<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turk Tarihinin Meseleleri | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/turk-tarihinin-meseleleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:20:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>TÜRK Tarihinin Meseleleri (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihinin-meseleleri-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihinin-meseleleri-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 10:45:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Tarihinin Meseleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Tarihinin Meseleleri Nihal Atsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihinin-meseleleri-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜRK Tarihinin Meseleleri (Hüseyin Nihal ATSIZ) Bütün medeni milletler kendi tarihleri hakkında son ve kesin kararı vermişlerdir. Yani, tarihlerinin nereden başladığını, hangi çağlara bölündüğünü, kimlerin kendi tarihlerine mal edilmiş olduğunu bilirler ve tarihlerini dolduran insanların adlarının hangi imlâ ile yazılacağı hususunda değişmez kanatlara maliktirler. Bize gelince, her hususta olduğu gibi, tarihimizi anlayış konusunda da acıklı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihinin-meseleleri-huseyin-nihal-atsiz/">TÜRK Tarihinin Meseleleri (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> TÜRK Tarihinin Meseleleri<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün medeni milletler kendi  tarihleri hakkında son ve kesin kararı vermişlerdir. Yani, tarihlerinin nereden  başladığını, hangi çağlara bölündüğünü, kimlerin kendi tarihlerine mal edilmiş  olduğunu bilirler ve tarihlerini dolduran insanların adlarının hangi imlâ ile  yazılacağı hususunda değişmez kanatlara maliktirler. Bize gelince, her hususta  olduğu gibi, tarihimizi anlayış konusunda da acıklı bir kargaşalık içinde  bulunuyoruz. Tarihimizin nereden başladığı hakkında ortak bir fikrimiz yoktur.  Tarihimizin bölündüğü devirler, herkesin keyfine göre değişmektedir. Bazılarının  milli kahraman saydığı şahsiyetler, diğerleri tarafından millî düşman sayılıyor:  Çengiz Han gibi… Tarihe mal olmuş kahramanların ve şahsiyetlerin adlarını yazmak  hususunda da aramızda birlik bulunmuyor. Meşrutiyetten sonra karışmaya başlayan  tarih sistemi, cumhuriyetten sonra tamamen bozuldu ve Tarih Kurumu’nun ilk  çalışmaları ile de bugünkü acıklı halini aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halbuki, eskiden tarih anlayışımız oldukça düzgün ve istikrarlı idi: Eski  tarihimiz, efsanevi Oğuz Han ile başlatılır, Selçuklular ve Çengiz ile  bitirilirdi. Çengiz, Müslüman olmadığı için bazen lânetlense bile çok defa  kendisinden ve hele çocuklarından saygı ile bahsolunurdu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye tarihi ise Anadolu Selçukluları hakkında kısa bir başlangıçtan sonra  hemen Osmanlılara geçmekle devam ettirilir, Anadolu’nun öteki beğliklerinden ve  özellikle büyük olanlarından Türkiye’nin bir bölümünün meşru hükümetleri olarak  bahsedilir, beğleri saygı ile anılırdı. Anadolu beğliklerinin gayrımeşru  sayılması hakkındaki telâkki Fatih’ten sonra başlamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hiç şüphesiz, bu tarih telâkkisi ilmî değildi. Fakat umum tarafından kabul  olunmuştu. Yani tarihi anlayışımızda bir kanun vardı. Kanun ne de olsa,  kanunsuzluktan iyi olduğu için, o zamanki kıt bilgilerle kabul edilen tarih  sistemi, bugünkü gelişmiş bilgilerimiz arasındaki şuursuz kargaşalıktan daha  doğru idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk tarihinin, bugünkü, halli hemen gerekli ve pek de güç olmayan  meselelerinden bir kısmı şunlardır:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>a) Türk Tarihinin Başlangıcı Meselesi:</strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugünkü tarih kitaplarında Türk tarihi umumiyetle Hunlardan, yani Orta Asya  Hunlarından başlatılmaktadır. Fakat başlangıcı tanımayan tarihçilerde vardır.  Bazıları, Türk tarişhinin VI. Yüzyılda Gök Türklerden başlaması gerektiğini  söyledikleri gibi, diğer bazıları da Hunlardan daha önceki zamanlarda Sakalar  çağında başlaması fikrini gütmektedir. Hattâ son zamanlarda değerli tarih  bilgini Prof. Zeki Velidi Togan, Türkistan’da Sakalardan önce yaşayan ve  Milâttan önce 1200-800 aralarındaki varlıkları tesbit olunan Şu ve Çu adındaki  kavmin ilk Türkler olduğunu iddia etmektedir. Şu veya Çu’lardan daha önceki  Sümer’lerin de Türk olduğu veya aralarında Türkler bulunduğu hakkında bazı ciddî  ilim adamlarının fikir, nazariye ve iddiaları vardır. Bütün bu karşı fikirlerin  bir sonuca bağlanması, ancak ilmî bir tarih kurultayının ciddî ve uzun  tartışmalar sonundaki kararı ile mümkün olabilir. Belki bazı meselelerin  çözülmesi için, bugünkü tarih bilgisi yetmez. Fakat ne de olsa işler bir  prensibe bağlanır ve önüne gelenin Türk tarihine ayrı bir başlangıç çizmesi gibi  korkun. Bir olayın önüne geçilir. Bu yapılmazsa, Türk dünyasında birbirine  aykırı nazariyeler ve fikirler doğacak ve aralarında gittikçe büyüyen ve  soysuzlaşan tartışmalarla bekli de milletin aydınları birbirine düşman iki veya  üç takıma bölünecektir. Millet, bir çok unsurlarla birlikte, ortak tarihin de  mahsulü ve sonucu olduğuna göre, ortak tarih telâkkisi olmayan insanların bir  millet halinde toplu yaşamaları mânevi bir rahatsızlık doğuracak ve uzak gelecek  için fesat tohumları atılmış olacaktır.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> <strong>b) Türk Tarihinin Kadrosu Meselesi:</strong></font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"><strong> </strong></font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Türk tarihinin başlangıcındaki anlaşmazlık, Türk tarihinin kadrosu hakkında da  anlaşmazlık demek olmakla beraber, daha sonraki çağlarda kimlerin Türk tarihine  sokulacağı meselesi bütün çapraşıklığı ile karşımızda durmaktadır. Meselâ,  Karahıtaylar’ın Türkistan’da hakimiyeti zamanını Türk tarihinin bir devri gibi  kabul etmek doğru mudur? Yoksa Karahıtaylar Moğol oldukları için bu devir bir  yabancı hâkimiyeti devri midir? Yahut Gazneliler Devleti Türk tarihi kadrosuna  girer mi, yoksa yabancı halkın oturduğu yerlerde hâkim oldukları için bunların  millî kadrodan çıkarılması mı gerekir? Hangilerininki sömürge veya sadece  hanedan tarihi olarak göz önüne alınmalıdır? Bunlar Türk tarihinin ciddî  meseleleridir ve henüz hallolunup kesin bir sonuca varılmış değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk tarihinin kadrosu konuşulurken akla gelecek en mühim meselelerden biri  Çengiz ve Temir’in millî tarihin kahramanları mı, yoksa ırkımızın düşmanları mı  olduğunun tesbitidir. Çünkü bu iki mühim şahsiyet hakkında bizim tarihçilerimiz  ortak kanaat sahibi değildir. Bir kısım tarihçiler bu iki şahsı Türk sayıyorlar  ve onların yarattığı vakalar ve kurdukları devletleri Türk tarihi kadrosuna  sokuyorlar. Bazı tarihçiler ise tamamiyle aksini savunuyorlar. Onlara göre  Çengiz ve Temur Türk değildir; Moğol veya Tatardır. İkisi de ırkî  düşmanlarımızdır. Tarihçilerimizden birisi ise Çengiz’i yabancı, Temir’i Türk  sayıyor. Aynı milletin tarihçileri arasındaki bu büyük fikir ayrılığı ve görüş  farkı, hiçbir millette eşi gösterilemeyecek bir millî anarşidir. Çünkü mesele  belirli şahısların iyi mi, kötü mü; büyük mü,küçük mü olduğu meselesi değil,  doğrudan doğruya millî tarihe mal edilip edilemeyeceği meselesidir. Bu  anlaşmazlıklar Türk tarihinin başlangıcına, mitoloji ile karışık çağlarına ait  olsaydı, bir dereceye kadar hoş karşılanabilirdi. Fakat XII. ve XIV. yüzyıllarda  yaşamış olan şahıslar üzerindeki bu fikir kargaşalığı, millî şuurun henüz  gereğince uyanmamış olduğunu gösterir. Bu zıt kanatlardan, hiç şüphesiz, bir  tanesi doğru diğerleri yanlıştır. Yakın geçmişteki en büyük ana meseleler  üzerinde doğruyu bulup çıkaramamak ise tarih belgelerinin eksikliğini değil,  tarihî ve ilmî şuurun azlığını veya yokluğunu gösterir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>c) Türk Tarihinin Çağları Meselesi:</strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihin ilkçağ, ortaçağ gibi devirlere ayrılmasının pek indî olduğu artık  anlaşılmıştır. Çünkü bu ayrılışlar bütün insanlığa göre değil, bir kıta veya bir  kısım milletlere göre yapılmıştır. Taş devri, maden devri nasıl bütün kavimlerde  aynı zamanlarda başlamıyorsa; ortaçağ, yeniçağ gibi zamanlar da ( eğer fikir  hayatındaki tekâmül merhalelerini göstermek için kullanılıyorsa ) bütün  milletlerde aynı devri gösteremez. Eski Türk tarihini, ilkçağda Türk tarihi,  ortaçağda Türk tarihi diye bölümlere ayırmak ilmî değildir. Batı Avrupa’nın  kendisine göre yaptığı bir sınıflandırmaya körükörüne uymak elbette doğru olmaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihimizi millî görüşe göre sınıflandırma teşebbüsü şimdiye kadar yalnız Dr.  Rıza Nur ile Prof. Zeki Velidi Togan tarafından yapılmıştır. Rıza Nur, Türk  tarihini “Eski Türk Tarihi” ( = Türe ve Yasa Devri = Millî Devir ), “Yeni Türk  Tarihi” ( = Müslümanlık Devri = Dinî Devir ) ve “Taze Türk Tarihi” ( = Yeniden  Doğuş ve Uyanma = İkinci Millî Devir ) olarak başlıca üç çağa ayırdığı gibi Zeki  Velidi Togan da XVI. Yüzyıl ortasına kadar ilerleme ve yükselme çağı, Birinci  Cihan Savaşı sonuna kadar gerileme ve çökme çağı ve Birinci Cihan Savaşından  sonra da üçüncü bir çağ olmak üzere üç ana çağa bölmektedir. Fakat bu iki  sınıflandırma kimde tarafından dikkate alınmamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>ç) Adların İmlâsı Meselesi: TÜRK TARİHİNİN MESELELERİ</strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk tarihindeki birtakım özel adların belli bir imlâya malik olmayışı da millî  ayıplarımızdan biridir. XII. Yüzyıl kahramanının Çengiz mi, Çingiz mi, Cengiz  mi, sonra Temir mi, Temür mü, Timur mu? Tıpkı bunlar gibi prens ünvanı olan  kelime “tigin” mi “tegin” mi? Karahanlı kahramanın adı Buğra mı, Boğra mı  yazılmak gerek? Bu fikri karasızlıklar birçok yanlışlara yol açıyor. Bir  yanlışın nasıl kökleştiğine en güzel örnek, Gök Türklerin ilk kağanı Bumun veya  Bumın’ın adında görülmektedir. Eski harflerle yazıldığı zaman “ı” ve “i” farkı  belli olmadığı için yeni harflerden sonra bu kağanın adı Bumin şeklinde yazılmış  ve tarih kitaplarına, piyeslere, soyadlarına kadar bu yanlış şekliyle girip  yerleşmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Görülüyor ki, tarihimizi anlayış ve ele alış tarzımız karışıklık içindedir. Bu  karışıklığın içinden ne şahıslar, ne de özel teşekküller çıkamaz. Bu karışıklığı  önlemek için resmi bir teşekkül lâzımdır. Böyle resmî bir teşekkül, Türk  tarihinin meselelerini karara bağlamak için bir kurultay toplamalı ve kurultayda  meseleler ilmî açıdan ele alınarak değerlendirilmeli ve tartışılmalı, karşılıklı  iddialar basılarak umumî efkâra sunulmalıdır. Ancak, millî ve ilmî fikrin hâkim  olacağı böyle bir kurultaydır ki, Türk tarihinin meselelerine bir çözüm yolu  bulabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><em>Yeni Sabah, 29 Kasım 1948</em></font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihinin-meseleleri-huseyin-nihal-atsiz/">TÜRK Tarihinin Meseleleri (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihinin-meseleleri-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
