<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cem | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/cem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Mar 2017 11:12:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Alevilik &#8211; (Dünya Dinleri)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/alevilik-dunya-dinleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/alevilik-dunya-dinleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 19:00:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya Dinleri]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[12 İmam]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Dedesi]]></category>
		<category><![CDATA[Aleviler]]></category>
		<category><![CDATA[Aleviliğin Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik İnancı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik Mezhebi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bütün Dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Cem]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Evi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemler]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler Konu Anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[Dinlerin Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Kapı Kırk Makam]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Beyt Sevgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ehlibeyt Sevgisi Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Eline Diline Beline Sahip Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişteki Dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzdeki Dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hızır Oyucu]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali İnancı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali Sevgisi Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kemerbest]]></category>
		<category><![CDATA[Makam]]></category>
		<category><![CDATA[Marifet]]></category>
		<category><![CDATA[Marifet Kapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Ölü Dinler]]></category>
		<category><![CDATA[On Dört Masum]]></category>
		<category><![CDATA[On İki İmam]]></category>
		<category><![CDATA[Ondört Masum]]></category>
		<category><![CDATA[Oniki İmam]]></category>
		<category><![CDATA[Pir Sultan Abdal]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat Kapısı]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Sünnet Yedi Farz]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşayan Dinler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/alevilik-dunya-dinleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alevilik (Dünya Dinleri) Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.Alevilik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan ulaşmıştır. Sözlü gelenek nesilden nesile aktarılan bilgi ve uygulamalar ve Dedelerin günümüze ulaştırdığı bilgiler şeklinde günümüze ulaşmıştır. Sünni kitlelerin aksine eğitim kurumlarından yoksun kalan Aleviler inanç, gelenek ve kültürlerini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/alevilik-dunya-dinleri/">Alevilik – (Dünya Dinleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #0099cc;"><span style="font-size: 30pt; font-weight: bold;"> Alevilik<br />
</span> </span><span style="color: #c0c0c0;"><span style="font-size: 15pt; font-weight: bold;"> (Dünya Dinleri)</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>liğin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/inanc/"> <span style="color: #000000;">inanç</span></a> ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a> esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"><span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan ulaşmıştır. Sözlü gelenek nesilden nesile aktarılan bilgi ve uygulamalar ve Dedelerin günümüze ulaştırdığı bilgiler şeklinde günümüze ulaşmıştır. Sünni kitlelerin aksine eğitim kurumlarından yoksun kalan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>ler <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/inanc/"> <span style="color: #000000;">inanç</span></a>, gelenek ve kültürlerini daha çok bu yolla günümüze ulaştırmışlardır. Çevreyi temsil eden ve göçebe/ yarı göçebe kitlelerin oluşturduğu bu gruplar, resmi din anlayışına karşı bir dinsel anlayışı, yani heterodoksiyi temsil ediyorlar, toplumsal yapıları itibariyle, sünnî çevrelerin aksine, eğitim ve kültür kurumlarından yoksun bulunuyorlardı. Bektaşî dergâhlarında ise belli bir organizasyon bulunmaktaydı. Bu dergâhlarda bulunan bektaşî dervişleri ve onların nüfuzundaki kitleler, Ocakzade dedelerin faaliyette bulundukları kitlelerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumlaşmış idiler. Bu durumu arşiv belgelerinden rahatlıkla görebiliyoruz. Ocakzade dedelerin faaliyette bulunduğu yerlerde yaşayan kitleler Bektaşî dergâhlarından daha farklı bir organizasyona tabi bulunmaktaydılar. Bu kitleler arasında, bilgiler, yazılı olmayan yani sözlü geleneğe dayalı bir şekilde nesilden nesile aktarılıyordu. Merkezi iktidarların bu kitleler üzerindeki baskısı ve zaman zaman gerçekleşen sürgünlerin yarattığı olumsuzluklar bu kitlelerin yaşamlarının her alanına yansımış, örneğin cem ayinleri büyük bir temkinle ve gizlilik içerisinde yapılır olmuştur.</span></p>
<p>&nbsp;<br />
[ad1]</p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> Yol ve Erkânının günümüze ulaşmasının ikinci kaynağı ise yazılı kaynaklardır. Ancak bu kitlelerin sosyal yaşamlarının doğal bir sonucu olarak, sahip oldukları yazılı eserler de oldukça sınırlıdır. Alevî köylerinde yaptığımız araştırmalarda, daha çok dede evlerinde nefeslerin ve deyişlerin yer aldığı <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/"> <span style="color: #000000;">kitap</span></a>lar (Cönkler), Menakıb-ı İmam Cafer-i Sadık, Hutbe-i Düvaz-deh İmam/Menakıb-ı Seyyid Safi, “Küçük Buyruk” olarak da bilinen “Dergah-ı Ali’de Seyyid Abdülbaki Efendi’nin Erenlere Muhib olan Temiz <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/inanc/"> <span style="color: #000000;">İnanç</span></a>lı Müminlere Gönderdiği Mektup” başlıklı bir <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/"> <span style="color: #000000;">kitap</span></a>çık, Makalat-ı Hacı Bektaş-ı Veli ve Vilayet-name adlı el yazması (Osmanlıca) eserlerin varolduğunu biliyoruz. Oysa sünnî kesimler yüzyıllara yayılan zaman sürecinde medreseler ve şeyh-mürid ilişkisi çerçevesinde birçok eğitim kurumlarına sahip olmuş, bu şekilde yüzlerce eser kaleme alınmıştır. Bektaşi dergâhları eğitim faaliyetleri ve araçları bakımından da, ocakzade dedelere bağlı <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumsallaşmış idiler.Dergahlarda yüzlerce cilt eser bulunurken <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> köylerinde sadece Dede evlerinde elyazması <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/"> <span style="color: #000000;">kitap</span></a>lar bulunurdu.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #ff0066;">Alevi</span></a>ler’de <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/inanc/"> <span style="color: #ff0066;">İnanç</span></a> Anlayışı<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerde <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/inanc/"> <span style="color: #000000;">inanç</span></a> ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a> anlayışının kendine özgü yönleri bulunmaktadır. Bu anlayışın temeli biçimden çok özü esas almasına dayanır. Biçimsel anlamda <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a>in bir araç, olgun insan olmanın ise esas amaç olduğu kabul edildiğinden cemlere katılmak, oruç tutmak yetmez. Eline, diline, beline bağlı olmayan, en <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kutsal/"> <span style="color: #000000;">kutsal</span></a> varlık olan insanı sevmeyen, olgunlaşmamış insanların <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a>leri de boşunadır. Bu kişiler Cem törenlerine alınmadıkları gibi toplumdan da dışlanırlar.<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"><span style="color: #000000;">Alevi</span></a> inancının temeli Hak-<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"><span style="color: #000000;">Muhammed</span></a>-Ali sevgisine dayanır.<br />
</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve Oniki İmam Sevgisi</strong></span></p>
<p><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"> Bilindiği üzere <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lik Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve Oniki İmam sevgisine dayanır. Ehl-i Beyt sözcük olarak ev halkı demektir. Ev halkı yani Ehl-i Beyt Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a>, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşmaktadır. Ehl-i Beyt halk arasında Pençe-i Al-i Abâ olarak da adlandırılır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Oniki İmamlar, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerin Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a>’den sonra önder olarak tanıdıkları Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın soyundan gelen kişilerdir.Oniki İmamların adları sırasıyla şöyledir:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1- İmam Ali<br />
2- İmam Hasan<br />
3- İmam Hüseyin<br />
4- İmam Zeynel Abidin<br />
5- İmam <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a> Bakır<br />
6- İmam Cafer Sadık<br />
7- İmam Musa Kazım<br />
8- İmam Ali Rıza<br />
9- İmam <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a> Taki<br />
10-İmam Ali Naki<br />
11-İmam Hasan Askeri<br />
12- mam Mehdi</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lere göre <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyet-sunnilik-dunya-dinleri/"> <span style="color: #000000;">müslüman</span></a>lar Hz. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a>’den sonra 73 fırkaya ayrılacaklar ve Ehl-i Beytin, Oniki İmamların yolundan gidenlerin dışındakiler <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Cehennem/"> <span style="color: #000000;">cehennem</span></a>e gideceklerdir. Ehl-i Beytin, Oniki İmamların yolundan gidenler Fırkayı Naciye veya Güruh-u Naci olarak adlandırılır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Demek ki Ehl-i Beyt sevgisi <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>liğin esasını oluşturur. Tevella ve teberra anlayışı da bu sevgiden kaynaklanır. Tevella Ehl-i Beyti, Oniki İmamları, Ondört Masumları, Onyedi Kemerbestleri ve onların yolundan gidenleri sevenleri sevmek, teberra ise onları sevmeyenleri sevmemektir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Ondört Masum<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a> Ekber, Abdullah b. İmam Hasan, Abdullah b. İmam Hüseyin, Kasım, Zeynelaba, Kasım b. Zeynel-abidin, Ali Eftar, Abdullah b. İmam Cafer Sadık, Yahya el-Hadi, Salih, Tayyib, Cafer b. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a> Taki, Cafer b. Hasan Askeri, Kasım b. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a> Taki.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; font-weight: bold; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> Onyedi Kemerbest<br />
</span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
İmam Hasan, İmam Hüseyin, Hadi-i Ekber, Abdülvahid, Tahir, Tayyib, Türab, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/peygamberimizin-hayati-hz-muhammedin-hayati/"> <span style="color: #000000;">Muhammed</span></a> <span style="color: #000000;">Hanefi</span>, Abdurrauf, Ali Ekber, Abdülvahab, Abdülcelil, Abdurrahim, Abdülmuin, Abdullah Abbas, Abdülkerim, Abdüssamed</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Dört Kapı Kırk Makam<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki Kâmil(olgun) insan olma ilkelerini Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin tespit ettiğine inanılır.Hacı Bektaş “Kul <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Tanri/"> <span style="color: #000000;">Tanrı</span></a>’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur.” buyurmuşlardır. Bu ilkeler aşama aşama insanı olgunluğa ulaştırır. Bir başka yoruma göre ise şeriat anadan doğmak, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Tarikat/"> <span style="color: #000000;">tarikat</span></a> ikrar vermek, marifet nefsini bilmek, hakikat Hakkı özünde bulmak yollarıdır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dört Kapı şunlardır:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1.Şeriat<br />
2.<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Tarikat/"><span style="color: #000000;">Tarikat</span></a><br />
3.Marifet<br />
4.Hakikat</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Her kapının on makamı vardır:<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
<strong>Şeriat kapısının makamları:<br />
</strong><br />
&#8211; İman etmek,<br />
&#8211; İlim öğrenmek<br />
&#8211; İbadet etmek<br />
&#8211; Haramdan uzaklaşmak<br />
&#8211; Ailesine faydalı olmak<br />
&#8211; Çevreye zarar vermemek,<br />
&#8211; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Peygamber/"> <span style="color: #000000;">Peygamber</span></a>in emirlerine uymak<br />
&#8211; Şefkatli olmak<br />
&#8211; Temiz olmak<br />
&#8211; Yaramaz işlerden sakınmak<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong> Tarikat kapısının makamları<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
&#8211; Tövbe etmek<br />
&#8211; Mürşidin öğütlerine uymak Ta<br />
&#8211; Temiz giyinmek<br />
&#8211; İyilik yolunda savaşmak<br />
&#8211; Hizmet etmeyi sevmek<br />
&#8211; Haksızlıktan korkmak<br />
&#8211; Ümitsizliğe düşmemek<br />
&#8211; Ibret almak<br />
&#8211; Nimet dağıtmak<br />
&#8211; Özünü fakir görmek</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; font-weight: bold; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> Marifet kapısının makamları<br />
</span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
Edepli olmak<br />
Bencillik, kin ve garezden uzak olmak &#8211; Perhizkârlık<br />
&#8211; Sabır ve kanaat<br />
&#8211; Haya<br />
&#8211; Cömertlik<br />
&#8211; İlim<br />
&#8211; Hoşgörü<br />
&#8211; Özünü bilmek<br />
&#8211; Ariflik<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span> <span style="font-size: 15pt; font-weight: bold; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> Hakikat kapısının makamları<br />
</span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
&#8211; Alçakgönüllü olmak<br />
&#8211; Kimsenin ayıbını görmemek<br />
&#8211; Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek<br />
&#8211; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Allah/"> <span style="color: #000000;">Allah</span></a>’ın her yarattığını sevmek<br />
&#8211; Tüm insanları bir görmek<br />
&#8211; Birliğe yönelmek ve yöneltmek<br />
&#8211; Gerçeği gizlememek<br />
&#8211; Manayı bilmek<br />
&#8211; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Tanri/"> <span style="color: #000000;">Tanrı</span></a>sal sırrı öğrenmek<br />
&#8211; <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Tanri/"> <span style="color: #000000;">Tanrı</span></a>sal varlığa ulaşmak<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span> <span style="font-size: 15pt; font-weight: bold; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> Üç sünnet yedi farz<br />
</span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerin <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kutsal/"> <span style="color: #000000;">kutsal</span></a> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/"> <span style="color: #000000;">kitap</span></a>larından “Buyruk”larda yazıldığına göre <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> yolunun temeli üç sünnet yedi farza dayanır. Bu temel esaslara uymak zorunludur. Üç sünnet yedi farz şunlardır:<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
</span><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Üç Sünnet<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
Dilini tevhid kelimesinden ayırmaya<br />
Gönlünden düşmanlığı gidere, kimseye kin ve kibir tutmaya, kıskançlık etmeye, hırsına uyup şeytana gönül vermeye.<br />
Sözü Hakkın kudreti ola, kimseyle kavga etmeye, kimseye düşmanlık yapmaya</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; font-weight: bold; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> Yedi Farz<br />
</span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
Çok sır saklaya<br />
Talip binbir ise, bir otura ve bir dilden söyleye<br />
Hakkın terazisine itaat ede, yaptığı bir günaha bin özür ve niyaz eyleye, kimsenin gıybetini etmeye ve yalan yere and içmeye, yalan söylemeye<br />
Mürebbi hakkına itaat ede, emrine uya<br />
Kuşak kuşana, halifeden el alıp, tövbe eyleye<br />
Musahibini hakikatte Hak cemiyetine eriştire<br />
Halife’den tac ve kisvet kabul eyleye. Özünü şeyhlere ulaştıra<br />
Bu yol üzere olmayofu diye inanmayasanız. Bir kişi bunca farzdan ve sünnetten düşse, ona derman yoktur, sürgün olur, yüzü karadır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; font-weight: bold; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> Oniki Şart<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8211; Cömertlik<br />
&#8211; Mutluluk<br />
&#8211; İbret<br />
&#8211; Gayret<br />
&#8211; Sohbet<br />
&#8211; Mürüvvet<br />
&#8211; Şefkat<br />
&#8211; Şefkat<br />
&#8211; İkram<br />
&#8211; Tevella<br />
&#8211; Teberra</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; font-weight: bold; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> Oniki İşlek<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8211; Evvel kendi özünü hassas etmektir<br />
&#8211; Marifet tohumunu ekmektir<br />
&#8211; Şefkat beslemektir<br />
&#8211; Rıza eteğini tutmaktır<br />
&#8211; Hikmet sıfatını sem etmektir<br />
&#8211; Özünü hizmet hürmetin saklamaktır<br />
&#8211; Özünü mukarribiyle hudetmektir,<br />
&#8211; Özünü sabır ehline vermektir<br />
&#8211; Muhabbet kilesiyle ölçmektir<br />
&#8211; Takva değirmeninde özünü arındırmaktır<br />
&#8211; Su ile yuğurmaktır<br />
&#8211; İradet tennurunda pişmek ve ihlas sofrasına girmek , özünü dervişlere ve fukaralara sarfetmektir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Eline Diline Beline Hakim Olmak<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
Eline, diline, beline hakim olma kuralı <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerin yaşamları boyunca uymaları zorunlu ahlak sisteminin adeta simgesidir. Eline bağlı olmak, elinle koymadığını almamak, diline bağlı olmak gözünle görmediğini söylememek ve beline hakim olmak haram olan cinsel ilişkiye girmemektir. Bu kural <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> toplumunun çok güçlü ahlak sisteminin özetidir ve <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> Yolu Dedelerimizin deyimiyle “kıldan ince, kılıçtan keskindir”. Yolun bu kurallarına uymayanlar düşkün sayılırlar. Düşkünler toplumdan soyutlanırlar, işledikleri hatanın durumuna göre değişik şekillerde cezalandırılırlar.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> toplumunda kadın-erkek yaşamın her alanında eşittir. Çalışırken de, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a> ederken de kadın erkek birliktedir. Sünni geleneğin aksine tek eşlilik esastır. Başlık parası gibi uygulamalar kabul edilmez. Kadın olsun erkek olsun eşinden şikayetini Dedeye iletebilir, suçlu bulunursa düşkün edilir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerde sosyal yaşamın her alanında kadının da erkekle birlikte ve eşit olarak yeralması bunu çekemeyenlerce çeşitli iftiralara da konu olmuştur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Ayin ve Merasimler (Muharrem,Hızır Orucu, Cemler)<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
Her toplumun önemli anma ve toplanma günleri bulunmaktadır. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerin de böyle <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kutsal/"> <span style="color: #000000;">kutsal</span></a> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a> ve bayram günleri vardır. Cemler düzenli olarak yapılan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a>lerdir. Cemlerin yanısıra Sultan Nevruz, Muharrem Orucu, Hızır Orucu, Hıdırellez, Kurban Bayramı, Abdal Musa Lokması da <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerin önemli günlerindendir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>ler Ramazan Orucunu tutmazlar. Şimdi sırasıyla bunlar üzerinde duralım:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">İlkbaharın başlangıcı ve Hz. Ali’nin doğumu sayılan Nevruz (21 Mart) akşamı Sultan Nevruz olarak adlandırılır ve Cem yapılır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerce Kerbela Olayı’nın anlamı büyüktür. Yine kış aylarında Abdal Musa Lokması düzenlenirdi. Abdal Musa Lokması için evler dolaşılarak lokmalar toplanır, kurbanlar kesilir cem yapılır, ertesi gün pişen lokmalar dağıtılırdı. Abdal Musa lokmasının topluma yararlı olacağına, ürünlerin bereketli olacağına inanılırdı. Hz. Hüseyin’in acımasızca şehid edilmesinin anısına yüzyıllardır Muharrem ayında oruç tutulur. Muharremin birinci günü başlanan oruç Oniki İmamlar aşkına oniki gün tutulur. Ondört Masumlar için fazladan oruç tutanlar da vardır. Muharrem Orucu sırasında Hz. Hüseyin’in susuz şehid olması anısına su içilmez, kurban kesilmez, traş olunmazdı. Akşamları Kerbela olayını anlatan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/"> <span style="color: #000000;">kitap</span></a>lar okunurdu.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Şubat ayında ise üç gün Hızır Orucu tutulurdu.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Her yıl 6 Mayıs günü Hızır İlyas günü kutlanır.Hızır karada, İlyas ise denizde zor durumda kalanlara yardım ederler inancı vardır. Bu nedenle <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>ler arasında “Yetiş Ya Hızır” deyimi yerleşmiştir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerde kurban geleneği de yaygındır. Cemlerde, Hızır orucunda, Abdal Musa törenlerinde ve Kurban Bayramında kurbanlar kesilir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Ancak “yol bir sürek binbir” sözünden de anlaşılacağı üzere Anadolu’nun değişik bölgelerinde yaşayan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>ler arasında bu dinsel <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a>lerin uygulanmasında çok küçük farklılıklar bulunmaktadır.</span></p>
<p>[m2]</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: 15pt; color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"><strong>Cem<br />
</strong></span><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
<a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>liğin temel <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a>i “Cem” dir. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> Cemleri daha çok hasat döneminden sonra yapılır. Cemlerin cuma akşamları yapılması gerekir. Cuma akşamı <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lerce perşembe akşamına verilen addır. <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a> Dedeleri talipleri köylerde ziyaret ettiğinde Cem yapılacağı duyurulur. Ceme katılacak olanlar yanlarında niyaz veya lokma adı verilen yiyecekler getirirler. Cemler büyük evlerde yapılır. Dede cem yapılacak yerin başköşesinde bulunan posta oturur. Cemde Oniki hizmet vardır. Bu oniki hizmetin sahipleri şunlardır:<br />
&#8211; Dede(Mürşid)<br />
&#8211; Rehber<br />
&#8211; Gözcü<br />
&#8211; Çerağcı(Delilci)<br />
&#8211; Zakir(Aşık)<br />
&#8211; Ferraş(Süpürgeci)<br />
&#8211; Sakka(İbriktar)<br />
&#8211; Kurbancı(Sofracı)<br />
&#8211; Pervane<br />
&#8211; Peyk(Davetçi)<br />
&#8211; İznikçi(Meydancı)<br />
&#8211; Bekçi</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Cem töreni Oniki hizmetin yerine getirilmesinden oluşan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Kutsal/"> <span style="color: #000000;">kutsal</span></a> bir <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a>tir. Cem içerisinde semah da edilir, Pir Sultan’dan, Hatayi’den, Kul Himmet’ten deyişler söylenir. Lokmalar dağıtılır. Kerbela Olayı anılır. Cem’de musahipler görülür, düşkünler dara kaldırılır, toplumun önünde haklı haksız belirlenir, suçlu olanların gerekli cezaları verilir. Cemlerde verilen cezalara uyulur, aksi halde toplum dışına itilmek kaçınılmazdır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bu belli günlerde yapılan <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ibadet/"> <span style="color: #000000;">ibadet</span></a>lerin dışında Anadolu’nun değişik merkezlerinde de her yılın belli günlerinde törenler düzenlenmektedir. Bunların en bilinenleri şu şekildedir: Hacı Bektaş Veli Törenleri, Abdal Musa Törenleri(Antalya), Veli <span style="color: #000000;">Baba</span> Törenleri(Isparta), Hamza <span style="color: #000000;">Baba</span> Törenleri(İzmir), Şücaettin Veli(Eskişehir) Törenleri, Pir Sultan Törenleri(Sivas), Hıdır Abdal Törenleri (Erzincan). Bu törenlere Türkiye’den ve yurtdışından yüzbinlerce insan katılmakta ve adeta bir festival havası içerisinde kutlanmaktadırlar.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><strong>Kaynak : </strong>Yrd.Doc.Dr.Ali YAMAN ; A&#8217;dan Z&#8217;ye <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Alevi/"> <span style="color: #000000;">Alevi</span></a>lik Nedir? ; İstanbul 1990 </span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-dinleri/">»<span lang="tr"> &#8220;Dünya Dinleri&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, &#8220;www.dunyadinleri.com&#8221;dan alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p align="center"><strong><span style="color: #808080; font-family: Arial;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-dinleri/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff;">Dünya Dinleri</span></a></span><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dunya-dinleri/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">Bütün Dinler</span></a></span><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Din/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">Din</span></a></span><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyet-dunya-dinleri/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">İslamiyet</span></a></span><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/hristiyanlik-dunya-dinleri/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">Hristiyanlık</span></a><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/alevilik-dunya-dinleri/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">Alevilik</span></a></span><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Sunnilik/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">Sünnilik</span></a></span><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/budizm-dunya-dinleri/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">Budizm</span></a></span><span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">, </span><span style="color: #808080;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/musevilik-dunya-dinleri/"> <span style="font-size: 8pt; color: #ffffff; font-family: Arial;">Musevilik</span></a></span></span></span></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/alevilik-dunya-dinleri/">Alevilik – (Dünya Dinleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/alevilik-dunya-dinleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>16</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dil İle Din (H. Cem Kanıbir)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ile-din-h-cem-kanibir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ile-din-h-cem-kanibir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 00:37:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Cem]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ile-din-h-cem-kanibir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dil İle Din (H. Cem Kanıbir) Din yoluyla, çok yaygın ve Türklüğü tehdit edecek boyutlarda Arap milliyetçiliği yapılmakta pek çok Türk, son derece içten ve temiz inançları olmasına karşın bilgisizlik yüzünden bu oyuna alet olmaktadır. Türklerin Müslümanlığı Benimseme Dönemlerinde Türkçe : Araplar Müslümanlığı yayma savaşlarında, Fars ülkesini (İran’ı) ele geçirdikten sonra Türk bölgelerine ulaşmaları sırasında [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ile-din-h-cem-kanibir/">Dil İle Din (H. Cem Kanıbir)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <span style="font-family: Maiandra GD; font-size: 20pt"><font color="#3366ff"> Dil İle Din</font></span><font style="font-size: 20pt" color="#ff6600"><span style="line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'"> (H. Cem Kanıbir)</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="3"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD">   <span class="postbody1">  <font size="2">Din yoluyla, çok yaygın ve Türklüğü tehdit edecek boyutlarda Arap milliyetçiliği  yapılmakta pek çok Türk, son derece içten ve temiz inançları olmasına karşın  bilgisizlik yüzünden bu oyuna alet olmaktadır. </font> </span><font size="2"> </font></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-align: center"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">  Türklerin Müslümanlığı Benimseme Dönemlerinde Türkçe :</span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Araplar Müslümanlığı yayma savaşlarında, Fars ülkesini (İran’ı) ele  geçirdikten sonra Türk bölgelerine ulaşmaları sırasında ilkin çetin bir  direnişle karşılaşılmıştır. Daha önce Abbasi halifesi Memun döneminde (805-807),  Türklerden saray kolculuğu birliği kurulmasıyla başlayan Türk-Arap ilişkileri,  Oğuz boylarının Müslümanlığı benimsemesi (920-950) ve Karahanlıların Müslüman  Türk devleti olarak örgütlenmeleriyle (960) Türklerin kitleler halinde Müslüman  olma sürecine dönüşmüştür. (Ü. Hassan, Osmanlı Devletine Kadar Türkler,  [Açıklamalı bir kronoloji], Cem Yayınevi, 1987)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Müslümanlaşma sürecinde Türkler, hızla Batı ülkelerine doğru  yayılmaya, yeni yurtlar edinmeye ve bu arada kendi kültürlerinden oldukça farklı  Acem ve Arap kültürlerinin etkisine girmeye başlamışlardır. Kısa bir süre sonra  Müslüman Türkler ile henüz Müslümanlığı benimsemeyen Türkler arasında kültür  uçurumu oluşmaya başlamıştır. Müslüman olan Türkler, yeni bir dini  benimsediklerinden doğal olarak Şamanlık, Budacılık, Manicilik gibi eski  dinleriyle ilintili kültürlerini kafirlik sayıp toplum belleklerinden silmeye  çalışmışlardır. Türklük anlayışı, Atatürk’ün büyük uyandırışına dek, yerini  yavaş yavaş ümmetçilik anlayışına bırakmıştır. Örneğin, Müslüman Oğuz Boyları  “Türkmen’’ adıyla anılmaya başlanmışlar; Müslümanlığı henüz benimsememiş öteki  Oğuzları kendilerinden saymamışlardır. Oysa söz konusu din kaynaşmasında  Arapların ve Acemlerin tavrı oldukça farklıdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Müslümanlığı kendi soylarının dini sayan Araplar, Kuran dilinin Arapça  olması gerekçesine dayanarak Arapçayı Müslümanlığın yayıldığı her yerde egemen  kılmaya çalışmışlardır. Bu akım Emeviler döneminde çok güçlenmiş, Arapların en  büyük devlet başkanları saydıkları Halife Abdülmelik (685-705) zamanında, Arap  Dili, İslam İmparatorluğunun resmi dili yapılmıştır. Kutsallaştırılan Arap dili  etkisiyle kimi uluslar, (örneğin Mısır Kıptileri, Irak Aramileri ve Kuzey Afrika  Berberileri) tümden Araplaşmışlardır. (D. Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, s.1102,  Tekin Yayınevi, 1990)<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu arada birtakım Türk boylarından Arap bölgelerine gidenler, örneğin  Suriye’ye giden Türkler, dillerini unutarak Arapça konuşmaya başlayıp  Araplaşmışlardır. (Günümüzde Hatay ilinde yaşayan ve Arap olduğunu sananların  büyük çoğunluğu bu durumdadır. Çünkü yaşlılarının dilinde çok sayıda Orkun <a href="https://www.bilgicik.com/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>si sözcüğe rastlanmaktadır.) Müslümanlığı  benimseyerek Arap kültürü etkisine giren başka soydan bilginler, İslam  Dünyasının bilim dili durumuna getirilen Arapçaya hizmet etmeye başlamışlardır.  Örneğin Ünlü Türk filozofu Farabi bile (870-950), Yunanca felsefe terimlerine  Arapça karşılıklar türetmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler, Müslümanlığı benimsemeye başladıkları ilk yıllarda, din  terimlerini Arapça ya da Farsçadan almaya çok da eğilim göstermemişlerdir. Çünkü  daha önce benimsedikleri Zerdüşt ve Mani dinlerinde İslam dininin kavramlarının  birçoğuna karşı gelen din terimlerine <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> karşılık türetmişlerdi ve tıpkı  Arapların yaptığı gibi var olan terimlerden uygun olanlarını yeni dinin  terimlerine karşılık olarak kullanıyorlardı. (Arapların, İslam’ın yeryüzüne  inmesinden önceki dönemdeki, putataparlık zamanlarındaki Arapça terimlerden pek  çoğu aynı zamanda İslam terimi olmuştur. Bu sözcüklerin kapsadığı kavramlar da  İslam anlayışına göre algılanmaya başlamıştır.) 10. yüzyılda, Karahanlılar  döneminde yapılmış Kuran-ı Kerim çevirisindeki din terimleri öz Türkçedir. (Bu  çeviride, Kuran-ı Kerim’de bulunan 2.500 dolayındaki sözcükten yalnızca 9  tanesinin Türkçe karşılığı kullanılmamıştır. Geri kalan yaklaşık 2.491 İslam  terimi tümüyle öz be öz Türkçedir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak ne yazık ki bir süre sonra bu anlayıştan yanlış olarak sapılmış,  Türk Dili, Arapça ve Farsçanın yoğun etkisine girmiştir. Türk seçkinleri  arasında yazışma dili olarak Arapça, edebiyat dili olarak Farsça hızla yayılmaya  başlamıştır. Oysa Müslümanlığı benimseyen Acemler (Farslar), kendi dillerini  korumasını bilmişler, din terimlerinin Farsça karşılıklarını kullanmayı  sürdürmüşlerdir. Türkçeye giren İslam din terimlerinin birçoğu Arapça değil  Farsçadır. (Örneğin, namaz, peygamber, Rab sözcükleri Farsçadır.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İranlıların, İslam’ı bahane ve alet ederek gelen Arap kültürü etkisine  boyun eğmeyişi ve geliştirdikleri tavırlar, ulusal dilin korunup geliştirilmesi  bakımından dikkate değerdir. Emevilerin yerine Abbasilerin egemenlik kurmasına  katkıda bulunan Horasanlı Ebu Müslim (Türk kökenli olduğu sanılır), “Şüubiyye”  görüşünün Arap olmayan Müslümanlar ve bu arada özellikle Acemler arasında  benimsenmesine öncülük etmiştir. İslam’ın ilk dönemlerinden başlayarak Arap  kökenli Müslümanları “hürr’’ (özgür), Arap kökenli olmayan Müslümanları ise  “m*******i’’ (mevla’lar : bağışlanmış köleler) sayan Arap İslam Devleti, öteki  budunların (kavimlerin) üzerinde baskı oluşturmuştu. Arap kadınların, dengi  sayılmadıkları Arap kökenli olmayanlarla evlenmesi yasaklanmıştı. Arap  yönetimleri, Arap kökenli olmayanları ikinci sınıf Müslüman sayıyorlardı. (D.  Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, s. 1103, Tekin Yayınevi, 1990.), (Ziya Gökalp,  Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri, s. 150, MEB. Yayınları, 1992), (P.K.  Hitti, Siyasal ve Kültürel İslam Tarihi, s.617, Cilt 1, İlahiyat Fakültesi  Vakfı), (O. Hançerlioğlu, İslam İnançları Sözlüğü, s. 594, Remzi Kitabevi, 1984)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Arap budunu (kavmi) üstünlüğü görüşüne karşıt olanlar, “Şüubiyye’’  adıyla örgütlenmekteydiler. Ünlü Türk bilgini Biruni (973-1051), bu anlayışı  destekleyenlerdendir. Şüubiyye yandaşlığı İran’da ulusal kültürün ve ulusal  dilin korunup gelişmesinde etkili olmuştur. Nitekim, İran’ın ulusal şairi  Firdevsi, İlkçağ İran düşüncesini ve inançlarını savunmuş, Arapları ağır dille  yermiştir. 1010 yılında Horasan’ın Türk hükümdarı Gazneli Mahmut’a sunduğu,  60.000. beyitlik “Şehname’’ adlı Farsça mesnevisinde, İran mitolojisini  yüceltmiş, Araplarıysa aşağılamıştır. Firdevsi Şehnamede : “Bir zamanlar çölde  deve sütü ve kertenkele etiyle geçinen Araplar işi o kadar azıttılar ki,  Key’lerin (eski Fars hükümdarları Keykubat, Keykavus, Keyhusrev v.b.) taçlarını  istemeye başladılar. Tuu senin yüzüne kahbe felek tuu!’’ demektedir. (Ahmet  Kabaklı, Türk Edebiyatı, s.64, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, 1989)</font></p>
<p style="line-height: 150%; text-align: center"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">  Ortaçağdan Bugüne Türkçe ve Din :</span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı hazinesinden beslenen, “arpalıkları’’ ele geçirmek için her  türlü dolana başvuran yozdinselci (gerçek Müslüman, içten dindar bambaşkadır;  eli öpülesi insandır) “ulema-yı rüsum’’dan bazıları (resmi din adamları), çağın  bilimlerinin Osmanlıya aktarılmasını önlemişlerdir. “Kadızadeliler’’ adlı din  adamı zümresi, dini siyasete alet aracı durumuna getirmiş; insanlar üstünde  etkinlik kurma yöntemi olarak olarak ilk kez sistemli biçimde kullanmaya  başlayan grup olmuştur. (İ.H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilatı,  Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1988), (İ.H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, 3.Cilt,  1.Kısım, [Sofiye Ricali ve Kadızadeliler], Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1983)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu grup ve türevleri, din dilinin Türkçe olmasına karşı çıkarak halkın  din bilgilerinin doğrusunu öğrenmesini engellemişler ve hâlâ da  engellemektedirler. Bu yolla kendi yoz anlayışlarını yaymışlardır ve  yaymaktadırlar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu tür din adamı tavrının çok eski tarihsel geçmişi vardır : M.Ö.  3.000 yıllarında Sumer din adamlarının kurduğu dinin dili olan Sumerce, M.Ö.  2.400 yıllarından sonra Akad ve Babil rahiplerince, halkın konuşma dili  değişmesine karşın, din dili olarak Hz. İsa’nın doğum yıllarına dek korunmuştur.  Hıristiyan rahipleri de, yine aynı anlayışla, İncil’in eski diller Grek ve  Latinceden, konuşulan halk dillerine çevrilmesine karşı çıkmışlardır. 16.  yüzyılda, İncil’i ulusal dili Almancaya çeviren din adamı Luther, büyük  tartışılara neden olmuştur. Akılcılığın ve bilimin Avrupa’da önem kazandığı  “Aydınlanma Dönemi’’, İncil’in ulusal dillere aktarımıyla başlamıştır.  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kuran-ı Kerim’in başka dillere çevrilmesiyse yobaz din adamlarınca  engellenmiştir; engellenmektedir. (Bunun sonuçlarından biri de dünyada İslam  inancına sahip olan insanların Hıristiyanlara oranla çok daha az sayıda kalması  ve misyonerlere çalışma alanı oluşturmasıdır.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Saka (İskit) asıllı İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin, Arapça olmayan dille  ibadet edilebileceği yolunda fetva vermesi (kimi yazarlara göre bu görüşünden  sonra caymıştır), Hanefiliğin yaygın yandaş bulduğu 800-1200 yılları arasında  başka ulusların İslam’ı kendi dillerinde okuyup anlama kolaylığı sağlamıştır.  (Cengiz Özakıncı, Dünden Bugüne Türklerde Dil ve Din, s. 106, Bellek Yayınları,  1994)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Daha sonraları, Fatih Sultan Mehmet’in çağdaşı, Türkmen Beyi Akkoyunlu  Uzun Hasan, Kuran-ı Kerimi Türkçeye çevirtip huzurunda zaman zaman okutmuştur.  (T. Akpınar, Türk Tarihinde İslamiyet s.157, İletişim Yayınları, 1994)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Oysaki Osmanlıda yobaz görüş Cumhuriyet’e dek sürmüştür. (Osmanlı  elbetteki bizim atamızdır. Ancak yanlışlarından ders; doğru işlerinden örnek  alınmalıdır.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Üstelik 20. yüzyılın başlarında Araplar bile bayrı (kadim, eski)  Arapça dilde yazılı olan Kuran-ı Kerim’in çağdaş Arapçaya çevrilmesini  istemekteydiler. Aydın Arap din bilginleri bile Kuran-ı Kerim’in başka dillere  çevrilmesinin uygun olacağını savunuyorlardı. Mısırdaki ünlü İlahiyat  Üniversitesi Cami-ül Ezher’de öğretim üyesi Prof. Ferid Vecdi bunların  arasındaydı. (H.Z. Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, s.76, Ülken  Yayınları, 1979)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Söz konusu görüşlere karşı çıkanların başındaysa Osmanlı uleması  gelir. Sonuncu Osmanlı Sultanı Vahidettin döneminde, Damat Ferit Paşa’nın  Bakanlar Kurulu’nda Şeyhülislam görevini üstlenmişken Anadolu’daki kurtuluş  hareketine katılanlara daha sert davranılması isteği yerine gelmediği için bu  görevden çekilen ve de Vahidettin’le birlikte İngilizlere sığınan Tokatlı  Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve onun gibi niceleri, Kuran’ın Türkçeye  çevrilmesine şiddetle karşı çıkmıştır. Mısır’da Arapça olarak yazdığı “Kuran’ın  Tercüme Meselesi’’ adlı betiğinde (kitabında) görüşlerini savunmuştur. Din  adamlarımızın Arapça ibadet diretmesi, günümüzde bile aşılamamış Türkçenin  gelişimine, Türklük bilincine son derece zararlı bir anlayıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dini kendi çıkarlarına alet eden yobazlar (gerçek Müslüman, içten  dindar bambaşkadır; eli öpülesi insandır), matbaa makinesinin ülkemize gelişine  “Şeran caiz değildir.” diyerek karşı çıkmış; Türkçe yayın birikimini ve  dolayısıyla aydınlanmayı geciktirmişlerdir. En sonunda 1727 yılında, din  adamlarının matbaa makinesine izin verdiği Şeyhülislam fetvasında, din ve şeriat  kitaplarının basılmaması koşulu konulmuştur. (A. Sayılı, Bilim, Kültür ve  Öğretim Dili Olarak Türkçe, s. 45, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1994)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Abdülaziz döneminde Türk Dili’nin ateşli savunucusu olan, “sarıklı  ihtilalcı’’, “baş veren inkılâpçı’’ Ali Suavi, yaşamı, düşünceleri, eylemleriyle  bir Türk Volteyr’i (Voltaire’i) işlevi üstlenmiştir. Suavi meslek yaşamına bir  din adamı olarak başlamış olmakla birlikte ibadetin Türkçeleştirilmesini ve  namaz surelerinin Türkçeye çevrilmesini önermiştir. (H.Z. Ülken, Türkiye’de  Çağdaş Düşünce Tarihi, s.76, Ülken Yayınları, 1979)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">II Abdülhamit, sadrazamlığa atadığı Türkçe bilmeyen Çerkez Hayrettin  Paşanın yönlendirmeleriyle, devletin resmi dilinin Arapça olmasını istemişse de  Sait Paşa’nın, “Devlet dili Arapça olursa Türklük ortadan kalkar.’’ diyerek  karşı çıkması üzerine bu isteğinden vazgeçmiştir. (İ. Ulçugür, Agah Sırrı  Levent, s. 195, TDK Yayınları, 1982)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak yine de “Arapça güzel dildir, resmi dil keşke Arapça kabul  edilseydi. Arapçanın resmi dil olmasını ben önerdim. O zaman Sait Paşa başkatip  idi; direndi. Sonra Türklük kalmaz dedi O da boş laf idi. Neden? Tersine  Araplarla daha sıkı bağlanmış olurduk.” demekten de kendini alamamış; Kuran-ı  Kerim’i Türkçeye çeviren hocaları mahkemeye vermekten de geri kalmamıştır. (H.S.  Payzın, Tarihte Dil, Yazı, Buluş ve Toplum, s.161, Doğruluk Matbaacılık, 1992.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler Arapları “Kavm-i Necip” (Yüce toplum) ve Arapçayı da “Mübarek  ve mukaddes dil” sözleriyle kutsarken 1936 yılında Kahire’de toplanan Arap Dil  Kurultayı, Türkçe kökenli 3.600 kadar sözcüğü Arapça sözlükten çıkarmıştır.  Çıkarılan bu sözcükler arasında “sarık” örneği Türkçe dinsel çağrışımlı  sözcükler de vardır. Ancak Osmanlı kültürü çerçevesinde Arapça-Farsça dil  sayrılığına (hastalığına) kapılanlar, Türkçeyi öldürüp terk edilen Osmanlıcayı  hortlatmak için çaba harcamaktadırlar. (Nihat Sami Banarlı, Türkçenin Sırları,  Kubbealtı Neşriyatı, 1986), (N. Hacıeminoğlu, Türkçenin Karanlık Günleri, İrfan  Yayınları, 1976)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ezanın Türkçeden Arapçaya döndürülmesi de yine bu zihniyetin ürünü  olmuştur. Tam da bu nokta da Atatürk’ün şu sözlerini anımsatmak yararlı  olacaktır : <span class="postbody1">&#8220;Ben, Türkçe ezanla din değil dil üzerine  eğilmek istiyorum. İnanıyorum ki Türk, ezanı ve Kuran&#8217;ı kendi anadiliyle okursa  daha dindar ve de asıl benimsediği dinin yüceliğini derinden ve bilinçle  kavramış olacaktır.&#8221;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center">   <font face="Maiandra GD" size="2">   </font><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Türklerin Türkçe Tapınmaya (İbadet Etmeye) Hakkı Yok mu? </span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Arapça dışında bir dille ibadet yapılamaz, kafirliktir!” demek,  “Müslüman olmak ve Allah’a ibadet etmek için önce Arap olmak gerek!” demekle  eşanlamlıdır. Bu, çok ağır bir kültür emperyalizmidir. Bunu yüzyıllardır  kendimize uyguladık. Bu bizi perişan etti. Dinimizi de gerçekleri de  öğrenemedik; dilimiz ölümden döndü. Koca bir kitle, Kuran-ı Kerim’in deyimiyle  “Allah ile aldatıldı.” Kuran-ı Kerim, “Allah ile aldatılmayın.” diyor. Bunun  göstergesi de bize kendi dilimizde Tanrı’ya tapınmak (ibadet etmek) hakkının  verilmemiş olmasıdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kalıplaşmış olarak söylenegelen “Türkiye’nin %99’u Müslüman’dır.”  sözünü duyduğumda hep şunu düşünürüm. Evet, Müslüman’ız ama inandığı dinin  kutsal kitabını bilmeyen, Arapçasını hiç anlamadan dinleyip kafa sallayan,  Türkçesinden okumayı kafirlik saydığımız için İslam’ın ana kaynağı, Tanrı’nın  kutsal sözü olan, “Oku” buyruğuyla başlayan, sözcük anlamı olarak da “Okuma  Kitabı” olan Kuran-ı Kerim’in içeriğini, anlamını bilmeyen Müslümanlarız. Bizi  bu duruma düşürmek isteyenlerin yaptıkları hem İslam dini hem de Türk Dili  açısından çok büyük bir zalimliktir. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">  Misyonerliğe yobazlık yol vermektedir : </span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu zalimlik, Hıristiyan misyonerliğinin beslendiği en büyük kaynaktır.  Dünyada Müslüman insan sayısının Hıristiyanlara göre çok daha az olmasının da  nedenidir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Arapça yokuşundan yorulmuş Türklere, milyonlarca “Türkçe İncil”  dağıtılmakta ve ülkemiz hızla Hıristiyanlaştırılmaktadır. (İstanbul, Ankara ve  İzmir’de ev kiliselerin sayısı on binlerle ifade edilir bir sayıya ulaşmış ve bu  misyonerlik çalışmaları küçük kentlere de sıçramış bulunmaktadır. Buradan da  taşraya dek ineceğini görmek için kahin olmaya gerek yoktur.) Herhangi bir insan  kendi istek ve iradesiyle Hıristiyan olabilir, başka bir dine bağlanabilir;  Tanrı tanımaz (ateist) olabilir ya da dinlere değil yalnızca Tanrı’ya  inanabilir. Bir insanın kuşkusuz ki buna da hakkı vardır. Ancak misyonerlik  çalışmalarıyla, toplu ve sistemli bir biçimde ve yurdumuzu işgal amaçlarına da  bulaşmış bir Hıristiyan yayılmacılığına, tıpkı Arap emperyalizmine karşı  çıktığımız gibi, karşı çıkmak bir Türk ve Müslüman olarak bizim boyunborcumuzdur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türklerin, kendi anadilleriyle ibadet görkemini İslam dininde de  yaşamaya kesinlikle hakları vardır.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center">   <font face="Maiandra GD" size="2">   </font><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> İslam’da Ruhbanlık Yoktur : </span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Deniliyor ki “Efendim, Kuran’ı mealinden okusak bile anlayamayız. O  yüce bir kitaptır. Onu anlamak için tefsir bilmek lazımdır, fıkıh bilmek  lazımdır, kelam bilmek lazımdır. Lazımdır da lazımdır.” Elbetteki Kuran yüce bir  kitaptır. Ancak, kuşkusuz ki, her şeyi bilen Tanrı bu kutsal kitabı anlamamamız  için değil anlayabilirliğimizi de düşünerek yeryüzüne göndermiştir. Kaldı ki her  işin bir uzmanı vardır. Bu da doğaldır.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu uzmanlar da ek bilgilerle zenginleştirdikleri Kuran Açıklamaları’yla  (meallerle) bizlere gereken bilgileri vermektedirler. Yeter ki bu dinbilimciler  “yobaz” olmasın. “Kuran- Kerim’i anlamak için şunu bunu bilmek lazımdır.” demek  işi yokuşa sürüp insanları Kuran okumaktan uzaklaştırmak, kimi yozdinselci hacı,  hocaların (gerçek dindar, içten hacı ve hocalar bambaşkadır; eli öpülesi  insanlardır) insanları “Allah ile aldatarak” kendilerine muhtaç bırakmaları ve  bu işten, para kazanmalarını (tahminlerin çok çok üzerinde bir rant alanıdır)  sağlamak amaçlıdır. İslam ve Kuran-ı Kerim tektir.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak İslam’ın ve Kuran-ı Kerim’in yüzlerce değişik algılanışı ve yorumu  vardır. Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Suriye, Afganistan örneklerini hepimiz  biliyoruz. Dolayısıyla ortadaki sorun, İslam ve Kuran’ın algılanışı ve  yorumlanışıdır. Bu algılama ve yorumlamalar gerçek, içten, aydın dinbilimcilerce  ortaya konmalıdır. Yobazca anlayışların İslam dünyasını nasıl perişan ettiğini,  günümüz dünyasında halkı Müslüman olan ülkelere bakınca görmekteyiz. Türkiye’miz  bu konuda, çok şükür, hâlâ en ileri düzeydedir. Bunu koruyup geliştirmek,  yobazlara fırsat vermemek, her kesimden yurtsever Türk aydınının boyun borcudur.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center"><strong>   <font face="Maiandra GD" size="2">    </font> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Müslümanlık eşittir Türklüktür demek gaflettir, cehalettir : </span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Müslümanlık bir dinin, Türklük bir ulusluğun (milliyetin) adıdır. Bu  iki kavramı böylesine birbirine karıştırmak, yeryüzündeki Müslüman olmayan  Türkleri (Gagavuzlar, Uygurlar, Karayimler) yok saymaktır. (Üstüne üstlük  ülkemizdeki bazı yobazlar bırakınız Müslüman olmayanları yok saymayı ülkemiz  insanının Müslümanlığını beğenmemekte, kendi anlayışları dışındakileri kafir  saymaktadırlar. Onların İslam adını alet ederek uyguladıkları bu yaklaşım  doğrudan doğruya İslam’a terstir.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çünkü bir insanın dinli mi, dinsiz mi olduğuna, ona verilecek günah ya  da sevaplara yalnızca ve yalnızca Tanrı’nın karar verebileceği; bu tür  yaklaşımların “Allah’a şirk koşmak” [Tanrı’ya ortaklık etmek, kendini Tanrı  yerine koymak] olduğu ve bağışlanmayacak günahlar arasında olduğu Kuran-ı  Kerim’de yazılıdır. Kaldı ki böylesi tavırlar, ayrıca “kul hakkı yemek” anlamına  da gelmektedir. Özellikle de baş hedefleri ulu önder Atatürk’ümüz olmaktadır.  Atatürk’ümüz de Tanrı’nın bir kulu olduğuna göre, bunlara sormak gerektir ki  “Bre ey gafiller! Yarın ötedünyada (ahirette) Atatürk’ün kul hakkını yediğiniz  için ondan helallik istemek zorunda kalmayacak mısınız?”</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Din konusunu yobazca kurcalamak; (bilimsel değerlendirme yapmak başka  şeydir, kurcalamak başka şey), yobazlığı bütün yön ve yansımalarıyla sürdürmeye  çalışmak, en başta kendinizi ve bu yüce ulusu zehirlemek, Türk Dili’ne, Türk  kültürüne ve dolayısıyla Türklüğe çok büyük, onulması çok zor zararlar vermekte,  Türklük bilincinde kanayan yaralar açmaktadır. Oysa dünyada yüreği Türklük için  çarpan; inanan, inanmayan Müslüman olan olmayan, şu mezhepten, bu mezhepten çok  sayıda Türk vardır. Bu konuda unutulmamalıdır ki yurdun ve dünyanın bambaşka  yerlerine yayılan Türk ulusu, birbirinden çok farklı kültürel etki ve iklimler  altındadır. Dünya Türklerini, Türkiye Türklerini bölmenin kimlere, hangi  yararları sağlayacağını ve sonuçta, geçmişte olduğu gibi, başımıza neler  geleceğini anlatmaya gerek yoktur sanırım.</font></p>
<p style="line-height: 150%; text-align: center"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> -2-</span></strong></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p style="line-height: 150%; text-align: center"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Tanrı ve Allah Sözcükleri Üzerine</span></strong></p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
“Mitolojik tanrı” söylemi yanlıştır : </span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İlah, &#8220;Yer tanrısı, gök tanrısı, güneş tanrısı&#8221; vb.. gibi örnekler  Tanrı sözcüğünü ilah anlamına düşürmek ve her alanda olduğu gibi dinsel  terimlerde de Arapçayı egemen kılmak isteyen anlayışça yapılan bu davranış,  dilbilimsel açıdan da yanlıştır. Çünkü Türkçede, ilah anlamında &#8220;Kuday&#8221;; ilahe  anlamındaysa &#8220;Umay&#8221; sözcükleri vardır. Son dönemlerdeki &#8220;mitolojik tanrı&#8221; yanlış  kullanımı dışında Tanrı sözcüğü hiçbir zaman ilah anlamında kullanılmamıştır.  Üstelik dilbilimsel açıdan İslam&#8217;daki &#8220;Allah&#8221; kavramını, İbranice kökenli Allah  sözcüğünden çok daha doğru bir biçimde anlatmaktadır. Ayrıca dinsel terimlerin  Arapçadan alınmış olması, gizli ancak üzerimizde çok etkin Arap  milliyetçiliğinin yansımalarından biridir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dinsel terimler konusunda, biz Türkler, bu terimlerin Arapçasını  benimserken yine Müslüman olan Farslar (İran) bunlara kendi dillerinden  karşılıklar türetmişlerdir. Farsça Rab denildiğinde (ki Farsların da ateşe  taparlık geçmişi vardır) tepki göstermeyenler Tanrı denildiğinde bas bas  bağırmayı üstelik &#8220;Tanrı derseniz cehennemlik olursunuz.&#8221; diye beyin yıkamayı  sürdürmektedirler. (Yaradan denildiğinde de şimdilik sesini çıkarmayan bu  insanlar Tanrı sözcüğünü öldürmeyi başarırlarsa bu sözcüğe de saldırmaya  başlayacaklardır.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün dillerde olduğu gibi, İngilizce&#8217;de de Allah sözcüğü, yalnızca  İngiliz ya da Amerikan kökenli Müslümanların çok küçük bir kesiminde  kullanılmakta ve çevirilerde “Allah” değil “God” biçiminde geçmektedir. Tarih  boyunca yazılmış bütün İngilizce metinlere ya da herhangi bir metne, günlük bir  gazeteye bile, bakılırsa bunun böyle olduğu çok rahat görülür.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bağlamda <span class="postbody1">Arapça &#8221; La ilahe illa Allah&#8221;  sözünün Türkçeye “Allah&#8217;tan başka tanrı yoktur.&#8221; biçiminde çevrilmesi büyük bir  bilimsel yanılgı ve Türkçeyi haince kıyım çabalarına destek vermek olur.</span>  Böyle çevrilmesi önerisi, Türkçe sözcüğü ikincil yaparken Arapçasını kutsuyor.  &#8220;Tanrı&#8217;dan başka ilah yoktur.&#8221; çevirisiyse Türkçe sözcüğü birinci önceliğe  almaktadır ve böyle çevrilmelidir. Asıl böyle olursa sözcükler gerçek  anlamlarında ve yerli yerinde kullanılmış olur. Çünkü Tanrı sözcüğü en eski  Türkçe döneminden beri sıfat değil özel addır ve tek bir kavramı  karşılamaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı sözcüğü Türklerde, her zaman, tek bir kavramı karşılamıştır.  Türkler tek bir “Yaradan”a inanmıştır. Oysa &#8220;Allah&#8221; sözcüğünün kökenbilimsel  (etimolojik) anlamı &#8220;ilahların ilahı, en büyük ilah&#8221; olup İslam yeryüzüne  inmeden önceki Arapçada var olan ve o dönemdeki el yapımı en büyük put için  kullanılan bir sözcüktür. Allah sözcüğünün bugünkü İslam anlayışındaki kavrama  gelmesi İslam&#8217;ın gelmesinden sonra, zaman içinde, olmuştur. Kaldı ki, çağdaş  Arapça&#8217;da bile, Allah sözcüğünün yan anlamlarından birinin put olarak  kullanıldığı metinlere rastlamak olanaklıdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bizi kavram kargaşasına götüren de Türkçe&#8217;yi önemsemeyip Arapçasını,  Farsçasını ve son dönemde de batı kaynaklısını yeğliyor olmamızdır.</font></p>
<p style="text-align: center">   <strong>   <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">    Allah sözcüğünün kökenbilimsel (etimolojik) değerlendirmesi : </span>   </strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Allah sözcüğünün en eski izlerine, Arapça&#8217;nın ortaya çıkışından çok  önce, eski Mezopotamya dillerinde &#8220;ili&#8221; olarak, İbranicede &#8220;ilah&#8221; olarak  rastlanmaktadır. Yeryüzünde Arapça oluşmaya başlarken ilah sözcüğü İbraniceden  aynen alınmış ve bu kökten Arapça türetme kurallarına göre bir de Allah sözcüğü  türetilmiştir. İlk başlarda da ilahların ilahı, putların en büyüğü anlamında çok  uzun süre Arapçada kullanılmış İslam&#8217;ın gelmesiyle zamanla ve yavaş yavaş  bugünkü İslam kavramını içeren tekil anlamına ulaşmıştır. Bu gelişim süreci  Arapça kökenbilim kaynaklarında da açıkça belirtilmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı&#8217;nın 99 adı (Esmaül Hüsna &#8211; Güzel Adlar) konusuna da bakarsak  Türkçede, Türklerin Müslüman olmalarıyla birlikte Tanrı&#8217;nın pek çok niteliğini  belirten adlar da kullanılmıştır. Birkaç örnek verecek olursak &#8220;Ogan , Çalap,  Bayat, İgdegen&#8221; nitelemeleri bu türdendir. Ancak Arapçanın etkisiyle bütün bu  kavramlar yok olmuş, elimizde kala kala bir tek Tanrı sözcüğü kalmıştır ve şimdi  o da yok edilmek istenmektedir.</font></p>
<p><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Tanrı sözcüğü, İslam Kapsamındaki “Allah” Anlamındadır : </span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ayrıca, &#8220;Tanrı, ilah sözcüğünün karşılığıdır. Allah başkadır.&#8221; görüşü  ve Tanrı sözcüğünün yanlış olarak mitolojik ilah anlamında kullanılması çabaları  bile Tanrı sözcüğünün anlamını sarsamamıştır. T.D.K&#8217;nin Türkçe Sözlük&#8217;ünde Tanrı  sözcüğüne iki karşılık gösterilmekte; birincisi Allah, ikinci ilah olarak  geçmektedir. (1988, s. 1414 &amp; 1915)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dil Derneği&#8217;nin Türkçe Sözlük’ünde de durum aynıdır. (1998, s. 48 &amp;  1280)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihsel Türk sözlüklerinde de böyledir ve Tanrı sözcüğü bütün  sözlüklerde büyük harfle başlatılarak yazılmıştır. Birilerinin yanlış olarak  söylediği gibi &#8220;cins ismi&#8221; daha doğrusu sıfat değil özel addır. Şemsettin  Sami&#8217;nin Kamus-ı Türki&#8217;sinin Allah maddesinde (cilt 1, sayfa 429) şöyle  yazılıdır : “Halik-i kainat olan vücud-ı mutlak, (Evreni yaratan tek varlık),  Tanrı, Rab, Mevla, Hüda, İzid.” Görüldüğü üzere burada da Allah sözcüğünün  karşılığı Tanrı&#8217;dır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Tanrı misafiri&#8221; deyiminde de aynı anlama rastlanır. Bir felsefe  terimi olan &#8220;Tanrı kayrası&#8221;, &#8220;Tanrı&#8217;nın dünya işlerinde beliren iyilik ve  bilgeliği&#8221; anlamındadır. (TDK Türkçe Sözlük, 1988, s. 1415)<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı sözcüğü Sümercede (Sümerler %100 Türk&#8217;tür) &#8220;Dingir&#8221; olarak ve  yine bugünkü anlamıyla geçer. (Sümer ve Türk Dillerinin Tarihsel İlgisiyle Türk  Dili&#8217;nin Yaşı Meselesi, Osman Nedim Tuna, 1990, s. 21)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şeyhülislam Esat Mehmet Efendi&#8217;nin 1732&#8217;de yazdığı Lehçetül Lügat adlı  sözlükte de &#8220;Tanrı&#8221;, yine &#8220;Allah&#8221; anlamındadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hüseyin Kazım Kadri&#8217;nin &#8220;Türk Lügati&#8221;nde yine aynı durum vardır. Bir  de &#8220;Tanrı buldamcısı olsun.&#8221; deyimi vardır ki buldamcı, yardımcı demektir. (Cilt  2, s. 114)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sözlükte ayrıca, &#8220;Besmele&#8221;nin Kazak Türkçesi çevirisi de vardır ve  bu çeviri &#8220;İsragüçi, bağışlayıcı Tanrı adıyle başlimen.&#8221; biçimindedir. Türkiye  Türkçesinde bulunmayan isragüçi sözcüğünün köküyse İbn-i Mühenna Lügatı&#8217;nda (s.  34) isremek, gözetmek anlamında gösterilmiştir. Buna göre isragüçi, gözetici  demektir. Arapçadaki &#8220;rahman&#8221; ve &#8220;rahim&#8221; sözcükleri nasıl aynı kökten geliyorsa  Türkçedeki &#8220;isragüçi&#8221; ve &#8220;esirgeyen&#8221; sözcükleri de aynı kökten gelmektedir. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı sözcüğünün Allah anlamında olduğuna çeşitli bilimsel örnekler birkaçı  şöyle sıralanabilir:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1) Dilbilimci Abdülbaki Gölpınarlı &#8220;Kuran-ı Kerim ve Meali&#8221; adlı yapıtının  (1955) &#8220;Açıklama&#8221; bölümünde Tanrı sözcüğünü Allah anlamına gelmek üzere çokça  kullanmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2) Dinbilimci Prof. İbrahim Agah Çubukçu, &#8220;Denemeler&#8221; (1990, s. 52-53) adlı  betiğinin (kitabının) &#8220;Dünya ve Ötesi&#8221; başlıklı yazısında iki kez Allah, on üç  kez Tanrı demiş ve her iki sözcüğü de aynı anlamda kullanmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3) Mustafa Ergül Kağan&#8217;ın &#8220;Abdülkadir Geylani&#8221; adlı betiği (kitabı), şu iki  dizeyle bitmektedir : </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Elif, Allah’ın kanı, “Be” Bağdat’tır makamı</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Te, Tanrı’nın kulu arslanı, Abdülkadir Geylani.” Burada da Tanrı sözcüğü, Allah  anlamındadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4) İslam tasavvufunun en önemli temsilcilerinden Fuzuli’nin şu dizeleri  anımsanmaya değer :</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Subh ü şam ol kıble-i ebru beraberdir bana</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ey Fuzuli, Tanrı gözden saklasın ikbalini.” (H. Kazım Kadri, Türk Lügati,  Cilt 1, s. 682)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">5) Ali İlmi Fani’nin Hatay’ın kurtuluşundan söz eden “Akif’e” başlıklı şiirinin  son iki dizesi şöyledir :</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Son Türk köyü kalsa da düşmanda sömürge</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Emreyledi kurtarmasını Tanrı Atatürk’e.” (Ali Rıza Önder, Hatay’dan  Sesleniş, Yeni Erciyes Dergisi, Haziran 1995)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">6) Cahit Sıtkı Tarancı’nın bir dörtlüğündeyse yine Tanrı sözcüğü Allah  anlamındadır :</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Gitti gelmez bahar yeli</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şarkılar yarıda kaldı</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün bahçeler kilitli</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Anahtar Tanrı’da kaldı.”</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">7) İkinci Abdülhamit zamanında basılan “Müslüman Nefer” adlı ve ordudaki erlere  dinbilgisi vermeyi amaçlayan betikte (kitapta) da şunlar yazılıdır :</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“İmanın ikinci şartı melaikelere inanmaktır diyor idik; o nasıldır?  Cevap Tanrı Taala Hazretlerinin melaikeleri, yani feriştahları vardır.”  (Dördüncü Ders, s. 15)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Aynı biçimde “Tanrı Taala” sözü kitap boyunca 21, 27, 39, 41, ve 73.  sayfalarda olmak üzere 5 kez daha geçmektedir. Aynı kitabın 72. ve 73.  sayfalarında şöyle bir cümle okunmaktadır :</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“İşbu dua ve niyazın mutlaka Arapça olması şart değildir. Herkes kendi  lisanı üzere dilinin döndüğü kadar dua edebilir.”</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kafirlik kavramına ilişkin bölümdeyse “Kafir olur, demek dinden çıkar,  demektir. Bir adem (kişi) dininden çıkarsa evvela nikahı kalmaz. Helali ile  ettiği cima (cinsel birleşme) zina olur. Çocuğu dünyaya gelirse piç olur. Şeran  onun katli vacip olur.” (s. 41-42) denmektedir. Dinden çıkanların öldürülmesini  öğütleyen bu anlayış bile Tanrı sözcüğünü Allah anlamında kullanmakta bir  sakınca görmemiştir. Günümüz “yozdinselcileri”yse (gerçek Müslüman, içten dindar  bambaşkadır; eli öpülesi insandır) “Tanrı lafını kullanan cehennemlik olur.”  zırvalarını sürdürüyorlar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">8) Atatürk’ün isteğiyle ezan Türkçeleştirilirken de çeviri şöyle yapılmıştır :</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Allah uludur, Tanrı uludur</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şüphesiz bilir, bildirir </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı&#8217;dan başka yoktur tapacak  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şüphesiz bilir, bildirir </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanrı&#8217;nın elçisidir Muhammet.”  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Görüldüğü üzere burada da Tanrı sözcüğü Allah anlamında  kullanılmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu örneklerin sayısı kolayca artırılabilir. Tanrı sözcüğü Allah  sözcüğünü karşılamıyor, karşılamaz iddialarının bilimsel bakımdan boş, Arap  milliyetçiliği ve yozdinselcilik açısından dopdoludur.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center">   <font face="Maiandra GD" size="2">   </font><strong> <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Sonuç :</span></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk, Türkçe konuşmalıdır. Konu aslında bu kadar yalındır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Türk demek dil demektir. Ulus olmanın en belirgin niteliklerinden  biri dildir. Türk ulusundanım diyen insanlar her şeyden önce ve kesinlikle  Türkçe konuşmalıdır. Konuşmayanlarda kötü niyet aranmalıdır.”</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify" align="right">  <font face="Maiandra GD">  <strong><font size="2">(K. ATATÜRK)</font></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ile-din-h-cem-kanibir/">Dil İle Din (H. Cem Kanıbir)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dil-ile-din-h-cem-kanibir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
