Pratik Edebiyat Bilgileri

Sagu-ağıt-mersiye konu yönüyle ortaktır. Mersiye ölçü yönünden farklıdır.

• Koşuk, sagu ve destan İslamiyet öncesi dönemde, dörtlükler biçiminde, hece ölçüsüyle ve genellikle yarım uyak kullanılarak söylenmiştir.

• Yapay destanlar, doğal destan sürecinden geçmeyen yazarı bilinen destanlardır.

Orhun (Göktürk) Yazıtları 8.yy. da Orhun Irmağı kıyısında dikilen, yazılı edebiyatımızın ilk ürünleridir.

Türkler’in bilinen en eski yazılı metinleri olan “Orhun Yazıtları”, Türk adları, Türk geleneği, atasözleri, en eski Türk inancı, ölüm ve yas gelenekleri, Türk devlet yapısı, Türk sosyal yapısı… gibi konularda bize önemli derecede kaynaklık etmektedir. Tarihin taşlarla edebileştiği ve devlet adamlarının yaş yaş, tek tek halkına hesap verdiği – seslendiği bir eser olan “Orhun Abideleri”, folklor açısından da bize en iyi kaynaklardan birisidir.

• Kutadgu Bilig, siyasetname olup, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan, didaktik özellikler taşıyan alegorik bir eserdir.

• Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet), Divan-ı Hikmet (Ahmet Yesevi) tasavvufî eserlerdir.

Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072 – 1074 yılları arasında oluşturulan Divan-u Lügati’t Türk, temel olarak büyük olasılıkla Türkler’in hakimiyeti altına girecek olan Araplar’a, Türkçe öğretme amaçlı olarak yazılmıştır. Temel olarak Türkçe – Arapça sözlük niteliğinde bir eserdir. Fakat folklore kaynaklık edeceği yerler de vardır. Sözcüklerin anlamlarının açıklandığı bölümlerde, sözcüğün cümle içerisinde kullanımını göstermek için şiirlerin, atasözlerinin… kullanılması, folklore kaynaklık etmektedir.

Dede Korkut Hikayeleri nedir , Oğuzların savaşlarını anlatan, destan devrinden halk hikayeciliğine geçişin ürünü olan, on iki hikayeden oluşan anonim ürünlerdir.

Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 13.yy. da yaşayıp insanlık sevgisini anlatan tasavvufçulardır.

• Risaletü’n-Nushiye (Yunus Emre), Divan-ı Kebir (Mevlana), Makalat (Hacı Bektaş-ı Veli) tasavvufu anlatan eserlerdir.

İlahi (nefes-deme), şathiye, nutuk, devriye tasavvuf şiirinin dörtlükle oluşan türleridir.

• Koşma, semai, varsağı, destan aşık edebiyatı ürünleridir. Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırlar. Koşma, işlediği konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt dörde ayrılır.

• Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal tasavvufu farklı yorumlayan kişilerdir.

• Karacaoğlan, Emrah, Aşık Veysel güzelleme; Dadaloğlu, Köroğlu koçaklama türünde eserler vermişlerdir.

• Seyranî (kişsel), Dertli (toplumsal) taşlama örnekleri vermişlerdir.

Mani, “aaxa” uyak düzeninde, 7’li hece ölçüsü ve tek dörtlük oluşu nedeniyle anonim edebiyatın en yaygın nazım biçimidir. Divan şiirindeki rubai ve tuyuğla ortak özelliklere sahiptir.

• Olağanüstülük, kahramanlarının soylu kişilerinden oluşması, abartılı anlatım destanla masalın ortak özellikleridir. Destan milli, masal çoğunlukla evrenseldir. Destan konusunu tarihi bir gerçekten alır, masal tamamıyla hayal ürünüdür.

• Eski Türk Edebiyatı’nın kaynakları şunlardır: Tarih (Kitaplar ve metinler), Edebiyat Tarihi (Kitaplar…), Nazire Mecmuaları (Özellikle 18.yy), Biyografik Eserler, Dergiler, Sözlükler, (Şuara) Tezkireler, Mesleh (Hattat Mevlevi), Şiir Mecmuaları, Bibliyografik Eserler, Ansiklopediler, Kataloglar

• Gazel 5-15, kaside 33-99 beyit ve “aa xa xa xa…” uyak düzeniyle, mesnevi ise beyit sayısında sınırlama olmaksızın “aa bb cc dd …” uyak düzeniyle yazılır.

• Şarkı ve tuyuğ Türk edebiyatına özgü nazım şekilleridir.

• Rubai, tuyuğ, murabba dörtlüklerle oluşturulan divan şiiri nazım türleridir.

Felsefî ve dinî konuların işlendiği “terkib-i bend” de vasıta beyiti devamlı değişir. “Terci-i bend”de vasıta beyiti aynı kalır.

Gazel ve kasidede ilk beyite matla, son beyite makta, şairin adının geçtiği beyite mahlas beyiti veya taç beyit denir.

• Dize sonlarındaki uyaktan başka şiirin ortasında da uyak bulunursa buna musammat gazel veya musammat kaside denir.

• Münacat, naat, h,c,v divan şiirinde şiirin konularına göre aldığı isimlerdir.

Divan edebiyatında şairler hakkında bilgi veren eserlere tezkire, halk edebiyatında cönk adı verilir.

• Mecalisi’n-Nafais (Ali Şir Nevai) ilk şairler tezkiresidir.

• Harname (Şeyhi), 15.yy.da yazılmış hiciv türünde bir mesnevidir.

• Şikayetname, Fuzuli’nin maaşını alamadığı için yazdığı mektup türündeki eseridir.

• Nefi, 17.yy.da hiciv örneği “Siham-ı Kaza”; nabi, aynı yüzyılda yazdığı, didaktik eser olan “Hayriyye” ile tanınır.

• Nedim ve Şeyh Galib hece ile de yazan divan şairleridir.

• Katip Çelebi “Cihannüma” (coğrafya), Keşfü’z-Zünun; Evliya Çelebi, Seyahatnme; Naima, “Naima Tarihi” adlı eserleri yazan Divan edebiyatının nesir ustalarıdır.

• Takvim-i Vakayi (ilk resmî gazete), Ceride-i Havadis (ilk yarı resmî gazete), Tercüman-ı Ahval (ilk özel gazete), Şair Evlenmesi-şinasi (İlk tiyatro), Telemak-Yusuf kamil Paşa (ilk çeviri roman ), Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat-Şemsettin Sami (ilk yerli roman), İntibah-Namık Kemal (ilk edebi roman), Cezmi-Namık Kemal (ilk tarihi roman), Araba Sevdası-Recaizade Mahmud Ekrem (ilk realist roman), Karabibik-Nabizade Nazım (köy konulu ilk eser), letaif-i Rivayet-Ahmet Mithat (ilk öykü), Eylül-Mehmet Rauf (ilk psikolojik roman), Mai ve Siyah-Halit Ziya Uşaklıgil ( Batılı anlamda ilk realist roman).

Tanzimat romanında yanlış batılılaşma ve cariyelik en yaygın konulardır.

• Tanzimat şiirinde divan şiiri biçimleri kullanılmış, içerik değişmiştir.

Namık Kemal hem tiyatro hem roman yazmış; ancak onu asıl tanıtan vatan temalı şiirleridir.

• Tahrib-i Harabat ve Takib, Namık Kemal’in Ziya Paşa için yazdığı eleştirilerdir.

• Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den Cimri, Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası gibi tiyatroları çevirmiştir.

• Ahmet Mithat Efendi’nin halka okuma zevkini aşılama düşüncesini Hüseyin Rahmi ve Halide Edep de sürdürmüştür.

• Edebiyatımızın ünlü sözlükleri; Divan-ü Lugati’t-Türk, Muhakemetü’l-Lugateyn, Lehçe-i Osman ve Kamus-ı Türkî’dir.

Tanzimat edebiyatı ikinci döneminde “sanat sanat için” anlayışına dönülerek, Servet-i Fünun edebiyatına hazırlık yapılır.

• R. Mahmut Ekrem “Güzel olan her şey şiire girebilir.” diyerek Muallim Naci ile kafiye tartışmasını başlatır.

• A. Hamit Tarhan, Namık Kemal’in tiyatro anlayışının tersini savunur. Tiyatro tekniği iyi olmadığı için yazdığı tiyatrolar sahnelenemez.

Edebiyatımızda ölüm temasıyla meşhur şairler; Abdülhak Hamit, Cahit Sıtkı, Yahya Kemal’dir.

Servet-i Fünuncular beyit anlayışını kırarak nazımı nesre yaklaştırırlar.

• Servet-i Fünun’da romanlar realizm ve natüralizmden; şiirler ise sembolizm ve parnasizmden etkilenir.

• Servet-i Fünun romanı, çevre olarak İstanbul’u, karakter olarak aydınları seçer.

Tevfik Fikret, sanatının ikinci döneminde sanatı toplumun hizmetine sunar, hece ölçüsüyle yazdığı şiir kitabının ismi Şermin’dir.

• “Sis”, Tevfik Fikret’in İstanbul’a hakaretlerle dolu şiiridir.

• Cenab Şahabettin, parnasizm ve sembolizmden etkilenmiş, bir şiirde birden çok aruz kalıbı kullanmıştır.

• H. Ziya Uşaklıgil, Balzac, Stendhal, flaubert gibi realist yazarlardan etkilenmiş; Batılı anlamda ilk realist roman Mai ve Siyah’ı yazmıştır.

• H. Ziya’nın anı türündeki eserleri Kırk Yıl, Saray ve Ötesi’dir.

• Hüseyin Cahit Yalçın, “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesiyle Servet-i Fünun dergisinin kapanmasına neden olmuştur.

• Sürgüne gönderilen başlıca sanatçılar; Namık Kemal, H. Cahit Yalçın, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, şair Eşref, Refik Halit Karay’dır.

• Süleyman Nazif ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu dil yönüyle -sırasıyla- Tanzimat ve Milli Edebiyata bağlıdırlar.

• Şık, Şıpsevdi, Mürebbiye, Metres, Kaynanam Nasıl Kudurdu Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarıdır.

• Ahmet Rasim, İstanbul’un günlük yaşantısını sade bir dille anlatan bağımsız yazarlardandır.

Fecr-i Ati, Servet-i Fünun’u eleştirmesine rağmen onun “Sanat kişiseldir.” anlayışını devam ettirmiştir.


Göktürk Yazısında Ünsüzler

Göktürk alfabesinde 30 tane ünsüz harf bulunmaktadır. Bu harflerin 20 tanesi “kalınlık – incelik” durumuna göre değişmektedir. Geriye kalan 10 harfin de, 5 tanesi bütün ünlülerle kullanılan harflerden; 5 tanesi ise çift ünsüzü karşılayan harflerden oluşmaktadır.

Kalınlık – incelik uyumuna göre değişen ünsüzlerin kullanımı, şu şekildedir: Göktürk alfabesinde ünsüzlerin kalınlık – incelik uyumu, günümüzdeki büyük ünlü uyumu ile bağlantılıdır. Eğer bir sözcüğün ilk hecesinde “kalın” bir ünlü var ise, yazıda o hecedeki ünsüzün “kalın” biçimi kullanılır. Eğer ilk hecedeki ünlü “ince” ise, o hecede kullanılan ünsüzün de “ince” biçimi kullanılır. Örneğin “budun” sözcüğü Göktürk yazısı ile “” biçiminde yazılmaktadır. Dikkat edilirse “budun” sözcüğünün ilk hecesinde “u” ünlüsü bulunmaktadır. “U” sesi kalın bir ünlü olduğu için, onunla aynı hecede bulunan “b” sesinin de “kalın” biçiminin () kullanılması gerekmektedir.

Uyumu başka bir örnek ile açıklayalım: “Tigin” sözcüğü Eski Türkçede “” biçiminde yazılmaktadır. Bu sözcüğün ilk hecesinde bir ince ünlü olan “i” ünlüsü bulunmaktadır. Bunun için o hecedeki “t” ünsüzünün de “ince” biçimi olan “” harfi kullanılmalıdır.

Şimdi Eski Türkçedeki ünsüzlerde görülen kalınlık – incelik uyumunu bir genelleme yaparak tanımlayalım: Eğer bir sözcüğün ilk hecesinde “kalın” ünlü (a, ı, o, u) varsa, o hecedeki ünsüz de “kalın“; eğer ilk hecede “ince” ünlü (e, i, ö, ü) varsa o hecedeki ünsüz de “ince” biçimiyle kullanılmalıdır. Elbette bu kural, yalnızca kalınlık – incelik uyumuna dahil olan 20 ünsüz için geçerlidir. Zira “m” sesini karşılayan “” harfinin kalın veya ince biçimi yoktur.

Bütün ünlülerle kullanılan ünsüzler, içinde “ç, m, p, ş, z” seslerinin bulunduğu herhangi bir sözcüğün içinde kullanılabilirler. Örneğin “ressam” anlamına gelen “bedizçi” sözcüğündeki “ç” sesini karşılayan “” harfi ve “z” sesini karşılayan “z” harfi, kendisinden sonraki ve önceki ünlünün kalın veya ince oluşundan bağımsız olarak “” biçiminde kullanılmaktadır. Aynı şekilde bugün “gümüş” biçiminde kullanılan “kümüş” sözcüğünün “” biçimindeki yazımında “m” sesini karşılayan “” harfi ile “ş” sesini karşılayan “” harfinin ünlülerin durumundan bağımsız olarak kullanıldıkları görülebilir.

Kalınlık – incelik uyumuna göre değişen ünsüzlerin ve bütün ünlülerle kullanılanların dışında, çift ünsüzden oluşan “[ny], “[ld - lt], “I[nç], “[nt] ve “[ng] harfleri bulunmaktadır. Bu harfler, içinde bu çift ünsüzlerden bulunan sözcüklerde kullanılırlar. Örneğin “erinç” sözcüğünü, sondaki “” sesini, “” harfiyle karşılayarak “ ” biçiminde yazabiliriz. Bu sözcüğü “” biçiminde de yazmayı düşünebiliriz; fakat burada “” sesi için “ ” ve “” harflerini kullanmak yerine, tek “” harfini kullanmak daha mantıklı ve kurallı olacaktır.

|» Göktürkçe ve Orhun Yazısı Sayfasına Dön! « |


6. Sınıf Yazılı Soruları – 12
(Testler – Sorular)

(Yanıtlar, soruların bitimindedir…)

1- “Geleceğinizin nasıl olmasını istiyorsanız ……………… öyle ………………” cümlesindeki boşlukları en uygun şekilde aşağıdakilerin hangisiyle tamamlayabiliriz?

A) çocukları – planlayınız
B) gençleri – eğitiniz
C) insanları – korkutun
D) doğayı – anlayın

 

 


2- Aşağıdaki kelimelerden hangisi Büyük Ünlü Uyumuna uymaz?

A) Ankaralı
B) İstanbullu
C) Malatyalı
D) İzmirli

 


6. Sınıf Yazılı Soruları – 7
(Testler – Sorular)

(Yanıtlar, soruların bitimindedir…)

1. Aşağıdaki kelimelerden hangisi büyük ünlü uyumu kuralına uymaktadır?

A) Defterler        B) Kitaplar      C) Kalemler      D) Tatil

 

 


2. Aşağıdaki eklerden hangisi, “odun” sözcüğünün anlamını değiştirir?

A) -lar        B) -cu        C) -dan        D) -a

 


Sayfalar: 1 2 »