<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tuz | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/tuz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Oct 2016 12:47:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Canlıların Temel Bileşenleri</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canlilarin-temel-bilesenleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canlilarin-temel-bilesenleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jul 2013 10:34:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biyoloji 1]]></category>
		<category><![CDATA[Canlıların Temel Bileşenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Asit]]></category>
		<category><![CDATA[Baz]]></category>
		<category><![CDATA[İnorganik Bileşenler]]></category>
		<category><![CDATA[Mineraller]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=41105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canlıların Temel Bileşenleri Canlıyı meydana getiren bileşenler inorganik ve organik olmak üzere ikiye ayrılır. 1.İnorganik Bileşenler Canlıların sentezleyemediği ve dışarıdan hazır olarak aldığı besinlerdir. İnorganik bileşenlerin genel olarak yapıya katılma ve düzenleme gibi işlevleri vardır. Sindirilmezler. Enerji verici olarak kullanılmazlar. 1. Su Su tüm canlıların temel maddelerinden biridir. İnsan vücudunun üçte ikisi sudur. Hücre içinde, hücreler [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canlilarin-temel-bilesenleri/">Canlıların Temel Bileşenleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Canlıların Temel Bileşenleri</h2>
<p>Canlıyı meydana getiren bileşenler inorganik ve organik olmak üzere ikiye ayrılır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-41106" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/canlilarin_temel_bilesenleri.png" alt="canlilarin_temel_bilesenleri" width="441" height="565" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/canlilarin_temel_bilesenleri.png 441w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/canlilarin_temel_bilesenleri-234x300.png 234w" sizes="(max-width: 441px) 100vw, 441px" /></p>
<h3>1.İnorganik Bileşenler</h3>
<p>Canlıların sentezleyemediği ve dışarıdan hazır olarak aldığı besinlerdir. İnorganik bileşenlerin genel olarak yapıya katılma ve düzenleme gibi işlevleri vardır. Sindirilmezler.<br />
Enerji verici olarak kullanılmazlar.</p>
<h4>1. Su</h4>
<p>Su tüm canlıların temel maddelerinden biridir. İnsan vücudunun üçte ikisi sudur. Hücre içinde, hücreler arasında,kanda su bulunur. Vücut suyunun % 10&#8217;u kaybedildiğinde<br />
hayati tehlike başlar. Bu kaybedilen su oranı % 20&#8217;ye ulaştığında ölüm meydana gelir.<br />
Su, iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomundan oluşmuştur. İki hidrojen atomunun ortasında bir oksijen atomu bulunur. Merkezi birleştiren doğrular arasında 104,5° lik açı vardır.<br />
Hidrojenlerin bulunduğu bölge protonlardan dolayı &#8220;+&#8221; yüklü, oksijenlerin bulunduğu bölge serbest elektronlardan dolayı &#8220;–&#8221; yüklüdür. Bundan dolayı su molekülü polarite özelliğe sahiptir. Bir su molekülünün + yükü diğer su molekülünün – yükü tarafından çekilir ve iki su molekülü arasında hidrojen bağı oluşturulur. Böylece su moleküllerinin birbirine tutunması sağlanır. Suyun bu özelliğine kohezyon denir.<br />
Su moleküllerinin bulundukları yüzeye tutunma özelliklerine ise adhezyon denir.<br />
Adhezyon ve kohezyon özellikleri sayesinde bitkilerin odun borularında su ve çözünmüş mineraller taşınır.<br />
Su 0°C de donar. Su donarken yapısındaki H bağlarından dolayı moleküller arasındaki mesafe büyür, özgül ağırlığı küçülür. Su donarken hacmi artar. Buz kütleleri suyun dibine çökmez, Suyun özgül ağırlığı +4°C de en yüksek değerdedir.<br />
Biyokimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi ancak sulu bir ortamda olur. Enzimlerin çalışabilmesi için hücrede belirli bir oranda su bulunması gerekir (en az % 15).<br />
 Su iyi bir çözücüdür. Besin maddelerinin hücre içine alınması ve artık maddelerin atılışı ancak bu maddelerin erimiş olmalarıyla sağlanır.<br />
 Zehirli maddeleri seyrelterek zehir etkisini azaltır. Su insanda terleme yoluyla vücut sıcaklığını ayarlar.Terleme sırasında su sıvı halden gaz haline geçerken ısı aldığından vücut serinler.<br />
 Besinlerin sindirilmesi ve sindirilmiş besinlerin emilmesini sağlar.</p>
<h3>2. Asit – Baz – Tuz</h3>
<p>Su içinde çözündüğünde asitler, bazlar ve tuzlar iyonlarına ayrılırlar.</p>
<h5>Asitler</h5>
<p>Suda çözündüğünde hidrojen iyonu (H+) veren bileşiklerdir. Asitlerin tadı ekşidir. Mavi turnusol kağıdını kırmızıya dönüştürürler.</p>
<p>Örnek HCl, H2SO4 , CH3COOH</p>
<h5>Bazlar</h5>
<p>Suda çözündüğünde hidroksil iyonu (OH–) veren bileşiklerdir. Kırmızı turnusol kağıdını maviye dönüştürürler.</p>
<p><strong>Örnek</strong><br />
NaOH, CH3NH2<br />
pH: Hidrojen iyonu derişiminin eksi logaritmasıdır. pH, asitliğin veya bazlığın derecesini verir.</p>
<p><strong>pH değeri;</strong><br />
 0 – 7 arasında ise ortam asittir.<br />
 7 ise ortam nötrdür.<br />
 7 – 14 arasında ise ortam baziktir<br />
<img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-41107" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/ph_degeri.png" alt="ph_degeri" width="496" height="838" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/ph_degeri.png 496w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/ph_degeri-177x300.png 177w" sizes="(max-width: 496px) 100vw, 496px" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-41108" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/ph_olcumu.png" alt="ph_olcumu" width="417" height="340" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/ph_olcumu.png 417w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/ph_olcumu-300x244.png 300w" sizes="(max-width: 417px) 100vw, 417px" /></p>
<p>Her biyokimyasal reaksiyonun gerçekleştiği belirli bir pH değeri vardır. pH değerindeki değişimler canlının metabolizmasını olumsuz etkiler.<br />
Canlılığın devam edebilmesi için pH nın 7 – 7,7 sınırları arasında tutulması gerekir. Asit veya baz fazlalığından dolayı ortaya çıkan bozukluk, tampon çözeltisi denilen<br />
kimyasal maddelerle düzeltilir. Zayıf asitler ve zayıf bazlar tampon çözeltidir.<br />
Ortamda H+ artarsa bunlar zayıf bazlarla tepkimeye girer.<br />
Ortamda OH– artarsa bunlar zayıf asitlerle tepkimeye girer.<br />
Bu şekilde pH, normal değerlerde tutulur.</p>
<h5>Tuzlar</h5>
<p>Asitle bazın birleşmesiyle tuz oluşur.<br />
NaOH + HCl Æ NaCl + H2O</p>
<p><strong>Baz Asit Tuz</strong><br />
Tuzlar vücudun osmotik dengesinin sağlanmasında etkilidir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-41110" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/sodyum_klorur_cozeltisi1.png" alt="sodyum_klorur_cozeltisi" width="402" height="519" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/sodyum_klorur_cozeltisi1.png 402w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/sodyum_klorur_cozeltisi1-232x300.png 232w" sizes="auto, (max-width: 402px) 100vw, 402px" /></p>
<h3>3. Mineraller</h3>
<p> Bütün canlılar mineralleri dışarıdan alır.<br />
 Hücre içi ve dışı sıvılardaki asit – baz dengesinin sağlanmasında etkilidir.<br />
 Enzimlerin yapısına katılarak düzenleyici olarak görev yaparlar.<br />
 Kemiklerin ve dişlerin yapısına katılırlar.<br />
 Sinir ve kas sisteminin çalışması için gereklidir.<br />
 Sindirilmeden doğrudan kana geçerler.<br />
 Solunum reaksiyonlarında enerji verici olarak kullanılmazlar.<br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-41111" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller.png" alt="mineraller" width="1090" height="917" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller.png 1090w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller-300x252.png 300w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller-1024x861.png 1024w" sizes="auto, (max-width: 1090px) 100vw, 1090px" /><br />
<img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-41112" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller..png" alt="mineraller." width="1096" height="183" srcset="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller..png 1096w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller.-300x50.png 300w, https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2013/07/mineraller.-1024x170.png 1024w" sizes="auto, (max-width: 1096px) 100vw, 1096px" /></p>
<p>[biyoloji_1_ygs_lys]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canlilarin-temel-bilesenleri/">Canlıların Temel Bileşenleri</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canlilarin-temel-bilesenleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sülfirik Asit (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sulfirik-asit-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sulfirik-asit-kesifler-ve-buluslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 11:42:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[catlar]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sulfirik Asit]]></category>
		<category><![CDATA[Sulfirik Asit Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Sulfirik Asitin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sulfirik-asit-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sülfirik Asit (Keşifler ve Buluşlar) &#160; Toprak, insana hayatının iki temeli olan ekmek ve sudan başka gerekli bir maddeyi daha, tuzu da sağlar. Bu maddenin öteden beri beslenmede önemli bir yer tuttuğunu ve uzun zaman tuzdan yoksun kalmanın organizmada ne gibi düzensizliklere yol açtığını biliyoruz. Tuzun, yalnız beslenmede değil toplumsal hayatta da büyük rol oynadığını [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sulfirik-asit-kesifler-ve-buluslar/">Sülfirik Asit (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Sülfirik Asit</font></strong><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"><br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2">Toprak, insana hayatının iki temeli olan ekmek  ve sudan başka gerekli bir maddeyi daha, tuzu da sağlar. Bu maddenin öteden beri  beslenmede önemli bir yer tuttuğunu ve uzun zaman tuzdan yoksun kalmanın  organizmada ne gibi düzensizliklere yol açtığını biliyoruz. Tuzun, yalnız  beslenmede değil toplumsal hayatta da büyük rol oynadığını gösteren olaylar  çoktur. Sözgelişi Fransızca&#8217;daki Salaire, İngilizcedeki Salary kelimesini bir  göz önüne alalım: Bu kelime Roma lejyonerlerinin ücretlerinin bir kısmını tuz  (sel) olarak almalarından gelmektedir. Bu madde gerçekten birçok ülkede para  yerine geçiyordu ve en uzak çağlardan beri devletin tekelinde olup birçok  yerlerde &#8216;tuz vergileri&#8217; konmuştu.  <font color="#000000">Tuz</font>, bazen buharlaştırma yoluyla deniz suyundan  bazen <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sulfirik-asit-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">tuz</font></a> kayalarından çıkartılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XIX. yüzyıla kadar tuz, mutfaklarda ya da et ve balık tuzlama işinde  kullanılırdı. Ama Leblanc&#8217;ın sodyum karbonatı hammadde olarak kullanmaya  başlaması üzerine, yeni doğmakta olan kimya sanayinin temel maddesi haline  geldi. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kimya sanayii böylece Leblanc yönteminin gerektirdiği ikinci elemanı, yani  sülfürik asidi de imal etmeye koyuldu. Bu madde Arap simyacıları tarafından  bulunmuştu ve Fransa&#8217;da Devrim sırasında biliniyordu. Ancak kullanıldığı yerler  sınırlıydı. Kemirici bir madde olduğundan, yalnız boyacılıkta yararlanılan bazı  maddelerin hazırlanmasında, altın ve gümüşü arıtmada, bazen de organik  kalıntıları yok etmekte kullanılmaktaydı. Belli sanayi dallarında kullanılan  sülfürik asit içi kurşunla kaplanmış odalarda imal edilirdi. Bu odalarda kükürdü  yakarlar ve elde edilen kükürtlü anidriti sudan geçirerek sülfürik asit elde  ederlerdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu imal şekli uzun süre İngilizlerin sırrı olarak kaldı. Ama şiddetle ihtiyaç  duyulan bu madde elbetteki günün birinde öteki ülkelere de sızacaktı. Halk  dilinde zaçyağı diye bilinen bu maddeyi imal eden ilk fabrika 1766&#8217;da Rouen&#8217;de  kuruldu. Kullanma yerleri gittikçe artıyordu. Demire dökerek balonlar için  gereken hidrojeni elde ediyorlar ve kibrit imalinde kullanıyorlardı. Derken  imparatorluk döneminin ablukası gelip çatınca, Sicilya&#8217;dan gelen bir ithal malı  olması nedeniyle görülmemiş bir fiyat yükselişi oldu. Bunun üzerine, kükürdün  yerini tutabilecek başka bir madde bulma zorunluluğu başgösterdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1810&#8217;da Peregrine Phillips adlı bir İngiliz, kükürtlü anidriti, İspanya&#8217;dan  getirilen ve tabii demir sülfüründen başka bir şey olmayan piriti platinde  ısıtmak yoluyla elde etti. Pirit bol bir hammaddeydi; kurşun odalar da artık  yeterince geliştirilmiş olduğundan, 1838&#8217;den başlayarak bütün sodyum karbonat ve  süper fosfotlar talepleri karşılayacak miktarda sülfürik asit imal edilmeye  başlandı.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Kaldı ki, bu maddeyi arayanlar yalnız Leblanc yöntemiyle sodyum karbonat ve suni  gübre imalcileri ya da boyacılar ve değerli madenleri işleyenler değillerdi.  Güçlü ve ucuz bir kimyasal etken olduğundan sayısı gittikçe artan alanlarda bir  reaksiyon etkeni olarak da aranmaktaydı. Henüz emekleme döneminde bulunan  organik kimyada bile belli başlı rol oynamaya başlamıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şeker, eritilmiş domuz yağı, alkol, üre gibi organik maddelerin esrarlı bir  &#8220;hayat gücüne&#8221; sahip oklukları sanıldığından bunlar organik olmayan maddelerden  ayrı tutulmaktaydılar. Bununla birlikte, kimyacılar bu maddeleri de her türlü  analize tabi tutmaktan geri kalmadılar. Genç bir Fransız kimyacısı &#8220;Recherches  chimiques sur leş corps gras&#8221; &#8220;Yağlı Maddeler Üzerinde Araştırmalar&#8221; adlı  eserinde (1823) hayvansal ve bitkisel yağların, yağlı asitlerle gliserin  bileşiminden meydana gelen kimyasal maddeler olduklarını kanıtladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eugene Chevreuil (1786-1889) adlı bu genç kimyacı Charlemagne Lisesinde kimya  öğretmeniydi ve Vauquelin&#8217;in yönetimindeki kimyasal maddeler fabrikasında  çalışmaktaydı. 1823&#8217;te eserinin yayınlanması üzerine profesör olarak Gobelins  Fabrikasına atandı ve orada yeteneklerinin ürünlerini verme imkânlarını buldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yağlı asiti bir bazın üzerine uygulayarak sabun elde ediliyordu. Böylece  bilimsel bir temel kazanan sabun sanayii, randımanını olduğu kadar ürünlerinin  niteliğini ve çeşitlerini de artırdı. Baz olarak potası alındığında yumuşak,  sodyumu alındığında sert sabun elde ediliyordu. İşte bundan sonradır ki, tuvalet  sabunları ev ya da sanayi sabunları gibi özel kullanışlı sabunlar imal edilmeye  başlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu çalışmaların ikinci önemli sonucu mumların kalıplanmasında asitstearikin  kullanılabilmesi oldu. Bu işi gerçekleştirme hevesine kapılan bilgin Paris&#8217;te  bir fabrika açtı. Herkes, beyaz ve saydam bir ışık veren o hem süslü, hem ucuz  mumlan kapışmaya başladı. Gariptir; tatsız bir konu olarak kabul edilen kimya  bilimi insanları doyurma işinden sonra öteki alanlara da elini uzatacak kadar  yararlı bir bilim dalı haline gelmeye başlamıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ya fotoğrafı? Onu insanlara armağan eden de kimya bilimi olmadı mı? Bu teknik  objektifine kadar her şeyini kimya bilimine borçludur. Önce her işe elverişli  adi camı gerçekleştirmiş, bundan sonra kullandığı maddelerin bileşimlerini ve  oranlarını değiştirmek yoluyla çeşitli niteliklerde camlar meydana getirmiştir.  Fotoğraf objektifleri, astronomik dürbünler, gözlükler, mikroskoplar,  spektroskoplar, jeodezik ve topografik camlar gibi cam ve şişeden çok farklı  niteliklerde ve kullanışta gereçler yaratmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunların yaratıcıları modern optik camların bulucusu İsviçreli Pierre-Louis  Guinand (1748-1824), Alman Cari Zeiss (1816-1888) ve Ernest Abbe (1846-1907)  oldular. Bunlardan birincisinin torunları Paris&#8217;te optik araçlar fabrikası  kurdu, ikincisi de bilimsel kaliteyi ve üretimi geliştirdi.</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sulfirik-asit-kesifler-ve-buluslar/">Sülfirik Asit (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sulfirik-asit-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
