<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Devletimizin Kurulusunu Saglayan Savas | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/devletimizin-kurulusunu-saglayan-savas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:20:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Devletimizin Kuruluşunu Sağlayan Savaş (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/devletimizin-kurulusunu-saglayan-savas-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/devletimizin-kurulusunu-saglayan-savas-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 10:41:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Devletimizin Kurulusunu Saglayan Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Mayis]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/devletimizin-kurulusunu-saglayan-savas-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devletimizin Kuruluşunu Sağlayan Savaş (Hüseyin Nihal ATSIZ) Mayıs ayının Türk tarihinde büyük bir yeri vardır: Türkiye’nin kurulmasını sağlayan tarihî ve destanî hareketler bu ayda yapılmış, bu destanların can alıcı noktası olan Dendânekan Meydan Savaşı 23 Mayısta olmuştur. &#160; Okul kitaplarında devletimizin ne zaman kurulduğuna dair bir işaret yoktur.Bazıları Malazgirt Savaşı’nın yapıldığı 26 Ağustos 1071 tarihini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/devletimizin-kurulusunu-saglayan-savas-huseyin-nihal-atsiz/">Devletimizin Kuruluşunu Sağlayan Savaş (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Devletimizin Kuruluşunu Sağlayan Savaş<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mayıs ayının Türk tarihinde büyük bir  yeri vardır: Türkiye’nin kurulmasını sağlayan tarihî ve destanî hareketler bu  ayda yapılmış, bu destanların can alıcı noktası olan Dendânekan Meydan Savaşı 23  Mayısta olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Okul kitaplarında devletimizin ne zaman kurulduğuna dair bir işaret  yoktur.Bazıları Malazgirt Savaşı’nın yapıldığı 26 Ağustos 1071 tarihini  devletimizin başlangıcı sayıyorlar. Bu düşünce tamamiyle yanlıştır. Çünkü  Malazgirt Savaşı çoktan kurulmuş kuvvetli bir devletin diğer bir kuvvetli  devleti yenmesinden başka bir şey değildir. Dendânekan Savaşı ise Selçuklu  Hanedanının idaresindeki Türklerin, Gazneliler İmparatorluğunu yenerek Horasan  ülkesini onlardan koparmasını, burada bağımsız olarak teşkilâtlanmasını ve  fetihlere başlamasını sağlamış, yani Türkiye’yi kurmuş ve bizi bugüne getirmiş  olan bir çarpışmadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Millî hayatımızdaki iyi, kötü bütün dönüm noktalarını bilmek, bütün fertlerin  ortaklaşa sevineceği, üzüleceği tarihlere malik olmak, mânevî yapısı kuvvetli  bir millet olmanın ilk şartlarından biridir. İskender’i, Sezar’ı, Arslan Yürekli  Rişar’ı, Deli Petro’yu, Napolén’u ezberleyen Türk gençlerinin bu devletin nasıl  kahramanlıklarla kurulduğunu, Çağrı Beğ adındaki destâni kahramanın neler  yaptığını, Doğu Roma İmparatorluğu ile göğüs göğse yapılan korkunç savaşların  Türk başbuğları olan Kutalmış, İbrahim, Inal, Yakutu, Resul Tegin, Buka,  Anasıoğlu, Hasan Artuk, Afşın ve arkadaşları gibi ölmezleri bilmemesi hazin  olduğu kadar da ayıptır. Bunlar lise ve ortaokulda değil, daha ilkokulda  bellenecek şeylerdir. Bunları öğrenelim ve hatırlayalım. Yalnız ümidimizin  zayıfladığı anlarda değil, her zaman aklımızda tutalım, gönlümüzde saklayalım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Selçuk Hanedanının idaresindeki enerjik ve gözüpek Oğuzlar’la bunlara katılmış  olan birtakım doğu Türkleri, Hazar, Karahanlı ve Gazneli devletleri arasında  bocaladıktan, hattâ büyük kırgınlar geçirdikten sonra nihayet “Horasan’ı elde  etmek” fikri etrafında hamle yapmaya başladılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gazneliler İmparatorluğu’nun büyük ve zengin bir vilayeti olan Horasan,  Selçuklular için bir yaşama vasıtasıydı. Geçimlerini sağladıkları sığır, koyun  ve at sürülerine otlak Horasan’da, kendilerine vergi verecek zengin şehirler  yine orada idi. Burası için yapılan değişik tarihli birkaç savaş hiçbir meseleyi  halletmemiş ve iş, kesin sonuçlu bir savaşa kalmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük sultan Gazneli Mahmud’un oğlu olan Sultan Mesud yüksek bir kumandan, eşsiz  bir kahraman, fakat kararsız, zalim ve sarhoş bir devlet başkanıydı. Ana  davalarda sık sık ve lüzumsuz karar değiştirmeleri yüzünden kumandanlarının  güvenini kaybetmiş, bu kumandanlardan bazıları, sarhoşluk sırasında hakaretine  uğradıkları sultana gücenerek Selçuklulara katılmış, bu da sultanı bütün  kumandanlarından şüphelenir hale getirmişti. Horasan’da Selçuklular lehine  propaganda yapılıyor, din bilginleri kendi sarhoş sultanları yerine içki içmeyen  Selçuk prenslerinin gelmesini istiyor, bundan başka tüccar ve esnaf sınıfı da  daha az vergi alan Selçukluları tercih ediyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her iki tarafında birbiri arasındaki casus şebekesi iyi işliyor, tarafların  hareketleri ve hazırlıkları birbirine malûm oluyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sultan Mesud bu işi kökünden halletmek için büyük hazırlıklar yapmış ve o zamana  kadar görülmemiş bir ordu tertiplemişti. İyi silâhlı 100.000 kişi olan bu orduda  50 tane de savaş fili vardı. Bu ordu, Türklerden başka Hindli, Efganlı, İranlı,  Arap ve Kürtlerden meydana gelmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Selçuklular 20.000 kişiden daha azdı. Fakat çok disiplinli ve hafif silahlı  olduğu için son derece çevik atlılardan kurulu bir ordu idi. Gaznelilerin  kalabalık oluşu daima su ve yiyecek sıkıntısı doğuruyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">17 Mart 1040’ta Gazneli ordusu Nişabur’dan Serhas’a doğru hareket etti.  Serhas’ta toplanmış bulunan Selçuklular da kıpırdadılar. Gazne ordusunun  uğrağındaki yerlerde yiyecek bir şey bırakmadan, kuyuları doldurarak çekilmeye  başladılar.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> 13 Mayısta Gazneliler, Serhas’a girdi. Fakat açlık içinde yürüyüşte hayvanların  çoğu ölmüş, suvarilerin büyük bir bölümü atsız kalmış, ölmeyen atlar bitkin bir  hale gelmiş, daha kötüsü, açlık yüzünden ordu silah kullanamayacak kadar  kötülemişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Serhas haraptı. Ahali de Selçuklularla birlikte kaçmış, Selçuklular işe yarar ne  varsa götürmüş, götüremediğini yakmıştı. Gazneli kumandanları yiyecek bulmak  için Herat’a dönmeyi tavsiye ettilerse de sultan bu fikre yanaşmadı.  Selçukluların da aç olduğunu söyleyerek bu işi kökünden bitirmek üzere taarruz  lâzım geldiğini, hedefin Merv olduğunu, aksi bir fikirde bulunanı idam  ettireceğini bildirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">16 Mayıs 1040ta Gazneli ordusu, Selçukluların yeni karargâhı olan Merv’e  yürümeye başladı. Susuzluktan büyük sıkıntı çekiliyor, hastalıkta başlamış  bulunuyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18 Mayıs’ta, susuzluğa çare olmak üzere kuyular kazıldı ve çevrede bulunan  kamışlıklara, Selçuklulara sığınaklık etmesin diye ateş verildi. Fakat  kuyulardan çoğunun suyu acı çıktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">21 Mayıs’ta Börü Tegin buyruğundaki 1500 Sekçuklu ile ilk çarpışma yapıldı.  Bunlar yağmur gibi ok yağdırarak yıldırım gibi bir hücum yaptılar. Gaznelilerin  ağır süvarisi kendilerine taarruz edince çekildilerse de ağırlıklardan bir  kısmını alıp götürmeyi başardılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu ilk çarpışma, Gazneliler ordusundaki mâneviyat kırıklığını ve disiplinsizliği  açığa vurmuştu. Gazneliler ordusundaki Türk hassa askerleri, kendi komutanları  olan ünlü başbuğ Beğdoğdu’ya başvurarak deveye binmekten usandıklarını, ertesi  gün bir savaş olursa ister istemez Tacik( = İranlı ve Efganlı ) ve Arap  askerlerin atlarını alacaklarını, savaşa ancak böyle gireceklerini  söylemişlerdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sırada Merv’de bulunan Selçuklular da büyük Gazneli ordusunun taarruzu  karşısında ne yapmak gerektiğini konuşuyorlar, bir karara varamıyorlardı.  Nihayet kararı Tuğrul Beğ’e bıraktılar. Tuğrul Beğ, görülmemiş büyüklükteki  Gazneli ordusunun gelmesi dolayısıyla büyük göçe, Dihistan yoluyla İran  içerisine yürümeye taraftardı. İranlılar korkak olduğu için bize dayanamaz  diyordu. Gaznelilerle yapılacak savaş başarısızlıkla biterse Selçuklu  topluluğunun dağılacağından çekiniyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çağrı Beğ, bu fikre itiraz etti. “Buradan kaçıp İran’ı alacak idiysek bunu  başlangıçta yapmalı ve böyle ulu bir padişahın kemerine el atıp savaşa  çağırmamalıydık” dedi. Savaşı kabulün kaçınılmaz olduğu hakkındaki delillerini  sayıp döktü. Yalın atlılar olup erkekçe dövüşürlerse savaşı kazanacaklarını  söyleyerek sözlerini bitirdi. Bu düşünce kabul edildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kadın, çocuk, hasta ve yaşlıları ayırdılar. Bunları ve ağırlıklarını, sıska ve  cılız atlı 2-3 bin kadar süvariyle birlikte uzaklara, çöllerin içine  gönderdiler. Savaşa elverişli askerlerini sayarak 16.000 kişi olduklarını  anladılar. Sayıca az olan bu ordunun mânevi kuvveti çok üstün, silahları pek iyi  idi. Ordunun başkomutanlığını Çağrı Beğ, öncü komutanlığını Karahanlı  Hanedanından Börü Tegin aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Selçukluların bu kararı, aralarında bulunan Gazneli casuslar tarafından Sultan  Mesud’a bildirildi. O gece suvarinin getirdiği mektupları okuyan Sultan Mesud bu  rapor üzerine kendi adamlarıyla konuştu. Merv’e ihtiyatla yürümek kararı  verildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">22 Mayıs 1040 Perşembe günü Gazneliler Savaş düzeninde ilerlemeye başladılar ve  biraz sonra Türkmen birliklerinin çevik atlarıyla ayrı ayrı yerlerde yaptıkları  hücumlara uğradılar. Selçuklu birlikleri arasında Gaznelilerden Selçuklulara  geçmiş kölemenler de vardı. Bunların, eski kapı yoldaşlarını çağırmaları epeyce  tesirli oluyor, bir kısmı Selçuklulara geçtiği gibi, bir kısmı da, hiç olmazsa  savaşa seyirci kalıyordu. Saray kölelerinin böyle gücenmelerine sebep de Sultan  Mesud olmuştu. Çünkü ihtiyar ve gözleri görmez diye küçümsediği Beğdoğdu’yu hiçe  saymış, Türk kölemenlerin başına Sultan Mesud ’i getirmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabahtan öğleye kadar süren savaşta Gazne ordusu, subayların fedakârlığı ve her  önüne geleni deviren Sultan Mesud’un kahramanlığı sayesinde Selçukluları  püskürttüyse de yine ağırlıklarından bir kısmını onlara kaptırdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Selçuklular çekildikten sonra Gazneli ordusu birkaç kilometre daha yürüyerek su  bulunan bir yere vardı ve burada disiplin adına bir şey kalmadı. Susuzluktan  bunalmış olan askerler subay, konutan dinlemeden suya saldırdılar. Bu sırada  Selçuklular bir hücum yapsalardı bu ordu dağılırdı. Fakat karargâh kurmuş  oldukları Dendânekan ovasında kesin sonuçlu savaşı yapmaya karar vermiş olan  Selçuklular bu hücumu yapmadılar. Gazneliler ordusu gece yarısına doğru  susuzluğunu gidererek düzene girdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">23 Mayıs Cuma ( = 9 Ramazan 431 ) sabahı Gazneliler yine yürümeye başladı. Bu  orduda 12 fil kalmıştı. Selçuklular hemen taarruza geçtiler. Haykırarak yıldırım  hızıyla saldırıyorlar, ok yağdırıp çekiliyorlar, sonra yine geliyorlardı.  Gazneliler bu çevik birliklerle çarpışa çarpışa kuşluk zamanı Dendânekan kalesi  önüne vardı. Kale, Selçuklulara teslim olmamıştı. Gaznelilerin susuzluktan çok  bunalan bir takım askerleri, subayların emirlerine rağmen kale önüne gelerek  içerdekilere mataralarını uzatıyorlardı. Sultan bunların orduya katılmasını  beklemeden taarruz emrini verdi. Selçuklular düzgün sıralar halinde sessizce  bekliyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük savaşın başlayacağını anlayınca Gazneliler ordusundaki Türk kölemenler  develerden indiler. Aşağı gördükleri İranlı ve Efganlıların atlarını almak  istediler. Onlarda vermek istemediğinden kavga çıktı. Selçuklular bu fırsatı  kaçırmadılar. Şiddetle saldırdılar. Sultan Mesud’un yakışıksız bazı  hareketlerinden kırgın olan Türk askerlerden birçoğu ırkdaşları olan Selçuklular  tarafına geçti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İki ordu göğüs göğse gelince Gazneli ordusunun akıncı birlikleri olan ve askerî  bakımdan ordunun en değersiz bölümünü teşkil eden Arap ve Kürt birlikleri  dağılıp kaçtılar. Ordunun en kalabalık unsuru Hindlilerdi. Fakat daha önce  Selçuklulara birkaç kere yenilmiş olan Hindlilerin gözleri yılgındı. Bunlarda  daha fazla dayanamayıp bozuldular. Komutanlarla subaylar olağanüstü gayret ve  cesaretle vuruşarak bozgunu önlemeye çalıştılarsa da olmadı. Gazneli ordusunun  merkezi sonuna kadar dayandı. Burada sultanla kardeşi ve oğlu bulunuyor. Sultan  Mesud her vuruşta bir Selçuklu devirerek silahların hakkını veriyordu.  Selçuklular onun yanına yaklaşmaktan çekinmeye başlamışlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat bu, neticeyi değiştirmedi. Böyle olduğu halde sultan, yenilmiş olmayı bir  türlü kabul etmiyordu. Nihayet kumandanlarından biri onu uyandırdı: Çekilmezse  Selçuklu karargâhına tutsak olarak gideceğini hatırlattı. Çâre yoktu. Çekilme  emrini verdi. Kendisi de file binerek kaçmaya başladı. Yanında 100 kişi  kalmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkmen atlıları kendisini şiddetle kovalıyordu. Sultan bunların yaklaştığını  görünce filden ata binerek üzerlerine saldırdı. Birini kılıçla ikiye biçti.  İkincisini gürzle öldürdü. Böylelikle onların eline düşmekten kurtuldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Selçuklular tam bir zafer kazanmışlardı. Sultan Mesud’un hazinesi, ağırlıkları  alınmış, ordunun çoğu tutsak edilmişti. Çağrı Beğ kazandığı zaferin büyüklüğünü  ilkönce anlayamadı. Ordusunun her tarafa akın yapmasına izin vermedi. Yalnız bir  kısım atlılarını kaçan orduyu kovalamaya gönderdi. Sultan Mesud’un askerlerini  toplayarak geri dönmesi ihtimaline karşı ordusunu saf halinde düzene koyarak  hazırladı. Yiyip içmek gibi zarurî ihtiyaç zamanları dışında bütün ordusunu üç  gün, üç gece at üstünde, silah elde bekletti. Bu tedbir pek de boşuna değildi.  Çünkü büyük Gazneli ordusunun ölü ve tutsaklarını çıkardıktan sonra çölde  dağılmış olanları da yine 40-50 kişi kadar vardı ki bunların bir iki konak  ilerde toplanıvermeleri büyük bir tehlike yaratabilirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çağrı Beğ, Sultan Mesud’un bitkin bir halde Mervirûz’a düştüğünü ve yanında  kuvvet kalmadığını öğrendikten sonradır ki üç gündür at üstünde beklettiği  ordusuna dinlenme buyruğu verdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Artık Horasan kendilerinin olmuştu. Birkaç gün sonra zaferlerini kutlayarak  devletlerini ilân ettiler. Devletin başkanlığına Çağrı Beğ’in kardeşi Tuğrul Beğ  getirildi. Kahraman Çağrı Beğ, ölünceye kadar Horasan vilayetinin beği olarak  kaldı. Böylelikle, 1040 Mayısında Türkiye kuruldu. Bu Türkiye, sonra İran, Irak,  Azerbaycan, Anadolu ve Suriyeyi alarak Ortaçağın en mühim devletlerinden biri  oldu. Haçlılarla çarpışarak varlığını korudu ve tarihin garip ve başka  milletlerde örneği görülmemiş bir tecellisiyle, kurulmuş olduğu toprakları  kaybederek sonradan aldığı yerlerde tutundu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihleri boyunca daima batıya ilerleyen Türkler, Osmanlılar zamanında da  Almanya ve Fasa kadar uzandılarsa da sonra geri çekilmeye mecbur kalarak  Anadolu’da tutundular.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şanlı ve destana benzeyen geçmişimizi silinmez çizgilerle beynimize ve gönlümüze  çizelim. Onu daima hatırlayalım. Çünkü kuvvetimizin kaynağıdır. Hatırlayalım ve  ümit edelim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dendânekan Savaşı’nın askerlerine, Gazneli ordusunun Türkleri de dahil olduğu  halde rahmet! Onlardan hız alan bizlere görevimizi başarmak için kuvvet!&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orkun, 10. Sayı, 15 Kasım 1962</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/devletimizin-kurulusunu-saglayan-savas-huseyin-nihal-atsiz/">Devletimizin Kuruluşunu Sağlayan Savaş (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/devletimizin-kurulusunu-saglayan-savas-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
