<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yalnız Efe | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/yalniz-efe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2017 08:29:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yalnız Efe &#8211; (Ömer Seyfettin)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yalniz-efe-omer-seyfettin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yalniz-efe-omer-seyfettin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 13:01:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öyküler - Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Yüklü Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Oku]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler ve Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettin Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettinin Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettinin Öyküleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oyku]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Oku]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatından Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatından Öyküler]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnız Efe]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnız Efe Ömer Seyfettin]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnız Efe Öyküsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yalnız Efe (Ömer Seyfettin) Sabahtan beri yürüyorduk. Düşe kalka geçtiğimiz sarp keçi yolları bazen sel yarıkları içinde kayboluyor, bazen sık fundalıklardan ayrılarak, dibinde sivri sivri çam tepeleri görünen karanlık çukurlara sapıyordu. Ayı avına gidiyorduk. Kılavuzun Kum dere köyünün en namlı nişancılarındandı. Beraber tırmanacağımız yüksek ormanlı dağların daha çok uzağındaydık. Vakit vakit ince bir yağmur serpeliyordu. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yalniz-efe-omer-seyfettin/">Yalnız Efe – (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 25pt; font-family: Maiandra GD; color: #4abfe1;">Yalnız Efe</span></strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="color: #4abfe1;"><span style="font-size: 25pt;"><br />
</span></span><span style="color: #ff9933;"><span style="font-size: 15pt;">(Ömer Seyfettin)</span></span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sabahtan beri yürüyorduk. Düşe kalka geçtiğimiz sarp keçi yolları bazen sel yarıkları içinde kayboluyor, bazen sık fundalıklardan ayrılarak, dibinde sivri sivri çam tepeleri görünen karanlık çukurlara sapıyordu. Ayı avına gidiyorduk. Kılavuzun Kum dere köyünün en namlı nişancılarındandı. Beraber tırmanacağımız yüksek ormanlı dağların daha çok uzağındaydık. Vakit vakit ince bir yağmur serpeliyordu. Güneş yoktu. Nihayetsiz mor bir kubbeyi andıran dumanlı gökten sonsuzluğun geçmiş saatlerini hatırlatır gamlı guguk sesleri aksediyordu. Artık iyice yorulmuştum. Omzumdaki martin gittikçe ağırlaşıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Biraz dinlensek, dedim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kılavuzum güldü. Onun kır çember sakallı şen çehresi pembeleşti:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Kesildin mi? diye sordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sırtında çiftesi ile üç günlük yiyeceğimizden başka benim kebemi de taşıyan bu dinç köylüye yorgunluğumu söylemedim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Ha biraz gayret! Yarın başına bir çıkalım, oradan öte Akkovuk’a kadar yol iyidir, dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8211; &#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yarım saat daha tırmandık. Ayaklarımızın altından küçük taşlar, kireçli topraklar dökülüyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Gayet büyük bir çam ağacının yanına gelince kılavuzum:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-İşte yarın başı! dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yerler çamurdu. Çiseleyen yağmurun dallara çarpan damlaları derin bir fısıltı çıkarıyordu. Ben hemen çöktüm. Çamın kalın gövdesine arkamı dayadım. Cebimden paketimi çıkardım. Sırtından yükünü indiren ihtiyar avcıya uzattım:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Yak bir cigara bakalım!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ağır bir tavırla:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Burada tütün içilmez, dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Sordum:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Niçin? Namazgah mı burası?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Hayır!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Ya ne?&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Başını salladı. Gizli bir şey söylüyormuş gibi yavaşça:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Burası Yalnız Efenin “sır olduğu” yerdir, dedi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Serin bir rüzgar yağmurun fısıltısını çoğaltarak esiyor, üstümüzdeki siyah bir çadır gibi açılan çam dallarını titretiyordu. Anadolu’nun bu yalçın ufuklu, bu boş, bu kayalık, bu korkunç tarafı, Bozdağı’na giden bu ıssız yol eskiden beri eşkıya uğrağı idi; bunu bilmiyordum. Ben tenha bir geçidin gizli bir köşesinde uyuyan küçük bir köyde doğdum. Ger Ali’nin, Köroğlu’nun, Develi’nin, Cellav’ın menkıbeleri içinde büyüdüm. Bilmem onun için mi, eşkıya hikayelerini dinlemeyi pek severim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Paketimi cebime soktum.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Anlat bana baba, bu Yalnız Efe kim? nasıl sır oldu? dedim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İhtiyar avcı torbasının yanına bağdaş kurdu, çiftesini kucağına uzattı, iri ela gözleriyle dik yarın keskin kenarına, karşıdaki yağmurla ıslanarak koyu kan rengine giren derin granit uçurumlara baktı, baktı. Sonra bana döndü:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Anlatayım. Ben şimdi elli yaşını geçiyorum. O vakit pek ufaktım. Onu gören kadınları dinlerim. Kendisi hiç erkeğe gözükmezdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Niye gözükmezdi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Çünkü kızdı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Kız mıydı?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Evet.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Hayretim boşuna gitti. Geçmişi seven, bütün harikaları geçmişte sanan, geçmişi kut sayan her yaşlı köylü gibi masum bir şevkle hikayesine devam etti:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">“Dağa çıktığı zaman daha on altı yaşındaymış. Babası gençliğinde bize köye göçmüş, kızından başka kimsesi yokmuş.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">“Bu adam, bir gün nasılsa Ese oğlunun çiftliğinden geçer. Oradaki yabancı korucuların birinde alacağı varmış, onu ister. Vermezler. O da galiba kötü bir laf söyler. Hemen zavallıyı öldürürler. Kızı duyunca babasının ölüsüne gider. Ağlamaz, sızlamaz. Kimin vurduğunu anlar. Sonra kazaya gelir, hükümete koşar. Babamı vuran filandır, tutun! der. Aldıran olmaz. Kız yine köye dönmez. O vakit, nereden geldiği, nereli olduğu belli olmayan sarhoş bir zaptiye mülazım varmış, Eseoğlu’nun ahbabıymış. Kız her gün onu tutar, “Babamı vuranı daha tutmayacak mısın?” diye sorar. Bir gün bu sarhoş, kızcağıza öfkelenir, ağzını bozar, “Bre kahpe, bir daha buraya gelirsen senin kafanı kırarım!” der. Kız korkmaz, zaptiyelerin yanında ona “işte bunlar da şahit olsun sen bu gün babamı vuranı tutmazsan ben seni öldüreceğim!” der. Zaptiye mülazımı bu lafa bütün bütün gazaplanır, fırlar, Yörük’ün kızını iyice döver, zaptiyelere sokağa attırır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Kız bir zamanlar görünmez olur&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">“Bir gün sarhoş mülazım, Eseoğlu’nun verdiği bir ziyafete giderken kafasına bir kurşun yer, hemen orada can verir. Vuranı ararlar bulamazlar. “Yörük’ün kızı vurdu” diye bir laf olur. Ama buna kimse inanmaz. Herkes onu İzmir’e birinin yanına evlatlık gitti sanır. Fakat bir hafta geçmeden, Yörük’ü öldüren korucu da vurulur. Biraz sonra hükümete Yörük’ün davasını hasır altı ettiren çiftlik sahibi Eseoğlu’nun boğazlanmış ölüsünü bağdaki yatağında bulurlar. Kasabalı ağaların çiftliklerine koruyucu, hergeleci, çoban gibi gelip silahsız ahali içinde tüfekle gezen ne kadar yabancı varsa yavaş yavaş hepsi vurulmaya başlar. İş o dereceğe varır ki, yabancılar yalnız kıra çıkamaz olur. Nihayet takım takım buralarını bırakırlar, kendi yurtlarına dönerler. Zalim zaptiyeleri, köylüyü soyan memurları, rençperi dolandıran madrabazları hiç görünmeden öldüren bu efenin kim olduğu bir zaman anlaşılmaz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu efe tek başına. Yanına uşak filan almaz. Müracaat edenleri ters yüzüne çevirir. İşte bunun için köylüler ona “Yalnız Efe” derler. Tam on beş sene Yalnız Efe’nin yüzünü kadınlardan başka kimse göremez. Dağda erkekle karşılaşınca, uzaktan “gözlerini yum!” diye bağırırmış, sonra yanına gelirmiş. Kim gözünü açarsa hemen öldürürmüş, gözünü açmayan erkeğe; “size zulüm eden kim? rüşvet alan memurunuz var mı?” diye sorarmış. Onun korkusundan kaza da kimse kötülük yapamazmış. Zenginlere, kadınlara haber gönderir, “filan fakire yardım ediniz. Filan öksüzü evlendiriniz. Filan köprüyü yapınız. Filan köyde bir mektep kurunuz.” gibi emirler verirmiş. Hem çok sofuymuş. Benim teyzem bir gün odundan gelirken onu görmüş. Anlatırdı. Başında yeşil bir namaz bezi sarılıymış. Arkasında erkek elbisesi varmış, yamaçta namaz kılıyormuş, peri gibi güzelmiş&#8230;</span></p>
<p>[ad1]</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">“Evet, bir zaman onun korkusundan kimse kimseye haksızlık edemez olmuş. Haksızlığa uğrayan düşmanını, “gider Yalnız Efe’ye söylerim!” diye korkuturmuş. On beş sene ne köyümüze, ne kazamıza yabancı, yağmacı gelmez olmuş. Öşürcüler, ağnamcılar, tahsildarlar, zaptiyeler köylerde kuzu gibi namuslu dolaşırlarmış. Rüşvet değil, ikram olunan yemişi bile kimse alamaya cesaret edemezmiş.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">“Yalnız Efe’ den kimsenin şikayeti yokmuş. Ne kimseyi dağa kaldırmış, nede fidye istemiş. İstediği hep fakirler, kimsesizler, dullar, öksüzler içinmiş. Camisine bakmayan köye haber gönderir; “Gelecek Ramazana kadar mescitleri tamir etmezlerse samanlıklarını yakarım.” dermiş. Onun sayesinde camiler şenlenmiş, köylü zulümden kurtulmuş, öksüzlerin, yoksulların yüzü gülmüş. Her köyün korusunda gizli bir ağaçta bir heybe asılı imiş. Köy halkı bu heybe boşaldıkça içine sucuk, şeker korlarmış. Yalnız Efe’nin kaza içinde belki elli dalda heybesi varmış. Kimseye ağırlık olmaz, kimseyi sıkıştırmaz, herkesin gönlünden kopanla geçinirmiş.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">“Uzatmayalım&#8230; İşte tam o sırada Söke tarafında gayet azgın bir Rum eşkıyası türer. Devlet bu haydutlara karşı bir nizamiye taburu çıkarır. Döne dolaşa bu tabur bizim tarafa da gelir, Rumlar’ın izlerini bir türlü bulamazlar. Kasabada Yalnız Efe’nin namını işitirler. Boş durmamak için onu tutmaya kalkarlar. Yerli zaptiyeler kılavuzluğu kabul etmezler. Yalnız Efe bunu haber alır. Boz dağı’na geçmek ister. Bir bölük asker ondan evvel davranır, arkadan dolaşır, Akkovuk’u tutar. Bir bölük askerde aşağıdan çıkmaya başlar. Yalnız Efe’yi tam burada sıkıştırırlar. “Teslim ol!” derler. Yalnız Efe: “siz askersiniz, benim kardeşlerimsiniz, canınızı yakmak istemem. Savulun, yoluma gideyim!” der. Dinlemezler. Üzerine ateş ederler. Yalnız Efe birkaç askeri elinden, kolundan, kulağından hafifçe yaralar. Tekrar: “asker kardeşler, bırakın beni sizin canınızı yakmak istemem!” diye haykırır. Yine dinlemezler. Akkovuk’tan gelip de geçidi saran bölük de ateşe başlar. İki ateş arasında kalınca:”asker kardeşler, benim yüzümden birbirinizi vuracaksınız; ben gidiyorum, ben artık yoğum, ateşi kesin, yürüyün buluşun!” diye haykırır. Bir zaman daha yaylım ederler. Nihayet Yalnız Efe’nin sesi kesilince vuruldu sanırlar. Yavaş yavaş yürürler. Dik yolun önünü arkasını adım adım ararlar. İşte bu çamın dibinde Yalnız Efe’nin martini ile geyik postu seccadesinden, yeşil namaz bezinden başka bir şey bulamazlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">“O vakitten beri Yalnız Efeye rasgelen yok. Yazın yamaçlarında hayvanlarını süren Yörükler buraya her gece nur inerken gördüklerini yemin ederek anlatırlar.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Akkovuk’a biraz erken yetişmek için davranmak icap ediyordu. Yağmur dinmişti. Kalktım, martinin kayışını omzuma geçirdim. İhtiyar, yemek torbasını, kebeyi sırtlıyordu. Yürüdüm. Yarın kenarına geldim. Aşağısı baş döndürecek kadar derin bir uçurumdu. Yeni geçmiş bir kabus gecesinden kalma korkunç rüyaları andıran parça parça sisler, birbirine karışmış çamlarla kayaları örtüyordu. Yanıma yaklaşan kılavuza:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Yalnız Efe askerin eline düşmemek için buradan kendisini aşağıya atmış olmalı&#8230; dedim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Haşa! Tövbe! O Allah’tan korkardı. Dini bütündü, diye reddetti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Ee, havaya uçmadı ya!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Sır oldu!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Gülerek sordum:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Ne biliyorsun?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">İri ela gözlerini kırptı. Delillerinden emin olan sade insanlara ait saf bir inançla:</span></p>
<p>[m2]</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">-Ne bilmeyeceğim, sır olmasa buraya her gece nur iner mi? dedi.</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 18pt;"> <span style="color: #c0c0c0;">|</span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span lang="en">»</span> &#8220;Öyküler&#8221; Sayfasına Dön! <span lang="en">«</span></a> <span style="color: #c0c0c0;">|</span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span style="color: #ffffff;"> Öyküler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/oykuler-hikayeler/"><span style="color: #ffffff;"> Hikayeler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Oyku/"><span style="color: #ffffff;">Öykü</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span><a href="https://www.bilgicik.com/tag/Hikaye/"><span style="color: #ffffff;"> Hikaye</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yalniz-efe-omer-seyfettin/">Yalnız Efe – (Ömer Seyfettin)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yalniz-efe-omer-seyfettin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>25</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
