<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Okulda Şiddet yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Nov 2010 07:15:33 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: ali		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-103942</link>

		<dc:creator><![CDATA[ali]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2010 07:15:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-103942</guid>

					<description><![CDATA[Konu ile ilgili hassasiyetinizden dolayı tüm emeği geçenlere teşekkürü borç biliyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konu ile ilgili hassasiyetinizden dolayı tüm emeği geçenlere teşekkürü borç biliyorum.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Mustafa ÖZKARA		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-76978</link>

		<dc:creator><![CDATA[Mustafa ÖZKARA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 13:41:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-76978</guid>

					<description><![CDATA[Çok güzel bir kaynak; emeği geçen dostlara teşekkürü borç biliriz. 
Selam ile...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok güzel bir kaynak; emeği geçen dostlara teşekkürü borç biliriz.<br />
Selam ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Orkun Kutlu		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-53268</link>

		<dc:creator><![CDATA[Orkun Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 20:48:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-53268</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Bey,

Ağelimizde oluşan bir sorun nedeniyle, yazı silinmiş. Sorunu bildirmeniz üzerine yazıyı yeniden düzenledim. Şu anda yazımızı okuyabilirsiniz.

Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.

Esen kalın...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Bey,</p>
<p>Ağelimizde oluşan bir sorun nedeniyle, yazı silinmiş. Sorunu bildirmeniz üzerine yazıyı yeniden düzenledim. Şu anda yazımızı okuyabilirsiniz.</p>
<p>Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.</p>
<p>Esen kalın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Hasan		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-53056</link>

		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 21:23:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-53056</guid>

					<description><![CDATA[Yazınızı değil, yorumları okuyabiliyoruz. Yorumlar elbette önemli, ancak yazınızın da okunabilmesi gerekmez mi?
İyi çalışmalar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazınızı değil, yorumları okuyabiliyoruz. Yorumlar elbette önemli, ancak yazınızın da okunabilmesi gerekmez mi?<br />
İyi çalışmalar.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Eda		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-48414</link>

		<dc:creator><![CDATA[Eda]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2008 16:46:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-48414</guid>

					<description><![CDATA[Ben öncelikle bütün yorumlara katılıyorum ve biraz daha bir şeyler eklemek istiyorum bu eğitimin halâ içinde olduğum için. Devlet okullarındaki eğitimin nasıl olduğu hakkında bir bilginiz var mı acaba. Disiplin diye &quot;saça&quot; takarlar ama saç sadece at kuyruğu yapılmış yani topludur sorun neden örülmemiş. Göz korkutmak için de disipline yollayacağız derler. Tabi biz de yeriz sanki. Disiplin olsun diye kendini bir şey zanneden bazı öğretmenler altın top küpeye bile karışır.

Bizim okuldaki öğretmenlerimizin her biri sanki hiç öğrenci olmamış gibi yanlış yapmayan bir kişiyi sadece saçı yüzünden üzmek zorunda mısın ve saçı dağınık, boyalı vs. olsa hadi neyse... Eğitim-Öğretim buysa bütün okullardaki biz neden okula gidiyoruz. Kim ister böyle okula gitmek. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama bu öğretmenler anlamıyor...

Ömer Çelebi ağbeyimizin derdi sanırım şimdiki müfredat ve disiplin kuralları. Ben de onlardan şikayetçiyim ama bu sorunlar bence daha fecii durumda böyle komik şeyleri ilk defa gördüm. 8. sınıfta ondan önce yoktu her şey öğretmende başlayıp bitiyor! Hakaret ederler, ağıza alınmayacak sözler söylerler öğrencilere okulda renkli taç taktı (üstünde de kurdalesi var [küçücük]diye)&quot; -Hayrola yeni doğum mu yaptın?&quot; diye espiri yapmaya çalışan öğretmenler bir de her şey sizin için demiyorlar mı çok vahim bu Eğitim-Öğretim...

Ağlamalık halde bence... Bir an önce öğretmen olsam da onlar gibi yapmasam, öğrencilerime kötü örnek olmasam!

Eda Ergün/Kocaeli Yaş=14]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben öncelikle bütün yorumlara katılıyorum ve biraz daha bir şeyler eklemek istiyorum bu eğitimin halâ içinde olduğum için. Devlet okullarındaki eğitimin nasıl olduğu hakkında bir bilginiz var mı acaba. Disiplin diye &#8220;saça&#8221; takarlar ama saç sadece at kuyruğu yapılmış yani topludur sorun neden örülmemiş. Göz korkutmak için de disipline yollayacağız derler. Tabi biz de yeriz sanki. Disiplin olsun diye kendini bir şey zanneden bazı öğretmenler altın top küpeye bile karışır.</p>
<p>Bizim okuldaki öğretmenlerimizin her biri sanki hiç öğrenci olmamış gibi yanlış yapmayan bir kişiyi sadece saçı yüzünden üzmek zorunda mısın ve saçı dağınık, boyalı vs. olsa hadi neyse&#8230; Eğitim-Öğretim buysa bütün okullardaki biz neden okula gidiyoruz. Kim ister böyle okula gitmek. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ama bu öğretmenler anlamıyor&#8230;</p>
<p>Ömer Çelebi ağbeyimizin derdi sanırım şimdiki müfredat ve disiplin kuralları. Ben de onlardan şikayetçiyim ama bu sorunlar bence daha fecii durumda böyle komik şeyleri ilk defa gördüm. 8. sınıfta ondan önce yoktu her şey öğretmende başlayıp bitiyor! Hakaret ederler, ağıza alınmayacak sözler söylerler öğrencilere okulda renkli taç taktı (üstünde de kurdalesi var [küçücük]diye)&#8221; -Hayrola yeni doğum mu yaptın?&#8221; diye espiri yapmaya çalışan öğretmenler bir de her şey sizin için demiyorlar mı çok vahim bu Eğitim-Öğretim&#8230;</p>
<p>Ağlamalık halde bence&#8230; Bir an önce öğretmen olsam da onlar gibi yapmasam, öğrencilerime kötü örnek olmasam!</p>
<p>Eda Ergün/Kocaeli Yaş=14</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: rabia		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-45903</link>

		<dc:creator><![CDATA[rabia]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2008 09:02:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-45903</guid>

					<description><![CDATA[Uzun bir yorum yapmak istemem ama gerçekten tüm okuyucular yani yorum yazanlar sonuna kadar haklı. Şiddet en önemli sorunlarımızdan biri. Üstelik okul çocuklarına şiddet.

Aileler çocuklara sevgi ve saygıyı aşılamalı. Bu olmazsa öğretmenlerin yapabilecekleri çok az. Ama sevgiyi ve saygıyı çocuklarına aşılammış bir aile suçlanamaz. Öğretmenlerin de yüzü asık değil, güleryüzlü ve sevecen olmaları gerekir.

Bu konuya da değinmek istiyorum. Sanırım sitenin yazarı Yavuz Tanyeri. Böyle konuları hepimize böyle muhteşem bir site vasıtasıyla aktardığı için çok teşekkürler. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir yorum yapmak istemem ama gerçekten tüm okuyucular yani yorum yazanlar sonuna kadar haklı. Şiddet en önemli sorunlarımızdan biri. Üstelik okul çocuklarına şiddet.</p>
<p>Aileler çocuklara sevgi ve saygıyı aşılamalı. Bu olmazsa öğretmenlerin yapabilecekleri çok az. Ama sevgiyi ve saygıyı çocuklarına aşılammış bir aile suçlanamaz. Öğretmenlerin de yüzü asık değil, güleryüzlü ve sevecen olmaları gerekir.</p>
<p>Bu konuya da değinmek istiyorum. Sanırım sitenin yazarı Yavuz Tanyeri. Böyle konuları hepimize böyle muhteşem bir site vasıtasıyla aktardığı için çok teşekkürler. </p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ömer Çelebi		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-45795</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ömer Çelebi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Dec 2008 00:32:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-45795</guid>

					<description><![CDATA[Önceki yazım biraz sert olmuş galiba. Şimdi size bunun nedenini anlatayım. Mevcut Milli Eğitim Politikalarımıza neden bu kadar kızgın olduğumu sanırım anlayacaksınız. (Aslında ülkemizin karşı karşıya bırakıldığı felaketi algılayınca kızgın kelimesi çok hafif kalmaktadır ya neyse...) 

Bir tarihte, Milli Eğitim Bakanlığına bir mail göndererek bazı yapıcı eleştirilerde bulunmuştum. (Ben bazen Emniyet Müdürlüğüne, bazen Milli Eğitime, hatta Diyanet işleri Başkanlığına filan da eleştiri yazdığım olur.)
Özellikle de disiplin kurullarındaki okuldan uzaklaştırma cezalarının yanlış olduğunu, bindiğimiz dalı kesmek gibi çok hatalı bir uygulama olduğunu, bundan derhal vazgeçilerek daha çağdaş yöntemlerle öğrencilerimizi kazanmaya çalışmanın hedeflenmesi gerektiğini düşündüğümü filan yazmıştım. 

Hiç beklemediğim halde bana bir cevap geldi. (Benim yazılarıma genellikle cevap gelmez.) Fakat cevabı okuyunca çok daha büyük bir dehşete kapıldım, inanın şok oldum. Keşke cevap gelmeseydi daha iyi olurdu sanırım.

Cevap şöyleydi:

1- Bu kuralları biz koymadık. Bizden önce de vardı.
2- Bu cezalar hem okullarımızın (veya toplumun) hem de öğrencilerimizin iyiliği içindir.

İşte buyurun siz yorumlayın. Cevaba bakın arkadaşlar, ne kadar politize olmuşlar, anlayın! Kırk yıl düşünsem bir bakanlık bürokratının böyle bir cevap vereceğini tahmin bile edemezdim. Adam, uygulama doğru mu, yanlış mı, buna bakmıyor bile, öncelikle &quot;bunu biz yapmadık, bizden önceki iktitarlar yaptı,&quot; diyor!.. Ben onların iktidarını eleştirdim sanıyor, böyle algılıyor adam.

Sonrada; &quot;bu kurallar herkesin iyiliği içindir,&quot; gibi basma kalıp, çocuk kandırmaca bir cevap. Neresi kimin için iyidir? Hangi açıdan? Hangi bilimsel çalışmaya dayanarak bunu söylüyorsunuz? Yok! Öyle tevatür etmiş, öyle öğrenmiş bu eğitimcilerimiz zahir...

İşte Milli Eğitim Bakanlığımızın cevabı böyle idi.
Hâlâ konusu açılınca tüylerim ürperiyor arkadaşlar.

Ülkemizin bir gün daha çağdaş, daha bilimsel eğitim ve öğretim metodlarına kavuşması dileğiyle.
Hepinize sevgiler.

Ömer Çelebi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki yazım biraz sert olmuş galiba. Şimdi size bunun nedenini anlatayım. Mevcut Milli Eğitim Politikalarımıza neden bu kadar kızgın olduğumu sanırım anlayacaksınız. (Aslında ülkemizin karşı karşıya bırakıldığı felaketi algılayınca kızgın kelimesi çok hafif kalmaktadır ya neyse&#8230;) </p>
<p>Bir tarihte, Milli Eğitim Bakanlığına bir mail göndererek bazı yapıcı eleştirilerde bulunmuştum. (Ben bazen Emniyet Müdürlüğüne, bazen Milli Eğitime, hatta Diyanet işleri Başkanlığına filan da eleştiri yazdığım olur.)<br />
Özellikle de disiplin kurullarındaki okuldan uzaklaştırma cezalarının yanlış olduğunu, bindiğimiz dalı kesmek gibi çok hatalı bir uygulama olduğunu, bundan derhal vazgeçilerek daha çağdaş yöntemlerle öğrencilerimizi kazanmaya çalışmanın hedeflenmesi gerektiğini düşündüğümü filan yazmıştım. </p>
<p>Hiç beklemediğim halde bana bir cevap geldi. (Benim yazılarıma genellikle cevap gelmez.) Fakat cevabı okuyunca çok daha büyük bir dehşete kapıldım, inanın şok oldum. Keşke cevap gelmeseydi daha iyi olurdu sanırım.</p>
<p>Cevap şöyleydi:</p>
<p>1- Bu kuralları biz koymadık. Bizden önce de vardı.<br />
2- Bu cezalar hem okullarımızın (veya toplumun) hem de öğrencilerimizin iyiliği içindir.</p>
<p>İşte buyurun siz yorumlayın. Cevaba bakın arkadaşlar, ne kadar politize olmuşlar, anlayın! Kırk yıl düşünsem bir bakanlık bürokratının böyle bir cevap vereceğini tahmin bile edemezdim. Adam, uygulama doğru mu, yanlış mı, buna bakmıyor bile, öncelikle &#8220;bunu biz yapmadık, bizden önceki iktitarlar yaptı,&#8221; diyor!.. Ben onların iktidarını eleştirdim sanıyor, böyle algılıyor adam.</p>
<p>Sonrada; &#8220;bu kurallar herkesin iyiliği içindir,&#8221; gibi basma kalıp, çocuk kandırmaca bir cevap. Neresi kimin için iyidir? Hangi açıdan? Hangi bilimsel çalışmaya dayanarak bunu söylüyorsunuz? Yok! Öyle tevatür etmiş, öyle öğrenmiş bu eğitimcilerimiz zahir&#8230;</p>
<p>İşte Milli Eğitim Bakanlığımızın cevabı böyle idi.<br />
Hâlâ konusu açılınca tüylerim ürperiyor arkadaşlar.</p>
<p>Ülkemizin bir gün daha çağdaş, daha bilimsel eğitim ve öğretim metodlarına kavuşması dileğiyle.<br />
Hepinize sevgiler.</p>
<p>Ömer Çelebi</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Orkun Kutlu		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-45572</link>

		<dc:creator><![CDATA[Orkun Kutlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 09:31:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-45572</guid>

					<description><![CDATA[Konuya duyarlı olan ve yorumuyla çözüme katkı sağlayan bütün okuyucularımıza teşekkür ederim.

Şiddet, artık bu toplumun kanayan yarası durumuna geldi. Yalnızca okullarda ve eğitimde değil; aile içinde ve türlü tabakalardaki türlü ilişkiler içinde şiddetin etkileri her geçen gün artıyor. Bu etkiyi en aza indirebilmek için ciddi anlamda bir şeylerin yapılmıyor olması da, bu konuya duyarlı olanları çok üzüyor.

Şiddetin önlenmesinde ailenin önemi büyüktür. Sonuçta ilk okulumuz ailemiz; ilk öğretmenlerimiz de anne ve babamızdır. Gençlerin şiddete meyilli olması, aile ortamında biçimlendirdiği kişiliği ile büyük ölçüde paralellik gösterir. Eğer çocuğun babası, çocuğu bir gün ödevini yapmadığı için onu tekme tokat dövmüşse, çocuk da okulda en ufak bir sorun için arkadaşına bu tepkiyi göstermekten çekinmeyecektir. Çünkü çocuğun bilincinde bu, &quot;doğal bir tepki&quot; olarak belirlenmiştir.

Ömer Çelebi ağabeyimin de belirttiği konu, gelecekte şiddetin ne boyutta olabileceğini tasavvur edebilmemiz açısından çok önemli bence. Toplumumuzda &quot;aile&quot; kavramının her geçen gün yara aldığından ve &quot;toplumsal değerlerin&quot; bozulduğundan yakınırız her zaman. Çoğu zaman geçmişteki insan ilişkilerini arar ve o günlere özlem duyarız. &quot;Ahh eskiden insanlar...&quot; diye başlayan yüzlerce cümle, dilimizde dolaşır durur. İşte bugüne göre daha nitelikli bir aile terbiyesi alan gençlerin bugün anne baba olduklarını ve bu kişilerin çoğunun bugün &quot;sorumsuz&quot; tutumlar içerisinde olduğunu düşününce; bir hanımefendiye / beyefendiye yakışmayacak tutumlara sahip olarak yetişen gençliğin bundan 15 - 20 sene sonrasının anne-babaları olacağını düşününce toplumsal ilişkilerin ne kadar bozuk olacağını düşünmekten korkuyorum.

Elbette her şeyi aileden beklemek doğru olmaz. Mehmet Tanyeri hocamızın da dediği gibi, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin &quot;Yine mi okul?&quot; diyerek başladıkları bir günün, eğitim açısından pek de verimli olmayacağı açıktır. Ülkemizde bazı gerçeklikler görmezden gelinerek, çok nitelikli bir eğitim gerçekleştirilmek isteniyor. Böylece derslerden uzaklaşan gençlerin, artık okuldan bir beklentileri kalmıyor ve öğrenci bu boşluğunu fiziksel gücüyle kapatmaya çalışıyor. Çete kuruyor, bıçak taşıyor, tehdit mesajları yolluyor, okul kapısından çıkar çıkmaz sigarasını yakıyor, bir omuzu düşük geziyor... Anlayacağınız ne kendine ne de topluma bir yararı olmayan, derin bir boşluk içinde çırpınan bilinçsiz gençler çıkıyor ortaya.

Peki Milli Eğitim&#039;in bu konuda neler yapması gerekir? Bence öncelikle &quot;okul / sınıf disiplin kurallarını&quot;, bir &quot;hapishanedeki&quot; kurallardan farklı olarak oluşturmalıdır. Öğrencileri okula bağlayacak sevgi aşılanmalıdır. Sırf sınıf geçmek için okula gelip giden gençlerin bilinçlendirilmesi gerekir. Bunların yapılmasında da okullardaki &quot;rehberlik&quot; servislerine büyük iş düşüyor. Bireysel sorunların çözümünde; rehberlik servisi, aile, öğretmenler ve okul yönetiminin ortak çalışmaları ile yapıcı kararlar alınmalıdır diye düşünüyorum.

Esenlikle...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konuya duyarlı olan ve yorumuyla çözüme katkı sağlayan bütün okuyucularımıza teşekkür ederim.</p>
<p>Şiddet, artık bu toplumun kanayan yarası durumuna geldi. Yalnızca okullarda ve eğitimde değil; aile içinde ve türlü tabakalardaki türlü ilişkiler içinde şiddetin etkileri her geçen gün artıyor. Bu etkiyi en aza indirebilmek için ciddi anlamda bir şeylerin yapılmıyor olması da, bu konuya duyarlı olanları çok üzüyor.</p>
<p>Şiddetin önlenmesinde ailenin önemi büyüktür. Sonuçta ilk okulumuz ailemiz; ilk öğretmenlerimiz de anne ve babamızdır. Gençlerin şiddete meyilli olması, aile ortamında biçimlendirdiği kişiliği ile büyük ölçüde paralellik gösterir. Eğer çocuğun babası, çocuğu bir gün ödevini yapmadığı için onu tekme tokat dövmüşse, çocuk da okulda en ufak bir sorun için arkadaşına bu tepkiyi göstermekten çekinmeyecektir. Çünkü çocuğun bilincinde bu, &#8220;doğal bir tepki&#8221; olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Ömer Çelebi ağabeyimin de belirttiği konu, gelecekte şiddetin ne boyutta olabileceğini tasavvur edebilmemiz açısından çok önemli bence. Toplumumuzda &#8220;aile&#8221; kavramının her geçen gün yara aldığından ve &#8220;toplumsal değerlerin&#8221; bozulduğundan yakınırız her zaman. Çoğu zaman geçmişteki insan ilişkilerini arar ve o günlere özlem duyarız. &#8220;Ahh eskiden insanlar&#8230;&#8221; diye başlayan yüzlerce cümle, dilimizde dolaşır durur. İşte bugüne göre daha nitelikli bir aile terbiyesi alan gençlerin bugün anne baba olduklarını ve bu kişilerin çoğunun bugün &#8220;sorumsuz&#8221; tutumlar içerisinde olduğunu düşününce; bir hanımefendiye / beyefendiye yakışmayacak tutumlara sahip olarak yetişen gençliğin bundan 15 &#8211; 20 sene sonrasının anne-babaları olacağını düşününce toplumsal ilişkilerin ne kadar bozuk olacağını düşünmekten korkuyorum.</p>
<p>Elbette her şeyi aileden beklemek doğru olmaz. Mehmet Tanyeri hocamızın da dediği gibi, hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin &#8220;Yine mi okul?&#8221; diyerek başladıkları bir günün, eğitim açısından pek de verimli olmayacağı açıktır. Ülkemizde bazı gerçeklikler görmezden gelinerek, çok nitelikli bir eğitim gerçekleştirilmek isteniyor. Böylece derslerden uzaklaşan gençlerin, artık okuldan bir beklentileri kalmıyor ve öğrenci bu boşluğunu fiziksel gücüyle kapatmaya çalışıyor. Çete kuruyor, bıçak taşıyor, tehdit mesajları yolluyor, okul kapısından çıkar çıkmaz sigarasını yakıyor, bir omuzu düşük geziyor&#8230; Anlayacağınız ne kendine ne de topluma bir yararı olmayan, derin bir boşluk içinde çırpınan bilinçsiz gençler çıkıyor ortaya.</p>
<p>Peki Milli Eğitim&#8217;in bu konuda neler yapması gerekir? Bence öncelikle &#8220;okul / sınıf disiplin kurallarını&#8221;, bir &#8220;hapishanedeki&#8221; kurallardan farklı olarak oluşturmalıdır. Öğrencileri okula bağlayacak sevgi aşılanmalıdır. Sırf sınıf geçmek için okula gelip giden gençlerin bilinçlendirilmesi gerekir. Bunların yapılmasında da okullardaki &#8220;rehberlik&#8221; servislerine büyük iş düşüyor. Bireysel sorunların çözümünde; rehberlik servisi, aile, öğretmenler ve okul yönetiminin ortak çalışmaları ile yapıcı kararlar alınmalıdır diye düşünüyorum.</p>
<p>Esenlikle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ömer Çelebi		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-45545</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ömer Çelebi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2008 20:49:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-45545</guid>

					<description><![CDATA[Özellikle üzerinde çok büyük oyunlar oynanan ülkemizin geleceği demek olan eğitim sorunu çok dikkatli olunması gereken bir sorundur. Öncelikle eğitim sorunlarımızla ilgili bu yazıyı kaleme alanları kutluyorum. Fakat birçok konuda doğru tespitler içermesine rağmen,  bence daha derin irdelenmesi gereken bir inceleme ve sunuş yazısı olmuş. Örneğin; eğitimde ailenin önemine vurgu yapılmış, fakat aile dediğiniz nedir, buna değinilmemiş. Bugünkü aileler otuz, kırk yıl önceki öğrenciler değil mi? Demek ki biz onları o yıllarda iyi eğitememişiz. Şimdi toplum olarak galiba bunun bedelini ödüyoruz. Ya şimdiki eğitimsel hatalarımız... Bir otuz yıl sonra da bunun bedelini ödeyeceğiz emin olun!.. Şimdiki durum çok daha vahimdir! Sokaklara bir bakın, gençlere bakın, Metropollerdeki uyumsuzluk sorunlarına bir bakın, kurallara uymamanın bir ayrıcalık olarak algılandığı kesimin yaptıklarına bakın, sonrada herhangi bir gazetenin birinci ve üçüncü sayfalarına bir göz atın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bunların hepsi eğitim sorunudur. Oysa bizim okullarımızda öğretim yapılmaktadır. Bilmem anlatabildim mi?.. 

Zaten bu gibi bazı resmi kurumlarımız son derecede politize olmuş ve millilikten uzak bir haldedir. Adı Milli olan Eğitim Bakanlığımız, Öğretim okullarında sadece öğretim faaliyetini yürütmektedirler. Bu uygulamanın eğitimle alakası bile yoktur! Eğitim bambaşka bir olgudur. Ama nedense Bakanlığımızın adı MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI olarak konmuştur. Okullarımızın adı ise &quot;ÖĞRETİM OKULU&quot; dur.

Sizce hangisi doğru? Hangisi milli?

Oğretim sistemimizdeki bir çarpıklıktan daha bahsedeyim size: Yıllardır öğrenci disiplin kurullarında verilen cezalardan biri de okuldan uzaklaştırma cezasıdır. Yani görevi eğitmek olan bir kurum, isterse öğrenciye eğitmeme cezası verebilmekte ve öğrenciyi eğitim sisteminin dışına atabilmetedir. İşte hatalı bakış açısı budur. İşte bindiğiniz dalı kesmek diye buna denir. Okuldan uzaklaştırılan çocuklar ne olur acaba? Bilen var mı? Ben söyleyeyim; Milli Eğitim Bakanlığımıza göre toplum için de diğer öğrenciler için de daha iyi olur. Yani kısaca; &quot;eğitemezsen at sokağa, kurtul&quot; politikası... &quot;Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir&quot; mantığı. İşte vahim bakış açısı budur. Daha bunun gibi o kadar yanlış uygulamalar var ki, anlatsam buraya sığmaz. Bu konuda bir kitap yazılabilir. 

Başlık da şöyle olabilir: &quot;Milli Eğitim Politikasızlığının Çöküşteki Etkisi.&quot;

Ancak bakış açısı önemli. İşin içindekilerin &quot;meslek körlüğü&quot; olarak bilinen bir durumda olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden feci hatalar yaptıklarının farkında bile değildirler. (Bakanlık yetkililerinden bahsediyorum.) Şu anda eğitmek yerine aşırı ders yükü altında ezilen, stresle erken tanışan, a-sosyal bir nesil yetiştirmeye çabalıyoruz diye düşünüyorum. Manzara bu. Hepsi matematik profesörü, hepsi fizik profesörü, hepsi biyoloji uzmanı, hepsi uzman tarihçi, hepsi ünlü bir yazar olacakmış gibi eğitiyoruz. (Oysa bilimsel olarak da bunların hepsinin bir insanda olması genelde olanaksızdır.) Fakat bu yüzden çoğunu kurallara uyma bilincinden yoksun ve a-sosyal birer toplum ferdi olarak yetiştiriyoruz diye düşünüyorum. Bir istatistik yapılsa acaba çocuklarımızın yüzde kaçı zaman bulup da sosyal faaliyetler içersinde bununabilmektedir, doğrusu çok merak ediyorum?

Daha sonra bu konuda yine yazmayı düşünüyorum. Şimdilik bu kadar. Herkese sevgiler.

Ömer Çelebi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle üzerinde çok büyük oyunlar oynanan ülkemizin geleceği demek olan eğitim sorunu çok dikkatli olunması gereken bir sorundur. Öncelikle eğitim sorunlarımızla ilgili bu yazıyı kaleme alanları kutluyorum. Fakat birçok konuda doğru tespitler içermesine rağmen,  bence daha derin irdelenmesi gereken bir inceleme ve sunuş yazısı olmuş. Örneğin; eğitimde ailenin önemine vurgu yapılmış, fakat aile dediğiniz nedir, buna değinilmemiş. Bugünkü aileler otuz, kırk yıl önceki öğrenciler değil mi? Demek ki biz onları o yıllarda iyi eğitememişiz. Şimdi toplum olarak galiba bunun bedelini ödüyoruz. Ya şimdiki eğitimsel hatalarımız&#8230; Bir otuz yıl sonra da bunun bedelini ödeyeceğiz emin olun!.. Şimdiki durum çok daha vahimdir! Sokaklara bir bakın, gençlere bakın, Metropollerdeki uyumsuzluk sorunlarına bir bakın, kurallara uymamanın bir ayrıcalık olarak algılandığı kesimin yaptıklarına bakın, sonrada herhangi bir gazetenin birinci ve üçüncü sayfalarına bir göz atın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bunların hepsi eğitim sorunudur. Oysa bizim okullarımızda öğretim yapılmaktadır. Bilmem anlatabildim mi?.. </p>
<p>Zaten bu gibi bazı resmi kurumlarımız son derecede politize olmuş ve millilikten uzak bir haldedir. Adı Milli olan Eğitim Bakanlığımız, Öğretim okullarında sadece öğretim faaliyetini yürütmektedirler. Bu uygulamanın eğitimle alakası bile yoktur! Eğitim bambaşka bir olgudur. Ama nedense Bakanlığımızın adı MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI olarak konmuştur. Okullarımızın adı ise &#8220;ÖĞRETİM OKULU&#8221; dur.</p>
<p>Sizce hangisi doğru? Hangisi milli?</p>
<p>Oğretim sistemimizdeki bir çarpıklıktan daha bahsedeyim size: Yıllardır öğrenci disiplin kurullarında verilen cezalardan biri de okuldan uzaklaştırma cezasıdır. Yani görevi eğitmek olan bir kurum, isterse öğrenciye eğitmeme cezası verebilmekte ve öğrenciyi eğitim sisteminin dışına atabilmetedir. İşte hatalı bakış açısı budur. İşte bindiğiniz dalı kesmek diye buna denir. Okuldan uzaklaştırılan çocuklar ne olur acaba? Bilen var mı? Ben söyleyeyim; Milli Eğitim Bakanlığımıza göre toplum için de diğer öğrenciler için de daha iyi olur. Yani kısaca; &#8220;eğitemezsen at sokağa, kurtul&#8221; politikası&#8230; &#8220;Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir&#8221; mantığı. İşte vahim bakış açısı budur. Daha bunun gibi o kadar yanlış uygulamalar var ki, anlatsam buraya sığmaz. Bu konuda bir kitap yazılabilir. </p>
<p>Başlık da şöyle olabilir: &#8220;Milli Eğitim Politikasızlığının Çöküşteki Etkisi.&#8221;</p>
<p>Ancak bakış açısı önemli. İşin içindekilerin &#8220;meslek körlüğü&#8221; olarak bilinen bir durumda olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden feci hatalar yaptıklarının farkında bile değildirler. (Bakanlık yetkililerinden bahsediyorum.) Şu anda eğitmek yerine aşırı ders yükü altında ezilen, stresle erken tanışan, a-sosyal bir nesil yetiştirmeye çabalıyoruz diye düşünüyorum. Manzara bu. Hepsi matematik profesörü, hepsi fizik profesörü, hepsi biyoloji uzmanı, hepsi uzman tarihçi, hepsi ünlü bir yazar olacakmış gibi eğitiyoruz. (Oysa bilimsel olarak da bunların hepsinin bir insanda olması genelde olanaksızdır.) Fakat bu yüzden çoğunu kurallara uyma bilincinden yoksun ve a-sosyal birer toplum ferdi olarak yetiştiriyoruz diye düşünüyorum. Bir istatistik yapılsa acaba çocuklarımızın yüzde kaçı zaman bulup da sosyal faaliyetler içersinde bununabilmektedir, doğrusu çok merak ediyorum?</p>
<p>Daha sonra bu konuda yine yazmayı düşünüyorum. Şimdilik bu kadar. Herkese sevgiler.</p>
<p>Ömer Çelebi</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Vahap		</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/okulda-siddet/comment-page-1/#comment-45313</link>

		<dc:creator><![CDATA[Vahap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2008 11:54:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=4283#comment-45313</guid>

					<description><![CDATA[Çok güzel bir yazı. Öncelik aile derim ben!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok güzel bir yazı. Öncelik aile derim ben!</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
