<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>R | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/kim-kimdir/r-kim-kimdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 May 2018 15:11:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Rauf Denktaş &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/rauf-denktas-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/rauf-denktas-biyografi-hayati-kim-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:14:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[R]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Denktaş Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Denktaş Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/rauf-denktas-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rauf Denktaş (Hayatı &#8211; Biyografisi) Rauf Raif Denktaş 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs&#8217;ın Baf bölgesinde doğdu.Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken annesini kaybetti.Babası hakim Raif Bey&#8217;dir.Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul&#8217;a gönderildi.Arnavutköy&#8217;de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevziati Lisesi&#8217;nde yatılı okumaya başladı.Ortaokuldan sonra Kıbrıs&#8217;a döndü ve liseyi Kıbrıs&#8217;ta bitirdi.II.Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra hukuk [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/rauf-denktas-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Rauf Denktaş – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Rauf Denktaş<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rauf Raif Denktaş 27 Ocak  1924 tarihinde Kıbrıs&#8217;ın Baf bölgesinde doğdu.Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken  annesini kaybetti.Babası hakim Raif Bey&#8217;dir.Anneannesi ve babaannesi tarafından  büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul&#8217;a gönderildi.Arnavutköy&#8217;de  ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevziati Lisesi&#8217;nde yatılı okumaya  başladı.Ortaokuldan sonra Kıbrıs&#8217;a döndü ve liseyi Kıbrıs&#8217;ta bitirdi.II.Dünya  Savaşı&#8217;ndan sonra hukuk tahsili için İngiltere&#8217;ye gitti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mezun olduktan sonra  avukatlığa başladı.1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı.Yine aynı  yıl Aydın Hanım&#8217;la evlendi.27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin  düzenlediği ilk mitingte Dr.Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı.Türk  Cemaatının iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr.Fazıl Küçük arasında ara bulucu  rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu.Faiz Kaymak&#8217;ın teklifi ve  Dr.Fazıl Küçük&#8217;ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu kongresinde  başkanlığa seçildi.</font></p>
<p align="justify">
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Savcılık görevinden İngiliz  yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve Cemaat sorunlarıyla uğraşmaya  başladı.1958 yılına gelindiğinde Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca,  Türkler de bu olayları protesto etti.Zürih-Londra anlaşmaları öncesinde Dr.Fazıl  Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara&#8217;ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile  görüşmeye gitti.Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklifini  dile getirdi.16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı&#8217;na  ayak bastı.1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara&#8217;ya  gitti.Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs&#8217;a geçti ve Türk  direnişini örgütlemeye başladı.Bu dönemden sonra Kıbrıs Türklerinin temsilcisi  olarak görev yaptı.1974 Barış Harekatından sonra da Kuzey Kıbrıs Türk  Federasyonu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dönemlerinde cumhurbaşkanı olarak  görev yaptı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">ESERLERİ</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Rauf Denktaş&#8217;ın Hatıraları<br />
Cilt: 1<br />
1964-1974 Arşiv Belgeleri ve Notlarla O Günler<br />
Rauf R. Denktaş<br />
Boğaziçi Yayınları / Hatıra Serisi</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Güzide devlet adamı Rauf Denktaş, Kıbrısı milli dava haline getirmiş insandır.  Bu, elbette netameli bir iş. Şimdi de, o heyecan ve şeref dolu günleri, günlük  notlarına ve vesikalara dayanarak yazdığı hatıraları ile milli hafızaya emanet  etti. Tarihi yapmak ve yazmak; bu, Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı&#8217;nın nasibi&#8230;  Tarihi yapanın kaleminden okumak da Boğaziçi okuyucularının&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Rauf Denktaş&#8217;ın Hatıraları<br />
Cilt: 2<br />
1965<br />
Arşiv Belgeleri ve Notlarla O Günler<br />
Rauf R. Denktaş<br />
Boğaziçi Yayınları / Hatıra Serisi</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;1965 yılının bu ilk gününde Tanrı&#8217;ma yalvarıyorum: &#8220;Tanrım! Kıbrıs Türk&#8217;ünü  koru, acılarımız son bulsun, çocuklarımız özgür ve mutlu yaşasınlar, esaret  zincirleri bizden uzak olsun.&#8221; 1965 yılının son günü. &#8220;Özgürlük mücadelemizin  ikinci yılındayız ve sürgünlüğümüzün de ikinci yılını<br />
doldurduk. Bin bir ızdırap ve çile içinde geçen koskoca iki yıl. Geçmişi, dünü  ve bugünü düşünüyorum: Enosis Olmaz.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rauf Denktaş&#8217;ın Hatıraları<br />
Cilt: 4<br />
1967<br />
Arşiv Belgeleri ve Notlarla O Günler<br />
Rauf R.Denktaş<br />
Boğaziçi Yayınları / Hatıra Serisi</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ada&#8217;dan uzak kalışın baskısı ve tatsızlığı ile bir yıl daha geçti. Kıbrıstan  gelen haberler daha da tatsızlaştı&#8230; Ankara&#8217;dan geçerken uğrayıp hal hatır<br />
soranlar da iyice azaldı. Benimle temas edenler &#8220;ikbalden&#8221; düşüyorlarmış. Aydın  &#8220;iş bul artık&#8221; diyor sık sık.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rauf Denktaş&#8217;ın Hatıraları<br />
Cilt: 5<br />
1963<br />
Arşiv Belgeleri ve Notlarla O Günler<br />
Rauf R.Denktaş<br />
Boğaziçi Yayınları / Hatıra Serisi</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1968 yılının son günü. Asırlar kadar uzun gelen sürgün yıllarından sonra ilk  defa yeni bir yıla halkımla, halkımın çocukları ile birlikte giriyorum.<br />
Halkımla olmak, Mücahitlerle omuz omuza mücadele etmek benim için en büyük  mutluluk&#8230; Acılarımı yüreğime gömdüm&#8230; Geriye bakacak zamanımız yok&#8230;  Önümüzde zorlu ve çetin bir yol, başarıya ulaştırılması gereken soylu bir  mücadele var&#8230; 1968 yılının bu son gününde Tanrımdan yine tek bir dileğim var;  &#8220;Şehitlerimizden emanet aldığımız mücadelemizde bize güç ver&#8230; bu küçük vatan  parçasında bayrağımız inmesin, ezan sesleri dinmesin&#8230;&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rauf Denktaş&#8217;ın Hatıraları<br />
Cilt: 6<br />
1969<br />
Arşiv Belgeleri ve Notlarla O Günler<br />
Rauf R.Denktaş<br />
Boğaziçi Yayınları / Hatıra Serisi</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Emin Dırvana geliyor gözlerimin önüne: &#8220;Makarios bu anlaşmaları bozacak,  ortaklık binasını başımıza yıkacak, enkazın altında kalmayalım&#8221; demiştim adaya  geldiği ilk gün. Çok kızmıştı!&#8230; &#8220;Kimsenin bu anlaşmaları bozmaya gücü yetmez&#8221;  diye haykırmıştı ve o günden sonra da bizim verdiğimiz her raporu&#8221; geçersizdir  inanmayınız&#8221; diyerek Ankara&#8217;ya intikal ettirmişti. Acaba şimdi ne diyor, ne  yapıyor? &#8220;Makarios&#8217;un anlaşmaları bozmak niyeti yoktur, bu düşünceler Denktaş ve  kafadarlarının vesvesesidir&#8221; diyerek Türkiye&#8217;yi uyutmuş olmasının kefaretini  şimdi hem biz, hem de Türkiye ödemektedir. Büyükelçi&#8217;lik önemli, hayati bir  görev!&#8230; Emin Dırvana ise &#8220;asker ve Kıbrıs kökenli, güçlü bir Büyükelçi&#8221; olarak  Mayıs 1960 ihtilal hükümetinin hediyesi olmuştu bize!.. -12 Şubat 1969</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/rauf-denktas-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Rauf Denktaş – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/rauf-denktas-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahmi Koç &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/rahmi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/rahmi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:13:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[R]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmi Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmi Koç Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmi Koç Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/rahmi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahmi Koç (Hayatı &#8211; Biyografisi) 1930 yılında Ankara&#8217;da doğdu. İlk öğrenimini Ankara&#8217;da, orta ve lise öğrenimini Robert Kolej, yüksek öğrenimini ise Johns Hopkins University (A.B.D.) B.A. Endüstriyel Sevk ve İdare Bölümü&#8217;nde yaptı. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra 1958 yılında Ankara, Otokoç şirketinde görev almak suretiyle Koç Topluluğu&#8217;nda bilfiil çalışmaya başladı. 1960 yılında Koç Topluluğu&#8217;nu Ankara&#8217;da temsil [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/rahmi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Rahmi Koç – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #0099cc;"><strong><span style="font-size: 22pt;"> Rahmi Koç<br />
</span></strong></span> <span style="color: #c0c0c0;"><span style="font-size: 8pt; font-weight: bold;">(Hayatı &#8211; Biyografisi)</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1930 yılında Ankara&#8217;da doğdu. İlk öğrenimini Ankara&#8217;da, orta ve lise öğrenimini Robert Kolej, yüksek öğrenimini ise Johns Hopkins University (A.B.D.) B.A. Endüstriyel Sevk ve İdare Bölümü&#8217;nde yaptı. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra 1958 yılında Ankara, Otokoç şirketinde görev almak suretiyle Koç Topluluğu&#8217;nda bilfiil çalışmaya başladı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1960 yılında Koç Topluluğu&#8217;nu Ankara&#8217;da temsil eden Koç Ticaret A.Ş.&#8217;ne geçti. 1963 yılında kurulan Koç Holding&#8217;in Ankara&#8217;da bulunan şirket merkezinin 1964 yılında İstanbul&#8217;a nakli ile Koç Holding A.Ş. Genel Koordinatörü oldu ve İstanbul&#8217;a yerleşti. Bundan sonra sırasıyla 1970 yılında yedi kişiden müteşekkil İcra Komitesi Başkanı, 1975 yılında İdare Meclisi Başkan Yardımcısı, 1980 yılında dört kişilik üst düzey idarecilerinden kurulu Koç Holding İdare Komitesi Başkanı oldu.</span></p>
<p align="justify">
<table style="border-collapse: collapse;" border="0" width="250" cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1984 yılında, Merhum Vehbi Koç&#8217;un İdare Meclisi Başkanlığını oğluna devrederek Şeref Başkanı olması üzerine 30 Mart 1984 tarihinde halen deruhte ettiği Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üzerine aldı. Ocak 1998&#8217;den itibaren Koç Holding Yönetim Komitesi Başkanlığı&#8217;nı da üstlendi. 7 Kasım 1994 tarihinde yapılan Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) toplantısında 1995-1996 yılları için ICC Başkanı olarak seçilmiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Rahmi M. Koç&#8217;un üye olduğu kuruluşlar:<br />
·Uluslararası Ticaret Odası Eski Başkanı (1.1.1995 &#8211; 31.12.1996 arası Başkanlık),<br />
·Güneydoğu Avrupa İşbirliği Girişimi, İş Danışma Kurulu Başkan Vekili<br />
·Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi,<br />
·Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı,<br />
·Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı,<br />
·Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi , İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı,<br />
·Paris, Amerikan Hastanesi Vakfı&#8217;nın Onursal Yöneticisi<br />
·Turmepa/ Deniz Temiz Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı,<br />
·Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Onursal Başkanı,<br />
·Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Danışma Kurulu Üyesi,<br />
·Dış İlişkiler Konseyi Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi,<br />
·Chase Uluslararası Danışma Konseyi Üyesi,<br />
·Allianz Aktiengesellschaft Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi<br />
·Eisenhower Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">21 Mayıs 1998 tarihinde Johns Hopkins Üniversitesi&#8217;nden, 28 Eylül 1998 tarihinde Anadolu Üniversitesi&#8217;nden, 14 Mayıs 1999 tarihinde Ege Üniversitesi&#8217;nden ve 14 Haziran 2000 tarihinde Bilkent Üniversitesinden Fahri Doktora Ünvaları almıştır. Alman Hükümeti tarafından Grosses Verdienst Kreuz ödülü verilen Rahmi M. Koç, ülkemizde eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında yaptığı katkılar dolayısıyla 27 Ekim 1997 tarihinde T.C. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından &#8220;DEVLET ÜSTÜN HİZMET MADALYASI&#8221;; ile ödüllendirildi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Rahmi M. Koç Rotaryen olup; İstanbul Açık Deniz Yat Kulübü ve New York Yat Kulübü üyesidir.<br />
Üç oğlu vardır. Mustafa Vehbi Koç (1960), Ömer Mehmet Koç (1962) ve Ali Yıldırım Koç (1967).<br />
Rahmi M. Koç, İngilizce bilmektedir.</span></p>
<p align="justify">
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: bold;"><span style="color: #808080;">|</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografiler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Yaşam Öyküleri</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Kim Kimdir?</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/rahmi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Rahmi Koç – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/rahmi-koc-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Recaizade Mahmut Ekrem &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/recaizade-mahmut-ekrem-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/recaizade-mahmut-ekrem-biyografi-hayati-kim-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[R]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Recaizade Mahmut Ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[Recaizade Mahmut Ekrem Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Recaizade Mahmut Ekrem Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/recaizade-mahmut-ekrem-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Recaizade Mahmut Ekrem (Hayatı &#8211; Biyografisi) 19. yüzyıl Osmanlı edebiyatının önde gelen isimlerindendir. Takvimhane Nazırı Recai Efendi&#8217;nin oğlu, Ercüment Ekrem Talu&#8217;nun babasıdır. Babasından Arapça ve Farsça öğrendi. 1858&#8217;de ilköğretimini tamamladı, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan&#8217;ı bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi&#8217;ndeki öğrenimini sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi&#8217;nde memurluğa başladı (1862). Tanzimat [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/recaizade-mahmut-ekrem-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Recaizade Mahmut Ekrem – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Recaizade Mahmut Ekrem<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">19. yüzyıl Osmanlı  edebiyatının önde gelen isimlerindendir. Takvimhane Nazırı Recai Efendi&#8217;nin  oğlu, Ercüment Ekrem Talu&#8217;nun babasıdır. Babasından Arapça ve Farsça öğrendi.  1858&#8217;de ilköğretimini tamamladı, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan&#8217;ı  bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi&#8217;ndeki öğrenimini sağlık  sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi&#8217;nde  memurluğa başladı (1862). Tanzimat ve Nafia dairelerinde başmuavinlik (1874),  Şura-yı Devlet (danıştay) üyeliği (1877), Mekteb-i Mülkiye ve Galatasaray  Sultanisi&#8217;nde edebiyat öğretmenliği (1880-88), birkaç ay Evkaf ve Maarif  Nazırlığı (1908), Meclis-i Âyân üyeliği (1908-14) yaptı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Resmi görevle Trablusgarp&#8217;a gönderildi. 1908&#8217;de 2. Meşrutiyet&#8217;ten sonra kurulan  Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Namık Kemal&#8217;le tanışmasının ardından  Encümen-i Şuara&#8217;ya katıldı. İlk yazıları Namık Kemal yönetimindeki Tasvir-i  Efkar gazetesinde yayınlandı. 1870&#8217;lerden sonra kendisini tümüyle yazılarına  verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870&#8217;te ilk oyunu Afife Anjelik,  1871&#8217;de ilk şiir kitabı Nağme-i Seher yayınlandı. Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i  Âyan üyesiydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ölümü nedeniyle okullar tatil edilmiş ve büyük bir cenaze töreni düzenlenmiştir.  Mezarı, oğlu Nejad&#8217;ın kabri yanında, Küçüksu&#8217;dadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2"> Edebî Hayatı<br />
</font></strong><font size="2"><br />
Namık Kemal&#8217;le tanışmasının ardından edebiyat çevresine girmiş ve onun Fransa&#8217;ya  gitmesi üzerine, 1867&#8217;de Tasvir-i Efkar gazetesinin yönetimine geçmiştir.  Recaizade, üç oğlunun, özellikle de çok sevdiği Nejad&#8217;ın ölümünden duyduğu acıyı  dile getirdiği şiirleriyle daha çok karamsar duygular işledi. Eski edebiyatı  savunan Muallim Naci ve çevresiyle girdiği edebiyat tartışmalarıyla Edebiyat-ı  Cedide akımının doğmasına zemin hazırladı. Başta Tevfik Fikret olmak üzere  döneminin genç şair ve edebiyatçılarını çevresinde topladı. Tanzimat ve Batı  düşüncesinin yeni kuşağa benimsetilmesinde önemli rol oynadı.</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2">Kendisinin yetkin tiyatro oyunu olarak bilinen Çok Bilen Çok Yanılır, ölümünden  sonra yayımlandı. Sanatta güzellik ilkesine bağlı kaldı. &#8220;Sanat sanat içindir&#8221;  anlayışını savundu. Doğaya dönük, insanı doğa içinde ele alan şiirler yazdı. Aşk  ve ölüm temalarını işledi. Eski-yeni edebiyat tartışmalarının merkezinde yer  aldı. Tek romanı, Türk edebiyatında gerçekçiliğin ilk örneklerinden sayılan  Araba Sevdası adlı eseridir.yazar bu eserde ailesinin parasini zevk ve  eglencesine harcayanları eleştirdi.Bu eseri yazdığı dönemde ailesini karşısına  almış ve baba mirasından olacacığı bile bile eserini yazmaya devam etmiştir.</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>Eserleri<br />
</strong><br />
<strong>Manzum<br />
</strong><br />
* Nağme-i Seher (1871)<br />
* Yadigâr-ı Şebâb (1873)<br />
* Zemzeme (3 cilt, 1883-1885)<br />
* Tefekkür (düzyazı ile karışık, 1888)<br />
* Pejmürde (düzyazı ile karışık, 1893) Bu eser Kocaeli Üniversitesi Türk Dİli ve  Edebiyatı öğrencisi Doğan Evecen tarafından Türkçeye çevrilmektedir.<br />
* Nijad Ekrem (2 cilt, anılarla birlikte, 1900-1910)<br />
* Nefrin (1914)</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>Roman<br />
</strong><br />
* Araba Sevdası(ilk realist roman)</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>Öykü<br />
</strong><br />
* Saime (1888)<br />
* Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1890)<br />
* Şemsa (1895)</font></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><font size="2"><strong>Oyun<br />
</strong><br />
* Afife Anjelik (1870)<br />
* Atala Yahut Amerikan Vahşileri (1873)<br />
* Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç (1874)<br />
* Görev Çağrısı (1914)<br />
* Çok Bilen Çok Yanılır (1916)</font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/recaizade-mahmut-ekrem-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Recaizade Mahmut Ekrem – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/recaizade-mahmut-ekrem-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Refik Halit Karay &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/refik-halit-karay-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/refik-halit-karay-biyografi-hayati-kim-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[R]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Halit Karay]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Halit Karay Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Halit Karay Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/refik-halit-karay-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Refik Halit Karay (Hayatı &#8211; Biyografisi) 1888&#8217;de İstanbul&#8217;da doğan Refik Halit, Bank-i Osmani serveznedarlarından, &#8220;bâlâ&#8221; rütbesine sahip Mehmed Halid Bey&#8217;in oğludur. Vezneciler&#8217;de Şemsu&#8217;l-Maarif ve Göztepe&#8217;de Taş Mektep&#8217;te okuyan ve ayrıca özel dersler de alan Refik Halid, Mekteb-i Sultani&#8217;yi terkettiği gibi, Mekteb-i Hukuk&#8217;u da yarıda bırakıp Maliye Merkez Kalemi&#8217;ne katip olarak girdi. 1908&#8217;de katipliği bırakarak, Servet-i [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/refik-halit-karay-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Refik Halit Karay – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #0099cc;"><strong><span style="font-size: 22pt;"> Refik Halit Karay<br />
</span></strong></span> <span style="color: #c0c0c0;"><span style="font-size: 8pt; font-weight: bold;">(Hayatı &#8211; Biyografisi)</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1888&#8217;de İstanbul&#8217;da doğan Refik Halit, Bank-i Osmani serveznedarlarından, &#8220;bâlâ&#8221; rütbesine sahip Mehmed Halid Bey&#8217;in oğludur. Vezneciler&#8217;de Şemsu&#8217;l-Maarif ve Göztepe&#8217;de Taş Mektep&#8217;te okuyan ve ayrıca özel dersler de alan Refik Halid, Mekteb-i Sultani&#8217;yi terkettiği gibi, Mekteb-i Hukuk&#8217;u da yarıda bırakıp Maliye Merkez Kalemi&#8217;ne katip olarak girdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1908&#8217;de katipliği bırakarak, Servet-i Fünun&#8217;da ve Tercüman-ı Hakikat&#8217;te çalışmaya başladı, bu arada kendisine ait Son Havadis adıyla bir gazete çıkardı ancak bunu on beş sayı sürdürebildi. Fecr-i Ati Topluluğu&#8217;na katıldı, Servet-i Fünun&#8217;a yazılar verdi. Kalem adındaki mizah dergisinde de &#8220;Kirpi&#8221; müstear ismiyle siyasi mizah yazıları yazdı. Sada-yı Millet&#8217;te, bilahare Cem&#8217;de Kirpi müstear ismiyle yazılar yazdı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<table style="border-collapse: collapse;" border="0" width="250" cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Gazeteci Ahmet Samim&#8217;in 9 Haziran 1910&#8217;da İttihatçılarca katledilmesi üzerine İştirak adlı gazetenin 13 Haziran 1910 tarihli nüshasının buna ilişkin yazılara ayrılmasını sağladı ve bu yüzden İttihat ve Terakkicilerce mimlendi. &#8220;Kirpi&#8221; müstear ismiyle yazdığı, İttihat ve Terakki Fırkası&#8217;nı yerden yere vuran yazılarını &#8220;Kirpinin Dedikleri&#8221; adıyla bir kitapta topladı ve bu arada Hürriyet ve İtilaf Fırkası&#8217;nın elindeki Beyoğlu Belediyesi&#8217;nde yedi ay süreyle Başkatip olarak çalıştı, Mahmud Şevket Paşa&#8217;nın katlinden hemen sonra da, yargılanmaksızın Sinop&#8217;a sürüldü (1913), bilahare Çorum, Ankara ve Bilecik&#8217;e gönderildi. Bilecik&#8217;teyken ongünlük bir izinle İstanbul&#8217;a geldiğinde Ziya Gökalp&#8217;in yardımlarıyla geri dönmedi yani sürgünlüğü son<br />
buldu (1918).</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Robert Kolej&#8217;de bir yıl kadar Türkçe öğretmenliği yaptı, bu arada Vakit, Tasvir-i Efkar ve Zaman gazetelerinde makaleler yayınlayan Refik Halid, Damat Ferit Paşa&#8217;nın dostluğu sayesinde, mütarekeden hemen sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası&#8217;na katıldı, Posta ve Telgraf Umum Müdürü olarak görevlendirildi (1919). İzmir&#8217;in işgalinden sonra Anadolu Hareketiyle İstanbul Hükumeti arasında yaşanan telgraf krizinde İstanbul Hükumetini tuttuğu için, İstanbul&#8217;un işgalcilerden kurtarılışının ardından 09.11.1922 tarihinde Beyrut&#8217;a kaçtı. Yüzellilikler listesine alınması ve ihracı konusunda baskı yapılması üzerine Suriye&#8217;nin vatandaşlığını kabul etmek zorunda kalan Refik Halid, Halep&#8217;te yayımlanan Doğruyol ve Vahdet gazetelerini yönetti, bir ara kendi adına çıkardığı gazeteyi de tepkiler yüzünden kapatmak zorunda kaldı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Af Kanunuyla, 1938&#8217;de yurda dönüp, yazmaya ve geçimini bu yoldan sağlamaya devam eden Refik Halid, 18.7.1965 tarihinde İstanbul&#8217;da öldü.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">ESERLERİ<br />
Hikaye:<br />
Memleket Hikayeleri (1919), Gurbet Hikayeleri (1940).</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Roman:<br />
İstanbul&#8217;un İç Yüzü (1920-Sonraki basımda İstanbul&#8217;un bir yüzü), Yizidin Kızı (1939), Çete (1939), Sürgün (1941), Anahtar (1947), Bu Bizim Hayatımız (1950), Nilgün (3Cilt:Türk Prensesi Nilgün (1950), Mapa Melikesi Nilgün (1950), Nilgün&#8217;ün Sonu (1952), tek cilt 1960), Yer Altında Dünya Var (1953), Dişi Örümcek (1953), Bugünün Saraylısı (1954), 2000 Yılının Sevgilisi (1954), İki Cisimli Kadın (1955), Kadınlar Tekkesi (1956-İki Cilt), Karlı Dağdaki Ateş (1956), Dört Yapraklı Yonca (1957), Sonuncu Kadeh (1957), Yerini Seven Fidan (1977), Ekmek Elden Su Gölden (1980), Ayın On Dördü (1980), Yüzen Bahçe (1981).</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Mizah ve Hiciv:<br />
Sakın Aldanma İnanma Kanma (1915), Kirpi&#8217;nin Dedikleri (1916), Ago Paşa&#8217;nın Hatıratı (1918), Ay Peşinde (1922), Tanıdıklarım (1922), Guguklu Saat (1925).</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Fıkralar:<br />
Bir İçim Su (1931), Bir Avuç Saçma (1939), İlk Adım (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajlı Kadın (1943), Tanrıya Şikayet (1944).</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Oyun:<br />
Kanije Müdafası ve Tiryaki Hasan Paşa (Müfit Ratip&#8217;le, oynandı, basılmadı), Deli (1929).</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Anı:<br />
Minelbap İlelmihrap (1946), Bir Ömür Boyunca (1990).</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">xxxxxxxxxxxxxxxx</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bir Ömür Boyunca<br />
Refik Halid Karay<br />
İletişim Yayınevi / Anı Dizisi</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8230;İlk baskısı yayınevimiz tarafından yapılan Bir Ömür Boyunca, yazarın 1922-1938 arasındaki sürgünlük yıllarını kapsayan anılarıdır. Ama anlattıkları bu yıllarla ve bu dönemin olaylarıyla sınırlı değildir. Beyoğlu&#8217;nun lokanta adabı, Sinop&#8217;taki sürgün dünyası kadar Resneli Niyazi&#8217;nin meşhur geyiğinin akıbetini de Refik Halid&#8217;in güzel ve özgün üslubundan okuruz. Bir Ömür Boyunca, yazarın ölümünden sonra yayınlanan en güzel ve önemli eseridir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">HAKKINDA YAZILANLAR</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1.Kendi Yazılarıyla Refik Halid<br />
Hikmet Münir Ebci</span></p>
<p align="justify">
<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: bold;"><span style="color: #808080;">|</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografiler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Yaşam Öyküleri</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Kim Kimdir?</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/refik-halit-karay-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Refik Halit Karay – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/refik-halit-karay-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reşat Nuri Güntekin &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/resat-nuri-guntekin-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/resat-nuri-guntekin-biyografi-hayati-kim-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:07:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[R]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Resat Nuri Guntekin]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Nuri Güntekin Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Nuri Güntekin Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/resat-nuri-guntekin-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reşat Nuri Güntekin (Hayatı &#8211; Biyografisi) 25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi&#8217; ni bitirdi (1912). Bursa&#8217; da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra&#8217; da öldü. İstanbul&#8217; da Karacaahmet Mezarlığı&#8217;nda gömülü. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/resat-nuri-guntekin-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Reşat Nuri Güntekin – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #0099cc;"><strong><span style="font-size: 22pt;"> Reşat Nuri Güntekin<br />
</span></strong></span> <span style="color: #c0c0c0;"><span style="font-size: 8pt; font-weight: bold;">(Hayatı &#8211; Biyografisi)</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi&#8217; ni bitirdi (1912). Bursa&#8217; da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra&#8217; da öldü. İstanbul&#8217; da Karacaahmet Mezarlığı&#8217;nda gömülü.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Yazı hayatına Birinci Dünya Savaşı sonlarında (1917) başlayan, ilk eseri de Eski Ahbap (uzun hikaye) 1917&#8242; de basılan Reşat Nuri, 1918&#8242; de tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayımlarken bir yandan da hikayeler (Şair Dergisi, 1918/19; Nedim Dergisi, 1919; Büyük Mecmua, 1919) yazıyordu. Çalıkuşu&#8217; nun Vakit gazetesinde tefrikasıyla (1922) geniş bir ün kazandı. Çok hareketli bir eser olan Çalışkuşu&#8217; nda Anadolu, ilk idealist ve aydın kızı Feride&#8217; ye kavuştu, geniş ölçüde romana girdi. Bu roman az okumuş ve aydın, iki sınıfı da, doğal ve canlı diliyle kendine bağladı. Reşat Nuri&#8217; nin hemen bütün romanlarında dekor olarak taşra kasaba ve şehirleri çevre, tip, çeşitli problem ve görüşleriyle Anadolu atmosferi görülür. Romanlarında sosyal ve hissi konuları işleyen yazar, küçük hikayelerinde bunların yanına mizahı da ekledi</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Yazdığı, çevirdiği, kitap biçimine girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuarlarında kalmış tüm eserlerinin toplamı yüzü bulur; bunlardan 19 tanesi telif romandır, 7 tanesi hikaye kitabı. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı, oynanmış, basılmadan kalmış oyunlarının sayısı roman ve hikaye kitaplarının sayısını da aşar. 7 Aralık 1956&#8217;da Londra&#8217;da öldü.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;"><strong>[ad1]<br />
ESERLERİ</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Hikaye kitapları: Tanrı Misafiri (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olağan İşler (1930), vb.<br />
Gezi yazıları: Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966).<br />
Oyunları içinde en ünlüleri Balıkesir Muhasebecisi (1953) ve Tanrıdağı Ziyafeti (1955)&#8217; dir. Bütün eserleri ölümünden sonra, eşi tarafından, bir külliyat halinde yeniden bastırıldı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Romanları: Gizli El (1922), Çalıkuşu (1922), Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1925), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928),Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen (1944), Miskinler Tekkesi (1946), Harabelerin Çiçeği (1953), Kavak Yelleri (1950), Son Sığınak (1961),Kan Davası (1955),<br />
Hikaye Kitapları: Tanrı Misafiri (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ile Mecnun (1928), Olağan İşler (1930)<br />
Gezi Yazıları: Anadolu Notları (ilk cildi 1936; ikinci cildi 1966)<br />
Oyunları:Balıkesir Muhasebecisi (1953), Tanrıdağı Ziyafeti (1955)</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">HAKKINDA YAZILANLAR<br />
Reşat Nuri Güntekin Türkan Poyraz &#8216; Muazzez Albek (Ankara, 1957)<br />
Reşat Nuri Güntekin Hayatı, sanatı ve eserleri Muzaffer Uyguner (Varlık Yay;1967).<br />
Romanıyla Reşat Nuri Güntekin İbrahim Zeki Burdurlu (İzmir Eğitim Ens. Yay., 1971)<br />
Reşat Nuri&#8217;nin Tiyatro ile İlgili Makaleleri Prof.Dr.Kemal Yavuz Kültür Bakanlığı Y.<br />
Reşat Nuri Güntekin&#8217; in Romanlarında Şahıslar Dünyası Birol Emil (1984) adlı doçentlik tezi.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">HAKKINDA YAZILANLAR</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">ÇALIKUŞU AİLESİ Cemal Kalyoncu<br />
Aksiyon 20 Nisan 2002 s.385</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Başta Çalıkuşu romanı olmak üzere eserleriyle Türk edebiyatının klasiklerine imza atanlardan biri olan Reşat Nuri Güntekin&#8217;in, hayatta olan eşi Hadiya Hanım ve kızı Ela Güntekin, Reşat Nuri&#8217;yi ve aileyi ilk defa Aksiyon&#8217;a anlattı<br />
Çalıkuşu&#8217;yla beraber Anadolu&#8217;yu gezenlerimiz az değildir. Dudaktan Kalbe, Acımak, Akşam Güneşi, Kavak Yelleri ve Yaprak Dökümü&#8217;ndeki kahramanların sevinçleriyle sevinen, üzüntüleriyle hüzünlenen, hele Ateş Gecesi&#8217;yle bir insanın iç dünyasına yolculuğa çıkanlar oldukça fazladır. Reşat Nuri Güntekin sayısı 30&#8217;u aşan eseri ile çağdaş Türk edebiyatının öncülerinden biridir. Türkiye&#8217;de kitap okurlarından hemen herkes Reşat Nuri Güntekin&#8217;in eserlerinden birini okumuş, okumayanlar da filme alınmış eserlerinden birini mutlaka izlemiştir. Yani Reşat Nuri Güntekin, eserlerinde, beslendiği toplumdan kopmayarak halktan karakterlere yer verdiğinden okur nezdinde ilgiyle karşılanmış birisidir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">25 Kasım 1889 yılında İstanbul&#8217;da doğan Reşat Nuri Güntekin&#8217;in babası askeri doktor olan Nuri Bey&#8217;dir. Annesi ise Anadolu&#8217;da valiliklerde bulunmuş Çerkez Yaver Paşa&#8217;nın kızı Lütfiye Hanım. Nuri&#8217;Lütfiye çifti Reşat dışında Reşide adlı bir de kız çocuğu getirir dünyaya. Ancak Reşide çok genç yaşta vefat edecektir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Reşat Nuri öğrencisi ile evleniyor<br />
Askeri doktor Nuri Bey&#8217;in peşinde Reşat Nuri de Anadolu&#8217;nun bir çok yerini dolaşır. İlkokula Çanakkale İptidai Mektebi&#8217;nde başlar. Bir süre de sadece gayrimüslimlerin okuduğu İzmir Frere&#8217;ler Okulu&#8217;nda okur. Kızı Ela Güntekin anlatıyor: &#8220;Müslümanları almıyorlar oraya. Ancak babam bir gayrimüslim adıyla kayıt yaptırıyor. Bir süre sonra da hiç bir neden olmadan babası oradan alıyor ve &#8216;Oğlum sen gez, dolaş. İnsanlara bak, doğayı tanı&#8217; diyor. Bunun üzerine babam köylere gidiyor, üzüm bağlarını dolaşıyor, insanlarla konuşuyor ve böylece başıboş bir yıl geçiriyor. Sonra babam bunu niye yaptı? diye aklına takılıyor. Farisice bilen, Arapça ve Fransızca büyük bir kütüphanesi olan babası, yani dedem de utana sıkıla &#8216;Ben seni Rousseau&#8217;nun Emil&#8217;i gibi yetiştirmek istedim&#8217; cevabını veriyor ona.&#8221; Reşat Nuri&#8217;nin yazar olmasında bu hadisenin önemli rolü olmuştur herhalde: &#8220;Bu olay babamı, birtakım olayları düşünmeye, izlemeye yöneltmiştir diye düşünüyorum.&#8221; Reşat Nuri daha sonra İstanbul&#8217;a gelir ve Saint Joseph&#8217;ten mezun olur. 1912&#8217;de Darülfünun Edebiyat Fakültesi&#8217;ni bitirir. Bir yıl sonra da uzun yıllar sürecek öğretmenliğe ilk adımını Bursa Sultanisi&#8217;nde Fransızca öğretmenliği yaparak atar. İstanbul&#8217;a döner, Vefa ve Erenköy Lise&#8217;lerinde müdürlük, Kabataş, Galatasaray, İstanbul Erkek Lisesi ile Çamlıca ve Erenköy Kız Liselerinde de 1931 yılına kadar Türkçe, edebiyat ve felsefe dersleri başta olmak üzere çeşitli dersler verir. 1917&#8217;den itibaren eserleri gazetelerde tefrika edilen Reşat Nuri Güntekin 1927 yılında da, Erenköy Kız Lisesi&#8217;nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlenir: &#8220;Annemin sesi çok güzelmiş. Okul idaresi eğitim için yurt dışına göndermeyi düşünmüş ama annemin babası izin vermemiş. Annem parıltıları olan bir kadın. Okusaydı iyi bir yere gelebilir ya da iyi bir opera sanatçısı olabilirdi.&#8221; Hadiye Güntekin, sıtma konusunda yapmış olduğu mücadeleleri ile bilinen İzmitli Dr. Feyzullah İzmidi&#8217;nin torunudur: &#8220;Hiç birikimi olmayan bir adamın gidip burjuva ailesinin kızıyla evlenmesi sıradan bir şey değil. Babam halk adamı ama kendisini yetiştirmişti.&#8221;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Feyzi Paşa ailesinin diğer fertleri soyadı kanunundan sonra &#8216;paşaoğlu&#8217; dememek için Generalfeyzioğlu soyadını alır. Aileden Erol ve Feyzi iş adamı olur. Reşat Nuri&#8217;nin kayınpederi, yani Hadiye Hanım&#8217;ın babası ise damadının Güntekin olan soyadını alacaktır. Bugün 94 yaşında olan Hadiye Güntekin ise, eşiyle beraber son yıllarını geçirdiği Levent&#8217;teki, duvarları kocasının resimleriyle dolu evinde yaşamaya devam etmektedir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Yazar, büyükelçi ve milletvekili Ruşen Eşref Ünaydın&#8217;ın teyzesinin oğlu olan Reşat Nuri Güntekin, 1931&#8217;den 1939 senesine kadar Milli Eğitim müfettişliği yapar. 1939&#8217;da ise milletvekili seçilerek Çanakkale&#8217;yi temsilen bir dönem Meclis&#8217;te bulunur: &#8220;Parti (CHP) adına Çanakkale&#8217;ye gidip teşkilatın düzensizliğini rapor ederek Çanakkale&#8217;nin CHP için elden gitmekte olduğunu anlattığı bir belge geçmişti elime. Ama babamın aktif bir siyasi hayatı olduğunu düşünmüyorum.&#8221; Piyes de yazan Reşat Nuri Güntekin milletvekilliğinden sonra 1947 yılına kadar Milli Eğitim Başmüfettişliği yapar. Bundan sonra 1954&#8217;e kadar da Paris Kültür Ataşeliği görevinde bulunur. UNESCO&#8217;da Türkiye Temsilciliği ve talebe müfettişliği onun son resmi görevidir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Ela kızla yapılan yürüyüşler<br />
Güntekin çifti evliliklerinin üzerinden uzun süre geçtikten sonra çocuk sahibi olur. 1941&#8217;de doğan tek çocukları için Reşat Nuri kızının hatıra defterine bakın neler yazmıştır: &#8220;11 Mart 1951, Ela kızım, ben çocukken, senin yaşında iken, gökyüzündeki aya bakardım, &#8216;Ay dede ay dede, oğlun kızın çok dede, birini bana versene, Allah sana çok vere&#8217; diye dua ederdim. Ay dede beni işitti. Çocuklarının birini bana verdi &#8216;adı Ela kız olsun&#8217; dedi. &#8216;Benim kadar çok ömrü, benimkiler kadar güzel çocukları olsun&#8217; dedi. Ela kızın babası Reşat Nuri Güntekin.&#8221;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Aile Paris&#8217;te olduğu yıllarda Ela da eğitimine burada başlar: &#8220;Hem Almanlar&#8217;ın müttefiki hem Müslüman olduğumuz için o zaman okulda çok aşağılandığımı biliyorum. Ama ben intikamımı iyi notlarla aldım.&#8221; Aile Türkiye&#8217;ye dönüş yaptığında küçük Ela da ilkokul beşinci sınıfı Nişantaşı&#8217;ndaki Nilüfer Hatun İlkokulu&#8217;nda okur. Ela Güntekin, o yıllarda Reşat Nuri için çok iyi bir yürüyüş arkadaşıdır: &#8220;Çok nazik bir adam. O zaman babalar şimdikiler gibi değil. Ne bileyim, çocuklarını dizlerinde hoplatmazlar, beraber birtakım şeyler paylaşmazlardı. Çocuk daha ayrı bir kategoride idi. Bir de tabii yaş farkı vardı. 1951&#8217;de taşındık Levent&#8217;teki bu eve. Karşımız mısır tarlası, dutluktu ve deniz görünürdü. Önümüzdeki şu Nispetiye Caddesi daracık ve çamurlu bir patika idi. Uzun uzun yürüyüşler yapardık babamla burada.&#8221;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Ne konuşurdu yürüyüşlerde?<br />
Bir kere didaktik bir konuşması yoktu. Fakat ne bileyim gökteki bir yıldıza takılırdı. Fuzuli&#8217;nin derinliğinden, Allah kavramından, etikten bahsederdi ama bütün bunlar öğretici bir şey değildi. Sanki kendi kendine konuşuyormuş gibiydi daha çok.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Siz kaç yaşında idiniz?<br />
12&#8217;13 ama bizim eve çok kitap girerdi. Çok okurdum. Ben bir de Dame de Sion&#8217;da okuyordum. Oranın da teşvik edici bir yanı vardı. Çok küçük yaşta düşünmeye başladım diyebilirim. Zannediyorum ben de arada sorular soruyordum. Hatta son yaz Büyükada&#8217;da yaptığımız uzun yürüyüşlerde şunu dediğim olmuştur. Ben bunların hepsini kavrayamıyorum. Babam bunları bana niye anlatıyor?</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Sizi dert ortağı gibi mi görüyordu?<br />
Olabilir ama dert ortağı da doğru bir laf değil. Yani içinin dolu ve konuşmak ihtiyacında olduğunu hissediyordum. Mesela isim vermeden ne bileyim, uğradığı düş kırıklıklarından söz ediyordu. Bir arkadaşın dostluğundan kaynaklanabilecek düş kırıklıklarından, insanların buna hazır olmaları gerektiğine kadar&#8230; Fakat sevgi dolu bir insandı. Birine ne kadar kızsa, öfkeli öfkeli gelir, anlatır, sonra &#8216;Hay Allah&#8217; derdi. Böyle kin tutmayan, herşeyi geniş gören, son derece de nazik. Kimseye kötü bir söz söylediğini, bir kalp kırdığını görmedim. Fakat yine de tabii evde bir otoritesi vardı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Peki nereden besleniyordu?<br />
Bu gezintileri yapıyoruz dedim ya. Levent çarşısı yeni kurulmuş, Teksas&#8217;ta bir kasaba gibi bir yer burası. Çıkardık babamla, ayakkabıcı, bakkal, aktar, kasap kim varsa dolaşırız. &#8216;O buyur Reşat Bey, bir çay, kahve iç&#8217; derlerdi. Ve sohbet ederdi o insanlarla.<br />
&#8216;Evimiz manastır gibi idi&#8217;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Ne konuşurdu halkla?<br />
Kitap konuşulmazdı bir kere. Biraz memleket meselesi konuşulurdu. Konuştuğu kişinin oturduğu yere dair bilgiler alırdı. Ama hiç bir zaman evde, oturulsun da, rakı sofrası kurulsun da, başka yazarlar da gelsin hep beraber içelim böyle bir şey yoktu. Bizim evimiz bir manastır gibi idi. Keyifsiz bir manastır değil ama, böyle bir yazar çizer takımı gelmezdi. Sonra, iki gün evde otursa &#8216;Benim canım biraz sefalet istiyor&#8217; derdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Sefalet?<br />
Yağmur çamur. Eskiden buradan (Levent&#8217;ten) Babıali&#8217;ye gitmek kolay değildi. 40 dakikada bir otobüs vardı, yollar çamur içindeydi, sonra kendisi çok genç değildi.<br />
Yalnız aile dostu bir doktor Talat Bey vardı. Daha çocukluğumda da iki tane arkadaşı vardı, Tatar Abdurrahman Bey ve Giritli Fahri Bey. Galiba bir yerde memurdular. Giritli Fahri Bey keyifli bir adamdı, Ada&#8217;ya gelirken yanına gramofonunu getirir Rum plakları çalar, şarkılar söylerdi filan.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216;Babam pratik biri değildi&#8217;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Kitaplarından iyi para kazanabiliyor muydu?<br />
Hayır, hayır, hayır. Çok az, belki biraz Çalıkuşu&#8217;ndan kazanmıştır. Babamın hiç pratik birşeysi olmadığı için kimse de ona bir telif hakkı ödemiyordu. Vefatından sonra annem gerçekten bir mücadele verdi ve eserlerin topluca İnkilap&#8217;ta basılmasını sağladı.<br />
Annem daha pratikti. Ne bileyim annemle bir bankaya gidecek olursak müdürün yanına çıkar beş dakikada işimiz hallolurdu. Babamla bir yere gidecek olursak kuyruğa girerdik. Ya da bir kitabını basmışlar, yayınevinden alacağı var, para ödemiyorlar, Babıali&#8217;den aşağı inerken kaldırım değiştirir &#8216;O kitapçının önünden geçmeyeyim, Reşat Nuri para istiyor demesinler&#8217; diye düşünürdü. Bunlar çok zamanı geçmiş şeyler. Şövalye gibi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Yalnızlık ne derece etkindi hayatında? Yürümeniz dışında başka neler yapardı?<br />
Yalnızlık dediğimiz zaman mesela o UNESCO&#8217;da görevli olduğu zaman birtakım toplantılardan sonra eve gelir ve anneme mi anlatırdı, kendi kendine mi konuşurdu bilmiyorum ama evde uzun uzun böyle dolaşarak kızgınlıkla bir şeyler anlattığını hatırlıyorum. Mısır veya Araplar&#8217;ın Türkler&#8217;e karşı birtakım girişimlerinden söz eder, kendi yaptığı birtakım müdahalelerden bahsederdi. Yalnızlık derken odasında yalnızdı tabii. Ama bir meyhaneye gitsin, bir kahveye gitsin, böyle şeyleri yoktu. O şeyleri belki çoktan kapatmıştı.<br />
&#8216; Sizin anlattıklarınızdan evcimen bir yazar tipi çıkıyor ortaya. Yazısını yazan, işine giden, onun dışında çok fazla bir şeye karışmayan&#8230;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216;Kahvaltımı babam hazırlardı&#8217;<br />
Evet ama ben ona evcimen demem. Evin idaresi, bilmem nesi annemin üstünde idi. Şöyle bir şey var, çocukken, benim odam onunkinin karşısında idi. Ben yatardım ama onun odasından ışık vurur ve daktilo sesi gelirdi. O daktilo sesi müthiş bir güven verirdi bana. O ses büyülemiştir beni. Orada yalnızdı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Yazılarını ne zaman yazardı?<br />
Gündüz yazmıyordu. Akşam mesela 21:30 &#8217;22:00&#8217;de odasına çekilir sabaha kadar&#8230; Ama yazıyor mu, çalışıyor mu, okuyor mu? Fakat ben hep o daktilo sesini duyardım. Sabah da beni 7:00&#8217;de kaldırır, bana kahvaltı verir &#8216;çorba pişirir, ekseriyetle de irmik çorbası&#8217; beni uğurlar ve ondan sonra yatardı. Ama bu 7&#8217;7:30&#8217;u bulurdu.<br />
&#8216; Mutfak işlerine yardım ediyordu yani..<br />
Yardım etmiyordu. Gece yazısının arasında mesela 12&#8217;de mutfağa girer, çok güzel yemekler pişirirdi. Fakat sonra o mutfağa girilmezdi tabii.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Daha çok ne tür yemekler yapardı?<br />
Alaturka yemekler. Patlıcanlı pilav filan gibi mesela. Yemek yapmak zannediyorum onun için bir hobi idi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Annenizden daha fazla girdiği oluyor muydu mutfağa?<br />
Annem girmezdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Başka ne tür hobisi vardı?<br />
Radyo dinlerdi. O zamanlar radyonun ne müthiş bir icad olduğundan söz ederdi. Alaturka musikiyi büyük ilgiyle dinlerdi. Bir de radyoya çok sokulurdu. Çünkü annem o tür musikiden hoşlanmazdı.<br />
&#8216; Evde annenizin sözü geçiyordu o zaman.<br />
Bazen birinin, bazen diğerinin ama annemin sözü geçer gibiydi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Dini yaşantısı nasıldı? Konuşur muydu sizinle bu konularda?<br />
Yeşil Gece kitabını biliyorsunuz. Ondan başka söyleyecek bir şeyim yok.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Yazmayı iş edinenler genelde çok sigara tüketir. Babanız da çok sigara içer miydi?<br />
Günde dört paket. O zamanın sigaraları incecikti fakat ölümü de ondan oldu zaten.&#8221;<br />
Reşat Nuri, 1956 yılında Londra&#8217;da tedavi görürken hayatını kaybeder: &#8220;Hastanede anneme demiş ki &#8216;İyi ki Ela burada değil. Ne kadar acı çektiğimi görmüyor. Ona şükrediyorum.&#8217; Tabii ölümüyle beni çok kötü bir zamanda ortada bıraktı. Gelişme çağında idim. Ondan sonra kararlarımı, sürüklenmelerimi hep kendim götürmek zorunda kaldım. Yani o konuşmalar, sohbetler olmasa belki ben daha düz, belki daha sağlam, ayağı yere basan insan olurdum. Ondan sonra çok bocaladım tabii.<br />
İlk eşi büyükelçi Tanşuğ Bleda</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Siz ne olmak istiyordunuz?<br />
&#8220;Bilir miyim o yaşta? Sadece edebiyata ve okumaya büyük merakım vardı. O dönemde Levent çarşısında bir kitapçı vardı. Aziz Nesin işletiyordu onu. Sabahları da gazete dağıtımı yapıyordu bütün Levent mahallesine. Oraya sık sık gidip Pekos Bil vs. okuyordum. O zaman gelen bir gazeteci sormuş &#8216;Ne olmak istiyorsun?&#8217; diye, ben de Teksas&#8217;a gidip kovboy olmak istiyorum demişim. Ve bu da gazetelerde çıkmış.&#8221;<br />
Ela Güntekin annesinin etkisiyle girdiği Dame de Sion&#8217;dan babasının vefatından iki yıl sonra, 1958&#8217;de mezun olur: &#8220;Sonra yurt dışında siyaset bilim okumak istiyordum, annem bir şekilde onu engelledi.&#8221; Sonra İstanbul Üniversitesi Sosyoloji ve Felsefe Bölümüne girer. Ardından Sorbonne&#8217;da edebiyat üzerine eğitimine devam eder. Ela Güntekin bu yıllarda evlidir. Dışişleri&#8217;nde çalışan teyzesi Gaye Güntekin vesilesi ile tanıştığı, diplomasi merdivenlerini henüz tırmanmaya başlayan Tanşuğ Bleda ile evlenir (1961). Bleda, Mithat Şükrü ile akraba olmayıp, Paris, Tiran, Roma, Bonn&#8217;da görev yapan, Tahran&#8217;da büyükelçi, Paris&#8217;teki OECD&#8217;de Daimi Temsilci olan ve Paris Büyükelçiliği sırasında meslekte 42 yılını doldurarak emekliye ayrılan bir hariciyecidir. Ela Güntekin, Bleda ile 1967&#8217;68&#8217;e kadar evli kalır. Bu dönem Tanşuğ Bleda&#8217;nın Paris&#8217;e üçüncü katip olarak atandığı dönemdir. (Bleda, Hariciye&#8217;deki anılarını Maskeli Balo adıyla Doğan Kitap&#8217;tan yayınlamış ama Ela Hanım ile yaptığı evliliğe değinmemiştir.) Güntekin, eşinden boşandığı bu yıllarda TRT&#8217;de Merkez Program Dairesi&#8217;nde program uzmanı olarak çalışmaya başlar. Ankara Sanat Tiyatrosu oyuncularından Mehmet Keskiner de TRT&#8217;dedir. Ela Güntekin ikinci evliliğini Keskiner&#8217;le yapar ve Üzüm adında bir kız ve Yağmur adında bir erkek çocuk getirir dünyaya: &#8220;Sevgi ve Mümtaz Soysal çok yakın dostlarımdı. Bir akşam arabamın içinde Sevgi Soysal ve Mehmet Keskinoğlu ile birlikte iken İsrail Büyükelçiliği&#8217;nin önüne geldiğimizde durduk ve bir tartışma yüzünden Mehmet&#8217;e &#8216;Yeter&#8217; diye bağırdım. Arabanın çevresini birden polisler sardı. Mümtaz Soysal hapiste, ben de mimli bir yer olan TRT&#8217;de çalıştığım için, icra&#8217;i rezaletten kendimi önce karakolda, sonra Mamak Cezaevi&#8217;nde buldum. Bir aya yakın cezaevinde kaldıktan sonra TRT&#8217;ye gittik. Genel Müdür Musa Öğün Paşa idi. 10 dakika sonra çağrılarak işimize son verildiği söylendi. Orada bazıları &#8216;Sen Reşat Nuri&#8217;nin kızısın, senin için Musa Paşa&#8217;ya bir şey yapabiliriz&#8217; dedi. Ben de o ekmekten yemem dedim ve Mehmet&#8217;le birlikte istifa ettik.&#8221;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">Bundan sonra Güntekin&#8217;e kolay iş vermezler. Türkiye&#8217;deki yabancılara sağlık sigortası hizmeti veren bir şirkette kısa bir süre çalıştıktan sonra oradan da atılır. Sonrasında bir yabancı dil okulunda çalışır fakat burada da fazla tutunamaz.<br />
&#8216;İnsanlar Reşat Nuri&#8217;nin kızı ne yaptı diye soruyorlar&#8217;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">1973 veya 74&#8217;te de Mehmet Keskinoğlu&#8217;ndan ayrılan Ela Hanım, 1991&#8217;de emekli olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nde öğretim görevlisi olarak çalışır. Yine bu sırada özel dersler verir. Bu dönemde başladığı çeviri yapma işi, hayatının daha sonraki bölümlerinde yapacağı tek iş olacaktır. Şeyh Bedrettin&#8217;in Hayatı, Hatice Sultan ve Melling Kalfa gibi eski çevirilerinin yanında Osmanlılar ve Ölüm gibi eserlerle çevirilerine devam eder.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: small;">&#8216; Babanızdan dolayı sıkıntılar veya kolaylıklar yaşadığınız oldu mu?<br />
&#8220;Dame de Sion&#8217;da okurken babam oraya müfettiş olarak gelmişti. Sonra bir ders arasında beni de müdirenin odasına çağırdılar, çay içiyorlardı. Ertesi gün, bir şey yapmadığım halde sudan bir bahane ile bana ceza verdiler. Ben de geldim babama yakındım. &#8216;Şımarmandan korkmuşlardır&#8217; dedi. Yıllar sonra o Sör&#8217;ü Fransa&#8217;da bulup aynı soruyu ona sorduğumda aynı cevabı verdi. Babamın bir sözü vardı &#8216;Şöhretler bedelini ödemek zorundadır&#8217; diye. Belki ondan dolayı ben onun kızı olmakla övünmedim, onu öne çıkarmadım, televizyona çıkmak istemedim, röportajlar yapmak istemedim, yani bir çeşit tevazu, herkes gibi olma, sıradan olmak arzusu&#8230; Onun için ayrıcalıklı bir muamele de görmedim. Ama babamdan dolayı en sıradan insanlardan çok sevgi, saygı gördüm. Ona da minnet duydum. Ne mutlu size. Halbuki yani bunun da bir bedeli var. İnsanlar karşınıza dikilip &#8216;Sen ne yaptın bakalım?&#8217; gibi sualler soruyorlar.&#8221;</span></p>
<p align="justify">
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: bold;"><span style="color: #808080;">|</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: Maiandra GD;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: Maiandra GD;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografiler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Yaşam Öyküleri</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Kim Kimdir?</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/resat-nuri-guntekin-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Reşat Nuri Güntekin – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/resat-nuri-guntekin-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reşit Rahmeti Arat &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/resit-rahmeti-arat-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/resit-rahmeti-arat-biyografi-hayati-kim-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[R]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Resit Rahmeti Arat]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Rahmeti Arat Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Reşit Rahmeti Arat Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/resit-rahmeti-arat-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reşit Rahmeti Arat (Hayatı &#8211; Biyografisi) Aslen Kazanlı olan R. Rahmeti Arat, Kazan’a yakın bir köyde, Eski Ücüm’de, İsmetullah adlı bir baba ile Mahbeder adlı anneden 1900 yılının 15 mayısında dünyaya gelmiştir, ilk mektebi mahallî şartlara göre kendi köyünde tamamladıktan sonra, bir amcası tarafından bugünkü Kazakistan’ın Kızılyar (Peterpavel) şehrine götürülmüş, orada ilk önce, bu yüzyılın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/resit-rahmeti-arat-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Reşit Rahmeti Arat – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Reşit Rahmeti Arat<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aslen Kazanlı olan R.  Rahmeti Arat, Kazan’a yakın bir köyde, Eski Ücüm’de, İsmetullah adlı bir baba  ile Mahbeder adlı anneden 1900 yılının 15 mayısında dünyaya gelmiştir, ilk  mektebi mahallî şartlara göre kendi köyünde tamamladıktan sonra, bir amcası  tarafından bugünkü Kazakistan’ın Kızılyar (Peterpavel) şehrine götürülmüş, orada  ilk önce, bu yüzyılın başından beri yeni metodla çalışan Türk-Tatar mektebinde,  sonra da hususî bir hazırlık ile rusça öğrenip Rus gimnaziyumunda (o zamanki  nesil gibi bir taraftan da Türk -Tatar mektebine giderek) tahsilini devam  ettirmiştir. Son sınıfa geldiği günlerde, komünist rejiminin ilerlemesini  önlemek maksadiyle baş kaldıran Amiral Kolçak ordusuna mekteplerden de gençler  alınmıştı. Bu cümleden Rahmeti Bey de önce askerî eğitim kurslarına, sonra da  cepheye gönderilmiştir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kolçak ordusu yenilip dağıldığı zaman Rahmeti Bey yaralı  olarak Mançurya’nın Harbin şehrine gitmiştir. Harbin şehrinde eskiden beri  yerleşmiş olan Türk-Tatar aileleri bulunduğundan, bunların imamları, mektepleri  ve cemiyetleri vardı. Bunlara kafileler halinde gelen her türlü tabakadan  ihtilâl muhacirleri de katılarak cemiyet hayatı canlanıp genişlemiştir. Rahmeti  Bey, burada gençlerle birlikte yararlı çalışmalarda bulunmuş, kendisini  sevdirmiş, 1921’de yarıda kalan gimnaziyumu tamamlayarak 1922’de yüksek  öğrenimini yapmak üzere Almanya’ya gitmeğe muvaffak olmuştur. Harbin’de ve  Berlin’de bulunduğu süre içinde, Harbin imamı İnayet Ahmedî Bey’den maddî ve  mânevi yardım görmüştür. Gençlik teşkilâtlarında birlikte çalıştığı gençlik  arkadaşı Hüseyin Abdüş Bey de, her hususta ona destek olmuştur. Berlin’deki  öğrenimi böylece, dışarıdan alınan cüz’î bir yardım ile ve bir haylî ağır maddî  şartlar altında, kendi çalışmalariyle ilerleyebilmiş, çalışkan, dürüst bir  öğrenci olarak kendisini tanıtabildiğinden hocalarının da dikkatini çekmiş, iş  bulmakta onlardan yardım görmüştür.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu esnada, Birinci Dünya Harbi ve Rus ihtilâlinden sonra, Berlin’e, Rus  boyunduruğu altında kalmış olan Türk ülkelerinden, Türkistan, İdil-Ural ve  Azerbaycan’dan da türlü yollarla gelen muhacir gençler vardı ve bunlar  mekteplere yerleşmek üzere idiler, iyi bir tesadüf eseri olarak Lehistan  Tatarlarından Yakup Bey Şinkeviç de daha önce Berlin’e gelip öğrenime başlamış  ve büyük türkolog W. Bang’ın öğrencisi olmuştu. O, kendisinin şevkle çalıştığı  Türk dili sahasına Rahmeti Bey’i de celbetti. W. Bang, o güne kadar meydana  getirdiği türkçeye dair birçok eserleriyle tanındığından, Turfan kazılarından  gelen malzemeyi işlemek için de en münasip bir ilim adamı olarak kabul edilmiş  ve böylece 1920’de Berlin Üniversitesine çağrılmıştı. Bir talih eseri olarak  Rahmeti Bey için de bu büyük bir fırsattı. Daha küçük yaşta aile yuvasından  ayrılmış ve cemiyet meselelerine alışmış olan merhum, bütün varlığiyle kendisini  bu millî işe vakfetti. Yoksa, yabancı memleketlerde belirli bir destek olmadan  tahsile devam etmek için yalnız enerji ve zekâ kâfi gelmez. Bunun için çalışma  hevesini besleyecek büyük ideale ve imana ihtiyaç vardı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Genç Rahmeti bu imanı  kendisinde bulmuştu. Kısa zamanda kendisinin seciyesini tanıtarak yüksek ilim  adamları arasına katılmış, yalnız tahsille kalmamış, ilmî araştırma sahasına da  girebilmişti. Berlin ilimler Akademisi’nde yığılı duran bir sürü yazı malzemesi  içindeki eski Türk kültürüne dair Uygur, Mâni ve diğer yazılarla yazılmış  yazmaların tasnifi için diğer birkaç Alman bilginiyle beraber (bu cümleden A. v.  Gabain) Rahmeti Bey de görevlendirildi. Teknik işler yanında bu yazma eserlerin  araştırılmasına ve işlenmesine de koyuldu. W. Bang gibi üstün olgunlukta bir  ilim adamiyle çalışabilmek ve her gün onun yanında yardımcı olabilmek Rahmeti  Beyi zamanla daha çok ilerletmiş ve Avrupa’nın XIX. yüzyılda zirvesine ulaşmış  olduğu titiz çalışma metoduna vâkıf olmasına yardım etmiştir. Gecesini gündüzüne  katıp çalışan Rahmeti Bey, Berlin Üniversitesini 1927’de bitirdiği zaman yalnız  bir doktora çalışmasiyle ortaya çıkmadı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Akademi yayımları arasında yer alan  Uygur metinlerini de baskıya hazır şekle sokmuş bulunuyordu. Bu gibi eserlerin  ne kadar zorlukla, titizlikle işlendiğini, ne kadar büyük bir dikkat sarfetmek  gerektiğini ancak bu mesleği yakından tanıyanlar takdir edebilirler, öğrenimini  bitirir bitirmez Berlin Üniversitesi’nin Şark Dilleri Semineri Kazan lehçesi  rektörlüğüne alınmıştır. Böylece, ilmî çalışmaları arasına öğretim görevi de  girmişti. O, titiz çalışmalariyle, yaşı ilerilemekte olan hocamız Bang’ın tabiî  bir halefi olarak belirmişse de, yabancı oluşu buna mâni oluyordu. Fakat kader  ona daha büyük kapıyı açmıştı. Atatürk’ün bir çok yenilikleri arasına millî  kültür ve dil dâvası da giriyordu. O zamanın Maarif Vekili Reşit Galip Bey  tarafından “Uygurcayı su gibi bilen” genç âlim Rahmeti Bey de çağrılmıştı,  İstanbul’a geldiği zaman “Uygur Tababetine Dair” iki fasiküllük bir eseri ve  Oğuz Kağan Destanı ve Türkische Turfantexte VI (W. Bang, A. von Gabain’le  birlikte) adlı eserleri Akademi neşriyatı olarak yayımlanmış, ayrıca birkaç ilmî  mecmuada yazıları çıkmış olan tanınmış bir türkologdu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayatı son derece muntazam geçmiştir. Başarılarında ve verimli çalışabilmesinde  şüphesiz düzenli aile hayatının etkisi büyüktür. Tıp öğrenimi yapmak için Uzak  Doğu’dan kendisiyle beraber Berlin’e gelen Rabia Hanım ile, ikisinin de  tahsilleri tamamlanmak üzere iken, 1927’de evlenmişlerdi. Rabia Hanım Perm’li  bir tüccarın tek kızıydı, iyi bir terbiye ve ihtimamla yetiştirilmiş olan  kızlarına iyi bir tahsil de gördürmek isteyen ana-babası, onu Rus gimnaziyumunda  okutmuşlar ve ihtilâlden sonraki kargaşalıktan kurtarmak için Sibirya  şehirlerinden birine tıp öğrenimine göndermişlerdi. Komünistlerin oraya da  sarkmaları üzerine, bu genç kız da bir kafile ile birlikte Uzak Doğu’nun Harbin  şehrine gitmiştir. Orada Rahmeti Bey’le tanışmış ve beraberce Berlin’e  gitmişlerdir. Önce anne ve babası, bir daha görüşülmeyecek kadar uzak ülkelere,  Almanya’ya gitmesine razı olmamışlar, fakat sonradan babası: “Anne müsaade etti”  diye telgraf çekmiş ve bir daha anne-baba ile görüşememek üzere böylece o da,  tam izinli olarak Avrupa’ya gidebilmiştir. Rabia Hanım tahsilini tamamlar  tamamlamaz Berlin’de hastahanelerde çalışmağa başlamış, ağır şartlar altında  geçen öğrencilik devreleri çabuk unutulmuş, hayatları düzene girmişti. Bu  evliliklerinden iki kızları dünyaya gelmiştir. Her ikisi de evlidir ve üç  çocukları vardır. Rabia Hanım, Rahmeti Bey’in muntazam çalışabilmesi için her  fedakârlığa katlanmış, ona iyi bir hayat arkadaşı olmuştur. Değerlerin  derecesini ölçüp biçmesini bilen bu hanım, Rahmeti Bey’in gerçek değerler  üzerinde çalışabilen ve pek az yetişen bir meslek adamı olduğunu, o mesleğin,  kültür ve cemiyetin selâmeti bakımından, kendi mesleğinden daha üstün olduğunu  kavrayacak kabiliyette idi. Türkiye’ye geldikten sonra, bir süre çeşitli  yerlerde doktorluk yapmışsa da sonradan çocuklarının annesi ve hayat arkadaşının  desteği olmak üzere, mesleğini terk etmişti. Son yıllarda, Rahmeti Bey’i  yolculuklarında yalnız bırakmamak için Anadolu gezilerine onunla beraber  giderdi. Rahmeti Bey de onun sonsuz fedakârlığını biliyordu ve minnettardı.  Kutadgu Bilig’in tercümesini Rabia Hanım’a ithaf etmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tab’an sakin, çekingen, oldukça mahcup bir insandı. Kendi yağıyla kavrulup,  kendini her felâketten kurtaran insanlarda olan derin bir ciddiyet, hassasiyet  ve ketumluk, onun tabiatının biribirinden ayrılmaz vasıflarındandı. Hiçbir zaman  düşünmeden, gürültülü konuşmaz, kendisi lüzumsuz yere gülmediği gibi,  başkalarını da sudan lâflarla alaylı bir şekilde güldürmezdi. Bir şey sorulduğu  zaman da Rahmeti Bey’in derhal cevap verdiğini hatırlamıyorum. O, her zaman önce  düşünür, sonra kaçamaklı bir cevap verir, bir hayli konuştuktan sonra asıl  düşündüğünü ortaya koyardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Meslek icabı çalışmalarındaki titizliği, gayet tabiî olarak devamlı ve  istirahatsiz bir didinmeyi gerektiriyordu. Bu yüzden, yaz aylarında bile,  Yeşilköy’deki yazlık evinde oturduğu halde, devamlı çalışır; ancak bir yarım gün  kadar istirahat eder ve denize girip çıkar, öğleden sonraları cehennem gibi  yanan şehre gidip işiyle uğraşırdı. Üniversiteye çok yakın bir yerde, oldukça  dar olan bir ev satın almışlardı; onun alt katına da gece yarılarına kadar  çalıştığı kütüphanesi yerleştirilmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsan olarak vazifeşinas, halk ve millet uğrunda her hizmete hazır oluşu  yanında, geldiği memleketin büyük acılar içindeki halkının yaşaması için  bağlandığı türkçülük idealini o, taşkın çıkışlardan sıyırmak üzere, her zaman  ilim ve kültür alanına sokmağa muvaffak olmuştur, demek yanlış olmaz. “Türk  şivelerinin tasnifi” başlığı altında lehçe tasniflerini topladığı yazısında,  Türk lehçelerinin ilmen gerçekten birbirine çok yakın olduğunu göstererek, bu  şuuru aşılamağa çalışmıştır. Bu “şive” tâbiri Türkiye türkçesine göre yanlış  olduğu için tepki yaratmış, çok tenkid edilmiştir. Gerçekte bu tâbir onun değil,  ilk türkiyatçılardan olan ve sonradan pantürkistlik isnadiyle Ruslar tarafından  öldürülen Kırımlı Bekir Çobanzade’nin daha önce kullandığı bir tâbirdi. (Bkz.  Türk-Tatar Diyalektolojisi, Bakû, 1927)*.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Bekir Çobanzade için bkz. A. Battal Taymas : Kırımlı Bekir Çobanzade’nin  Şiirleri (Türkiyat Mecmuası XII, 1955).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çalışmaları</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çalışmalarını ilmî bir tasnife tâbi tutmak gerekirse şu şekilde gösterebiliriz :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1) Avrupa’da uygurca üzerindeki çözümlü metin yayımları, 2) Bunların devamı  olarak Türkiye kütüphanelerinden bulup çıkardığı uygur harfleri ile yazılmış  metinlerin çözüm ve yayımları, 3) Kutadgu Bilig, Atebetü’l-hakayık ve Eski Türk  Şiiri, 4) Türk yazı dilinin tarihî inkişafına dair makale ve bildirileri, 5)  Tarih çalışmaları, 6) İslâm Ansiklopedisi’ndeki yazıları ve yönetimi, 7) Öğretim  maksadiyle yazılmış yazıları.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nazarî çalışmalarının en iyisi doktora tezi olarak hazırladığı “Die Hilfsverben  und Verbaladverbien im Altaischen” (Ungarische Jahrbücher Bd VIII &#8211; 1-4, Berlin  1928) dir. Bu eser, Avrupa’nın göbeğinde, Berlin Üniversitesi’nde Türk diline  dair Yakup ŞİNKEVİÇ’in Rabğûzi’nin Sintaksı adlı doktora tezinden sonra ikinci  olarak verilen önemli bir tezdi. Eserin konusu, Altayca’da yardımcı fiiller ve  zarf -fiiller olmasına rağmen, burada diğer bütün Türk ağızları karşılaştırmalı  bir şekilde ele alınmış ve bilhassa uygurcaya ve kendi ana dili olan Kazan  lehçesine geniş ve aydınlatıcı yer verilmiştir. Eserin ilmî değeri de Türk dili  araştırmaları için temel çalışmaların gerektirdiği yüksek seviyededir.  Türkiye’deki çalışmalarından, İstanbul kütüphanelerinden bulup çıkardığı bazı  uygurca yazılmış yazılar üzerindeki yayımları, Avrupa’daki Uygur metinleri  çalışmalarına eşitti ve daha az önemde değildi. O, bunlarla, Anadolu’yu  fethetmiş olan Türklerin Uygur yazısını bildiklerini ve kullandıklarını ve bu  yazı sisteminin alfabesinin bazı kütüphanelerde bulunduğunu, Kâşgarlı’nın Divanü  Lûgati’t-türk’ünde geçen alfabe sırasına göre tanzim edildiğini ve Fatih Sultan  Mehmed’in bir yarlığını Uygur harfleriyle kaleme aldığını veya yazdırdığını  ortaya koymuştur. “Uygur Alfabesi” ve “Fatih Sultan Mehmed’in Yarlığı” başlıklı  etüdleri bu bakımdan dikkati çeken yazılardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Istılah buhranı içinde bulunduğumuz şu günlerde, tarihî bakımdan hiçbir zaman  önemini yitirmeyecek olan Uygurların ıstılah yapma usulünü de rahmetli Türkiyat  Mecmuası VII-VIII (1942) de “Uy-gurlarda Istılahlara Dair” adiyle işleyip ortaya  koymuştur. Uygurca üzerindeki çalışmalarının sonuncusu da tamamlanmış ve baskıya  verilmiş olan “En Eski Türk Şiiri” dir. Bununla o, Türk Edebiyatının başlangıç  safhasını öğrenmek için bir kaynak açmış oluyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Son yıllarda bütün Anadolu kütüphanelerini dolaşarak, arap harfleriyle yazılmış  olan eski eserleri araştırıyor ve bunların kronolojik sırasını aydınlatmak için  bir katalog hazırlamak istiyordu. Bu çalışmalarına ait notların tamamlanmamış  yazıları arasında bulunacağını umuyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Uygurca metinlerin yayımları, eski kaynakların verdiği bilgilerin değerli  sonuçları her bakımdan büyük bir malzeme topluluğu olan Kutadgu Bilig üzerine W.  Bang’la beraber ve onun da ilgisini, çekmişti. Turfan kazılarından çıkmış Eski  Türk yazı malzemesi ilim alanının türlü kıymetleri tarafından ahenkli ve metodlu  bir şekilde işlenip kısa zamanda Türk dili bilgisini çok yüksek bir seviyeye  ulaştıracak duruma getirilmişti. W. Bang’ın diller üzerindeki geniş bilgisi,  çoktandır meşgul olduğu Türk diline metodik görüş ile çalışma çığırı açtıktan  sonra Kutadgu Bilig’e de sıra gelmişti. K. B. o güne kadar W. Radloff ve H.  Vambery tarafından ele alınmış ise de, bu eserin değeri ile mütenasip  olmadıklarından, o henüz işlenmiş ve hattâ yayımlanmış sayılamazdı. Artık onun  dili çözülecek duruma gelmişti, fakat bu büyük eserin ağır teknik işi vardı.  Rahmeti Bey bu işi üzerine aldı. Kutadgu Bilig onun, uğrunda bütün ömrünü  harcadığı bir çalışma oldu ve “Giriş” teki açıklamaları, onun ağır teknik işinin  bir mükâfatı olmuştur. O, bugüne kadar bu eser hakkında söylenenleri bir tarafa  atarak yeni fikirler ortaya koymuş, bu devire nüfuz etmeğe çalışmıştır. Şöyle  ki, dördüncü bir tip olan Odğurmuş’u bu güne kadar kabul edildiği gibi “kanaat”  in değil de “akıbet” in mümessili olarak tanıtmıştır. Üstelik kendisinden önce  umumiyetle bir nasihat kitabı ve devlet teşkilatı ile ilgili olarak kabul edilen  bu eseri, Rahmeti Bey*, kâmil bir insanın nasıl olması gerektiğini öğreten bir  eser olarak kabul etmiştir. Şüphesiz türlü fikirlerle dolu olan bu eser  hakkında, son sözü söylemek henüz mümkün değildir. Fakat o bu eseri araştırmağa  imkân verecek bir şekilde çözerek yayımlamıştır. Her halde bundan sonra da bu  konular üzerinde diğer bilim adamları tarafından aydınlatıcı fikirler ortaya  atılır. Bugün için Kutadgu Bilig’in önemli bir teknik eksiği, onun gramer  bölümünün ve sözlüğünün kendisi tarafından yapılmamış olmasıdır. Bıraktığı evrak  içinde ancak Kutadgu Bilig’in sözlük kısmına dair A, B harflerini içine alan  malzemenin işlenmiş olduğu anlaşılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kutadgu Bilig’den sonra Atebetü’l-hakayık yayımını hazırlamıştır. Berlin  Akademisinde Atebetü’l-hakayık’a dair bir dörtlük ihtiva eden bir sahife bulmuş  ve bilhassa bundan sonra bu işi yapmağa heves etmiştir. Bu eserin bu güne kadar  kullanılagelen Gaybetü’l-hakayık, Hibetü’l-hakayık adlarını da merhum dikkatle  çözerek Atebetü’l-hakayık olarak okumağı tercih etmiş ve bunu (s. 9 da) nüsha  farklarını ve kelimenin mânasını göz önünde tutarak inandırıcı bir şekilde ispat  etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türlü kongrelerde okuduğu bildirilerde o, hiçbir zaman yeni bir şey ortaya  atmamış, devamlı şekilde Türk dili araştırmalarının temelini nelerin  kurabileceği fikri üzerinde durmuştur. Buna misal olarak : Türk Dilinin İnkişafı  (III. Tarih Kongresi Tebliğleri, 1943, Basılışı : 1948), Anadolu’da Yazı Dilinin  Tarihî İnkişafına Dair (V. Türk Tarih Kongresi Tebliğleri, 1956, s. 225-232),  Uygur Devri Türkçesi (İkinci Türk Dil Kurultayı, 1934) başlıklı yazılarını  gösterebiliriz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Diğer yazı ve eserlerinde merhum, her zamanki titizliği ile, temel olarak daima  eski dil üzerinde önemle durmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atebetü’l-hakayık’ın önsözünde: “Ayrı Türk muhitlerinde vücuda gelmiş olan yazı  dillerinin, muayyen şartlar dahilinde, eski yazı dilinden inkişaf etmiş olduğuna  ve bunların tetkikinde de Uygur devri malzemesinin göz önünde tutulması lâzım  geldiğine işaret etmiştim (bk. III. Türk Tarih Kongresi, T.T.K., IX. seri, nr.  3, Ankara, 1948, s. 598-611). Türk dil bilgisi sahasında o zamandan beri  yapılmış olan araştırmalar, bu fikirleri te’yit edecek bir çok malzeme vermiş  olduğu gibi, Atebetü’l-hakayık’ta da bu hususta bir çok misâller bulmak  mümkündür. Türk Yazı dilinin tarihî inkişafındaki bütün noktaların tamamiyle  aydınlatılabilmesi için, tabi’î, daha bir çok eserlerin plânlı bir şekilde  incelenmesi zarurîdir. Fakat bugün bir noktaya emniyetle işaret edebiliriz ki, o  da eski eserlerin tetkikinde Brockelmann, Samoyloviç v. b. tarafından tatbik  edilmek istenilen usûlün yanlış olduğu ve bu usûl ile müspet bir netice elde  edilemeyeceğinin artık anlaşılmış bulunmasıdır.” demiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Kutadgu Bilig (Metin) XXI s. 19 satırda :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Yusuf’un eseri ilk bakışta doğrudan doğruya devlet teşkilâtı ile alâkadar  görünürse de, şair eserinde, tecrübenin verdiği bir olgunlukla, cemiyeti teşkil  eden fertler ile bunların cemiyet içindeki mevki ve vazifelerini tayin etmeğe  daha çok yer ayırmaktadır.” Aynı sahife, 29. satırda: “Eserin esasını teşkil  eden kâmil insan mefhumu ve tarifi yanında daha birçok faziletler vardır &#8230;”</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarih çalışmaları</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski dil araştırmaları dolayısiyle rahmetli tarih çalışmalarına da katılmış, bu  alanda, uzun ve yorucu olan Vekayi (Bâbür’ün Hâtıratı) tercümesini  hazırlamıştır, önsözünden ve notlarından anlaşılacağı üzere, bu eserin tarihi  üzerindeki kaynak bilgilerinin en önemlisi, eserin arkasına eklenmiş 100  sahifeye yakın notlarıdır. Bundan başka da işlenmesi gereken birçok kaynakları  göstermiştir. Meselâ Bâbür yayınımdaki” notlarda s. 573’de : “Eserin Hindistan’a  ait kısmında birçok nebat ve hayvan isimlerinin karşılıkları üzerinde, bu  hususları daha iyi tetkik etmek imkânını bulan şahıslar tarafından, büyük bir  emekle çalışılmıştır; bunların neticeleri de buraya kısaca alınmıştır.”  demektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İslâm Ansiklopedisi’nde de tarihle ilgili çeşitli makaleleri vardır. Tarih  üzerinde harcadığı zaman ve İslâm Ansiklopedisinin teknik işleri, onu yıllarca  yorduğu gibi, daha verimli dil çalışmaları yapmasına da mâni olmuş ve çalışma  gücünü zayıflatmıştır. Şüphesiz, tarih konusuna bu kadar girmese ya da  dolayısiyle ilgilenmese idi, dil alanında daha da çok feyizli eserler meydana  getirmiş olurdu. Aslında merhumun İslâm Ansiklopedisi ile uğraşması ve bazı  tarihî yazılar kaleme alması, bir dilci olarak mütalâa edilirse, dil üzerinde bu  kadar iş dururken heder olmuş bir zaman sayılabileceği gibi, kendisini de boşu  boşuna yormuş ve hayatını kısaltmıştır. Tarihçilerin dille yakından meşgul olan  kimselere ihtiyaç duymaları, kendisinin de memleketinin boşluklarını doldurmak  için çabalaması, sağlığının fazla bozulmasına sebep olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rahmeti Bey, tarih metodu görmüş bir tarihçi değildi. Her dilcinin, bilhassa  eski dille uğraşan kimselerin tarih ile de ilgilenmemesi imkânsızdır, İslâm  Ansiklopedisi’ndeki tarihî yazıları, bir bakıma ana hatları çizilmiş, meseleleri  çözülmüş olan fakat titiz ve tam olmayan yazıları bazı yeni bilgilerle  doldurmak, tamamlamaktan ibarettir. O, böylece, filolojinin metod ve bilgilerini  buraya da tatbik etmiş bir yazardı, demek gerekiyor. Bunun bir başka yönü daha  var : Dil çalışmaları ne kadar verimli olursa olsun, tekniği son derece zor olan  yorucu ve yıpratıcı bir iştir. Bu yüzden Rahmeti Bey de biraz dağılmak ve başka  işler içinde dinlenmek istemiş olacaktır. Bunu da devamlı çalışan bir kafa  işçisi için tabiî görmek gerekiyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çalışma Usulü</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rahmeti Bey, öğretim alanında W. Bang’ın usulüne göre, Türk dilbilgisinin  temelini teşkil eden 3 lehçe grubu üzerinden hareket ederek uygurca, bunun  devamı olan Tarançı ağzı -yani Doğu türkçesini eski dile en yakın bağla bağlayan  ağız- ve Kıpçak grubundan da kazakça dersleri vermiştir. Tabiî bu 3 büyük grup  yanında, Türkiye türkçesinin çeşitli cephelerini, talebe ve arkadaşları  üzerlerine almışlardır. Böylece o, türkolojinin metodik bilgilerini mukayeseli  olarak Türkiye üniversitelerine getirmiş bulunuyordu. Öğretim alanında talebeye  yaptırdığı tezlerin de hatırı sayılır bir yekûn tuttuğunu ve ileride bunların  basılmasının da faydalı olacağını kaydedelim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye’deki yayımlar ve çalışmalar göz önünde tutularak genişçe ele alınmış  olan Atebetü’l-hakayık’ın notları bilhassa öğreticilik bakımından değerlidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tam işlenmemiş olan malzemeyi kendi çalışmalarında mukayese için dahi kullanmak  istememiştir. Bu hususta Atebetü’l-hakayık’ın önsözünde (s. 4) şöyle demektedir  : “Atebetü’l-hakayık ile Kutadgu Bilig’in bilhassa aynı mevzuları ihtivâ ve  birbirine çok yakından temas eden kısımlarının mukayesesi ve bunun için  hazırlanmış olan malzemenin buraya eklenmesi belki faydalı olurdu. Fakat bu  mukayesede esâs olması icâb eden Kutadgu Bilig tamamiyle işlenmeden, böyle bir  teşebbüsün bir çok eksik tarafları kalacağı düşünülerek, bu işin başka bir  fırsata bırakılması daha uygun görülmüştür.” Vekayi’nin önsözünde, bir dilci  olarak esas metni veremediğinden duyduğu üzüntüyü ifade etmektedir. Bu eserin  metin yayımının elzem olduğunu ayrıca kaydetmesi de, yarım işten ne kadar  hoşlanmadığını gösterir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devrimizin icabı olarak türlü şekillerde kendini gösteren “dil devrimi”, “dil  arınması” ve buna dair söylenen ve yazılanlara karşı kayıtsız ve seyirci kalmış,  aslında dilin temizlenmesine çok taraftar olduğu halde, uygulanan usûlü  beğenmediği için bu işlerden uzak kalmayı tercih etmiştir. Kendi dili de orta  bir tutumdadır; ne tam türkçe ne de büsbütün yabancı unsurlarla karışmış bir  durumdadır. O, hiçbir zaman, yüzlerce yıl kullanılan ve mücerret ifade için  gereken arapça sözcük ve tâbirlerden vazgeçmemiştir. Hiç bir şekilde gelişigüzel  kelime uydurmağı kabul etmezdi. Tam ölçüp biçmeden ve dil kanunlarına sığmayan  sözcük ve teşkilleri ortaya atmak, onun için akıl almaz işlerdendi. Son  yıllarda, yazılarımızda kullandığımız bazı yeni sözcükleri hiç de beğenmez,  bunlara çıkışırdı. Bizlere : “Siz Ankaralılar “önem” diye bir söz  tutturmuşsunuz, önem, önem! önem ne demektir? Önem’in olması için sonam’ın da  olması gerekir, böyle bir kelime Türkçe’de yoktur” diyerek, bunu parallelismus  kaidelerine göre bir sisteme bağlamak istiyordu. Ben YUDAHİN’in Kırgız  Sözlüğü’nü çıkarıp önüm: ‘büyüme, neşvünema bulma, önümdü : ‘verimli’  sözcüklerini gösterdim. O da “Bunu bilen nerde! Bu sadece ön kelimesinden  yapılmıştır” dedi. Ben ise, bâzı tutunabilen, teşkil bakımından da yanlış  olmayan, halk tarafından benimsenmiş bulanan ve diğer lehçelerde bilinen kelime  yapma usûlünü zararlı bulmuyordum. Bunun gibi ıstılah yapma işlerine de asla  müsamahalı davranmaz, bunlar için de uzun ve titiz çalışmaların sonunda ancak  bir neticeye varmanın mümkün olacağını, akıp giden hayatî ihtiyaçları göz önünde  tutarak yapılan yarım işlerin faydasız olduğunu düşünürdü. “Gramer Istılahları  Hakkında” (Türk Dili, sayı : 44) başlıklı yazısında Türkçe grameri konusunda  şunları söylemektedir : “Türkçe grameri bahis mevzuu olduğu vakit şu üç noktanın  göz önünde bulundurulması lâzımdır: 1. Gramerin esasını teşkil eden Türkçe  malzeme, 2. Türk muhitinin şimdiye kadar mensup bulunduğu şark kültür muhiti ve  3. Türk muhitinin benimsemiş olduğu ilim ve medeniyet dünyasını içine alan garp  muhiti. Bunların hiçbirinden tamamiyle vaz geçmek mümkün olmadığına göre,  ağırlık merkezini Türk dili bünyesinde toplamak üzere diğer ikisini  birleştirmekten başka bir yol yoktur.”</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aynı yazıda ıstılah konusunda da şunları söylüyor : “ıstılah sistemi bahis  mevzuu olduğu zaman, bunun, ifade edilmek istenilen mefhumun hususiyetine ve bu  hususiyetin o dildeki tasavvuruna aykırı olmamak şartı ile, mevcut ıstılah  sistemlerinden birinden doğrudan doğruya tercümesi de mümkündür”. Yine aynı  yazıya ıstılah konusunda şunları ilâve ediyor : “Bu işin kolay olmadığını ve  asırların ihmal ettiği bir sahanın bütün eksikliklerinin birden  doldurulamıyacağını biliyoruz. Fakat doğru yolu buluncaya kadar bu işte muvaffak  olamıyacağımızı söylemek de nihayet bir arkadaşlık vazifesi olduğu gibi, bu  kadar uzun senelerin tecrübesinden sonra bunu açıkça itiraf etmek, dilimize  karşı da millî bir borçtur”.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sözlerimi, ölümün yalnız maddî bir ayrılma olduğunu göz önünde tutarak,  çalışmalariyle aramızda her zaman yaşayacak olan arkadaşımız için, kendisinin  çok sevdiği Kutadgu Bilig’den alınmış şu vecizelerle bitireceğim :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kişi mengü bolmaz bu mengü atı Anın mengü kaldı bu edgü atı Özüng mengü ermez  atıng mengü ol Atıng mengü bolsa özüng mengü ol(1) (1) KB R : Kutadgu Bilig,  Reşid Rahmeti Arat neşri, istanbul, 1947 Metin; tercüme 1959, Ankara. İnsan  ebedî değildir, ebedî olan-onun adıdır; iyi kimselerin adı bunun için ebedî  kalmıştır. Kendin ebedî değilsin, adın ebedîdir; adın ebedî olursa, kendin de  ebedî olursun. KB R 228, 229</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İstanbul Üniversitesi Eski Türk Dili Kürsüsü Ordinaryüs Profesörü Dr. Abdürreşid  Rahmeti Arat, birkaç yıldan beri ayakta geçirmekte olduğu kalb hastalığından  kurtulamayarak, ancak bir gün yatakta kaldıktan sonra, beklenmedik bir zamanda  aramızdan ayrılmış bulunuyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Merhum, 1933’de ıslah edilip yeniden kurulmuş olan İstanbul Üniversitesi’ne,  vazifede bulunduğu Berlin Üniversitesi’nden ve Prusya ilimler Akademisi’nden  Türk Dili öğretimi için çağrılmıştı. O, böylece, bağlı bulunduğu ilim metodu  uyarınca, Türkiye ilim çevresine ilk olarak karşılaştırmalı Türk Dili öğretimini  getirmiş ve bu alanda değerli eserler vererek metodun uygulanmasında muvaffak  olmuş olan bir türkiyatçı idi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ölümü yalnız memleketimiz için değil, türkiyat ilmi için de dünya çapında büyük  bir kayıptır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">(1) Bu rüyaya benzeyen hayat, farkına varılmadan geçer; gerek bey, gerek kul,  bir daha gelmemek üzere gider. KB R 1396, Belleten C. XXIX, 12</font></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/resit-rahmeti-arat-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Reşit Rahmeti Arat – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/resit-rahmeti-arat-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
