diğer asistanlarına gösterdiği ilgiden daha fazlasını  göstermişti. Bir gün onu yanına çağırarak, aynı bölgede kazı çalışmaları yapan  ünlü fransız arkeolog Flinders Petrie’nin yanına ***ürdü. Howard Carter, burada  daha çok yabancısı olduğu Mısır tarihi ile ilgili bir çok şey öğrenecek,  bulunması yaşamının anlamı ve tek hedefi olacak olan kral Tutankhamon’un  varlığını öğrenecekti. Percy Newberry’nin de Howard Carter’den farkı yoktu.  Aslında onunda hedefi ve krallar vadisinde bulunmasının tek amacı Tutankhamon’un  babası olan ve tarihte kafir kral olarak bilinen Akhenaton’un mezarını bulmaktı.  Kral Akhenaton’un kafir olarak anılmasının nedeni, atalarının inandığı tanrılara  tapmayarak tek bir tanrının varlığına inanmış olmasıydı. Bu uğurda hükümranlığı  esnasında Mısır uygarlığının başkentini dahi bulunduğu yerden başka bir yere  taşımış ve atalarının inandığı tanrılara (Amon) ait tapınakları tahrip  ettirmişti. Akhenaton inandığı tek tanrıya “Aton” adını vermiş, bu uğurda  Akhenamon olan ismini dahi Akhenaton olarak değiştirmişti. Ancak oğlu olan  Tutankhaton babasının ölümünden sonra ona ihanet etmiş ve başkenti tekrar eski  yerine taşıyarak Tutankhaton olan ismini Tutankhamon olarak değiştirmişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sebeple Akhenaton’un  ölümünden sonra onunla ilgili olan tüm kayıtlar Mısır tarihinden çıkarılmış  yaptırdığı eserler ortadan kaldırılmıştı. Mısır tarihindeki bu boşluktan dolayı  bir çok kimsenin Akhenaton isimli bir Mısır firavununun yaşamış olduğundan dahi  haberi yoktu. Bu sebeple Percy Newberry, Akhenaton ile ilgili çalışmalarını  gizli yürütüyordu. Bu çalışmalardan Howard Carter dışında hiç kimsenin haberi  yoktu. Ancak bir gün diğer iki asistan vadinin sonunda bir firavun mezarının  bulunduğundan bahsettiler. Bulunan mezar Akhenaton’a aitti. Bunun üzerine Percy  Newberry Mısır’ı birdaha hiç gelmemek üzere terk ederek İngiltere’ye döndü. O  günden sonra, Howard Carter Mısır ‘daki çalışmalarına Flinders Petrie’nin  yanında devam etti, ve bu yıllar boyunca Mısır, Mısır tarihi ve Tutankhamon  hakkında bir çok şeyler öğrendi. Tüm bu deneyimlerinden sonra tıpkı Percy  Newberry gibi, Tutankhamon’un mezarını bulmak onun için yaşamının tek hedefi  haline geldi. Ancak, çok kısa bir süre hükümdarlık süren Tutankhamon’un izini  bulmak kral Akhenaton’dan geçiyordu. Zaten, Tutankhamon ve kardeşi Smankare aynı  soydan gelen Mısır fravunlarının en sonuncusuydular. Ancak, Howard Carter Kral  Tutankhamon’un yaşamına giden yolda tek ipucu olan ve daha önce bulunan kral  Akhenaton’un mezarında kayda değer hiçbir iz ve işaret bulamadı. Gerçekten de  birileri ona ait her şeyi silmek istemişlerdi. Uzun araştırmaları sonunda  bulduğu bir takım arapça yazıları tercüme ettirmesi de son derece güç oluyordu.  Zira, kendisi henüz Arapça bilmiyor, Flinders Petrie de çok eski Arapça  kullanılarak yazılmış bu yazıları tercüme edemiyordu. Bu tür yazıları yerli  halka tercüme ettirmek isterken onların yüzlerindeki korku ve çekinmeye yakından  şahit oluyor. Hatta bazen para da verse tercüme ettiremiyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonunda birileri onun Mısır  ve Mısır sanatlarına olan ilgisini fark etmiş olacak ki, daha yirmi beş  yaşındayken Mısırda eski eserler baş müfettişliğine getirildi. Böylece  çalışmalarını çok daha rahatlıkla yapabilecek, ve kendisi dışındaki  arkeologlarca bulunabilecek, kral mezarlarını da kolaylıkla gezerek  Tutankhamon’a ait emareleri bulabilecekti. Eski eserler baş müfettişliği yaptığı  yıllar boyunca her firavun mezarında bulduğu ve dikkatini çeken bir şeyle  karşılaştı. Bu bir tür muska olup bir güneş resmi ve altına diz çökmüş iki insan  figüründen ibaretti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Mısır’da güneş, Aton  demekti. Altında Arapça yazılarda olsa böyle bir resim ona çok ilginç geliyor,  buralara niçin ve neden bırakıldığını anlayamıyordu. Bu yıllar boyunca bulduğu  izler onu, Kahirede’ki El Hakim Camii ne ***ürüyordu. Zaten bu sıralarda da  Fransız turistler ile firavun mezarlarının resmi görevlileri arasında çıkan bir  tartışma yüzünden eski eserler baş müfettişliğinden istifa etmek zorunda kalarak  Kahire’ye döndü ve El Hakim Camiine gitti. Ancak bu ziyaretleri esnasında,  Kahire’deki yerli halkın bu camiden garip bir şekilde korktuklarını ve  çekindiklerini gözlemledi. Daha da ilginci camiye ait minarelerinin birisinin  içerisinde, daha önce krallar vadisinde gördüğü güneş resmi ile altında diz  çökmüş iki insan figürünün olmasıydı. Howard Carter, El Hakim camiinde kimseye  anlatmadığı bir takım garip olaylar ile karşılaştı. Ancak, burada gördüğü ve  birkaç kez muhatap olup ilginç bir şekilde ortadan kaybolan yaşlı adam  tarafından kendisine okuması için, eski Arapça ve elle yazılmış ilginç bir kitap  verildi. Howard Carter kitabı okumaya başladı. Kitap kendilerini tanrı ilan eden  firavunların dahi ölüme yenik düştüklerini ve gerçekte Allah’tan başka yol  gösterici olmadığına işaret ederek başlıyordu. Kitabın kahramanları, Mısır’da  saltanat süren halifelerin altıncısı ve Mısır tarihin de “Müslüman Caligula”  adıyla kötü bir şöhreti olan El Hakim Bi-Emrillah, halife El-Hakim’in ablası  Sitt El-Mülk ve maceraları genellikle bin bir gece masallarından alınmış hayali  kahraman Harun El-Vahel idi. İçerisinde belirtilen bu şahıslar arasındaki  ilişkilere parelel olarak birer tanrı olduğu düşünülen ve insanoğlu, eski Mısır  topraklarında, düzensiz ve akıldan uzak bir halde yaşarken, gökteki yıldızlardan  inerek, insanlığa düzenli bir şekilde yaşamayı öğreten ve birbirleriyle kardeş  Osiriş, Set ve İsis’in soyundan gelen ve Tutankhamon ile sona eren ölümsüz  olduklarına inanılan Mısır firavunlarını ve onların geldikleri bu soydan  kaynaklanan ölümsüz olmakla ilgili gizemli sırlarından bahsediyordu. Harun El-Vahel  halife El-Hakim Bi-Emrillah’ın babası, yine halife olan El-Aziz’in sadık bir  kumandanıydı ve ölmeden önce halife El-Azize’e oğlu El-Hakim’i koruyup, onun her  dediğini yapacağına dair söz vermişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nihayet Harun El-Vahel yeni  halife El-Hakim’in emriyle içerisinde ruhlarını teslim eden insanların yaşadığı  ve bu insanların Allah’a değil de Lilith’e taptıkları gizemli kente sefer  düzenledi. Bu seferi esnasında, aldığı tüm yaralara rağmen kalbi deşilmedikçe  asla ölmeyen garip yaratıklarla savaşarak zorda olsa onları yendiler. Sefer  dönüşünde halife Harun El-Vahel’e gerçek isteğini söyledi. İstediği şey eski  Mısır firavunlarının soyuna ait olduğuna inanılan ve Allah’ın gizli adının  bilinmesine bağlı olan ölümsüz olmaktı. Halife, bunu ortaya çıkarması için Harun  El-Vahel’i görevlendirdi. Harun’a tüm dünyayı dolaşmasını ve Allah’ın gizli  adını öğrenmeden geriye dönmemesini emretti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu amaçla Harun dünyanın  her yerini dolaştı. Fakat, bu gizemin ortaya çıkmasının tehlikesini öğrenmekten  başka hiçbir şey yapamadı. Dönüşünde bunları halifeye anlattı, yanından ayrıldı  ve uzunca bir süre halifeyi görmedi. Harun dünyayı dolaşırken çok iyi bir hekim  olmuştu ve bundan sonra yaşamını insanların hastalıklarını tedavi etmekle  geçirmeye başladı. Günün birinde, gittiği bir hasta evinde göğsünde ince bir  yara olan bir kız çocuğu ile karşılaştı. İlk muayenesinden sonra hiçbir şey  yapamayacağını anladı ve umutsuzluğa düştü. Bu sırada eve aynı hastalıktan  müzdarip bir adam geldi. Adam rüyasında kendisine Harun El-Vahel’in yanına  gitmesinin ve onun tarafından tedavi edileceğinin söylendiğini anlatıyordu.  Harun adama nazikçe onu tedavi edemeyeceğini anlattı, ancak adam yine rüyasından  bahsetti ve onun için kendisine rüyasında da söylendiği gibi bir cariye  getirdiğini söyledi. Harun, rüyadan hiçbir anlam çıkaramıyordu. Hastanın  getirdiği cariye son derece güzel hiçbir erkeğin reddedemeyeceği kadar çekici  bir kadındı. Harun birden üzerinde ki pelerinin ruhunu teslim etmiş insanların  şehrine düzenlediği seferde giydiği pelerin olduğunu hatırladı. Orada  tapınaklarını yok ederken, rahipleri tarafından kaynatılan ölümsüzlük iksiri  dökülürken pelerinine sıçramıştı. Hemen pelerinini çıkardı kaynatılarak merhem  yapılmasını söyledi. Yapılan merhem iki hastanın da göğsüne sürülünce derhal  ikisi de iyileşti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bundan sonra Harun tedavi  ettiği adamın kendisine hediye ettiği ve adı Leyla olan ve daha sonra Harun’un  da anlayacağı gibi aslında bir insan olmayıp, cin olan Leyla (Nefertiti-veya-İsis)  ile evlendi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ondan Haide isminde bir kız  çocuğu oldu. Ancak karısı Leyla kendisini dünyadaki her şeyden daha çok  sevmesini istiyor, böyle olmaz ise ebediyen gideceğini söylüyordu. Bu şekilde  yıllar geçerken bir gün gelen haberciler halifenin kendisini çağırdığını  söylediler. Derhal saraya gitti. Halifenin kız kardeşi Sitt-El Mülk hastaydı ve  Harun içeriye girince prensesin göğsünde ki ince yarayı görüp umutsuzluğa düştü.  Daha önce karşılaşıp ölümsüzlük iksirinin sıçradığı pelerini yardımıyla  iyileştirdiği hastalıkla karşı karşıyaydı. Halifeye hiç bir şey yapamayacağını  söyledi. Bunun üzerine halife ölümsüzlük iksirini buluncaya dek kızı Haide’ye el  koyacağını eğer kardeşi ölür ise Haide’nin de öldürüleceğini emretti. Bir gece  sarayda prensesin odasında bırakılan muhafızlar garip bir şekilde öldüler.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun üzerine Harun odadaki  perdenin arkasına geçerek beklemeye başladı. İlerleyen saatlerde prensesin  üzerinde göğsündeki kanı emen bir gölge gördü. Daha dikkatli bakınca onun karısı  Leyla (İsis-Nefertiti) olduğunu anladı. Derhal atılarak ona ne yaptığını ve  nasıl bir varlık olduğunu sordu. Eğer prenses iyileşmezse dünyadan çok sevdiği  kızları Haide’nin de öldürüleceğini söyledi. Bunun üzerine kendisini dünyadaki  her şeyden çok sevmesini isteyen Leyla onu ebediyen terk etti. Harun kızı  Haide’yi kurtarmak için, gizli sırrı aramak maksadıyla tekrar yollara koyuldu ve  öğrenerek tekrar geriye döndü. Halife ona sırrı öğrenip öğrenemediğini sordu, o  da öğrendiğini, hikayesini anlatacağını söyledi. Bunun üzerine Halife Kahire’  deki tüm camilerden tanrılığını ilan ettirip başkaldıranları kılıçtan geçirtti.  Ertesi akşam Harun halifeye hikayesini anlatmaya başladı, hikayenin içerisinde  Mısır firavunlarının başlangıcı olan Osiris, Set ve İsis’in gökyüzünden dünyaya  inmelerinden aynı soydan gelen ve hikayede tanrı olup, Allah’ın gerçek ismini  bildikleri için ölümsüz olan ve Tutankhamon ile son bulan tüm Mısır  firavunlarının ve aynı soydan gelip, Amon’a tapmayıp tek bir tanrıya Aton’a  (Güneş) tapan Akhenaton’a kadar tüm Mısır firavunlarının ve onların  hükümranlıklarındaki Mısır uygarlığından bahsediliyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak Amon’a tapmayan  Akhenaton sayesinde bu soy ortadan kalkmış, Akhenaton insan kanı ile yıkanıp  vücudunun diriliğini asla kaybetmeyen bu soydan geldiği halde bunu hiçbir zaman  yapmayarak, neslinin tükenmesine kendi annesininde kalbini deşerek ölümüne neden  olmuştu. Ancak Harun tüm bu macerası esnasında bir İfrit’e dönüşmüştü ve  hikayenin sonunda da sırrı halifeye söylemedi. O günden sonrada halifeyi bir  daha gören olmadı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonunda Lord Carnarvon  gelmişti, artık mezar açılabilir içerisinde ki tüm eski sırlar gün yüzüne  çıkarılabilirdi. Çalışmalara büyük bir titizlikle başlandı, mezarın ilk odasına  girildiğinde içerisinin paha biçilmeyecek kadar değerli mücevherlerle dolu  olduğu ve Kral Tutankhamon’ a ait olduğu anlaşıldı. Ancak Howard Carter’ı burada  bulunan hazineden çok bulmayı umduğu tarihsel gerçekler ilgilendiriyordu. Akıllı  bir arkeolog ve bilim adamı olarak halk hikayelerinde anlatılan bu hurafelere  asla inanmıyor, ama her halk hikayesinin altında da tarihsel bir gerçek olduğunu  biliyordu. İçeride bulunan şeyler karşısında yaşlı Lord Carnarvon da çok  heyecanlanmıştı. Ancak, kralın mumyasının bulunduğu lahit odasına daha  girilmemişti. O gün saat çok ilerlediğinden Carter bunun ertesi gün yapılacağını  söyledi. Lahit odasına giriş kapısının dışarıdan görünmemesi için ustabaşı Ahmed  GURGAR’a orayı gizletti ve Gürgar’ ın tüm ısrarlarına rağmen, o gece girmeyi  kabul etmedi. Gürgar o gece Carter’in yanına bir kere daha gelerek, lahit’in  bulunduğu odaya derhal girmeleri gerektiğini söyledi. Ancak Carter kabul etmedi.  Ertesi gün mezara gittiklerinde gizledikleri girişin açılmış olduğunu görünce  Carter çok sinirlendi, Gurgar’a bunun aralarında kalmasını söyledi. Bir yandan  da alınan tüm güvenlik önlemlerine rağmen kimin girmiş olabileceğini  düşünüyordu. Ancak Gurgar’a göre girilmemiş, içeriden çıkılmıştı. Çünkü toprak  dışa doğru dökülmüştü. Carter buna asla inanmadı. Lahit bölmesine girildiğinde  de aradığı sırla ilgili hiçbir kayda rastlayamadı. Artık ona kalan tek şey  Tutankhamon’un mezarını bulmuş olmanın kendisine kazandırdığı prestijdi.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong><font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/colde-uyuyan-sir-tom-holland-roman-kitap-ozetleri/">Çölde Uyuyan Sır (Tom Holland) – Roman (Kitap) Özetleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/colde-uyuyan-sir-tom-holland-roman-kitap-ozetleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
