<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Turkculuge Karsi Yobazlik | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/turkculuge-karsi-yobazlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:19:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türkçülüğe Karşı Yobazlık (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuge-karsi-yobazlik-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuge-karsi-yobazlik-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 09:58:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<category><![CDATA[Turkculuge Karsi Yobazlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yobazlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuge-karsi-yobazlik-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçülüğe Karşı Yobazlık (Hüseyin Nihal ATSIZ) Fatih çağından sonra &#8220;medrese&#8221;nin Türk fikir ve siyaset hayatına hakim olması ile başlayan taassubu, türlü iç kavgalara ve kan dökülmesine sebep olarak günümüze kadar gelmiştir. Din bilginleri arasında Ebusuud gibi müsamahalı ve akıllıları bulunduğu gibi, her türlü fikir değerlerinden mahrum ve devleti batıracak fetvalar vermekten çekinmeyen Birgili Mehmet gibi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuge-karsi-yobazlik-huseyin-nihal-atsiz/">Türkçülüğe Karşı Yobazlık (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Türkçülüğe Karşı Yobazlık</font></span><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"><br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fatih çağından sonra &#8220;medrese&#8221;nin Türk fikir  ve siyaset hayatına hakim olması ile başlayan taassubu, türlü iç kavgalara ve  kan dökülmesine sebep olarak günümüze kadar gelmiştir. Din bilginleri arasında  Ebusuud gibi müsamahalı ve akıllıları bulunduğu gibi, her türlü fikir  değerlerinden mahrum ve devleti batıracak fetvalar vermekten çekinmeyen Birgili  Mehmet gibi yobazlar da gelip geçmiştir. On Sekizinci asrın sonlarında devletin  bütün kuruluşları gibi &#8220;medrese&#8221; de soysuzlaşmış ve hele &#8220;Tanzimat&#8221;tan sonra din  bilgisi öğrenmek isteyenlerin değil, asker kaçaklarının barınağı haline  gelmiştir. Kütüphanelerimizi dolduran eserlerin son 100-150 yılda yazılanlarına  bakmak, fikir alanındaki yozlaşmayı reddi imkânsız tanıklarla ortaya koyar.</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Halbuki daha önce böyle bir taassup yoktu. Büyük bir İslâm mücahidi olan Fatih,  İslâmiyette haram sayılan resmini yaptırmak için İtalya&#8217;dan ressam getirttiği  gibi, Fatih&#8217;in babası olup Haçlılar&#8217;a karşı büyük gazaları ile tarihe geçen  İkinci Murad da bir aralık tahtı bırakıp Manisa&#8217;ya çekildiği zaman kadınlardan  mürekkep musiki heyetleri arasında dünyadan zevk almış, o çağın bilginlerinden  Şükrullah&#8217;a musuki risaleleri yazdırmış, şarap içmiş, fakat vatan tehlikeye  girince de bütün bunları bırakıp yine ordunun ve devletin başına geçmekten geri  kalmamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu büyük gazinin zamanında, hicrî 843&#8217;te (milâdî olarak 14 Haziran 1439 &#8211; 1  Haziran 1440 arasına tekabül eder) yazılan bir tarihî takvimde Çengiz Ügedey,  Mengü, Hülegü gibi Müslüman olmayan büyük Türk hakanları rahmetle anılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Üzerine çektiği müttefik haçlı ordularını yenen Yıldırım Bayazıd&#8217;ın içkiye  düşkünlüğü de meşhurdur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orhan Gazi ise kendisiyle birlikte Rumlar&#8217;a karşı savaşan dervişlerden Geyikli  Baba&#8217;ya, içki içtiğini bildiği için şarap göndermiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün bunlara rağmen kimse bu hükümdarların Müslümanlığına toz kondurmamış,  konduramamıştır. Ana çizgilerine bakılmış, teferruatla uğraşmak lüzumsuzluğuna  kimse kapılmamıştır. Çünkü Murad Beğ&#8217;in, Yıldırım&#8217;ın şarap içmesi veya Orhan  Beğ&#8217;in bir dervişe içsin diye şarap göndermesiyle ne dünya yıkılmış, ne dine  zarar gelmiş, ne de Müslümanlık kuvvetinden birşey kaybetmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şarap içen, fakat canını ortaya koyarak Rumlarla savaşan Geyikli Baba, beş vakit  namazı kaçırmadığı halde tefecilikle milleti soyan, yalan söyleyen ve iftira  atan bugünün soysuzlarından elbette çok yüksek olduğu gibi, şarap gönderen Orhan  Gazi de günümüzün şarapsız Arap hükümdarlarına göre elbette bin kat yararlı,  faydalıydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugünkü Türkiye, yüz yıl önceki Türkiye&#8217;den çok ilerdedir. O zaman ki gerilikle  şimdiki ileriliği karşılaştırmak için vereceğim tek örnek, nerden nereye  geldiğimizi göstermesi bakımından çok ibret vericidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün Süleymaniye Umumî Kütüphanesi adı altında toplanmış bulunan 100 kadar  kütüphaneden biri de Hüsrev Paşa Kütüphanesidir. Hüsrev Paşa Kütüphanesi&#8217;nde 807  numaranın 13. mükerrerinde 60 yapraklı bir kitap vardır. Bu kitap İkinci Mahmud  çağında Osmanlı ordusunun kuruluşuna nizamlarına, istihkaklarına dair bir  eserdir. İşte bu eserde &#8220;her orduda bir müşirle üç ferik bulunması ve ferikler  arasında okur yazar ve kâr-âşinâ olanların erkân olması gerektiği&#8221;  yazılmaktadır.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> &#8220;Müşir&#8221; Osmanlı ordusunda bugünkü orgeneralin karşılığıdır. &#8220;Ferik&#8221;ler de  korgeneral ve tümgenerallere mukabildir. &#8220;Kâr-âşinâ&#8221; iş bilir, aklı eren  anlamında kullanılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demek ki feriklerin, yani kolordu ve tümen komutanlarının bile okur yazar  olmadığı bir devre yaşanmıştır ki bugünkü ordumuzda assubayların bile lise  ayarında öğrenimli olmaları karşısında korkunç bir hâdisedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat bu kadar ileri gidiş, üniversiteler, ağır sanayi başlangıcı bizi bir  yandan da tarihimizde görülmedik fikir düşkünlüklerine uğratmaktan  koruyamamıştır, koruyamamaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İlk önce &#8220;Tîcânîlik&#8221; diye tarikat mı, mezhep mi, ne olduğu anlaşılmayan bir  garabet türedi ve bunların, memleketi kurtarmak için yaptıkları tek hareket  Atatürk büstlerini kırmaktan ibaret kaldı. Arkadan Nurculuk çıktı. Saîd-i Kürdî  adında cahil bir Kürd&#8217;ün Nur Risâlesi diye yazdığı herzeler odalarda topluca  okunarak feyz alındı ve bu adamın medresede ancak üç ay kadar okuyarak bütün  ilimleri ve fenleri yuttuğu müridleri tarafından iddia edildi. Derken bir de  Süleymancılık peyda olarak ötekileri bastırdı. Bunlar, İmam Hatip Okulları  öğrencilerini kâfir sayacak kadar sapıttılar. Bunlardan başka Biberiye, Kameriye  adlı bir takım güruhlar da işi cinayete kadar vardırdılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye&#8217;de vicdan hürriyeti olduğu için bu adamların da vicdanlarına kimse  karışmadı. Elde Kur&#8217;an varken başka hiçbir okula lüzum olmadığını iddia edecek  kadar akıllara durgunluk veren iddialarla ortaya çıkan bu nevzuhurlar demek ki  mühendisin, doktorun, kimyacının falan lüzumsuzluğu kanaatindeler ve yalnız  ahret için çalışma prensibinin hâkim olması yolunda didinmekteler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dinle hiçbir ilgisi olmadığı halde dini inhisara alan bu zavallılara karşı  çıkarılacak dinî kuvvet İmam Hatip Okulları ile İlâhiyat Fakültesi veya  enstitüleridir. Bizde de, batıda olduğu gibi birkaç dil bilen, felsefeden veya  matematikten yahut biyolojiden doktora vermiş din adamları çıktığı zaman Nurcu,  Süleymancı, Biberci, Kamerci tayfası kendiliğinden kaybolacak, dinin tamamen bir  inanç ve vicdan işi olduğu anlaşılacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün Diyanet İşleri Dairesinin başında bulunanların, makamlarına lâyık adamlar  olmayıp siyasî düşünceler ardında koştukları, hattâ memleketteki siyasi  bölücülüğün elemanlığını yaptıkları Senatör Mehmet Özgüneş tarafından  açıklanmış, buna tatminkâr cevaplar verilememiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bizim burada ele almak istediğimiz konu bu değil de, dinin ciddi olması gereken  çevrelerinde bile hâlâ Türkçülüğe ve akla karşı takınılan akıl almaz davranışlar  olacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Konya&#8217;da &#8220;Türkiye İmam Hatip Okulları Mezunları Cemiyeti&#8221; tarafından &#8220;İslâmın  İlk Emri: Oku&#8221; adıyla aylık bir dergi çıkarılmaktadır. Tamamiyle din  meselelerini ele alan ve kendi zaviyelerinde bazı teklifler yapan ciddi bir  yayın organıdır. Bunun 1969 Kasımında çıkan 93. sayısında bir yazı şiddetle  dikkatimizi çekti. Çünkü bu yazı hem yanlış ve uydurma, hem de Türkçülüğe  hakaret eden mahiyettedir. O yazının 21. sayfasında, &#8220;Bunları biliyor musunuz&#8221;  başlığı altında ve Hasan Bağcı tarafından hazırlanan, çoğunun doğruluğu şüpheli  bir takım vakaların başında Türkçülüğe hakaret eden şu fıkra yer almaktadır:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Oldukça cins bir fikir adamı olarak yaratıldıktan sonra dünyalar arası büyük  muhasebede ölüm dönemecini kıvrılamayan ve inkâr uçurumuna yuvarlanan Ziya  Gökalp&#8217;in, İslâmın içinden değil, sadece İslâmın yerini almak üzere icad ettiği  &#8220;Türkçülük&#8221; yolunda ne büyük bir Yahudi himayesi gördüğünden veya Yahudilere ne  zengin bir istismar sahası açtığından gafil bulunduğunu biliyor musunuz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sözler Hasan Bağcı&#8217;nın dünyadan habersiz, hâdiseleri muhakeme etmeyen, ulu  orta hüküm veren, iftiralara çabucak inanan bir kişi olduğunu ortaya  koymaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir kere, Türkçülüğü Gökalp icad etmiş değildir. O, bu fikrin adını koymuş ve  kendi zamanına göre sistemleştirmiştir. Sonra, Türkçülüğü İslâmiyetin yerine  koymaya kalkmış da değildir. &#8220;Türk milletindenim, İslâm ümmetindenim, Garb  medeniyetindenim.&#8221; diyen Gökalp Türklükle İslâmlığı tamamen ayırmış ve buna batı  medeniyetini de ekleyerek yaptığı sentezle kendi çağının ileri Türkiye&#8217;sini  yaratmaya çalışmıştır. Görülüyor ki Hasan Bağcı, münkir saydığı Gökalp&#8217;i hiç  okumamıştır. Onun hakkında yazılan çok sayıdaki eserlerden habersizdir.  Günümüzde Gökalp&#8217;i en iyi incelemiş şahıs olarak Prof. Fındıkoğlu&#8217;nun eserlerini  okumasını tavsiye ederim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hasan Bağcı&#8217;nın yukarıya aldığımız satırlarındaki &#8220;büyük ölüm dönemecini  kıvrılamayan&#8221; ibaresiyle neyi kasdettiğini pek anlayamadık. Ziya Gökalp ölüm  dönemecini kıvrılırken Hasan Bağcı onun yanında mı idi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ziya Gökalp, Türkçülük yolunda hangi Yahudi himayesini görmüştür? Hasan Bağcı  bugün memlekette kuvvetli ve şuurlu bir kütle olan Türkçülüğe bunun hesabını  vermeye mecburdur. Veremezse müfteri durumuna düşer. Komünistler, Türkçülüğün  Alman icadı olduğunu iddia ederlerdi. Demek ki siyasî ümmetçiler de Yahudi  patentini yakıştırmışlar. Teşekkür ederiz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ya Yahudiler&#8217;e istismar kapısı nedir? Türkiye&#8217;de 1930&#8217;dan hemen biraz sonra  başlayıp günümüze kadar süregelen bir Türkçülük savaşı vardır. Ben de bu savaşın  içinde ve ateş hattında bulunanlardan biriyim. Yahudiler bizi ve ülkümüzü nasıl  istismar etmişler? Açıklanmasını bekliyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gökalp&#8217;in Yahudi asıllı Durkheim&#8217;den bazı sosyal fikirler almış olması onun  Yahudi istismarcılığına alet olduğunu göstermez. Her bilgin, her filozof, her  fikir adamı, hatta her peygamber kendisinden önce gelenlerden bazı unsurlar  alır. Netekim İslâm Peygamberi de daha öncekilerden bazı şeyler almış ve onların  devamı olduğunu söylemiştir. Kendi dergilerinde &#8220;Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Hazreti Musa&#8221;  başlıklı yazı serisi de bunu gösteriyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir de Moiz Kohen adında bir Yahudi&#8217;nin Gökalp&#8217;in tesirinde kalarak &#8220;Turan&#8221; adlı  bir kitap yazması vardır ki bu da Ziya Gökalp&#8217;in tesir kuvvetini gösterir.  Netekim yine bir Yahudi olan Halide Edip de Ziya Gökalp&#8217;in tesirinde kalarak  &#8220;Yeni Turan&#8221; diye bir roman yazmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük fikir adamları başka dinden ve milletten olanları da çevrelerine  toplayabiliyorlar. Simavna Kadısıoğlu Bedreddin&#8217;in müridleri ve taraftarları  arasında pek çok Hıristiyan ve Musevî vardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Görülüyor ki yazar, Türkçülüğe dost değildir. Türkçülüğe dost olmayanın Türklüğe  dost olması riyazî olarak imkansızdır. Hasan Bağcı&#8217;nın kendisi soy bakımından  Türk olmasa bile samimî bir Müslüman olduğu için Türklüğe ve onun şuuru demek  olan Türkçülüğe atılan iftiraları hakikat diye kabul etmemeliydi. Çünkü Türklük,  Müslümanlık olmadan da yaşar ve netekim yaşamıştır ama Müslümanlık Türksüz  yaşayamaz. Onu ancak Türklüğün sel gibi akan kanları ayakta tutmuş,  tutabilmiştir. Türkiye&#8217;den ayrılan Arap devletlerinin zavallı, âciz ve gülünç  durumları ortadadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünyada her asîl fikrin rezilâne istismarları olmuştur. Birinci Cihan Savaşında  dünyanın birinci devleti olan tabaası arasında 200 milyon kadar Müslüman bulunan  İngiltere, halifenin devleti olan Türkiye ile savaşırken Müslümanlığı istismar  etmiş, halifeyi dinsiz ittihatçılar&#8217;dan kurtarmak için ortaya atıldığı  propagandasını yapmıştır. Onun ünlü casusu Lavrens, Peygamber soyundan gelen  Mekke Şerifi Hüseyn&#8217;i İngiliz altınlarıyla kandırarak Türkler&#8217;e ve halifeye  karşı ayaklandırmıştır. Hüseyn&#8217;in oğulları ve torunları da aynı yolda  yürümüşler, nihayet bunlardan Ürdün Kralı Abdullah suikastla, Irak Kralı Gazi  sarhoşlukla, yine Irak Kralı Faysal ile Kral aibi Abdülillâh da ihtilâlle  ölmüşlerdir. Bugün onlardan kalan tek kişi Ürdün Kralı Hüseyn&#8217;dir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi şu sonuca bakarak &#8220;Peygamber kendi soyunun, İslâmı savunan Türkler&#8217;e silâh  çekeceğinden gafildi&#8221; denebilir mi? Bunun gibi Ziya Gökalp&#8217;in Türkçülüğüne de  Yahudiler istismar ettiyse bunda onun ne taksiri olabilir? Kaldı ki Türkçülük  Yahudiler tarafından istismar olunmuş da değildir. Bu sözler Hasan Bağcı&#8217;nın  hayalhânesinde vücut bulmuş, aslı astarı olmayan tekerlemelerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bazı mutaassıp ümmetçiler, Türkçülüğe tahammül edemiyorlar. Bütün Müslümanları  birleştirip tek devlet haline getirme hülyası ardındalar. Daha Araplar&#8217;ın kendi  aralarında bile birleşemediği gözlerine çarpmıyor da ayrı tarihi oluşmaların  sonucu olan soy ve kültür bakımından birbirine hiç benzemeyen koca koca  milletleri birleştirmeye çabalıyorlar. Tıpkı komünistlerin dünyayı tek devlet  haline getirmek hayalleri gibi. Bu bakımdan bunlara Yeşil Komünistler diyen  mebusa yerden göğe kadar hak veriyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Konya&#8217;da basın alanında böyle çirkin ve yakışıksız bir yazı yazılırken son  aylarda İstanbul&#8217;da pek dikkate çarpmayan başka bir vaka oldu: Birinci Cihan ve  İstiklâl Savaşı gazilerinden emekli topçu albayı Cemal Aktoğu 4.8.1969&#8217;da hayata  veda etti ve ertesi günü cenazesi Kartal Camisinden askerî törenle kaldırılarak  toprağa verildi. Ölen askerle için rütbelerine göre bir asker birliği ile bando  göndermek Türk Ordusunun kökleşmiş geleneklerinden biridir. Bu sebeple merhum  albayın töreninde de asker ve bando bulunduğu gibi, dostları tarafından da  birçok çelenk gönderildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu törenin yapılması yine şekliyattan başka bir şeyle uğraşmayan mutaassıpların  gayretine dokunduğundan ertesi günü camiye koca bir beyanname astılar.  Beyannamenin üst kısmı İslâm cenaze usüllerine hasredildikten sonra en altta &#8220;İslâma  Uymayan İşler&#8221; başlığı altında şunlar yazılmıştı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1) Cenaze için çelenk yaptırılması,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">2) Cenazenin bando ile kaldırılması İslâm adetlerinin dışına çıkmıştır,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Muhterem Müslümanlara arzolunur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Altındaki imza da şu: &#8220;Kartal Din Görevlileri&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte bunlar Birgili&#8217;nin halefleridir. Ölüye saygı ve sevgi nişanesi olan çiçekle  müziği yasaklamaya kalkan iptidaî zihniyetli halefler. O halde mevlût okumayı ve  ölümün ruhu için konu komşuya dağıtılan lokma ve helvayı da yasaklayın.  İslâmiyette bu da yoktu ama Türkler tarafından sokuldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Evet, bütün bunlar sonradan çıktı ve İslâmiyetin içine girdi. Ölünün ruhu için  tatlı dağıtmak Şamanizmden Müslümanlığa girmiş, mevlût törenini ise Büyük Batı  Türk Devleti içindeki yarı bağımsız beğlerden biri olan &#8220;Gök Börü&#8221; adında biri  çıkarmıştır. Gök Börü, Irak&#8217;ta Harran ve Erbil şehirlerinin Atabeği idi. 1168 &#8211;  1233 arasında 65 yıl bu şehirleri idare etmiştir. Peygamberin doğum gününü  kutlamak için ilâhili (yani müzikli) törenleri ilk defa o yapmış, ondan sonra bu  âdet İslâm dünyasına yayılarak günümüze kadar gelmiştir. Din görevlilerinin  bundan haberi var mı? Ne gezer? Onlar hâlâ hurafeler peşindedir. Hele ölen  albayın oğlu olup Kartal Hükümet Tabipliğinde bulunan Dr. Yavuz Aktoğu&#8217;ya karşı  takındıkları tavır ve tecavüze yeltenmek gibi halleri ve hele bunların arasında  MHP&#8217;nin ilçe kurullarında bulunan birisinin de mevcudiyeti taassubun nerelere  kadar vardığını göstermesi bakımından düşündürücüdür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milliyetçi Hareket Partisi, adından da anlaşılacağı gibi milliyetçi bir partidir  ve başkanı Alparslan Türkeş eski Türkçülerden biridir. Bu parti yobazların  barınacağı bir parti değildir. İslâmiyeti yobazlık sananların bu partide işi  yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bazı partiler dinî taassubu seçim kaygısı ile istismar ettiler. Bu ayrı bir  konudur. Fakat Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın yobazlığı bastırıp İslâmiyeti bir  ahlak sistemi halinde ruhlara sindirmek için çalışması gerekirken hiç oralı  olmayışı dikkate değer.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Hadîs-i Şeriflere Göre Evlenme Adâbı&#8221; adında bir kitap gördük. Müellifi  Nâsırüddînül-Elbânî adlı bir arap, Türkçeye çeviren de Tekirdağ Müftüsü Ali  Aslan&#8217;dır. 80 sayfalık küçük kitabı okudum. Yüzüm kızardı ve İslâmiyettir diye  bu çirkin şeyleri öne sürenlere karşı susan Diyanet İşleri Başkanlığı hakkında  kesin bir hükme vardım. Okuyuculardan özür diliyerek bu kitabın 16. sayfasından  şu parçayı alıyorum:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İbni Abbas&#8217;tan (rivayet): Hattâboğlu Ömer (Halife Ömer) Resûllüllah&#8217;a &#8220;Ey  Allah&#8217;ın Resûlü! Ben helâk oldum&#8221; dedi. Resûlüllah &#8220;Seni helak eden nedir?&#8221; diye  sorunca Ömer: &#8220;Bu gece hanımımı yüz üstü yatırarak cimâda bulundum&#8221; dedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Görüyor musunuz? Adaletiyle ün salmış, İslâmiyetin kuruluşunda baş rollerden  birini oynamış ve bütün Müslümanların halifesi, yani başkanı olmuş Ömer, bakın  neler yapmış? Bu herzeler, uydurma hadiselere dayanılarak ileri sürülüyor ve 20.  yüzyılın gençlerine evlenme âdâbı diye veriliyor. Bunun bir edepsizlik ve  ahlâksızlık olduğunu Kongo&#8217;daki zenciler bile bilir. Türk soyunun karakterinde  ise bu türlü şenaat yoktur. Bu kötü âdet Türkler&#8217;e İranlılardan, Araplar&#8217;dan,  Bizanslılar&#8217;dan geçmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonra Ömer &#8220;Aşere-i Mübeşşere&#8221;dendir. Yani Peygamberin hayatında cennetle  müjdelediği on kişiden biridir. Ömer bu ahlâksızlığı yapmış olsaydı o on kişinin  arasına elbette giremezdi. Evlenme âdâbı diye Müslüman Türk gençlerine bu  safsataları anlatan adam Tekirdağ müftüsü olursa:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Var kıyâs et gayrı sen deryâ-yi rahmet deydiğin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Evlenme âdâbı diye insanı deliye çeviren yazılarla dolu olan ve üçte biri cinsî  münasebete tahsis edilen o kitabı Diyanet İşleri Başkanlığı tasvib ediyor mu?  Atom ve uzay çağında, evlilere telkin edilecek medenî bir ahlâk sistemi  İslâmiyette yok mudur? Yoksa bunca din görevlisi, din büyüğü oturup yeni bir  içtihadla bunu icad edemezler mi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ben, Süleymaniye Kütüphanesindeki 16 yıllık görevim sırasında &#8220;milimetre&#8221;nin ne  olduğunu bilmeyen &#8220;müftüler&#8221;, &#8220;Venezuela&#8221;nın bir devlet olduğunu ilk defa duyan  &#8220;Şeyh&#8221;ler, Havvâ anamız, Âdem babamızın sol kaburgasından çıktı diye insanların  sol taraflarındaki kaburga kemiklerinin 11 tane olduğunu iddia eden &#8220;İlâhiyat  Fakültesi mezunları&#8221; gördüm. Fakat bunlar hep eski nesillere mensuptu. Şimdi  yeni bir çığır açılmışken, memleket imkanlarına göre oldukça iyi İmam Hatip  okulları ile İlâhiyat Fakülteleri kurulmuşken hâlâ Türkçülükten böyle  aşağılayıcı şekilde bahsetmek cenazeye bando gelmez demek çok iptidaî bir  zihniyettir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük Türk milliyetçiliğidir. Ona düşmanlık ancak Türk milletinin  düşmanlarına yakışır bir davranıştır. Yani kızıl veya yeşil beynelminelcilere&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Doğu Türkistan&#8217;ın bazı şehirlerinde mezar başında müzik çalınarak ölünün ruhu  şâd edilir. Bütün bu Müslüman Türkler cehennemlik de buradaki birkaç beyinsiz mi  cennetlik?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ölen askerler için bando çalınır ve çalınacaktır. İsteyenler saygı ve sevgi  nişanesi olarak ölülere çiçek gönderecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunu kavrayamayan beyinlerin ölü hücrelerden farkı yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün yobazlara duyurulur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ötüken, Mart 1970, Sayı: 75</font><strong><font face="Verdana" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuge-karsi-yobazlik-huseyin-nihal-atsiz/">Türkçülüğe Karşı Yobazlık (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkculuge-karsi-yobazlik-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
