<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Biz Ne istedigimizi Biliyoruz Nihal Atsiz | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/biz-ne-istedigimizi-biliyoruz-nihal-atsiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:20:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/biz-ne-istedigimizi-biliyoruz-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/biz-ne-istedigimizi-biliyoruz-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 10:54:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Biz Ne istedigimizi Biliyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[Biz Ne istedigimizi Biliyoruz Nihal Atsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/biz-ne-istedigimizi-biliyoruz-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz (Hüseyin Nihal ATSIZ) Ne istediğini bilmeyen yani programsız, plânsız olan insan gibi ne istediğini bilmeyen milletin de güçlükler, başarısızlıklar ve bozgunlarla karşılaşacağı muhakkaktır. Hele günümüzde milletlerin dörder veya beşer yıllık plânlarla kalkınma ve güçlenme savaşı yaptıkları bir sırada ne istediğini bilmenin, şuurunu kaybetmekle eşit bir felâket olduğu meydandadır. &#160; Tabiî, plân [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biz-ne-istedigimizi-biliyoruz-huseyin-nihal-atsiz/">Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne istediğini bilmeyen yani  programsız, plânsız olan insan gibi ne istediğini bilmeyen milletin de  güçlükler, başarısızlıklar ve bozgunlarla karşılaşacağı muhakkaktır. Hele  günümüzde milletlerin dörder veya beşer yıllık plânlarla kalkınma ve güçlenme  savaşı yaptıkları bir sırada ne istediğini bilmenin, şuurunu kaybetmekle eşit  bir felâket olduğu meydandadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tabiî, plân ve program derken, kalkınma derken, bunun yalnız maddî yönünü  kastetmiyoruz. Ülküsüz maddecilik insanları hayvanlığa götüreceği için,  kalkınmanın manevî tarafını da birlikte ele alıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milletimiz tarih boyunca plânlı, istekli ve ülkülü yaşamış, ülkü olarak büyük  devlet, yasa düzeni ve cihan hâkimiyeti fikirlerini benimsemiştir. Yalnız Orta  Asya’da yaşadığımız çağlarda Mançurya ile Hazar Denizi arasındaki bölgeyi tek  yasa altında birleştirip düzen kurmak Türk’lerin değişmez amaçlarıydı. Bu  sınırlarda ileri gitme ve geri kalma olsa da cihana hâkim olmak düşüncesinde  hiçbir değişiklik olmazdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Selçuklular’la birlikte Önasya’nın alınmasından sonra ise hedefler değişmiş,  eski cihan hâkimiyeti ve büyük devlet düşüncesi Kızılelma adını almıştı. Osmanlı  fütûhatının nasıl büyük bir devlet plânına dayandığı gittikçe daha çok gün  ışığına çıkmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bundan ne kazandık diye sorulabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihin diri ve yiğit milleti olduk. Azlık olmamıza rağmen çokluklara hükmederek  büyük devlet kurduk. Büyük devletin tabiî sonucu olarak büyük kültür ve  medeniyetler yarattık. Yüzyıllarca, dünyanın geniş bir bölgesinde düzen kurup  yasanın hâkimiyetini sağladık. Savunmaya geçtiğimiz bu geniş toprakları bir  hattan bir hatta koruyarak yok olup tarihten silinmeyi önlemiş olduk. Dahası ne?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne kazandık diye sorunca her nesneye bir kulp takmak mümkündür. O zaman da  sorulabilir: Eski Yunan medeniyeti oldu da ne oldu? Bugünkü teknik ilerlemeye  Yunan felsefesinin ve sanatının ne etkisi olmuştur? İnsanlar nasıl olsa bu  seviyeye olaşacaklardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat bu düşünce temelinden sakattır. Bir milletin bin yılda on yıl yüksek  yaşaması bir kazanç ve övünçtür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Günümüzde ise Türk milleti plânsızlığın, ülküsüzlüğün dağınıklığı içindedir.  Uygulanmakta olan beş yıllık plânlar işin yalnız maddî tarafına aittir. Kalkınma  düşüncesi millî bir ülküyle mânâlandırılmadıkça kısır kalmaya mahkûmdur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Beşer yıllık üç plânın da yüzde yüz başarı ile sonuçlandırıldığını kabul etsek  bile; bu kalkınmış, İsveç seviyesine çıkmış memleketin, eğer bir millî ülküsü  yoksa, geleceğine güvenle bakılabilir mi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Zengin kültürlü ve sağlam yapılı olduğu halde, hayatta isteği kalmamış olduğu  için intihar eden insanlar gibi, gayesiz milletlerde ölüme mahkûm değil midir?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk milletinin ülküden yoksun olduğu sık sık söylenmekte ve bunun açlığı, millî  başarısızlığa uğradığımız zamanlarda daha çok duyulmaktadır. Kıbrıs konusunda,  Birleşmiş Milletlerdeki son başarısızlık sırasında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in  gazetelere geçen bir sözü çok ilgi çekicidir. O zaman Gürsel: “Yunanlılar  Kıbrıs’ı, Bulgarlar Trakya’yı, Ruslar Kars’ı istiyorlar. Biz ne istediğimizi  bilmiyoruz” demişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Buradaki “biz” zamiri şüphesiz Türkiye’nin resmî çevreleri, resmî sorumluları  anlamında kullanılmıştır ve bu sorumlular cidden ne istediklerini bilmemektedir.  Çünkü millî program yoktur. Siyaset bilgisi onlara göre “idare-i maslahat” tır.  En büyük zekâ, köylü kurnazlığı ile karşısındakini kısa bir süre için  aldatabilmektir. Bir tehlikeyi iki yıl üç yıl geriye atmak bir zaferdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Oysa ki Türkiye’de ne istediğini bilen bir zümre vardır. Bu zümre Türkçülerdir  ve bütün Türklerin tek devlet halinde birleşmesini istedikleri için, yerine ve  zamanına göre maceracılık, emperyalistlik, faşistlik ve kafatasçılıkla  suçlanmaktadırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Küçük ve zayıf Yunanistan kurulduğu günden beri Megalo İdea yani Bizans  İmparatorluğunun diriltilmesi düşüncesinin ardında koşarken, dağınık ve geri  Arap İran Körfezinden Atlas Denizine kadar Arap Birliği isteğinin arkasında  iken, Afrika’nın yeni çelimsiz devletleri kendilerine göre birer dış hedef  gözetirken, geçmişin nice büyüklerinin mirasçısı olan Türk milleti millî bir  ülkü gütmekten alıkonuyor ve bunu dış düşmanlar değil, Türk aydını olarak  bilinen bir güruh yapıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu uyuşuk güruh siyasî bir paratoner olan “yurtta barış, cihanda barış”  formülünü bir hayat prensibi diye benimsemek istiyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Peki ama senin dışarıda gözün yok diye başkalarının sende gözü olmayacak mı  sanıyorsun budala? İşte örnekleri ortada: Sen uyuşuk uyuşuk oturduğun için,  milletine dış hedef göstermediğin için başkaları seni dış hedef gösteriyor ve  Kıbrıs’tan sonra sıranın İmroz’a, İstanbul’a ve Ege’ye geleceğini açıkça  söylemekten çekinmiyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçüler, millî ülkünün temsilcisi olan kimselerdir. Bu türlü temsilcilikler  demokratik seçimle değil, düşünceyi ileri sürmekle, onu savunmakla, uğrunda  fedakârlığa, hatta belâya katlanmakla elde edilir. Bu temsilcilerin vergi  kaçıran tüccarla, yalan söyleyen politikacı ile, satılık kalem sahipleriyle bir  tutulmaya tahammülleri yoktur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülere: “ Milliyetçilik sizin tekelinizde mi ” diye sık sık sorulmuştur.  Elbette öyledir. Herkes milliyetçi olsaydı, Türkiye bugünkü güç şartlar içinde  bocalamazdı. Parti kavgaları, sınıf düşmanlıkları, kazanç ve kâr davaları  tabiidir ki milliyetçilik olamaz. Bunlar bir milleti ancak batmaya götürür. Hele  kelime kavramlarının alabildiğine kötüye kullanıldığı çağımızda, Türkçülük  düşmanlarının “biz Türkçüler” diye yazı yazdığı, Moskova uşaklarının  milliyetçilikten dem vurduğu günümüzde Türkçülük elbette küçük bir zümrenin  tekelinde olacak ve Türkçülük olunca da en normal sonuç olarak ister istemez  ırkçılığa gidecektir. Bu ırkçılık bir takım şarlatan maskaraların ileri sürdüğü  gibi kafa ölçmek, kan tahlil etmek, yedi ata saymakla ilgili değildir. Irkçılık  kan ve ırka dayanmakla beraber Türklük şuurunda olmak, yabancı bir ırkın şuuruna  sahip çıkmamak davasıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülerin iç davası olan ırkçılık, Türkiye’nin kaderine Türklerin hâkim  olması, kilit noktalarında Türklerin bulunması ilkesidir. Birinci Cihan  Savaşında Osmanlı ordusundaki Arap ırkından subayların nasıl ihanet ettiğini  okumak, o savaşlarda bulunanlardan dinlemek aklı başında olanlar için ebediyen  unutulmayacak bir derstir. Balkan Savaşında Arnavutların, Cihan Savaşında  Arapların topyekûn ihanetini gördükten sonra ve Arapların Türkiye’den bir Hatay  isteği varken Türkiye’nin yerli Fellâhlarını Harp Okuluna alarak subay  yetiştirmek, Mülkiyeden çıkararak vali yapmak, parti listelerinden mebus seçerek  Bakanlığa getirmek doğru mudur, değil midir?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün Türkiye’de bir Kürtlük ve Kürtçülük akımı varken ve bunlar sıkı yönetim  mahkemelerine kadar götürülmüşken bunları mebus ve senatör yapmak, bunları  memleketin kilit noktalarına getirmek doğru mudur?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçüler, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünde Türk olmayanların ihanetlerinin en  büyük rol oynadığını bilmekten doğan bir şuurla devlet makinesinin başında  bunlardan kimse bulunmamasını ister. Bir insanın sadık mı, hain mi olduğunu  kestirmeye tabiî imkan yoktur. Fakat o insan Türk topraklarında iddiası olan bir  cemaate mensupsa ihanet etmesi daima ihtimal içindedir. Bu sebeple onu kilit  noktasına getirmek, gaflet, hamakat ve ihanetten başka bir şey değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülerin dış prensibi bütün Türklerin birleşmesidir. Dışarıdaki Türklerin  kaderiyle ilgilimizi kesmenin bize hiçbir güvenlik sağlamadığı son otuz yılın  tecrübesiyle belli oldu. Irkdaşlarının yok edilmesine göz yuman bir millet zaten  yok olmaya mahkumdur ve buna layıktır. Milletleri millet yapan, uğrunda  ölecekleri yüksek ilkelere bağlanmış olmalarıdır. Bugünkü kuşaklar neye, hangi  ülküye, nasıl bir düşünceye bağlanmıştır?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sağdan sola her topluluk tarafından sözde benimsenen Atatürkçülük genç kuşakları  heyecanlandıracak bir ülkü müdür? Atatürkçülük denen nesne bir ilâç, bir  panzehirdir. Hastalanmış veya zehirlenmiş bir ülkü değildir. Ülkü bir milleti  iliklerine kadar heyecanla sarsan düşünce demektir. Uğrunda kanların ve canların  harcandığı bir inançtır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Irkçılık ve Turancılıktan katışma olan Türkçülük bu milleti heyecanla  birleştirip yeniden büyük devlet durumuna getirecek ilke olduğu için yürütücü  kuvvettir. Başka her düşünce, bugün piyasada olan her ilke, her inanç, her  doktrin bölücü, dağıtıcı, üstelik de yabancı köklüdür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birleştirici, yürütücü, kalkındırıcı olan yalnız Türkçülüktür. Dışarıdan  gelmemiş olan, millî ürün olan Türkçülük…</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bundan dolayıdır ki biz ne istediğimizi biliyoruz. Mütareke yıllarında kurtuluş  olarak Bolşevikliği yahut Amerikan mandasını gören soysuzlaşmış aydınlar gibi,  bugün de yine Moskova veya Amerikaya yüz döndürmüş olan soysuz aydınlarla  Türkiye’nin kurtuluş davası yürütülemez. Didişmelerini yalan ve iftira  kampanyasıyla yapan siyasî partilerden hiçbir hayır yoktur. Oy toplamak için  Kürt şeyhlerine yahut İmroz Rumlarına taâviz vermenin bir vatan ihaneti olduğunu  anlamaktan âciz aşağılıkların millet kaderinde söz sahibi olması korkunç bir  felâkettir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atatürk’ün “Türk milleti, başına geçireceği insanların kanındaki cevher-i asliye  dikkat etmelidir” sözü açık anlamı ile “Türk ırkından olmayanları başına  geçirme” demektir. Bu söz mücerret bir övünme veya şatafat değil, acı  denemelerden doğuş bir gerçek, yabancı soyluların getirdiği felâketlerden  alınmış bir derstir. Bunu Atatürkçü geçinip de Türkçülük düşmanlığı yapanları  uyarmak için hatırlatıyorum. Yoksa Atatürk bunu söylememiş olsaydı biz yine  ırkçı olacaktık. Aklımız büyük olanlardan ders almayı emrettiği; tarih kendi  derslerinden faydalanmayanları bağışlamadığı için ve en sonra yüzyılların  gerisinden gelip bize şeref veren millî şuur ve gururumuz böyle gerektirdiği  için ırkçı olacaktık.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şeref meselesine önem vermemiş toplumların sonu kölelik ve hayvanlıktır. Çünkü  şeref yalnız insanlarda olan bir duygudur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Irkçı değil misin? Irkçılığa düşman mısın? Öyleyse sen günün birinde  Atenagoras’ı Türkiye Cumhurbaşkanı görmekte sakınca bulmazsın. Belki de Batı  Hıristiyan dünyasının sevgisini ve yardımını kazanırız diye düşünürsün.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sen bir Yahudi sarrafın maliye bakanı olmasına ses çıkarmazsın. Kendi kesesini  doldurmasına ve İsrail’e transferler yapmasına rağmen bütçeyi kabartacağı için  sevinç bile duyarsın. Hattâ kürt devleti kurmak için bunca Türk’ün kanına giren  Şeyh Said’in torunlarından birinin başbakan veya devlet bakanı olmasına da ses  çıkarmazsın.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sen yalnız Türkçülüğe karşı çıkar, Türk ırkçılığını yerer, Turancılığa düşmanlık  edersin. Çünkü sen ya Türk ırkına yüzyıllarca kölelik etmiş bir milletin mensubu  yahut da beyni işlemeyen, yobazlaşmış, okuduğunu sindirememiş bir budalasın.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nihâl Atsız, Ötüken Dergisi, 15 Şubat 1966, Sayı: 26</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biz-ne-istedigimizi-biliyoruz-huseyin-nihal-atsiz/">Biz Ne İstediğimizi Biliyoruz (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/biz-ne-istedigimizi-biliyoruz-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
