<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaratılış Efsaneleri | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/yaratilis-efsaneleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Mar 2008 12:09:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yaratılış Efsaneleri &#8211; (Efsaneler)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yaratilis-efsaneleri-efsaneler/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yaratilis-efsaneleri-efsaneler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 12:07:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Bilindik Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türk Efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Efsane]]></category>
		<category><![CDATA[Efsane Metinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Efsane Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Efsane Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Efsanelerden Seçmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Önemli Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Önemli Türk Efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Efsaneler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradilis]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış Efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış Efsanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşanmış Efsaneler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yaratilis-efsaneleri-efsaneler/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaratılış Efsaneleri (Efsaneler) Orta Asya&#8217;da yaşayan Türk toplulukları arasında dünya ve insanın yaratılışı hakkında birçok efsane saptanmıştır. Bu efsaneler yakın çağlarda derlendikleri için İslamlık, Hıristiyanlık, Budizm, Maniheizm gibi dinlerden etkiler taşımaktadırlar. Ancak bunlar genel yapısıyla erken dönem Türk mitolojisinin izlerinin görüldüğü önemli ürünlerdir. &#160; Aşağıda, Altay Türkleri&#8217;ne ait iki yaratılış efsanesi verilmiştir. Bu iki efsane [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaratilis-efsaneleri-efsaneler/">Yaratılış Efsaneleri – (Efsaneler)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font style="font-size: 25pt" color="#0099cc" face="Maiandra GD">Yaratılış  Efsaneleri</font></span><font color="#0099cc" face="Maiandra GD"><span style="font-size: 25pt; font-weight: 700"><br />
</span> </font><font color="#ff6600" face="Maiandra GD"><strong> <span style="font-size: 15pt">(Efsaneler)</span></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orta Asya&#8217;da yaşayan Türk  toplulukları arasında dünya ve insanın yaratılışı hakkında birçok efsane  saptanmıştır. Bu efsaneler yakın çağlarda derlendikleri için İslamlık,  Hıristiyanlık, Budizm, Maniheizm gibi dinlerden etkiler taşımaktadırlar. Ancak  bunlar genel yapısıyla erken dönem Türk mitolojisinin izlerinin görüldüğü önemli  ürünlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aşağıda, Altay Türkleri&#8217;ne ait iki yaratılış efsanesi verilmiştir. Bu iki efsane  temel olarak birbirlerine benzerler; ama ayrıldıkları noktalar da vardır;  aralarındaki farkları, okuyunca anlayacaksınız. İlk efsane W. Radloff tarafından  saptanmıştır; ikinci efsane ise V. Verbitskiy tarafından saptanmış olup ilk  efsaneden daha değişik bir söyleyişe sahiptir. İki efsanede de tek bir yaratıcı  Tanrı vardır. Birinci efsanede Tanrı; Kayra Kan, Kuday ve Kurbustan adlarını  taşırken, ikinci efsanede Ülgen, Bay-Ülgen adlarına sahiptir. İki efsane de dış  etki (Çin ve İran) taşırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yaratılış efsanelerinde İran mitolojisinin ile Mani dininin etkisinin olduğu  görülmektedir. İkili düşünce ilkesi (dualizm) İran mitolojisinin en önemli  özelliğidir. İran mitolojisinde Hürmüz, iyilik ilahıdır ve gökte oturur; Ehrimen  ise yeraltında karanlıkların ilahıdır. Aynı durum Altay Türkleri&#8217;nin yaratılış  destanlarında da vardır. Altay yaratılış destanlarında da Tanrı Kuday gökte  oturur, Şeytan Erlik ise yer altında. Ama Erlik, Tanrı değildir; yalnızca güçlü  bir körmös&#8217;tür (şeytan). Türk Tanrı düşüncesi, İran mitolojisindeki ikili ilah  sistemini tek ilahlı sisteme çevirmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
</td>
</tr>
</table>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İran mitolojisinde Hürmüz, birçok yaratık yaratır ve Ehrimen de bunların bir  bölümünü kendisine vermesini ister; ama olumsuz yanıt alır. Aynı durum Altay  yaratılış efsanesinde de söz konusudur.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Tanrı</font></a> Kuday (Ülgen) da birçok yaratık  yaratır ve Erlik bunların bir kısmını kendine ister ama Tanrı bunu reddeder.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Altay yaratılış destanlarında, her şeye gücü yeten ve günümüzdeki Tanrı inancının  aynısı olan bir inanış yoktur. Altay yaratılış destanlarında Tanrı&#8217;ya yaratma  eyleminde kimi varlıklar yardım eder (mesela Ak Ene ve Kişi yani Erlik). Bu  yüzden bu efsanelerde her şeye kaadir bir Tanrı imajı yerine, yaratma eyleminde  çeşitli varlık ve nesnelere başvuran bir ilah portresi çizilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Verbitskiy&#8217;in saptamış olduğu yaratılış efsanesinde (aşağıdaki ikinci efsane)  balığın dünya ile ilgili simgeselliğine yer verilmiştir. Bu efsaneye göre  dünyanın altındaki üç balığın, dünyanın dengesini sağlamada rolü vardır. Burada  balığa kutsallık verilmiş ve dünyanın dengede durmasının simgesi olmuştur. Bu  özellik eski Hint mitolojisinde de vardır. Balığın burada kullanılması aynı  zamanda onun insanın yaratılışının, yaşamın yeniden doğuşunun, bolluk ve  bereketin simgesi olmasından ileri gelmiştir. Kimi araştırmacılar göre Kırım  Türkleri de benzer biçimde, dünya okyanusunda büyük bir balık bulunduğunu ve  balığın üzerinde boynuzlarıyla dünyayı taşıyan bir boğa olduğunu ileri  sürerlerdi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Altay yaratılış efsanelerinin bazı kahramanları yabancı adlar taşırlar; mesela  Mangdaşire, Şal-Yime, May-Tere vb. Bu efsanelerin bazı motifleri de Eski Türk  kültüründe bulunmamaktadır. Mesela Tanrı&#8217;nın gökte oturması, yaratma eyleminde  nesne ve kişilere başvurması, Ak-Ana, Tanrı&#8217;nın insanlarla doğrudan konuşması  &#8230;gibi. Altay yaratılış efsanelerinde, Türk destanlarındaki güçlü yapı ve  görkem de yoktur. Ergenekon Destanı ile karşılaştırılmaları bile bunu kolayca  gözler önüne serer.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Aşağıda iki yaratılış efsanesi de yer almaktadır.<br />
</font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"><strong> Yeriding Pütkeni (Yerin Yaratılışı)<br />
</strong></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Herşeyden önce su vardı.  Yer, ay, gök, güneş yoktu. Tanrı (Kuday) ile Kişi vardı. İkisi de birer kara kaz  gibi su üzerinde uçuyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı bir şey düşünmüyordu. Kişi, yel çıkarıp suyu dalgalandırdı; Tanrı&#8217;nın  yüzüne su sıçrattı. Bunu yapınca da kendisinin Tanrı&#8217;dan güçlü olduğunu sandı;  daha yüksekte uçmak istedi. Ama uçamadı; suya düşüp dibe battı. Boğulmak  üzereydi. &#8220;Bana yardım et!&#8221; diye bağırıp Tanrı&#8217;dan yardım istedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı &#8220;Yukarı çık!&#8221; dedi, o da sudan çıkıverdi. Sonra Tanrı, &#8220;Sağlam bir taş  olsun!&#8221; dedi. Suyun dibinden bir taş yükseldi. Tanrı ile Kişi, taşın üzerine  oturdular. Tanrı, Kişi&#8217;ye &#8220;Suya dal, suyun dibinden toprak çıkar!&#8221; diye buyruk  verdi. Kişi, Tanrı&#8217;nın buyruğunu yerine getirdi. Suyun dibinden çıkardığı  toprağı Tanrı&#8217;ya götürdü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı, Kişi&#8217;nin getirdiği toprağı suyun üzerine serperken &#8220;Yer olsun !&#8221; diye  buyurdu. Buyruk yerine geldi, yeryüzü yaratıldı. Tanrı, yine Kişi&#8217;ye &#8220;Suya dal,  suyun dibindeki topraktan çıkar !&#8221; diye buyruk verdi. Kişi, suya daldığında, bu  kez kendim için de toprak alayım diye düşündü. İki avucuna da toprak doldurdu;  bir avucundakini Tanrı&#8217;dan gizlemek için ağzına attı. Dileği, Tanrı&#8217;dan gizli  kendine göre bir yer yaratmaktı. Avucundaki toprağı getirip Tanrı&#8217;ya uzattı.  Tanrı, toprağı suyun üzerine serpip genişlemesini buyurdu. O&#8217;nun suya serptiği  toprak gibi, Kişi&#8217;nin ağzındaki toprak da büyüyüp genişlemeğe başladı. Kişi  korktu; soluğu kesildi, öleyazdı. Kaçmağa başladı. Ancak, nereye kaçsa yanı  başında Tanrı&#8217;yı buluyordu. O&#8217;ndan kaçamıyordu. Çaresiz kaldı, Tanrı&#8217;ya  yalvarmağa başladı: &#8220;Tanrı! Gerçek Tanrı! Bana yardım et&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı, Kişi&#8217;ye &#8220;Ağzındaki toprağı ne için sakladın&#8221; dedi. Kişi, &#8220;Kendime yer  yaratmak için saklamıştım&#8221; diye yanıt verdi. Tanrı da, &#8220;Öyleyse at ağzından ve  kurtul&#8221; dedi. Kişi&#8217;nin ağzındaki toprak yere dökülürken küçük tepeler oluştu.  Tanrı, &#8220;Artık sen günahlı oldun&#8221; dedi, &#8220;Bana karşı geldin. Kötülük düşündün.  Bundan sonra sana uyanlar, senin gibi kötülük düşünenler senin gibi kötü kişi  olacak; bana uyanlar ise iyi ve pak kişiler olacak, güneş ve aydınlık yüzü  görecek. Ben, gerçek Kurbustan adını almışımdır; bundan sonra senin adın da  Erlik olsun. Günahlarını benden saklayanlar senin adamın olsun, günahlarını  senden saklayanlar benim adamım olsun&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yeryüzünde, dalsız budaksız bir ağaç yeşerdi. Tanrı, bu dalsız budaksız ağaçtan  hoşlanmadı. &#8220;Dalları, yaprakları olmayan ağaca bakmak güzel değil. Bu ağacın  dokuz dalı olsun!&#8221; dedi. Dalsız budaksız ağaç birden dokuz dallı oldu.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Tanrı</font></a>,  &#8220;Dokuz dalın herbirinin kökünden, birerden dokuz kişi türesin; bunlar dokuz ulus  olsun!&#8221; dedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Erlik, bunlar olurken büyük bir gürültü duydu. Nedir acaba diye düşündü.  Tanrı&#8217;ya gürültünün nedenini sordu. Tanrı, &#8220;Ben bir kaganım, sen de kendince bir  kagansın. İşittiğin gürültüyü yapanlar benim ulusumdur!&#8221; dedi. Erlik, Tanrı&#8217;dan  bu ulusu kendisine vermesini istedi. Tanrı, &#8220;Olmaz!&#8221; diye karşıladı; &#8220;Sen git  kendi işine bak!&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Erlik&#8217;in canı sıkıldı. Hele bir gidip şu insanları göreyim diyerek kalabalığın  yanına vardı. Orada insanlardan başka yaban hayvanları, kuşlar ve daha nice  yaratıklar vardı. Erlik, Tanrı bunları nasıl yarattı acaba, bunlar ne yer, ne  içerler diye düşündü. O düşüne dursun, insanlar ağacın yemişlerinden yemeğe  başlamışlardı. Erlik baktı ki, insanlar ağacın yalnızca bir yanındaki yemişleri  yiyorlar, öte yandakilere ellerini sürmüyorlar. İnsanlara bunun nedenini sordu.  İnsanlar, şu yanıtı verdiler: &#8220;Tanrı bize şu yandaki dört dalın yemişini yemeği  yasakladı. Biz yalnızca Tanrı&#8217;nın izin verdiği, ağacın gündoğusundaki  yemişlerden yiyoruz. Şu gördüğün yılan ile köpek, yasak yandaki yemişleri  yemememiz için bekçilik ediyor. Bundan sonra Tanrı göğe çıktı. Beş dalın yemişi  de bizim aşımız oldu&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yanıt, Erlik&#8217;i sevindirdi. Erlik Körmös, insanlardan Törüngey denilen erkeğe  yaklaştı. Ona &#8220;Tanrı size yalan söylemiş. Asıl, yasakladığı yemişlerden yemeniz  gerekir. Onlar daha tatlıdır. Bir deneyin; göreceksiniz&#8221; dedi. Erlik, uyumakta  olan yılanın ağzına girdi; ağaca çıkmasını söyledi. Yılan, ağaca çıkıp yasak  yemişlerden yedi. Doğanay&#8217;ın karısı Eje, yanlarına geldi. Erlik, Törüngey ile  Eje&#8217;ye de yasak yemişlerden yemelerini söyledi. Törüngey, Tanrı&#8217;nın sözünü  tutarak yasak yemişlerden yemedi. Karısı Eje dayanamadı, yedi. Yemiş çok tatlı  idi. Alıp kocasının ağzına sürdü. Törüngey ile Eje&#8217;nin tüyleri birden döküldü.  Utandılar. Kaçıp, herbiri bir ağacın ardına saklandılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Derken Tanrı geldi. Bütün ulus, kaçışıp bir köşeye gizlendi. Tanrı, &#8220;Törüngey!  Törüngey! Eje! Eje! Neredesiniz&#8221; diye haykırdı. Törüngey ile Eje &#8220;Ağaçların  arkasındayız&#8221; dediler, &#8220;Karşına çıkamıyoruz, utanıyoruz&#8221;. Sonra, olanları bir  bir anlattılar. Tanrı, bildiği şeyleri duymanın öfkesi içinde herbirine ayrı  cezalar verdi. &#8220;Şimdi sen de Körmös&#8217;ten (Şeytan&#8217;dan) bir parça oldun&#8221; diyerek  yılana verdi ilk cezayı. &#8220;İnsanlar sana düşman olsun; seni görünce vurup, ezip  öldürsünler!&#8221; dedi. Eje&#8217;ye döndü, &#8220;Sen, Körmös&#8217;ün sözüne uydun. Yasak yemişi  yedin. Cezanı çekeceksin. Çocuk doğuracaksın. Doğururken de acı çekeceksin.  Sonunda öleceksin, ölümü tadacaksın&#8221;. Törüngey&#8217;e de şöyle diyerek cezasını  verdi: &#8220;Körmös&#8217;ün aşını yedin. Benim sözümü dinlemedin, Körmös Erlik&#8217;in sözüne  uydun. Onun adamları onun dünyasında yaşar, karanlıklar dünyasında bulunur.  Benim ışığımdan yoksun kalır. Körmös bana düşman oldu; sen de ona düşman  olacaksın. Benim sözümü dinleseydin, benim gibi olacaktın. Dinlemediğin için  dokuz oğlun, dokuz da kızın olacak. Bundan sonra ben, insan yaratmayacağım.  Artık, insanlar senden türeyecek.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı, Erlik&#8217;e de kızdı. &#8220;Benim adamlarımı niçin aldattın ?&#8221; diye sordu öfkeyle.  Erlik &#8220;Ben istedim, sen vermedin&#8221; dedi, &#8220;Ben de senden çaldım. Artık, hep  çalacağım. Atla kaçarlar ise düşürüp çalacağım. İçip içip esrirler (sarhoş  olurlar) ise birbirlerine düşürüp döğüştüreceğim. Suya girseler, ağaçlara  çıksalar bile yine çalacağım&#8221;. Tanrı da, &#8220;Öyleyse; dokuz kat yerin altında ayı,  güneşi olmayan karanlık bir dünya vardır. Seni oraya atıyorum&#8221; diyerek Erlik&#8217;i  cezalandırdı. Her şey bitince, bütün insanlara birden şöyle dedi: &#8220;Bundan sonra  kendi yemeğinizi kendiniz kazanacak, gücünüzle elde edeceksiniz; benim  yemeğimden yemek yok. Artık, yüz yüze gelip sizinle konuşmayacağım. Bundan sonra  size May-Tere&#8217;yi göndereceğim&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">May-Tere, insanlara birçok şey öğretti. Arabayı da May-Tere yaptı. Ot köklerini,  yenilebilecek otları insanlara öğretti. Erlik, May-Tere&#8217;ye yalvardı: &#8220;Ey Gök  Oğul, bana yardım et. Tanrı&#8217;dan izin dile. Yanına çıkmak istediğimi söyle.  Yardım et bana&#8221;. May-Tere, Erlik&#8217;in dileğini Tanrı&#8217;ya iletti. Tanrı aldırış  etmedi. May-Tere, altmış yıl yalvardı. Sonunda Tanrı, Erlik&#8217;e haber gönderdi:  &#8220;Düşmanlıktan vazgeçersen, insanlara kötülük etmezsen sana izin veririm, yanıma  gelirsin!&#8221; Erlik, söz verdi. Tanrı&#8217;nın katına çıktı. Baş eğdi. &#8220;Beni kutsa. Bana  izin ver, ben de kendime gökler yapayım&#8221; diye yalvardı. Tanrı, izin verdi.  Erlik, kendisi için gökler yaptı. Adamlarını topladı, yaptığı göklere  yerleştirdi; kendisi de başlarına geçti. Çok kalabalık oldular. Tanrı&#8217;nın en  sevgili kullarından olan Mangdaşire, bu duruma çok üzüldü. Üzüntü içinde  düşündü: &#8220;Bizim öz kişilerimiz yeryüzünde sıkıntı çekip yoruluyor. Erlik&#8217;in  adamları ise, göklerde keyfedip duruyor.&#8221; Mangdaşire, bu üzüntü içinde Erlik&#8217;e  savaş açtı. Erlik, daha güçlü çıktı. Ateş ile vurup Mangdaşire&#8217;yi kaçırdı.  Mangdaşire, Tanrı&#8217;nın katına çıktı. Tanrı, &#8220;Nereden geliyorsun?&#8221; dedi.  Mangdaşire, &#8220;Erlik&#8217;in adamlarının gökte oturması, bizim adamlarımızın ise  yeryüzünde binbir güçlük içinde yaşamaları ağırıma gitti. Erlik&#8217;in yandaşlarını  yere indirmek, göklerini başına yıkmak için Erlik&#8217;le savaştım. Gücüm yetmedi, o  beni kaçırdı&#8221; diye yanıt verdi. Tanrı, üzülmemesini söyledi. &#8220;Erlik&#8217;e benden  başka kimsenin gücü yetmez&#8221; dedi, &#8220;Erlik&#8217;in gücü senden çoktur. Ama gün gelecek,  senin gücün Erlik&#8217;in gücünden üstün olacak&#8221;. Mangdaşire&#8217;nin yüreği serinledi,  rahat rahat uyudu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gün geldi, Mangdaşire güçleneceğini anladı. O gün Tanrı, Mangdaşire&#8217;yi yanına  çağırdı. &#8220;Var git. Güçlendin artık. Erlik&#8217;in göklerini başına yıkacak güce  kavuşturdum seni. Dileğine ereceksin&#8221; dedi, &#8220;Sana, kendi gücümden güç verdim&#8221;.  Mangdaşire şaşırdı: &#8220;Yayım yok, okum yok. Kargım yok, kılıcım yok. Kupkuru bir  bileğim var. Yalnız bilek gücüyle Erlik&#8217;i nasıl yok edebilirim?&#8221;. Tanrı,  Mangdaşire&#8217;ye bir kargı verdi. Mangdaşire, kargıyı alıp Erlik&#8217;in göklerine  gitti. Erlik&#8217;i yendi, kaçırdı; göklerini kırdı geçirdi. Erlik&#8217;in gökleri parça  parça oldu, yeryüzüne döküldü. O güne değin dümdüz olan yeryüzü, o günden sonra  kayalıklarla, sivri dağlarla doldu. Görklü Tanrı&#8217;nın özene bezene yarattığı  güzelim yeryüzü eğri büğrü oldu. Erlik&#8217;in bütün yandaşları yere döküldü; suya  düşenler boğuldu, ağaca çarpanlar sakatlanıp can verdi, sivri kayaların üstüne  düşenler öldü, hayvanlara çarpanlar hayvanların ayakları altında kaldılar.<br />
&lt;&gt;Erlik, varıp Tanrı&#8217;dan kendine yeni bir yer istedi. &#8220;Benim göklerimin  yıkılmasına sen izin verdin; barınacak yerim kalmadı&#8221; dedi. Tanrı, Erlik&#8217;i yerin  altındaki karanlıklar ülkesine sürdü. Üzerine yedi kat kilit vurdu. &#8220;Burada gün  ışığı, ay ışığı görmeyesin. Üzerinde sönmez ateşler olsun. İyi olursan yanıma  alır, kötü olursan daha derinlere sürerim&#8221; dedi. Bunun üzerine Erlik, &#8220;Öyleyse  ölmüş kişilerin canlarını bana ver; gövdeleri senin olsun, canları benim&#8221; dedi.  Tanrı, &#8220;Yo, onları sana vermeyeceğim&#8221; dedi, &#8220;İstiyorsan kendin yarat&#8221;. Erlik  eline çekiç, körük ve örs aldı. Vurmağa başladı. Bir vurdu, kurbağa çıktı. Bir  vurdu, yılan çıktı. Bir vurdu, ayı çıktı. Bir vurdu, domuz çıktı. Bir vurdu,  Albıs (kötü ruh) çıktı. Bir vurdu, Şulmus (kötü ruh) çıktı. Sonunda Tanrı,  Erlik&#8217;in elinden çekici, örsü, körüğü aldı; ateşe attı. Körük bir kadın, çekiç  bir erkek oldu. Tanrı, kadını tutup yüzüne tükürdü. Kadın bir kuş olup uçtu. Bu  kuş, eti yenmez, tüyü yelek olmaz Kurday denilen kuştur. Tanrı, erkeği de tutup  yüzüne tükürdü. O da bir kuş olup uçtu; adına Yalban kuşu dediler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu olanlardan sonra Tanrı, insanlara &#8220;Ben size mal verdim, aş verdim. Yeryüzünde  iyi, güzel, pak olan ne varsa verdim. Yardımcınız oldum. Siz de iyilik yapın.  Ben, göklerime çekileceğim, tez dönmeyeceğim&#8221; dedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yardımcı ruhlarına döndü: &#8220;Şal-Yime; sen, rakı içip aklını yitirenleri, körpe  çocukları, tayları, buzağıları koru. Onlara kötülük gelmesin. Sağlığında iyilik  yapmış olanların ruhlarını yanına al; kendini öldürenlerinkini alma. Zenginlerin  malına göz dikenleri, hırsızları, başkalarına kötülük edenleri de alma. Benim  için, bir de kaganları için savaşıp ölenlerin ruhlarını da yanına al, benim  yanıma getir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanlar ! Size yardım ettim. Kötü ruhları (körmösler) sizden uzaklaştırdım.  Körmösler size yaklaşırsa, onlara yiyecek verin, ama onların yiyeceklerinden  yemeyin; yerseniz, onlardan olursunuz. Benim adımı söylerseniz korumam altında  olcakasınız. Şimdi ben aranızdan ayrılıyorum, ama yine geleceğim. Beni  unutmayın, geri gelmez sanmayın. Geri döndüğümde iyiliklerinizin,  kötülüklerinizin hesabını göreceğim. Şimdilik benim yerimde Yapkara, Mangdaşire  ve Şal-Yime kalacaklar; size yardımcı olacaklar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yapkara! Gözlerini dört aç. Erlik senin elinden ölenlerin canlarını çalmak  isterse, Mangdaşire&#8217;ye söyle; o güçlüdür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şal-Yime! Sen de iyi dinle. Albıs, Şulbus yeraltındaki karanlıklar ülkesinden  çıkmasınlar. Çıkarlarsa, hemen May-Tere&#8217;ye bildir. Ona güç verdim. O, kötü  ruhları koğar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Podo-Sünku, Ay&#8217;ı ve Güneş&#8217;i bekleyecek. Mangdaşire, yeryüzünü ve gökyüzünü  koruyacak. May-Tere, kötüleri iyilerden uzaklaştıracak.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mangdaşire, sen de kötü ruhlarla savaş. Güç gelirse benim adımı çağır. İnsanlara  iyi şeyleri, iyi işleri öğret. Oltayla balık avlamayı, tiyin (sincap) vurmayı,  hayvan beslemeyi öğret&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sonra, Tanrı uzaklaştı. Mangdaşire, Tanrı&#8217;nın sözlerini yerine getirdi. Olta  yaptı, balık avladı. Barutu buldu, sincap vurdu. Gün geldi, Mangdaşire kendi  kendine mırıldandı: &#8220;Bugün beni yel uçuracak, alıp götürecek&#8221;. Bir yel geldi,  Mangdaşire&#8217;yi uçurup götürdü. Bunun üzerine Yapkara insanlara &#8220;Mangdaşire&#8217;yi  Tanrı yanına aldı. Artık, onu bulamazsınız. Gün gelecek, beni de yanına  çağıracak. Nereye isterse oraya gideceğim. Öğrendiklerinizi unutmayın. Tanrı&#8217;nın  yargısı budur&#8221; dedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanları kendi haline bırakıp o da gitti.</font></p>
<p align="center"><strong> <font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">İkinci  Yaratılış Destanı </font></strong></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gök yoktu, yer yoktu. Yalnızca, sonu olmayan bir deniz vardı.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gok-tanri-dini-huseyin-nihal-atsiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Tanrı</font></a> Ülgen (Aakay,  Kurbustan), bu denizin üzerinde uçuyordu. Konacak sert bir yer arıyordu,  bulamıyordu. Böyle uçarken gönlüne doğdu. Bir ses &#8220;Önündeki nesneyi yakala&#8221; diye  fısıldadı. Ülgen, bu fısıltıyı yineledi. Ellerini öne doğru uzattı. O sırada su  yüzüne bir taş çıkmıştı. Ülgen, taşı yakaladı, üzerine kondu. Taşın üstünde ne  yapacağını düşündü. Uçsuz bucaksız suyun içinden Ak Ene (Ak Ana), süzülüp  Ülgen&#8217;in karşısına çıktı ve &#8220;Yarat&#8221; dedi; üç kez yineledi. Ülgen &#8220;Nasıl?&#8221; diye  sordu. Ak Ene &#8220;Yaptım oldu de, yaptım olmadı deme&#8221; dedi. Sonra, Ak Ene kayboldu.  Bir daha da görünmedi. Ülgen, insanlara şu buyruğu verdi. &#8220;Var olana yok  demeyin; vara yok diyen de yok olur!&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ülgen, &#8220;Yer yaratılsın!&#8221; dedi; yer yaratıldı. &#8220;Gökler yaratılsın!&#8221; diye buyurdu;  gökler yaratıldı. Böylece bütün dünyayı yarattı. Sonra, üç büyük balık yaratıp,  yeri onların üzerine yerleştirdi. Balıklardan ikisini yerin kenarına, üçüncüsünü  ortasına temel yaptı. Ortada bulunan balığın başı kuzey yönündedir. Bu balık  başını eğerse, kuzeyden yayık (tufan) olur. Başını daha aşağı eğerse, yeryüzünde  su basmadık bir avuç yer kalmaz. Onun için bu balık, büyük bir zincirle bir  direğe bağlanmıştır. Onu, Mangda-Şire yönetir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ülgen, dünyayı yaratırken ay ve gün ışığının dokunduğu Altın Dağ&#8217;da oturdu. Bu  dağ, gök ile yer arasında idi. Dünya&#8217;nın yaratılışı altı gün sürdü. Yedinci gün  Ülgen yatıp uyudu; sekizin gün kalktı&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bizim Ay ve Güneş&#8217;imizin dünyasından başka, doksan dokuz dünya daha vardır.  Bunların hepsinde birer uçmag (cennet), birer tamu (cehennem) vardır. Herbirinde  insanlar bulunur. En büyük dünya, Han Kurbustan Tengere&#8217;dir. Bay-Ülgen, bu  âlemin yönetimini yardımcılarından olan Mangızın Matmas Burkan adlı ruha  vermiştir. Bu dünyanın yerinin adı Altın Telegey&#8217;dir. Cehennemi, Mangız Toçiri  Tamu&#8217;dur. Bu tamuyu, Matman Kara adlı bir zebani yönetir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Doksan dokuz âlemin ortancası, Ezre Kurbustan Tengere&#8217;dir. Ezre Tengere&#8217;yi,  Belgein Keratlu Türün Musıkay Burkan&#8217;a verilmiştir. Yerinin adı, Altın Şarka&#8217;dır.  Cehennemi, Tüpken Kara Tamu&#8217;dur. Bu cehennemi Matman Karakçı yönetir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kişioğullarının bulunduğu bizim dünyamız, en küçük dünyadır. Adına, Kara Tengere  Dünyası denilir. Bu dünyayı, May-Tere yönetir. Cehenneminin adı, Kara Teş&#8217;tir.  Bu cehennemi, Kerey Han yönetir. Bizim dünyamızın üzerinde otuz üç kat gök  vardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bay-Ülgen, birgün denize bakarken, suyun üstünde bir toprak parçasının yüzdüğünü  gördü. Toprağın üzeri, insan gövdesine benzeyen bir kil tabakası ile kaplıydı.  Ülgen, &#8220;Bu cansız toprak, kişi olsun!&#8221; diye buyurdu. Toprak, kişi oldu. Ülgen,  ona Erlik adını verdi; olduğu yere bıraktı. Erlik, giderek Ülgen&#8217;i buldu. Ülgen  de onu yanına aldı; kendisine küçük kardeş yaptı. Bir zaman sonra Erlik, Ülgen&#8217;i  kıskandı. Ondan daha güçlü olmak istedi. Ülgen&#8217;e imrendi, &#8220;Ben de onun gibi  olmalıyım&#8221; diye düşündü. Düşüne düşüne Ülgen&#8217;e düşman oldu. Ülgen bunun yerine,  Mangdaşire&#8217;yi yarattı. Sonra da, bizim dünyamızda yedi kişi yarattı. Bunların  kemikleri kamıştan, etleri topraktan oldu. Kulaklarına üfledi, can verdi.  burunlarına üfledi, akıl verdi. En sonra da, yine bir kişi yarattı ve May-Tere  adını verdi. Ona &#8220;Bu insanları sen yönet&#8221; diye buyurdu.<br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-efsaneleri/">»<span lang="tr">  &#8220;Efsaneler&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"> <font face="Arial"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Efsane/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Efsane</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/efsane-nedir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Efsane Nedir</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-efsaneleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Efsaneler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-efsaneleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Türk Efsaneleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Karacaoglan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Karacaoğlan</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Leyla-ile-Mecnun/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Leyla ile Mecnun</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Kerem-ile-Asli/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kerem ile Aslı</font></a></span></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaratilis-efsaneleri-efsaneler/">Yaratılış Efsaneleri – (Efsaneler)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yaratilis-efsaneleri-efsaneler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
