<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ulkuculuk | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/ulkuculuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:17:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ülkücüler Saldırıcıdır (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ulkuculer-saldiricidir-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ulkuculer-saldiricidir-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Oct 2007 18:04:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<category><![CDATA[Ulku]]></category>
		<category><![CDATA[Ulkucu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulkuculer Saldiricidir]]></category>
		<category><![CDATA[Ulkuculuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ulkuculer-saldiricidir-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkücüler Saldırıcıdır (Hüseyin Nihal ATSIZ) Biyoloji bakımından canlıların, yani hayvanlarla bitkilerin gayesi kendi soyunun bütün dünyayı bürümesidir. Hiçbir hayvan veya bitki cinsi dünyayı kaplayamıyorsa bunun sebebi aynı gayeyi güden başka cinslerin mukavemetine maruz kalmasıdır. Cinslerin aynı gaye için yaptıkları bu tesir ve maruz kaldıkları tepkiden &#8220;hayat kavgası&#8221; doğuyor. Bu arada zayıflar eziliyor, azalıyor; güçlüler yapılıp [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ulkuculer-saldiricidir-huseyin-nihal-atsiz/">Ülkücüler Saldırıcıdır (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Ülkücüler Saldırıcıdır</font></span><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"><br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Biyoloji bakımından canlıların, yani  hayvanlarla bitkilerin gayesi kendi soyunun bütün dünyayı bürümesidir. Hiçbir  hayvan veya bitki cinsi dünyayı kaplayamıyorsa bunun sebebi aynı gayeyi güden  başka cinslerin mukavemetine maruz kalmasıdır. Cinslerin aynı gaye için  yaptıkları bu tesir ve maruz kaldıkları tepkiden &#8220;hayat kavgası&#8221; doğuyor. Bu  arada zayıflar eziliyor, azalıyor; güçlüler yapılıp çoğalıyor; bazı soylar ise  yeryüzünden büsbütün kalkıyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milletler arasında da aynı yasa hüküm sürer. Millet, âdeta gayri şuurî olarak  dünyaya yayılıp hâkim olmak ister. Fakat yayılırken başka milletlerin  mukavemetine çarpar. Böylelikle aralarında savaş başlar. Sonunda güçlüler  kazanır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsan toplulukları yani milletler, yüksek bir şuur mertebesine eriştikleri için  bunlar arasındaki hayat kavgası yalnız tabiatın kanunları içinde sürüp gitmekle  kalmaz. Buna insan şuurunun sistemi ve metodu da eklenir. Bundan da millî  ülküler doğar. Demek ki millî ülkü, milletin tahteşşuurunda bulunan &#8220;yayılıp  hâkim olma&#8221; sevkitabiisinin başkanlar ve kılavuzlar tarafından şuurlandırılıp  sistemlendirilmiş şeklidir. Ülküye kılavuzluk veya başkanlık eden şahsiyetlerin  irade ve kuvvet derecesi ülkülerin başarısında birinci derecede âmildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî ülkülerde azdan çoğa doğru üç dönem vardır: İstiklâl, birlik, fütuhat.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî ülkünün ilk dönemi istiklâl kazanmaktır. Müstakil olmayanlar  istiklâllerini kazanmak, kazanmış olanlar da bunu muhafaza edip sağlamlaştırmak  düşüncesi ardında koşarlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İrlandalılar sekiz yüzyıldan beri istiklâl için uğraşıyorlardı. Küçük bir millet  oldukları halde fedakârlıkları sayesinde koca İngiltere&#8217;nin elinden  istiklâllerini zorla söküp attılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Estonlar, Letonlar, Litvanlar asırlardan beri istiklâl rüyası görüyorlardı. İlk  cihan savaşından sonra ülkelerine kavuşmuşlardı. 1940&#8217;ta kaybettikleri istiklâli  yeniden elde etmek için şimdi içerde ve dışarda azimle çalışıyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eskiden müstakil olup 150 yıl önce istiklâllerini kaybetmiş olan Lehliler büyük  fedakârlıklardan, kanlı ihtilâllerden sonra ilk cihan savaşı sonunda  istiklâllerini kazanmışlardı. 1939&#8217;da istiklâli yeniden kaybettiler. Fakat sanki  hiçbir şey olmamış, o kadar felâketi onlar yaşamamış gibi yeniden istiklâl  davası arkasındadırlar. Bir yandan çete savaşlarıyla millî ruhu ayakta tutmaya  çalışırken bir yandan da dışardaki teşkilatları vasıtasıyla her fırsattan  faydalanarak istiklâllerini kurtarmaya çabalıyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hindistan, Pakistan, Birmanya, İndonezya da aynı yolun yolcusu olarak, aynı  gayeler için kan dökerek nihayet emellerine kavuştular.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İstiklâl uğrundaki savaşın en tipik örneğini Yahudiler vermiştir: Esâretleri  yirmi asrı geçen, dünyanın her tarafına dağılarak bir anayurtları kalmayan ve  dillerini de kaybeden Yahudiler, istiklâl sevkitabiisinin tesirinde olarak  yaptıkları uzun ve yıpratıcı mücadeleden sonra millî ülkünün ilk merhalesine  erdiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün, milletlerin çoğu müstakil olduğu için millî ülkünün bu ilk merhalesi  ardında koşan milletler azdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî ülkünün ikinci merhalesi birliktir. Yani bir milletin bütün fertlerinin  tek bayrak altında tek devlet hâline gelmesidir. İstiklâlini kazanmış olan her  milletin ilk işi yabancı hâkimiyet altında kalmış olan uruktaşlarını kurtarma  yollarını aramaktır. Yahut bir millet birkaç ayrı devlet hâlinde siyaseten  müstakilse bunların birleşmesi için siyâsî ve askerî faaliyette bulunmaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">On dördüncü asırda Türkiye Türkleri yirmi, otuz ayrı hükûmetle idare olunuyordu.  Birleşme kanunu dolayısıyla bunlar bir buçuk asır birbirleriyle çarpıştılar.  151&#8217;te birliği tamamladılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İtalya da aynı şekilde hareket ettikten sonra gözünü yabancı hakimiyeti altında  kalmış olan İtalyanlara çevirdi. İlk cihan savaşında İtalya&#8217;nın müttefiklerine  ihaneti, Avusturya idaresinde yaşayan birkaç yüz bir İtalyan&#8217;ı kurtarmak içindi.  İkinci cihan savaşında Fransa ve Yugoslavya ile yaptığı savaşlarda o iki  ülkedeki birkaç yüz bin İtalyan için yapıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ayrı müstakil devletler hâlinde yaşayan Almanlar 1870&#8217;te yaptıkları büyük bir  atışla siyasî birliklerini anaçizgileriyle kurduktan sonra bunu tamamlamak için  1938&#8217;de başlayan bir seri hamleler daha yaptılar. Gerçi bu büyük işi  başaramadılar. Fakat başarmalarına ramak kalmıştı. Bugün Avusturya ayrılmış ve  Almanya da iki ayrı parçaya bölünmüş olduğu halde Alman önderlerinin bir birlik  ardında koştukları görülmektedir. Hatta, Batı Almanya Meclisinde Doğu ile  birleşmek konusu üzerine sözler söylenirken bazı milletvekilleri Avusturya ile  de birleşmek istediklerini haykırarak açığa vurmuşlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Romen Birliği, Eflak ve Boğdan Beyliklerinin birleşmesiyle başlamış ve Romanya  bundan uruktaşlarını kurtarmak için 1913, 1914-1918 ve 1941 savaşlarına  girmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Finler, Rusya idaresinde bulunan Karalya Finlerini kurtarmak için Almanya&#8217;nın  yanında savaşa girmişlerse de kaybetmişlerdir. Fakat ilerde mutlaka kazanacaklar  ve büyük Finlandiyayı kuracaklardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Macarların, Bulgarların, Sırpların, Yunanlıların da son asırdaki tarihlerinde  aynı kanunla hareket ettiklerini vukuat pek açık olarak göstermiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bazı çok yeni ve zayıf, askerî kudreti sıfır derecesinde veya kültür seviyesi  çok aşağı olan milletlerde de aynı kanunla hareket edildiğini görüyoruz. Meselâ  Efganistan aşağı yukarı 10-12 milyonluk geri bir memleket olduğu halde 100  milyonluk Pakistan&#8217;la davâlıdır. Pakistan sınırları içinde yaşayan ve Peşto yani  Efgan dili konuşan uruktaşlarını istiyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yanında müttefikleri olduğu hâlde Yahudilere yenilen Mısır ise İngiltere&#8217;den  Sudan&#8217;ı ve Trablus&#8217;la Bingazi&#8217;yi istiyor. Bütün nüfusu 400 bin kişi bile olmayan  Ürdün Beyliği, Suriye ve Filistin&#8217;in hepsini istiyordu. Bu kadarını elde edemedi  ama Yahudilerden arta kalan Filistin parçasını eklemesini becerebildi.  Habeşistan, Eritreyi istemektedir. Yahudiler ise millî birlik için Irak ve  Yemen&#8217;deki yüz bine yakın Yahudiyi uçaklarla İsrail&#8217;e taşıdılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî ülkünün üçüncü merhalesi ise fütuhattır. Çünkü millî birliğini tamamlamış  olan milletler kendi soylarını yeryüzüne yayıp hâkim kılmak için istilâ ve  fütuhat yapmak mecburiyetindedirler. Hattâ bir millet bazen kendi millî  birliğini tamamlamadan önce de fütuhata başlayabilir. Meselâ Osmanlılar  Türkiye&#8217;deki Türk birliğini tamamlamadan önce Avrupa&#8217;da geniş fütuhat  yapmışlardı. İtalyanlar ve almanlar da millî birlik işi bitmeden önce sömürge  fetihlerine kalkışmışlardır. Fakat böyle tek istisnâlar umumî kaideyi bozmaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Üçüncü Cihan Savaşı, millî birliklerini tamamlamış olan Alman, İtalyan, Japon ve  Rusların üçüncü merhaleye varmak gayretlerinden başka bir şey değildir. Şimdi  yalnız Rusya bu yolda yürümek istiyor ve tabiî bir sonuç olarak başkalarının  mukavemeti ile karşılaşıyor. Başka millî ülkülerin muzaffer oluşu da yakında  Rusya&#8217;yı çökertecektir&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Görülüyor ki ülküler taarruzîdir. Müstakil olmayan millet istiklâlini kazanmak  için kendisine hâkim olan milleti yenmeye mecburdur. Yani taarruzî bir maksatla  hareket edecektir. Birliğini tamamlamamış olan millet bu birliği elde etmek için  uruktaşlarını esaret altında tutan millet veya milletlerle çarpışacak, onlardan  toprak alacaktır. Millî birliğini kurmuş olanlar ise fütuhat yapmak için  başkalarını yeneceklerdir. Demek ki millî ülkülerin her üç dönemi de taarruzîdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Acaba tedafüî ülkü olamaz mı? Bir millet malik olduğu sınırlar içinde yaşayıp  refaha kavuşmak ülküsünü güdemez mi? Hayır! Çünkü mevcut sınırları muhafaza  etmek ve zengin olmak düşüncesi hiçbir zaman bir ülkü olamaz. Bunlar bir millet  için en küçük ve alelade bir istek değildir. Ülkü biraz hayal ile karışık, uzak,  güç bir hedeftir. Ülkü, o ülkü ile tutuşmuş millet fertlerini heyecan içinde  yaşatan kutlu ve tatlı düşüncedir. Ülküler kanla, fedakârlıkla, kahramanlıkla  beslenir. Bir millet, ülküsüne varmak için ırmaklar gibi kan akıtır, yığınlarla  can harcar. Ülkülere kanla, kılıçla, dövüşle, millî kinle varılır. Ülkü çelik  yürekler, demir bilekler, sarsılmaz irâdeler, yüksek ahlâklar ister. Ülkü bir  dindir. Kahramanlar ve şehitler ister.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geçmişte birlik kurmuş, fütuhat yapmış olan milletler eski ululuğu yeniden  diriltmek için uğraşırlar. Çünkü (mazide tarihî hakikat olan şeyler, âtide de  tarihî hakikat olabilirler). Ülküler hiçbir kayıtla, hiçbir siyâsî ve insanî  düşünce ile sınırlandırılamaz. Bir ülküye bel bağlamış, gönül vermiş milletlerin  tarihî düşmanları vardır. O düşmanlar mutlaka tepelenecektir. O düşman  milletlerle dostluk andlaşmaları yapılmış olabilir. Bu geçici dostlukların  hiçbir değeri yoktur. Tarihî düşmanlar ancak dışişleri bakanlarının dostudur.  Milletin asla!&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir millet için en büyük tehlikelerden biri barış ve dostluk afyonu yutarak  uyumaktır. Büyümek istemiyen millet küçülmeye mahkumdur. Saldırmayan millete  saldırırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Yurtta barış, cihanda barış&#8221; yahut &#8220;kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok&#8221;  gibi sefilane bir siyasî umde ile bu milletin manevî enerjisini bilerek veya  bilmeyerek söndürenler, zaten mahvolmuş Almanya&#8217;ya savaş açarak Türk tarihinde  asla görülmemiş bir kancıklığın zilletini tarihimize sokanlar, fakat Bulgaristan  ve adalardaki Türkleri topraklarıyla birlikte kurtarmak fırsatını tarih  yaratmışken en denî ve cebîn bir hareketle bundan kaçanlar hiç şüphesiz Türk  birliğini tamamlamak yolunda bir adım atamazlardı. Çünkü onlar bu memlekette  Moskofçuluğu için için yaşatmak, Türkçülüğü açıkça yok etmek istiyen  devşirmelerdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayat bir savaşken ve onu kazanmak için mutlaka taarruz etmek gerekirken millî  ülkü yolunda yapılacak taarruzun çirkinliğini haykırmak ya gaflet, ya ihanettir.  Devletlerin sorumlu yerlerinde bulunanlar siyasî nezaket veya menfaat  dolayısıyla böyle sözler söyleyebilirler. Fakat milletin gençliğine hitab  edenler; yani öğretmenler, şairler, gazeteciler, yazıcılar bize barış afyonu  yutturmak isterlerse onların şecerelerini ve evlerindeki gizli evrâkı araştırmak  tarihin, bilhassa Türk tarihinin değişmez hakikatını bir defa daha teyid  edecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orkun, 1 Şubat 1944, Sayı: 14</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ulkuculer-saldiricidir-huseyin-nihal-atsiz/">Ülkücüler Saldırıcıdır (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ulkuculer-saldiricidir-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
