<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turkcenin Sorunlari | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/turkcenin-sorunlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jun 2016 12:04:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türkçenin Güncel Sorunları</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Oct 2007 00:06:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Güncel Sorunları İnsanın yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilinin çok önemli bir yeri vardır. Dili yeterli düzeyde olan kişiler genellikle daha sağlıklı ilişki kurarlar, hayatta daha çok başarılı olurlar. Kendi dilini iyi bilip düzgün kullanmanın önemli bir yararı da yabancı bir dili öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. Gerçekten, etkili bir yabancı dil öğretiminin altyapısını, iyi bir ana [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari/">Türkçenin Güncel Sorunları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 22pt; color: #3366ff; font-family: 'Maiandra GD';">Türkçenin Güncel Sorunları</span></strong></p>
<p align="center">
<p class="content"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İnsanın yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilinin çok önemli bir yeri vardır. Dili yeterli düzeyde olan kişiler genellikle daha sağlıklı ilişki kurarlar, hayatta daha çok başarılı olurlar. Kendi dilini iyi bilip düzgün kullanmanın önemli bir yararı da yabancı bir dili öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. Gerçekten, etkili bir yabancı dil öğretiminin altyapısını, iyi bir ana dili eğitimi oluşturur.</span></p>
<p>Türk edebiyatının tanınmış şairlerinden Yahya Kemal’in “Türkçe ağzımda annemin sütüdür” diyerek yücelttiği, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ise “Türkçem benim ses bayrağım” diyerek hem yücelttiği hem de kutsallaştırdığı dilimize bugün gerekli özeni gösteriyor muyuz? İnsanlarımızda bugün Türkçe sevgisi, ana dili duygusu, dil bilinci ve duyarlığı yeterince var mı? Bu soruların iyice düşünülmesi, sürekli göz önünde tutulması gerekir.</p>
<p>Dil öğrenimi beyni, dolayısıyla düşünceyi değiştirir, biçimlendirir. Sosyal yapının iç dokusunu ana dili oluşturur. Oysa Türkçemiz giderek zayıflıyor, güdükleşiyor. Bugün Türkiye’de çevre kirlenmesi, hava kirlenmesi, siyaset kirlenmesi gibi çeşitli kirlenmelerin yanı sıra, bir de “dil kirlenmesi” vardır. Dil duyarlığı ve dil bilinci bakımından görülen eksikler, Türkçenin geleceği için ciddî bir tehlikedir.</p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">BAŞLICA SORUNLAR</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bugün Türkçemizle ilgili başlıca güncel sorunları şöyle sıralayabiliriz: Özensizlik ve yanlış kullanım, yabancı sözcük tutkusu, yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde öğretimi birbirine karıştırma, Türkçenin bilim dili olmadığı görüşü, Türkçe öğretimindeki yetersizlik, sözcük ve terim üretimindeki yetersizlik, öğretmen faktörü.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Özensizlik ve Yanlış Kullanım</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dilimizin sözlü ve yazılı kullanımında akıl almayacak yanlışlar yapılıyor. Kurallarına uygun, doğru ve düzgün kullanılmıyor Türkçe. İlköğretimden yükseköğretime kadar okullarımızda görülen Türkçe yetersizlikleri, üniversite öğrencilerimizde bile sık sık göze çarpan sözlü ve yazılı anlatım kusurları, bozuk cümleler ve söyleyiş yanlışları, bir dilekçe yazarken yapılan yanlışlar, resmî yazışmalarda göze batan anlatım kusurları, basın yayın organlarındaki akıl almaz özensizlikler, sokak ve caddelerde bulunan tabelalardaki yabancı sözcük hastalığı&#8230; Türkçemizin geleceği için önemli bir tehlike oluşturmaktadır.<br />
Radyo dinlerken, televizyon izlerken insan bazen şaşırıp kalıyor. Osmanlıcadan gelme sözcüklerin yanlış telaffuzları, damıtık dilin giderek argo dile dönüşmesi, vurguların ve tonlamaların ürkünçlüğü, görüntülü yayınlarda sunucuların garip el kol hareketleri, konuşma sırasındaki tuhaf jestleri, Türkçeyi sevenleri üzüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bazı özel ve yerel TV kanalları ile radyoların, daha kendi adlarından başlayarak Türkçeye karşı alabildiğine saygısız ve sorumsuz tutumları yürekler acısı. Son yıllardaki moda deyişle medyada, özel ve yerel TV kanallarında yeni tip sunucular, haber ve spor spikerleri de moda oldu. Oysa sunuculuk ve spikerlikte dili düzgün ve pürüzsüz kullanma, fizikî güzellikten önce gelir, önce gelmelidir. Dil bilinci ve sevgisi onlara özellikle kazandırılmalıdır. Ekran sorumluluğu bunu gerektirir. Sunucu ve spiker adayları, öncelikle dili doğru ve düzgün kullanma konusunda ciddî bir eğitimden geçirilmelidir. Çünkü onlar her gün milyonlara sesleniyor, milyonlarla yüz yüze geliyor. Örnek olma, model olma gibi bir sorumluluğu da var onların.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türkçeye karşı özensizlik, sorumsuz davranışlar, bu dili yanlış kullanma, ne yazık ki dar ve sınırlı bir çerçevede görülmüyor. Bu gevşeklik, devlet adamları, çeşitli mesleklerdeki aydınlar ya da aydın olması gerekenler, öğretmenler, her öğretim kademesindeki öğrenciler için de söz konusu.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İnsanlarımıza özellikle doğru konuşma, düzgün yazma, duygu ve düşüncelerini pürüzsüz anlatma becerisi kazandırma konusuna özenle eğilmek zorundayız. Çünkü üniversitede okuyan gençlerimizin büyük çoğunluğunda bile önemli dil ve anlatım kusurları ile karşılaşıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Yabancı Sözcük Tutkusu</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Günümüzde Türkçe, neredeyse ana dilimiz olduğunu unutturacak ölçüde yabancı sözcüklerle dolduruluyor, kendi sözcüklerimiz acımasızca dışlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Sorunların belki de en önemlisi, dilimizin kamuoyu önündeki kullanımında görülen “Türkçeden kaçış” diyebileceğimiz süreçtir. Ülkeyi yönetenler, basın-yayın kuruluşları ve bir kısım aydınlar, çok güzel Türkçe karşılıkları bulunsa da yabancı sözcükleri kullanmaktan sanki olağanüstü bir zevk alıyorlar. Türkçe konuşmaktan kaçan bir kamuoyu oluşmuş görünüyor. Bu durum dilimiz için büyük tehlikedir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bugün de benzeri durumlara sık sık tanık oluyoruz. Güzelim uzlaşma yerine concencous, yoğunlaşma yerine consantrasyon, kontrol yerine çek etme dedik mi kültürlü kişi oluyoruz. İstanbul Taksim’deki görkemli bir otelin adı The Marmara, Hilton’daki sergi merkezinin adı Exibition Center.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kentlerimizde caddeler, yabancı adlar nedeniyle işgal altındadır. Kendilerine “entel” denilen bir kısım aydınlar, kendi yurduna yabancılaşmayı evrensellik sanıyor. Konuşmada veya yazıda aralara yabancı sözcük sıkıştırmak, bağımsızlık gururunun nasıl törpülendiğini gösteren acı bir örnek değil midir? Neredeyse, ana dilimizin Türkçe, anavatanımızın Türkiye olduğunu unutuyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Yabancı dil ne kadar önemli olursa olsun, insanın ana dili daha da önemlidir. Temel görevimiz, gençlerimizi düşünen, eleştiren ve düşüncelerini düzgün ifade edebilen bireyler olarak yetiştirmektir. Öğrencinin kendi dilini ikinci sınıf, yetersiz bir iletişim aracı olarak görmesi çok sakıncalı bir durumdur. Böyle bir öğrenciden kendi diline ve kültürüne, ana diline saygı duyması nasıl beklenebilir?</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1930’lardan 1980’e kadar yürürlükte olan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21. maddesi, Türkçeyi koruyucu hükümler taşıyordu. Son yıllarda görülen yabancı dil işgali nedeniyle, ilgili Devlet Bakanlığınca 1997’de hazırlanan “Türk Dilinin Kullanılmasına İlişkin Kanun Tasarısı” Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştu. Böylece Türkçeyi yozlaşmalardan koruma, yabancı dillerin inanılmaz baskısından kurtarma amaçlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Nitekim Fransa’da 1994 yılında hükümetin önerisi ile Fransızcayı İngilizcenin akınından korumak için “Fransız Dilinin Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısı” adlı bir tasarı hazırlanmış ve yasalaşmıştır. Fransızcayı korumaya yönelik yasanın bizim için de büyük önem taşıyan 9. maddesi şöyledir:</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">“Eğitim, sınavlar ve yarışmalar ile kamuya ya da özel sektöre ait eğitim kurumlarında yapılan tezler ve bilimsel yazılar için kullanılacak dil Fransızcadır.”<br />
Bu akılcı yaklaşımla gerçekçi uygulamadan alınacak dersler bulunduğu çok açıktır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong> &lt;color=red&gt;<span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Yabancı Dil Düşkünlüğü</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ülkemizde özellikle 1980’den sonra görülen büyük yanlışlardan biri, yabancı dil öğretimi ile yabancı dille öğretimin birbirine karıştırılmasıdır. Günümüz dünyasında yabancı dilin ve yabancı dil öğrenmenin önemi elbette ki tartışılamaz. Her türlü ilişki, iletişim ve gelişme için yabancı dil elbette ki çok gerekli. Ama ülkemizde özellikle son zamanlarda düşülen önemli bir yanılgı, yabancı dilin araç değil amaç olarak görülmesidir. İşte bu nedenle, yabancı dille öğretim yapan okulların ve üniversitelerin sayısı hızla artmaktadır. Oysa yabancı dil amaç değil araçtır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İşin en acı ve düşündürücü yanı da, yabancı dille öğretim yapan kurumlarda okuyan Türk çocuklarının Türkçeyi ihmal etmeleri, giderek unutmaları, özellikle yazılı anlatım yetersizlikleri içine düşmeleri ve kendi dillerini küçümseyip hor görmeleridir. İşte en büyük tehlike de burada yatıyor. Ana dilinin yetersiz olduğu inancı ile yetiştirilen bir genç, kendi diline ve kültürüne nasıl saygı duyacaktır?</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">O hâlde öncelikle yapılması gereken şey, yabancı dil öğretimi ile yabancı dille öğretimi birbirine karıştırmamaktır. Çok gerekli olan yabancı dil öğretimini bütün okul kademelerinde en etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirelim. Bunun yollarını arayalım. Ama çok gereksiz olan ve ülkemizin geleceği, kültürü açısından büyük tehlikeler taşıyan yabancı dille öğretim tuzağından kurtulalım. Bunun için de her şeyden önce ana dili duygusu, duyarlığı ve dil bilinci gerekir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ülkemizde nitelikli insan yetiştirmek istiyorsak, başkalarının diliyle değil, kendi dilimizle, kendi kültürümüzle yetiştirmeliyiz. Çünkü kendi kültürünü dışlayan bir toplum, varlık nedenini yadsıyor demektir. Çağdaş ülkelerin hiçbiri yabancı dilde eğitim yapmıyor. Bu durum, sadece az gelişmiş ülkelerde ve sömürgelerde görülüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bazı okullarda eğitim yabancı dille yapılırsa Türkiye’nin dış dünya ile daha kolay anlaşacağı, Türkçenin bilim dili olmadığı, İngilizce ile daha iyi bilim yapılacağı yolundaki görüşler yanlıştır. Bu görüşler, emperyalizmin sömürge ülkelere dayattığı anlayışın sonucudur. Her ülkede bilim ancak o ülkenin kendi diliyle yapılabilir. Yabancı dille eğitim, eğitim bilimine de aykırıdır. Çünkü bir insan, dünyayı en sağlıklı biçimde ancak kendi diliyle algılayabilir ve anlatmak istediğini de en güzel kendi diliyle anlatabilir.<br />
Ülkemizin tanınmış üniversitelerinden biri olan ve eğitimi İngilizce yürüten ODTÜ’de yapılan bir araştırmada, öğrencilerin yabancı dille eğitimden memnun olmadıkları, buna karşı çıktıkları görülmüştür. İngilizce eğitim yapılan Boğaziçi Üniversitesinde de benzer görüşler öne sürülmekte, eğitim dilinin Türkçe olması savunulmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türkçenin Bilim Dili Olmadığı Görüşü</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türkçenin bilim dili olarak yetersiz olduğu öne sürülüyor. Eksik yanları elbette vardır ve bu, her dil için söz konusudur. Peki, böyle bir durumda yapılması gereken şey, dilimizi tümüyle bir kenara atmak mıdır, yoksa kendi olanaklarıyla onu geliştirmeye ve zenginleştirmeye çalışmak mı? Yetersiz ve eksik diye dilimizi kendi kaderine bırakırsak, Türkçe bir bilim ve kültür dili olarak nasıl ve ne zaman gelişecektir?<br />
İşte hiç düşünülmeyen ve gelecek açısından büyük tehlike oluşturan sorun burada. Eğer dil duyarlığı ve dil bilinci bakımından sorumsuzluk böyle sürerse, Türkçe 14. yüzyıldaki durumuna düşecektir. O zamanlar ve Selçuklular döneminde aydınlar arasında bilim dili Arapça, kültür ve sanat dili Farsça idi. Türkçe sadece halk arasında konuşuluyor ve halk edebiyatı sanatçıları tarafından kullanılıp yaşatılıyordu. Ve dilimizin bu acı serüveni, yaşam savaşı, Tanzimat dönemine, özellikle 20. yüzyıl başlarındaki Millî Edebiyat Akımına kadar sürdü. Şimdi ise tehlike daha çok batı dillerinden gelmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Büyük ihmale uğramış olan Türkçenin durumuna çok üzülen 14. yüzyıl divan şairi Âşık Paşa günümüz diliyle şöyle dert yanıyordu:<br />
Türk diline kimse bakmaz idi<br />
Türklere hiç gönül akmaz idi</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Beş yüzyıl sonra aynı sıkıntı ve sorunları yaşamak zorunda mıyız? Bunları yeniden yaşamamak için gerekli özeni göstermek, bilinçli davranmak zorundayız. “Tarih tekerrürden ibarettir.” sözü akla geliyor ama aslında bu söz yanlıştır. Tarih kendisinden ders almasını bilmeyenler için tekerrürden ibarettir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1933 reformunu yaşayan İstanbul Üniversitesine gelen yabancı bilim adamlarından 3 yıl içinde Türkçe öğrenmeleri ve bu sürenin sonunda derslerini Türkçe vermeleri istenmişti. Amaç ne? Amaç, Türkçenin bilim dili olarak kullanılması ve geliştirilmesidir. Çünkü cumhuriyeti kuranlar, dilin bir ulusun kimliği ve o ulusu yarınlara taşıyan en önemli öge olduğunu çok iyi biliyorlardı. Düşünülmesi gereken bir soru şudur: Sanki Türkçe 1933’te bilim diliydi de şimdi mi yetersiz duruma düştü?</span></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türkçe Öğretimindeki Yetersizlik</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Okullarımızda, hemen her meslekte ve üniversitelerimizde Türkçe yetersizlikleri ile ne yazık ki sık sık karşılaşıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dil eğitiminin temel amacı, kişilerin düşünme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesidir. Dille iletişimin bir yönünü anlatma, öteki yönünü anlama oluşturur. Bu nedenle bütün ülkelerin eğitim sistemlerinde, dil eğitimine, özellikle ve öncelikle ana dili eğitimine büyük önem verilir. Yetişmekte olanlara dilin çok iyi bir şekilde öğretilmesi için çalışılır. Çünkü dil, kültürün temel ögesidir ve insanları birbirine yaklaştıran en güçlü araçtır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dil eğitiminde asıl hedef; dört temel beceri olan dinleme, konuşma, okuma, yazma becerilerinin hedef kitleye kazandırılması ve geliştirilmesidir. Ana dili dersi bir bilgi kazandırma değil, beceri kazandırma dersidir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Sözcük ve Terim Üretimindeki Yetersizlik</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bir dilin gelişip zenginleşmesi, çağın gelişmelerine ayak uydurabilmesi için sözcük ve terim üretimi de çok önem taşımaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Almanya, Fransa, Macaristan gibi ülkeler dillerini yabancı dillerin istilasından kurtarabilmek için dil gümrüğü adını verebileceğimiz bir uygulama başlatmışlardır. Bu uygulamaya göre, yeni bir buluş yapıldığı ya da yeni bir alet icat edildiği zaman, herhangi bir gecikmeye fırsat vermeden bu kavrama uygun yeni bir sözcük türetilmektedir. Böylece yabancı sözcükler dile girip yerleşmeden karşılıklar bulunmakta ve dilin yozlaşması önlenebilmektedir. Türkçede ise yabancı sözcükler dilimize iyice yerleştikten sonra karşılıklar bulunmaya çalışılmaktadır. Ülkemizin gümrük birliğine girmesinden sonra bu konu çok daha önem kazanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türk Dil Kurumu ile Çağdaş Türk Dili dergisinin son yıllarda başlattığı yabancı sözcüklere karşılık bulma çalışmaları çok olumlu çabalardır. Bu konuda bazı yanlışlar yapılsa, tartışma götürür öneriler olsa bile bu tür iyi niyetli adımlardan geri dönülmemeli. Ayrıca bu konuda yazılı ve sözlü basın-yayın organlarının desteği sağlanmalı. Aksi takdirde yabancı sözcükler Türkçeye hızla dolmaya devam edecek, dilimiz gelişip zenginleşemeyecek ve yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulamayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşamasını, gelişip zenginleşmesini istiyorsak, üretelim, türetelim, yaratalım ve Türkçe karşılıklar bulmaya çalışalım. Bunun herhangi bir ideolojiyle, sağcılıkla-solculukla, ilericilikle-gericilikle, tutuculukla, dindarlıkla-dinsizlikle bir ilgisi yoktur.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Öğretmen Faktörü</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türkçe eğitiminde yer alan ögelerin etkili olabilmesi için okul binaları, donatım, program, araç-gereç önemli olmakla birlikte, bunları kullanıp programı uygulayacak olan öğretmenin bilgi ve becerisi hepsinden daha önemlidir. “Bir okul, ancak, orada çalışan öğretmenler kadar iyidir.” denilebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Görülüyor ki her derste olduğu gibi ilköğretimden üniversiteye kadar dil eğitiminde de en büyük görev öğretmene düşüyor. Özellikle ilk ve orta öğretimde. Aslında dil kusurlarına yalnızca Türkçe öğretmenlerinin ve öğretim elemanlarının değil, ders veren herkesin dikkat etmesi gerekir. Bu nedenle, öğretmenlerin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimleri büyük önem taşımaktadır. Hele Türkçe öğretmenlerinin hem kendilerini çok iyi yetiştirip eksik yanlarını gidermeleri, hem de öğrencileri iyi eğitmek için yorulup usanmadan çaba göstermeleri şarttır. Bu konuda öğretmen yetiştiren kurumlara da büyük görevler düşüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İşte bu noktada karşımıza, çözümü gerekli önemli bir sorun çıkıyor: nitelikli öğretmen sorunu. Unutmayalım ki nitelikli ve başarılı öğretmen yetiştirmek için, her şeyden önce nitelikli adaylar gerekir.<br />
Üniversiteye giriş sınavında düşük puan alan adayların, öğretmen olmayı hiç aklından bile geçirmemiş adayların nitelikli öğretmen olmaları beklenemez. O hâlde yapılması gereken şey, öğretmenlik için geniş tabandan nitelikli adaylar seçme yoluna gitmek, bu adayları hizmet öncesinde çağdaş değerler doğrultusunda yetiştirmek, bütün dallardaki öğretmen adaylarına dil bilinci ve Türkçe sevgisi kazandırmaktır. Bu yapılırsa, yalnızca Türkçe eğitimi ve öğretimi için değil, öteki dersler için de nitelikli ve başarılı öğretmenler yetişecek, mesleğin ve Türkçenin saygınlığı daha da artacaktır. Bu konuda 1959’da kurulan Yüksek Öğretmen Okulu modeli ve 1970 öncesi eğitim enstitüleri göz önüne alınabilir.<br />
Şu nokta herkes tarafından çok iyi bilinmelidir ki öğretmenlik, her üniversite mezununun yapabileceği bir meslek değildir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Öğretmen adayının ve öğretmenin her şeyden önce genel kültür, özel alan bilgisi, öğretmenlik meslek bilgisi bakımından çok iyi yetişmiş olması gerekir. Bunun yanı sıra mesleğe uygun kişilik özellikleri, meslek sevgisi, öğrenci sevgisi, mesleğe karşı ilgi ve yetenekler, meslekî yeterlikler, düzgün konuşma, Türkçeyi doğru ve düzgün kullanma gibi temel ölçütler de gereklidir öğretmenlik için.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><span style="font-weight: bold;">SONUÇ</span><br />
Sonuç olarak, Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşaması, varlığını sürdürebilmesi için ana dili konusunda bireysel ve toplumsal duyarlık kaçınılmazdır. Bu konuda tek tek bireyler ve toplum olarak dil bilinci taşımak, bilinçli çabalar içinde olmak zorundayız.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dilimize karşı her türlü özensizliği ve yanlış kullanımları alışkanlık hâline getirmekten kaçınmak, yabancı dil hayranlığı ile yabancı sözcük tutkusundan kurtulmak, yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde eğitimi kesinlikle birbirine karıştırmamak, Türkçenin bilim dili olmadığı görüşüne karşı çıkmak, Türkçe öğretimindeki yetersizlikleri görüp gerekli önlemleri almak, dil gümrüğü uygulamasına girişmek, sözcük ve terim üretimine hız vermek, nitelikli ve yeter sayıda öğretmen yetiştirmek, Türkçemizin varlığını sürdürebilmesi için büyük önem taşımaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">ÖNERİLER:</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşaması, gelişip zenginleşmesi için şunlar önerilebilir: </span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">1.</span></strong><span style="font-size: small;"> “Önce Türkçe!” sloganı kafalara ve gönüllere yerleştirilmeli, herkesi güzel Türkçe öğrenmeye ve kullanmaya özendirmeliyiz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">2.</span></strong><span style="font-size: small;"> “Önce Türkçe!” konusunda bireysel ve toplumsal duyarlık, dil duygusu ve ana dili bilinci oluşturulmalıdır. Bu konuda herkese görev düşer. Asıl sorumluluk ise, örgün ve yaygın eğitim kurumlarına; yazılı, sözlü ve görüntülü kitle iletişim araçlarına, sanatçılara, yazarlara, aydın kesime düşmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">3.</span></strong><span style="font-size: small;"> Özellikle aydın kesim, yabancı hayranlığı ile yabancı sözcük düşkünlüğünden kurtarılmalıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">4.</span></strong><span style="font-size: small;"> Yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde öğretimin çok farklı şeyler olduğu kafalara iyice yerleştirilmelidir. Okullarımızda hâlen yürütülmekte olan yabancı dil öğretiminin çok verimsiz olduğu göz önüne alınarak, verimli ve etkili yabancı dil öğretimi için gerekli önlemler hiç zaman geçirmeden alınmalı, yabancı dilde öğretime ise son verilmelidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">5.</span></strong><span style="font-size: small;"> Verimli bir yabancı dil öğretimi için, yüksek öğretim kurumlarında ilk yıl küçük gruplar hâlinde ve nitelikli okutmanlarla etkili bir “yabancı dil hazırlık sınıfı” uygulaması, daha sonraki yıllarda “meslekî yabancı dil” dersleri önemli bir çözüm yoludur. Ankara Üniversitesinin TÖMER kanalıyla yürütmekte olduğu hazırlık sınıfı uygulaması esas alınabilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">6.</span></strong><span style="font-size: small;"> Bütün öğretim kademelerinde Türkçe eğitiminin yeterince etkili, verimli yapılabilmesi için gerekli duyarlık ve özen gösterilmelidir. Bu önemli konu, gelip geçici olan bakan ya da hükümet politikası olarak değil, sıkı ve değişmez bir devlet politikası olarak görülmelidir. İşin özü, etkili ve bilinçli ana dili eğitiminde yatmaktadır. Şunu hiç unutmayalım ki iyi bir yabancı dil öğretimi için de iyi bir ana dili eğitimi ön koşuldur.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">7.</span></strong><span style="font-size: small;"> Çok kolay olmamakla birlikte dil gümrüğü uygulamasına bir an önce geçilmeli, baskın dile/dillere karşı koyabilmek için sözcük ve terim üretimine yeterince önem verilmeli, çeşitli dallardan uzmanları da devreye sokarak bu konuda yoğun çalışmalar yapılmalıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">8.</span></strong><span style="font-size: small;"> Dil alanında en etkili kesimlerin başında eğitimciler, öğretmenler geldiğini göz önünde tutarak, öncelikle Türkçe ve edebiyat öğretmenleri olmak üzere, bütün öğretmenlerin ana dili duyarlığı ve bilinci ile yetiştirilmelerine büyük önem verilmelidir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">9.</span></strong><span style="font-size: small;"> 1930’lardan 1980’lere kadar yürürlükte olan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21. maddesi, çeşitli işyerlerinin kapılarına asılacak levha ve tabelaların Türkçe olmasını şart koşuyordu. Bu yasanın uygulamadan kaldırılmış olması ve değişen şartlar durumu tersine çevirmiştir. Adı geçen yasaya yeniden işlerlik kazandırılması uygun olur.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">10.</span></strong><span style="font-size: small;"> Türkçenin yozlaşmaktan korunması ve kurtarılması için genel ve yasal bir düzenleme amacıyla hazırlanan “Türk Dilinin Kullanılmasına İlişkin Kanun” tasarısı, dil-anlatım ve konuya yaklaşım bakımından gerekli düzeltme ve düzenlemeler de yapılarak bir an önce yasalaşmalıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: small;">11.</span></strong><span style="font-size: small;"> Bir ülkenin kültürü ve dili tek başına ele alınamaz. Dil ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik yapısı ve özellikleri ile iç içedir ve onlardan ayrı düşünülemez. Eğer bir malı veya aracı kendimiz üretmiyor da dışarıdan alıyorsak, sadece onu değil, onun adını ve onunla ilgili terimleri de almak zorundayız demektir. O hâlde, ekonomi ve teknoloji başta olmak üzere her alanda üretmeden tüketmek çılgınlığına karşı çıkmak da ulusal bir görev ve sorumluluktur. Çünkü üretimi bir yana bırakarak sadece tüketim toplumu olmakla hiçbir yere varılamaz. Bu şekilde olup da tarihten silinen toplum ve ülke sayısı az değildir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Görüldüğü gibi en çarpıcı ve can alıcı noktalardan biri, dili bir bütünün parçası olarak görmek, önce o bütünü geliştirmektir.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p style="font-style: italic;"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Prof. Dr. Cahit KAVCAR<br />
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">KAYNAKLAR</span></strong></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><span style="font-weight: bold;">1. </span>AKÜNAL Okan, Zühal; “Yabancı Dilde Eğitim mi? Yabancı Dil Eğitimi mi?”, Cumhuriyet, Bilim Teknik Dergisi, 1 Mart 1997, sayı 519.<br />
<span style="font-weight: bold;">2. </span>ALAYDIN, Ethem; “Öğrenim Türkçe Olmalı”, Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi, 21 Aralık 1997, sayı 509.<br />
<span style="font-weight: bold;">3.</span> Fransız Dilinin Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısı, Türk Dili, 1994, sayı 514.<br />
<span style="font-weight: bold;">4.</span> HENGİRMEN, Mehmet; “Anadili Bilincinin Geliştirilmesi”, AÜ TÖMER İzmir, Ana Dili Dergisi, 1996, sayı 1.<br />
<span style="font-weight: bold;">5.</span> KAVCAR, Cahit; “Türkçe Eğitimi ve Sorunlar”, AÜ TÖMER Dil Dergisi, 1998, sayı 65.<br />
<span style="font-weight: bold;">6. </span>KAVCAR, Cahit; OĞUZKAN, Ferhan; SEVER, Sedat; Türkçe Öğretimi, Türkçe ve Sınıf Öğretmenleri İçin, Ankara 1995.<br />
7. KEPENEK, Yakup; “Bilim Dili Türkçe”, Cumhuriyet, 4 Kasım 1996.<br />
<span style="font-weight: bold;">8. </span>KORKMAZ, Zeynep; “Batı Kaynaklı Yabancı Kelimeler ve Dilimiz Üzerindeki Etkileri”, Türk Dili, 1995, sayı 524.<br />
<span style="font-weight: bold;">9.</span> KORKMAZ, Zeynep; “Türk Dilinin Yabancı Dillere Karşı Korunması İçin Alınması Gereken Önlemler”, Türk Dili, 1995, sayı 528.<br />
<span style="font-weight: bold;">10.</span> SOYSAL, Mümtaz; “Çifte Edilgenlik”, Hürriyet, 8 Mayıs 1994.<br />
11. TAŞDEMİRCİ, Ersoy; Belgelerle 1933 Üniversite Reformunda Yabancı Bilim Adamları, Ankara 1992.<br />
<span style="font-weight: bold;">12. </span>Türk Dilinin Kullanılmasına İlişkin Kanun Tasarısı, Türk Dili, 1994, sayı 514</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr"> &#8220;Dilimizle İlgili Yazılar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span><br />
</span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 10pt;"><br />
</span></span></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari/">Türkçenin Güncel Sorunları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>14</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Güncel Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2007 23:04:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Dil Sorunları)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Guncel Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sukru Haluk Akalin]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Güncel Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın) Ana dilimiz Türkçe, yeryüzünün en eski ve en geniş coğrafya parçasında konuşulan gelişmiş, zengin bir kültür, bilim ve sanat dilidir. Türkçe en eski, en köklü dillerdendir diyoruz; çünkü bugünkü dillerin çoğu ortada yokken, hatta bugünkü bazı dillerin ataları sayılan diller bile ortada yokken Türkçe vardı. Türkçe en [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/">Türkçenin Güncel Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"> <span style="font-size: 18pt; font-weight: 700">Türkçenin Güncel Sorunları<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</span></font></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ana dilimiz Türkçe,  yeryüzünün en eski ve en geniş coğrafya parçasında konuşulan gelişmiş, zengin  bir kültür, bilim ve sanat dilidir. Türkçe en eski, en köklü dillerdendir  diyoruz; çünkü bugünkü dillerin çoğu ortada yokken, hatta bugünkü bazı dillerin  ataları sayılan diller bile ortada yokken Türkçe vardı.</p>
<p>Türkçe en geniş coğrafya parçasında konuşuluyor diyoruz; çünkü bugün artık Türk  dili sadece Anadolu’da ve Balkanlarda değil, sadece Türkistan’da ve Sibirya’da  değil; çalışmak amacıyla Avrupa’ya, Amerika’ya, Avustralya’ya giden  vatandaşlarımız sayesinde dünyanın dört bucağında konuşuluyor. Türkçenin  lehçeleri dediğimiz çeşitli kolları Balkanlardan Uzak Doğuya kadar geniş  coğrafyada yazı ve konuşma dili olarak kullanılıyor. Bütün bu kollara Türk dili  ailesi adını veriyoruz.</p>
<p>Türkçe, bugün Türk dil ailesinin en fazla konuşucuya sahip kollarından biridir.  Yaklaşık 70 milyon kişinin konuştuğu Türkiye Türkçesi, sadece Türkiye  Cumhuriyeti sınırları içerisinde değil, diğer bölgelerde de konuşulan ve yazılan  dillerdendir. 1980’lerin ortalarında UNESCO hazırladığı bir raporda Türkçenin  konuşucu bakımından dünyanın beşinci büyük dili olduğunu açıklamıştı. Hiç  kuşkusuz, bu raporu hazırlayanlar Türk dilinin bütün kollarını, yani dil ve  lehçelerini, bir bütün olarak kabul ederek bu sonuca ulaşmışlardı. Kesin nüfus  sayımı sonuçlarına dayanmasa da Türk dilinin çeşitli kollarını konuşan 200  milyonu aşkın insan bulunduğu sanılmaktadır. Ancak UNESCO, daha sonraki yıllarda  hazırladığı raporlarda Türk dil ailesini bir bütün kabul etmeyerek, her Türk  lehçesini sıralamada ayrı ayrı değerlendirdi. Böylece Türk dilinin sıralamadaki  yeri değişti. Bu durum gerçeği değiştiremez. Yaklaşık 12 milyon km2’lik bir  alanda, Türk dilinin birbirine uzak veya yakın lehçeleri konuşulmakta, yazı dili  olarak kullanılmaktadır. Bunlar içerisinde Türkiye Türkçesi, güncel birtakım  sorunlarına karşılık; kültür, sanat, edebiyat ve bilim dilidir.</p>
<p>Herhangi bir dilde yazılmış bir romanın Türkçeye çevirisi yapılabiliyorsa,  felsefe eserleri Türkçeye çevrilebiliyorsa, Türk yazarlarının eserleri yabancı  dillere çevrilebiliyorsa; Türkçe bir kültür, sanat ve edebiyat dilidir. Bilim  eserlerinin yazılabildiği, çevrilebildiği, yeni terimlerin türetilebildiği ve  her aşamada öğretimin yapılabildiği Türkçe, bir bilim dilidir. Türkçenin bilim  dili olmadığı, olamayacağı konusundaki sözler bir iddiadan öte gidemez.</p>
<p>Türkçe gelişmiş bir dildir diyoruz; çünkü Türkçenin söz varlığı bugün 75.000’e  ulaştı. Türk Dil Kurumunun 1945’te çıkardığı birinci baskı Türkçe Sözlük’te  20.000 civarında söz vardı. 1998’de çıkan Türkçe Sözlük’te ise 75.000 söz var.</p>
<p>Türkçe, kavramlar yönünden son derece zengindir:Akrabalık ilişkilerimize  verdiğimiz önemin sonucu akrabalık ile ilgili sözler başka hiçbir dilde  görülemeyecek kadar fazladır, zengindir. Pek çok dilde bırakınız baldız,  görümce, elti gibi sözlerin karşılıklarını, teyze ile halayı ayırt edecek sözler  bile yoktur. Renk adlarımız, renklerin en küçük ayrıntısına kadar tonlarını  verecek şekilde zengindir: Yavru ağzı, gül kurusu, gök mavisi&#8230;</p>
<p>Peki bu zengin söz varlığından yararlanabiliyor muyuz ?</p>
<p>Yararlandığımız söylenemez&#8230;</p>
<p>Türkçe Sözlük’ün son baskısında madde başı olarak 75.000 söz var dedim. Ne yazık  ki bu söz varlığından yeterince yararlanmıyoruz. Her toplumda gündelik hayatta  kullanılan söz sayısı, o dilin genel söz varlığına göre düşüktür. Ancak, yapılan  araştırmalara göre Türkiye’de bu oran çok daha düşük. Sokaktaki insanın söz  varlığı elbette onun dünyasına göre olacaktır. Ama kitle iletişim araçlarının  söz varlığı daha geniş olmalıdır. Birkaç yüz sözle, en fazla beş yüz altı yüz  sözle, haber programları, hatta diziler çekiliyor.</p>
<p>Sözlük kullanma alışkanlığımız da tam olarak gelişmemiş. Sözlere kendimize göre  anlamlar yükleyip kullanıyoruz. Bu durum, yalnızca yabancı kaynaklı sözleri  değil, Türkçe kökenli sözleri de birbirine karıştırıp yanlış kullanmamıza yol  açıyor. Söz gelişi gözaltına almak ile gözlem altına almak sözlerini yerli  yerinde kullanılamıyor. Bu yanlışı kitle iletişim araçları yapınca, yanlış  kullanış toplumda hızla yayılıyor. Sözleri yerli yerinde bilerek kullanmak  gerekir, anlamı bilinmeyen sözler için mutlaka sözlüğe başvurulmalıdır. Bunun  eğitimi ilkokuldan başlayarak yapılmalı. Zaten bu işin temeli de eğitimdir.  Okullarımızda Türkçe eğitimi gözden geçirilmeli ve bilişim teknolojilerinden de  yararlanılarak düzenlenmelidir. Bu konuda Millî Eğitim Bakanlığımıza büyük  görevler düşmektedir.</p>
<p>Peki Türkçeyi doğru ve güzel olarak kullanıyor muyuz ?</p>
<p>Ne yazık ki bu soru için de evet diyemeyeceğim&#8230;</p>
<p>Türkçenin kullanımıyla ilgili olarak yaşanan sorunların başında söyleyiş  bozuklukları geliyor. Türkçe kökenli sözlerde söyleyiş bozukluğu fazla  görülmüyor, ama yabancı kaynaklı alıntı sözlerde söyleyiş bozukluğuna sık  rastlıyoruz. Bu yanlışlardan kurtulmak için kullandığımız sözün doğru  söyleyişini bilmemiz gerekir. Dilimizde karşılığı bulunan sözlerin Türkçesini  kullanmak da bu yanlışlardan kurtulmamızı sağlar. Dilimizde karşılığı olmayan  sözleri de kullanırken Türkçede kabul görmüş ve yaygınlaşmış şekilleriyle  kullanmalıyız: hâkem değil hakem; râkip değil rakip demeliyiz. Bu yanlışları  radyo televizyon sunucuları yapınca yanlışlar hızla yayılıyor.</p>
<p>Türk Dil Kurumunun yayımladığı Türkçe Sözlük’ün 1998 yılında yapılan 9.  baskısında bu tür sözlerin söylenişi de verilmiştir. Uzun söylenmesi gereken  ünlüler, ince söylenmesi gereken ünlüler belirtilmiştir. Radyo ve televizyon  sunucularına, spikerlerine bu konuda büyük görev düşüyor. Sunucular ve  spikerler, sözleri doğru biçimlerde söylerlerse, doğru biçimler toplumda daha  hızlı olarak yayılır. Özel radyo ve televizyonların yayına başladığı ilk  günlerdeki görüntü yavaş yavaş kayboluyor. Artık, spikerler ve sunucular daha  özenli konuşuyorlar. Yanlışlardan kaçınıyorlar. Ancak, bu demek değildir ki  kitle iletişim araçlarında Türkçe tamamen yanlışsız kullanılıyor. Türkçeyi doğru  ve güzel kullanma konusunda duyarlı davrananlar çoğalmaya başladı. Önemli olan  bu duyarlılığın, bu bilincin uyanmasıdır.</p>
<p>Günümüz Türkçesinin en önemli sorunu, yabancı dillerin, özellikle de  İngilizcenin, Türkçeyi olumsuz olarak etkilemesi. İkinci Dünya Savaşı sonrası  Amerikan ve İngiliz kültürleri bütün dünya dillerini etkilemeye başlamıştı.  Türkiye’de İngilizce ile öğretime başlandığı 1950’lerde Anglo-Sakson kültürünün  yoğun etkisi de kendisini hissettirir. İngilizce sadece Türkçeyi değil, başka  dilleri de etkiliyordu. Fransızlar dillerini korumak amacıyla yasa bile  çıkardılar. Yabancı dil öğrenme düşüncesi, zamanla yabancı dille öğretime  dönüştü ve yaygınlaştı. Çocuklarımıza yabancı dil öğretelim. Hatta çocuklarımız  bir değil birkaç yabancı dil bilsinler. Ama yabancı dille öğretim, yanlış bir  yol. Yabancı dili yabancı dil dersinde öğretelim. Matematiği, fiziği, kimyayı  gençlerimiz ana dillerinde Türkçe olarak öğrensin. İngiliz-Amerikan kültürünün  etkisi sadece dilde değil, pek çok alanda kendisini gösterdi. Beslenme  alışkanlıklarımızdan, giyime, müziğe kadar pek çok alanda bir etkilenme söz  konusu. Ancak, en fazla dikkati çeken de dildeki etkilenme oluyor. Dilimizi  olduğu kadar, diğer ulusal değerlerimizi de yaşatmak zorundayız.</p>
<p>Özenti ile dilimize yabancı sözlerin girişi de arttı. Türkçesi varken yabancı  kaynaklı sözleri kullanmak özentiden başka bir şey değildir. Dilimizde karşılığı  bulunmayan sözler için de karşılık türetmek gerekir. Türk Dil Kurumu öteden beri  bu çalışmayı yürütüyor. Bugün kullandığımız pek çok sözü bu çalışmalara  borçluyuz.</p>
<p>Yabancı dillerin etkisinin artması, Türkçenin söz varlığını, söz dizimi  özelliklerini olumsuz yönde etkiliyor. Divan Oteli demek dururken Hotel Divan,  Marmara Oteli demek dururken The Marmara demek, Türkçenin söz dizimi  özelliklerini zorlamaktır. Son zamanlarda bir de çeviri yoluyla anlatım türü  ortaya çıktı. Sözler Türkçe, ama anlatım kalıbı yabancı kaynaklı&#8230; Doğru  olmayan bu kullanışlar da yaygınlaşıyor: Çay içmek, kahve içmek yerine çay  almak, kahve almak; özür dilerim yerine üzgünüm gibi kullanışlar bunlara sadece  birkaç örnek. Türkçenin yapısına ve mantığına aykırı bu yanlışlardan kurtulmamız  gerekiyor. Türkçemize son yıllarda Batı dillerinden, özellikle de İngilizceden,  bir söz akını olduğu gerçektir. Sözlerin bir bölümü teknolojiyle birlikte geldi.  Yeni bulu­nan ve yeni üretilen aletler, ülkemize gelirken adını da birlikte  getirdi: air-conditioner, disket, faks, kamera, kompakt disk, monitör, printer,  radyo, televizyon, tubeless, video, walkman… Dilimizin doğal gelişmesi  içerisinde bu aletlerin çok az bir kısmına karşılık bulunabilmişti: buzdolabı,  bilgisayar, derin dondurucu vb&#8230; Buna karşılık yabancı kaynaklı sözlerin  dilimize girişi her geçen gün biraz daha artıyordu. Yeni bulunan ve üretilen  aletlerin adları girmekle kalmadı, bu aletlerin çeşitli özellikleri, parçaları,  kullanıcıları ile ilgili sözler de dilimize girmeye başladı, hatta bu sözlerden  fiiller türetildi: air-conditoned araba, kaset, diskjokey (kısaltılması de je  olarak değil, İngilizcedeki biçimiyle söylendi: dicey), videojokey (ve je değil,  vicey biçiminde söylendi), fakslamak, hardware, software, zapping, zaplamak,  zoomlamak&#8230; Kısa bir süre içerisinde yabancı kaynaklı söz kullanmak bir özenti  halini aldı. Günlük hayatta, çarşıda, pazarda, radyoda, televizyonda, basında,  okulda, sporda kısacası her yerde yabancı kaynaklı sözler artık bilinçsizce  kullanılır oldu.<br />
</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Bu olumsuz duruma karşılık, daha önce söylediğim gibi toplumda Türkçe bilincini  uyandırmak ve canlı tutmak zorundayız.</p>
<p>Dilimizin zenginleştirilmesi konusunda Türk Dil Kurumu geçmişte olduğu gibi  bugün de üzerine düşen görevi yapacaktır. Dilimize girmekte olan yabancı  kaynaklı sözlere karşılıklar bulunması, Türkçeyi geliştiren ve zenginleştiren  çalışmalardan biridir. Kültürler arası ilişkiler dillerin birbirlerinden  etkilenmesi gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Mesafelerin ortadan kalktığı  toplumların birbirine yakınlaştığı çağımızda, bu etkilenme daha büyük boyutlarda  olmaktadır. Bu kelimelere Türkçenin kaynaklarından yararlanılarak karşılıklar  bulmak ve Türkçe kökenli sözleri kullanmak, bir yandan dilimizin gelişmesine  katkıda bulunulurken diğer yandan da teknolojiden, bilimden, ana dilimiz  aracılığıyla yararlanmamız sağlanmaktadır.</p>
<p>Türk Dil Kurumu olarak , Atatürk’ün “Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını  bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”  sözünü kendimize ilke edinerek, dilimizi yabancı dillerin boyunduruğun­dan  kurtarma mücadelesini veriyoruz. Türk Dil Kurumu olarak, öteden beri yabancı  kaynaklı sözlere karşılıklar buluyor, bu karşılıkları Türk Dili der­gi­sin­de  yayımlıyoruz. Bu karşılıklara birkaç örnek vermek istiyorum: Anchorman  karşılığında ana haber sunucusu; arboretum karşılığında ağaç parkı; viyadük için  köprü yol; eskort için koruma aracı; fac-similé için belgegeçer, onun  kısaltılmış şekli olan faks için ise belgeç; reyting için değerlen­dir­me;  rantiye için getirimci; avans karşılığında öndelik; boarding card için uçuş  kartı vb&#8230;</p>
<p>Bu sözler kitap haline de getirilmiştir. Yabancı Kelimelere Karşılıklar adındaki  kitabın birinci cildi 1995’te, ikinci cildi ise 1998’de yayımlandı. Bu  kitapların yayımlanmasından sonra önerilen karşılıklarla birlikte yeni baskısı  önümüzdeki ay içerisinde yapılacaktır. Ancak önemli olan, bu sözlerin kamuoyunca  benimsenmesi, dilimizin söz varlığı içerisine girmesidir. Burada topluma,  özellikle aydın kesime, sanatçılara, yazarlara düşen görevler var. Türk Dil  Kurumunun yabancı kaynaklı sözlere bulduğu karşılıkları yazarlarımız  sanatçılarımız, sunucularımız benimserse ve kullanırsa, bu sözler toplumda hızla  yaygınlaşacaktır. Toplumun benimsediği bir söz artık dilin malı olmuş demektir.</p>
<p>Çalışmalarımız, terimlerin Türkçeleşmesini de içermektedir. Terimlerin  Türkçeleştirilmesi demek, Türkçe terimlerle bilim yapmak anlamına gelir. Bu da  bir bilim dili olan Türkçenin daha da gelişmesini güçlenmesini sağlayacaktır.  Türk Dil Kurumu olarak mühendislik bilim dallarındaki terimlerin  Türkçeleştirilmesi ve bütün mühendislik fakültelerinde ortak terimlerle öğretim  yapılması konusunda Mühendislik Dekanları Konseyi ile işbirliği içerisinde  çalışma yapmaya da başladık. Bu amaçla 26 Nisan 2002 günü Türk Dil Kurumunda  düzenlediğimiz Mühendislik Terimleri Bilgi Şölenine üniversitelerimizden yüze  yakın bilim adamı tartışmacı olarak katıldı. Bu toplantının sonucunda çalışma  grupları oluşturuldu. Her bilim dalında bu tür çalışmalar yapılması, Türkçeyi  bilim dili olarak daha da geliştirecektir.</p>
<p>Türkçedeki yabancı öğelerin artmasından, kitle iletişim araçlarında Türkçenin  bozuk ve kulak tırmalayıcı bir biçimde kullanılmasından bizler de rahatsızız.  Aslında aklı başında herkes, Türkçedeki bu yabancılaşmadan rahatsız.</p>
<p>Dildeki yabancılaşmanın bir başka boyutu, sizin de belirttiğiniz gibi  işyerlerine yabancı adlar verilmesi. Bu eğilim ne yazık ki gittikçe yaygınlaştı  ve sokaklarımızın, caddelerimizin görüntülerini bozdu. Sokaklarımız bize tanıdık  gelmiyor artık&#8230; Büyük alışveriş merkezlerinin, büyük mağazaların yabancı adlar  kullanmasından sonra mahalle bakkalının, mahalle kasabının da bu akıma kapılarak  işyerine yabancı adlar vermesi, bana kendisini ördek sanarak göle dalan civciv  masalını anımsattı. Rainbow Kasabı, Groseri Market, Coiffeur Angle gibi sizin de  sokaklarımızda, caddelerimizde göreceğiniz yüzlerce ad, yabancılaşmanın, kendini  inkârın örnekleridir. Bir kasabın dükkânına rainbow adını vermesi kadar gülünç,  gülünç olduğu kadar da düşündürücü, kahredici başka bir şey yoktur. Bunlar  yabancı firmaların temsilciliğini yapanlar, bayii olanlar değildir. Ancak, bu  akımın özellikle yabancı firmaların temsilcilikleriyle başladığını da belirtmem  gerekir. Son zamanlarda Türkçe veya Türkçeleşmiş adlar işyerlerinde  kullanılırken gelenekleşmiş Türk imlâsı yerine yabancı imlâsıyla yazma eğilimi  dikkat çekiyor: Efendy, Hotel Taxim, Eskidji, Laila, Wishne Bar, Neshe, Eskidji,  Kitapchi, Yemish, Kebabchi, Derichi&#8230; gibi işyeri adları, Osmanlı devletinin  son günlerindeki işgal dönemi İstanbul’unu anımsatıyor. Böyle bir şey olabilir  mi ? Bunları hangi düşünce ile yapıyorlar anlamak mümkün değil. Bu, Türkçeyi bir  İngiliz gibi, bir Amerikalı gibi yazmaktan başka bir şey değildir. Alfabemizdeki  Ş, Ç harflerini bizzat Atatürk’ün başkanlığını yaptığı bir kurul belirlemiştir.  Bu iş yerleri Atatürk&#8217;ün Yazı Devrimine ve 1353 sayılı alfabe yasasına aykırı  hareket etmektedirler. Atatürk’ün Yazı Devrimine saygısızlık olarak  adlandırılması gereken bu davranışı yapanlar uyarılmalıdır. Ülkemizin  mağazalarının, kuruluşlarının adlarının Türkçe olması ve Türk alfabesiyle  yazılması esas olmalıdır.</p>
<p>Bunları önlemenin yolu, öncelikle toplumda Türkçe bilincinin uyandırılmasından  geçmektedir. Ancak, özellikle işyeri adlarındaki yabancılaşma karşısında yerel  yönetimler etkili olabilir. İşyeri açılışı için ruhsat başvurusu sırasında,  işyerine yabancı ad vermek isteyenlere belediyeler izin vermeyebilir. Türk Dil  Kurumu olarak, bu konuda daha kalıcı ve etkili bir yasal düzenleme için  girişimde de bulunduk.</p>
<p>Dilin söz varlığının zenginleştirilmesi, bütün bilim dallarında öğrenim ve  araştırmanın sürdürülmesi için dile terimlerin kazandırılması, dildeki gereksiz  yabancı öğelerin ayıklanması gereklidir. Bunlar yapıldığında dilde iyileştirme,  daha doğru bir söyleyişle, gelişme, zenginleşme yaşanır.</p>
<p>Bilimde, teknolojide yaşanan gelişmeler dile de yansır. Yeni kavramlara, yeni  ürünlere dilimizin kaynaklarından yararlanarak karşılık bulmamız gerekir. Türkçe  söz köklerinden işlek eklerle yapılan yeni türetmelerle dilin söz varlığı  zenginleştirildiği gibi, aynı yolla dile kazandırılacak terimlerle Türkçenin  bilim dili olarak gelişmesine katkıda bulunmuş olacağız. Bu yapılmadığı taktirde  yabancı sözler, yabancı terimler dile girer. Dildeki gereksiz yabancı öğelerin  ayıklanması da gereklidir. Birer özenti alıntısı niteliğinde olan show,  konsensus, transformasyon, efor gibi sözler Türkçede karşılıkları olmasına  rağmen kullanılmaktadır. Öncelikle bu özenti alıntılarının ayıklanması gerekir.  Geçmişte de Türkçeye Arapçadan, Farsçadan özenti alıntıları girmişti: Türkçede  güneş varken Arapçadan şems, Farsçadan hurşid, afitab sözlerinin girmesi gibi.  Üstelik bazı alıntı sözler, dildeki birkaç sözün yerine kullanılmakta, dilde  yoksullaşmaya yol açılmaktadır. Türkçede değişim, dönüşüm, kabuk değiştirme gibi  ince anlam özelliklerine sahip sözlerimiz varken bunların yerine kullanılan  tranformasyon dilde yabancılaşmanın yanı sıra söz varlığında yoksullaşmaya da  yol açıyor. Üstelik bu sözü kimileri transformeyşın, kimileri de transformasyon  diye söyleyerek ayrılıklar da yaratıyorlar.</p>
<p>Türkçenin şu andaki en önemli sorunu, dildeki yabancı öğelerin artmasıdır. Her  dilde yabancı kökenli söz vardır. Hiçbir dil saf değildir. Türkçe de pek çok  dile söz vermiş, pek çok dilden söz almıştır. Türkçenin İngilizceye verdiği  sözler de vardır. Bunlardan en ilgi çekici olanı son zamanlarda dilimize giren  kiosk’tur. Bu söz Türkçeden İngilizceye geçen köşk sözüdür. İngilizcede kiosk  biçimine dönüşmüş ve bizim sözümüz bu defa farklı bir anlamda karşımıza  çıkmıştır. Dildeki yabancı sözlerin bir ölçüsü olmalıdır. Bu ölçü dilin  kimliğini bozacak derecede olmamalıdır. Dil gerek duyduğu sözleri, karşılık  bulunmaması durumunda yabancı dillerden aynen veya ses değişikliğine uğratarak  alır.</p>
<p>En kötüsü dilin söz dizimi özelliklerinin yabancılaşması, yabancı eklerin dile  girmesi, dilin mantığına aykırı kullanışların yaygınlaşmasıdır. Türkçede çokluk  eki +lar, +ler varken, İngilizcedeki çokluk eki ’s’nin kullanılması, Türkçede +nın,  +nin eki varken İngilizcedeki ’s ekinin kullanılması, üzerinde dikkatle  durulması gereken konudur. İnternette gördüğüm bir ağ sayfasının adresinde  ‘okuls’ sözü vardı. Sayfanın hazırlayıcısına bu sözdeki s’nin anlamını  sorduğumda bana verdiği yanıtta, sözün okullar anlamına geldiğini ve  İngilizcedeki çokluk ekini ilgi çeksin diye kullandıklarını söylüyordu. Türkçede  ‘article’ olmamasına rağmen, bir otelin adında ‘the’ biçimini kullanması dile  yabancı sözlerin girmesinden daha tehlikelidir. Bunlar dilde olmayan, dilin  yapısına uymayan biçimlerin dile sokulmasıdır. Bu, kan grubu B olan bir kişiye A  grubundan kan vermek gibi bir şeydir.</p>
<p>Dilimizi bekleyen tehlikeye gelince&#8230; Üçüncü binyılın henüz başlarındayız&#8230;  İnsanlığı yeni binyılda nelerin beklediği, geleceğin dünyasının nasıl olacağı,  bilimde hangi noktalara ulaşılacağı gibi çeşitli konularda bilim adamları  öngörülerde bulunuyorlar. Bu öngörülerden biri de yeryüzündeki dillerle ilgili.  Yeni binyılın daha ilk yüzyılı sona ermeden yeryüzündeki pek çok dilin yok  olacağı öngörüsünde bulunuluyor. Ürpertici bir öngörü&#8230; Bir dilin yok olması  demek, bir kültürün, dahası bir ulusun yok olması demektir. Dilini kaybeden bir  ulusun bireylerinde genlerin birkaç kuşak daha yaşayacağı, ulusların biyolojik  olarak varlıklarını sürdürebileceği ileri sürülebilir. Ulusu oluşturan en önemli  öğe dil olduğuna göre dili yeryüzünden silinmiş bir ulusun varlığının da  silinmiş olacağı bir gerçektir. Geçmişte bu durumun örnekleri vardır. Ancak,  Türkçe için böyle bir tehlike söz konusu değildir. Türk ulusu diline sahip  çıktıktan sonra, karamsar olmamak gerekir. Bu bilinç uyandıktan sonra  Türkçemizin geleceği konusunda endişeye yer yoktur. Üçüncü binyılda Türkçemizi  aydınlık günlerin beklediğine inanıyorum.</p>
<p>Ülkemizde Türkçe ile ilgili tek resmî kurum Türk Dil Kurumudur. İmlâ  kılavuzları, sözlükler, dil bilgisi kitapları hazırlama görevi yasa ile Türk Dil  Kurumuna verilmiştir. Ancak, bu işi yapan bir kurum var diyerek herkesin bir  kenara çekilmesi, Türkçenin katledilmesine seyirci kalması mümkün değildir.  Türkçe hepimizin en kutsal varlığıdır. Türkçe bizim kimliğimizdir, adımızdır,  soyadımızdır, türkümüzdür, şarkımızdır, sevgimizdir. Şairin dediği gibi Türkçe,  ses bayrağımızdır. Bayrağımızı koruduğumuz gibi dilimizi de korumalıyız. Biz bu  dilimizi atalarımızdan miras aldığımız kadar, gelecek kuşaklardan da ödünç  aldık. Ele ele verelim, dilimize sahip çıkalım. Gelecek kuşaklara Türk’e yakışır  bir Türkçe bırakalım. </font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/">Türkçenin Güncel Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-guncel-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2007 23:02:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Dil Sorunları)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilisim Cagi]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sukru Haluk Akalin]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın) İnsanoğlu 1969’da Ay’a ilk adımını attığında önümüzdeki çağın uzay çağı olacağı ileri sürülmüştü. Çok iyi hatırlıyorum, o günlerde uzay ile ilgili çeşitli haberler gazetelerde yayımlanıyordu. Haberlerde insanlığın gelecekle ilgili uygarlık düşleri de yer alıyordu. Bu haberlere göre 2000 yılında insanlar tatillerini geçirmek üzere artık aya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/">Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Bilişim Çağı ve Türkçenin  Sorunları</font></span><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"><br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</span></font></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanoğlu 1969’da Ay’a ilk  adımını attığında önümüzdeki çağın uzay çağı olacağı ileri sürülmüştü. Çok iyi  hatırlıyorum, o günlerde uzay ile ilgili çeşitli haberler gazetelerde  yayımlanıyordu. Haberlerde insanlığın gelecekle ilgili uygarlık düşleri de yer  alıyordu. Bu haberlere göre 2000 yılında insanlar tatillerini geçirmek üzere  artık aya gidecekti, uzayda çeşitli üsler kurulacak, ayda bitki  yetiştirilecekti. Evlerde her şey otomatik olacak, her işi robotlar yapacaktı,  elektronik beyin (o günlerde bilgisayar terimi henüz kullanılmıyordu,  bilgisayarlar da zaten bu kadar yaygın değildi.) insanın yerine düşünecek,  çözümler üretecekti. Yine o günlerde gazetelerde bir devlet dairesine alınan  elektronik beyin ile ilgili haberler yer alıyordu. Bir gazetede bu haber bir  karikatürle birlikte yayımlanmıştı. Haberde bundan sonra devlet dairelerinde  vatandaşın her işini elektronik beyinlerin halledeceği belirtiliyordu. Bu  haberin yanındaki karikatürde ise kasketli, şalvarlı bir vatandaş elindeki  dilekçeyi buzdolabı büyüklüğündeki makineye uzatıyordu. Elektronik beyinden ise  şöyle bir ses geliyordu: “Bu gün git, yarın gel !”</p>
<p>İnsanoğlu 1969’da Ay’a ilk adımını attığında önümüzdeki çağın uzay çağı olacağı  ileri sürülmüştü. Çok iyi hatırlıyorum, o günlerde uzay ile ilgili çeşitli  haberler gazetelerde yayımlanıyordu. Haberlerde insanlığın gelecekle ilgili  uygarlık düşleri de yer alıyordu. Bu haberlere göre 2000 yılında insanlar  tatillerini geçirmek üzere artık aya gidecekti, uzayda çeşitli üsler kurulacak,  ayda bitki yetiştirilecekti. Evlerde her şey otomatik olacak, her işi robotlar  yapacaktı, elektronik beyin (o günlerde bilgisayar terimi henüz kullanılmıyordu,  bilgisayarlar da zaten bu kadar yaygın değildi.) insanın yerine düşünecek,  çözümler üretecekti. Yine o günlerde gazetelerde bir devlet dairesine alınan  elektronik beyin ile ilgili haberler yer alıyordu. Bir gazetede bu haber bir  karikatürle birlikte yayımlanmıştı. Haberde bundan sonra devlet dairelerinde  vatandaşın her işini elektronik beyinlerin halledeceği belirtiliyordu. Bu  haberin yanındaki karikatürde ise kasketli, şalvarlı bir vatandaş elindeki  dilekçeyi buzdolabı büyüklüğündeki makineye uzatıyordu. Elektronik beyinden ise  şöyle bir ses geliyordu: “Bu gün git, yarın gel !”</p>
<p>O günlerde 2000 yılıyla ilgili tahminlerden hangilerinin tuttuğunu bugün gördük.  İnsanoğlunun uzay macerası bugün halâ devam ediyor, ama Ay’da tatil, uzayda  balayı, Ay’da tarım, Merih’te futbol maçı gibi fantezilerin gerçekleşmesi için  daha uzun yıllara ihtiyacımız var. Evlerimizde robotlar da iş görmüyor henüz. Bu  robotların öncüleri olan mutfak robotları, elektrik süpürgeleri, otomatik  çamaşır ve bulaşık makineleri ise gelişerek yaygınlaşıyor. Elektronik beyinlerle  yani bilgisayarla ilgili tahminler ise beklenenin çok çok ötesinde gerçekleşti.  Bilgisayarların bu kadar yaygınlaşacağı, evlere, okullara, kahvehanelere ve  kafelere, hatta lahmacunculara gireceği, o yıllarda asla tahmin edilmiyordu.  Çünkü o yıllarda bilgisayarlar dörde dört oda büyüklüğündeydi, muazzam elektrik  harcıyorlardı ve müthiş bir ısı yayıyorlardı. Tabiî ekonomik değillerdi. O  yıllarda internet hayal bile edilemiyordu. İnternetin atası olan ve askerî  haberleşme amacıyla kullanılan ARPANET’in temeli de 1969’da atılmıştı.</p>
<p>Neden diğer tahminler, fanteziler gerçekleşmedi de bilgisayar teknolojisi  tahminlerin ötesinde bir gelişme gösterdi ? Elbette bunun birkaç sebebi var, ama  bence en önemli sebep şu: insanoğlu bilginin önemini bir kere daha kavradı.  Bilimde ve teknolojide bugün ulaşılan nokta insanoğlunun düşlerini ve  fantezilerini gerçekleştirmeye henüz yeterli değil. Daha pek çok bilinmeyen bizi  bekliyor. Geçen zaman içerisinde insanı uzayın derinliklerine ulaştıracak tek  şeyin bilgi olduğu anlaşıldı. Her şeyin temelinde bilgi vardı. Gelişen teknoloji  ile insanoğlunun sahip olduğu bilgi sürekli olarak artıyordu. İnsanlık tarihi  göz önüne alındığında daha önce bilimde yüzyıllar süren gelişmeler artık birkaç  yılda yaşanmaktaydı. Bu nedenle yaşadığımız dönem artık uzay çağı değil, bilgi  çağı olarak adlandırılmaya başlandı. Bilgi çağının ana ürünü ise hiç şüphesiz  bilgisayar oldu.</p>
<p>Bilimdeki gelişme her alanda olduğu gibi iletişim alanında da büyük bir  gelişmeye yol açmıştı. Gelişen iletişim araçları, bilgiye ulaşmadaki zorlukları  ortadan kaldırdı. Bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler bu iki  sektörü önce birbirine yaklaştırdı, sonra da bilgi ve iletişimin birlikteliği  ile bilişim terimi gündeme geldi. Bilgisayar ve iletişim teknolojileri  bütünleşmeye başladı. İş yerimizdeki, okulumuzdaki, evimizdeki, bilgisayarlar  kablo ile birbirine bağlanmaya başladı. Askerî amaçla kullanılan ağ, genelleşti  ve internetin omurgası ortaya çıktı. Bilgisayarlar böylece iletişim aracı  özelliğini de kazandı. Ancak bu iletişim aracı, asla basit bir iletişim aracı  değildir. Telefonun, belgegeçerin (facsimile&gt;fax), telgrafın işlevlerini gören,  veri aktarımında kullanılabilen, görüntülü konuşmayı (video conference)  gerçekleştirebilen, sizin yerinize telefon açabilen, hatta telefonlara cevap  verebilen, randevularınızı düzenleyebilen, veri bankası olarak kullanılabilen,  görüntü ve ses alıcısı-vericisi olabilen araç haline geldi bilgisayar. Bunlar,  şu anda aklıma gelenler. Bildiğiniz gibi bilgisayarın başka pek çok marifeti var  ve yakın gelecekte bunlara yenileri eklenecek.<br />
</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Bilgisayar teknolojisindeki bu gelişme diğer sektörleri ürküttü. Çünkü  bilgisayar önüne gelen teknolojiyi yiyor, yutuyor kendi bünyesine dahil  ediyordu. Bilgisayarın bu atağı diğer sektörlerde anlayış değişikliğine yol  açtı. Bilgisayarların televizyonlaşmasına karşılık televizyonlar  bilgisayarlaşmaya başladı. İnternet televizyonu bunun sonucudur. Telefonlar  bilgisayarlaştı. KUP (Kablosuz Uygulama Protokolü: WAP) işte bu rekabetin  sonucudur.</p>
<p>Bu gelişmeler olurken dilimize de bir şeyler oluyordu. Hiç duymadığımız  sözcükler, terimler dilimize yerleşmeye başladı. Çünkü bilişim teknolojisinde  biz üretici değil kullanıcıydık, tüketiciydik. Teknolojiyi icat eden, üreten  terimlerini de kendi diliyle karşılıyordu. Bu teknolojiyi alan diğer milletler  de bilgi alıntısı olarak bu terimleri, sözcükleri de ister istemez dillerine  alıyorlardı. Her bilim dalının, her teknolojinin kendi özel terimleri vardır.  Doğal olanı, her dilde bu terimlerin karşılıklarının olmasıdır. Ancak bilişim  teknolojisinin kendisine özgü bir özelliği var: Bilişim teknolojisi bir maden  mühendisliği gibi, otomotiv gibi sınırlı bir topluluğu ilgilendirmiyor. Bilişim  teknolojisi toplumun her kesimini ilgilendiriyor. Beş yaşındaki çocuktan,  üniversite öğrencisine, esnaftan öğretmene, hatta bir internet kuruluşunun  reklâmında gördüğümüz gibi kokoreççi ile kestaneciye kadar herkes bilişim  teknolojisini kıyısından köşesinden kullanıyor. Durum böyle olunca da bilişim  teknolojisinin terimleri diğer teknik terimlerden daha çabuk, daha yaygın bir  şekilde dilimize yerleşiyor. Düşününüz, reklâmdaki kestaneciye disgonnekt  sözcüğünü bile öğretiyor bu teknoloji. “Yapma yahu !” şeklindeki hayret sözü  reklâmda karşımıza “Wapma yahu !” olarak çıkıyor.</p>
<p>Bilişim teknolojisinin bu kadar geliştiğini (bu gelişmenin sonunun olmadığını da  söyleyeyim) ve etkili olduğunu göz önüne aldığımızda, Türkçeyi bilişim çağında  hangi tehlikeler bekliyor, bilişim çağı Türkçesi nasıl olacak, İngilizceleşmiş  bir Türkçeyle mi konuşacağız yoksa Türkçeyi bırakıp hepimiz İngilizce mi  konuşacağız soruları, aklı başında her Türk aydınını düşündürüyor,  kaygılandırıyor.</p>
<p>Gelecekte İngilizcenin bütün insanlığın dili olacağı şeklinde tahminlerde  bulunanlar var. Teknolojideki gelişmeye ve İngilizcenin en yaygın yabancı dil  olma özelliğine bakarak bir süre sonra bütün dillerin yerini İngilizcenin  alacağını savunanlar ülkemizde de mevcut. İngilizce en yaygın yabancı dildir,  farklı uluslardan insanların birbiriyle anlaşma ve iletişim kurma dilidir. Bütün  bunlar doğru. Ama dünyadaki 6 milyar insanın tamamının tek bir dili konuşacağını  düşünmek bugün için de yakın gelecek için de hatta uzak gelecek için de kolay  bir şey değildir. İnternetin yaygınlaşmasıyla İngilizcenin hakimiyetinin  artacağı söyleniyordu, bu hiç de sanıldığı kadar bir hakimiyet şeklini almadı.  Şu anda internette her dilden ağ kümesi (web site) ve ağ sayfası (web page) var.  İnternette Türkçe ağ kümeleri ve sayfaları arzu edilen düzeyde değilse de  giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p>Bilgisayar programlarına gelince dünyaca ünlü bilgisayar firmaları ürettikleri  programın daha fazla kişi tarafından satın alınması için programlarını pek çok  dilde üretiyorlar. Şu anda en yaygın işletim sistemi olma ününü koruyan Windows,  bildiğim kadarıyla 33 dilde üretiliyor. Microsoft yerelleştirme adını verdiği bu  uygulamayla dünyadaki bütün bilgisayar kullanıcılarına hitap etmeye çalışıyor.  Bilgisayarın ve internetin yaygınlaşması İngilizcenin diğer diller üzerinde bir  hakimiyet kurmasını değil diğer dillerin bu teknolojide önem kazanmasını  sağlıyor. Şu anda bilgisayar ortamında çeviri üzerinde çalışan çeşitli firmalar  var. Benim de Türkçe konusunda danışmanlığını yaptığım Rusya’daki bir kuruluş,  bilgisayarda pek çok dili birbirine çevirebilen harika bir program üzerinde  çalışıyor. Program epey mesafe aldı ve yapılan denemeler, sonucun başarılı  olacağını gösteriyor. Gerçi şu anda bilgisayarlar için çeviri programları var  ama bunlar daha çok İngilizceden bir başka dile (ki bu da birkaç dille sınırlı)  çeviri yapabiliyorlar. İnternet üzerinde de bazı programlar var, bunlar da  bahsettiğim bilgisayar programlarından farksız. Dünyada başka firmalar da benzer  çeviri programları üzerinde çalışıyorlar. Bütün bunlar bilgisayar ve internet  ortamında diğer dillerin varlığını daha da güçlendireceğini gösteriyor. Şu halde  gelecekte İngilizce bilişim sektöründe tek dil haline gelecek sözü bana pek de  doğru görünmüyor. İngilizceyi veya bir başka dili, yabancı dil öğrenmek için  öğrenmek gerekir. Yabancı dille eğitimin, yabancı dille öğretimin sömürgelerde  bile yavaş yavaş kalktığı günümüzde bizde halâ bunda ısrar edilmesi gibi  İngilizce bilgisayarda ve internette tek dildir demek cahillikten başka bir şey  değildir.</p>
<p>Bilgisayar ve internet terimlerinin İngilizceden dilimize olduğu gibi girmesi,  Türkçenin son yıllarda yaşadığı sorunun bir başka boyutudur. Dilimize yabancı  dillerden, özellikle de İngilizceden, yoğun bir sözcük ve terim akışı olduğu  bilinen bir gerçek. Bu akış, Türkçeyi söz varlığının yanı sıra ses bilgisi,  şekil bilgisi ve söz dizimi özellikleri açısından da kötü olarak etkiledi.  Bilgisayar teknolojisi alanında çalışanlar, gönüllü kuruluşlar Türkçe konusunda  çok büyük bir duyarlılık göstererek terimlere Türkçe karşılıklar bulmuşlardı. Bu  konuda Türkiye Bilişim Derneğinin çalışmalarını takdirle karşılamak gerekir.  Bugün kullandığımız bilgisayar, yazılım, donanım, bellek, yazıcı, sürüm gibi  Türkçe kökenli terimler işte bu çabaların sonucunda dilimize kazandırıldı. Bu  terimler bilişim dünyasında tartışılmıştı. Zamanla önerilen karşılığın yerine  İngilizceden girip Türkçeleşen terimler de kullanılır oldu. Buna en iyi örnek  Microsoft ürünlerindeki Yazı Tipi Biçemi’dir. Gelen eleştiriler üzerine  Microsoft yeni sürümlerde bunu Yazı Tipi Stili’ne çevirmiştir.</p>
<p>Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin son derece hızlı gelişmesi, teknolojiye  her geçen gün yüzlerce yeni terim eklenmesi karşısında bu çabalar ne yazık ki  etkili olmamağa başladı. Karşılık bulunması gereken terim sayısı artık binlerle  ifade ediliyordu. Bir terime karşılık bulmak, onu benimsemek, yayılmasını  sağlamak aylar, yıllar alırken İngilizce bir terim elini kolunu sallayarak  Türkçeye giriyor ve pek çok kişi bu durumu yadırgamıyor, yabancı kökenli terimi  olduğu gibi kabul ediyordu.</p>
<p>Türk Dil Kurumu da bilgisayar terimlerindeki bu durumu göz önüne alarak Yabancı  Kaynaklı Sözcüklere Karşılıklar Komisyonu çalışması içerisine bilgisayar  terimlerini de aldı. Karşılıklar önerdi. Ancak bu karşılıkların benimsenmesi  zaman alacak. Bunlardan kullanılmağa başlananlar var. Meselâ elmek terimini  internette benim yöneticisi olduğum Türkoloji Haberleşme Grubunda (http://www.egroups.com/group/turkoloji)  uzun süre tartıştık, sonuçta grubun pek çok üyesi bu sözü benimsedi.  Benimsemeyenler de var, ama zaman terimlerin kaderini belirleyecek. Bu konuda  Türk Dil Kurumunun desteği ile yürüttüğümüz Bilgisayar Terimleri Sözlüğü projesi  henüz başladı. Üniversitelerimizdeki bilgisayar bölümlerinden, Türk Dili ve  Edebiyatı, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerinden öğretim üyelerinin ve  bilgisayar uzmanlarının oluşturduğu çalışma grubu içerisinde bilgisayar  terimleri tartışılmakta, Türkçe karşılıklar önerilmektedir. Önerilen karşılıklar  yakın zaman içerisinde internette kamu oyuna duyurulacak ve kamu oyunun  düşünceleri alınacaktır. Geniş katılımlı bu çalışmayla mesafe alacağımıza  inanıyorum. Türk Dil Kurumu üzerine düşen görevi yerine getirmeğe çalışıyor. Bu  çalışmaların başarıya ulaşması, toplumun bu konuda duyarlı davranmasına ve  önerilen karşılıkları benimsemesine bağlıdır.</p>
<p>Bu konuda eleştiri aldığımız da oluyor. Kimileri bilgisayar terimlerinin Türkçe  karşılık bulunmasını, hatta programların Türkçe olmasını eleştiriyor. Terimlerin  evrensel olduğu, değiştirilmemesi gerektiği söyleniyor. Önerilen terimler alaya  alınıyor. Evet, yerleşmiş yaygınlaşmış yabancı terimlere karşılık bulmak zor  olmaktadır. Ama hiçbir şey yapmadan oturup bekleyelim mi ? Bilgi ve iletişim  gibi son derece önemli konularda İngilizce terimleri mi kullanalım ? O zaman  sormak gerekmez mi bu nasıl iletişim, bu nasıl bilgi iletişimi diye ? Şimdi  hepimiz bilgisayar terimini kullanıyoruz. Eğer bu konuya duyarlı bilgisayarcılar  olmasaydı ve bu terimi türetmeselerdi ben eminim bugün hepimiz computer terimini  kullanacaktık. Tabiî kimimiz kampuytr, kimimiz komputer, kimimiz de computer  diyecektik. Ve birileri computer için bir karşılık türetmeğe çalışınca da yine  bilinen çevreler «Canım, ne gerek var şimdi computer’a karşılık aramaya.  Evrensel bir sözcük işte.» diyerek karşı çıkacaklardı. Oysa bakın herkes  bilgisayar terimini kullanıyor. Şimdi kimse bu terimi oluşturan sözcüklerin  gerçek anlamını düşünerek, «Bu alet bilgi saymıyor öyleyse bu terim uygun  değil!» demiyor. Şu halde ciddî olarak bu işin üzerine eğilirseniz, duyarlı  davranırsanız, Türkçenin yapısına uygun terim üretirseniz, toplum da benimserse  dilin söz varlığına yeni terimler, yeni sözcükler katılabilir.</p>
<p>Web’in sözlükte 11 anlamı var. 1. Dokuma, dokunmuş kumaş. 2. Örümcek ağı. 3. Ağ  gibi karışık şey. 4. Kuşların parmakları arasındaki zar, perde. 5. Kuş tüyünün  yumuşak kısmı. 6. Bağlantı levhası. 7. Örs boğazı. 8. Tomar, kâğıt rulosu. 9.  Halı saçağı. 10. Giz, sır. 11. Haberleşme ağı, muhabere şebekesi. (Hâmit Atalay,  İngilizce-Türkçe Sözlük, TDK yayını, Ankara, 1999, s.3635)</p>
<p>Ancak web karşılığında ağ deyince, «Ne ağı ? Balıkçı ağı mı, örümcek ağı mı ?»  diye sözlerle karşılaşıyorsunuz. Oysa bilgisayardan, internetten bahsederken bir  İngilizin veya bir Amerikalının aklına on bir anlamdan haberleşme ağı anlamı  geliyor. Meselâ ben internetteki sayfalarım için web site demiyorum ağ kümem  diyorum. Bu terim de giderek yaygınlaşıyor. Eğer sayfamızı hem Türkçe hem  İngilizce hazırlıyorsak web site terimini Türkçe sayfamızda niye kullanalım ?  İngilizce terimleri İngilizce sayfalarda kullanalım, Türkçe sayfalarda ise  Türkçe terimleri kullanalım. Çünkü bu sayfaları Türkler okuyacak.</p>
<p>Zaman zaman internetteki söyleşi (chat) programlarını izliyorum. Buralarda  kullanılan dilin özel radyo ve televizyonlarda kullanılan dile rahmet okuttuğunu  da belirtmem gerekir. İnternette zaman önemli olduğu için söyleşide kısaltmalar  yaygın olarak kullanılıyor. Bu dünyanın her yerinde böyle. Hatta Amerika’da  söyleşide kullanılan kısaltmalar ve işaretler sözlüğü bile yayımlandı. Beni asıl  üzen kaba dil kullanılması, ana dili Türkçe olan gençlerin birbiriyle İngilizce  yazışması, Türkçe yazışmalarda ise yabancı kökenli sözcüklerin çok sık  kullanılması.</p>
<p>Genç kuşak ana diline sahip çıkmalı, Türkçemiz konusunda duyarlı davranmalı,  dilimizi bozanları uyarmalı. Bizim yaptığımız bu çalışmalar, genç kuşakların ana  diline sahip çıkmasıyla başarıya ulaşacaktır.</p>
<p>Sözlerimi bir kızılderili şefin dünya için söylediklerini Türkçemize uyarlayarak  bitireceğim:</p>
<p>BİZ BU DİLİMİZİ ATALARIMIZDAN MİRAS ALMADIK, GELECEK KUŞAKLARDAN ÖDÜNÇ ALDIK&#8230;</p>
<p>Hep birlikte Türkçemize sahip çıkalım, bilişim çağında gelecek kuşaklara Türk’e  yakışır bir Türkçe bırakalım.</font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/">Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
