<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>veda | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/veda/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:17:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Veda (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/veda-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/veda-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Oct 2007 08:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/veda-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Veda (Hüseyin Nihal ATSIZ) Birçok Türkçünün maddi, manevi yardımıyla çıkmakta olan Orkun, onu idare edenlerin yorgunluğu yüzünden kapanıyor. Bu kararı verenlerin ızdırabı büyüktür. Uzun konuşma, tartışma ve danışmalardan sonra, yapılacak başka bir şey olmadığı için bu neticeye varılmıştır. &#160; Yurdun her tarafındaki genç Türkçülerin, bu sonuç karşısında duyacakları acıyı düşünmek bizi elem içinde bırakmakta ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/veda-huseyin-nihal-atsiz/">Veda (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Veda<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birçok Türkçünün maddi, manevi yardımıyla çıkmakta olan Orkun, onu idare  edenlerin yorgunluğu yüzünden kapanıyor. Bu kararı verenlerin ızdırabı büyüktür.  Uzun konuşma, tartışma ve danışmalardan sonra, yapılacak başka bir şey olmadığı  için bu neticeye varılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yurdun her tarafındaki genç Türkçülerin, bu sonuç karşısında duyacakları acıyı  düşünmek bizi elem içinde bırakmakta ve bahta lanet etmeğe sevketmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülüğün bayrağını, ilerde yeniden açmak üzere şimdilik kapatıyoruz. Bu  bayrağın yeniden açılması, şahıs olarak mutlaka yine bizim idare edeceğimiz bir  derginin çıkması manasında anlaşılmamalıdır. Türkçülük bayrağını yükseltenler  yoruldukça, yıprandıkça, düştükçe o bayrak, bir adım geriden gelenler tarafından  kavranacak ve Türkçülük ordusu, bir çığ gibi büyüyerek hep ileriye, büyük  ülküye, Kızıl Elma&#8217;ya doğru yürüyecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ülküler, milletlerin şuurudur. Ülküsüz millet, şuursuz insan gibidir. Bu  memleket yıllarca, hain bir maksatla şuursuz yaşamaya mahkum edildi ve Türk  ırkının şuurlu çocukları olan Türkçüler zindanlara takıldı. Hatta onların vatan  ve millet haini olduğu ilan edildi. Türkçüler dünyadaki bütün Türklerin mazide  olduğu gibi bir devlet halinde birleşmelerini ve Devşirme döküntülerinin yukarı  mevkilere geçmemesini istedikleri için bu damgayı yemişlerdi. Bütün insanları  Moskova buyruğu amele diktatörlüğü altına almak gibi hayvani ve ahmakça bir  maksat ardında koşanlar ve onların yardakçıları mazide birkaç kere gerçekleşmiş  olan Türk birliğinin yeniden kurulmasına &#8220;hayal&#8221; demek ihanetini de  gösteriyorlardı. Gazete ve radyolarla bizim vatan haini olduğumuzu ilan eden  soysuz soytarıların iç yüzü, Tanrı adaletinin dünyada tecellisiyle pek çabuk  anlaşıldı. Hemen hepsi Devşirme döküntüsü olan bu hakiki vatan hainlerinin  &#8220;vatan&#8221; dedikleri şey kendi köşkleriyle rahat ve huzurlarından ibaretti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vatan hainlerinin darbelerine maruz kalan Türkçülük geriledi veya zayıfladı mı?  Asla!&#8230; Tırpan yiyen otlar gibi daha gür, daha sık gelişti ve yurdun dört  bucağına yayılarak bir tarlaya atılan tohumlar gibi filizlenmeye başladı.On iki  asır önce yaşamış olan büyük Türk siyasi ve kumandanı Bilge Tonyukuk, ilk Türk  tarihi demek olan yazıtında bir milletin başında serserilerin bulunmasını en  büyük felaket diye anlatmakta ne kadar haklıdır! 1950&#8217;den önce uzun yıllar bu  memleketin başında serseriler, hem de yabancı ve hain serseriler hüküm sürdü.  Milletin sağlığını, servetini ve ahlakını o serseriler mahvetti. Bir gece içinde  bizi Moskof sömürgesi haline getirecek planları o serseriler hazırladı. Fakat  onlar bugün, tarihin hiçbir devrinde görülmemiş bir hayasızlıkla milletten,  vatandan, hürriyet ve demokrasiden bahsediyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük, bütün Türklerin tek devlet halinde birleşerek her bakımdan bütün  milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür. Bunun değişmez iki ana unsuru  vardır: Irkçılık, Turancılık. Irkçılık ilk önce bir milli savunma vasıtasıdır:  Türkelindeki azınlıkların kendi aralarında gizlice yürüttükleri ırk şuuruna  karşı bir korunma tedbiridir. Türkiyedeki Selanik Dönmeleri Türkleşmemek için  asırlardır gizli tedbirler alırken, hiçbir kültürü ve mazisi olmayan bir takım  küçük millet ve cemaatlar soyadı kanununun sarahatine rağmen, kendi soyadlarına  kadar saklayıp ırkçılık yaparken, Yahudiler İsrail&#8217;in hakiki vatanları olduğunu  türlü şekillerle ispat ederken Türkler de hiç şüphesiz devletin hakiki sahibi  olarak bazı tedbirler almakta haklıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Irkçılık aynı zamanda bir hıfzıssıhha meselesidir. Karışmak daima üstün tarafın  aleyhine olduğundan üstün bir ırk olan Türk ırkı aşağı ırklarla karıştığı zaman  ortaya çıkan melezlerde Türk&#8217;ün bazı üstün vasıfları kaybolmakta, aşağı ırkın  iptidai vasıflarından bazıları onun yerini tutmaktadır. Birer müspet ilim olan  antropoloji ve rasyolojinin ortaya koyduğu bu hakikatlardan siyasi düşüncelerle  vazgeçemeyiz. İlim ve hakikat, siyasetin oyuncağı olamaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Irkçılık en nihayet bir tarihi şuur meselesidir. En eski Türk devletlerinden  başlıyarak kısa ömürlü cumhuriyet devrinin sonuna kadar gördüğümüz binlerce  örnek, devlette mühim mevkilere geçirilen yabancı kanlıların ihanetlerini  göstermektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün bunlara bakarak Türkçüler, ırkçılığı değişmez bir prensip olarak kabul  etmişlerdir. Fakat bu ırkçılık, ırkçılığın ne olduğunu bilmiyen veya  bilmezlikten gelenlerin ileriye sürdüğü gibi insanları ölçüden ve laboratuvar  muayenelerinden geçirerek hangi milliyete mensup olduklarını tayin manasına  gelmez. Hemen hemen her ırk başka ırklarla karışmıştır. Bundan bir şey çıkmaz.  Çünkü tabiat bir müddet sonra melezliği tasfiye eder. Fakat bir ırk mütemadiyen  başka ırklarla karışmakta devam ederse bir zaman sonra, bir daha düzelmemek  üzere bozulur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Irkçılık tehlikelidir diye bağıranlar dünyadan haberi olmayan bir takım  zavallılardır. Dünyanın her yerinde, hatta ırkçılık düşmanlığını kısmen bizim  gafillere aşılayan İngiltere ve Amerikada bile mükemmel bir ırkçılık vardır.  Amerikalılarla İngilizlerin ırkçılık düşmanı gözükmeleri İkinci Cihan Harbinde  Almanların kendi ırklarının üstün olduğunu iddia edip bazı haklı neşriyatla  Amerikan ve İngilizlerin karışma yüzünden düştükleri gösterince Anglosaksonlar  siyasi rekabet ve kıskançlık sebebinden ırkçılığa düşman kesilmişlerdir. Fakat  onların düşman olduğu ırkçılık resmi ve aleni Alman ırkçılığı olup gizli ve örfi  Anglosakson ırkçılığı değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kunlar ve Gök Türkler çağında saraylarımıza giren Çin prenseslerinin ihanetleri  artık bugün popüler bilgi haline gelmiştir. Osmanlılar devrinde Kanuni Sultan  Süleyman gibi büyük bir padişahı küçük düşüren hareketler İslav asıllı Hurrem  Sultan yüzündendir. Osmanlı tarihinde büyük gözüken bir takım sadrazamların  hainliği artık gün gibi aşikar olmuştur. Gedik Ahmet Paşa Maktul İbrahim Paşa,  Sokullu gibi büyük sayılan Devşirmelerin iç yüzü ve Devşirmelerden mürekkep  Yeniçeri ordusunun haince rolleri gizli kapaklı bir şey değildir. Bütün bu  hususları tafsilatiyle öğrenmeleri için Türkçülere, İsmail Hami Danişmend&#8217;in  &#8220;İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi &#8221; adlı büyük eserini mutlaka okumayı tavsiye  ederim. Balkan, Cihan ve İstiklal Harblerinin büyük ihanetleri ise herkesin  bildiği şeylerdir. Bütün bunlardan sonra İsmet İnönü ve yardakçıları gibi  münafık ahmakların ağzına yakışır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Irkçılığın aleyhinde bulunanlara şunu sormalı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Kendinizi Çingene ile bir tutar mısınız? Bir Çingene ile evlenir misiniz?  Çingene bir gelin veya damat kabul eder misiniz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Evet derlerse mesele yok. Hayır derlerse ırk tefriki yapıyorlar demektir.  Onların yalnız Çingenelere karşı yaptığı bu ayırmayı biz başkalarına karşı da  yapıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Irkçılık, Anadolu Türklerinin içinde örf olarak yaşamaktır. Köy ve kasabalarda  kaç yıl hatta asır önce oraya gelmiş olan bir yabancının bugünkü ailesi hala  yabancı sayılmaktadır. Tamamiyle Türkleşen, Türkçeden başka dil bilmiyen ve  kendisini başka bir millete mensup saymıyan bu türlü insanlara yabancı gözüyle  bakmak Anadolu Türklerindeki kuvvetli ırk şuurunu gösterir. Demokrasinin bir  &#8220;çoğunluk arzularını tahakkuk sistemi&#8221; olduğu unutulmamalıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülüğün ikinci unsuru olan Turancılık bütün Türklerin birleşmesi  düşüncesidir. Bugün belki 40, belki 50, belki 60 milyon Türk var. Geniş bir  vatana yayılmış olan bu Türkler mazide muhteşem rol oynamış, hareketli,  kabiliyetli bir millettir. Sebebi her ne olursa olsun başka milletlerin  hakimiyeti altına düşmüş olan bu Türkleri bir tek devlet halinde toparlamak  düşüncesi kadar haklı ve makul ne olabilir? Dünyadaki bütün milletler, yabancı  hakimiyet altında kalmış olan millettaşlarını kurtarmak gayesini güderken  Türkler neden aynı dileğin arkasında koşmasın? Yaratılıştan devlet kurucu olan  Türkler için bu kadar büyük bir devleti kurup yaşatmak hayal değildir. Tiren,  otomobil, uçak, telgraf, telefon ve radyonun olmadığı zamanlarda bile Türkler  büyük devletler kurmuş asırlarca yaşatmışlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dünyanın bütün Türkleri Türkiye&#8217;ye Kabe gibi bakıyor. Türkiye&#8217;nin kendilerini  birgün kurtaracağı efsanesi, aralarında yaşıyor. Yalnız anayurtta ve zulüm  altında yaşıyan Türkler değil, medeni ülkelerde yaşıyan Türkler de buraya hasret  çekiyor. Geçen yıl Finlandiya Türklerinden bir genç kızla tanışmıştım. Bermutat  gümrük vesairede gördüğü güçlüklere rağmen Türkiye&#8217;yi çok sevmişti.  Finlandiya&#8217;da 1000 kadar Türk yaşadığını, hepsi zengin ve müreffeh olan bu  Türklerin kendilerine çok iyi muamele eden dürüst ve asil Fin milletini  sevmelerine rağmen buraya gelmek istediklerini, Finlerle katiyen  evlenmediklerini, en büyük korkularının Türkçeyi unutmak olduğunu, Fin-Rus  savaşında şehit olan altı yedi Türk&#8217;ün Finlandiya Türklerinin en seçme ve  kültürlü gençleri olduğunu söylemişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün Türkleri kurtarmak milli hakkımızdır. Milli hakkımız olması bile bize  karşı duyulan bu büyük sevgiden sonra insani vazifemiz haline gelmiştir.  Milletleri büyülten şeyler milli ve insani asil hareketleridir. Zulüm altında  inleyen tutsak Türkleri kurtarmak için yapılacak fedakarlıktaki ihtişam o kadar  parlaktır ki bu parlaklık, Türklüğün ölmezliğinin senedlerinden biri olacaktır.  Hiçbir ülkünün ardında olmayarak, yalnız yiyip içmeyi düşünmek ve yalnız bir gün  için yaşamak insanlara hiçbir şeref vermez. Bu kadarını hayvanlar da yapar.  İnsanlık, ülkü için ve yarın için yaşamak, bu uğurda fedakarlık etmek ve  ölmektir. Ölümden hayvanlar kaçar. İnsan şeref için ve muhteşem saydığı bir gaye  için ölmesini bilen yaratıktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Turancılık, bizimle akraba olan milletleri yani Moğol, Mançu ve Koralıları,  hatta Finlerle Macarları da birleştirmek ülküsü değildir. Turan kelimesi ilim  dilinde bazan Ural-Altay manasında da kullanıldığı için Turancılığın  Ural-Altaycılık olduğu zannı da bazan hasıl olmuştur. Fakat hiçbir Türkçü böyle  bir gaye gütmemiştir. Bizim Turancılığımız Türk&#8217;ün tarihi vatanı olan ve çoğu  hala Türklerle meskun bulunan ülkeleri istiklale ve Türkiye ile birliğe  kavuşturmaktır. Bu birliğin nasıl olacağı meselesi bizi ilgilendirmez. Çünkü o  siyasi bir iştir. Bizim Turancılığımız ve ırkçılığımız yani Türkçülüğümüz ise  siyasetin üstünde bir ülkü meselesidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demek ki Türkçülük bütün Türklerin birleşmesini ve Türklüğün yabancı ırk  tesirlerinden korunmasını istiyor. Burada Türkçülüğün millet ve vatan  tariflerinin ne olduğu meselesiyle karşılaşırız. Diğer bir tabirle Türk kimdir  ve Türklerin vatanı neresidir?Türk, Türk soyundan gelen insandır. Türk soyundan  gelince de pek nadir ve arızı bazı istisnalardan sarfı nazar, o insanın Türkçe  konuşması ve Türk kültürünü taşıması lazımdır.Türk olduğu halde anadilini  kaybetmiş olan Polonya-Litvanya Türklerini, Türkçe bilmiyorlar diye Türklük  kadrosundan çıkaramayız. Bunlar kan bakımından da, duygu bakımından da Türk  oldukları için günün birinde kendi istekleriyle Türk dili kadrosuna  gireceklerdir. Bazan, yabancı ülkede doğup anasını babasını kaybettiği için  Türkçeyi unutanlar da vardır. Türk olduğunu bildikçe bu gibileri Türk&#8217; tür. Bir  felaket yüzünden Türkçeyi kaybedenleri Türklükten çıkarmakla eşittir ki buna  kimsenin hakkı yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türklerin bir millet olmak için mazide mukadderat birliğine, tarih birliğine  ihtiyaçları yoktur. Türkiye Türkleriyle Türkistan Türkleri uzun zaman ayrı  mukadderata malik olmuşlardır. Bundan onların ayrı milletler olduğu manası  çıkmaz. Onlar günün birinde yine aynı mukadderata malik tek millet olacaklardır.  Anadolu ve Azerbaycan Türkleri de uzun zaman ayrı yaşamışlardır. Fazla olarak  Anadolu ile Azerbaycan, Azerbaycanla Türkistan, Türkistanla Anadolu, Türkistanla  İdil-Ural, İdil-Ural&#8217;la Türkiye (yani İlhanlılarla Altun Ordu) bazan şiddetle  çarpışmışlardır. Hele mezhep kavgaları yüzünden Anadolu ve Azerbaycan  Türklerinin vuruşmaları pek feci olmuştur. Fakat bütün bunlar Türklerin tek  millet olmasına mani değildir. Bugün tek millet olduğunda kimsenin şüphesi  olmayan Anadolu Türklerinin vaktiyle Osmanlı-Karaman, Osmanlı-Akkoyunlu halinde  birleşmelerine engel olmamışsa, yarın da öteki Türklerle Türkiyenin birleşmesi  ve kaynaşması, önüne kimsenin geçemiyeceği tarihi bir zarurettir. Türkler aynı  tarihi mukadderata malik değiller gibi görünüyorsa da bir bakımdan aynı tarihi  makadderata sahip oldukları da söylenebilir. Çünkü ayrı siyasi parçalar  halindeki Türklerden herhangi birinin başına gelen faciadan biraz sonra ötekiler  de müteessir olmuştur. Mesela Kazan Hanlığının yıkılışı Türkistanın yıkılışına  yol açmış, Kırım&#8217;ın çöküşü Türkiye&#8217;ye ağır kayıplara mal olmuştur. Bununla  beraber Türklerde tarihi mukadderat meselesinin şuurlu bir şekilde mütaala  olunduğunu gösteren hadiseler de vardır. Mesela Türkiye, Kırımın kurtarılması  için 1786-1791 savaşını yapmış, Sultan Aziz de aynı denemeyi tekrarlamak üzere  kuvvetli bir donanma hazırlamıştı. Doğu Türkistandan Çinlileri kovan Atalık Gazi  Yakub Beğ Türkiye&#8217;yi metbu tanımıştı. Velhasıl bugün Türklerin mukadderatı  birdir ve geçen her yıl bu mukadderat birliğini biraz daha kuvvetlendirmektedir.  Bundan başka bizim de imza koyduğumuz Birleşmiş Milletler İnsan Hakları  Beyannamesindeki &#8220;milletlerin hür ve müstakil yaşamak hakkı&#8221; na Türkler;  mazileri, kabiliyetleri, coğrafi ehemmiyetleri ve nüfusları bakımından başka  milletlerden daha çok layıktır. Başka milletler koydukları imzanın şerefi için  bizim bu hakkımızı kabule mecburdur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milleti yapan unsurlardan birisi de din olduğuna göre Türklerin dini üzerinde de  durmaya mecburuz. Hiç şüphe yok ki Türklerin dini Müslümanlıktır. Eski dinimiz  olan şamanlıktan da bazı unsurlar alarak bir Türk Müslümanlığı haline gelen bu  din on asırdan beri bizim milli dinimiz olmuştur. Bununla beraber Türk olmak  için mutlaka Müslüman olmaya lüzum yoktur. Çünkü bugünkü Türkler arasında birkaç  yüzbin Şamani, birkaç yüz bin Hırıstiyan ve hatta birkaç bin Musevi Türk(Karayımlar)  de vardır. Din ayrılığı yüzünden bunları Türklükten çıkarmaya hakkımız yoktur.  Zaten, Hırıstiyan Türkler olan Gagavuzların Türkiye&#8217;de yerleşenleri ekseriyetle  Müslüman olmuşlardır. Onlar bunu Türklüğün bir lazımesi saydıkları için  yapmışlardır. Öyle gözüküyor ki bir Türk birliği gerçekleştiği takdirde bütün bu  Şamani ve Hırıstiyan Türkler Müslüman olacaklardır. Onun için şimdiden onları  zorlamaya bir mecburiyet yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vaktiyle Türkler arsında bir ayrılık unsuru olan Sünnilik-Şiilik meselesi de  artık bahis konusu sayılamaz. Bunların hepsi Müslüman Türktür ve Müslümanlığı  anlayıştaki içtihat farkları artık Türkler arasında ikilik doğuramaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu Türklerin oturduğu yerler Türk vatanıdır. Türklerin devamlı devlet ve  medeniyet kurduğu, Türk hatıraları ile dolu ülkeler yurdumuzdur ve bize aittir.  Bu ülkelerin herhangi birinde Türklerin zorla sökülüp atılması bu hakkımızı  götürmez. Mesela Kırım Türklerinin yok edilmesi veya Doğu Rumeli vilayeti  Türklerinin sürülmesi hiçbir mana ifade etmez. Yahudiler tam bir Arap ülkesi  haline gelen Filistinden nasıl Arapları sürerek orada bir Yahudi çoğunluğu  yaptılarsa biz de aynı şeyi yaparak bize ait olan toprakları mutlaka  Türkleştireceğiz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülüğün değişmeyen tarafı ırkçılığı ile Turancılığı ve bunun neticesinde  Türk milleti ve vatanı hususundaki düşünceleridir. Bu iki temelde bütün  Türkçüler birleşmiştir. Bunun dışında kalan meseleler; mesela iktisadi, sosyal  ve hukuki görüşler Türkçülerin ileride halledecekleri meselelerdir. Bu meseleler  üzerindeki Türkçü düşünceler değişebilir. Çünkü zamanla herhangi bir iktisadi  veya içtimai düşünce çürütülebilir. Fakat ırkçılık ve Turancılık asla  değişmeyecektir. Çünkü bunlar Türklüğün Türklük olması için elzem şartlardır.  Tıpkı bir insanın havaya ve yiyeceği olan mutlak ihtiyacı gibi&#8230; Bir insanın  elbise ihtiyacı yaza, kışa, geceye, gündüze göre değişebilir. Eğlencesi de  sinemaya, ava gitmek veya içki içmek şeklinde olabilir. Fakat havaya ve yiyeceğe  ihtiyacı hiç bir zaman değişmez. Irkçılıkla Turancılık, Türkçülüğün hava ve  gıdasıdır.Türkçülüğün kendisine has bir dünya görüşü vardır. Realist olan  Türkçülük &#8220;Yaşamak için kavga&#8221; kanununun, sonuna kadar devam edeceğine  inandığından askerliğe karşı saygı duymakta ve ırkımızın askeri millet olma  geleneğini geliştirme amacı gütmektedir. &#8220;Artık savaş olmıyacak&#8221; gibi uyuşturucu  telkinlerin, milli savunmamızı gevşetmesi bakımından aleyhindeyiz. Dünyada  savaşı kaldırmak düşüncesi asırlardan beri denenmiş, fakat tutmamıştır. &#8220;Roma  Barışı&#8221; denen sözde barış sisteminin büyük kırgınlarla, askeri hazırlıklarla,  zorbalıkla sağlanmış, fakat hiçbir zaman ömürlü olmamış bir sistem olduğu  unutulmamalıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hakiki askeri faziletlerin diriltilmesi ve ruhlarda kökleşmesi taraftarıyız.  Askerlik kalıp işi değil, ruh işidir. Fakat kalıbın da ruha uygun olması  şarttır. Bize fenalığı dokunmıyan milletlerin, fikirlerin ve fertlerin dostuyuz.  Fakat hayatın yalnız sevgiyle yürüyeceğini sanmanın büyük bir gaflet olduğuna  inanıyoruz. Dünyada her şey zıddı ile birlikte vardır. Bundan dolayı sevgiyle  birlikte kin de bulunacaktır. Türkçülük bir bakıma göre de &#8220;Türkçülük düşmanları  düşmanlığı&#8221; dır. Irkımıza, devletimize, yurdumuza, mukaddesatımıza, şerefimize  fenalık etmiş olan her millete, her dine, her rejime, fikre, cemiyet, ferde  düşmanız, &#8220;Kinimiz dinimizdir&#8221;. Varlığımızı korumak, haklarımızı almak için her  zaman çarpışmaya mecburuz. Çarpışmaya mecburuz demek asker olmaya mecburuz  demektir. Askerlik çarpışmak bilimidir. Yaşamaya hak kazanma bilimidir. Bu  bakımdan tek gerçek bilim odur. Başka her ilim ve fen onun yardımcısıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük &#8220;disiplinli millet&#8221; taraftarıdır. Disiplinli millet demek fertlerin  devlete, devletin de fertlere zarar vermiyeceği karşılıklı hak ve vazifeler  sistemini kabul etmiş millet demektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Disiplinli millet tipinde iptidat ve zorbalık olmadığı gibi hürriyet sarhoşluğu  da yoktur. Disiplinli milletle milletin ahlak, gelenek, şeref ve arzularına  aykırı hiçbir şey yapılamaz. Disiplinli millet hayat telakkisi, mukaddesatı,  zevki, bayramı, kederi ve hatta kılığı ve takvimi belli millet demektir.  Türkçülük, Türkelinin her bakımdan Türkleşmesi taraftarıdır. Bu sınırlar içinde  yabancı bir şey kalmıyacaktır. Kayıtsız şartsız Türk kültürü hakim olacaktır. Bu  bakımdan Türkçülüğün kendisine mahsus bir dil, tarih ve alfabe telakkisi vardır.  Arınmış ve geliştirilmiş ve Türkçe istiyoruz. Dil kurultayı maskaralıklarının  yadigarları temizlenecek, fakat bu arada elde edilmiş bazı müspet sonuçlar  saklanacaktır. Bu alfabe Türkçeyi yazmaya ve geliştirmeye elverişli değildir.  Buna, Türkçeyi yazmak için gerekli dört beş harf eklenecek, böylelikle  Türkçe,bir zenci dili durumuna düşmek talihsizliğinden kurtulacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülüğün tarih tezi eski milletleri ve hele Anadoluda yaşıyanları Türk saymak  komedisinden tamamen uzak, bilim çerçevesi içinde milli bir görüştür: Türk  tarihi Orta Asya&#8217;da Milattan önce 12&#8217;nci asıda &#8220;Şu&#8221; veya &#8220;Çu&#8221; larla başlıyan bir  tarihtir. Bu tarih Mançuryadan Kırıma kadar uzanan bir anayurtta 11&#8217;inci Asra  kadar sürmüş, 11&#8217;inci Asırda Türkiye dediğimiz Anadolu, Suriye, Irak, Azerbaycan  ve Horasandan mürekkep ikinci bir anavatan teşekkül etmiştir. Türkçülük  bakımından Aksak Temir-Yıldırım Bayazıd kavgası bir kardeş kavgasıdır. Türkçülük  bakımından Türkiye tarihi Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı hakimiyetlerinin, şimdi  de cumhuriyetin devam ettirdiği tarihtir. Tarihimizin Osmanlı çağı diğer iç ve  dış gelişmelerle birlikte Türk ırkının Devşirmelerle iç savaşı şeklinde de  mütalaa olunacaktır. Türkçülük Tanzimattan sonraki tarihimizin yeniden tedvin  olunarak hakikatların ortaya çıkmasını ve yalancı kahramanların hakiki  mevkilerini almasını ister. Türkçülük bütün fantezilerden uzak bir ciddiyet  taraftarıdır. Devlet ve millet hayatında, fantezilerin millet aleyhinde olduğuna  inanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük, Türk ırkının tarihi ananesine dayanarak kadın hususunda hür  düşüncelidir ve kadına saygı beslemektedir. Ancak kadının koket derecesine  düşmesine de şiddetle aleyhtardır. Kadına saygı beslemek onu erkekle kayıtsız  şartsız eşit tutmak manasına gelmez. Tanrının ayrı yarattığı iki cinsi bir  tutmak tabiat kanunlarına aykırı bir eksantrikliktir. Kadınların her türlü  öğrenimi yapmalarına ve bazı durumlar müstesna, her mesleğe girmesine  taraftarız. Fakat aile yapısının korunması bakımından kadının her şeyden önce  analık ve zevcelik vazifesini yapmasını isteriz. Türkçülük, memlekette sosyal  bir adalet olmasına taraftardır ve hakiki adaletin sosyal olduğu kanısındadır.  Millet fertlerini sağlık, geçim ve istikbal bakımından tatmin etmenin  milliyetçilik şartlarından olduğu aşikardır. Türkçülüğe göre Moskof bizim  barışmaz düşmanımızdır. Bu düşmanlığı tarih, mukadderat ve jeopolitik  yaratmıştır. siyasetle ve yalanla bu düşmanlık kaldırılamaz. Onun için Türk  ırkının hayatında yürütücü amillerinden biri olarak, zaten saklı bir halde  yaşıyan Moskof düşmanlığının milletle beslenmesine taraftarız. Sevgiler gibi  düşmanlıklar da milletleri diri ve ayakta tutar. Türk dışişleri bakanları  arasıra Moskoflarla dostluk edebilirler. Türk milleti için böyle bir şey  düşünmek milli menfaatlar aleyhinde düşünmektir. Moskof bizim ırk düşmanımız  olduğuna göre Moskof emperyalizmi olan komümizm de en tehlikeli düşmanımızdır.  Komünizm, Moskofluğa mal olmuş bulunduğundan ona taraftarlık vatan ihanetidir.  Türkçülük bakımıdan en alçak vatan hainleri olan komünistlerin yok edilmesi  şarttır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Masonluğu da düşman sayıyoruz. Masonluk, kökü dışarda olan gizli bir cemiyettir  ve milliyetçilikle tatmin olunmıyanların başvurduğu Türkçülük düşmanı bir  teşekküldür. Başlangıçta Yahudilerin milli menfaatlarını gizli olarak korumak  için kurulmuş, zamanla beynelmilel bir hale gelmiştir. Savaş halinde bulunan iki  millete mensup Masonların, kendi devletleri aleyhine olsa bile birbirlerine  yardım etmek mecburiyetinde olmaları bu zümrenin bütün milliyetçiliklere ve bu  arada Türk milliyetçiliğine de düşman olduğunu göstermektedir. Onlar gizlice her  yere el atıp orayı ele geçirmeğe çalışmakta ve muvaffak olmaktadır. Bugünkü  &#8220;Türk Ocağı&#8221; nın umumi idaresi ihtiyar Masonların elindedir ve bu yüzden,  vaktiyle milliyetçiliğe o kadar hizmet etmiş bulunan bu müessese artık hizmet  edememektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Siyonizm, Yahudi ırkının huzurunu dünya milletlerinin huzursuzluğunda arıyan  teşkilatlı bir insanlık düşmanı fikirdir. Kendisini bir devletin milli ülküsü  göstermek yolundaki gayreti emperyalist arzularını gizlemek içindir. Birinci  Cihan Savaşında, her türlü kılığa girerek Filistin Cephesindeki ordumuzu arkadan  vuran ve düşmana casusluk eden Siyonistlerin ortaya koyduğu korkunç hakikat,  Türkçüleri bu cereyana karşı da her zaman uyanık ve tedbirli bulunmaya  sevketmektedir. Komünizm, Siyonizm ve Masonluk Türkiye&#8217;de bir sacayak halinde  Türk düşmanlığı yapmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük ağır, fakat sağlam bir şekilde ilerliyor. O, mesela Almanya&#8217;daki  Nasyonal Sosyalizm gibi kısa bir zamanda birdenbire büyüyerek iktidara geçen  cereyanlarla ölçülemez. Tedrici şekilde büyümesi sağlam ve gürbüz olacağının  teminatıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye&#8217;de Ali Suavi, Süleyman Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Ziya Gökalp, Dr. Rıza  Nur, Dr. Mustafa Hakkı Akansel gibi kalem sahibi Türkçüleri yetiştiren Türkçülük  3 Mayıs 1944 hareketiyle belki de memleketi komünizm tehlikesinden kurtarmıştır.  1944-1945 Irkçılık-Turancılık Davası, Türkçülüğün geçirdiği ilk ve oldukça çetin  bir imtihandır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün bu çekilen sıkıntılar verimsiz kalmış değildir. Bugün memlekette yer yer  görülen Türkçü kıpırdanışlar ve davranışlar o çetin imtihanın sonuçlarıdır.  Türkçüler birleşmek lüzumunu duyarak ayrı ayrı kurdukları dernekleri  kaldırmışlar ve &#8220;Türk Milliyetçiler Derneği&#8221; adı altında tek teşkilat haline  gelmişlerdir. Bugün memlekette 40 kadar şubesi bulunan bu dernek daha çok  gençleri toplamakta ve Türkiye&#8217;ye şamil yeni bir Türkçü kaynaşmaya sebep  olmaktadır. Bu teşkilatın yayılması ve kuvvetlenmesinde Orkun&#8217;un epey hizmeti  vardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük şimdi gayri siyasidir ve daha bir müddet öyle kalması hayırlıdır.  Şimdi bütün genç Türkçülere düşen vazife her şehir, kasaba ve kabilse köyde  derneğin şubesini kurarak faaliyete geçmek ve Ankara&#8217;daki Genel Merkeze sıkı bir  şekilde bağlanmaktır. El ve gönül birliğiyle çalışılırsa çok şeyler yapılabilir.  Orkun 68 sayılık neşriyatı ile şimdiye kadar çıkmış olan Türkçü imzanın  tanınmasına hizmet etmiştir. İstediğimiz kadar kuvvetli değildi. Fakat yine de  bir şeydi. Orkun&#8217;da yarım kalan 1944-1945 Irkçılık-Turancılık Davası tefrikası  ilerde kitap halinde basılacaktır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük fikir halinden teşkilat haline girerken, teşkilatı idare edenler sıkı  durmaya ve uyanık bulunmaya mecburdur. Türkçülüğün soysuzlaşmaması için  teşkilata girecek olanlar üzerinde titiz davranmak, aksıyanları merhametsizce  atmak vazifeleridir. Türkçülüğü gösteriş vasıtası diye kullanan, fakat er  meydanında kahpeleşenleri biz 1944-1945 Davasında bizzat gördük. Bir iman ve  irade işi olan Türkçülüğün içinde imanı zayıf, karakteri çürük olanların işi  yoktur. Türkçülük kemiyet değil, keyfiyet işidir. Az fakat öz kimselerden  mürekkep bir Türkçü teşkilat sıkı bir disiplin altında çalışmak şartıyla  ırkımızı terakkinin doruğuna ulaştırabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir veda yazısı olan bu makaleyi bitirirken genç Türkçülere bazı tavsiyelerde  bulunmak isterim:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugünkü şartlar içinde Türkçülerin yapacağı hareketlerin başında hepsinin, kendi  meslek alanında çalışarak yükselmesi gelir. Her Türkçü kendi mesleğinin en  yüksek derecesine veya rütbesine erişebilmek için ciddi ve sistemli şekilde  çalışmalıdır. Başarı gösteremiyenler bezginliğe kapılmamalı, gerekirse meslek  değişmeli, kendilerinden ümit kesenler arkadaşının yükselmesine yardım  etmelidir. Yükselmeğe çalışmakta takip olunacak yol, Masonların başvurduğu gibi  birbirlerini haklı haksız destekliyerek layık olmadığı yere yükselmek gibi  şerefsizce bir yol değildir. Ehliyet göstererek yürümenin şerefli yoludur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her mesleğin faydası ve ehemmiyeti olmakla beraber Türkçüler bilhassa Harb  Okuluna, Mülkiyeye ve öğretmen okullarına girmelidir. Öğretmenlerin öğrencilere  yapacakları milliyetçilik telkini ile memleketin geleceğine nasıl hakim  olduklarını söylemeğe lüzum yoktur. Subaylar da kısmen öğretmendir. Bundan başka  bizim yurdumuzda milli mukadderate hakim olan en mühim zümre subay sınıfıdır.  Mülkiyeden çıkarak kazaların, vilayetlerin başına geçmek Türkçüler için mühim  bir hizmet fırsatıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülerin düşüneceği ikinci bir mesele bir aile kurarak memlekete gürbüz ve  Türkçü çocuklar yetiştirmek olmalıdır. Bunu anlıyarak genç yaşında evlenen ve  çok çocuk yetiştiren Türkçülerin epey fazla oluşu ümit verecek, iç açacak bir  vakadır. Daima çok çocuk ve gürbüz çocuk yetiştirmek prensibinin ehemmiyeti  üzerinde uzun uzun konuşmaya luzum yoktur. Türkçüler evlenecekleri kızın sağlık  ve ırk durumuna ve bu hususta aşka esir olmamaya dikkat etmelidir. Bu türlü  ihmallerin kısa ömürlü evlenmelere yol açtığı örnekleriyle sabittir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçüler teşkilatlanmalı, bunun için de daima Milliyetçiler Derneğini takviye  etmelidir. Bu teşkilatta geçimsizlik göstermemeli, benlik davası gütmemelidir.  Hür Türkçü kendi çevresini ikaz ve irşad etmeğe çalışmalıdır. Bulunduğu şartlar  içinde nasıl bir Türkçülük yapacağını kestirmek o Türkçünün zekasına ve  kabiliyetlerine aittir. Lüzum olursa Türk Milliyetçiler Derneğinin  merkezlerinden sormalı, soramazsa vicdanına danışarak hareket etmelidir.  Yanlışlar samimiyetle itiraf olunmalı, bir daha yapmamaya çalışılmalıdır. Genç  Türkçülerin çoğunda bir milli kültür eksikliği bulunduğu gözden kaçacak gibi  değildir. İmla yanlışları ve ifade bozuklukları bunu açıkça gösteriyor. Bu  eksiklerin giderilmesine uğraşmak lazımdır. Milli kültürü zenginleştirecek  eserleri okumak, hatta kabilse eski harfleri öğrenmek zaruridir. Eski harflerle  yazılmış eserler hala büyük bir hazine halinde kapalı olarak durmaktadır. En  mühim bir cihet de Türkçülerin kendi aralarında bir veya birkaç sandık  kurmalarıdır. Gayet az paraların birikmesiyle başlıyacak olan bu sandıkların  ilerde akla, hayale gelmez faydalar sağlaması muhtemeldir. Damlaya damlaya göl  olduğu unutulmamalıdır. Bu sandıklar Türkçüleri mali güçlüklerden koruyacağı  gibi Türkçü yayınlara da yol açar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu tavsiyelerimin hepsi ehemmiyetsiz şeylerdir. Fakat zamanla bunlardan mühim  sonuçlar doğması beklenebilir. Orkun kapanırken onun çıkmasını ve yaşamasını  sağlayan ülküdaşlarımıza teşekkür ederiz. Genç subaylardan liseli ve ortaokullu  ülküdaşlara kadar bütün Türkçülerin gönülleri ve fikirleri aşağı yukarı bir  buçuk yıl Orkun üzerinde birleşti. Orkun kuvvetli veya zayıf, her ne olursa  olsun, biz, yani Türkçüler demek ki bu kadarmışız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat ümitlerimiz kırık değildir. Uğrunda çalışanlar, ızdırap çekenler, ölenler  bulundukça Türkçülük mutlaka muzaffer olacaktır. Yabancı hakimiyetler altında  kırılan, sürülen milyonlarca ırkdaşımızın bulunması bize vazifemizin büyüklüğünü  ve şerefini hatırlatsın. Zevk ve sefa içinde yaşamak, içkiyle dünyayı hoş  görerek zevk kadınlarıyla mest olmak, şehvet içinde kendinden geçmek de vardır.  İstiyen onu, istiyen berikini tercih eder. Hayat ve ölüm&#8230; Bunların ikisi de  güzeldir. Fakat esas ve ebedi olan ölümdür. Öteki bir rüya kadar geçici ve  aldatıcıdır. Büyük ve esrarlı kainatın sinesinde yatmak&#8230; İşte bizim nasibimiz  budur. Bu nasibimizi almadan önceki kısa rüya aleminde kendimizi ölüm kadar  ebedi bir fikre vermek ve o fikir uğrunda harcamak gibi yüksek bir ülküye  kaptırmaktan şerefli ne olabilir? Bu ölüm bizi gayemize, Tanrı Dağında bekliyen  ecdat ruhlarına ve bizzat Tanrıya kavuşturacak şanlı ve güzel bir ölümdür. Bu  ölümün güzelliği ile içki ve şehvet içindeki hayatın çirkinliğini düşünmek  hakikatı anlamaya da yardım edecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ülkü yolunda ölenlerin, ebedi karanlık içinde kaybolurken hafızalarda bir ışık  gibi parlamaları güzel, fakat hafızalardan ve gönüllerden de uzakta bulunarak  karanlıkta bir olmaları ondan daha güzeldir. Yaşamak sadece kısa bir an  yaşamaktır. Ölüm ise kainatın ebediliğinde, hatıralarda ve gönüllerde asırlarca  yaşamak, yahut hatıralardan ve gönüllerden de silinmekten sonra sonsuzlukta  sonuna kadar yaşamakta devam etmektir. Yaşamak hakkından vazgeçmek ne kadar  güzel, hatırlanmadan, gönüllerden silinerek, unutularak yaşamak ondan da ne  kadar güzeldir. Her fedakarlık muhteşemdir. Fakat eserine imza koymamak, ülkü  uğruna ad bırakmadan silinmek her şeyden daha muhteşemdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birleşmiş Milletler ideali uğrunda Kora&#8217;da şehitler vermek güzel bir şey, fakat  Türkleri birleşmiş görmek için Kafkasyada, Azerbaycanda, Türkistanda, Altayda  can harcamak şaheser bir şeydir. Türkçülük din gibi derin, tasavvuf gibi mistik  bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda  istidat olanlar duyabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçüler! Sıkı saflar halinde birleşerek ve başka her düşünceyi geride  bırakarak, ateş yağmuru altında döküle döküle, fakat bir an durmadan Moskofa  karşı Köprüköy taarruzunu yapan Türk alayı gibi ülküye doğru ilerleyiniz. Bu  ilerleme sırasında düşenlere bakmak için bile bir an kaybetmeyiniz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı Türkü Korusun!</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orkun Dergisi, 18 Ocak 1952, Sayı: 68<br />
</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/veda-huseyin-nihal-atsiz/">Veda (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/veda-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hz. Muhammedin Hayatı (Peygamberimizin Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 12:55:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hz. Peygamber'in Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti MUhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Muhammedin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Hüzün Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed (sav)]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammedin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammedin Kısaca Hayatı Özet Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[İsra]]></category>
		<category><![CDATA[medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[mirac]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[musluman]]></category>
		<category><![CDATA[Muslumanlik]]></category>
		<category><![CDATA[Nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Olum]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimizin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimizin Hayatı Kısaca Ödev Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Çocukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Doğumu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatı Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Hayatının Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Kısaca Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimizin Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<category><![CDATA[Yas]]></category>
		<category><![CDATA[yil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Hz. Muhammed&#8217;in Hayatı&#8230; İslamiyetten Önce Arabistan Hz. Muhammed’in Çocukluk Dönemi Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu Hüzün Yılı İsrâ ve Mirâc Mucizesi Medine’ye Hicret Hicretin Birinci Yılı Hicretin İkinci Yılı Hicretin Üçüncü Yılı Hicretin Dördüncü Yılı Hicretin Beşinci Yılı Hicretin Altıncı Yılı Hicretin Yedinci Yılı Hicretin Sekizinci Yılı Huneyn Gazvesi Hicretin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">Hz. Muhammedin Hayatı (Peygamberimizin Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="5"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">&#8230;Hz. Muhammed&#8217;in  Hayatı&#8230;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/hz_muhammedin_hayati.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/hz_muhammedin_hayati.jpg" height="143" width="200" /></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong>  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetten-once-arabistan/" title="İslamiyetten Önce Arabistan" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066">İslamiyetten</font></span><span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066">  Önce Arabistan</font></span></a><span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-cocukluk-donemi/" title="Hz. Muhammed’in Çocukluk Dönemi" style="text-decoration: none"> <font color="#00cc99">Hz.  Muhammed’in Çocukluk Dönemi</font></a><font color="#00cc99"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-muhammedin-peygamber-olusu/" title="Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Hz.  Muhammed’in Peygamber Oluşu</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hz-omer-ve-hamzanin-musluman-olusu/" title="Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu" style="text-decoration: none"> <font color="#6699ff">Hz.  Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu</font></a><font color="#6699ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huzun-yili/" title="Hüzün Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff99cc">Hüzün  Yılı</font></a><font color="#ff99cc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/isra-ve-mirac-mucizesi/" title="İsrâ ve Mirâc Mucizesi" style="text-decoration: none"> <font color="#33cc33">İsrâ  ve Mirâc Mucizesi</font></a><font color="#33cc33"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/medineye-hicret/" title="Medine’ye Hicret" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Medine’ye  Hicret</font></a><font color="#808080"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-birinci-yili/" title="Hicretin Birinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#da46ff">Hicretin  Birinci Yılı</font></a><font color="#da46ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-ikinci-yili/" title="Hicretin İkinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff0066">Hicretin  İkinci Yılı</font></a><font color="#ff0066"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-ucuncu-yili/" title="Hicretin Üçüncü Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#00cc99">Hicretin  Üçüncü Yılı</font></a><font color="#00cc99"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-dorduncu-yili/" title="Hicretin Dördüncü Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Hicretin  Dördüncü Yılı</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-besinci-yili/" title="Hicretin Beşinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#6699ff">Hicretin  Beşinci Yılı</font></a><font color="#6699ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-altinci-yili/" title="Hicretin Altıncı Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff99cc">Hicretin  Altıncı Yılı</font></a><font color="#ff99cc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-yedinci-yili/" title="Hicretin Yedinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#33cc33">Hicretin  Yedinci Yılı</font></a><font color="#33cc33"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-sekizinci-yili/" title="Hicretin Sekizinci Yılı" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Hicretin  Sekizinci Yılı</font></a><font color="#808080"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huneyn-gazvesi/" title="Huneyn Gazvesi" style="text-decoration: none"> <font color="#da46ff">Huneyn  Gazvesi</font></a><font color="#da46ff"><br />
</font></span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hicretin-onuncu-yili/" title="Hicretin Onuncu Yılı" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 13pt"><font color="#ff0066">Hicretin  Onuncu Yılı</font></span></a></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/">Hz. Muhammedin Hayatı (Peygamberimizin Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>301</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veda Hutbesi</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/veda-hutbesi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/veda-hutbesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Sep 2007 11:44:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Veda Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[musluman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/veda-hutbesi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Veda Hutbesi&#8230; (9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M . Cuma) Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi&#8217;nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitab etti: &#8220;Hamd Allah&#8217;a mahsustur. O&#8217;na hamdeder, O&#8217;ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/veda-hutbesi/">Veda Hutbesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="3"> <span style="font-size: 22pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">&#8230;Veda  Hutbesi&#8230;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/islamiyet/veda_hutbesi.jpg" alt="Veda Hutbesi" height="139" width="257" /></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><font size="2"><em><span style="font-family: Maiandra GD">(9 Zilhicce l0  H./8 Mart <st1:metricconverter productid="632 M" w:st="on">632 M</st1:metricconverter> .  Cuma) </span></em></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Peygamberimiz Hz.  Muhammed (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı  devesi üzerinde, Arafat Vâdisi&#8217;nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün  insanlığa şöyle hitab etti: </span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8220;Hamd Allah&#8217;a  mahsustur. O&#8217;na hamdeder, O&#8217;ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse,  artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez.  Şehâdet ederim ki; Allah&#8217;dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve  benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O&#8217;nun kulu ve Rasûlüdür.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8220;Ey insanlar! Sözümü  iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha  buluşamayacağım. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu  aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir  ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü  tecâvüzden korunmuştur.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ashabım! Muhakkak  Rabbinize kavuşacaksınız. O&#8217;da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir.  Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu  vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir  ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ashabım! Kimin yanında  bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi  kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de  Abdulmutallib&#8217;in oğlu (amcam) Abbas&#8217;ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir.  Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ashabım! Dikkat  ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır.  Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım  ilk kan davası Abdulmuttalib&#8217;in torunu Iyas bin Rabia&#8217;nın kan davasıdır.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ey insanlar! Muhakkak  ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir.  Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun  edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ey insanlar!  Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah&#8217;tan korkmanızı tavsiye  ederim. Siz kadınları, Allah&#8217;ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu  kendinize Allah&#8217;ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız,  kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki  hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri  izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz  bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız  bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir.  Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve  giyeceklerini temin etmenizdir.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ey mü&#8217;minler! Size iki  emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O  emanetler, Allah&#8217;ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin sünnetidir.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Mü&#8217;minler! Sözümü iyi  dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslüman&#8217;ın kardeşidir ve böylece bütün  Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman&#8217;a kardeşinin kanı da, malı da helal  olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ey insanlar! Cenab-ı  Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini  ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde  doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Ey insanlar! Rabbiniz  birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem&#8217;in çocuklarısınız, Adem ise  topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü  olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde  bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah&#8217;tan korkmaktadır. Allah  yanında en kıymetli olanınız O&#8217;ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî  bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah&#8217;ın kitabi ile idare  ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Kimse kendi suçundan başkası ile  suçla<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/namaz/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">namaz</font></a>. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçla<a href="https://www.bilgicik.com/yazi/namaz/" style="text-decoration: none"><font color="#000000">namaz</font></a>.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Dikkat ediniz! Şu dört  şeyi kesinlikle yapmayacaksınız: </span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8211; Allah&#8217;a hiçbir şeyi  ortak koşmayacaksınız. </span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8211; Allah&#8217;ın haram ve  dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz. </span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8211; Zina  etmeyeceksiniz. </span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8211; Hırsızlık  yapmayacaksınız.</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">İnsanlar! Yarın beni  sizden soracaklar, ne diyeceksiniz? &#8221; </span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Sahabe-i Kiram birden  söyle dediler:</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8220;Allah&#8217;ın elçiliğini  ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte  bulundunuz, diye şahadet ederiz!&#8221;</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">Bunun üzerine Resul-i  Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şahadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine  çevirip indirdi ve söyle buyurdu:</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">&#8220;Şahit ol yâ Rab!  Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! &#8220;</span></font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/veda-hutbesi/">Veda Hutbesi</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/veda-hutbesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>51</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
