Mankurt Nedir?

Türk dünyasının en büyük yazarlarından biri olan ve eserleri yüzlerce dile çevrilip milyonlarca kişi tarafından okunduğu hâlde hâlâ Nobel ödülü alamayan bir Kırgızistan Türkünün, yani Cengiz Aytmatov‘un 1980 yılında yazmış olduğu “Gün Uzar Yüzyıl Olur (Gün Olur Asra Bedel) adlı romanında yer verdiği bir Kırgız efsanesinde “mankurt sözcüğü ve “mankurtlaştırmak deyimi geçmektedir. Yirminci yüzyılın en büyük romancılarından biri olan Cengiz Aytmatov tarafından bütün dünya dillerine ve edebiyatına olduğu gibi dilimize ve edebiyatımıza da kazandırılan bu sözcük ve deyimin bir öyküsü vardır.

Bizde “Avarlar“, Avrupa’da ise “Juan-Juan” olarak bilinen ve Kırgızistan Türkleri’nin baş düşmanı olan acımasız bir topluluk vardır. 1 Bu topluluktaki insanlar, çevrelerindeki büyük küçük topluluklara, fırsat buldukları zaman saldırırlar, onların yerleşim yerlerini yakıp yıkarlar, insanları öldürdükten sonra çevrede ne varsa yağmalarlar ve bazı kişileri de tutsak ederlermiş. Tutsak ettikleri kişileri kendi bölgelerine götürüp incelerlermiş. Güçlü ve dayanıklı olanları 2, “mankurtlaştırmak” için ayırırlarmış. Geri kalan güçsüzleri ise başka yerlere satmaya çalışırlarmış. Satılanlar bir bakıma şanslı sayılırlarmış; çünkü onlar belki bir gün götürüldükleri yerlerden kaçıp yurtlarına dönebileceklerdir. Fakat geride kalanlar, mankurtlaştırılarak sonsuza dek köle olarak yaşayacaklardır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Bilgisayar Bağımlılığı

Bilgisayarın yaşantımıza girmesiyle birlikte kuşkusuz onun işlevleriyle birçok şey daha kolay hâle geldi. Özellikle devlet dairelerinde bilgisayarların kullanımıyla hem zamandan tasarruf ediliyor hem de bazı kayıtlar artık bilgisayar belleklerine kaydedilerek gereksiz kağıt israfı yapılmamış olunuyor. Devlet dairelerindeki kolaylıklar, toplumuzun yaşam biçimini de olumlu yönde etkiliyor. Her ne kadar gün geçtikçe gereksinimlerimiz artıyor ve buna bağlı olarak bilgisayar teknolojisinin imkânları zorlanmaya çalışılıyorsa da, bugün ÖSS kayıtlarının bile ağ ortamından yapılması, bilişim ortamındaki gelişmelerin yaşamımızı olumlu yönde etkilediğini tartışılmaz kılmaktadır.

Bilgisayarın yaşamımızı ne kadar kolaylaştırdığı tartışılmazken; bunun kişi bazındaki etkileri korkunç düzeydedir. Bilgisayarın gerçekten ucuzlaması ve artık televizyon gibi her eve girebilecek duruma gelmesi, gününü onunla geçiren insanların da artmasına neden olmuştur. Yaşamını “bilgisayar” temelinde biçimlendiren insanların artması da, toplumumuzda “bilgisayar bağımlılığı” diye bir hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Bilgisayara gerçekten gereğinden çok vakit ayıran biri olarak, toplum içerisinde bilgisayara bağımlı insanların arttığını rahatlıkla görebiliyorum. “Hakkımda” adlı yazımda belirttiğim biçimde, yaşamını benim gibi “bilgisayar öncesi” ve “bilgisayar sonrası” olarak ayıran binlerce insana rastlamak günümüzde mümkün. Fakat bilgisayara çok vakit ayıran veya internete çok sık bağlanan insanların hepsini “bilgisayar bağımlısı” olarak nitelendirmek bence doğru değildir. Bilgisayar kullanımının “bağımlılık” olarak görülebilmesi için; tıpkı “uyuşturucu” ve “sigara“da olduğu gibi “yaşamını onsuz idare ettirememe” düşüncesinin kişide yerleşmiş olması gerekmektedir. Kişi bilgisayarsız ortamlarda kendini mutsuz hissediyorsa, başka şeylerle meşgulken bile bilgisayarı düşünüyorsa bağımlılık süreci içerisine girdiği kabul edilmektedir. Hatta ileri düzeyde bilgisayar bağımlılarının, bilgisayardan bir süre uzak kalınca tıpkı uyuşturucu bağımlıları gibi “titreme”ye başladıkları bile görülmüştür.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

…Ninniler…

Annenin çocuğunu uyutmak için kendine özgü bir ezgiyle söylediği şiirlerdir. Belli bir kafiye ölçüsü olmadığı gibi, çoğu zaman dizeler arasında tam bir ölçü birliği de görülmez. Hatta ninnilerin dörtlükler halinde olmayanları da vardır

Çocuğun uyumasının sağlanması ya da ağlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ezgili şiirlerdir.Söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluşur. Özel bir beste ile söylenir. Bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır. Ninniler genellikle mani türünde bir dörtlükten meydana gelen bir çeşit türküdür. Ninni, Divanü Lügati’t Türk‘de “balubalu” diye adlandırılır. Öteki Türk boylarında değişik isimler verilmiştir.

Özellikleri:

1. Sözlü edebiyat ürünlerindendir.
2. Ölçü, kafiye yapısı, mısra sayısı her zaman düzenli değildir.
3. Çoğu zaman tek dörtlükten veya birden fazla dörtlükten oluşabilir. 7,8 veya 9’lu hece ölçüsü ile söylenir.
4. Genellikle mısraların dördü de birbiriyle kafiyelidir. aaaa
5. Dili sadedir.
6. Genelde anonimdirler ama söyleyeni belli olan ninniler de vardır.
7. Genelde “ninni yavrum ninni” “uyusun da büyüsün ninni” gibi kalıplaşmış sözlere yer verilir.
8. Anne çocuğuna ilişkin isteklerini, iyi dileklerini, kendi sevincini, üzüntülerini anlatır.


BEBEĞİM

Bebeğim kocaman, onu tutamam.
Ninniler söylerim, hiç uyutamam.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.
Evcilik oynarken bana eş olur.
Hem anne hem baba hem kardeş olur.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.


NİNNİ

Çocuğum geceler yatağın
Çağırır bir ninniye vücudunu
Bu sesler gecelere
Sanki bir ninni söyler
Gece ninni gibi dinler
Uyusun da büyüsün ninni.

NİNNİLER

Ninnilerin benim olsun
Uykularım senin olsun
Akan sular ömrün olsun
Ninni yavrum, kuzum ninni

NİNNİ

Hey develer develer
Peynirlidir pideler
Yedi yedi dedeler
Hani bize dediler
Oğluma uyku verdiler.

NİNNİ

Gökte yıldız oynuyor
Gözüm yavruma doymuyor
Ellerde yavruma doymuyor
Ellerde yavru çok amma
Benim yavrum uyumuyor
Ninni, ninni bebeğim ninni

NİNNİ

Derin gölde biter kamış
Uzar gider vermez yemiş
Benim oğlum safi gümüş
Kuzum nenni yavrum nenni

E E ESİNE

Yavrum gitti teyzesine
Teyzesi çok kibar hanım
Altın koymuş çevresine
Uyusun da büyüsün ninni,
Tıpış tıpış yürüsün ninni

NİNNİ

Dandin dandin danadan
Doğmuş bebek anadan
Böyle güzel doğar mı?
Öyle çirkin anadan.

NİNNİ

Al babası al babası
Yağlığımı sar babası
Oğlun mektebe hazırla
Kitap al da sal babası

NİNNİ

Minik minik kolları,
Düşmüş iki yanına,
Başı düşmüş yastığa,
Uyuyor mışıl mışıl,
E bebeğim ee ee ee
E bebeğim ee ee ee

NİNNİ

Kavak gibi boylanasın ninni
Söğüt gibi dallanasın ninni
Kazanılmış mal yiyesin ninni
Ninni benim yavrum ninni

NİNNİ

Tilki duymasın ninni
Tilki duyarsa yavrum
Hem seni yer hem beni
Ninni yavrum ninni

NİNNİ

Karga seni tutarım
Kanadını yolarım
Yelpazeler yaparım
Hanımlara satarım.
Uyuyacak yavrum ninni
Büyüyecek yavrum ninni
Ninni benim yavruma ninni

NİNNİ

Ninni ninni ninnice
Akşam baban gelince
Hani yavrum deyince
Seni önüne koyunca
Öpüp garnı doyunca
Ninni yavrum ninni
Ninni ninni hu ninni

NİNNİ

Yola giden yolcu baba
Bizde giyerik aba
Osmancık’ta Koyun baba
O da sana himmet versin
Allah sana ömür versin ninni

NİNNİ

Gökyüzünde olur ülker
Ciğerciğim yanar tüter
Konya’da ki molla Hünker
O da sana himmet etsin
Allah sana bir can versin

NİNNİ

Elime aldım kelebi
Dolaştım Şam’ı Halep’i
Çorum’da yatan Elvan Çelebi
O da sana himmet etsin
Allah sana ömür versin ninni

NİNNİ

Ninni de ninni demekten
Ben kesildim yemekten
Hastayım annem yürekten
Doktor gelsin frekten
Ninni benim yavruma ninni
Ninni benim kuzuma ninni

NİNNİ

Gökyüzünde olur ceylan
Oldum cemaline hayran
Ankara’da Hacı Bayram
O da sana himmet etsin
Allah sana bir can versin ninni

NİNNİ YAVRUM NİNNİ

Ninni çaldım beşiğine
Devlet konsun eşiğine
Düşman ölsün keşiğine (sırasına)
Ninni yavrum ninni

NİNNİ

Asmaya kurdum salıncak
Eline de verdim oyuncak
Yine de uyumadı gitti
Şu küçücük yumurcak.

Dandini Dandini Dastana

Dandini Dandini Dastana
Danalar Girmiş Bostana
Kov Bostancı Danayı
Yemesin Lahanayı Nenni
E….. E…. E… E….

Biner Atın İyisine
Düşer Yolun Kıyısına
Haber Verin Dayısına
Şeker Alsın Kuzusuna Nenni

NİNNİ

Dandini dandini danalı bebek
Elleri kolları kınalı bebek
Benim de yavrum cicili bebek
Uyusun da büyüsün ninni…

Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı…

Lahanayı yemez kokunu yer
Benim de kuzum lokum yer
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni…

OLSUN

Kovan kovan balın olsun
Bin çiçekli dalın olsun
Denizlerde salın olsun
Uyu ninni uyu ninni
Kova kova balın olsun,
Akan sular ömrün olsun,
Denizlerde salın olsun,
Uyu ninni, uyu ninni!

DERİN GÖLDE BİTER KAMIŞ

Derin gölde biter kamış
Uzar gider vermez yemiş
Benim oğlum safi gümüş
Kuzum nenni yavrum nenni

Al Babası

Al babası al babası
Yağlığımı sar babası
Oğlun mektebe hazırla
Kitap al da sal babası

FIŞ FIŞ KAYIKÇI

Fış Fış Kayıkçı
Kayıkçının Küreği
Tıp Tıp Atar Yüreği
Akşama Fincan Böreği
Yavrum Yesin Büyüsün
Tıpış Tıpış Yüürüsün

UYU NİNNİ

Bilirim ne çok düşün var
Çiçek çiçek öpüşün var
Bir gül gibi gülüşün var
Uyu ninni uyu ninni

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Mucize Çocuk Uğur
(Ufuk Gültepe)

Uğur güne yine şiddetli baş ağrılarıyla uyandı. Kendini çok yorgun hissediyordu. Sanki bütün gece uyumamış da ağır bir işte çalışmış gibiydi. Yatağından güçlükle doğruldu. Dün gece gördüğü rüyayı hatırlamaya çalıştı. Biraz düşündükten sonra rüyasında bir yerin yandığını hatırladı. rüyanın çok saçma olduğunu düşündü;çünkü dün geceden hatırladığı tek şey yangındı. ama bu ilk değildi. Uğur son bir haftadır ya hatırlayamadığı,ya da çok az bir kısmını hatırladığı saçma sapan rüyalar görüyordu. Üstelik yatak tan yorgun kalkmalarda son bir haftadır oluyordu. Yorganı üzerinden attı ve tam doğrulacakken dün geceki rüyayı en ince ayrıntısına kadar hatırlamaya başladı. Rüyasında,okuduğu lisenin yanındaki büfenin yandığını ve o yangını da kendisinin çıkardığını hatırladı. İşin ilginç tarafı,uğur o büfenin sahibi Ahmet beyi hiç sevmez ve onun büfesini yakmayı hayal ederdi. Çünkü Ahmet bey çalışmaya ihtiyacı olmayan,sırf liseli kızlara daha yakın olmak için baba parasıyla o büfeyi açan sapık ruhlu bir insandı. Bu yüzden ondan nefret ederdi. Bir anda ondan nefret ettiği için bunun bilinç altına yerleştiğini,bu şekilde rüyalarına girdiğini düşündü. Peki son bir haftadır gördüğü saçma rüyalar ne anlama geliyordu. Uykudan yorgun bir halde uyanmasının bu rüyalarla bir alakası var mıydı. Bir anda saate baktı. Okula geç kalmak üzereydi. Baş ucunda duran gömleğini ve pantolonunu giydi. Hızlı bir şekilde odadan çıktı. Annesi kahvaltıyı hazırlamıştı. Oğlunun mutfağa geldiğini gördü.

“Günaydın oğlum. ”
“Günaydın anne. ”
“Oğlum bu ne telaş. ”
“Okula geç kaldım anne. ”
Annesi saate baktı ve saatin epey geçtiğini gördü. Üzgün bir şekilde uğura dönerek:
“Çok üzgünüm oğlum zamanın farkında değilim. Nasıl oldu anlamadım. Allah kahretsin bu günlerde unutkanlığım üzerimde. ”
“Önemli değil anne. Okula yetişmem fazla uzun sürmez. ”
Annesi uğurun gözlerinin kızarmış olduğunu gördü ve oma dönüp:
“Oğlum ne oldu ? Gözlerin şarap çanağına dönmüş. ”
“Bilmiyorum anne,kalktığımda böyleydi;ama merak etme. Bir iki saate düzelir. ”


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...19 20 21 »

Yukarı