<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vehbi Koç | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/vehbi-koc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 May 2016 12:38:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Vehbi Koç &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/vehbi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/vehbi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 20:01:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[V]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Vehbi Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Vehbi Koç Kimdir Biyografi Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Vehbi Koçun Hayatı Yaşamı Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/vehbi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vehbi Koç (Hayatı &#8211; Biyografisi) Vehbi Koç, 1901 yılında Ankara&#8217;da Çoraklık semtindeki yazlık evde, &#8216;üzüme alaca düştüğü&#8217; günlerde doğdu. Doğduğu günü hiç bilmedi. Annesi &#8216;üzüme alaca düştüğü günlerde&#8217; deyince, sonradan çocuklarıyla birlikte 20 Temmuz&#8217;u doğum günü kabul etti.Soyu, Kütükçüzadeler olarak anılan ana tarafından 600, Koçzadeler olarak anılan baba tarafından da 250 yıllık Ankaralı ailelere dayanıyordu. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/vehbi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Vehbi Koç – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Vehbi Koç<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vehbi Koç, 1901 yılında Ankara&#8217;da Çoraklık semtindeki yazlık  evde, &#8216;üzüme alaca düştüğü&#8217; günlerde doğdu. Doğduğu günü hiç bilmedi. Annesi  &#8216;üzüme alaca düştüğü günlerde&#8217; deyince, sonradan çocuklarıyla birlikte 20  Temmuz&#8217;u doğum günü kabul etti.Soyu, Kütükçüzadeler olarak anılan ana tarafından  600, Koçzadeler olarak anılan baba tarafından da 250 yıllık Ankaralı ailelere  dayanıyordu. Babası Koçzade Hacı Mustafa Efendi, annesi Kütükçüzade Fatma Hanım&#8217;ın  ilk çocuğuydu. Sonra iki kardeşi daha doğdu. Zehra ve Hüsniye Koçzade Ahmet Vehbi, 5 yaşında mahalle mektebine başladı. Hacı Bayram Camii&#8217;nin  yanındaki &#8220;Topal Hoca&#8217;nın Mektebi&#8221;nde ilk tedrisini aldı. Mahalle Mektebi&#8217;nden  sonra yine Hacı Bayram Camii&#8217;nin yanında kiralık bir evde ders görülen ilkokula  başladı. Bu okulu birincilikle bitirdi. Daha sonra, bugün Tıp Fakültesi İhtisas  Hastanesi&#8217;nin bulunduğu yerde olan &#8220;Taş Mektep&#8221; denilen Ankara İdadi&#8217;sine (lise)  gitti. Ancak idadi hayatı uzun sürmedi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dedesi Koçzade Hacı Mehmet Efendi ile, Vilayet Meclisi Umumi Azalığı yapmış,  Ankara&#8217;da iyi tanınmış, zaman zaman taahhüt işlerine girmiş, buğday ticaretiyle  uğraşmış hareketli bir insandı. Babası medreseye devam etmiş, hoca olmuş ancak  bu konuda çalışmamıştı. Babası, o günlerde Ankara&#8217;nın en güzel caddelerinden  biri olan Karaoğlan Caddesi (bugünkü Anafartalar Caddesi) üzerinde olan  evlerinin altındaki dört dükkanı ticaret yapan gayrimüslimlere kiralık  vermişti.O zamanlarda, tüm Osmanlı&#8217;da olduğu gibi, Ankara&#8217;da da ticaret  gayrimüslimlerin elindeydi. Müslüman Türkler, ülkenin sahibi olmakla birlikte,  çoğunlukla ticaret erbabının emrinde çalışan, basit hayat süren kimselerdi. En  güzel binalar, en güzel mağazalar, en güzel yazlıklar ticaret yapan  gayrimüslimlerindi.Bu, Koçzade Ahmet Vehbi&#8217;nin dikkatini daha çok küçükken  çekmişti. Fakir sayılmazlardı. Geçim sıkıntısı çekmiyorlardı. Kışlık evlerinin  yanında, Çoraklık semtinde doğduğu yazlık evleri de vardı. Ama bir gariplik  hissediyordu. Sünnet olduğunda babası ona bir eşek hediye etti. Çok sevindi. Ama  eşeğiyle yazlık evlerine giderken ilk hüznünü yaşadı. Zira, onun gibi yazlık  evlerine giden gayrimüslim çocukları, daha güzel eşekleriyle yolda onu sürekli  geçmişlerdi. Üstelik, güzel arabalarıyla imrendirmişlerdi. Eşeğine, daha hızlı  gitsin diye, babasının atının arpasından yedirdi. Ama fayda etmedi, hayvan ne  kulaklarını dikti, ne de bir canlılık emaresi gösterdi. Bu içine işledi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ticarete atılmaya karar verdi: &#8220;Eğer Allah bana 50.000 liralık bir servet  verirse, beş katlı güzel bir mağaza açacağım&#8221; diye kendi kendine söz verdi.  Okuldan ayrılmaya karar verdi. Ancak anne ve babası &#8220;katiyyen olmaz&#8221;  dediler.Israr etti. Ailesi dayanamadı ve Kütükçüzade Hacı Rıfat Efendi&#8217;nin  yazdığı dilekçeyle, hayatında yeni bir sayfa açıldı: &#8220;Diyki maişet (geçim  darlığı) dolayısıyla mektebimi terk etmek mecburiyetinde kaldım. Lazım gelen  tasdiknamenin verilmesini rica ederim. Ahmet Vehbi&#8221;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Okuldan ayrıldı. 15 yaşındaydı. Dedesi ve babasıyla görüşerek esnaflığa başladı.  Karaoğlan Caddesi&#8217;nde oturdukları evin altındaki dükkan, bir sandık ayakkabı  lastiği, bir sandık şeker, bir kaç teker kaşar peyniri, zeytin, makarna gibi  mallarla bakkal dükkanı haline getirildi ve üzerine &#8220;Koçzade Hacı Mustafa Rahmi&#8221;  tabelası kondu. Sermayeleri 120 liraydı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Onun görevi, dükkanı açmak, süpürmek, tozlanan malları temizlemek, müşterilerin  aldığı malları tartmak ya da saymak, mangalı yakmak, camekanları temizlemekti.  Kısacası, hademe, satıcı ve muhasebeci görevlerini bir arada yürütüyordu.  Babası, tezgah başında oturup, satılan malların parasını alırdı. Zaman geçip,  piyasada iş yapanları gördükçe ustalaştı. Güzel mallar getirip satmaya başladı.  Artık İstanbul&#8217;a mal almaya da o gidiyordu. Ayakkabı lastiği işine girdi.  Müşteri gelir, çamurlu ayağını uzatır, o da temizler ve ayağına lastiği  geçirirdi. Bir çift lastiğin maliyeti 200 kuruştu ve 225 kuruşa satıp, 25 kuruş  kazanıyordu. İki yıl daha böyle gitti. Sonra bakkallık işleri az gelmeye  başladı. Yine ticaret yapan gayrimüslimleri izledi. Kösele işi cazip geldi.  Ankara&#8217;daki en büyük kösele satıcısı gayrimüslim bir tüccarın yanındaki Kosti  adlı satıcıyla anlaştı ve kösele işine girdi. İyi iş yaptı. Bir süre sonra  kösele işi de az geldi. Ayakkabı yapımında kullanılan malzemeler için ikinci bir  dükkan daha açmaya karar verdi. Kösele dükkanına bitişik kendilerine ait dükkanı  ayakkabı, hırdavat mağazası olarak açtı. Bir süre sonra yine gayrimüslim bir  tezgahtar olan Hiya Elmalaki ile anlaştı ve aktariye işine girdi. Artık, kösele,  hırdavat ve aktariye işlerini yapıyordu. Her çeşit iplik, makara, baharat,  bardak, fincan, tabak, ayna, boncuk satıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O günlerde, İstanbul işgal edildi. Tarih 16 Mart 1919&#8217;du. Kurtuluş Savaşı  başladı. Atatürk&#8217;ü ilk o günlerde gördü. İstanbul&#8217;un işgalinden sonra  vatanseverlerin yavaş yavaş Ankara&#8217;ya geldiği günlerde, Atatürk Adnan ve Halide  Edip Adıvar&#8217;ı karşılamak için istasyona gitmişti. Koçzade Ahmet Vehbi de o gün,  biriken halkın arasında Atatürk&#8217;ü görebilmişti.<br />
O dönemde askerlik çağına gelenlerden önce subay olacaklar askere alınırdı.  Koçzade Ahmet Vehbi&#8217;yi lise mezunu olmadığı için askere almadılar. Ancak  Kurtuluş Savaşı sırasında, o da birşeyler yapmak istiyordu. Büyük Millet Meclisi  açıldıktan sonra, Genel Sekreter Recep Peker&#8217;e bir dilekçe vererek, Meclis&#8217;te  bir memuriyet istedi. Ve 1920 yazında Meclis Matbaası&#8217;nda Cevat Fehmi Başkut&#8217;un  yanında musahhih yardımcısı olarak işe başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir süre sonra da Muhafız Kıt&#8217;a Kumandanlığı&#8217;nda askere gitti. Askerden  döndükten sonra yine işlerin başına geçti. Hem vatandaşın ihtiyacını, hem de  ordunun ihtiyacı olan malzemeleri getiriyordu. Ordu mal bedelinin yüzde 60&#8217;ını  öder, geri kalanı için &#8216;Tekalif-i Harbiye&#8217; denilen bir borç makbuzu verirdi. O  da bu makbuzlarla mal verdi. Ve zaferden sonra hükümet, bütün borçları ödedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Artık Cumhuriyet ilan edilmişti. Her şey değişiyordu. En azından umut  doluydu.1925&#8217;in sonlarında 24 yaşına gelmişti. Anne ve babası onu evlendirmeye  karar verdi. Gelin adayı da, teyzesinin kızıydı. Aile içinden evlilik geleneğine  &#8216;pek de iyi bakmıyordu&#8217; ama, karşı gelmedi. Sadberk Hanım ile nişanlandılar.  1926&#8217;nın ilk haftasında düğün yapıldı. Cuma günü başlayan düğüne Ankara&#8217;nın  tanınmış kişileri, İstiklal Mahkemesi Başkanı ve üyeleri de geldi. Münir  Nurettin Bey (Selçuk) ve Riyaseticumhur Musiki Heyeti şarkılar söyledi. Düğünde  o kadar yorulmuştu ki, gelinin yüzünü açmayı unuttu. Uyarılar üzerine yüzünü  açtı ve Sadberk Hanım&#8217;ın yüzünü ilk defa o zaman gördü. 47 yıl sürecek mutlu bir  beraberliğin, minnettarlığın ilk adımı o gün atıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Evlenmişti. Artık daha çok çalışıyordu. Rakipleri arasında ün yapmaya başlamış,  babasının tam güvenini almıştı. Koçzade Hacı Mustafa Rahmi Efendi, 1917&#8217;de  kurdukları Koçzade Hacı Mustafa Rahmi firmasını 1926 yılında ona devretti.  Böylece Koçzade Ahmet Vehbi firması kurulmuş oldu. Bir yıl sonra da babası öldü.  Dükkanları yol genişletmesi nedeniyle yıkılmıştı. Yerine şimdiki Koç Han&#8217;ı  yaptırdı. Artık esnaflıktan çıkmış, tüccar sınıfına girmişti. İşleri iyi  gidiyor, ilerlemek, yükselmek istiyordu. Ankara Ticaret Odası&#8217;nda ikinci başkan  olmuş, ilk çocuğu Semahat Koç (Arsel) doğmuştu. Bu arada Ford ve Standart Oil&#8217;in  (Mobil) Ankara Temsilciliklerini almış, taahhüt işlerine girmeye başlamıştı.  Otomobil ve petrol işine girmişti. Ankara dar geliyordu. Bütün isteği,  İstanbul&#8217;da bir mağaza açmaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Artık, koşmanın zamanı gelmişti&#8230;<br />
1931 yılında ilk Avrupa yolculuğuna çıktı. Trenle yaptığı bu seyahatte dış  dünyayı tanımaya başladı. Budapeşte, Viyana, Berlin ve Paris&#8217;i gördü. Ama o  günlerde içini bir evham kapladı. Babasının ve kayınpederinin genç denilecek  yaşlarda ölmesi onu korkutmuştu. Paris&#8217;te devrin tanınmış kalp doktoru Dr.  Vacquez&#8217;e muayene oldu. Kalbinin sağlam olduğunu öğrenince çok sevindi. 1934  yılında İstanbul&#8217;da ilk teşebbüsüne başladı. Bu aynı zamanda onun ilk sanayi  teşebbüsüydü. Haliç Sütlüce&#8217;de Hovagimyan Biraderler&#8217;in kurduğu boru fabrikasına  ortak oldu. Ancak daha işin başında hesaplar iyi yapılmadığı için iş battı.  Böyle bir iki tecrübe geçirdikten sonra, &#8216;Başkalarının kurduğu işe ortak olmam,  kendi kurduğum işe ortak ararım&#8217; kararını verdi.1937&#8217;de İstanbul&#8217;da ilk şubesini  açtı. Fermenciler&#8217;de 100 bin lira sermayeli Vehbi Koç ve Ortakları Kolektif  Şirketi faaliyete geçti. 1938&#8217;de de Koç Ticaret Anonim Şirketi&#8217;ni kurdu.Artık,  ülkenin sayılı ticaret adamlarından biri haline gelmişti. 1930 yılında oğlu  Rahmi Koç, 1938&#8217;de kızı Sevgi Koç (Gönül) ve 1941&#8217;de de kızı Suna Koç (Kıraç)  doğmuştu. Artık dört çocuk babası bir ticaret adamıydı.1944 yılı, yıllar boyunca  başarılı bir şekilde sürecek bir işbirliğinin başlangıcı oldu. Otomobil işinde  daha da gelişmek için iyi bir yönetici arıyordu. Sonunda Bernar Nahum&#8217;la tanıştı  ve onu transfer etti. 1944 başlarında, Bernar Nahum, Koç Ticaret A.Ş. Otomobil  Şubesi Müdürü oldu. Böylece uzun yıllar sürecek bir işbirliği ve dostluk  başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu arada İkinci Dünya Savaşı devam ediyordu. 1945&#8217;te savaş sonrası ticarette  öncelik kazanmak için New York&#8217;ta Ram Commercial Corporation şirketini kurdu.  Ama bu şirket istediği sonucu vermedi. Bu arada lastik firması U.S. Rubber (Uniroyal)  firmasının temsilciliğini aldı. Savaş sonrası ilk Amerika seyahatine çıktı. 52  gün kaldığı bu ülkede, gördüğü herşey onu etkiledi. 102 katlı Empire State  binası, yollar, binalar, fabrikalar, mağazalar, araçlar, herşey ama herşey  bambaşka bir dünyanın görüntüsü gibiydi. Burada işadamlarının zamanı nasıl  kullandıklarını, iş görüşmelerini nasıl yaptıklarını gördü. Bir anlamda  &#8216;işadamlığı stajı&#8217; gibiydi Amerika seyahati. Bu seyahatte Ford&#8217;la ilişkilerini  geliştirdi, ama Henry Ford&#8217;la görüşmeye muvaffak olamadı. General Electric&#8217;i  Türkiye&#8217;de ampul fabrikası kurmaya ikna etti. Ama içindeki evham Amerika&#8217;da da  peşini bırakmadı. Önce Ford Hospital&#8217;da daha sonra Chicago&#8217;da ünlü Mayo Clinic&#8217;te  muayene oldu. Yine sağlam çıktı, biraz rahatladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye&#8217;ye döndükten sonra Cumhurbaşkanı İsmet İnönü&#8217;nün ısrarıyla Cumhuriyet  Halk Partisi&#8217;nin yeni kurulan Parti Divanı&#8217;na (Kırklar Meclisi) girdi. 1947&#8217;de  kendi sermayesiyle ilk sanayi teşebbüsüne girişti. Ankara Oksijen Sanayi  Şirketi&#8217;ni kurdu. Ardından bir yıl sonra da General Electric Ampul Fabrikası&#8217;nı  kurdu.Artık ticaretten sanayiye kayıyordu. Bunda, çocukluk yıllarının etkisi  büyüktü. O çok iyi bir gözlemciydi. Ticarete, ticareti çok iyi yapan  gayrimüslimleri izleyerek girmiş, hep en kazançlı işleri seçmişti. Sanayiye  girerken de, ülkenin, insanların ihtiyaçlarını gözledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Artık o, ülkesinin en büyük sanayicilerinden biri idi &#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1954&#8217;te demir mobilya işi yapmak üzere Arçelik&#8217;i kurdu. İsrail&#8217;li Amcor  firmasıyla anlaşma yaparak onlardan kompresör alıp buzdolabı üretmeye başladı.  Buzdolabı işi geliştikçe, Arçelik demir mobilya işinden çekildi ve yavaş yavaş  elektrikli ev aletleri endüstrisine geçti. Üstüne üstlük, General Electric&#8217;le  yaptığı anlaşma çerçevesinde, ürettiği Arçelik buzdolapları General Electric  markasıyla yakın doğu ülkelerine ihraç edilmeye başlandı. Artık, sanayi  yatırımları birbirini izliyordu. Daha sonra, Bozkurt Mensucat, Demirdöküm,  Türkay, Aygaz, Gazal, Türk Elektrik Endüstrisi, Siemens ile kablo fabrikaları  kuruldu ve FIAT lisansıyla traktör üretimine geçildi. 1956 başlarında, Ford&#8217;un  34 yakın doğu ülkesi acentaları arasında açtığı yarışmayı, Ankara Acentası  olarak Koç kazandı. Amerika&#8217;ya davet edildi. Bu yolculuğa Bernar Nahum ve Kenan  İnal ile birlikte çıktı. Bernar Nahum&#8217;la birlikte geliştirdikleri plan,  Türkiye&#8217;de otomobil endüstrisinin kurulması, bunun için de önce montaj  endüstrisinin başlamasıydı. Bir otomobil montaj fabrikası kuracaklardı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun  için Başbakan Adnan Menderes&#8217;ten Ford Başkanı Henry Ford II&#8217;ye böyle bir  yatırıma hükümetin destek vereceğini belirten bir mektup aldı. 9 Kasım 1956&#8217;da  Ford&#8217;la biraraya geldiler. Ardından birlikte yemek yediler. Ama, Ford, daha  önceki olumsuz tecrübelerinden dolayı, Türkiye&#8217;de bir ortak yatırıma girme  yanlısı değildi. Ancak, böyle bir işi kredi vererek desteklemeye  taraftardı.Vehbi Koç Türkiye&#8217;ye döndü, sanayi yatırımları birbirini izlerken,  otomobil işini kovalıyordu. Ama, Ford&#8217;un şartları güç geldiğinden onlardan kredi  almadı. Krediyi hükümetten istedi. Kendi başına bu işi başaracağına söz verdi.  Yeni fabrikanın adı Otosan olacaktı. Arsa alındı, makinalar sipariş edildi.  Fabrikaya otomobil acentaları da ortak edildi. 2 Ağustos 1960 günü fabrika  işletmeye açıldı. Bir kaç yıl sonra, yerli bir otomobil üretmek için çalışmalar  başladı. Bir akşam Ankara&#8217;da Otokoç Şirketi&#8217;nde olan Bernar Nahum ve Rahmi  Koç&#8217;un dikkatini, yedek parça almak üzere gelen bir bayiinin pikabı çekti.  Araba, saç olmayan bir maddeden, fiberglass-cam elyafından yapılmıştı. Kısa bir  araştırmadan sonra, fiberglass için İngiliz Reliant, teknik aksam olarak da Ford  ile yerli otomobil üretimi için anlaşma yapıldı. Çalışmalara başlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşleri artık çok büyümüştü. Türkiye&#8217;nin dünya ölçüsünde tanınmış, başarılı olmuş  bir işadamıydı. Ancak, kurumsallaşmayı başaramamıştı. En büyük endişesi,  müesseselerinin kendisinden sonra devam ettirilememesiydi. Topluluğun devamını  sağlamak, daha randımanlı bir organizasyona ulaşmak, müşterek hizmet ve  masraflardan tasarruf etmek, iş arkadaşlarını bünyesine katarak sosyal adalet  ilkelerini hayata geçirmek ve Topluluğun serbest kalacak varlığını ülke yararına  olacak yeni teşebbüslere daha kuvvetle yöneltmek istiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şirketler daha fazla büyümeden temellerini sağlamlaştırmak, şirketlerin  birbiriyle bağlantısını güçlendirmek, modern yönetim prensipleriyle  yönetilmelerini ve en önemlisi sürekliliklerini sağlamak istiyordu. Bazı  ülkelerde çok büyük, çok köklü firmaların, kurucularının ölümünden sonra  parçalanıp, silinip gitmeleri onu çok üzüyordu. Çocuklarına güveni vardı.  Onların devralacakları müesseseleri zedelemeden yürüteceklerinden ve  kendilerinden sonrakilere devredeceklerinden kuşkusu yoktu. Ama daha sonraki  kuşaklar için şimdiden aynı ümit ve güveni besleyemiyordu.Çözüm  kurumsallaşmaydı. Amerikalı bir danışmanlık firmasıyla anlaştı. Uzmanlar geldi,  topluluğu inceledi ve bir rapor hazırladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Holding Kuruluyor<br />
Şirketlerin Koç Ailesi elindeki hisselerinin kurulacak bir Holding&#8217;e  devredilmesiyle, şirketleri bu Holding&#8217;e ortak etmek, bütün iş arkadaşlarına  Holding&#8217;den pay ayırmak, bu suretle Holding&#8217;e gerçek ve halka açık bir anonim  şirket vasfını kazandırmak en doğru çözüm olarak ortaya çıkmıştı. Ailenin  Holding&#8217;deki çoğunluk hissesini yönetimde dengelemek için, kurulacak bir Vakfa  da Holding&#8217;den hisse vermek ve bu hisseye yönetimde daha kuvvetli bir mevkii  ayırmak da devamlılığı destekleyecekti.Ancak Holding kurmanın önünde yasal  engeller vardı. 1961 yılı başlarında Kurumlar Vergisi Yasası&#8217;nda yapılan  değişiklikle bu sorun ortadan kalktı. Ve Holding projesini, yakın dostu Hulki  Alisbah hazırladı ve danışman firmanın değerlendirmeleri doğrultusunda son  şeklini verdi. Holding esas mukavelesi 20 Kasım 1963 günü Divan Oteli&#8217;nde  kurucular tarafından imzalandı. Kurucu ortaklar şunlardı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Koç Ailesi&#8217;nden; Vehbi Koç, Sadberk Koç,Semahat Arsel, Rahmi M.Koç,Sevgi Gönül,  Suna Koç, Çiğdem Koç, şirket müdürlerinden; Hulki Alisbah,Dr.Nusret Arsel, Ziya  Bengü, Adnan Berkay, İsak de Eskinazis,Erdoğan Gönül, Kenan İnal, Can Kıraç,  Muhterem Kolay, İsrael Menaşe, Bernar Nahum, Behçet Osmanağaoğlu, Fazıl Öziş ve  Hüseyin Sermet.<br />
Ancak, çok istediği Holding esas mukavelesini Vehbi Koç imzalayamadı. O sırada  çok önemli bir Avrupa seyahatindeydi ve onun adına Hulki Alisbah imzaladı.<br />
Artık kurumsallaşmayı başarmıştı. İçi rahattı. Sanki daha hızlı koşuyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1964 yılında Uniroyal Lastiklerini Türkiye&#8217;de üretmeye başladı. 1966 yılı Şubat&#8217;ında,  çalışmaları 1960&#8217;ların başında başlayan yerli otomobil üretimi konusunda  hükümet, imalatın yıl sonuna kadar gerçekleşmesi ve 26 bin 800 liradan satılması  şartıyla izin verdi. Çalışmalar hızlandı. İlk Türk arabasının adı için 100 bin  kişinin cevap verdiği geniş bir anket yapıldı. Ve yıl sonunda &#8220;Anadol&#8221; piyasaya  çıktı. 1967&#8217;de uzun yıllar planladığı bir yatırımı gerçekleştirdi.Tat Konserve  Sanayii&#8217;ni kurdu. İlk düşüncesi 1946 yılında ortaya çıkan konserve ve meyve suyu  projesi, 21 yıl sonra Heinz firmasının teknik desteği, İsviçre&#8217;li Migros,  Türkiye Şeker Fabrikaları ve Şeker Sigorta ortaklığıyla hayata geçti.Ardından  1968 yılında İtalyan FIAT firmasıyla anlaşılarak, yeni bir otomobil fabrikası  kurulmasına başlandı. Fabrika 12 Şubat 1971 günü açıldı. Yine bir anketle yeni  arabanın adı &#8220;Murat&#8221; olarak belirlendi. 1970&#8217;li yıllar ülkedeki çalkantılara  rağmen, Koç Holding&#8217;in ve Vehbi Koç&#8217;un hızlı gelişme ve &#8216;kök salma&#8217; dönemi oldu.  1972&#8217;de yine bir ilke imza atarak Türkiye&#8217;nin ilk dış ticaret şirketi Ram Dış  Ticaret&#8217;i kurdu. Koç Yatırım ve Pazarlama A.Ş. halka açıldı, Türkiye&#8217;nin ilk  süpermarketlerinden Migros, Koç Topluluğu&#8217;na katıldı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Özel sektörün ilk  araştırma geliştirme birimi Koç AR-GE&#8217;yi kurdu. 1980&#8217;lere gelindiğinde Koç  Holding, her alanda büyük yatırımları olan büyük bir topluluktu artık. Ve 80&#8217;lerde  Topluluk &#8216;olgunluk dönemi&#8217;ni yaşıyordu.Vehbi Koç, 1984 yılında Koç Holding İdare  Meclisi Başkanlığı&#8217;nı oğlu Rahmi Koç&#8217;a devrederek, aktif olarak yönetimden  çekildi. Ama, çalışmayı bir an bile bırakmayan bir insan olarak, Koç Holding  Şeref Başkanı sıfatıyla çalışmalarını sürdürdü. Ve zamanının büyük bölümünü  vakıf ve hayır işlerine yönlendirdi.Ford&#8217;la 60 yıla yaklaşan birliktelik,  Türkiye&#8217;de ilk Ford otomobil üretimini getirdi. Hemen ardından American Express  Company ortaklığında Koç Amerikan Bank&#8217;la, bankacılık sektörüne girildi. 1990&#8217;larda,  küçük bir bakkal dükkanından yola çıkan Vehbi Koç, dünya çapında bir topluluk  yaratmıştı. Çocukluğunda, evlerde gaz lambaları yakılırdı. Yiyecekler evin en  soğuk yerindeki tel dolaba konurdu. Yazın da kuyuya sarkıtılırdı. Bahçelerdeki  fırınlarda ekmek, mangallarda yemek pişerdi. Bir yerden bir yere gitmek için ya  yürünür, ya da eşeğe, ata binilirdi. Çamaşır yıkamak için çay kenarına gidilir,  çaydan su alınır, kazanda kaynatılan çamaşırlar yıkanırdı. Mahalle çeşmesinden  taşınan suyla bulaşıklar yıkanırdı. Ailece yıkanmak için ocakta su ısıtılır ya  da ayda bir hamama gidilirdi. Kışın saç soba kurulur ya da mangal yakılırdı.  Temiz hava ancak, açılan kapılardan girerdi. Kış şiddetli olduğu zaman, pencere  kenarları hamurla sıvanırdı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün bu anılar, ona insanların ihtiyaçlarının  neler olduğunu gösterdi. Ve bu ihtiyaçların giderilmesi yolunda adımlar atarak  Türk insanını çağdaş ürünlerle tanıştıran o oldu.Bu çabaları onu dünya çapında  ödüllerle tanıştırdı. İşadamı olarak yıllarca Ankara Ticaret Odası Başkanlığı&#8217;nı  yürütmüştü. Türkiye&#8217;nin müteşebbis insanlarına örnek olmuştu. Ve küçük bir  bakkal dükkanından bir dünya devi yaratmıştı. 1987 yılında Milletlerarası  Ticaret Odası onu &#8216;Dünyada Yılın İşadamı&#8217; seçti. Ödülünü Hindistan Başbakanı Rajiv Gandhi&#8217;den törenle aldı. 1994 yılında ise Türkiye Aile Sağlığı ve  Planlaması Vakfı&#8217;ndaki çalışmaları nedeniyle Birleşmiş Milletler Dünya Nüfus  Planlaması Ödülü&#8217;nü Genel Sekreter Boutros Boutros Ghali&#8217;nin elinden aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Vehbi Koç sadece iş dünyasındaki başarılarıyla öne çıkmadı. Sosyal  faaliyetleriyle de örnek oldu. Özellikle Avrupa ve Amerika seyahatlerinde, büyük  işadamlarının eğitim ve sağlık alanındaki faaliyetlerle isimlerini  ölümsüzleştirmelerinden etkilendi. &#8216;İşe başlayıp biraz para kazandıktan sonra,  mahallesinde, çarşısında, halk arasında muhtaç olanlara yardım etmekten mutlu  olduğunu&#8217; söylerdi. Ve 1948 yılında bir adım atmak istedi. Pek çok kişi cami  yaptırmasını önerirken o yine &#8216;toplumsal ihtiyacı&#8217; görerek, öğrenci yurdu  yaptırdı. Ankara Üniversitesi Vehbi Koç Öğrenci Yurdu 1951 yılında hizmete  girdi. 1960 yılında çocuk hastanesi olarak Ankara Valiliği&#8217;ne kiraya verdiği  binayı, çocuk hastanesi olarak kullanılmak üzere Hazine&#8217;ye bağışladı. Ankara  Üniversitesi Tıp Fakültesi Vehbi Koç Göz Bankası, Eskişehir İktisadi ve Ticari  İlimler Akademisi Vehbi Koç Kitaplık ve Araştırma Binası, ODTÜ Vehbi Koç Öğrenci  Yurdu, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Enstitüsü,  Amiral Bristol Hastanesi Vehbi Koç Kanser Pavyonu, Taksim Atatürk Kitaplığı,  Vehbi Koç ve Ankara Araştırmalar Merkezi onun sosyal alandaki faaliyetlerinin  birer örnekleriydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Daha sonra sosyal faaliyetlerini de kurumsallaştırma yoluna gitti. İlk olarak  1967 yılında bir yurt dışı seyahatten aldığı ilham ile çelenk bağışlarını  eğitime yönlendirmek üzere Türk Eğitim Vakfı&#8217;nın kuruluşuna öncülük yaptı.  Ardından 1969 yılında eğitim, sağlık ve kültür alanında faaliyet göstermek üzere  Vehbi Koç Vakfı&#8217;nı kurdu. Türkiye&#8217;nin nüfus ve aile sağlığı sorununu gören Vehbi  Koç 1985 yılında Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı&#8217;nı kurdu ve ölümüne  kadar başkanlığını yürüttü. Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı TEMA&#8217;nın bir  numaralı kurucu üyesi oldu. Artık sosyal çalışmalarını bu vakıflar aracılığıyla  yürütecekti. Bu çalışmalarla 100 bine yakın öğrenci öğrenim imkanı buldu. Tüm  bunların ardından Koç Özel Lisese, Koç Üniversitesi ve Sadberk Hanım Müzesi ve  geldi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">95 yıllık başarılarla dolu bir ömre, çok şey sığdırmıştı Vehbi Koç.<br />
Türk insanının başarı simgesi olmuştu. Türkiye&#8217;yi, insanını hep ilklerle, hep  çağdaş ürünlerle tanıştırmıştı.<br />
Ülkesinin yaşadığı her aşamanın tanığıydı. Bir Cumhuriyet Çınarıydı<br />
Ülkesiyle var olan, ülkesiyle gelişen, ülkesini geliştiren bir çınar<br />
&#8216;Devletim ve ülkem varoldukça, ben de varım diyen bir çınar</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/vehbi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Vehbi Koç – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/vehbi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>19</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
