acil kitap


Ulu Önderimizi Saygı İle Anıyoruz

Cumhuriyetimizin kurucusu, TÜRK ordusunun büyük komutanı, bilge devlet adamı ve Yüce Önderimiz ATATÜRK‘ü, ölümsüzlüğe uğurladığımız günün 72. yıl dönümünde özlemle anıyoruz.

Yüce Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK, Osmanlı’nın çöküşünden sonra düşman işgaline giren yurdumuzu kurtarmış, TÜRKlüğe hizmet etme isteği ve sevgisiyle halkın desteğini kazanarak Anadolu’yu yeniden TÜRK Ulusu’na kazandırmış, çağdaş bir Türkiye için en doğru seçimi yaparak cumhuriyeti kurmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığını sağlamak adına bütün ömrünü devletimizi yüceltmekle geçirmiş, Türk vatandaşlarının ve özellikle de Türk kadınının yok olmaya başlayan haklarını yeniden onlara kazandırmış ve bugün bütün dünyanın ayakta alkışladığı büyük işler başararak yok olma tehlikesiyle karşılaşan TÜRK adını yeniden tarih sahnesine çıkarmıştır.


M. Kemal ATATÜRK Olmasaydı…

Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk

Büyük TÜRK ulusunu, hak ettiği biçimde yaşamaya kavuşturan; batılı devletlerin sömürgesi hâline gelmiş Türk yurdunu, düşman işgalinden kurtararak, Türk adının ayaklar altına alınmasına izin vermeyen ve aşağıda sıralayacağım örnekler gibi nice işler başararak, Türk tarihine yeni bir sayfa açan Yüce Önder Atatürk‘ün tarihte olmadığını varsaydığımızda, Türk ulusunun bugünlere nasıl geleceğini hiç düşündünüz mü?

Dünyanın en şerefli ve güçlü milleti olan Türkler, Hunlar ve Göktürkler zamanında dünya hâkimiyetini kazandıktan sonra, Osmanlı Dönemi’nde bir cihan imparatorluğu kurmuştur. Osmanlı Devleti’nde, çok uluslu bir yapı olmanın getirdiği karışık ortam nedeniyle, Türk kültürü, dili ve yaşam biçimi, ciddi biçimde bozulmaya başlamıştır. Bu bozulmalar, Osmanlı’nın duraklama ve dağılma dönemlerinde zirveye çıkmış ve ne yazık ki Türkler sayesinde dünyada söz hakkına sahip olan birçok millet, Türklere ihanet etmeye başlamıştır. Bu dönemden sonra Türk ulusu, yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine Yüce Önder Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş ve Türkler yeniden çağdaş – uygar bir toplum olma yolunda ilerlemeye başlamıştır.

Büyük Önder‘ Türk ulusunu, hak ettiği uygar yaşam biçimine kavuşturabilmek için çok büyük çalışmalar yapmıştır. Şimdi Atatürk’ün, milli mücadele dönemi ve sonrasında Türk ulusuna önce egemenliğini, sonra da uygar toplum olma niteliklerini nasıl kazandırdığına dair çalışmalarından, birkaç örneğe göz atalım:


Atatürk‘ün Görüntüleri

Aşağıda Ulu Önder Atatürk‘ün farklı zamanlarda çekilmiş video kayıtları bulunmaktadır. Bu kayıtlar, çekildiği zamanın görüntü teknolojisinin çok geride olması nedeniyle oldukça kalitesizdir. Fakat Atatürk’ün kendine güvenen bir devlet adamı olarak duruşundaki asilliği görmemiz için bu netlik sorununun önemi yoktur. Türk‘ün büyük kurtarıcısı, Cumhuriyet‘in kurucusu, tek başına bir Türkiye kadar büyük bir Başbuğ olan Atatürk’ün görüntüleri:

Mareşal Rütbesiyle


İstiklal Harbi’nde


Kurtuluş Savaşı’nda


Halkçılık
(Atatürk İlkeleri)

Tanımı: Kişilerin dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet ve siyasi görüş farkı gözetilmeksizin kanunlar önünde eşit olması ve halkın devlet için değil devletin halk için var olmasıdır. Kısaca “halkın halk tarafından, halk için idaresidir.”

Devrim tarihimizde önemli bir yeri olan 1924 ve 1961 Anayasalarında da yer alan halkçılık ilkesi, demokrasinin temelini oluşturmaktadır. Bu ilkenin ana özelliği ülke yönetiminin halkın elinde bulunmasıdır.

Egemenlik bir zümre ya da ailenin elinde bulunmaz, halkın seçimle iş başına getirdiği kişiler, ülkeyi yönetir. Halkçılık;

1.)Ülke yönetiminin demokratikliği,

2.)Birey ve sınıflara ayrıcalık tanınmaması, gibi öğelerden oluşmakta.

Eğitim yoluyla aydınlanmış halk, ulusal egemenliğin güçlenmesi ve demokrasimizin yaşamasında tek ve gerçek güvencedir.

Halkçılık, Atatürk’ün önemle üstünde durduğu bir ilkeydi. Bu önemi açıklamalardan anlıyoruz:

“Halkçılık demek, devletin bütün kudret ve egemenliğinin halktan geldiğini, Türk camiası içinde, fert, aile ve sınıf ayrıcalığı bulunmadığını, kanun önünde herkesin eşit olduğunu İfade etmek demektir. Bu formül demokrasinin ifadesidir.” (A. Rıza Türel-İzmir Barosu Dergisi Sayı 8, sh. 413)

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” (Afet İnan-Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları sh. 351) “Türkiye halkı, ırkça, dince ve kültürce ortak, birbirlerine karşılıklı hürmet ve fedakârlık hisleriyle dolu, kaderleri ve menfaatleri müşterek olan sosyal bir toplumdur.” (Söylev ve Demeçler C. I. sh. 221)

“Bence, bizim Milletimiz, birbirinden çok farklı çıkarları olan ve bu itibarla birbirleriyle mücadele halinde buluna gelen çeşitli sınıflara malik değildir. Mevcut sınıflar birbirinin tamamlayıcısı niteliğindedir.” (Söylev ve Demeçler C.II. sh. 82)

|» “Atatürk İlkeleri” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Atatürk, Atatürkün Hayatı, Atatürkün İlkeleri, Atatürkün Devrimleri, Dil Devrimi


Mustafa Kemal Atatürk
(Hayatı – Biyografisi)

1881 yılında Selanik’te doğdu. İlk öğrenimini ve askerî öğrenci olarak orta öğreniminin bir kısmını Selanik’te yaptı. Manastır Askerî Lisesi’ni bitirdi.1902 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1905 yılında Harp Akademisi’nden mezun oldu.Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya’da Ataşe Militer olarak bulundu.

 

Birinci Dünya Harbi sırasında, Çanakkale Muharebelerinde, Tümen Komutanı olarak görev yapıı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde Kolordu ve Ordu Komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş’u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başındaydı. Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı.

 

Mondros Mütarekesi’nden sonra Sevr Anlaşması hükümlerine dayanılarak ülkenin yabancılar tarafından işgali üzerine, son Osmanlı padişahı Vahdettin Han tarafından Anadolu’ya gönderildi.19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıkarak Türk millî mücadelesini başlattı.Amasya Genelgesi, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladı. Askerî görevlerinden istifa ederek 23 Nisan 1920′de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni topladı. Meclis Başkanı seçildi.5 Ağustos 1921′de Başkomutanlık görevini üstlenerek Anadolu’nun Yunan işgalinden kurtarılması için mücadeleye devam etti. Sakarya Meydan Savaşı’nı kazandı. 19 Eylül 1921′de Meclis tarafından kendisine Mareşal ve geleneksel Gazi ünvanı verildi.


Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 »