<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dede Korkut | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/dede-korkut/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 May 2018 14:54:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Begil Oğlu Emren Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/begil-oglu-emren-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/begil-oglu-emren-destani-dede-korkut-destanlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jul 2013 20:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[begil oğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=42944</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/begil-oglu-emren-destani-dede-korkut-destanlari/">Begil Oğlu Emren Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!-- 



<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(Begil Oğlu Emren Destanı)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Kam Gan oğlu Bayındır Han yerinden kalkmıştı.Ak otağını kara yerin üzerine diktirmişti.Alaca gölgeliği gökyüzüne yükselmişti.Bin yere ipek halı döşenmişti.İç Oğuz,Dış Oğuz beyleri toplanmıştı.

Gürcistan’ın dokuz tümen haracı geldi.Haraç olarak;bir at,bir kılıç,bir çomak getirdiler.Bayındır Han çok üzüldü.Dedem Korkut geldi,neşeli havalar çaldı.

<b>Dedem Korkut</b>:” Han’ım ne üzülüyorsun?”dedi.

<b>Bayındır Han</b>:”Nasıl üzülmeyeyim.Her yıl altın akçe gelirdi.Yiğitlere,beylere dağıtırdık,hatırları hoş olurdu.Şimdi bu gelenleri kime verelim ki hatırları hoş olsun?”dedi.

<b>Dede Korkut:”</b>Han’ım bunun üçünü de bir yiğide verelim.”dedi.

<b>Bayındır Han:”</b>Kime verelim.”dedi.Sağına soluna baktı,kimse buna razı olmadı.Begil derler bir yiğit vardı,ona baktı.

<b>Dede Korkut</b>:”Sen ne dersin?”Begil razı oldu.Kalktı yeri öptü.Dede Korkut himmet kılıcını beline bağladı,çomağı omzuna koydu,yayı koluna geçirdi.


Begil koç aygırını çektirdi ve  bindi.Hısımını akrabasını ayırdı,evini çözdü,Oğuz’dan  göçüp gitti. Berde ile Gence’ye varıp vatan tuttu.Dokuz tümen Gürcistan ağzına varıp kondu,karakolluk etti.Yabancı,kafir gelirse başını Oğuz’a armağan  gönderdi. Yılda bir kez olarak Bayındır Han’ın divanına  giderdi.

Bir gün Bayındır Han’dan adam geldi,  “acele gelsin” diyerek.Sonra Begil geldi,hediyesini verdi.Bayındır Han’ın elini öptü.Han da  Begil’i misafir etti.  Güzel at, güzel kaftan ve  bol harçlık verdi.

<b>Bayındır Han</b>:”Üç gün de Begil’i av etiyle misafir edelim beyler.”dedi.Av ilan ettiler.Av hazırlığı yapıldı.Kimi atını övdü,kimi kılıcını,kimi de ok atmasını övdü.Salur Kazan ne atını övdü,ne de kendisini övdü,o sadece Begil’in hünerlerini söyledi.

Üç yüz altmış altı alp ava çıksa,kanlı geyik üzerine yürüyüş olsa,Begil ne yay kurardı, ne ok atardı,hemen yayı bileğinden çıkarırdı,boğanın yabani geyiğin boynuna atardı,çekip durdururdu.Zayıf ise avda belli olsun diye kulağını delerdi,amma semiz olursa boğazlardı.Eğer beyler kulağı delik bir  geyik avlarlarsa,,Begil sevincidir diye Begil’e gönderirlerdi.

<b>Bayındır Han</b>:”Bu hüner atın mıdır,erin midir?”dedi.

<b>Oradakiler</b>:”Han’ım erindir.”dediler.

<b>Bayındır Han</b>:”Yok,at işlemese er övünmez,hüner atındır.”dedi.Bu söz Begil’e hoş gelmedi.

<b>Begil</b>:”Alpler içinde bizi kuskunumuzdan(eyer kayışı)balçığa batırdın.”dedi.Bayındır Han’ın bahşişini önüne döktü,Han’a küsüp divandan çıkıp gitti.Atını çektiler. Begil ela gözlü yiğitlerini alıp evine geldi.Oğlancıkları onu karşıladı fakat o onları okşayıp sevmedi.Ak yüzlü hatunu ile konuşmadı.Hatun burada söylemiş,görelim hanım ne söylemiş:
<b>Hatun:
</b>“Altın tahtımın sahibi beyim yiğit,
Göz açıp da gördüğüm,
Gönül verip  sevdiğim,
Kalkıp yerinden doğrulu verdin.
Ala gözlü yiğitlerini yanına aldın.
Arku Beli Aladağ’dan geceleyin aştın.
Akıntılı güzel sudan geceleyin geçtin.
Ak alınlı Bayındır Han’ın divanına geceleyin vardın.
Ala gözlü beyler ile yedin içtin.

Kavimli kavmi ile görütü mü?

Garip başın kavgada kaldı mı?
Hani Hân’ım altında güzel atın nerede?
Üstünde altın tulgan, sırmalı kaftanın nerde?
Ala gözlü oğullarını okşamazsın.
Akça yüzlü güzelinle söyleşmezsin.
Nedir halin? “

dedi.<b>Begil söylemiş,görelim hanım ne söylemiş:</b>

“Kalkıp yerimden doğruldum.
Yelesi kara soylu atıma sıçrayıp bindim.
Arku Beli Aladağ’dan geceleyin aştım.
Akıntılı güzel suyu delip geceleyin geçtim .
Ak alınlı Bayındır’ın divanına dörtnala vardım.
Ala gözlü beyler ile yedim içtim.

Kavimliyi kavmiyle iyi gördüm.
Han’ımızın sevgisi bizden dönmüş gördüm.
Eli günü bırakıp dokuz tümenle Gürcistan’a gidelim.
Oğuz’a isyan ettim böyle bilin.”

Dedi.

<b>Hatun</b>:”Yiğidim, bey yiğidim,padişahlar Allah’ın gölgesidir.Padişahına asi olanın  işi rast gitmez. Arı gönülde pas olsa şarap açar,sen gideli Han’ım çapraz yatan alaca dağların avlanmamıştır.Ava çık ki, gönlün açılsın.”dedi.Begil baktı hatun kişinin aklı,sözü iyidir.Cins atını çektirip sıçradı bindi,ava gitti.

Avlanıp gezerken yaralı bir geyik gördü.Begil ona doğru at sürdü.Boğanın ardından yetişti.Yay kirişini bonuna attı.Boğanın canı acımıştı,kendisini  yüksek bir  yerden attı. Begil atın gemini toparlayamayıp boğayla beraber uçtu.Sağ oyluğu kayaya dokundu kırıldı.Begil kalktı ağladı ve:

<b>Begil:</b>”Büyük oğlum,büyük kardeşim yok.”dedi.Hemen okluğundan gez çıkarıp atının eyerinin arkasındaki kayışları çekti,kopardı.Kaftanının altından ayağını sımsıkı sardı.Var kuvvetiyle atına binip  yelesine tutundu.Avcılardan ayrı,tülbendi boğazına geçti,yurduna(evine) geldi.Oğlancığı Emren, babasını karşıladı.Gördi ki babasının benzi sararmış,tülbendi boğazına geçmiş.Arkadaşlarını sorup oğlan burada söylemiş  görelim  Hânım neler söyledi:

“Kalkıp yerinden doğruldun.
Yelesi kara soylu atına sıçrayıp bindin.
Çapraz yatan ala dağlar eteğine ava gittin.
Kara giyen kâfirlere rastladın mı?
Ala gözlü yiğitlerini kırdırdın mı?
Ağız dilden birkaç kelime haber ver bana.
Kara başım kurban olsun babam sana.”

dedi.<b>Begil  oğluna söylemiş,görelim hanım  neler söyledi: </b>

“Oğul, oğul ay oğul!
Kalkıp yerimden doğruldum.
Kara dağlar eteğine  ava çıktım.
Kara giyen kâfirlere rastlamadım.
Ala gözlü yiğitlerimi kırdırmadım.
Sağdır esendir yiğitlerim oğul kaygılanma.
Üç gündür keyfim yok oğul.
At üzerinden beni tut döşeğime çıkar.”

&nbsp;

Dedi.Aslan yavrusu yine aslandır,babasını at üzerinden kavrayıp tuttu,yatağına çıkardı.Cübbesini üzerine örtüp,kapısını kapattı.

Beri yandan yiğit beyler gördüler ki av bozulmuş,her biri evli evine geldi.Begil beş gün  divana çıkmadı.Ayağının kırıldığını kimseye söylemedi.Bir gece yatağında acı acı inledi,ah etti.

<b> </b>

<b>Hatunu:</b>”Bey yiğidim,düşman kalabalık gelse dönmezdin,buduna alaca ok saplansa inlemezdin,insan koynunda yatan helallisine sırrını söylemez mi,nedir halin?”dedi.

<b>Begil:</b>”Sevdiğim,attan düştüm,ayağım kırıldı.”dedi.

Kadın elini eline vurdu, hizmetçiye seslendi.Hizmetçi çıkıp kapıcıya söyledi.Otuz iki dişten çıkan bütün yurda yayıldı,”Begil attan düşmüş ayağı kırılmış” diye.

Meğer kafirin casusu varmış.Bu haberi işitince Tekür’e haber verdi.

<b>Tekür:</b>”Kalkıp yerinizden doğrulun,yattığı yerde Begil’i tutun,ak ellerini kollarından bağlayıp  güzel başını kesin,alaca kanını yeryüzüne dökün,memleketini yağmalayın,kızını,gelinini esir edin.”dedi.

Meğer Begil’in de orada casusu hazırmış.<b>Begil’e haber gönderdi:</b>”Başınızın çaresine bakın,üzerinize düşman geliyor.”dedi.Begil yukarı baktı”gök ırak,yer katı”dedi.

<b>Oğlancığını yanına getirip söylemiş,görelim hanım ne söylemiş.</b>

“Oğul oğul ay oğul!
Karanlıklı gözlerimin aydını oğul.
Güçlü belimin kuvveti oğul.
Gör sonunda neler oldu,
Neler koptu benim başıma?
Kalkıp, oğul yerimden doğruludum.
Boynu kırılsın al aygıra sıçrayıp bindim.
Av avlayıp, kuş kuşlayıp gezerken,
Bunaldı sürçtü beni yere çaldı.
Sağ oyluğum kırıldı.
Benim kara başıma neler geldi.
Kara  dağlardan haber aşmış.
Kanlı kanlı sulardan haber geçmiş.
Demirkapı Derbendi’nden haber gitmiş.
Alaca atlı Şöklü Melik kötü pusmuş.
Pususundan kara dağlara duman düşmüş.
Yattığı yerde “Bey Begil’i tutun” demiş.
“Kollarından ak ellerini bağlayın” demiş .
“Ap alaca yurdunu yağmalayın” demiş.
“Akça yüzlü kızını gelinini esir edin” demiş .
Kalkıp oğul yerinden doğrul,
Yelesi kara soylu atına sıçrayıp bin,
Çapraz yatan Aladağı geceleyin aş ,
Ak alınlı Bayındır Han’ın divanına geceleyin var,
Ağız dilden Bayındır’a selam ver ,
Beylerbeyi olan Kazan’ın elini öp ,
“Ak sakallı babam darda” de.
“Elbette ve elbette Kazan Bey bana yetişsin dedi,” de.
Gelmezsen memleket bozulup harap olur,
Kızım gelinim esir gitti böyle bil.”

dedi.<b>Burada oğlan babasına söylemiş,görelim hanım ne söylemiş.</b>

“Baba ne söylüyorsun, ne diyorsun?

Bağrım ile yüreğimi ne dağlıyorsun?
Kalkıp yerimden doğrulacak halim yok.
Yelesi kara soylu atıma bineceğim  yok.
Arku Beli Aladağı avlayarak aşacak durumum  yok.
Ak alınlı Bayındır’ın divanına gideceğim  yok.
Kazan kimdir? Benim onun elini öpeceğim  yok.
Altındaki al aygırı bana ver.
Kan terletip koşturayım senin için.
Sırtı sağlam demir zırhını bana ver,
Yen yakalar diktireyim senin için.
Kara çelik öz kılıcını bana ver ,
Hemencecik başlar keseyim senin için.
Kargı dalı mızrağını bana ver,
Göğsünden er mızraklayayım senin için.
Ak tüylü delici okunu bana ver,
Erden ere geçireyim senin için.
Ala gözlü üç yüz yiğidini bana ver yoldaşlığa,
Din-i Muhammed  yoluna savaşayım senin için.”

Dedi.

<b>Begil:</b>”Öleyim ağzın için oğul.Herhalde benim eski  günlerimi  aratmayacaksın.”dedi.”Bre giyimimi getirin oğlum giysin,al aygırımı getirin oğlum binsin,memleket ürkmeden oğlum meydana varsın,girsin.”dedi.

Oğlanı donattılar.Babası ile anasıyla geldi görüştü.Onların ellerini öptü.Üç yüz yiğidi yanına alıp meydana vardı.Al aygır ne zaman düşman kokusunu alsa ayağını yere vurup tozu göğe çıkarırdı.

<b>Kafirler:</b>”Bu at Begil’indir biz kaçarız.”dediler.

<b>Tekür:</b>”Bre iyi bakın,bu gelen Begil ise sizden önce ben kaçarım.”dedi.Gözcü iyice bakıp gördi ki at Begil’in ama Begil üzerinde değil.Atın üzerindeki bir kuş kadar oğlandır.Gözcü gelip teküre haber verdi.”At,giyim kuşam ve miğfer Begil’in,fakat  gelen Begil değil.”dedi.

<b>Tekür:</b>”Yüz adam seçilin,patlama sesiyle oğlanı korkutun.Oğlan kuş yürekli olur,meydanı bırakıp kaçar.”dedi.
Yüz kafir seçilip oğlanın üzerine gelmiş,<b>kâfir söylemiş,görelim  hanım ne söylemiş:

</b>“Oğlan oğlan, ey oğlan!
Haramzade oğlan,
Altında al aygırı sıska oğlan,
Kara polat öz kılıcı çentik oğlan,
Elindeki mızrağı kırık oğlan,
Ak kirişli yayı kısa oğlan,
Okluğunda doksan oku seyrek oğlan,
Yanındaki yoldaşları çıplak oğlan,
Karanlık gözleri kör oğlan,
Şöklü Melik sana müthiş pustu.
“Meydandaki şu oğlanı tutun,
Kollarını ak ellerini bağlayın,
Hemencecik  güzel başını kesin,
Alca kanını yer yüzüne dökün” dedi.
Ak sakallı baban varsa ağlatma.
Ak bürçekli anan varsa sızlatma.
Yalnız yiğit, yiğit olmaz.
Yavşan dibi sağlam olmaz.
Belası gelmiş kavat oğlu kavat,
Çekilip dön buradan.”

Dedi.<b>Oğlan da burada söylemiş,görelim ne söylemiş: </b>

“Abuk sabuk konuşma bre itim kâfir.
Altımda al aygırımı neden beğenmezsin?
Seni gördü oynuyor,
Üstümdeki demir giyimim omzumu sıkıyor,
Kara polat öz kılıcım senin  kınını doğrar,
Kargı dalı mızrağımı neden  beğenmezsin?
Göğsünü delip göğe fırlar,
Akça kirişli katı yayım inceden inlemekte,
Okum yatağını deler,
Yanımda yiğitlerim savaş diler,
Yiğide korku vermek ayıp olur,
Beri gel bre kâfir savaşalım.”

&nbsp;

Dedi.

<b>Kâfir:</b> “Oğuz’un arsızı Türkmen’in delisine benzer, bak hele şuna.”dedi.
<b>Tekür:</b> “Sorun bu oğlana  Begil’in nesidir?” dedi.

<b>Kâfir burada oğlana söylemiş,görelim nasıl söylemiş:</b>

“Altındaki al aygırı biliriz Begil’indir.

Begil nerede?
Kara polat öz kılıcın Begil’indir.

Begil nerede?
Üstündeki demir giyimin Begil’indir.

Begil nerede?
Yanındaki yiğitler Begil’indir.

Begil nerede?
Eğer Begil buradaysa,
Geceye kadar cenk  etseydik,
Akça kirişli katı yaylar çekişseydik,
Ak tüylü delici oklar atışsaydık,
Sen Begil’in nesisin oğlan, söyle bize? “

&nbsp;

Dedi.<b>Begil oğlu burada söylemiş,görelim hanım ne söylemiş:</b>


‘Bre kâfir bilmez misin? Ak alınlı Bayındır Han’ın Beylerbeyi Salur Kazan, Kardeşleri Kara Güne Dönebilmez  Dülek Evren, Düzen oğlu Alp Rüstem, Boz Aygırlı Beyrek ile Begil’in evinde içerlerken casus geldi,altındaki al aygıra Begil beni bindirdi.Kara çelik öz kılıcını kuvvet verdi.Kargı dalı mızrağını himmet verdi.Ben Begil’in oğluyum bre kafir,beri gel dövüşelim.”dedi.

&nbsp;

<b>Kafir Tekür</b>:”Dayan bre kavat oğlu,ben sana varayım.”dedi.

&nbsp;

Al kanatlı gürzünü eline alıp atını oğlanın üzerine sürdü.Oğlan kalkanını gürze karşı tuttu.Kafir, oğlana şiddetli bir şekilde vurdu.Kalkanını parçaladı,miğferini ezdi,göz kapaklarını sıyırdı.Fakat oğlanı yenemedi.Gürz ile dövüştüler,kara çelik öz kılıçla çekiştiler,sere serpe meydanda kılıçlaştılar,omuzları doğrandı,kılıçları parçalandı,birbirini yenemediler.Kargı dalı mızraklarla kırıştılar,meydanda boğa gibi süsüştüler,göğüsleri delindi,mızrakları kırıldı birbirini yenemediler.At üzerinden ikisi kapıştılar,çekiştiler.Kafirin gücü çok,oğlan perişan oldu.

&nbsp;

<b>Allah Taala’ya yalvarıp söylemiş,görelim nasıl söylemiş:</b>

<b> </b>

‘Yücelerden yücesin, Yüce Allah,
Kimse bilmez nicesin, güzel Allah,
Sen Adem’e taç giydirdin.

Şeytana lanet kıldın.
Bir suçtan ötürü huzurundan sürdün.
İbrahim’i tutturdun,
Kaldırıp ateşe attırdın.
Ateşi ona yeşillik kıldın.
Birliğine sığındım.
Aziz Allah  bana medet.’

dedi.

<b>Kafir:</b>”Oğlan! Yenildinse Allah’ına mı   yalvarıyorsun?Senin bir Allah’ın varsa benim yetmiş  iki puthanem var.”dedi.

<b>Oğlan:</b>”Ya asi melun,sen putlarına yalvarıyorsun, ben alemleri yoktan var eden Allah’ıma sığındım.”dedi.

<b>Hak Taala Cebrail’e buyurdu ki</b>:”Ya Cebrail,git,şu kuluma kırk erin  kuvvetini  verdim.”dedi.

Oğlan kafiri kaldırdı yere vurdu.Burnundan kanı düdük gibi fışkırdı.Sıçrayıp şahin gibi kafirin boğazına sarıldı.

<b>Kafir:</b>”Yiğit aman,sizin dine ne derler,dinine girdim.”dedi.

&nbsp;

Parmak kaldırıp,şehadet getirip Müslüman oldu.Geri kalan kafirler bilip,meydanı bırakıp kaçtı.

Akıncılar kafirin elini gününü vurup kızını gelinini esir ettiler.Oğlan babasına müjdeci gönderdi,”düşmanımı yendim.”dedi.Ak sakallı babası onu karşıladı.Oğlunu kucaklayıp evlerine geldiler.

&nbsp;

Karşı yatan kara dağdan oğlana yaylak verdi.Kara koçu koşucu attan tavla verdi.Akça yüzlü oğluna akça koyun şölenlik verdi.Ela gözlü oğluna al duvaklı gelin aldı.Ak alınlı Bayındır Han’a hisse çıkardı.Oğlunu aldıp Bayındır Han’ın divanına vardı.El öptü.Padişah Kazan oğlu Uruz’un sağ yanında ona yer gösterdi.Cübbe,çuha,sırmalı elbise giydirdi.

Dede Korkut gelip neşeli havalar çaldı.Bu Oğuzname’yi düzdü,”Begil oğlu Emren’in olsun.”dedi.Gaziler başına ne geldiğini söyledi.

<b> </b>

<b>Dedem Korkut dua etti:</b>

<b> </b>“Yerli kara dağların yıkılmasın.

Gölgeli koca ağacın kesilmesin.

Allah’ın verdiği ümidin kesilmesin.

Günahınızı adı güzel Muhammed’e bağışlasın hanım hey!”

&nbsp;
--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/begil-oglu-emren-destani-dede-korkut-destanlari/">Begil Oğlu Emren Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/begil-oglu-emren-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılı Edebiyat</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yazili-edebiyat/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yazili-edebiyat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Feb 2013 07:37:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslamiyet Öncesi ve Geçiş Dönemi Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Atabetül Hakayık]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut hikayelerinin özellikleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-i Lügati't TÜrk]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[geçiş döneminin genel özellikleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[İslam uygarlığına geçiş dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[İslamiyet etkisinde oluşturulan destanlarımız kimlerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Kutadgu Bilig]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılı edebiyat dönemin edebiyat ürünleri kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=28148</guid>

					<description><![CDATA[<p>[edebiyat_lys] B. Yazılı Edebiyat Türklerin bilinen ilk yazılı eserleri 8.yüzyıla aittir.Bu eserlerde kullanılan edebi dil, yazılı edebiyatın daha eski olduğunu göstermektedir. 5. yüzyıldan beri yazı kullandığı bilinen Türklerin bu yıllara ait eserleri günümüze ulaşmamıştır.İlk yazılı eserler, büyük taş abidelere kazınmıştır. Bunlara,&#8221;sonsuz, ebedi taş&#8221; anlamında “bengü taş“, bu edebiyata da “bengü taş edebiyatı“ denmektedir.Bengü taşların en [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazili-edebiyat/">Yazılı Edebiyat</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>[edebiyat_lys]</p>
<p><strong>B. Yazılı Edebiyat</strong><br />
Türklerin bilinen ilk yazılı eserleri 8.yüzyıla aittir.Bu eserlerde kullanılan edebi dil, yazılı edebiyatın daha eski olduğunu göstermektedir. 5. yüzyıldan beri yazı kullandığı bilinen Türklerin bu yıllara ait eserleri günümüze ulaşmamıştır.İlk yazılı eserler, büyük taş abidelere kazınmıştır. Bunlara,&#8221;sonsuz, ebedi taş&#8221; anlamında “bengü taş“, bu edebiyata da “bengü taş edebiyatı“ denmektedir.Bengü taşların en önemlileri, Göktürk dönemine ait olan Orhun Abideleri&#8217;dir. Orhun Nehri kıyısında bulundukları için bu adla anılan abideler, üzerinde yazılı metinler bulunduğundan yazıt ve kitâbe olarak da adlandırılır. Bunlar: Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarıdır. Otuz sekiz harşi Göktürk alfabesiyle ve satırları yukarıdan aşağıya, sağdan sola doğru yazılan abideler hakkında ilk tarihi bilgileri Cüveyni vermiş, abideler 1890&#8217;da Radlof tarafından ilim alemine tanıtılmış, 1893&#8217;te de Danimarkalı bilgin Thomsen tarafından okunmuştur.Kül Tigin adına dikilen kitabeyi, ağabeyi Bilge Kağan 732&#8217;de diktirmiştir. Bilge Kağan Kitabesi ölümünden bir yıl sonra 735&#8217;te oğlu tarafından, Tonyukuk adına dikilen kitabe ise 720-725 yılları arasında kendisi tarafından diktirilmiştir.Göktürk Yazıtları, Göktükler devri Türk tarihinin en önemli kaynağıdır. Yazıtlarda Türklerin Çinlilerle yaptığı mücadelere geniş yer verilmektedir. Beylerin ve halkın Çinlilere olan hayranlıkları sonucu devletin dağılıp milletin esir olduğu belirtilmektedir.Buna karşılık, kültürel kimliğe sahip çıkıp, birlik ve beraberlik içinde hareket ettiklerinde yeniden bağımsız bir devlet kurmayı başardıkları anlatılmaktadır.Türk dili tarihinin ilk somut verilerini oluşturan bu yazıtların dili incelendiğinde Türkçenin o döneme göre oldukça gelişmiş bir dil olduğu görülür.Yazıtlardaki sözcüklerin tümü Türkçe olup dil, yabancı etkilerden uzaktır.</p>
<p><strong>UYARI:</strong><br />
Kırgızların hâkim olduğu yerlerde bulunan ve genellikle mezar taşı olarak dikilen Yenisey Yazıtları da ilk önemli yazılı ürünlerdir.</p>
<p><strong> İslam Uygarlığına Geçiş Dönemi</strong><br />
XI. yy&#8217;dan başlayarak XIX. yüzyılın ortalarına kadar süren İslam Dönem Türk edebiyatı XI ve XII yüzyıllarda bir geçiş dönemi yaşanmıştır.</p>
<p><strong>Geçiş Döneminin Genel Özellikleri</strong><br />
*Göcebe Türk kültürü ile İslam kültürü içi içe geçmiştir.<br />
*Toplumsal yapıyı biçimlendirme amacıdır.<br />
*Bu dönem yapıları didaktiktir. (İslam dinini öğretmek amacıyla)<br />
*Hece ölçüsü yanında aruz da kullanılmaya başlanmıştır.<br />
*Dörtlük nazım birimi yanında beyit de kullanılmıştır.<br />
*Arap ve İran edebiyatlarının nazım biçimleri (mesnevi, gazel, kaside vb.) kullanılmaya başlanmıştır.</p>
<p><strong>UYARI:</strong><br />
Kırgızların hâkim olduğu yerlerde bulunan ve genellikle mezar taşı olarak dikilen Yenisey Yazıtları da ilk önemli yazılı ürünlerdir.</p>
<p><strong>İslamiyet etkisinde oluşturulan destanlarımız da vardır:</strong><br />
Battal Gazi Destanı, Köroğlu Destanı Danişmend Gazi Destanı, Timur Destanı Satuk Buğra Han Destanı&#8230;</p>
<p><strong>Bu dönemin Edebiyat ürünleri:</strong><br />
<strong>Kutadgu Bilig</strong><br />
1069 yılında Balasagunlu Yusuf Has Hacip tarafından yazılan eser, &#8220;mutluluk veren bilgi&#8221; anlamındadır. Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Kara Han&#8217;a sunulmuştur.Geçiş dönemi veya İslami dönem Türk edebiyatının ilk eseridir. Manzum olarak, mesnevi nazım biçimiyle, aruz ölçüsünün &#8220;Faûlün fe ûlün feûlün feûl&#8221; kalıbıyla yazılmıştır.Biçimsel özellikleriyle Firdevsi&#8217;nin &#8220;fiehnâme&#8221; sine benzer.6645 beyitlik bir mesnevidir. Eserde yer yer dörtlükler de bulunur.<br />
İyi bir devlet yönetiminin nasıl olması gerektiği, ideal insan tipinin özellikleri ile ilgili bilgi ve öğüt veren, ahlaki-didaktik türde ve siyasetnâme olarak değerlendirilen bir eserdir.<br />
Eserdeki kişiler temsili (alegorik) kişilerdir. Bunlardan Küntoğdu adaleti ve kanunu temsil eden hükümdardır.Ay Toldı mutluluğu ve devleti temsil eden vezirdir.Vezirin oğlu Öğdülmüş aklı;vezirin kardeşi Odgurmuş ise akıbeti temsil eder.</p>
<p><strong>Divan–ı Lügati&#8217;t–Türk</strong><br />
&#8220;Türk dilleri sözlüğü&#8221; anlamına gelen yapıt, Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072–1074 yıllarında yazılmıştır.Araplara Türkçe öğretmek amacıyla Arapça yazılan eser; Türkçe–Arapça bir sözlüktür. Halife Ebu Kasım Abdullah&#8217;a sunulmuştur. Bu yapıt yazıldığı dönemdeki Türkçenin değerini gösterdiği gibi, içindeki örneklerle, sözlü dönem Türk edebiyatının yazılı tek kaynağıdır. Karahanlı Türkçesiyle kaleme alınmıştır.Sav, sagu, koşuk, destan gibi türlerle ilgili çeşitli bilgiler eserin içinde bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Atabet&#8217;ül Hakayık</strong><br />
&#8220;Hakikatler eşiği&#8221; anlamında, manzum bir ahlak kitabıdır.12. yüzyılın ilk yarısında yazılmış ve Emir Muhammed Dad Sipehsâlâr Bey&#8217;e sunulmuştur.Kitabın başındaki 80 beyitlik kısım dışında, eser tamamen dörtlüklerden meydana gelmektedir. Dörtlükler, &#8220;aaxa&#8221; şeklinde kafiyelenmiştir. Vezni, Kutadgu Bilig&#8217;te olduğu gibi feûlün / feûlün / feûlün / feûl&#8217;dür. Eser, 484 mısra olup yarım kafiye ve redişeriyle geleneksel Türk şiir zevkinin bir devamıdır. Hakaniye lehçesiyle yazılan eserde Arapça ve Farsça sözcüklere genişçe yer verilmiştir.Eserde bilginin önemi, dilin korunması, cömert ve alçak gönüllü olma, zamanın bozukluğu gibi konular işlenir.</p>
<p><strong>Divan-ı Hikmet</strong><br />
Dini tasavvufi edebiyatın ilk temsilcisi olan Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır.Eser &#8220;hikmet&#8221; adı verilen şiirlerden<br />
meydana gelmektedir. fiekil yönünden eski halk şiirindeki koşuk ve sagulara benzeyen hikmet, Anadolu sahasında görülen dini-tasavvufi halk edebiyatındaki ilahinin karşılığıdır.Ahmet Yesevi&#8217;nin şiirleri, dini-didaktik şiirlerdir.XV. yüzyılda öğrencileri tarafından Divan-ı Hikmet adı verilen eserde toplanan şiirlerde İslamiyetin esaslarından, tasavvuf adabından, dünya ve kıyamet hallerinden söz edilir,peygamberlere olan sevgi dile getirilip dervişlerle ilgili menkıbeler anlatılır.</p>
<p><strong>Dede Korkut Hikâyeleri</strong><br />
XII. ve XIV. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan bölgesinde Oğuz boyları arasında söylenmiş sözlü halk hikâyeleridir. Bu hikâyeler XV. yüzyılın sonlarında bilinmeyen ve meraklısı olan bir kişi tarafından yazıya geçirilmiştir. Öykülerin ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak belli değildir.Bu hikâyelerde Oğuz boyları arasındaki çatışmalar ve Oğuzların komşu Hıristiyan topluluklarla yaptıkları mücadeleler anlatılmaktadır.Anadolu Halk edebiyatı&#8217;nın Oğuz dili ile yazılmış ilk ürünleri arasında Dede Korkut Hikayeleri de yer alır. Bu öyküler destan türünden halk hikâyeciliğine geçiş döneminin ürünüdür.</p>
<p><strong>Dede Korkut Hikayelerinin Özellikleri</strong><br />
1.Eserin asıl adı Kitab-ı Dede Korkut Alâ Lisân-ı Taife-i Oğuzan&#8217;dır.<br />
2. Aralarında ortak özellikler bulunan on iki ayrı hikâye ve bir önsözden oluşur.<br />
3. Kitaptaki hikâyelerin herbirine &#8220;boy&#8221; adı verilir.<br />
4. Hikâye-masal özellikleri taşımakla birlikte destan özelliği de göstermektedir.<br />
5. Dede Korkut Hikâyeleri adını, hikâyeleri ilk kez söylediğine inanılan Dede Korkut&#8217;tan almaktadır. Dede Korkut hikâyenin sonunda ortaya çıkar ve bir dua ile öyküyü bitirir. Dede Korkut, aynı zamanda Oğuzların akıl hocasıdır.<br />
6. Nazım–nesir karışık olan eserde aliterasyonlara sık sık rastlanır.<br />
7. Doğu Anadolu ve Azerbaycan yöreleri hikayelerin mekanını oluşturur.</p>
<p>[edebiyat_lys]</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yazili-edebiyat/">Yazılı Edebiyat</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yazili-edebiyat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dede Korkut &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-biyografi-hayati-kim-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 16:06:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dede Korkut (Hayatı &#8211; Biyografisi) Büyük Türk destan bilgesi Dede Korkut&#8217;un kişiliği üzerinde bilgilerimiz yetersiz kalıyor. Korkut-Ata adıyla da tanınan Dede Korkut, söylentilere göre Oğuzların Bayat Boyundan Kara Hoca&#8217;nın oğludur. Onun, IX. ve XI. yüzyıllar arasında Türkistan&#8217;da Sir-Derya nehrinin Aral Gölüne döküldüğü yerde doğduğu, Ürgeç Dede adında bir oğlu olduğu, Oğuz Türklerinden büyük saygı gördüğü, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Dede Korkut – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="color: #0099cc;"><strong><span style="font-size: 22pt;"> Dede Korkut<br />
</span></strong></span> <span style="color: #c0c0c0;"><span style="font-size: 8pt; font-weight: bold;">(Hayatı &#8211; Biyografisi)</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Büyük Türk destan bilgesi Dede Korkut&#8217;un kişiliği üzerinde bilgilerimiz yetersiz kalıyor. Korkut-Ata adıyla da tanınan Dede Korkut, söylentilere göre Oğuzların Bayat Boyundan Kara Hoca&#8217;nın oğludur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Onun, IX. ve XI. yüzyıllar arasında Türkistan&#8217;da Sir-Derya nehrinin Aral Gölüne döküldüğü yerde doğduğu, Ürgeç Dede adında bir oğlu olduğu, Oğuz Türklerinden büyük saygı gördüğü, bu bölgelerde hüküm süren Türk hakanlarına akıl hocalığı ve danışmanlık ettiği destanlarından anlaşılmaktadır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dede Korkut&#8217;un Türkler arasında, ağızdan ağıza, dilden dile dolaşan destan niteliğindeki hikâyeleri XV. yüzyılda Akkoyunlu&#8217;lar devrinde Dede Korkut Kitabı adıyla bir kitapta toplanmış, böylelikle sözden yazıya dökülmüştür. Destan derleyicisi, Dede Korkut kitabının önsözünde Dede Korkut hakkında şu bilgileri verir ve onun ağzından şu öğütlerde bulunur:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<table style="border-collapse: collapse;" border="0" width="250" cellspacing="0" cellpadding="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="173" height="267"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">(Bayat Boyundan Korkut Ata derler bir er ortaya çıktı. 0 kişi, Oğuz&#8217;un tam bilicisi idi. Ne derse olurdu. Gaipten türlü haber söylerdi&#8230;)</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">(Korkut Ata Oğuz Kavminin her müşkülünü hallederdi. Her ne iş olsa Korkut Ata&#8217;ya danışmayınca yapmazlardı. Her ne ki buyursa kabul ederlerdi. Sözünü tutup tamam ederlerdi&#8230;)</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">(Dede Korkut söylemiş: Lapa lapa karlar yağsa yaza kalmaz, yapağılı yeşil çimen güze kalmaz. Eski pamuk bez olmaz, eski düşman dost olmaz. Kara koç ata kıymayınca yol alınmaz, kara çelik öz kılıcı çalmayınca hasım dönmez, er malına kıymayınca adı çıkmaz. Kız anadan görmeyince öğüt almaz, oğul babadan görmeyince sofra çekmez. Oğul babanın yerine yetişenidir, iki gözünün biridir. Devletli oğul olsa ocağının korudur&#8230;)</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">(Dede Korkut bir daha söylemiş: Sert yürürken cins bir ata nâmert yiğit binemez, binince binmese daha iyi. Çalıp keser öz kılıcı nâmertler çalınca çalmasa daha iyi&#8230; Çala bilen yiğide, ok&#8217;la kılıçtan bir çomak daha iyi. Konuğu olmayan kara evler yıkılsa daha iyi&#8230; Atın yemediği acı otlar bitmese daha iyi. İnsanın içmediği acı sular sızmasa daha iyi&#8230;)</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dede Korkut&#8217;un kitabında on iki destan var. Bu destanlar, Türk dilinin en güzel örnekleri olduğu gibi, Türk ruhuna, Türk düşüncesine ışık tutan en açık belgelerdir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dede Korkut, Oğuz Türklerini, onların inanışlarını, yaşayışlarını, gelenek ve göreneklerini, yiğitliklerini, sağlam karakteri ve ahlâkını, ruh enginliğini, saf, arı-duru bir Türkçe ile dile getirir. Destanlarındaki şiirlerinde, çalınan kopuzların kıvrak ritmi, yanık havası vardır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bamsı Böyrek Destanı&#8217;nda Bey Böyrek&#8217;in ardından yavuklusu Banu Çiçek şöyle seslenir ;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Vay al duvağımın sahibi,<br />
Vay alnımın başımın umudu.<br />
Vay şah yiğidim, şahbaz yiğidim,<br />
Doyuncaya dek yüzüne bakamadığım<br />
Han yiğit&#8230;<br />
Göz açıp ta gördüğüm,<br />
Gönül ile sevdiğim,<br />
Bir yastığa baş koyduğum<br />
Yolunda öldüğüm, kurban olduğum<br />
Can yiğit&#8230;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Dede Korkut destanlarının kahramanları, iyiliği ve doğruluğu öğütler. Güçsüzlerin, çaresizlerin, her zaman yanındadır. Hile-hurda bilmezler, tok sözlü, sözlerinin eridirler. Türk milletinin birlik ve beraberliğini, millî dayanışmayı, el ele tutuşmayı telkin eder.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Yüzyıllar boyu, heyecanla okunan bu eserdeki destanlar, Doğu ve Orta Anadolu&#8217;da, çeşitli varyantları ile yaşamıştır. Anadolu&#8217;nun birçok bölgelerinde, halk arasında söylenen, kuşaktan kuşağa aktarılan hikâye ve destanlarda Dede Korkut&#8217;un izleri ve büyük etkileri vardır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Millî Destanımızın ana kaynağı olan Dede Korkut Kitabı&#8217;nın bugün elde, biri Dresden&#8217;de, öteki Vatikan&#8217;da olmak üzere, iki yazma nüshası vardır. Bu yazma eserlere dayanarak Dede Korkut Kitabı, memleketimizde birkaç kez basıldığı gibi, birçok yabancı memleketlerde çeşitli dillere de çevrilmiştir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türk Dünyası<br />
DEDE KORKUT ŞÖLENİNDE<br />
Bayburt ta Buluştu</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Kimdir Korkut Ata?<br />
Namık Kemal Zeybek</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türk Dünyası nın Korkut Ata sı İçimizde Yaşıyor<br />
Türk Dünyası nın dört bir yanından gelen konukların katılımıyla bu yıl yedincisi gerçekleştirilen Dede Korkut Uluslararası Kültür ve Sanat Şöleni 16-22 Temmuz 2001 tarihleri arasında Bayburt ta gerçe Kimdir Korkut Ata? Türk milletine İslam&#8217;dan önce gönderilmiş bir tanrı elçisi mi? Neden olmasın? Yüzlerce elçi göndermiş olan Yüce Tanrı, Korkut Ata&#8217;yı da Türklere göndermiş olabilir. Korkut Ata belki de evliyadandır&#8230; Ötelere erişmiş, ötelerden öğrendiklerini Türklere iletmiştir. Nerede Türk varsa, orada Korkut Ata vardır.<br />
Halkımız en doğrusunu bilir diyelim; Korkut Ata &#8220;Varlığın övüncü Yüce Elçi Efendimiz&#8221; zamanında yaşamış veya belki ruhaniyetinden İslam&#8217;ı öğrenerek arasında yaymağa başlamış bir büyük insandır. İslam&#8217;ın gerçeklerini, insanlığın erdemlerini, varlığını gizlilerini ve yiğitlerin törenlerini kopuzuyla çalmış, söylemiştir.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Tartışılmaz gerçek nedir? O&#8217;nu Allah&#8217;tan başka kimse bilmiyor. Ata Dede Korkut destanlarının bize söylediği gerçek o ki; Korkut Ata, Oğuz ve Kıpçakların bir arada yaşadığı dönemde yaşamıştır. Ve Bayburt çevresi O&#8217;nun yaşadığı veya &#8220;yeniden yaşadığı&#8221; bir bölge olmuştur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Bayburt çevresindeki derin kültür oluşumunu, yedi kat yer altına inen, yedi kat göklere çıkan masal dünyasını, destanları ezberden okuyan, okumamış kadınların üstün irfan kudretini bilenler için hiç de şaşırtıcı değildir. Korkut Ata sağlığında Bayburt&#8217;ta yaşamasa bile yüzyıllardan beri Bayburt&#8217;ta yaşıyor.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Korkut Ata, Türk Dünyasına sesleniyor. Birlik, bilim ve bilinç yolunu gösteriyor&#8230; Korkut Ata, Türk Dünyasının her yerinde bilinir. Avrupa ve Türkiye Türklüğü, Türkistan ve İdil-Ural Türklüğü, Korkut Ata&#8217;ya sahip çıkar. Hepsi de haklıdır. Nerede Türk varsa, Korkut Ata oradadır. Kim sahip çıkarsa, Korkut Ata onlarındır. Kim Korkut Ata&#8217;ya sahip çıkarsa, Korkut Ata da, onlara sahip çıkar.<br />
Korkut Ata&#8217;nın bir mezarı Kazakistan&#8217;da, Türkistan şehrine yakın bir yerdedir. Bir mezarı da Bayburt&#8217;tadır&#8230;<br />
Yunus Emre de öyle değil midir? Şimdilik bilinen 13 mezarı var. On üç mü? Hayır. &#8220;Bin&#8221; mezarı var. Azerbaycanlı büyük şairimiz Bahtiyar Vahapzade ne diyor;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">&#8220;Bir yerde ölüp bes niye bin yerde mezarı<br />
Çünkü gazılır her gün gönüllerde mezarı<br />
Otlarda, çiçeklerde ve güllerde doğuldu<br />
Bir yerde ölüp bes niye bin yerde doğuldu<br />
Efsane mi gerçek mi bu insan, ince insan<br />
Varlı sesidir, kopmuş o Türk&#8217;ün kopuzundan!&#8221;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Türk&#8217;ün kopuzunun en büyük ustası Korkut Ata&#8230; Korkut Ata, kopuzu ile Türklere varolmanın gerçeklerini anlatan insan. Korkut Ata&#8217;nın topuzu din yolunun inceliklerini ve barışın erdemlerini ve birliğin faziletlerini anlatmıştır. Gerektiği zaman, kopuz millet savunmasında yiğitlerin yüreklerine cesaret aşısı olmuştur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Selam olsun sana Korkut Atamız<br />
Selam olsun sana Bayburt kalası&#8230; kleştirildi.<br />
&#8220;Bir yerde ölüp bes niye bin yerde mezarı<br />
Çünkü gazılır her gün gönüllerde mezarı<br />
Otlarda, çiçeklerde ve güllerde doğuldu<br />
Bir yerde ölüp bes niye bin yerde doğuldu<br />
Efsane mi gerçek mi bu insan, ince insan<br />
Varlı sesidir, kopmuş o Türk&#8217;ün kopuzundan!&#8221;</span></p>
<p align="justify">
<p>&nbsp;</p>
<p align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: bold;"><span style="color: #808080;">|</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografiler</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Yaşam Öyküleri</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/"> <span style="color: #ffffff;">Kim Kimdir?</span></a><span style="color: #ffffff;">, </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/"> <span style="color: #ffffff;">Biyografi</span></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Dede Korkut – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dede Korkut Destanları</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Manzum Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Siirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut Siirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Dede Korkut Destanları&#8230; (Görüntülemek istediğiniz destanın üzerine dokunun.) Bence her TÜRK&#8217;ün okuması gereken ve üstadların bile &#8220;Bütün Türk edebiyatını bir tarafa, Dede Korkut&#8217;un anlattıklarını bir tarafa koysanız Dede Korkut ağır basar&#8221;. diyerek övdüğü, TÜRK yaşayış, kültür, inanç&#8230; değerlerini ortaya koyan şanlı destanlarımızı sizlere sunuyorum. Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı Kazılık Koca [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/">Dede Korkut Destanları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="color: #6699ff; font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: 22pt; font-weight: bold;">&#8230;Dede Korkut Destanları&#8230;<br />
</span></span> <span style="color: #ff0066; font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-size: 8pt; font-weight: bold;">(Görüntülemek istediğiniz destanın üzerine dokunun.)</span></span></p>
<p align="center"><img decoding="async" alt="" src="https://www.bilgicik.com/resimler/dede_korkut.jpg" width="94" height="131" /></p>
<p align="center"><span style="color: #c0c0c0; font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: small;">Bence her TÜRK&#8217;ün okuması gereken ve üstadların bile &#8220;</span><span class="postbody"><span style="font-size: small;">Bütün Türk edebiyatını bir tarafa, Dede Korkut&#8217;un anlattıklarını bir tarafa koysanız Dede Korkut ağır basar&#8221;. diyerek övdüğü, TÜRK yaşayış, kültür, inanç&#8230; değerlerini ortaya koyan şanlı destanlarımızı sizlere sunuyorum.</span></span></span></p>
<p align="center"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';"> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı" href="https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #ff6699;">Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı</span></a><span style="color: #ff6699;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı" href="https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #00cc00;">Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı</span></a><span style="color: #00cc00;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Kazılık Koca Oğlu Yigenek Destanı" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kazilik-koca-oglu-yigenek-destani-dede-korkut-destanlari-2/"> <span style="color: #ffaf09;">Kazılık Koca Oğlu Yigenek Destanı</span></a><span style="color: #ffaf09;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı - 1. Bölüm" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #33cccc;">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı</span></a><span style="color: #33cccc;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı 1. Bölüm" href="https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #999999;">Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı</span></a><span style="color: #999999;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı" href="https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #6699ff;">Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı</span></a><span style="color: #6699ff;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Destanı" href="https://www.bilgicik.com/yazi/duha-koca-oglu-deli-dumrul-destani-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #ff6699;">Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Destanı</span></a><span style="color: #ff6699;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak İç Oğuza Dış Oğuz Asi Olup Beyreğin Öldüğü Destanı" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ic-oguza-dis-oguz-asi-olup-beyregin-oldugu-destani-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #00cc00;">İç Oğuza Dış Oğuz Asi Olup Beyreğin Öldüğü Destanı</span></a><span style="color: #00cc00;"><br />
</span> <a style="text-decoration: none;" title="Bu yazıya bak Salur Kazan Esir Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı Destan" href="https://www.bilgicik.com/yazi/salur-kazan-esir-olup-oglu-uruzun-cikardigi-destan-dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #33cccc;">Salur Kazan Esir Olup Oğlu Uruz’un Çıkardığı Destan</span></a></span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/begil-oglu-emren-destani-dede-korkut-destanlari/">Begil Oğlu Emren Destanı (Dede Korkut Destanları)</a></p>
<p align="center"><span style="color: #ff0000;">Not: İçerik yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/">Dede Korkut Destanları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>118</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:17:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Tekür]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Tekur]]></category>
		<category><![CDATA[Usun]]></category>
		<category><![CDATA[Usun Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Usun Kocai Usun Koca Oglu Segrek Destani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/">Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!--



<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı<b>)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Oğuz  zamanında Uşun Koca derler bir kişi vardı.Onun  iki oğlu vardı. Büyük oğlunun adı Eğrek’ti. Eğrek ,cesur, deli dolu , güzel bir yiğitti. Bayındır Han'ın divanına  ne zaman istese giderdi. Beylerbeyi olan Kazan'ın divanında buna hiç kapı baca yoktu. Beyleri çiğneyip Kazan'ın önünde otururdu.Kimseye iltifat eylemezdi.

Meğer hanım yine bir gün beyleri çiğneyip oturunca, Ters Uzamış derlerdi Oğuz'da bir yiğit vardı.

<b>Ters Uzamış</b> :“Bre Uşun Kocaoğlu bu oturan beyler her biri oturduğu yeri kılıcının hakkını vererek, almıştır.Bre sen baş mı kestin, kan mı döktün, aç mı doyurdun, çıplak mı donattın?” dedi.

<b>Eğrek:</b> “Bre Ters Uzamış ,baş kesip, kan dökmek hüner midir?” dedi.

<b>Ters Uzamış</b>: “Evet hünerdir ya!” Ters Uzamış'ın sözü Egrek’e tesir etti. Kalktı, Kazan Bey'den akın diledi. Akın verdi. İlan etti, akıncı diledi. Üç yüz mızraklı yiğit bunun yanına toplandı. Meyhanede beş gün yiyilip içildi.

Ondan sonra Şirögüven kenarından Gökçe Deniz'e kadar olan memleketleri yağmaladı. Epey ganimet ele geçirildi. Yolu Alınca Kalesi’ne uğramıştı. Kara Tekür orada bir koru yaptırmıştı. Uçanlardan kaz, tavuk, yürüyenlerden geyik, tavşanı bu avluya doldurup Oğuz yiğitlerine tuzak kurmuştu.

Uşun Kocaoğlunun yolu bu koruya uğradı. Korunun kapısını ufattılar. Yabani geyik, kaz, tavuk kestiler, yediler içtiler. Atlarının eyerlerini aldılar, giyimlerini çıkardılar. Meğer Kara Tekür'ün casusu vardı, bunları gördü, gelip<b>,</b>

<b>Casus:”</b> Bre Oğuz'dan bir bölük atlı geldi, korunun kapısını ufattılar, atlarının eyerlerini alıp giyimlerini çıkardılar, bre ne duruyorsunuz?” dedi.

Altı yüz kara elbiseli kafir bunların üzerine saldırdılar. Yiğitleri öldürdüler. Eğrek’i tuttular. Alınca Kalesi’nde zindana attılar. Kara kara dağlardan haber aştı, kanlı kanlı sulardan haber geçti. Kudretli Oğuz ellerine haber ulaştı. Uşun Koca'nın ak otağı önünde feryat koptu. Kaza benzer kızı ,gelini ak çıkarıp kara giydi. Uşun Koca “oğul oğul” diye akça yüzlü anası ile ağlaştılar, sızlaştılar.

Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Meğer hanım, Uşun Koca'nın küçük oğlu Segrek iyi, cesur, alp, deli dolu bir  yiğit oldu. Bir gün yolu bir düğün yerine  düştü. Kondular, orada yiyip içtiler. Segrek sarhoş oldu. Dışarı ayak yoluna çıktı. Gördü ki öksüz oğlan bir çocukla kavga ediyor. “Bre ne oluyor?” diye bir tokat birine, bir tokat birine vurdu. Eski dutun biti, öksüz oğlanın dili acı olur. <b>Biri der</b>: “Bre bizim öksüzlüğümüz yetmez mi, bize niye vuruyorsun?Hünerin varsa  kardeşin Alınca Kalesi'nde esirdir, git onu kurtar.” dedi.



<b>Segrek</b>: “Bre kardeşimin adı nedir?”dedi.

<b>Öksüz Çocuk</b>: “Egrek'tir. Dedi.

Segrek,”şimdi Eğrek’e Segrek yakışır, kardeşim sağ imiş kaygılanmam, kardeşsiz Oğuz'da durmam, karanlıklı gözümün aydını kardeş. “diye ağladı.

İçeri divana girdi, müsaade istedi, beylere” hoşça kalın” dedi. Atını çektiler, bindi. Atını sürüp, anasının evine geldi. Atından indi, anasının ağzını aradı.

<b>Segrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

“Kalkıp ana yerimden doğruldum.

Yelesi kara cins atıma sıçrayıp bindim.

Çapraz yatan Ala Dağ eteğine vardım.

Kudretli Oğuz ellerinde düğün dernek varmış oraya vardım.

Yemek içmek arasında,

Ak boz atlı bir haberci geldi.

Çok zamanmış Eğrek derler bir yiğit esirmiş.

Yüce Allah yol vermiş, çıkıp gelmiş.

Büyük küçük kalmadı, o yiğide karşı gitti.

Ana ben de gideyim  mi ne dersin?”

&nbsp;

dedi.

&nbsp;

<b>Anası burada söylemiş görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

“Ağzın için öleyim oğul.

Dilin için öleyim oğul.

Karşı yatan kara dağın

Yıkılmıştı yüceldi ahir.

Akıntılı güzel suyun

Çekilmişti çağladı ahir.

Koca ağaçta dal budağın

Kurumuştu filizlenip yeşerdi ahir.

Kudretli Oğuz beyleri izine varsa sen var

O yiğide yetiştiğinde

Ak boz atın üzerinden yere in.

El bağlayıp o yiğide selam ver.

Elini öpüp boynunu kucakla.

Kara dağımın yükseği kardeşim, de.

Ne duruyorsun oğul ,hemen yola çık.

dedi.

<b>Oğlan anasına söylemiş, görelim ne söylemiş:</b>

“Ana ağzın kurusun,

Ana dilin çürüsün,

Benim de kardeşim varmış,

Kaygılansam olmaz.

Kardeşsiz Oğuz’da dursam olma.

Ana hakkı ,Allahı hakkı olmasaydı,

Kara çelik öz kılıcımı çekeydim,

Hemencecik  güzel başını keseydim,

Alca kanını yeryüzüne dökeydim.

Ana zalim ana.”

&nbsp;

dedi.

<b>Babası :</b> “Yanlış haberdir oğul, kaçan giden senin ağabeyin değil, başkasıdır. Ak sakallı babanı ağlatma, ihtiyarcık olmuş ananı sızlatma.” dedi.

<b>Oğlan burada söylemiş</b> ,<b>görelim ne söylemiş:</b>

“Üç yüz altmış altı alp ava binse,

Kanlı geyik üzerine kavga kopsa,

Kardeşli yiğitler kalkar kopar olur.

Kardeşsiz zavallı yiğit ensesine yumruk dokunsa,

Ağlayarak dört yanına bakar olur.

Ela gözden acı yaşını döker olur.

Ela gözlü oğlunuzu görünceye kada,

Bey baba, hatun ana esen kalın.”

&nbsp;

dedi.

<b>Ana ve babası</b>:” Yanlış haberdir, gitme oğul. dediler.

<b>Oğlan</b>: “Beni yolumdan ayırmayın, ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca, ağabeyim ölü mü diri mi bilmeyince, eğer öldüyse kanını almayınca Oğuz eline artık gelmem .”dedi.

Baba ana ağlaşıp Kazan'a adam gönderdiler. “Oğlan kardeşini andı gider, bize ne öğüt verirsin.” dediler.

<b>Kazan:</b> “Ayağına at kösteğini vurun.” dedi. Yavuklusu vardı, acele düğün dernek ettiler. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdiler. Oğlanı gelin odasına koydular. Kız ile ikisi bir döşeğe çıktılar. Oğlan kılıcını çıkarıp, kız ile kendi arasına koydu.

<b>Kız :</b> “Kılıcını gider yiğit, murat ver murat al, sarılalım.” dedi.

<b>Oğlan</b>: “Bre kavat kızı, ağabeyimin yüzünü görmeyince, ölmüş ise kanını almayınca bu gelin odasına girersem;ben kılıcıma doğranayım, okuma saplayım. Oğlum doğmasın, doğarsa on yaşına varmasın.” dedi.

Ayağa kalktı. Tavladan bir koç at çıkardı eyerledi. Zırhını giydi. Diz bağı, kol bağı bağladı.

<b>Oğlan</b>: “Kız sen beni bir yıl bekle. Bir yılda gelmezsem, iki yıl bekle, iki yılda gelmezsem üç yıl bekle. Üç yılda da gelmezsem o vakit benim öldüğümü bilesin. Aygır atımı boğazlayıp aşımı ver, gözün kimi tutarsa, gönlün kimi severse onunla evlen.” dedi.

<b>Kız burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Yiğidim ben seni bir yıl bekleyeyim,

Bir yılda gelmezsen iki yıl bekleyeyim,

İki yılda gelmezsen üç dört yıl bekleyeyim,

Dört yılda gelmezsen beş yıl altı yıl bekleyeyim,

Altı yol ayrımına çadır dikeyim,

Gelenden gidenden haber sorayım,

Hayırlı haber getirene at elbise vereyim,

Kaftanlar giydireyim,

Şer haber getirenin başını keseyim,

Erkek sineği üzerime kondurmayayım,

Murat ver murat al ,öyle git yiğidim.

&nbsp;

dedi.

<b>Oğlan:</b> “Kavat kızı ağabeyimin başına and içmişim, dönmem yok.” dedi.

<b>Kız :” </b>Ayağı uğursuz gelin diyeceklerine, hayasız gelin desinler, kayın babama, kayınanama söyleyeyim. dedi.

<b>Söylemiş :</b>

“Babamdan daha iyi kayın baba,

Anamdan daha iyi kaynana,

Develerinin erkeği ürktü gider,

Deveciler önünü kesti döndüremez.

Kara koç aygırın ürktü gider,

At çobanları önünü kesti döndüremez.

Ağıllarının koçları ürktü gider,

Çoban önünü kesti döndüremez.

Ela gözlü oğlun kardeşini andı gider,

Akça yüzlü gelinin döndüremez.

Size malum olsun.”

&nbsp;

dedi. Baba ana “ah” ettiler. “Oğul gitme” diyerek yerlerinden kalktılar, gördüler ki bu da  çare olmadı.

<b>Oğul:</b>”Elbette o ağabeyimin tutulduğu kaleye varmayınca edemem. dedi.

<b>Babası anası:” </b>Sür oğul, yolun  açık olsun, sağ salim varıp gelesin ,geleceğin varsa.” dediler.

Babasının, anasının elini öptü, kara koç atına sıçrayıp bindi. Geceyi gündüze kattı, at sürdü. Üç gün geceli gündüzlü at koşturdu. Dereşam'ın kenarından geçti. O kardeşinin tutulduğu koruya geldi. Gördü ki at çobanı kafirler, kısrak güdüyorlar. Kılıç çekip altı kafir tepeledi. Davul çalıp kısrakları ürküttü getirip o koruya soktu.

Geceyi gündüze katmış, üç gün geceli gündüzlü at koşturmuş yiğidin  karanlıklı gözlerini uyku bürümüştü.Yiğit atının yularını bileğine bağlayıp  yattı uyudu. Meğer kafirin casusu vardı.

<b>Gelip Tekür'e</b>: “Oğuz'dan bir deli yiğit geldi, at çobanlarını öldürdü, kısrakları ürküttü ,getirip koruya soktu.

<b>Tekür:</b> “Silahlı altmış adam seçin, gidip onu tutup getirsinler.” dedi.

Altmış silahlı adam seçtiler. Vardılar ansızın altmış demir giyimli kafir oğlanın üzerine geldiler. Giyim hışırtısından, at kıpırdamasından bellidir. Meğer yiğit aygıra binerdi. Hanım at kulağı tetikte olur, çökerek oğlanı uyandırdı. Oğlan gördü ki bir alay atlı geliyor. Sıçradı Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi. Atına bindi, kara elbiseli kafire kılıç vurdu, bastı kaleye tıktı. Yine uykusunu yenemeyip yerine varıp yattı uyudu. Yine atının yularını bileğine geçirdi. Kafirlerden, sağ olanları, kaçarak Tekür'e' geldiler.

<b>Tekür</b>: Yüz kere yazıklar olsun!Altmış kişi bir oğlanı tutamadınız.” dedi.

Bu sefer yüz kafir oğlanın üzerine geldiler. Aygır yine oğlanı uyandırdı. Gördü kafirler saf bağlamış geliyorlar. Oğlan kalktı, atına bindi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, kafire kılıç çaldı, bastı kaleye tıktı. Atını döndürdü, yine konaklama yerine geldi. Uykusunu yenemedi, tekrar yattı uyudu. Atının yularını yine bileğine geçirdi. Bu sefer at oğlanın bileğinden boşandı kaçtı, Kafirler yine Tekür'e geldiler.

<b>Tekür :</b> “Bu defa üç yüz kişiyle gidin.” dedi.

<b>Kafirler: </b>“Varmayız, kökümüzü keser, hepimizi öldürür.” dediler.

<b>Tekür </b>: “O zaman ne yapmak  gerek? Varın o esir yiğidi zindandan çıkarın getirin, ona  at verin zırh verin.” dedi.

<b>Geldiler Eğrek’e dediler</b>: “Yiğit sana Tekür himmet eyledi.Surda bir deli yiğit yolcunun ,yola gidenin, çobanın ,çoluğun çocuğun  ekmeğini alıyor. O deliyi tut öldür.Öldürürsen  seni bırakılım var git.” dediler.

<b>Eğrek</b> :”Pekala.” dedi.

Eğrek’i zindandan çıkardılar. Saçını sakalını tıraş ettiler. Bir at, bir kılıç verdiler. Üç yüz kafiri ona arkadaşlığa verdiler. Oğlanın üzerine geldiler. Üç yüz kafir açıkta durdular.

<b>Eğrek</b>: “Gelin varalım, tutalım.”dedi.

<b>Kafirler:</b> “Tekür'den buyruk sana oldu, sen var.” dediler.

<b>Eğrek</b>:” İşte uyuyor, gelin varalım.” dedi.

<b>Kafirler:</b> “Ay ne uyuması, koltuğunun altından bakar, kalkar bize geniş ovayı dar gösteri.” dediler.

<b>Eğrek</b>:” Şimdi ben varayım, elini ayağını bağlayayım, sonra siz gelirsiniz.” dedi.

Sıçradı kafirler arasından çıktı. At sürüp bu yiğidin üzerine geldi. Atından indi, yularını bir dala iliştirdi. Baktı gördü ki ayın on dördüne benzer bir güzel ela gözlü genç yiğit boncuk boncuk terlemiş uyuyor. Gelenden gidenden haberi yok. Dolandı, başı ucuna geldi.Gördü ki belinde kopuzu var.

<b>Kopuzu çıkarıp eline aldı söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Kalkıp yerinden doğrulan yiğit,

Yelesi kara cins atına sıçrayıp binen yiğit,

Arku Beli Ala Dağdan geceleyin aşan,

Akıntılı güzel suyu delip geçen,

Gurbete gelen yatar mı olur?

Benim gibi arkasından  ak ellerini bağlatarak

Domuz damında yatar mı olur?

Ak sakallı babasını, ak bürçekli anasını,

Ağlatarak sızlatır mı olur?

Niye yatırıyorsun yiğit?

Gafil olma güzel başını kaldır yiğit,

Ela gözünü aç yiğit.

Allah’ın  verdiği tatlı canını uyku bürümüş yiğit,

Arkandan  kollarını bağlatma.

Ak sakallı babanı ihtiyarcık ananı ağlatma.

Ne yiğitsin, kudretli Oğuz ilinden gelen yiğit?

Yaradan hakkı için kalkıver,

Dört yanını kafir sardı böyle  bil yiğit.

&nbsp;

dedi.

Oğlan sıçradı ayağa kalktı. Kılıcının sapına yapıştığında  gördü ki elinde kopuz var.

<b>Oğlan:</b> “Bre kafir Dedem Korkut kopuzu hürmetine vurmadım.Eğer elinde kopuz olmasaydı ,ağabeyimin başı için seni iki parça ederdim.” dedi. Çekti kopuzu elinden aldı.

<b>Oğlan burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

Sabah erken yerimden kalktım kardeş için,

Ak boz atımı yormuşum kardeş için,

Kalenizde esir var mıdır? Kafir söyle bana.

Kara başım kurban olsun kafir sana.

&nbsp;

dedi.

&nbsp;

<b>Büyük kardeşi Eğrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

Ağzın için öleyim kardeş,

Dilin için öleyim kardeş,

Memleketini ,doğum yerini sorar olsam neresidir?

Karanlık gece içinde, yolu kaybetsen ümidin nedir?

Büyük sancak tutan hanınız kimdir?

Kavga günü önden at tepen alpiniz kimdir?

Yiğit senin baban kimdir?

Alp erin, erden adını saklaması ayıp olur.

Adın nedir yiğit?

&nbsp;

dedi. <b>Bir daha söylemiş</b>:

&nbsp;

Develerimi güdünce devecim misin?

Kara koçumu güdünce at çobanım mısın?

Ağıllarımı güdünce çobanım mısın?

Kulağımda çınlayan naibim misin?

Beşikte koyup gittiğim kardeşçiğim misin?

Yiğit söyle bana.

Kara başım kurban olsun bugün sana.

&nbsp;

dedi. <b>Segrek burada büyük kardeşine söyledi:</b>

&nbsp;

“Karanlık gece içinde yolumu  kaybetsem ümidim Allah’tır.

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han’dır.

Savaş günü önden at tepen alpimiz Salur Kazan’dır.

Babamın adını sorarsan Uşun Koca’dır.

Benim adımı sorar olsan Segrek’tir.

Kardeşim var imiş adı Eğrek’tir.”

&nbsp;

dedi. <b>Bir daha söyledi:</b>

&nbsp;

Develerini güdünce devecinim.

Kara koçunu güdünce at çobanınım.

Beşikte koyup gittiğin kardeşinim.

&nbsp;

dedi. <b>Büyük kardeşi Eğrek burada söylemiş, görelim hanım nasıl söylemiş:</b>

&nbsp;

Ağzın için öleyim kardeş,

Dilin için öleyim kardeş,

Er mi oldun, yiğit mi oldun kardeş?

Gurbete kardeşini aramaya sen mi geldin kardeş?

&nbsp;

dedi.

İki kardeş kucaklaştılar. Hasret giderdiler.. Eğrek küçük kardeşinin boynunu öptü. Segrek de ağabeyisinin elini öptü. Karşı yakadan kafirler bakışıyorlardı.

<b>Kafirler</b>: “Güreştiler galiba, belki bizimki yener.” dediler. Gördüler ki kucaklaştılar, görüştüler, cins atlara biniştiler. Kara elbiseli kafire at sürdüler, kılıç yürüttüler. Kafiri bastılar öldürdüler, kaleye döktüler. Gelip yine o koruya girdiler .Atları dışarı çıkardılar. Davul çalıp atları önlerine kattılar. Dereşam suyunu at tepip geçtiler.Geceyi gündüze kattılar, Oğuz'un hudut boyuna yetiştiler. Kanlı kafir elinden kardeşçiğini çekip alan Eğrek  ak sakallı babasına müjdeci gönderip” babam bizi  karşılasın.” dedi.

Uşun Koca'ya haberci geldi. “Müjde, gözün aydın, oğulların ikisi beraber sağ slim geldi.” dediler. Uşun Koca işitip şad oldu. Gümbür gümbür davullar çalındı. Altın tunç borular öttürüldü. O gün alaca büyük otağlar kuruldu. Artan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kesildi. Uşun Koca Bey oğullarını karşıladı. Attan indi, oğlanları ile kucaklaşaştı.” İyi misiniz, esen misiniz oğullar!” dedi.

Gölgeliği altınlıca odasına geldiler. Eğlence, yemek içmek oldu. Büyük oğlana da güzel gelin getirdi. İki kardeş birbirine sağdıç oldular. Gelin odalarına koşturup indiler, murada maksuda eriştiler.

<b>Dedem Korkut gelip destan söyledi, deyiş dedi:</b>

“Ölüm vakti geldiğinde Allah imandan ayırmasın. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürcekli ananın yeri cennet olsun. Kadir Mevla seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin amin diyenler Allah'ın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı Muhammed Mustafa "ya bağışlasın hanım hey!...

<span style="color: #ff0000;"> Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span>

--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/">Uşun Koca Oğlu Segrek Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/usun-koca-oglu-segrek-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>26</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Basat]]></category>
		<category><![CDATA[Basat Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Basatin Tepegozu Oldurdugu Destan]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Segrek]]></category>
		<category><![CDATA[Tepegoz]]></category>
		<category><![CDATA[Tepegoz Destani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/">Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!--


<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi Destanı<b>)</b></h2>


<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Meğer  hanım bir gün Oğuz otururken üstüne düşman geldi. Gece içinde ürktü ,kaçtı. Kaçıp giderken Uruz  Koca'nın oğlancığı düşmüş. Bir aslan bulup götürmüş, beslemiş. Oğuz yine zamanla gelip yurduna kondu.

Oğuz Han’ın at çobanı bir şöyle bir haber getirdi: “Han’ım, sazdan bir aslan çıkıyor, at vuruyor, sallana sallana yürüyüşü adam gibi, at basarak kan sömürüyor. “

<b>Uruz:</b> “Han’ım, ürktüğümüz zaman düşen belki benim oğlancığımdır.” dedi.

Beyler atlarına  bindiler, aslan yatağı üzerine geldiler. Aslanı kaldırıp oğlanı tuttular. Uruz oğlanı alıp evine getirdi. Şenlik yaptılar, yiyip içtiler.Oğlan aslanın yanına geri döndü. Oğlanı ne kadar getirdilerse durmadı, geri aslanın  yatağına vardı. Tekrar tutup getirdiler.

<b>Dedem Korkut geldi:</b> “Oğlum sen insansın, hayvanla arkadaş olma. Gel güzel ata bin, güzel yiğitlerle at sür, at koştur.Büyük kardeşinin adı Kıyan Selçuk'tur, senin adın Basat olsun.Adını ben verdim, yaşını Allah versin.” dedi.

Oğuz bir gün yaylaya göçtü. Uruz'un bir çobanı vardı. Adına Konur Koca Sarı Çoban derlerdi. Oğuz'dan yaylaya evvel kimse göçmezdi. Uzunpınar denmekle meşhur bir pınar var idi. O pınara periler konmuştu. Ansızın koyun ürktü. Çoban erkekçe kızdı, ileri vardı. Gördü ki peri kızları kanat kanada bağlamışlar, uçuyorlar. Çoban, keçesini üzerine attı, peri kızının birini tuttu. Tamah edip derhal temasta bulundu. Koyun ürkmeye başladı. Çoban koyunun önüne koştu.

<b>Peri kızı kanat vurup uçtu:</b> “Çoban yıl tamam olunca, bende emanetin var, gel al.Lakin  Oğuz'un başına felaket getirdin.” dedi.

Çobanın içine korku düştü. Amma, kızın derdinden, benzi sarardı. Zamanla Oğuz yine yaylaya göçtü. Çoban yine  bu pınara geldi. Geçen yılki gibi koyunlar yine  ürktü. Çoban ileri vardı. Gördü ki bir kütle yatıyor, parıl parıl parlıyor.



<b>Peri kızı geldi</b>: “Çoban emanetini gel al, lakin  Oğuz'un başına felaket getirdin. dedi.

Çoban bu kütleyi görünce dehşete düştü. Geri döndü, sapan taşına tuttu. Vurdukça büyüdü. Çoban kütleyi bırakıp  kaçtı. Koyun ardına düştü.

Meğer o sırada Bayındır Han beylerle gezintiye çıkmışlardı. Bu pınarın üzerine geldiler. Gördüler ki orada  başı kıçı belirsiz değişik bir şey yatıyor. Etrafına toplandılar.Bir yiğit attan inip  bunu tepti. Fakat o tetkikçe o şey  büyüdü. Birkaç yiğit daha indiler ,teptiler.Onlar  teptikçe  büyüdü. Uruz Koca da inip tekmeledi. Mahmuzu dokununca o garip şey  yarıldı. İçinden bir oğlan çıktı. Gövdesi adam, tepesinde bir gözü var.

<b>Uruz  bu oğlanı alıp  eteğine sardı</b>:”Hanım bu oğlanı  bana verin, oğlum Basat ile besleyeyim.” dedi. <b>Bayındır Han</b>:”Al senin olsun.” dedi.

Uruz Tepegözü aldı, evine getirdi. Buyurdu, bir dadı geldi. Memesini ağzına verdi. Bir emdi, olanca sütünü aldı. İki emdi kanını aldı, üç emdi dadının canını aldı. Birkaç dadı getirdiler, hepsini helak etti. Gördüler olmuyor, “sütle besleyelim” dediler. Günde bir kazan süt yetmiyordu. Beslediler ,büyüdü, gezer oldu, oğlancıklarla  oynar oldu. Oğlancıkların kiminin burnunu, kiminin kulağını yemeğe başladı.

Hasılı, halkın bunun yüzünden çok canı yandı, aciz kaldılar. Uruz’a  şikayet edip ağlaştılar. Uruz Tepegöz’ü dövdü, sövdü, men etti, fakat o Uruz’u  dinlemedi.Uruz sonunda dayanamayıp onu  evinden kovdu.

<b>Tepegöz’ün peri anası gelip oğlunun parmağına bir yüzük geçirdi</b>:” Oğul sana ok batmasın, tenini kılıç kesmesin.”dedi.

Tepegöz Oğuz’dan çıktı, bir yüce dağa vardı. Yol kesti, adam aldı, büyük harami oldu. Üzerine birkaç adam gönderdiler, ok attılar batmadı; kılıç vurdular,kesmedi;mızrak sapladılar ,işlemedi. Çoban çoluk kalmadı hep yedi. Oğuz'dan dahi adam yemeye başladı. Oğuz toplanıp Tepegöz’ün üzerine vardı. Tepegöz görüp kızdı, bir ağacı yerinden koparıp  atınca elli altmış adamı helak eyledi. Alpler başı Kazan'a darbe vurdu. Kazan'ın kardeşi Kara Göne, Tepegöz'ün elinde perişan oldu. Düzen oğlu Alp Rüstem şehit oldu. Uşun Koca oğlu gibi pehlivan, elinde şehit oldu. Zayıf canından iki kardeşi Tepegöz'ün elinde helak oldu. Demir giyimli Mamak, elinde helak oldu. Bıyığı kanlı Bügdüz Emen, elinde perişan oldu. Ak sakallı Uruz Koca'ya kan kusturdu. Oğlu Kıyan Selçuk'un ödü patladı.

Oğuz Tepegöz'e üstün gelemeyince  ürktü,kaçtı. Tepegöz çevirip önünü kesti. Oğuz'u bırakmadı, geri yerine kondurdu.

Hasılı Oğuz yedi kere ürktü, Tepegöz önünü kesip, yedi kere yerine getirdi. Oğuz Tepegöz'ün elinde iyice  perişan oldu. Gidip  Dede Korkut'u çağırdılar, onunla konuştular, “gelin bir miktar üzerinde anlaşıp ona haraç verlim.” dediler. Dedem Korkut'u Tepegöz'e gönderdiler.

<b>Dede Korkut geldi selam verdi</b>: “Oğul Tepegöz, Oğuz elinden perişan oldu, bunaldı, ayağının toprağına beni saldılar, sana haraç verelim, derler .”dedi.

<b>Tepegöz:</b>”Yemem için  günde altmış adam verin.” dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Bu şekilde sen adam bırakmaz, tüketirsin. Amma günde iki adam ile beş yüz koyun verelim.” dedi.

Dede Korkut böyle söyleyince <b>Tepegöz</b>: “Tamam öyle olsun , hem bana iki adam verin benim  yemeğimi pişirsin, ben yiyeyim.” dedi.

<b>Dede Korkut döndü, Oğuz'a geldi</b>: “Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı Tepegöz'e verin, yemeğini pişirsin.Ayrıca Tepegöz günde iki adam ile beş yüz koyun istedi.” dedi. Bunlar da razı oldu.

Dört oğlu olan birini verdi, üçü kaldı. Üç oğlu olan birini verdi, ikisi kaldı.İki olan birini verdi,biri kaldı. Kapak Kan derler bir adam vardı.Bunun  iki oğlu vardı. Bir oğlunu verip biri kalmıştı. Tekrar sıra dönüp dolaşıp ona gelmişti. Anası feryat edip ağladı, figan etti.

Meğer hanım, Uruz oğlu Basat gazaya gitmişti, o sırada geldi. <b>Yaşlı kadıncağız:</b> “Basat şimdi akından geldi, varayım, belki bana bir esir verir, oğlancığımı kurtarırım.” dedi.

Basat altınlı gölgeliğini dikip otururken gördüler ki bir hatun kişi geliyor. Geldi içeri  girip Basat'a  selam verdi, <b>ağladı:</b>

&nbsp;

Avucuna sığmayan karaçalı oğlu

İri teke boynuzundan katı yaylı

İç Oğuz’da Dış Oğuz’da adı belli

Uruz oğlu Han’ım Basat bana medet!

dedi.

<b>Basat </b>: “Ne istiyorsun?”dedi.

<b>Yaşlı kadıncağız</b>: “Yalancı dünya yüzünde bir er ortaya çıktı, otlağında Oğuz elini kondurmadı, kara çelik öz kılıçlar kesilecek kılını kesemedi; kargı mızrak oynatanlar saplayamadı; kayın oku atanlar kar etmedi, alpler başı Kazan'a bir darbe vurdu; kardeşi Kara Güne elinde perişan oldu; bıyığı kanlı Bügdüz Emen elinde perişan oldu; ak sakallı baban Uruz'a kan kusturdu; meydan üzerinde kardeşin Kıyan Selçuk’un  ödü patladı, can verdi. Kudretli Oğuz beylerinin de kimisini perişan, kimisini şehit etti. Yedi defa Oğuz'u yerinden sürdü, haraç dedi kesti. Günde iki adam, beş yüz koyun istedi. Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı ona hizmetçi olarak  verdiler. Dört oğlu olan birini verdi, üçü olan birini verdi, ikisi olan birini verdi, iki oğlancığım var idi, birini verdim, biri kaldı. Döndü sıra tekrar bana geldi, onu da istiyorlar, Han’ım ne olur bana yardım et.”dedi.

Basat’ın karanlık  gözleri yaşla doldu. <b>Kardeşi için söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

Koşucu olan atlarını tavlasından,

O zalim seçtirdi demek kardeş.

Kenar yerde dikilmiş otağlarını,

O zalim yıktırdı demek kardeş.

Cins cins develerini katarından,

O zalim ayırdı demek kardeş.

Şöleninde kestiğin koyununu,

O zalim kesti demek kardeş.

Güvencimle getirdiğim gelinciğini,

O zalim senden ayırdı demek kardeş.

Ak sakallı babamı oğul diye ağlattın demek kardeş.

Akça yüzlü anamı sızlattın demek kardeş.

Karşı yatan kara dağımın yücesi  kardeş,

Akıntılı güzel suyumun taşkını kardeş,

Güçlü belimin kuvveti kardeş,

Karanlıklı gözlerimin aydını kardeşimden ayrıldım kardeş.

&nbsp;

diye feryat figan edip çok ağladı.<b>Basat o  hatun kişiye bir esir</b> <b>verdi</b>:”Var oğlunu kurtar.” dedi. Hatun aldı, oğlunun yerine verdi. Hem de “oğlun geldi” diye Uruz'a müjdeledi. Uruz sevindi. Kudretli Oğuz beyleri ile Basat’ı karşıladılar Basat babasının elini öptü, ağlaştılar ,bağrıştılar. Anasının evine geldi. Anası onu karşıladı, oğlancığını bağrına bastı. Basat anasının elini öptü, görüştüler, ağlaştılar.

&nbsp;

Oğuz beyleri toplandı. Yemeler içmeler oldu.

<b>Basat:”</b> Beyler, kardeş uğruna Tepegöz ile buluşacağım, ne buyurursunuz.” dedi.

<b> </b>

<b>Kazan Bey burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş</b>:

“Kara ejderha oldu Tepegöz,

Gökyüzünde çevirdim yenemedim Basat.

Kara kaplan oldu Tepegöz,

Kara kara dağlarda çevirdim yenemedim Basat.

Kükremiş aslan oldu Tepegöz,

Kalın sazlarda çevirdim yenemedim Basat.

Yiğit  olsan bey olsan da bre,

Ben Kazan gibi olmayasın Basat.

Ak sakallı babanı ağlatma.

Ak saçlı  ananı sızlatma.”

&nbsp;

<b>Basat:</b> “Elbette varırım.”dedi.

<b>Kazan Han:</b> “Sen bilirsin.” Dedi ve ağlayarak: “Oğul ocağımı sahipsiz koyma, kerem eyle, varma.” dedi.

<b>Basat:</b> “Yok ak sakallı aziz baba varırım.” dedi, babasını dinlemedi. Okluğundan bir tutam ok çıkardı beline soktu. Kılıcını omzundan çaprazlama kuşandı, yayını omzuna astı, eteklerini kıvırdı. Babasının anasının elini öptü, onlarla helalleşti, “hoşça kalın” dedi.

Tepegözün bulunduğu Salahana kayasına geldi. Tepegöz’ün  güneşe karşı yattığını gördü. Çekti belinden bir ok çıkardı. Tepegöz'ün sırtına bir ok vurdu. Ok geçmedi, parçalandı. Bir daha attı. O da parça parça oldu.

<b>Tepegöz ihtiyarlara dedi</b>: “Bu yerin sineği bizi usandırdı .”dedi. Basat bir daha attı. O da parçalandı. Bir parçası Tepegöz'ün önüne düştü. Tepegöz sıçradı baktı. Basat'ı gördü, elini eline vurdu,kas kas güldü.

<b>Tepegöz:</b>” Oğuz’dan yine bize yemem için kuzu geldi.”dedi.Basat’ı önüne kattı.Boğazdan salındırdı.Yanına getirip pabucunun içine soktu:” Bre kocalar, ikindi vakti bunu bana çevirin de yiyeyim.”dedi ve yine uykuya daldı.

Basat’ın hançeri vardı.Pabucu yarıp içinden çıktı.

<b>Basat:”</b>Bre kocalar,bunun<b> </b> ölümü nasıl olur?dedi.

<b>Kocalar: “</b>Onu<b> </b>bilmeyiz amma gözünden başka hiçbir yerinde et yoktur.” Dediler.<b> </b>

Basat Tepegöz’ün başucuna kadar geldi.Hangi gözün et olduğuna baktı.

<b>Basat:</b> “Bre kocalar,süngülüğü ocağa koyun da kızsın.”dedi.

Süngülüğü ocağa koydular,kızdı.Basat süngülüğü  eline aldı.Adı güzel Muhammed’e salavat getirdi.Süngülüğü Tepegöz’ün gözüne öyle bir bastı ki,Tepegöz’ün gözü helak oldu.Tepegöz öyle bir feryat etti ki,sesi dağda,taşta yankılandı.

Basat  sıçradı,mağaranın içine girdi.Tepegöz Basat’ın mağarada olduğunu anladı.Bir ayağını mağaranın kapısının bir yanına,bir ayağını da kapının diğer yanına koydu:

<b>Tepegöz:” </b>Bre koyun başları erkeç,bir bir gel geç.”dedi.

Bir bir gelip geçti.Her birinin başlarını sıvazladı.

<b>Tepegöz</b>:”Toklucuklar,devletim sakar koç,gel geç.dedi.

Bir koç yerinden kalktı,gerinip  uzadı.Basat,bir anda  koçu tutup boğazladı,derisini yüzdü.Kuyruğuyla başını deriden ayırmadı.Derinin içine girdi.Tepegöz’ün yanına geldi.Tepegöz Basat’ın derinin içinde olduğunu anladı:

<b>Tepegöz:”</b>Ey sakar koç,benim nereden helak olacağımı bildin.Seni mağara duvarına öyle bir çarpayım ki,  kuyruğun mağarayı yağlasın.”dedi.

Basat,koçun başını Tepegöz’ün eline sundu.Tepegöz boynuzundan sıkıca tuttu.Kaldırınca boynuz deriyle elinde kaldı.Basat,Tepegöz’ün bacağının arasından sıçrayıp çıktı.Tepegöz boynuzu kaldırarak yere çaldı,sordu:

<b>Tepegöz</b>:”Oğlan kurtuldun mu?”dedi.<b></b>

<b>Basat</b> :”Allah kurtardı.” dedi.

<b>Tepegöz:”</b>Bre oğlan,al şu parmağımdaki yüzüğü parmağına tak.Tak ki sana ok ve kılıç işlemesin.”dedi.

Basat yüzüğü alıp parmağına geçirdi.

<b>Tepegöz:”</b>Oğlan, yüzüğü alıp taktın mı?dedi.

<b>Basat:”</b>Taktım.”dedi.

Tepegöz,Basat’ın üzerine  doğru hamle yaptı,hançeriyle saldırdı,onu kesmek istedi.Basat sıçradı,geniş bir  yerde durdu.Gördü ki,yüzük yine Tepegöz’ün ayağı altında duruyor.

<b>Tepegöz</b>:”Kurtuldun mu?”dedi.

<b>Basat</b> :”Allah kurtardı.” dedi.

<b>Tepegöz</b>:”Oğlan şu künbedi gördün mü?”dedi.

<b>Basat</b> :”Gördüm.” dedi.

<b>Tepegöz</b>:”Orada benim hazinem var.O kocalar almadan git mühürle.”dedi.

Basat künbedin  içine girdi.Gördü ki,altın akçe dolu içinde.Bakıp dururken kendisini unuttu.

Tepegöz künbedin kapısını tutarak,sordu:

<b>Tepegöz</b>:”Künbede girdin mi?” dedi.

<b>Basat</b> :”Girdim.” Dedi.

<b>Tepegöz</b> :”Öyle vurayım  ki künbetle darmadağın olasın.”dedi.

<b>Basat:</b> “La İlahe İllallah,Muhammedün Resulullah” deyince künbet yarıldı.Yedi yerinden kapı açıldı.Birinden dışarı çıktı.Tepegöz künbete elini sokunca,öyle sarstı ki,künbet darmadağın oldu.

<b>Tepegöz</b>:”Oğlan kurtuldun mu?”dedi.

<b>Basat</b> :”Allah kurtardı.” dedi.

<b>Tepegöz:</b> “Sana ölüm yokmuş, şu mağarayı gördün mü?” dedi.

<b>Basat:</b> “Gördüm. Orada iki kılıç var, biri kınlı, biri kınsız. O kınsız keser benim basımı. Var git getir, benim basımı kes.” dedi.

Basat mağara kapısına vardı. Gördü bir kınsız kılıç, durmaz iner çıkar.

<b>Basat</b>:” Ben buna hemen tedbirsizce yapışmayayım. deyip kendi kılıcını çıkardı ,tuttu,.iki parçaya böldü. Vardı bir ağaç getirdi kılıca tuttu, onu da iki parça eyledi. Sonra yayını eline aldı, ok ile o kılıcın asıldığı zinciri vurdu. Kılıç yere düştü, gömüldü. Kendi kılıcını kınına soktu. Sapından o kılıcı sımsıkı tuttu.

<b>Basat</b>:”Bre Tepegöz nicesin?” dedi.

<b>Tepegöz:</b> “Bre oğlan daha ölmedin mi?”

<b>Basat:</b> “Allah kurtardı.”

<b>Tepegöz</b>: “Sana ölüm yokmuş.” dedi. Çağırıp <b>Tepegöz söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

Gözüm gözüm, tek  gözüm

Sen tek  göz ile ben Oğuz’u kırıp geçirmiştim.

Ela gözden ayırdın, yiğit beni.

Tatlı candan ayırsın, Kadir seni.

Öyle ki ben çekerim göz acısını,

Hiçbir yiğide vermesin Yüce Allah göz acısını.

Memleketten doğum yerinden yiğit yerin neresidir?

Karanlık gece içinde yolu kaybetsen ümidin nedir?

Büyük sancak tutan hanınız kim?

Savaş günü önden at tepen alpınız kim?

Ak sakallı babanın adı nedir?

Alp erenin, erden adını saklaması ayıp olur.

Adın nedir yiğit söyle bana?

dedi.

&nbsp;

<b>Basat Tepegözce söylemiş, görelim hanım ne söylemiş</b> :

&nbsp;

“Memleketten doğum yerinden yerim güneydir.

Karanlık gece içinde yolu kaybetsem ümidim sadece Allah’tır.

Büyük sancak tutan hanımız Bayındır Han’dır.

Savaş günü önden at tepen alpımız Ulaş oğlu Salur Kazan’dır.

Babamın adını sorar olsan koca ağaçtır.

Anamın adını dersen kükremiş aslandır.

Benim adımı sorarsan Uruz oğlu Basat’tır.”

&nbsp;

dedi.

<b>Tepegöz:</b> “Şimdi kardeşiz, kıyma bana.” dedi.

<b>Basat:</b>

Bre kavat, ak sakallı babamı ağlatmışsın.

İhtiyarcık ak bürçekli anamı sızlatmışsın.

Kardeşim Kıyanı öldürmüşsün.

Akça yüzlü yengemi dul eylemişsin.

Ela gözlü bebeklerini öksüz koymuşsun.

Bırakır mıyım seni?

Kara çelik öz kılıcımı çekmeyince,

Tepeli börklü başını kesmeyince,

Alca kanını yeryüzüne dökmeyince,

Kardeşim Kıyan’ın kanını almayınca,

Bırakmam.

&nbsp;

dedi.

<b>Tepegöz de burada söylemiş:</b>

Kalkıp yerimden doğrulayım, derdim.

Kudretli Oğuz beyleriyle ahdimi bozayım ,derdim.

Yeniden doğanını öldüreyim, derdim.

Bir defacık olsun  adam etine doyayım, derdim.

Kudretli Oğuz beyleri üzerime toplanıp gelsin, derdim.

Kaçıp Salahana kayasına gireyim, derdim.

Ağır mancınığı taşla atayım, derdim.

İnip taş başıma düşerek öleyim, derdim.

Ela gözden ayırdın yiğit beni.

Tatlı candan ayırsın Kadir Mevlam seni.

Ak sakallı yaşlıları çok ağlatmışım,

Ak sakalının bedduası tutmuş olacak gözüm seni,

Ak bürçekli ihtiyarcıkları çok ağlatmışım,

Gözünün yaşı tutmuş olacak ,gözüm seni,

Bıyıcığı kararmış yiğitcikleri çok yemişim,

Yiğitlikleri tutmuş olacak, gözüm seni,

Elceğizi kınalı kızcağızları çok yemişim,

Bedduaları tutmuş olacak gözüm seni,

Öyle ki çekerim ben göz acısını,

Hiçbir yiğide vermesin Yüce Allah göz acısını,

Gözüm gözüm ey gözüm, yalnız gözüm!.

&nbsp;

dedi.

Basat kızıp yerinden kalkıverdi. Erkek deve gibi Tepegöz'ü dizi üzerine çökertti. Tepegöz'ün kendi kılıcıyla boynunu vurdu. Deldi, yay kirişini taktı. Sürüye sürüye mağara kapısına geldi.

&nbsp;

Yünlü Koca ile Yapağılı Koca'yı Oğuz'a müjdeci olarak gönderdi.Ak boz atlara binerek yola çıktılar. Kudretli Oğuz ellerine haber geldi. At ağızlı Uruz Koca’nın  evine dört nala geldiler, anasına,babasına  Basat'ın sevinç haberini verip,”müjde, oğlun Tepegöz'ü tepeledi.” dediler.Kudretli Oğuz beyleri yetiştiler. Salahana kayasına geldiler. Tepegöz'ün başını ortaya getirdiler.

&nbsp;

<b>Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı, gazi erenlerin başına ne geldiğini söyleyiverdi .Hem Basat'a dua etti:</b>

&nbsp;

“Kara dağa seslendiğinde cevap versin.

Kanlı kanlı sulardan geçit versin.

Erlikte kardeşinin kanını aldı.

Kkudretli Oğuz beylerini bu yükten kurtardın.

Yüce  Allah yüzünü ak etsin Basat.

Ölüm vakti geldiğinde temiz  imandan ayırmasın.” dedi.

<span style="color: #ff0000;">Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span>

&nbsp;
--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/">Basatın Tepegözü Öldürdüğü Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/basatin-tepegozu-oldurdugu-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>11</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı &#8211; 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Kangl Koca Oglu Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kanturali]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEDE KORKUT HİKAYELERİ (Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı-2) Yiğitleri Kan Turalı’yı övüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : “Kapkayalar basında yuva tutan, Yüce Allah’a  yakın uçan, Mancınığı ağır taştan vızıldayıp müthiş inen, Arı gölün ördeğini şakıyıp alan, Koca üveyik dipte yürürken çekip yüzen, Karıncığı aç olsa kalkıp uçan, Cümle kuşlar sultanı kartal kuşu, Kanadıyla  saksağana [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı-2<b>)</b></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Yiğitleri Kan Turalı’yı övüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</p>
<p>“Kapkayalar basında yuva tutan,</p>
<p>Yüce Allah’a  yakın uçan,</p>
<p>Mancınığı ağır taştan vızıldayıp müthiş inen,</p>
<p>Arı gölün ördeğini şakıyıp alan,</p>
<p>Koca üveyik dipte yürürken çekip yüzen,</p>
<p>Karıncığı aç olsa kalkıp uçan,</p>
<p>Cümle kuşlar sultanı kartal kuşu,</p>
<p>Kanadıyla  saksağana kendisini şakıdır  mı?</p>
<p>Alp yiğitler savaş günü düşmanından kaygılanır mı?”</p>
<p>dediler.</p>
<p>“Sarı  elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar.</p>
<p>Kime baksa aşk ile onu yakar.</p>
<p>Sarı  elbiseli kız aşkına bir hu!”</p>
<p>dedi.</p>
<p>Kan Turalı adı güzel Muhammed’e salavat getirdi, deveye bir tekme vurdu. Deve bağırdı. Bir daha vurdu, deve ayağı üzerinde duramadı ,yıkıldı. Kan Turalı deveyi  iki yerinden boğazladı. Arkasından iki kayış çıkardı, tekürün önüne bıraktı:</p>
<p><b>Kan Turalı :”</b>Akıncıların okluğunun bağı, üzengisinin kayışı kopar, dikmek gerekir.” dedi.</p>
<p><b>Tekür </b>: “Vallah bu yiğidi gözüm gördü, gönlüm sevdi .”dedi.</p>
<p>Kırk yerde otağ diktirdi. Kırk yerde kızıl alaca gelin odası diktirdi. Kan Turalı ile kızı getirip gelin odasına koydular. Ozan geldi coşturucu havalar çaldı. Oğuz yiğidinin yüreği kabardı. Kılıcını çıkardı yere çaldı, kertti, <b>dedi ki:</b></p>
<p>“Yer gibi kertileyim, toprak gibi savrulayım, kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, oğlum doğmasın, doğarsa on güne varmasın, bey babamın, kadın anamın yüzünü görmeden bu gelin odasına girersem.” dedi.</p>
<p>Evini çözdü, devesini bağırttı, kara koç atını kişnetti, geceyi gündüze kattı, göçtü.</p>
<p>Yedi gün yedi gece at koşturdu. Oğuz’un hudut boyuna çıktı, çadır dikti.</p>
<p><b>Kan Turalı:</b></p>
<p>“Hey kırk eşim, kırk arkadaşım,</p>
<p>Kurban olsun size benim başım.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hak Taala yol verdi vardım, o üç canavarı öldürdüm, sarı elbiseli Selcen Hatun’u aldım geldim, haber eyleyin babam bana karşı gelsin.” dedi.</p>
<p>Kan Turalı baktı gördü bu konduğu yerde kuğu kuşları, turnalar, sülünler, keklikler uçuyorlar. Soğuk soğuk sular, çayırlar, çimenler… Selcen Hatun bu yeri güzel gördü, beğendi. İndiler, yediler içtiler.</p>
<p>O zamanlar Oğuz yiğitlerine ne kaza gelse uykudan gelirdi. Kan Turalı’nın uykusu geldi, uyudu.</p>
<p><b>Uyurken kız</b>: “Benim aşıklarım çoktur, ansızın dört nala gelmesin, tutup yiğidimi öldürmesinler. Akça yüzlü ben gelini tutup babamın anamın evine iletmesinler.” dedi. Kan Turalı’nın atının giyimini sessizce tuttu giydirdi. Kendisi de giyindi. Mızrağını eline aldı, bir yüksek yere çıktı, beklemeye başladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Meğer hanım tekür pişman oldu. Üç canavar öldürüp  kızcağızını aldı gitti diye  gizlice kara elbiseli, mavi demirli altı yüz kafir seçti. Gece gündüz at koşturdular. Ansızın yetiştiler.</p>
<p>Kız hazır idi. Baktı ,gördü dört nala yetiştiler, atını oynattı, Kan Turalı’nın yanına gelip  <b>söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Gafil olma kara basını kaldır yiğit,</p>
<p>Ela süzme güzel gözünü aç yiğit,</p>
<p>Pazularından ak ellerin bağlanmadan,</p>
<p>Ak alnın kara yere tepilmeden,</p>
<p>Ansızın  güzel başın kesilmeden,</p>
<p>Alca kanın yeryüzüne dökülmeden,</p>
<p>Hasım yetişti ,düşman erişti.</p>
<p>Ne yatıyorsun kalk yiğit.</p>
<p>Kapkayalar oynamadan ,yer oyuldu.</p>
<p>Yaşlı beyler ölmeden, el boşaldı.</p>
<p>Kaynaşarak uğrayarak dağdan indi.</p>
<p>Tertiplenip üzerine düşman geldi.</p>
<p>Yatacak yer mi buldun ,yurt mu buldun?</p>
<p>Ne oldu sana?”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>diye seslendi. Kan Turalı sıçradı uyandı, ayağa kalktı.</p>
<p><b>Kan Turalı</b>:” Ne söylüyorsun sevdiğim.” dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Yiğidim, üzerine düşman geldi.Seni  uyarmak benden, savaşıp hüner göstermek senden .”dedi.</p>
<p>Kan Turalı gözünü açtı, göz kapaklarını kaldırdı. Bakınca gördü  ki at üzerinde gelen, zırhını giyinmiş, mızrağı elinde gördü. Yeri öptü.</p>
<p><b>Kan Turalı</b>: “Amenna ve saddakna. Maksudumuz Hak Taala katında hasıl oldu.” Dedi. Temiz sudan abdest aldı. Ak atına bindi, adı güzel Muhammed’e salavat getirip  kara elbiseli kafire doğru at sürdü. Selcen Hatun atını  oynattı Kan Turalı’nın önüne geçti.</p>
<p><b>Kan Turalı</b>: “Sevdiğim  nereye gidiyorsun? dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Bey yiğit, baş esen olsa şapka  bulunmaz mı olur? Bu gelen kafir çok kafirdir. Savasalım, dövüşelim, Ölen ölsün, sağ kalanımız otağa gelsin.” dedi.</p>
<p>Burada Selcen Hatun at sürdü. Hasmını  bastırdı. Kaçanını kovalamadı, aman diyeni öldürmedi, öyle sandı ki düşman bastırıldı. Kılıcının kabzası kan içinde otağa geldi. Kan Turalı’yı bulamadı. O sırada Kan Turalı’nın babası  ve anası çıkageldi. Gördüler ki bu gelen kişinin kılıcının kabzası kanlı, oğlu görünmez. Haber sordular, görelim nasıl sordular:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Anası söyledi:</b></p>
<p>“Anam kişi, kızım kişi</p>
<p>Sabah erken yerinden kalkıverdin.</p>
<p>Oğulu bulabildin mi?</p>
<p>Birdenbire güzel başını kestirdin mi?</p>
<p>Kadın ana, bey baba diye bağırttın mı?</p>
<p>Sen geliyorsun, ama  oğlum  görünmüyor, bağrım yanıyor.</p>
<p>Ağız dilden birkaç kelime haber ve  bana.</p>
<p>Kara başım kurban olsun gelin sana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Kız bildi ki bunlar kaynanası ile kayın babasıdır. Kamçıyla  işaret ederek:</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Otağa inin, nerede iner karışır toz var ise ve nerede karga kuzgun oynuyorsa orada arayalım.” dedi. Atına mahmuz vurdu, bir yüksek yere çıktı, etrafı gözetlemeye başladı.</p>
<p>Gördü ki bir derenin içinde toz kah toplanıyor kah dağılıyor. Üzerine geldi. Gördü ki Kan Turalı’nın atını ve Kan Turalı’nın gözünün kapağını oklamışlar. Yüzüne kan bürümüş, durmadan kanını siliyor. Kafirler üşüşüyor, kılıcını yalın eyliyor, kafiri önüne katıp kovalıyor.</p>
<p>Selcen Hatun Kan Turalı’yı böyle görünce, içine bir ateş düştü. Bir bölük kaza şahin girmiş gibi kafire at sürdü. Kafiri bir uçundan kırıp öbür ucundan çıktı.</p>
<p>Kan Turalı baktı, gördü ki bir kişi  düşmanı önüne katmış kovalıyor. Selcen olduğunu bilemedi.</p>
<p><b>Burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p><b>Kan Turalı:</b></p>
<p>“Kalkıp yerinden doğrulan yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Yelesi kara cins atına binen yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Birdenbire başlar kesen,</p>
<p>Destursuzca benim düşmanıma giren yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Destursuzca düşmana girmek bizim elde ayıp olur.</p>
<p>Bre yürü!</p>
<p>Doğan kuş olarak uçayım mı?</p>
<p>Ansızın senin başını ben keseyim mi?</p>
<p>Alca kanını yeryüzüne dökeyim mi?</p>
<p>Kara başını eğerin arka tarafına  asayım mı?</p>
<p>Bre belası gelmiş yiğit sen nasıl bir yiğitsin?</p>
<p>Çekilip dön git.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Hey yiğidim, bey yiğidim!</p>
<p>Develer hiç yavrusundan döner mi?</p>
<p>Kara koçta cins atlar,</p>
<p>Taycığını hiç teper mi?</p>
<p>Ağıllarda akça koyun,</p>
<p>Kuzucağını hiç süser mi?</p>
<p>Alp yiğitler bey yiğitler,</p>
<p>Sevgilisine hiç kıyar mı?</p>
<p>Yiğidim, bey yiğidim</p>
<p>Bu düşmanın bir ucu bana, bir ucu sana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Kan Turalı anladı  ki  bu, düşmanı basıp dağıtan Selcen Hatun’dur. Bir tarafına da kendisi girdi. Kılıç çekip yürüdü, kafir başını kesti. Hasım bastırıldı, düşman dağıldı. Selcen Hatun Kan Turalı’yı atının arkasına aldı, çıktı. <b>Giderlerken Kan Turalı’nın aklına bu geldi ki:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Kalkıp ey Selcen Hatun doğrulduğunda,</p>
<p>Yelesi kara cins atına bindiğinde,</p>
<p>Babamın ak otağının eşiğine indiğinde,</p>
<p>Oğuz’un ela gözlü kızı  destan anlattığında,</p>
<p>Herkes sözünü söylediğinde,</p>
<p>Sen orada durasın, övünesin.</p>
<p>Kan Turalı perişan oldu.</p>
<p>At arkasına aldım ,çıktım diyesin.</p>
<p>Gözüm döndü ,gönlüm gitti.</p>
<p>Öldürürüm seni.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Selcen Hatun durumun ne olduğunu bilip söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>“ Bey yiğit,</p>
<p>Övunürse erkek övünsün ,aslandır.</p>
<p>Kadın övünmekle  erkek olmaz.</p>
<p>Alaca  yorgan içinde seninle sarmaşmadım.</p>
<p>Tatlı damak tutarak emişmedim.</p>
<p>Tez sevdin,tez usandın kavat oğlu kavat.2</p>
<p>Kadir Allah bilir ben sana</p>
<p>Munisim,yarim kıyma bana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b>Kan Turalı: </b>“Yok, elbette öldürmem gerekir.” dedi.</p>
<p><b>Selcen Hatun </b> <b>hiddetlendi</b>: “Bre kavat oğlu kavat, ben aşağı kulpa yapışırım, sen yukarı kulpa yapışırsın. Bre kavat oğlu, okunla mı, kılıcınla mı, gel beri konuşalım .”dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atını tepti, bir yüksek yere çıktı. Okluğundan doksan okunu yere döktü. İki okun temrenini çıkardı. Birini yaya taktı, birini eline aldı. Temrenli ok ile atmağa kıyamadı.</p>
<p><b>Selcen Hatun</b>: “Yiğit at okunu.”dedi.</p>
<p><b>Kan Turalı:</b> “Kızların yolu evveldir, önce sen at.” dedi.</p>
<p>Kız bir oku Kan Turalı’ya attı. Şöyle ki başında olan bit ayağına indi. İleri gelip Selcen Hatun’u kucaklayıp barıştılar.</p>
<p><b>Kan Turalı burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Işıl ışıl ışıldayan ince elbiselim,</p>
<p>Yere basmayıp yürüyen selvi boylum,</p>
<p>Kar üzerine kan damlamış gibi kızıl yanaklım,</p>
<p>Çift badem sığmayan dar ağızlım,</p>
<p>Ressamların çizdiği kara kaşlım,</p>
<p>Kurumsu kırk tutam kara saçlım,</p>
<p>Aslan soyu sultan kızı,</p>
<p>B en seni öldürmeğe  kıyar mıydım?</p>
<p>Kendi canıma kıyarım,ama sana kıymam.</p>
<p>Ben seni deniyordum.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Selcen Hatun da burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Kalkarak yerimden doğrulurdum.</p>
<p>Yelesi kara cins atıma binerdim.</p>
<p>Babamın ak otağından çıkardım.</p>
<p>Arku Beli Ala Dağı avlardım.</p>
<p>Alaca geyik, yabani geyik kovalardım.</p>
<p>Çekince bir ok ile vururdum.</p>
<p>Temrensiz ok ile yiğit seni deniyordum.</p>
<p>Öldürmeğe yiğidim ben seni kıyar mıydım?”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Irağından yakınından geliştiler. Gizli yaka tutarak koklaştılar, tatlı damak vererek soruştular. Ak boz atlara binerek koşuşturup, bey babasının yanına eriştiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Babası oğlancığını görünce  Allah’a şükürler eyledi. Oğlu ile, gelini ile Kanlı Koca Oğuz’a girdi. Yeşil, alaca, güzel çimene çadır kurdu. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. Düğün etti. Kudretli Oğuz beylerini ağırladı. Altınlıca gölgeliğini dikip Kan Turalı gelin odasına girip muradına muradına  erdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dedem Korkut gelip neşeli havalar çaldı. Destan söyledi ,deyiş dedi. Gazi erenlerin başına ne geldiğini söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Şimdi hani dediğim bey erenler,</p>
<p>Dünya benimdir  diyenler</p>
<p>Ecel aldı, yer gizledi.</p>
<p>Fani dünya kime kaldı?</p>
<p>Gelimli gidimli dünya,</p>
<p>Son ucu ölümlü dünya.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kadir Mevlam, ecel geldiğinde temiz  imandan ayırmasın. Kadir seni namerde muhtaç etmesin. Allah’ın verdiği ümidin kesilmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin diyenler Allah’ın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa’ya bağışlasın hanım hey!”</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı &#8211; 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:04:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Turali Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Kangl Koca Oglu Kan Turali]]></category>
		<category><![CDATA[Kanturali]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!-- 


<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı<b>)</b></h2>


&nbsp;

<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Oğuz zamanında Kanlı Koca derlerdi bir gürbüz er vardı. Onun yetişmiş bir yiğit oğlu vardı, adına da Kan Turalı derlerdi.

<b>Kanlı Koca: </b>

“Dostlar, babam öldü, ben kaldım, yerini  yurdunu tuttum,.Yarınki  gün ben öleceğim, oğlum kalacak. Bundan daha iyisi yoktur ki gözüm görürken ,oğul gel seni evlendireyim” dedi.

<b>Kan Turalı:</b> “Baba mademki beni evlendireyim diyorsun, bana  uygun kız nasıl olur? Baba ben yerimden kalkmadan, o kalkmış olmalı. Ben karakoç atıma binmeden o binmiş olmalı. Ben kanlı kafir eline varmadan o varmış, bana baş getirmiş olmalı.” dedi.

<b>Kanlı Koca</b>: “Oğul sen kız istemezmişsin, bir yiğit bahadır istermişsin. Onun arkasında yiyesin, içesin, hoş geçesin.”dedi.

<b>Kan Turalı:</b> “Evet canım baba, öyle isterim,  varasın bir cici bici Türkmen kızını alasın. Birdenbire kayayım üzerine düşeyim, karnı yırtılsın.” dedi.

<b>Kanlı Koca: ”</b> Oğul kız görmek senden; mal ,rızık vermek benden.” dedi.

Böyle deyince yiğitler ejderi  Kan Turalı yerinden kalktı. Kırk yiğidini yanına aldı.İç Oğuz'u gördü, kız bulamadı. Çekildi, geri döndü, evlerine geldi.

<b>Kanlı Koca</b>: “Oğul kız buldun mu?”

<b>Kan Turalı</b>: “Yıkılsın Oğuz elleri, bana yarar kız bulamadım baba.”dedi.

<b>Kanlı Koca</b>:” Hey oğul kız dileyip varan böyle varmaz.”

<b>Kan Turalı</b>: “Ya nasıl varır baba .”dedi.

<b>Kanlı Koca</b> : “Oğul sabah varıp öğlen gelmek,öğlen varıp akşam gelmek olmaz,.Oğul sen mala dört elle sarıl, yığ, ben sana kız aramaya gideyim dedi.”

Kanlı Koca sevine kıvana kalktı. Ak sakallı çok yaşlı ihtiyarları yanına aldı.İç Oğuz'a girdi, kız bulamadı. Dolandı Dış Oğuz'a girdi, bulamadı. Dolandı Tırabuzan'a geldi. Meğer Tırabuzan  tekürünün  bir fevkalade güzel  kızı vardı. Sağına soluna iki çift yay çekerdi. Attığı ok yere düşmezdi. O kızın üç canavar kalınlığı kaftanlığı vardı.Kızın babası:”Kim o üç canavarı  yense ,öldürse kızımı ona veririm .”diye vadetmişti.

Canavarları yenemezse  başını keserdi. Böylelikle otuz iki kafir beyinin oğlunun başı burç bedeninde kesilip asılmıştı. O üç canavarın biri kükremiş aslan idi, biri kara boğa idi, biri de kara erkek deveydi. Bunların her birisi bir ejderhaydı.O  otuz iki baş  burçta asılmıştı. Kükremiş aslan ile kara erkek devenin yüzünü görmemişlerdi, ancak boğa boynuzunda helak olmuşlardı.

Kanlı Koca bu başları ve bu canavarları gördü. Korku ve hayretinden ne yapacağını bilemedi.Ve: “Varayım oğluma doğru haber vereyim, hüneri varsa gelsin, alsın. Yoksa evdeki kıza razı olsun.” dedi.

At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Kanlı Koca giderek, geldi Oğuz'a çıktı. Kan Turalı'ya haber oldu. Baban geldi, dediler. Kırk yiğit ile babasına karşı vardı. Elini öptü. Babasına: “Canım baba ,bana yarar kız buldun mu?”

<b>Babası :</b> “Buldum oğul, hünerin varsa.” dedi.

<b>Kan Turalı</b> : “Altın akçe mi ister, katır deve mi ister? “

<b>Babası :</b> “Oğul hüner gerek, hüner.” dedi.

<b>Kan Turalı:</b> “Baba yelesi kara cins atıma eyer vurayım, kanlı kafir eline akın edeyim. Baş keseyim, kan dökeyim, kafire kan kusturayım. Kul hizmetçi getireyim, hüner göstereyim.”

<b>Kanlı Koca:</b> “Hay canım oğul, hüner dediğim o değil. O kız için üç canavar beslemişler. Kim ki o üç canavarı  yenerse, o kızı ona verirler. Bastırıp öldüremezse onun başını keserler burca asarlar.”

<b>Kan Turalı</b> : “Baba bu sözü sen bana dememeliydin, mademki dedin, elbette varmalıyım, başıma kakınç, yüzüme dokunç olmasın. Kadın ana, bey baba esen kalın.” dedi.

<b>Kanlı Koca :</b> “Gördün mü ben bana ne ettim? Oğlana korkunç haberler vereyim, belki gitmez döner.” dedi.

<b>Kanlı Koca burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b>

&nbsp;

Oğul,

Senin varacağın yerin,

Dolamaç dolamaç yolları olur.

Atlı batıp çıkamaz.

Onun balçığı olur.

Alaca yılan sökemez.

Onun ormanı olur.

Gök ile boy ölçüşen,

Onun kalesi olur.

Göz kakarak gönül alan,

Onun güzeli olur.

Hay! demeden baş getiren,

Onun  celladı olur.

Sırtında kalkan oynar,

Onun  yayası olur.

Yaman yerlere yeltendin,

Geri dön!

Ak sakallı babanı, ihtiyarcık olmuş ananı ağlatma.

&nbsp;

dedi.

<b> </b>

<b>Kan Turalı kızgın bir şekilde:</b>

Ne söylüyorsun, ne diyorsun canım baba.

Bu kadarcık işten korkan yiğit mi olur?

Alp ere korku vermek ayıp olur.

Onun dolamaç  dolamaç yollarını

Allah  izin verirse  , geceleyin at sürüp geçeyim.

Atlı batıp çıkamaz onun balçığına kumlar döşeyeyim.

Alaca yılan sökemez ormanını,

Çakmak çakıp ateşe vereyim,

Gök ile boy ölçüşen kalesini,

Allah izin verirse  yapayım yıkayım.

Göz kakarak gönül alan,

Güzelinin boynunu öpeyim.

Sırtında kalkan oynar yayasının

Allah izin verirse  başını keseyim.

Ya varayım, ya varamayayım,

Ya geleyim, ya gelemeyeyim,

Ya kara erkek devenin göğsü altında kalayım,

Ya boğanın boynuzuna ilişeyim,

Ya kükremiş aslanın pençesinde didileyim,

Ya varayım, ya varamayayım,

Ya geleyim ya gelemeyeyim,

Yine görüşünceye kadar bey baba, hatun ana esen kalın.

&nbsp;

dedi. Gördüler ki namus için kararlı,durmuyor, dediler: “Oğul, uğurun açık olsun, sağ salim varıp  gelesin.” dediler.

Kan Turalı babasının anasının ellerini öptü.Kırk yiğidini yanına aldı. Yedi gün, yedi gece yol gittiler. Kafirin hudut boyuna eriştiler. Çadırlarını  diktiler. Koşucu atını koşturup Kan Turalı bir yandan gürzünü göğe atıyor, inip yere düşmeden kavrıyor, tutuyordu.<b>Bir yandan da:</b>

&nbsp;

Hey kırk eşim ,kırk arkadaşım,

Yüğrük olsa yarışsam.

Güçlü olsa güreşsem,

Hak Taala inayet eylese

Üç canavarı öldürsem.

Güzeller sultanı sarı elbiseli

Selcen Hatunu alsam,

Babamın anamın evine dönsem,

Hey kırk eşim kırk arkadaşım

Kırkınıza kurban olsun benim başım.

&nbsp;

diye söyleniyordu.

&nbsp;

Bunlar bu sözde iken meğer hanım teküre haber ulaştı. “Oğuz'dan Kan Turalı derler bir yiğit varmış, kızını istemeğe geliyor .”dediler.

Kafirler yedi ağaç yer karşı geldiler, neye geldiniz yiğit beyler? dediler. Onlar da karşılıklı vermeğe almağa geldik dediler. İzzet, hürmet eylediler. Ak çadır diktiler, alaca halı düşediler, ak koyun kestiler, yedi yıllık al şarap içirdiler. Alıp bunları teküre getirdiler.

Tekür taht üzerinde oturmuştu. Yüz kafir gizlice zırhını giyinmişti. Yedi kat meydanı dolandı  geldi. Meğer kız meydanda bir köşk yaptırmıştı. Yanında olan bütün kızlar, al giymişlerdi. Kendisi sarı giymişti, yukarıdan temaşa ediyordu.

Kan Turalı geldi. Kara şapkalı teküre selam verdi. Tekür selam aldı. Alaca halı döşediler,oturdu.

<b>Tekür :</b> “Yiğit nereden geliyorsun?

Kan Turalı yerinden kalktı. Sallana sallana yürüdü, ak alnını açtı, ak bileklerini sıvadı, dedi ki:

&nbsp;

Karşı yatan kara dağını aşmağa gelmişim,

Akıntılı suyunu geçmeğe gelmişim,

Dar eteğine, geniş koltuğuna sığınmağa gelmişim,

Allah buyruğu ile Peygamber kavli ile,

Kızını almaya gelmişim.

&nbsp;

dedi.

<b>Tekür : “</b>Bu yiğidin sözü hızlı, eğer elinde hüneri varsa…” Tekür : “Bu yiğidi anadan doğma soyundurun.”

Soyundurdular. Kan Turalı altınlı ince keten bezini beline sardı. Kan Turalı'yı alıp meydana getirdiler. Kan Turalı cemal ve kemal sahibi bir yiğitti. Oğuzda dört yiğit yüz örtüsü ile gezerdi: Biri Kan Turalı, biri Kara Çökür ve oğlu Kırk Kınuk ve Boz Aygırlı Beyrek.

Kan Turalı, yüz örtüsünü sıyırdı, açtı. Kız köşkten bakıyordu, eli ayağı gevşedi, kedisi miyavladı. Avsıl olmuş dana gibi ağzının suyu aktı. Yanındaki kızlara: “Hak Taala babamın gönlüne merhamet lütfetse de başlık kesip beni o yiğide verse. Bunun gibi yiğit ki canavarlar elinde helak olursa  yazık olur .”dedi.

&nbsp;

Bu sırada demir zincirle boğayı getirdiler. Boğa dizini çöktü.Boynuzu ile mermer taşı yuğurdu peynir gibi ditti.

<b>Kafirler:</b> “Bu boğa şimdi yiğidi atar, yıkar, yere serer, delik deşik eder. Yıkılsın Oğuz elleri, kırk yiğit bir bey oğluyla bir kız için  ölmek nasıl olur?” dediler. Bunu işitince kırk yiğit ağlaştılar. Kan Turalı sağına baktı kırk yiğidini ağlar gördü, soluna baktı öyle gördü: “Hey kırk eşim, kırk arkadaşım, niye ağlıyorsunuz?Kolca kopuzumu getirin, övün beni.” dedi.

<b>Burada kırk yiğit Kan Turalı'yı övmüşler, görelim hanım nasıl övmüşler:</b>

Sultanım Kan Turalı,<b></b>

Kalkarak yerinden doğrulmadın mı?

Yelesi kara cins atına binmedin mi?

Arku Beli Ala Dağı

Avlayarak, kuşlayarak aşmadın mı?

Babanın ak otağının eşiğinde

Hizmetçiler inek sağar görmedin mi?

Boğa boğa dedikleri,

Kara inek buzağısı değil midir?

Alp yiğitler hasmından kaygılanır mı olur?

Sarı elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar,

Kime baksa aşkıyla onu yakar.

Kan Turalı sarı elbiseli kız aşkına bir hu!

dediler.

&nbsp;

<b>Kan Turalı:”</b>Bre boğanızı bırakın, gelsin.” dedi.

Boğanın zincirini aldılar, salıverdiler. Boynuzu elmas mızrak gibi, Kan Turalı'nın üzerine hücum etti. Kan Turalı adı güzel Muhammed'e salavat getirerek  boğanın alnına öyle bir yumruk vurdu ki boğayı kıçı üzerine çökertti. Alnına yumruğunu dayadı, onu sürükleyerek  meydanın başına çıkardı. Çok uğraştılar. Ne boğa yener, ne Kan Turalı yener. Boğa Küt küt solumaya başladı. Ağzı köpüklendi.

<b>Kan Turalı:</b> “Bu dünyayı erenler akıl ile bulmuşlardır. Bunun önünden sıçrayayım, ne hünerim varsa ardından göstereyim.” dedi.

Adı güzel Muhammed'e salavatlar  getirerek boğanın önünden savuldu. Boğa, boynuzu üzerine dikildi. Kan Turalı onu kuyruğundan üç kere kaldırıp yere attı. Kemikleri paramparça oldu. Bastı, boğazladı. Bıçağını  çıkarıp derisini  yüzdü. Etini meydanda bırakarak, derisini Tekürün önüne getirip:

“ Yarın sabah kızını bana veresin .”dedi.

<b>Tekür:</b>” Bre kızı verin, şehirden sürün, çıksın gitsin.” dedi.

Tekürün kardeşi ve  oğlu vardı: “Canavarların sultanı aslandır. Onunla da oyun göstersin, kızı ondan sonra verelim.” dedi.

Vardılar, aslanı çıkarıp, meydana getirdiler. Aslan kükredi, meydanda ne kadar at varsa kan kaşandı.

Kan Turalı’nın yiğitleri: “Boğadan kurtuldu, aslandan nasıl kurtulsun.” dediler, ağlaştılar.

Kan Turalı yiğitlerini ağlar görünce: “Bre, alca kopuzumu ele alın, beni övün.”Sarı elbiseli kız aşkına bir aslandan döneyim mi?” dedi.

<b>Arkadaşları burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</b>

&nbsp;

Sultanım Kan Turalı,

Akça sazlar içinde sarı deriler görüp taylar basan,

Avın damarını delerek kanını  emen,

Kara çelik öz kılıçtan dönmeyen,

Ak kirişli katı yaydan korkmayan,

Ak tüylü delici oktan çekinmeyen,

Canavarlar sultanı kükremiş aslan kıran,

Alaca köpek yavrusuna kendisini dalatır mı?

Alp yiğitler savaş günü hasmından kaygılanır mı?

&nbsp;

dediler.

&nbsp;

San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar.

Kime baksa aşkıyla  onu  yakar.

Sarı elbiseli kız aşkına bir hu!

dedi.

&nbsp;

<b>Kan Turalı:</b> “Bre kafirler aslanı bırakın gelsin.Kara çelik öz kılıcım yok ki ,kapıştığı zaman iki biçeydim. Sana sığındım cömertler cömerdi Yüce Allah’ım, bana yardım et!” dedi.

Aslanı bıraktılar, sürdü geldi. Kan Turalı bir çoban keçesini eline dolayıp  aslanın pençesine sunuverdi. Adı güzel Muhammed’e salavatlar  getirerek  aslanın alnını gözetip öyle bir yumruk vurdu ki, yumruk çenesine dokundu, çenesini ufatltı. Ensesinden tuttu, belini yüzdü, sonra kaldırıp yere vurdu, aslan paramparça oldu.

Tekürün önüne <b>geldi:</b> “Dost, kızını bana ver.” dedi.

<b>Tekür:</b> “Kızı getirin verin.Bu yiğidi gözüm gördü, gönlüm sevdi.İster dursun, ister gitsin.”dedi.

<b>Yine kardeşi  ve oğlu</b>: “Canavarların başı devedir, onunla da oyununu oynasın  ondan sonra kızı verelim.” dediler.

Allah’tan inayet olunca beyin, paşanın himmeti Kan Turalı'nın oldu.

<b>Tekür:</b>” Devenin ağzını yedi yerden bağlayın.” dedi.

Kıskanç  kafirler bağlamadılar, yularını sıyırıp salıverdiler. Kan Turalı fırlar, devenin koltuğundan girer, fırlar çıkar. Sarhoş yiğit hem iki canavarla savaşmıştı, kaydı düştü. Altı cellat ensesine geldiler, yalın kılıç tuttular.

<b>Burada arkadaşlar söylemiş, görelim hanım ne söylemiş: </b>

&nbsp;

Kalkarak Kan Turalı yerinden doğruluverdin,

Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin.

Ela gözlü yiğitlerini yanına aldın,

Arku Beli aladağı geceleyin aştın,

Akıntılı güzel suyunu geceleyin geçtin,

Kanlı kafir eline geceleyin girdin,

Kara- boğa geldiğinde paramparça  eyledin,

Kükremiş aslan geldiğinde belini büktün,

Kara erkek deve geldiğinde niye geçtin,

Kara kara dağlardan haber aşar,

Kanlı kanlı sulardan haber geçer,

Kudretli Oğuz eline haber varır,

Kanlı Koca oğlu Kan Turalı ne yapmış  derler,

Kara boğa geldiğinde kıpırdatmamış,

Kükremiş aslan geldiğinde belini bükmüş,

Kara erkek deve geldiğinde niye gecikmiş derler,

Büyük küçük kalmaz söz ederler,

Yaşlı kadın erkek dedikodu ederler,

Ak sakallı baban dertli olur,

İhtiyarcık olmuş anan kanlı yaş döker,

Hanım kalkarak yerinden doğrulmazsan,

Altı cellat ensende yalın kılıç tutar,

Hemencecik  güzel başını keser,

Aşağıdan yukarı bakmaz mısın?

Karşına alaca kaz geldi şahinini atmaz mısın?

Sarı elbiseli Selcen Hatun işaret eder görmez misin?

Seni deve burnundan perişan olur dediler bilmez misin?

Sarı elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar,

Kime baksa aşkıyla  onu yaka,r

Sarı elbiseli kız aşkına bir hu!

&nbsp;

dediler.

<b>Kan Turalı ayağa kalktı:</b> “Bre ben bu devenin burnuna yapışınca o kız sözü ie yapıştı derler, yarın Oğuz eline haber varır, deve elinde kalmıştı, kız kurtardı derler. Bre kolca kopuzumu çalın övün beni, yaradan Yüce Allah'a sığındım, bir erkek deveden döneyim mi, inşallah bunun da başını keseyim.” Dedi.
--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kanglı Koca Oğlu Kan Turalı Destanı – 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kangli-koca-oglu-kan-turali-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 15:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Bamsi Beyrek]]></category>
		<category><![CDATA[Bamsi Beyrek Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Pure]]></category>
		<category><![CDATA[Bayindir Han]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kam Pure]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Pay Pure]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!--  



<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Kam Bürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı<b> -1)</b></h2>


<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Kam Gön oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Kara yerin üstüne ak otağını diktirmişti. Alaca gölgeliği gökyüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halı döşenmişti. İç Oğuz, Dış Oğuz beyleri Bayındır Han’ın sohbetine toplanmıştı. Pay Püre Bey de Bayındır Han'ın sohbetine gelmişti.

Bayındır Han'ın karşısında Kara Göne oğlu Kara Budak yayına dayanmış  duruyordu. Sağ yanında Kazan oğlu Uruz, sol yanında Kazılık Koca oğlu Bey Yeğenek durmuştu. Bay Büre Bey bunları gördüğünde “ah” eyledi, başından aklı gitti, mendilini aldı, hüngür hüngür  ağladı.

Böyle edince, kudretli Oğuz'un arkası, Bayındır Han'ın güveyisi Salur Kazan kaba dizinin üzerine çöktü, gözünü dikerek Bay Büre Bey'in yüzüne baktı, ve:

<b>Salur Kazan</b> :”Bay Büre Bey ne ağlayıp bağırıyorsun? “

<b>Bay Büre</b>:” Han Kazan nasıl ağlamayayım, nasıl bağırmayayım? Oğulda nasibim yok, kardeşte kaderim yok. Allah Teala beni lanetlemiştir. Beyler ,tacım tahtım için ağlarım. Bir gün olacak düşüp  öleceğim, yerimde yurdumda kimse kalmayacak .”dedi.

<b>Kazan</b>: “Muradın bu mudur?”

<b>Bay Büre Bey</b>: “Evet muradım budur. Benim de oğlum olsa, Han Bayındır'ın karşısına geçip ona  hizmet eylese, ben de baksam sevinsem, onunla övünsem ,ona  güvensem.” dedi.

Böyle deyince kudretli Oğuz Beyleri yüzlerini göğe doğru çevirdiler, el kaldırıp dua ettiler<b>.” Allah Teala</b> <b>sana bir oğul versin.”</b> dediler. O zamanda beylerin hayır duası hayır dua, bedduası beddua idi, duaları kabul olurdu.

Bay Bican Bey de yerinden kalktı, ve:

<b>Bay Bican</b> <b>Bey</b> :”Beyler, benim için de dua edin de , Allah Teala bana da bir kız versin.” dedi.

Kudretli Oğuz beyleri el kaldırdırıp dua eylediler. <b>“Allah Teala sana da bir kız versin .”</b>dediler.

<b>Bay Bican Bey</b>: “Beyler, Allah Teala bana bir kız verecek olursa, siz şahit olun, benim kızım Bay Büre Bey'in oğluna beşik kertme yavuklu olsun.” dedi.

Bunun üzerine bir kaç zaman geçti. Allah Teala Bay Büre Bey'e bir oğul, Bay Bican Bey'e bir kız verdi. Kudretli Oğuz beyleri bunu işittiler, şad olup sevindiler.

<b>Bay Büre Bey bezirganlarını  yanına çağırdı, buyruk etti :”</b> Bre bezirganlar, Allah Teala bana bir oğul verdi. Rum eline benim oğlum için güzel armağanlar getirin, benim oğlum büyüyünceye kadar.” dedi.

Bezirganlar da gece gündüz yola aldılar. İstanbul'a geldiler.Fevkalade, az bulunur, güzel oyuncaklar aldılar. Bay Büre'nin oğlu için bir deniz tayı boz aygır aldılar. Bir ak kirişli sert yay ile  bir de altı kanatlı gürz aldılar. Yahşi bir de kılıç alıp yol  hazırlığına başladılar. Bay Büre'nin oğlu beş yaşına girdi, beş yaşından on yaşına girdi, on yaşından on beş yaşına girdi. Dönüp baksa çalımlı, kartal hünerli bir güzel yahşi  yiğit oldu. O zamanlar  bir oğlan baş kesip  kan dökmezse ona ad koymazlardı. Bay Büre Bey'in oğlu atlandı, ava çıktı. Av avlarken babasının tavlası(at sürüsü,at grubu) üzerine geldi.

Tavlacı başı (atlara bakan kişi) onu karşıladı, indirdi misafir etti. Yiyip içip oturuyorlardı. Beri yandan da bezirganlar gelerek Kara Derbent  ağzına konmuşlardı. Allah cezalarını versin, Evnük Kalesi'nin kafirleri bunları casusladı.

Bezirganlar yatarken, ansızın beş yüz kafir saldırdılar, vurdular, yağmaladılar. Bezirganların büyüğü tutuldu, küçüğü kaçarak Oğuz'a geldi. Baktı gördü Oğuz'un hududunda bir alaca gölgelik dikilmiş, bir bey oğlu güzel yiğit kırk yiğit ile, sağında ve solunda, oturuyorlar.

<b>Bezirgan:</b>”Oğuz'un bir güzel yiğidi bu, yürüyeyim yardım isteyeyim.” dedi.

<b>Bezirgan:</b> “Yiğit yiğit bey yiğit, sen benim sesimi  anla, sözümü dinle! On altı yıldır Oğuz içinden gitmiştik. Az bulunur  kafir mallarını  Oğuz beylerine getiriyorduk. Pasin’ın Kara Derbent ağzına göğüs vermiştik. Evnük Kalesi'nin beş yüz kafiri üzerimize saldırdı. Kardeşim esir oldu. Malımızı, rızkımızı yağmaladılar, geri döndüler. Kara başımı zor kurtarıp  sana geldim. Kara başının sadakası yiğit, bana yardım et.” dedi.

Bu defa oğlan şarap içerken içmez oldu. Altın kadehi elinden yere çaldı, <b>der:</b> “Ne diyorsam yetiştirin, giyimim ile benim koç atımı getirin hey, beni seven yiğitler atlarına binsinler.” dedi. Bezirgan da önlerine düştü, onlara kılavuz oldu. Bu sırada kafir de inerek bir yerde akçe bölüşmekteydi. İşte tam bu anda  yiğitler meydanının arslanı, pehlivanların kaplanı “boz oğlan” yetişti. Bir iki demedi, kafirlere kılıç vurdu. Baş kaldıran kafirleri öldürdü, gaza eyledi. Bezirganların malını kurtardı.

<b>Bezirganlar:</b> Bey yiğit, bize sen erlik işledin, gel şimdi beğendiğin maldan al .”dediler. Yiğidin gözü bir deniz tayı boz aygırı tuttu, bir de altı kanatlı gürzü, bir de ak kirişli yayı tuttu. Bu üçünü beğendi. <b>Der:</b> “Bre bezirganlar bu aygırı ve sonra bu yayı ve bu gürzü bana verin.” dedi.

Böyle deyince bezirga lar bozuldu. <b>Yiğit</b>: “Bre bezirganlar, çok mu istedim? dedi.

<b>Bezirganlar:</b>” Niye çok olsun, amma bizim bir beyimizin oğlu vardır, bu üç şeyi ona armağan götürmemiz gerekiyor.” dediler.

<b>Oğlan</b>: “Bre beyinizin oğlu kimdir? Dedi.

<b>Bezirganlar</b> :” Bay Büre' nin oğlu vardır, adına Bamsı derler.” dediler. Bay Büre'nin oğlu olduğunu bilemediler. Yiğit parmağını ısırdı.

<b>Oğlan</b>: “Burda minnetle almaktansa, orada babamın yanında minnetsiz almak daha iyidir.” dedi. Atını kamçıladı yola girdi. Bezirganlar ardından baka kaldılar.

<b>Bezirganlar</b> :”Vallahi güzel yiğit, faziletli yiğitmiş.” dediler. Boz oğlan babasının evine geldi. Ama yaşadıklarından babasına bir şey anlatmadı.

Babasına haber verildi bezirganlar geldi diye. Babası sevindi, çadır otağ, alaca gölgelik diktirdi, ipek halılar serdirdi, geçti oturdu. Oğlunu sağ yanına aldı. Oğlan bezirganlar hususundan bir söz söylemedi, kafirleri öldürdüğünden bahsetmedi. Birdenbire bezirganlar geldiler. Baş indirip selam verdiler.

Gördüler ki baş kesen, kan döken o yiğit  Bay Büre Bey'in sağında oturuyor. Bezirganlar yürüdüler yiğidin elini öptüler. Bunlar böyle edince Bay Büre Bey'in hiddeti tuttu, bezirganlara:

<b>Bay Büre</b> :”Bre kavat oğlu kavatlar, baba dururken oğul eli  öpülür mü? Dedi.

<b>Bezirganlar:</b> “Hanım, bu yiğit senin oğlun mudur?  Dediler.

<b>Bay Büre</b> :”Evet benim oğlumdur.” dedi.

<b>Bezirganlar:</b>” Şimdi incinme Han’ım, önce onun elini öptüğümüze, eğer senin oğlun olmasaydı ,bizim malımız Gürcistan'a gitmişti, hepimiz de  esir olmuştuk.” dediler.

<b>Bay Büre</b>: “Bre, benim oğlum baş mı kesti, kan mı döktü? Dedi.

<b>Bezirganlar:</b> “Evet baş kesti, kan döktü, adam devirdi.” dediler.

<b>Bay Büre</b>: “Bre, bu oğlana ad koyacak kadar var mıdır? dedi.

<b>Bezirganlar:”</b>Evet sultanım, fazlasıyla hakkıdır.” dediler.

Bay Büre Bey kudretli Oğuz beylerini çağırdı misafir etti.Oğlunun yaşadıklarını beylere anlattı.

Dedem Korkut geldi, oğlana ad koydu.

<b>Dedem Korkut:</b>

Ünümü anla, sözümü dinle Bay Büre Bey!

Allah Taala sana bir oğul vermiş sana bağışlasın.

Ak sancak kaldırınca Müslümanlar yardımcısı olsun.

Karşı yatan kara karlı dağlardan aşar olsa,

Allah Taala senin oğluna aşıt(geçit) versin.

Kanlı kanlı sulardan geçer olsa geçit versin.

Kalabalık kafire girince,

Allah Taala senin oğluna fırsat versin.

Sen oğlunu “Bamsam” diye okşarsın,

Bunun adı boz aygırlı “Bamsı Beyrek” olsun.

Adım ben verdim, yaşını Allah versin.

&nbsp;

dedi. Kudretli Oğuz beyleri el kaldırıp dua ettiler. “Bu ad bu yiğide kutlu olsun.”dediler. Beyler hep birlikte atlarına binip  ava çıktılar. Boz aygırını çektirdi, Beyrek de atına bindi. Alaca dağa   ava çıktı. Birdenbire Oğuz'un üzerine bir sürü geyik geldi. Bamsı Beyrek birini, kovalamaya  başladı.

Kovalaya kovalaya bir yere geldi ki  ne görsün? Yeşil çayırın üzerine bir kırmızı otağ dikilmiş.

“Yarab bu otağ kimin ola?”dedi. Haberi yok ki ,alacağı ela gözlü kızın otağı olsa gerek. Bu otağın üzerine varmağa utandı.

<b>Bamsı Beyrek</b>: “Ne olursa olsun, hele ben avımı yakalayayım.” dedi. Otağın önüne gelip, geyiği arka ayağından vurdu. Baktı gördü  bu otağ Banı Çiçek’in otağıymış. Beyrek’in beşik kertme nişanlısı, sözlüsünün otağı.Banı Çiçek otağdan bakıyordu.

<b>Banı Çiçek</b> :“Bre dadılar, bu kavat oğlu kavat bize erlik mi gösteriyor.  Varın geyikten pay  isteyin, bakalım ne diyecek.” dedi. Kısırca Yenge derler bir hatun var idi. İleri vardı pay istedi.

<b>Kısırca Yenge</b>: “Hey bey yiğit, bize de bu geyikten pay ver.” dedi.

<b>Beyrek:</b> “Bre dadı, ben avcı değilim, bey oğlu beyim, hepsini size vereyim. Ama sormak ayıp olmasın bu otağ kimindir ?dedi.

<b>Kısırca Yenge</b>: “Bey yiğidim, bu otağ Bay Bican Bey kızı Banu Çiçek’indir dedi. Bunun üzerine  Beyrek’in kanı kaynadı, edeple usul usul geri döndü. Kızlar geyiği kaldırdılar, güzeller şahı Banı Çiçek’in önüne getirdiler. Baktı gördü ki bir sultan semiz yabani geyiktir.

<b>Banı Çiçek:</b> “Bre kızlar, bu yiğit nasıl bir  yiğittir?dedi.

<b>Kızlar:</b> “Vallahi sultanım, bu yiğit yüzü örtülü yahşi bir yiğittir. Bey oğlu beymiş.” dediler.

<b>Banu Çiçek</b>: “Hey hey dadılar, babam bana ben seni yüzü örtülü Beyrek’e vermişim derdi, sakın bu o olmasın. Bre çağırın gelsin, onunla konuşayım.” dedi.

Çağırdılar Beyrek geldi. Banu Çiçek yaşmaklandı(yüzünü örttü.)

<b>Banu Çiçek</b>: “Yiğit, nerden geliyorsun?dedi.

<b>Beyrek :”</b> İç Oğuz'dan.” Dedi.

<b>Banu Çiçek:”</b> İç Oğuz'da kimin nesisin? dedi.

<b>Beyrek :</b>Bay Büre oğlu Bamsı Beyrek dedikleri benim.” dedi.

<b>Banu Çiçek:”</b> Peki ya buraya ne yapmaya geldin yiğit? dedi.

<b>Beyrek :</b> “Bay Bican Bey’in bir kızı varmış, onu görmeğe geldim.” dedi.

<b>Banu Çiçek:”</b> O öyle bir  insan değildir ki sana görünsün.Amma ben Banu Çiçek’in dadısıyım, gel şimdi seninle ava çıkalım. Eğer senin atın benim atımı geçerse, onun atını da geçersin. Hem seninle ok atalım, beni geçersen onu da geçersin .Sonra  seninle güreşelim, beni yenersen onu da yenersin .”dedi.

<b>Beyrek:</b> “Pekala şimdi atlanın.”dedi.İkisi  de atlarına bindiler. Meydana çıktılar. At teptiler. Beyrek’in atı kızın atını geçti. Ok attılar. Beyrek kızın okunu geride bıraktı.

<b>Kız </b>: “Bre yiğit benim atımı kimsenin geçtiği yok, okumu kimsenin geride bıraktığı yok, şimdi gel seninle güreş tutalım.” dedi. Beyrek attan indi. Kavuştular, iki pehlivan olup birbirine sarmaştılar. Beyrek kaldırır kızı yere vurmak ister, kız kaldırır Beyrek’i vurmak ister. Beyrek bunaldı.

<b>Beyrek</b>:”Bu kıza yenilecek olursam, kudretli Oğuz içinde başıma kakarlar, yüzüme vururlar. “ dedi. Gayrete geldi, kavradı kızı sarmaya aldı, memesinden tuttu. Kız gocundu. Bu sefer Beyrek kızın ince beline girdi, sarmalayıp, arkası üzerine yere yıktı.

<b>Kız:</b> “Yiğit şunu bil ki, Bay Bican'ın kızı Banı Çiçek benim.” dedi. Beyrek üç öptü ,bir dişledi.”Düğün kutlu olsun han kızı.” diye parmağından altın yüzüğü çıkarıp, kızın parmağına geçirdi.

<b>Beyrek</b> :”Aramızda bu nişan olsun han kızı.” dedi.

<b>Kız </b>: “Mademki böyle oldu, hemen şimdi acele etmek  gerek bey oğlu.” dedi.

<b>Beyrek</b>:” Doğru söylüyorsun, baş üzerine.” dedi.

Beyrek kızdan ayrılıp evlerine geldi. Ak sakallı babası karşıladı.

<b>Babası:</b> “Oğul bugün Oğuz'da ne gördün?dedi.

<b>Beyrek</b>: “Ne göreyim, oğlu olan evlendirmiş, kızı olan kızını gelin etmiş.”dedi.

<b>Babası</b>: “Oğul yoksa seni evlendirmek mi gerek?”dedi.

<b>Beyrek</b> :”Evet ya ak sakallı aziz baba, evlendirmek gerek.” dedi.

<b> Babası:</b> “Oğuz'da kimin kızını alıvereyim.” dedi.

<b>Beyrek:</b> “Baba bana öyle bir kız alıver ki ben yerimden kalkmadan o kalkmalı, ben kara koç atıma binmeden o atına binmiş  olsun. Ben düşmanıma  varmadan o bana düşman baş getirmeli.İşte bana  böyle kız alıver baba .” dedi.

<b>Babası</b>: “Oğul sen kız istemiyorsun, kendine bir yoldaş  istiyorsun. Oğul galiba senin istediğin kız Bay Bican Bey kızı Banı Çiçek'tir.” dedi.

<b>Beyrek</b>:” Evet  ak sakallı aziz baba, benim de istediğim odur.” dedi.

<b>Babası </b>: “Ay oğul Banı Çiçek’in bir deli kardeşi vardır, adına Deli Karçar derler, kız isteyeni öldürür.”dedi.

<b>Beyrek</b>:” Peki ya ne yapalım o zaman?”dedi.

<b>Babası </b>: “Oğul kudretli Oğuz beylerini evimize çağıralım, nasıl uygun görürlerse ona göre iş yapalım.” dedi.

Kudretli Oğuz beylerinin hepsini  çağırdılar, evlerine getirip onları en güzel şekilde ağırladılar. Söz açıp konuyu konuştular.

<b>Kudretli Oğuz beyleri:</b> “Bu kızı istemeğe kim varabilir? Dediler.Kendi aralarında bu iş için Dede Korkut’u uygun gördüler.

<b>Dede Korkut:</b> “Dostlar, mademki beni gönderiyorsunuz, biliyorsunuz ki Deli Karçar kız kardeşini isteyeni öldürür. Bari Bayındır Han'ın tavlasından(at grubu) iki güzel koşucu at getirin. Bir keçi başlı geçer aygırı, bir toklu başlı doru aygırı getirin de  ansızın kaçma kovalama olursa birisine bineyim, birisini yedekte çekeyim.” dedi.

Dede Korkut' un sözü haklı görüldü. Vardılar Bayındır Han'ın tavlasından o iki atı getirdiler. Dede Korkut birine bindi, birini yedeğine aldı.

<b>Dede Korkut</b> :”Dostlar sizi Allah’a ısmarladım.” Dedi,gitti.

Meğer sultanım, Deli Karçar da ak çadırını, ak otağını kara yerin üzerine kurdurmuştu. Arkadaşları ile nişan talimi yapıyordu. Dedem Korkut öteden beriye geldi. Baş indirdi, bağır bastı; ağız dilden güzel selam verdi. Deli Karçar ağzını köpüklendirdi. Dede Korkut' un yüzüne baktı.

<b>Deli Karçar</b>: “Aleykümselam, ey işleri bozulmuş, Kadir Allah ak alnına bela yazmış!. Ayaklıların buraya geldiği yok, ağızlıların bu suyumdan içtiği yok, sana ne oldu? İşlerin mi bozuldu, ecelin mi geldi? Buralarda neylersin?” dedi.

<b>Dede Korkut:</b>

Karsı yatan kara dağını aşmağa gelmişim.

Akıntılı güzel suyunu geçmeğe gelmişim.

Geniş eteğine dar koltuğuna sığınmağa gelmişim.

&nbsp;

Allahı’ ın buyruğu ile Peygamberin kavli ile aydan arı, güneşden güzel kız kardeşin Banı Çiçek’i Bamsı Beyrek’e istemeğe gelmişim.” dedi. Dede Korkut böyIe söyleyince,

<b>Deli Karçar</b>: “Bre ne diyorsam yetiştirin, kara aygırı silah ve teçhizatla getirin.” dedi.

Kara aygırı silah ve teçhizatla getirdiler. Deli Karçar'ı bindirdiler.Dede Korkut toklu başlı doru aygıra binip ,durmadan kaçtı. Deli Karçar ardına düştü.

Toklu başlı doru aygır yoruldu. Dede Korkut keçi başlı geçer aygıra sıçradı bindi. Dedeyi kovalaya kovalaya Deli Karçar on tepe yer aşırdı. Dede Korkud'un ardından Deli Karçar erişti. Dede şaşkına döndü, Allah'a sığındı, “ismiazam duasını” okudu. Deli Karçar kılıcını eline aldı, yukarısından öfke ile hamle kıldı. Deli Bey diledi ki Dede’yi tepeden aşağı uçursun.

<b>Dede Korkut</b>: “Vurursan elin kurusun .”dedi.

Hak Taala'nın emri ile Deli Karçar'ın eli yukarıda asılı kaldı. Zira Dede Korkut keramet sahibi idi, dileği kabul olundu.

<b>Deli Karçar</b>:

Medet aman’el’aman,Allah’ın  birliğine yoktur güman.Dede sen benim elimi iyileştiriver, Allah’ın  buyruğu ile, Peygamberin kavli ile kız kardeşimi Beyrek’e vereyim .”dedi.

&nbsp;

Üç kere ağzından ikrar eyledi, günahına tövbe eyledi. Dede Korkut dua eyledi. Deli Kaçar’ın eli Hak emri ile sapasağlam oldu.

<b>Deli Karçar</b>: “Dede, kız kardeşimin yoluna ben ne istersem verir misin?”dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Verelim dedi, görelim ne istersin?” dedi.

<b>Deli Karçar</b>: “Bin erkek deve getirin ki dişi deve görmemiş olsun, bin de aygır getirin ki hiç kısrakla çiftleşmemiş olsun. Bin de koyun görmemiş koç getirin, bin de kuyruksuz kulaksız köpek getirin, bin de iri pire getirin bana.Eğer bu dediğim şeyleri getirirseniz pekala kardeşimi veririm. Amma getirmeyecek olursan bu sefer öldürmedim, o vakit öldürürüm.” dedi.

&nbsp;

Dede Korkut  döndü Bay Büre Bey'in evlerine geldi.

<b>Bay Büre Bey:</b> “Dede, oğlan mısın kız mısın?dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “ Oğlanım.” dedi.

<b>Bay Büre Bey:</b> “Peki ya nasıl kurtuldun Deli Karçar'ın elinden?” dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Allah'ın inayeti, ipi kopardı, bağı kopardı, erenlerin himmeti oldu, kızı aldım.” dedi. Beyrek’e ve anasına ve kız kardeşlerine müjdeci geldi, sevindiler, şad oldular.

<b>Bay Büre Bey</b>: “Deli ne kadar mal istedi?” dedi.

<b>DedeKorkut:</b> “Murada maksuda ermesin, Deli Karçar öyle mal istedi ki hiç bitmez. “dedi.

<b>Bay Büre Bey :</b> “Hele ne istedi söyle?”dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Bin aygır istedi  ki kısrakla çiftleşmemiş olsun, bin de erkek deve istedi ki dişi deve görmemiş olsun, bin de koç istedi  koyun görmemiş olsun, bin de kuyruksuz kulaksız köpek istedi, bin de ufacık karacık pireler istedi. Bu şeyleri getirecek olursanız kız kardeşimi veririm, getirmeyecek olursan gözüme görünmeyesin, yoksa seni öldürürüm.” dedi.

<b>Bay Büre Bey </b>: “Dede ben üçünü bulursam ikisini de  sen bulur musun?” dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Evet Han’ım, bulurum.” dedi.

<b>Bay Büre Bey:</b> “Şimdi dede, köpek ile pireyi sen bul.” dedi.

Sonra, kendisi tavla tavla atlarına vardı, bin aygır seçti, develerine vardı bin erkek deve seçti, koyunlarına vardı bin koç seçti.

Dede Korkut da bin kuyruksuz kulaksız köpek ile bin de pire buldu. Alıp bunları Deli Karçar'a gitti. Deli Karçar işitti onu karşılayıp:”göreyim dediğimi getirdiler mi?” dedi. Aygırları görünce beğendi, develeri gördüğünde beğendi, koçları beğendi, köpekleri görünce kah kah güldü.

<b>Deli Karçar:</b> Dede i hani benim pirelerim? Dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Hay oğul Karçar insan içinpireler  tıpkı sığır sineği gibi tehlikelidir. O bir müthiş canavardır, hep bir yerde topladımr, gel gidelim, semizini al zayıfını bırak.” dedi.

Aldı Deli Karçar'ı bir pireli yere getirdi. Deli Karçar'ı çırıl çıplak eyledi, ağıla soktu. Pireler Deli Karçar'a üşüştüler. Gördü başa çıkamayınca,

<b>Deli Karçar:”</b> Medet Dede, kerem eyle Allah aşkına kapıyı aç  da çıkayım.” dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Oğul Karçar ne gürültü patırtı ediyorsun? Bu ısmarladığın şeydir, ne oldun böyle bunaldın?Semizini al ,zayıfını bırak.” dedi.

<b>Deli Karçar</b>: “Hay Dede Sultan, Allah bunun semizini de alsın zayıfını da alsın.Bunlar seçilecek gibi değil.Dede Allah aşkına rhal beni dışarı çıkar.” dedi. Dede  Korkut kapıyı açtı. Deli Karçar çıktı. Dede Korkut  gördü ki Delinin canına geçmiş, başının derdine düşmüş, gövdesi pireden görünmez, yüzü gözü belirmez. Dedenin ayağına kapandı. “Allah aşkına beni kurtar.” dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Var oğul kendini suya at.” dedi. Deli Karçar koşarak vardı suya atladı. Piredir suya aktı gitti. Pirelerden kurtuldu.Geldi elbisesini giydi, evine gitti.Düğün hazırlığını yaptı. Oğuz zamanında bir yiğit ki evlense ok atardı, oku nereye düşse orada gelin odası dikilirdi. Beyrek Han da okunu attı, dibine gelin odasını dikti. Adaklısından gelin hediyesi olarak bir kırmızı kaftan geldi. Beyrek giydi. Arkadaşlarına bu iş hoş gelmedi, müteessir oldular.

<b>Beyrek:</b> “Niye müteessir odlunu?” dedi.

<b>Dediler:</b> “Nasıl müteessir olmayalım. Sen kızıl kaftan giyiyorsun, biz ak kaftan giyiyoruz .”dediler.

<b>Beyrek</b>: “Bu kadar şeyden ötürü niye müteessir oluyorsunuz, bugün ben giydim, yarın naibim giysin, kırk gün kadar sıra ile giyiniz, ondan sonra bir dervişe verelim .”dedi.

Kırk yiğit ile yiyip içip oturuyorlardı. Murada maksuda ermesin, kafirin casusu bunları casusladı.Varıp Bayburt Hisarı’nın beyine haber verdi.

<b>Casuslar:</b> “Ne oturuyorsun sultanım, Bay Bican Bey o sana vereceği kızı Beyrek’e verdi, bu gece gelin odasına giriyor. Dediler. Murada maksuda ermesin, o mel'un, yedi yüz kafir ile dört nala hücum etti.

Beyrek ap alaca gelin odası içinde yiyip içip habersiz oturuyordu. Geceleyin  uykusunda kafir otağa saldırdı. Naibi kılıcını sıyırdı eline aldı, “Benim başım Beyrek’in başına Kurban olsun.” dedi. Naip paralandı, şehit oldu. Derin olsa batırır kalabalık korkutur, at işler er övünür, yayan erin ümidi olmaz. Otuz dokuz yiğit ile Beyrek esir gitti. Tan ağardı, güneş doğdu. Beyrek’in babası anası baktı gördü ki, gerdek görünmez olmuş. Ah ettiler, akılları başlarından gitti. Gördüler ki uçanlardan kuzgun kalmış, tazı dolaşmış yurtta kalmış, gelin odası paralanmış, naip şehit olmuş.

Beyrek’in babası kaba sarığı kaldırıp yere çaldı, çekti yakasını yırttı. Oğul oğul diyerek ağlayıp  feryat figan etti. Ak saçlı  anası hüngür hüngür  ağladı, acı tırnağını ak yüzüne çaldı, al yanağını yırttı, kargı gibi kara saçını yoldu. Ağlayıp  sızlayarak evine geldi.

Bay Büre Bey'in penceresi altın otağına feryat figan girdi. Kızı gelini kah kah gülmez oldu. Kızıl kına ak eline yakmaz oldu. Yedi kız kardeşi ak çıkardılar, kara elbiseler giydiler.” Vay beyim kardeş, muradına maksuduna ermeyen yalnız kardeş.” diyip ağlaştılar böğrüştüler. Beyrek’in yavuklusuna haber oldu, Banı Çiçek karalar giydi ak kaftanını çıkardı, güz elması gibi al yanağını  çekti yırttı,

Vay al duvağımın sahibi,

Vay alnımın başımın umudu,

Vay şah yiğidim, vay şahbaz  yiğidim,

Doyuncaya kadar yüzüne bakmadığım Han’ım,

Nereye gittin beni yalnız koyup canım yiğit?

Göz açıp da gördüğüm,

Gönül ile sevdiğim,

Bir yastıkta baş koyduğum,

Yolunda öldüğüm kurban olduğum,

Vay Kazan Bey'in inandığı,

Vay kudretli Oğuz’un imrenileni Han Beyrek.

&nbsp;

deyip  ağladı. Bunu işiten Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar ak çıkardı kara giydi. Beyrek’in yar ve yoldaşları akı çıkarıp karalar giydiler. Kudretli Oğuz beyleri Beyrek için büyük yas tuttular, ümit kestiler.

Bunun üzerine on altı yıl geçti, Beyrek’in ölüsünden, dirisinden haber alamadılar. Bir gün kızın kardeşi Deli Karçar Bayındır Han’ın divanına geldi, dizini çöktü,

<b>Deli Karçar</b>:”Devletli Han’ın ömrü uzun olsun. Beyrek sağ olsa on altı yıldan beri gelirdi, bir yiğit olsa dirisi haberini getirse, sırmalı elbise, cübbe, altın akçe verirdim, ölüsü haberini getirene kız kardeşimi verirdim .”dedi.

Böyle deyince, murada maksuda ermesin.

<b>Yalancı oğlu Yaltacuk:</b> “Sultanım ben varayım, ölü mü diri mi haberini  getireyim.” dedi.

Meğer Beyrek buna bir gömlek bağışlamışta giymezdi, saklardı. Vardı, gömleği kana mana batırdı, Bayındır Han'ın önüne getirip bıraktı.

<b>Bayındır Han:”</b> Bre bu ne gömlektir? Dedi.

<b>Yalancı oğlu Yaltacuk</b> :”Beyrek’i Kara Derbent’te öldürmüşler, işte delili sultanım.” dedi.

Gömleği görünce beyler hüngür hüngür ağlaştılar, feryat figan ettiler.

<b>Bayındır Han:</b> “Bre niye ağlıyorsunuz, biz bunu tanımayız, adaklısına götürün görsün, o iyi bilir, zira o dikmiştir, yine o tanır.” dedi.

Vardılar, gömleği Banı Çiçek’e ilettiler. Gördü tanıdı, odur dedi, çekti yakasını yırttı, acı tırnağı  ak yüzüne aldı çaldı, güz elması gibi al yanağını yırttı.

--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı &#8211; 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 15:31:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Bamsi Beyrek]]></category>
		<category><![CDATA[Bamsi Beyrek Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kam Pure]]></category>
		<category><![CDATA[Kam Purenin Oglu Bamsi Beyrek]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Pay Pure]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>DEDE KORKUT HİKAYELERİ (Kam Bürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı -2) Vay göz açıp gördüğüm, Gönül verip sevdiğim, Vay al duvağımın sahibi, Vay alnımın başımın umudu, Han Beyrek! &#160; diye ağladı. Babasına, anasına haber oldu. Ap alaca yurduna feryat figan girdi. Ak çıkardılar, kara giydiler. Kudretli Oğuz Beyleri Beyrek&#8217;ten ümit kestiler. Yalancı oğlu Yaltacuk ,küçük düğününü yaptı [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı – 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Kam Bürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı<b> -2)</b></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Vay göz açıp gördüğüm,</p>
<p>Gönül verip sevdiğim,</p>
<p>Vay al duvağımın sahibi,</p>
<p>Vay alnımın başımın umudu,</p>
<p>Han Beyrek!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>diye ağladı. Babasına, anasına haber oldu. Ap alaca yurduna feryat figan girdi. Ak çıkardılar, kara giydiler. Kudretli Oğuz Beyleri Beyrek&#8217;ten ümit kestiler.</p>
<p>Yalancı oğlu Yaltacuk ,küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu.</p>
<p>Beyrek’in babası Bay Büre Bey de bezirganlarını çağırdı yanına getirdi.</p>
<p><b>Bay Büre Bey</b>: “Bre bezirganlar gidin, memleket memleket her yeri  arayın. Beyrek’in ölüsünün dirisinin  haberini getirirsiniz belki.” dedi.</p>
<p>Bezirganlar hazırlık gördüler. Gece gündüz demeyip yürüdüler. Birdenbire Parasarın Bayburt Hisarı’na geldiler. Meğer o gün kafirlerin mukaddes günleriymiş. Her biri yemekte içmekte idi. Beyrek’i de getirip ona kopuz çaldırıyorlardı. Beyrek yüce çardaktan baktı bezirganları gördü.</p>
<p>Bunları gördüğünde haberleşti, görelim hanım ne haberleşti:</p>
<p><b>Beyrek:</b></p>
<p>“Düz ,engin, havadar yerden gelen kervancı,</p>
<p>Bey babamın, kadın anamın hediyesi kervancı,</p>
<p>Ayağı uzun koç ata binen kervancı,</p>
<p>Ünümü anla, sözümü dinle kervancı,</p>
<p>Kudretli Oğuz içinde Ulaş oğlu Salur Kazan&#8217;ı,</p>
<p>Sorar olsam sağ mı kervancı?</p>
<p>Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar’ı,</p>
<p>Sorar olsam sağ mı kervancı?</p>
<p>Kara Güne oğlu Kara Budağ’ı</p>
<p>Sorar olsam sağ mı kervancı?</p>
<p>Ak sakallı babamı,ak saçlı  anamı,</p>
<p>Sorar olsam sağ mı kervancı?</p>
<p>Göz açıp da gördüğüm,</p>
<p>Gönül verip  sevdiğim,</p>
<p>Bay Bican kızı Banı Çiçek evde mi,</p>
<p>Yoksa kimseye vardı mı kervancı?</p>
<p>Söyle bana,</p>
<p>Kara başım kurban olsun kervancı sana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Bezirganlar da söyledi,görelim hanım ne söyledi:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b> </b></p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Bezirganlar:</b></p>
<p>“Sağ mısın, esen misin canım Bamsı?</p>
<p>On altı yılın hasreti Han’ım Bamsı,</p>
<p>Kudretli Oğuz içinde;</p>
<p>Kazan Bey’i soruyorsan  sağdır Bamsı.</p>
<p>Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar&#8217;ı soruyorsan sağdır Bamsı.</p>
<p>Kara Göne oğlu Budağ’ı soruyorsan sağdır Bamsı.</p>
<p>O beyler ak çıkardı ,kara giydi senin için Bamsı.</p>
<p>Ak sakallı babanı ,ak saçlı ananı soruyorsan sağdır Bamsı.</p>
<p>Ak çıkarıp kara giydiler senin için Bamsı.</p>
<p>Yedi kız kardeşini yedi yol ayırımında ağlar gördüm Bamsı.</p>
<p>Güz elması gibi al yanaklarını yırtar gördüm Bamsı.</p>
<p>Gitti  gelmez kardeş diye feryad eder gördüm Bamsı.</p>
<p>Göz açıp da gördüğün,</p>
<p>Gönül verip sevdiği,</p>
<p>Bay Bican kızı Banı Çiçek</p>
<p>Küçük düğününü yaptı, büyük düğününe mühlet koydu.</p>
<p>Yalancı oğlu Yaltacuk’a varır gördüm Han Beyrek.</p>
<p>Parasarın Bayburt Hisarı’ndan kaçmaya bak.</p>
<p>Ap alaca gerdeğine gelmeye bak.</p>
<p>Gelemezsen Bay Bican kızı Banı Çiçek’i aldırdın belli bil.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dediler. Beyrek kalktı, ağlaya ağlaya kırk yiğidin yanına geldi. Kaba sarığını kaldırdı yere çaldı, der:</p>
<p><b>Beyrek:”</b>Hey benim kırk arkadaşım, biliyor musunuz neler oldu? Yalancı oğlu Yaltacuk benim ölüm haberimi iletmiş, penceresi altın otağına babamın figan girmiş, kara benzer kızı gelini ak çıkarmış kara giymiş. Göz açıp da gördüğüm, gönül verip sevdiğim Banı Çiçek Yalancı oğlu Yaltacuk’a varır olmuş.”<b></b></p>
<p>Böyle deyince kırk yiğidi kaba sarıklarını kaldırıp yere çaldılar, hüngür hüngür  ağlaştılar, feryat figan ettiler.</p>
<p>Meğer kafir beyinin bir bekar kızı vardı. Her gün Beyrek’i görmeğe gelirdi. O gün yine görmeye geldi. Baktı gördü, Beyrek çok üzgün.</p>
<p><b>Kız :</b> “Niçin üzüntülüsün Han’ım yiğit? Her geldiğimde  seni şen görürdüm, gülerdin oynardın, şimdi ne oldu sana?” dedi.</p>
<p><b>Beyrek:</b> “Nasıl üzüntülü olmayayım? On altı yıldır ki babanın esiriyim. Babaya, anaya, akrabaya kardeşe hasretim. Ve hem bir kara gözlü yavuklum vardı. Yalancı oğlu Yaltacuk derler bir kişi var idi.Varmış yalan söylemiş, beni öldü demiş, sevdiği de ona varır olmuş.” dedi.</p>
<p>Böyle söyleyince, kız  Beyrek’e şöyle söyledi.</p>
<p><b>Kız :</b> “ Eğer seni hisardan aşağı urganla sallandıracak olursam, babana anana sağlık ile varacak olursan buraya geri dönüp beni gelip helallığa alır mısın?” dedi.</p>
<p><b>Beyrek and içti</b>: “Eğer Oğuz&#8217;a sağ salim  varıp da   ,gelip seni helallığa almazsam; kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, yer gibi oyulayım, toprak gibi savrulayım.”dedi.</p>
<p>Kız da urgan getirip Beyrek’i hisardan aşağı sallandırdı. Beyrek aşağı baktı, kendisini yeryüzünde gördü. Allah&#8217;a şükredip, yola düştü. Gide gide kafirin at sürüsüne ulaştı. “Bir at bulursam tutayım bineyim.” dedi. Baktı gördü kendisinin deniz tayı boz aygırı burada otlayıp duruyor. Boz aygır da Beyrek’i görüp tanıdı, iki ayağının üzerine kalktı kişnedi.</p>
<p><b>Beyrek de “Boz Aygırı” övmüş, görelim hanım nasıl övmüş:</b></p>
<p>Açık açık meydana benzer senin alıncığın,</p>
<p>Gece ışık saçan taşa benzer senin gözceğizin,</p>
<p>İpek tele  benzer senin yeleciğin,</p>
<p>İki çift kardeşe benzer senin kulacığın,</p>
<p>Eri muradına erdirir senin arkacığın,</p>
<p>At demem sana, kardeşimden daha iyi kardeş derim.</p>
<p>Başıma iş geldi sana arkadaşımdan daha iyi arkadaş derim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. At başını yukarı tuttu, bir kulağını kaldırdı. Beyrek’in karşısına geldi. Beyrek, atın göğsünü kucakladı, iki gözünü öptü. Sıçradı bindi, hisarın kapısına geldi. Otuz dokuz arkadaşını emanet etti, görelim hanım nasıl emanet etti:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Beyrek :</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bre pis dinli kafir,</p>
<p>Benim ağzıma sövdün durdun  tahammül edemedim.</p>
<p>Kara domuz etinden yahni yedirdin tahammül edemedim.</p>
<p>Allah ı bana yol verdi gider oldum, bre kafir.</p>
<p>Otuz dokuz yiğidimi burada bırakıyorum  bre kafir,</p>
<p>Döndüğümde birini eksik bulsam, yerine on öldürürüm.</p>
<p>Onunu eksik bulursam, yerine yüzünü öldürürüm bre kafir.</p>
<p>Otuz dokuz yiğidim  emanettir bre kafir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Yürüdü ve oradan ayrıldı. Kırk kafir  atlandılar, ardına düştüler. Kovaladılar fakat ona  yetişemediler.Geri  döndüler.</p>
<p>Beyrek Oğuz&#8217;a geldi. Baktı gördü bir ozan gidiyor.</p>
<p><b>Beyrek</b>: “Bre ozan nereye gidiyorsun?”dedi.</p>
<p><b>Ozan</b>: “Bey yiğit düğüne gidiyorum.”dedi.</p>
<p><b>Beyrek</b>: “Düğün kimin?”dedi.</p>
<p><b>Ozan</b>:”Yalancı oğlu Yaltacuk dedikleri kişinindir.” dedi.</p>
<p><b>Beyrek</b>:”Bre kimin nesini alıyor?” dedi.</p>
<p><b>Ozan:</b> “Han Beyrek’in adaklısını alıyor.” dedi.</p>
<p><b>Beyrek:</b> “Bre ozan kopuzunu bana ver, atımı sana vereyim. Sakla, geri geldiğimde  parasını  getirip alayım.” dedi.</p>
<p><b>Ozan</b>: “Avazım kısılmadan, sesim kalınlaşmadan bir attır elime geçti, götüreyim, saklayayım.” dedi. Ozan kopuzu Beyrek’e verdi. Beyrek kopuzu aldı, babasının yurduna yaklaştı. Baktı gördü ki birkaç çoban  yolun kenarına  çekilmiş hem  ağlıyorlar, hem de  durmayıp taş yığıyorlar.</p>
<p><b>Beyrek:</b> “Bre çobanlar, bir kişi yolda taş bulsa kenara  atar, siz bu yolda bu taşı niçin yığıyorsunuz?”dedi.</p>
<p><b>Çobanlar</b>: “Bre sen seni bilirsin, bizim halimizden haberin yok.” dediler.</p>
<p><b>Beyrek:”</b>Bre ne haliniz vardır?”dedi.</p>
<p><b>Çobanlar:</b> “Beyimizin bir oğlu vardı, on altı yıldır ki ölü mü  diri mi kimse bilmez. Yalancı oğlu Yaltacuk derler, ölü diye  haberini getirdi, adaklısını ona verdiler, gelir burdan geçer, vuralım onu, ona varmasın, eşine dengine varsın.” dediler.</p>
<p><b>Beyrek:</b> “Bre yüzünüz ak olsun, ağanızın ekmeği size helal olsun.” dedi. Oradan babasının yurduna geldi. Meğer evlerinin önündeki büyük ağacın dibinde bir güzel pınar vardı. Beyrek baktı, gördü ki küçük kız kardeşi pınardan su almaya geliyor. “Kardeş Beyrek!” diye ağlıyor feryat ediyor.” Toyun düğünün kara oldu.” diye ağlıyor. Beyrek’e  ayrılık acısı çöktü, dayanamadı. Gözünün boncuk boncuk yaşlar aktı. Çağırarak burada söyler, görelim hanım ne söyler:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Beyrek :</b></p>
<p>“Bre kız ne ağlıyorsun, ne bağırıyorsun ağabey diye?</p>
<p>Yandı bağrım, yakıldı içim.</p>
<p>Senin ağabeyin yok mu olmuştur?</p>
<p>Yüreğine kaynar yağlar mı dökülmüştür?</p>
<p>Kara bağrın mı sarsılmıştır?</p>
<p>Ağabey diye ne ağlıyorsun ,ne bağırıyorsun?</p>
<p>Yandı bağrım yakıldı içim.</p>
<p>Karşı yatan kara dağı soracak olsam yaylak kimin?</p>
<p>Soğuk soğuk sularını soracak olsam içme kimin?</p>
<p>Tavla tavla koç atları soracak olsam binek kimin?</p>
<p>Katar katar develeri soracak olsam yük taşıyıcı kimin?</p>
<p>Ağıllarda akça koyunu soracak olsam şölen kimin?</p>
<p>Karalı mavili otağı sorar olsam gölge kimin?</p>
<p>Ağız dilden kız bir  haber ver  bana.</p>
<p>Kara başım kurban olsun bugün sana.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Kız :</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Çalma ozan, söyleme ozan.</p>
<p>Yaslı ben kızın nesine gerek ozan.</p>
<p>Karşı yatan kara dağı sorarsan,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek’in yaylasıydı.</p>
<p>Ağabeyim Beyrek gideli yayladığım yok.</p>
<p>Soğuk soğuk sularını sorarsan,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek’in içmesiydi.</p>
<p>Ağabeyim Beyrek gideli içtiğim yok.</p>
<p>Tavla tavla koç atları sorarsan,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek’in bineğiydi.</p>
<p>Ağabeyim Beyrek gideli bindiğim yok.</p>
<p>Katar katar develeri sorarsan,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek’in yük taşıyıcısıydı.</p>
<p>Ağabeyim Beyrek gideli yükleyenim yok.</p>
<p>Ağıllarda akça koyunu sorarsan,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek’in şöleniydi.</p>
<p>Ağabeyim Beyrek gideli şölenim yok.</p>
<p>Karalı mavili otağı sorarsan,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek’indir.</p>
<p>Ağabeyim Beyrek gideli göçenim yok.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Yine kız der:</b></p>
<p>“Bre ozan,</p>
<p>Karşı yatan kara dağdan gelip  geçtiğinde,</p>
<p>Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı?</p>
<p>Taşkın taşkın suları aşıp geldiğinde geçtiğinde,</p>
<p>Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı?</p>
<p>Ağır adlı şehirlerden gelip  geçtiğinde,</p>
<p>Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı?</p>
<p>Bre ozan gördün ise söyle bana.</p>
<p>Kara başım kurban olsun ozan sana.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Kız gene der:</b></p>
<p>“Karşı yatan kara dağım yıkılmıştır.</p>
<p>Ozan senin haberin yok.</p>
<p>Gölgeli koca ağacım kesilmiştir.</p>
<p>Ozan senin haberin yok.</p>
<p>Kara bağrım delinmiştir.</p>
<p>Ozan senin haberin yok</p>
<p>Çalma ozan, söyleme ozan.</p>
<p>Yaslı ben kızın nesine gerek ozan.</p>
<p>Az ilerde  düğün var, düğüne varıp öt ozan.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Beyrek buradan ayrılıp büyük kız kardeşlerinin yanına geldi. Baktı gördü kız kardeşleri karalı mavili bir arada oturuyorlar.</p>
<p><b> Çağırıp Beyrek söyler, görelim hanım ne söyler:</b></p>
<p>Sabah sabah yerinden kalkan kızlar,</p>
<p>Ak otağı bırakıp kara otağa giren kızlar,</p>
<p>Ak çıkarıp kara giyen kızlar,</p>
<p>Bağır gibi katılaşan yoğurttan ne var?</p>
<p>Kara saç altında kül ekmeğinden ne var?</p>
<p>Deri yaygıda ekmekten ne var?</p>
<p>Üç gündür yoldan geldim doyurun beni.</p>
<p>Üç güne varmasın Allah sevindirsin sizleri.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Kızlar vardılar, yemek getirdiler, Beyrek’in karnını doyurdular.</p>
<p><b>Beyrek :</b> “Ağabeyinizin başı  gözü sadakası için eski kaftanınız varsa verin  giyeyim düğüne varayım. Düğünde elime kaftan verirler, tekrar kaftanınızı geri veririm.” dedi. Vardılar, Beyrek’in kaftanı var imiş, buna verdiler. Aldı giydi, boyu boyura, beli beline, kolu koluna yakıştı. Büyük kız kardeşi bunu Beyrek’e benzetti, kara süzme gözleri kanlı  yaşla doldu.</p>
<p><b>Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :</b></p>
<p>Kara sürme gözlerin fersizleşmeseydi,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana.</p>
<p>Yüzünü kara saç örtmeseydi,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana.</p>
<p>Sağlam sağlam bileklerin solmasaydı,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana.</p>
<p>Sallana sallana yürüyüşünden,</p>
<p>Aslan gibi duruşundan,</p>
<p>Arkaya dönüp bakışından,</p>
<p>Ağabeyim Beyrek’e benzetiyorum ozan seni.</p>
<p>Sevindirdin yerindirme ozan beni.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dedi.<b>Kız bir daha söylemiş:</b></p>
<p>Çalma ozan, söyleme ozan.</p>
<p>Ağabeyim Beyrek gideli bize ozan geldiği yok.</p>
<p>Üstümüzden kaftanımızı aldığı yok.</p>
<p>Başımızdan örtümüzü aldığı yok.</p>
<p>Boynuzu burma koçlarımızı aldığı yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b>Beyrek</b>:”Gördün mü,kızlar bu kaftanla  beni tanıdı,Kudretli Oğuz beyleri de tanırlar.Göreyim Oğuz’da benim dostum düşmanım kimdir?Bileyim.”diyerek,kaftanını sıyırdı,kaldırdı kızların üstüne atıverdi.”Ne siz kalın,ne Beyrek kalsın,bir eski kaftan verdiniz,benim beynimi aldınız.” deyip vardı bir eski deve çuvalı buldu,deldi boynuna geçirdi,kendisini deliliğe verdi.Sürdü düğüne geldi.</p>
<p>Gördü,düğünde güvey olacak ok atıyor.Kara Güne oğlu Deli Budak,Kazan Bey oğlu Uruz,beyler başı Yeğenek,Gaflet Koca oğlu  Şir Şemseddin,kızın kardeşi Deli Karçar bile ok atıyorlardı.Beyrek bunların ok atışlarını seyretti.Ne zaman Kara Budak atsa, <b>Beyrek</b>:”Elin var olsun.”diyordu.Şir Şemseddin atsa “Elin var olsun.”diyordu.Her kim atsa,” Elin var olsun.”diyordu.Ne zaman güvey arsa “Elin kurusun,parmakların çürüsün,hey domuz oğlu domuz”diyordu.”Bre domuz oğlu domuz ,güveyilere sen kurban ol”diyordu.</p>
<p>Yalancı oğlu Yaltacık’ın öfkesi tuttu.Bağırdı.</p>
<p><b>Yaltacık:</b>“Bre kavat oğlu deli kavat,sana düşer mi bana bunun gibi söz söylemek?Gel bre kavat,benim yayımı çek.Yoksa şimdi seni öldürürüm,boynunu vururum.”dedi.</p>
<p>Böyle deyince, Beyrek herifin yayını aldı,çekti.Kabzasından yay iki parça oldu.Götürdü,yüzüne attı.</p>
<p><b>Beyrek</b>: “Çorak yerde çayır kuşuna atmak için iyi.”dedi.</p>
<p>Yalancı oğlu Yaltacık yayın ufalandığını gördü,çok kızdı.</p>
<p><b>Yaltacık:</b>”Bre varın,Beyrek’in yayı vardır getirin.”dedi.Vardılar, getirdiler. Beyrek yayını görünce yoldaşlarını andı,ağladı.Yayını eline alıp öptü.Görelim yayını nasıl övdü:</p>
<p>Tul tulara gerdiğim,</p>
<p>Tuladarı duharlıyı koduğum,</p>
<p>Düşman yurdu elimde</p>
<p>Kıl okluklum aygır malı,</p>
<p>Aygır verip aldığım,</p>
<p>Ak kirişli sert yayım,</p>
<p>Boğa verip aldığım,</p>
<p>Boğumlu  kirişlim,</p>
<p>Sıkıntılı yerde bıraktım geldim.</p>
<p>Otuz dokuz arkadaşım,iki kervanım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dedi.Sonra <b>Beyrek :”</b>Beyler sizin aşkınıza çekeyim yayı,atayım oku”dedi.Meğer güveyinin yüzüğüne nişan alıp ok  atıyorlardı.Beyrek ok ile yüzüğü vurdu paraladı.Oğuz beyleri bunu görünce ellerini çırpıp gülüştüler.</p>
<p>Kazan Bey bakıp seyrediyordu.Adam gönderdi, Beyrek’i çağırdı.Deli ozan geldi,baş eğdi,elini bağrına  bastı,selam verdi.Beyrek söyledi,görelim ne söyledi.</p>
<p><b>Beyrek</b>:</p>
<p>Sabah erken yerde dikilince ak otağlı,</p>
<p>Atlastan yapılmış  mavi gölgelikli,</p>
<p>Tavla tavla çekilince yiğit atlı,</p>
<p>Çağırıp seslenince yol çavuşlu,</p>
<p>Çalkalandığında yağ dökülen bol nimetli,</p>
<p>Darda kalmış yiğidin arkası,<b></b></p>
<p>Zavallının, biçarenin ümidi,</p>
<p>Bayındır Han&#8217;ın güveyisi,</p>
<p>Yırtıcı kuşun yavrusu,</p>
<p>Türkistan’ın direği,</p>
<p>Amet suyunun aslanı,</p>
<p>Karacuğun kaplanı,</p>
<p>Yağız al atın sahibi,</p>
<p>Han Uruz&#8217;un babası Han’ım Kazan.</p>
<p>Ünümü anla ,sözümü dinle.</p>
<p>Sabah sabah kalkmışsın,</p>
<p>Ak ormana girmişsin,</p>
<p>Ak kavağın budağından sallayarak geçmişsin,</p>
<p>Can yaycığını eğmişsin,</p>
<p>Okcağızını kurmuşsun,</p>
<p>Adını gelin odası koymuşsun,</p>
<p>Sağda oturan sağ beyler,</p>
<p>Sol kolda oturan sol beyler,</p>
<p>Eşikteki  güvenilenler,</p>
<p>Dipte oturan has beyler,</p>
<p>Kutlu olsun devletiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Böyle söyleyince,Kazan Bey söyledi.</p>
<p><b> Kazan Bey</b>: “Bre deli ozan, benden ne dilersin, çadırlı otağ mı dilersin, kul hizmetçi mi dilersin, altın akçe mi dilersin? Vereyim.” dedi.</p>
<p><b> Beyrek</b>: “Sultanım, beni bıraksan da şölen yemeğinin yanına varsam, karnım açtır, doyursam.” dedi. <b>Kazan Bey:</b>”Deli ozan, devletini tepti, beyler bugünkü beyliğim bunun olsun, bırakın nereye giderse gitsin, neylerse eylesin.” dedi.</p>
<p>Beyrek şölen yemeğinin üzerine geldi. Karnını doyurduktan sonra kazanları tepti, döktü, çevirdi. Yahninin kimini sağına, kimini soluna attı. Sağdan gideni sağ aldı, soldan gideni sol aldı. Haklıya hakkı değsin, haksıza yüzü karalığı değsin.</p>
<p>Kazan Bey&#8217;e haber oldu.” Sultanım deli ozan hep yemeği döktü dediler, şimdi kadınların yanına varmak istiyor.”dediler.</p>
<p><b>Kazan:</b> “Bre bırakın kadınların yanına da varsın.” dedi.</p>
<p>Beyrek kalktı, kadınların yanına vardı .Zurnacıları kovdu, davulcuları kovdu, kimini dövdü, kiminin başını yardı. Kadınların oturduğu otağa geldi, eşiğe  oturdu.</p>
<p>Bunu gören  Kazan Bey&#8217;in hatunu boyu uzun Burla Hatun  kızdı:</p>
<p><b>Burla Hatun :”</b>Bre kavat oğlu deli kavat, sana düşer mi teklifsizce benim üzerime gelesin.” dedi.</p>
<p><b>Beyrek :</b> “Han’ım. Kazan Bey&#8217;den bana buyruk oldu. Bana kimse karışmayacak.” dedi.</p>
<p><b>Burla Hatun:”</b> Bre madem ki Kazan Bey&#8217;den buyruk olmuştur,  Bre deli ozan peki maksadın nedir? “dedi.</p>
<p><b>Beyrek</b>: “Han’ım maksadım odur ki kocaya varan kız kalksın oynasın, ben kopuz çalayım.” dedi.</p>
<p>Kısırca Yenge derler bir hatun vardı, <b>ona dediler</b>: “Bre Kısırca Yenge kalk sen oyna. Ne bilir deli ozan.” dediler. <b>Kısırca Yenge kalktı</b>: “Bre deli ozan kocaya varan kız benim.” Dedi ve oynamaya başladı.</p>
<p><b>Beyrek kopuz çaldı söyledi, görelim hanım ne söyledi :</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>And içmişim kısır kısrağa bindiğim yok.</p>
<p>Binip mukaddes savaşlara vardığım yok.</p>
<p>Öküz ardında çobanlar sana bakar,</p>
<p>Boncuk boncuk gözlerinin yaşı akar,</p>
<p>Sen onların yanına var git.</p>
<p>Muradını onlar verir, böyle bil.</p>
<p>Seninle benim işim yok.</p>
<p>Kocaya varan kız kalksın.</p>
<p>Kol sallayıp oynasın.</p>
<p>Ben kopuz çalayım.</p>
<p>dedi.</p>
<p><b>Kısırca Yenge</b>:” Vay bu zeval gelecek deli beni görmüş gibi söylüyor.” dedi, ve vardı yerine oturdu.</p>
<p>Bu sefer Boğazca Fatma dedikleri  bir hatun vardı.<b>Onu çağırı</b>p: “Kalk sen oyna.” dediler. Kızın kaftanını giydi, “Çal bre deli ozan, kocaya varan kız benim, oynayayım.” dedi.</p>
<p><b>Deli ozan:</b></p>
<p>And içeyim bu sefer,</p>
<p>Boğaz  kısrağa bindiğim yok.</p>
<p>Binip mukaddes savaşlara vardığım yok.</p>
<p>Hay ben seni iyi tanırım.</p>
<p>Evinizin ardı derecik değil miydi?</p>
<p>Köpeğinizin adı Baracık değil miydi?</p>
<p>Senin adın kırk oynaşlı Boğazca Fatma değil miydi?</p>
<p>Yürü git yerine otur,</p>
<p>Yoksa daha aybını açarım, böyle bil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p>Seninle benim oyunum yok.</p>
<p>Var yerine otur.</p>
<p>Kocaya varan yerinden kalksın.</p>
<p>Ben kopuz çalayım.</p>
<p>Kol sallayıp oynasın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Böyle söyleyince;</p>
<p><b>Boğazca Fatma</b>: “Vay deli boğmaca çıkaracak olanca aybımızı kalktı, kalk kız, oynarsan oyna, oynamazsan cehennemde oyna, Beyrek&#8217;ten sonra başına bu hal geleceğini biliyorduk.” dedi.</p>
<p><b>Burla Hatun</b>: “Kız kalk oyna, elinden ne gelir.” dedi.</p>
<p>Banı Çiçek kırmızı kaftanını giydi, gözükmesin diye ellerini yenine çekti, oyuna girdi.</p>
<p><b>Banı Çiçek</b>:”Bre deli ozan çal. Kocaya varan kız benim, oynayayım. “dedi.</p>
<p><b>Beyrek :</b></p>
<p>“Ben bu yerden gideli deli olmuş.</p>
<p>Pek çok beyaz karlar yağmış dize çıkmış.</p>
<p>Han kızının evinde kut, halayık tükenmiş.</p>
<p>Maşrapa almış suya varmış.</p>
<p>Bileğinden on parmağını soğuk almış.</p>
<p>Kızıl altın getirin, han kızına tırnak yontun,</p>
<p>Ayıplıca han kızı kocaya varmak ayıp olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Banu işitince Banı Çiçek kızdı:</p>
<p><b>Banı Çiçek</b> :”Bre deli ozan ben ayıplı mıyım ki, bana ayıp koşuyorsun.” Dedi. Gümüş gibi ak bileğini açtı, elini çıkardı. Beyrek’in geçirdiği yüzük göründü. Beyrek yüzüğü tanıdı.</p>
<p><b>Beyrek burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş</b>:</p>
<p>Beyrek gideli bambam tepe başına çıktığım çok</p>
<p>Kargı gibi kara saçımı yolduğum çok</p>
<p>Güz elması gibi al yanağımı yırttığım çok</p>
<p>Vardı gelmez bey yiğidim han yiğidim Beyrek diye ağladığım çok</p>
<p>Sevdiğim Bamsı Beyrek sen değilsin</p>
<p>Altın yüzük senin değildir</p>
<p>Altın yüzükte çok nişan vardır</p>
<p>Altın yüzüğü istiyorsan nişanını söyle.</p>
<p>dedi.</p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Beyrek der:</b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sabah sabah hankızı yerimden kalkmadım mı</p>
<p>Boz aygırın beline binmedim mi</p>
<p>Senin evinin üzerine yabani geyik yıkmadım mı</p>
<p>Sen beni yanına çağırmadın mı</p>
<p>Seninle meydanda at koşturmadık mı</p>
<p>Senin atını benim atım geçmedi mi</p>
<p>Ok atınca ben senin okunu geride bırakmadım mı</p>
<p>Güreşte ben seni yenmedim mi</p>
<p>Üç öpüp bir ısırıp</p>
<p>Altın yüzüğü parmağına geçirmedim mi</p>
<p>Sevdiğin Bamsı Beyrek ben değil miyim?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Böyle diyince, kız tanıdı bildi ki Beyrek&#8217;tir, cübbesi ile çuhası ile Beyrek’in ayağına kapandı. Beyrek’e dadılar kaftan giydirip donattılar. Banı Çiçek hemen sıçradı ata bindi. Beyrek’in babasına anasına müjdelemeye  koştu.</p>
<p><b>Banı Çiçek:</b></p>
<p>Halka halka kara dağın yıkılmıştı ,yüceldi ahir.</p>
<p>Kanlı kanlı suların çekilmişti, çağladı ahir.</p>
<p>Koca ağacın kurumuştu, yeşerdi ahir.</p>
<p>Yiğit atın ihtiyarlamıştı, tay verdi ahir.</p>
<p>Kıvıl develerin ihtiyarlamıştı ,yavru verdi ahir.</p>
<p>Ak koyunun ihtiyarlamıştı, kuzu verdi ahir.</p>
<p>On altı yıllık hasretin oğulun Beyrek geldi ahir.</p>
<p>Kayın baba kaynana müjde bana ne verirsiniz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi.</p>
<p><b>Beyrek’in babası anası:</b></p>
<p>Dilin için öleyim gelinciğim.</p>
<p>Yoluna kurban olayım gelinciğim.</p>
<p>Yalan ise bu sözlerin gerçek olsun gelinciğim.</p>
<p>Eğer gerçekse haberin,</p>
<p>Karşı yatan kara dağlar sana yaylak olsun.</p>
<p>Soğuk soğuk sularım sana içme olsun</p>
<p>Kulum halayığım sana cariye olsun gelinciğim.</p>
<p>Yiğit atlarım sana binek olsun gelinciğim.</p>
<p>Katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun.</p>
<p>Ağıllarda akça koyunum sana şölen olsun.</p>
<p>Altın akçem sana harçlık olsun gelinciğim.</p>
<p>Penceresi altın otağım sana gölge olsun.</p>
<p>Kara başım kurban olsun sana gelinciğim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>dedi. Bu sırada beyler Beyrek’i getirdiler<b>. </b></p>
<p><b>Kazan Bey</b>:”Müjde Bay Büre Bey oğlun geldi.” dedi.</p>
<p><b>Bay Büre Bey </b>: “Oğlum Beyrek  olduğunu şundan bileyim ki, serçe parmağını kanatsın, kanını mendile silsin, gözüme süreyim.Eğer gözüm  açılacak olursa oğlum Beyrek&#8217;tir .”dedi. Zira ağlamaktan gözleri görmez olmuştu. Mendili gözüne sürünce Allah Taala&#8217;nın kudreti ile gözü açıldı. Babası anası feryat ettiler. Beyrek’in ayağına kapandılar.</p>
<p><b>Babası anası:</b></p>
<p>“Penceresi altın otağımın kabzası oğul,</p>
<p>Kaza benzer kızımın, gelinimin çiçeği oğul,</p>
<p>Görür gözümün aydını oğul,</p>
<p>Tutar belimin kuvveti oğul,</p>
<p>Kudretli Oğuz imrenileni canım oğul.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>diyerek çok ağladı, Allah&#8217;ına şükürler eylediler.</p>
<p>Yalancı oğlu Yaltacuk bunu işitti. Beyrek’in korkusundan kaçtı kendini  dana sazına attı. Beyrek ardına düştü, kovalaya kovalaya saza düşürdü.</p>
<p><b>Beyrek</b>: “Bre ateş getirin. .”dedi.Getirdiler, sazı ateşe verdiler. Yaltacuk gördü ki yanıyor, sazdan çıkıp Beyrek’in ayağına kapandı, kılıcı altından geçti. Beyrek de onu affetti.</p>
<p><b>Kazan Bey </b>: “Beyrek gel,muradına eriş.”dedi.</p>
<p><b>Beyrek </b>: “Arkadaşlarımı çıkarmayınca, hisarı almayınca murada erişmem.” dedi. Kazan Bey, Oğuz&#8217;una “beni seven binsin.” dedi.</p>
<p>Kudretli Oğuz beyleri atlandılar, Bayburt Hisarı&#8217;na dört nala yetiştiler. Kafirler de bunları karşıladılar.</p>
<p>Kudretli Oğuz beyleri temiz  sudan abdest aldılar. Ak alınlarını yere koydular, iki rekat namaz kıldılar. Adı güzel Muhammed’i yad ettiler. Gümbür gümbür davullar dövüldü. Bir kıyamet savaş oldu, meydan dolu baş oldu.</p>
<p>Şöklü Melik&#8217;i böğürderek Kazan Bey attan yere düşürdü. Başını kesti.Kara Tekür Meliki  Deli Dündar kılıçladı yere düşürdü.Başını kesti. Kara Arslan Meliki Kara Budak yere düşürdü.Başını kesti. Derelerde kafire kırgın girdi. Yedi kafir beyi kılıçtan geçti. Beyrek, Yigenek, Kazan Bey, Kara Budak. Deli Dündar, Kazan oğlu Uruz Bey bunlar kaleye yürüdüler.</p>
<p>Beyrek, otuz dokuz yiğidinin yanına geldi. Onları sağ salim görünce  Allah&#8217;a şükretti. Kafirin kilisesini yıktılar, yerine mescit yaptılar. Keşişlerini öldürdüler. Ezan okuttular, Yüce Allah  adına hutbe okuttular.Namaz kıldılar.</p>
<p>Kuşun  alaca kanını, kumaşın temizini, kızın güzelini, dokuz katlı işlenmiş süslü elbise, cübbe hanlar hanı Bayındır&#8217;a hisse çıkardılar. Bay Büre Bey&#8217;in oğlancığı Beyrek, melikin kızını aldı, ak evine ak otağına geri döndü, düğüne başladı. Bu kırk yiğidin bir kaçına Han Kazan, bir kaçına Bayındır Han kızlar verdiler.</p>
<p>Beyrek de yedi kız kardeşini yedi yiğide verdi. Kırk yerde otağ dikti. Otuz dokuz kız talihli talihine birer ok attı. Otuz dokuz yiğit okunun ardınca gitti. Kırk gün kırk gece toy düğün eylediler. Beyrek yiğitleri ile murat verdi, murat aldı.</p>
<p>Dedem Korkut geldi, neşeli havalar çaldı, destan söyledi deyiş dedi. Gazi erenler başına ne geldiğini söyledi, “bu Oğuzname Beyrek’in olsun .”dedi.</p>
<p><b>Dua edeyim hanım:</b> “Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın kesilmesin. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak saçlı  ananın yeri cennet olsun.Oğul ile kardeşten ayırmasın. Ahir vaktinde arı imandan ayırmasın. Amin amin diyenler Allah’ın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa&#8217;nın yüzü suyuna bağışlasın Allah hanım hey!&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı – 2. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-2-bolum-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
