<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şiir Öykü Roman | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/siir-oyku-roman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Jan 2022 08:29:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Yusuf İle Züleyha Romanının Özeti (Nazan BEKİROĞLU)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yusuf-ile-zuleyha-romaninin-ozeti-nazan-bekiroglu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yusuf-ile-zuleyha-romaninin-ozeti-nazan-bekiroglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2022 08:29:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114709</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Nazan Bekiroğlu’nun kaleme almış olduğu Yusuf ile Züleyha romanı 2000 yılında yayınlanmış olup 224 sayfadan ibarettir. Kitap; üzerinde “kalbin üzerinde titreyen hüzün” sloganı ile basılmıştır. Nazan Bekiroğlu Yusuf ile Züleyha romanını kendine özgü şiirsel bir üslup ve akıcı dili ile kaleme almış ve kendi penceresinden öyküleştirilmiştir. Yazar olayları anlatırken her cümle üzerinde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yusuf-ile-zuleyha-romaninin-ozeti-nazan-bekiroglu/">Yusuf İle Züleyha Romanının Özeti (Nazan BEKİROĞLU)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>ROMAN HAKKINDA BİLGİ </strong></h2>
<p>Nazan Bekiroğlu’nun kaleme almış olduğu Yusuf ile Züleyha romanı 2000 yılında yayınlanmış olup 224 sayfadan ibarettir. Kitap; üzerinde “kalbin üzerinde titreyen hüzün” sloganı ile basılmıştır.</p>
<p>Nazan Bekiroğlu Yusuf ile Züleyha romanını kendine özgü şiirsel bir üslup ve akıcı dili ile kaleme almış ve kendi penceresinden öyküleştirilmiştir. Yazar olayları anlatırken her cümle üzerinde özenle durmuş ve ince bir kuyumcu titizliği ile sözcüklerini seçmiştir.</p>
<p>Roman konu itibariyle de İslam tarihinin önemli bir motifini anlatmaktadır. Yusuf ile Züleyha hikâyesi Kuranı Kerim&#8217;de de geçmektedir. Yusuf ile Züleyha romanı için eleştirmenler Nazan Bekiroğlu’nun en iyi romanı yorumunu yapmaktadır.<strong> </strong></p>
<h2><strong>ROMANIN ÖZETİ</strong></h2>
<p>Olaylar Yusuf’un  rüyasında bir ay ile on bir yıldızın kendisine secde ettiğini görmesiyle başlamaktadır. görmüş olduğu bu  rüyanın kendisine felaket getireceğini düşünmüştür. Babası Yakup bu felaketi daha önceden sezmiş ve çok sevdiği biricik oğluna bu rüyayı kimseye anlatmamasını nasihat etmiştir. Hatta 10 erkek kardeşine dahi söylememesini istemiştir. Ancak erkek kardeşleri Yusuf&#8217;un peygamberliğine delalet eden bu rüyadan bir şekilde haberdar olurlar ve kardeşleri Yusuf&#8217;u kıskanmaya başlarlar.</p>
<p>Yusuf kırlara götürüp gezdirmek için babaları Yakup’tan izin alırlar. Yakup kötü olayların olacağını sezmiş ancak Yusuf&#8217;un kardeşlerinin kıskançlıklarını biraz hazmetmek ve  körüklememek için onlara izin vermiştir. Yusuf on erkek kardeşinin elinden tutarak onlarla kırlara gezmeye çıkmıştır. Yusuf bu gezintiden dolayı çok mutlu olmaktadır. kardeşleriyle birlikte kendisine yapılacak bütün kötülüklerden habersiz bir şekilde koşup oynamaktadır. Yusuf&#8217;un kardeşleri bir fırsat kollayıp Yusuf&#8217;un etrafını sararlar ve onu dibi görünmeyen karanlık bir kuyuya atarlar. Ancak Yusuf&#8217;un kaderi bu kuyunun dibinden başlamaktadır, bunu kardeşleri bilmemektedir.</p>
<p>Bir gün sonra Yusuf&#8217;un kardeşleri kuyunun başına gelirler  ve kuyunun yakınlarından geçmekte olan bir kervanın su çekmek için kuyuya bakraç saldıklarını  ve Yusuf&#8217;u kuyudan çıkardıklarını görünce; kervanbaşının yanına gidip Yusuf&#8217;un kendilerinin kölesi olduğunu ve onlara satmak istediğini söylerler. Yusuf&#8217;u köle olarak kervanbaşına satarlar. Kervan  Yusuf&#8217;u bir devenin sırtına yükleyip Mısır’a doğru götürür. Kervan bugüne kadar taşıdığı en değerli yükü Mısır&#8217;a götürmektedir.</p>
<p>Diğer yandan Mısır&#8217;ın güzelliği dillere destan kızı Züleyha da başka bir dert ile uğraşmaktadır. Billur güzelliği, gece karası saçları ve endamı ile Züleyha, Mısır ülkesinin en güzel kızıdır. Mısır&#8217;daki  zenginler, köleler ve efendiler, toprak ağaları hep Züleyha&#8217;nın uğrunda deli divane olmuştur ancak Züleyha hiçbirine dönüp bakmamıştır.</p>
<p>Züleyha ise bir gece rüyasında bir çölün göklerinden bir parlaklığın kendi üzerinden geçtiğini görür. Bu parlaklığın mavi ışıklar saçtığını ve ışık saçarken çok köşeli bir yıldıza dönüştüğüne şahit olur. Bu ay aydınlık yıldız Züleyha’nın içinden geçer ve Züleyha o yıldızın içinde bir erkek sureti görür. Bu rüyadan bir zaman sonra Züleyha’nın babası ona kendisini Mısır Azizi Potifar’ın istediğini söyler. Züleyha Potifar’ı görür ve rüyasında gördüğü erkek suretinin ona ait olduğunu düşünür. Bu heyecan ve ümitle Potifar’ın eşi olmayı kabul eder ancak bir zaman sonra bütün ümidi ve hayali suya düşer, yanıldığını fark eder. Ama evlenmiştir bir kere, evliliğini bozamaz.</p>
<p>Bu arada Yusuf’u kuyudan çıkarıp satın alan kervan Mısır’a ulaşır. Köle pazarında Yusuf satılığa çıkarılır. Yusuf’u satın almak için açık artırmaya Potifar da katılır. Potifar Yusuf’u satın alır ve Züleyha’ya teslim eder. Güzel bir çocuk olan Yusuf, Züleyha tarafından yetiştirilir. Züleyha rüyasında gördüğü erkek çocuğunun Yusuf olduğunun farkında değildir. Yusuf zamanla büyür genç bir yakışıklı olur. Yusuf büyüyünce Züleyha rüyasında gördüğü erkeğin Yusuf olduğunu hatırlar. Artık her an aklında Yusuf’la dolaşır. Yusuf’u bir türlü aklından çıkaramaz sürekli onu görmek ister.</p>
<p>Züleyha’nın aşkı Mısırlı kadınların diline düşer. Onu bu sevdasından dolayı ayıplamaya ve kınamaya başlarlar. Züleyha Yusuf’a olan aşkında ne kadar haklı olduğunu ispat etmek için kendisini ayıplayan kadınları ziyafete davet eder. Ziyafette ellerinde bıçaklarla portakal kesen kadınların karşısına Yusuf’u çıkarıverir. Yusuf’u gören kadınlar, hayranlık ve şaşkınlıktan ellerindeki bıçaklarla parmaklarını kestirirler. “Bu insan olamaz haşa bu bir melektir” derler.</p>
<p>Züleyha bir gün yoktan bir sebeple Yusuf’u odasına çağırır. Yusuf gelmek istemez ama Züleyha ısrar eder. Yusuf o anda şöyle dua eder: “Allah’ım bana istememeyi isteyebilmeyi öğret.” Yusuf istemeyerek Züleyha’nın odasına girer ve tekrar çıkmak isterken Züleyha Yusuf’un arkasından asılır ve gömleğini yırtar. Bunun üzerine Potifar’ın adamları ikisini de olay anında yakalar. Olayla ilgili bilge bir kişi yorum yapar. Yusuf’un gömleği önden yırtıldıysa Yusuf suçludur, arkadan yırtıldıysa Züleyha suçlu, Yusuf suçsuzdur der. Bu yoruma hak veren Potifar, Mısır’da itibarının sarsılmaması, adının lekelenmemesi ve Mısır’da duyulmaması için Yusuf’un suçlu olduğunu söyleyerek onu zindana attırır.</p>
<p>Yusuf zindana atıldıktan sonra tekrar bir rüya görür. Rüyasında daha evvel on bir yıldız bir güneş ve ay görmüştür. Yusuf bu seferki rüyasında güneş bir gün ay ve on iki yıldız Yusuf&#8217;un önünde ayrı ayrı secdeye varırlar. Yusuf&#8217;a bu rüyadan sonra rüya yorumu yapma hususiyeti verilir ve Yusuf zindanda görmüş olduğu bu rüyayı yorumlar. Yusuf ile birlikte zindanda Firavun&#8217;un ekmekçisi ve şerbetçisi de yapmaktadır. Yusuf onların görmüş olduğu rüyaları da yorumlar ve bu rüyaların yorumları kısa bir süre sonra gerçekleşir. Şerbetçi bir zaman sonra affedilerek zindandan dışarı çıkarılır, Ekmekçi ise asılarak öldürülür. Yusuf şerbetçiye zindandan çıkarken kendisini Firavun’a anlatmasını ister. Ancak Şerbetçi Yusuf&#8217;un bu isteğini zamanla unutur ve Firavun’a Yusuf&#8217;tan bahsetmez. Ta ki yedi yıl sonra Firavun bir rüya görür ve bu rüyanın yorumlanmasını da ister. Ülkedeki bütün bilginleri, rüya yorumcularının, kâhinleri ve müneccimleri saraya çağırır ve gördüğü rüyayı yorumlamalarını ister. Ancak hiçbiri bu rüyayı doğru bir şekilde yorumlanamaz. O esnada şerbetçi Yusuf&#8217;u hatırlar ve Firavun’a onun iyi bir rüya yorumcusu olduğunu söyler.</p>
<p>Firavun Yusuf&#8217;a gönderilir ve Yusuf zindandan çıkartılır. Firavun rüyasını Yusuf&#8217;a anlatır. Firavun rüyasında yedi zayıf ineğin yedi besili ineği yediğini görmüştür. Rüyanın devamını da yedi dolgun başak ve yedi de kurumuş başak görmüştür. Yusuf bu rüyayı ülkede yedi yıl bolluk olacak, daha sonraki yedi yılda ise kıtlık olacaktır. İlk yedi yıl bolluk zamanında üretilen yiyeceklerin hepsinin tüketilmeyip  bir kısmının diğer yedi yıla saklanıp kıtlık zamanında önermiştir. Kral Firavun Yusuf&#8217;un söylediklerini akıllıca bulur Yusuf’a inanır.</p>
<p>Firavun Yusuf&#8217;un zindana atılmasında payı olan herkesi sırayla çağırır ve hesap sorar. Potifar öldüğü için şahitlik edemez. Diğer Mısırlı kadınlar Firavuna “O masumdur, biz ona kötü niyet besledik” derler.  Firavun Züleyha&#8217;yı da huzuruna çağırır ve sorar. Yusuf&#8217;u niçin zindana attırdığını söylemesini ister. Züleyha “Yusuf masumdur, onu isteyen bendim” der ve Yusuf&#8217;un suçsuzluğu ortaya çıkarılır. Firavun bu hadiseden sonra Yusuf&#8217;u Mısır&#8217;a aziz yapar ve Yusuf’un  Züleyha ile evlenmesini sağlar.</p>
<h2><strong>ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ </strong></h2>
<p>Küçük yaşta olan Yusuf&#8217;un bir rüya görmesi ve rüyasını babasına anlatması</p>
<p>Babasının rüyayı hayra yormaması ve kendisine dikkat etmesi gerektiğini söylemesi</p>
<p>Rüyayı duyan diğer kardeşlerinin Yusuf&#8217;un iyi bir geleceğe sahip olacağını düşünerek onu kıskanmaları ve çölde bir kuyuya atmaları</p>
<p>Bir gün sonra Yusuf&#8217;u Mısır&#8217;a giden bir kervanın kuyudan çıkarması ve kardeşlerinin Yusuf&#8217;u köle diye kervanbaşına satmaları</p>
<p>Babalarına da Yusuf&#8217;u bir kurdun yediğini söylemeleri ve kanlı gömleğini göstermeleri</p>
<p>Kervanın Yusuf&#8217;u Mısır&#8217;a götürmesi ve köle pazarında Züleyha&#8217;nın kocası Potifar’ı satmaları</p>
<p>Potifar’ın Yusuf&#8217;u köle olarak alıp Züleyha&#8217;ya vermesi ve Züleyha&#8217;nın Yusuf&#8217;u büyütmesi</p>
<p>Züleyha&#8217;nın evlenmeden önce bir rüya görmesi ve rüyasında yıldızların içinde nurlu bir erkek sureti görmesi</p>
<p>Bu rüyanın kim olduğunu düşünmesi ve bunun Potifar olduğuna karar vermesi ancak daha sonra yanılması</p>
<p>Yusuf&#8217;un giderek büyüyüp yakışıklı olması ve Züleyha&#8217;nın Yusuf&#8217;a âşık olması</p>
<p>Züleyha&#8217;nın Yusuf&#8217;a olan aşkının Mısırlı kadınlar tarafından ayıplanması</p>
<p>Bunun üzerine Züleyha&#8217;nın kadınları ziyafeti çağırıp Yusuf&#8217;u karşılarına çıkarmaları ve Yusuf&#8217;u karşılarında gören kadınların ellerindeki bıçakla parmaklarını kesmeleri</p>
<p>Yusuf&#8217;a âşık olan Züleyha&#8217;nın bir gün Yusuf&#8217;u odasına çağırması ve Yusuf&#8217;a saldırması</p>
<p>Kaçmak isteyen Yusuf&#8217;un gömleğinin arkadan yırtılması ve Yusuf&#8217;un bu sebepten dolayı Potifar tarafından zindana atılması</p>
<p>Yusuf&#8217;un suçsuz olduğunun bilinmesi ancak Mısır&#8217;ın itibarı için Yusuf&#8217;un harcanması</p>
<p>Zindanda Yusuf&#8217;un ekmekçi ve şerbetçinin rüyalarını yorumlaması</p>
<p>Yusuf&#8217;a Allah tarafından rüya yorumu özelliği verilmesi</p>
<p>Rüyaları yorumlanan şerbetçi ve ekmekçinin rüyaların gerçekleşmesi şerbetçinin hapisten çıkarılması</p>
<p>Yedi yıl sonra Firavun&#8217;un rüyasında yedi zayıf ineğin yediği besili ineği yemesi ve yedi zayıf başak ile yedi dolgun başak görmesi üzerine ülkedeki bütün kâhinleri ve rüya yorumcularını çağırması ve rüyasına yorumlamasını istemesi</p>
<p>Rüya yorumcularının hiç birinin rüyayı tam olarak yorumlayamaması</p>
<p>Bunun üzerine şerbetçinin Firavun’a Yusuf&#8217;tan bahsetmesi</p>
<p>Yusuf&#8217;un zindandan çıkarılması ve rüyayı yorumlaması</p>
<p>Yusuf&#8217;un rüya yorumunun Firavun&#8217;un aklına yatması ve onu zindana attıranları hesaba çekmesi</p>
<p>Kadınları ve Züleyha çağırıp suçlarını itiraf ettirmesi</p>
<p>Yusuf&#8217;un Mısır’a Aziz yapılması ve Züleyha ile evlendirilmesi</p>
<p>Romanın ana vakasını oluşturan olay örgüsüdür.</p>
<h2><strong>ROMANIN KONUSU </strong></h2>
<p>Yusuf&#8217;un gördüğü bir rüya üzerine, geleceğine dair büyük ümitler beslenmesi ve Yusuf&#8217;un birçok ıstırap ve imtihanlardan geçerek sevdiği kadına kavuşması ve Mısır&#8217;da önemli bir mevkie gelmesi anlatılmıştır. Diğer bir ifade ile roman Yusuf ile Züleyha&#8217;nın aşkını, imtihanlarını ve çektiği özlemleri konu edilmektedir.</p>
<h2><strong>ROMANIN ANA FİKRİ </strong></h2>
<p>Hayatta insanın başına gelen kötü şeylerin bir gün iyiye ve güzel günlere çevrilebileceğini unutmamak gerekir. Bizim kötü olarak gördüğümüz birçok şeyin aslında bizim hayrımıza ve iyiliğimize olduğu hikmeti her zaman aklımızın bir köşesinde olmalıdır. Ayrıca çektiğimiz çileler, gördüğümüz ıstıraplar ve özlemler için daima sabırlı olmalı ve Allah&#8217;a güvenmeliyiz. Sabırlı olan ve doğru yoldan sapmayan kişiler elbet bir gün istedikleri güzelliklere ve imkânlara kavuşacaklardır.</p>
<h2><strong>ROMAN KAHRAMANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ </strong></h2>
<p><strong>Yusuf:</strong> Yusuf Aleyhisselam Hz. Yakup’un on bir çocuğundan biridir. Son derece güzel yaradılışlı, iyi huylu, temiz kalpli ve ahlaklı bir insandır. Doğruluktan hiçbir zaman ayrılmamış, kendi zararına da olsa dürüst davranışlar sergilemekten çekinmemiştir. Kardeşleri tarafından kıskanılıp tuzağa düşürülmüş, köle olarak satılmış, iftiraya uğramış, zindanda yıllarını geçirmiş ama bunlara rağmen Allah’a olan inancını ve güvenini kaybetmemiştir. En sonunda Yusuf’un dürüst bir insan olduğu anlaşılmış ve çektiği ıstırapların mükâfatını Mısır’a aziz olarak görmüştür. Yusuf Züleyha’ya âşıktır.</p>
<p><strong>Züleyha:</strong> Mısır&#8217;ın en güzel kızıdır. Gördüğü bir rüya üzerine Potifar ile evlenmiş ve yanılmıştır. Rüyasında gördüğü ve gönlündeki güzeli yıllarca arayan ve o güzeli Yusuf&#8217;ta bulan Züleyha, aşkı ile dillere düşmüş bir kadındır. Yusuf&#8217;a kavuşmak için hata yapmış ancak yıllar sonra hatasından dönmüş ve geç de olsa Yusuf&#8217;a kavuşmuştur.</p>
<p><strong>Yakup:</strong> Yakup Aleyhisselam on bir erkek çocuğu olan bir peygamberdir. Oğulları arasında bulunan Yusuf ise güzel ve ayrıcalıklı bir çocuktur ve Yakup Aleyhisselam bir baba olarak bunu fark eder. Yusuf&#8217;u çok sevmekte ve onun üzerine titremektedir. Yakup Aleyhisselam yıllarca çok sevdiği oğlu Yusuf’tan ayrı kalmış, evlat özlemi ile yıllarca ağlamış hüzünlü bir babadır.</p>
<p><strong>Potifar:</strong> Mısır&#8217;ın azizidir. Züleyha’yı çok sevmiş onunla evlenmiş ve ona Yusuf&#8217;u köle olarak alıp yetiştirilmesini sağlamıştır. Olacaklardan habersiz yaşamış ancak karısı Züleyha&#8217;nın Yusuf&#8217;a olan aşkını engelleyememiştir.</p>
<p><strong>Firavun:</strong> Mısır&#8217;ın kralıdır. Kendisini Tanrı ilan etmiştir. Yusuf&#8217;un zindanda olduğundan habersizdir. Ancak gördüğü bir rüya sonrası Yusuf ile tanışmış ve onu Mısır&#8217;a Aziz yapmıştır.</p>
<p><strong>Ekmekçi:</strong> Firavun’un zindana attığı ve zindanda Yusuf&#8217;un arkadaşı olan kişidir. Bir süre sonra asılarak öldürülmüştür.</p>
<p><strong>Şerbetçi:</strong> Yusuf’un zindandaki arkadaşlarından biridir. Zindandan çıktıktan yedi yıl sonra Firavun’a Yusuf&#8217;tan bahseden ve Yusuf&#8217;un zindandan çıkarılmasını sağlayan bir kişidir.</p>
<p>Romanın diğer kahramanları: <strong>Yusuf&#8217;un kardeşleri, rüya yorumu yapan bilge ve kâhinler, kervancı başı, Züleyha’nın aşkını ayıplayan kadınlar…</strong></p>
<h2><strong>YAZAR HAKKINDA BİLGİ </strong></h2>
<p><strong>Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu ( 1957 &#8211; ) Şair, yazar, akademisyen </strong></p>
<p>Trabzon&#8217;da doğan Nazan Bekiroğlu Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Bir süre öğretmenlikten sonra, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Halide Edip Adıvar ile ilgili tezi ile Doktor, Şair Nigar Hanım konulu çalışmasıyla Doçent unvanı aldı.</p>
<p>1998&#8217;den beri aynı üniversitede Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak çalışan Nazan Bekiroğlu, 2001 yılında Profesör olmuştur. Şiir, deneme ve incelemeleri Dolunay, Türk Edebiyatı, Milli Kültür, Kayıtlar, Yedi İklim, Dergâh gibi mecmualarda yayımlanmıştır.</p>
<p><strong>Eserleri </strong></p>
<ul>
<li>İsimle Ateş Arasında</li>
<li>Cam Irmağı Taş Gemi</li>
<li>Cümle Kapısı</li>
<li>Mavi Lale</li>
<li>Yusuf İle Züleyha</li>
<li>Mor Mürekkep</li>
<li>Halide Edip Adıvar</li>
<li>Şair Nigar Hanım</li>
<li>Nun Masalları</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yusuf-ile-zuleyha-romaninin-ozeti-nazan-bekiroglu/">Yusuf İle Züleyha Romanının Özeti (Nazan BEKİROĞLU)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yusuf-ile-zuleyha-romaninin-ozeti-nazan-bekiroglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş On Yedi Romanının Özeti ( İpek Ongun )</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yas-on-yedi-romaninin-ozeti-ipek-ongun/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yas-on-yedi-romaninin-ozeti-ipek-ongun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2020 14:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Roman Hakkında Bilgi İpek Ongun&#8217;un kaleme almış olduğu Yaş On Yedi adlı öykü hikâye tarzında yazılmış olan kitap, 235 sayfa olup 2014 yılında yayınlanmıştır. Yaş On Yedi romanı toz pembe ve boş romantik hayalleri değil, toplumun orta sınıf semtlerinde yaşayan gençlerin gerçek hayat mücadelesini ve içinde bulunduğu durumu ele almaktadır. Kitap hem aile hem de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yas-on-yedi-romaninin-ozeti-ipek-ongun/">Yaş On Yedi Romanının Özeti ( İpek Ongun )</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Roman Hakkında Bilgi </strong></h2>
<p>İpek Ongun&#8217;un kaleme almış olduğu Yaş On Yedi adlı öykü hikâye tarzında yazılmış olan kitap, 235 sayfa olup 2014 yılında yayınlanmıştır. Yaş On Yedi romanı toz pembe ve boş romantik hayalleri değil, toplumun orta sınıf semtlerinde yaşayan gençlerin gerçek hayat mücadelesini ve içinde bulunduğu durumu ele almaktadır. Kitap hem aile hem de okul hayatındaki sorunları realist bir bakış açısı ile lakin umutsuzluğa düşmeden, sağlıklı ve olumlu bir yaklaşımla veren bir üsluba sahiptir.</p>
<p>Kitapta gerçek yaşam parçalarının yanı sıra gülmece ögeleri de serpiştirilmiştir. Lise çağındaki gençler için hem edebi hem de eğitici değere sahip olan 21. yüzyıl popüler yazarlarından olan İpek Ongun; Yaş On Yedi romanı yayınlandığı yıl çok satanlar listesinde üst sıralarda yer almıştır.</p>
<p>Kitapta liseli gençlerin ve bu gençlerin bulunduğu ortamların anlatılmasına rağmen argo kelimelerin kullanılmamış olması kitabın değerini yükselten ilkelerden biridir. Kitapta özetle hayatta umutsuzluğa kapılmamak ve dik durarak hayat mücadelesini sürdürmenin yöntemi anlatılmıştır.<strong> </strong></p>
<h2><strong>Romanın Konusu </strong></h2>
<p>Lise çağlarında ailesi ile sorunlar yaşayan Bahar ve Serdar adlı iki gencin yaşam mücadeleleri, bu mücadele sonunda almış oldukları olumlu kararlar ile hayatlarını bir düzene sokmaları konu edilmiştir. Romanda ayrıca lise çağındaki gençlerin hassasiyetleri, içinde bulundukları ruhsal durumlar, hayata ve olaylara karşı bakış açıları anlatılmıştır.</p>
<h2><strong>Romanın Ana Fikri </strong></h2>
<p>Hayatımızın gençlik yıllarında ve hayatımızı yönlendireceğimiz yıllarda karşımıza çıkan çeşitli sorunlarla mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Bu mücadele çevremizdeki insanlara karşı olumlu davranışlar göstererek, hayat amacımızdan kopmayarak ve geleceğe dair ümitlerimizi kaybetmeden yapılırsa sonunda başarıya ve mutluluğa ulaşacağımız sonucu çıkmaktadır.<strong> </strong></p>
<h2><strong>Romanın Özeti</strong></h2>
<p>Lise son sınıfta öğrenim gören Bahar, ela gözlü güzel ve genç bir kızdır. Annesi geçirdiği ameliyattan sonra ani bir beyin kanaması neticesinde hayatını kaybetmiştir. Babası ve kardeşi Hakan&#8217;la birlikte yalnız yaşamaya başlamıştır. Bahar&#8217;ın babası annesinin bu ani ölümüne daha fazla dayanamamış, kendi içine kapanık bir adam olmuştur. Babası Bahar’la konuşmayı da kesmiştir. Bahar da bu ölüm sebebi ile babası ile birbirlerine daha fazla destek olmaları gerektiğini düşünmektedir. Babasından beklediği bu desteği göremeyen Bahar yıkılmıştır.</p>
<p>Bahar&#8217;ın halası ise erkek kardeşine yardım etmek maksadıyla onların evine bir müddet yatılı misafir olarak gelmiştir. Halasının onlara gelmesi Bahar&#8217;ı daha da yıpratmıştır. Zira Bahar halası ile pek geçinemez ve sürekli tartışma halindedirler. Bahar&#8217;ın bu zor zamanlarında en büyük destekçileri kedisi Badem ve en yakın arkadaşı Sevgi’dir. Bahar arkadaşı Sevgi sayesinde okula gittiği ilk günü kolay bir şekilde atlatmıştır.</p>
<p>Diğer yandan Bahar&#8217;ın gerçekten çok anlayış sahibi arkadaşları vardır. Hepsi Bahar&#8217;a elinden geldiğince yardım etmektedirler. Mine, Sevgi, Eşref, Volkan, Keriman, Serdar ve Derya. Bu kişiler, Bahar&#8217;ın okuldaki sevdiği arkadaş grubudur.</p>
<p>Bahar&#8217;ın arkadaşlarından Derya, güzelliğine önem veren, zayıf ve uzun boylu bir kızdır. Bir manken gibi alımlıdır. Bu özellikleriyle Derya grup içindeki en dikkat çeken kız haline gelmiştir.</p>
<p>Bahar&#8217;ın diğer bir arkadaşı Sevgi’yse sınıfın en çalışkanlarından olup orta boylu bir kızdır. Bahar&#8217;ında bu grup içerisindeki en yakın arkadaşıdır. Eşref ve Volkan birbirlerinden ayrılamayan samimi bir ikilidir. Beraber yaptıkları muziplik ve esprilerle grubun en eğlenceli çocuklarıdır. Grubun diğer bir üyesi Keriman da sürekli hayaller kuran, aşk romanları okuyan ve hayal dünyasında yaşayan bir kızdır.</p>
<p>Serdar Bahar&#8217;ın ilgi duyduğu ve yan sınıfta okuyan bir gençtir. Çok yakışıklı değildir ama sempatik tavırlara sahiptir. Bahar gibi Serdar da ailesi ile sorunlar yaşamaktadır. Annesi ile babası sürekli kavga halinde ve geçinememektedirler. Serdar bir lise öğrencisi olarak bu durumdan olumsuz etkilemekte ve derslerine kendini verememektedir. Bir gün Serdar Bahar&#8217;ı yağmurlu bir havada motosikleti ile evine kadar götürmüştür. Bahar o günden sonra Serdar&#8217;a karşı giderek ilgi duymaya başlamıştır.</p>
<p>Eşref okulda eğlence ve macera denilince akla ilk gelen kişi idi. fizik dersi sınavının yaklaştığı bir gün Eşref, hocanın sınav notlarını aşırmayı başarmış, sınıf arkadaşlarına bunları vermiştir. Bahar bunun doğru bir davranış olmadığını düşünerek sınav notlarını kabul etmemiştir. Sınav günü gelip çattığında sınavdan 100 puan almayı uman Eşref, soruları görünce çok şaşırır. Çünkü hoca soruların çalındığını fark etmiştir. Sınav sonuçları ilan edildiğinde fizik hocası Eşref&#8217;in sınav kâğıdına kocaman 0 çizerek ortasına kaş ve göz çizmiş, altına da “Ava giden avlanır.” cümlesini yazmıştır.</p>
<p>Bahar okulda çok güzel ve eğlenceli günler geçiriyor ancak evde sürekli sorunlar yaşıyordu. Bir gün sofrada yemek yeme sırasında halası Bahar&#8217;ı babasına şikâyet eder. Evde Bahar&#8217;ın ona hiç yardım etmediğinden bir işin ucundan tutmadığında söz ederek Bahar&#8217;ı zor durumda bırakır. Bahar babasından iyi bir azar yer ve üzülerek odasına gidip ağlar.</p>
<p>Bu sıkıntılardan çok fazla bunalan Bahar, Serdar ile beraber sahil kıyısında çay içerler. Birlikte birbirlerine sorunlarını anlatırlar. Serdar da ailesi tarafından yaşadığı sorunlar sebebiyle derslerine verimli çalışmadığını, bu sebepten sınavda kopya çektiğini utanarak dile getirmiştir. İkisi de birbirlerine ailevi ve kişisel sorunlarını anlatmıştır. Bahar Serdar&#8217;a içinde bulunduğu bu durumdan dolayı destek olmuştur. Onların koyu bir muhabbet içinde olduğunu gören bir garson “gençliğin haline bak” diyerek onların sorunsuz ve eğlence içinde oldukları intibaını ifade etmeye çalışmıştır. Aslında Serdar ve Bahar sorunlar içinde büyüyen iki gençtir.</p>
<p>Bahar babası ile arasındaki sorunlar sebebiyle ondan harçlık isteyemez hale gelmiştir. Bu durumu bilen Serdar Bahar&#8217;ın çalışkan bir kız olduğunu farkındadır ve Bahar&#8217;ın küçük çocuklara matematik dersi vererek para kazanmasını ve harçlığını çıkarmasın önermiştir. Bu durum Bahar için de mantıklı gelmiş ve Bahar artık ilkokul çocuklarına ders anlatarak para kazanmaya başlar.</p>
<p>Bir gün Bahar teyzesinden gelen bir davet sebebi ile annesinin yakından arkadaşı olan Handan Hanım’ı ziyaret etmeye karar vermiştir. Güzel bir şekilde giyinip Handan Hanım’a giden Bahar, orada kendisini oldukça rahat hissetmeye başlamıştır. Handan Hanım ise oldukça anlayışlı ve alçak gönüllü bir kadındır. Handan Hanım ile Bahar saatler boyunca sertleşerek konuşmuşlardır.</p>
<p>Bahar halasından ve babasının ona karşı koymuş olduğu mesafeden bahsetmiştir. Handan Hanım Bahar&#8217;ın anlattıklarını soğukkanlı ve kararlı bir şekilde dinleyerek Bahar&#8217;a akıl vermiştir. Handan Hanım Bahar&#8217;a halasına karşı daha hassas davranmaya çalışması ve onu memnun etmek zorunda olduğunu ifade etmiştir. Aksi halde Bahar eve dönmeyecektir. Babası için de Bahar&#8217;ın anlayışlı olması gerektiğini ve ona biraz zaman taraması gerektiğini anlatmıştır.</p>
<p>Bahar Handan Hanım’dan dinlediği bu nasihatleri uygulamaya karar vermiştir. Artık eve dönme saatinin geldiğini anlayan Bahar eve dönüş yolculuğuna başlamıştır. Bahar Hanım’la geçirdiği saatler ona çok iyi gelmiştir.</p>
<p>Bahar&#8217;ın yakın arkadaşlarından olan Keriman, Ahmet isminde bir çocuğa âşık olmuştur. Keriman&#8217;ın ailesi bu ilişkiye itiraz etmiş, bu sebeple kızlarına şiddetle karşılık vermişlerdir. Bu durumdan sıkılan Keriman, Ahmet ile kaçma kararı almıştır. Derya, Ahmet ile Keriman&#8217;ı terminalde görünce hemen Bahar&#8217;a haber vermiş, Bahar da okulun müdür yardımcısı Nurcihan Hanım’a durumu anlatmıştır. Bahar, Derya ve Nurcihan Hanım birlikte terminale giderler ve Nurcihan Hanım Keriman ve Ahmet&#8217;i terminalde görür. Gençlerle anlayışlı bir şekilde konuşmaya çalışan Nurcihan Hanım bu davranışlarıyla kızları şaşkınlık içinde bırakmıştır. Keriman bu nasihatler sonucunda yapacağı yanlış davranıştan kurtulmuş ve okuluna dönmüştür.</p>
<p>Yine günlerden bir gün Bahar okuldan eve dönünce kedisi Badem’i görememiştir. Her gün onu evde karşılayan kedisi o gün evde yoktur. Kedisini saatlerce sokakta arayan Bahar, karşılaştığı herkese kedisini sormuş ve görenlerin kendisine haber vermesini istemiştir. Akşama kadar kedisini arayan Bahar, eli boş bir şekilde eve dönmüştür.</p>
<p>Bu olayın üzerinden dört gün geçmiştir ve Badem hala ortalarda görünmemektedir. Artık üzüntüden iyice dağılan Bahar kendisini toparlayamaz hale gelmiştir. Bir gün gece saat 2 sularında Bahar&#8217;ın babası odasına kucağında Badem ile girmiştir. Şaşkınlığını gizleyemeyen Bahar, yataktan nasıl kalkacağını bilememiş ve o sevinçle kedisine sarılıp babasına teşekkür etmiştir. Babası Badem’i bulmak için sokaklara çıkmış, Badem’i bir çöp tenekesinin yanında bularak eve getirmiştir.</p>
<p>Babası o gün akşam Bahar’dan özür dileyerek uzun uzun onunla dertleşmiştir. Artık bundan sonra kızına daha yakın davranması gerektiğinin kendisinin de farkında olduğunu lakin bundan dolayı büyük bir üzüntü içerisinde bulunduğunu ifade etmiştir. Çünkü Handan Hanım Bahar&#8217;ın babasını aramış ve onunla kızına anlayışlı davranması gerektiği konusunda konuşmuştur. Bahar o gece babasıyla evde olan bütün olayları konuşmuşlar ve Bahar babasının isteği üzerine halasına biraz daha kibar davranmaya karar vermiştir.</p>
<p>Bahar ile babası yaz tatili yaklaştığı sırada halasını evden göndermeye karar vermişlerdir. Babası ile arasını düzelten Bahar, o gece sevincinden sabaha kadar uyuyamamıştır. Okulda mezuniyet balosu yaklaşırken on dokuz mayıs gezisi düzenlenmiştir. Geziye sadece grup içerisinden Keriman katılamamıştır. Arkadaşlarıyla eğlenceli vakit geçiren Bahar bu gezide ömür boyu unutamayacağı dostluklara kazanmıştır.</p>
<p>Mezuniyet balosunun geldiği gün ise Bahar yine annesinin yakın arkadaşı ve sevdiği kadın olan Handan Hanım’dan büyük bir destek almıştır. Handan Hanım mezuniyet balosu için Bahar&#8217;a elbise diktirmiş, bütün gün onun yanında olarak destek vermiştir. Handan Hanım ve babası Bahar&#8217;ı balonun düzenleneceği yere götürürler. Bahar o gün çok şık ve alımlı bir kız olmuştur. Baloda Serdar ile dans etmiş ve dans esnasında sürekli konuşmuşlardır. Bahar Serdar&#8217;a babasıyla barıştığını evdeki işlerin yoluna girdiğini anlatmıştır. Serdar ise bütün dikkatiyle Bahar&#8217;ı dinlemiş ve onun adına çok mutlu olmuştur. Lakin Serdar kendi ailesi içindeki sorunları çözememiş ancak umudunu da hiçbir zaman yitirmemiştir. Serdar artık bu sorunlarla hayatını sürdürmeyi öğrenmiştir.</p>
<p>Üniversite sınavlarının açıklandığı gün öğrencilerin çok büyük bir başarı elde etmiş, hepsi iyi ya da kötü bir yerlere yerleşmeyi başarmıştır. Bahar çok istediği bölüm olan güzel sanatlar akademisine girmiştir Serdar ise üniversite sınavında başarı sağlayamamış, ailesini terk edip Ankara&#8217;ya gitmiştir. Ankara&#8217;da bir sonraki yıl yapılacak sınavlara hazırlanmaya başlamıştır. Ankara&#8217;dayken Bahar ile mektuplaşma ya başlamış ve bu şekilde bir yaşam tarzı Serdar&#8217;a daha iyi gelmiştir.</p>
<h2><strong>Romanın Olay Örgüsü </strong></h2>
<p>Liseye giden Bahar&#8217;ın annesinin beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmesi</p>
<p>Babasının bu ölümü kaldıramayıp içine kapanık ve huysuz bir adam olması</p>
<p>Bahar&#8217;ın kardeşi Hakan&#8217;la ve babası ile kalması</p>
<p>Annesinin ölümü üzerine Bahar&#8217;ın halasının onların evine yerleşmesi</p>
<p>Bahar&#8217;ın babası ve halası ile bir türlü geçinememesi</p>
<p>Bahar&#8217;ın arkadaşlarının Bahar&#8217;a bu konuda destek olması</p>
<p>Serdar adlı arkadaşına Bahar&#8217;ın ilgi duyması ve giderek yakınlaşmaları</p>
<p>Serdar&#8217;ın da ailesi ile sorunlar yaşaması</p>
<p>Bahar ile Serdar&#8217;ın dertlerini birbirine anlatmaları</p>
<p>Bahar&#8217;ın arkadaşı Eşref&#8217;in sınav sorularını çalması ancak sınavdan sıfır alması</p>
<p>Bahar&#8217;ın halasının onu babasına şikâyet etmesi ve babasının Bahar&#8217;a karşı çok sert davranması</p>
<p>Serdar ile bazı günler buluşup birbirlerine destek olmaları</p>
<p>Bahar&#8217;ın babasından harçlık alamaması ve küçük çocuklara ders vererek para kazanmaya başlaması</p>
<p>Bahar&#8217;ın annesinin yakın arkadaşı Handan Hanım’ı ziyarete gitmesi</p>
<p>Handan Hanım’dan ailesine karşı nasıl davranması gerektiğine dair öğütler alması ve bu öğütleri uygulaması</p>
<p>Bahar&#8217;ın arkadaşı Keriman&#8217;ın Ahmet ile birbirlerine âşık olması ve kaçmaya karar vermeleri</p>
<p>Bahar, Derya ve okulun müdür yardımcısı Nurcihan Hanım’ın bu kaçmayı engellemeleri</p>
<p>Bahar&#8217;ın kedisini bir gün kaybetmesi ve dört gün sonra babasının kediyi bularak Bahar&#8217;a getirmesi ve bu bahane ile Bahar ile babasının arasının düzelmesi</p>
<p>Halasını yaz tatiline doğru evden göndermeleri</p>
<p>Okulun düzenlediği on dokuz mayıs gezisinde Bahar&#8217;ın çok iyi arkadaşlıklar kurması</p>
<p>Mezuniyet balosunda Bahar&#8217;ın babasından ve Handan Hanım’dan büyük destek görmesi</p>
<p>Bahar&#8217;ın büyük bir moral ile ders çalışıp güzel sanatlar akademisini kazanması</p>
<p>Serdar&#8217;ın ailevi sorunlar sebebiyle ders çalışamayıp üniversiteyi kazanamaması ve bu sebeple Serdar&#8217;ın ailesinden uzaklaşarak Ankara&#8217;ya yerleşmesi ve orada Bahar ile mektuplaşmaya devam etmeleri romanın ana vakasını oluşturan olay örgüsüdür.</p>
<h2><strong>Roman Kahramanlarının Değerlendirilmesi </strong></h2>
<p><strong>Bahar:</strong> lise son sınıfta öğrenim gören, oldukça zarif ve kibar bir kızdır. Hassas ve arkadaşlık ilişkilerine önem veren bir karakteri vardır. Derslerinde çalışkan olduğu kadar ideal sahibi bir kızdır. Matematik dersini çok iyi bilmektedir. Ailesi ile yaşadığı sorunları anlayış ve sabır içerisinde çözmesini bilen genç ve ela gözleri olan güzel bir kızdır.</p>
<p><strong>Serdar:</strong> ailesiyle sorunlar yaşayan ancak bu sorunları bir türlü çözemeyen ve bu yüzden okul derslerinde başarısız olan bir gençtir. Bahar ile duygusal bir ilişki içerisinde olan Serdar, arkadaşlık ilişkilerine önem veren iyi niyetli ve idealist bir gençtir. Üniversitede istediği bölüme yerleşmek için bir yıl daha hazırlık yapmaya karar veren ve Bahar ile temasını sürdüren vefalı birisidir.</p>
<p><strong>Handan Hanım:</strong> Bahar’ın annesinin yakın arkadaşı olan Handan Hanım akıllı kibar ve görgülü bir hanımefendidir. Bahar&#8217;a sorunlarla nasıl mücadele etmesi gerektiğini anlatmış ve Bahar&#8217;ın bu sayede hayatının değişmesini sağlamıştır.</p>
<p><strong>Bahar&#8217;ın Babası:</strong> eşinin ölümü üzerine içine kapanmış huysuz ve çekilmez bir adam olmuş, daha sonra hatasını anlamış ve kızına karşı davranışlarını düzelterek onu mutlu etmeyi başaran anlayışlı bir baba olmuştur.</p>
<p><strong>Bahar&#8217;ın Halası:</strong> herkes ile kolay kolay geçinemeyen bu yüzden Bahar ile arası açılan ve Bahar’ı sürekli babasına şikâyet eden, oyunbozan bir kadındır.</p>
<p><strong>Derya:</strong> zayıf ve uzun boyu ile güzelliğine önem veren bir kızdır. Bir delilik edip sevdiği çocuk olan Ahmet ile kaçmaya karar vermiş ancak soğukkanlı davranarak bundan vazgeçmiştir.</p>
<p><strong>Sevgi:</strong> sınıfın en çalışkan kızlarından olan Sevgi, Bahar&#8217;ın en yakın arkadaşı olup ona sürekli destek veren bir kızdır.</p>
<p><strong>Keriman:</strong> fazlaca aşk romanları okuyup hayalperest bir dünyada yaşayan Keriman, gençlik hayalleri içerisinde hülyalara dalmış bir genç kızdır.</p>
<p><strong>Eşref ve Volkan:</strong> okuldaki muziplikler, eğlenceler ve şakalar hep onların başının altından çıkar.</p>
<p><strong>Nurcihan Hanım:</strong> Okulun müdür yardımcısıdır ve Derya&#8217;yı bir delilik yapmaktan kurtaran aklıselim bir öğretmendir.</p>
<h2><strong>Yazar Hakkında Bilgi </strong></h2>
<p><strong>İpek Ongun ( 1942 &#8211; ) Yazar </strong></p>
<p>Ankara&#8217;da doğan İpek Ongun 1961&#8217;de Amerikan Kız Koleji edebiyat bölümünden mezun olmuştur. İlkyazı denemesi 1980&#8217;de yayınladığı Mektup Arkadaşları olmuştur. Bu eserden sonra Kamp Arkadaşları ve Afacanlar Çetesi adlı çocuk kitaplarını yazmıştır.</p>
<p>Yaş On Yedi ve Bir Genç Kızın Gizli Defteri adlı romanları büyük yankı uyandırmıştır. Gençlik romanlarının yanında kişisel gelişim konularında da Bir Pırıltıdır Yaşamak, Bu Hayat Sizin ve Lütfen Beni Anla adlı kitapları da gençler tarafından ilgi görmüştür.</p>
<p>TÜYAP Altın Kitaplar Ödülü ve Rotary Kulübü, Toros, Akdeniz ve Tarabya şubelerinden Meslek Hizmetleri ödülü almıştır. Oriflame tarafından yılın en başarılı kadın yazarı seçilmiştir. Birçok dernek ve vakıftan çeşitli ödüller almıştır.</p>
<p>Sabah gazetesindeki Yarım Elma Gönül Alma ve Sabah Parıltıları adlı yazılarını iki ayrı kitapta toplamıştır. Gençlere okumayı sevdiren yazar olarak bilinir. Evli ve iki genç kız annesi olan İpek Ongun, Mersin’de yaşamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Eserleri </strong></p>
<p><strong>Roman </strong></p>
<ul>
<li>Mektup Arkadaşları</li>
<li>Kamp Arkadaşları</li>
<li>Yaş On Yedi</li>
<li>Afacanlar Çetesi</li>
<li>Bir Genç Kızın Gizli Defteri</li>
<li>Bir Pırıltıdır Yaşamak</li>
<li>Bu Hayat Sizin</li>
<li>Lütfen Beni Anla</li>
<li>Arkadaşlar Arasında</li>
<li>Kendi Ayakları Üstünde</li>
<li>Adım Adım Hayata</li>
<li>Şimdi Düğün Zamanı</li>
</ul>
<p><strong>Öykü </strong></p>
<ul>
<li>Mayanın Günlüğü 1 2 3 4</li>
</ul>
<p><strong>Deneme </strong></p>
<ul>
<li>Yarım Elma Gönül Alma</li>
<li>Sabah Parıltıları</li>
<li>Şu Çılgın Tempoda Duyarlı Davranışlar</li>
</ul>
<p><strong>Çeviri </strong></p>
<ul>
<li>Yuvasız Çocuk</li>
<li>Mutluluk Yolu</li>
<li>Yürekten Kopup Gelen Ses</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yas-on-yedi-romaninin-ozeti-ipek-ongun/">Yaş On Yedi Romanının Özeti ( İpek Ongun )</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yas-on-yedi-romaninin-ozeti-ipek-ongun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüreğim Seni Çok Sevdi Romanının Özeti (Canan Tan)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yuregim-seni-cok-sevdi-romaninin-ozeti-canan-tan/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yuregim-seni-cok-sevdi-romaninin-ozeti-canan-tan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2020 11:21:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114713</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Canan Tan&#8217;ın yazmış olduğu Yüreğim Seni Çok Sevdi adlı roman ilk defa 2007 yılında yayınlanmıştır. 464 sayfadan oluşan romanda modern yaşamaya alışmış ancak geleneksel bir aile yapısı karşısında sevgisinden vazgeçen bir kızın ve çok sevdiği erkeğin aşk hikâyesi anlatılmıştır. Canan Tan&#8217;ın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da duygusal bir aşk genç [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuregim-seni-cok-sevdi-romaninin-ozeti-canan-tan/">Yüreğim Seni Çok Sevdi Romanının Özeti (Canan Tan)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ROMAN HAKKINDA BİLGİ </strong></p>
<p>Canan Tan&#8217;ın yazmış olduğu Yüreğim Seni Çok Sevdi adlı roman ilk defa 2007 yılında yayınlanmıştır. 464 sayfadan oluşan romanda modern yaşamaya alışmış ancak geleneksel bir aile yapısı karşısında sevgisinden vazgeçen bir kızın ve çok sevdiği erkeğin aşk hikâyesi anlatılmıştır. Canan Tan&#8217;ın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da duygusal bir aşk genç okuyucuların beğenisine sunulmuştur. Kitapta Ayrıca Nazım Hikmet&#8217;ten şiirler verilmektedir. Yayımlandığı yılda en çok satanlar listesinin başlarında yer alan Yüreğim Seni Çok Sevdi adlı romanın genç okuyuculara hitap etmektedir.</p>
<p>Romanda olaylar İstanbul, Bursa ve Amerika&#8217;da geçmektedir. Canan Tan&#8217;ın 2003 yılında yayımladığı Piraye adlı romanına olay ve konu itibariyle benzerlik gösteren Yüreğim Seni Çok Sevdi Canan Tan&#8217;ın sade anlatımı ile sunulmuştur.</p>
<p><strong>ROMANIN KONUSU </strong></p>
<p>İstanbul&#8217;da Üniversite okuyan Aslı adlı kız ile aynı üniversitede öğrenci olan ve zengin bir ailenin çocuğu olan Murat’la arasında yaşanan imkânsız aşk ve birbirlerine olan duyguları romanda konu edilmiştir.</p>
<p><strong>ROMANININ ANA FİKRİ </strong></p>
<p>İnsan bazen sevdiğini kişinin ve kendisinin ömür boyu pişmanlık yaşamaması ve huzursuz olmaması için aşkından ve sevgisinden vazgeçebilir. İnsanın sevgisi bazen bütün hayatını mutlu etmeye yetmez. Bu durumda insan ya en çok sevdiği kişiden vazgeçmeli yahut bir ömür boyu huzursuz bir şekilde yaşamayı göze almalıdır.</p>
<p><strong>ROMANININ ÖZETİ </strong></p>
<p>Aslı İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme bölümünü okuyan kendi halinde bir genç kızdır. Arkadaşları ile birlikte zaman geçirirken yine aynı üniversitede öğrenci olan Murat’la tanışır. Murat Emre&#8217;nin arkadaşıdır. Emre ise Aslı ile yakın arkadaştır. Murat zengin bir aileden geldiği için Aslı onun kendini beğenmiş, başına buyruk, kibirli biri olduğunu düşünmektedir. Murat Aslı&#8217;ya ilk tanışmada âşık olmuştur. Ancak onu etkilemenin zor olduğunu da bilmektedir. Ona Nazım Hikmet&#8217;in bir şiirini göndererek Aslı&#8217;yı aşkına ikna eder.</p>
<p>Aradan bir süre zaman geçer ve Aslı ile Murat sevgili olurlar. Bir gün birlikte Bursa&#8217;ya Murat&#8217;ın ailesinin yanına giderler ve Aslı, Murat&#8217;ın anne ve babası ile tanışır. Murat&#8217;ın ailesi geleneklerine bağlı bir yapıdadır. Aslı&#8217;yı gördüklerinde onu bir gelin kız olarak düşünemezler. Onların hayallerindeki gelin; evinin hanımı olacak, kocasına kaynanasına ve kayınbabasına hizmet edecek birisi olacaktır. Aslı ise onların istediğini tam tersine okumuş ve entelektüel düşünen, çalışma hayatına girmek isteyen bir kızdır. Murat&#8217;ın ailesinin bu istekleri karşısında iki genç karmakarışık duygular ve yaşam tarzı içerisine girerler. Bu aşk giderek imkânsız bir hal almaya başlar.</p>
<p>Aslı bu durumdan kurtulmak ve bu aşkı unutmak için Amerika&#8217;ya gitme bahanesiyle Murat&#8217;tan uzaklaşmaya karar verir. Orada kendine yeni bir hayat tarzı kurmaya başlar. Murat ise Türkiye&#8217;de kalarak Aslı&#8217;yı özlemeye başlar. Bir yandan da ailesini ikna etmeye çalışır ancak bunda pek başarılı olamaz. Aslı Amerika&#8217;dan Türkiye&#8217;ye dönme fikrine sıcak bakmaz. Sırf Türkiye&#8217;ye dönmemek ve Murat ile karşılaşmamak için Türkiye&#8217;deki en sevdiği arkadaşının nişanına bile gelmez. Lakin diğer yandan Türkiye&#8217;deki arkadaşları vasıtasıyla Murat&#8217;ın ne yaptığını ve onun hakkındaki gelişmeleri de takip etmekten geri durmaz.</p>
<p>Aradan bir süre zaman geçer ve Murat&#8217;ın babası hastalanarak çalışamaz hale gelir. Murat bunun üzerine babasının şirketlerinin başına geçerek çalışmaya başlar. Diğer yandan Murat&#8217;ın annesi de Murat&#8217;ı sıkıştırarak kendilerine uygun bir aile kızı ile evlendirmek için baskı yapar. Bu arada Aslı en yakın arkadaşının düğününe gelmek için baskıya maruz kalır ve daha fazla dayanamayıp düğün için Türkiye&#8217;ye döner. Düğünde Murat ile Aslı karşılaşır ve Murat onunla evlenmekten hala vazgeçmediğini söyler. Aslı ise bu aşkın mümkün olmadığını, bir çıkmaza doğru sürüklendiğini, o yüzden ona umut vermemek için de Amerika&#8217;da evlendiğini söyleyince Murat bu sözler üzerine yıkılır.</p>
<p>Aslı Amerika&#8217;ya döner ve Murat&#8217;ı unutarak hayatına kaldığı yerden devam etmeye çalışır. Hiç istemese de bir Amerikalı ile evlenip hayatını Amerika&#8217;da devam ettirmeye karar vermiştir ancak evliliği istediği gibi gitmez ve bir süre sonra Amerikalı kocasından boşanır. Bu olay üzerine Aslı Türkiye&#8217;ye dönmeye karar verir.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye döndükten sonra Kader Aslı ile Murat&#8217;ın yollarını bir yerde tekrar kesiştirir. Aslı ile Murat ince duygulara ve sözlere girmeden birbirlerine hal hatır sorup normal bir eski arkadaşmış gibi davranırlar. Bu arada Murat evlenmiş ve bir kız çocuğu sahibi olmuştur. Aslı Murat&#8217;ın evlendiğine ve çocuğu olduğuna çok sevinir ancak Murat&#8217;ın kızının adını öğrenince şok geçirir. Murat&#8217;ın kızının adı aslıdır ve Murat ona Aslı’m diye hitap etmektedir.</p>
<p><strong>ROMAN KAHRAMANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ </strong></p>
<p><strong>Aslı:</strong> İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;nde okuyan modern, entelektüel bir genç kızdır. İşletme bölümünü bitirip iş hayatına atılmaya düşünürken Murat&#8217;ın ailesi tarafından uygun olmayan bir gelin olarak düşünülür. Aslı ömür boyu pişmanlık ve huzursuzluk içinde yaşamaktansa sevdiği erkeği terk edip aşkını ve acısını içine gömen bir davranış sergilemiştir. Ancak sevdiği erkeği ömür boyunca unutamamıştır. Sevdiği gencin mutluluğu için kendi isteklerini ve mutluluğunu bir kenara bırakmayı tercih etmiş bir karaktere sahiptir.</p>
<p><strong>Murat:</strong> Bursalı zengin bir ailenin çocuğu olan Murat, İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;nde okumakta olan bir gençtir. Aynı üniversiteden Aslı&#8217;ya âşık olmuş ve onunla evlenmeye karar vermişlerdir. Ancak ailesinin Aslı’yı uygun bulunmaması sebebiyle Aslı&#8217;dan ayrılmak zorunda kalmış fakat onu hayatı boyunca hiç unutmamıştır. İstemediği bir evlilik yapmış ve bir kız çocuğu olmuştur. Kız çocuğuna ise en sevdiği kızın adını yani Aslı&#8217;yı koymuştur.</p>
<p><strong>Emre:</strong> Aslı&#8217;nın en yakın arkadaşlarımdan birisidir. Aslı Emre vesilesiyle Türkiye&#8217;ye gelmiş ve Murat&#8217;la tekrar ile görüşmüştür.</p>
<p><strong>Rabin:</strong> Aslı&#8217;nın Amerika&#8217;da evlendiği Amerikalı profesördür. Aslı&#8217;nın Türkiye&#8217;ye göçme teklifini kabul etmemiş ve ondan ayrılmayı göze almıştır.</p>
<p><strong>ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ </strong></p>
<p>Aslı&#8217;nın İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme bölümünü kazanarak İstanbul&#8217;a gitmesi</p>
<p>Orada Murat adlı Bursalı ve zengin bir genç ile tanışması</p>
<p>Murat&#8217;ın Aslı&#8217;ya âşık olup Nazım Hikmet&#8217;in bir şiirini Aslı&#8217;ya göndererek onu kendisine âşık etmesi</p>
<p>Aslı ile Murat&#8217;ın üniversitede sevgili olmaları</p>
<p>Aslı&#8217;nın Murat&#8217;ın ailesini tanımak için Bursa&#8217;ya gitmesi</p>
<p>Murat&#8217;ın ailesinin Aslı&#8217;yı bir gelin olarak kabul etmemesi ve bunun üzerine Aslı&#8217;nın bu aşkı unutmak için Amerika&#8217;ya gidip oraya yerleşmesi ve orada Robin adlı bir profesör ile evlenmesi</p>
<p>En yakın arkadaşı Emre&#8217;nin düğün töreni için Türkiye&#8217;ye gelmesi ve Murat ile görüşmesi</p>
<p>Daha sonra Aslı&#8217;nın Robin’e Türkiye&#8217;ye gitme teklifinde bulunması ve Robin’in bunu kabul etmemesi üzerine Aslı&#8217;nın Türkiye&#8217;ye dönmesi</p>
<p>Murat ile bir konferansta karşılaşması ve Murat&#8217;ın evlenip bir kızının olduğunu öğrenmesi ve Aslı&#8217;yı şoke eden bir olay ile karşılaşması</p>
<p>Murat&#8217;ın kızının adını Aslı koyması romanın ana vakasını oluşturan olay örgüsüdür.</p>
<p><strong>YAZAR HAKKINDA BİLGİ </strong></p>
<p><strong>Canan Tan (1951 &#8211; ) Yazar, eczacı. </strong></p>
<p>Ankara&#8217;da doğan ve eczacılık fakültesini bitiren yazar, edebiyatçı olmak isterken çevresinin isteği üzerine eczacı olmuştur. Edebiyata lise yıllarında Hisar dergisinin düzenlediği şiir yarışmasında aldığı birincilik ödülü ile kapılarını açar. Fakülteyi bitirdikten sonra evlenerek Diyarbakır&#8217;a gider. Piraye adlı romanını Diyarbakır&#8217;da yazmıştır. Eroinle Dans ve En Son Yürekler Ölür kitaplarını da Eczacılık bilgisine dayanarak yazmıştır.</p>
<p>Hürriyet gazetesi senaryo yarışmasında Oğlum adlı senaryosuyla birinci olmuştur. Öykü yarışmalarında aldığı dereceler ile birlikte Hürriyet, Ege ve Yeni Asır’da köşe yazarı olarak ve Milliyet Pazar’da mizah yazarı olarak çalışmıştır. İnkılap Kitabevi’nin 1966 yılında düzenlediği yarışmada “İster Mor İster Mavi” adlı dosyası ile edebiyat dünyasında ilk basılı eserine kavuşmuştur ve yazar unvanı almıştır.</p>
<p>Mizahın yanı sıra çocuk kitapları da yazan Canan Tan, 2002&#8217;de yetişkinler için Çikolata Kaplı Hüzünler adlı kitabını, 2003&#8217;te de Piraye adlı kitabını çıkarmıştır. Daha sonra Türkiye&#8217;nin en çok okunan yazarlar listesinde ilk sıralara yerleşmiş bir yazar olan Canan Tan, gençler tarafından sevilen bir romancıdır.</p>
<p><iframe title="Canan Tan | Keşke dememek için!" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/BrD2iyKP2eE?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Eserleri </strong></p>
<ul>
<li>Piraye</li>
<li>Eroinle Dans</li>
<li>En Son Yürekler Ölür</li>
<li>Aşkın Sanal Halleri</li>
<li>Söylenmemiş Şarkılar</li>
<li>Çikolata Kaplı Hüzünler</li>
<li>Sokaklardan Bir Ali</li>
<li>Issız Erkekler Korosu</li>
<li>Pembe İle Yusuf</li>
<li>Hasret</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuregim-seni-cok-sevdi-romaninin-ozeti-canan-tan/">Yüreğim Seni Çok Sevdi Romanının Özeti (Canan Tan)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yuregim-seni-cok-sevdi-romaninin-ozeti-canan-tan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avare Yıllar Roman Özeti (Orhan Kemal)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/avare-yillar-roman-ozeti-orhan-kemal/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/avare-yillar-roman-ozeti-orhan-kemal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2018 09:30:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114450</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Orhan Kemal&#8217;in yazmış olduğu Avare yıllar adlı roman, onun diğer eserlerinde olduğu gibi Adana ve Çukurova bölgesindeki sıradan ve küçük insanların yaşadığı büyük sıkıntıları dile getirmiştir. Yazar romanda yerel bir ağız kullanmıştır. Avare Yıllar adlı romanda Orhan Kemal bir bakıma kendi gençliğini anlatmıştır. Avare Yıllar Orhan Kemal&#8217;in ilk eserlerinden biridir. Küçük Adamın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/avare-yillar-roman-ozeti-orhan-kemal/">Avare Yıllar Roman Özeti (Orhan Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>ROMAN HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p>Orhan Kemal&#8217;in yazmış olduğu Avare yıllar adlı roman, onun diğer eserlerinde olduğu gibi Adana ve Çukurova bölgesindeki sıradan ve küçük insanların yaşadığı büyük sıkıntıları dile getirmiştir. Yazar romanda yerel bir ağız kullanmıştır. Avare Yıllar adlı romanda Orhan Kemal bir bakıma kendi gençliğini anlatmıştır.</p>
<p>Avare Yıllar Orhan Kemal&#8217;in ilk eserlerinden biridir. Küçük Adamın Romanı adlı üçlü serinin ikinci kitabıdır. Birincisi Baba Evi, üçüncüsü ise Cemile’dir. Roman sıradan insanların gerçek hayatlarından esinlenerek yazıldığı için karakterler de gerçekçidir.</p>
<p>Yazar romanda insan ve toplum ilişkilerini, ekonomik zorlukların insan hayatına yansımasını ve insanın iç dünyasının geçirdiği evreleri romanda başarıyla anlatmıştır. Romanın hem gerçek hayatı konu alması hem de Orhan Kemal&#8217;in gençlik yıllarından izler taşıması otobiyografik bir anı gibi anı gibi değerlendirilmesine sebebiyet vermiştir.</p>
<h2>ROMANIN KONUSU</h2>
<p>Romanda daha önceleri varlıklı ve sonra sıkıntılı ve yoksul bir aileye dönüşen insanların hayata tutunmak için verdiği yaşam mücadelesi konu edilmektedir. Romanın kahramanı olan gencin öğrencilik yıllarındaki yoksulluğu, parasızlığı ve okula olan isteksizliği; daha sonra bir iş bulup Boşnak bir kıza aşık olması ve onunla evlenip mutlu bir yuva kurması anlatılmaktadır.</p>
<h2>ROMANIN ÖZETİ</h2>
<p>Avare Yıllar romanında ana kahramanın ismi belirtilmemektedir. Romanda ana kahraman genç olarak geçmektedir. Romandaki olaylar gencin aile ve arkadaş çevresi etrafında gelişir. Olayların geliştiği mekânlar olarak Adana ve İstanbul kullanılmıştır.</p>
<p>Genç, Adana&#8217;da babaannesi ile birlikte yaşamaktadır. Kardeşleri babası ve annesi önce Beyrut&#8217;a ardından Kudüs&#8217;e gitmişlerdir. Bir zamanlar varlık içinde yaşayan gencin ailesi babanın siyasi olaylara karışması sebebiyle sürgüne gönderilmiştir. Babanın ülkeden ve Türkiye&#8217;deki işlerden uzaklaşması sebebiyle, aile ekonomik bir darboğaza girmiştir.</p>
<p>Roman kahramanımız bu gelişmelerden sonra yaşamın yükünü ve acısını sırtında taşımak zorunda kalmıştır. Varlıklı ve zengin bir yaşamdan geçim sıkıntısı içine düşen kahramanımız tek başına hayata tutunmaya çalışmaktadır. Roman kahramanı genç, Hasan Hüseyin ve Gazi üç kafadar arkadaştır. Gazi ve Hasan Hüseyin genci okuldan kaçıp sigara içmeye alıştırmışlardır. “Okula gidiyorum” diyerek evden ayrılan genç, arkadaşlarıyla birlikte kahveye gider. Akşama kadar kahvede gününü gün ederler, daha sonra da eve dönerlerdi. Onların en büyük Tutkusu futbol oynamak, koşmak ve kahvede vakit geçirmekti. Futboldan aldıkları küçük paralarla harçlıklarını biriktirirler.</p>
<p>Giritli Kahvesi, gençlerin okuldan kaçarak takıldıkları bir yerdir. Kahvenin karşısındaki buğday tarlası içinde bulunan kırmızı kiremitli evde ise onların sevdiği kızlar vardır. Genç ve Gazi Okulu bırakarak İstanbul&#8217;a gitmeyi hayal etmektedirler. Ancak bu hayallerini gerçekleştirebilmeleri için para kazanmaları gerekmektedir. Bu amaçla bir işe girip çalışmak ve İstanbul&#8217;a gidecekleri parayı biriktirmek isterler. Bir dokuma fabrikasında iş bulurlar; önce işi öğrenmeleri ve işle ilgili sınava girip sınavı kazanmaları gereklidir. İşi öğrenir ve sınavı kazanırlar.</p>
<p>Bir gün bir iş kazasına şahitlik ederler. Dokuma işinde daha önceleri çalışmış olan işçilere iş kazalarının nasıl olduğunu sorarlar. Onlar daha bu fabrikada iş kazası nedeniyle ölen birçok kişinin olduğunu söylerler. Gencin babaannesi başıboş davranışlarla bir çözüm bulmak amacıyla onu halasının yanına göndermek ister. Ailesi ise gencin öğrenimini tamamlaması için tüm gücü ile çalışmaktadır. Gencin babaannesi halasına mektup yazar; halası da mektuba olumlu cevap verir. Gencin halası yol harcamaları için gereken parayı zaman kaybetmeden gence yollar.</p>
<p>Bu sırada bu parayı öğrenen Gazi gencin aklını çelerek, bu paranın İstanbul&#8217;a gitmek için kendilerine yeteceğini söyleyerek onu kandırır. Sevgilileriyle vedalaşarak onlara İstanbul&#8217;a çalışmaya gideceklerini söylerler. Geleceğe ilişkin birçok planlarını onlarla paylaşırlar. Gazi ile genç, Hasan Hüseyin&#8217;e haber vermeden İstanbul vapuruna binerler. Vapurda Zümrüt isminde bir bayan ve bu bayanın ailesiyle tanışırlar. Kadın gence ve Gazi&#8217;ye çok iyi davranır. Onlar ne isterlerse yapar. Gazi, kadının genç ve güzel kızından hoşlanmaya başlar. Böylece birkaç günü mutlu bir şekilde geçirirler. Kadın ve ailesi portakal bahçeleri ile süslenmiş küçük bir ilçede inerler. Kadının ve ailesinin gidişine üzülürler. Yolculukta paraları bitmiştir; bu yüzden vapurda yük indirip bindirme işinde çalışarak harçlıklarını çıkarırlar.</p>
<p>Yine vapurda Hasan isminde biriyle arkadaş olurlar. Hasan&#8217;ın İstanbul&#8217;da kömür işçisi olan arkadaşı Nevzat gence ve Gazi&#8217;ye yardımcı olur. Gençler İstanbul Aksaray&#8217;da dolaşırken bir dükkânın önünde Kasafan Cemal&#8217;e rastlarlar. Kasafan Cemal&#8217;le birlikte eski arkadaşları olan Yirmialtılık’ın yanına giderler. Yirmialtılık bir lokantada çalışmaktadır. Beykoz yakınlarında bulunan bir ayakkabı fabrikasının ustalarıöğleyin yemek yemeye Yirmialtılık’ın çalıştığı lokantaya gelirler. Genç ve Gazi Yirmialtılıklık sayesinde bu fabrikada iş bulmayı hayal ederler ancak ümitleri boşa çıkar. Yirmialtılıklık fabrikanın patronu ile konuşmaya bile niyetli değildir. Hala işsiz olan genç ve Gazi lokantanın tavan arasında birkaç gece kalırlar. Yirmialtılık’ın patronu bu işe kızınca Yirmialtılıklık’tan vapur parası alıp yola koyulurlar ve tekrar Nevzat&#8217;ın yanına giderler. Nevzat gencin ve Gazi&#8217;nin karınlarını bir güzel doyurur.</p>
<p>Genç ve Gazi Beyazıt&#8217;ta aç bir şekilde otururken Giritli Kahvesi’nden tanıdıkları arkadaşları Necip’i hatırlarlar ve onu aramaya çalışırlar. Haliç Feneri’nde olduğunu hatırladıkları Necip&#8217;in yanına giderler. Necip onlara sıcak davranır ve bir gece misafir eder. Gazi ile genç bu arada iş ararlar ama yine iş yoktur. Çaresiz Adana&#8217;ya dönmeyi düşünürler.</p>
<p>Adana&#8217;ya döndüklerinde Gazi, babasından Genç de babaannesinden bir güzel azar işitir. Gazi&#8217;nin babası onu çalışması için dayısına gönderir. İki genç döndüklerinde iki haber alırlar: Birincisi sevdikleri başkaları ile beraberdir; ikincisi ise sürekli gittikleri Giritli kahvesinin sahibinin tutuklanmış olduğudur.</p>
<p>Gencin annesi de Adana&#8217;ya gelmiştir. Annesi ona okuması ve bir iş sahibi olması gerektiği hakkında nasihatlerde bulunur. Annesinin geliş sebebi ekonomik sıkıntılardır. Kudüs&#8217;te bulunan ailesi için işler yolunda gitmemektedir. Maddi açıdan sıkıntı içinde olan ailenin paraya ihtiyacı vardır. Gencin erkek kardeşi Niyazi de Kudüs&#8217;te zorlu koşullar altında seyyar satıcılık yapmaktadır.</p>
<p>Bu arada gencin annesi vakti zamanında kendilerinin olan ama ellerinden alınan bir araziyi geri almak için uğraşır. Bunun için mahkemeye başvurur, bazı yerlere dilekçe yazar ancak davasında başarılı olamaz. Daha önce bu arazi için babaannesi de mücadele etmiştir ama bir şey çıkmamıştır. Maddi sıkıntılar içerisinde kıvranan aile artık yiyecek bulamaz duruma gelmiştir.</p>
<p>Bir gece aç uyurlar ve gecenin sabahında gencin annesi eski bir dosttan borç ister. Eski dost borç vermediği gibi gencin babasının yaptıklarından dolayı da onları eleştirerek dostluğunu sonlandırdığını söyler ve kapıyı yüzlerine kapatır. Anne iyice çaresiz ve halsiz durumdadır. Bu yaşanan olaylar genci de okuldan soğutmaktadır.</p>
<p>Okula gitmenin gereksiz ve anlamsız olduğunu düşünen genç okulu bırakarak annesinin sevk etmesi ile köydeki başıboş arazilerle ilgilenmek için köye gider. Köye gittiğinde babasının eski bir arkadaşıyla karşılaşır ve onda bir gece misafir kalır. Evde kalırken evin kızına karşı farklı duygular beslemeye başlar. Kız bu duygularına karşılık vermeyince genç evi terk eder; arazilere sahip çıkmak için geldiği köyden hiçbir şey kazanmadan gider.</p>
<p>Annesi ve kız kardeşleri de Kudüs&#8217;e dönerler. Genç kahvede otururken İzzet Usta adlı Bilge bir kişiyle tanışır. İzzet Usta ona yol gösterir ve genç bir fabrikaya muhasebe memuru olarak girer. İşe girdiği fabrikada bir işçinin kızını sever. Her gün onu arkasından takip eder, bazen evlerinin önünde onu bekler. Kız 14 yaşındadır ve Boşnak’tır. Kızın da onu sevdiğini hisseder. Boşnak kız gence gelip kendisini babasından istemesini söyler. Genç babaannesine bu isteğini bildirir ancak babaannesi bu kızın bir fabrikada işçi olduğunu duyunca bu isteme işine karşı çıkar ancak genç oldukça kararlıdır. Babaannesinin karşı gelmesine rağmen genç ile Boşnak kızı evlenmeye karar verir. Bu düğüne mecbur kalan babaanne borç aldığı takılar ve eşyalarla düğünü yapar. Düğün bitince alınan eşyalar geri verilir ancak Boşnak kızı ve genç bu eşyalara hiç üzülmez. Onlar birbirine kavuştuğu için çok mutludurlar; dünyanın tadını çıkarmaya karar vermişlerdir.</p>
<h2>ROMAN ŞAHISLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER</h2>
<p><b>Genç:</b> Romanın ana kahramanıdır. Uzun ince bir öğrencidir. Öğrenciliğinde ve gençliğinde açlık çekmiştir. Romanda adı verilmemiştir ve ailesinden uzaktadır. Ailesi sürgün hayatında, kendisi memleketinde yoksulluk çekmektedir. Futbol oynamayı çok sever; bazen harçlığını futboldan çıkartır. Okulla ve eğitim ile arası pek de iyi değildir. Çünkü kendisi işsiz ve aç gezmektedir. Bu durum onun kendine olan güvenini kaybettim iştir. Kendini işe yaramaz ve kıyafetleri ile fiziki görünüşü ile küçük görmektedir. Ailesine de yardım edemeyişi onu daha çok bunalıma sokmaktadır. Bu yüzden içine kapanık ve çekingen bir karakteri vardır.</p>
<p><b>Gazi:</b> Genç gibi zayıftır; çok fazla sigara içer. Gencin en yakın arkadaşlarındandır. Hayalperest bir kişiliğe sahip olduğu için genci de kandırıp İstanbul&#8217;a götürmüştür. Okulla arası iyi değildir. Gence göre biraz çapkındır.</p>
<p><b>Babaanne:</b> Eski yaşantısını çok özlemektedir. Ekonomik sıkıntılarla birlikte torununa bakmaya çalışmaktadır. Saçlarına ak düşmüş, yaşamın bütün zorluklarını çekmiş, onurlu bir kişiliğe sahiptir.</p>
<p><b>Hasan Hüseyin:</b> Gözlüklüdür. Gencin en yakın arkadaşlarından ve akıllı olanlardandır. Gence ve Gazi&#8217;ye göre daha sağduyuludur.</p>
<p><b>İzzet Usta:</b> Aklı başında mahir ve gençleri seven bir ustadır. Bu yüzden gence önayak olmuş, fabrikada işe girmesini sağlamıştır. Oğlunu iş kazasında, kızını ise tren kazasında yitirmiştir. Düzensiz bir yaşamı vardır.</p>
<p><b>Boşnak Kız:</b> Beyaz tenli 14 yaşında bir kızdır. Becerikli bir ev hanımı olabilecek niteliktedir. Yoksul bir çevreden gelmektedir. Ağabeyi ile babasının baskısından dolayı kendisini gence kaptırır ve kimseye aldırmayıp onunla evlenir.</p>
<h2>YAZAR HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p>1914 Adana &#8211; Ceyhan doğumlu olan yazarın babası milletvekilliği,  bakanlık ve parti başkanlığı yapmış olan Abdülkadir Kemal Bey’dir. Partisi kapatılan Abdülkadir Kemal Bey ailesiyle birlikte Suriye’ye kaçmış Orhan Kemal de bir yıl kadar Suriye ve Lübnan’da kalmıştır. Burada basımevinde çalışmıştır.</p>
<p>1932’de Türkiye’ye dönmüş ve Adana’da çırçır fabrikalarında işçilik yapmıştır. Burada yabancı rejimler lehine propaganda ve askeri isyana muharrik suçundan beş yıl hüküm giydi. Çeşitli şehirlerdeki cezaevlerinde kaldı. Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’le tanıştı. Hapisten sonra çeşitli yerlerde işçilik ve hamallık, kâtiplik, nakliyecilik yaptı. Geçimini yazarlıkla sürdürmeye başladı. 1966’da bir arkadaşıyla hücre çalışması ve Komünizm propagandası yaptıkları suçlamasıyla tekrar cezaevine girdi. 1966’da tekrar serbest bırakıldı. Bulgar Yazarlar Birliği’nin daveti üzerine gittiği Sofya’da hastalığı nedeniyle öldü.</p>
<p>Eserlerinde hayatı her yönüyle ele almaya çalışmıştır. Köy ve işçi yaşantısını şehirleşmeyle bağlantılı olarak işlemiştir. Toplumcu Gerçekçi akımı yazarlarındandır. Eserlerine genellikle gerçek hayattaki yaşantıları doğal, sürükleyici bir üslupla yansıtmıştır.</p>
<h3>Orhan Kemal Hikayeleri</h3>
<ul>
<li>Çamaşırcının Kızı</li>
<li>Ekmek Kavgası</li>
<li>Sarhoşlar</li>
<li>Çamaşırcının Kızı</li>
<li>Koğuş</li>
<li>Grev</li>
<li>Arka Sokak</li>
<li>Kardeş Payı</li>
<li>Babil Kulesi</li>
<li>Dünyada Harp Vardı</li>
<li>Mahalle Kavgası</li>
<li>İşsiz</li>
<li>Önce Ekmek</li>
<li>Küçükler Ve Büyükler</li>
</ul>
<h3>Orhan Kemal Romanları</h3>
<ul>
<li>Baba Evi</li>
<li>Avare Yıllar</li>
<li>Murtaza</li>
<li><a href="/yazi/cemile-romaninin-ozeti-orhan-kemal">Cemile</a></li>
<li>Bereketli Topraklar Üzerinde</li>
<li>Suçlu</li>
<li>Vukuat Var</li>
<li>Gavurun Kızı</li>
<li>Küçücük</li>
<li>Dünya Evi</li>
<li>El Kızı</li>
<li>Hanımın Çiftliği</li>
<li>Eskici Ve Oğulları</li>
<li>Gurbet Kuşları</li>
<li>Sokakların Çocuğu</li>
<li><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kanli-topraklar-roman-ozeti-orhan-kemal">Kanlı Topraklar</a></li>
<li>Bir Filiz Vardı</li>
<li>Müfettişler Müfettişi</li>
<li>Yalancı Dünya</li>
<li>Evlerden Biri</li>
<li>Arkadaş Islıkları</li>
<li>Sokaklardan Bir Kız</li>
<li>Üç Kâğıtçı</li>
<li>Kötü Yol</li>
<li>Kaçak</li>
<li>Tersine Dünya</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/avare-yillar-roman-ozeti-orhan-kemal/">Avare Yıllar Roman Özeti (Orhan Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/avare-yillar-roman-ozeti-orhan-kemal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cemile Romanının Özeti (Orhan Kemal)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/cemile-romaninin-ozeti-orhan-kemal/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/cemile-romaninin-ozeti-orhan-kemal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Dec 2018 06:11:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114447</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Orhan Kemal&#8217;in yazmış olduğu Cemile adlı roman Küçük Adam&#8217;ın Romanı adlı üçlemenin sonuncusudur. Birincisi Baba Evi ikincisi Avare Yıllar ve üçüncüsü Cemile’dir. Roman Çukurova&#8217;da şehre göçmüş olan insanların geçim sıkıntısını ve Orhan Kemal&#8217;in gençlik ve evlilik yıllarını anlatmaktadır. Orhan Kemal&#8217;in gençlik ve evlilik yıllarının bir kısmını anlattığı roman bir anı niteliğinde olduğu [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cemile-romaninin-ozeti-orhan-kemal/">Cemile Romanının Özeti (Orhan Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>ROMAN HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p>Orhan Kemal&#8217;in yazmış olduğu Cemile adlı roman Küçük Adam&#8217;ın Romanı adlı üçlemenin sonuncusudur. Birincisi Baba Evi ikincisi Avare Yıllar ve üçüncüsü Cemile’dir. Roman Çukurova&#8217;da şehre göçmüş olan insanların geçim sıkıntısını ve Orhan Kemal&#8217;in gençlik ve evlilik yıllarını anlatmaktadır.</p>
<p>Orhan Kemal&#8217;in gençlik ve evlilik yıllarının bir kısmını anlattığı roman bir anı niteliğinde olduğu gibi otobiyografik bir eser özelliği de taşır. Aynı zamanda dönemin siyasi, sosyal ve ekonomik durumuna ayna tutar. Roman Orhan Kemal&#8217;in gerçek hayatından sahneler sunduğu için karakterler de gözleme dayalı olarak gerçekçi olarak oluşturulmuştur. Roman&#8217;dan yola çıkarak Orhan Kemal&#8217;in gençliğinde fakir bir yaşantıya sahip olduğunu görmekteyiz. Orhan Kemal hem sosyal mesajlar vermekte hem de bir aşk hikayesini anlatmaktadır. Roma&#8217;nın dili oldukça sade ancak karakterlerin ifadeleri yerel ağızla kaleme alınmıştır. Romanda bütün kötü olaylara rağmen hep bir ümit ve yaşama heyecanı okuyucuya hissettirmektedir.</p>
<p>[ad1]</p>
<h2>ROMANIN KONUSU</h2>
<p>Romanda fabrikada katiplik yapan Necati adlı bir genç ile aynı fabrikada çalışan Cemile&#8217;nin birbirlerine kavuşmak için verdiği mücadele konu edilmektedir. Deveci Çopur Halil&#8217;in Cemile&#8217;yi elde etmek için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olması, Cemile&#8217;nin bunu kabul etmeyip Necati&#8217;ye kendisini istetmesi için haber göndermesi, Necati&#8217;ye kavuşmak için Deveci Çopur Halil ve adamlarıyla mücadele etmesi, cesaretini toplayıp Necati&#8217;yi istediğini babasına söylemesi ve Necati ile evlenerek mutlu bir yuva kurması romanın konusunu oluşturan olaylar zinciridir.</p>
<h2>ROMANIN ANA FİKRİ</h2>
<p>İnsan sevdiği kişi için her türlü fedakarlığı göze almalıdır. Para, pul, mal ve mülk onun gözünü boyamamalıdır. Doğru bildiğini doğru şekilde yaşamalı ve bunun için mücadele etmelidir. Bu mücadele sonunda kazanan yine mücadele eden insan olacaktır. Mutluluğumuz için kalbimizin sesini dinlemeliyiz.</p>
<h2>ROMANIN ÖZETİ</h2>
<p>Olaylar 1934 yılında başlar. Deveci Çopur Halil fabrikalara develerle dokuma malzemesi taşıyarak geçimini sağlayan varlıklı birisidir. Çopur Halil&#8217;in malzeme taşıdığı dokuma fabrikalarından birinin sahibi de Kadir Ağa’dır. Kadir Ağa&#8217;nın fabrikasında Halil&#8217;in sevdiği Boşnak kızı Cemile de çalışmaktadır. Halil bu kızla evlenip yuva kurmak ister ancak Cemile fabrikada katiplik yapan Necati adında başka bir genci sevmektedir. Halil bir katibin 30 kuruşluk maaşıyla geçinmenin zor olduğunu, Cemile&#8217;nin kendisi ile evlenirse kolunu bileziklerle, boynunu altınlarla dolduracağını söyler. Bütün bunlara rağmen Cemile bu teklifi reddederek sadece sevdiği ile beraber olmak istediğini söyler. Halil fabrikada çalışan Kara Kız adlı bir kızla Cemile&#8217;ye haber gönderir. Cemile için her türlü fedakarlığa hazır olduğunu, onun için develerini bile satacağını bildirir. Cemile ise onu fabrika sahibine şikayet edeceğini, kendisini bir daha meşgul etmemesi gerektiğini söyler.</p>
<p>Kadir Ağa fabrikada her gün olduğu gibi işleri kontrole çıkar. Kadir Ağa’nın kontrole çıktığı vakti bilen ustabaşı ve yardımcıları, ellerindeki sigaraları ve çayları bırakarak hemen işlerin başına geçerler ve Kadir Ağa&#8217;nın yanında bitiverirler.</p>
<p>Ustabaşı fabrikanın yeni düzeninden hiç memnun değildir. Çünkü fabrikanın diğer ortağı Numan Şerif Bey fabrikaya İtalyan bir mühendisi yönetici olarak getirmiştir. Ustabaşı da İtalyan mühendis Sinyor Orlando tarafından yönetilmeyi hiç içine sindirememektedir. Mühendisi göndermek için fabrikada dokumada kullanılan ipliklerin kopması için ve işlerin aksaması için ipliklerin ıslandığı havuza zımpara tozu attırır. Böylelikle İşlerin iyi gitmediğini, bu sorumluluğun da Sinyor Orlando’ya ait olduğunu söyleyerek onu fabrikadan attırmayı planlamaktadır.</p>
<p>Kadir Ağa işçilere işlerden ve fabrika ortamından memnun olup olmadıklarını sorarak ilerler. Tam Cemile&#8217;ye soracakken Cemile&#8217;yi görmeye gelen Katip Necati&#8217;yi Ustabaşı görür. Katibin buraya kızlarla sohbet, muhabbet etmeye geldiğini söyleyerek ağaya Necati&#8217;yi şikayet eder. Necati de Kadir Ağa&#8217;yı karşısında görünce bir anda kekeler ve mühendis Sinyor’u görmeye geldiğini söyler. Ustabaşı mühendisin Sinyor’un bu saatte fabrikada olmadığını söyleyince Kadir Ağa katibi azarlayarak gönderir. Sevdiği adamın bu şekilde oradan ayrılmasına üzülen Cemile Kadir Ağa’ya ters cevaplar verir.</p>
<p>Kadir Ağa da İtalyan mühendisten rahatsızdır. Çünkü o mühendisi fabrikanın başına fabrikanın diğer ortağı Numan Şerif Bey getirmiştir. Kadir Ağa Numan Şerif Bey&#8217;den de kurtulup fabrikanın tek sahibi olmak istemektedir. Cemile&#8217;nin babası Malik adında efendi dürüst bir ihtiyardır. Herkese yardım etmeyi seven, genç yaşta karısını kaybetmiş, çocukları ile yaşayan bir adamdır.</p>
<p>Cemile&#8217;nin abisi ile sürekli tartıştığını gören ihtiyar Malik, bir gün bu dünyadan göçüp gideceğini ve kendisinin abisi ile kalacağını, o yüzden ona saygısızlık etmemesi gerektiğini söyler. Kısa bir zaman sonra Karagöl&#8217;e gidip orada tarlada çalışarak evlatlarıyla vakit geçireceğini anlatır.</p>
<p>Cemile ve ailesi aynı fabrikada çalışan Musa&#8217;nın avlusunda oturmaktadır. Cemile avluda çamaşırları yıkarken arkadaşları Güllü Şemsa ve Halime yanına gelir. Koyu bir muhabbet, gülüşmeler ve kahkahalarla vakit geçirirler. Bu sohbet esnasında Camgöz sadıkların narasıyla irkilirler. Cemile korkarak babasına bakmaya çalışır. Camgöz Sadık yanında Kara Kızı getirmiştir. Kara Kız avluya girer ve Deveci Çopur Halil&#8217;in haberini getirir. Çopur Halil Kara Kız’la Cemile&#8217;yi çok sevdiğini, onun için her şeyi yapacağını, develerini bile satacağını söyler. Bu arada babası onları konuşurken görür ve korkudan ne yapacağını bilemeyen Cemile babasının yanında Deveci’den söz edilmesi onu çok üzer. Bir gün Güllü, Kara Kız’ı evine götürür ve arkadaşları Cemile&#8217;yi teselli ederler. Bir süre sonra Cemile&#8217;nin yanına gelen İzzet Usta, Katip Necati&#8217;nin anneannesini gönderip kendisini istediğini söyler. Bu işin daha fazla uzamaması gerektiğini, Cemile&#8217;ye bildirir. Bir gün sonra Sadri ve kardeşi Cemile kahvaltılarını yaptıktan sonra fabrikaya gitmek için Musa&#8217;nın avlusundaki sofanın önünde beklerler. Fabrikaya gidecek olan diğer işçiler de diğer avluların önüne çıkarlar. Bu kalabalık görüşmeler ve konuşmalar içerisinde bir ıslık sesi duyulur. İkinci ve üçüncü ıslıktan sonra işçilerin önünü bir araç keser. Aracın içindeki kişi ile Musa arasında bir münakaşa başlar. Aracın içindeki kişiyi Deveci Çopur Halil&#8217;in aracılığını yapan Camgöz Sadık’tır. Cemile için Sadri ile konuşmaya gelmiştir. Bu olayı kâtiple de konuşacaklarını söyler.</p>
<p>Başka bir gün Kâtip Necati ve bir arkadaşı barda içki içerken Necati içkili bir şekilde gidip, Cemile ile konuşacağını söyler. Fabrikaya gelen Necati&#8217;yi Musa görür ve Necati&#8217;ye dün başlarına gelen olayı abartarak anlatır ve artık Cemile&#8217;yi istetmesi için elini çabuk tutması gerektiğini söyler. Cemile&#8217;yi fabrikadan çıkarken gören Necati&#8217;ye en kısa zamanda anneannesini göndereceğini söyler.</p>
<p>Ertesi gün öğle paydosunda eve dönen Cemile, babasını bir Boşnak’ı tıraş ederken görür. İhtiyar Malik her zamanki gibi değildir. Cemile&#8217;ye karşı ilgisiz ve kayıtsızdır ve yemek bile yapmamıştır. Sadri de eve döndüğümde babasının yemek yapmadığını görünce şaşırarak sormuştur. Babası da Katip Necati olayını duyduğunu, bu yüzden moralinin bozuk olduğunu söyler. Cemile&#8217;ye bu hadisenin doğru olup olmadığını sorunca Cemile: “doğru” diye cevap verir. İhtiyar, Cemile&#8217;yi evlatlıktan reddedeceğini söyler. Bunun üzerine Cemile hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Daha sonra İhtiyar Malik kızının üzüntüsüne dayanamayarak pes eder ve gider kızına sarılır. İhtiyar bir şeyler almak için çarşıya çıktığında ve İzzet Usta gelir her şeyin yolunda gittiğini, çok kısa bir süre sonra Necati&#8217;nin anneannesinin istemeye geleceğini, hazırlıklı olması gerektiğini Cemile&#8217;ye söyler.</p>
<p>Bu arada fabrikadaki işçiler aldıkları ücretlerden memnun değildirler. İşçiler fabrikanın bahçesinde toplanmış muhasiplerin ücretleri dağıtmasını beklerler. Arabayla gelen muhalifler işçilere ücretlerini dağıtır ancak işçiler paralarını az bularak isyan etmeye başlarlar. Camgöz Sadık’ı dinlemeyen işçiler, İtalyan mühendisin odasına saldırırlar. Muhaliflerden birisi müdüre, müdür de bu olayı Kadir Ağa’ya iletir. İşçiler ellerinde demir sopalarla İtalyan’ın odasını açmaya çalışırken Cemile abisini aramaktadır. Abisini göremeyen Cemile hemen babasına haber vermek için evin yolunu tutar. Cemile babasına bu olayı anlatır babası ve Boşnak Muy fabrikaya doğru ilerlerler.</p>
<p>Onlar gidince iki yaşlı kadının avluya doğru geldiğini gören Cemile kendisini Necati&#8217;ye istemeye geldiklerini anlar. “Kimi arıyorsunuz?” dediklerinde “Cemile diye bir kız için geldik” derler. Durumu anlayan Cemile&#8217;ye kadınları çekinerek eve davet eder. Kadınlar evde kimse olmamasına şaşırır. Bu arada ihtiyar Malik, Muy, Sadri ve Necati avlunun girişinde belirirler. Cemile koşarak babasına sarılır lakin babası kızını başka yuvaya göndereceği için çok üzgündür.</p>
<p>[ad2]</p>
<p>Fabrikadaki olaylarda Numan Şerif Bey Kadir Ağa&#8217;nın ağzına silah dayayıp onu öldürmek istemiş ama oradakiler zor ayırmıştır. Kadınlar Cemile&#8217;yi Necati&#8217;ye istemiş ve söz kesilmiştir. Fabrikadaki işçiler de Numan Şerif Bey tarafından fabrikadan kovulmuştur. Gazeteye ilan verilip İstanbul ve İzmir&#8217;de yeni işçiler çağrılmaktadır. İşsiz kalan işçiler aç ve susuz bir şekilde beklemektedir. Fabrikadan kovulan Camgöz Sadık da Çopur Halil&#8217;in açtığı kahvehane sayesinde geçimini sürdürmeye başlamıştır. Ancak işlerinden olan işçiler bu durumu kabullenmeyip Camgöz Sadık’ın dükkanını basarlar ve her şeyi yakıp yıkarlar.</p>
<p>Bütün bu olaylardan sonra Necati ve Cemile evliliğin yolunu, ihtiyar Malik ise Karagül&#8217;ün yolunu tutar.</p>
<h2>ROMAN KAHRAMANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</h2>
<p><b>Cemile:</b> On beş yaşına girmiş, fabrikada çalışan güzel ve zarif bir Boşnak kızıdır. İhtiyar babasının ve ailesinin geçimine yardımcı olmaktadır. Parada pulda gözü olmayan Cemile, kendisini zengin bir adamın istemesine rağmen sevdiği ile birlikte olmak için onu reddeden, karakterli ve dürüst bir kızdır. Onun için mücadele vermiş, babasını ikna etmiş ve sevdiği Katip Necati ile evlenmiştir.</p>
<p><b>Necati:</b> Cemile ile birlikte aynı fabrikada çalışmaktadır. Fabrikada katiplik yapan Necati Cemile&#8217;yi çok seven dürüst ve namuslu bir delikanlıdır. Necati romanın ana kahramanı olup Orhan Kemal&#8217;i temsil etmektedir.</p>
<p><b>Malik:</b> Bosna-Hersek&#8217;te zamanında Sırplara karşı çete reisliği yapmış, daha sonra Türkiye&#8217;ye göç etmek zorunda kalmış ve Türkiye&#8217;de ailesini ve çocuklarını geçindirmeye çalışan bir ihtiyardır. Cemile&#8217;nin babasıdır ve kızına çok düşkündür. Onu evlendirdiği için üzülmüş ve Karagöl&#8217;e gidip orada geçimine devam etmiştir. Paraya ve mala aldanmayıp, kızını seven dürüst bir delikanlıya vermiştir.</p>
<p><b>Sadri:</b> Cemile&#8217;nin abisidir ve onunla aynı fabrikada çalışmaktadır. Zaman zaman Cemile ile tartışmakta ancak bir ağabey olarak onu sürekli korumaktadır.</p>
<p><b>Deveci Çopur Halil:</b> Geçimini fabrikalara malzeme taşıyarak sürdüren Halil, Kadir Ağa&#8217;nın fabrikasında çalışan Boşnak kızı Cemile&#8217;ye aşıktır. Onu elde etmek ve onunla evlenmek için her türlü düzeni ve planı kurmuştur ancak parayla ve altınla bir kişinin gönlünü alamayacağını anlayıp, Cemile&#8217;yi ikna edememiştir.</p>
<p><b>Kadir Ağa:</b> Daha önceleri çok fakir olan Kadir Ağa, para kazanma hırsıyla çalışıp fabrika sahibi olmuştur. Ortağı Numan Şerif Bey’i ortaklıktan silerek tek başına fabrikanın sahibi olmaya çalışmaktadır.</p>
<p><b>Camgöz Sadık:</b> Fabrikada çalışan ustabaşının yeğeni olan Camgöz Sadık, aynı zamanda Deveci Çopur Halil&#8217;in de aracılığını yaparak Cemile&#8217;yi ona yaklaşmaya çalışan bir gençtir. Kendi çıkarı ve fabrikadaki geleceği için her türlü kötü işi yapabilecek bir karaktere sahiptir.</p>
<p><b>Karakız:</b> Camgöz Sadık’ın yeğenidir. Camgöz Sadık, Kara Kızı Deveci Çopur Halil&#8217;in Cemile ile görüşmesi için kullanmaktadır.</p>
<p><b>Numan Şerif Bey:</b> Dokuma fabrikasına Kadir Bey ile birlikte ortaktır. Okumuş kültürlü ve görmüş geçirmiş bir adamdır.</p>
<h2>YAZAR HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p>Orhan Kemal (1914-1970) Yazar, romancı. Adana &#8211; Ceyhan doğumlu olan yazarın babası milletvekilliği,  bakanlık ve parti başkanlığı yapmış olan Abdülkadir Kemal Bey’dir. Partisi kapatılan Abdülkadir Kemal Bey ailesiyle birlikte Suriye’ye kaçmış Orhan Kemal de bir yıl kadar Suriye ve Lübnan’da kalmıştır. Burada basımevinde çalışmıştır.</p>
<p>1932’de Türkiye’ye dönmüş ve Adana’da çırçır fabrikalarında işçilik yapmıştır. Burada yabancı rejimler lehine propaganda ve askeri isyana muharrik suçundan beş yıl hüküm giydi. Çeşitli şehirlerdeki cezaevlerinde kaldı. Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’le tanıştı. Hapisten sonra çeşitli yerlerde işçilik ve hamallık, kâtiplik, nakliyecilik yaptı. Geçimini yazarlıkla sürdürmeye başladı. 1966’da bir arkadaşıyla hücre çalışması ve Komünizm propagandası yaptıkları suçlamasıyla tekrar cezaevine girdi. 1966’da tekrar serbest bırakıldı. Bulgar Yazarlar Birliği’nin daveti üzerine gittiği Sofya’da hastalığı nedeniyle öldü.</p>
<p>Eserlerinde hayatı her yönüyle ele almaya çalışmıştır. Köy ve işçi yaşantısını şehirleşmeyle bağlantılı olarak işlemiştir. Toplumcu Gerçekçi akımı yazarlarındandır. Eserlerine genellikle gerçek hayattaki yaşantıları doğal, sürükleyici bir üslupla yansıtmıştır.</p>
<p><b>Başlıca Eserleri:</b></p>
<h3>Orhan Kemal Hikayeleri</h3>
<ul>
<li>Çamaşırcının Kızı</li>
<li>Ekmek Kavgası</li>
<li>Sarhoşlar</li>
<li>Çamaşırcının Kızı</li>
<li>Koğuş</li>
<li>Grev</li>
<li>Arka Sokak</li>
<li>Kardeş Payı</li>
<li>Babil Kulesi</li>
<li>Dünyada Harp Vardı</li>
<li>Mahalle Kavgası</li>
<li>İşsiz</li>
<li>Önce Ekmek</li>
<li>Küçükler Ve Büyükler</li>
</ul>
<h3>Orhan Kemal Romanları</h3>
<ul>
<li>Baba Evi</li>
<li>Avare Yıllar</li>
<li>Murtaza</li>
<li>Cemile</li>
<li>Bereketli Topraklar Üzerinde</li>
<li>Suçlu</li>
<li>Vukuat Var</li>
<li>Gavurun Kızı</li>
<li>Küçücük</li>
<li>Dünya Evi</li>
<li>El Kızı</li>
<li>Hanımın Çiftliği</li>
<li>Eskici Ve Oğulları</li>
<li>Gurbet Kuşları</li>
<li>Sokakların Çocuğu</li>
<li><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kanli-topraklar-roman-ozeti-orhan-kemal">Kanlı Topraklar</a></li>
<li>Bir Filiz Vardı</li>
<li>Müfettişler Müfettişi</li>
<li>Yalancı Dünya</li>
<li>Evlerden Biri</li>
<li>Arkadaş Islıkları</li>
<li>Sokaklardan Bir Kız</li>
<li>Üç Kâğıtçı</li>
<li>Kötü Yol</li>
<li>Kaçak</li>
<li>Tersine Dünya</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cemile-romaninin-ozeti-orhan-kemal/">Cemile Romanının Özeti (Orhan Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/cemile-romaninin-ozeti-orhan-kemal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanlı Topraklar Roman Özeti (Orhan Kemal)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kanli-topraklar-roman-ozeti-orhan-kemal/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kanli-topraklar-roman-ozeti-orhan-kemal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2018 10:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114444</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Orhan Kemal&#8217;in kaleme almış olduğu Kanlı Topraklar adlı roman 1963 yılında yayınlanmıştır. Orhan Kemal&#8217;in diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da Çukurova yöresinde fabrikalarda çalışan insanların yaşantısını, emekçi ve işçi niteliğindeki insanların nasıl kandırıldığı anlatılmaktadır. Kitapta Kayseri ve Çukurova’daki Ermeni Tehciri’ne de atıflar yapılmıştır. Siyasete ve dönemin iktidarına da göndermeler yapılan kitapta [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kanli-topraklar-roman-ozeti-orhan-kemal/">Kanlı Topraklar Roman Özeti (Orhan Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>ROMAN HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p>Orhan Kemal&#8217;in kaleme almış olduğu Kanlı Topraklar adlı roman 1963 yılında yayınlanmıştır. Orhan Kemal&#8217;in diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da Çukurova yöresinde fabrikalarda çalışan insanların yaşantısını, emekçi ve işçi niteliğindeki insanların nasıl kandırıldığı anlatılmaktadır. Kitapta Kayseri ve Çukurova’daki Ermeni Tehciri’ne de atıflar yapılmıştır. Siyasete ve dönemin iktidarına da göndermeler yapılan kitapta Orhan Kemal, insanların para, mal ve mülk için neler yapabileceğini gözler önüne sermiştir.</p>
<p>Romanda karakterlerin genellikle tamamı kötü yönü ağır basan tiplemelerdir. Dönemin ahlak anlayışına ve insanların karakterine de dokundurmalar yapılmıştır. Bu karakterleri Şehnaz ve Nuri üzerinden, bir kadının ve bir erkeğin dünyaya bakış açısıyla okuyucuya yansıtan Orhan Kemal; diğer tiplemeleri ile de adeta dönemin ve yörenin panoramasını kitapta canlı bir şekilde yansıtmıştır.</p>
<p>[ad1]</p>
<h2>ROMANIN KONUSU</h2>
<p>Çukurova&#8217;da zengin bir Ermeni&#8217;nin fabrikasına konan Nedim Bey ve onun işbirlikçisi Topal Nuri&#8217;nin gariban insanların hakkını yemesi, kadın ve paraya olan düşkünlükleri, çeşitli planlar kurarak masum ve saf insanları kandırması ve bazılarının da ölümüne neden olması romanın konusunu oluşturur.</p>
<h2>ROMANIN ANA FİKRİ</h2>
<p>Gözünü kadın, para ve mal hırsı bürümüş olan insanlar çeşitli planlar kurarak saf ve temiz insanları kandırıp onların bütün imkânlarını elinden alırlar. Bu insanlara karşı uyanık olmalı ve bir anda zengin olma hevesine kapılıp onların planları içerisine girmemeliyiz. Onlar bir şekilde kendilerini kurtarırlar ancak biz onların planlarını bir parçası olarak hayatımızın sonuna kadar kötü bir şekilde yaşamaya mahkûm olabiliriz.</p>
<h2>ROMANIN ÖZETİ</h2>
<p>Olaylar 1930&#8217;lu yıllarda Çukurova&#8217;da geçmektedir. Bir çırçır fabrikasının sahibi Nedim Bey; zamanında beş parasız geldiği bu topraklarda şimdi bir fabrika sahibi olmuş ve altında çalışan işçilerle övünür durumdadır. Nedim Bey&#8217;i şehirde yaşayan herkes tanır, çevresinde partilerle ve siyasetle de ilgili olan Nedim Bey, bu fabrikaya savaştan kaçıp giden Ermenilerden almıştır. Bir zamanlar fabrikada çalıştığı ve patronu olan Ermeni&#8217;nin göç etmesi sonucunda türlü hileler ve dolaplar çevirerek pek fazla bir çaba harcamadan fabrikanın sahibi olur. Fabrikada işçilik yaptığı günleri unutan Nedim Bey emrinde çalışan işçilere her türlü küfür ve hakareti yapmaya başlar. Koruyup kolladığı, kanatlarının altında kimseye laf ettirmeyen tek bir kişi vardır: O da Çırçır Kâtibi Nuri Bey’dir.</p>
<p>Nuri Bey’in eskiden beri bacağından biri sakattır ve aksayarak yürümektedir. Bu nedenle çevresindekiler ona Topal diye hitap eder ve namı böyle bilinir. Kendinden büyük bir kadınla evlidir ve çocuğu olmamıştır. Nedim Bey&#8217;e yakınlık göstermesinin birçok sebebi vardır. Nuri Bey&#8217;in ağzı iyi laf yapmaktadır. Patronuna iltifat eder, onun gururunu okşar. Patronu da onunla vakit geçirmekten hoşlanır. Patronunun tüm ihtiyaçlarını karşılamayı kendine görev bilmiştir. Nedim Bey ise Kayseri&#8217;nin zengin ailelerinden birisinin kızı olan Pamuk Hanım ile evlidir ve üç çocuğu vardır. Buna rağmen gözü dışarda, yeme içme, eğlence ve hovardalığa ve kadınlara olan düşkünlüğü çok fazladır. Onun bu zafiyetini bilen Nuri Bey her zaman onun istediği şekilde konuşur ve nabza göre şerbet verir. Fabrikada çoğu zaman çalışmaz ve patronun odasında yiyip içip sohbet etmekle vaktini geçirir. Dışarıdan görenler ise Nedim Bey ile Nuri&#8217;nin hemşeri olmalarından dolayı samimi olduklarını düşünürler.</p>
<p>Nuri Bey, çevresine karşı daima çalışkan, namusuna düşkün, bilgili, doğru ve dürüst bir adam profili çizmektedir. Kimse onun yapacağı ve düşündüğü şeytanlıklardan haberdar değildir. Herkes ona sonuna kadar inanmaktadır. O ise gerçekte böyle bir adam değildir. Namuslu olmak, dürüst olmak onun umurunda değildir. Onun amacı Nedim Bey’i hoş tutup fabrikada çalışmak ve işini sürdürmek de değildir. Onun bütün gayesi yıllardan beri aşağı görülmenin, fakir yaşamanın bedelini çevresindekilere ödetmek istemesidir. Bunun da zengin olmaktan geçtiğini düşünür. Nuri Bey için en büyük gaye bu dünyada zengin olup insanlara hükmetmektir. Patronundan aldığı güçle fabrikadaki herkesi emri altına almış, onlara kafa tutmuş; özellikle Kantarcı Mustafa Bey ile çok çekişmektedir.</p>
<p>Kantarcı Mustafa Bey, fabrikada kantar başında ürünleri tartmakla vazifelidir. Aslında Nuri Bey ile aynı pozisyona sahip olmalarına rağmen Mustafa Bey sürekli daha çok çalışır ve ondan daha az kazanır. Sabah erkenden işe gelir, gecenin geç saatine kadar çalışır. Helal lokma kazanmak Mustafa Bey için her şeyden daha önemlidir ancak bu çalışmasına rağmen yine de Nuri Bey&#8217;den daha düşük görülmektedir.</p>
<p>Mustafa Bey&#8217;in genç ve güzel bir karısı vardır lakin karısı onun fakirliğinden ve imkânsızlıklarından dert yanar. Ona sürekli hakaretlerde bulunup koca yerine koymaz. Bir yandan da gözü dışarıdaki erkeklerdedir.</p>
<p>Kantarcı Mustafa bir gün sokakta gezerken Nuri Bey&#8217;in gizli bir iş yaptığına şahit olur. Başka fabrikada çalışan biriyle gizli saklı bir yerde para alışverişi yaptığını görmüştür. Onun bir açığını bulmanın sevinci ile sabahleyin ilk işi patronu Nedim Bey&#8217;e gitmek olur. Kantarcı Mustafa, Nedim Bey’i ve gördüğü her şeyi anlatır. Bu şikâyetiyle onun en yakın adamı olmak ve terfi almak ümidini beslemektedir. Lakin tam tersi olur ve Nuri Bey&#8217;e iftira atmakla suçlanır. Nedim Bey&#8217;e göre ortada bir açık yoktur. Çünkü Nedim Bey ile Nuri Bey birlikte bu işi çevirmektedir. Başka bir fabrikaya oranın bir çalışanı aracılığıyla kötü ürünler satmaktadırlar. İşçiye verilen para da bizzat Nedim Bey tarafından gönderilmiştir. Nedim Bey ile Nuri&#8217;nin bu kadar samimi olmalarının sebeplerinden birisi de bu gizli anlaşmadır. İkisi de ceplerine girecek paranın hesabı ile dostluk kurmaktadır. Nuri şikâyet edildiğini anlar ve patronundan korkmaya başlar. Çünkü Nuri patrondan ayrı olarak o fabrikadaki işçi ile kendi hesabına çalışmaktadır.</p>
<p>Başka bir gece mahallede Nuri Bey Mustafa&#8217;yı görünce onu bir meyhaneye götürür. Mustafa Bey hayatında içkiye elini sürmemiş bir adamdır ve o gece içmeye başlar. Nuri Bey çevirdiği bütün gizli işleri patronun isteği üzerine yaptığını anlatır. Kendisine şikâyet ettiği için de Mustafa&#8217;nın kovulacağını ancak kendisinin buna engel olduğunu söyler. O gece sabaha kadar paradan, puldan, maldan, mülkten bahsederler. Paraları biriktirip ve fabrikadan mal çalıp parayı birlikte değerlendirerek bir iş kurmayı teklif eder. Mustafa ise gerçekten saf bir şekilde Nuri Bey&#8217;e inanır. Onunla birlikte hareket etmeyi kabul eder. Kabul etmesindeki en büyük sebeplerden birisi de karısının onu sürekli aşağılayıcı fakirliğinden yakınmasıdır. Alkolün etkisiyle kendisini kaybeden Mustafa sabaha doğru Nuri’yi zorla evine kahve içmeye davet eder. Ona ettiği bu tekliften dolayı minnetini göstermek ister. Vakit epeyce geçtir ve Mustafa&#8217;nın karısı geldiklerinde uyumaktadır. Mustafa mutfağa gider ve kahveyi yapmaya başlar. Aslında karısı Şehnaz uyumayıp onların geldiğinden haberdardır. Mustafa mutfakta kahveyi yaparken Nuri ile Şehnaz birbirlerine temas ederler ve uzun zamandır Nuri&#8217;de gönlü olan Şehnaz onunla ertesi gün buluşmayı kabul eder.</p>
<p>Nuri için bu hayatta en önemli şeyler paradır ve güzel kadınlarla vakit geçirmektir. Şehnaz’a göre ise güçlü ve zengin erkeklerle birlikte olmak; bu hayattaki en güzel şeylerdendir. Şehnaz gönlünü Nuri’ye kaptırmış ve onun sözünden kocasıyla birlikte hiç çıkmamaktadırlar. Mustafa&#8217;nın maaşı da Nuri&#8217;nin hesabına yatmaktadır. Birlikte iş kurma hevesiyle Nuri’ye güvenmiş ve bütün parasını onun eline tutuşturmuştur ancak Nuri başka hesaplar içindedir.</p>
<p>Nuri Şehnaz’dan hevesini aldıktan sonra onu patronu Nedim Bey&#8217;e götürerek tanıştırır. Mustafa, Nuri ile birlikte fabrikadan mal çalıp kendiişlerini kurma hayaliyle fabrikadan hırsızlık yaparken Topal Nuri tarafından ihbar edilir ve yakalanıp hapse atılır. Şehnaz da Mustafa hapse girince ondan boşanır ve Nedim Bey&#8217;in ona aldığı evde yaşamaya başlar. Şehnaz artık günlerini Nuri ile Nedim Bey arasında gidip gelmekle geçirmektedir. Nuri Bey ise zengin olma yolunda Mustafa hapisteyken büyük adımlar atmıştır. Kendi karısından da boşanarak her geçen gün patronu Nedim Bey&#8217;in gözüne giren Topal Nuri, onun kızını alarak damadı olur ancak Nuri Bey bu edindikleri ile yine yetinmez ve yörenin zenginlerinden paşa torunu olan Hakkı Bey&#8217;in kanlı topraklarına gözünü dikmiştir. Bu topraklarda çiftlik kurmak ve bölgenin asil insanı olmak tutkusundadır. Nedim Bey damadı Topal Nuri için Hakkı Bey&#8217;in kanlı topraklarını satın almış ancak bu da Topal Nuri’ye yetmemiştir. Bu toprakları işleyen ve geçimini sağlayan köylüleri birbirlerine düşürerek onları köyden kovmak ister. Bu amaçla gidip Sinan Efendi&#8217;nin evini yakar. Sinan Efendi de bu olay üzerine Yaşar&#8217;ı öldürür. Yaşar&#8217;ın yaşlı anası ise Sinan Efendi&#8217;nin karısı ve iki kızını vurarak üç can feda edilmiş olur.</p>
<h2>ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ</h2>
<p>Nedim Bey&#8217;in köyden Çukurova’ya gelmesi ve bir fabrikada çalışması</p>
<p>O sırada patronu olan Ermeni&#8217;nin savaştan dolayı o topraklardan kaçması ve Nedim Bey&#8217;in türlü hilelerle fabrikayı ele geçirmesi</p>
<p>Aynı fabrikada çalışan Topal Nuri ile iyi anlaşmaları ve Nuri’yi gizli işlerde kullanması</p>
<p>Nuri&#8217;nin de bu fabrikadan mal çalarak zengin olma hayali kurması</p>
<p>Aynı fabrikada çalışan Kantarcı Mustafa&#8217;nın Topal Nuri&#8217;nin gizli işlerini anlaması ve patrona şikâyet etmesi</p>
<p>Topal Nuri&#8217;nin bu şikâyetten dolayı Mustafa ile zengin olma planı yapması</p>
<p>Topal Nuri Kantarcı Mustafa&#8217;yı kandırarak onun bütün maaşını kendi hesabına alması ve paraları kendinde toplaması</p>
<p>Kantarcı Mustafa&#8217;nın karısıyla yakınlaşıp sevgili hayatı yaşaması</p>
<p>Mustafa&#8217;ya bir hırsızlık yaptırarak onu suçüstü yakalatması ve hapse attırması</p>
<p>Karısı Şehnaz&#8217;ın Mustafa&#8217;dan boşanıp Nuri ile dost hayatı yaşaması</p>
<p>Nuri&#8217;nin Şehnaz’dan hevesini aldıktan sonra onu Nedim Bey’le tanıştırması ve Nedim Bey&#8217;in Şehnaz’a bir ev tutması</p>
<p>Nedim Bey&#8217;in gözüne girerek onun kızı ile evlenmesi</p>
<p>Bununla yetinmeyerek gözünü Hakkı Paşa&#8217;nın torununun topraklarına dikip orada çiftlik kurma hayalini beslemesi</p>
<p>Kayınpederi Nedim Bey&#8217;e Hakkı Bey&#8217;in arazilerini satın aldırması ve oradaki köylüleri birbirine düşürerek o topraklardan uzaklaştırması ve kendine ait çiftliğini kurması romanın ana vakasını oluşturan olay örgüsüdür.</p>
<h2>ROMAN ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</h2>
<p><b>Nedim Bey:</b> Çukurova&#8217;da 1930&#8217;lu yıllarda işçi olarak girdiği fabrikaya Ermeni patronunun kaçması sonucunda patron olmayı başarabilmiş uyanık bir Kayserilidir. Paraya, mala, mülke ve kadınlara çok düşkündür. Para kazanmak için her türlü hileyi ve düzeni kurabilen bir karakteri vardır. Kendisi gibi hileci olan Topal Nuri ile anlaşmış ve cebini doldurmaya çalışmıştır. Haksız yolla insanların sırtından para kazanan, emeği ile çalışan insanları hor gören ve küçümseyen bir adamdır.</p>
<p><b>Topal Nuri:</b> Nedim Bey&#8217;den daha hırslıdır. O da Nedim Bey gibi paraya, şöhrete ve kadına düşkün olan genç bir adamdır. Fabrikadaki en yakın rakibi Kantarcı Mustafa&#8217;yı bir plan kurarak hapse atılmış ve karısıyla birlikte olmuştur. Para ve şöhret hırsıyla hayatta istediğini elde etmiş;  büyük bir çiftliğe sahip olmuştur. Amaçlarına ulaşmak için her türlü hile, dolap ve namussuzluğu yapmıştır. Nedim Bey’in hemşerisi olan Topal Nuri onu bir şekilde ikna edip kızıyla da evlenerek onun servetini koymayı başarmıştır.</p>
<p><b>Kantarcı Mustafa:</b> Nedim Bey’in fabrikasında alnının teri elinin emeği ile çalışan, sabah erken gelen, akşam geç çıkan; emektar bir ustabaşıdır. Kimsenin malında ve namusunda gözü olmayan Mustafa saf bir adamdır. Bu yüzden kötü insanlarla birlikte hareket etmiş, onların kötü planlarının bir parçası haline gelmiş ve hapse düşerek hayatını mahvetmiştir. Karısını da kaybetmiştir.</p>
<p><b>Şehnaz:</b> Kantarcı Mustafa&#8217;nın karısı olan Şehnaz, paraya, pula ve varlıklı erkeklere düşkün bir kadındır. Kocasını sürekli aşağılamakta, onu adam yerine koymamaktadır. Bu hırsı yüzünden Topal Nuri&#8217;nin ve Nedim beyin metresi durumuna düşmüştür. Mal ve para için namusunu ve karakterini ayaklar altına almıştır.</p>
<p><b>Sinan Efendi, Yaşar, Yaşar&#8217;ın karısı ve kızı ve babaannesi</b>; romanın diğer kahramanlarındandır.</p>
<h2>Orhan Kemal Yazar Hakkında Bilgi</h2>
<p><b>Orhan Kemal (1914 &#8211; 1966) Yazar, Romancı.</b></p>
<p>1914 Adana &#8211; Ceyhan doğumlu olan yazarın babası milletvekilliği,  bakanlık ve parti başkanlığı yapmış olan Abdülkadir Kemal Bey’dir. Partisi kapatılan Abdülkadir Kemal Bey ailesiyle birlikte Suriye’ye kaçmış Orhan Kemal de bir yıl kadar Suriye ve Lübnan’da kalmıştır. Burada basımevinde çalışmıştır.</p>
<p>1932’de Türkiye’ye dönmüş ve Adana’da çırçır fabrikalarında işçilik yapmıştır. Burada yabancı rejimler lehine propaganda ve askeri isyana muharrik suçundan beş yıl hüküm giydi. Çeşitli şehirlerdeki cezaevlerinde kaldı. Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’le tanıştı. Hapisten sonra çeşitli yerlerde işçilik ve hamallık, kâtiplik, nakliyecilik yaptı. Geçimini yazarlıkla sürdürmeye başladı. 1966’da bir arkadaşıyla hücre çalışması ve Komünizm propagandası yaptıkları suçlamasıyla tekrar cezaevine girdi. 1966’da tekrar serbest bırakıldı. Bulgar Yazarlar Birliği’nin daveti üzerine gittiği Sofya’da hastalığı nedeniyle öldü.</p>
<p>Eserlerinde hayatı her yönüyle ele almaya çalışmıştır. Köy ve işçi yaşantısını şehirleşmeyle bağlantılı olarak işlemiştir. Toplumcu Gerçekçi akımı yazarlarındandır. Eserlerine genellikle gerçek hayattaki yaşantıları doğal, sürükleyici bir üslupla yansıtmıştır.</p>
<h3>Orhan Kemal&#8217;in Başlıca Eserleri</h3>
<ul>
<li>Baba Evi</li>
<li>Avare Yıllar</li>
<li>Cemile</li>
<li>Murtaza</li>
<li>Hanımın Çiftliği</li>
<li>Koğuş</li>
<li>Ekmek Kavgası</li>
<li>Arka Sokak</li>
<li>Kardeş Payı</li>
<li>Eskici ve Oğulları</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kanli-topraklar-roman-ozeti-orhan-kemal/">Kanlı Topraklar Roman Özeti (Orhan Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kanli-topraklar-roman-ozeti-orhan-kemal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Akşamdı Roman Özeti Peyami Safa</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/bir-aksamdi-roman-ozeti-peyami-safa/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/bir-aksamdi-roman-ozeti-peyami-safa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Dec 2018 09:01:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114441</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Peyami Safa&#8217;nın kaleme almış olduğu Bir Akşamdı adlı roman ilk defa 1924 yılında yayınlanmıştır. Peyami Safa&#8217;nın Canan, Şimşek ve Fatih-Harbiye romanlarında olduğu gibi dönemin Doğu-Batı kültürü arasındaki ikilemde ve çelişkide kalmış insanının portresini çizdiği romanı 305 sayfadan oluşmuştur. Peyami Safa romanda başarılı ruh tahlilleri ile ve tasvirleri ile okuyucuyu adeta dönemin ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bir-aksamdi-roman-ozeti-peyami-safa/">Bir Akşamdı Roman Özeti Peyami Safa</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #ff0000;">ROMAN HAKKINDA BİLGİ</span></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Peyami Safa&#8217;nın kaleme almış olduğu Bir Akşamdı adlı roman ilk defa 1924 yılında yayınlanmıştır. Peyami Safa&#8217;nın Canan, Şimşek ve Fatih-Harbiye romanlarında olduğu gibi dönemin Doğu-Batı kültürü arasındaki ikilemde ve çelişkide kalmış insanının portresini çizdiği romanı 305 sayfadan oluşmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/peyami-safa-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Peyami Safa</a> romanda başarılı ruh tahlilleri ile ve tasvirleri ile okuyucuyu adeta dönemin ve dönem insanının içine çekmektedir. Diğer romanlarında olduğu gibi Peyami Safa bir akşamdı romanında da insanın inanç ve inançsızlık ekseni içerisindeki geldikleri noktaları başarılı bir şekilde yansıtmıştır. Olayları ve dönemin insanın içinde bulunduğu çelişkileri Meliha karakteri üzerinden, Batı ve Roma hayranlığını ve bunun kötü kullanımını Kamil üzerinden, Doğulu bilinçli ve geleneklerine bağlı olan insan karakterini ise Cevat üzerinden anlatmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romandaki olaylar İzmit, İstanbul, Fransa ve İnönü savaşlarının yaşandığı İç Anadolu bölgelerinde geçmektedir. Romanda Türk kültürü ile Fransız kültürünün kesiştiği ve çakıştığı noktaları görmekteyiz. Romanda kültür mirasımızı korumak ve yabancı kültürlere nasıl bir bakış açısı geliştireceğimizi Peyami Safa&#8217;nın Cevat karakteriyle vermiş olması, kendi düşüncelerini yansıtması bakımından önemlidir. Romanda dönemin siyasi ve sosyal olaylarına da temas edildiği için tarihi bir yönü de bulunmaktadır.</span></p>
<h2><span style="color: #3366ff;">ROMANIN KONUSU</span></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman İzmit&#8217;ten İstanbul&#8217;a kaçan ve yeni arayışlar içerisine giren, yaşadığı hayattan sıkılan Meliha adlı kızın İstanbul&#8217;da sevdiği kişi tarafından aldatılması ve İstanbul&#8217;da kötü tecrübeler yaşaması, kadınlık duygularını kaybetmesi yani kendisine macera arayan genç bir kızın İstanbul&#8217;da yaşadığı hazin dramı konu edinir. </span></p>
<h2><span style="color: #339966;">ROMANIN ANA FİKRİ</span></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayatında çok fazla tecrübe yaşamamış, insanların ikiyüzlülüklerini, riyakârlıklarını ve sahtekârlıklarını görmemiş kişiler; diğer insanların onlara söylediği en ufak sözlere kanarlar ve onların peşinden giderler. O uyanık insanlar, saf olan insanı kandırır ve senelerce kullanabilir. Onun hayatına dair birçok şeyi elinden alabilir; geleceğini, hayallerini, umutlarını ve en önemlisi de temiz ruhunu kirletebilirler. O yüzden yaşadığımız çevrede kendinize yakın hissettiğiniz ve dost bildiğimiz kişilerden başkasıyla macera aramaya kalkmamalıyız. Bunun bedelini hayatımızla ödeyebiliriz. Herkesin her söylediğine inanmamalıyız. Bize sunulan tekliflerden ayakları yere basan ve mantıklı olanları tercih etmeliyiz. </span></p>
<h2><span style="color: #ff9900;">ROMANIN ÖZETİ</span></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman Meliha&#8217;nın sayıklamaları ile başlar. Bir akşamdı. Oda boş, kafes delikleri mavi gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu. Levhalar duvarların kararan zeminine batıyorlar, minderler sönüyor, iskemleler dağılıyor ve hepsi bulanarak şekilsiz bir uçuşla kayboluyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roma&#8217;nın başında sık sık tekrar edilen bu ibareler, Meliha&#8217;nın yaşadığı pişmanlıkları anlatmak için yazılmıştır. Roman, ana kahraman Meliha&#8217;nın hikâyesidir. Meliha&#8217;nın pişmanlıklarla dolu hayatı, Kamil adında uzun boylu, yakışıklı bir zabit olan bir akrabalarının onlara ziyarete gelmesi ile başlar. Meliha&#8217;nın babası sürekli bir hastalığa yakalanmış ve öksürmekten kendine gelemeyen bir adamdır. Annesi ise babasına değer vermeyen, gününü gün etmeye çalışan, şen şakrak, aklı iki karış havada bir kadındır. Meliha her gün bu iki insanla aynı şeyleri yapıp monoton bir hayat geçirmekten bu usanmıştır. Yeni bir şeyler yaşamak, yeni arayışlar içine girmek, yeni hayatlarla tanışmak ve bu sıkıcı yaşam tarzına bir son vermek için Zabit Kemal ile bir gece ansızın İstanbul&#8217;a kaçar ve orada bu hüzün dolu hayatına bir son vereceğini düşünür. Ancak İstanbul&#8217;a giden Meliha babasını hasta halde bırakıp gitmenin vicdan azabını sürekli içinde yaşamıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul&#8217;a gittikten sonra Kamil&#8217;in bütün karakterini yavaş yavaş tanıyan Meliha, İstanbul&#8217;da mutluluk bulmaya değil huzursuzluğa gitmiştir. Kamil onu hayal kırıklığına uğratmıştır. Kamil Roma İmparatorlarına özenerek onlar gibi davranmaya çalışan bir askerdir. Şık giyimli, ağzı iyi laf yapan, eğlenceye, kadına ve lüks yaşantıya düşkün olan Kamil; Meliha&#8217;yı adeta bir metres gibi kullanarak onu İstanbul&#8217;a geldiğine pişman etmiştir. Bir de Kamil&#8217;in Balkan Savaşları esnasında tanıştığı ve ondan bir çocuğu olduğu Fransız kadın ansızın İstanbul&#8217;a gelir ve Meliha ile aynı evde kalmaya başlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha bunalıma girmeye başlamıştır. Hasta babasını Bu yüzden mi terk etmiştir? Meliha Kamil&#8217;in sözlerinin onu kandırmak için birer palavra olduğunu, onun kendisini bırakıp İnönü Savaşı&#8217;na katıldıktan sonra anlar. Kendince Kamil’den intikam almak için Kamil&#8217;in en yakın arkadaşlarıyla görüşmeye ve onlarla gönül eğlendirmeye çalışır. Lakin Kamil&#8217;in arkadaşları ise avını bekleyen bir atmaca gibi Meliha&#8217;nın içinde bulunduğu durumdan faydalanarak onu bir peçete gibi kullanıp bırakırlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan Meliha&#8217;nın babası sürekli öksürük nöbetleri geçirmekte ve Meliha&#8217;nın kaçmasının en büyük sebebinin eşi yani Meliha&#8217;nın annesi olduğunu düşünmektedir. Meliha&#8217;nın gitmesini bir türlü hazmedemeyen ve onun hasretiyle hastalığı günden güne kötüleşen zavallı baba; kızının yokluğuna daha fazla dayanamaz ve bu ıstırapla dünyaya gözlerini kapar. Meliha babasının cenazesine, yani İzmit&#8217;e büyük bir pişmanlık, kader ve üzüntü ile gider. İnsanların onun yüzüne tüküreceği endişesini de içinde taşıyarak babasının ölümünün bir gün sonrasında yetişebilir. Meliha&#8217;nın içindeki vicdan azabı, pişmanlık ve ıstırap hiçbir şekilde teselli bulmaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha hayatının en büyük acılarından birisini yaşar. Annesi ile birlikte İstanbul&#8217;a giderler. Annesi ile yaşamanın kendisine iyi geleceğini düşünür ancak annesi de onun bunalımlarına çare olamaz. Kamil&#8217;in ondan uzaktayken yaptığı çapkınlıklar, Meliha’yı sürekli yalanlarıyla atlatmaya çalışması, hatta onu başka erkeklerin beğenisine sunması ve eski eşiyle hala aynı anda görüşmeye devam etmesi Meliha&#8217;nın içindeki nefret ateşini arttırmaktadır. İçindeki ıstırabı ve bunalımı bir nebze olsun dindirmek, dışarıda çeşitli insanlarla vakit geçirmeye çalışan Meliha, depresyona girmekten kendisini kurtaramaz. Eski çocukluk arkadaşlarından birisi, Meliha’ya bu zor günlerinde destek verip onunla gerçekten ilgilendiği halde, Meliha yaşamış olduğu kötü tecrübelerden yola çıkarak o gence hiçbir zaman inanmaz ve onu da diğerleriyle aynı kategoriye koyar. Genç bir gün ölüm döşeğindeyken Meliha&#8217;yı son bir kez görmeyi arzular ancak Meliha gence bunu çok görerek büyük bir soğuklukla bu teklifi reddeder. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamil Meliha’ya yaşattığı bunca ıstırap ve kötü tecrübeden sonra savaş sırasında Meliha’ya mektuplar yazmaya devam eder. Onu gerçekten çok sevdiğini, onun için her şeyi yapabileceğini anlatır ancak Meliha artık bu yalanlara ve palavralara prim vermemektedir. Kamil savaşta şehit düşer ancak Meliha ona karşı en ufak bir üzüntü hissetmez. Meliha Kamil sayesinde bütün manevi ve ince duygularını kaybetmiş, duygusuz bir kadın haline dönüşmüştür. </span></p>
<h2><span style="color: #ff00ff;">ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ</span></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha&#8217;nın ailesiyle birlikte İzmit&#8217;te yaşaması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Annesinin taşkınlıkları ve babasının hastalığından dolayı İzmit&#8217;te yaşamaktan çok sıkılması ve yeni arayışlar içerisine girmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu düşünceler içindeyken uzaktan akrabaları olan Zabit Kamil&#8217;in karşısına çıkması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zabit Kamil ile birlikte çeşitli hayaller kurarak İstanbul&#8217;a kaçması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Orada mutlu ve güzel bir yaşantı beklerken Kamil&#8217;in onu hayal kırıklığına uğratması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamil&#8217;in Meliha ile evlenmeyip onu metresi gibi kullanması ve aynı zamanda onu başka kadınlarla aldatması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha’yı terk edip İnönü Savaşı&#8217;na katılması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha&#8217;nın Kamil’den intikam almak için başka erkeklerle gezip tozması ancak o erkeklerin de onu hayal kırıklığına uğratması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha&#8217;nın zaman zaman babasını hastalığına üzülmesi ve onu bırakıp kaçtığına pişman olması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Babasının hastalıktan ölmesi, Meliha&#8217;nın cenazeye bir gün sonra gidebilmesi ve babasının ölümüne çok üzülmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamil&#8217;in Meliha&#8217;yı diğer erkeklerden kıskanmaması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha&#8217;nın bu yaşadıklarından dolayı çöküntüye girmesi ve duygularını kaybetmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meliha’yı gerçekten seven bir gencin onun aşkıyla yatağa düşmesi ve ölmesi ancak Meliha&#8217;nın buna aldırış etmemesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamil&#8217;in ise savaşta ölmesiyle Meliha&#8217;nın artık bütün manevi duygularını kaybetmesi ve Kamile bir nebze bile üzülmemesi romanın ana vakasını oluşturan olaylar zinciridir. </span></p>
<h2><span style="color: #800000;">ROMAN ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</span></h2>
<p><b>Meliha:</b><span style="font-weight: 400;"> İzmit&#8217;te yaşayan ana kahraman Meliha, yaşadığı hayattan sıkılan, yeni arayışlar içerisine girme macerası ile Kamil&#8217;in peşine takılan ve ıstırap dolu bir hayata yelken açan bir genç kızdır. Kamil&#8217;in yalanlarıyla ve yaşam tarzıyla kendi hayatını da mahvetmiştir. Ona saf duygularla kanıp İstanbul&#8217;a kaçmış, anne babasını terk etmiştir. </span></p>
<p><b>Kamil:</b><span style="font-weight: 400;"> Meliha&#8217;nın uzaktan akrabası olan Kamil, orduda zabitlik yapmaktadır. Kadınlara düşkünlüğü, Roma medeniyetine olan hayranlığı ve yalancılığı ile Meliha’yı kandırmış ve İstanbul&#8217;a götürmüştür. Meliha’yı sürekli aldatmış ancak yalanlarıyla onu durdurmaya çalışmış; eski eşiyle ve Meliha ile aynı anda görüşen, karakteri bozuk bir insandır. </span></p>
<p><b>Meliha&#8217;nın Babası:</b><span style="font-weight: 400;"> Temiz kalpli ve kendi halinde yaşayan bir insandır. Meliha’ya çok bağlıdır. Yıllarca yatalak hasta bir şekilde öksürük nöbetleri geçirmektedir. Meliha&#8217;nın İstanbul&#8217;a gidişine en çok o üzülmüştür. Duygularını ve düşüncelerini sürekli kendi içinde yaşar. Meliha&#8217;nın kahrından vefat etmiştir. </span></p>
<p><b>Cevat:</b><span style="font-weight: 400;"> Kamil&#8217;in en yakın arkadaşlarından biri olan Cevat; güvenilir, bilinçli, mütefekkir bir insandır. Çevresi tarafından sevilir. Kamil savaşa gittiğinde Meliha’ya en çok destek olan kişidir. </span></p>
<p><b>Ferdi:</b><span style="font-weight: 400;"> Kamil&#8217;in yakın arkadaşlarından olan Ferdi, onun yokluğunda Meliha ile yakınlaşarak onu etkilemeye çalışmış, onu kullanmak için her türlü dalavereyi çevirmiştir. Kamil gibi yalancı bir insandır. </span></p>
<p><b>Bent:</b><span style="font-weight: 400;"> Kamil&#8217;in Balkan Savaşları sırasında tanıştığı ve bir çocuğunun olduğu Fransız bir adımdır. Türkiye&#8217;ye gelerek Kamil ile birlikte yaşamaya başlayıp Meliha’yı çileden çıkartan bir kadındır. Meliha&#8217;nın Annesi: babasına göre şen şakrak, aklı bir karış havada, Batı hayranı bir kadındır. </span></p>
<h2><span style="color: #00ccff;">YAZAR HAKKINDA BİLGİ</span></h2>
<p><b>Peyami Safa (1899 &#8211; 1961) Yazar, romancı, edebiyatçı, fikir adamı.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Servet-i Fünun şairlerinden İsmail Safa’nın oğludur. İki yaşında babasını kaybetmiştir. Çocukluk döneminde yakalandığı bir kemik hastalığı sebebiyle doktorlar kolunun kesilmesini salık vermiş ancak o bunu kabul etmemiştir. Bu hastalığı ve hastane anılarını 9. Hariciye Koğuşu adlı romanında kaleme almıştır. Hastalık ve maddi imkânsızlıklardan dolayı vefa İdadisindeki öğrenimine devam edememiş ailesini geçindirmek zorunda kalmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir süre matbaada çalışmış, posta nezaretinde görev yapmıştır. Bu görevlerin ardında birkaç yıl öğretmenlik yapmıştır. Öğretmenlik yaparken Fransızca örenmiştir. İlhami Safa ile beraber 20. Asır adlı gazeteyi çıkarıp, orada imza kullanmadan hikâyeler tefrika etmeye başlamıştır. Bu tefrikaların tutulmasıyla, Server Bedi takma adını kullanarak yazamaya devam etmiştir. Çeşitli gazete ve dergilerde hikâye ve romanları da tefrika edilmiştir. Hayatını geçim sıkıntısıyla geçiren yazar, oğlunun ölümü üzerine sarsılmış ve kendisi de vefat etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanını Nazım Hikmet’e ithaf ederek, sosyal gerçekçi bir çizgi takip etmiştir. Diğer romanlarında ise Doğu Batı sorunsalı, insanın ruhi ve manevi sorunlarını ele almış, güçlü ve isabetli ruh tahlillerinde bulunmuştur. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu adlı romanında ise mistisizme yönelmiştir. Geçimini sağlamak için takma adlı yazdığı Cingöz Recai ve Cumbadan Rumbaya adlı hikâye serileri çok sevilmiş ancak yazarın tanıtımı yeterince yapılmamıştır. </span></p>
<h3>Peyami Safa&#8217;nın Başlıca Romanları</h3>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Şimşek</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Gençliğimiz</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Matmazel Noraliya’nın Koltuğu</span></li>
<li><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/fatih-harbiye-roman-ozeti-peyami-safa/"><span style="font-weight: 400;">Fatih – Harbiye</span></a></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Dokuzuncu hariciye koğuşu</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Sözde kızlar</span></li>
<li><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mahser-roman-ozeti-peyami-safa/"><span style="font-weight: 400;">Mahşer</span></a></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Yalnızız</span></li>
<li><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biz-insanlar-roman-ozeti-peyami-safa/"><span style="font-weight: 400;">Biz insanlar</span></a></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Bir akşamdı</span></li>
<li><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bir-tereddutun-romani-roman-ozeti-peyami-safa/"><span style="font-weight: 400;">Bir Tereddütün Romanı </span></a></li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bir-aksamdi-roman-ozeti-peyami-safa/">Bir Akşamdı Roman Özeti Peyami Safa</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/bir-aksamdi-roman-ozeti-peyami-safa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ustam ve Ben Roman Özeti (Elif Şafak)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ustam-ve-ben-roman-ozeti-elif-safak/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ustam-ve-ben-roman-ozeti-elif-safak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 07:31:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[elif şafak ustam ve ben]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114436</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Elif Şafak&#8217;ın kaleme almış olduğu Ustam Ve Ben adlı roman 2013 yılında 480 sayfa olarak yayınlanmıştır. Tarihin önemli bir dönemine yani 16. yüzyıl İstanbul&#8217;una tarihsel ve kurgusal bir bakış açısıyla yaklaşan Elif Şafak, romanı Türk tarihinin en büyük mimarı Mimar Sinan ve onun çırağı üzerinden oluşturmuştur. Tarihsel gerçeklere kendi hayal gücü ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ustam-ve-ben-roman-ozeti-elif-safak/">Ustam ve Ben Roman Özeti (Elif Şafak)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>ROMAN HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Elif Şafak&#8217;ın kaleme almış olduğu Ustam Ve Ben adlı roman 2013 yılında 480 sayfa olarak yayınlanmıştır. Tarihin önemli bir dönemine yani 16. yüzyıl İstanbul&#8217;una tarihsel ve kurgusal bir bakış açısıyla yaklaşan Elif Şafak, romanı Türk tarihinin en büyük mimarı Mimar Sinan ve onun çırağı üzerinden oluşturmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarihsel gerçeklere kendi hayal gücü ve zengin üslubunu katan Elif Şafak, kitabı ile Türkçe, İngilizce ve diğer dillerde en çok satanlar listesinin başında yer almıştır. Tarihi kişiliklere, camilere, kütüphanelere, türbe, köprü ve rengârenk kubbelere dair farklı bir bakış açısıyla anlatımını renklendirilmiştir. Ancak bazı eleştirmenler tarafından tarihi olayları çarpıttığı, gerçeklerle örtüşmediği, olaylar zincirini lüzumsuz yere uzattığı ve fantastik motifleri çok fazla işlediği gerekçesiyle eleştirilmiştir. Romanda yer yer Orhan Pamuk tesirinde kaldığı da görülmektedir.</span></p>
<p>[ad1]</p>
<h2>ROMANIN KONUSU</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman Sultan Süleyman&#8217;ın, Mimar Sinan&#8217;ın ve onun çırağı Cihan üzerinden dönemin olaylarını konu edinmiştir. Saray içindeki hadiseler romandaki ana konulardan birisidir. </span></p>
<h2>ROMANIN ANA FİKRİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman Sultan Süleyman dönemine yazarın yorumlamasıyla ışık tutmuş, farklı bir bakış açısı getirmiştir. İnsanların o dönemde çok farklı şeylere ilgi duyduğunu; örneğin bir file bir padişahın kızının ilgi duyması sonucu filin sahibine âşık olması kadar ilginç olaylara yer verilmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanda parça parça yardımcı fikirlere ulaşmak mümkündür. Dönemin diğer bir ibret verici olayı ise veba salgınının tedavisinin olmaması ve vebaya yakalanan herkesin ölmesidir. Padişahın hata yapanları affetmemesi ve insanların hatalarını hayatlarıyla ödemesi diğer ders alınacak başka bir konudur. </span></p>
<h2>ROMANIN ÖZETİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Mimar Sinan ve çırakları her zamanki gibi sarayı dekore etmek için akşama kadar çalışmaktadırlar. Sinan&#8217;ın en önemli ve değer verdiği çıraklarından birisi de Cihan’dır. Cihan diğer çıraklarından birçok farklı özelliği ile ayrılmaktadır. Cihan çok meraklı bir çıraktır ve Hintli beyaz bir file sahiptir. Çalışırken ustasına sürekli sorular sorar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gün akşam işleri bitirmişler, eve dönmek üzereyken etrafa karanlık çökmüştür. Gece vakti yaklaşmıştır. Evinde uyumak üzere yatağına giden Sinan, uykuya dalar. Gecenin bir yarısında çırağı Cihan ve Sinan&#8217;ın eşi bir ses duyarlar. Duydukları ses, kalabalık adam sesleridir ve bu sesten korkmuşlardır. Sinan ağır bir uykuya dalmış ve sesleri duymamaktadır. Çalınan kapının ardından Sinan&#8217;ın eşi kapıyı açar ve karşısında sarayın adamlarını ve şehzadeleri görür. Şehzadelerden biri kadına dönerek Mimar Sinan&#8217;la görüşmesi gerektiğini söyler ve Sinan&#8217;ın eşi hemen Sinan&#8217;ı kaldırır. Kapıda şehzadeler ile karşılaşan Sinan&#8217;a padişahın kendisi ile görüşmek istediğini haber verirler. Hemen yola çıkmaları gerekmektedir ancak Cihan da ustasıyla gelmek ister Şehzadeler buna karşı çıkarak sadece Sinan&#8217;ın gelmesi gerektiğini, başka bir kişiye müsaade edilmediğini haber verirler. Cihan&#8217;ın ısrarı üzerine Sinan onun kendisinin çırağı olduğunu ve yanında gelmesinin bir sakınca olmayacağını söyleyerek yola koyulurlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gecenin karanlık sularında saraya doğru ilerler. Sabah olunca sarayda Sinan&#8217;la görüşen Sultan Süleyman ondan güzel bir saray yapmasını ister. Teklifi kabul eden Sinan çıraklarından saraya dair projeler çizmesini ister. Çırakların her biri çizeceği projenin ustaları tarafından kabul görmesini isteyerek büyük bir titizlikle çizerler. Cihan da güzel bir saray çizer lakin kubbelerine bir türlü güneye baktıramaz. Sinan kimsenin çizdiği projeyi, kimseye göstermemesi gerektiğini çıraklarla söyler. Sabah olduğunda çıraklar çizdikleri projeleri Sinan&#8217;a getirirler. Hepsi tedirginlik içinde ustanın kimin projesini beğeneceğini merak eder. Bu meraklı bekleyiş sonunda Sinan, Nikola adlı çırağın çizimini beğenir ve onunkini kullanmaya başlar. Bu durum üzerine Cihan ustasından izin alarak ailesinin yanına gider. Ailesi Cihan&#8217;ı ve beyaz fili Cota&#8217;yı çok sever ancak Cihan üvey babasından hiç hoşlanmamaktadır. Çünkü babası annesine ve kız kardeşine sürekli eziyet etmekte ve bu durum Cihan&#8217;ın sinirlerini bozmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir süre sonra cihana saraydan bir haber gelir. Hintli beyaz filini saraydan istemektedirler. Cihan hemen hazırlıklarını yapıp yolculuğa hazırlanmıştır. Yolculuk kara yerine denizden yapılacaktır. Geminin kaptanı Deli Bozuk geçmişte bir zaman Cihan&#8217;ı denize atmaya çalışanlardan kurtarmıştır. Cihan&#8217;ın ona bir can borcu vardır. Gemide Cota yere yatmış bir şekilde yolculuğu sürdürmektedir. Cihan Cota&#8217;nın bu durumunu görüp karnının acıkmış olduğunu düşünerek gemideki kişilerden yardımcı olmalarını ve onun karnını doyurmalarını ister. Deli Bozuk bir ara Cihan&#8217;ı yanına çağırarak saraydan ona mücevherler çalıp getirmesini söyler. Kendisine bir can borcu olduğunu; eğer bunu yapmazsa Cota’ya ve kendisine zarar vereceğini söyleyerek tehdit eder. Gemi limana yanaşır ve artık inme zamanı gelmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cota günlerdir kafeste kalmış ve sıkılmaktadır. Cihan Cota’nın kafeste çıkarılması gerektiğini söyler. Cota kafesten çıkarılır ve Cihan ile birlikte saraya doğru yürümeye başlar. Cihan saraya yaklaştıklarında asılmışadamları görür ve insan çığlıklarını duyar. İnsanların idam edilip yahut canlı canlı denize atıldıklarını görünce korkuya kapılmıştır. Saraydaki görevlilere o adamların ne suç işlediklerini sorar. Adamlar ya namussuzluk ya yalancılık ya da hırsızlıktan dolayı bu halde olduklarını söylerler. Cihan çok zor bir durumdadır. “Neden onun beyaz filinin saraya getirtmek istemişlerdir?” daha sonra anlamıştır ki Cota Sultan Süleyman için değil Hürrem Sultan için getirtilmiştir. Sarayda bulunan hayvanat bahçesinde sergilenmek üzere saraya alınacaktır. Mihrimah Sultan, Hürrem Sultan&#8217;ın ve dadısının yanından uzaklaşarak Cihan&#8217;ın getirdiği file bakmaya gelir. O sırada hayvanlar birden hareket etmeye başlarlar. Sarayın bir tarafında yangın çıkmış ve hayvanlar aceleyle hayvan bakıcıları tarafından dışarı çıkarılmaya başlanmıştır. Yangın kısa bir zaman sonra söndürülür ve hayvan barınakları tamir ettirilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mihrimah Sultan her gün Cihan&#8217;ın yanına gelerek Cota’ya bakmaya başlar. Cihan ve Mihrimah Sultan birbirlerinden hoşlanmaya başlamıştır ancak Mihrimah Sultan&#8217;ın dadısı bu işi anlamıştır ve daha sonra Mihrimah Sultan Cihan&#8217;ın yanına gelememiştir. Duyduğuna göre Rüstem Paşa ile evlenecektir. Bu haberle çok mutsuz olan Cihan diğer yandan Deli Bozuk Reis’in öldüğü haberini alır ve buna da çok sevinir. O günden sonra veba hastalığı başlar ve veba salgınına yakalananlar tek tek ölür. Veba salgınının ise o dönemde bir tedavisi yoktur. </span></p>
<h2>ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Mimar Sinan ve çırağı Cihan&#8217;ın bir gece kapısının padişahın adamları ve şehzadeleri tarafından çalınması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gecenin bir vaktinde Sinan ve Cihan’ın saraya götürülmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sabahleyin Sultan Süleyman&#8217;ın Sinan&#8217;a bir saray yapılmasını emretmesi ve Sinan&#8217;ın bunu kabul etmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mimar Sinan&#8217;ın çıraklarına bu sarayla ilgili proje çizmelerini emretmesi ve çırakların çizdiği projelerden Mimar Sinan&#8217;ın Nikola adlı çırağın çizdiği projeyi kabul etmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cihan&#8217;ın fili Cota ile birlikte ailesinin yanında vakit geçirirken saraya çağrılması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gemide yolculuk yaparak Cihan&#8217;ın fili saraya götürmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gemi sahibi Deli Bozuk Kaptan’ın Cihan&#8217;ı saraydaki mücevherleri çalması için tehdit etmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Filin kafesten çıkarılıp saraya götürülmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Filin Hürrem Sultan&#8217;ın isteği üzerine saraydaki hayvanat bahçesinde sergilenmeye başlanması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sırada Mihrimah Sultan&#8217;ın herkesten gizli olarak fili ve Cihan&#8217;ı her gün ziyaret etmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ziyareti Mihrimah Sultan&#8217;ın dadısının anlaması ve Mihrimah Sultan’ı Rüstem Paşa ile evlendirmeleri </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cihan&#8217;ın Deli Bozuk Reis’in öldüğü haberini almasıyla sevinmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan ülkeyi bir veba salgınının sarması ve insanların tek tek ölmesi romanın ana vakasını oluşturan olay örgüsüdür.</span></p>
<h2>ROMAN KAHRAMANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</h2>
<p><b>Sinan:</b><span style="font-weight: 400;"> Devrinin en büyük mimarlarından olan Sinan, Sultan Süleyman devrinde yaşamış ve ona sadık bir mimardır. Onun en güzel sarayını ve camilerini çırakları ile birlikte yapmıştır. </span></p>
<p><b>Cihan:</b><span style="font-weight: 400;"> Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan&#8217;ın çırağı olan Cihan, beyaz Hintli bir file sahiptir. Bu fil vesilesiyle Cihan etrafından her zaman ilgi görmüş, hatta Padişahın kızı Mihrimah Sultan&#8217;ın bile dikkatini çekmiş, onun kendisinden hoşlanmasını sağlamıştır. Cihan ustasına sadık, dürüst ve karakterli bir delikanlıdır. </span></p>
<p><b>Hürrem Sultan:</b><span style="font-weight: 400;"> Sarayda Kanuni den daha fazla sözü dinlenen ve her dediği yerine getirilen bir kadın efendidir. Saraydaki hayvanat bahçesinde sergilenmek için Cihan&#8217;ın filini saraya getirtmiştir. </span></p>
<p><b>Mihrimah Sultan:</b><span style="font-weight: 400;"> Hürrem Sultan&#8217;ın kızlarından olan Mihrimah Sultan, Cihan&#8217;a ve filine ilgi duymuş, Cihan&#8217;la sık sık görüşmeye başlamıştır ancak dadısı tarafından bu olay duyulunca Rüstem Paşa ile evlendirilmiştir. </span></p>
<p><b>Nikola:</b><span style="font-weight: 400;"> Mimar Sinan&#8217;ın çırakların olan Nikola, çizdiği saray projesiyle Mimar Sinan tarafından kabul görülmüş ve başarılı bir çırak olarak Mimar Sinan&#8217;ın yanında mimarlığa adım atmıştır.</span></p>
<p><iframe title="Elif Şafak - Ustam ve Ben - Hepsiburada.com" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/u4GfUrSJ5tg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<h2>YAZAR HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p><b>Elif Şafak (1971- ) Yazar, romancı, akademisyen.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fransa Strazburg’da doğdu. Annesi ile babası ayrıldığı için diplomat olan annesi tarafından yetiştirilmiştir. Annesinin diplomatik görevlerinden dolayı çeşitli ülkeleri görmüştür. İlkokul ve liseyi Ankara, ortaokulu Madrid’ de tamamladı. ODTÜ uluslararası ilişkiler bölümüne lisans, yüksek lisans ve doktora yaptı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halen Arizona Üniversitesi’nde yardımcı doçentlik yapmaktadır. Türkiye’deki çeşitli aylık ve günlük yayınlarda yazıları yayımlanmaktadır. Med Cezir adlı kitabında çeşitli konularda yazdığı yazıları bir araya getirmiştir. Referans Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can Sağlık ile evli olan Şafak’ın Şehrazat adında bir kızı ve Emir Zahir adında bir oğlu vardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009 yılında yayımlanan Aşk adlı romanı en kısa sürede en çok satış yapan kitap unvanını kazanmıştır. </span></p>
<h3>Elif Şafak Eserleri</h3>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Kem Gözlere Anadolu</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Pinhan</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Şehrin Aynaları</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Mahrem</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Pit Palas</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Araf</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Beşpeşe</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Med Cezir</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Siyah Süt</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Baba ve Piç </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Aşk </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Kâğıt Helva</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Firarperest</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İskender  </span></li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ustam-ve-ben-roman-ozeti-elif-safak/">Ustam ve Ben Roman Özeti (Elif Şafak)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ustam-ve-ben-roman-ozeti-elif-safak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşamalar Roman Özeti (Afet Ilgaz)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/asamalar-roman-ozeti-afer-ilgaz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/asamalar-roman-ozeti-afer-ilgaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 12:13:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114432</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Afet Ilgaz’ın yazmış olduğu Aşamalar adlı roman ilk defa 1977 yılında yayınlanmıştır. Yazar edebiyat ve aydın çevrenin içinde bulunduğu açmazları, sapkınlıkları ve çelişkileri dile getirmiştir. Yazar romanını 604 sayfadan oluşturmuştur. Kitapta dönemin toplum yapısına siyasi oluşumlarına ve Marksizm anlayışına da eleştirel gönderilerde bulunmuştur. Dönemin beğenilerini ve içinde bulunduğu açmazları yansıtması açısından başarılı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/asamalar-roman-ozeti-afer-ilgaz/">Aşamalar Roman Özeti (Afet Ilgaz)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>ROMAN HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet Ilgaz’ın yazmış olduğu Aşamalar adlı roman ilk defa 1977 yılında yayınlanmıştır. Yazar edebiyat ve aydın çevrenin içinde bulunduğu açmazları, sapkınlıkları ve çelişkileri dile getirmiştir. Yazar romanını 604 sayfadan oluşturmuştur. Kitapta dönemin toplum yapısına siyasi oluşumlarına ve Marksizm anlayışına da eleştirel gönderilerde bulunmuştur. Dönemin beğenilerini ve içinde bulunduğu açmazları yansıtması açısından başarılı bir roman olarak karşımıza çıkmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet Ilgaz’ın romanda değindiği bir diğer mesele ise kendisini devrimci olarak nitelendiren yazarların özel ve toplum hayatındaki yaşam tarzlarında çok farklı insanlar oldukları ve mazbut bir yaşantının aksine kadına, paraya, mala, mülke sahip olmanın onlar için çok değerli olduğunu anlatmıştır.</span></p>
<p>[ad1]</p>
<h2>ROMANIN KONUSU</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir dönemde aydınlar ve yazarlar çevresinde yaşanan çarpık ilişkiler bu insanların sağlıklı olmayan düşünce ve davranışları dışarıya yansıtılmayan problemleri ve dönemin çeşitli yönleri romanın konusunu oluşturur.</span></p>
<h2>ROMANIN ANA FİKRİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayatta aydın, okumuş, diplomalı dediğimiz birçok kişinin aslında kendi içinde açmazlarla çelişkilerle ve sapkın düşüncelerle dolu olduğunu görebiliriz. Onların da hayatta hata yapabileceklerini, hatta bizden daha fazla yanlışlarının olduğunu kabul etmeliyiz. Çünkü her insanın bir zaafı vardır ve insan o zaafı etrafında sürekli vaktini harcar ve kimi zaman da o zaafları yazarın hayatına, yazarlık kariyerine mal olabilir. İnsan yüksek bir kesimde de olsa, siyasetin, sanatın, edebiyatın içinde de olsa, akıl ve ruh sağlığını ve içindeki maneviyatı kaybetmemelidir.</span></p>
<h2>ROMANIN ÖZETİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda küçük oğlu Fazlı’ya doğum günü partisi vermektedir. Gösterişe ve zenginliğe meraklı olan bu kadının hayatı çelişkilerle doludur. Partideki tavırları Sevda’nın çelişki ile dolu ruhunu dışarı yansıtan göstergeleridir. Sevda&#8217;nın kocası Arif ise onun gibi çelişkili olan bir insan değil, aksine akıl ve ruh sağlığı yerinde olan, halinden memnun ve şükür sahibi bir adamdır. Arif İzmit&#8217;te bir fabrikada mühendis olarak çalıştığı için sık sık oraya gidip gelmekte ve iyi bir gelir elde etmektedir. Arif ile Sevda’nın kendi aileleri de maddi olarak varlıklı ailelerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arif ile Sevda evlendikten sonra Sevda Arif&#8217;in anne ve babasını da İstanbul&#8217;a taşınmaları için ikna etmiştir. Çünkü kendi babası ve annesi de İstanbul&#8217;da oturmaktadır. Sevda, Arif ile birlikte İstanbul&#8217;a taşınınca hayatının bundan sonraki kısmının çok mutlu geçeceğini düşünür ancak Sevda doğuştan beri bir türlü mutlu olamayan, memnuniyetsiz ve kendisini sürekli üzecek bir şeyler bulan, şımarık ve alıngan yetişmiş bir kızdır. Bunda ailenin tek kızı olmasının payı büyüktür. Sevda annesinin tabiriyle sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışan, genç kızlığında yüzünde çıkan sivilceler yüzünden sürekli ağlayan ve üzülen, burnundaki kemiği ameliyatla aldıran bütün her şeye sahip olmasına rağmen hala üzgün olan bir kızdır. Kocasının iyi olması, çocuklarının sağlıklı, evi ve arabasının olması ve hiçbir hastalığının olmaması; buna rağmen Sevda’nın hala hayattan memnun olmaması annesini şaşkınlığa sevk etmektedir. Sevda Hayattan tat almamakta, sürekli yeni arayışlar içerisinde olan bir kadındır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul&#8217;a yerleştikten sonra üniversitede birlikte okuduğu arkadaşlarıyla görüşmeye başlar. Bu arkadaşları vesilesiyle kendisini gazete ve edebiyatçılardan oluşan aydın bir çevrenin içerisinde bulur. Aydınların kuracakları dernek çalışmalarına katılır. Boş vakti olduğu için onlarla sık sık bir araya gelir ve dernek çalışmalarında görev alır. Vakitlerini bu şekilde değerlendirirken yine bir arayış içerisinde bulunmaktan vazgeçmez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gün gördüğü bir erkekle evlilik hayali kurar. Başka bir gün başka bir erkekle yemek yediğini düşünür. Bu şekilde hayaller kurarken karşısına yazar olan hakkı Kotar çıkar. Hakkı Kotar’la sık görüşmeye başlar ve ikisi birbirlerinden hoşlanırlar. Hakkı Kotar’la birlikte olurlar. Artık Hakkı ile evlenme planları kurmaktadırlar. Kocası sürekli İzmit&#8217;e gidip geldiğinden Sevda rahat buluşmaktadır. Hakkı Kotar bir roman yazarıdır ve o da karısı ile mutsuz olduğunu söyler. Hakkı da eşinden ayrılacağını Sevda’ya söyler. Her ikisi de eşlerinden boşanıp evleneceklerdir. Lakin her şey düşünülmüşken Hakkı birden Ankara&#8217;da olan eşinin yanına gider ve bir daha Sevda’ya hiçbir haber göndermez. Sevda İstanbul&#8217;da onu sürekli arar. Evine mektuplar bırakır lakin Hakkı&#8217;ya ulaşması mümkün değildir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda bu tecrübeden sonra kendisini batan bir kayığa benzetir. Her gün yavaş yavaş su almakta ve kimsenin haberi olmadan sulara gömülüp gitmektedir. Bazen de aklı başında bir şekilde düşününce deniz kıyısında güzel bir evde oturduğunu, arabasıyla sürekli gezebildiğini, iki tane cıvıl cıvıl ve neşeli çocuğa sahip olduğunu ve bunların çoğu kişide olmadığını düşünerek küçümsenmeyecek bir mutluluğun içinde olduğunu da bilmektedir ve kendinden utanmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazarlar ve aydınlar çevresinde Sevda’nın karşısına yeni, saygın bir kişiliği olan roman yazarı Mehmet Meriç çıkmıştır. Mehmet Meriç eşinden ayrılmış Ferda adlı bir kadınla yeni bir evlilik yapmıştır. Ferda ile çocukları olmasına rağmen mutsuz bir hayat yaşamaktadırlar. Mehmet Meriç gözü sürekli dışarıda ve kadınlarda olan hovarda bir insandır. Kadınlara göre karizmatik ve çekici bir yanı da vardır. Bu yanını kullanarak kadınlarla beraber olmakta ve Ferda&#8217;yı aldatmaktır. Romanlarından elde ettiği iyi bir gelirle rahat bir yaşam sürmektedir.</span></p>
<p>[ad2]</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mehmet Meriç&#8217;in eşi Ferda ise doktorluk yapmaktadır. Kocasına bağlı iyi niyetli bir kadındır. Onun bu bağlılığına rağmen Mehmet Meriç sürekli onu aldatmaktan ve son olarak Sevda ile aşk yaşamaya başlamıştır. Sevda Mehmet Meriç ile evlenmeyi planlar. Mehmet Meriç ona karısından ayrılacağını söyleyerek söz verir. Buna inanan Sevda, kocası Arif&#8217;ten ayrılır. Arif bu ayrılığın üzerine Sevda&#8217;nın oturduğu evi ve eşyaları alır. Mehmet Meriç ile henüz evlenmeyen Sevda, mutsuz bir hayata adım atar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda&#8217;nın yakın arkadaşlarından olan Gülsüm ise Marx&#8217;ın düşünce ve öğretilerine inanan, bu sebepten kocası ile sık sık tartışan ve öğretmenlik yapan bir kadındır. Gülsüm öğretmenliğin bilincindedir ancak katıldığı bir boykot yürüyüşü sebebiyle İstanbul&#8217;un kenar mahallelerinden bir okula sürülür. Kocası Ekrem ise ciddi bir hastalığa yakalanmıştır. Gülsüm hem Ekrem’e bakmakta hem de birkaç dolmuş değiştirerek okula gitmektedir. Bu şekilde yaşamakta çok zorlanmaktadır. Okuldan bir öğretmen arkadaşının tesiriyle partilere ilgi duymaya başlar ve CHP&#8217;nin toplantılarına ve yürüyüşlerine katılır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda bu hayata daha fazla dayanamaz ve kahrından ölür. Çocuklar ile Arif yaşamaya devam ederler. Gülsüm ise bir otelde çay içerken Mehmet Meriç ile karşılaşır ve tanışırlar. Mehmet Meriç tuzağına düşürecek yeni bir kadın bulmuştur.</span></p>
<h2>ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda&#8217;nın mühendis olan Arif ile evlenip İstanbul&#8217;a yerleşmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arif&#8217;in iyi bir gelire sahip olması ve Sevda’ya ev, araba, istediği kadar parayı vermesi ancak Sevda&#8217;nın buna rağmen yine de mutsuz ve memnuniyetsiz bir kadın olması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda’nın sürekli yeni arayışlar içinde erkeklerle düşüp kalkma hayaliyle yaşaması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üniversiteden arkadaşları vesilesiyle yazar ve aydın bir çevre ile tanışması orada dernek faaliyetlerine katılması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkı Kotar isimli bir yazarla aşk yaşayıp birlikte olması ve eşlerinden boşanıp birbirlerine evlenme sözü vermeleri ancak Hakkı’nın bir gün ansızın Ankara&#8217;ya gitmesi ve bir daha hiç dönmemesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir süre sonra Sevda’nın Mehmet Meriç adlı hovarda bir yazarla tanışması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mehmet Meriç&#8217;in Sevda’yı eşinden boşanma vaadi ile kandırması ve Sevda’nın bu söz üzerine Arif&#8217;ten boşanması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mehmet Meriç&#8217;in Sevda ile evlenmemesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arif&#8217;in Sevda’nın elinden bütün malları ve çocukları alması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda&#8217;nın kahrımdan ölmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sevda’nın arkadaşı Gülsüm&#8217;ün öğretmenlik yaparken çeşitli sol gruplara meyledip kötü bir okula ve semte sürülmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kocası Ekrem&#8217;in hastalanması ve Gülsüm&#8217;ün bir gün bir otelde çay içerken Mehmet Meriç&#8217;in ağına düşmesi romanın ana vakasını oluşturan olay örgüsüdür. </span></p>
<h2>ROMAN ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</h2>
<p><b>Sevda:</b><span style="font-weight: 400;"> Ailesinin tek kızı olan Sevda varlıklı bir hayat sürmüş, bu yüzden şımarık ve alıngan bir yapıya sahiptir. Her istediği olan Sevda bir türlü tatmin olmamış ve sürekli yeni arayışlar içerisinde aklını ve ruhi dengesini kaybetmiştir. Kocasından, çocuklarından, oturduğu evden ve arabasından mutlu olmayan Sevda; çeşitli erkeklerle düşüp kalkmış ve onlar tarafından terk edilmiştir. Bu da Sevda’nın günden güne kahrolmasını sağlamıştır. Hiçbir zaman elindeki ile yetinmemiş, şükretmesini bilmemiştir. Bu yüzden genç yaşında hayatını kaybetmiştir. </span></p>
<p><b>Arif:</b><span style="font-weight: 400;"> Varlıklı bir aileden gelen Arif, kendisi de iyi bir mühendistir. Dönemin şartlarına göre iyi bir gelire sahiptir. İzmit&#8217;te çalıştığı için karısı tarafından aldatılan Arif, temiz kalpli, iyi niyetli bir adamdır. Karısının aşırılıklardan, doymazlığından ve memnuniyetsizliğinden şikâyetçidir. Lakin ona hiçbir zaman sıkıntı vermemiştir. Sevda&#8217;nın kendisinden ayrılması üzerine ondan arabayı, evi ve eşyaları almış; çocuklarla birlikte İzmit&#8217;e gitmiştir. </span></p>
<p><b>Hakkı Kotar:</b><span style="font-weight: 400;"> İstanbul&#8217;da çalışan bir yazardır. Ailesi ve karısı Ankara&#8217;da olduğu için İstanbul&#8217;da Sevda ile birlikte olup karısını aldatmış, daha sonra Sevda’yı da terk ederek ailesinin yanına gitmiştir. </span></p>
<p><b>Mehmet Meriç:</b><span style="font-weight: 400;"> İki defa evlilik yapmış ama hala gözü dışarıda ve kadınlarda olan bir yazardır. Romanları iyi sattığın için maddi bir kaygısı da yoktur. Yiyip içip gününü gün eden ve kadınlarla eğlenen Mehmet Meriç, Sevda ile tanışınca ona karısından ayrılmak vadi vererek, onu kocasından boşatmış ancak onunla evlenmemiştir. Mutsuz bir hayat yaşamış ve Sevda onun yüzünden ölmüştür. </span></p>
<p><b>Gülsüm:</b><span style="font-weight: 400;"> Sevda’nın arkadaşı olan Gülsüm, İstanbul&#8217;da öğretmenlik yapmaktadır. Sol gruplara ve Karl Marx düşüncesine  meylettiği için İstanbul&#8217;un kötü bir semtine sürülmüştür. Kocasının hastalığı ve okula gitmekte zorlandığından dolayı günleri kötü geçmektedir. Bir gün çay içerken bir kafede Mehmet Meriç ile tanışacak ve onun ağına düşecektir. </span></p>
<p><b>Ekrem:</b><span style="font-weight: 400;"> Gülsüm&#8217;ün kocası olan Ekrem ciddi bir hastalığa yakalanmış ve evde yatalak olarak kalmıştır. Gülsüm tarafından Mehmet Meriç ile aldatılmıştır. Karısının sol temayüllerine çok </span><b>kızmaktadır. </b></p>
<p><b>Mehmet Meriç’in Karısı Ferda:</b><span style="font-weight: 400;"> Doktorluk yapmakta olan, iyi niyetli ve temiz kalpli bir kadındır. Kocasına gayet bağlı ve bir çocuğu olmasına rağmen kocası tarafından aldatılmakta ve mutsuz bir hayat yaşamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanın diğer kahramanları; </span><b>Sevda’nın anne ve babası, Sevda’nın çocuklarıdır.</b></p>
<h2>YAZAR HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p><b>Afet Ilgaz (1937-) Yazar, Romancı. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale&#8217;de doğan yazar, Çapa Öğretmen Okulu ve Çapa Eğitim Enstitüsü’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Klasik Diller Bölümünde bir süre okuyan Afet Ilgaz yurdun çeşitli yerlerinde anaokulu öğretmenliği, yöneticiliği ve yayıncılık yaptı. Halen bir kitabevi işletmekte olan Ilgaz, başlangıçta benimsediği Sosyalist dünya görüşünü terk edip 1990&#8217;dan itibaren İslamcı bir çizgide yazmaya ve yaşamaya başlamıştır. Yeni Şafak ve Milli Gazete&#8217;de yazıları yayınlanan Ilgaz, 1990&#8217;da yayımladığı Ad, Semud, Medyen adlı romanıyla yeni görüşlerini anlatmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk yazılarını 1954&#8217;te Dünya gazetesinde yayımlayan yazar, daha sonra çeşitli dergilerde yazarlık yapmış, ilk öykülerini ise 1955&#8217;te Varlık, Türk Dili, Gelecek Yansıma, Sanat ve Toplum gibi dergilerde tefrika etmiştir. 1965&#8217;te Başörtülüler adlı hikâyesi ile Türk Dil Kurumu hikâye ödülünü ve 1973&#8217;te Yol adlı romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Romanı ve Romancısı Ödülü&#8217;nü almıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk evliliğinden iki erkek çocuğu olan Ilgaz, daha sonra Rıfat Ilgaz ile evlenmiş ve ika kız çocuğu olmuştur. </span></p>
<p><b>Afet Ilgaz Eserleri </b></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Öykü </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Eşiktekiler </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Ahmet Beylerin Bedriye </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">İtalya Notları </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Başörtülüler </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Toprak İnsanları </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Halk Hikâyeleri </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Çeribaşı Abdullah’la İdamlık İsmail </span></li>
</ul>
<p><b>Afet Ilgaz Romanları</b></p>
<ul>
<li><span style="font-weight: 400;">Aşamalar </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Ölü Bir Kadın Yazar </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Garip Bir Dava </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Bir Feministin Doğruya Yakın Portresi </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Sendika </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Ad Semud Medyen </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Yol </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Yolcu </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Menekşelendi Sular </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Çocuk Kitapları </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Annem, Annem </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Değişen Sevgililer </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Çocuklar Da Savaştı </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Karadayı </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Hak </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">Filiz Büyüyor </span></li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/asamalar-roman-ozeti-afer-ilgaz/">Aşamalar Roman Özeti (Afet Ilgaz)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/asamalar-roman-ozeti-afer-ilgaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrı Dağı Efsanesi Roman Özeti (Yaşar Kemal)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/agri-dagi-efsanesi-roman-ozeti-yasar-kemal/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/agri-dagi-efsanesi-roman-ozeti-yasar-kemal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Nov 2018 13:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=114418</guid>

					<description><![CDATA[<p>ROMAN HAKKINDA BİLGİ Yaşar Kemal&#8217;in kaleme almış olduğu Ağrı Dağı Efsanesi adlı romanı ilk defa 1970 yılında yayınlanmıştır. İçinde barındırdığı mitolojik ögeler ve halk edebiyatı motifleri ile aynı zamanda bir destan özelliği gösteren roman yayınlandığı günden itibaren her dönemde sürekli okunan eserler arasında yerini almıştır. Romanda dönemin örf ve adetleri siyasi yapısı bölgenin coğrafi özellikleri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/agri-dagi-efsanesi-roman-ozeti-yasar-kemal/">Ağrı Dağı Efsanesi Roman Özeti (Yaşar Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>ROMAN HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşar Kemal&#8217;in kaleme almış olduğu Ağrı Dağı Efsanesi adlı romanı ilk defa 1970 yılında yayınlanmıştır. İçinde barındırdığı mitolojik ögeler ve halk edebiyatı motifleri ile aynı zamanda bir destan özelliği gösteren roman yayınlandığı günden itibaren her dönemde sürekli okunan eserler arasında yerini almıştır. Romanda dönemin örf ve adetleri siyasi yapısı bölgenin coğrafi özellikleri ve insanların iç dünyasına ayna tutmuş ve bunlara karşı eleştiri niteliğinde göndermeler de yapmıştır. 1975 yılında Memduh Ün tarafından sinema filmi olarak da çekilen Ağrı Dağı Efsanesi Yaşar Kemal&#8217;in en çok okunan eserleri arasında yer almaktadır.</span></p>
<h2>ROMANIN KONUSU</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağrı Dağı&#8217;nın eteklerinde yaşayan Ahmet ile Beyazıt ilçesinin ağası Mahmut Han&#8217;ın kızı Gülbahar arasında yaşanan mücadele dolu aşk hikâyesi romanın konusunu oluşturmaktadır.</span></p>
<h2>ROMANIN ANA FİKRİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan sevdası ve gelenekleri uğrunda bazen canını hiçe sayarak büyük bir hayat mücadelesi verebilir. İnançları ve gelenekleri hiçe sayarak mücadelemize karşı çıkan insanlarla biz de mücadele etmeli ve haklı olduğumuz davada onları alt etmeliyiz. İnsan sevdiği kişinin uğrunda bütün fedakârlıkları katlanmalı ve ona kavuşmasını bilmelidir. </span></p>
<h2>ROMANIN ÖZETİ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağrı&#8217;nın Sorik köyünde yaşayan Ahmet, bir gün kapısının önünde bekleyen bir at görür. Atın dizginleri sırma işlemeli, eyeri gümüş, eyerinin altındaki keçe ise güneş suretinde ve Hayat Ağacı işlenmiş bir şekildedir. Atı ilk gören Sofi, Ahmet&#8217;e kasabadan ünlü bir aşiret ya da zengin bir misafirin geldiğini düşünür. Ahmet ise olanlardan habersiz bir şekilde kaval çalmaktadır. Kavalın sesi kesilir ve Sofi, Ahmet&#8217;in misafirlerinin olmadığını öğrenir. At bir başına kapının önünde beklemektedir. Bu durumda Sofi, Ahmet&#8217;e Hak’tan bir armağan geldiğini söyler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce atı aşağıdaki yola bırakıp atın geri dönmesini beklerler. At geri dönerse ve bunu üç defa yaparsa at Ahmet&#8217;in olmalıydı. At her seferinde aşağı yoldan kapının önüne kadar gelir. Geleneklere göre bir kişinin kapısının önüne gelen at artık onun olmuştur. Ahmet bu ata sahip çıkar; hayatı pahasına da olsa vermeyi düşünmez. At Ahmet&#8217;in evinde altı ay boyunca bekler ve atın sahibine dair hiçbir haber alınamaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gün Beyazıt paşası Mahmut Han&#8217;ın adamları Ahmet&#8217;in evine gelir ve atı almaya geldiklerini söylerler. Ahmet bu atın kendisine yadigâr kaldığını, onu hiçbir şekilde onlara iade etmeyeceğini söyler. Bu cevabı duyan paşa gelenekten haberi olmasına rağmen bir dağ köyünde oturan Ahmet&#8217;in bu tavrı karşısında öfkeden deliye döner. Bu durumu çözmek için dostu olan Kürt beylerini saraya çağırır ve atı Ahmet&#8217;ten almalarını ister. Kürt beyleri Ahmet’in haklı olduğunu bilirler ama paşaya karşı ses çıkaramazlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahmet&#8217;e atı geri vermesi için bir elçi gönderirler ancak Ahmet bu elçiye aldırış etmez. Kürt beylerinden umduğunu bulamayan Mahmut Han, yanına Kürt beylerini ve askerlerini alarak tekrar Ahmet&#8217;in köyüne gider. Köyde yaşayan bir tek canlı bile yoktur. Bütün evleri ateşe vermiştir. Köyde sadece Sofi vardır. Sofi&#8217;nin ellerini bağlayıp boynuna lale geçirerek zindana atarlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arada paşa askerlerle birlikte beyleri de yanına alarak Ağrı Dağı&#8217;nın eteklerindeki köyleri dolaşırlar ancak o köylerde bomboştur. Kızgınlıktan deliye dönen ve sararıp solan Mahmut Paşa, umutsuz bir şekilde dağ köylerini arar; fakat hiçbir şey bulamaz. Durumun vahim olduğunu anlayan beyler, kendi aralarında anlaşıp paşaya Beyazıt&#8217;a geri dönmesini 3-4 ay içerisinde Ahmet&#8217;i ve köylüleri bulup ona teslim edeceklerini söylerler. Paşa çaresiz bu teklifi kabul eder ve saraya dönüp beklemeye başlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arada Sofi, zindanda yatmaktadır ve paşanın kızlarından olan Gülbahar, her gün gizli bir şekilde kendi elleriyle yaptığı yemekleri Sofiye götürmektedir. Sofi de Gülbahar&#8217;a kavalı ile Ağrı Dağı&#8217;nın Öfkesi ezgisini çalmaktadır. Daha sonraki günlerde paşa Ahmet&#8217;in, atın ve köylülerin Şemdinli&#8217;de olduğu haberini alır. Milan beyinin oğlu Musa Şemdinli&#8217;ye giderek Ahmet&#8217;le görüşür. Paşa&#8217;nın kendisi ile sadece tanışmak istediğini, köylülerin de artık köye geri dönmesi gerektiğini söyler. Sofi&#8217;nin de zindanda olduğunu öğrenen Ahmet, Musa Bey’in samimiyetine inanarak onunla birlikte saraya gider. Paşa bu teklifi ile hem Ahmet&#8217;i hem de Musa Bey’i kandırmış, ikisini de Sofi&#8217;nin yanında zindana attırmıştır. Kızı Gülbahar&#8217;a da artık Sofi’den uzak durmasını emretmiştir. Lakin Gülbahar Ahmet&#8217;in de Ağrı Dağı Öfkesi’ni çaldığını duyunca Ahmet&#8217;e karşı ince duygular beslemeye başlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zindancı Başı Memo ise Gülbahar&#8217;a sevdalıdır. Gülbahar Memo&#8217;ya tüm kıymetli eşyalarının bulunduğu keseyi uzatarak onu Ahmet&#8217;le görüştürmesini ister. Bu teklifi duyan Memo yıkılır ancak keseyi almadan zindanın anahtarlarını Gülbahar&#8217;a uzatır. Gülbahar ile Ahmet zindanın kulesinde sabaha kadar el ele sohbet ederler. Bu buluşmalar birkaç gün boyunca devam eder. Paşa ise Ahmet&#8217;e ve köylülere atı getirmezlerse hepsinin başının vurulacağını söylemiştir. Ne yapacağını ve bir çıkmazın içinde bulunduğunu fark eden Gülbahar, bu durumdan kurtulmak için kardeşi Yusuf&#8217;a gider. Yusuf Gülbahar&#8217;ı dinleyince çok korkar ve bu sevdadan vazgeçmesini ister. Gülbahar&#8217;ın teklifini Yusuf kabul etmeyince Gülbahar son çare olarak Demirci Hüso’ya gider. Demirci Hüso onu kervan şeyhine göndererek kervan şeyhi mührünü Hüso’ya verir ve atı getirmesini söyler. Hüso daha dağlara giderek atı geri getirir. Bu mutlu haberi alan Gülbahar ve Ahmet artık kavuşacaklarını düşünmektedirler lakin sevinçleri kursaklarında kalır. Paşa gelen atın kendisine ait olmadığını söyleyerek onları idam ettirme kararını uygulayacağını açıklar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar yine Memo’ya başvurur. Memo&#8217;nun yanına giderek Ahmet&#8217;i, Musa&#8217;yı ve Sofi’yi serbest bırakması karşılığında onun her istediğini yapacağını söyler. Ne Musa Gülbahar&#8217;a sevdalı olduğu için saçından birkaç tel vermesi karşılığında onların hepsini serbest bırakır. Sabah olup cellatlar tutsakları asmaya geldiğinde, Memo tutsakları serbest bıraktığını söyler ve kendini kale burçlarında aşağı atarak öldürür. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu olaylardan Gülbahar&#8217;ın kardeşi Yusuf da çok korkmuştur. Babasına her şeyi tek tek anlatır. Paşa&#8217;da aldığı bu haberler üzerine kızı Gülbahar&#8217;ı zindana attırır. Bu haber tüm Ağrı Dağı ahalisince duyulur. Ağrı, Erzurum, Van, Erzincan ve Kars&#8217;taki tüm halk, sessiz bir şekilde saraya doğru yürüyerek Gülbahar&#8217;ı zindandan çıkarırlar. Ahmet ile Gülbahar ahali tarafından Hoşap Kalesi Beyi’ne götürülür. Hoşap Beyi kendisine edilen bu emanetleri hiçbir şekilde paşaya vermeyecek ve gelenekleri uyacaktır. Akşam olunca Ahmet ile Gül Bahar&#8217;ı aynı yatağa yatırır ancak aralarında bir kılıç koyar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar ile Ahmet günlerce Hoşap Kalesi birinin evinde kalır. Çaresiz kalan paşa en sonunda Ahmet’i bir sınavdan geçirmeye karar verir. Şimdiye kadar kimsenin çıkamadığı Ağrı Dağı&#8217;nın tepesine çıkmasını ve orada bir ateş yakmasını söyler. Gülbahar&#8217;a kavuşmak için bu teklifi kabul eden Ahmet akşama kadar Ağrı Dağı&#8217;nın tepesine çıkar ve ateşi yakar bütün ahali bu olayı izler ve ateşin yandığını görür. Gülbahar ile Ahmet sonunda kavuşmuştur. Birlikte Küp Gölü’nün üzerindeki meraya kadar at üzerinde giderler ancak yolda giderken de mağaraya ulaştıklarında hiçbir söz etmezler. Gülbahar artık daha fazla dayanamaz ve ne olduğunu öğrenmek ister. Ahmet ise Memo&#8217;nun onları neyin karşılığında serbest bıraktığını Gülbahar&#8217;a sorar. Gülbahar Memo&#8217;ya ne isterse vereceğini söylediğini ancak Memo&#8217;nun hiçbir şey istemediğini söyler. Buna inanmayan Ahmet kendisini Küp Gölü sularına bırakarak kayıplara karışır.</span></p>
<h2>ROMANIN OLAY ÖRGÜSÜ</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorik köyünde yaşayan Ahmet&#8217;in, kapısında bir gün bir at belirmesi ve geleneklere göre bu ata Ahmet&#8217;in sahip çıkması ve kimseye vermemesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu atın Beyazıt Paşası Mahmut Han&#8217;a ait olduğunun anlaşılması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahmut Han’ın Kürt beylerini toplayarak Ahmet&#8217;ten atı istetmesi ancak Ahmet&#8217;in atı onlara vermemesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahmut Han’ın Ağrı Dağı eteklerindeki köyleri dolaşması ve evleri ateşe vermesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köylülerin Şemdinli’ye kaçması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahmut Hanım köylüleri ve Ahmet&#8217;i kandırarak sadece görüşmek istediğini ve bu yüzden Ağrı&#8217;ya dönmeleri gerektiğini söylemesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köyde tek kalan kişi olan Sofi&#8217;nin Mahmut Paşa tarafından zindana atılması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağrı’ya dönen Ahmet&#8217;in de zindana atılması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahmut Paşa&#8217;nın kızı Gülbahar&#8217;ın Ahmet&#8217;e âşık olması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar&#8217;ın kendisini seven zindancı Memo’yu kandırarak Ahmet&#8217;le günlerce buluşması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahmet&#8217;e kavuşmak için Gülbahar&#8217;ın kardeşi Yusuf&#8217;a gitmesi ancak Yusuf&#8217;un babasından korktuğu için bu işe karışmaması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar&#8217;ın daha sonra Hüso&#8217;ya başvurması ve Hüso’nun atı getirmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paşa&#8217;nın atın kendisine ait olmadığını söylemesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar&#8217;ın zindancı Memo vasıtasıyla Ahmet&#8217;i serbest bıraktırması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ahmet&#8217;in zindandan kaçıp Hoşap Kalesi beyine sığınması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar&#8217;ın ise babası tarafından zindana atılması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu olay üzerine çevre şehirlerin de ahalisinin toplanıp saraya yürümesi ve Gülbahar’ı zindandan çıkarması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Paşanın çaresiz kalıp Ahmet&#8217;e Gülbahar&#8217;a kavuşması için bir şart koşması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu şartı kabul eden Ahmet&#8217;in Ağrı Dağı&#8217;nın tepesine çıkıp orada ateş yakması ve paşanın şartını yerine getirmesi </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar ile Ahmet&#8217;in kavuşması ancak Ahmet&#8217;in niçin zindandan çıkarıldığını anlayamaması </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülbahar&#8217;ın neyin karşılığında onu zindandan çıkarttığını sorması ve kafasında şimşekler çakarak kendisini Küp Gölü sularına bırakarak hayatına son vermesi romanının ana vakasını oluşturan olaylar örgüsüdür.</span></p>
<h2>ROMAN KAHRAMANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</h2>
<p><b>Ahmet:</b><span style="font-weight: 400;"> Ağrı Dağı eteklerinde Sorik köyünde yaşayan bir gençtir. Kapısının önünde bir at bulmasıyla geleneklere uyarak bu atı vermeyen Ahmet, atın sahibi olan paşa aile çok mücadele etmiş ve paşanın kızını sevmiştir. Hem geleneklerini korumak hem de sevdiği kıza kavuşmak için çok mücadele etmiş, paşanın öne sürdüğü, istediğini şartları yerine getirmiş ve en sonunda mücadelesinde başarılı olmuştur ancak Gülbahar&#8217;ın onu hapisten çıkarmak için ne yaptığını düşünerek kendi hayatına son vermiştir. Düzgün karakterli ve romanda mücadele edip kazanan karakteri canlandırmıştır. </span></p>
<p><b>Gülbahar:</b><span style="font-weight: 400;"> Beyazıt Paşası Mahmut Han&#8217;ın kızı olan Gülbahar romanın ana karakterlerinden olup Ahmet&#8217;e âşık olmuş bir kızdır. Ahmet&#8217;e kavuşmak için her türlü mücadeleyi vermiş babasını bile karşısına almış ve birçok kişi ile işbirliği yapmıştır. Sevdiği kişiye kavuşmuş ancak kavuştuğu gün kaybetmiştir. Gözü pek kimseden korkmayan sevdası ve inancı için her türlü riski ve tehlikeyi göze alan bir genç kızdır. </span></p>
<p><b>Mahmut Han:</b><span style="font-weight: 400;"> Beyazıt ilçesinin paşası olan Mahmut Han atının gitmesinden dolayı Ahmet&#8217;ten atını istemiş ancak alamamıştır. Bunun için geleneklere karşı çıkıp çok mücadele etmiş ancak Ahmet&#8217;in ve kızı Gülbahar&#8217;ın direnci karşısında daha fazla duramamıştır. Bu yüzden kızını Ahmet&#8217;e vermeyi kabul etmiştir. Romanda</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Güçlü olan lakin küçük insanların hakkını yiyen ve onları hor gören bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. </span></p>
<p><b>Hoşap Kalesi&#8217;nin Beyi:</b><span style="font-weight: 400;"> İnsanlara değer veren ve inanç ve gelenekler uğrunda kimseden korkmayan bir adamdır. Ahmet&#8217;in ona sığınmasına karşın onu hiç kimseye vermemiş. Gülbahar ile Ahmet&#8217;i günlerce evinde korumuştur. </span></p>
<p><b>Sofi:</b><span style="font-weight: 400;"> Kendi halinde yalnız yaşayan, kaval çalan bir çobandır. En yakın arkadaşı Ahmet yüzünden zindana atılmış, iyi kalpli doğru ve dürüst bir insandır. </span></p>
<p><b>Yusuf Gülbahar&#8217;ın Kardeşi Yusuf:</b><span style="font-weight: 400;"> Babasından çok korkmaktadır. Kız kardeşi için gerekli fedakârlığı yapmayan, babasının haksız yere olan kavgasından tarafta yer almıştır. </span></p>
<p><b>Hüso:</b><span style="font-weight: 400;"> Gülbahar&#8217;ın Ahmet&#8217;e kavuşması için ona yardım etmiş ve Ahmet&#8217;e ait olduğunu düşündükleri atı paşaya getirmiştir. Zindancı </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Memo: Gülbahar&#8217;a yürekten sevdalı olan Memo onun için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırdır. Lakin sevdasını içinden yaşamaktadır. Gülbahar&#8217;a bir türlü açılmamıştır. Bu yüzden bir gün kale surlarından kendini atarak canına kıymıştır.</span></p>
<h2>YAZAR HAKKINDA BİLGİ</h2>
<p><b>Yaşar Kemal (1923 – 2015) Romancı, senarist, öykü yazarı.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çukurova da doğan yazar çocukluk döneminde Diyarbakır, Urfa daha sonra da İslâhiye’de kalmıştır. Yaşar Kemal öğrencilik dönemlerinde ırgat kâtipliği, memurluk, kontrolörlük ve vekil öğretmenlik gibi birçok işte çalışmış; hayatın zorluklarıyla pişmiş bir yazardır. Küçük yaşlardan beri edebiyatla ilgilenmeye başlamış, ilkokulda ilk şiirini yazmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk edebiyatının en velut ve tanınan yazarlarından birisi olan Yaşar Kemal, edebiyat hayatına Türk Sözü gazetesinde başlamıştır. Onu edebiyat hayatında tanıtan ilk eseri Sarı Sıcak’tır Daha sonra İnce Mehmet roman serisi ile bütün Türk ve dünya edebiyatına adını duyurmuştur. İnce Mehmed&#8217;i 8 yılda yazmıştır. Sömürülen halka, ezilen insanlara destek olmak için romanlarını yazdığını belirtir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlarında yüksek zümreden olan kişiler değil hep halk kahramanları yer almıştır. Türk ve dünya edebiyat çevreleri tarafından yüzlerce ödül almış, ancak Nobel Edebiyat ödülünü alamamıştır. 2011&#8217;de Fransa&#8217;da Lecon de Hannover ödülüne layık görülmüş, Türkiye&#8217;de de 2008 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü almıştır. </span></p>
<p><b>Yaşar Kemal Hikâyeleri</b></p>
<ul>
<li>Sarı Sıcak</li>
<li>Bütün Hikâyeleri</li>
</ul>
<p><b>Yaşar Kemal Ağıtları</b></p>
<ul>
<li>Taş Çatlasa</li>
<li>Binbir Çiçekli Bahçe</li>
</ul>
<p><b>Yaşar Kemal Şiirleri</b></p>
<ul>
<li>Bugünlere Bahar İndi</li>
</ul>
<p><b>Romanlar</b></p>
<ul>
<li>İnce Mehmet 1-2-3-4</li>
<li>Akçasazın Ağaları 1-2</li>
<li>Deniz Küstü</li>
<li>Teneke</li>
<li>Yılanı Öldürseler</li>
<li><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yer-demir-gok-bakir-romaninin-ozeti/">Yer Demir Gök Bakır</a></li>
<li>Fırat Suyu Kan Ağlıyor Baksana</li>
<li>Yağmurcuk Kuşu</li>
<li>Tek Kanatlı Bir Kuş</li>
</ul>
<p><b>Destansı Romanları</b></p>
<ul>
<li>Ağrı Dağı Efsanesi</li>
<li>Binboğalar Efsanesi</li>
<li>Üç Anadolu Efsanesi</li>
<li>Çakırcalı Efe</li>
</ul>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/agri-dagi-efsanesi-roman-ozeti-yasar-kemal/">Ağrı Dağı Efsanesi Roman Özeti (Yaşar Kemal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/agri-dagi-efsanesi-roman-ozeti-yasar-kemal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
