<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Agac | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/agac/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Dec 2008 06:55:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ağaçların ve Ormanların Yararları  &#8211; (Performans ve Proje Ödevleri)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/agaclarin-ve-ormanlarin-yararlari-performans-ve-proje-odevleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/agaclarin-ve-ormanlarin-yararlari-performans-ve-proje-odevleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 15:18:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[YKS - KPSS]]></category>
		<category><![CDATA[6. Sınıf Performans ve Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[7. Sınıf Performans ve Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[8. Sınıf Performans ve Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Agac]]></category>
		<category><![CDATA[Ağaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ağaçların Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ağaçların Yararları]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fen ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[ogrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<category><![CDATA[Ormanların ve Ağaçların İnsanlar İçin Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Performans Ödevleri Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Performans ve Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Projeler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Performans Ödevleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağaçların ve Ormanların Yararları (Performans &#8211; Proje Ödevleri) Ağaçların önemi Ormancılıkta gerçek yatırım, ağaçlandırma ve ormanın tabii yoldan yenileme çalışmalarıdır. Vaktiyle 50 milyon hektar olduğu tahmin edilen orman sahalarımız, bugün 20.7 milyon hektara inmiş bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki bu alanların % 52’si ağaçlandırmalarla prodüktif hale gelmeyi bekleyen bozuk orman sahası durumundadır. Bu saha, bütün [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/agaclarin-ve-ormanlarin-yararlari-performans-ve-proje-odevleri/">Ağaçların ve Ormanların Yararları  – (Performans ve Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-size: 25pt; font-family: Maiandra GD; color: #00ccff;">Ağaçların ve    Ormanların Yararları</span></strong><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="font-size: 25pt; color: #00ccff;"><br />
</span><span style="font-size: x-small; color: #ff9933;">(Performans &#8211; Proje Ödevleri)</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/ogrenci.jpg" alt="" /></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 15pt; font-weight: 700;">Ağaçların    önemi<br />
</span><br />
Ormancılıkta gerçek yatırım, ağaçlandırma ve ormanın tabii yoldan yenileme    çalışmalarıdır. Vaktiyle 50 milyon hektar olduğu tahmin edilen orman    sahalarımız, bugün 20.7 milyon hektara inmiş bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki    bu alanların % 52’si ağaçlandırmalarla prodüktif hale gelmeyi bekleyen bozuk    orman sahası durumundadır. Bu saha, bütün İsviçre ormanlarının 12 katına    eşittir. Bu verimsiz orman alanların ülke kalkınmasında ve hızla artan orman    ürünlerine olan ihtiyaçtan dolayı ağaçlandırmalar ile prodüktif hale    getirilmesi Türkiye ormancılığı ve Ülkemiz ekonomisi açısından büyük önem    taşımaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkiye’de başta Karadeniz ve Akdeniz bölgelerimizin uygun    kesimleri ile Batı Anadolu, ormancılık açısından oldukça yüksek bir potansiyel    verime sahip bulunmaktadır. Ayrıca bu yörelerde, hızlı gelişen yerli ve    yabancı türler kullanılarak birim alandaki verimi artırmak mümkündür. Nitekim    sahil çamı ağaçlandırmalarında yapılan hasılat araştırmalarına göre; 1.bonitete    sahip bir hektardaki sahanın ortalama artımının 13,8 m3 yıl olduğu    saptanmıştır. Bu değer okaliptüste 30-32 m3’e kadar ulaşmaktadır. Türkiye’de    yapılan tespitler entansif (yoğun kültür metodu) yöntemlerle hızlı büyüyen    türlerin yetiştirilmesine uygun sahaların 1 milyon hektara ulaşabileceğini    ortaya koymuştur. Sadece bu alanların ağaçlandırılması ile yılda 10 milyon m3    hasılatın alınabileceği belirlenmiştir. Türkiye’de yıllık ortalama cari    artımın 22,1 milyon m3 olduğu dikkate alındığında bu değerin Ülke ekonomisine    yapacağı katkı daha iyi anlaşılmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ekonomik ağaçlandırma çalışmalarının yanında toprak    korumaya, su dengesini sağlamaya veya rekreasyon ihtiyaçları karşılamaya    yönelik çok amaçlı diğer ağaçlandırmaları da dikkate alma zorunluluğu vardır.    Ağaçlandırma çalışmalarının erozyonu önleyici olmasının yanı sıra meskun    yerlerde rüzgar, gürültü ve toz etkilerini azaltması, büyük sanayi kentlerinde    havayı temizleyerek sağlığa katkı sağlaması da birer hizmet üretimidir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkiye’de yılda denizlere taşınan toprağın 500 milyon    tondan fazla olduğu ve bunun yılda 2 Milyon dekarlık bir tarım arazisinin    kaybı anlamına geldiği dikkate alınırsa sadece toprak koruma amacına yönelik    ağaçlandırmaların tarım arazilerine kazandıracağı imkanların ne kadar büyük    olacağı açıkça görülecektir. Bu sebeple ağaçlandırmalarda sadece odun    hammaddesi üretimi açısından kârlılığın kriter alınması günümüzde yetersiz    kalmaktadır. Ülkemizin % 86’sında; hafiften şiddetliye, aktif durumdaki mevcut    erozyonun, Ülkemiz toprağının elden çıkmadan ve enerji kaynağı olan    barajlarımızın siltasyonla dolmadan ağaçlandırmalar yoluyla durdurulması,    büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde arazi yapısı dağlık ve oldukça da    engebelidir. Yüksek bölgelerde ormanlar ve meralar yer alırken taban    arazilerde tarım yapılmaktadır. Ağaçlandırma çalışmaları, genelde üst    havzalarda yapıldığından yağmur sularının yüzeysel akışa geçmesini yani sel ve    taşkınları önlemektedir. Bu fonksiyonu nedeniyle ağaçlandırma çalışmaları,    tarım topraklarımızın verimliliğini ve bu verimliliğin devamını emniyet altına    alan bir sigorta durumundadır.</span></p>
<table style="border-collapse: collapse; height: 250px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="250" align="left" bordercolor="#111111">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Maiandra GD;"> <strong><span style="font-size: 15pt;">DÜNYADA İLK AĞAÇLANDIRMA</span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ağaçlandırmanın çok çeşitli tanımları vardır. En kısa ve    basit tanımı; insan eliyle orman oluşturmaktır. Daha geniş tanımı ise; insan    hayvan veya makine gücü ve bunlara monte edilmiş ekipmanlar (pulluk, riper,    tarak) ile toprağın işlenerek kırıntılı bir yapıya kavuşturulması ve bu    özelliklere kavuşturulan yerlere orman fidanlıklarında yetiştirilen fidanların    dikim mevsiminde (sonbahar, kış, ilkbahar) dikilmesi işlemine denir. Dikim    işlerini takiben 5-7 yıl süre ile yapılacak bakım ve koruma işlemleri    ağaçlandırma işlemlerinin devamı olarak kabul edilmektedir.</span></p>
<p>Ağaçlandırmaları;</p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">a) Üretim amaçlı ağaçlandırmalar,<br />
b) Toprak Muhafaza ve Hidrolojik amaçlı ağaçlandırmalar,<br />
c) Estetik ve Rekreasyon amaçlı ağaçlandırmalar olarak gruplandırmak    mümkündür.<br />
Bu çok yönlü ağaçlandırma çalışmalarından birini diğerine tercih etmek mümkün    değildir. Hatta çevre ve kent ağaçlandırmaları günümüz koşullarında insanımız    için daha da büyük önem kazanmıştır.<br />
Ağaçlandırma çalışmalarının tarihi XIV. yüzyılın ikinci yarısına uzanmaktadır.    1368 yılında Almanya’nın Nurnberg çevresinde çıkan orman yangını neticesi    yüzlerce hektar ormanın yok olduğu ve bu sahaların Çam, Ladin, Göknar    ekimleriyle ağaçlandırıldığı bildirilmektedir. Almanya’nın dışında İsviçre,    Fransa ve Avusturya ağaçlandırmanın dünyada öncülüğünü yapmışlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">TÜRKİYE’DE  AĞAÇLANDIRMANIN BAŞLANGICI<br />
</span></strong><br />
Türkiye’de ağaçlandırma çalışmalarının önemi çok geç anlaşılmıştır. Fatih Sultan  Mehmet zamanında Halic’i dolmaktan kurtarmak için Haliç sırtlarında ağaçlandırma  yoluyla bazı tedbirlerin alındığı, Lâle devrinde İstanbul saray ve bahçelerinde  bazı dikimlerin yapıldığı 1717 ve 1739 tarihli fermanlardan öğrenilmektedir.  1892 yılında İstanbul Halkalı’da öğrenciler tarafından 20-25 dekârlık sahada  yaptıkları Halepçamı, Sedir, Karaçam, Mazı, Dişbudak dikimleri ilk kayda değer  ağaçlandırma çalışmalarıdır. 1916 da Tevfik Bey tarafından Kâğıthane Deresinde  Fıstıkçamı ağaçlandırması yapılmış, yakın zamana kadar bu ağaçlandırmalardan  kalıntılar tespit edilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Daha sonra 1916 da Hendek’te  Orman Ameliyat Mektebine bağlı fidanlık kurulması ağaçlandırma çalışmalarına  yeni bir boyut kazandırmıştır. 2. Dünya savaşından sonra Ankara Atatürk Çiftliği  ağaçlandırması, Yalova-Termal ağaçlandırmaları ile Tarsus-Karabucak Okaliptüs  Ormanı tesisi o tarihe kadar yapılan en büyük ağaçlandırma çalışmalarıdır.<br />
Cumhuriyet döneminden 1937 yılına kadar olan kısımda 1. Dünya ve onu takip eden  Kurtuluş Savaşlarının yorgunluğu, bilahare Cumhuriyet İlkelerinin millete mal  edilmesi, reformların süratle yapılması ve çok sınırlı mali olanaklar altında  ekonomik ve sosyal sorunların en kısa yoldan çözümlenmeye çalışılması nedenleri  ile orman ve ormancılık konularına ve bu arada ağaçlandırma çalışmalarına  yeterli ilgi gösterilememiş sadece, bu devrede genç Türkiye’nin ormancılık  politikası gayeleri fikren belirlenmiş olmasına rağmen, bunun yazılı hale  gelmesi ancak 1937 yılında mümkün olabilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkiye Cumhuriyeti Devleti,  1937 yılında yürürlüğe giden 3116 Sayılı Kanunla ağaçlandırma konusuyla  ilgilenmeye başlamıştır. Bu Kanunla başta Orman Teşkilatı olmak üzere bazı kamu  kurumları, tüzel ve özel kişiler ağaçlandırma yapmakla yükümlü kılınmış olmasına  rağmen uygulamalar 1955 yılına kadar düşük seviyelerde seyretmiştir. 1955  yılında yapılan “Türkiye Ağaçlandırma Teknik Kongresi”nde alınan kararlar, 1956  yılında çıkarılan 6831 Sayılı Orman Kanunu, 1963 yılından itibaren başlatılan  planlı dönem, 1969 yılında Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü’nün  kurulması ile birlikte planlara ve projelere dayalı ağaçlandırmalar geniş  alanlarda gittikçe artan bir tempoyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">BUGÜNE KADAR YAPILAN  AĞAÇLANDIRMA NEDİR?</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Orman amenajman planlarına  göre orman rejimi içindeki alanların, 10,7 milyon hektarı bozuk ve çok bozuk  niteliktedir. 1999 yılında güncelleştirilen tespitlere göre ülkemizde 2,4 milyon  hektar teknik yönden ağaçlandırmaya uygun saha bulunmaktadır.<br />
2001 yılı sonuna kadar 1 milyon 789 bin 144 hektar ağaçlandırma yapılmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700;"> AĞAÇLANDIRMA VE İSTİHDAM<br />
</span><br />
Ülkemizde mevcut 20080 adet orman köyünde 7 milyon 601 bin orman köylüsü  yaşamaktadır. % 40 oranındaki kırsal nüfusun, hemen hemen yarıya yakın kısmı  ormanlarla değişik biçim ve boyutlarda ilişki içerisindedir. Bu ilişkinin,  nedenleri, sonuçları tüm halkımızı ve geleceğimizi ilgilendirmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Orman köylerinde yaşayan  insanların büyük bir kısmının az verimli yada verimsiz topraklarda yaşadığı  bilinmektedir. Bu kesimlerin alt yapı olanaklarından büyük ölçüde yoksun olduğu  bir gerçektir. Ayrıca bu insanların, Orman işçiliğinin dışında yapacak fazla bir  işleri de yoktur. Ülkemizde, Milli gelirden en düşük payı orman köylüleri  almaktadır. Bu durumun sonucu olarak, bu yörelerde iç göç devamlı olarak  gündemdedir. İç göç nedeniyle de kentlerimizde alt yapı hizmetleri ihtiyaca  yetmemekte ve bozuk kentleşme söz konusu olmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Orman köylerinde gerekli iş  alanlarının olmayışından ötürü ormanların büyük çoğunluğu üzerinde mevcut olan  sosyal baskı gün geçtikçe artan bir tempo ile varlığını hissettirmektedir.  Ülkemizde 1985-2000 yılları arasında yılda ortalama 80 bin ha. ağaçlandırma ve  erozyon kontrolu, 240 bin ha. mevcut ağaçlandırma ve erozyon kontrolu  çalışmalarının bakımları yapılmıştır. Ormancılıkta yılda ortalama 240 işgünü  çalışılacağı ve 1 ha. alanın insan gücü ile ağaçlandırılması için 90, makine  gücü ile ağaçlandırılması için 8 işgünü, 1 ha. alanın insan gücü ile bakımı için  34 işgünü çalışılacağı ve ağaçlandırma çalışmalarının % 80’inin insan gücü ile  yapıldığı düşünüldüğünde, söz konusu faaliyetlerde yaklaşık olarak 58,533 kişiye  bir yıl süreyle iş imkanı sağlandığı görülecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ormanla iç içe ve ona muhtaç  olarak yaşayan orman köylülerinin ormana hasım değil, hısım olması için köylünün  ormandan elde ettiği faydaların daha yüksek düzeye çıkarılma çalışmalarına  mevcut yasalar doğrultusunda devam edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">AĞAÇLANDIRMADA  MEKANİZASYON<br />
</span></strong><br />
Ağaçlandırma çalışmaları için öncelikle fidanların dikileceği arazide toprağın  iyi işlenmesi gerekmektedir. Toprak işleme basit malzemeler kullanılarak insan  veya hayvan gücü ile yapılabildiği gibi özel geliştirilmiş ekipmanlardan  yararlanılarak makine gücü ile de yapılabilmektedir.<br />
Yurdumuzun büyük bir bölümü kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer aldığından  toprakta su depolanmasının artırılması ve dikilen fidanların kök gelişiminin  sağlanması maksadıyla topografyanın elverişli olduğu %0-40 meyil grubuna kadar  olan sahalarda, toprak işlemesinin makine ile yapılması bir başka deyişle  ağaçlandırmada mekanizasyona gidilmesi bitkinin büyümesi için büyük önem  taşımaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">AĞAÇLANDIRMA  ÇALIŞMALARINDA UYGULANAN YAKLAŞIMLAR<br />
</span></strong><br />
Ağaçlandırma çalışmalarında birinci gaye birim alandaki topraktan en yüksek odun  hasılatı almaktır.<br />
Bu gayeye ulaşmak için ağaçlandırma çalışmalarında; yetişme ortamı şartları iyi  olan ve özellikle yoğun kültür metotlarının uygulanabileceği sahalarda Hızlı  Gelişen Türlerle yapılacak dikimlere önem verilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ağaçlandırma alanlarında  monokültürden kaçınmak için en az % 30 oranında yapraklı türlere yer  verilmektedir. Bu oranın sağlanmasında doğal yapraklı türlerin gelişme  özellikleri, yangına karşı dirençleri ve yetişme ortamı özellikleri dikkate  alınmakta, mevcut yapraklı türlerin muhafazası ve yeni yapraklı tür dikimi  suretiyle karışım sağlanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ağaçlandırma çalışmaları  sırasında doğal flora ve faunanın oluşturduğu ekosistemin korunması ve  geliştirilmesi amacına yönelik önlemler de alınmaktadır. Bu bağlamda; doğal  vejetasyon içerisindeki endemik (sadece Ülkemize veya o yöreye özgü) türler ile  Ihlamur, Kestane, Ardıç, Yabani Kiraz, Alıç, Üvez, Porsuk, Şimşir gibi türlerin  yanı sıra tıbbi ve aromatik özellik taşıyan türler de münferit veya gruplar  halinde muhafaza edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Göl, gölet ve baraj  havzasındaki mevcut doğal türler aynen muhafaza edilmekte ve ıslah önlemleri  alınmaktadır. Ayrıca meyili yüksek olan alanlardaki doğal türler, cins ve  vasıflarına bakılmaksızın korunmaktadır. Dere içi yapraklı vejetasyonu olduğu  gibi muhafaza edilmektedir. Muhafaza edilen dere içi vejetasyonu içerisindeki  kuru ve dejenere olmuş bireyler sahadan uzaklaştırılarak mevcut türlerin  gelişmesine imkan tanınmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Orman köyleri civarındaki  ağaçlandırma çalışmalarında yeterli genişlikte tampon saha bırakılmaktadır. Bu  tampon sahalar gerektiğinde özel ağaçlandırmalara konu edilmekle birlikte,  yetişme muhiti şartlarının elverdiği ölçüde tali ürün veren ve yöre halkının  dikilmesini istediği Kestane, Ihlamur, Ceviz, Fıstıkçamı yada hızlı gelişen  Kavak, Akasya, Okaliptus vb. türlerle plantasyonlar yapılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">ORMAN YANGINLARI VE  AĞAÇLANDIRMA<br />
</span></strong><br />
Ülkemiz Akdeniz iklim kuşağı içinde yer almakta olup orman yangınlarına en  hassas bölgeyi Muğla ve çevresi oluşturmaktadır. Bunu Antalya ve İzmir İlleri  izlemektedir. Ağaçlandırmaya konu yanan orman alanları, toprağın yabanlaşmasını  önlemek, uzun süre ağaçlandırılmadan bırakılması halinde orman-halk ilişkileri  açısından doğuracağı problemleri ortadan kaldırmak ve çeşitli amaçlarla bu  sahaya muhtemel tecavüzlerin önlenmesi amacıyla “Gelibolu Yarımadası Tarihi  Milli Parkı” örneğinde olduğu gibi yılı içerisinde ya da en geç takip eden yılda  kesinlikle ağaçlandırılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bölgenin yangına hassas olması  dikkate alınarak kurulacak ormanın yangına karşı dirençli olması hususunda  uygulama projesinde gerekli planlama yapılmıştır. Bu amaçla yangın alanının  topoğrafya ve hakim rüzgar yönü dikkate alınarak ağaçlandırma alanı 20-30 hektar  büyüklüğünde bölmeciklere ayrılmaktadır. Bu bölmecik sınırlarında tesis edilen  10-15 metre genişliğinde yangın koruma yollarının her iki tarafında 15-30 metre  genişliğinde yeşil bantlar oluşturulmakta, bu bantlarda Servi, Kıbrıs Akasyası,  Zakkum, gibi yangına dirençli türler kullanılmaktadır. Ayrıca dere içi  vejetasyonu geliştirilerek, dere vadilerinde uygun ekolojik koşulların olduğu  kısımlarda yörenin doğal türü kullanılarak geniş yapraklı şeritler teşkil  edilmekte, ibreli yapraklı karışımı sağlanarak ormanın yangına karşı direnci  artırılmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">ORMANLARIMIZIN  VERİMİ VE TÜKETİMİMİZ<br />
</span></strong><br />
Yurdumuzda artan nüfus ve gelişen sanayi dolayısıyla, Devlet Orman  İşletmelerinin, elde edebildikleri odun hammaddesi ile kendileri dışındaki  sektörlerin takviyesi olmadan, ülkenin odun ihtiyacını karşılayacak durumda  olmadıkları bildirilmektedir. Yakacak odun üretimimizin yetersizliği çeşitli  endüstri kollarında sıkıntı yaratmaktadır. Bu sıkıntı gelişen kağıt sanayii ve  konut yapımı dolayısıyla hızla büyüme işaretleri vermektedir. Örneğin bugün  selüloz ve kağıt sanayiine ayrılan miktar bu sanayide hızla artan odun  hammaddesi ihtiyacını artık karşılayamamakta ve bugün SEKA ithalata yeniden  başlamış bulunmaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ağaçlandırma alanlarındaki  potansiyel gücümüzü tam olarak değerlendirmemiz halinde, ihtiyacımız dışında  üretimimizin artan miktarını ihraç olanakları da kolaylıkla doğacaktır. Zira  Türkiye ormanca çok fakir olan Ortadoğu, Yakındoğu ve Kuzey Afrika’ya çok yakın  bir konumda bulunmaktadır. Bu avantajlı durumumuz nedeniyle bu ülkelere daha  uzak olan yörelere kıyasla, çok daha ucuz fiyatlarla ve büyük ölçüde orman ürünü  ihraç etmek mümkün olacaktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">DÜNYADA İLK  AĞAÇLANDIRMA<br />
</span></strong><br />
Ağaçlandırmanın çok çeşitli tanımları vardır. En kısa ve basit tanımı; insan  eliyle orman oluşturmaktır. Daha geniş tanımı ise; insan hayvan veya makine gücü  ve bunlara monte edilmiş ekipmanlar (pulluk, riper, tarak) ile toprağın  işlenerek kırıntılı bir yapıya kavuşturulması ve bu özelliklere kavuşturulan  yerlere orman fidanlıklarında yetiştirilen fidanların dikim mevsiminde  (sonbahar, kış, ilkbahar) dikilmesi işlemine denir. Dikim işlerini takiben 5-7  yıl süre ile yapılacak bakım ve koruma işlemleri ağaçlandırma işlemlerinin  devamı olarak kabul edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ağaçlandırmaları;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">a. Üretim amaçlı  ağaçlandırmalar,<br />
b. Toprak Muhafaza ve Hidrolojik amaçlı ağaçlandırmalar,<br />
c. Estetik ve Rekreasyon amaçlı ağaçlandırmalar olarak gruplandırmak mümkündür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bu çok yönlü ağaçlandırma  çalışmalarından birini diğerine tercih etmek mümkün değildir. Hatta çevre ve  kent ağaçlandırmaları günümüz koşullarında insanımız için daha da büyük önem  kazanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ağaçlandırma çalışmalarının  tarihi XIV. yüzyılın ikinci yarısına uzanmaktadır. 1368 yılında Almanya’nın  Nurnberg çevresinde çıkan orman yangını neticesi yüzlerce hektar ormanın yok  olduğu ve bu sahaların Çam, Ladin, Göknar ekimleriyle ağaçlandırıldığı  bildirilmektedir. Almanya’nın dışında İsviçre, Fransa ve Avusturya  ağaçlandırmanın dünyada öncülüğünü yapmışlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">TÜRKİYE’DE  AĞAÇLANDIRMANIN BAŞLANGICI<br />
</span></strong><br />
Türkiye’de ağaçlandırma çalışmalarının önemi çok geç anlaşılmıştır. Fatih Sultan  Mehmet zamanında Halic’i dolmaktan kurtarmak için Haliç sırtlarında ağaçlandırma  yoluyla bazı tedbirlerin alındığı, Lâle devrinde İstanbul saray ve bahçelerinde  bazı dikimlerin yapıldığı 1717 ve 1739 tarihli fermanlardan öğrenilmektedir.  1892 yılında İstanbul Halkalı’da öğrenciler tarafından 20-25 dekârlık sahada  yaptıkları Halepçamı, Sedir, Karaçam, Mazı, Dişbudak dikimleri ilk kayda değer  ağaçlandırma çalışmalarıdır. 1916 da Tevfik Bey tarafından Kâğıthane Deresinde  Fıstıkçamı ağaçlandırması yapılmış, yakın zamana kadar bu ağaçlandırmalardan  kalıntılar tespit edilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Daha sonra 1916 da Hendek’te  Orman Ameliyat Mektebine bağlı fidanlık kurulması ağaçlandırma çalışmalarına  yeni bir boyut kazandırmıştır. 2. Dünya savaşından sonra Ankara Atatürk Çiftliği  ağaçlandırması, Yalova-Termal ağaçlandırmaları ile Tarsus-Karabucak Okaliptüs  Ormanı tesisi o tarihe kadar yapılan en büyük ağaçlandırma çalışmalarıdır.  Cumhuriyet döneminden 1937 yılına kadar olan kısımda 1. Dünya ve onu takip eden  Kurtuluş Savaşlarının yorgunluğu, bilahare Cumhuriyet İlkelerinin millete mal  edilmesi, reformların süratle yapılması ve çok sınırlı mali olanaklar altında  ekonomik ve sosyal sorunların en kısa yoldan çözümlenmeye çalışılması nedenleri  ile orman ve ormancılık konularına ve bu arada ağaçlandırma çalışmalarına  yeterli ilgi gösterilememiş sadece, bu devrede genç Türkiye’nin ormancılık  politikası gayeleri fikren belirlenmiş olmasına rağmen, bunun yazılı hale  gelmesi ancak 1937 yılında mümkün olabilmiştir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkiye Cumhuriyeti Devleti,  1937 yılında yürürlüğe giden 3116 Sayılı Kanunla ağaçlandırma konusuyla  ilgilenmeye başlamıştır. Bu Kanunla başta Orman Teşkilatı olmak üzere bazı kamu  kurumları, tüzel ve özel kişiler ağaçlandırma yapmakla yükümlü kılınmış olmasına  rağmen uygulamalar 1955 yılına kadar düşük seviyelerde seyretmiştir. 1955  yılında yapılan “Türkiye Ağaçlandırma Teknik Kongresi”nde alınan kararlar, 1956  yılında çıkarılan 6831 Sayılı Orman Kanunu, 1963 yılından itibaren başlatılan  planlı dönem, 1969 yılında Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Genel Müdürlüğü’nün  kurulması ile birlikte planlara ve projelere dayalı ağaçlandırmalar geniş  alanlarda gittikçe artan bir tempoyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-size: 15pt;">BUGÜNE KADAR YAPILAN  AĞAÇLANDIRMA NEDİR?</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Orman amenajman planlarına  göre orman rejimi içindeki alanların, 10,7 milyon hektarı bozuk ve çok bozuk  niteliktedir. 1999 yılında güncelleştirilen tespitlere göre ülkemizde 2,4 milyon  hektar teknik yönden ağaçlandırmaya uygun saha bulunmaktadır.<br />
2001 yılı sonuna kadar 1 milyon 789 bin 144 hektar ağaçlandırma yapılmıştır.<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700;"> Ağaçların Faydaları<br />
</span><br />
Ağaçlar sadece erozyonu önlemekle kalmayıp; Su düzenini sağlamakta, su  kaynaklarını beslemekte, hava nemini düzenlemekte, havadaki tozları yere  indirmekte ve küresel ısınmayı , ses kirliğini, barajların toprakla dolmasını  önlemektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yüz ağaca orman diyemeyiz.  Çünkü orman dememiz için binlerce, onbinlerce ağaç olmalıdır. Bir evin önünde  yirmi ağaç varsa sel gibi felaketlerde o eve hiçbir şey olmaz. Çünkü ağaçlar  toprağı kökleriyle tutar. Bazı insanlar piknik yapınca ormanda ateş yakarlar.  Ormanda kurumuş otlar olduğu için otlar tutuşur yangın çıkar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ormanları yakmamalıyız. Çünkü insanlar ormandaki  ağaçların altında dinlenirler. Ağaçlar doğaya verdikleri oksijenle doğayı temiz  tutarlar. Tusunamiye karşı insanları korurlar. Ağaçları kesmeyelim. Yaşlı ve  hasta olanları keselim ki öteki ağaçlara zarar vermesinler. İmkanımız oldukça  yeni ağaçlar dikelim. Küçük çocuklarımıza da ağaç dikmelerini, ağaçların  dallarını kırmamalarını, ormanları yakmamalarını söyleyelim. Bizim köyde orman  olmadığı için her yıl su basıyor. Ağaçlar ve ormanlar olmasaydı başka köylere  şehirlere de su basacaktı.</span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD;"><strong> <span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: 15pt;"><span style="color: #808080;"> <span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/performans-proje-odevleri/">»<span lang="tr"> “Performans Ödevleri” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 9pt;" lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span><span style="font-family: Maiandra GD;"> </span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/agaclarin-ve-ormanlarin-yararlari-performans-ve-proje-odevleri/">Ağaçların ve Ormanların Yararları  – (Performans ve Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/agaclarin-ve-ormanlarin-yararlari-performans-ve-proje-odevleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>33</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yoksul Oduncu (Masal)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yoksul-oduncu-masal/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yoksul-oduncu-masal/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 00:56:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Agac]]></category>
		<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[is]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[Oduncu]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<category><![CDATA[Oyku]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yoksul-oduncu-masal/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Yoksul Oduncu&#8230; Yoksul bir oduncu, ıssız bir ormanın kıyısındaki küçük bir kulübede karısı ve üç kızıyla birlikte oturuyormuş. Bir sabah yine işine giderken karısına demiş ki &#8220;Bugün öğle yemeğimi büyük kızla ormana gönder. Çünkü öğleye kadar işimi bitiremeyeceğim. Kız yolunu şaşırmasın diye yanıma bir torba darı alıp yollara serpeceğim.&#8221; Güneş ormanın tepesine kadar yükselince, kız [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yoksul-oduncu-masal/">Yoksul Oduncu (Masal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD"><strong><span style="font-size: 22pt"> &#8230;Yoksul Oduncu&#8230;</span></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/masal/yoksul_oduncu.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/masal/yoksul_oduncu.jpg" align="right" /></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Yoksul bir oduncu, ıssız bir ormanın  kıyısındaki küçük bir kulübede karısı ve üç kızıyla birlikte oturuyormuş. Bir  sabah yine işine giderken karısına demiş ki &#8220;Bugün öğle yemeğimi büyük kızla  ormana gönder. Çünkü öğleye kadar işimi bitiremeyeceğim. Kız yolunu şaşırmasın  diye yanıma bir torba darı alıp yollara serpeceğim.&#8221; Güneş ormanın tepesine  kadar yükselince, kız bir tas çorbayla yola çıkmış. Fakat ormanlarda, kırlarda  uçuşan serçeler, çayır kuşları, ispinozlar, kara tavuklar, kanaryalar darı  tanelerini çoktan toplayıp yemişlermiş. Bu yüzden kız yolu bulamamış. Gün  batıncaya, gece oluncaya kadar sağ ve esen dolaşıp durmuş. Gecenin karanlıkları  içinde ağaçlar uğulduyor, baykuşlar ötüyormuş. Kızın içine bir korku girmeye  başlamış. O sırada uzakta, ağaçların arasında parıldayan bir ışık görmüş. &#8220;Orada  insanlar olsa gerek. Bunlar beni gece yanlarında misafir ederler&#8221; diye düşünmüş;  ışığa doğru ilerlemiş. Çok geçmeden bir evin önüne varmış. Pencerelerinde ışık  görünüyormuş. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kız kapıyı çalmış. İçeriden boğuk bir ses  &#8220;gel&#8221; diye bağırmış. Kız evin karanlık taşlığına girmiş. Odanın kapısını vurmuş.  Aynı ses &#8220;girsene içeri&#8221; demiş. Kız kapıyı açtığı zaman saçı sakalı bembeyaz bir  adamın masanın başında oturduğunu görmüş. Adam yüzünü iki eliyle kapamışmış. Ak  sakalı masanın üzerinden yere kadar uzanıyormuş. Sobanın yanında üç hayvan  uzanmış, yatıyormuş: küçük bir horoz, mini bir tavuk, alaca tüylü bir inek.. Kız  başından geçenleri yaşlı adama anlatmış. Geceyi geçirmek için ondan bir yer  istemiş. Adam hayvanlara seslenmiş &#8220;güzel tavuk, güzel horoz, alacalı güzel  inek! Ne dersiniz buna siz? &#8221; Hayvanlar hep bir ağızdan &#8220;bizce uygun&#8221; demişler.  Yaşlı adam kıza dönerek &#8220;burada her şeyden bol bol var! Haydi ocağa git, bize  akşam yemeği pişir&#8221; demiş. Kız mutfakta ne aradıysa bulmuş. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Güzel bir yemek pişirmiş, ama hayvanları hiç  düşünmemiş. Doldurduğu tabakları sofraya getirip koymuş. Ak saçlı adamın yanına  oturmuş, karnını tıka basa doyurduktan sonra &#8220;o kadar yorgunum ki demiş, uzanıp  uyuyacağım yatak nerde? &#8221; Hayvanlar seslenmişler &#8220;onunla yedin içtin bizleri  düşünmedin. Geceyi nerede geçirirsen geçir! Bunun üzerine yaşlı adam &#8220;haydi  merdivenden yukarı çık. Orada iki yataklı bir oda göreceksin. O yatakları  düzelt, beyaz keten çarşaflarını yay. Biraz sonra ben de gelip yatarım&#8221; demiş.  Kız yukarı çıkmış. Yatakları düzeltip çarşaflarını yaydıktan sonra, yaşlı adamı  beklemeden, bunlardan birinin içine girip uzanmış. Bir süre sonra ak saçlı adam  gelmiş. Elindeki ışığı kızın yüzüne tutmuş. Başını sallamış. Kızın derin uykuda  olduğunu görünce döşemedeki kapağı açmış. Kızı, odanın altındaki mahzene  indirmiş.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Akşam üstü ortalık kararırken oduncu evine dönmüş. Kendisini bütün gün aç  bıraktığı için karısına çıkışmaya başlamış. Kadın &#8220;benim suçum yok. Kız yemeği  alarak çıkıp gitmişti&#8230; Herhalde yolunu şaşırmış olacak..Sabahleyin dönüp  gelir.&#8221; Oduncu güneş doğmadan kalkmış. Yine ormana gidecekmiş. Bugün de öğle  yemeğini ortanca kızın getirmesini tembih etmiş: &#8220;Yanıma bir torba mercimek  alıyorum. Taneleri darınınkinden iridir. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kız bunları daha iyi görür, yolunu şaşırmaz!&#8221;  Öğle üzeri kız yemeği alıp yola çıkmış. Fakat mercimekler ortada yokmuş. <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/masallar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Orman</font></a>daki kuşlar bunları da, dünkü gibi, yiyip  bitirmişlermiş. Kızcağız bütün gün ormanda dolaşıp durmuş. Akşam olunca o da  yaşlı adamın evine varmış. İçeri alınmış. Yiyecek bir şeyle, yatacak bir yer  istemiş. Ak saçlı adam yine hayvanlara sormuş. &#8220;Güzel tavuk, güzel horoz,  alacalı güzel inek! Ne dersiniz buna siz?&#8221; Hayvanlar aynı yanıtı vermişler  &#8220;bizce uygun&#8221; demişler. Bundan sonra her şey bir gün önceki gibi olmuş: Kız  güzel yemekler pişirmiş. Yaşlı adamla birlikte yemiş, içmiş; fakat hayvanları  düşünmemiş. Yatacağı yeri sorunca hayvanlar &#8220;onunla yedin içtin..Bizleri  düşünmedin.. Geceyi nerde geçirirsen geçir!&#8221; Kız uykuya dalınca yaşlı adam  gelmiş. Kafasını sallayarak kızı seyretmiş. Onu da mahzene indirmiş.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Üçüncü gün sabah oduncu karısına demiş ki bugün bana yemeği küçük kızla gönder!  Bu çocuk her zaman usludur, söz dinler. Herhalde dosdoğru yoluna gidecek, öbür  haylaz kardeşleri gibi ormanda dolaşıp durmayacak!&#8221; Fakat annesi bu kızını da  göndermek istemiyormuş. &#8220;En sevgili yavrumu da mı yitireyim?&#8221; demiş. Adam da  &#8220;merak etme, kız yolunu şaşırmaz! Bu kez bezelye götüreceğim. Yollara  serpeceğim. Bunlar mercimekten daha iridirler. Ona yolu gösterirler.&#8221; Fakat kız  kolunda bir sepetle yola çıktığı zaman kuşlar bezelyeleri yiyip bitirmişlermiş.  Kızcağız nereye gideceğini şaşırmış. Üzüntü içindeymiş. Babasının acıkacağını,  yiyecek bir şey bulamayacağını, gecikirse anneciğinin merak edeceğini  düşünüyormuş. Sonunda ortalık kararınca uzaktaki ışığı görmüş. Ormandaki evin  yanına varmış. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Geceyi orada geçirmesini güler yüzle rica  etmiş. Ak sakallı adam yine hayvanlara sormuş &#8220;güzel tavuk; güzel horoz, alacalı  güzel inek! Ne dersiniz buna siz.?&#8221; Onlar da bir ağızdan &#8220;bizce uygun&#8221; demişler!  Bunun üzerine kız, önünde hayvanların yattığı sobaya doğru gitmiş. Tavukla  horozun parlak tüylerini okşamış. Alaca ineğin alnını hafif hafif kaşımış. Yaşlı  adamın isteği üzerine güzel bir çorba pişirmiş. Tasa koymuş. Sofraya getirmiş.  Sonra &#8220;ben karnımı doyururken bu hayvancıklara hiçbir şey yok mu? Dışarıda her  şeyden bol bol var. Önce onlara yiyecek getireyim&#8221; demiş. Dışarı çıkmış; arpa  getirerek tavukla horozun önüne serpmiş. İneğe de bir kucak dolusu güzel kokulu  saman vermiş: &#8220;Afiyetle yiyin sevgili hayvanlar! Susadığınız zaman içersiniz  diye size serin su da getireyim&#8221; demiş. Bir kova su getirmiş. <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/masallar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Tavukla horoz</font></a> hemen kovanın kıyısına  sıçramışlar, gagalarını suya daldırmışlar; sonra kafalarını havaya kaldırmışlar.  Böylece su içmeye başlamışlar. Alaca inek de bu sudan kana kana içmiş. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Hayvanlar yemlerini yiyince kız, yaşlı adamın  yanına giderek sofraya oturmuş. Ondan artan yemekleri yemiş. Çok geçmeden  tavukla horoz başlarını kanatları arasına sokmaya başlamışlar. Alaca inek de  gözlerini kapamış. Bunun üzerine kız &#8220;artık ben de dinlenmeliyim&#8221; demiş. Kız  merdivenlerden çıkmış, yatağı düzeltmiş, tertemiz örtüler örtmüş. İşi bitince  yaşlı adam gelmiş, yataklardan birine yatmış. Ak sakalı ayaklarına kadar  uzanıyormuş. Kız ikinci yatağa girmiş, duasını etmiş, uykuya dalmış. Küçük kız  gece yarısına kadar rahat bir uyku uyumuş. Fakat ondan sonra evin içinde bir  karışıklık olmuş. Evin köşe bucağından gıcırtılar, çıtırtılar duyuluyormuş.  Kapılar kendiliğinden açılıyor, duvarlar yumruklanıyormuş. Tavanın kirişleri  yerlerinden fırlayacaklarmış gibi büyük bir gürültü olmuş. Az sonra daha güçlü  bir çatırtı duyulmuş. Bu kez de evin damı çöker gibi olmuş. Sonunda her yanı  yine sessizlik kaplamış. Keza hiçbir şey olmamış. Yattığı yerden kımıldanmamış,  yine uykuya dalmış.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabahleyin ortalık aydınlandıktan sonra uyandığı zaman bir de ne görsün? Kendisi  büyük bir salonun ortasında yatıyormuş. Kız sanki bir saraydaymış. Duvarlarda  yeşil ipekten fon üzerinde altından çiçekler fışkırıyormuş. Yatak fil  dişindenmiş. Üstündeki yorgan kırmızı kadifedenmiş. Yanındaki bir sandalyenin  üzerinde incilerle işlenmiş bir çift terlik duruyormuş. Kız bunları düşte  gördüğünü sanmış. Fakat içeriye çok şık giyinmiş üç uşak girmiş. Ne gibi  buyrukları olduğunu sormuşlar. Kız &#8220;gidin, şimdi yataktan kalkacağım, yaşlı  adama çorba pişireceğim. Güzel tavukla güzel horoza, alacalı güzel ineğe de yem  vereceğim.&#8221; </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Kız yaşlı adamın kalktığını sanıyormuş. Onun  yatağına bakmış. Fakat yatakta yaşlı adamın yerine yabancı bir erkek yatıyormuş.  Dikkatle bakınca bu adamın hem genç, hem de güzel olduğunu görmüş. Adam uyanmış.  Yatakta doğrulmuş &#8220;ben bir prensim demiş, kötü bir cadı beni ak saçlı, ak  sakallı bir yaşlı kılığına sokarak ormanda yaşamaya zorlamıştı.Bir tavuk, bir  horoz ve alacalı bir inek kılığında üç uşaktan başka hiç kimse benim yanıma  gelemiyordu. Eski durumuma dönmem için yalnızca insanlara değil; hayvanlara da  iyilik etmeyi seven, temiz yürekli bir kızın yanıma gelmesi gerekti. İşte bu kız  sen oldun. Cadının yaptığı tılsım, bu gece yarısı senin yardımınla bozuldu. Eski  orman kulübesi yeniden sarayıma dönüştü.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yataktan kalkınca prens üç uşağını kızın ana-babasına yollamış. Onları düğüne  çağırmış. Bu sırada kız &#8220;ama benim öbür kız kardeşlerim nerede?&#8221; diye sormuş.  Oğlan yanıt vermiş: &#8220;Onları mahzene kilitledim. Sabahleyin ormana  götürülecekler. Kötü huylarını düzeltinceye, zavallı hayvanları aç  bırakmayıncaya kadar bir kömürcüye hizmetçilik edecekler!&#8230;&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/masallar/">»<span lang="tr">  Masallar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt"><br />
</span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yoksul-oduncu-masal/">Yoksul Oduncu (Masal)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yoksul-oduncu-masal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>16</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
