<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turk Milletine Cagri | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/turk-milletine-cagri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:17:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türk Milleti&#8217;ne Çağrı (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-milletine-cagri-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-milletine-cagri-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Oct 2007 22:20:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Milletine Cagri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turk-milletine-cagri-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Milleti&#8217;ne Çağrı (Hüseyin Nihal ATSIZ) Milletimiz Orta Asya’daki hayatının en eski yüzyıllarında atı ehlileştirmek suretiyle mesafeleri kısaltmayı bilmiş, böylelikle geniş bölgeleri kontrol etmek imkanını bularak büyük devlet kurmak başarısını sağlamıştır. Başka milletler ancak şehir devletleri kurabilirlerken, birçok şehirleri de içine alan bu devletler, Türklere cihan hakimiyeti ve büyük ülkülere bağlanma düşüncelerini doğurmuştur. &#160; Hun, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-milletine-cagri-huseyin-nihal-atsiz/">Türk Milleti’ne Çağrı (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Türk Milleti&#8217;ne Çağrı<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"> Milletimiz Orta Asya’daki hayatının en eski yüzyıllarında atı ehlileştirmek  suretiyle mesafeleri kısaltmayı bilmiş, böylelikle geniş bölgeleri kontrol etmek  imkanını bularak büyük devlet kurmak başarısını sağlamıştır. Başka milletler  ancak şehir devletleri kurabilirlerken, birçok şehirleri de içine alan bu  devletler, Türklere cihan hakimiyeti ve büyük ülkülere bağlanma düşüncelerini  doğurmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hun, Göktürk ve Osmanlı imparatorlukları bu büyük ülkünün sonucu olup cihan  tarihinde bunlarla kıyaslanabilecek devletler olarak yalnız Roma ve Abbasiler  gösterilebilir.</p>
<p>Milletimiz, tarihinin her devrinde büyük devlet sahibi olmuş ve yalnız 1918  yılına kadar , en güçsüz zamanlarımız da dahil olmak üzere, Türkiye daima büyük  devlet sayılmıştır. Fakat Birinci Dünya Savaşında yenilip topraklarımızın  yarısını elden çıkarmamız üzerine, Türkiye, artık büyük devlet olma vasfını  kaybetmiştir. Toprağın yüz ölçümü, nüfus, tarih, askeri güç, bilim, sanayi gibi  türlü faktörlerin sonucu olan büyük devletlik bugün Amerika, İngiltere, Rusya,  Fransa, Almanya, Japonya, Çin, Hindistan, Brezilya ve Kanada’nın elindedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Cumhuriyet devrine kadar milletimiz, bilinen ve görünen düşmanlarla mücadele  ediyordu. Bu düşmanlar bazı devletlerle kendi tabaamız olan bazı Türk olmayan  unsurlardır. Fakat cumhuriyetle birlikte, iş değişti. Devlet ve tabaa olarak  düşmanlarımız azaldığı halde yepyeni bir düşman Türk milletini, tarihinin en  büyük tehlikesiyle karşı karşıya getirdi. Şimdiye kadar ki düşmanlarımız,  Türkiye’nin bazı parçalarını istemekle yetiniyorlardı. Sevr Barışında bile,  ordusuz da olsa küçük bir Türkiye bırakılmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat yeni düşman böyle değildir. Yeni düşmanın planlı hedefi Türkiye’nin  topyekûn yokedilmesidir. Bu düşmanın adı komünizmdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yeni düşmanın tehlikesi, gizliliğinden ve saf insanları aldatacak düşüncesi,  kanaati olmayan insanlar, o konu hakkında yapılacak propagandaya kendilerini  kaptırabilirler. Bu, insan yaratılışının gereğidir. Bu kendini kaptırma, karşı  bir propaganda ile düzeltilmezse daha da tesirli olur. Kimine refah ve  zenginlik, kimine tatmin edilmemiş cinsi isteklerin doyurulması, kimine büyük  insanlık ülküsü diye anlatıp gösterilen komünizm, birkaç saf insanları  avlayabilir. Bütün bunlar Türklük yapımıza indirilmiş birer darbedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye’nin kalkınması davası aynı zamanda onun tekrar büyük devlet olma  davasıdır. Bu sebeple, milli davayı sadece servetin daha adilane dağıtılması  diye almak, milli ruhu anlamamak hatta onu inkar etmek demektir. Çünkü servet  davası yalnız maddeye ilişkin olmamakla insani ihtiyaçların tamamını ifade  etmekten uzaktır. Madde ile birlikte mana da olmalıdır ki, Türk toplumu  ihtiyaçlarını karşılamış sayılsın.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız servet ve refah bir topluma bahtiyarlık getirmez. Olsa olsa hayvana  rahatlık getirir. İsviçre çiftliklerindeki inekler de ahır, yem, bakım  mükemmelliği yönünden refah içindedirler. Fakat bahtiyar sayılamazlar. Çünkü  bahtiyarlık ruhi hazlarla duyulan her haldir ve yalnız insanlara mahsustur. Ruh  dediğimiz manevi değer yalnız insanlarda vardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yirminci yüzyılda müsbet ilmin ve batı medeniyetinin ışığı altında, medeni  milletlerin ve toplumların dine bütün varlıklarıyla sarılmış olduklarını  görüyoruz. Çünkü Tanrı inancı ve dolayısıyla din, fert olarak da, millet olarak  da vazgeçilmez manevi ve ahlaki büyük bir dayanaktır. bu sebeple, bugünkü Türk  dünyasının dayandığı iki esaslı temelden birisini teşkil eden İslam dininin,  milli varlığımızdan ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanı hayvandan ayıran özellikler utanma, ülküye bağlanma ve bir iman ve fikir  uğrunda ölebilme hasletleridir. Utanan insan suç işlemekten ve ayıplanmaktan  sakınır. Ülküye bağlanan insan maddi sıkıntılara şikayetsiz katlanır. Bir iman  ve fikir uğrunda ölen insan da kendisinden sonra geleceklerin terbiyesinde  olağanüstü rol oynar. Bunların madde ile ilgisi yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye’nin kalkınmasını düşünürken, fertlerin yalnızca refahını düşünmek,  memleketi kuvvetlendirmeye yetmez. Refah içinde ve ileri ir memleket, ahlak ve  fikir bakımından da üstün değilse, yıkılmaya mahkumdur. Fertlerinde bir fikir  için ölmek hasleti bulunmayan milletler, düşman saldırışı karşısında ölmekten  kaçınacakları için, o refahtan hiçbir hayır gelmeyecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halbuki Türkler, yüzyıllar boyunca, büyük devlet kurmak ülküsünü taşımış bir  millet oldukları için, onları kalkındırmak aynı durumdaki başka milletleri  kalkındırmak daha kolaydır. Fedakarlığa dayanan kalkınma hamlesini, Türk milleti  birçok milletlerden daha hızlı yapabilecek kaabiliyettedir. Fakat yüzyıllar  boyunca kudretli önderler tarafından idare edilmiş olan Türk toplumu, tarihin  her çağında olduğu gibi bugün de büyük kılavuzlar istemektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli şuur ve gurura malik liderlerin en büyük faydası, toplumu aşağılık  duygusuna düşmekten korumaktır. Bir millet büyük iş yapabilmek için, kendisinin  büyük millet olduğu inancını duymalıdır. Atatürk devrinde, Türk milleti nüfus,  servet, teknik ve kültür bakımından, bugüne göre çok geride olmasına rağmen  manevi güç bakımından kudretliydi. Ve onun içindir ki, kendisinde her tehlikeyi  yenebilmek inanç ve kuvveti bulunuyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halbuki önderler ve aydınlarda aşağılık duygusu olursa, o milletin kalkınmasına  imkan yoktur. Çünkü kalkınma hamlelerinin boşuna olacağı kuruntusu ruhlara  işlenmiş, gönüller ümitsizlikle dolmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Zafer hiçbir zaman, mahvolduklarını sananlar tarafından kazanılmaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kalkınma hamlesi hiç şüphesiz bilim metodları ile olacaktır. Fakat milletimizin  toplum ve fert psikolojisiyle tarihi, milli gelenekleri, toplumsal yapısı da  hesaba katılmazsa, bilim metodları ile davranış başarıyı sağlayamaz. Çünkü nasıl  ilaçlar, aynı hastalığa tutulmuş insanlar üzerinde aynı tesiri göstermiyorsa,  bilim metodu da her toplum üzerinde aynı sonucu vermiyecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bilim metodu, öndüşüncelerden sıyrılmayı da emreder. Bu sebeple Türk milletinin  siyasi rejiminin ne olması gerektiği hakkında açıkça konuşmanın zamanı da  gelmiştir. Rejimler gaye değil, milletlerin saadeti için birer vasıtadır. Bu  sebeple milletler, tarihleri boyunca bazan rejim değiştirmişlerdir. Bir bakıma  rejim, milletlerin elbisesidir. Şahıslar gibi milletler de zaman ve mekana göre  elbise giyerler. Sıcak bölgeler için pek uygun olan ketenden göğsü açık bir  elbise, soğuk iklim bölgelerinde nasıl bir insanın ölümüne sebep olursa şu veya  bu rejim de bazan bir milletin çökmesini hazırlayabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün içinde bulunduğumuz siyasi ve toplumsal şartlara göre bize en uygun gelen  toplum elbisesi yani rejim, demokrasidir. Milletimizde bu fikir günden güne  yerleşip kökleştiği gibi, birlikte hareket etmeye mecbur olduğumuz  müttefiklerimizin rejimi de budur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat demokratik rejimde kalmaya kararlı oluşumuz, demokratik olmayan eski  tarihimizi ve bize övünç veren kahramanlarımızı saygı ile anmamıza engel olamaz.  Çünkü geçmişini hor gören bir millet, ancak şerefsiz insanlardan kurulu bir  topluluk olabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şunu da gözden uzak tutmalıyız ki, demokrasinin başarılı olması, toplumdaki  milli şuurun kuvvetiyle orantılıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk milletinin kalkınması derken, bu harekete, gönülleri heyecanla  çarpıştıracak ve yurttaşları fedakarlığa ve hatta kahramanlığa sürükleyecek bir  anlam vermek için kalkınma hedefinin Büyük Türkiye olması birinci şarttır.  Kültürü, bilimi, tekniği ile birlikte ahlakı ve erdemi ile de ileri ve üstün  olacak Türkiye&#8230; yoksa, sadece refah ve zenginlik için yapılacak hamlenin, bir  ticaretevi hareketinden farkı yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devlet ile ticaret kurumu başka başka şeylerdir. Ve devlet olmayı ticaret kurumu  olmakla karıştıran topluluklar, daima başkalarının gölgesinde yaşamaya ve ilk  darbede yıkılmaya mahkumdurlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devlet sahibi Türkler olarak siyasi sınırlarımız dışında kalan Türklere karşı  ilgisiz kalamayız. En küçük, güçsüz ve yeni devletlerin bile sınırdışı  soydaşlarına karşı ilgisi varken, henüz bağımsız bile olmaya Cezayir, ne  Sahra’da, ne de kıyılarındaki Fransız sermayesine ve çoğunluğuna karşı bir hak  tanımazken, tarihinin en büyük imparatorluklarını kurup birçok milleti idare  etmiş bir toplum olarak, siyasi sınırlarımız dışındaki Türkleri düşünmek  vazifesinden asla geri kalamayız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İmzamızı attığımız Birleşmiş Milletler Anayasasına dayanarak, siyasi  sınırlarımız dışındaki Türklerin de bağımsız olarak ve yabancı hakimiyetinden  kurtulmak davalarını desteklemek hem milli borcumuz, hem de insanlık  görevimizdir. Henüz yamyamlık devrisini bile bütün bütün atlatamamış olan  toplumların devlet kurma hakkı tanınırken, medeni ve üstün kabiliyetli millet  olan Türklerin şurada burada tutsak hayatı sürmelerini kabul edemeyiz. İyi  çalışan ve şuurlu ellerde bulunan bir Türk hariciyesinin, bu hakkı bütün dünyaya  tanıtacağından eminiz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugünkü çok tesirli silahlar karşısında savaşı istememekle beraber, artık bir  daha savaş olmayacak diye yapılan propagandalara inanmayız ve bu propagandayı,  bizi gevşetmek için yapılmış bir düşman hilesi sayarız. Askeri hazırlıkların  alabildiğine arttığı bir dünyada, dünyayı karıştıran hain kuvvetler tasfiye  edilmedikçe, savaşın daima yapılacağına inanmış olarak, milletimizin askerlik  geleneğine tekrar dönmeyi lüzumlu buluruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Askerlik geleneği bugünkü milletlerin hepsinden eski bir millet olarak ordumuzun  yeni baştan ve bize layık şekilde düzenlenmesine ve müttefiklerimiz ile standart  silahlar kullanmak mecburiyeti dışında, askeri özelliklerimizin korunmasına  şiddetle taraftarız. Askerlik çok şerefli ve güç bir meslek olduğu için, subay  ve astsubaylarımızın erdemli aile çocuklarından seçilmesini ve fedakarlıklarına  karşı bazı imtiyazları bulunmasını doğru buluyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük devlet olmanın şartlarından biri de zengin ve kudretli bir dile sahip  olmaktır. Milli ihmaller dolayısıyla gelişmemiş olan kökü kuvvetli dilimizi,  büyük bir bilim ve sanat dili haline getirmek ihmal olunamıyacak bir davamızdır.  Ne melezleştirilmiş eski dil, ne de öztürkçe denilen uydurma dil, büyük bilim ve  edebiyat dili olamaz. Terimleri Türk köklerinden üretme , konuşma dilinde  Türkçeyi veya Türkçeleşmişi seçme esasında olan “Arınmış Türkçe” ye taraftarız.  İnsanın yüreği ne ise, milletin dili de o olur. Bu değerli varlık, gerçek  değerlerden meydana gelecek bir akademi ve milli şuura malik uzamanlar ve  sanatçılar eli ile korunmalıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millet olarak yaşamak isteyen toplumlar, kendi milli özelliklerini kıskançlıkla  korurlar. İskoçların etek giymesi, Hintlilerin bize garip gelen kıyafetleri  gibi, biz de Türk kültürüne ait özelliklerimizi saklamaya, milli tarihimizin  kadrosunu çizmeye ve gerekirse, dilimizin bütün inceliklerini ifade edebilmek  için alfabemize bir iki harf daha katmaya taraftarız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milli gelirin adaletle üleştirilmesi, Türk toplumu için de elbette milli bir  gayedir. Ferdi ihtiyaçların rahatça karşılanabildiği, refahın yaygın bulunduğu  bir ülkede, toplumsal adalet davası gerçekleşmiş olur ve böyle bir davadan  bahsetmeye de lüzum kalmaz. Bu sebeple, bir yandan toplumsal adalet tedbirleri  alır ve onları sağlam kanuni esaslara bağlarken, diğer taraftan da eğitim ve  öğretimi yayarak ve ayrıca memleketimizi iktisadi alanda hızla kalkındırarak,  toplumsal adaletin ortamını hazırlamamız gerekir. Aksi takdirde toplumsal adalet  davasının, özellikle geri ve yoksul ülkelerde, komünizm silahı haline geleceği  asla unutulmamalıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çünkü komünizm, yoksulluk, gerilik ve bilgisizlik bataklıklarından açan bir  çiçektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sosyalizm, komünizmi önlediği yolundaki iddialar doğru değildir. Amerika’da  sosyalist bir parti olmadığı, rejim tamamen kapitalist ve liberal esaslara  dayandığı halde komünizm yoktur. Toplumsal adaletin tam veya çok miktarda  uygulandığı memleketlerden Kanada’da Liberaller ve Muhafazakarlar; Belçika’da  Hırıstiyan Demokratlar, Avusturya’da Katolik Halkçılar, İngiltere’de Muhafazakar  (1950’den beri) hakimdir. Bu memleketlerin çoğunda sosyalistler küçük birer  partidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Partiler ve sosyalizm hakkında tecrübesi olmayan geri memleketlerde ise  sosyalizm, komünizmin öncüsü rolünü oynamaktadır. Küba’da olduğu gibi&#8230; Bu  sebeple, demokratik düzen içinde ve huzurla gelişme istediğini duyduğumuz bir  zamanda, bize türlü huzursuzluklar getirip memleketimizi komünist yapmaya  çalışacak sosyalizmin aleyhindeyiz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Memleketimizdeki bütün sosyalist hareketlerde komünizmden hüküm giymiş  sabıkalıların bulunması, en büyük delilimizdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sosyalizmin aleyhinde olmamızın önemli bir sebebi de, bizim memleketimizde  sosyalizmin tamamiyle kozmopolit şahıslar yetiştirmesi ve sosyalizmin milliyet  aleyhtarlığı olarak ortaya çıkarılmasıdır. Büyük bir tarihin varisi olarak  ortaya çıkarılmasıdır. Büyük bir tarihin varisi olarak Türk kalmaya azmetmiş  bulunduğumuz için, bizi milliyetimizden uzaklaştırmak isteyen ve Türklüğü  birinci plana almayan her fikir ve her ülkünün karşısındayız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yüksek bir millet haline gelmenin diğer bir özelliği olarak sağlam kanunlar  koymak ve kanuna saygıyı inanç haline getirmek için, her türlü tedbirin  alınmasına, tercüme kanunlara değil de milli örften çıkarılan ve çağdaş hukuk  prensiplerine dayanan yasalara taraftarız. Kanunlar devleti, milleti, milli  kültürü, ahlakı, düzeni, aileyi, fertleri şerefi ve hakları koruyacak kanunlar  olmalı; adalet ölçüsü en kesin terazi ile sağlanmalıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devlet, nazari olarak, vatandaşların hayatını koruyup saadetlerini sağlamak için  kurulmuş bir müsesse olduğundan, her Türk’ün sağlık, hastalık ve işsizliğe karşı  sigortalanması şeklindeki toplumcu anlayışımızı huzuru sağlayacak en temelli  faktör olarak sayıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toprak, devletin temeli olduğundan, toprakla uğraşanların temel korunur gibi  korunması ve kalkındırılması şarttır. Milletimiz göçebe zamanlarda bile toprak  mülkiyetini kabul etmiş olduğu için, bu mülkiyetin devamı, sosyal yapımızın  icaplarındandır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonuç olarak milli kalkınma programımızı şöylece özetliyoruz:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1. Türkçüyüz<br />
2. Arınmış Türkçeciyiz<br />
3. Yasacıyız.<br />
4. Toplumcuyuz.<br />
5. Milli gelenekçiyiz.<br />
6. Şuurlu demokrasiye taraftarız.<br />
7. Ahlakçıyız.<br />
8. Bilimciyiz.<br />
9. Teknikçiyiz</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orkun, 1.sayı, Şubat 1962<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-milletine-cagri-huseyin-nihal-atsiz/">Türk Milleti’ne Çağrı (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-milletine-cagri-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
